Etiket: Akbelen

  • Sancar: Ana gündemimiz HDP’nin olağanüstü kongre kararı

    Sancar: Ana gündemimiz HDP’nin olağanüstü kongre kararı

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, PM toplantısı öncesinde konuştu. “Ana gündemimiz HDP’nin olağanüstü kongre kararı” diyen Sancar, HDP’nin kurumsal varlığını Yeşil Sol’a aktarma konusunda tartışacaklarını belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM), Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlığında partinin Ankara’daki genel merkezinde olağanüstü kongre gündemiyle toplandı. HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Parti Meclisi toplantısı öncesinde basına konuştu. Sancar, yaptığı açıklamada “HDP varlığını koruyacak ancak mücadelesi Yeşil Sol Parti ile devam edecek” diye belirtti.

    Sancar, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi, sadece kriz kelimesi ile geçiştirmenin doğru olamayacağını, ekonominin büyük bir buhran içerisinde olduğunu kaydetti.

    Yeni dönem hazırlıklarına dair parti meclisinin toplanacağını belirten Sancar, “Tarihsel bir dönemeçte, tarihsel önemde kararlar almak üzere” bir araya gelindiğini söyledi.

    “EKONOMİK KRİZ DEĞİL, BÜYÜK BUHRAN”

    Mithat Sancar, HDP Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada şu başlıklara değindi:

    “Seçimlerden sonra halkımıza söz verdiğimiz gibi değerlendirme, muhasebe, eleştiri-özeleştiri sürecini elimizden gelen en yaygın biçimiyle yürütmeye çalıştık. Bu süreç devam etmektedir. Bunun sonunda konferanslar ve kongreler toplanacaktır. Kongreler diyorum çünkü hem HDP’nin hem de Yeşil Sol Parti’nin kongreleri gündemimizdedir.

    Ekonomi bir büyük buhranın içinde. Ekonomideki durumu kriz diye geçiştirmek, sanki bundan herkes aynı şekilde etkileniyormuş gibi bir yanılsama yaratmaya yöneliktir. Oysa ortada bir çöküş var ve bu çöküşün altında kalan büyük halk kesimleridir, emekçilerdir, yoksullardır. Yani halkın yüzde 95’idir. Bir avuç sermayedarın varlığına daha fazla varlık kattığı, servetini büyüttüğü bir süreçten ülkenin ve halkın tümünün aynı şekilde etkilendiğini iddia etmek halkla alay etmektir. Enflasyon oranları ortada, kira artışları ortada, gıda sorunu ortada. İnsanlar barınamıyor, beslenemiyor ve hayatlarını asgari insani şartlara göre yürütemiyor. Emek sömürüsü aldı başını gidiyor. İlkel birikim anlayışıyla bir kapitalist düzen işletiliyor. Yani yağmacı bir düzenin bütün unsurları tek tek hayata geçiriliyor. Her alanda hayata geçiriliyor. Yağmacılık emek sömürüsünde zaten zirve yapıyor ama aynı zamanda doğanın bu ilkel birikim modeline göre talanı da bu iktidarın son sürat yürüttüğü bir politikadır.

    Örnekler canlı; bir yanda Akbelen’de orman kıyımı, öte yanda Cudi’de ormanların yok edilmesi, diğer yanda Dikmece’de acele kamulaştırmayla doğa varlıklarının ve zeytinliklerin talanı. Bütün bunların amacı yağmacı, ranta dayalı, soyguncu bu ilkel birikim modelini sürdürmektedir.

    “IŞİD’E KARŞI YAPILAN DİRENİŞİN HESABI SORULMAK İSTENİYOR”

    Kobani Kumpas Davası hiçbir kural tanıma kaygısı güdülmeden yürütülüyor. Orada yargılanan arkadaşlarımıza isnat edilen suçlamalara bakıldığında, amacın hiç de hukuksal bir süreç yürütmek olmadığını açıkça görebilirsiniz. IŞİD zihniyetinin ve yenilgisinin intikamı bu dava ile alınmak isteniyor. IŞİD’e karşı direnişin hesabı sorulmak isteniyor. O dönem IŞİD’in bölgede yayılmasını durduran direniş ile demokratik siyaset alanında yeni dönemin barış huzur, demokrasi ve özgürlük temelinde kurulması temelindeki çabalar suçlanıyor.

    İktidar, bütün imkanlarıyla Kobanî Kumpas Davasına yükleniyor. En son Diyanet İşleri Başkanlığını devreye soktu. Müdahillik dilekçesi adı altında neredeyse IŞİD zihniyetinin devamı olan ifadeler bütününü mahkemeye sundular. Saldırılarını ideolojik ve politik düzeyde bu dava üzerinden yürütüyor iktidar. Aynı hukuksuzluğu Anayasa Mahkemesinin kararlarını yok sayma cüretkarlığında, Cumartesi Annelerinin haklı meşru direnişine karşı gösterilen uygulamalarda da görüyoruz.

    “TOPLUMSAL MÜCADELENİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bizler buradayız. Yürüttüğümüz değerlendirme, muhasebe, eleştiri-özeleştiri süreci bütün bu adaletsizliklere karşı daha güçlü bir şekilde toplumsal muhalefetin öncülüğünü üstlenecek bir güç birikimini ileriye taşımak içindir. Hiç kimsenin bu konuda en ufak bir karamsarlığa kapılmaya hakkı yok. Umutsuzluk ise asla ve asla buralarda yer bulmamalı. Tam tersine umut mücadeleden doğar, mücadele inançtan beslenir. Biz hedeflerimize ve ilkelerimize inanıyoruz.

    Biliyorsunuz seçim süreci HDP’ye yönelik her türlü kuşatmanın yürütüldüğü bir oyunlar ve operasyonlar bütünü olarak gerçekleşti. Kapatma davası HDP’yi ve demokratik siyaseti tasfiye etmenin bir aracıydı, bir hamlesiydi. Aynı zamanda seçimlerde halkı seçeneksiz bırakma planlarının bir parçasıydı. HDP’yi savunacağız diye yola çıktık, HDP’yi yaşatacağız dedik. Bunun için hukuksal, toplumsal ve siyasal mücadelemizi sürdüreceğiz dedik ve öyle yaptık. Ama halkı seçimlerde seçeneksiz bırakmamak ve iktidarın oyunlarını boşa çıkarmak da bizlerin tarihsel bir göreviydi. O nedenle kapatma ihtimaline karşı bileşenimiz olan Yeşil Sol Parti seçimlere hazırlandı ve bizler de Yeşil Sol Parti çatısı altında seçimlere girdik. Seçimlerde istediğimiz sonuçları alamasak da buradayız. Parlamentoda 3’üncü büyük partiyiz. Bütün engellemelere, hilelere ve manipülasyonlara rağmen bir güç olarak büyüme imkanlarını halkımız bizlerden esirgemedi.

    HDP kendisinden önceki mücadele tecrübesini devralmış bir büyük bedeller ve inançlar kümesidir. HDP aynı zamanda bu siyasi birikimi geleceğe aydınlık bir ülke yaratma amacıyla taşıyacak temel aktördür. Seçime girmedik. Seçime iktidarın oyunlarını boşa çıkarmak için başka bir yöntemle girdik. Şimdi HDP olarak bizler varlığımızı koruyacağız ama birikimimizi aktardığımız Yeşil Sol Parti’yi hem toplumsal mücadelenin bütün alanlarında hem de parlamentoda en etkili güç haline getirmek için elimizden gelen bütün çabayı harcayacağız.

    “ANA GÜNDEMİMİZ HDP’NİN OLAĞANÜSTÜ KONGRE KARARI”

    Biz bu fikriyatı bizden önceki partilerden ve mücadeleden aldık. Bu birikimi geçmişin bedellerle yüklü güçlü mücadelesinden aldık. Şimdi bunu Yeşil Sol Parti’de devam ettirecek yöntemleri de hep birlikte tartışacağız. Ana gündemimiz HDP’nin olağanüstü kongre kararı alması olacaktır. Bunu sizlerle tartışacağız. Olağanüstü kongremizi toplayacağız. Daha doğrusu toplamayı tartışacağız. PM’nin kararı burada belirleyici olacaktır. Bu tartışmalardan sonra HDP kurumsal varlığını devam ettirecek şekilde birikimini Yeşil Sol’a aktarmanın yöntemlerini tartışacaktır. PM bu açıdan gerçekten tarihi bir toplantı gerçekleştirmektedir. Ve çok önemli bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyadır. Hedefimiz topluma dayatılan çaresizlik ve teslimiyet seçeneklerini boşa çıkaracak yöntemler geliştirmek ve mücadeleyi büyütmektir.

    Bugün bu hedefler çerçevesinde yöntemleri ve planlamamızı değerlendireceğiz, kararlarımızı alacağız ve en güçlü şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bu toplantının başarılı geçeceğine inancım tamdır. Geleceğin umut ve özgürlük üzerine kurulması için bizi bekleyen bütün ezilenler, Kürt halkının özgürlük mücadelesi, doğa savunucularının ve ekoloji çevrelerinin doğayı ve yaşamı savunma mücadelesi, kadınların eşitlik, özgürlük ve hak mücadelesi, gençlerin aydınlık bir gelecekte yaşama mücadelesi… Bütün bunlar bizleri davet ediyor. Emekçiler bizleri davet ediyor. Mücadele bizleri davet ediyor. Çaresizlik ve teslimiyeti boşa çıkaracak öncülere bir davettir. Biz bu daveti kabul ediyoruz. Bu davet başımız gözümüz üstünedir. Bu davetin gereklerini yerine getirecek kararları buradan alacağımızı halkımıza duyurmak istiyorum. Parti Meclisimiz bu davetin gereklerini yerine getirecek kararları enine boyuna yürüteceği tartışmaların sonucunda alacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Meclis yarın Akbelen Ormanı için olağanüstü toplanıyor

    Meclis yarın Akbelen Ormanı için olağanüstü toplanıyor

    Meclis yarın Akbelen için olağanüstü toplanacak. TBMM Genel Kurulu’nda, 200 milletvekili olan toplantı yeter sayısının sağlanması halinde, CHP’nin, Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen mevkisinde maden sahasındaki çalışmalara ilişkin genel görüşme önergesi ele alınacak.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen Ormanı’nda Limak ve IC İçtaş’ın iştirakı YK Enerji’nin yaptığı ağaç katliamı ile ilgili genel görüşme yapılmasına ilişkin önergesini görüşmek üzere yarın olağanüstü toplanacak.

    Genel Kurul’da görüşmelere başlanabilmesi için 200 milletvekilinin hazır bulunduğu toplantı yeter sayısı aranacak. Toplantı yeter sayısının sağlanamaması halinde olağanüstü toplanma çağrısı düşecek. Toplantı yeter sayısının sağlanması halinde ise görüşmelere geçilecek.

    Birleşimde, CHP’nin, Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen mevkisinde maden sahasındaki ağaç katliamı ile ilgili genel görüşme önergesi ele alınacak.

    Müzakerelerin sonunda, genel görüşme açılıp açılmamasına, işaretle oylama yoluyla karar verilecek. 151’den az olmamak şartıyla oylamaya katılanların salt çoğunluğunun sağlanması halinde, genel görüşme açılacak.

    Genel görüşmenin yapılacağı gün, özel gündem olarak Danışma Kurulu’nca tespit edilecek. İki günden az, 7 günden fazla olmamak kaydıyla genel görüşme için gün belirlenecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD: Ormanlar rant uğruna kurban ediliyor, sessiz kalmak insanlıktan çıkmaktır

    DAD: Ormanlar rant uğruna kurban ediliyor, sessiz kalmak insanlıktan çıkmaktır

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ülkede yaşanan ekolojik yıkıma tepki göstererek, “Muğla Akbelen’de, Şırnak Cudi’de, Hatay Dikmece köyünde devletin bilgisi ve denetiminde, halkların geleceği kesiliyor, yakılıyor ya da betonlaştırılıyor. Buna sessiz kalmak insanlıktan çıkmaktır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi Akbelen, Cudi ve Dikmece’de yaşanan çevre ve orman kıyımlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Akbelen ormanlarının ranta kurban edildiğinin, Cudi’nin devletin gözü önünde yakılıp yok edildiğinin dile getirildiği açıklamada, doğaya ve yaşama karşı yapılan kıyımın kabul edilemez olduğu belirtildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İnancımız bütün evreni hak olarak görür. Dünyayı mülk olarak gören zihniyet aslında bir bütün olarak ülkenin geleceğini de ranta kurban etmektedir. Bir avuç insanı zenginleştirirken gençlerin, emekçilerin, kadınların kısacası tüm halkların geleceğini karartan bir gerçeklikle karşı karşıyayız.

    Bugün Muğla Akbelen’de, Şırnak Cudi’de, Hatay Dikmece köyünde devletin bilgisi ve denetiminde, halkların geleceği kesiliyor, yakılıyor ya da betonlaştırılıyor. Buna sessiz kalmak insanlıktan çıkmaktır.

    “NEFESSİZ BIRAKMA PROJESİDİR”

    Dersim’de de “Katı Atık Dönüşüm Projesi ” Dersim merkez dahil Hardê Dewreş topraklarını insan ve tüm canlıları ile birlikte nefessiz bırakma projesidir. Bütün vicdan sahibi insanların, bu kıyımlar karşısında duyarlı olması, elini vicdanına koyarak, bu kıyımlara sessiz kalmayıp sese ses, direnişe direnişle ortak olması gerekmektedir.

    Dersim bilgesi Pir Firik dedenin sazını öpüp başına koyup sonsuza kadar susma gerekçesini hepimiz bilmekteyiz.

    Der ki;

    “Unutma ki; Dersimin bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımız ise mazlumun sığınma eviydi. Onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. Ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce bir sırtımızı döndük, sonra da YOL ve ERKANI  kaybettik. Unutma ki; harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. Kendi gerçeğine hep sadık kaldılar. Kısacası Dersim’in tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik, şimdi anlıyor musun neden küstüğümü? ”

    “YARIN HEPİMİZ İÇİN GEÇ OLACAKTIR”

    Pirin o gün Dersim için söylediği, bugün bütün ülkeyi sardı. Yok etme, göçertme, yakma! Çağrımız tüm insanlığa. Cudi’yi görün, Akbeleni görün, Dersim’i görün, Hatay Dikmece köyünü görün. Yok edilmesine izin vermeyelim. Yarın hepimiz için geç olacaktır. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Meslek örgütlerinden açıklama: Geçinemiyoruz; sistemi değiştirmek elimizde-VİDEO

    Meslek örgütlerinden açıklama: Geçinemiyoruz; sistemi değiştirmek elimizde-VİDEO

    PİRHA-DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDB, “Geçinemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz!” diyerek ekonomik krize karşı “Üretimden gelen gücümüzle haklarımıza sahip çıkalım” çağrısı yaptı.

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), ekonomik krize karşı “Zamlar Geri Alınsın!” dedi.
    TTB Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında öncelikle Akbelen Ormanı’nda yapılan doğa katliamı kınandı. Kurumlar, Akbelen halkına destek vermek adına bölgeye gideceklerini de not düştü.

    “AKP, YANDAŞ ZÜMREYE AYRICALIK TANIYOR”

    Kurumlar adına ortak basın açıklamasını KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil okudu.

    “Krizin faturasını krizi yaratanlar ödesin!” diyen Yeşil, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek şunları kaydetti:

    “Ardı arkası kesilmeyen zam işçileri, emekçileri, emeklileri, kadınları canından bezdirdi. Ülkemizde insanca yaşamak bir yana hayatta kalmak bile her gün zorlaşıyor.
    IMF reçetelerinden de beter bir programla bir kez daha ezilenlerin, yoksulların ceplerine göz dikiliyor.
    “Mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma”, “vergiyi tabana yayma” gibi adlar altında torba yasalarla vergi yükü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıkılıyor.
    İktidarın soyup soğana çevirdiği hazineyi doldurmak adına uygulanan politika bizleri, işçileri, emekçileri, kamu emekçilerini, mühendisleri, mimarları, hekimleri, avukatları, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, emeklileri, emekli dahi olamayanları ezdikçe eziyor, emeğimizi her gün biraz daha değersizleştiriyor.
    Halk işsizlikle, açlıkla, yoksullukla, artan borçlarla mücadele ederken AKP iktidarı hâlâ bir avuç patrona ve yandaş zümreye yeni ayrıcalıklar tanıyor, muafiyetler getiriyor. Bu nedenle nüfusun yüzde 1’ini oluşturan ama ulusal servetin yüzde 54’ünü elinde tutan dolar milyarderleri büyüdükçe büyüyor.
    Ücretlerimizin belirlenmesinde temel alınan ekonomik veriler TÜİK eliyle düşük gösterilirken vergi ve harçlar astronomik düzeyde artırılıyor. Emeği ile geçinen bizlerin maaşlarından peşinen gelir vergisi kesilirken tüketirken de ayrıca vergi vermek zorunda bırakılıyoruz.
    Bizler zam sağanağı altında inim inim inlerken tek sesli medyanın propagandasıyla yaşananların zorunluluktan kaynaklandığı, zamlarla ekonominin toparlanacağı, enflasyonun frenleneceği yalanı dolaşıma sokuluyor!
    Gerçeği haykırmaya çalışan çığlıklar baskı, şiddet ile; özgür basın ise sansür ve zor ile bastırılmak isteniyor.
    Öte yandan toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayan, ayrımcı ve cinsiyetçi uygulamalarla kadın emekçiler işsiz bırakılırken, çalışmaya devam inadı baskı, taciz ve mobbing ile her geçen gün artarak kırılmaya çalışılıyor.
    Halkın ezici çoğunluğunu yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borçluluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu politikalar sadece bizlerin değil Türkiye’nin sırtında bir yüktür.
    Bu yükü taşımaya mecalimiz kalmadı!

    “SEFALETTE DEĞİL, REFAHTA BİRLEŞMEK İSTİYORUZ”

    Yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.
    • Başta temel tüketim maddeleri olmak üzere yapılan zamlar geri alınmalıdır!
    • Temel ücretler yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalı, en düşük emekli maaşı Temmuz 2023 itibariyle net 15 bin TL’ye çıkarılmalıdır.
    • Ücretler toplu sözleşmelerle belirlenmeli, her üç ayda bir yoksulluk sınırında yaşanan artışa göre güncellenmeli, üzerine her çeyrekte yaşanan büyüme rakamları refah payı olarak eklenmelidir.
    • Yüksek enflasyon döneminde asgari ücret de yılda dört kez belirlenmelidir.
    • Vergide adalet sağlanmalı, az kazanandan az, çok kazandan çok verginin alındığı, artan oranlı servet vergisinin uygulandığı bir vergi düzeni getirilmelidir.
    • Sendikalaşma ve grevli gerçek toplu iş sözleşmesi önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

    DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDB olarak; zamlardan, yoksullaştıran ekonomik politikalardan rahatsız olan, “Bu böyle gitmez” diyen herkese sesleniyoruz: Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk, sefalet, güvencesizlik dayatılan bu pespaye sistemi değiştirmek ve dönüştürmek elimizde!
    Daha fazla bedel ödemek istemiyorsanız; sendikalı sendikasız, çalışan-emekli, gelin hep birlikte haklarımız için omuz omuza verelim. Üretimden gelen gücümüzle haklarımıza sahip çıkalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    Gergerlioğlu: Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye toplumunun ciddi oranda ekonomik sefalet çektiğini belirterek “Kültürel fakirleşme” vurgusu yaptı. Gergerlioğlu, Akbelen Ormanı’ndaki kıyım için de, “Sırtı kalın Limak’ın karşısında halk var, direnişçiler var.” dedi.

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair konuştu. Gergerlioğlu, “Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tatilde ve insan hakları ihlallerini gündem etmek de bize düşüyor” diye belirtti.

    Gergerlioğlu, milyonları etkileyen hak ihlallerini Meclis’te dile getirmeyi sürdüreceğinin altını çizdi. Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, konuşmasında öncelikle Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) araştırmasına göre ekonomik sıkıntılar açısından Türkiye’nin dünya birincisi olduğunu söyledi.

    “AİLELERİN %70’İ EKONOMİK SIKINTI ÇEKİYOR”

    Ekonomik ve kültürel bir çöküşün yaşandığını söyleyen Gergerlioğlu şu konuşmayı yaptı:

    “Elimde iki tane rapor var, birisi OECD araştırması ve diğeri de TÜİK 2022 halkın sosyal faaliyetleri ve sosyal dışlanma ile ilgili ölçütler üzerine olan raporları. İkisine de genel olarak baktığımız zaman ekonomik sıkıntılar açısından dünya 1.’si olduğumuzu görüyor ve kültürel fakirleşme, sosyal alanlara ilgi konusunda yetersizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kültürel faaliyetlere katılamamayı görüyoruz.

    İlk olarak OECD’nin 38 üye ülkesi arasında geçim sıkıntısı üzerine yaptığı bir araştırmada bakın ne çıkmış? Yüksek enflasyon ortamlarında temel ihtiyaçları karşılama endişeleri raporuna göre Türkiye’de ailelerin %70’inden fazlası söz konusu ihtiyaçları karşılamakta güçlük çekiyor. 38 ülke arasında geçim sıkıntısını en çok yaşayan ülke Türkiye. Gerçekler acı, iktidar toz pembe bir tablo oluşturmaya çalışıyor fakat OECD raporlarına yansıyan ve bizim de çok iyi bildiğimiz ülkenin ekonomik gerçekliği işte bu! OECD ortalaması %47 bizim ülkemizde yaşayan ailelerin %70’i önemli ekonomik sıkıntı çekiyor.

    KÜLTÜREL FAKİRLEŞME VURGUSU!

    Devlet kurumu olan TÜİK’in yaşam kalitesi modülü diyor ki; 15 yaş ve üzeri fertler son 12 ay üzerinde sosyal, kültürel hangi faaliyetler yapmış! Araştırmanın nedeni son yıllarda yoksulluğun yanı sıra sosyal dışlanma kavramının da önemli hale geldiği belirtilmiş. Yoksulluk veya sosyal dışlanma göstergesi “AROPE” üretilmeye başlanmış. Yoksul veya sosyal dışlanmış olarak tanımlanmak; göreli yoksulluk veya maddi ve sosyal yoksunluk içinde olan veya çok düşük çalışma yoğunluğu olan hanelerde yaşayan fertlerin durumu olarak nitelenmiş ve görüntü şu ki; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken bu tür kriterler belirlenmiş ve bir hesaplama yapılmış. Burada oldukça üzücü bir tablo çıkıyor ortaya. 15 yaş ve üzeri halkımızın son 1 yıl içinde %69’unun hiç kitap okumadığı tespit edilmiş. %31’i en az 1 kitap okumuş. %85’i sinemaya gidememiş. %93.7’si canlı gösteriye gidememiş. %92’si kültürel alanlara gidememiş. %94.9’u canlı spor etkinliğine gitmemiş. Araştırmanın ayrıntılarına baktığımı zaman gençlerde hem bir kültürel fakirleşme ilgisizlik hem de ekonomik sıkıntıların buna eklenmesi ile kültürel faaliyetlerden dolayısıyla sosyal faaliyetlerden uzaklaşma ve sosyal dışlanma yaşandığını görüyoruz. Yani Türkiye ciddi raporlara da yansıyan bir oranda ekonomik sefaleti yaşıyor, Türkiye Devleti’nin kendi raporlarına da yansıdığı gibi artık başta gençler olmak üzere önemli bir kültürel fakirleşme ve sosyal dışlanma halinin milyonlarca kişinin yaşadığı bir toplum haline gelmiş durumda.

    AKBELEN ORMANLARINDA GAZETECİLERE DE UYGULANAN ŞİDDET!

    Bir jandarma, gösterici olmayan, gazeteci olan bir kişiye biber gazı sıkıyor! Ya bu kişi gösterici değil sadece fotoğraf çekiyor. Hangi kesimden gazeteci olursanız olun, bu muameleye uğramayı hak etmiyorsunuz! Gazeteci işini yapar, gerçeklere ayna tutar. Bakın Akbelen Ormanlarındaki direniş konusu ayrı bir konu gazetecilerin uyduruk nedenlerden yargılandığı, hapse atıldığı, gözaltına alındığı, ters kelepçe takıldığı, aşağılandığı bir ortamda bir gazeteci ağaçları, ormanları korumaya çalışan insanlara yapılanların fotoğrafını çekmek isterken direkt hedef alınarak gözüne biber gazı sıkılıyor. Elindeki de fotoğraf makinesi ve fotoğraf çekiyor, olacak bir iş değil bu ve gerçekten son derece çok vahim bir görüntü, kabul edilecek bir hal değil, bunun da altını çizelim. Gazeteciler buna layık değil, herkes kendi işini yapıyor, gazeteci de kendi işini yapıyor ve yaşadığı tarihi bir an olarak çok üzücü bir an olarak tablo olarak maalesef kayıtlara geçmiş durumda.

    “ZULÜM İTTİFAKI, 5’Lİ ÇETEYE PEŞKEŞ ÇEKİYOR”

    4 yıldır oradaki köylüler, çevre savunucuları, ağaçların kesilmemesi için önemli bir gayret sarf ediyor. Biz bu yasaların nasıl bu Meclis’te çıktığını çok iyi biliyoruz! Tüm direnişlerimize rağmen, AK Parti MHP Cumhur Zulüm İttifakı’nın bu 5’li çetelere ülkenin ormanlarını, servetlerini peşkeş çekmek için nasıl yasa çıkardığın çok iyi biliyoruz. “Yasa var kardeşim o yüzden yapıyoruz.” demeyin. Biz bu yasaların hukuka, anayasaya nasıl aykırı çıktığını biliyoruz. Buna dayanarak alınan mahkeme kararlarında da iktidarın yargıyı nasıl etkilediğini de çok iyi biliyoruz ve “Mahkeme kararı var kardeşim ben burada kömür ararım ağaçları keserim talan ederim kimse de bana karışamaz.” diyen sırtı kalın bir şirket Limak var, karşısında da halk var, direnişçiler var ve çevreyi korumaya çalışıyorlar. Biz bu kesimin bir an evvel durması tekrar bu konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her taraf madene çevrilmiş durumda, bu son çıkan yasalar ile de belirlendi. Ülkenin her tarafı yağmalanıyor ve bu madenler çevreye aşırı bir şekilde zarar veriyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor!’

    ‘Halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor!’

    PİRHA – HDP Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, yaptığı açıklamada iktidarın, ormanlık alanları rant ve savaş politikaları için kullandığını belirtti. Turan, “Ormanları yakmanın asla ve asla gerekçesi olamaz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, ekonomideki son gelişmelere ve orman yangınlarına ilişkin açıklama yaptı. HDP Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında Turan, “Cudi’de yanan ormanlar için muhatap bulamıyoruz” dedi.

    Rıdvan Turan, kolluk güçlerinin, yanan ormanlarla ilgili paylaşımlarını hatırlatarak, ilgili bakanlıkların konuya dair açıklama yapması gerektiğini söyledi. Rıdvan Turan, açıklamasında şu başlıklara dikkat çekti:

    “Eskiden başka saiklere karşı Bakanlık ve Orman Genel Müdürlüğü ormanları korurdu, şimdi halk, Orman Genel Müdürlüğüne, bakanlığa ve iktidara karşı ormanları koruyor. Özellikle iktidarın bu konudaki sorumluluğunu vurgulamak istiyoruz. İktidarın, sistematik bir biçimde rant ve savaş politikalarına terk etmiş olduğu ormanlık alanlarında azalma var. Deyim yerindeyse geleceğimizden sistematik bir biçimde çalmaya devam ediyor. Sosyal medyaya düşen kolluk güçlerinin yanan ormanları adeta bir film seti haline dönüştürmüş oldukları paylaşımlar konusunda mutlaka iktidarın ve bakanlığın açıklama yapması gerekiyor, bu konuda yükümlülük sahibidirler.

    Bir diğer taraftan Akbelen Ormanlara yönelik olarak sermayenin daha fazla karı artsın diye o bölgede son derece sınırlı olan yatakların, fosil enerji yataklarının açığa çıkartılması amacıyla başlatılan orman kıyımı da çok yoğun bir biçimde sürüyor. Şunu ifade etmek istiyorum; ormanları yakmanın asla ve asla gerekçesi olamaz. Ormanlar hepimizin ortak varlıklardır ve gelecek nesillere emanet ettiğimiz arlıklarımızdır. Ama zamanında Zonguldak-Botan el ele anlayışı nasıl iktidarları gönderen bir anlayış haline gelmişse, mücadele birliğine vurgu yapılmışsa şimdi Akbelen Ormanı ile Cudi’de yakılan ormanların kardeşliğini haykırmanın ve kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya çağırmanın tam zamanıdır.

    “2018’DEN SONRAKİ SÜREÇTE ADIM ADIM YOKSULLUK ARTTI”

    Özellikle; devasa bir krizin eşiğine geldiğimiz devasa bütçe açıklarının verildiği, cari açıklarının sürekli krizler, sürekli rekorlar kırdığı günümüzde düne bakıp nereden nereye geldiğine bakmamız gerekiyor.

    Bir taraftan döviz krizi, bir taraftan ramak kala devletin mali krizi, bir taraftan borç krizi gibi faktörler ekonominin temel yapısal problemi olarak gündemde duruyor. Biliyorsunuz bununla ilgili de iki gün önce resmi gazetede yayınlandı bir ek bütçe. Şimdi genel olarak bakıldığında bu 22 yıllık zaman dilimi içerisinde AKP politikaları sürekli yoksuldan alıp zengine veren bir istikamet ikame etti.

    “ENFLASYON ÇOK DAHA FAZLA ARTACAK”

    Günün sonunda olacak olan şu, enflasyon bu bütçe açığı dolayısıyla çok daha fazla artacak, buna bağlı olarak yoksulluğun ve işsizliğin daha fazla arttığı bir yaşam maliyeti krizinin gündeme geleceği bir süreçle karşı karşıya kalacağız ne yazık ki.

    10 yıllık zaman dilimi içerisinde iktidar, hemen hemen hiçbir talebine -tutturma demiyorum- yaklaşamamıştır. Bu bütçe, esasen deprem giderleri saikiyle yapılmıştı. Gerekçe öyleydi, ama giderlere bakıldığında 500 milyarlık bir miktar deprem için öngörülmüşken kalan 600 milyar civarında paranın nereye harcandığı belli değildi. Para, bakanlıklar arasında bölüştürülmüş durumda. Bu kalemlerin içerisinden yerel seçimlere yönelik olarak bir kaynak transferinin yapılacağı, devletin militarist kulvarı daha da güçlendireceği, savaş harcamalarının daha fazla artırılacağı, TOMA ve copun daha fazla yapılacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok.

    “GIDA ENFLASYONU OLMADIĞI KADAR ARTACAK”

    Zaruri mallardaki fiyatların mutlaka dondurulması, gıda ve ısınma gibi etkin fiyat kontrollerinin yapılması gerekiyor. Enerji başta olmak üzere kamusal varlıkların tekrar kamulaştırılması gerekir. İstihdam desteği sağlanmalı, yoksullara yönelik nakit destekler ve temel gelir güvencesi sağlanmalı, karlara üst sınır getirilmeli. Anti tekel düzenlemeler planlanarak enflasyon düşürülmelidir.

    Yoksullardan daha fazla vergi alarak bütçe açığını kapatmaya çalışmak, enflasyonu daha boyutlandırmak bu yükü yoksulların boynuna yüklemek fasit dairedir. Enflasyonun düşmesi sınıfsal bir tercihtir ve temel olarak en yoksulları vurduğu için sınıfsal bir zaviyeden yaklaşmak gerekir. Önümüzdeki dönem, özellikle bu yaz döneminde Türkiye’de gıda fiyatlarının giderek arttığı dikkate alınırsa -ki yazın düşmesi beklenir- dünyanın tersine bu fiyatların giderek arttığı göz önünde bulundurulursa çarşı ve pazarın el yakacağını görmek mümkün. Yaklaşan yerel seçimlere dayanışma ekonomilerinin örgütlendirilmesi, koopetariftçiliğin yaygınlaştırılması mantığıyla gitmek, demokratik ekonomi anlayışımızın temeli olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da’ -VİDEO

    ‘Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da’ -VİDEO

    PİRHA-KESK Ankara Şubeler Platformu, “Akbelen’de ağaç kesimini durdurun” talebi ile basın açıklaması yaptı. AKP İktidarının çevre politikasını eleştiren KESK’liler, “Şirketlerle el ele veren iktidar, doğadaki tüm kaynakları sonsuz bir şekilde tüketebileceğini, ranta dönüştürebileceğini varsayıyor ve buna göre hareket ediyor” denildi.

    KESK Ankara Şubeler Platformu, Muğla’da kömür madenciliği yapılması için Akbelen Ormanları’ndaki ağaç kesimine yönelik basın açıklaması yaptı. KESK’liler, 25 Temmuz’da kolluk kuvvetleri eşliğinde kesime başlanan Akbelen Ormanlarındaki müdahalenin durdurulması için çağrıda bulundu.

    KESK Şubeler Platformu yürütmesi adına açıklamayı, Tarım Orman-SEN Şube Başkanı Osman Özyurt okudu.

    “SERMAYE ÖNLERİNE GELEN HER NE VARSA TALAN EDİYOR”

    Osman Özyurt, dünya tarihinin beş büyük yokoluş dönemi geçirdiğini vurgulayarak, “İlk defa bu dönemde sanayileşme ve teknolojik gelişimin kontrolsüz kullanımı ile insanın sebep olduğu altıncı büyük yokoluş sürecini yaşıyoruz” dedi. Özyurt, sermaye güçlerinin, doğaya verdikleri zararın altını çizerek “Bu yüzyılın en önemli mücadele alanlarından biri de yönetenlerle el ele vermiş şirketlere karşı, doğayı yani yaşamı savunanların verdiği mücadeledir. Şu anda Akbelen Ormanlarında yaşanan tam da böylesi bir mücadeledir. Sadece bu bölgede enerji ihtiyacını karşılamak için 3 adet termik santral vardır, bu enerjiye bireylerden ziyade sanayinin ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Sermaye para kazanmak için emek, toprak, hammadde, enerji sömürüsünü bir bütün halinde sürdürürken, önlerine gelen her ne varsa talan etmeye devam ediyor.” dedi.

    “MAFYALAŞMIŞ ŞİRKET!”

    Osman Özyurt, açıklamasının devamında, “İktidarın, sermayeyle el ele vererek kar hırsıyla yaşamlarımızı yok etmesine asla izin vermeyeceğiz” vurgusunu yaptı. Özyurt, şöyle devam etti:

    “Yaklaşık dört yıl önce saray şirketlerinden Limak’ın da içinde bulunduğu Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Şirketine (YK Enerji) maden ruhsatı veren iktidar, hem yeraltı zenginliklerini peşkeş çekiyor hem de doğamızı yok ettiriyor. Şirket her fırsat bulduğunda ağaçları katletmeye devam ediyor. İki yıl önce çıkan orman yangınında, termik santrallerin zarar görmemesi gerekçesiyle yine ağaçlar kesildi. Şu anda ise termik santrale kömür sağlama gerekçesiyle çok daha büyük bir doğa katliamı gerçekleştiriliyor. Devletin gücünü arkasına alan saray şirketi Limak yine devletin polisi, jandarmasıyla birlikte, ormanını korumak için orada bulunan köylülere, kadınlara acımasızca saldırıyor, 94 yaşındaki neneye bile saldırıyor. Limak’ın dozerlerini, kepçelerini ormana sokmakta bir sakınca görmeyen devletin güvenlik güçleri halkın ormana girmemesi için ilaçlı tazyikli su, gaz ve copla pervasızca saldırıyor. Bir nevi mafyalaşmış şirket, köylülerin ormanını korumak için açtığı iptal davasının sonucunu bile bekleme gereği duymuyor.

    “O ZAMAN SORUYORUZ: HUKUK KİMİN İÇİN VAR?”

    Diğer taraftan güvenlikçi politikalar nedeniyle Cudi’de ormanlar her yıl olduğu gibi yakılıyor. Özellikle son yıllarda bölgede binlerce hektar orman ya kesilerek ya da yakılarak bizzat iktidar tarafından yok edilmektedir.

    Neticede Sarayın şirketleri daha çok kazansın diye ormanlarımız katlediliyor. Kömür madeni çıkarmak için toprağımız talan ediliyor. Toprağımızla birlikte yeraltı sularımız yok ediliyor. Kısaca bir bütün olarak yaşam alanlarımız yok ediliyor. Milyonlarca yılda oluşmuş kömür gibi fosil yakıtlar, yakıta dönüştüğünde havadaki karbon miktarı artıyor, salgın hastalıklar artıyor, küresel ısınma hızlanıyor ve iklim krizi derinleşiyor.

    Kimi bölgeler; sel, fırtına gibi afetlere daha fazla maruz kalırken, kimi bölgelerde kuraklık artışı hızlanıyor. Yeraltı sularındaki büyük yok oluşlar yer altındaki hareketliliği etkiliyor ve depremlerin oluşumuna zemin hazırlıyor.

    Sermayeye yasalarla peşkeş çekilen doğal yaşam alanları insanlarla birlikte bütün canlı ekosistemini yok etmenin yanı sıra kendi arazisinde üretim yapan köylülerin de üretimden uzaklaşarak sermayeye ucuz işgücü olmasına neden oluyor.

    Kestiğiniz tek bir ağaç, çıkardığınız tek bir kömür insanların, hayvanların ve bitkilerin hayatını yok ediyor ve o bölgede yaşayan halkı göçe zorluyor; geçmişinden, toprağından ve geleceğinden koparıyor.

    İktidarın sermayeyle el ele vererek kar hırsıyla yaşamlarımızı yok etmesine asla izin vermeyeceğiz. AKP iktidarının sebep olduğu hiçbir katliama göz yummayacağız. Ekolojik yaşam mücadelesini sürdüreceğiz. Kimi zaman yakarak, kimi zaman yıkarak yok etmeye çalıştığınız ormanlarımızı pervasızca yok etmenize göz yummayacağız. Akbelen’de kestiğiniz ormanlar da bizim, Cudi’de yaktığınız ormanlar da bizim.”

    PİRHA/ANKARA

  • 308 kurumdan ortak açıklama: Kesim kararı durdurulsun

    308 kurumdan ortak açıklama: Kesim kararı durdurulsun

    PİRHA-Akbelen Ormanı’ndaki ablukanın kaldırılması için 308 kurumdan ortak açıklama geldi. Kurumlar, “Konuya ilişkin yapılan çalışmalarda madenciliğinin bölgeye geri dönüşü mümkün olmayan zararlar vereceği bilim insanları tarafından da tespit edilmesine rağmen bu ‘kirli enerji’ yönetim modeli için üstün kamu yararından vazgeçiliyor. Kesim kararı durdurulsun” dedi.

    İkizköylüler, Milas’ta kömür madenciliğine karşı Akbelen Ormanı’nı ve yaşam alanlarını korumak için yıllardır bölgede mücadele veriyor. 24 Temmuz’da kolluk kuvvetlerinin eşliğinde alana girilerek Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine başlandı. Ormana müdahalenin başlaması ile tepkiler artmaya devam ediyor. DİSK, KESK, TMMOB’ye bağlı odalar ve TTB’nin yanı sıra aralarında siyasi partiler, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet, ekoloji, kent, emek ve demokrasi mücadelesi veren kurumların da olduğu 308 kurum ortak açıklama yaptı.

    “YÖREDE YAŞAYAN HALKIN TALEPLERİ HİÇE SAYILIYOR”

    Akbelen Ormanları’nın katledilmesine tepki gösteren 308 kurum’un ortak açıklamasında şunlar yer aldı:
    “Milas ve Yatağan’daki üç kömür yakıtlı termik santral ve onlara yakıt sağlamak için açılan kömür ocakları Muğla’nın tarım alanlarını, ormanlarını yok ediyor, havasını, suyunu kirletiyor. Erken ölümlere, hastalıklara yol açıyor. Konuya ilişkin yapılan çalışmalarda madenciliğinin bölgeye geri dönüşü mümkün olmayan zararlar vereceği bilim insanları tarafından da tespit edilmesine rağmen bu “kirli enerji” yönetim modeli için üstün kamu yararından vazgeçiliyor. Yörede yaşayan halkın talepleri hiçe sayılıyor.

    Milas’taki kömür ocakları işletme ruhsat sahası içerisinde 60 köy bulunuyor. Şu ana kadar ruhsat sahası içinde kalan köylerden 8’i tamamen 15’i ise kısmen yok edildi. Bölge halkı yıllardır kömür sebebiyle yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını kaybediyor, büyük bir hak gaspına uğruyor. Bunlar yetmezmiş gibi 24 Temmuz’da bölgeye kolluk kuvvetleri eşliğinde girilerek Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine başlandı. Haftabaşından beri devam eden kesimleri durdurmak isteyen köylüler ve yaşam savunucuları ise kolluk kuvvetlerinin şiddetine maruz kaldı ve ve ablukayla karşılaştı. Biber gazı ve tazyikli sularla, coplarla yapılan müdahaleler devam ediyor.”

    “TARİHİ, TRAJİK BİR HATA”

    İktidara seslenen 308 kurum, Akbelen Ormanı’nın kömür için feda edildiğinin altını çizerek, “Himaye ettiğiniz Limak Holding ve IC Holding ortak iştiraki olan YK Enerji bilimsel gerçeklere rağmen planlı olarak kamuoyunu yanıltıyor ve Akbelen Ormanı’nı kömür için feda ediyor. Biliniz ki halkın çıkarı şirketlerin kârından üstündür. Bu sorumlulukla hareket etmek, sesimizi duymak, Akbelen’i korumak zorundasınız!

    Tüm Akdeniz havzası kontrol edilemeyen orman yangınlarıyla mücadele ederken, sıcak hava dalgaları gün geçtikce daha dayanılmaz hale gelirken, Türkiye’nin birçok bölgesi aşırı hava olaylarının yarattığı kuraklık, sel gibi afetlerle boğuşurken, doğal bir yutak alanını fosil yakıtlar için gözden çıkarmak tarihi, trajik bir hatadır! İklim kriziyle gerçek anlamda mücadele bakanlık ismine “iklim değişikliği” ekleyerek olmaz, ormanların korunmasıyla, kömüre veda edilmesiyle olur.

    Ülke olarak bilimsel olmayan ve ekosistem yararını öncelemeyen çevre politikaları nedeniyle kirlilik ve sağlık problemleriyle boğuşuyor, doğa tahribatının artması ile gıda güvencesizliği ve ekonomik problemlerle karşı karşıya kalıyor, afetlere açık hale gelen yaşam alanlarımızda büyük bir tedirginlikle yaşıyoruz.” dedi.

    Ortak açıklamada, yetkilileri sorunun çözümü için harekete geçmeye çağırarak, “Biz yıllardır Türkiye’de ekoloji, emek ve demokrasi mücadelesi veren örgütler olarak, İkizköylülerin yanında olduğumuzu bildiriyor, tüm yetkilileri sorunun çözümü için ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz: Akbelen Ormanı’ndaki abluka kaldırılsın, kesim kararı durdurulsun!

    Protesto hakkını kullanarak ormanı ve yaşam alanlarını korumaya çalışanlara yönelik uygulanan şiddete ve göz altı kararlarına son verilsin!” diye eklendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akbelen’de direniş devam ediyor; CHP Lideri Kılıçdaroğlu’dan ziyaret

    Akbelen’de direniş devam ediyor; CHP Lideri Kılıçdaroğlu’dan ziyaret

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, direnişe destek olmak için Akbelen’e gitti. Burada açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Boşuna mı ‘Bu beşli çeteler milletin kanını emiyor’ diyordum. Bunun için söylüyordum” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca ağaç katliamının yaşandığı maden sahasına girdi.

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy (YK) Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı halkın direnişi 5’nci gününde sürüyor. Ağaç kesimini durdurmak için bölgeye gitmek isteyen kitleye bir kez daha biber gazı ve coplarla saldırı yapıldı.

    Asker saldırısında Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Burgu Gül Çubuk’a yakın mesafeden biber gazı sıkıldı. Askerler, Çubuk’u gözaltına almaya çalıştı. Ayrıca direnen birçok kişi gözaltına alındı. İstanbul’dan Akbelen’e gelen ikinci grup da sabah erken saatlerinde alana ulaştı. Muğla ilçelerinden de yüzlerce kişi direnişe destek için Akbelen’e geldi.

    KILIÇDAROĞLU HALKIN TALEPELRİNİ DİNLEDİ

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dan da direnişçilere destek ziyareti gerçekleştirildi. Kılıçdaroğlu, halkın taleplerini dinledi.

    İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık, kesimin durdurulmasını istediklerini vurgulayarak, “Tarım Orman Bakanlığı bu ormanları kormakla mükellef değil mi? Aç gözlü şirketlere satmak zorunda mı? Akbelen giderse Kazdağları gidecek, İliç gidecek, vatan gidecek. Bu kesimi durdurun” dedi.

    Esra Işık, “Dört gündür bize ne yaşatıyorlar bilemezsiniz. 80 yaşındaki teyzelere biber gazı sıkan, coplayan insanlar var karşınızda. Yıllardır bu topraklarda üreten insanlara bunları reva görüyorlar. Toprağımızı savunmaktan başka ne suçumuz var? 4 senedir nasıl yılmadıysak, ayakta durmaya devam edeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar her türlü mücadeleyi vereceğiz. Biz ormanlarımızı terk etmeyeceğiz” diye konuştu.

    Başka bir köylü ise, “Biz parçalanıyoruz. Elimiz kolumuz koparılıyor. Elinizi bu ağaçlardan çekin. Bu kesimin hemen durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Çimento fabrikasına karşı direnen Deştin köyü sakinleri de bu sırada alana geldi. Kılıçdaroğlu’na seslenen köylüler, “30 yıldır çimento fabrikasına direniyoruz. Bunu görün artık. Bizim ruhsat iptal olmuyor. Bizi de duyun. Bizim yaşam alanlarımızı şirketlere yem etmeyin” ifadelerini kullandı.

    Konuşmalar sırasında bazı yurttaşlar duygusal anlar yaşarken, sık sık “Kesimi durdur” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları atıldı.

    KILIÇDAROĞLU: YANINIZDAYIM

    Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Buraya geliş nedenim derdinizi anlatmanıza imkan sağlamak içindir. Benim Ankara’da konuşmamın önemi yok sizin anlatmanız önemli. bu ağaç sadece sizin değil, 85 milyonun ağacıdır. Bu ülkede ormanın ne olduğunu, ekosistemi bilen birisiyim. Bu orman sadece ağaç değil, ormanda binlerce canlı var. Her birisinin hakkını hukukunu korumazsak görevimizi yapmamış oluruz. Boşuna mı beşli çete diyordum. Bütün Türkiye’de bunlar var. Ama siz direniyorsunuz. Yanınızdayım. Sizin mücadeleniz sıradan bir mücadele değil, hak mücadelesidir. Hak mücadelesi bireysel değil, kolektif mücadeledir. Size sözüm söz; ben bu davayı sonuna kadar izleyeceğim. Ayrıca hukukçu milletvekillerini bu konuda görevlendireceğiz. Davanızı da çok iyi biliyorum, hangi mahkemelerde takıldığını da biliyorum” diye konuştu.

    ASKER BİR KEZ DAHA SALDIRDI

    Köylüler, Kılıçdaroğlu’na, “Bugün bir şeyler yapmamız lazım. Gelin beraber yukarıya çıkalım” dedi. Kılıçdaroğlu ise, “Ona da bakacağım” diye cevap verdi. Kılıçdaroğlu, ısrarlar üzerine beraberindeki heyet ile kesimin yapıldığı alana girdi. Halkın da alana girmek istemesi üzerine askerler bir kez daha saldırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı direnişçileri barikat önünde açıklama yapmak isterken jandarma biber gazı, gaz fişeği ve joplarla müdahale etti. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca da, biber gazı sıkılarak darp edildi. 

    Yeşil Sol Parti Eş Sözücüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca, direnişin sürdüğü Akbelen’de asker saldırısına maruz kaldı.

    MİLLETVEKİLLERİNE DE BİBER GAZLI SALDIRI

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca, Milas Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı bölge halkının direnişine destek vermek için Akbelen’e geldi. Akın ve beraberindekiler ile yurttaşlar, jandarmanın tazyikli su ve biber gazlı saldırısına maruz kaldı.

    Saldırıda, Akın ve Perihan Koca ile çok sayıda yurttaşın etkilenerek, fenalaştı. Askerlerin özelikle milletvekili Koca’nın yüzüne biber gazını sıktığı görüldü. Bölge halkı saldırıyı protesto ediyor.

    Kesim yapılan alanda incelemek yapmak isteyen heyete izin verilmiyor.

    Saldırıda, Akın ve Koca ile çok sayıda yurttaş etkilenerek, fenalaştı. Saldırı sonrası Akın ve Koca halkla birlikte asker barikatı önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eylemine CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile Cumhur Uzun da katıldı. Yaklaşık 2 saattir süren oturma eyleminin ardından kitlenin kesim alanına doğru yürüyüşe geçmesiyle jandarma 2’nci kez cop ve biber gazlarıyla saldırdı. Jandarma, aynı zamanda yakın mesafeden halkın gözüne gaz sıkarak, ormanlık alana gaz fişekleri attı.

    Müdahale sonrası Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca ve beraberindeki yurttaşlar oturma eylemi yaptı.

    Yapılan saldırıda HDP İzmir İl Eşbaşkanı Çınar Altan ile HDP Marmaris İlçe Eşbaşkanı Güven Göknar gözaltına alındı. MUÇEP Menteşe Meclisi Üyesi Ferah Gümüş ve fotoğrafçı Selahattin Kaya da gözaltına alındı.

     

     

  • Ekolojist Güney Şirin: Akbelen’de rant uğruna yaşam yok ediliyor – VİDEO

    Ekolojist Güney Şirin: Akbelen’de rant uğruna yaşam yok ediliyor – VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı’ndaki ağaç kesimine karşı direniş sürüyor. Muğla Çevre Platformu Üyesi Ekolojist Güney Şirin, “Beşli çeteden bir firma burada kendilerini büyütmek için önlerine ne gelirse yok sayıp vurup geçiyorlar. Rant ve para uğruna Akbelen’de canlı yaşam yok edilmek isteniyor” dedi.

    Muğla Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy santralinde kullanılacak kömür için arama sahasını genişletme planına karşı çevrecilerin itirazları sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Muğla Çevre Platformu Üyesi, Ekolojist Güney Şirin, 2019 yılından bu yana devam eden maden faaliyetlerinin rant uğruna insan ve canlı yaşamının yok edildiğini dile getirdi.

    “TEK DERTLERİ PARA KAZANMAK”

    Bölgedeki halkın ormanları devletten korumaya çalıştığını belirten Güney Şirin, “Burada ormanı ve yaşam alanını kendi devletinden korumaya çalışan bir köylü ve onlara destek veren çevre aktivistleri var. Maalesef ciddi bir hazırlıkla tüm devlet olanaklarını şirketin emrine vererek sabaha karşı ormana girip hızlı bir kesime başlamışlar. Burada binlerce canlının yaşam alanı olan, köylülerin geçimlerini sağladıkları zeytinlikleri kömür uğruna yok eden, beşli çete diye adlandırdığımız bir şirket var. Maalesef seçimden sonra bunlar daha da hırçınlaştı ve saldırıya geçtiler. Binlerce yıllık Hasankeyf yok edildi. Aslında bunların hepsini birebir günlük hayatımızda yaşıyoruz. Burayı anlamamız çok zor olmamalı. Olabildiğince buraya gelebiliyorsak, ulaşabiliyorsak ulaşılmalı, buraya ulaşamıyorsak orman müdürlükleri önünde protesto eylemleri gerçekleştirmeli sokağa çıkmalıyız” diye konuştu.

    “Tek dertleri para kazanmak, kendilerini büyütmek” diyen Şirin şöyle devam etti:

    “Tek dertleri para kazanmak, kendilerini büyütmek. Bu büyütme sırasında da önlerine ne gelirse yok sayıp vurup geçiyorlar. Ülkenin her yerinde yaşam alanlarına karşı bir saldırı var. Ege’de, Karadeniz’de, Akdeniz’de, Kürdistan’ın bir çok yerinde ormanlar yok edildi. O yüzden burayı anlamak çok zor olmamalı. Herkesi burayla dayanışmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MUĞLA

  • İkizköylü yurttaşın Akbelen isyanı: Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara?-VİDEO

    İkizköylü yurttaşın Akbelen isyanı: Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara?-VİDEO

    PİRHA-Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine tepki gösteren İkizköylü Melahat Çulha, “Yazık değil mi nasıl kıydınız bu fidanlara. Bir şey yaptığımızda da tutukluyorsunuz, suçumuz ne ki tutukluyorsunuz? Suçumuz ormanları korumak, tek suçumuz kurdu, kuşu, yılanı korumak” dedi.

    Muğla Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy santralinde kullanılacak kömür için arama sahasını genişletme planına karşı köylülerin ve çevrecilerin itirazları sürüyor.

    2019 yılından bu yana devam eden maden faaliyetlerine karşı çıkan köylülere 24 Temmuz’da başlayan jandarma müdahalesi bugün de sürdü. Bölgeye yüzlerce askerin yanı sıra TOMA’lar da konuşlandırıldı.

    “TEK SUÇUMUZ ORMANLARI KORUMAK”

    “Yazık değil mi bu fidanlara, nasıl kıydınız” diyerek Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine tepki gösteren İkizköylü Melahat Çulha, “Bir şey yaptığımızda da tutukluyorsunuz, suçumuz ne ki tutukluyorsunuz? Tek suçumuz ormanları, kurdu, kuşu ve yılanı korumak. Yılanı bile koruyoruz ona bile sarıldık biz. Sizde orman sevgisi, su sevgisi, insan sevgisi hiçbir yok. Burası bitti mi Türkiye bitecek. Burayı da cehennem çukuru yaptırmayacağız” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Akbelenli köylüden jandarmaya tepki: Koruduğum çamın dibinde değil, güneşte durun-VİDEO
    -Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi engellendi-VİDEO

  • Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi sürüyor, direniş genişliyor-VİDEO

    Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi sürüyor, direniş genişliyor-VİDEO

    PİRHA- Milas Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi sürürken, kesimin durdurulması için mahkemeye başvuruda bulunan avukatlar, yarın da Limak ve İçtaş patronları hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu.

    Muğla Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’na Limak Holding ve İÇTAŞ ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. tarafından açılmak istenen kömür ocağı için sabah saatlerinde başlayan ağaç kesimi sürüyor. Şirketi ve köy sakinlerini karşı karşıya getiren kömür ocağı davasının devam etmesi nedeniyle kesimin durdurulması talebiyle köylülerin avukatı Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

    Şirketin, onlarca asker ve TOMA ile geldiği alana, geçişler de askerler tarafından engelleniyor. Buna rağmen çevre ilçe ve illerden çok sayıda yurttaş Akbelen’e doğru yola çıktı.

    Akbelen’de yaşanan son durumu aktaran gönüllü Avukat İsmail Hakkı Atal, anayasanın 169’uncu maddesinin ihlal edildiğini vurguladı.

    “TARIM ALANLARINI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Devletin orman yangınlarını söndürmek yerine, ormanları kesmek için uğraştığını kaydeden Atal, “Bu durum ancak bu ülkeyi ve halkın geleceğini bitirmek için kasten yapılabilir. Bu ülkeyi çökertmek istiyorsan bunu yapabilirsin. Böyle bir akıl tutulması olamaz. Akbelen Ormanı’nın arkasında 200 bin dönüm maden ruhsat sahası var. İçinde 88 bin dönüm tarım alanı var. Buğday için Rusya’ya dilendiğimiz bir dönemde bu tarım alanlarını yok etmek istiyorlar” dedi.

    PATRONLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAKLAR

    Muğla’da savcı ve hakimlerin de şirketlerden yana olduğunu belirten Atal, “Anayasa’nın hükümlerine rağmen burada bir zümreye imtiyaz tanınıyor. Yarın Limak ve İçtaş patronları hakkında Anayasa’nın 3’üncü maddesindeki ‘devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak’tan savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. İklim krizi çağında ormanlarımızı, suyumuzu, tarım arazilerini yok ettikleri için bunu yapacağız” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Yeniköy-Kemerköy Enerji, Akbelen’de asker eşliğinde orman kesimine başladı-VİDEO

  • Muğla İkizköy Işıkdere de yıkım hızlandı, köylüler isyan etti: Yeter artık!-VİDEO

    Muğla İkizköy Işıkdere de yıkım hızlandı, köylüler isyan etti: Yeter artık!-VİDEO

    PİRHA- Dört bin yıllık tarihin yattığı İkizköy Işıkdere Mahallesi’nde yıkım hızlandı. İş makinaları yoğun bir çalışma yürütürken, çevreciler, yıkıma karşı, iktidara seslenerek, “Yeter artık! Yeter, ellerinizi bu ülkenin topraklarından çekin” dedi.

    Diyanet’in Limak tarafından işletilen termik santrale kömür tedarike etmek için yıkılan tarihi cami ve kilisenin bulunduğu alanda iş makinaları çalışmalarını hızlandırdı.

    Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de Limak şirketinin kömür çıkarmak için dozerlerle yıktığı cami için köylülerin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal ve köylüler, yıkıma tepki gösterdi.

    “AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE CAMİLERİ YIKTILAR

    Dört bin yıllık tarihin yattığı İkizköy Işıkdere Mahallesi’nin katledildiğini aktaran Atal, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yaptığı başvuruyu hatırlatarak, şunları söyledi:

    “DİB, ‘Cemaati kalmayan bir caminin gerekli izinler alındıktan sonra başka bir yere taşınmasında dinen sakınca yoktur’ dedi. Siz cemaati kalmayan bir camiyi başka yere taşımadınız. Camiyi tarumar ettiniz, yerle bir ettiniz, yeksan ettiniz, yıktınız. Cemaati kalmamış bir cami değil, cemaati bırakılmamış bir camiydi. Işıklara Mahallesi’ne el koydunuz. Halkın malına el koydunuz. Dolayısıyla şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk defa AKP iktidarı döneminde camileri yıktılar. Dozerlerle tarumar ettiler. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu cami yıkılabilir diye fetva verdi.”

    “SÖMÜRÜYE SON

    Köylü yurttaşlardan biri de, insanların emeğini, toprağını, nefesini, oksijenini, maneviyatını, ibadethanelerini, camisini, kilisesini, kapitalist sisteme kurban edildiğini vurgulayarak, “Ne kaldı geriye? Ne kaldı? Ülkeyi yerle bir ettiniz. Türkiye’yi talan ettiniz. Ne bıraktınız, ne bırakıyorsunuz? Gençliğimize, nefes alın alır bir ülke bırakamayacak mıyız? Sizler ne vicdansız insanlarsınız. Yeter artık! Yeter, ellerinizi bu ülkenin topraklarından çekin. Bu ülkenin geçiminden geçim kaynaklarından çekin. Köylüden çekin. Yeter artık. Bu ülkede biz adalet istiyoruz. Emeğe adalet istiyoruz. İnsan adaleti, hayvan adaleti, doğa adaleti, toprak adaleti istiyoruz. Sömürü son bulsun istiyoruz. Yeter artık. Biz bu ülkede nefes almak istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “GEÇMİŞİMİZİ SİLDİLER

    Bir başka köylü yurttaş da, yıkımın yapıldığı Işıkdere’de iki bin on sekizden bu yana kazı yapıldığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dört senedir devam eden kazıyı geçtiğimiz hafta Çarşamba’dan itibaren bitirerek ve alandaki kalıntıları yok ederek alıp karşıya döktüler. Burada çıkan Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar, mozaik taşlar bulunduğu söylendi. Biz umutlandık. Biz bununla ilgili dava açtık. Dedik ki burası bu şekilde kalırsa Akbelen de kurtulur dedik. Neye tutunduysak her şey elimizden söküp aldılar. Işıkdere’yi an be an, dört senedir lokma lokma yediler. Ne deremizi tanıdılar, ne kültürel varlıklarımızı tanıdılar. Geçmişimizi sildiler. Geleceğimizi çalıyorlar. Akbelen Ormanı’nı vermeyeceğiz.”

    Köylülerin bekleyişi sürerken, yıkımın yapıldığı alana jandarma sevk edildi.

    PİRHA/MUĞLA