PİRHA- Maraş’ta 5.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Etiket: afad
-

Maraş’ta 5,3 büyüklüğünde deprem
AFAD, Maraş’ta 5.3 büyüklüğünde yeni bir depremin meydana geldiğini duyurdu. Göksun merkezli depremin derinliği 7 kilometre olarak açıklandı.AFAD Başkanı Yunus Sezer açıklamasında, saha taraması yapıldığını, olumsuz bir durumun söz konusu olmadığını aktardı.(HABER MERKEZİ) -

Mersin’e göç eden depremzede: Devlet yardım etmiyor, yarını düşünemiyoruz-VİDEO
PİRHA- Maraş ve Hatay merkezli yaşanan deprem felaketinin ardından Mersin’e göç eden 5 çocuklu aile, yetkililerin kendilerine yardım etmediğini belirterek, “Yardım etmeyen devlet seçim için beni arıyor” diyerek tepki gösterdi.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden 40 gün geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.
Hatay’da yaşayan depremzede Nadire Hanım, deprem felaketi sonrası Mersin’ göç etmek zorunda kalanlardan. Mersin’in Akdeniz ilçesinde bir eve sığınan Nadire Hanım, 5 çocuğuyla birlikte yaşama tutunmaya çalışıyor.
“YARINI DÜŞÜNEMİYORUZ”
Aradığı ve gittiği bütün devlet kapıları üzerine kapanan Nadire Hanım, yaşadıklarına isyan ediyor.
“Ben devletin kapısından hep reddedildim” diyerek yaşadıklarını anlatan depremzede yurttaş, “Benim ihtiyacım var. El uzatsınlar. Beş tane kız çocuğum var. Hiçbir şeyim yok ve evim boştu. İlk başta valiliğe gittim ve bana yardım edin dedim. Valilik bana ‘bir yardımımız yok, şahıslar battaniye, mutfak gereci veriyor’ cevabını verdiler. Oradan çıktım Kaymakamlığa gittim. Orda da aynı cevabı aldım” dedi.
Devletten görmediği yardımı yurttaşlardan gördüğünün altını çizen Nadire Hanım, “Bu adalet değil. Mersin’e yerleştim şu an. Çocuklarım okula gidiyor. Burada yaşamaya devam ediyoruz, ama ilerideki zamanlarda ne olacak bilmiyoruz, düzelirse belki de gidebiliriz. Yarını düşünemiyoruz” şeklinde konuştu.
Gittiği her kapıdan eli boş dönen depremzede yurttaş, kendisini seçim için aradıklarını belirterek, “Ben dedim ki seçim için niçin arıyorsun? Ben beş çocuğumla geldim. Sordunuz mu ne eksiğiniz var? Battaniyem yok, yastığım yok dediğimde ‘gidin nüfusa kaydınızı yapın. Seçimde kullanacaksın’ dedi. Ne seçimi, gelin bir ihtiyacımızı görün, dedim kendisine, telefonu kapattık” ifadelerini kullandı.
Diren KESER/MERSİN
-

AFAD’ın evrak binasında yangın çıktı
PİRHA- AFAD, bugün sabah saatlerinde başkanlık binasının ve evrakların bulunduğu ek binada yangın çıktığını duyurdu. Yapılan açıklamada, yangının çıkış sebebiyle ilgili inceleme başlatıldığı belirtildi.
AFAD, bugün saat 05.00’te kırtasiye ve evrakların bulunduğu ek binada yangın çıktığını duyurdu.
AFAD’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Bugün saat 05:00 sıralarında Başkanlığımızın tadilat çalışmalarının devam ettiği ek binada kırtasiye ve günlük dosyaların bulunduğu idari büroda küçük çaplı bir yangın çıkmış, yangın tüpleri ve yapılan müdahaleyle kısa sürede söndürülmüştür. Yangının çıkış sebebiyle ilgili inceleme devam etmektedir” ifadelerine yer verdi.
(HABER MERKEZİ)
-

AFAD, 2 milyondan fazla kişinin hala çadırlarda kaldığını açıkladı
PİRHA- AFAD Başkanı Yunus Sezer yaptığı açıklamada, deprem bölgesinde 2 milyon 4 bin 276 kişinin çadırlarda, 40 bin 788 kişinin de konteynerlerde kaldığını söyledi.
Maraş merkezli üzerinden 40 gün geçmesine rağmen yurttaşların hala konteynerlere ulaşamaması ve çadırlarda kalması tepki çekiyor.
ANKA‘nın haberine göre AFAD Başkanı Yunus Sezer, TBMM Deprem Araştırma Komisyonu toplantısında depremlerle ilgili bilgi verdi.
Sezer’in sunduğu verilere göre, deprem bölgesinde toplam 501 bin 69 çadır kuruldu. Çadırda barınanların sayısıysa 2 milyon 4 bin 276.
Yine sunuma göre bölgede 30 bin 344 konteyner kuruldu. Konteynerde barınan kişi sayısının ise 40 bin 788 olduğu bildirildi.
1 milyon 634 bin 866 kişinin deprem bölgelerinden tahliye edildiğinin de belirtildiği sunumda, 654 bin 64’ünün kendi imkanlarıyla bölgeden ayrıldığı kaydedildi.
(HABER MERKEZİ)
-

AFAD: Depremlerde can kaybı 50 bin 96’ya yükseldi
PİRHA- AFAD, Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 50 bin 96’ya yükseldiğini açıkladı.
AFAD Başkanı Yunus Sezer, Maraş merkezli depremlerde can kaybının 50 bin 96’ya yükseldiğini açıkladı. Sezer, yaralı sayısının ise 107 bin 204 olduğunu belirtti.
(HABER MERKEZİ)
-

Olası bir depreme hazırlık için ‘Dersim Kent Koruma Kurulu’ ilan edildi
PİRHA- Deprem felaketinin yaşandığı kentlerde yaşanan eksiklerinin olası bir depremde oluşmaması için Dersim’de bir araya gelen kurumlar, Dersim Kent Koruma Kurulu’nu oluşturdu. Dersim Belediyesi bünyesinde “Kent Konseyi’’ kurulması da karara bağladı.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Yaşanan deprem felaketi karşısında Dersim halkı ve kurumları büyük bir dayanışma örneği göstererek yaraları sardı, sarmaya devam ediyor.
Dersim’in de birinci derecede deprem alanında bulunması nedeniyle Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla 15 Mart 2023 tarihinde il, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, baro, inanç kurumları, çevre dernekleri ve mahalle muhtarlarının katılımıyla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda bir araya geldi.
Yapılan toplantıda yaşanan sürece ilişkin değerlendirmeler yapılırken, tartışmalar sonucunda Dersim’in olası deprem ve benzeri afetlere hazır hale getirilmesi için “Kent Koruma Kurulu”nun kurulmasına karar verilerek, kurul yürütmesi seçildi.
DERSİM BELEDİYESİ BÜNYESİNDE DE KENT KONSEYİ
Toplantıda ayrıca en kısa zamanda Dersim Belediyesi bünyesinde “Kent Konseyi” kurulması da karara bağladı.
Toplantı sonrası yapılan çağrıda, kurtarma çalışmalarında gönüllü olarak yer alacak insanların MUDAK, AFAD ve belediyeler bünyesinde yürütülen eğitim çalışmalarına katılması ve yurttaşların Dersim’e sahip çıkması istendi.
PİRHA/DERSİM
-

Malatya’da 4.7, Hatay’da 4.4 büyüklüğünde deprem oldu
AFAD’dan yapılan açıklamalara göre Malatya’nın Pütürge ilçesinde saat 04.34’te 4.7 büyüklüğünde, Hatay’da ise 05.23’te de 4.4 büyüklüğünde deprem oldu.
AFAD’dan yapılan açıklamalara göre Malatya’nın Pütürge ilçesinde saat 04.34’te 4.7 büyüklüğünde, Hatay’da ise 05.233’te de 4.4 büyüklüğünde deprem oldu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), “Malatya’da meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki artçı depremin ardından olumsuz durum bulunmamaktadır” açıklamasında bulundu.
Malatya’nın Pütürge ilçesinde saat 04.34’te meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki artçı depremin ardından AFAD sosyal medya hesabından bir mesaj yayınladı.
AFAD, “Malatya ilimizin Pütürge ilçesinde meydana gelen 4,7 büyüklüğündeki artçı deprem sonrasında, an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız” dedi.
HATAY’DA DA DEPREM
AFAD’dan yapılan açıklamaya göre Hatay’ın Hassa ilçesinde saat 05.23’te 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
(HABER MERKEZİ)
-

Depremler sonrasındaki can kaybı 47 bin 975 oldu!
PİRHA – Maraş merkezli depremlerde can kaybının 47 bin 975’e yükseldiği açıklandı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, Maraş merkezli depremlerde can kaybının 47 bin 975’e yükseldiğini açıkladı.
Yunus Sezer, AFAD Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada depreme ilişkin son durumu aktardı.
Sezer açıklamasında “Yıkılacak ağır hasarlı binalar var. Vatandaşlarımızın bu binalara girmelerini istemiyoruz. Artçı sarsıntıların devam edeceğini düşünüyoruz. Haftada birkaç kez uyarıda bulunuyoruz. Eşyalarınızı taşımak için hasarlı binalara girmeyin” dedi.
(HABER MERKEZİ)
-

Buldan: Tüm siyasi mühendislik oyunlarını bozacağız, iktidarı göndereceğiz-VİDEO
PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan partisinin Parlamento Kadın Grubu’nda yaptığı konuşmada, “Artık toplum değişim istiyor. Bunun için ne inkar siyaseti ne de restorasyon diyoruz. Çözüm halkların radikal demokratik değişim iradesi olan 3. Yol’dur” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan partisinin Parlamento Kadın Grubu toplantısında 8 Mart öncesinde açıklamalarda bulundu. Toplantıya bileşen partilerin Eş Genel Başkanları, kadın, hukuk ve sivil toplum örgütleri, Barış Anneleri ile çok sayıda kadın katıldı. 8 Mart’ı deprem felaketinin gölgesinde karşıladıklarını ifade eden Buldan, kadınlar olarak her alandaki rollerinin bilincinde olarak bu doğrultuda sorumluluk üstlendiklerini belirtti.
Seçim gündemini değerlendiren Buldan, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu adaylığından dolayı buradan, bu kürsünde kutluyorum. Adaylığı hayırlı olsun. Bizim derdimiz basit hesaplar değil, politik ilkeler ve halklarımıza karşı sorumluluğumuzdur. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı aday çıkarma politikamızı gelişmelere göre bir kez daha değerlendireceğiz. HDP tüm siyasi mühendislik oyunlarını bozacak, kurucu bir siyaset üretecek, 3’üncü Yol’u daha da büyütecek, umudun ve değişimin adresi olmaya devam edecek” dedi.
AMEDSPOR’A YÖNELİK IRKÇI SALDIRIYA TEPKİ
Hafta sonu Amedspor’a yapılan ırkçı saldırıya dikkat çeken Buldan, MHP’nin faşist açıklamalarına değindi. Buldan, “Sahada ırkçı gruplar tarafından tribünlerde sergilenen resimler bu saldırının arkasında kimlerin olduğunu çok net göstermiştir. Ben buradan Amedspor oyuncularına, yönetimine, taraftarlarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Amedspor yalnız değildir diyorum. Hükümetin küçük ortağı da çıktı, bugün bu kürsüden ırkçı saldırılara, 90’ların karanlık çetelerine açıkça sahip çıktı. Yetinmedi ‘Amed yok’ dedi, ‘Amedspor yok’ dedi. Ben de diyorum ki; Amed vardır. Var olmaya da devam edecek. Amedspor vardır, var olmaya da devam edecek. Gol atmaya devam edecek ama siz yoksunuz, yok olmaya da devam edeceksiniz. 3 ay sonra siyasetten tamamen silinip yok olacaksınız. 90’lı yılların karanlık ruhunu yeniden canlandırmak isteyenlere, faşizmi can suyu olarak görenlere halklarımız en büyük cevabı sandıkta verecektir. Bütün Türkiye halklarına karşı geliştirilen bu tehdidin sahipleri bilsin ki demokrasi ve barış mücadelemiz karşısında bütün kirli tezgâhlarınızla birlikte yenileceksiniz” şeklinde konuştu.
“TEKÇİ ERKEK EGEMEN İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ”
Buldan, kadınlar olarak üstlendikleri rolün ve bunun getirdiği sorumluluğun farkında olduklarını dile getirirken, bu bilinç ile hareket edeceklerinin altını çizdi. Halkların geleceğinin her türlü hesabın üzerinde olduğunu belirten Buldan, “Bizler HDP olarak şimdiye kadar nasıl bu ilkelerimiz doğrultusunda yol aldıysak bundan sonra da bu ilkeler doğrultusunda belirleyici rolümüzü yerine getireceğiz. Tekçi, otoriter erkek egemen iktidarı kesinlikle göndereceğiz. Bu yolda hiçbir oyun, hiçbir hesap ve hiçbir provokasyon bizlere engel olamayacaktır” ifadelerini kullandı.
“ÇÖZÜM HALKLARIN DEMOKRASİ TALEPLERİNİ KARŞILAMAKTIR”
Erkek egemen iktidarın tüm engellemelerine rağmen büyüyen bir toplumsal dayanışma olduğunu belirten Buldan‘ın konuşması şöyle:
“Çözüm bir arada ortak yaşamı esas alan ilkelerde buluşmaktır. Çözüm imha ve inkâr değil, yok saymak değil, siyasi manevralarla yön vermek değil, halkların demokrasi, eşitlik ve özgürlük talebini yerine getirmektir. İşte Emek ve Özgürlük İttifakı tüm bu gerçeklikleri görerek halkların umudu olacaktır. Ülkenin içine sürüklenmek istendiği kaosa, yaşanan acılara karşı gün umudu büyütme, dayanışmayı yükseltme günüdür. Acımız büyük, öfkemiz diri, yasımız derin sevgili kadınlar. Tüm bunların yanında direnişimiz de büyük, dayanışmamız da. Erkek egemen devletin her türlü engellemesine rağmen büyüyen toplumsal dayanışmamız, kadın dayanışmamız, gençlik dayanışmamız demokratik ve eşit bir geleceğe dair umudumuzun da kaynağıdır, güçlendiricisidir. Ben bu inanç ve kararlılıkla; ilk günden itibaren deprem illerine giderek kadın dayanışmasını en etkili şekilde yürüten kadınları, illerinden, ilçelerinden, köylerinden Mor TIR’ları doldurarak deprem illerine ulaştıran kadınları, zindanlardan gönderdikleri malzemelerle dayanışmanın en güzel örneğini ortaya koyan tüm tutsak kadın yoldaşlarımızı selamlıyorum.
“DEPREM DEĞİL ENKAZA DÖNÜŞTÜREN KURUMLAR ÖLDÜRDÜ”
Maalesef ki meydana gelen depremde on binlerce canımızı kaybettik, yüzbinlerce yurttaşımız başka illere göç etmek zorunda kaldı. Enkaz altından ‘kurtarın’ diyen seslere ilk 3 gün gönüllüler, sivil toplum örgütleri, kadınlar, gençler ve muhalif siyasi partiler dışında ne yazık ki ses veren olmadı. ‘Devlet yoktu’ diyenler orada enkaz altında yakınlarını çıkarmak isteyenlerin sesiydi. ‘AKP-MHP ittifakı yoktu’ diyenlerin sesine karşı ‘Bizler oradaydık’ demek bizler açısından kıymetliydi. Devlet yoktu, AKP-MHP ittifakı yoktu, AFAD yoktu, Kızılay yoktu. Bu seslere kulak tıkandı. İnsanlar kendi imkânlarıyla enkaz altındaki yakınlarını çıkarmaya çalıştı. Bunu gözlerimizle gördük; Adıyaman’da, Maraş’ta, Antep’te, Hatay’da gördük, buna tanık olduk. Enkaz altında sağ kalanlar ne yazık ki soğuktan donarak yaşamlarını yitirdiler. Depremin öldürmediği yurttaşı hükümetin enkaza dönüştürdüğü kurumların yokluğu öldürdü. İşte bu yaşananların en büyük sorumlusu bu iktidardır, halkı kendi kaderine terk eden bu iktidardır. Halka çadır, gıda yardımında bulunmak yerine çadırları satan Kızılay’dır. AFAD görevlilerini elleri kolları boş şekilde neredeyse 3’üncü günden sonra deprem illerine gönderen de bu iktidardır.
“BU HALK SİZE HAKKINI HELAL ETMİYOR, İSTİDA EDİN”
Evet, kendileri itiraf etti, helallik istediler. Ben buradan bir kez daha söylüyorum: Bu suçun vebalini kaldıramayacaksınız! Bu halk size hakkını helal etmiyor, etmeyecek! İnsanlar kaybettikleri yakınlarının cenazesini bulamıyor, cenazeler enkazlarla birlikte kaldırılıyor. Çadır bulan soba bulamıyor, soba bulan yakacak bulamıyor, su bulamıyor, gıda bulamıyor. Üzerinden bir ay geçmesine rağmen bu sorunlar hala en can yakıcı şekilde devam ettiriliyor. Gerekli olan helallik istemek değil istifa etmektir. İstifa etmek erdemdir ama 1 aydır tek bir kişinin istifa etmemesi utanç tablosudur.
Halkın emeğinden çalanlara, kadınların yaşamından çalanlara, gençlerin, çocukların geleceğinden çalanlara hakkımızı helal etmiyoruz, etmeyeceğiz. Geri alacağız. Canımızdan, alın terimizden, ömrümüzden sömürdüğünüz her şey boğazınıza dursun diyoruz. Size hakkımızı helal etmiyoruz. Yediğiniz her lokmamızı, gasp ettiğiniz her hakkımızı, sebep olduğunuz her canımızı hatırda tutuyoruz. Çürümüş politikalarınız, rant siyasetiniz sebebiyle toprağa verdiğimiz her canın hesabını hatırımızda tutuyoruz. Hesabını adalet önünde tarih huzurunda mutlaka ama mutlaka soracağız.
“KADINLAR ŞİDDETLE, AYRIMCILIKLA YÜZ YÜZE KALDI”
Biliyoruz ki kadınlar depremin ilk gününden beri hem yaşam mücadelesi hem de erkek egemen zihniyete karşı varoluş mücadelesi vermek zorunda kaldı. Kadınlar bu dönemde de ayrımcılık, ötekileştirme ve şiddetin her türlüsüyle karşı karşıya kaldı. Hem deprem yaşanan yerlerde hem de göç edilmen kentlerde. Maalesef deprem bölgesinde engelli kadınlar ve mülteci kadınlar da ayrımcılığın bambaşka bir boyutuyla yüzleştiler. Mülteci kadınlar dil engelini aşamadığı için çoğu zaman dertlerini anlatamadılar.
Engelli kadınlar ve engelli bakımı üstlenen kadınlar için bu devlet, bu iktidar hiçbir zaman kolaylaştırıcı olmadı. Bugün depremin meydana geldiği yerlerde engelli kadınlar güvenli bir barınma alanına, temel hijyen ihtiyaçlarını karşılamak için özel bir alana herkesten daha çok ihtiyaç duymaktadır.
“HİÇ KİMSE ÇOCUKLARI SAHİPSİZ SANMASIN”
Kamuoyuna da yansıdığı üzere depremden sonra kaybolan birçok çocuğun olduğu bilinmektedir. Yine kimliği tespit edilmeyen çocukların, yurtlara teslim edildiği iddia edilen çocukların akıbetinin hala belirsiz olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Hiç kimse yakınlarını kaybeden bu çocukları sahipsiz sanmasın. Çünkü HDP olarak refakatsiz her bir çocuğun takipçisiyiz.
8 MART’TA DEPREMZEDE KADINLARLA DAYANIŞMA
Çok zor bir dönem yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Bu iktidar olduğu sürece yaşamaya da devam edeceğiz. Çok fazla ölüm, çok fazla yolsuzluk gördük. Bütün bunları anlatmaya ne kelimeler ne günler yetmez. Ancak bir taraftan da kadınların bitmez tükenmez enerjisi ve dayanışması hepimizin umudunu bir kez daha büyütmüştür. Her yıl büyük bir coşku, heyecan ve renklerimizle kutladığımız 8 Mart kapsamında bu yıl, deprem bölgesindeki kadınlarla buluşmalar gerçekleştirdik. Maraş, Antep, Adıyaman, Hatay, Urfa, Osmaniye, Adana, Malatya’ya doğru tüm kadınlarla birlikte Mor TIR’larımızı kaldırdık. Yine Batman’dan, Cizre’den, Diyarbakır’dan, Van’dan Mor araçlarımızla yola çıktık. Mor ihtiyaç listeleri elden ele dolaştı ve kadın örgütlerinden, birey kadınlara herkes elinden geleni fazlasıyla yaparak bu dayanışma zincirinin olmazsa olmaz bir halkasına dönüştü.
“DEMOKRASİ TALEBİ KUŞATILMAK İSTENİYOR”
Sevgili arkadaşlarım son olarak; siyaset gündeminde yaşanan gelişmelere dair de bir kaç kelime söylemek isterim. Toplumun değişim iradesini baltalayan, karanlık odaklar halkın demokrasi talebini kuşatmak istemektedir. Artık toplum değişim istiyor. Bunun için ne inkar siyaseti ne de restorasyon diyoruz. Çözüm halkların radikal demokratik değişim iradesi olan 3’üncü Yol’dur.”
Buldan’ın konuşmasının ardından KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, Kadın Zamanı Derneği’inden Dilek Başalan deprem bölgesinde yaşadıklarını aktararak, kadın dayanışmasının önemine vurgu yaptılar.
PİRHA/ANKARA
-

MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO
PİRHA-Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, MEB’in öğretmenelere dair yaptığı çağrıların hukuksuz olduğunu vurgulayarak, “Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Ciddiye almıyoruz” dedi.
6 Şubat’ta ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.
AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam ederken, depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönüllü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Eğitim-Sen de depremin ilk günden itibaren Samandağ’a gelen yardımları depremzedelere ulaştırırken, bir yandan da arama-kurtarma çalışmalarına destek veren kurumlardan biri.
“YERELDE MUAZZAM BİR KOORDİNASYON VAR”
Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, ilk 48 saat yalnız olduklarını belirterek, “Hiç kimsemiz yoktu. Yani o çaresizlik, anlatılacak bir çaresizlik değildi. Enkazdan canlarımızı kendimiz çıkardık. Çıkaramadıklarımız oldu, çok fazla canımız gitti. Acımız çok büyük. Ama aynı zamanda öfkemiz de büyük. Üçüncü günden itibaren farklı kesimler gelmeye başladı. Buraya ilk akın eden gönüllülerimizdi. Türkiye’nin her yerinden canlarımız, dostlarımız buraya gönüllü olarak geldi. O gündür bu gündür beraber bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.
Yerelde muazzam bir koordinasyon olduğunun altını çizen Kudret, “Her yaraya gücümüz yettiğince merhem olmaya çalışıyoruz. Ama halen vergilerimizi alanların bize yeteri kadar ulaştığını söyleyemeyiz. Onlardan bazen şu talebi isteyebiliyoruz; lütfen engellemeyin. Bırakın çalışmamızı yapalım. Koordinasyon sorununuzu kendiniz gideremiyor iseniz, en azından bizi engellemeyin. Bizim böyle bir koordinasyon sorunumuz yok” şeklinde konuştu.
“SAMANDAĞ’DA ÖĞRETMENLERİN VE ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 20’SİNİ KAYBETTİK”
“Öğretmenlerimizle ilgili çok büyük bir dram yaşadık” diyen Kudret, şunları ifade etti:
“Neden dram yaşadık? Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hemen hemen yüzde yirmisini yitirdik. Burada cenaze çıkmayan ev yok. Bugün öğretmenlerimizin hiçbirinin evi yok. Daha önceki depremde orta hasar, hafif hasar tespiti yapılmıştı. O binalar da ne yazık ki yıkılınca masada ağır hasar tespitleri yapıldı. Dolayısıyla burada ne halkımızın ne de öğretmenimizin hiçbiri şu anda evlerine girmiyor. Çok yoğun çadır sorunumuz var.
Öğretmenlerimizle ilgili bazen görev yerlerine gelmeleri konusunda Milli Eğitim’den çağrılar yapılıyor. Gönüllü olmadıkları halde, çadır kentlere çağrılmaları konusunda dün net bir açıklama yaptık. Normal koşullarda sadece ve sadece öğretmenlerin değil, halkın bir hafta içerisinde sağlık açısından buradan tahliye edilmesi gerekiyor. Buraya gelen gönüllülerimiz bir hafta kaldıktan sonra dengeleri bozuluyor ve gitmek zorunda kalıyor.
“HEPSİNDEN HESAP SORACAĞIZ”
Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Milli Eğitim üzerinden gönüllü harici yapılan çağrılar üzerinden ekmeğiyle, işiyle tehditvari şekilde dayatmalara yönelik tepkimiz nettir. Ciddiye almıyoruz. Hiçbir şekilde ciddiye almayacağız. Bu konuda ısrar etmeleri durumunda gereken tepkiyi koymanın yanı sıra isim isim bu çağrıyı kim yapıyorsa, kim dayatıyorsa, isim isim teşhir edeceğiz. Yarın hukuk düzeni oturduğu zaman, ki umarız oturur, düzen oturduğu zaman hukuksal alanda bunların hepsinden hesap soracağız.”
Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY
-

‘Samandağ’a gelen yardımları AFAD ne yapıyor?’-VİDEO
PİRHA- Depremin olduğu saatlerden sonra Samandağ’a doğru yola çıkan Beykoz Gönüllüleri, büyük bir çalışmaya imza atıp, mahalle ve köylere kadar organizasyon kurarken, tartışmaların merkezinde olan AFAD, gönüllüleri çalışmalardan uzaklaştırdı. Samandağ’a 6 ay yetecek kadar yardım stokunun olduğunu belirten gönüllüler, “Dağıtılmıyorsa ne yapılıyor?” diye sorup, yetkilileri cevap vermeye çağırdı.
6 Şubat ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.
Depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönülü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam edip ve başındaki isimlerin istifası istenirken, ilk günden itibaren deprem bölgesinde olan Beykoz Gönüllüleri CAN TV‘ye değerlendirmede bulundu.
“HALA BİRÇOK YOKLUKLA BOĞUŞUYORUZ”
Depremin olduğu saatlerden sonra Samandağ’a doğru yola çıktıklarını belirten gönüllüler, “7 Şubat’ta buraya geldiğimizde hiçbir şey yoktu. Hiç kimse yoktu ve çok yakın zamana kadar da hiçbir şey ve hiç kimse yoktu. Hala yoklukla boğuşuyoruz” dedi.
Kendi çabalarıyla bir koordinasyon merkezi kurduklarının altını çizen gönüllüler, bölgedeki insanları da örgütlediklerini, mahalle ve köylerdeki yurttaşların katılımıyla kriz masası oluşturduklarını aktardılar.
“BÜYÜK BİR FELAKET YAŞANIYOR”
İlk sekiz gün devlet birimleri AFAD ve Kara Kuvvetleri adına hiç kimsenin olmadığını belirten gönüllüler, “Geldiklerinde koordinasyonu onlara bıraktık ancak sistemleri oldukça yavaş ve bürokratik. Büyük bir felaket yaşanıyor. İşimiz ne kadar hızlı olursa o kadar iyi olur. AFAD’ın çalışma sistemi bize uymadı. Ve bir şekilde oradan tasfiye edildik. Birçok depremzededen hala yardımların ve çadırların ulaşmadığı haberini alıyoruz. Çadır kentlere insanların yerleşmeyeceğini ve yardımların hızlıca ulaşmayacağını yetkililere söylemiştik. Bu kadar problem yaşanıyorken bu sistemin hala bu şekliyle devam edebileceğini düşünmüyoruz” diye konuştular.
“SAMANDAĞ’A GELEN ÇADIRLAR NEDEN DAĞITILMIYOR?”
6 aylık erzağı ve çadırı stokladıklarını vurgulayan gönüllüler, “Bölgede şu an 6 ila 8 aylık stoğun olduğunu bizzat biz gönüllü sivil ekip olarak biliyoruz. Biz yaptık ve organize ettik. Bunun muhtarlık eliyle dağıtılacağı söylendi. Muhtarlık üzerinden yürütüldüğü takdirde süreç uzayacak ve ciddi sıkıntılara yol açacak. Yurttaşlardan çokça şikayet gelince biz gittik oraya ilk günden beri yaptığımız şeyi geri almak istedik. Araçlarımızın olduğunu ve bu erzak dağıtımına hızlı bir şekilde katkı sunabileceğimizi söyledik. Bunu kesinlikle reddettiler. Yetkisiz bir çok yetkili var burada” diyerek, yaşanan sıkıntılara dikkat çektiler.
Samandağ’a gelen çadırların dağıtılmadığına işaret eden gönüllüler, “Dağıtılmıyorsa ne yapılıyor? Bunun cevabını versinler” çağrısında bulundular.
“KAYIPLARINI, ACILARINI İNKAR EDİYORLAR, ÇÜNKÜ SAĞ KALAN ÇOCUĞU HALA SOKAKTA ÜŞÜYOR”
Depremi yaşayan ve kayıpları olan yurttaşların “inkar” sürecinde olduğunu söyleyen gönüllüler, şunları ifade etti:
“Kayıplarını, acılarını inkar ediyorlar. Bunun nedeni de hala temel ihtiyaçlarını gideremiyor olmaları. Yani anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri, eşleri öldü diye üzülemiyorlar hala. Çünkü sağ kalan çocuğu hala üşüyor sokakta, dışarıda. Bu inkar sürecinin uzun sürmesi çok uzun vadede toplumsal meselelere, psikolojik sorunlara yol açacaktır. Daha majör durumlara yol açacaktır. Dolayısıyla burası hala ihmal ediliyor. Bu insanların oturup bir an önce yasını kabullenmesi ve yasını yaşaması gerekiyor. Cenazesini çıkarıyor kendi elleriyle kendi elleriyle defnediyor. Ya gözünde bir damla yaş akmıyor. Yanımıza geldi ve koli taşımaya devam etti bizimle. Yani bu insanların yapmaması gerekiyordu aslında bu işi. Bu insanların oturup acısını çekmesi, yasını yaşaması gerekirken hala deli gibi çalışıyorlar. Çünkü başka çalışacak bir devlet birimi yok hala. Bizim de burada gönüllüler olarak onlara su yetiştirme, erzak yetiştirme, onları kendi işimize erzak dağıtımında kullanma utancından kurtarmaları gerekiyor tam olarak. O yüzden hala ihmal vardır. Ne yazık ki öngördüğümüz durum da buydu. Bundan sonra da ihmal edilecektir. Çünkü burada böyle bir organizasyon belirtisi yok.”
Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY
-

İbrahim Keleş: Enkaz altındaki insanlara çok geç kalındığına şahit olduk, yazık oldu -VİDEO
PİRHA- Depremlerden sonra ailesiyle birlikte Hatay’ın Defne ilçesinden Antalya’ya gelerek HBVAKV Kızıl Arık Cemevine yerleşen İbrahim Keleş yaşadıklarını anlattı. “Cemevindeki arkadaşlar çok güler yüzlü, bize kendi aileleri gibi davranıyorlar. Şu an hayatta kaldığımız için şükrediyoruz. Orada enkaz altında kalan insanlara çok geç kalındığına bizzat şahit olduk. Yazık oldu” dedi.
Yaşanan depremlerden sonra Hatay’ın Defne ilçesinden Antalya’ya gelerek Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kızıl Arık Cemevine yerleşen İbrahim Keleş yaşadıklarını anlattı.
Depremin ilk üç günü kimsenin gelmediğini söyleyen Keleş, Hatay’daki depremin ardından psikolojileri kaldırmadığı için göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti. Antalya’ya geldiklerinde büyük bir karmaşa yaşadıklarını, kurumların sürekli başka yerlere yönlendirdiklerini de kaydeden Keleş, cemevine sığındıklarını ve burada çok rahat ettiklerini anlattı.
“İKİNCİ DEPREMDEN SONRA PSİKOLOJİMİZ KALDIRAMADIĞI İÇİN GÖÇ ETTİK”
Depremin olduğu gün 6 Şubat sabahı saat o4.00’te büyük bir gürültü ve çatırtı ile uyandıklarını ve panikle kendilerini bir anda dışarı attıklarını ifade eden Keleş, şunları aktardı:
“Çoluk çocuk evden yalın ayak çıktık. 2 saat yağan yağmurun altında kaldık. Yağmurla ıslandık ve yağmur üzerimizde kurudu. Çok büyük bir felaket atlattık. Kendi ailemde yok ama eşimin tarafından 9 can kaybımız var. Hatay’ı 15 gün sonra terk ettik. Üçüncü günden önce zaten hiçbir şey gelmedi. Her taraf enkaz yığınıydı. İkinci gününe kadar ortada hiçbir şey göremedik. Yani insanlar enkaz altındaydı. Aslen ben Yayladağı ilçesi doğumlu olduğum için Yayladağı’nda babam ikamet ediyor. 15 gün oraya taşındık ve yerleşmek zorunda kaldık. Orada afet daha az olmuş. Oraya sığındık, çadırda kaldık. 15 gün sonra bu ikinci 6.4 büyüklüğündeki deprem olunca artık çocukların psikolojisi kaldıramadığından mecburen ilimizi terk etmek zorunda kaldık.”
“ANTALYA’YA GELDİĞİMİZDE HER ŞEY ÇOK KARIŞIKTI, KOORDİNASYON ZAYIFTI”
Antalya’ya geldiklerinde büyük bir karmaşa yaşadıklarını söyleyen Keleş, “Cemevine gelmeden önce Antalya’da karmaşık bir durum vardı. Önce bizi ESCO 21 alanına doğru yönlendirdiler. Sonra oradan kaymakamlığa, kaymakamlıktan polis evine, sonra AFAD Müdürlüğü’ne dediler. En sonunda AFAD kendi açık alanında bir kurum kurmuş oraya yönlendirildik. Çok karışık bir durumdu. Koordinasyon zayıflığını gördük. AFAD Müdürlüğü’ne geldiğimizde bizi Isparta’ya yönlendirmek istediler. Antalya doldu, dediler. Orada sağ olsun bir görevli bize Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı tavsiye etti. Biz de buraya geldik” diye belirtti.
“ERKEN MÜDAHALE EDİLSEYDİ BU KADAR KAYIP OLMAZDI”
3 gündür vakıfta olduklarını ve buradan çok memnun kaldıklarını söyleyen Keleş, son olarak şunları dile getirdi:
“Arkadaşlar çok güler yüzlü, bize kendi aileleri gibi davranıyorlar diyebilirim. Yeme içmemiz konusunda burada kendi ailemizden daha iyi bakılıyoruz. Şu an hayatta kaldığımız için şükrediyoruz. Orada enkaz altında kalan insanlara çok geç kalındığına bizzat şahit olduk. Yazık oldu. Ben Yayladağı’ndan tekrar Antakya’daki evim yıkıldı mı, yıkılmadı mı diye kontrol etmeye gittiğimde ekiplerin daha yeni geldiğini fark ettik. Ama işlemler daha başlamamıştı. Daha koordinasyon kuruluyordu, dağıtım yapılıyordu. Ne kadar geç kalındığını gördük. O insanların nasıl enkazlar altında can verdiklerine şahit olduk. Maalesef hiçbir hazırlık yokmuş ülkemizde. Çadır olsun, koordinasyon olsun bir talimat beklemek zorunda değiller. Bir valilik bu işleri yapamıyorsa yazık. Bugün ülkedeki insanlar emeklerini, vergilerini, alın terlerini, bu ülke için canlarını bile veriyorlar ama ülkemiz maalesef vatandaşımızın kıymetini bilmiyor. Eksikliklerimizi sağır sultan duydu, bütün dünyaya gördü.”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
-

Paylan’dan hükümete tepki: Asrın felaketi değil, asrın cinayeti!-VİDEO
PİRHA- HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada,”Batsın o rant düzeniniz. O rant düzeninizin rant çarkının altında çocuklarımız, bebekler, kadınlar, gençler kaldı. Yaşamlar kaldı. Hayalet şehirler kaldı. İnsanlarımızı kaybettik. Şehirlerimizi kaybettik. Hikayemizi kaybettik. İnsanlığımızı kaybettik” diyerek istifa çağrısında bulundu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın deprem ve EYT Yasa Teklifinin tümü üzerine Meclis Genel Kurul’unda konuştu.
Meclis kürsüsünden yüzlerce milletvekilinin “Yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı” dilediğine işaret eden Paylan, “Bizim görevimiz yurttaşlarımıza başsağlığı dilemek mi? Yoksa bizim görevimiz nedir diye bir kere titreyip düşünmemiz gerekmez mi? Her seferinde gel buraya Allah’tan rahmet dile, iki yıl sonra yine yurttaşlarımız enkaz altında kalsın, sel felaketlerinde ölsün, deprem felaketlerinde ölsün. Asrın felaketi diyorsunuz. Değil. Asrın cinayeti!” dedi.
Muhalefet milletvekili olarak deprem bölgesinde en çok hissettiği duygunun utanma duygusu olduğunu belirten Paylan, “Ben bir muhalefet milletvekiliyim. Her yerde başım aşağı düştü. Utandım yurttaşlarımızdan. Peki siz utanıyor musunuz? Utanma duygunuz yoksa hiçbir şeyiniz yoktur. Böyle bir noktada önce utanmanız gerekir. Ve yurttaşlarımızdan özür dilemeniz gerekir. Özür. Ama siz ne yapıyorsunuz? Yurttaşlarımızı azarlıyorsunuz. Tehdit ediyorsunuz. Dayanışma faaliyetlerini durdurmaya çalışıyorsunuz” diye konuştu.
“BATSIN O RANT DÜZENİNİZ”
“Gözünüz paradan başka bir şey görmüyor. İnsan yaşamını esas almıyorsunuz. Parayı, rantı esas alıyorsunuz” diyen Paylan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Batsın o rant düzeniniz. O rant düzeninizin rant çarkının altında çocuklarımız, bebekler, kadınlar, gençler kaldı. Yaşamlar kaldı. Hayalet şehirler kaldı. İnsanlarımızı kaybettik. Şehirlerimizi kaybettik. Hikayemizi kaybettik. İnsanlığımızı kaybettik. Yapmayın, etmeyin dedik. Tabut evleri yurttaşlarımızı mahkum etmeyin dedik. AKP buna destek verdi. Maalesef HDP dışında diğer siyasi partiler de buna evet dediler. Seçim öncesi oyu düşündüler çünkü. Biz hayır dedik. Niçin? Çünkü biz yaşama esas alıyoruz. Öfkeli yurttaşlarımız hükümet istifa diyor değil mi? Hükümet istifa. Siz bu sesleri kısmaya çalışıyorsunuz. Demokratik bir ülkede böyle elli bin kişi ölmüşken hükümet istifa demekten daha meşru ne vardır? Demokratik bir ülkede değil elli bin, elli kişi ölse o ülkede ne hükümet kalır, ne bakan kalır, ne AFAD başkanı kalır. Hepsi istifa eder ve görevden alınır. Bu işi bilen ehil insanlar görev başına gelsin, yaraları sarsın.”
“BU ALÇAKLIĞIN ŞAHİKASIDIR”
Cumhurbaşkanının ülkeyi bir şirket gibi yönetmek istediğini yıllar önce söylediğini hatırlatan Paylan, “Kızılay Başkanı bundan ne anlamış?
‘Beş bin liraya çadırı mal ettim, üç gün bekletirsem yirmi beş bin liraya kadar çıkar ve kar ederim” diye düşünmüş o alçak. Açıkça söylüyorum, bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en büyük alçaklıklardan birisidir. Üç gün o çadırları bekletmek alçaklıktır. Eksi on beş derecede, Hatay’da, Maraş’ta, Adıyaman’da titredi yurttaşlarımız. Ve o alçak üç gün çadırları bekletiyor. Beş binlik çadırı yirmi beş bin liraya satarım diye. Bu alçaklığın şahikasıdır. Ve hala utanmadan o kişi görevde duruyor. Ve hala Cumhurbaşkanı o kişiyi görevden almıyor. Böyle bir şeyin siz nasıl kabul ediyorsunuz? Nasıl vicdanlarınıza sığdırıyorsunuz. Bunun mutlaka hesabı sorulacaktır” ifadelerine yer verdi.“DEPREM BÜTÇESİ YAPALIM”
Yapılması gerekenin bir üst kurul kurmak olduğunu vurgulayan Paylan, “Yani TMMOB, şehir plancıları odası gibi sivil toplum kuruluşlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini bir araya getirmeliyiz. Ve şehir nereye yapılır? Nasıl yapılır? Kültürüyle nasıl barışık hale gelir? Birlikte planlamamız lazım. Hepinize önerim bir deprem bütçesi yapalım, bütçeden israfa giden kaynakları keselim. Ve yurttaşlarımızın yarasını saralım. Şehirlerimiz depreme güvenli şehirler haline getirelim” şeklinde konuştu.
PİRHA/ANKARA
-

‘Antalya’ya gelen aileler için AFAD’dan destek alamadık, cemevleri yardım etti’-VİDEO
PİRHA-Zeliha Korkmaz Zafer, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Altınova Mahallesi’ne yerleşen depremzedeler ile dayanışma içerisinde bulunanlardan yalnızca biri. Hala ulaşılmayan birçok insanın olduğunu söyleyen Zafer, “Dayanışma ile belli başlı ihtiyaçları karşılıyoruz. Belediye de bazı konularda yardımcı oldu. Ama kesin bir çözüm bulunmalı” dedi.
Maraş merkezli depremlerin ardından Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Altınova Mahallesi’ne yerleşen depremzedeler ile dayanışma içerisinde bulunanlardan biri de Zeliha Korkmaz Zafer.
İnsanların deprem bölgelerinden ayrılması konusunda AFAD’dan destek alamadıklarını belirten Zafer, Altınova Mahallesi’ne gelen kişilerin ihtiyaçları doğrultusunda çalıştıklarını kaydetti.
“DAYANIŞMA İLE BELLİ BAŞLI İHTİYAÇLAR KARŞILANIYOR”
“Depremzede misafirlerimiz Antalya’ya geldi. Bir göz odada 3-4 aile barınıyor” diyen Zafer, aileler ile dayanışma çağrısı yaptı. Zafer, depremzedelerin barındığı yerlerin koşullarından da bahsederken, şöyle konuştu:
“Aileler 2-3 tane eve yerleştirildi. Evin içinde halı, yatak, yorgan hiçbir şey yoktu. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek yardım yeri düzenledi. Yiyecek, barınma, ısınma gibi ihtiyaçlar için oraya başvurduk. Yatak, yorgan, battaniye verildi. Altınova Cemevi ile de iletişime geçtik. Başka yerlere de yardım malzemesi gönderildi. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık.
İstanbul’dan da arkadaşlarımız maddi, manevi yardımcı oldu. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Kızılarık Cemevi’ne de başvurdum. Oradan da kıyafet, çocuk ayakkabıları aldık. Bir ailemizi Isparta’ya gönderdik, yurda yerleştirildi. Bir ailemiz Denizli’ye gitti. İnsanların barınacak evlere ihtiyacı var. Dayanışma ile belli başlı ihtiyaçları karşılıyoruz. Belediye de bazı konularda yardımcı oldu. Ama kesin bir çözüm bulunmalı. Hala birçok insana ulaşılmadı. Keşke herkes sesini duyurabilse. Sadece kendi bölgemizdeki depremzedelere ulaşabiliyoruz. Tüm Türkiye’de yaşayan depremzedelere yardım edilmesini istiyorum.”Cebrail ARSLAN/ANTALYA
-

Hatimoğulları: Yüzü olan Kızılay’ın yüzüne tükürür!-VİDEO
PİRHA – HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis’te yaptığı konuşmada, “Bazı bölgelerde iki gün, bazı bölgelerde üç gün boyunca devlet yoktu, yoktu, yoktu; yoktunuz, hiçbiriniz yoktunuz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Depremler nedeniyle memleketi Hatay’da yaşananları anlatan Hatimoğulları, “Ailemin yaşadığı mahallede şu an 5 ev ayakta. Tamamı yıkılmış durumda; şu an ne bir komşumuz kaldı, ne bir yakınımız kaldı” diye konuştu.
Milletvekili Hatimoğulları, “Depremin yaralarını sardık diyemeyeceksiniz. Bazı bölgelerde iki, bazı bölgelerde üç gün boyunca devlet yoktu, yoktu, yoktu; yoktunuz, hiçbiriniz yoktunuz” diyerek sert eleştiride bulundu.
“AĞLAYAN AFAD’ÇIYA TANIK OLDUM”
Tülay Hatimoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda şu konuşmayı yaptı:
“Radyoda dinledim; Milli Savunma Bakanı, ‘askerimizle enkaz kaldırma çalışmalarındayız’ dedi, Bir asker yoktu. Yurttaş çatlamış yollarda mandalina sandıklarıyla trafik polisliği yaptı adeta. Günlerce enkazlardan ‘kurtarın bizi’ sesleri geldi. Dışarıdaki ailelerin çığlığına ortak olduk. Önlüklü AFAD’çılar geldi, elinde bir kürek, bir kazma yoktu, küreği benden istediler; kepçeyi Samandağ Cumhuriyet Mahallesi’nde ben buldum. Küreği ben verdim onlara; ağlayan AFAD’çıya tanık oldum. ‘Elimiz kolumuz böyle gönderildik, yurt dışından gelecek ekiplerin ekipmanını kullanacağız’ demişler onlara, oysa yurt dışından gelen ekiplerin Adana Havalimanı’nda nasıl bekletildiğine de ben tanığım; oradan oraya nasıl havale ettirilmesi gerektiğine, AFAD’la olan protokollerinin karşılığının verilmediğine canlı tanık benim.”
“YÜZÜ OLAN KIZILAY’IN YÜZÜNE TÜKÜRÜR”
“Burada çıkıp kimse hikâye anlatmasın. Utanç verici bir şey ya, yüzü olan Kızılay’ın yüzüne tükürür. Kızılay çadır sattı, kan sattı, konserve sattı. Biz ise yana yana çadır aradık. Su aradık, yemek aradık akrabalarımıza, ailelerimize, komşularımıza vermek için. Gidin, bakın, bugün Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı açıklama üstüne açıklama yapıyorlar; gidin herhangi bir deprem bölgesine; normal yurttaşla, önceden planladığınızla değil, gerçek yurttaşla gidin konuşun ‘defolun gidin’ diyecekler size. ‘Gelmeyin’ diyecekler, ‘yoktunuz’ diyecekler size. Demeye de devam edecekler, çünkü üç haftayı geride bıraktık, devlet hâlâ yok.
Depremzede hâlâ çadırsız, hâlâ kuru gıdaya muhtaç, hâlâ hijyen malzemesine muhtaç ve toplumsal dayanışma ağları bunları hâlâ karşılamaya çalışıyor. Şimdi ise toplumsal dayanışma ağlarına operasyon üzerine operasyon çekmeye çalışıyorsunuz; utancın daniskası. Bakın, bir tane depremzede ne dedi biliyor musunuz? Dedi ki: ‘Bugün bir utanç müzesi kurmalıyız’. Bir depremzede hayatta tanımadığım ve bu utanç müzesine AKP iktidarının yandaşlarının fotoğraflarını sergileyeceğiz. Yüzyılın utancıdır bu; bu yüzyılın utancıyla yaşayacaksınız, bu yüzyılın utancıyla bu iktidardan alaşağı edileceksiniz, bunu böyle bilin.”
“ASLA KONUŞMA HAKKINA SAHİP DEĞİLSİNİZ”
“Acımız çok derin, yaramız çok derin, kentlerimiz yıkıldı, hâlâ kentlerimiz üzerinde ‘nasıl ticaret yaparız, çadırla nasıl ticaret yaparız?’ diyen içi bomboş AFAD, bomboş Kızılay’la karşı karşıyayız. Bu kürsüden çıkıp asla konuşma hakkına sahip değilsiniz. Bu iktidar derhâl istifa etmelidir, bir dakika bile burada kalamazsınız. Bundan sonraki süreçte bu parlamentonun en temel görevi depremzedelerin yaralarını nasıl saracağız? Depremzede, evi yıkılmış, ertesi gün ne olacağını bilmiyor, nasıl bir sabaha uyanacağını bilmiyor. Burada, biz, hep birlikte, meslek odaları, kitle örgütleri depremzedelerle birlikte yeniden kentlerimizi nasıl inşa edebileceğimizi konuşmak zorundayız. 5’li çeteyle, tüccarlarla değil, çadır satanlarla değil, gerçekten kamusal anlayışla bizim buna çözüm üretmemiz lazım. Bugün depremzede bunları bekliyor; evim yıkıldı, ne olacak? Yerine kim, ne inşa edecek? Ne karşılığında bu evler bize verilecek? Göç mü ettirileceğiz? Bütün bu soruların yanıtlanması gerekiyor, yanıtlaması gereken de bu parlamentodur.”
PİRHA/ANKARA
-

Av. Acinikli: AFAD’ın, cemevine gönderilen yardımlara el koyması hukuksuz, hesap vermeliler
PİRHA-Maraş Narlı Cemevi’ne yurt dışından gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ve 1000 battaniyeye AFAD tarafından el konulmasının hukuksuz olduğunu belirten Avukat Ayşe Acinikli, “İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var. Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Bunun hesabını vermeleri gerekir” dedi.
Maraş merkezli depremlerin ardından dayanışma amacıyla Alevi kurumlarının öncülüğünde yurt dışından Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Narlı Şubesi‘ne gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ile 1000 tane battaniyeye AFAD‘ın el koyduğu ortaya çıkmıştı.
Yollanan yardımlara el konulması ve Kızılay’ın çadırları ücretsiz dağıtması gerekirken satmasına ilişkin Avukat Ayşe Acinikli ile konuştuk.
El koymanın hukuksuz olduğunu belirten Acinikli, “Şimdi başvuru yaparsak eğer çadırların nereye dağıtıldığını sorabiliriz. Söyledikleri yere malzemelerin gidip, gitmediğini kontrol de edebiliriz. Düşünsenize deprem olmuş, çadırın var ama insanlara dağıtmıyorsun, 46 milyon liraya satıyorsun. Kimsenin bir şey inkâr ettiği de yok” dedi.
“NARLI CEMEVİ’NE GÖNDERİLEN TIRA AFAD EL KOYMUŞ”
Avrupa’daki Alevi örgütlülüğünün önemine değinen Acinikli, Narlı Cemevi’ne gönderilen yardımlara AFAD’ın el koymasıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Avrupa’da çok sayıda Alevi yaşıyor. Maraş özelinde söylersem eğer zaten Maraş kırımından sonra insanların çoğu Avrupa’ya gitti. Deprem olduktan sonra Avrupa’da Alevi kurumları başta olmak üzere bir sürü yardım topladı ve gönderdi. Yurt içinde en çok zaten HDP’nin yardımlarına el koyuyorlardı. Yurt dışından da gelen bu yardımların bir kısmına da el koydular. Narlı’daki meseleyi de haberlerden görünce ilgimi çekti. Tanesi 3 bin Euro’dan 500 tane çadır gönderiyorlar. 1000 tane uyku tulumu, 1000 tane de battaniye göndermişler. Bu direkt Narlı Cemevi adına gönderilmiş. Normalde onların malı artık ama buna el konuluyor. En yakın AFAD merkezinin olduğu Türkoğlu ilçesine gidip, “Bize böyle bir malzeme gelecekti. Haber verdiler, tırın gönderildiğini söylediler. Şu ana kadar bize ulaşması gerekiyordu. Nerede bu tır” diye soruyorlar. “Yok. Böyle bir tır gelmedi” demişler. Depoda beklemekten yıpranmış 100 tane çadırı verip göndermişler.”
“ÜÇÜNCÜ GÜNDE BİLE BİR KİŞİ GİDİP, SORMAMIŞTI”
Acinikli, depremin üçüncü günü Maraş’a gittiğini de belirtirken, izlenimlerini şöyle aktardı:
“Depremin üçüncü günü Pazarcık, Narlı ve çevre köylerine gittim. Bir devlet yetkilisi hala gelmemişti. Kendi şahitliğimi anlatıyorum. Üçüncü günde bile bir kişi gidip, sormamıştı. Oradaki çadırları AFAD değil, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), HDP gibi sol partiler kurdu. Gıda, kıyafet yardımları da yine bu şekilde yapıldı. İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var.”
“HUKUK DEVLETLERİNDE KAFALARINA GÖRE EL KOYMA YAPILAMAZ”
“Bu yapılanın suç olduğunun unutulmaması gerekiyor” diyen Acinikli, sorumlular hakkında gerekli başvuruların yapılmasının önemine değinerek, şöyle konuştu:
“Gelen yardıma el koyup, akıbetinden habersiz bırakan kişiler, hem görevi ihmal suçunu hem de görevi suistimal suçunu işliyor. Mülkiyet hakkına dönük de bir ihlal var. Çünkü belli bir yere gönderilmiş bir tırdan bahsediyoruz. Hukuk devletlerinde kurumlar kafalarına göre el koyma yapamazlar. Üstelik el koyma ciddi bir işlemdir ve mahkeme kararı gerekir. Her durumda da mahkemeler bu kararı veremezler. Bunların belli şartları olur. El koyma yaptıysa da bunun akıbetini bildirmesi gerekir. Hem idari hem de cezai anlamda takibi gerekiyor. Bir sonuç alamazsak bile bunların kayıt altına alınması gerektiğini düşünüyorum. AYM’ye, AİHM’e gitsin. 10 yıl sonra sorgulansın ama bu ne kadar çabuk olursa, şu an bu malzemelerin nereye gittiğini bilmiyoruz.”
“ÇADIRLARI BİR SONRAKİ DEPREMDE SATMA İHTİMALLARİ YÜKSEK”
Kızılay’ın çadırlar ile konserveleri satmasının ortaya çıkması infial yaratırken, Avukat Acinikli el konulan 500 çadırın da benzer bir akıbete uğramasından endişe duyduğunu söyledi. “Nereye gitti bu çadırlar?” diye soran Acinikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın satışı muhtemelen burada çok daha yüksek fiyatlardan olacaktır. Çünkü ona göre bir kalitesi vardır. Yarın bir gün bunların bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Şu an bile satılıyor olabilir. Bunu sorgulamamız gerekiyor. Hukuka aykırı olarak el koydular ama yapılan başvurular ile akla gelen ihtimallerin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu denetlemek istiyoruz. Nereye gitti bu çadırlar, battaniyeler, uyku tulumları? Bunun hesabını vermeleri gerekiyor. Eğer gerçekten ortada bir suç varsa bu noktada da suçu işleyen kişilerin 10-15 yıl sonra da olsa ceza almaları gerektiğini düşünüyorum.”
Barış KOP/İSTANBUL
-

Depremin üçüncü gününde Kızılay, Ahbap’a 46 milyon TL’ye çadır satmış
PİRHA-Kızılay’ın depremin üçüncü gününde Ahbap Derneği’ne 46 milyona çadır sattığı ortaya çıktı.
Merkez üssü Maraş olan depremlerin üçüncü gününde Kızılay’ın, şarkıcı Haluk Levent’in yönettiği Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında çadır sattığı öne sürüldü. Kızılay, satışın afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi için yapıldığını ve çadır üretiminin devamını sağlamak amacıyla da ham madde bedelinin kabul edildiğini bildirdi.
KIZILAY, AHBAP’A 46 MİLYON’A ÇADIR SATMIŞ
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Murat Ağırel bugün yazısında konuya ilişkin, “Biliyorsunuz, yardım kuruluşu hüviyetinden sıyrılıp holding olan Kızılay’ın çadır ve konteyner üretim tesisleri var. Bunu araştırırken bazı bilgiler öğrendim. İddiaya göre Kızılay, depremin üçüncü günü AHBAP’a 46 milyon TL tutarında çadır satışı gerçekleştirmiş. Ayrıca elindeki stokları ve gönderilecek yardımları da cemaat, tarikat vakıf ve derneklerine yönlendirdiği ileri sürüldü” ifadelerine yer verdi.
KIZILAY: ÜRETİMİN DEVAMINI SAĞLAMAK İÇİN HAM MADDE BEDELİNİ KABUL ETTİK
Kızılay yetkililerinin iddiaya dair şu yanıtı verdiği aktarıldı:
“Ahbap Derneği de bağışçılarından temin ettiği kaynakla bölgede yaşanan barınma ihtiyacına destek olmaya karar vermiş, bu noktada Kızılay’dan temin ettiği çadır kapasitesini AFAD’ın göstermiş olduğu noktalara sevk etmiştir. Kızılay bu süreci afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi açısından değerlendirmiştir. Çadır üretiminin devamını sağlamak için de ham madde bedelini kabul etmiştir.”
“HALA ÇADIR EKSİĞİ VAR”
Ağırel, Kızılay’dan gelen yanıtın tamamını da paylaşırken, son olarak şunları söyledi:
“Özet olarak duyduklarım doğruymuş. Özetle stokta 40 bin çadır vardı. Sağdan soldan 14 bin daha geldi. Toplam 54 bin çadırı AFAD’a verdiler. Ancak üretim tesisinden de AHBAP’a 46 milyon TL çadır satışı gerçekleştirildi. Vakıf ve dernek görünümündeki tüm kuruluşlara da elindeki stoğu kullandırmış. Bu yardım kuruluşları tüm ihtiyacı Kızılay’dan AFAD’dan alıyor duyarlı halktan da yardım yapıyoruz diyerek para topluyorlar. Denetleyecek kurum var mı? Ben hiç sanmıyorum. Deprem bölgesinde halen çadır eksiği var ve yaşanan durum bu!”
(HABER MERKEZİ)
-

Hatay’da korkutan deprem!
PİRHA – Hatay’ın Defne ilçesinde 5 büyüklüğündeki deprem korkuya neden oldu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) aktardığı bilgiye göre, deprem saat 18.53’te Hatay’ın Defne ilçesinde yaşandı. Depremin 9,76 kilometre derinlikte olduğu bilgisi paylaşıldı.
(HABER MERKEZİ)
-

Sağlık emekçileri: Hatay’ın ilçelerine verilen desteklerde ayrımcılık yapıIıyor
PİRHA – TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, deprem bölgesinde görev yapan hekim ve sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Sağlık emekçileri, çalışma koşullarının çok kötü olduğunun altını çizdi. TTB heyeti, ciddi halk sağlığı sorunlarının yaşanmaması için AFAD merkezli koordinasyondaki eksiklik ve özensizliklerin ivedilikle giderilmesi gerektiğini belirtti.
Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB İnsan Hakları Kolu Başkanı Dr. Ali Karakoç ile birlikte depremin vurduğu Samandağ, Reyhanlı, Kırıkhan, İslahiye ve Nurdağı’nda görev yapan sağlık emekçileriyle buluştu.
Bölgede konteynır olanaklarının çok sınırlı olduğunu, çadırlarda ise ısınma sorunlarının çözülmediğini aktaran sağlık emekçileri, dönüşümlü çalışmanın onar günlük görevlendirmeler ile yürütüleceği söylenmesine karşın Sağlık Bakanlığı’nın bölgede görevlendirdiği koordinatörlerin birer ikişer aylık görevlendirmeler planladığını aktardı.
Kamu otoritesi tarafından Hatay’ın ilçelerine verilen desteklerde ayrımcılık yapıldığını belirten sağlık emekçileri; Antakya, İskenderun, Samandağ, Defne gibi ilçelerde büyük bir yıkım olmasına, sağlık hizmeti verebilecek hastanelerin birçoğu yıkılmasına karşın, gerek barınma gerekse de çalışma koşullarının çok kötü olduğunun altını çizdi.
“AFAD MERKEZLİ KOORDİNASYONDAKİ EKSİKLİKLER VE ÖZENSİZLİKLER İVEDİLİKLE GİDERİLMELİ”
TTB heyeti de söz konusu ayrımcılığın sadece barınma ve çalışma koşullarına ilişkin olmadığına, bu ilçelerde diğer deprem bölgelerinden farklı olarak olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığına dikkat çekti.
Antep’e içme suyu sağlayan Pazarcık Baraj Gölü’nün yanına bir geçici barınma alanı kurulduğu, bu alandaki atık suyun baraj gölüne aktarıldığı bilgisine de erişen TTB heyeti; ciddi halk sağlığı sorunlarının yaşanmaması için AFAD merkezli koordinasyondaki eksiklik ve özensizliklerin ivedilikle giderilmesi gerektiğini belirtti.
(HABER MERKEZİ)
-

Taş ailesi enkaz altında yanarak can vermiş; nedeni doğalgazın kapatılmaması-VİDEO
PİRHA- Maraş merkezli ikinci büyük depremde çöken binanın enkazında doğalgaz kaçağının alev almasıyla yanarak hayatını kaybeden Merdan Taş’ın (16) arkadaşı, kurtarmak için hiç kimsenin gelmediğini belirterek, “3 gün boyunca Merdan’ın sesini alıyorduk. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kesmediler. Merdan ve ailesinin sadece kemikleri çıkarılabildi” dedi.
Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden biri de Maraş’ın Elbistan ilçesi. Depremin üzerinden geçen 17 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları yerini enkaz kaldırmaya bırakmış durumda. Kentin yüzde 70’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.
Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.
İki gün sonra girilen Elbistan’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor.
Maraş’taki ikinci büyük depremde enkaz altında kalan Merdan Taş, baba Yusuf Taş ve anne Meryem Taş, 3. günde doğalgaz kaçağında çıkan yangında hayatlarını kaybettiler. 3 gün boyunca ne AFAD ne de itfaiyenin ulaşmadığı Cumhuriyet Mahallesi Süleymanbey Caddesi İnce Apartmanı No:20/A adresindeki enkaz alanında tüm uyarılara rağmen doğalgaz kesilmedi.
Elektrik kablosunun kopmasıyla yangın çıkan binadan Taş ailesinin geriye bir tek kemikleri çıkarılabildi. Merdan Taş‘ın arkadaşı İsa Döner, 3 günlük enkaz süreci ve ihmali PİRHA‘ya anlattı.
“ELLERİMİZLE KAZARAK 4 ÇOCUĞU ÇIKARDIK”
İsa Döner, ilk depremde cemevi yanındaki binanın çöktüğünü aktardı. Kendi imkanları ile ellerinde hiçbir malzeme bulunmamasına rağmen 4 çocuğu enkazdan sağ olarak çıkardıklarını söyleyen Merdan’ın arkadaşı, “Arkadaşımın evindeydim ve sabaha karşı deprem oldu. İlk depremde dört bina yıkıldı. Hemen yıkılan binalara geçerek yaralıları çıkarmaya çalıştık. İkinci depremde ben cemevindeydim ve halk orada toplanmaya başlamıştı. İkinci depremde binaların büyük bölümü yıkıldı. Cemevinin hemen yanında bir ev yıkılmıştı. Bir anneye denk geldik ve dört çocuğunun enkaz altında olduğunu söyledi. Enkazın üzerinde bağırdık, çocukların sesleri geliyordu onlarla konuştuk. Betonun üstünden bir delik açtık. Arkadaşımız enkaza girdiği sırada yine artçı bir deprem oldu ve o da enkazın altına girdi. Hiçbir malzememiz yoktu. Duvarı ellerimizle, taşlarla vurarak kırdık ve çocukları öyle çıkardık” diye konuştu.
“MERDAN’IN SESİNİ DUYUYORDUK, 3 GÜN BOYUNCA KİMSE GELMEDİ”
Cumhuriyet Mahallesi Eminem Sultan Caddesi No:20/A adresinde yaşayan arkadaşları Merdan Taş ve ailesini 3 gün boyunca kurtarmaya hiç kimsenin gelmediğini kaydeden arkadaşı, “Merdan arkadaşımızdı. Ailesi ile eve yemek yemeye girmişti. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Gözde Market’in üstündeki binada oturuyorlardı. Merdan’ın sesini alıyorduk. O arada ağlıyor, taş ile ses çıkarıyordu. 3 gündür enkaz altındaydılar. Fakat ne polis, ne AFAD, ne kepçe, ne de itfaiye geldi” dedi.
“DOĞALGAZI KESMEDİLER, SADECE KEMİKLERİ ÇIKARILABİLDİ”
Defalarca uyarılmasına rağmen doğalgazın kesilmediği ve alev aldığı bilgisini paylaşan İsa Döner, şöyle devam etti:
“Gönüllü bir kepçe geldi, onun da gücü enkazı kaldırmaya yetmedi. Kepçenin kirasını vermek istedik ama devlet mazot vermedi. Evde doğalgaz kaçağı vardı. Defalarca uyarmamıza rağmen doğalgazı kapatmadılar. Elektrik kablosunun kopmasıyla doğalgaz alev aldı ve yangın çıktı. Maalesef Merdan ve ailesinin cansız bedeninin çıkardık. Cenazelerin sadece kemikleri kalmıştı ve toplayıp götürdüle.”
“İNSANLAR HİPOTERMİDEN ÖLDÜ”
İsa Döner, son olarak, “Her taraftan gönüllü insanlar geliyor. Kaç gündür düzgün uyku uyuyamıyoruz. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Psikolojimiz iyi değil. Ailemi gönderdim ve ben burada gönüllü yardım ediyorum. Birçok insan hipotermiden (vücut sıcaklığının 35 ºC’ın altına düşmesi) öldü. Kazma küreğimiz bile yok. Biriketleri ellerimizle kırıyoruz. Burada her milletten insan var, bunun Kürt’ü Türk’ü yok. Bizler insan kazanmaya, insan çıkartmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA/ELBİSTAN










































