Etiket: alevi açılımı

  • AKD Mezitli Şube Başkanı Koç: Alevi kurumları ‘Alevi açılımı’na yeterli tepki koyamadı-VİDEO

    AKD Mezitli Şube Başkanı Koç: Alevi kurumları ‘Alevi açılımı’na yeterli tepki koyamadı-VİDEO

    PİRHA- İktidarın, cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi Açılımı’ yapmayı planladığı iddialarını değerlendiren AKD Mezitli Şube Başkanı Ferdi Koç, Alevi kurumlarının gerekli tepkiyi ortaya koyamadığını söyledi. Koç, “Taleplerimizi diğer toplumsal kesimlerle birleştirip yeni bir örgütlenme modeli oluşturarak, sesimizi daha gür çıkarmalıyız” diye konuştu.

    AKP iktidarının, cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi açılımı’ yapmayı planladığı iddiaları gündem oldu. AKP iktidarının görevlendirdiği kimi isimlerin cemevlerini dolaşarak “talepler raporu” hazırlaması ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “58 ilde 1585 cemevini ziyaret ettik” sözü yeni tartışmalara da zemin hazırladı.

    Erdoğan’ın konuşmasındaki tek cümle hükümete yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi tarafından köşesine taşındı.

    Selvi, hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığını yazarak, “Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde” dedi. Selvi, ayrıca, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü de belirtti.

    Alevi toplumunun büyük çoğunluğu, cemevi inşası için devletten hiçbir talepte bulunmayacağını dile getirerek “Eşit yurttaşlık” konusundaki ısrarını yinelerken, konuyu PİRHA’ya değerlendiren Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mezitli Şube Başkanı Ferdi Koç, cemevlerini gezen heyetin Mezitli Cemevi’ni de ziyaret ettiğini belirterek, herhangi bir ihtiyaçlarının olmadığını, Alevi toplumunun inançsal ve siyasal taleplerinin olduğunu, bu taleplerinin başında da cemevlerinin statüsünün geldiğini ilettiklerini söyledi.

    Koç, iktidarın yeniden ‘Kürt’ ve ‘Alevi’ açılımını gündemine aldığına dikkat çekerek, “Bu yolla hem baskı altına almak hem gözdağı vermek hem de ‘bir ihtiyacınız var mı?’ diyerek bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmadan bazı cemevlerinde yansımalarını görüyoruz. Alevi kurumları da gerekli tepkiyi ortaya koyamadı. Alevi kurumlarının tepkisini görmek isterdik” dedi.

    İktidarın ‘Alevi İslam’ projesi kapsamında çalışma yürüttüğünün altını çizen Koç, “Diyanet üzerinden yürütülen çalışmalara karşı Alevi kurumları duyarlı olmak zorundadır. Alevi kurumlarının edilgen halinden kurtulması gerekiyor. Taleplerimizi diğer toplumsal kesimlerle birleştirip yeni bir örgütlenme modeli oluşturarak, sesimizi daha gür çıkarmalıyız” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN 

     

  • Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    PİRHA-Pir Süleyman Deprem, iktidarın Alevi politikalarını eleştirdi. Cemevlerinin statüsü ve dedelere verileceği iddia edilen maaş hakkında konuşan Deprem, “Alevilik, bugünkü sömürü sisteminin karşısında bir anlayışa sahiptir. Aleviler asla devletten medet ummamış, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönem finanse etmişlerdir. Eğer bugün iktidardan maaş alacak bir dede var ise ileride onlara cübbe de giydirilecektir” yorumunu yaptı.

    AKP iktidarının, Alevilere yönelik projeleri, tartışmaları da beraberinde getirdi. Alevi kanaat önderleri, bir bütün olarak cemevlerinin ‘Kültür merkezi’ olarak adlandırılacağı iddialarına karşılık sert tepki göstermeye devam ediyor.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEMDE DEVLETTEN MEDET UMMADI”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, dedelere verilmesi planlanan maaş konusuna işaret ederek, “Yapılanlar, Ocak Aleviliğini yok etme planıdır” dedi.

    Deprem, Aleviliğin yaşam felsefesi olarak, sömürü sistemlerinin daima karşısında bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayarak “Aleviler, hiçbir dönemde ‘devlet’ denilen özel mülkiyetin tahakküm aracına asla müdahil olmamış ve asla ondan medet ummamışlardır” dedi.

    Pir Süleyman Deprem, Alevilerin, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönemde finanse ettiğinin altını çizerek şu aktarımda bulundu:

    “Bu ortak yaşam kültürü, sömürü sisteminin baş düşmanıdır. İktidarını koruyabilmek için devletler, ortak yaşamın ortadan kaldırma gayreti içerisindedir. Böyle olunca hiçbir devlet anlayışı asla Alevilerin özel olarak kendi yapıları ile var olmalarına tahammül edemez. Alevi açılımlarını geçmişte görüp, neye mal olduklarına şahit olduk. Her şeye rağmen ‘Evet’ diyenlerin düştükleri hataları da gördük. Ama biz biliyoruz ki Alevilik hiçbir dönem örgütlü devlet yapısı ile uyuşmaz. Bu söylem düşmanlık anlamında değil…

    Devlet şimdi diyor ki ‘yeni bir Alevi açılımı yapacağım ve cemevlerine ‘Kültür Evi’ diye statü vereceğim’. Önce şöyle düşünelim; kadim Alevi tarihinde dört duvarla belirlenmiş bir cemevi kültürümüz yoktur. Bütün yeryüzü bizim için cem yapacak alandır. Ancak yeni şartlarda tabi tutulduğumuz, özellikle sürgün politikası doğrultusunda kaçmak zorunda kaldığımız kentlerde bir araya gelmek için, eşit yurttaşlık hakkımız olan, ortak ibadet için bir yere ihtiyaç duymuş ve bunun adını ‘Cemevi’ koymuşuz.

    Şimdi sen kalkıp ‘Bu ülkenin %99’u İslam’dır’ dersen, Ermeni, Süryani, Keldani ve Alevileri yok sayarsan o zaman bugünkü açılımın şartlarını değerlendirdiğimizde yine benimle oyun oynuyorsun.”

    “OCAK ALEVİLİĞİNİ YOK ETME PLANI”

    Pir Süleyman Deprem, AKP iktidarının, Aleviliği temelden yok etme çabası içerisinde olduğuna vurgu yaptı. İktidarın, ‘Ocak Sistemi’ne yöneldiğini ifade eden Deprem şunları söyledi:

    “Alevi katliamcısı Ebu Suud’u referans göstererek bir devlet yönetiyor, yaptığın köprü ve diğer inşaların adını katliamcı olan ‘Osman’ ya da ‘Yavuz’ koyup ardından bizlere açılım yapacaklarını söylüyorlar. Ve diyorlar ki ‘dedelere maaş bağlayacağız’.

    Bugün Aleviliğini kaybetmiş ya da Aleviliğini pazara çıkarmış birçok unsur bulursun. Bunların üzerinden gerçek Ocak Aleviliğini yok etme planıdır bu. Bugüne kadar Aleviler, asla pirlerini hiçbir şeye muhtaç etmemişlerdir. Rızalık kenti yaşam kültürü ile pire demişlerdir ki ‘Senin ailenin geçimini biz sağlayacağız. Sen bizim yolumuzu yürüteceksin.’

    Bakın Pirlerimizin ne sarığı ne de cübbesi vardır, sembolik hiçbir şeyleri yoktur ve doğaldırlar. Ama yarın maaşa bağladığı pire bir cübbe giydirecekler. Ve o pire diyecekler ki ‘sen şu kuruma tabii olarak çalışacaksın’ ve o kurum da Diyanet olacaktır.”

    “PİR, DEDE TAYİN EDEN ÖRGÜTLER OLMAMALIDIR”

    Süleyman Deprem, dedeleri maaşa bağlamak ya da cemevlerine statü verme konusundaki belirleyicinin siyasi iktidar olamayacağına vurgu yaptı.

    Deprem, “Alevilik konusunda hiçbir dini temsilcinin, belirleme hakkı ve haddi yoktur. Hıristiyanlara Hıristiyanlığı öğrete biliyor musun? Peygamberiniz de diyor ki ‘Senin dinin sana, benim ki bana’ ama kalkmışsın benim inancım üzerinden talimat veriyor ve beni biryerlere bağlama gayreti gösteriyorsun. Bu ne demokratiktir ne insani ne de ahlaki…Bizlerin kadimden bu yana talip, rehber, pir, mürşit hiyerarşik yapımız vardır. Biz, ocaklarımız bünyesinde örgütleniyoruz. Bizlerin bir inanç kuruluna, ikinci bir Diyanete ihtiyacımız yok. Pir, dede tayin eden örgütler olmamalıdır. Yüzlerce İslami tarikat var, bunların hiçbirisi yasal olarak örgütü değil. Ortadoğu’da da yasal olarak örgütlü bir Alevi tarihine rastlayamazsınız. Bu yasadışılık değil meşruluktur. Yaresanlar, Kakailer, Ehli Hakklar… Irak, İran ve Suriye’deki hangi Alevi camiası yasal olarak örgütlüdür? Öyle bir talepleri de yok. Bizim örgütlülüğümüz kadimden beri ocaklarımızdır” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘İhtiyaç ziyaretleri Alevilere örtülü tehdittir, açılım iddiası aldatmacadır!’

    ‘İhtiyaç ziyaretleri Alevilere örtülü tehdittir, açılım iddiası aldatmacadır!’

    PİRHA- AKP hükümetinin cemevlerine ‘ihtiyaç’ ziyaretlerini Alevilere yönelik örtülü tehdit olarak değerlendiren DAD İzmir Şube Eş başkanı Zeynel Bozkurt, “Diyanet’in yaptığı gibi şimdilerde de bu ‘ihtiyaç’ ziyaretleri ile Alevileri, Sünni-İslam’a davet ediyorlar. Bu açıkça Alevi kurumlarına bir gözdağı ve tehdittir. Alevi kurumları uyanık olmalı, bu ihtiyaç istemine asla uymamalı ve onun sarhoşluğu ile hareket etmemelidir” dedi.

    AKP’ye yakın gazetelerde hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığı belirtilerek, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğü kamuoyuna yansıdı.

    Cemevlerine ‘Kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. AKP İktidarının, cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi Açılımı’ yapmayı planladığı iddialarını PİRHA’ya değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eş başkanı Zeynel Bozkurt, AKP hükümetinin Alevilere yönelik politikalarının tehdit olduğuna vurguda bulunarak, Alevilerin bu ‘açılıma’ karşı uyanık olması çağrısında bulundu.

    “İHTİYAÇ ZİYARETLERİ, ALEVİLERE ÖRTÜLÜ TEHDİTTİR”

    AKP’nin iktidara geldiği andan itibaren Alevilerin hak ve taleplerine baskı ve inkarla cevapla verdiğini belirten Bozkurt, İçişleri Bakanlığı’nın ‘ihtiyaç’ ziyaretlerinin Alevilere yönelik örtülü tehdit olduğuna işaret etti.

    Bozkurt, “AKP, iktidara geldiğinde yaklaşık 7-8 Alevi açılımı yaptı. Yine o dönem Alevi kurumlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğu zorunlu din dersleri ve cemevlerinin ibadethane olarak tanınması kararları da ülke gündemine taşınmıştı. Yine yapılan bu çalıştaylardan hiçbir sonuç çıkmamıştı. Şimdi İçişleri Bakanlığı danışmanları cemevlerini dolaşmaya devam ediyor. Yine 2 yıl önce Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş cemevlerini dolaşarak kuranla gitti, kuran dağıttı. Elbette diğer inançların kutsallarına saygımız var ama; cemevlerine kuranla gidilmesi farklı bir şeye işarettir. Cemevlerine  kuran verilmesi Sünni-İslam’a davettir. Bunun altında örtülü bir tehdit vardır. İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerine bu ziyaretleri de buna işarettir. AKP, kendisine muhalif olan herkesi ötekileştirip düşmanlaştırıyor. Bu düşmanlaştırmanın sonucu olarak da etrafının daraldığını görüyor. Cemevlerini ‘cümbüş evi’ diye tanımlayan iktidar geldiği noktada ibadethanelere ‘kültür merkezi’ statüsüne kavuşturacağını söylüyor. Gelinen nokta yine sıfır noktasıdır. Diyanet’in yaptığı gibi şimdilerde de bu ‘ihtiyaç’ ziyaretleri ile Alevileri Sünni-İslam’a davet ediyorlar. Bu açıkça Alevi kurumlarına bir gözdağı ve tehdittir” diye konuştu.

    “ALEVİ AÇILIMI ALDATMACADIR; ALEVİLER İHTİYAÇ SÖYLEMİNE ASLA UYMAMALI”

    Bozkurt, Alevilere yönelik hak ihlalleri ve baskının her geçen gün daha da büyüyerek kendini hissettirdiğinin altını çizdi.

    Alevi açılımı iddialarının Alevilere hizmet etmek yerine asimilasyonu daha da kolaylaştırıp hızlandıracağına işaret eden Bozkurt, şunları kaydetti:

    “Alevilere yönelik hak ihlalleri ülkenin dört bir yanında devam ediyor. Bu hak ihlalleri ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri,  cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, köylere cami dayatması, gözaltı ve tutuklamalar, nefret söylemleri ve orman yangınları şeklinde kendini hissettiriyor. Son olarak Isparta’da yaşananlar bu girişimin açıkça ne kadar ikiyüzlü olduğuna da işarettir. Isparta Cemevi’nin açılışında söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasına AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen müdahale ederek kürsüden indirme çalıştı. O da yetmedi, ‘Buranın duvarını, penceresini ben yaptım’ diyerek bunun üzerinden Alevilere yola getirmek istedi. Şimdilerle tüm bunlar göz önüne getirildiğinde bu ‘açılım’ aldatmacadır. Asla Alevilere, cemevlerine ve kurumlara hizmet etmeyecektir. Aksine asimilasyonun hızlandırılmasına hizmet edecektir. Alevi kurumları uyanık olmalı, bu ihtiyaç istemine asla uymamalı ve onun sarhoşluğu ile hareket etmemelidir.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Hatimoğulları: Gerçek çözüm için ilk önce Alevi katliamlarıyla yüzleşilmelidir-VİDEO

    Hatimoğulları: Gerçek çözüm için ilk önce Alevi katliamlarıyla yüzleşilmelidir-VİDEO

    PİRHA- AKP İktidarının, Cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi Açılımı’ yapmayı planladığı iddialarını PİRHA’ya değerlendiren HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “İktidar seçime yatırım yapmaya çalışıyor. Tarih boyunca yaşanmış olan Alevi katliamlarını ben hiçbir Alevinin unutacağını düşünmüyorum. Aleviler bu tuzağa asla düşmemeli ve taviz vermemelidir” dedi.

    AKP iktidarının görevlendirdiği kimi isimlerin cemevlerini dolaşarak “talepler raporu” hazırlaması ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “58 ilde 1585 cemevini ziyaret ettik” sözü yeni tartışmalara da zemin hazırladı.

    Erdoğan’ın konuşmasındaki tek cümle hükümete yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi tarafından köşesine taşındı. Selvi, hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığını yazarak, “Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde” dedi. Selvi ayrıca, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü de belirtti.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iktidarı Alevi sorununu çözme konusunda samimi bulmadığını, gerçek bir çözüm için öncelikle tarihte yaşanan Alevi katliamlarıyla yüzleşilmesi gerektiğini ve Alevilerden özür dilenmesi gerektiğini vurguladı. Hatimoğlulları, her mezhebin, dinin ve farklı inançların bu ülkede özgürce yaşamasının tek koşulunun, eşit yurttaşlık haklarına sahip olmaktan geçtiğini de aktardı.

    “HALA ALEVİLERİN EVLERİ İŞARETLENİYOR BU ÜLKEDE”

    Yapılmak istenenlerin açık bir şekilde seçim yatırımı olduğunu ifade eden Hatimoğlulları şunları dile getirdi:

    “AKP’nin oylarının eridiğini herkes biliyor. Aynı zamanda kendileri de çok sık anket yapan bir partidir. Hem kendilerinin yaptırdığı anketler de hem de tarafsız olarak yapılan anketlerde AKP’nin oylarında çok ciddi bir erime olduğu görülüyor. 2002’de AKP iktidara geldiğinde iki temel açılımdan bahsetti. Biri Kürt açılımı, diğeri Alevi açılımı. Alevi açılımına gelecek olursak, daha kısa bir süre önce kolluk kuvvetleri İstanbul’da bir cemevine postalları ile girdi. Hala Alevilerin evleri işaretleniyor bu ülkede. Tarih boyunca yaşanmış olan Alevi katliamlarını ben hiçbir Alevinin unutacağını düşünmüyorum. Eğer sahici bir çözüm arayışı varsa, 3 torba çimento ya da elektrik, su faturası ödenmesi ya da dedelere maaş bağlanması meselesi değil. Burada bir zihniyetin, bir mantalitenin değişime ihtiyacı var. Günümüz koşullarında AKP iktidarı döneminde siyasal İslamın dozu daha da arttı ve İslam-Türk sentezi olarak değişiklik gösterdi. Böylesi koşullarda Alevileri daha çok ötekileştirdiler, Alevileri daha çok dışladılar. Mesela bu kamu çalışanları ile ilgili yapılan mülakatlar da Alevi olanları kadrolara almadılar. Çok yakın bir zamana kadar hükümetin çeşitli kademelerinde görev yapanlar, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere hükümetin temsilcileri cemevine cümbüş evi diyorlardı. Şimdi ne değişti de birden böylesi bir açılımdan bahsediyorlar?”

    “ALEVİ SORUNU ÇÖZÜLECEKSE, İLK ÖNCE ALEVİ KATLİAMLARIYLA YÜZLEŞİLMELİDİR”

    ‘Bu bir açılım değil, bu kelimenin tam anlamıyla seçim rüşveti dağıtmaktır’ diyen Hatimoğlulları sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Şayet gerçekten açılım yapılacaksa, Alevi sorunu çözülecekse bu konuda yapılması gerekenler çok net bellidir. Bir kere tarihsel bir yüzleşmeye ihtiyaç var. Başta Meclis olmak üzere orada oluşturulacak hakikatleri araştırma komisyonları tarihle yüzleşmeyi sağlamalıdır. Ve Alevi katliamlarından dolayı Alevilerden özür dilenmesi gerekir. Bugün Dersim Katliamı’ndan tutunda Çorum, Maraş, Sivas, Gazi Katliamlarına kadar bir dizi katliam yaşanmış. Bunlar yine en bilinenleri. Bu coğrafyada Alevilere çok ciddi katliamlar yaşatıldı, bunu bir elektrik – su faturasıyla, dedelere maaş bağlamayla telafi edeceğini zanneden anlayış ve bunu kabul edecek olan anlayış bu sorunu çözemez. Aynı zamanda Alevi cephesinden de konuşmak gerekir. Bunu kabul eden anlayış, Türkiye’de gerçek anlamda Alevi sorununun çözülmesi, çözüme kavuşturulması konusuna hizmet etmiş olmaz. AKP Kürt sorununun çözümü noktasında bir adım atamıyor. Çünkü ittifak ortağı MHP. Milliyetçi bir parti. Aynı zamanda AKP’nin içindeki dinamikler de sorunun çözülmesi noktasında bir adım atılmasını engelliyor. Bu durumda baktılar ki elimizde ne kaldı? O halde Alevilere dönük açılımlardan ilerleyelim de Alevilerin sempatisini kazanalım. Birkaç dedeyi, birkaç cemevini kendime bağlayayım ve buradan seçime yatırım yapmış olayım diyorlar.”

    “ALEVİLER, BÖYLESİ BİR TUZAĞA DÜŞMEMELİ VE ASLA TAVİZ VERMEMELİDİR”

    Alevi halkının AKP’nin bu oyununa kesinlikle gelmemesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğlulları; “Bu AKP iktidarının kendi fikri. Peki Aleviler tarafından bu olaya nasıl bakmamız gerekiyor? Hiçbir Alevinin, hiçbir Alevi kurumunun, hiçbir dedenin, hiçbir cemevinin böylesi bir tuzağa düşmemesi gerekiyor. Kurmayı hayal ettikleri, 2023 vizyonu diye tanımladıkları yeni Türkiye’de, Alevilerin tarih boyunca yaşamış olduğu katliamların daha beteri ile karşı karşıya kalabiliriz. Böylesi bir tehlike ile uzlaşmak, böylesi bir tehlike ile anlaşıp onu iktidara yeniden taşımak konusunda Alevilerin rol ve misyon oynaması tarihsel olarak asla kabul edilebilir bir şey değil. Alevi toplumuna bu konuda ben sonsuz bir güven duyuyorum. Yani Aleviler bu tuzağa asla düşmez. Tarih boyunca yaşadıkları katliamları, ötekileştirmeleri, yok sayılmaları hiçbir zaman unutmadılar, unutmazlar da. Fakat buradan sizler aracılığıyla, buna meyil edecek varsa kişiler, kurumlar buradan onlara çağrı yapmak istiyoruz. Sakın ha sakın böyle bir rüşvet teklifine hiçbir kurum, hiçbir cemevi, hiçbir Alevi, hiçbir dede asla taviz vermemelidir. Bunu elinin tersiyle itmelidir. Aleviler satılık değildir. Bu iktidar Alevileri satın alamaz, satın alamamalıdır. Bu ülkede demokrasiyi tesis etmek, farklı halkların ve inançların bir arada yaşamasının garantisi, başta Kürt halkı ve Alevi halkı olmak üzere bu ülkenin aydınları, demokratları ve bu ülkede demokrasinin tesis edilmesini isteyen tüm güçlerdir. O bakımdan da burada Alevilere çok önemli bir misyon düşmektedir. Biz bu çizgiyi hiçbir zaman kabul etmez ve desteklememeliyiz. Bu çizgiyi kabul edecek olan varsa bir dede, bir cemevi, bir Alevi kurumu bütün Alevi toplumunun buna karşı en sert tavrı alması kanaatindeyim. Buradan en sert tavrı alma konusunda da ben çağrımızı yenilemek istiyorum” şeklinde konuştu.

    “ÖZGÜRCE YAŞAMANIN TEK KOŞULU, EŞİT YURTTAŞLIK HAKKININ SAĞLANMASIDIR”

    İktidarın bir yandan Alevi açılımından bahsetmesinin bir yandan da cemevlerine kültür statüsü vermesinin tezatlık teşkil ettiğini söyleyen Hatimoğlulları son olarak şunları aktardı:

    “İktidar Alevilerin inanç merkezini kabul etmeyerek onları aslında asimile etmeyi hedefliyor. Kültür merkezi adı altında yapmaya çalışıyor bunu. Bu teklifi kabul etmek gerçekten Alevi inancından vazgeçmek anlamına gelir. Asla kabul edilebilir bir şey değil, çok tehlikelidir. Bugün biz buna karşı çıkıyoruz. Bu ülkede inanç özgürlüğü olmalıdır ve her inancın kendi yaşamını idame ettirecek bir dayanışma kurulmalıdır. Bununla birlikte bizler Diyanet İşleri Başkanlığı’na bu kadar büyük bir bütçe ayrılması inanılır gibi değil. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’na10 bakanlığın toplam bütçesi kadar bütçe ayrılıyor ve artık her yerde Diyanet İşleri Başkanı’nı görüyoruz. Her yerde konuşuyor. Adli yıl açılışında resmi bir katılım sağlayarak konuşma yaptı. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Sonuç itibarıyla gerçekten bizim ihtiyacımız olan az önce söylediğim gibi bir yüzleşmedir. Anayasal anlamda bir açılım yapılıp, eşit yurttaşlık sağlanmalı. Her halktan, her dilden, her inançtan insanımız eşit ve özgür yaşamalıdır. Bugün Alevilere rüşvet bağlamında cemevlerini kültür merkezi haline getirelim ve elektrik – su faturalarını ödeyelim, orada çalışanlara maaş ödeyelim demek Alevileri egemenlikleri altına almak ve Alevileri asimile etmek, inançlarından uzaklaştırmak demektir. Hiçbir Alevi bu teklifi kabul etmemelidir.”

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘Taleplerimiz yerine getirilsin; dedelere maaş istemiyoruz, para ile inanç yapılmaz’
    2- ‘Cemevlerinin statüsü tartışılırken dergahımızın elektriğini kesmek samimiyetsizliktir!’
    3- ‘Diyanete ‘hayır’ diyeceğimize ‘bize de pay verin’ demek Alevice değildir!
    4- AABK Eşit Başkanlarından iktidara cevap: Haddinizi bilin, oturun oturduğunuz yere!
    5- Alevilerden statü tepkisi gelmeye devam ediyor: Bu vaatler asimilasyon politikalarında yeni bir aşama
    6- Aleviler sosyal medyadan hükümete tepki gösterdi: Cemevi bizim ibadethanemizdir!
    7- Alevilerden statü tepkisi: AKP, Aleviler için böl, parçala, yönet taktiği uyguluyor
    8- ‘Hükümetle onurlarını pazarlık konusu yapanlar kendilerine ‘Alevi’ demesinler’
    9- AKP hükümeti cemevine ‘ibadethane’ yerine ‘kültür merkezi’ statüsü verecek iddiası

  • Başaran: Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir göz boyama-VİDEO

    Başaran: Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir göz boyama-VİDEO

    PİRHA-HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kadın gündemine ilişkin yaptığı basın toplantısında AKP’nin Alevi politikalarını eleştirdi. Acar Başaran, “Biz benzer açılımları daha önceki süreçlerden gördük. İktidar şimdiden seçim hazırlığı yapılıyor. Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir seçim çalışması ve göz boyama gibi görünüyor” ifadelerini kullandı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi. Acar Başaran’ın öncelikli gündem maddesi HDP’ye dönük baskılar oldu. “4 Kasım Darbesi, Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir” diyen Ayşe Acar Başaran, şunları söyledi:

    “4 Kasım Darbesi, 5 yıl önce 2016 yılında hepimizin hafızasında duruyor. Bir gece yarısı, aralarında o dönemki eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu birçok arkadaşımızın evine baskın yapıldı, akabinde bu darbe sonucunda arkadaşlarımız tutuklandı. 4 Kasım Darbesi, Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir. O gün sadece demokratik siyaset rehin alınmadı, o gün kadın mücadelesine, kadın kazanımlarımıza yönelik bir saldırı olarak geliştirildi.”

    “ARKADAŞLARIMIZ CEZAEVİNDE REHİN OLARAK TUTULUYOR”

    Milletvekili Ayşe Acar Başaran, hasta tutuklular sorununa da değinerek şöyle devam etti:

    “Hala 4 Kasım’dan bu yana devam eden siyasi soykırım operasyonları nedeniyle arkadaşlarımız cezaevinde rehin olarak tutuluyor ve hasta tutsaklar içinde yer alan Aysel Tuğluk hala intikamvari bir yaklaşımla, 7 Haziran seçiminin yenilgisinin intikamı için cezaevinde rehin tutulmaya devam ediyor. Biz 4 Kasım vesilesiyle başta Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gülser Yıldırım, Aysel Tuğluk ve cezaevlerinde rehin tutulan tüm arkadaşlarımıza sevgilerimizi iletiyoruz.

    “KADINLAR SİZE BOYUN EĞMEDİ SİZE DERT OLSUN”

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, partilerine dönük baskılara karşın kadınların boyun eğmediğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Ne siyasi soykırım davalarınız ne siyasi darbe teşebbüsleriniz HDP’lilere, Kürtlere, kadınlara geri adım attıramaz. Kürtler size boyun eğmez, kadınlar size boyun eğmedi, boyun eğmeyecek; bu da size dert olmaya devam edecek.

    Türkiye’nin sürekli gündemlerinden biri kadına yönelik şiddet ve katliam. Kurumların, yetkililerin kamuoyunu bilgilendirecek net istatistikler vermediği ortada. Basına düşen istatistiki bilgilere göre; Ekim’de 22 kadını öldürdü, en az 53 kadına şiddet uygulandı, en az iki çocuk öldürüldü, en az 49 çocuk istismar edildi, en az 280 kadını taciz edildi.”

    “ÇİLEM DOĞAN’A VERİLEN CEZANIN ONANMASI KADIN DÜŞMANLIĞIDIR” 

    “Cemal Metin Avcı tarafından katledilen Pınar Gültekin’in Muğla’da duruşması vardı geçtiğimiz hafta. Aradan bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen katil Avcı’nın “haksız tahrikten” yararlanması istemesi nedeniyle dava sonuçlanmadı ve Avcı’ya henüz ceza verilmiş değil. Ancak bu yargı, Pınar’ın annesi Şefika Gültekin hakkında jet hızıyla soruşturma açabiliyor, yine aynı erkek yargı söz konusu kadınlar ve kadın mücadelesi olunca cezayı bol vermekten imtina etmiyor. Bunun bir örneği TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verilen cezaydı. Tam 30 yıl ceza verildi ve üstelik tutukluluğunun üzerinden bir yıl bile geçmeden! Yine bu yargı, iktidarın yargısı, cezai ehliyeti olmamasına rağmen 96 yaşındaki Aliye Yabansu’ya ‘cumhurbaşkanına hakaret’ten ceza verebiliyor. Yine bu erkek yargı, kendisine şiddet uygulayan Hasan Karabulut’a karşı özsavunma hakkını kullanan Çilem Doğan’a verilen 15 yıl hapis cezasını onadı!  Aslında, yargı bu kararlarla kadın düşmanlığını her seferinde göstermiş oluyor.

    “TECAVÜZ, İKTİDAR TARAFINDAN SAVAŞ ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

    Bu şiddetin başka bir boyutu da Van’da gerçekleşti. Van’da görev yapan uzman çavuş Talip K., lise öğrencisi iki çocuğa cinsel istismarda bulunmaktan tutuklandı. Cinsel saldırıya maruz kalan iki çocuğun, ifade için gittikleri emniyette polisler tarafından olayın kapatılmasına dönük yönlendirilmeye çalışıldı. Suçu işleyen üniformalı olunca suçu örtmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Batman’da İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan Musa Orhan’da olduğu gibi, Gülistan Doku’nun kaybettirilişinde olduğu gibi Kürdistan’da kadınlara karşı özel bir savaş politikası olduğunu biliyoruz. Kürdistan’da taciz ve tecavüz iktidar tarafından savaş aracı olarak kullanılıyor. Son örneği de Hakkari’de gündem gelen vakalar.

    Devlet ve iktidar, Kürt kadınlarının bedenlerine saldırarak, yıldırma ve sindirme politikalarını devreye koyuyor.

    İktidar üniformalıların yaptığı suçları görmezden gelirken adalet mücadelesi veren Emine Şenyaşar’ı kolunda serumla gözaltına alıyor. Düpedüz Kürt ve kadın düşmanlığı bu!”

    GÖZ BOYAMA GİBİ GÖRÜNÜYOR”

    HDP Kadın Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Alevi açılımı” iddiası hakkında yorum yaptı. “iktidarı samimi buluyor musunuz?” sorusuna Acar Başaran şu yanıtı verdi:

    “Bu konuda hem Alevi arkadaşlarımız hem Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan arkadaşlarımız daha geniş açıklamalar yapar. Ama biz benzer açılımları daha önceki süreçlerden gördük. Kürt açılımından biliyoruz… Kürtlerin haklarının verilmesi ve demokratikleşme için atılan adımların bugün hangi noktaya geldiğini bütün Türkiye görüyor. Yine reform paketi adı altında çıkılan yolda kazanımların hedeflendiği, ülkenin daha da totaliterleşen ve tekleşen bir rejime evrildiğine hepimiz şahitlik ediyoruz. Bu konuda iktidarın samimi olmadığını biliyor ve görüyoruz. İktidar şimdiden seçim hazırlığı yapılıyor. Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir seçim çalışması ve göz boyama gibi görünüyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • T24 Yazarı Şardan, Erdoğan’ın ‘Alevi açılımı’ için iki ismi görevlendirdiğini yazdı

    T24 Yazarı Şardan, Erdoğan’ın ‘Alevi açılımı’ için iki ismi görevlendirdiğini yazdı

    PİRHA-“Kürt açılımı olmadı, Alevi açılımı olsun” başlıklı yazısında AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevi açılımı konusunda iki ismi görevlendirdiğini belirten T24 yazarı Tolga Şardan, “Aldığım bilgiye göre, bakanlık önümüzdeki dönemde yayımlayacağı mülki idare amirleri kararnamelerinde Alevi kökenli isimlere biraz daha fazla ağırlık verecek. Kürt oylarını yitirdiğini ve yeniden toparlayamayacağını öngören iktidar, Alevi oylarını bakalım nasıl alabilecek?” diye sordu. 

    “Kürt açılımı olmadı, Alevi açılımı olsun!” başlıklı bir yazı kaleme alan T24 yazarı Tolga Şardan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Alevi açılımı konusunda iki isme görev verdiğini aktardı. Şardan, görev verilen bakanın, daha önceki hükümetler için de benzer çalışmalara imza attığını ve siyasi kimliği olan bir uzman ile çalıştığını da ekledi. Şardan yazısında, “Kürt oylarını yitirdiğini ve yeniden toparlayamayacağını öngören iktidar, Alevi oylarını bakalım nasıl alabilecek?” diye sordu.

    SOYLU’NUN DERSİM’E YÖNELİK ZİYARETİ DİKKAT ÇEKİYOR

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, geçtiğimiz aylarda il valileri, il emniyet müdürleri ve il jandarma komutanları ile video konferans sistemi üzerinden gerçekleştirdiği toplantıya değinen Şardan, “Toplantının gerçekleştiği sırada, makamından video konferans sistemine katılan üst düzey bir emniyet yöneticisini ziyaret ediyordum tesadüfen.

    Ev sahibi, bilgisayardan Soylu’nun toplantısını izlerken, ben de sohbete kulak misafiri oluyordum. Toplantı sırasında bir ara Bakan Soylu, hükûmetin Alevi toplumuna yönelik yeni çalışması olduğundan söz açtı ve yardımcısı Muhterem İnce’ye atıfta bulunarak “Muhterem Bey koordine ediyor” dedi.

    Aradan geçen zaman içinde epeyce bilgiye ulaştım. Açıkçası; gerek ülke gündeminin yoğunluğundan, gerekse süreci biraz daha takip ettiğim için yansıtamadım. Fakat Soylu’nun geçen hafta sonu Tunceli’ye yaptığı gezi sırasında kentteki Alevi dedelerini ziyaretini sosyal medyada paylaşmasıyla, elimdeki bilgilerin – şimdilik – bir bölümünü aktarma zamanı geldiğini düşündüm” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ AÇILIMI KONUSUNDA SOYLU VE DEMİRCAN’A GÖREV VERİLDİ”

    “Türkiye’de halen 58 kentte bin 550 dolayında cemevi mevcut. Sayıya bakıldığında her kentte cemevinin bulunmadığını görüyoruz” diyen Şardan, Alevi toplumunun dernekler ve vakıflar üzerinden örgütlendiğini belirtti. Şardan, yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Yasal açıdan dernekler İçişleri Bakanlığı’na; vakıflar ise, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı faaliyet yürütüyor. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hükûmetin Alevi açılımı konusunda hem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, hem de Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’a görev verdiği bilgisine ulaştım.

    Bu konuda biraz daha fazlaca İçişleri Bakanlığı’ndaki kaynaklarımı yokladım. İçişleri Bakanı Soylu bu proje çerçevesinde daha önceki hükûmetler için de benzer çalışmalara imza atan ve aynı zamanda siyasi kimliği olan bir uzmanla çalışıyor. Alevi toplumu, cemevleri, sorunları ve çözüm yolları konusunda özellikle Tansu Çiller döneminde çalışmalar yapan bu kişi, şimdilerde ülke genelindeki cemevlerini tek tek dolaşıyor. Küçük küçük raporlar hazırlıyor ve Soylu’ya teslim ediyor. Cemevlerin üzerinde yapılan çalışmanın ana teması, “sorunları neler ve ne istiyorlar?” üzerinden yoğunlaşıyor.”

    “PLANDA, ALEVİ KÖKENLİ MÜLKİ İDARE AMİRLERİNE GÖREV VERMEK VAR”

    Şardan ayrıca İçişleri Bakanlığı’nın bu süreçteki planında Alevi kökenli mülki idare amirlerine görev vermek olduğunu dile getirdi. “Ülke genelinde görev yapan eylemli valiler arasında Alevi kökenli vali yok” diyen Şardan, “Aldığım bilgiye göre, bakanlık önümüzdeki dönemde yayımlayacağı mülki idare amirleri kararnamelerinde Alevi kökenli isimlere biraz daha fazla ağırlık verecek. Valiliklere ve kaymakamlıklara “Cemevleri ve Alevi toplumunun var olan sorunlarının çözümüne yoğunlaşılması” talimatını verecek.

    İçişleri Bakanı Soylu, son dönemde yoğunlaştırdığı yurt gezilerinde programı el verdiğince Alevi toplumuyla temas etmeye çalışıyor. Önde gelen isimlerle buluşmalar gerçekleştiriyor. Diğer bir önemli detay ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıl sonunda ya da yeni yılın başlarında kamuoyuna bu konuda mesajlar verecek olması” ifadelerini kullandı.

    “AKP, ALEVİ OYLARINI BAKALIM NASIL ALABİLECEK?”

    Alevi açılımı projesini yaklaşmakta olan seçimlere yönelik bir hazırlık olarak değerlendiren Şardan son olarak şunları söyledi:

    “Alevi toplumun Türk siyasetindeki yeri malum. Ciddi oy potansiyeli var. Önemli siyasetçiler çıkardı. Alevi açılımını; Kürt seçmeni, özellikle ittifak ortağının tutumu nedeniyle bir kez daha yanına çekmekte zorlanan iktidarın, oy potansiyeli azımsanmayacak Alevi toplumu yanına almayı planlaması olarak okumak da mümkün.

    Hele ki, son dönemde söylemleri ve politikasıyla muhalefetin lokomotifi olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun etnik kimliğini hesap eden ve aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun oylarını yükselttiğini gören AKP’nin yeni bir açılıma yöneldiği gerçeğini yadsıyamayız. Kürt oylarının yitirdiğini ve yeniden toparlayamayacağını öngören iktidar, Alevi oylarını bakalım nasıl alabilecek?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Aksoy: Cemevlerine yapılan ziyaretlerin arkasında her türlü niyet çıkabilir-VİDEO

    Dede Aksoy: Cemevlerine yapılan ziyaretlerin arkasında her türlü niyet çıkabilir-VİDEO

    PİRHA-Dede Nurettin Aksoy, İçişleri Bakanı danışmanı sıfatıyla cemevlerini gezip talep listesi toplayanlara işaret ederek, bir ziyaretin de Çorum Alevi Kültür Merkezi Derneği ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na yapıldığını söyledi. Aksoy, “Alevilerin, sürekli mezhep ve meşreb üzerinden hakaret eden bu hükümetten bir beklentisi yok. Gelenlere ‘Biz eşit yurttaşlık istiyoruz, başka da bir şey istemiyoruz’ dedik” diye konuştu. 

    İçişleri Bakanı danışmanı sıfatıyla cemevlerini ziyaret edip “Bir ihtiyacınız var mı?” gibi sorular yönlendiren kişilerin faaliyetleri devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Ocağı’na bağlı Dede Nurettin Aksoy, İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nden görevli kişilerin, Çorum Alevi Kültür Merkezi Derneği ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı da ziyaret ettiklerini söyledi.

    Aksoy, “Çorum’da kaç cemevi var?” sorusu üzerinden taleplerin olup olmadığının sorulduğunu belirterek “Çorum bölgesindeki cemevlerinin listesini toparladılar. Bölgelere ayırıp tek tek kontrol ettiler. Şimdi bir İçişleri Bakanı yardımcısının gelip cemevlerinin başkanlarını dinlemesinin hiç kimseye ne getirisi var ne de götürüsü… Çorum, Sivas ya da Tokat’ta kaç cemevi var ne fark eder?” dedi.

    “BİZ EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Dede Nurettin Aksoy, yapılan ziyaretlerin niyetini bildiklerini ifade ederek, gelen görevlilere sadece “Eşit yurttaşlık” taleplerinin dile getirildiğini belirtti. Aksoy, “Ziyaret bizimle olmasaydı belki hakimiyet farklı olacaktı. Yönetici arkadaşlarımızla karar verdik ve diğer cemevleri ile ilgili de tasarrufta bulunarak onların istemlerinin de ne olduğunu dile getirdik” dedi.

    Dede Nurettin Aksoy, Alevi toplumunun öncelikle adalet talebinde bulunduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Danışman, ‘Cemevlerinin tuğlası mı camı mı mutfağa mı eksik?’ diye geliyor. Durumu şöyle anlatabilirim: Diyelim ki bir kısım cemevi fayans, badana boya, çatı yapımı istedi. Bunlar normalde İçişleri Bakanı danışmanından değil mülki amirlerden talep edilen durumlar. Ama biz Çorum Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak oraya not düşürdük. Dedik ki; ‘biz eşit yurttaşlık istiyoruz’ başka da bir şey istemiyoruz. Biz, Alevilere yönelik hakaretlerin kanun önünde bir karşılığı olsun istiyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını istiyoruz. Bunları yapmadıkları sürece cemevlerini dolaşmalarının bir katkı sunmayacağını, kabul görmeyeceğini dile getirdik, bir bardak da çayımızı içip gittiler.”

    “ALEVİLERİN BU HÜKÜMETTEN BEKLENTİSİ YOK” 

    Dede Nurettin Aksoy, “Yapılan ziyaretlerin arkasında her türlü niyet çıkabilir” diyerek şöyle devam etti:

    “Alevilerin, şu andaki hükümetten bir beklentisi yok. Sürekli Aleviler üzerinden, mezhep ve meşreb üzerinden hakaret eden birinden bir beklentimiz yok. Daha önce bir araştırma şirketi aynı yöntemi Ahmet Davutoğlu’nun ilk başbakan olduğu dönemde Amasya bölgesinde yaptı. Bizler o dönem katılmama kararı almıştık. Ama bölgedeki bir şube başkanımız, biz katılmayınca boşluğumuzu birilerinin dolduracağını söyledi ve gidip dahil olduk.

    Davutoğlu’nun acil 5 eylem planından birisi de Alevi açılımıydı ve Amasya’da bitti. Yani biz bitirdik. Samimi ve doğru olmadıklarını, bu yönde bir çalışma yapamayacaklarını bilip, önce dillerini düzeltmesi gerektiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararların hayata geçirilmesi ya da ‘cemevleri yasal olmalı’ demenin çok zor olmadığını söylemiştik. Ama biz, bu hükümetin yapmayacağını biliyoruz. Ve Amasya’daki o araştırma şirketi ‘Elim kolum bağlandı’ diyerek sözü kalmadı. Son sözü de biz söyleyerek bitirdik. Sözde 7 bölgede toplantı olacaktı. Hangi köylerde kaç cemevi olduğunun herkes farkında. Devlet yetkililerinin cemevlerimize gelip gelmemesinden öte bizim ne söylediklerimiz, talebimiz önemli. Biz de bunları hiç kimsenin dile getiremeyeceğini biliyoruz. Ama birkaç cemevi başkanımız ile istişare ettik ve söylemlerimizi bu şekilde dile getirdik.”

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ÇORUM