Etiket: afrin

  • Afrinli Alevilerden uzun bir aradan sonra öze dönüş için önemli adım-VİDEO

    Afrinli Alevilerden uzun bir aradan sonra öze dönüş için önemli adım-VİDEO

    PİRHA – Afrin’in Mabeta kasabasında yaşayan Aleviler çok uzun yıllar sonra Alevi kültürünü ve inançlarını yaşaya bilmek için önemli bir adım attılar. Mabeta kasabasında yaşayan Aleviler kültür ve inançlarını tekrar canlandırıp yaşayabilmek için Mabeta Alevileri Merkezini açtılar.

    HABERİN VİDEOSU

    Afrin’in Mabeta kasabasında yaşayan Aleviler çok uzun yıllar sonra Alevi kültürünü ve inançlarını yaşaya bilmek için önemli bir adım attılar. Mabeta kasabasında yaşayan Aleviler kültür ve inançlarını tekrar canlandırıp yaşaya bilmek için Mabeta Alevileri Merkezi’ni (Navenda Alewiyan ya Navçeya Mabeta) açtılar.

    Alevi merkezinin açılışı Alevi inancını anılarında yaşayan insanlar için bir moral ve umut kaynağı oldu. Mabeta kasabasında yaşayan halkın Alevi merkezini açma şöleni büyük bir heyecanla gerçekleşti. Başta kasaba halkı olmak üzere kendisi de bir Alevi olan Afrin kantonu demokratik özerk yönetimi eş başkanı Hevi Mustafa’nın da katılımı ile açıldı.

    OSMANLI VE ARAP ZULMÜ NEDENİYLE İNANÇLARINI YAŞAYAMADILAR

    Afrin bölgesinde Alevilik Mabeta kasabası merkezli yaşanıyor. Burada bulunan Alevilerin ocakları Türkiye sınırları içinde kalan Maraş/Elbistan ve Adıyaman şehirlerinde bulunuyor. Üryan Hızır ve Ağuçan Ocağı talipleri yer alıyor. Osmanlı ve Türk devleti döneminde topraklarını terk edip Afrin Mabeta’ya yerleşen Aleviler burada da Arap rejimleri tarafından baskılar sonucu Alevi halkının inanç ve kültürünü kaybetmesinde önemli etkide bulunmuşlar. Kasaba merkezinde yaşayan bütün halk büyük oranda Alevi inancına sahip ama Aleviliklerini sadece şimdiye kadar anılarında yaşayabilmişler.

    “ALEVİLİĞİN GERÇEK RUHUNU AÇIĞA ÇIKARACAĞIZ”

    Mabeta Alevi Merkezi’nin açılış töreninde halkın katılımı ile büyük bir coşku hakimdi. Toplantıda bir konuşma yapan Afrin Kantonu özerk yönetimi eş başkanı Hevi Mustafa şunları belirtti:

    “Aleviliğin gerçek ruhunu ortaya çıkarma amacımız var. Aleviler artık bu devrimle kendilerini rahat ifade edebilecekler. Uzun zaman uzak kaldıkları kök ve inançlarına tekrar dönüş yapabilecekler. Alevilikteki kadının önemi ile kadınlarımız tekrar güçlenecek. Kan dökmeye karşı olan yanı ile önemli kazanımları bu topraklara katacak.”

    “AFRİN KANTONUNDA ALEVİ RENGİNİN CANLANMASI ÖNEMLİ BİR KAZANIM”

    Hevi Mustafa’nın ardından alevi merkezinin oluşmasında ve açılışında önemli bir emeği ve çabası olan Şex Cömert de bir konuşma yaptı. Konuşmasında tüm Afrin’de yaşayan bütün inançların bir renk olduğuna dikkat çeken Cömert şöyle devam etti:

    “Afrin kantonunda Alevi renginin tekrar canlanacak olması bu topraklar için önemli bir kazanım. Bu güzel renk ile diğer kardeşlerimizle eşit ve özgür yaşayacağız. Rojava devrimi bunun yolunu açtı. Kuzey’de; Dersim, Maraş, Sivas da Aleviler üzerine önemli katliamların yapıldığını biliyoruz. Rojava’da ise baskı ile kültür ve inancından uzaklaştırma Arap rejimleri tarafından uygulandı. Şimdi Afrin’de tüm inançlar kardeşçe yaşıyor bunda Alevilerde önemli bir rol oynuyorlar. Bütün inançlar insanlık için bir hizmet içerisine girmiş durumda.”

    Konuşmacıların ardından Koma Qızılbaş bir Alevi gülbangı okuyarak kalplerdeki hüzne ışık oldu. Halk daha sonra kadınların öncülüğünde Alevi merkezinin kurdelesini keserek Alevi evini halkın hizmetine açtı.

    “ARTIK ALEVİLİĞİMİZİ GİZLEMİYORUZ”

    Açılış konuşmasına ilgi ile katılan kasaba Alevilerinden Emine Karoq da, “Biz Aleviyiz. Babam biz küçükken gidip cemlere oturuyordu. Bizi götürmüyordu. O zamanlar büyük bir sır ve gizlilikle bu ibadetler yapılıyordu çünkü bir korku vardı. Biz şimdi çok sevinçliyiz açık açık Alevi olduğumuzu söyleyip tekrardan Alevi adetlerine göre yaşayabileceğiz” dedi.

    “UZUN ARADAN SONRA ALEVİLİK ADINA İLK DEFA BİR ARAYA GELİYORUZ”

    Bir başka Alevi kadını Mevlude ise şunları belirti:

    “Ben de Mabetalı bir Alevi kadınıyım bununla gurur duyuyorum. Burada Alevi evinin açılışı için toplandık. Mabeta’nın büyük bir kısmı şimdi burada ve Alevilik adına uzun zaman sonra ilk defa şimdi toplanmış bulunuyoruz. Bu anlatılmaz bir duygu. Bizler bütün diğer mezhep ve dinlerle şimdi Afrin’de kardeşçe yaşamaya başladık. Bütün ehlibeyt misafirleri hoş geldi sefa geldi.”

    “ALEVİ EVİ BİZİ ÖZÜMÜZLE BULUŞTURMAK İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM”

    Başka bir Alevi kadını Nadire Bico ise duygularını şöyle dile getirdi:

    “Bizler çok uzun zamandır Aleviliğimizi açık açık yaşayamıyorduk. Bu bizde önemli kayıplara neden oldu. Osmanlı döneminde Aleviler çok zulüm görüp topraklarını terk etmek zorunda kalmışlardı. Sonra Türk devleti ve daha sonra da Suriye rejimleri. Bu toplantı ve Alevi evinin açılışı bizi tekrar özümüzle buluşturmak için önemli bir adım oldu. Bu Alevi evi ile bizler tekrar Aleviliği öğrenmek için büyük bir adım atmış olacağız.”

    PİRHA – AFRİN

     

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrin’de gözümüzü karartırız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrin’de gözümüzü karartırız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ürdün dönüşü yaptığı açıklamada, PYD yönetimindeki Afrin’e yönelik askeri müdahale mesajı verdi. “Gözümüzü karartırız” diyen Erdoğan, “Bedeli ne olursa olsun gereken müdahaleyi yaparız” diye konuştu.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolündeki Afrin’e operasyon mesajı verdi.

    Ürdün dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, ‘gözümüzü karartırız’ diyerek “Bedeli ne olursa olsun gereken müdahaleyi yaparız” diye konuştu.

    Hürriyet’ten Hande Fırat’ın haberine göre Erdoğan’ın Afrin konusundaki açıklamaları şu şekilde:

    “Bizim için Suriye’de halihazırda bir Afrin konusu var. Afrin, aslında PYD’nin şu anda Akdeniz’e açılma projesidir. Biz bu konuda tavrımızın ne olduğunu her zaman açıkça söyledik. Türkiye olarak, Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e açılacak bir terör koridoruna müsaade etmeyiz. Bedeli ne olursa olsun gereken müdahaleyi yaparız.

    Hatırlayın, Fırat Kalkanı Harekâtı bunun için yapılmıştır. Cerablus, Rai, o bölgede Bab’a indiğimiz zaman, 2 bin kilometrekarelik bir alan. Aslında orayı tamamen buradan ayırma projesidir. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla bu başarılmıştır. Bu bitti mi? Bitmedi. Afrin konusunda da kararlılığımız aynıdır. Şu anda planladığımız gibi yürüyor. Bitti mi? O da bitmedi. Ne var şimdi? İdlib var. Kararlılığımız da planlarımız da belirlendiği şekilde yürüyor. Detayına, teferruatına girmeyeceğim. Bu olumlu gelişmelerle, olumsuz bazı hesaplar peşinde olanların oyunu da şu anda inşallah bozulmuş durumda.

    Afrin’de Türkiye’ye müzahir olan Kürtler var, PYD ile beraber olan Kürtler de var. Aslında Kürt ifadesini kullanırken üzülüyorum. Niye? Zira bizim Kürt kardeşlerimizle herhangi bir meselemiz yok. Nitekim ülkemde benim, bizimle beraber, bizlerle hemhal olan Kürt kardeşlerim var. Kürtleri tamamen PKK safında gibi görmeyi nasıl doğru bulmuyorsak, aynı şey Afrin’deki durum için de geçerli. Bizlerle beraber hareket edebilecek aşiretler var.

    Oralarda terörün baskın çıkma ihtimali olursa gözümüzü karartırız. Bunun böyle bilinmesi lazım. Afrin o bakımdan çok önemli bir bölge. Bir taraftan Hatay Türkiye sınırları, öbür taraftan İdlib’e geçiş. Bu bakımdan çok çok önemli. Bizim buralarda en ufak bir esnememiz söz konusu olamaz. Bunları birinci derecede Rusya ile görüştüğümüz gibi İran’la da etraflıca görüştük. Önümüzdeki süreçte de, Dışişleri Bakanımız, hakeza istihbarat ve benzeri kanallar aracılığıyla, karşılıklı gidiş gelişlerle bu konular üzerinde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz.

    ABD’nin Irak sınırından geçerek kuzey Suriye’ye silah sevkıyatı yaptığı biliniyor. Yapılan sevkıyat belki 1.000 TIR’ı geçti. Bunların içinde tam olarak neler var? Zırhlı araç, bol miktarda mühimmat vesaire var ama detay bilmiyoruz. ABD’liler bize, ‘Bütün bu zırhlı araçların hepsinin seri numaraları bizde mevcut. Biz Rakka operasyonu bittikten sonra bunları tekrar geri alacağız’ diyorlar. Ama ben G-20’de Trump’a (ABD Başkanı Donald Trump), o generallere, hepsine şunu söyledim: ‘Bakın, sizin bu söylediğinizi bize Kuzey Irak için de söylemişlerdi. Ama bakın, şu anda Kuzey Irak’taki PKK’dan, şuradan buradan bizim elimize geçen silahlarda biz ABD’yi görüyoruz, Rusya’yı görüyoruz. Yarın burada da aynı şey olacak. Bize bunları anlatmayın. Siz bu tür şeyleri bizlere parasıyla vermiyorsunuz ama bunlara bedava veriyorsunuz’ dedim. Maalesef şu anda tablo bu, bize düşen tabii ki bunları anlatmaya devam etmektir. Ama onların yaptıkları yanlışlıklar, bizim de artık belli yerlerde işimizi öğrenmeye başlamamıza vesile oldu. Neticede hakikaten bizi iş sahibi, bilgi sahibi yaptılar. Ürün noktasında da üretme kabiliyetine kavuşmamızı sağladılar.”

    Türkiye Haziran ayı itibariyle Afrin’e saldırıları artırmıştı.

    Halk Savunma Güçleri’nin (YPG) Komutanı Sipan Hemo, 5 Temmuz’da yaptığı açıklamada Türkiye’nin son hazırlıklarının ‘savaş ilanı seviyesinde’ olduğunu söylemiş, bu açıklama ise Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş tarafından yalanlanmıştı.

  • Afrin Mabeta’da Yağmur Dede Türbesi’ne Alevilerin ilgisi yoğun-VİDEO

    Afrin Mabeta’da Yağmur Dede Türbesi’ne Alevilerin ilgisi yoğun-VİDEO

    PİRHA- Afrin’e bağlı Mabeta kasabasının hemen yanı başında bulunan Yağmur Dede Türbesi yörede bulunan Alevi halkının önemli ziyaretlerinden birisi. Mabeta kasabasında yaşayan Alevi halkı burada Yağmur Dede’den kuraklık zamanı yağmur, hastası olanlar  sağlık, çocukları olmayanlar da çocuklarının olmasını niyaz ediyorlar. 

    Haberin Videosu

    Afri’nin Mabeta kasabası Alevi inancına mensup insanların yoğunlukta yaşadığı bir yerleşke. Kürt Alevi yurttaşlar yüz yıllar öncesinden Maraş, Adıyaman, Malatya  kentlerinden göç ederek buraya yerleşmişler. Göçle beraber kutsal değerlerini de beraberinde taşımışlar.

    Türkiye ile Suriye sınırının uzun zaman önce kapanması ile beraber akrabalarından uzaklaşmışlar. İnançlarından da uzaklaşmış olsalar da Alevi değerlerini korumaya, onu yaşatmaya devam ediyorlar. Bu kutsal değerlerinden biri de Yağmur Dede inanışı ve Türbesi.

    TÜRBE 30 YIL ÖNCE MABETA’DA YAŞAYAN ALEVİLER TARAFINDAN İNŞA EDİLMİŞ

    Yağmur Dede tepe üzerine kurulu Mabeta kasabasının hemen batı ucunda bulunuyor. Yağmur Dede Türbesi  yaklaşık 30 yıl önce Mabetalı Alevilerin kendi imkanları ile inşa edilmiş. Mezarın üzerini örten iki odalı bir yapı bulunuyor. Bir kısmı mutfak olarak kullanılırken, bir kısmı da türbenin üzerini kaplıyor. Türbenin üzerinde küçük bir kubbe bulunuyor. Türbeyi kaplayan odanın dış duvarları dilek taşı olarak bırakılmış. Duvardaki küçük oyuklara insanlar dilek tutarak taşlarını tutturmaya çalışıyorlar. Taş tutarsa dileklerinin yerine geleceğine inanıyorlar.

    KUTSAL MEŞE AĞAÇLARINI KESENLERİN İFLAH OLMAYACAKLARINA İNANILIYOR

    Kapıdan içeri girerken orada bulunan meşe ve zeytin ağaçlarından yapılan küçük kazık haline getirdikleri dal parçaları yere çakılıyor. Bu da dileklerin tutması için yapılan bir ritüel. Türbenin etrafında üç dört tane yüz yıllık meşe ağaçları  bulunuyor. Ağaçlardan biri türbenin üzerini tamamen dalları ile kaplamış durumda. Bir ağacın dalları dilek çaputları ile donatılmış. Bu ağaçları kesmek ise yasak. Zira ağaç kesen kişinin iflah olmayacağına inanılıyor. Bu meşe ağaçlarının dikkat çeken bir yanıda yörede sadece tek türbe etrafında bulunması. Bu yerleşkede başka bir alanda meşe ağacı bulunmuyor. Binanın hemen önünde çok eski zamanlarda yapılmış bir su kuyusu bulunuyor. Bu kuyudan hem içmek, hemde yemek yapmak için su ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

    KESİLEN KURBANLARLA YAĞMUR VE SAĞLIK NİYAZ EDİLİYOR

    Türbenin içerisinde bir mezar bulunuyor. Bu mezarın Yağmur Dede’ye ait olduğuna inanılıyor. Yağmur Dede’nin kim olduğuna ve nereden geldiğine yönelik bir bilgileri bulunmasada, yörede yaşayan halk yağmur dedenin kerametine inanıyorlar.

    Türbenin içerisinde mezarla birlikte Alevi inancının temelleri olan Hz.Ali ve diğer Alevi kutsallarının resim ve tasvirleri bulunuyor. Bu resimler arasında  Hz. Ali ve 12 imamlar, Hacı Bektaş-ı Veli,  Hz. Ali’nin Hayber önlerinde olduğunu tasvir eden resim, ayrıca  Arapça bir bez üzerine yazılmış  Hz. Hüseyin yazısı ve Zülfikar  resmi bulunuyor.

    Türbe hakkında bilgi veren Mabeta Alevilerinden Muhammet Ali Çoli, Yağmur Dede Türbesi’ni şöyle anlatıyor:

    ” Yağmur Dede köyün hemen yan tarafında. Mabeta genel olarak Aleviliği ile bilinir. Yağmur Dede’ye  genel olarak  her yıl gelinir, onun dışında da mevsim kurak geçerse Yağmur Dede ziyaret edilir. Allahın ve Yağmur Dede’nin izni ile kestiğimiz kurbanlarla  yağmur niyaz ederiz. Yağmur Dede’ye yağmur istemeye gelmeden önce tüm köylü ve kasabalı kendi aralarında para, bulgur, yağ, tuz biriktirerek kurban alır. Bu yardımda herkes eşit değildir, herkes kendi imkanına göre katılır. Kurban kesildikten sonra Yağmur Dede’den ricada bulunuruz “Bize yağmur yağdır” diye. Kesilen kurban ve yapılan yemek burada yenilir. Yağmur duasının dışında her cuma da gelinir. Hastası olanlar şifa dilemeye, çocukları olmayanlar çocuk dilemeye gelirler. Bu niyazda bulunanlar kurbanlarını keserler. Hem burada, hemde isterlerse köyde dağıtırlar. Ama kurbanlar illa burda Yağmur Dede huzurunda kesilir”

    (PİRHA/AFRİN)

  • Afrin’de yaşayan Makbule Ala anılarında kalan Aleviliği PİRHA’ya anlatı-VİDEO

    Afrin’de yaşayan Makbule Ala anılarında kalan Aleviliği PİRHA’ya anlatı-VİDEO

    PİRHA – Afrin’de yaşayan Makbule ana anılarında kalan Aleviliği Pirha’ya anlatı. ”Buralara nasıl geldiğimizi şu an çok bilen yok ama anlatılanlar bize kadar geldi. Çok eski zamanlarda Osmanlı zulmünden Maraş/Elbistan, Malatya ve Adıyaman taraflarından kaçıp gelindiği hep anlatılır, diyen Makbule Ala “Bizde yemin edilirken Hüseyin Ağa Ocağı üzerine yemin edilirdi” ifadelerini kullanarak bağlı oldukları ocağa işaret ediyor.

    HABERİN VİDEOSU:

    Makbule Ala altmış yaşında. Afrin merkeze 10-13 km uzaklıktaki Mabeta kasabasında yaşıyor. Dört kız ve üç erkek çocuğu var ve hayat arkadaşını bir kaç yıl önce kaybetmiş. Makbule ana anılarda özlemle anarak yaşadığı aleviliği şöyle anlatıyor.

    “Buralara Afrin/Mabeta’ya nasıl geldiğimizi şu an çok bilen yok ama anlatılanlar bize kadar geldi. Çok eski zamanlarda Osmanlı zulmünden Maraş/Elbistan, Malatya ve Adıyaman taraflarından kaçıp gelindiği hep anlatılır. Biz gelişimizi beş babaya (nesle) kadar biliyoruz. Babam bazı zamanlar Türkiye’ye gidiyordu. Geldiğinde bize kuzeyde akrabalarımız olduğunu söylüyordu. Bizim soyadımız Ala. Bu soy isimden kuzeyde akrabalarımız olduğunu hep söylerdi.”

    “MALATYA, MARAŞ, ELBİSTAN, ADIYAMAN TARAFLARINDAN GELDİK”

    Yaklaşık 40 yıldır Cem görmediğini belirterek konuşmasına devam eden Makbule ana “bizim buralara Maraş, Elbistan taraflarından Hüseyin Ağa ve oğlunun adı Hamdi’ydi o birlikte buralara geliyordu. Ben o zamanlar daha küçüktüm, nenem onlardan bize bahsediyordu. Ama ben onun oğlu Hamdi dedeyi gördüm. O zamanlar at üzerinde buralara geliyorlardı. Genellikle ocak ayında karın kışın yoğun olduğu zamanlarda geliyorlardı. Hüseyin dedenin buralara gelişi 100 yıl öncelerdeydi. Büyüklerimiz onların Malatya, Maraş, Elbistan taraflarından geldiklerini söylüyorlardı. Yemin edilirken Hüseyin Ağa Ocağı üzerine yemin edilirdi” diyor.

    “HER ZAMAN ALEVİ OLDUĞUMUZU SÖYLEDİK”

    “Biz hala Aleviyiz” diyor Makbule ana “Aşure orucu ve Hızır orucunu tutuyoruz. Şimdi çok iyi yaşayamasak da Aleviliğimizi, yine de ayakta kalmış olmamıza şükredip bereket versin diyoruz. Şimdi nasıl çemberde isek, yüz yıllar boyu çemberde kaldık. Bu kadar etrafımızdaki Sünni köy arasında hep Alevi olduğumuzu söyledik, onlarda bize Alevi köyü gözü ile baktılar. Bizde hep bir söz oldu ‘kızınızı dışarıya vermeyin’ diye. Adetlerimizde boşanma hiç yoktu. Alevilik yolu hep doğruluk dürüstlük üzerine oldu. Çevre köylerde biliyordu biz kimseyi ve canlıları öldürmezdik. Çevre köyler birebir bunları söylüyorlardı. Konuşarak anlaşacağımızı sorunlarımızı aşacağımızı biliyorduk” ifadelerini kullanıyor.

    “ÖZÜMÜZÜ KORUDUĞUMUZA İNANIYORUM”

    Biz kısmende olsa muharrem orucunu tutuyoruz. Uzun yıllar yaşadığımız zorluklar baskılar ve etrafımızdaki çemberden dolayı büyük oranda adetlerimizden uzaklaştık ama özümüzü koruduğumuza inanıyorum, diyen Makbule Ala geçmişe dair anılarını tazeleyerek anlatıyor.

    “Hatırlıyorum önceden aramızda köyümüzde olan sorunların çözümü için illa dedenin gelişi beklenirdi. Dede geldiğinde bu iki sorun yaşayan kişi yada aileyi yan yana getirir çözüm olurdu. Ölümlerde dede çağrılırdı kaldırmak için. Bir kişi kızını dışarı evlendirmek istese dedeye sorulurdu. Dedelerin buraya gelmediği zamanlarda Şabo’nun evi dediğimiz bir ev vardı. Zaten dede geldiğinde de oraya gelirdi. Dede geldiğinde köylüler evlerinde ne varsa o eve götürürler dede de ihtiyacı olanlara dağıtırdı. Dedenin gelmediği bir süre bu adet daha devam etti. Lokma olarak hazırladığımız Hızır ekmeğini de bu eve götürüyorduk.”

    “BASKILARDAN ÖTÜRÜ İBADETLERİMİZİ GİZLİ YAPIYORDUK”

    Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de rejim baskısından dolayı ibadetlerini gizli yapmak zorunda kaldıklarına işaret ediyor. “Dedelerimiz genellikle kış aylarında, ocak ayında gelirdi. Dedeler geldiğinde köyün dışında olsun cem zamanı olsun güvenlik için 12 kişi evin önünde cem yapılırken nöbet tutardı. Bu durum yine de çevre köylerde fark ediliyordu. Ondan dolayı şikayet ediliyorduk. Kış ayında yapılan bu cemler keyiften değil, zulümden katliamdan kaçmak içindi. Bu zulümlere karşı kendimizi koruduk” diyor.

    “İKİ TANE ZİYARETİMİZ VAR; BERBEROJ VE YAĞMUR BABA”

    Kasabalarında hala iki tane ziyaretlerinin bulunduğunu belirten Ala devamla şunları belirtiyor. “Burada iki tane ziyaretimiz var. Birisi Berberoj diğeri de Yağmur Baba. Yağmur Baba’ya her cuma gidip lokma dağıtanlar oluyor, ama biz genellikle Berberoj’a gidiyoruz. Ama genel olarak kurban ve adaklarımızı Zeynel Abidin Türbesi’ne ve Siti Zeyneb’e götürüyoruz. Zeynel Abidin Hama ve Humus arasında bulunuyor. Siti Zeynep  ise Şam’dadır. Ben çok gittim Zeynel Abidin’e benim bir oğlumun adı da Zeynel Abidin’dir.”

    “NURİ DERSİMİ DEDEMİN EVİNDE KALMIŞ”

    Makbule Ala’nın anılarında kalan bir önemli konuda Nuri Dersimi oluyor. Aleviliğin buralarda canlı kalmasında Nuri Dersimi’nin de etkili olduğunu belirterek konuşmasına devam eden Ala bu anılarını şöyle anlatıyor. “Buralarda Alevilik üzerine etkileri oldu. Nuri Dersimi yaklaşık iki yıl dedemin evinde kalmış. Türkler o zaman Nuri Dersimi’nin başına altın ödülü koymuştu. Onun kellesini getirene altından ödül vereceklerini vaad ediyorlardı. Nuri Dersimi hikayelerini de bize nenem anlatıyordu. Nenem giller yanına gittiğinde onlara saz çalıyormuş. Üç kızı varmış, Türkiye tarafında kalmış ama onları deniz üzerinden yanına büyük zahmet çekerek getirtmiş.”

    “BİZ KENDİMİZ OLDUKÇA DAHA GÜÇLÜ OLACAĞIZ”

    Alevi adetlerimizi yaşamayı çok uzun zaman önce bırakmak zorunda kaldığımız için şimdi dağınığız fakat şimdiden bir kısım gençlerimiz Alevi inancını, adetlerini araştırma peşine düşmüş durumdalar ifadelerini kullanan Makbule Ala konuşmasını şöyle tamamladı “Özümüzü koruyoruz ama adetlerimizi çoktandır yapmıyoruz.  Alevi olmamızla başımız dik. Şimdi çevremizle hiç bir düşmanlığımız yok. Herkes birbirine kardeşçe yaklaşıyor. Sünnilik, Alevilik bizi bir birimizden uzaklaştırmıyor. Biz kendimiz oldukça daha güçlü olacağız. Herkes gibi bizde kendi kökümüzle buluşacağız.”

    PİRHA/AFRİN

     

  • Afrinli Aleviler Temmuz’dan kışa hazırlık yapıyor-VİDEO

    Afrinli Aleviler Temmuz’dan kışa hazırlık yapıyor-VİDEO

    PİRHA – Afrinli Kürt Alevi  Zeliha Muhtar, Afrin’in verimli topraklarının kendilerine hiç aç ve açıkta bırakmayacağını belirterek, kendi bahçesinde yetiştirdiği üzüm koruklarından kışın yemeklere katmak için üzüm ekşisi yapıyor. 

    Haberin Videosu

    Afrin merkezin kuzeydoğusunda kent merkezine 13 km uzaklıkta yer alan Mabeta Kasabası Alevi kimliği ile öne çıkıyor. Afrin genelinde dağınık halde çok sayıda Alevi Kürt nüfusu yaşamakta. Alevi Kürt nüfusu başta Mabeta Kasabası olmak üzere Raco ve Bilbile kasabalarına bağlı çok sayıda bulunmakta.

    ALEVİ İNANCINA ÖZDEN BAĞLILAR 

    Burada yaşayan Aleviler hem çok uzun yıllar önce Maraş/Elbistan ve Adıyaman’dan Osmanlı ve Türkiye zulmünden kaçmışlar hem de sığındıkları bu topraklarda merkezi rejimlerin zulmü ile karşı karşıya kalmalarından dolayı Alevi inanç ve ritüellerini yaşayamasalar da Alevi inancına özden bağlı kaldıklarını belirtiyorlar.

    Mabeta Kasabası, yer üstü doğal zenginliği kendi kendine yeterliliği yaşıyor. Başta zeytin olmak üzere çok sayıda meyve ihtiyacını kendi toprak ve bahçelerinden karşılıyorlar. Bu mevsim de üzüm zamanı olduğu için  olgunlaşma devresini tamamlamadan üzümleri koruk halinde toplayarak kışın yemeklerine katmak için her ev üzüm ekşisi hazırlama faaliyetine girmiş durumda. Bunlardan birisi de iki kız, iki erkek çocuklu Kürt Alevi kadını Zeliha Muhtar.

    “DIŞARIDAN ÇOK ŞEY SATIN ALMAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Zeliha Muhtar, babasının görevi gereği Tapka Kasabası’nda büyümüş. Babası Tapka barajında sanayi işlerinde çalışıyormuş. 16 yıl önce evlenerek tekrar Afrin’in Mabeta Kasabası’na geri gelmiş. Zeliha Muhtar bir taraftan hayatını anlatırken diğer taraftan da kış hazırlığı olarak et için kullanılan kıyma makinesinde koruk üzümleri eriterek şunları belirtti:

    “Üzümleri kendi bahçemizde yetiştiriyoruz. Olgunlaşmamış üzümleri böyle sularını çıkarıp üzüm ekşisi haline getirerek kavanozlara doldurup kış için saklıyoruz. Topraklarımız bizi doyuruyor. Dışarıdan çok şey satın almamaya çalışıyoruz. Üzüm ekşisinin yanında bahçemizde bulunan nar ve sımaktan da ekşi elde edeceğiz.”

    Pirha/AFRİN