Etiket: AKD

  • ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO

    ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı görevlilerinin Alevi köylerine yaptığı ziyaret ve dedelere maaşa bağlama girişimine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, “Bize dayatılan torba yasalarla, bize karşı kurulan bu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’yla  mücadele etmek istiyorsak, Aleviler olarak Meclis’e girip siyaset yapmalıyız. Alevice hakkımızı aramak zorundayız” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu tür suçların önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleş ilmesi gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın (üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde) kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi de bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından görevlendirilen kişilerin Alevi köylerini, dernekleri gezerek ‘dedeleri maaşa bağlama’ teklifini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, BİZİM GİDEMEDİĞİMİZ CEMEVLERİNE GİTTİ”

    “Gidemediğin, dokunamadığın yer senin değildir” diyen Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “İçişleri Bakanlığı ‘biz 2500 cemevi gezdik’ dedi. Biz de ‘yok kardeşim o kadar cemevi gezmedin’ dedik ama çıkardı bir liste yayınladı, gezmişler. Bunların 300’ü 500’ü örgütlü çatı kurumlarına ait yerler. Gittikleri birçok yerde bizim dokunamadığımız, bizim gidemediğimiz yerlere gittiklerinde toplumun çok ciddi anlamda ihtiyaçlarının olduğunu gördüler” şeklinde ifade etti.

    “İNSANLARI ÖRGÜTLERKEN DOĞRU BİR DİL TUTTURAMADIK”

    Bazı şeyleri yanlış yaptıklarını, kullandıkları dilin doğru olmadığını söyleyen Yılmaz, “Bizim hiç gitmediğimiz yere devlet gittiğinde o insanlara vay siz düşkünsünüz, siz katil devletle iş birliği içerisindesiniz, dersek biz bir daha oraya asla dokunamayız. Bizim oraya dokunabilmemizin bir formülü olmalı. Biz diplomasi yürütmüyoruz” dedi.

    “DEVLET BİZİM PARALARIMIZI TARİKATLARA AKITIYOR”

    Haklarının gasp edildiğini, devletten yüzyıllardır alacaklı olduklarını beliren Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Bizlerin vergisiyle, parasıyla toplumun her kesimine hizmet götüren bir devlet var. Bir tek bize hizmet gelmiyor, para bizim paramız, hak bizim hakkımız, şimdi sen gidip benim paramla cemaatlara, tarikatlara oluk oluk para akıtırsan, ben de buna örgütlü bir çatı kurumu olarak dur diyemiyorsam bu benim başarısızlığım.”

    “DEVLETİN GİTTİĞİ YERLERE GİDEMEDİK, O İNSANLARA DOKUNAMADIK”

    Devletin gittiği köylere gidemediklerini, o insanlara dokunamadıklarını belirten Yılmaz, “Ben o köylere gittim mi? Oradakilere dokunabildim mi? Ben onun taleplerini karşılayabildin mi? Ya da o benim varlığımdan haberdar mı? Torba yasadan haberdar mı”? diye sordu.

    Alevi hak mücadelesinde Alevi kurumlarının emeklerinin inkar edilemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, “Ciddi bir çalışma yürüttük. Özellikle Büyük Alevi Kurultayı öncesi biz de tüm Türkiye’yi gezdik, Türkiye’nin neredeyse ulaşabildiğimiz bütün köylere ulaşmaya çalıştık. Ama bizim elimizde onlara verebilecek bir şey yok. Demek ki neymiş bir şeyleri yanlış yapıyormuşuz” ifadelerini kullandı.

    “DİPLOMASİ YÜRÜTMEYİ BİLMİYORUZ”

    Gelinen noktada artık Alevilerin diplomasi yürütmesinin zorunluluk haline geldiğini belirten AKD Genel Başkanı Yılmaz, “Bundan 10 yıl sonra, 20 yıl sonra bu toplumun yüzüne bakabilmek istiyorsak, bugün artık bazı radikal adımları da atmak zorundayız. Sokak mücadelesi mi? Sokak mücadelesi vereceğiz. İnanç mücadelesi mi? İnanç mücadelesi vereceğiz” dedi.

    “ALEVİLERİN SİYASET YAPMASI GEREKİYOR”

    Alevi toplumunun siyasal bir mücadele vermesinin artık zorunluluk olduğunun altını çizen Seher Şengünlü Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Alevilerin artık Kürtler gibi siyaset yapmasını öğrenmesi gerekiyor. Kürt toplumu sokakta mücadelesini de veriyor, Meclis’te de mücadelesini veriyor, ideolojik olarak da mücadelesini veriyor. Demek ki Alevi toplumu bir şey eksik yapıyor. Bizim demek ki bacaklarımızdan biri eksik ve ben bunun siyaset olduğunu düşünüyorum.”

    “ALEVİLER, SİYASETE YÖN VEREN TOPLUM OLMAK ZORUNDA” 

    Siyasette arkadan ittiren değil, siyasete yön veren, lokomotiflik yapan, liderlik yapan bir toplum haline gelinmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Ne yapacağız? kendi göbeğimizi kendimizi keseceğiz. Bunu da Alevi hareketinin oturup çok ciddi bir şekilde tartışmaya açması ve artık bir karar vermesi gerekiyor. Bugün bu memlekette %0.01 oy potansiyeli olan bir topluluk bizlerin sayesinde bu meclise 10-15 tane milletvekili gönderdi. Artık Alevi toplumunun oturup bunu bir düşünmesi gerekiyor” dedi.

    Alevileri siyasete yön veren bir toplum olması gerektiğini ifade eden Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Çünkü sayımıza baktığımızda, kültür seviyemize baktığımızda inancımız zaten aydınlanmanın öncüsü olmuş, biz bunu başarabilecek bir toplumuz” diye ifade etti.

    “MECLİS’TE BULUNAN HİÇBİR PARTİ DİYANETİN KAPATILMASINI İSTEMEZ

    Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na yönelik mücadeleyi yükseltmek için meclise girmenin zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Bize dayatılan bu torba yasalarla, bize karşı kurulan bu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığıyla, bürokrasi kanadıyla mücadele etmek istiyorsak biz Aleviler o Meclis’e girip Alevice her şeyi konuşmak, hakkımızı aramak hakkımızdır. Çünkü bu bir zorunluluktur. Bizim en çok oy verdiğimiz, Meclis’e taşıdığımız siyasi partilere gidelim, diyelim ki yarın çıkın Meclis kürsüsüne Diyanet İşleri lağvedilsin deyin, diyelim. Hiçbiri demez, birbirimizi kandırmayalım. O yüzden bir kere daha altını çiziyorum. Alevi hareketi kendi siyasal mücadelesini vermek zorundadır. Ancak bu söylediklerimizle bu şekilde mücadele edebiliriz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO

     

    ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO

  • ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi: Irkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız!

    ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi: Irkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız!

    PİRHA-ABF’nin Genişletilmiş Danışma Kurulu’nun sonuç bildirgesi açıklandı. Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan bildirgede, “Tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024 yılının ırkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Genişletilmiş Danışma Kurulu 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapıldı. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) temsilcileri katıldı.

    Toplantıda; ÇEDES ile başlayan ve yeni müfredat ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) tanınan eğitim yetkileri ile eğitimin dinselleştirmesine yönelik yapılacak eylemler, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı geliştirilecek tavır hakkında görüşler, Maraş Katliamı’nı anma hazırlıkları ve İnanç Meclisi’nin oluşturulması ile ilgili konular tartışıldı.

    “ŞERİATÇI POLİTİKALAR HAYATIN HER ALANINA SİRAYET ETTİ”

    Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan açıklamada, “Emeği ile geçinmeye çalışan milyonlarca yurttaşı açlık ve sefalete mahkûm eden iktidar, tek çarenin şeriatçı yaşam olduğunu dayatmaktadır. İçerde herhangi muhalif bir sese tahammül edemeyen iktidar, Orta Doğu ve dünyada demokrasi havarisi kesiliyor. Özellikle İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar konusunda ikiyüzlü politika sürdürüyorlar. Bu, kuzuyu kurt ile yiyip, çoban ile ağlama politikasıdır. Aleviler, İsrail Devleti ve Hamas’ın sivilleri katlettiği bilinci ile tüm savaşlara karşıdır. Suriye’de, başta Aleviler, Ezidi’ler ve Kürtler katledilirken, bırakalım karşı çıkmayı açıkça taraf olanlar bugün demokrasi ve adaletten bahsedemez. Ülkemizi ve Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştüren Büyük Orta Doğu Projesi’dir. Dolayısıyla dökülen kandan Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı da sorumludur. Danışma kurulumuzun toplandığı 21 Ekim günü, Hünkâr’ın huzurunda inancımızda doğa ve insan yaşamının kutsallığı vurgusunun yapıldığı basın açıklaması ile başta Orta Doğu olmak üzere yaşanan savaşların biran önce bitirilmesi ve barış için girişimlerin başlatılması çağrısı da yapıldı” diye belirtildi.

    “İZMİR’DE YAPILAN MİTİNGİN İKİNCİ AYAĞININ İSTANBUL’DA YAPILMASI KARARI ALINDI”

    Alevi örgütlenmesinin ırkçı ve şeriatçı saldırılara karşı hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “AKP’nin Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES projeleri ile yoğunlaştırdığı asimile ve yok sayma saldırılarına karşı sahada somut adımların atılacağına vurgu yapıldı. Bu çok yönlü kuşatmanın kırılması Alevi hareketinin ilkeli duruşu ile olacaktır. Bu bağlamda, 16 Eylül’de İzmir’de “Laik yaşam laik eğitim ve eşit yurttaşlık hakkı” şiarı ile yapılan mitingin ikinci ayağının İstanbul’da yapılması kararı alındı. Danışma kurulu olarak; Alevilik ve Alevilerin küresel kuşatma ve saldırı altında olduğu bilinci ile birleşik mücadeleyi yükselteceğimizin altını bir kez daha çizeriz.

    Bu bağlamda örgütü güçlendirmek, federasyona daha çok cemevini katmak önemlidir. Köylerde ve mahallelerdeki dernekler, federasyonlar ve cemevleri ile daha kapsamlı görüşmeler yapılacaktır. Örgütlerimizi güçlendirirken, örgütsel bütünlüğümüze zarar verecek faaliyet sürdüren yapıları federasyonumuza asla bileşen olarak almama kararlılığına devam edeceğiz. Bu, hükümetin “Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES benzeri saldırılarına karşı direncimizi artıracaktır. Kurumsallaşmanın gereği ve yeni dönem örgütlenme süreci için, diplomasi gruplarının oluşturulması, ortak mücadele hattı için, 5-10 yıllık stratejik programların çıkarılması, Dede-Ana-Baba örgütsel eğitimlerinin yapılması önemlidir.

    “IRKÇI VE ŞERİATÇI SALDIRILARI DURDURACAĞIZ!”

    AKP’nin yargı sisteminin Madımak Katliamı davasını zamanaşımına uğratırken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affı ile Madımak katilleri serbest bırakıldı. Yine AKP polisi, taraftan da bileşenimiz PSAKD’nin genel başkanı, genel sekreter ve örgütlenme sekreteri ve federasyonumuzun iki genel başkan yardımcısını ters kelepçe ile gözaltına alıyor. Danışma kurulumuz, bu saldırıları kınarken, eşit yurttaşlık mücadelemizden asla geri adım atmayacağımızın altını çizeriz. Danışma kurulumuza katılan kurumlarımızdan, AABK’nin Madımak Katliamı’nın 30. yılında yaptığı ‘Sanal Müze’ çalışmasının sunumu, küresel kuşatmaya karşı küresel örgütlülüğümüzün bir yanıtı niteliğinde olmuştur. Aleviler ırkçı ve şeriatçı AKP’den demokrasi beklemiyoruz. Bugün anayasa değişikliği teklifi yapanlar ile  ‘’kindar ve dindar nesiller’’ diyenler aynı kişilerdir. Biz Aleviler olarak kadın, çocuk, doğa, devrimci, demokrat ve bilim ile gidilen yola düşman olanlarla asla yan yana gelmeyecektir. Cezaevleri AKP muhalifleri ile doluyken yeni anayasadan bahsedenler, aslında rejimi tamamen değiştirme çabası içindedir. 22 yılda anayasanın ilk 4 maddesi dışında hemen hemen tümünü değiştiren AKP, şeriat düzenini meşrulaştırmak istiyor.

    45. yılında Maraş Katliamı’nda Hakk’a yürüyen canlarımızı anma programı için Maraş yerelde ilçelerde ve köylerde halk toplantıları yapılarak anma programına davet etme kararı alındı. İnanç Meclisi’nin toplantıya katılan musahip kurumların da katkıları ile birlikte biran önce oluşturulması kararı alındı. 35 yılı aşan ‘’eşit yurttaşlık’’ mücadelemizin yeni bir aşamasına geldiğimiz bilinci ile tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024’ün “Irkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık” yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Danışma kurulumuz, ülkemizde ve Avrupa merkezli Dünya örgütlülüğümüzü selamlarken, önümüzdeki zorlu süreci omuz omuza vererek aşacağımızı bir kez daha belirtiriz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi Kültür Dernekleri’nden savaş tepkisi: Her savaş bir cinayettir

    Alevi Kültür Dernekleri’nden savaş tepkisi: Her savaş bir cinayettir

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “İşgalci güçlerin dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşı halkların kardeşliğinde ısrarcı olmak, inatla barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmek, savaşın değil barışın tarafı olmak, insanlık için, dünyamız için, gelecek kuşaklarımız için tarihsel bir sorumluluktur” denildi.

    İsrail’in Filistin’e dönük saldırıları devam ederken, bir hafta içinde aralarında kadın ve çocukların olduğu 4 bine yakın yurttaş yaşamını yitirdi, binlercesi de yaralandı.

    Saldırıların aralıksız devam ettiği Filistin halkına destek için dünyanın birçok kentinde milyonlar sokağa çıkarken, Alevi kurumları da İsrail’in saldırıları sonlandırması çağrısında bulunmayı sürdürüyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “İçinde yaşamaya tutunduğumuz coğrafyamızın her tarafında kan ve gözyaşı akıyor” denilen açıklamada, “Neredeyse her gün zulüm, katliam ve insanlığa karşı suç işleniyor. Bu acıları en derinden yaşayan halkız, en son söyleyeceğimizi en baştan haykırıyoruz, lânet olsun zulmün saltanatına” sözlerine yer verildi.

    “SAVAŞA SON, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ”

    Filistin’de, savaşın ölen ve mağdur olanların kadınlar, çocuklar, yaşlılar, hastalar olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Ülkemiz ve coğrafyamız özelinde emperyalist odaklarca savaşın tüm kirli boyutları ile sürdürmenin çabası içinde olduklarını görüyoruz. Bu güç odakları geleceklerinin güvencesini, halkları birbirinden ayrıştırarak düşmanlaştırıp, her türlü savaş politikaları ile savaşın bütün kirli yöntemlerini denemekten bir behis görmediklerini bir kez daha ibretle görüyoruz. Gazze’de bir hastanenin hedef alınması, sivillerin katledilmesi, her türlü savaş tan-tanlığını yapan zihniyetler açısın da mübah olduğunu görüyoruz. İşgalci, emperyalist ve sömürgeci güç odaklarca, güvenlik, tehdit ve terör bahaneleri ile çıkarılan her türlü savaşın, insanlık açısından bir cinayet olduğunu, insanlığa karşı suç işlendiğini belirtmek isteriz. Terör ve benzeri odaklarla mücadele, sivil halkın yaşam alanlarına, her türlü savaş araçları ile müdahale etmek, bombalar yağdırmak, terörle mücadele olmadığının bilinmesi gerekir. Halkların düşmanı, işgalci, emperyal ve sömürgeci güçlerin, gerek ülkemiz nezdinde ve yaşadığımız coğrafyamızda, dünyanın herhangi bir yerinde, dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşılık, halkların kardeşliğin de ısrarcı olmak, inatla barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmekle, savaşın değil barışın tarafı olmak, insanlık için, dünyamız için, gelecek kuşaklarımız için tarihsel bir sorumluluktur. Ortadoğu özelinde coğrafyamızı kan gölüne döndürmenin hesabında olan, bunun için güvenlikçi politikalara endeksli, her türlü savaş politikasını yürütmek isteyen, güç odaklarına karşı, Ortadoğu’nun bütün halkları ve bütün farklı inançsal yapıları, el ele vererek, ancak çıkarılan ve çıkarılmaya çalışılan her türlü savaşı durdurmanın mümkün olduğu inancındayız.

    Hiç bir savaş, insanlığın çıkarına olmadığı gibi, hiç bir savaş gerekçesi, insan yaşamından daha değerli değildir. Yaşam hakkının kutsallığına inanan ve kutsayan, insanı merkeze alan bir düşüncenin sahibi olan biz Aleviler, tarihin hiçbir sürecinde, savaşın asla tarafı olmadık, her koşulda ve şartta, barışın dolayısıyla yaşamın ve yaşatmanın tarafı olduk. Nerede bir mazlum varsa hep yanında durduk ve durmaya da devam edeceğiz.

    Tüm bu savaş iklimi içerisinde barışı var etme mücadelesi için haykırıyoruz, “Savaşa son, barış hemen şimdi” diyoruz. Çünkü biz savaşların kaybedeninin her zaman özelikle kadınlar ve çocuklar olduğunu genel olarak bütün halkların kaybettiğini, kazananı olmadığını biliyoruz. Tıpkı bugün İsrail’de ve Filistin’de yine ölenlerin kadınlar, çocuklar ve hastalar olduğu gibi. Bu nedenle, sivilleri ve hastaları hedef alanları şiddetle kınıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Kadın ve gençlik meclisleri oluşturacağız-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Kadın ve gençlik meclisleri oluşturacağız-VİDEO

    PİRHA- Şu anki mevcut yönetimlerinde 5 kadınının olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Önümüzdeki  seçimlerde 21 kişilik MYK listelerinde en az 10  kadının  yer alacağını ifade ederek, 23 -24 yaşlarında gençlerden oluşan  meclis tarzı bir örgütlenme oluşumuna gideceğiz dedi. Yılmaz, Alevi toplumunun taleplerinin siyasi olduğu için sonuna kadar siyaset yapacaklarını da ekledi. 

    Yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı 16 Nisan 2023 tarihinde Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanlığı’ndan istifa eden İsmet Kurt’un yerine oy birliği ile örgütün Genel Başkan Yardımcısı, Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz getirilmişti.

    9 Ekim 2023 tarihinde Ankara Nazım Kültür Merkezi’nde yapılan 8’inci olağanüstü genel kurulunda tek listeyle gidilen kongrede Seher Şengüllü Yılmaz Genel Başkan seçildi.

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, kongreyi ve kongre sonrası yapacakları çalışmaları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KADIN VE GENÇLİK YAPILANMALARINI MECLİSLERE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”

    Yılmaz, “Kadın ve gençlik yapılanmalarını Alevi Kültür Dernekleri(AKD) olarak meclislere çevirip burada da yetki alanlarını daha da genişletmek istiyoruz. Özellikle önümüzdeki 5 ve 10 yıl içerisinde bu kurumların kapısından içeri girecek genç ve kadın bulunamayacağını şu anda öngörebiliyorum” dedi.

    Yeni seçilmiş olan 21 kişilik yönetimlerinde 15-16 kadının yönetimde olmasını arzuladıklarını ifade eden Yılmaz, “Hareket içerisinde kadın canlarımızın, bacılarımızın yönetimde çok fazla ve etkin görev almamasından dolayı temsiliyet noktasında aday bulmakta çok zorlandık” diye belirtti.

    Şu andaki mevcut yönetimlerinde 5 kadınının olduğunu belirten Yılmaz, “İsterdim ki çok daha fazla olsun. Önümüzdeki dönemlerde bu işin önünü açmak adına kadın ve gençlik meclislerinden kadrolar yetiştirmek zorundayız. ADK olarak ilk hedefimiz kesinlikle bu olacak” dedi.

    DAHA FAZLA KADIN VE GENÇLERİ ÖRGÜTLEMEK İÇİN ÇABA HARCAYACAĞIZ

    İleriki dönemlerde yapılacak seçimlerde listelerinde en az 10 -15 kadın yer alacağı ve 23 -24 yaşlarında gençlerin olacağı bir kadro oluşumuna gideceklerini aktaran Yılmaz, “Bunu da yapmayı çok istiyorum ve yapacağım. Benim örgütümün buna çok hazır olduğunu, seçildiğimiz bu listeden bu genel kuruldan da görmüş oluyoruz. Kadın, ev, gençlik meclisi, kurum yapılanmasında resmi bir organ olmadığı için, biz bunu daha demokratik bir hale getirmek istiyoruz” şeklinde ifade etti.

    “GÖREVDEN ALMA VEYA ATAMALAR SALT ÇOĞUNLUK KARARIYLA OLACAK

    Yönetimlerde görevden alma ve atamalarla ilgili de bilgi veren Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Bir kurumun genel başkanı veya herhangi biri, herhangi bir yöneticisi senin kaşını gözünü beğenmedim diye bazı yapıları lağvedebiliyor. Bunun önüne geçmek adına demokratik karar alacağız. 21 kişiden oluşan mevcut yönetimin % 60’nın salt çoğunluğunun onayıyla, disiplin suçlarını gerektirmeyen durumlarda kimse kafasına göre bu insanları görevden alamayacaklar” diye belirtti. Bunun adımlarını kesinlikle atıp bu taşları öreceğiz. Kurumsallaşmak adına bir disiplin süreci mutlaka işitilmeli. Disiplinin olmadığı hiçbir yerde başarılı olunmaz. Alevi edep erkânına uymayan, disiplin gerektiren davranış ve hallerde salt çoğunluğun kararıyla diyoruz. Bir veya iki genel başkanın vereceği bir karar değildir.”

    “DİSİPLİN SUÇU İŞLEYEN CANLARA YÖNELİK ANA VE DEDE DİVANINA ALINMASI YAKLAŞIMI İÇİNDEYİZ” 

    Kurumların içerisinde tartışılan konulardan bir tanesinin de ihraçlar konusu olduğunu belirten Yılmaz, “Vatandaş ihraç edilir, iç hukuk kuralları gereği genel kurullara gelir. İhraç edilen kişiyi o mahallede yaşayan insanlar tanır ama Türkiye’nin 81 ilinden gelen delegasyon bu kişiyi ve hangi suçu işlediğini bilmez, oradaki konuşmalar neticesinde bir karar verilir. Yol eri olduğumuz, bir inanç işi yaptığımız için bir esnetme payı bırakabilir miyiz? Disiplin tamamlandıktan sonra ihraç gerçekleşmeden önce acaba bir dara mı alınsa, analar, dedeler divanına mı çıksa, diye bir yaklaşımımız var. Tabii bunları süreç içerisinde oturup tartışacağız ve örgütümüzle birlikte karar vereceğiz” dedi.

    “VERİLEN HER KARARDA ÖRGÜTÜN İRADESİ ESSAS ALINACAK”

    Örgütün iradesinin olmadığı hiçbir işte olmayacaklarını belirten Yılmaz, “Biz gönüllük esasına, rızalık esasına dayalı bir iş yapıyoruz. Haliyle de örgütün genel eğiliminin olduğu işleri yapma taraftarıyım. Özellikle hassas kararları verirken mutlaka örgüt iradesini göz önüne alacağız” şeklinde ifade etti.

    “KONGRELERİMİZİ RIZALIK ESSASINA GÖRE GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ”

    Alevi kurumlarının kongrelerinin rızalık esasına göre yapılabileceğini de belirten Yılmaz, “Pratikte aslında yapılması zor bir iş değil. Ama bir yönetim kadrosu oluştururken de bu işi en iyi şekilde yapacak, bir üste taşıyacak insanlar bulmamız lazım. Yönetim listesi oluşturuyorsunuz, tüm örgütü geziyorsunuz bir bilim adamınız yok, bir kamu görevi yapmış bürokratınız yok, bir avukat bulmakta zorlanıyorsunuz, doktor bulmakta zorlanıyorsunuz. Eğitimli kadrolar gelip bu kurumların içerisinde görev almak istemiyorlar. İstememe nedenleri ise buralarda çok kolay insan öğütüyoruz” diye belirtti.

     “TALEPLERİMİZ SİYASİDİR, SONUNA KADAR SİYASET YAPACAĞIZ

    Siyasetin Alevi kurumları için bir gereklilik, aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

    “Siyaset bizim için çok büyük bir gereklilik, buna hiçbir İtirazım yok. Beni arayıp soruyorlar siyaset yapacak mısınız? Sonuna kadar yapacağım, diyorum. Elbette siyaset yapacağız. Çünkü bizim bütün taleplerimiz siyasi taleplerdir. Biz siyaset yapmazsak hiçbir şey elde edemeyiz. Bu siyaseti bireysel mi yapacağım? Tabii ki hayır. Kendime mi yapacağım? Tabi ki hayır. Örgütüme, toplumuma yapacağım. Yöneticilerin buralarda, bu koltuklara oturmalarının nedeni toplumlara öncülük etmek, onlara yol haritası belirlemektir. Onlarla birlikte liderlik yapmaktır.”

    “KONGREMİZİN MÜSAHİP KURUMLARIMIZA ÖRNEK OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Kongrede tek liste ile seçime gittiklerini belirten Yılmaz, “Tek liste etrafında toplanmışız ne kadar güzel bir irade çıktı ortaya. Güçlü bir genel kurul yaptık, çok güçlü bir liste çıktı. Bunu çok önemsiyorum. Bunun da tüm Alevi hareketi içerisinde emek eyleyen musahip kurumlarımıza örnek olacağına ve öncülük edeceğine gerçekten inanıyorum. Aldığım tüm tepkiler tüm öz eleştiriler bu yönde. Herkes, ‘bravo hem bir kadın, genel başkan, hem de tek liste ile seçime gidilmesi Alevi hareketinde hiç görülmemiş bir şey’ diyor. Demek ki yapılabiliyormuş. Birbirimize saygısızca yaklaşmazsak, sevgi dilini, barış dilini kullanırsak içinden çıkamayacağımız hiçbir durum olamaz diye düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Gözaltılar, baskılar Alevi toplumunu sindiremez-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Gözaltılar, baskılar Alevi toplumunu sindiremez-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, son günlerde Alevi kurum başkan ve yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yılmaz, “Biz Pir Sultan Abdal’ın direnciyle, Hallacı Mansur’un inancıyla yol alan insanlarız. Bizi böyle gözaltına almalarla, ters kelepçe takmalarla, haksız hukuksuz hapse atmalarla yıldırabileceklerini zannetmesinler ”dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in 27 Eylül’de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasını izleyen Alevi kurumlarıın yöneticilerine ters kelepçe takılarak gözaltına alınmalarına, sonrasında ise PSAKD üyesi Halil Aksu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın evleri basılarak gözaltına alınmalarına tepkiler sürüyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurum temsilcilerine yönelik yapılan gözaltıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BİZ ALEVİLER ADALETE  EN AÇ ADALETE EN SUSAMIŞ BİR TOPLUMUZ”

    ÇEDES projesinin İzmir’de yapılan mitingde protesto edilmesinin akabinde gözaltıların artığını belirten Yılmaz, “Arkadaşlarımız, yoldaşlarımız İstanbul’da hukuksuz şekilde gözaltına alındı. Alevi toplumu bu resmin bütününü görebilir, okuyabilir” dedi.

    Alevi toplumunun yüzyıllardır bu ülkede katliamları yaşayan bir toplum olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hak, hukuk, adalet aslında bir siyasi partinin değil, Alevi toplumunun yüzyıllardır haykırdığı bir slogandır. Biz adalete en aç, en çok susamış bir toplumuz” diye ifade etti.

    “MADIMAK KATLİAMI’NIN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMASI BEKLENEN BİR DURUMDU”

    Madımak Katliamı’nın zaman aşımına uğratılmasını “Şaşırtmadılar” diye değerlendiren Yılmaz, “Zaman aşımı beklediğimiz bir şeydi ve yıllardır dillendiriyorduk. 30 yılını doldurduğunda zaman aşımına gidecekti diyorduk. O gün mahkeme salonunda da bize bir tiyatro oynandı. Madımak Katliamı’nın zaman aşımına uğramasından dolayı bir kere daha gördük ki biz adalete ve hukukla her zaman aç ve susuz bırakılacağız” şeklinde konuştu.

    “İNSANLARI YAKANLAR BIRAKILIYOR, ADALET YOK DİYENLER TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINIYOR”

    Alevi yöneticilerin ters kelepçeyle gözaltına alınmalarının, evlerinin basılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, şunları ifade etti:

    “Mahkemeye katılmış, dışarıda da bir mikrofona iki kelam bir şey söyleyecek insanları ters kelepçe yapıp gözaltına almanın anlamı nedir. Ne yaptı bu insanlar? İnsanlık suçu mu işlediler? Bunlar 33 insan mı yaktı, ne yaptılar da siz bu insanları tutukluyorsunuz. Ne yaptı bu insanlar birini mi öldürdüler? Birini mi yaktılar? Birinin hakkına mı girdiler, ne yaptılar?”

    Gözaltıların Alevi toplumunu sindiremeyeceğini söyleyen Yılmaz, “Ne yaptınız şimdi bize gözdağı mı verdiniz? Bundan mı korkacağız? Bu inanç ve bu inancın beslediği tüm yapılar bunun bedellerini ödeyerek bugünlere geldiler. Bu toplum bedeli ödemekten hiçbir zaman korkmadı ki. Bizi korkutup sindirip bir tarafa atabileceklerini düşünmesinler” diye vurguladı.

    Pir Sultan Abdal’ın direnci, Hallacı Mansur’un inancıyla yol aldıklarını ifade eden Seher Şengüllü Yılmaz, “Bizi böyle gözaltına almalarla, ters kelepçe takmalarla, haksız hukuksuz hapse atmalarla yıldırabileceklerini zannetmesinler” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AKD Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı: Genel Başkan, Seher Şengüllü Yılmaz

    AKD Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı: Genel Başkan, Seher Şengüllü Yılmaz

    PİRHA- AKD 8’inci Olağanüstü Genel Kurulu Ankara’da yapıldı. Tek listeyle gidilen kongrede Seher Şengüllü Yılmaz Genel Başkan seçildi.

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi İsmet Kurt’un istifasının ardından olağanüstü genel kurula gitti. Ankara Nazım Kültür Merkezi’nde yapılan 8’inci genel kurulun Divan Başkanlığı’nı Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz yaparken, açılış gülbengini Baba Mansur Ocağı’ndan Erdoğan Sevim Dede okudu.

    Okunan faaliyet raporunun ardından tek listeyle gidilen seçimde Seher Şengüllü Yılmaz Genel Başkan oldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • On binler Gündoğdu Meydanı’ndaydı: Bizi yakanları ÇEDES ile yetiştirmek istiyorlar-VİDEO

    On binler Gündoğdu Meydanı’ndaydı: Bizi yakanları ÇEDES ile yetiştirmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA- ÇEDES ve zorunlu din derslerine karşı yapılan mitinge katılan onbinler, hep bir ağızdan “İktidar elini çocuklardan çek” çağrısıyla, “Bu meydandan bir kez daha sesleniyoruz; eşitlik, adalet, özgürlük istiyoruz. Bir arada yaşamı kurmak için laik demokratik bir hukuk devleti istiyoruz” dedi.

    İzmir’de Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, sivil toplum örgütleri, siyasi parti ve sendikalar; Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Müdürlüğü (MEB) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesinin iptali ve zorunlu din derslerinin kaldırılması talebiyle Gündoğdu Meydan’ında miting gerçekleştirdi.

    BİRÇOK İLDEN KATILIM SAĞLANDI

    “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” sloganıyla yapılan miting öncesi kurumlar, siyasi parti ve sendikalar, Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek, kortejler halinde 3 farklı koldan Gündoğdu Meydanı’na giriş yaptı. Aydın, Muğla, Manisa, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Antalya, Muğla’dan mitinge katılan binlerce kişi ÇEDES’in iptal edilmesini ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istedi.

    Mitinge, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Nejla Kurul, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı (HVAKV) Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ile Yeşil Sol Parti ve CHP milletvekilleri katıldı.

    DÖVİZLER

    Miting alanında “ÇEDES’e hayır. Özgürlükçü, laik, eşit, demokratik, anadilde eğitim”, “Her türlü asimilasyon son bulsun”, “Laik bilimsel eğitim demokrasinin güvencesidir”, “Okulumuzda imam istemiyoruz”, “İmamın yeri cami, öğretmenin yeri okul”, “Tarikat, cemaat hepsi kapatılacak”, “Kız okullarını açtırmayacağız. Feminist laikliği kuracağız” pankart ve dövizleri açılarak, sık sık “İktidar elini çocuklardan çek”, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atıldı.

    “TARİKAT DÜZENİNİ RED EDİYORUZ”

    Mitingte tertip komitesi adına konuşan Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Özcan Çetin, laik, kamusal eğitim hakkı için yıllardır mücadele verdiklerini hatırlattı. “Memleketin en yoksul köylerinde okulların, ilçelerinde kamu yurtlarının kapatıldığı Aladağlar’da yoksulluktan, çaresizlikten cemaat, tarikat yurtlarına mecbur bırakılan çocukların yaşamlarını, umutlarını çalan bu karanlığı, tarikat düzenini reddediyoruz” diyen Çetin, laik ve karma eğitimi hedef alan saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Çetin, “Laiklik kaybedilince ilk kaybeden çocuklardır, gençlerdir, kadınlardır, emekçilerdir. Tam da bu yüzden laiklik mücadelesi emekçi sınıfın mücadelesidir. Eşit, özgür bir cumhuriyet mücadelesinde de laiklik eşitliktir, laiklik özgürlüktür, laiklik adalettir. Okul okul, sokak sokak mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Mitingte konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, laik bir eğitim, eşit bir yaşam istediklerini söyleyerek, “Laiklik demokrasi ve emek mücadelesinin bir biriyle güçlü ilişkileri vardır. Biri olmadan diğeri olmuyor. Barış olmadan hiçbir şey olmuyor. Bütün kavramları bu alandan haykırmalı, Türkiye’nin her yerine yaymalıyız. Ayrımcı politikalarla bizleri parça parça ayıranlara ve karanlığa teslim olmayacağız” dedi.

    ANADİLDE EĞİTİM

    Okulların açılmasına 2 hafta kala, eğitim programında köklü değişikliklerin yapıldığına dikkat çeken Kurul, zorunlu din derslerinin 2 kat arttırıldığını, buna hayır demek için mitingde olduklarını yineledi. ÇEDES’in arkasında tarikat ve cemaatlerin olduğuna işaret eden Kurul,  “Paralel bir eğitim sistemi oluşturulmak isteniyor. Buna hayır demeyecek miyiz? Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyoruz’, görevini yap, karma eğitime, toplumsal cinsiyet eşitliğine dokunma. Eşitlik, demokrasi ve barış mücadelesi için buradayız. ÇEDES’e ayrılan bütçe eğitime ve yoksulluğa ayrılsın, ÇEDES protokolü geri çekilsin. Ana dilde eğitim istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “İMAM DEĞİL ÖĞRETMEN DİYORUZ”

    Son olarak taleplerini sıralayan Kurul, “Taleplerimiz açık ve net. ÇEDES protokolünü iptal edin. Yeni eğitim programını iptal edin. Karma eğitim ilkesini, toplumsal eşitliği sağlayacak şekilde hayata geçirin diyoruz. Yaşamımıza dokunmayın diyoruz ve yaşamda eşitliğin koşullarını hayata geçirin diyoruz. Hiçbir çocuk öteki olmadan özgürleşsin diyoruz. Ana dilde eğitim temel insan haklarından biridir. Çocukların ana dilde eğitim görmesini sağlayın diyoruz. Bütçe hakkı bağlamında kadınları ve çocukları gözeten bütçe politikasını hayata geçirin diyoruz. Eğitimde imam değil öğretmen, manevi danışman değil psikolojik danışman, mülakat değil liyakat talep ediyoruz” dedi.

    “EŞİT YURTTAŞLIĞI TOPLUMUN TÜMÜ İÇİN İSTİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, eşit yurttaşlık talebini tüm toplumlar için istediklerini belirterek, “Biz Aleviler laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık istiyoruz. Ancak bunların olduğu bir ülkede hepimize barış adalet eşitlik gelir. Biz Aleviler eşit adil kardeşçe yaşam her canlının hakkıdır diyoruz. Bir arada yaşadığımız her yaşam biçiminin bu toprağın zenginliği ve güzelliği olduğunu söylüyoruz. Kendimiz için ne istiyorsak bu topraklardaki herkes için aynısını işitiyoruz. Eşitlik, adalet, özgürlük istiyoruz. Bu meydandan bir kez daha sesleniyoruz. Bir arada yaşamı kurmak için laik demokratik bir hukuk devleti istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BU PROJE İLE MADIMAK GİBİ  KATLİAMLARDA BİZİ YAKANLARI YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’na ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini tepki gösteren Aslan, “Gelecek nesillerin özgür demokratik laik bir ülkede yaşamaları için devletin inançlarımızdan, kültürümüzden, dilimizden elini çekmesini istiyoruz. Bunun için bu ülkede yaşayan tüm kimliklere, inançlara, halkımıza sesleniyoruz; AKP, devlet elini inancımızdan kültürümüzden çek diyoruz. AKP bu ülkede kendine benzetemediği tüm toplumsal farklılıklara saldırıyor. Çünkü biliyor ki dayattığı karanlığı söküp atacak olanlar onlar. İktidar araştıran, sorgulayan nesli ortadan kaldırıp, kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek istiyor. ÇEDES protokolüyle Dersim, Koçgiri, Roboski ve Madımak gibi katliamlarda bizi yakanları bu proje ile yetiştirmek istiyorlar. AKP zihniyeti bunlardan besleniyor. Bunlara karşı gelin canlar bir olalım” çağrısında bulundu.

    VELİ DER Başkanı Ömer Yılmaz ise ÇEDES protokolü ile dayatılan karanlığı reddettiklerini vurgulayarak, buraya ayrılan bütçeyle, okullarda ücretsiz öğün verilmesini istedi. Ülkede yaşanan yoksulluğun eğitim ve çocuklara yansımasına dikkati çekti.

    Konuşmaların ardından sanatçı Haluk Tolga İlhan’ın söylediği şarkılarla miting sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • “Eşit Yurttaşlık” mitingi öncesi yurttaşlar topanlamaya başladı-VİDEO

    “Eşit Yurttaşlık” mitingi öncesi yurttaşlar topanlamaya başladı-VİDEO

    PİRHA- İzmir Gündoğdu Meydanı’nda gerçekleşecek “Laik Eğitim, Laik Yaşam, Eşit Yurttaşlık” mitingi öncesinde çok sayıda yurttaş Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmaya başladı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için bugün saat 17.00’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda “Laik eğitim, Laik yaşam, Eşit yurttaşlık” mitinginde buluşacak.

    İzmir ve çevre illerden gelen birçok yurttaş miting öncesine Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmaya başladı.

    Alevi kurumları, eğitim sendikaları, veli dernekleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin buluştuğu alanda, kitle yürüyüşle mitingin yapılacağı Gündoğdu Meydanı’na yürüyecek.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO

    ‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. AKP’nin Alevi köylerini dolaşarak dedelere maaş teklif etmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Tuna, “Bizim devletten bir beklentimiz yok. Biz taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞINDAN İKİ KİŞİ MAAŞ TEKLİFİNDE BULUNDU”

    AKP hükümeti güdümündeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan gelen iki kişinin kendilerine maddi yardım teklifinde bulunduklarını kaydeden Cemal Tuna, “Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan sorumlu bir kadın arkadaş geldi. Geçen hafta cemevimizi ziyaret ettiler. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması, dedelere, zakirlere, görevli çalışanlara maaş bağlanması ya da burada yapılacak herhangi bir tadilat, tamirat ve herhangi bir işle ilgili masrafın Kültür Bakanlığı tarafından yapılması şeklinde bizden bir talepte bulunuldu. Kendilerine kurumsal olarak Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi’ne bağlı olduğumuzu, ona bağlı çalışmalar yürüttüğümüzü ve inançsal yönüyle de bunları devletten talep etmemizin mümkün olmadığını söyledik” diye konuştu.

    “GELEN HEYETE TALEPLERİMİZİ İLETTİM”

    Tuna, gelen bu heyete Alevi toplumunun eşit yurttaş olma, cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve dergahlarının iade edilmesi konusunda eleştiriler yönelttiğini ve maaş talepleri olmadığını ilettiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Cemevinde hizmet yürütenlere devletten maaş bağlanması, elektrik su gibi giderlerin devlet tarafından ödenmesinden ziyade bizim temel taleplerimiz var. Devlet bize destek verecekse öncelikle bizim taleplerimizi dinleyip yerine getirsin, dedim. Cemevleri ibadethanemizdir, cemlerimiz ibadetimizdir. Bu yasal bir statüye kavuşturulmalı. Eşit yurttaşlık istiyoruz. Neden biz ikinci sınıf muamelesi görüyoruz? 35 canımızın yandığı Sivas’ta Madımak otelinin utanç müzesi olmasını istiyoruz. Çok zor bir şey değil. Ama neden yapılmıyor? Zorunlu din derslerinin kaldırmasını istiyoruz. Neden dayatma yapılıyor? Bizim çocuklarımız neden Sünni inanca göre yetiştiriliyor? Alevilerin inançsal kurumlarının, dergâhlarının tarafımıza iade edilmesini istiyoruz. Bizim bu dergâhlarımız neden elimizden alınıyor? Onlara niye biz biat edelim? Bütün bunları o iki kişiye söyledim ve devletten böyle maaş gibi beklentimiz olmadığını ilettim.”

    “DAHA ÇOK BAĞIMSIZ CEMEVLERİYLE İLİŞKİ KURUYORLAR”

    Kendilerini ocakzade olarak nitelendiren AKP heyetinin, özelde köy dernekleri ve köy cemevlerini dolaşarak maddi ihtiyaç temelinde ilişki kurmak istediklerini kaydeden Tuna, bağımsız cemevlerini daha kolay etkilemek için köylerde çalışma yürüttüklerini kaydetti.

    “Bizim genel merkezimiz ve şubelerimiz var; sürekli diyalog içerisindeyiz” diyen Tuna, “Biz önce görüş alışverişinde bulunup öyle karar veriyoruz. Ama köy dernekleri ve köylerdeki cemevleri öyle değil. İlk önce oralardan ilişkilenerek insanları asimile etmeye çalışıyorlar. Tabii bilinçli köylerimiz buna tepki gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

    “TÜM KÖYLERLE İLETİŞİM SAĞLAYACAK BİR ÇALIŞMA LAZIM”

    Alevi kurumlarının köyleri dolaşarak bu hamleyi deşifre etmesi gerektiğini vurgulayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, “Biz her şeyi genel merkeze bağlıyoruz ama aslında bu tür çalışmaları bizim genel merkeze önermemiz lazım. Genel merkezin de böyle bir çalışmayı yapabilmesi için bu konuda destek vermemiz ve bizim de önerilerde bulunmamız lazım. Türkiye’de 96 tane şubemiz var. Her şubeyle belki iletişim sağlayamamış olabilir. Zaman zaman bölge toplantıları yapıyoruz. Önümüzdeki hafta da İzmir’de bizim bir bölge toplantımız olacak. 1-2 Eylül tarihindeki o toplantıda bu konuları dile getireceğiz. Türkiye’de Alevilik nereye gidiyor? Aleviler olarak ne konumdayız? Devlete karşı ne yapmamız gerektiğini, bu konuları özellikle dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • AKD İskenderun Şubesi konteyner kentte depremzedelerle aşure paylaştı-VİDEO

    AKD İskenderun Şubesi konteyner kentte depremzedelerle aşure paylaştı-VİDEO

    PİRHA -AKD İskenderun Şubesi ve bileşenleri Hatay İskenderun’da konteyner kentte aşurelerini pay etti.

    6 Şubat depreminde en çok hasar alan illerden Hatay’da aşureler pay edildi.

    Aşurelerin pay edilmesi öncesinde konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İskenderun Şubesi Cemevi Başkanı Kemal Soysüren, “Sevgili depremzede kardeşlerimiz afişimizde de gördüğünüz gibi gelin canlar bir olalım aşuremizi pay edelim. Biz Avrupa Aşevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak depremin olduğu ilk günden bugüne kadar Hatay’da hizmet veriyoruz. 11 ilimizde Alevi kurumlarımız depremzedelerin yanında oldu. Bizler Muharrem ayını bitirdik. İstedik ki aşuremizi depremzede kardeşlerimizle pay edelim. Türkiye’de en büyük yarayı Hatay aldı. Burada dillerimizi değil, gönüllerimizi tatlandırmak istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Altınoluk Festivali sonuç bildirgesi: Laik ve demokratik ülke sevdamızdan vazgeçmeyeceğiz!

    Altınoluk Festivali sonuç bildirgesi: Laik ve demokratik ülke sevdamızdan vazgeçmeyeceğiz!

     PİRHA- AKD Altınoluk Şubesi ‘Edep Erkan Yol Aşkına Şiarıyla Gercekleşen Altınoluk Alevi Kültür Sanat Festivali’nin Öğrettikleri’ başlığı ile sonuç bildirgesi yayınladı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD)’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında ikincisini düzenlediği Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ardından sonuç bildirgesi yayınladı. Festival tertip komitesi tarafından yayınlanan metinde;

    “Ülkemizde ve tüm dünyada adalet sisteminin haktan, eşitlikten yana değil güçlüden yana işlediği gerçeğini maalesef her gün görüyoruz. En yakın tarihte Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Gazi, Suruç, Ankara Gar Katliamı ve daha onlarcasında adalet arayan Aleviler, hâlâ bu adaletin sağlandığını görmeyi beklemektedirler. Altınoluk Kültür Sanat Festivalimizde Aleviler ve Alevi dostlarıyla birlikte dünyaya sevgi, barış, eşitlik, kardeşlik gözüyle bakan herkesin cemal cemale kaynaştığı, türküler, deyişler söylediği  festivalimizde , gönülleri birlemeyi başarmıştık. Bu yıl  festivalimizde çok sayıda değerli sanatçı, akademisyen, gazeteci, yazar ve siyasetçi konuk oldu  ve Alevilerin dünyanın evrensel değerlerine uygun düşünce ve eylem dünyasına katkı sundular.  Öncelikle Alevi sorununun çözümüne yönelik her adımı olumlu karşılayacağımızı, bu konuda üzerimize düşecek her türlü sorumluluğu göstereceğimizi ilan ederiz.” ifadelerine yer verildi.

    “OKULLARA İMAM ATANMASININ ASIL AMACI ÜLKEMİZDE KARIŞIKLIĞA YOL AÇMAK”

    Yayınlanan bildiride Alevi toplumunun yaşadığı bir çok sorun ve buna karşın oluşan taleplerine yer vererek “Alevilerin tarih boyunca maruz  bırakıldıkları eşitsizlik, inkar ve asimilasyon gibi mağduriyetlerin derhal son bulmasını ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adlı projeden ve benzeri uygulamalardan derhal vazgeçmelidir. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu daha güçlü tepki göstermelidir. Okullara imam atanmasının asıl amacı olan kindar ve dindar bir Müslüman nesil yetiştirmeyi slogan edinmiş, Ebussuut’un fetvalarını esas alarak ayrımcılığı daha derinleştirerek ülkemizde bir karışıklığa yol açacak bu uygulamaları doğru görmüyoruz.” denildi.

    Bildirinin devamında dikkat çeken başlıklar şunlar oldu;

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ YAPILMALI”

    Çözümün öncelikli yolu, başta Aleviler olmak üzere, inançsal, ulusal etnik, cinsel ve dilsel kimlikleri üzerinden düşmanlaştırılmış kesimlerin uğratıldıkları eşitsizlik, inkar ve asimilasyon gibi mağduriyetler derhal sona erdirilmelidir. Alevilerin asli talep ve sorunlarının çözümü gibi sunulmakta, hem de bunların diyeti olarak Alevilere İslamcı politikalara biat dayatılmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca inançsal kimlik hakları reddedilmiş olan Aleviler, bugün çok daha ağır bir İslamcı asimilasyon baskısı altına alınmış bulunmaktadır. Madımak’ın utanç müzesi yapılması ve rejimin tüm insanlığa karşı suçlarıyla yüzleşilmesi. Madımak Katliamının, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul görmesi, ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz diyebilmelidir. Açıkça ilan ederiz ki, öncelikle bu sorunların çözümü için adım atılmak isteniyorsa, bunun doğrudan muhatabı, Alevilerin on yıllara yayılan mücadeleleriyle oluşturdukları kurumlarıdır. Cemevlerine ve özellikle dedelere yönelik manipülatif çabalar, çözümün değil, çürütme ve parçalama iradesinin göstergeleridir. Aleviler, tüm renkleri ve kurumlarının birleşik iradesiyle bu beyhude ve anti demokratik çabaların karşısında duracaktır.”

    “EŞİT YURTAŞLIK HAKKIMIZ ALACAĞIZ”

    Buradan tüm ülke kamuoyuna ilan ederiz ki, iktidar Alevilerin sorunlarını, şimdiye kadar olduğu gibi görmezden gelmeye devam edemez. Kürt sorununda olduğu gibi Alevi sorununu da çözmek yerine çürütme inadı, sadece söz konusu bu kesimlere değil, Türkiye halkının bütününe de büyük bedeller ödetmektedir. Gerçeklik buyken Alevi kurumları, sadece kendilerine yaşatılan mağduriyetin çözümü için değil, bir bütün olarak Türkiye’nin sorunlarının çözümü için uğraş verdiğinin bilinciyle davranmaktadır. Tüm kurumlarımız birlikte eşit yurttaşlık hak mücadelesini Türkiye’nin her kimlikten halkına, vicdanını kaybetmemiş herkese gerçek bir demokrasi, gerçek bir laiklik ve sosyal hukuk devleti için birlikte mücadele etme çağrısı yapmaktayız. Birinci yüzyılını mağduriyetle, asimilasyonla, katliamlarla geçirdiğimiz Cumhuriyetin ikinci yüzyılında artık Pirlerimizin belirttikleri çizginin, yani “72 millete bir nazarla bakma” düsturunun gerisinde kalan bir yedeklenmeyi kimse bizlerden beklemesin. Alevi toplulukların ve kurumlarımızın üzerinde bir kez daha mutabakat tazelediği eşit yurttaşlık talebimizin gerekleri, bu festivalimizde bir kez daha teyit edilmiştir.

    “ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞINA HAPSEDEMEZSİNİZ”

    Dinde, inançta, bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. 17 Kasım’da Meclis’ten geçen torba yasayla, cemevlerinin yönetimi ve tüm faaliyetlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmasını tanmıyoruz bu yasayı tanıyanlar ve kapısında bekleyenler kapımızdan dahi geçmesinler diyoruz. Henüz Alevilerin eşit yurttaşlık sorunları ortadayken cemevlerinin ibadethane olmasını kabul etmeyen bir Diyanet ve çevresi Alevileri hangi yüzle dizayn etmeye çalışıyor?

    Aleviler bu ülkenin vergi veren vatandaşları olarak elbette devletle ilişki kuracak, devletten hizmet ve hak talep edecektir, etmelidir de, ediyorlar da. Ama Alevilerin mücadelesi, devletin bir bakanlığının zapturaptı altına girme mücadelesi değildir. Alevilerin mücadelesi, demokratik bir ülkede eşit vatandaşlar olarak yaşama mücadelesidir. Bunun için gerekli olan, zorunlu din derslerinin kaldırılmasından kamuda yaşadıkları ayrımcılığın son bulmasına ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine kadar bir dizi talebi Alevi kurumları farklı platformlarda defalarca açıkladı. Ayrıca, bu taleplerle ilgili alınmış, fakat ısrarla uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay kararları var. Hal böyleyken, her biri son derece makûl ve haklı bu talepleri karşılamak yerine, tam aksi yönde ve Aleviliği devletleştirmek amaçlı yapılan hamleler meseleyi çözmek şöyle dursun, gittikçe içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen negatif ayrımcılığa derhal son verilmesi, Bu ters yöndeki gidişat ülkede demokrasinin geleceği açısından zaten karanlık olan tabloyu daha da karartıyor. Tüm bunlardan ötürü, festivalimizin daha çok kadın emeği üzerinde gerçekleşmesi ve çocukların da sürece dâhil olması işte tamda bu nedenlerden dolayı kurumlar ve Alevi toplumu arasındaki bağın güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Alevi toplumu ve merkezi örgütlenme yöneticilerinin oluşmasına ve hemhal edilmesine vesile olmaktadır. Sanatçı ve akademisyenlerin çalışmaları, Alevi toplumu ile buluşması, bölge ve çevresindeki yaşayanların gerek teknoloji gerek sanat gerek ise kültür anlamında gıdalandığı bir etkinlik süreci olmuştur. Daha güçlü bir Festival için mücadeleye devam.

    Tarihi inanç köklerimiz olan ocak ve dergahlarımıza dönük baskılarınızın farkındayız. Alevi-Bektaşi dergahlarının birçoğuna el koydunuz ya da kontrol altında tutularak işlevsiz hale getirdiniz. Dergahlarımızı geri istiyoruz, Aynı zamanda dedelerimizi zapturapt altına alarak, ocaklarımızı yok etmek istiyorsunuz. İktidar, Sünni-Hanefi inancına biz Alevileri de ekleme amacındadır. Bizleri tarif etmeninizi ve tanımlamanızı kabul etmiyoruz. Ve tekrar tekrar ifade ediyoruz ki; bir kez daha, yine, yeniden belirtmek istiyoruz ki; bizler, Anadolu’nun çok kültürlü ve çok inançlı çeşitliliğini tekleştirmeyen, laik ve demokratik bir ülkede, birlikte yaşama sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Demokratik mücadelemizi, yasal ve hukuki zeminlerde aramaya ve savunmaya devam edeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    PİRHA -Alevi kurumları Hacıbektaş’ta yaptıkları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde sonuç bildirgesini okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz?” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli anma Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş ilçesinde toplantı yapan Alevi federasyonları ve konfederasyonları, vakıfları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.

    Bildirge, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan tarafından Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde okundu.

    Aslan, “Örgütlü mücadelemizin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen tıpkı bundan önceki yıllarda olduğu gibi eşit yurttaşlık haklarımızdan mahrum olarak Hünkâr’ımızın huzuruna gelmiş bulunuyoruz” dedi.

    “ALEVİLER VARDIR ALEVİLİK HAKTIR”

    Mustafa Aslan tarafından okunan sonuç bildirgesi şöyle:

    “Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha burdan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır!

    “ALEVİLERİ KÖKLERİNDEN KOPARMAK İSTEYENLERE CEVABIMIZ NETTİR”

    ‘’Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda
    Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
    Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda
    Aslanlar ceylanlar dosttur kucağımızda” diyen Hünkar’ın kucağındaki aslanla ceylanı bize alternatif yaptıkları sözde anma etkinliğinde kaldırdılar.
    Daha dün dergahlarımızda Şahı Merdan Ali ve Hünkar‘ın resimlerine tahammül etmeyip kaldıranlar şimdi aynı saygısızlığı bir kez daha yapmışlardır. Hünkar‘ın ve dolayısıyla inancımızın en önemli düsturu olan bir arada yaşam felsefesini ifade eden dünyaya malolmuş resme bile tahammül edemediler. Hünkar‘ımızın ruhunu teslim almaya çalışanlara ve bizi biz yapan değerlerimize saldırıp Alevileri köklerinden koparmak isteyenlere cevabımız nettir. İnancı, rengi, dili, milliyeti, cinsiyeti ne olursa olsun herkesin bir arada, özgürce ve eşit yurttaşlar olarak kardeşçe yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Canlı, cansız bütün varlıkları Hakk‘ın bir parçası olarak görmeye devam edeceğiz.

    “İNANCIMIZI VE KİMLİĞİMİZİ TANIYACAKSINIZ!”

    Oluşturdukları daire başkanlığı aracılığı ile Dede, Baba ve yol önderlerimize maaş teklifi yaparak devletin memuru hale getirmek istiyorlar. Alevi Bektaşi toplumunun yol önderleri hiç bir devletin memuru olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır. Aleviliği tanımak yerine, tanımlaya çalışanlara sesleniyoruz: Aleviliği tanımlamak sizlerin haddi de hakkı da değildir. İnancımız ve kimliğimizi tanıyacaksınız. NOKTA.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Sevgili canlar devletin, özellikle Alevilerin ziyaret ve kutsal mekan alanlarını maden şirketlerine ihale etmesi, yangınların çoğunlukla bu bölgelerde yoğunlaşması tesadüf olamaz.
    Biz Aleviler cümle canı kutsal sayar, cana kıymayız. Biz Aleviler tarlalarımızda yere düşen başak tanesini kurdun kuşun hakkı olduğu için almayız. Biz, bu toprakların kurdunu, kuşunu, deresini, ırmağını, ağacını, ormanını, börtüsünü böceğini kutsal sayarız. Bugün ülkemizin dört bir yanında doğamız talan edilmektedir. En son Akbelen örneğinde olduğu gibi dağına taşına, ormanına ağacına sahip çıkanlar bütün dünyaya ders vermişlerdir. Bütün halkımızı aynı duyarlılıkla doğamıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    “ÇOCUKLARIMIZI BİLİM DIŞI HURAFELERLE UYUŞTURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”

    Eğitimde dinselleşme ve yaşamın tüm alanlarına sirayet ettirilen gericilik aracılığıyla bugüne kadar uğruna nice bedeller ödenerek kazanılmış haklarımız ortadan kaldırmaya çalışılmış, okullarda okutulan zorunlu din dersleri yetmiyormuş gibi, sözde seçmeli olarak koyulan din dersleri de aslında zorunlu hale getirilmiştir. Buradan toplumun tüm kesimlerini yürüttüğü dinci, gerici, ırkçı politikalarla teslim almak isteyen siyasal iktidara sesleniyoruz. Yıllardır temel taleplerimizden birisi olan zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili mahkeme kararlarını uygulamadınız. Aksine başta eğitim olmak üzere kamusal alanların tamamını tarikatlara cemaatlere pay ettiniz.
    Okullarda devam eden karma eğitim uygulamasına ortadan kaldırıp eğitim kurumlarını harem selamlık hale getirmeye çalışmaktasınız. Çocuklarımızı aklın ve bilimin ışığından uzaklaştırıp tamamen bilim dışı hurafelerle uyuşturmaya çalışıyorsunuz. Hünkar, “Erkek dişi sorulmaz muhabbettin dilinde/ Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde / Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok / Eksiklikle noksanlık, senin görüşlerinde” derken, siz, gençlerimizi, kız ve erkek olarak ayırıp gençlik kampları organize ettiniz.

    “LAİK EĞİTİME YÖNELİK HER TÜRLÜ SALDIRININ KARŞISINDA BİZİ BULACAKLAR!”

    Kamuoyunda ÇEDES projesi olarak bilinen çalışmayla okullara imam atamaktasınız.
    Değerli canlar, buradan sizin huzurunuzda bir kez daha bütün dünyaya sesleniyoruz. Bu türlü ayak oyunlarını bozacağız. Bu proje başta olmak üzere laik eğitime yönelik her türlü saldırının karşısında bizi bulacaklar.

    16 EYLÜL’DE İZMİR’DE YAPILACAK MİTİNGE KATILIM İÇİN HALKA DAVET

    Bu şiarla 16 Eylül 2023 Cumartesi günü İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağımız ’’LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGİ’’ne bütün halkımızı çağırıyoruz. Biz Alevi kurumları olarak bu zor günlerde, her türlü hukuksuzluğun, zorbalığın karşısında duracak; emeğimizi, hakkımızı gasp eden zalimlerin ve onların zulmünün karşısında direnmeye devam edeceğiz.

    “DOĞA KATLİAMINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ, İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Emeğimizi hakkımızı gasp eden zalimlerin, zulmün karşısında duracağız. Bizleri yoksulluğa mahkûm eden, insanca yaşama hakkımızı elimizden alan ve bizleri açlıkla terbiye etmeye çalışan bu zihniyete ve saray dalkavuklarına karşı savunmasız olanların hakkını savunmak, sömürüye ve talana dur demek bizim mücadelemizin adıdır. Çünkü biz barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak ve demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır. Adaletsiz, hürriyetsiz, eşitsiz, hukuksuz, ekmeksiz bir düzen tüm ülkeyi cendereye sokuyor. O cendere de ancak üzerine yürünerek, dokunularak ve kavrayarak kırılabilir. Bu zihniyet iktidara geldiği günden beri ahlaki değerleri, demokrasi, eşitlik, özgürlük kriterlerinin tümünü kirletti; doğayı kirletti. Kısaca insana ait ne varsa kirletti. Müslümanların inançsal değerlerini siyasallaştırarak halkları ayrıştırdı. Başta Suriye olmak üzere bölge halklarına karşı nefret ve savaş suçları da dahil, insanlığa karşı sayısız suça imza attı. Şimdi ise doğaya ve ekolojik dengeye nefretini kusuyor. Ne Akbelen’de ne de başka bir yerde doğa katliamına sessiz kalmayacak ve izin vermeyeceğiz.

    “HALKIN GÜNDEMİ AÇLIKLA MÜCADELEYKEN ONLARIN GÜNDEMİ RANT VE TALAN”

    AKP zihniyeti, kadınların, yoksulların, emekçilerin, Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin, Suriyelilerin ve doğadaki tüm canlıların gördüğü 21 yıllık kabustur. AKP demek fatura soygunu demektir, açlık ve yoksulluk demektir. AKP işsizliktir, yalandır, talandır, soygun düzenidir. AKP alttakine din iman, üsttekine han hamam siyasetidir. Milyonlarca insanı açlığa mahkûm edip, bir avuç yandaşı lüks içinde yaşatan yüzsüzlüğün adıdır AKP. Cemaat yurtlarına mahkum edilen çocuklar; baskıdan, şiddetten ve dahi istismardan intihar ederken, insanlar ucuz ekmek kuyruklarında beklerken, esnaf kepenk kapatmışken, gençler akın akın ülkeyi terk ediyorken, Hükümetin derdi ülkeyi bir avuç uluslararası sermayeye peşkeş çekmektir. Halkın gündemi açlıkla mücadeleyken, onların gündemi her zaman olduğu gibi rant ve talandır.

    “ÜLKEMİZİN ŞERİATA TESLİM OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Milyonlarca yurttaş olarak, bir araya gelip bu kabusu bitireceğiz. Ülkemizin şeriata teslim olmasına, doğamızın katledilmesine asla izin vermeyeceğiz.
    Biz bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Bizim tarihimiz 72 millete bir nazarla bakanların eşitlik, demokrasi ve özgürlük için verdiği mücadelelerle doludur. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında ışık olacağız.
    Bugün milyonlarca insanı açlığa mahkum edenler, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik istismarı “hoş görenler”, bilime, sanata, laikliğe ve evrensel insan haklarına karşı olanlar, yüzleri dahi kızarmadan eşitlikten demokrasiden bahsediyor.

    Alevi Bektaşi kurumları olarak diyoruz ki; Çocuklarımızı şeriata teslim etmeyeceğiz! Doğayı talana teslim etmeyeceğiz!

    “ÜLKEMİZE, DOĞAMIZA, ÇOCUKLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE HIZIR OLACAĞIZ”
    Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen kesimleri ile demokrasi kavgasına omuz vermeye devam edeceğiz.”

    Sonuç bildirgesinde imzası olan Alevi kurumları şöyle:

    HÜNKAR AŞKINA.
    ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU
    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
    AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
    PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
    AVUSTURALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU
    ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU
    CEM VAKFI
    ABD PİR SULTAN ABDAL DERNEKLERİ

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali deyişlerle son buldu-VİDEO

    2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali deyişlerle son buldu-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği 2.Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali Sasa, Dertli Divani ve Gülcihan Koç’un seslendirdikleri deyişlerle son buldu.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde düzenlediği 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali biterken, AKD Altınoluk semahçılarının semahlar döndü. Ardından Sasa sahneye çıktı.

    Dertli Divani ve Mektebi İrfan Zakirleri’nin söyledikleri deyişler ve muhabbetin ardından 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali, Gülcihan Koç konseri ile son buldu.

    PİRHA/ BALIKESİR

  • Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ta Alevilere yapılan ayrımcılığı Meclis’e taşıdı

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, depremde Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını ilgili bakanlara sorarak, “Maraş’ta Alevi halkına yapılan ayrımcılığı kabul etmiyoruz” dedi. 

    6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor. Yeşil Sol Parti Milletvekili Ayten Kordu, Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmanın başlamadığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya konuyla ilişkili soru önergesi sundu.

    “ALEVİ KÖYLERİNİN BULUNDUĞU ALANLARA DÖKÜLEN MOLOZLAR TEHLİKE SAÇIYOR”

    Deprem sonrasında Pazarcık’ta bulunan Alevi köylerinin dışlandığının altını çizen Kordu,“6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Deprem felaketinin üzerinden 6 aydan fazla zaman geçmesine karşın, birçok yerde yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değildir. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanmaya devam ediliyor. Alevi köylerinde yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Pazarcık’ta bulunan Alevi köyleri dışlanıyor, çalışmanın başlamadı” belirtti.

    “BU AYRIMCILIK DEPREMDE DAHA ÇOK HİSSEDİLİYOR”

    Soru önergesinin gerekçesinde Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci‘nin PİRHA’da yer alan sözlerine şu şekilde yer verildi:

    “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama belediye başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz Biz oy aldığımız yere hizmet ederiz’ mantığı var ve ayrım yapılıyor. Bu ayrımcılık depremde daha çok hissediliyor. Cemevimiz şu anda konteynerde hizmet yürütüyor. Prefabrik alan içerisinde verdiğimiz hizmet yeterli kalmıyor. Hakk’a yürüme erkanları burada yapamıyoruz. Kaç zamandır suyumuz yok ve geldiği zamanda çok az geliyor. Yeni bir Cemevi yapılmadan cem yapacak imkanımız dahi yok.

    Konteynerlerde hizmet verdikleri cemevinin su ihtiyacının hala giderilmediğini ve belediyenin kendilerine cevap vermediğini ifade eden Değirmenci, “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama Belediye Başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevinin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” diyerek yapılan ayrımcılığa isyan etmektedir.”

    “ALEVİ TOPLUMUNA YAPILAN AYRIMCILIĞIN GÖSTERGESİ”

    “Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir” diye belirten Kordu, soru önergesine şunları ekledi:

    “Depremden 6 ay geçmesine rağmen Maraş’ın Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nde halk hala çok ciddi su sıkıntısı çekmektedir. Deprem sonrasında özellikle enkazlar kaldırılırken enkaz yerinde suların patlamasından kaynaklanan nedenlerden dolayı su kesintileri ciddi bir boyuta ulaşmıştır. Bu nedenle Cengiz Topel Mahallesi’nde yaşayan halk, çok ciddi şekilde su sıkıntısı çekmeye devam etmektedir. Mahalle halkı ne banyo yapabildiklerini ne de çamaşır yıkayabildiklerini söyleyerek sorunun bir an önce çözülmesi için yetkililere çağrıda bulunmaktadırlar. Ancak yetkililer bırakın sorunun çözümüne yönelik adım atmayı mahallenin telefonlarına dahi cevap vermemektedir.
    Yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilen Evri, Beşçeşme, Aşağı Mülk, Karahüyük, Emiroğlu, Salmanlı, Yukarı Höcüklü, Ufacıklı, Karabıyık ve Mezere köylerinden hiçbirisinin Alevi köyü olmadığı iddia edilmektedir. Yine Alevi köyleri Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli örneğinde olduğu gibi Alevilerin yaşadığı köy yollarının genel olarak bozuk ve toprak olması açıkça yapılan ayrımcılığın göstergesidir.”

    “İNŞAATINA BAŞLANAN KÖYLERİN HİÇ BİRİSİNİN ALEVİ KÖYÜ OLMADIĞI İDDİASI DOĞRU MU?”

    Milletvekili Ayten Kordu, soru önergesinde konuyla ilgili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “*Pazarcık’ta depremde yıkılan ve inşaatına başlanan köylerin hiç birisinin Alevi köyü olmadığı iddiası doğru mudur? Doğru ise bunun gerekçesi nedir?

    *Alevi köylerinden Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları asfaltlanmamasının gerekçesi nedir?

    *Cemevi’nin su ve temizlik ihtiyacının giderilmemesinin gerekçesi nedir?

    *Depremden sonra 6 ay geçmesine rağmen Pazarcık ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nin su ihtiyacının karşılanmamasının gerekçesi nedir?

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı- VİDEO

    2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı- VİDEO

    PİRHA- AKD’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı.

    Alevi Kültür Dernekleri(AKD)’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl ikincisini düzenlediği Alevi Kültür ve Sanat Festivali 2 Temmuz Parkı’nda okunan basın açıklaması ile başladı. Açıklamayı komite adına Dilek Aygün okudu. Aygün’ün okuduğu açıklamada şu ifadeler yer verildi; “Biz Aleviler, Türkiye’de nefret söylemine maruz kalan toplumsal kesimlerden biri. Evleri işaretleniyor ve zorunlu din derslerinde olduğu gibi nefret söylemlerine maruz kalıyorlar. Sevgili canlar, bugün burada adını Madımak Katliamı’ndan alan 2 Temmuz Parkı’nda 33 güzel insanımızın 8 saat boyunca yakılmasını nefretle kınarken düşenlerimizin adına, anısına olan bağlılığımızı, dosta ve düşmana ilan ediyoruz. Biz bitti demeden bu dava bitmez. Onun için 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ‘Yol ve Erkan Aşkına’ uyandıracağımız çerağımızın işaret fişeğini buradan ateşliyoruz.”

    2 Temmuz Parkı’nda gerçekleşen basın açıklamasının ardınsan yurttaşlar festival alanına geldi. Programın devamında ‘Basında ve Ustaların Objektifinden Aşık Veysel’ sergisinin açılışı Altınoluk Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan, AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, AKD Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Festival, Ahmet Aykut Dede’nin çerağ uyandırması ve semahlar ile devam etti.

    “SANAT İNSANIN DOĞAYA KATTIĞI ÇABADIR”

    Gecede açılış konuşması yapan AKD Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan, “Sanat insanın doğaya ve yaşama kattığı bir çabadır. Toplumsal gelişmeyle etkileşimi sanatın toplumsal bir çaba olmasını da getirir. Bugün Alevi toplumu, kendini yenilemek, kültürünü ve sanatını yaşatabilmek için bilim dallarının hepsine kök salmaya başladı. Alevilik tüm dünyaya kendini tanıttı. Alevilerde vazgeçilmez olan saz, söz ve semah belleklerini devamlı yeniler. Aynı zamanda sürekli bir yenilikle eskiliğin, aydınlıkla karanlığın, ezilenle ezenin sömürülenle sömürenin savaşımı olan insanlık tarihindeki sanatın yeri, insan yaşamının birikimini geleceğe taşıyanların yanıdır” dedi.

    ” TEK TALEBİMİZ EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZ”

    Festivalde konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise şunları söyledi; “Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştirmeden hak ve özgürlüklerin eşitlendiği, hak ve hakikat mücadelesinden asla ve asla geri adım atmadan yolumuzu erkanımızı sürdüreceğiz. Esas olan sorunlarımıza ve eşit yurttaşlık talebimizle asimilasyona, zorbalığa, adaletsizliğe, doğa ve ormanlarımızın yağmalanmasına, yoksulluğa ve yolsuzluğa, gericiliğe, ırkçılığa, faşizme ve şeriata karşı insanca yaşam mücadelesinin bir parçası ve örgütleyicisi olacağız. Zulüm neredeyse kerbela oradadır. Şah Hüseyin gibi direnenlere selam olsun. Bunca zulüm karşısında tek talebimiz eşit yurttaşlık hakkımız”

    “ALEVİLERİN UĞRADIĞI HAKSIZLIKLARI HER YERDE DİLLENDİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Gecede son olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem vekili Ali Kenanoğlu konuştu. Kenanoğlu, Türkiye’de cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiğini ifade ederek, “Bugün okullarda imam atamalarının sebebi demokratik bir cumhuriyet olmamasıdır. Bu işin mücadelesi doğru yerden verilmiş olsa bütün bu sorunlar ortadan kalkar. Çanakkale’de birlikte savaştık ama namaz kılanlar birinci sınıf vatandaş oldu, cem yapanlar yasaklandı. Bu duruma, eşitlik için itiraz edeceğiz. Alevilerin uğradığı haksızlıkları her yerde dillendirmemiz gerekiyor. Biz ancak bu mücadeleyle kendimizi duyurabiliriz. Bu ülkede 600 tane milletvekili varsa bırakın 2-3 kişi Alevilik konuşalım. Bu topraklarda yaşayan insanların üçte biri Alevi diyorsunuz ama parlamento temsiliyetine gelince bundan rahatsız oluyorsunuz. Böyle olmaz.” dedi.

    Festivalin ilk günü Dertli Divani ve Mektebi İrfan Zakirleri’nin muhabbetiyle son buldu.

    Dilan ŞİMŞEK -Rozerin TEK/ BALIKESİR

  • Fethiye Cemevi, deprem sonrası büyük dayanışma örneği gösterdi- VİDEO

    Fethiye Cemevi, deprem sonrası büyük dayanışma örneği gösterdi- VİDEO

    PİRHA- Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, “11 ilimizde yaşadığımız korkunç depremden sonra çok kısa sürede organize olduk ve depremzedelere yönelik her türlü yardım faaliyetlerimizi belediye ile ortaklaşa yürüttük” dedi.

    Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi, 6 Şubat depremlerinde afetzede yurttaşlara yönelik büyük bir dayanışma ağı kurdu. Giysiden gıdaya, iş sağlamaktan ev bulmaya kadar hemen her konuda destekte bulunan cemevi, Alevi yurttaşların da katkısıyla depremden etkilenen vatandaşların yanında oldu.

    Fethiye Alevi Kültür Derneği Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, depremzedelere yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “HER TÜRLÜ İHTİYAÇ KARŞILANDI”

    Giysi, hijyenik malzemeler, gıda, ev eşyası ve ev kiralamaya kadar depremzedelerin her türlü ihtiyaçları için dayanışmada bulunduklarını belirten Zeki Tunca, “Çalış bölgesinde otellerde, apartlarda, pansiyonlarda kalanlara cemevinde pişen yemekleri oraya taşıyarak onların yeme içmelerini karşıladık. Cemevine yakın olan bölgelere gelebilecek olan insanlar da cemevimize geldiler. Depremin ikinci gününden itibaren 37 gün boyunca 7/24 tüm ihtiyaçları karşıladık. Onları mutlu ve rahat ettirmeye, iş bulup çalışmak isteyenlere işler bulduk, oralara yerleştirdik. Bazı depremzede kardeşlerimize Fethiye’ye yakın olan Dalaman, Ortaca, Köyceğiz gibi bölgelerde iş bularak, onları oralara yerleştirdik” dedi.

    “DEPREMZEDELERİN ACISINI PAYLAŞTIK”

    Halkın yoğun ilgisi ile gerekli olan her şeyi yapmaya çalıştıklarını söyleyen Tunca, “Gönülden gelen şeyleri yaptık. Acılarını paylaştık, onlarla gülmeye, güldürmeye çalıştık. Çünkü biz 72 millete bir nazarla bakan insanlarız. Elimizden gelen her türlü yardımı yaptık. Helali hoş olsun, hizmet yapanların da hizmetleri Hakk katında kabul olsun” sözlerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

     

     

  • AKD Başkanı Yılmaz: Cemevlerine yapılan saldırıların arkasında bir güç var-VİDEO

    AKD Başkanı Yılmaz: Cemevlerine yapılan saldırıların arkasında bir güç var-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 2022 yılında cemevlerine saldırı düzenleyen sanıkların tahliye ve beraat edilmesine tepki gösteren AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, “Bir kişi, Ankara’nın farklı noktalarındaki 4 yere bunu yapamaz. Mutlaka bu saldırıların arkasında birileri var” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz 2022’de Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlenmişti. Cemevlerine düzenlenen saldırı davasında, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki sanık da berat ettirildi.

    Saldırıyı düzenleyenlerin serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurumlarına/cemevlerine yapılan eş zamanlı saldırılara ve mahkeme kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “30 YILDIR ADALET ARIYORUZ HALA ADALETİ BULAMADIK”

    Seher Şengüllü Yılmaz, adaletin tesisi konusunda Alevi toplumunun mücadele yürüttüğünü belirterek, “Alevilerin yaşadığı katliamlar göz önündeyken ve bunların üzerinden 30 yıl geçmiş bir Madımak Katliamı davası ortadayken, biz 30 yıldır hala adaleti bulamamışız” dedi.

    Yılmaz, yapılan katliamlar nedeniyle devletin ancak toplumun ısrarı sonrasında yüzleşmeye gideceğini vurgulayarak, “Hiçbir devletten, kendi kendine ‘ben sizi katlettim, özür diliyorum’ demesi beklenemez. Böyle bir şey dünya tarihinde yok. Ama dünya tarihinde zulme ve katliama uğrayan toplumların baskı ve mücadelesiyle özür dilemiş devletler örneği var” diye konuştu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILARIN ARKASINDA BİR GÜÇ VAR”

    Dört cemevine yönelik saldırıyı bir tek kişinin yapamayacağının altını çizen Yılmaz, “Bu olayı sadece tek bir kişini yaptığını çocuğa bile inandıramazsınız. Akıl alır bir şey değil. Bu sadece Ankara için de geçerli değil, biz Antalya’da da böyle bir şey yaşadık. Karşımıza çıkan tablo hep aynı şekilde! Akli dengesi yerinde olmayan bir insan, bir Alevinin evine ya da mekanına kırmızı bir boya ile çarpı işareti koymayı nasıl akıl edebilir? Akli dengesi yerinde değildi, nasıl düşündü ve bunu yaptı? Mutlaka bunların arkasında birileri var” dedi.

    “HUKUKA MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Alevilere yönelik saldırılar karşısında devletin çözümsüz kalmasını “Devletin çok ciddi bir ayıbıdır” sözleriyle eleştiren Yılmaz, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Hukuka müdahale ediliyor, adalete müdahale ediliyor. ‘Bir savcı 12 yıl istedi’ diyoruz ama bir başkası sanığı tahliye ediyor. Biz bütün mahkeme yollarını, bütün kanalları denedik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bizim lehimize birçok karar verdi ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümeti AİHM’nin kararını dikkate almıyor, tanımıyor. Bu memlekette cemevinin bahçesinde Hakk’a yürüme erkanına gelen bir canımız, başından vuruldu. Polis kurşunu ile öldürüldü. Biz muhabbetimizin içerisinde bile güvende değiliz ki bunu sadece cemevi için söylemiyorum; cami için de bu, sinagog için de, bütün kutsal mekanlar için de geçerli.

    Bu kadar adalete susamış bir toplum olmamıza rağmen yine de haktan, hukuktan, adaletten ayrılmıyoruz. Ankara’daki davada da bu sonucu değiştirebilecek bir gücümüz olduğuna inanıyorum. Bir bakalım bir üst mahkemeye taşıyalım, oradan ne gelecek, ne olacak ama bunların önüne geçmek için bu baskıları püskürtebilmek için tabii ki tüm kurumlar bir arada bu mücadeleyi birlikte büyüteceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • AKD’li Ergün Kurt: Okullara imam atanmasına karşıyız, eylemleri büyüteceğiz-VİDEO

    AKD’li Ergün Kurt: Okullara imam atanmasına karşıyız, eylemleri büyüteceğiz-VİDEO

    PİRHA- Okullara imam atanmasıyla eğitimin tarikatlara teslim edilmek istendiğini söyleyen AKD Döşemealtı Şube Başkanı Ergün Kurt, “Bu kararla ilgili geri adım atılmazsa eylemler daha da büyüyebilir, daha örgütlü bir şekilde sokaklarda eylem olarak görülebilir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösterirken, birçok kentte eylemler yapılıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Döşemealtı Şube Başkanı Ergün Kurt, çocukların ÇEDES ve benzeri projelerle hedef alınmasına tepki göstererek, bu süreçte güçlü bir itirazın örgütlenmesi çağrısında bulundu.

    “MÜCADELEMİZİN HAKLILIĞI BİRKEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI”

    Kurt, zorunlu din derslerinin ve Diyanetin kaldırılması ile ilgili uzun süredir mücadele yürüttüklerini dile getirerek, “Biz bu sürecin başından ve uzun yıllardan beri bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Okullarda din dersleri seçmeliydi. Zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili çok mücadele edildi. Bununla beraber ‘Diyanet kapatılsın’ diye çok eylemler yapıldı, çok söylemler oldu ve bugün geldiğimiz noktada bizim haklı olduğumuz ortaya çıktı. Biz zorunlu din derslerine hayır dediğimiz noktada bugün hükümetin okullara imamları göndermesi, liyakati olmayan imamın öğretmenlik yapması dayatması doğru değildir. Bununla ilgili bizim eğitim sendikalarının çok güzel mücadelesi var. Hep beraber toplumsal olarak bu olaya karşı duruyoruz. Bununla ilgili geçmiş dönemlerde din dersleri ile ilgili davalar açılmıştı ve kazanılmıştı. Yani bir Alevi çocuğunu bir kalıbın içine sokmanız, zorla ona inancında olmayan kavramları dayatmanız doğru değildir” dedi.

    “GERİ ADIM ATILMAZSA DAHA ÖRGÜTLÜ BİR BİÇİMDE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Eğitim sendikaları, Alevi örgütleri, demokratik kitle örgütleri ile bu hamlelere karşı örgütlü karşı koyuşun hayati önem taşıdığını söyleyen Kurt, şöyle devam etti:

    “Bir empati yapalım; Sünni çocuğumuza siz kalkıp Alevi inancını verin, bu ne kadar doğru olur? Aile gerçekten bu inanca mensupsa zaten aile almalı. Bugün imamların okullarda din dersleri vermesi, din hocalığı yapmalarının yanlışlığı ortaya çıkacaktır. Din görevlilerin okullarda görevlendirilmesi ile ilgili Antalya’da eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri ile birlikte yapılan eylemler var. Bu kararla ilgili geri adım atılmazsa bu eylemler daha da büyüyebilir, daha örgütlü bir şekilde sokaklarda eylem olarak görülebilir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • “Okullara imam atanması Alevi çocuklarını asimile etme politikasıdır” -VİDEO

    “Okullara imam atanması Alevi çocuklarını asimile etme politikasıdır” -VİDEO

    PİRHAAlevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, okullara imam ve din görevlililerin ‘manevi danışman’ adı altında atanmasını, Alevi çocuklarını asimile etmeye dönük bir politika olarak değerlendirdi. Yılmaz, Alevi kurumları olarak bu uygulamaya karşı mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Söz konusu uygulamaya karşı çıkanların başını eğitimciler çekse de Alevi kurumları da bu konuda tepkilerini yüksek sesle dile getiriyor.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİME KARŞI YAPILAN BİR UYGULAMA”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevilerin okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isterken bugün laik bilimsel eğitimden çok uzakta bir uygulama ile karşı karşıya olduklarını ifade etti.

    Yılmaz, “Tabii ki Alevilerin bu anlamda mücadelesini verdiği bir süreç var. Aleviler okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isterken bugün laik bilimsel eğitimden çok uzakta bir uygulama ile karşı karşıyayız. Okullarda rehabilite anlamında imamların, vaizlerin atanması yapılıyor. İzmir ve Eskişehir bu anlamda pilot bölge oldu. Bununla ilgili Eğitim Sen’le bir takım toplantılar yaptık. Eğitim Sen’in Genel Başkanı Necla Kurul hocamız Alevi kurumlarını da bu sürece dahil etti” diye konuştu.

    “ALEVİLER LAİKLİĞİN SİGORTASIDIR”

    Yılmaz, Alevilerin bu ülkede laikliğin sigortası olduğunu dile getirerek, “Biz Aleviler laik bir sistem, laik bilimsel bir eğitim istiyoruz. Şöyle bir sorum var: 11 yaşındaki bir çocuğu nasıl rehabilite ettirecekseniz. Bunun tamamen tıbbi bir karşılığı vardır, bunun bölümleri vardır, buralarda eğitim gören insanlar vardır. Okullara bunları atarsınız bir çocuğun gelecek tercihinde ya da psikolojik bir kaygısında imamın, vaizin ona ne vereceğini düşünebiliyorsunuz? Aç şu Kur’anı Kerim’i şuradan bir ayet oku, bu seni rahatlatır mı diyecek? 2023 yılında bu kadar çağdışı yöntemlerle mi biz çocuklarımızı rehabilite edeceğiz? Elbette ki bunun bir psikolojik karşılığı vardır, bir tıbbi karşılığı vardır, bunun testleri vardır, bunun yöntemleri vardır” dedi.

    “OKULLARDAKİ AYRIMCI UYGULAMALAR ALEVİ ÇOCUKLARINI ÇOK YIPRATIYOR”

    Bu uygulamanın aynı zamanda Alevilerin inancını asimile etme politikalarından biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Asimile etme politikalarını taze beyinler üzerinde yapmaya çalışıyorlar. Özellikle Alevi çocuklarının okulda öğrenip evde pratikle yaşadığı şeyler onları çok yıpratıyor. Okulda din kültürü dersi veriliyor, orada çocuğa bir şeyin günah olduğu anlatılıyor. Çocuk aile yaşantısına bunu empoze ettiği zaman özünden kopmuş oluyor” sözlerini kullandı.

    Alevilerin bu uygulamaya neden karşı olduğunu anlatan Yılmaz, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı:

    “Çünkü bizim bir inancımız var, ritüellerimiz var, bizim de kendimize göre bir ibadet şeklimiz var. Bunların içerisinde de bu Orta Çağ zihniyeti kesinlikle yok. Aleviler her zaman aydınlanmanın öncüsü olmuş ve bununla da gurur duymuş bir toplumdur. Bununla ilgili çalışmaları Eğitim Sen’le birlikte ortak yapacağız. Öncülüğünü de Eğitim Sen yapacak ama Alevi kurumları olarak da her türlü desteği vereceğiz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Okullara imam atanmasına karşı İstanbul’daki kurumlar açıklama yapacak

    Okullara imam atanmasına karşı İstanbul’daki kurumlar açıklama yapacak

    PİRHA-Eğitim-Sen, Veli-Der, Eğit-Der, Halkevleri, ABF, PSKAD, AKD ve DAD yöneticileri ve üyeleri, okullara imam atanmasının durdurulması için 10 Haziran Cumartesi günü saat 18.00’de Kadıköy Süreyya Operası önünde ortak açıklama yapacak.

    İzmir ve Eskişehir’deki milli eğitim müdürlüğü ile il müftülüğü arasında imzalanan protokol kapsamında “manevi danışmanlık” hizmeti adıyla okullara imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticilerinin görevlendirilmesine tepkiler yükseliyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullar ve ve imam hatip ortaokulları, gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı il/ilçe spor müdürlükleri, gençlik merkezleri ile Diyanet İşler Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi kapmasında okullarda imamların görevlendirilmesine tepkiler yükseliyor.

    Laik ve bilimsel eğitim karşı uygulamaya konulan ÇEDES Protokolü’nün iptal edilmesi için Eğitim-Sen, Öğrenci Veli derneği (Veli-Der), Eğitimciler Derneği (Eğit-Der), HalkEvleri, Sosyal Hak Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD), Alevi Kültür dernekleri (AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 10 Haziran Cumartesi günü saat 18.00’de Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapacaklar. Açıklamaya herkes davet edildi.

    (HABER MERKEZİ)