Etiket: akademisyenler

  • Cübbeler polisin ayakları altında

    Cübbeler polisin ayakları altında

    Kanun hükmünde kararnameyle 72 akademisyenin ihraç edildiği Ankara Üniversitesi’nde toplanmaya çalışan akademisyen ve öğrencilere polis gaz bombası ve TOMA’yla saldırdı.

    Tarihi hiçe sayılan Mülkiye gibi, kampusun önüne serilen cübbeler de polis tarafından çiğnendi.

  • Akademisyenlerin Cebeci’ye girişi engellendi

    Akademisyenlerin Cebeci’ye girişi engellendi

    Eğitim-Sen Ankara Şubesi’nin bugün Ankara Üniversitesi’ne yaptığı ‘Büyük buluşma’ için ‘Hayır gitmiyoruz’ diyerek kampüs önüne gelen akademisyenler engellendi.  

    Rektörlük talimatı ile hocaların hiçbirinin okula alınmayacağı söylendi.

    Bir sivil polis tarafından yumruklandığını ifade eden ihraç edilen akademisyenlerden Cenk Yiğiter, “Bazı arkadaşlarımıza da çevik kuvvet tarafından şiddet uygulandı. Bütün bunlar kampüsün güvenlik amirinin gözü önünde oluyor” dedi.

    Polis, akademisyenlerin okula girişine izin vermedi. Hocalar, kapıdan yola kadar sürüklenerek engellendi. Siyasal Bilgiler Fakültesi eski dekanı Yalçın Karatepe de içeriye alınmayanlardandı. Karatepe, akademisyenlerle birlikte polisle görüşürken, eyleme izin verilmeyeceği, ısrarcı olunursa müdahale edileceği tehdidinde bulunuldu.

    GÖZALTI VE POLİS SALDIRISI

    Polis, 2 kişiyi gözaltına alırken, Eğitim -Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca’nın da üzerine yürüdü. Polis akademisyenlere sıvı gazla saldırdı, müdahalede köpekler de kullanıldı.

    HOCALAR CÜBBELERİNİ YERE SERDİ

    Polis saldırısı sonrası giriş kapısı kapatıldı. Hocalar bunun üzerine cübbelerinin okul kapısının önüne serdi. “Biz bu okulun hocalarıyız, neden içeri alınmıyoruz” diyerek tepki gösteren akademisyenler “Çocuklarınızı okutacak hoca bulamayacaksınız” dedi.

    OKULA TOMA GİRDİ, ÇOK SAYIDA GÖZALTI

    Okula TOMA girmesinin ardından gazlı saldırı başladı. Bu sırada 1 kişinin gözaltına alındığı görüldü.

    İLEF’in içerisine giren polis KHK ile ihraç edilen Akademisyen Hakan Yüksel’le birlikte 5 öğrenciyi gözaltına aldı.

    Okul içerisinde köpeklerle insanların üzerine yüründü.

    SBF’de İktisat Teorisi Ana Bilim Dalı Başkanı Emel Memiş Parmaksız gözaltına alındı.

    CHP Milletvekilleri Veli Ağbaba ve Murat Emir de okulun içerisinde bulunuyor.

  • Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü, ‘fiilen’ kapandı

    Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü, ‘fiilen’ kapandı

    Son KHK’yla birlikte Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden üçü profesör beş akademisyen ihraç edildi. Bölümde dört akademisyen kaldı.

    Son KHK’yla birlikte Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden üçü profesör beş akademisyen ihraç edildi. Bölümde dört akademisyen kaldı.

    Dün gece çıkartılan yeni kanun hükmünde kararnameyle 330’u akademisyen 4 bin 464 memur ihraç edilmişti.

    BBC Türkçe’nin haberine göre bir önceki KHK ile ihraç edilen Süreyya Karacabey, bölümün fiili olarak artık işlevini yürütmesine imkan kalmadığını ifade etti: “Biz Tiyatro bölümünde barış akademisyenleri olarak altı imzacıydık. Geri kalan beş arkadaşım da bugün ihraç edildi. Bölümün artık fiili olarak işlevini yürütmesine imkan yok. Bütün eğitim şu anda durmuş durumda. Oyunculuk ana sanat dalından üç ve yazarlık dalında bir akademisyen arkadaşımız kaldı ama onlarında tüm bölümü yürütmelerine imkan yok.”

    Karacabey, bölüm arkadaşları arasında ihraçların devamının beklendiğini de vurgulayarak, “Bizlerden sonra atılmayı bekleyen arkadaşların durumu daha kötüydü. ‘Arkadaşlarım atılmışken ben burada ne yapıyorum’ diyorlardı. Sıranı beklemek zaten öldürücü bir şey” dedi.

  • İhraç edilen akademisyenler: Yaşasın hayat ve barış

    İhraç edilen akademisyenler: Yaşasın hayat ve barış

    Uzatılan OHAL ile birlikte çıkarılan 679, 680 ve 681 nolu üç yeni KHK’de yurt dışına kaçanların vatandaşlıktan çıkarılması ve polise sanal ortamda araştırma yetkisinin verilmesinin yanında üniversitelerdeki muhalif öğretim görevlilerinin ihraç edilmesi de yer alıyor. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzalayan birçok akademisyen ve bazı Eğitim-Sen üyesi akademisyenler görevlerinden ihraç edilirken, akademisyenlerden Prof. Dr. Melek Görgenli, sosyal medya üzerinden hayatı ve barışı savunacaklarını ilan etti. Görgenli Twitter hesabından, “Canım öğrencilerim, hiç üzmeyin kendinizi.. Biz derslerimize devam ederiz, okulda olmaz her yerde olur, yaşasın HAYAT ve BARIŞ” açıklamasını yaptı.

    “İDEALLERİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

    Ankara Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyenler ise Evrensel’den Tamer Arda EKŞİN’e bazı değerlendirmelerde bulundu:

    Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Leyla Işıl Ünal, “FETÖ ile mücadele edeceğiz” söylemiyle başlayan ihraçların muhalifleri yıldırma operasyonuna dönüştüğünü belirtirken, “Her ihraç dalgasında Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atan arkadaşlarımızdan bazıları ihraç ediliyordu. Bu sefer beni de ihraç ettiler. Ancak bizim için üniversiteler önemli ama ideallerimiz de vazgeçilmezimiz” dedi.

    ”İHRAÇ LİSTELERİNİ REKTÖRLÜKLER HAZIRLIYOR”

    Savcılıkların ve Yüksek Öğretim Kurumu’nın Barış İçin Akademisyenler bildirisinde suç olacak bir unsur bulamadığı için KHK’lerle ihraç yoluna başvurduğunun altını çizen Ünal’a göre, “Ceza veremediklerini düşünerek KHK ile bizleri ihraç ediyorlar. İhraç listelerini rektörlükler hazırlıyor. KHK ile ihraç edince onlar için soruşturma ve gerekçe hazırlamaya gerek kalmıyor”

    Öğrencilerinden ayrıldığına üzüldüğünü belirten Ünal, “Onlarla etkileşimde bulunup öğrenimlerine katkı veremeyeceğiz bu üzücü. Ancak akademik çalışmalarımıza devam edeceğiz. Akademi için illa kadrolu olmaya gerek yok. Akademik çalışmalarımızı çeşitli yollarla sürdüreceğiz. Bizim de artık dayanışma akademilerimiz var” diyerek akademik faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi.

    Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) Maliye Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Özlem Albayrak ise, SBF’nin kendisi için anlamlı bir kurum olduğunu ifade ederek, kurumun zayıflatılma sürecinde kendisinin de yıprandığını belirtti. Albayrak, “ Hem büyük akademinin kurum olarak hem de kendi fakültemin hele bu süreçte nasıl gittikçe zayıflayıp, çirkinleştiğini gördükçe yaptığım işi bu kurumlarda sürdürmek istemediğimden her gün yeniden emin oldum” dedi.

    ”KENDİ ÜNİVERSİTEMİZİ KURMALIYIZ”

    Albayrak, ihraç edilmesi üzerine “Akademide kalmaya devam edersem, uzun süredir önerdiğim gibi kendi üniversitemizi kurmalıyız diyorum. Türkiye üniversiteleri birkaç istisna dışında bu dönemdeki kirlenmişlikleri ve tükenmişlikleri ile hiçbir şekilde, en azından benim huzur içinde bulunmayı isteyebileceğim ve anlamlı katkı sunabileceğim yerler değil. Burnumuzu tıkayıp kapısından girdiğimiz okullarda, kendimizi zorlayıp ders vermeye, yazıp çizmeye çalıştık bir yıl boyunca. Hayatımda hiç bu kadar performansım düşmemişti sınıfta. Böylesi daha hayırlısı” dedi.

     

     

  • Faşizme karşı ODTÜ’lü akademisyenler ayakta!

    Faşizme karşı ODTÜ’lü akademisyenler ayakta!

    ODTÜ öğretim üyeleri de Türkiye’de gelişmelere karşı ayağa kalktı. Akademisyenler bir basın açıklaması yaparak, “ODTÜ’lü öğretim elemanları olarak talebimiz, demokratik, katılımcı, özerk, insan ve doğayla barışık üniversitedir. Bunun sağlanması için mücadele etmeyi topluma karşı bir sorumluluk ve görev kabul ediyoruz” dedi.

    Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ÖDTÜ) öğretim üyeleri cübbelerini giyerek üniversitenin Fizik Amfisi önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada; rektörlük seçimlerinin kaldırılmasına, HDP’li vekillere ve Cumhuriyet gazetesine yönelik tuutklamalara da değinilerek “kaygı verici siyasi müdahaleler yapıldığına tanık oluyoruz” denildi.

    Yaşanan sürecin kaygı verici olduğu belirtilen açıklamada “Bugün ülkemizde demokrasinin sürdürülmesi için yaşamsal öneme sahip kurumlara, parlamentoya, yargıya, siyasi partilere ve basın-yayın kuruluşlarına kaygı verici siyasi müdahaleler yapıldığına tanık oluyoruz” ifadeleri de yer aldı.

    ODTÜ öğretim üyelerinin ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği tarafından hazırlanan açıklama şöyle:

    “Demokrasi insanlık tarihinin en önemli kazanımlarından biridir. Farklılıklarla bir arada yaşamayı mümkün kılan bu kazanım, sancılı tarihsel süreçler sonunda elde edilmiştir. Bugün ülkemizde demokrasinin sürdürülmesi için yaşamsal öneme sahip kurumlara, parlamentoya, yargıya, siyasi partilere ve basın-yayın kuruluşlarına kaygı verici siyasi müdahaleler yapıldığına tanık oluyoruz. Bu süreç, son bir haftada yaşadıklarımızla yeni ve korkutucu bir evreye girmiş bulunmaktadır.

    Sürecin üniversiteye yansımalarından biri, 29 Ekim 2016 tarihinde yayımlanan 676 no’lu KHK ile, üniversite yönetimlerinin belirlenmesinde öğretim üyelerine söz hakkı tanıyan rektörlük seçimlerinin yürürlükten kaldırılması olmuştur. 2547 sayılı YÖK yasasında tanımlanmış halini dahi yeterli görmediğimiz bu uygulamanın kaldırılmasını demokrasinin toplumsallaşması ve kurumsallaşması açısından kabul edilemez buluyoruz.

    Ayrıca hatırlatmak isteriz ki, üniversitelerin toplum yararına bilgi üretebilmesi ve toplumsal gelişmeye katkı sağlaması için temel ön koşul özerkliktir. Bu nedenle, üniversitelerin özerkliği çağdaş dünyada anayasal güvence altına alınmıştır. Üniversite rektörlerinin seçimle belirlenmesi, yüksek öğretim elemanlarını toplumun diğer kesimlerinden ayrıştırmak üzere talep edilen bir ayrıcalık değildir. Aksine, kamusal bir hizmet olan eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin toplum yararına ve bilimsel bir temelde yapılabilmesinin gereklerindendir.
    ODTÜ’lü öğretim elemanları olarak talebimiz, demokratik, katılımcı, özerk, insan ve doğayla barışık üniversitedir. Bunun sağlanması için mücadele etmeyi topluma karşı bir sorumluluk ve görev kabul ediyoruz.”