Etiket: AKD

  • Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Akbaba: Kerbela’dan bugüne acılarımız bitmedi-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu sürdüren Aleviler, AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek lokmalarını paylaştı. Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba, sadece Kerbela’da yaşananlardan dolayı  ciğerlerinde ateş olmadığını belirterek,” Maraş’ta, Çorum’da, Madımak ’ta, Muğla Ortaca’da aynı acıyı ve ateşi yaşadık, yaşıyoruz” dedi.

    Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu tutan Aleviler, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde bir araya gelerek oruçlarını açtı ve lokmalarını paylaştı.

    Lokmalar paylaşılmadan önce Zakir Ersin Genç’in seslendirdiği deyişler dinlendi.

    “KERBELA İNSANLIK TARİHİNİN UTANÇ SAYFALARINDAN BİRİ”

    Ardından Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Kenan Akbaba yaptığı konuşmada,  “680 yılında Hazreti Muhammed’in torunu, Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hüseyin ve 72 can Kerbela’da hunharca katledildi. Bu olay dünya tarihine bir utanç vesikası ve gözyaşı duvarı olarak geçti” dedi.

    Kerbela’yı anmalarındaki amacın Hazreti Hüseyin’in simgelediği yiğitliği, dürüstlüğü ve hakikat mücadelesini yaşatmak olduğunu vurgulayan Akbaba, “Yezid’in temsil ettiği zulmü ve haksızlığı lanetliyoruz. O günden bugüne Kerbela bizim için ciğerimizde sönmeyen bir ateştir” ifadelerini kullandı.

    Sadece Kerbela’da yaşananların değil, sonraki dönemlerde yaşanan katliamların da aynı acıyı taşıdığını belirten Akbaba, “Biz Maraş’ta, Çorum’da, Sivas Madımak’ta ve Muğla Ortaca’da aynı ateşi yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    “GERÇEĞİ SÖYLEYENLER HEP DIŞLANDI”

    Aleviler üzerinde yürütülen baskı ve katliamların tarih boyunca sürdüğünü ifade eden Akbaba, “Gerçeği söyleyenler, hakikatin yanında duranlar ve farklı halklar her dönem dışlanmış, yok edilmek istenmiştir. Bizler de onlardan biriyiz” diye konuştu.

    Alevilerin tarih boyunca özgürlüğe bağlı bir yaşamı tercih ettiğini belirten Akbaba, “Konar-göçer bir yaşam sürmüş, özgürlüğüne bağlı kalmış ve sürekli arayış içinde olmuşuzdur. Bu nedenle dışlanmış ve yok edilmek istenmişizdir. Acılarla yoldaş olduk ama kötülükle asla yoldaş olmadık, bundan sonra da olmayacağız” dedi.

    “KERBELA’NIN ATEŞİ HİÇBİR ZAMAN SÖNMEYECEK”

    Kerbela’dan bugüne yaşanan acıların ve yaraların hala canlı olduğunu vurgulayan Akbaba, “İçimizdeki yara da ateş de hiçbir zaman sönmeyecek. Ne Kerbela’nın ne de diğer katliamların acısı unutulacak. Bu acılar içimizde her zaman kor gibi yanmaya devam edecek” diyerek sözlerini tamamladı.

    Konuşmaların ardından lokma gülbengi okundu. Daha sonra lokmalar pay edilerek Muharrem oruçları açıldı.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Şengül Şahin: Gülistan Doku dosyasını Erzurum’a taşımak gerçeğin üzerini örtme girişimidir-VİDEO

    Şengül Şahin: Gülistan Doku dosyasını Erzurum’a taşımak gerçeğin üzerini örtme girişimidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Şengül Şahin, Gülistan Doku dosyasının Erzurum’a taşınmak istenmesine tepki göstererek, bunun davayı kamuoyunun gündeminden düşürme amacı taşıyabileceğini söyledi. Şahin, kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurgulayarak gerçeklerin açığa çıkmasının engellendiğini ifade etti.

    Gülistan Doku dosyasının Erzurum’a taşınmak istenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Şengül Şahin, dosyanın yer değiştirmesine tepki gösterdi. Şahin, Gülistan Doku dosyası ve benzeri faili meçhul olaylarda gerçeklerin ortaya çıkarılmasının istenmediğini savundu.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    Gülistan Doku dosyasını yıllardır yakından takip ettiklerini belirten Şahin, kamuoyundaki ilginin dönem dönem azalsa da davanın gündemde kalmaya devam ettiğini söyledi.

    Kadın örgütlerinin yıllardır dile getirdiği “Kadın cinayetleri politiktir” tespitini hatırlatan Şahin, kadınların toplumsal yaşamda dönüştürücü bir rol üstlendikleri için hedef haline getirildiğini ifade etti.

    “KADINLAR DÖNÜŞTÜRDÜKLERİ İÇİN HEDEF ALINIYOR”

    Kadınların yaşamın her alanında değişim yarattığını belirten Şahin, “Kadınlar bulundukları her yerde insanları ve toplumu değiştiren, dönüştüren bir güç. Bu nedenle kadınları kontrol altında tutmak isteyenler, arkalarına aldıkları çeşitli güçlerle kadınlara yönelik şiddeti ve baskıyı sürdürüyor” dedi.

    “DOSYANIN ERZURUM’A TAŞINMASI GÜNDEMDEN DÜŞÜRME ÇABASI OLABİLİR”

    Gülistan Doku dosyasının Erzurum’a taşınmak istenmesinin düşündürücü olduğunu ifade eden Şahin, bunun davanın derinleştirilmesinin önüne geçebileceğini söyledi.

    Şahin, “Dosyanın Erzurum’a alınmasının nedeni, ‘Biz bu işi çözdük, katilleri yakaladık, daha fazla araştırmaya gerek yok’ anlayışı olabilir. Bu durum, Gülistan Doku dosyasını bir şekilde kamuoyunun gündeminden düşürme girişimi olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.

    “GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASI BAZI ÇEVRELERİN İŞİNE GELMEYEBİLİR”

    Kadın cinayetleri ve faili meçhul olayların kapsamlı biçimde araştırılması halinde önemli gerçeklerin açığa çıkacağını belirten Şahin, bazı çevrelerin bundan rahatsız olabileceğini ifade etti.

    Şahin, “Gerçeklerin ortaya çıkması bazı insanların işine gelmeyebilir. Bazı kişilerin konumlarını sarsabilir. Kurumların gücünü kullanarak kadınlar üzerinde baskı kurmak isteyen birçok kişi var. Bu durum bireysel değil, sistematik bir sorun olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kazım Uçarcan: Alternatif muhtar toplantıları, Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimidir-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Alternatif muhtar toplantıları, Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının muhtarlarla yürüttüğü çalışmalardan rahatsızlık duyan iktidarın, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle alternatif muhtar toplantıları organize ettiğini belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, bu yaklaşımın Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimi olduğunu söyledi. PİRHA’ya konuşan Uçarcan, devletin Alevilerle ilgili adım atmak istiyorsa, toplumun meşru temsilcileri olan federasyon ve kurumlarla diyalog kurması gerektiğini vurguladı.

    Alevi örgütlerinin öncülüğünde Maraş Tilkiler Köyü Cemevi’nde ve Antep’te gerçekleştirilen muhtarlar toplantılarının ardından, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif muhtar buluşmaları düzenlendi.

    AKD Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, bu girişimlerin toplum içinde ayrışma yaratma amacı taşıdığını ifade etti.

    “Biz de karşıt diğer muhtarları yaratabilir miyiz kaygısıyla hareket ediyorlar. Bu, bir anlamda toplumu kutuplaştırma çabasıdır” diyen Uçarcan, muhtarların halk ile devlet arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini söyledi.

    Uçarcan, “Bu çalışmalardan kaynaklı olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bizim muhtarları çalışmalara dahil etmemizden duyduğu kaygıyla karşı hamle olarak muhtarlarla toplantılar yapıyor” dedi.

    “VARTO’DAKİ JEOTERMAL PROJESİ DUYARLI MUHTAR SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”

    Muhtarların yerel sorunların görünür hale gelmesinde önemli bir rol oynadığını belirten Uçarcan, Muş’un Varto ilçesinde gündeme gelen jeotermal santral projesini örnek gösterdi.

    “Varto’daki jeotermal santral projesi duyarlı bir köy muhtarı sayesinde açığa çıkarıldı. Muhtar duyarlı bir insan olmasaydı o proje çok daha gizli ve sinsi bir şekilde yürütülecekti” ifadelerini kullandı.

    Ardahan’ın Damal ilçesinde yaşanan bir başka gelişmeye de dikkat çeken Uçarcan, Burmadere Köyü Muhtarı Şah İsmail Göyük’ün tutumunun önemli olduğunu söyledi.

    Uçarcan, “Ardahan Valisi’nin Damal ilçesinde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda, köylerde bulunan cemevlerinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanması talebine karşı çıktığı ve bunu eleştirdiği için görevden alınan, ardından dava açılan Burmadere Köyü Muhtarı Şah İsmail Göyük’ün gösterdiği tutum çok önemli ve çok kıymetlidir” diye konuştu.

    “BU ÇABALAR BEYHUDE”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın izlediği politikaların sonuç vermeyeceğini kaydeden Uçarcan, kurumun başındaki isimlerin toplum nezdindeki karşılığının bilindiğini ifade etti.

    “Bu çabalar beyhude çabalardır. Eğer devlet gerçekten Aleviler için iyi şeyler yapmak istiyorsa, büyük bedeller ödenerek oluşturulmuş Alevi Bektaşi Federasyonumuz başta olmak üzere hem yurt içinde hem de yurt dışında güçlü örgütlenmelerimiz var. Devlet bu kurumlarla diyalog kurmayı denemelidir” dedi.

    Alevi kurumlarının devlete karşı bir pozisyon almadığını belirten Uçarcan, “Bütün eksikliklerine rağmen ne devletin karşısında bir pozisyon alıyoruz ne de intikamcıyız. Biz hala bir arada yaşama kültürünü nasıl daha ileri taşıyabiliriz derdindeyiz. Alevi kurumları olarak toplumsal barışı ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEVLET, TOPLUMUN KABUL ETMEDİĞİ YAPILAR ÜZERİNDEN BU SÜRECİ YÜRÜTEMEZ”

    Devletin Alevi toplumuyla kurduğu ilişki biçimini eleştiren Uçarcan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ama devlet ısrarla kendi eliyle oluşturduğu, bizim tarafımızdan tasvip edilmeyen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve toplumumuz tarafından kabul görmeyen bazı kişiler üzerinden bu süreci yürütmeye çalışıyor. Bunda yanılacaktır. Zaman bunun yanlışlığını hem onlara hem de bize gösterecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    İki bölgede Alevi örgütleri ve muhtarlar toplantısı gerçekleşti

  • Kazım Uçarcan: Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Uçarcan, “Osmanlı’dan bugüne Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefret dili ve bu tür ithamlar bilinçaltında hep var” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN ‘MUTLAK BUTLAN’ GİRİŞİMİYLE CHP’NİN BAŞINA GETİRİLMESİYLE İLGİLİ SAĞLIKLI TESPİTLER YAPMAYA İHTİYAÇ VAR”

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” girişimiyle CHP’nin başına getirilmesine ilişkin yaşanan olayla ilgili sağlıklı tespitler yapmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Alevi kurumları olarak kendi iç yazışmalarımızda, basın açıklamalarımızda mümkün olduğunca itidalli davranarak birleştiren bir rol oynamaya çalıştık” dedi.

    “OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİLERE, KÜRTLERE VE ERMENİLERE YÖNELİK NEFRET DİLİ HEP VAR OLDU”

    Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefretin Osmanlı’dan bugüne bilinçaltında hep var olduğunu belirten Uçarcan, “Kılıç artığı olduğumuzdan tutun mum söndürdüğümüze kadar, son olayda da ‘Tunceli Ermenisi’ kavramı çıktı. Bunlar hep bilinçaltında var” diyerek tepki gösterdi.

    Aleviliğin dünyanın en saygın inançlarından biri olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Öz olarak insanlığı ‘Rıza Şehri’ne götüren bir inanç. Bundan dolayı emperyalistlerin bu inancın yüceliğinden korkmalarından kaynaklı hep en kötü ithamları Alevilere yakıştırarak ve bunun propagandasını yaparak kötülemeye çalışmışlar ve bu da tutmuş” diye belirtti.

    “EGEMENLER TOPLUMLARI AYRIŞTIRARAK EGEMENLİKLERİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Egemenlerin toplumları kutuplaştırarak egemenliklerini sürdürdüğünü belirten Uçarcan, “Bu son olayda da bizim gördüğümüz şey esas olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve Özgür Özel’in siyaseten eleştirilmesine asla karşı çıkmayız. Nihayetinde bir programa sahip partinin mensupları bunlar. O program üzerinden eleştirmeleri gerekirken, fanatiklik düzeyinde, belki de o alan bilinçli olarak birileri tarafından istismara açıldı. İş öyle olunca da kontrolsüz bir tepkiyle her iki taraftan, Alevi canlar içerisinden de olumsuz tepkiler verildi” dedi.

    Toplumun bu süreçte büyük ölçüde kutuplaştırıldığını belirten Uçarcan, “Şimdi bizim burada esas olarak üzerinde durduğumuz şey, Sayın Kılıçdaroğlu’nun görüşlerini doğru bulmayız ya da eksik buluruz. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tavrını sorgularız, bunları konuşuruz, açıklamasını bekleriz ama inancı ve kimliğinden kaynaklı linç edilmesine de karşı dururuz” dedi.

    “İKTİDARIN CHP ÜZERİNDEN CUMHURİYET’E YÖNELİK SALDIRISI SÖZ KONUSU”

    İktidarın, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Cumhuriyet’in kendisine yönelik bir saldırı yürüttüğünü belirten Uçarcan, “İnsanlar tepkilerini AK Parti’ye, tek adam rejimine karşı yöneltmek yerine Kılıçdaroğlu üzerinden ne kadar tepkileri varsa kustular. Kılıçdaroğlu da onları kesmedi, inancı üzerinden yaptılar. Çünkü o alan hep istismara açık bir alan” ifadelerini kullandı.

    Aleviler açısından “katlimiz her zaman vacip” anlayışının tarihsel olarak var olduğunu belirten Uçarcan, “Dolayısıyla burada derli toplu bir duruş göstermek gerekiyor. Ben açıkçası şu noktadan çok acı çektim. Geçmişte yaşamımızda çok fazla sol yapılanmalar vardı. ‘Sol çok bölünüyor, çok fazla fraksiyon var’ gibi bir egemen anlayış vardı. Aslında bugün toplumda ihtiyaç duyduğumuz yine o fraksiyonlar. Çünkü o en küçük fraksiyonun, en küçük sol yapılanmanın, o kitlelerin ortalama bir donanım düzeyi vardı ve nerede ne konuşulacağını bilecek kadar bilinçliydiler” dedi.

    Bugünkü toplumda bu bilincin olmadığını belirten Uçarcan, “Şimdiki toplum bunların çok uzağında. Toplum belleksizleştirilmiş. Toplum örgütsüz olduğu için karşı taraf saldırısında başarılı oldu” diye konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARININ ‘MUTLAK BUTLAN’ KARARIYLA İLGİLİ TAVRI AYDIN ÇEVRELER TARAFINDAN OLUMLU KARŞILANDI”

    Toplumsal alan açısından Alevi örgütlenmelerinin çok önemli olduğunu belirten Uçarcan, “Derli toplu yaklaşımlar açısından Alevi kurumlarını ve örgütlülüğünü çok kıymetli buluyorum. Bu anlamıyla ‘mutlak butlan’ kararıyla ilgili tavrımız aydın çevreler tarafından olumlu karşılandı” dedi.

    Meseleyi doğru okumanın çok önemli olduğuna vurgu yapan Uçarcan, “Bu ülkede insanlar antikapitalist olmadan antiemperyalist oluyorlar. Burada da ‘butlan eşittir Kılıçdaroğlu’ gibi algıladılar. Ben ‘mutlak butlan’a karşı yapılan protesto eylemine gittim. Arkasından arkadaşlarla sohbet ettim ve kendilerine bir soru sordum: Kılıçdaroğlu olmasaydı ne olacaktı? Orada birçok arkadaş ‘Mesele çözülürdü’ dedi. Sanki Kılıçdaroğlu orada olmasa mesele çözülmüş gibi bir yaklaşımdalar ama gerçek o değil” diye belirtti.

    “BUGÜN CHP’DE YAŞANANLAR, OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİ TARİHİNDE HER ZAMAN YAŞANMIŞTIR”

    Bugün yaşananların Alevi tarihinde farklı biçimlerde her zaman yaşandığına dikkat çeken Uçarcan, “Abdal Musa’ya Nakşibendi tarikatının şeyhi atandı. Aynı durum Hacı Bektaş Veli’de yaşandı. Bugün de yaşanan şey bu. Meselelere biraz daha komplike bakmamız gerekiyor. Biz öyle bir noktadayız ki sadece fanatikleştirilmişiz. Sonuçlardan hareketle değerlendirmelere gidiyoruz. Örgütlerde sorumluluk taşıyan arkadaşların biraz daha geniş bir perspektiften bakması gerekiyor” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞANAN GELİŞMELERE KARŞI NETLEŞMEYE İHTİYAÇ VAR”

    Kurum yöneticilerinin misyon sahibi olması ve toplumun buradan esinlenerek hareket etmesinin en doğru yöntem olduğunu belirten Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Üyelerimiz bizden çok öte, çok farklı tepkiler veriyorlar. Biz ‘mutlak butlan’a karşıyız, butlan antidemokratik bir uygulamadır diyerek üyelerimize mesaj çekiyoruz. Üyelerimizden bize ‘Siz niye Kılıçdaroğlu’na karşısınız?’ yaklaşımı geliyor. Anlaşılan o ki bu alanlarla ilgili netleşmemiz için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • AKD Aliağa Şube Başkanı Çiçekdal: CHP içindeki bölünmeler demokrasiye zarar verir – VİDEO

    AKD Aliağa Şube Başkanı Çiçekdal: CHP içindeki bölünmeler demokrasiye zarar verir – VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yönelik eleştirileri doğru bulmadığını belirterek, Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun beraber yürümesinin demokrasiye katkı sunacağını söyledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararını demokratik olmadığını kaydeden Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, AKD örgütünün her zaman demokrasiden yana olduğunu hatırlattı.

    “ALEVİ KİMLİĞİ SİYASETE MALZEME YAPILMAMALI”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yönelik yapılan hakaretleri de değerlendiren Çiçekdal, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yapılanları provokasyon olarak nitelendirdi. Kılıçdaroğlu’nun yada herhangi bir siyasetçinin  Alevi kimliği üzerinden değerlendirilip hakaret edilmesini doğru bulmadığının altını çizen Çiçekdal, şunları söyledi:

    “Çünkü insan Alevi, Sünni, Kürt yada mezhebi ne olursa olsun siyaset yapabilir. Bu tamamen onu bağlar. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü siyaseti de Alevi toplumuna bağlamak doğru değil. Biz Alevileri gerçekten çok incitiyor, çok kırıyor.  Biz sonuçta bu ülkenin eşitsiz yurttaşlarıyız. Siyaset yapanlarımız da olacak farklı mecralarda görev alacak insanlarımız da olacak ama böyle konularda Alevi kimliği kullanıldığı zaman çok üzülüyoruz.”

    “ALEVİLER HER ZAMAN DEMOKRASİDEN YANA”

    Hacı Bektaşi Veli’nin ‘İncitsen de incitme’ sözünü hatırlatan Çiçekbal, Alevilerin her zaman 72 millete bir nazarda baktığını ve demokrasiden yana olduğunu belirtti.

    Çiçekbal, CHP’nin güçlü bir muhalefet partisi olduğunu ve  içinde yaşanan bu bölünmenin de demokrasiye zarar vereceğini belirterek, iki tarafında bir araya gelerek beraber yol yürümesi gerektiğini söyledi.

    Semra ACAR – İZMİR

     

  • Alevi kurumları: İnanç kimliği üzerinden siyaset ve nefret dili kabul edilemez-VİDEO

    Alevi kurumları: İnanç kimliği üzerinden siyaset ve nefret dili kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA – AKD Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları ve PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi inancına dönük nefret söylemine tepki göstererek, “Biz Alevi hak mücadelesi veren kurumlar olarak Alevi kimliği ön plana sürülerek yapılan hakaretleri ve genelleme yapılıp bütün Alevileri içine alan nefret söylemini asla kabul etmiyoruz” dediler.

    CHP içinde son günlerde yargı kararları ve ‘mutlak butlan’ tartışmalarıyla tırmanan kriz ile genel merkez binasına yönelik gerçekleştirilen polis müdahaleleri, Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Süreçle birlikte ‘Mutlak butlan’ kararı sonrası CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği hedef alınarak sosyal medyada ve çeşitli mecralarda üretilen nefret söylemlerine karşı Alevi örgütleri tepki gösterdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, yaşanan antidemokratik uygulamaları ve inanç kimliği üzerinden yürütülen nefret kampanyalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SEÇİMLE BELİRLENMİŞ YÖNETİMİN ALAŞAĞI EDİLMESİ DEMOKRASİ AYIBIDIR”

    AKD Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları, CHP içerisinde ‘mutlak butlan’ gerekçesiyle şekillenen mevcut hukuki ve siyasi durumu bir “demokrasi ayıbı” olarak nitelendirdi. Seçimle iş başına gelmiş bir yönetimin mahkeme kararlarıyla saf dışı bırakılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kahiloğulları, şunları söyledi,

    “Bugün itibarıyla mutlak butlanla ilgili olan süreç bir demokrasi ayıbıdır. Asla ve asla kabul edilemez. Seçimle belirlenmiş bir yönetim mahkeme eliyle ve mahkemeden de öte kanunsuz bir şekilde, hukuksuz bir şekilde alaşağı edilip bir önceki genel başkan haksız bir şekilde o koltuğa oturtuldu. Bunu bütün Türkiye görüyor.”

    “KILIÇDAROĞLU BÜTÜN ALEVİ TOPLUMUNU TEMSİL EDEMEZ”

    Krizle birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsında tüm Alevi toplumunu hedef alan genellemelere ve nefret söylemine sert tepki gösteren Kahiloğulları, siyasetin inanç kimliklerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz Alevi hak mücadelesi veren kurumlar olarak Alevi kimliği ön plana sürülerek yapılan hakaretleri ve genelleme yapılıp bütün Alevileri içine alan hakaretlerin yapılmasını asla ve asla kabul edemeyiz. Kemal Kılıçdaroğlu da bütün Alevi toplumunu temsil edemez. Bugün itibarıyla kendisi siyaset yapıyor. Siyasi mücadele içinde olan bir kişinin mezhebi üzerinden genelleme yapıp hakaret edilmesini asla kabul edemeyiz.”

    “NEDEN KILIÇDAROĞLU KONUŞULURKEN ALEVİLİK HEDEF ALINIYOR?”

    PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek de sosyal medyada yükselen nefret söylemlerinin doğrudan Alevi toplumunun inancına yönelik bir saldırıya dönüştüğünü ifade etti. Türkiye’nin siyasi tarihinde sağ ve Sünni siyasetçilerin yönetimlerinin hiçbir zaman inanç kimlikleriyle eleştirilmediğini hatırlatan Erkek, çifte standarda tepki gösterdi:

    “Ne gariptir ki senelerdir Türkiye’yi sağ ve Sünni kesim yönetiyor ama hiçbir zaman sosyal medyada ya da başka mecralarda hiç kimse ‘Sünni Başbakan’ ya da ‘Sünni Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel şunu söyledi’ gibi şeyler söylemedi bugüne kadar. Neden Kemal Kılıçdaroğlu konuşulurken Alevilik konuşuluyor? Neden Alevilere hakaret ediliyor? Sanki Alevilik eşittir Kemal Kılıçdaroğlu… Yok öyle bir şey.”

    “SİYASİ PARTİNİN KAPILARININ KIRILMASI FAŞİZMDİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi veya herhangi bir siyasetçi ile Aleviliğin özdeşleştirilmesinin doğru olmadığını; eleştirilerin inançlara değil, kişilerin siyasi pratiklerine yöneltilmesi gerektiğini belirten Erkek, parti binasına yönelik gerçekleştirilen kolluk kuvveti müdahalesini de faşizan bir uygulama olarak niteledi:

    “Kemal Kılıçdaroğlu eşittir Alevi toplumu değildir. Kemal Kılıçdaroğlu Alevi olabilir ama bir siyasetçidir. Cumhuriyet Halk Partisi eşittir Alevilik değildir. Herkes kimi eleştiriyorsa onu zikretsin, onu konuşsun. Alevi toplumu şuna tepki gösterir: Kurumsal bir siyasi partinin polis zoruyla kapılarının, pencerelerinin kırılarak içeri girilmesini asla kabul etmiyoruz. Bu faşizanca bir harekettir, faşizmdir. Yapılan baskınları da şiddetle kınıyoruz.”

    Cevahir FINDIK/SAMANDAĞ-ANTEP

  • Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    PİRHA- Düztepe Cemevi’nde bir araya gelen Alevi kurumları ve yöre dernekleri, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin yıl dönümünde Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne tepki gösterdi. Yapılan ortak basın açıklamasında ayrıca 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan anılırken, Hıdırellez bayramı vesilesiyle barış ve kardeşlik mesajları verildi.

    Alevilerin yoğun katılım gösterdiği açıklamaya; Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Tilkiler Köyü Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği ile Adıyaman Balyanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    “DERSİM’DEKİ TOPLANTI AÇIK BİR ASİMİLASYON GİRİŞİMİDİR”

    Açıklamada ilk sözü alan ABF Genel Başkan Yardımcısı Bülent İlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”nin zamanlamasına ve içeriğine dikkat çekti. İlik, şunları kaydetti:

    “4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından, Dersim’de düzenlenen ‘Dedeler Zirvesi’ toplantısı açık bir asimilasyon toplantısıdır. 4 Mayıs tarihi, Dersim halkı ve Aleviler için kara bir gündür. Bu tarihin seçilmesi bir rastlantı değildir. Dersim coğrafyası özel olarak hedef alınmıştır. Alevilerin tarihsel, inançsal ve kültürel olarak yoğun yaşadığı bu coğrafyada yapılmak istenen söz konusu toplantı; Aleviliği devlet eliyle tanımlama, yönlendirme ve dönüştürme çabasının bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Alevi inancının özüne aykırıdır ve açık bir asimilasyon girişimidir.”

    İlik, Aleviliğin bürokratik müdahalelerle şekillendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Alevilik; Ocaklarıyla, Mürşitleriyle, Pirleriyle, Talipleriyle ve kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur. Alevi toplumunun iradesi yok sayılarak planlanan bu tür toplantılar meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELE MİRASI YOL GÖSTERİYOR”

    Dersim Katliamı anmasının ardından, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Türkiye Devrimci Hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da unutulmadı. Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu, “Üç Fidan”ın bağımsızlık mücadelesinin önemine değindi:

    “Denizler; baskıya, sömürüye ve emperyalizme karşı halkın geleceğini savundukları için idam edildi. Türkiye’nin yakın tarihi göstermiştir ki baskıyla, idamlarla ve yasaklarla halkın özgürlük mücadelesi durdurulamamıştır. Denizlerin uğruna mücadele ettiği eşit, demokratik ve bağımsız bir ülke özlemi bugün de güncelliğini korumaktadır. Bugün de gençlerin geleceksizlikle karşı karşıya bırakıldığı, emeğin değersizleştirildiği bir dönemde; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın bıraktığı mücadele mirası yol göstermeye devam etmektedir.”

    HIDIRELLEZ MESAJI: HIZIRI BEKLEME HIZIR OL

    Açıklamanın sonunda AKD Genel Merkez Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Özdemir, Hıdırellez bayramına dair bir açıklama yaparak doğa ve insan sevgisine vurgu yaptı. Özdemir, Hıdırellez’in Alevi inancındaki yerini şu sözlerle özetledi:

    “Alevi yol ve erkânında Hızır; darda olanın yoldaşı, umudun taşıyıcısı ve hakikatin rehberidir. Hızır’ı idrak etmiş her can içindeki iyiliği harekete geçirerek yaşamda ‘Hızır’ı bekleme, Hızır ol’ anlayışıyla vücut bulan düsturu ilke edinir. Çünkü biliriz ki; dara düşene el uzatan, lokmasını paylaşan, adaletin ve hakkın yanında duran her can, Hızır’ın kendisidir. Hıdırellezin özü paylaşmaktır. Lokmanın bölüşüldüğü, dileklerin ortak edildiği bu anlamlı gün; birlik olmanın, rızalıkla yaşamanın ve kardeşliği büyütmenin ifadesidir.”

    Basın açıklaması, asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısıyla sona erdi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

  • Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim’de yapılan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki göstererek, “Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de 2 gün süren ‘Dedeler Zirvesi’ yapıldı.  Yapılan toplantıya 130’a yakın dedenin katıldığı belirtilirken, Alevi toplumu ve kurumlarından toplantıya tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    “KATLİAMA DAİR TEK BİR SÖZ EDİLMEDİ!”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde ‘Dedeler Zirvesi’nin yapılmasının bir mesaj içerdiğini belirterek, ” 4 Mayıs; canlarımızın katledildiği, ocaklarımızın söndürüldüğü, inancımızın ve kimliğimizin hedef alındığı bu kara tarihtir. Bu topraklarda hâlâ dinmeyen acının, yüzleşilmeyi bekleyen tarihsel bir yaranın yıldönümünde; Dersim’de yaşanan katliama, sürgünlere, kayıplara ve devlet eliyle yürütülen asimilasyon politikalarına dair tek bir söz dahi edilmemesi kabul edilemez” dedi.

    “ALEVİLİKTE İNANÇ ÖNDERLİĞİ DEVLET MEMURLUĞUNA İNDİRGENEMEZ”

    Vahim olanın, toplantının ana gündeminin dedelere maaş bağlanması olduğunu dile getiren Seher Şengünlü Yılmaz, “Alevi inancının özüne ve tarihsel bağımsızlığına gölge düşürecek bir çerçevede ele alınmış olmasıdır. Alevilik’te inanç önderliği devlet memurluğuna indirgenemez. Pirlik, dedelik ve analık makamı hakikat yolunun rızalıkla taşınan emaneti; toplumsal ikrarla yürütülen bir hizmettir. Bu değerler ne makamla ne maaşla tarif edilebilir” diyerek tepkisini ifade etti.

    “DERSİM’İN ACISINI GÖRMEZDEN GELEREK, HAKİKATİN ÜZERİNİ PROTOKOL TOPLANTILARIYLA ÖRTEMEZSİNİZ”

    “Dersim, hafızadır. Dersim, hakikatle yüzleşme çağrısıdır” diyerek sözlerini sürdüren Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Dersim’de, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde susmak; sadece tarihe değil, o tarihte yitirdiğimiz canlara ve bugün hâlâ adalet bekleyen toplumsal hafızaya da sırt dönmektir.

    Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir.

    Dersim’in acısını görmezden gelerek, hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz. Hafızayı susturamaz, rızalık üretmeden meşruiyet sağlayamazsınız. Dersim’i anmadan Dersim’de konuşmak, hakikati eksik bırakmaktır. Hakikat er ya da geç sözünü söyler.”

    PİRHA/ANKARA

  • AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki göstererek, “Tarih boyunca bizler ayrımcılığa ve nefret diline maruz kaldık. Ancak biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkaracağız” dedi.

    Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir paylaşımı, “kripto kılıç artığı” ifadeleriyle alıntılamıştı.

    Bu ifadeye tepkiler gelmeye devam ediyor. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın sarf ettiği sözlerin bir toplumsal kesimin bilinçaltındaki gerçekliğin dışa vurumu olarak yorumlayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Orada bizi yaralayan şey Cumhuriyet gazetesinin tutumudur. Cumhuriyet gazetesi de geçmişi itibariyle dönem, dönem bu zihniyet noktasına düştüğü olmuştur ama iyi yöneticilerin, iyi aydınların tarafından yönetildiği dönemler de olmuştur” diye ifade etti.

    Biz her şeye rağmen Cumhuriyet gazetesini bu ülkenin aydınlıkçı damarının yayın organı olarak görmeyi arzuladıklarını belirten Uçarcan, “Ama şu son tabloda o misyonuna denk hareket etmediklerine inanıyorum” dedi.

     “ALEVİLERE, KÜRTLERE KARDEŞİMİZ DERLER AMA BİLİNÇ ALTINDA O ESKİ HİKAYELER HEP VARDIR

    Toplumsal hassasiyetin yükseldiği dönemlerde her zaman bir şekilde bir yerlerden nefret dilinin kullanıldığını vurgulayan Uçarcan, “Gerçeklerin devrimci olmak gibi bir özelliği var. O rahatsızlık bir yerde kendisini dışa vuruyor ve hakikat ortaya çıkıyor” diye belirtti.

    “ALEVİLER AÇISINDAN MİNE KÜÇÜKKANAT’IN HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR”

    Kendileri açısından Mine Kırıkanat’ın bir hükmü, bir bağlayıcılığı olmadığını dile getiren Uçarcan, “Cumhuriyet Gazetesi Birgün Gazetesi, Evrensel Gazetesi, Gündem Gazetesi gibi halktan yana yayın yapan gazetelerin bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerektiğine inandığımız için zorumuza gidiyor” dedi.

    Mine Kırıkkanat gibilerin halklara verebileceği hiçbir şeyin olmadığının altını çizen Uçarcan, yakın tarihlerde ayrımcılık ve nefret suçunun varolduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

    Doğuda yaşanan çatışmalardan kaynaklı dönemsel hassasiyetler oluşuyordu. Bir asker cenazesi geldiğinde HDP binaları yakılırdı. Kundaklayanlar kimlerdi? Hırsızlardı. Kendisine Türk bayrağı bağlayarak kundaklama yaparak meşruluk kazanırlardı. Devletin gözünde itibarlı sayılırlardı.

    Bunlarla arasına bir mesafe koymayı bugüne kadar başaramadı. Devletin aktör olarak kullandığı Çakıcılardan tutun böyle bir sürü insan var. Tabii ki bunlar yaşamı kirleten insanlar. Yani devlet bunlarla arasına bağ koymak yerine bunları kendi takibatı için kullanan bir pozisyonda.”

    “ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRME VE AŞAĞILAMA YAKLAŞIMLARINI ALT EDEBİLECEK GÜÇTE”

    Tarih boyunca ötekileştirilmek istenen kesimlere karşı ayrımcılığın ve nefret dilinin uygulandığını dile getiren Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu saatten sonra böylesi suni gündemler tutmayacak. Çünkü bu toplumsal örgütlülük bunu alt edebilecek kapasitede. Biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkarmak durumundayız. Ben buna muvaffak olacağımıza inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan, ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, katledilen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in katledilmesinin üzerinden yaklaşık olarak 2 yıl geçmesine rağmen halen olay aydınlatılmadı ve failleri bulunmadı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiyken 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te Molla Kasım sahilinde cansız bedenine ulaşılan Rojin’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada halen somut bir gelişme yaşanmadı.

    Rojin’in şüpheli ölümde gerçeğin aydınlatılması için Rojin Kabaiş’in ailesi, avukatlar ve kadınların mücadelesi sürüyor. Diğer taraftan kamuoyunun ve kurumlarında Kabaiş ailesine destekleri sürüyor. Alevi Kültür Dernekleri(AKD) Genel Başkanı Seher Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri(PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan ve Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, destek amacıyla Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    “ROJİN’E NE OLDUĞU SORUSU TÜM AYRINTILARIYLA AYDINLATILMALIDIR”

    Rojin’in kaybolduğu günden bu yana ihmaller zinciri yaşandığını vurgulayan baba Nizamettin Kabaiş, “Bu çocuk sizin korumanız altında kaybolmuş ve katledilmiş. Kamera neden bozuk? Kıyı şeridinde tel takılmamış, güvenlik altına alınmamış. Neden orada güvenlik tedbirleri uygulanmamış. Orası öğrencilerin bulunduğu bir yer ama sarhoşlar geliyor orada içki içiyorlar, alkol kullanıyorlar. Orada türlü türlü şeyler yaşanıyor. Fakat hiç devriye gezilmemiş, hiç takibi yapılmamış” dedi. Baba Kabaiş, devlet yetkililerinin kötü tavır ve yaklaşımlarına da dikkat çekerek, “Benim kızım intihar etmedi. Siz önce katilleri bulun” dedi.

    ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ise, “Biz hukuk fakültesinde okurken ‘Adli Tıp Eğitimi’ aldık. Eğer bir vaka adli tıpa gidiyorsa, adli tıp yaptığı inceleme ve araştırmalarla vakanın intihar mı, cinayet mi olup olmadığını çok net bir şekilde öğrenilebildiğine” dikkat çekti.

    AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, Kabaiş ailesinin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, “Devletin dini adalettir. Eğer adalet ölürse devlet ölür. Biz böyle inanıyoruz. İşini layıkıyla yapan birileri çıkacak ve adaleti sağlayacak. Bizler Aleviler olarak her zaman yanınızdayız. Rojin’in de başına ne geldiyse tüm gerçekliği ile ortaya çıkması için kamuoyu yaratmak adına destek olacağımızı ve yanınızda olduğumuzu söyleriz” dedi.

    “ROJİN KABAİŞ DOSYASINI YENİDEN ELE ALIYORUZ OLUMLU GELİŞMELER OLABİLİR”

    Bugün Adalet Bakanı Akın Gürlek, AKP’nin grup toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Rojin Kabaiş dosyasına dair konuşarak, “Rojin Kabaiş dosyasında da cep telefonunu çözümlersek önemli bir evre alacağız. Olumlu gelişmeler olabilir. Yeni bir ekip kurduk, çalışıyoruz, teknik olarak destek veriyoruz” dedi.

     

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Alevi kurumları 1 Mayıs’ta Antalya’da alanlarda olmaya hazırlanıyor -VİDEO

    Alevi kurumları 1 Mayıs’ta Antalya’da alanlarda olmaya hazırlanıyor -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Bu sene 1 Mayıs’ta daha kitlesel bir katılımın olması için emek ve demokrasi güçleri ile birlikte çalışmaların sürdüğünü belirti. AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan ise, “1 Mayıs günü alanlarda geçmişinin ruhuna yakışır şekilde kutlamak için çalışmalarımız devam ediyor” diye belirtti.

    1 Mayıs yaklaşırken, emek dünyasında hareketlilik artıyor. İşçiler, emekçiler ve hak arayan kesimler, artan hayat pahalılığına, güvencesizliğe ve derinleşen eşitsizliklere karşı seslerini yükseltmeye hazırlanıyor. Bu yıl da meydanların, yalnızca bir kutlama alanı değil, adalet, eşitlik ve insanca yaşam taleplerinin güçlü biçimde dile getirileceği bir mücadele zemini olması bekleniyor.

    “ALEVİLER İÇİN 1 MAYIS ÇOK ÖNEMLİ”

    PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Bizim için 1 Mayıs çok önemlidir. Biz de 1 Mayıs’ta Alevi bileşenleri olarak Antalya Emek Demokrasi Güçleri’yle beraber alanlarda olacağız. Antalya’daki Alevi Kumları olarak Pankartımızın arkasında her sene olduğu gibi Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyeceğiz” diyerek hazırlıkların sürdüğünü belirtti.

    İşçi ve emekçilerin bayramı olan 1 Mayıs’ı bu sene daha kitlesel bir şekilde kutlamak istediklerini vurgulayan Arslan, “Bununla ilgili Emek Demokrasi Güçleriyle bir toplantı yaptık. 1 Mayıs’tan önce bir araya gelip bir kahvaltı ortamında kitleyi nasıl daha çoğaltabiliriz alana taşıyabiliriz bunun üzerinde konuşacağız. Her zaman birlikten güç doğar. Bireysel hiçbir şey olmaz. Antalya’da bu gücü de yaratmaya çalışıyoruz” dedi.

    “GEÇMİŞİNİN RUHUNA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE 1 MAYIS’I KUTLAMAK İSTİYORUZ”

    1 Mayıs’ı emekçilere anlatmanın çok kıymetli olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan ise şunları kaydetti:

    ” Bu kadar hak ihlalinin olduğu bir yerde hak arama mücadelesi olan 1 Mayıs gününü alanlarda geçmişinin ruhuna yakışır şekilde kutlamak için Alevi Bileşenleri olarak bugün bir toplantı yaptık . Antalya’da 10’un üzerinde Alevi kurumu var. Antalya Alevi Bileşenleri ortak pankartı altında bir yürüyüş organize edeceğiz. Antalya Emek ve Demokrasi güçleriyle birlikte alanlarda olacak ve sesimizi en gür şekilde haykırmaya çalışacağız”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kazım Uçarcan: Okullardaki şiddetin kaynağı liyakatsizlik ve bozuk düzendir-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Okullardaki şiddetin kaynağı liyakatsizlik ve bozuk düzendir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı AKD Genel Merkez Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Siverek ve Maraş’taki okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Uçarcan, yaşanan şiddet sarmalının temelinde 24 yıllık siyasi iktidarın eğitim politikaları ve toplumsal yozlaşmanın yattığını savundu.

    “EĞİTİM-SEN’İN YANINDAYIZ”

    Siverek ve Maraş’ta eğitim emekçilerine yönelik saldırılara karşı sessiz kalmadıklarını belirten Kazım Uçarcan, Antalya’da Eğitim-Sen tarafından düzenlenen oturma eylemine kurumsal olarak destek verdiklerini ifade etti. Uçarcan, “Okullarda yaşanan bu şiddete karşı eğitim emekçilerinin yanlarında yer aldık. Bu mücadelenin esas öznesi Eğitim-Sen’dir; tepkiyi bu odak üzerinden örgütlemek en doğru yaklaşımdır,” dedi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ BİLEREK TAHRİP EDİLİYOR”

    Okullardaki güvenlik zafiyetini ve şiddet artışını siyasi iktidarın 24 yıllık uygulamalarına bağlayan Uçarcan, laik ve bilimsel eğitimin hedef alındığını öne sürdü. Cumhuriyetin temel kurumlarına yönelik bir saldırı olduğunu vurgulayan Uçarcan, şu örneklere dikkat çekti:

    “TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürünün atanmasıyla başlayan süreç, Hıfzıssıhha gibi köklü kurumların tasfiyesiyle devam etti. Demokratik Cumhuriyetin temelleri dinamitlenmek isteniyor.”

    Toplumsal şiddetin kanıksanmasında medya içeriklerinin büyük payı olduğunu belirten Uçarcan, televizyonlardaki dizi içeriklerini eleştirdi:

    “Her gün onlarca kişinin birbirine silah çektiği sahneler yayınlanıyor. Topluma sanki bu ülkenin normal gündemi ve yönetim biçimi buymuş gibi bir algı aşılanıyor.Dizilerdeki silahlı çatışma sahnelerinin topluma ve okullara yansıması bugün yaşadığımız acı tablodur.”

    “BOZUK DÜZENİN ÇARKLARI DÖNMÜYOR”

    Türkiye’deki temel sorunlardan birinin liyakatsizlik olduğunu savunan AKD Antalya Şube Başkanı, her meslek kolunda bir çöküş yaşandığını ifade etti. Pir Sultan Abdal’ın Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünü hatırlatan Uçarcan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Sadece eğitimde değil; tıpta, hukukta, din kurumlarında liyakat bitti. Devleti ayakta tutan dinamikler gerici anlayışlar tarafından sarsılıyor. Bu bozuk düzende sağlam bir çark bulmak imkansız hale geldi. Çözüm; tüm demokratik güçlerin bir araya gelerek Demokratik Cumhuriyet’i yeniden kendi fabrika ayarlarına döndürmesi ve toplumsal erdemlerimizi seferber etmesidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    PİRHA- Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya ilişkin açıklama yapan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek, “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz ve çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz” dedi.

     

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya dair açıklama yaptı.

    “MEB EĞİTİMİ BİLİMDEN KOPARDI”

    “Bu yaşananlar tesadüf değildir” diye Seher Şengünlü Yılmaz, “Bu yaşananlar, yıllardır bilinçli şekilde örülen bir çürümenin sonucudur” dedi.

    Yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olduğunu belirten Seher Şengünlü Yılmaz, “Çünkü MEB, eğitimi bilimden kopardı, laikliği hedef haline getirdi, okulları pedagojiden uzaklaştırıp ideolojik alanlara çevirdi” diye ifade etti.

    “ÖRGÜTLENEN BİR KARANLIK…”

    MEB’in ÇEDES, Maarif Eğitim Modeli ve benzeri projelerle eğitim sistemini adım adım dinselleştirdiğine dikkat çeken Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Cemaatleri ve tarikatları okulların içine soktunuz. Devletin asli görevini, denetimsiz ve sorumsuz yapılara devrettiniz. Ama mesele sadece eğitim değildir. Bu ülkede şiddet büyütüldü. Kadın cinayetleri karşısında etkili politikalar üretilmedi. Televizyonlarda mafya ve suç kültürü meşrulaştırıldı. Doğa talan edildi; ağaç, kurt, kuş katledildi. Yaşamın kutsallığını yok sayan bir anlayış sistematik olarak inşa edildi.

    Bugün karşımızda duran tablo budur: Değersizleştirilmiş bir yaşam, çürütülmüş bir toplum, yalnız bırakılmış bir çocukluk. Ve şimdi yeni ve ürkütücü bir boyutla karşı karşıyayız: Sosyal medya platformlarında ifşa edilen yazışmalara göre, çocukların yer aldığı, şiddeti ve katliamı meşrulaştıran grupların kurulduğu görülmektedir. Bu gruplarda başka okullara yönelik saldırıların konuşulduğu iddiaları kamuoyuna yansımaktadır. Bu iddialar doğruysa, bu yalnızca bireysel bir suç değil; örgütlenen bir karanlığın habercisidir.”

    “ASIL SORUMLULUK, O ÇOCUĞU BU KARANLIĞIN İÇİNE İTEN DÜZENDEDİR”

    “Bu ülkenin çocukları dijital karanlıkta kimlerin etkisine bırakılmıştır? Bu platformlar neden denetlenmemektedir? Devlet bu açık tehdidi nasıl görmezden gelmektedir?” sorularını soran Seher Şengünlü Yılmaz, “Eline silah alan bir çocuk, okulunu basıyor, arkadaşlarını, öğretmenini katlediyor. orumluluk sadece tetiği çekende değildir. Asıl sorumluluk, o çocuğu bu karanlığın içine iten düzendedir” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BU TABLONUN HESABINI VERMELİDİR”

    Seher Şengünlü Yılmaz, eğitim sisteminin laik, bilimsel ve kamusal bir temele çekilmesi gerektiğinin altını çizerek, “ÇEDES, MAARİF ve tüm benzeri uygulamalar iptal edilmelidir. Okullar cemaat ve tarikatların etkisinden tamamen arındırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu tablonun hesabını vermelidir. Aksi halde bu ülke daha fazla çocuğunu kaybedecektir” dedi.

    “YUSUF TEKİN’İ İSTİFA!”

    Türkiye’de çocukların canlarının korunmadığının altını çizen Seher Şengünlü Yılmaz,  “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz, çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz. Artık yeter. Ya bu düzen değişecek, ya da bu karanlığın sorumluları tarihin önünde hesap verecek” diyerek Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    Uçarcan: Söke’deki kriz kişisel değil, yol erkanı meselesidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, 9’uncu olağanüstü genel kurulda alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde yaşanan krize ilişkin konuştu. Şube Başkanı Şevki Kaya’nın hem siyasi görev yürütmesi hem de dernek yapısında tek taraflı kararlar almasının “yol erkanına aykırı” olduğunu belirten Uçarcan, yaşanan sürecin hukuki ve örgütsel çerçevede çözüleceğini, cemevlerinin ise “siyasetin değil rızalığın alanı” olduğunu vurguladı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Söke Şube Başkanı yönetim kurulu kararı olmaksızın AKD Söke Şubesinin tabelasını indirerek yerine Hacı Bektaş Veli  Derneği tabelası asması ve CHP’de faaliyet yürüten cemevi üyelerinin üyeliklerinin silinmesi üzerine AKD Genel Merkezi tarafından Şube Başkanı Şevki Kaya ve YK üyeleri görevden alındı.

    AKD Antalya Şube Başkanı ve Genel Sekreteri Kazım Uçarcan yaşanan gelişmelerle ilgili Pirha’ya açıklamalarda bulundu.

    “HÜDA-PAR’IN MERSİN CEMEVİNİ ZİYARETİ BİZİ ZEDELEDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri olarak sadece Aydın Söke Şubesinde değil bazı şubelerinde bu türlü sıkıntılar yaşandığını belirten Uçarcan, Mersin Cemevi’ne  Hüda-Par’ın ziyareti olmuştu ve bu bizi yaralayan bir ziyaretti” dedi.

    Bu ziyarete ilişkin Mersin Cemevi Başkanı’nın yaptığı açıklamanın tatmin edici bir açıklama olmadığını belirten Uçarcan, “Mihman Ali’dir demişti. Hadi mihman Ali’dir ölçeğini de kabul ettik. Kapının önüne çıkıp o fotoğrafları çekmek neyin nesiydi? Yaptığı işi kutsamak tescillemek olarak algılandı” ifadelerini kullandı.

    “GENEL KURULDA ORTAK ÖNERGE KABUL EDİLDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, “9’uncu olağanüstü genel kurulumuzda aday olan her iki listenin verdiği ortak önergede, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüşenlerin düşkün ilan edilmesi, kurumsal anlamda görüşen şubelerin ise görevden alınması genel kurulda onaylanarak kabul edildi. 9’uncu olağanüstü genel kurul öncesinde genel merkezin şubeleri görevden alma yetkisi yoktu” dedi.

    Şubelerin genel merkez tarafından görevden alınmasının örgütsel anlamda anti-demokratik görünebileceğini belirten Uçarcan, “Demek ki öteden beri bir birikim varmış ki sorunları çözme noktasında her iki liste de bunu önerdi” diye konuştu.

    Genel kuruldan alınan yetki sonrası Söke Cemevi’nde olumsuz bir süreç yaşandığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın kendi tasarrufuyla birtakım uygulamalara başvurduğunu ifade etti. Olağanüstü genel kurulda en çok şikayet edilen konunun, cemevi başkanlığı ile siyasi görevin birlikte yürütülmesi olduğunu vurguladı.

    “CEMEVİ BAŞKANI AYNI ZAMANDA SİYASET YAPAMAZ”
    “Cemevinin başkanı olup aynı zamanda siyaseten bir yere aday olmak ve görev yapmak, yol anlayışımıza terstir. Bu durum üye canlarımız tarafından kabul edilmeyen, şiddetle reddedilen bir durumdur” dedi.

    Şevki Kaya’nın aynı zamanda belediye meclis üyesi olduğunu hatırlatan Uçarcan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden meclis üyesi oldu. Belediye başkanı CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçince o da istifa etti. Rızalık anlayışıyla seçilip, o insanlara danışmadan alanı terk etmek kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    ÜYELERİN İHRAÇ EDİLDİĞİ İDDİASI
    Uçarcan, Kaya’nın cemevine üye olan ve CHP’de faaliyet yürüten kişileri üyelikten çıkardığını belirterek, “Gerekçesiz bu uygulamayla da yetinememiş 2020 yılında derneğimiz kurulurken dernekler yasası gereği Alevilik kelimesi hukuken kullanılamadığı için Hacı Bektaş Veli Derneği olarak kuruldu ve derneğimiz o isimle 49 yıllığına belediye ile bir protokol yapılmıştı. Daha sonra 2008 yılında Alevilik kelimesi üzerinden hukuken kazanım sağlandıktan sonra Alevi Kültür Dernekleri adına 2052 yılına kadar protokol yenilenmiş ve bizim orada belediyeyle bir protokolümüz söz konusu” dedi.

    TABELA DEĞİŞTİRİLDİ, YETKİ TARTIŞMASI DOĞDU
    AKD Söke Şubesi tabelasının indirilerek yerine “Hacı Bektaş Veli Derneği” tabelası asıldığını ifade eden Uçarcan, “Arsa belediyeye ait, bina canlarımızın lokmalarıyla yapıldı. Başkan iki kişiyle karar alarak derneğin adını değiştirmiş, AKD’yi başka adrese yönlendirmiş” ifadelerini kullandı.

    Uçarcan, “Oraya gittiğimizde ‘burası sizin derneğiniz değil’ denildi. Mesele tamamen kişiselleştirilmiş” diye konuştu.

    POLİS MÜDAHALESİ TEPKİ ÇEKTİ
    Genel merkez yöneticilerinin karar tebliği için gittiklerinde polis zoruyla karşılaştıklarını belirten Uçarcan, “Polisin cemevinde bu şekilde müdahil olması asla kabul edilemez” dedi.

    Şevki Kaya’nın önce olağanüstü seçimi kabul ettiğini, ardından reddettiğini belirten Uçarcan, “Biz yasal haklarımızı kullanmakla mükellefiz” dedi.

    KAPI ÇİLİNGİRLE AÇILDI, POLİS ENGELİ YAŞANDI
    Cemevine gittiklerinde kapının kapalı olduğunu, çilingirle açtırdıklarını belirten Uçarcan, yönetim kurulu defterlerini almak isterken sivil polislerin müdahale ettiğini aktardı.

    Yaşananların görünür olması için basını çağırdıklarını belirten Uçarcan, provokatif davranışlara rağmen süreci hukuki zeminde çözdüklerini ifade etti.

    Polisin kendilerine “haklısınız ama siz de çağrı yapın” dediğini aktaran Uçarcan, süreçte “kafa-kol ilişkileri” yürütüldüğünü iddia etti.

    Seçimi kaybedenlerin farklı algı yarattığını belirten Uçarcan, “Bizim niyetimiz olsaydı başka şubelerden başlardık. Bu bir hesaplaşma değil” dedi.

    Tüm sürecin şeffaf yürütüldüğünü vurgulayan Uçarcan, isteyen herkese hesap vermeye hazır olduklarını söyledi.

    “ÜYELER DERGAHLARINA SAHİP ÇIKTI”

    İki gün boyunca üyelerin cemevine sahip çıktığını belirten Uçarcan, Şevki Kaya’nın yalnız kaldığını ve uyarılara rağmen geri adım atmadığını ifade etti.

    Kaya’nın isterse hukuki yollara başvurabileceğini, isterse inançsal olarak kendini aklayabileceğini belirten Uçarcan, “Aklanırsa baş tacı olur” dedi.

    1 AY İÇİNDE OLAĞANÜSTÜ KONGRE
    Yeni yönetimin belirlenmesi için bir ay içinde olağanüstü kongre yapılacağını açıklayan Uçarcan, aynı adreste iki dernek gösterilmesini “entrika” olarak nitelendirdi.

    Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Uçarcan, hukuki girişimlerin sürdüğünü söyledi.

    Şevki Kaya hakkında doğrudan yaptırım düşünmediklerini belirten Uçarcan, “Gelip özeleştiri verirse birlikte çalışabiliriz” dedi.

    “TÜZÜK YETERSİZ, DEĞİŞMELİ”
    Tüzüğün bu tür durumlarda yetersiz kaldığını belirten Uçarcan, yeni bir tüzük çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Son olarak Uçarcan, “Bir kişi ya siyaset yapar ya dernek başkanlığı yapar. Cemevleri siyasetin aracı değildir. Biz buraya bunu engellemek için geldik” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    …….

     

  • İktidarın Alevileri bölme girişimlerine Uçarcan’dan tepki: Beyhude çabalar!-VİDEO

    İktidarın Alevileri bölme girişimlerine Uçarcan’dan tepki: Beyhude çabalar!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevleri ve Alevi kurumlarını arayarak yaptığı davetlere tepki gösterdi. Uçarcan, bu tür girişimlerin  Alevileri bölmeye yönelik beyhude çabalar olduğunu söyledi.

    Tartışmaların odağında olan ve Alevi toplumunun “Alevi Diyaneti” olarak tarif ettiği Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi ziyaretleri, köyleri, kurumları ve cemevlerine müdahalesini sürdürüyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faliyetlerine ilişkin konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olarak çalışan ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurucu isimlerinden biri olan Ali Arif Özzeybek adına yapılan davetlere ilişkin konuşan Uçarcan, örgütlü olabildikleri alanlarda bu tür girişimleri boşa çıkarmaya çalıştıklarını ifade etti.

    2 Nisan Cumhurbaşkanlığı programı çerçevesinde Ali Arif Özzeybek tarafından arandığını belirten Kazım Uçarcan, “Bizi külliyeye Cumhurbaşkanımızın huzuruna götürebileceğini söyledi. Bende kendisine böyle bir programa icabet edemeyeceğimizi, bizim federasyonumuzun olduğunu dolayısıyla bizim ve bizim gibi kurumların aranmamasını rica ettim” dedi.

    “GEMEL MERKEZLER OLARAK ÖRGÜTLERİMİZE HâKİM DEĞİLİZ

    Daha sonra kendileri gibi birçok Alevi kurumunun arandığına dikkat çeken Uçarcan, “Sosyal sayfalarda yaptığım paylaşımlar üzerinden dönüşler oldu. Birçok yer aranmış. Buna icabet eden kurumlar da olmuş. Çünkü biz hala bütün kurulu derneklerimize hâkim değiliz. Tam anlamıyla bir bütünlük de sağlanabilmiş değil” şeklinde ifade etti.

    Bu tür tekliflere tamah edenlerin olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Kendisini ‘değerli’ hissetmiş olanlar oluyor. 3-5 sandalye, masa verip sonra da bunun çetelesini tutuyorlar. Biz şu kadar yere, şu kadar Alevi kurumuna yardım ettik diye propaganda yapıyorlar” dedi.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN ALEVİLERİ BÖLME GİRİŞİMLERİ BEYHUDE ÇABALARDIR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı içinde faaliyet yürütenlerin kendilerini cemevi uzmanı diye tanıttıklarını aktaran Uçarcan, örgütlü olabildikleri alanlarda bu tür girişimleri boşa çıkarmaya çalıştıklarını söyledi: “Bütün çabamızı seferber ediyoruz. Biz bu kurumu, bu yapıyı tanımıyoruz. Nihayetinde Ali Arif Özzeybek’i, Ali Rıza Özdemir’i ve Esma Ersin’i çok iyi biliyoruz. Bu girişimler beyhude çabalardır. Biz yolumuza kendi örgütlerimizle, kendi üyelerimizden kendi Yol anlayışımızdan, kendi canlarımızdan aldığımız gücü direngenliğe dönüştürerek devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kazım Uçarcan: ABD ve İsrail enerji kaynaklarına silah zoruyla el koymak istiyor-VİDEO

    Kazım Uçarcan: ABD ve İsrail enerji kaynaklarına silah zoruyla el koymak istiyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, İran’a yönelik saldırıların arkasında enerji kaynakları ve kapitalist krizin bulunduğunu söyledi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uçarcan, müdahalelerin arkasında enerji kaynakları ve küresel sistemin krizinin olduğunu savunarak, Ortadoğu’daki gelişmeleri ekonomik ve politik çerçevede ele aldı.

    “İRAN’A MÜDAHALE KAPİTALİZMİN KRİZİNİN SONUCU”

    Uçarcan, özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ABD’nin hegemonik bir güç olarak dünyaya kendisini dayattığını ifade ederek, İran’a yönelik müdahalelerin bu sürecin devamı olduğunu belirtti.

    “İran’a müdahale meselesinin esas olarak kapitalizmin yaşamış olduğu krizin sonucu” olduğunu söyleyen Uçarcan, “Emperyalizm dünyada hoyratça kullandığı ham maddeyi artık bulamayacak noktalara gelmesi, yeniden sömürü alanını ve hammadde üretebileceği alanları geliştirme peşinde” dedi.

    “ABD SİLAH ZORUYLA ENERJİ KAYNAKLARINA EL KOYMAK İSTİYOR”

    “ABD silah zoruyla enerji kaynaklarına el koymak istiyor” diyen Uçarcan, “Dünyayı yeniden dizayn ederek ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarına çok ahlaksızca sahip olmak istiyor” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin tek kutuplu dünya düzeni kurma çabalarına dikkat çeken Uçarcan, “Dünyada büyüyen ekonomi açısından Çin’in onlar açısından bir tehdit. Diğer taraftan Sovyetlerin dağılmasından sonra özellikle tek kutuplu dünyada ABD nasıl kaynakların başına geçeriz hesabıyla kendilerince hareket ediyorlar”  diye belirtti.

    “SIRADA İRAN VAR” 

    Uçarcan, Irak ve Suriye süreçlerine de atıfta bulunarak, “Özellikle Saddam’ın öldürülmesinden sonra ve Suriye düşürüldükten sonra İran’ı, sonrasında ise Türkiye’ye sıra geleceği tespitinde” bulundu. Uçarcan, “Başta Çin ve Rusya hedefteydi. Rusya’yı Ukrayna üzerinden düşürmeye çalıştılar muvaffak olamadılar. Şimdi ise İran’a yönelmiş durumdalar” dedi.

    “ABD-İSRAİL BEKLEDİĞİNİ BULAMADI”

    İran’ın Rusya ve Çin sayesinde direniş gösterdiğini ifade eden Uçarcan, “ABD-İsrail ittifakının İran’ı bir haftada düşürebileceklerini zannettiler ama buradaki bu karşı koyuş sayesinde şu anda beklediklerini bulamadılar. Dolayısıyla şu anda bir hayal kırıklığı içerisindeler” diye konuştu.

    Küresel ölçekte bir savaş ihtimaline de değinen Uçarcan, bilim insanlarının üçüncü dünya savaşının çıkmayacağı yönündeki görüşlerine dikkat çekerek, “Dünya artık küresel bir köy. Bir yerdeki savaş her yeri etkiliyor” dedi. Uçarcan, “Biz bugün bunun pratiğini Hürmüz Boğazı’nda görüyoruz. Hürmüz trafiğe kapatıldığı zaman petrol fiyatları yükseliyor” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞIN MAĞDURU KADINLAR, ÇOCUKLAR VE DOĞA”

    Savaşların en büyük mağdurlarının kadınlar, çocuklar ve doğa olduğunu belirten Uçarcan, “Petrol fiyatları yükseldiği zaman insan yaşamındaki her şeyin fiyatları artıyor. Bu da toplumda hoşnutsuzluğa neden oluyor ve bu hoşnutsuzluğun tüm negatif enerjisi bu savaşı başlatanlara yöneliyor” dedi.

    Uçarcan, İran’daki iç dinamiklere de değinerek, “Ne Amerikan barbarlığı ne de molla rejimi” diyerek iki kutuplu yaklaşıma karşı çıktı. Uçarcan, “İçten zayıflatarak dışarıdan basınç uygulayarak kendilerince oradaki hegemonyayı kırıp kendilerine tabi hale getirmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    3. YOL KÜÇÜMSENMEMELİ”

    Kürt özgürlük hareketinin bölgedeki etkisine dikkat çeken Uçarcan, “40 yılı aşkın bir süredir Kürt özgürlük hareketinin yarattığı bilinç, öteki toplumsal kesimler üzerinde de etkili. İran’da bu 3. yol dediğimiz alan küçümsenecek bir alan değil” diye belirtti.

    “ALEVİLER EMPERYALİZME KARŞI TUTUM ALMALI”

    Alevilerin tarihsel olarak savaş karşıtı bir gelenekten geldiğini vurgulayan Uçarcan, “Bin kez mazlum olsan da bir kez zalim olma düsturuyla biz savaşlardan yana olmayız ama bu kapitalist emperyalist barbarlığı teşhir etmek gibi bir görev de var” dedi.

    Son olarak Alevi örgütlerine çağrıda bulunan Uçarcan, “Aleviler dünyanın her yerinde kapitalist emperyalist barbarlığı teşhir etmeli. Savaşların nedenlerini doğru tespit etmeye dönük çalışmalar yapmalı. Bu bizim tarihsel sorumluluğumuz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, yaşadıkları mahallede de benzer sorunla karşı karşıya olduklarını söyleyerek, “Mahallede okul yok. Yurttaşlar okul istiyor, kaymakam cami yapacağım diyor” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan köylerin dışında 2 kişinin cami talep etmesine bu kadar hızlı karşılık verenlerin iktidarın zihniyetini ortaya çıkardığını söyledi.

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Bademler köyünde yıllardır sanat yapıldığını vurgulayarak, “Aleviler cemi her yerde yapabilirler. Bir ağacın gölgesi, suyu soğuk pınarlar bizim ibadet yerlerimiz. Yani gidip oralarda biz her türlü ibadetimizi yapabiliriz. Bunun için bir şekle şemaile ihtiyaç yok. Ama önemli olan buradaki niyeti okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “DERNEĞİMİZİN BULUNDUĞU MAHALLEDE OKUL YOK”

    Derneklerinin bulunduğu yerleşkeden yaşadıkları pratikten örnek veren Uçarcan, “Bizim şu an şu röportajı yaptığımız dernek yerleşkesinin olduğu mahalle Abdalların yaşadığı bir mahalle. Mahallenin sınırları içerisinde bir karakol, bir okul ve bir sağlık ocağı yeri tahsis edilmesine rağmen üçü de yok” dedi.

    Bir bölge milletvekilinin kendilerini ziyarete geldiğinde okul sorununu kendisine aktardıklarını belirten Uçarcan, “Ondan sonra gelen amirler içerisinde ilçe kaymakamı ‘Buraya çok hızlı bir cami yapmamız gerekir’ diyor. Buradaki yerleşik canlarımız şöyle bir itirazda bulunuyorlar. Burada camiden önce bir okula ihtiyacımız var. Burada okul yok. Kaymakam ise okul projede yok. Şu anda acil bir cami yapmamız gerekir cevabı veriyor” dedi.

    CAMİDEN ÇOK EĞİTİM KURUMLARINA İHTİYACIMIZ VAR”

    Zeytinköyde yaşayan halkın ısrarla camiye değil okula ihtiyaçları olduğunu ifade etmelerine rağmen dikkate alınmadığını ifade eden Uçarcan, “Burada 600 tane öğrenci taşımalı olarak başka mahalleye gidip eğitim görüyor. Şimdi bu yüzyılda bir mahallede bir okul yok” diyerek tepki gösterdi.

    Israrla ‘cami yapacağız’ demelerinin aslında mevcut zihniyetin dışa vurumu olarak algıladıklarını belirten Uçarcan, bu ülkenin camiden çok eğitim kurumlarına ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Bademler Köyü’nde yaşayan köylülerin herkesi kucaklayıcı sanatsal çalışmalarından dolayı karşı tarafta rahatsızlık yarattığını dile getiren Uçarcan, “Oysa onlar şunu da söylüyorlar. Biz cemevi istemiyoruz cami de. Buraya olacaksa bir kültür merkezi olsun diyorlar. Bundan daha doğal bir talep olamaz. Bu anlamıyla Bademler köyünün taleplerini bizde sahipleniyoruz” diye belirtti.

    “ALEVİLERİN TEMEL SIKINTISI KENDİSİ DIŞINDAKİLERLE YETERLİ İLETİŞİM KURAMAMASI

    Alevilerin temel sıkıntısının daha geniş kesimlerle doğru orantılı doğru iletişim kurmakta sıkıntılar olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Bizim temel taleplerimizde onların da bizim yanımızda olmalarını öne çıkaran yaklaşımlar içerisinde olmalıyız. Bunu başaramadığımız sürece bürokratlar çıkacaklar, kafalarının estiğince işte bu alanlarda böyle mühendislik yapacaklar. Bu da bizim daha fazla kutuplaşmamızı beraberinde getirir” diye belirtti.

    “DİYALOĞ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Hangi dinden hangi inançtan olursa olsun birlikte ve yan yana yaşayan insanlar olduklarının altını çizen Uçarcan, kendilerine düşenin her türlü ayrılığı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Seher Şengüllü Yılmaz, yeniden AKD Genel Başkanı oldu!

    Seher Şengüllü Yılmaz, yeniden AKD Genel Başkanı oldu!

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Olağanüstü Genel Kurul’a gitti. Memduh Nedim Evli ve Seher Şengüllü Yılmaz’ın aday olduğu genel kurulda, Seher Şengüllü Yılmaz yeniden genel başkan seçildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) 9. Olağanüstü Genel Kurulu’nu yaptı. Divan Başkanlığı’nı CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı genel kurula katılım yüksek oldu.

    Seher Şengüllü Yılmaz ve Memduh Nedim Evli’nin yarıştığı genel kurulda oy sayımı tamamlandı. Seher Şengüllü Yılmaz, seçimi kazanarak, yeniden genel başkan oldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Uçarcan: İktidar ‘Ramazan Genelgesi’yle kendi tabanını konsolide etmek istiyor-VİDEO

    Uçarcan: İktidar ‘Ramazan Genelgesi’yle kendi tabanını konsolide etmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Ramazan etkinliklerinin okullara kadar indirgenmesinin arka planında kendi kitlelerini konsolide etme çabası olduğunu belirtti.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta; okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    Söz konusu genelgeye yönelik eleştiriler devam ederken, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, bu tür uygulamaların hükümetin iktidarını koruma arayışı olduğunu vurguladı.

    “RAMAZAN ETKİNLİKLERİ GENELGESİ ZORLAMALARLA OLMAZ”

    Kazım Uçarcan, Ramazan genelgesini yürürlüğe koyanların zorlamalarla bu işin tutmayacağını bilmeleri gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de 4 yaşında 5 yaşında çocukların okul öncesi Kur’an kurslarına gönderildiğini belirten Uçarcan, o yaştaki çocukların anlatılanları çok fazla algılayamayacağını belirtti.

    Ramazan etkinliklerinin okullara kadar indirgenmesindeki esas amacın, şeriatçı yaşam tarzının provası  olarak değerlendiren Uçarcan, toplumda bu projenin tutmayacağını ifade etti.

    Bunun gündem değiştirmek için yapıldığını savunan Uçarcan, “Kendi kitlelerini konsolide etme çabası. Yani biz hala varız. Bakın bu uygulamayı okullara kadar indirgedik demek istiyor. Genel olarak AKP hükümeti, AKP iktidarı öteden beri bu tür uygulamaları devreye sokup, sonra tepkiye göre geri çekme ya da tekrar tekrar sonra da bunu meşrulaştırıp yaşama sunmaya çalışıyor” dedi.

    Türkiye’de laikliğin eksik de olsa çok geniş kitlelerin benimsediğine inandığını belirten Uçarcan, “Bu kitlelerin laiklikten vazgeçmeyeceğine dair de inancım var” diye konuştu.

    “ŞU AN ÜLKEYİ YÖNETENLER YAŞAMI DOĞRU OKUYABİLECEK DÜZEYE SAHİP DEĞİL”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Çıkar bir profesör ‘bizim için en makbul kesim okumayan kesimdir’ derse, gerisini siz düşünün. Toplum ne kadar eğitimsiz kalırsa sorgulayıcılığı o kadar azalır anlayışındalar. Cehaletin bu örgütlü halinden bizim bilimsel yaklaşımlar, toplumsal gelişmelerin önünü açacak siyasal yaklaşımlar beklememiz doğru değil.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın 31. yıl dönümünde katledilenler mezarları başında anıldı. Anmalarda yapılan konuşmalarda, adaletin sağlanamadığı vurgulanarak, adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin sürdürüleceği ifade edildi.

    İstanbul’da 12 Mart 1995’te başlayan ve Gazi ile Ümraniye’de yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenler, katliamın 31. yıl dönümünde mezarları başında anıldı.

    Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkının katılımıyla Alibeyköy ve Okmeydanı Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmalarda katledilenler için gülbenk okunup çerağ uyandırıldı, saygı duruşunda bulunuldu.

    Anmaya, ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay ile Gazi ve Ümraniye Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı.

    İlk anma Alibeyköy Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Katliamda yaşamını yitiren Feyzi Tunç’un mezarı başında yapılan anmada, Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı. Ardından Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “KATLİAMLARIN FAİLLERİ YARGILANMALI”

    Burada konuşan ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını vurgulayarak, “Bu ülkede herkesin arzusu laik ve demokratik bir anayasa önünde tüm yurttaşların kardeşçe yaşayabilmesidir. Ancak bu faili meçhul cinayetleri ve katliamları işleyenlerin bir gün mutlaka yargılanması ve hesap vermesi gerekir” dedi.

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Odabaş, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara dikkat çekerek, “Bir yıldır Suriye’de Aleviler başta olmak üzere Kürtler, Süryaniler ve Ezidiler gibi birçok halk katliamlarla karşı karşıya. Oradaki mazlum halkların da yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Devirleri daim olsun” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMLARIN TEKRARI OLMAMASI İÇİN MÜCADELE SÜRECEK”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz ise konuşmasında Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’de yaşanan katliamları hatırlatarak, “Bugün yanı başımızda Suriye’de de öteki görülen halklara yönelik saldırılar yaşanıyor. Bu katliamları şiddetle kınıyoruz. Bir daha yaşanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz ve her yıl olduğu gibi bir araya gelmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    OKMEYDANI’NDA ALİ YILDIRIM ANILDI

    Anmanın ikinci bölümü Okmeydanı Çıksalın Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Ali Yıldırım’ın mezarı başında yapılan anmada yine Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı, bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay yaptığı konuşmada Türkiye’de adalet ve demokrasinin eksikliğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bu ülkede adaletin, hukukun ve demokrasinin olmadığı gerçeğini yaşıyoruz. Halkımıza yapılan bu zulmü bulunduğumuz her yerde haykırmaya devam edeceğiz. Adalet gelene kadar şehitlerimizi her yıl anmaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

    “BU DAVA DEMOKRASİ VE ADALET DAVASIDIR”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da konuşmasında katliamın faillerinin bilindiğini ancak adaletin hâlâ sağlanmadığını vurguladı.

    Karataş, “Sevgili canlar, yine 31. yılında Alican’ın mezarı başındayız. Ali can, öncelikle sizden özür diliyoruz. Onurlu mücadelenize rağmen failleri bilinen bu katliam hâlâ meçhul durumda. Ama şunu çok iyi biliyoruz; bu katliamı yapanları ve bu zihniyeti tanıyoruz” dedi.

    Karataş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Senin şahsında tüm Gazi ve Ümraniye şehitlerimiz bilsin ki bu dava demokrasi, hukuk ve adalet davasıdır. Türkiye demokratikleşene kadar bu mücadele devam edecektir. Tüm halkların birleşerek bu zulme karşı duracağına ve bu ülkenin demokratikleşmesi için mücadeleyi sürdüreceğine inanıyoruz.”

    Anma, katledilenlerin anısına yapılan duaların ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL