PİRHA- Sivas Zara Dipsizgöl Köyü halkı, Zara Dipsizgöl’deki maden projesinin, Alevi ziyaret alanı ve su kaynağının üzerine yapılmasının ekolojik ve kültürel bir yıkıma neden olacağına vurgu yaptı.
Sivas Zara Dipsizgöl Köyü halkı, Zara Dipsizgöl’deki Maden Projesinin, Alevi ziyaret alanı ve su kaynağının üzerine planlanmasına tepki gösterdi.
Köy halkı adına basın metnini Beydağı Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Kanber Bektaş okudu.
“PROJE, YAŞAMIMIZIN TEMEL DAYANAĞI OLAN TEK SU KAYNAĞIMIZIN TAM ÜZERINE PLANLANMIŞTIR”
Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nün, bölgede tarım, hayvancılık, arıcılık ve yaylacılık faaliyetlerini hâlâ sürdürebilen nadir köylerden biri olduğunu belirten Bektaş, şunları kaydetti:
“Köyümüz, Türkiye’de ve dünyada giderek artan bir sorun olan yetersiz su kaynakları ile mücadele etmektedir. Tüm zorluklara rağmen, elimizdeki kısıtlı imkânları seferber ederek bu faaliyetleri sürdürmeye çalışıyoruz. Ancak köyümüzde hayata geçirilmek istenen maden projesi, yaşamımızın temel dayanağı olan tek su kaynağımızın tam üzerine planlanmıştır. Bu projenin uygulanması, Dipsizgöl’de tarım, arıcılık ve hayvancılığın sona ermesi anlamına gelmektedir. Söz konusu su kaynağından çıkan dere; başta Kızılkale, Girit, Cemal, Danışık köyleri olmak üzere, Zara’ya bağlı pek çok çevre yerleşimi beslemektedir. Hatta bu akarsu, Kızılırmak Nehri’nin önemli bir kolunu oluşturmaktadır.”
EKOLOJİK VE DOĞAL TAHRIBAT
Bektaş, maden projesi nedeniyle oluşacak tahribat şöyle sıraladı:
Köyümüzün tek su kaynağı yok olacak,
Diğer tüm su kaynakları olumsuz etkilenecek,
Bu kaynakların çevresindeki bitki örtüsü ve yaban hayatı zarar görecek,
Çok sayıda endemik bitki ve nadir hayvan türünden oluşan ekosistem parçalanacaktır.
DIPSIZGÖL: İNANÇ VE KÜLTÜRÜN KALBİ
Dipsizgöl’ün, sadece bir su kaynağı değil; aynı zamanda inanç merkezive ziyaret alanı olduğunun altını çizen Ali Kanber Bektaş, “Maden projesi, tam olarak bu kutsal bölgeyi kapsamakta ve ilk yok edilecek alan olarak burayı hedeflemektedir. Bu göl, köylülerimizin şifa bulduğu, inanç ritüellerini yaşattığı, manevi yaşam dengelerini koruduğu bir mekândır. Dolayısıyla bu projenin uygulanması, sadece doğamıza değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yapımıza da telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir” dedi.
PİRHA- Maden şirketlerinin 2 binden fazla ruhsat başvurusu yaptığı Tokat’ta halk bir araya gelerek miting düzenledi. Özellikle Alevi köylerini etkileyen siyanürlü maden projesine karşı yurttaşlar, ‘Madene geçit yok’, “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.
Tokat’ta yüzlerce yurttaş, bugün saat 11.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek “Madene Hayır” mitingi düzenledi. Mitinge; demokratik kitle örgütleri, Alevi kurumları, meslek örgütleri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.
2 binden fazla ruhsat başvurusunun yapıldığı ve hâlihazırda bine yakın ruhsatın verildiği kentte, bölge halkı ve yaşam savunucuları, “Bütün köyler el ele, madene geçit yok” diyerek toplandı.
Daha önce Tokat’ın Şehitler Köyü yakınlarındaki Sorhun Obası’ndaki maden arama çalışmalarının, köylülerin ve muhtarların tepkisi üzerine durdurulmasının ardından şirketlerin yeniden ruhsat başvurusunda bulunması üzerine yöre halkı, bir kez daha topraklarına ve doğaya sahip çıkmak üzere harekete geçti.
Yeni ruhsat başvuruları sonrası Günçalı, Killik, Aydoğdu, Batmantaş, Güzelce, Gömleksiz ve çevre köylerde yaşayanlar, bugün gerçekleştirilen mitingde bir araya gelerek “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.
PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman merkez ilçeye bağlı Alevi yurttaşların yaşadığı köylerde, Alaska Madencilik tarafından yapılmaya çalışılan taş ocağı ve madencilik faaliyetleri hakkında TBMM’ye soru önergesi verdi.
Adıyaman merkez ilçeye bağlı Kayaönü (Fahrikan), Ahmet Hoca (Male Bawa), Uğurlu Mezrası (Kistan), Oluklu (Male Qasa), Akçalı (Axçalı), Yazıbaşı (Azikân) ve Küçük Hacivert (Male Pape) köylerinde Alaska Madencilik tarafından taş ocağı açılması girişiminin, bölge halkında ciddi kaygılar yarattığını belirten Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplanması için soru önergesi verdi.
“KÖYLÜLERİN DAHA FAZLA ZARAR GÖRMEMESİ İÇİN PROJE DURDURULACAK MI?”
Deprem sonrası toparlanma süreci devam ederken, bölgenin doğal yapısını tahrip edecek, ormanlık alanları yok edecek ve temel geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyecek taş ocağı açılmasının yöre halkı tarafından tepkiyle karşılandığını belirten Celal Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması için şu soruları sordu:
1. Adıyaman merkez ilçeye bağlı köylerde Alaska Madencilik tarafından taş ocağı açılması için Bakanlığınızdan onay alınmış mıdır?
2. Adıyaman merkez ilçe köylerinde Alaska Madencilik tarafından açılmak isteten taş ocağı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alınmış mıdır?
3. Alaska Madencilik tarafından Adıyaman’ın merkez ilçe köylerinde yaşayan yurttaşların büyük çoğunluğun taş ocağı açılmasına açıkça karşı olduğu bilinmesine ve eylem yapmalarına rağmen, neden halk bilgilendirilmemektedir? Onayları neden alınmamaktadır?
4. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan bu köylerde taş ocağı faaliyeti ile oluşacak toz, gürültü ve ağır tonajlı araç trafiğinin, üretim faaliyetlerine ve halk sağlığına olacak etki analizi yapılmış mıdır?
5. Depremde büyük kayıplar yaşayan ve halen toparlanma sürecinde olan bu köylerin ekonomik ve psikolojik olarak daha fazla zarar görmemesi için bu proje durdurulacak mıdır?
PİRHA-Adıyaman merkeze bağlı Kayaönü, Ahmet Hoca, Uğurlu, Akçalı, Yazıbaşı ve Küçük Hacivert köyü çevresinde yapılması planlanan taş ocağına karşı köylüler direniş başlattı. Sabah saatlerinde iş makinalarının geldiği sahaya köylüler engel oldu.
Alaska Madencilik tarafından Adıyaman’ın merkez köyleri olan Kayaönü (Fahrikan), Ahmet Hoca (Male Bawa), Uğurlu Mezrası (Kistan), Oluklu (Male Qasa), Akçalı (Axçalı), Yazıbaşı (Azikân), Küçük Hacivert’de (Male Pape) kurulmak istenen taş ocağı madenine karşı köylüler tepki gösterdi.
Daha öncesinde taş ocağında patlatılan dinamitlerin etkisiyle köylülerin evleri hasar almış, depremde hasar alan evlerde 18 kişi hayatını kaybetmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ve AFAD tarafından yeni yapılan evlere geçen köylüler tekrar aynı sorunla karşı karşıya kalacaklarını ifade etti.
Köye 500 metre mesafede kurulmak istenen taş ocağının engellenmesini isteyen köylüler, oturmaktan endişe duyduklarını söyleyerek, taş ocağında patlatılan dinamitlerin 4 şiddetinde deprem etkisi yaratacağını belirtti.
Taş ocağı açılması durumunda hayvancılık ve tarımın da etkileneceğini ifade eden köylüler, evlerinin anahtarlarını valiliğe teslim edeceğini de kaydetti.
Çevre köy muhtarları ve köylüler maden şirketini mahkemeye verdiklerini, mahkeme kararı çıkmayana kadar çalıştırılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.
“YETKİLİLERDEN DÖNÜŞ OLMADI”
Daha öncesinde taş ocağında patlatılan dinamitlerden kaynaklı evlerinin hasar aldığını, deprem birlikte de 18 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Ahmet Hoca Köy Muhtarı Ali Çınar, taş ocağı madenin açılmasını istemediklerini ifade ederek şunları söyledi:
“Bir daha ölmek istemiyoruz. Çocuklarımız yetim kalmasın, yaşlılarımız tek başına kalmasın. Bizim geçim kaynağımız buralar. Eğer buradan taş ocağı kurulacaksa, deprem konutları yapılmasaydı. Köye yakın yerde taş ocağı olmaz. Yurttaşlar evinde rahat oturamıyor, uyuyamıyor. Ya devlet bu taş ocağını iptal edecek ya da köyü başka yere taşıyacak”
Köy muhtarı Ali Çınar, ilgili yerlere şikayet ettiklerini belirterek, kimseden olumlu bir cevap alamadıkların söyledi. Taş ocağının hayvancılığa ve tarıma etki edeceğini ifade eden Çınar, “Bu taş ocağından dolayı evimi, tarlamı bırakıp 14 sene boyunca Malatya’ya yerleştim. Buraya gelip hayvancılık yaparak geçimimi sağlıyorum. Devlet bize başka bir yerde ev yapsın hem biz hem onlar rahat etsin” ifadesinde bulundu.
“BİR KİŞİNİN MENFAATİ İÇİN KÖYDEKİ İNSANLARIN MAĞDUR OLMASINA GEREK YOK”
Faaliyette olan bir taş ocağının olduğunu, ikinci taş ocağı kurulmasına da köylülerin tepki gösterdiğini kaydeden Kayaönü Muhtarı Hüseyin Rahatsız, “2023 yılında bu taş ocağının kurulması için izin istenmiş, 2025 yılında da çalıştırmak istiyorlar. Şu anda burada 250 tane deprem konutu yapılmış. Birisini menfaati için köyde yaşayan insanların mağdur olmasına gerek yok. Valiliğin emriyle buraya bin dönüm sanayi için yer tesis edildi, geri kalan arazilerin de taş ocağı yapılması durumunda tarım yapılabilecek, hayvan beslenecek yer kalmayacak. Taş ocağı açılmaması için devlet görevlilerin yanımızda olmasını talep ediyoruz” dedi.
BURADAN GÖÇÜP GİDELİMYA DA TAŞ OCAĞINI ENGELLESİNLER
Taş ocağının açılmasından dolayı rahatsız olduğunu dile getiren Hüseyin Acıpayam ise, şikayetini şu sözlerle ifade etti:
“Bu şirket buraya girmeye çalışıyor; biz ne tarımla uğraşabiliriz ne de hayvancılık yapabiliriz. Daha önceden de burada kurulan taş ocağından dolayı evler hasar aldı, bazı insanlarımız depremde hayatını kaybetti. Ya buradan göçüp gidelim ya da bu taş ocağını engellesinler.”
DİĞER KÖYLERDEN VEFAT EDEN OLMADI, KENDİ KÖYLERİNDEN 18 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
İş makinalarının çalıştırılmasına engel olmak için sabah saatlerinde taş ocağı açılmak istenen yere gelen Mehmet Günaydın, “Taş ocağı burada çalıştığı süreçte dinamitler patlatılıyordu ve evlerimiz sarsılıyordu, kapı, pencerelerimiz kırılıyordu. Çevreden başka hiçbir köyde ölüm olmadı bizim köyde 18 kişi hayatını kaybetti. Taş ocağı hayvana zararlı, tarıma zararlı, insana zararlı” diye belirtti.
PİRHA- Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına tepki gösteren Malatya Çevre Platformu Koordinasyon Üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, “Vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz” dedi.
Malatya Çevre Platformu Koordinasyon üyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği MYK üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ÖRNEĞİNİ İLİÇ’TEKİ KATLİAMLA YAŞADIK”
Türkiye’nin dört bir yanında vahşi maden projeleri ile baş başa olduğunun altını çizen Yoldaş Mustafa Ceylan, “Özellikle özel statülü maden alanlarının gündeme gelmesiyle bu durum daha da arttı. Bundan birkaç yıl önce Cumhurbaşkanlığı tarafından özel statülü maden alanları gösterilen illerimiz var. Bunlar Malatya, Dersim, Erzincan, Adıyaman, Maraş, Sivas gibi iller. Bu bölgelerde özellikle vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Bunların en büyük örneğini zaten İliç’te yaşadık, gördük” dedi.
“DOĞAMIZ KATLEDİLİYOR”
Malatya bölgesinde 1000’in üzerinde proje olduğuna vurgu yapan Ceylan, “Demir, bakır, çimento aklınıza ne gelebilirse. Bana soruyorlar ‘hangi madenler çıkarılıyor?’ diye Ben diyorum ki, ‘tenekeden altına kadar her şey aranıyor.’
Tenekeden altına kadar ne bulunursa dağ, taş yerinden oynatılıyor, doğamız katlediliyor. Bugün gelinen süreçte Hekimhan’ın birçok köyünde altın madeni araması adı altında yine bir vahşi maden projesi ortaya çıktı. Biz bunu da 3 yıl önce dillendirdik. Bize gelen bilgiler ve dosyalarla yöre halkını da uyarmıştık. Altın madenin olması ile alakalı göletler hazırlanıyor. Bu göletlerin gideceği yerler tamamen Karakaya Barajı’na, Keban Barajı’na, Karakaya’dan aşıp Adıyaman, Şanlıurfa hatta Suriye sınırına kadar gidebilecek bir kapasiteye sahip. Burada da siyanür ve sülfürik asit kullanılacak” diye konuştu.
“KÖYLERİMİZ TAMAMEN YERLE BİR EDİLECEK”
Maden ocağı projelerin ile bölgenin inanç merkezlerinin de zarar göreceğini belirten Yoldaş Mustafa Ceylan, şunları söyledi:
“Bölgenin Alevi Kızılbaş inancından olmasından kaynaklı orada bulunan ziyaretler, kültürel miraslar da yok edilecek. Yama dağında bulunan endemik bitkiler, çeşitli börtü, böcek, çiçek, bitki yerle bir edilecek. Bunun dışında akarsularımız, içme sularımız, tarım alanlarımız, hayvancılığın yapıldığı bölgeler tamamen yerle bir edilecek.
Köylerimiz ister istemez bu projenin çok yakınında. Her bir köy bu projenin 1 km, 3 km önünde, arkasında. Bölgede yapılan altın madenin göletleri, tamamen akarsulara karışıyor. 100 km kadar bir derin vadiden giden suların tamamen kayısı bahçelerini, bostanları, diğer tarım ürünlerini tamamen zehirleyeceği kesin. Akarsuyun yolu aşağılarda bulunan il, ilçe, köyleri, kasabaları geçiyor. Akarsuyun gittiği yerde balıkçılar var, bu durum onları da çok etkiliyor.”
“SU KİRLİLİĞİ, HAVA KİRLİLİĞİ, TOPRAK EROZYONU GİBİ BİRÇOK SORUNLA KARŞILAŞMIŞ OLACAĞIZ”
Kullanılacak olan siyanür nedeniyle hayvanların da olumsuz etkileneceğini söyleyen Ceylan, “Bu siyanürler de gaz ve tuz olarak ikiye ayrılıyor. Gaz hali solunum yoluyla, tuz hali de ağız yoluyla geçiyor. Hayvanların orada beslenmesi, o akarsudan içmesi ya da altın madeninin siyanürlü havuzlarından, göletlerinden su içmesiyle kuşların 3-5 dakika içinde nasıl yok olduğunu İliç örneğinde de yaşadık. Bunun dışında da su kirliliği, hava kirliliği, toprak erozyonu gibi birçok sorunla karşılaşmış olacağız” dedi.
“HALKIMIZIN DUYARLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM”
Maden şirketlerinin oradaki insanlarla, özellikle muhtarlarla beraber birlikte yol almasını eleştiren Yoldaş Mustafa Ceylan şunları kaydetti:
“İnsanlara iş, köy evi yaptırma, okul yaptırma, yolları açma gibi birçok vaatte bulunuyorlar. Böyle de kendi aralarındaki diyaloğu sağlamış oluyorlar.
Daha sonra da zaten bölgedeki arazileri, akarsuları, diğer hayvancılık yapılan meraları ağır ağır satın alıyorlar ya da devletle kurdukları bağ ile beraber oraya el koyuyorlar. Köylü sattığı yerin daha sonra bize neye mal olacağını bilmiyor. Diyelim tarlayı satıyorsun ama 3 yıl sonra o tarlayla kalmıyor, artık maden senin yaşam alanını iyice daraltmaya, sağlığını daha zora sokmaya başlıyor o zaman da iş işten geçmiş oluyor. Bu anlamda da halkımızın, toplumumuzun duyarlı olmasını, uyanık olmasını temenni ediyorum.”
“KÜLTÜREL MİRASIMIZ, ZİYARETLERİMİZ, GEÇMİŞİMİZ TAMAMEN YOK OLACAK”
Malatya Çevre Platformu olarak 4-5 yıldır çevre mücadelesi, doğa mücadelesi verdiklerinin altını çizen Ceylan, şu ifadeleri kullanarak bölge haklını ve Alevi yurttaşları birlikte mücadeleye çağırdı:
“Türkiye’nin birçok yerinde de çevreci, doğa dostu dostlarımızla birlikte hareket ediyoruz. Birlikte eylemliklere katılıyoruz. Ekoloji Birliği ile, Munzur Çevre Derneği ile, diğer derneklerle, çevre örgütleriyle beraberiz.
Malatya bölgesinde birçok projeye karşı zaten eylemliklerimiz, etkinliklerimiz, duyurularımız, basın açıklamalarımız oldu. Bundan sonraki süreçte de özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı halkımızı, toplumumuzu duyarlı hale getirebilecek eylemlikler, basın açıklamaları olacak ve hep birlikte mücadele edebileceğimiz alanları oluşturmak için de bir yol çizeceğiz.
Bu anlamda da Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz. Çünkü oradaki yaşayan köylerin %90’ı Alevi köyü ve oradaki bütün kültürel mirasımız, ziyaretlerimiz, geçmişimiz tamamen yok olacaktır. Bu anlamda da oraları terk etmememiz gerekiyor.”
PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler, IŞİD ve SMO’lu çeteler Alevilerin yaşadığı bölgelerde soykırım saldırılarına devam ediyor. Son gelen görüntülerde Lazkiye ve Ceble’deki Alevi köyleri ve kasabalarına giden yolların kapatıldığı görüldü. Halk yeni bir katliamın yapılacağından endişe ediyor.
Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler ile birlikte IŞİD ve Türkiye destekli SMO çetelerinin 6 Mart’tan bu yana Alevilere yönelik başlattığı soykırım saldırıları devam ediyor. Alevilerin yaşadığı bölgelerde kötü muamele, hakaret, darp, kaçırma ve infazlarla birlikte bir soykırım yaşanıyor.
ALEVİ KÖYLERİNE GİDEN YOLLAR KAPATILDI
Son çekilen fotoğraflarda HTŞ’nin Alevi köy ve kasabalarına açılan yolları iş makineleriyle yardımıyla kapattığı görülüyor. Yerel kaynakların aktardığı bilgilerde bütün Lazkiye ve Ceble’nin giriş ve çıkışları kapatılarak bölgeye yoğun bir HTŞ gücü sevk edildiği kaydedildi. Barikatların kurulduğu Tartus ve Dreykist’te kent girişlerinde ayrıca gece boyu kurşun ve ses topları duyulduğu ve tüm bu önlemlerin halk içerisinde yeni bir katliamın hazırlığı olabileceği endişesini oluşturduğuna dikkat çekiliyor.
100’ÜN ÜZERİNDE ALEVİ KADIN KAÇIRILDI
Lazkiye, Humus ve Tartus’ta Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere düzenlediği soykırım saldırılarında yine çok sayıda kişi gözaltına alınmış durumda. Son bir haftalık saldırılarda ayrıca 100’ün üzerinde kadının çeteler tarafından kaçırıldığı biliniyor.
Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” denilen bölgede bulunan Tartus ve diğer bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.
CEBLE’YE ASKERİ YIĞINAK YAPILDI
Yine Alevilerin yoğun yaşadığı Ceble şehrinde sanal medyaya düşen görüntülerde yüzlerce ağır silahlı HTŞ’linin sokaklarda yürüyerek şehri kontrol altına almaya çalıştığı görülüyor. Yerel kaynaklar Alevilerin soykırım saldırılarına karşı bölgeden çıkmak istemesine engel olmak için şehrin her yerine barikatlar ve askeri kontrol noktaları kurulduğunu aktardı.
PİRHA – Alevi Babası Feridun Özkan, Hasan Öztürk ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Trakya Bektaşileri’nin yaşadığı bölgelere yapılan camilerin asimilasyon politikasını derinleştirdiğini vurguladılar. Aydın Deniz, bölgenin son zamanlarda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle kuşatma altında olduğuna dikkat çekerek “Burada yaşayan babalarımıza ‘Hiçbir şey istemiyoruz sadece IBAN verin sizi maaşa bağlayalım’ gibi teklifleri oldu. Babalarımız bu konuda dik durdular, asla kabul etmediler” dedi.
Edirne’nin Uzunköprü ilçesi Yeniköy Alevi Babası Feridun Özkan, Hasan Öztürk (Ozan Berraki) ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Trakya Bektaşileri’nin yaşadığı bölgelere yapılan camileri ve asimilasyon politikalarını PİRHA’ya değerlendirdiler.
“GENÇLER CEMLERE GELEMİYOR”
Edirne’nin Uzunköprü ilçesi Yeniköy Alevi Babası Feridun Özkan, ekonominin yetersiz olmasından kaynaklı gençlerin yurt dışına göç ettiğini ve cemlere gelemediklerini belirtti. Özkan, gençlerin cemlere gelmediğini, yaşlılarla cem yaptıklarını da kaydederek, “Eskiden herkes gelir cemevinde dertlerini konuşur, sıkıntılarını giderirdi. Ama şimdi maalesef azaldı. Bu gidişle de biz sahip çıkmazsak yok olacak gibi duruyor. Yok olmaması için elimizden gelen gayreti göstermeye uğraşıyoruz” dedi.
“VALİ, ‘DEVLETTEN HİZMET İSTİYORSANIZ ÖNCE CAMİ İSTEYECEKSİNİZ’ DEMİŞTİ”
Hasan Öztürk (Ozan Berraki) ise 1950’li yıllardan sonra Demokrat Parti ile birlikte iktidara gelenlerin bölgede hızla Sünnileştirme/İslamlaştırma politikası uyguladıklarını dile getirdi. Öztürk, Dersim’den Kırklareli’ne 1980’li yıllarda gelen Valinin, Alevi Bektaşi köylerine ‘Devletten hizmet istiyorsanız önce cami isteyeceksiniz’ dediğini de hatırlatarak, “Yani Alevilere, Müslüman olun dediler” diye ekledi.
Öztürk devamında şöyle konuştu:
“Aleviler, bu ülkenin, bu toplumun en sağlam yapı taşlarından birisidir. Bizler yalnızca bir partiden muhalefet bekliyoruz. Bütün gerilemeyi getiren bir iktidar varken, iktidarla uğraşmak, iktidara bir şey söylemek zor olduğu için abalıyı döverek düzeleceğini sanıyoruz. Oysa halk, bir partiden, bir zümreden bunu bekleyeceğine asıl bu insanca sürecek olan sistemin sahibi olması gerektiğini anlasa mücadele edecek.”
“BİRÇOK BEKTAŞİ KÖYLÜSÜ, CAMİYE GİTMESE DE YOLUNDAN UZAKLAŞMIŞ DURUMDA”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, ise Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Bektaşilerin olduğu tüm köylerde cami yapımıyla Alevileri, Bektaşileri, inançlarından uzaklaştırma çabasının oluştuğunu vurguladı.
Deniz, “Bunun da aslında şu an meyvesi alınmış durumda. Birçok köy Bektaşiliğini unutmuş ya da Yolundan uzaklaşmış. Camiye gitmeseler bile kendi inançlarından tamamen uzaklaşmışlar” dedi.
Deniz, duyarlı olup Yoluna sahip çıkan Babaların, kendi evlerinde muhabbetlerini devam ettirdiklerini ancak ekonomik yetersizliklerden kaynaklı muhabbet evlerini çoğaltamadıklarını da ekleyerek “Caminin olup olmaması çok önemli değil. Orada kendi inançlarını sürdürme konusunda mekanları olduğunda bunu yapıyorlar. Olmadığında da mesela okullarda da cem yaptık biz. Bu tamamen işin hem ekonomik kısmından kaynaklanıyor hem de devletin asimilasyon politikasının sonucudur” diye konuştu.
“BABALARDAN IBAN İSTEYİP MAAŞ TEKLİF ETTİLER”
Bölgenin son zamanlarda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle kuşatma altında olduğuna işaret eden Aydın Deniz, şunları kaydetti:
“Etkinlikler yaparak çeşitli Whatsapp grupları açarak bizimkileri kendi içlerine dahil etme gibi durumlar yaşanıyor. Hatta Topçu Baba etkinliklerine sponsor olmak istediler. Yine burada yaşayan babalarımıza ‘Hiçbir şey istemiyoruz sadece IBAN verin sizi maaşa bağlayalım’ gibi teklifleri oldu. Buradaki babalar bu konuda dik durdu. Kesinlikle kabul etmedi. Yani Cumhuriyetin başından beri yapılan asimilasyon politikası şiddetle artarak devam ediyor. Camiler yapıldı ama şu an fiili olarak bir kuşatma projesi var. Hem Kırklareli hem de Edirne Valiliğini kullanarak bunları yapıyorlar. Buna karşı direnen Bektaşilerimiz var ama devletle işbirliğinde olan ve kendine Alevi kurumuyuz diyen, devletin amacına hizmet eden kurumlar da var.”
PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi köylerinin ulaşım başta olmak üzere birçok temel konuda hizmet alamadığını belirterek, iktidara “Partizanlık ve inanç ayrımı yapmayın. Alevi-Sünni ayrımı yapmayın. Yapmak zorunda olduğunuz köy yollarının temel hizmetlerini ayrımsız bir çerçevede yerine getirin” diye çağrıda bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi köylerinin yaşadığı ulaşım, elektrik, sağlık ve eğitime erişme sorununu Meclis gündemine taşıdı. Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Fırat, hizmette yapılan ayrımcılıkların son bulması gerektiğini söyleyerek şunları dile getirdi:
“Alevi köy yollarının sorunları halen devam ediyor. Malatya Adıyaman maraş Dersim Tokat afyon Çorum Bingöl Sivas başta olmak üzere Alevi köy ve yerleşim yerlerinin yol, içme suyu, elektrik, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerden yeterince hizmet alamadığını burada sürekli anlatmaya çalışıyorum. İktidar ve yerel yetkililer ise bu konuda ayrımcılık yapmaya devam ediyor. Örnek vermek gerekirse Malatya’nın Darende ilçesine bağlı Alevi köyleri dışındaki çevre köylerin yollarına asfalt yapılmışken Alevi köylerinin yolları çamurdan geçilmiyor. Yetkililere çağrıda bulunuyorum; partizanlık ve inanç ayrımı yapmayın. Alevi-Sünni ayrımı yapmayın. Yapmak zorunda olduğunuz köy yollarının temel hizmetlerini ayrımsız bir çerçevede yerine getirin.”
PİRHA- Ardahan’ın çoğunluğu Alevi nüfustan oluşan Damal ilçesinde 5 ila 14 köy okulunun kapatıldığı iddia edildi. Bölge halkı Damal’ın merkezine açılması planlanan imam hatip ortaokulu nedeniyle köylerde bulunan okulların kapatıldığını ve amacın Alevi nüfusuna karşı gözetilen asimilasyon politikaları olduğunu belirtti.
Birgün’den Deniz Güngör’ün haberine göre Ardahan’ın tek Alevi ilçesi olan 14 köylü Damal’daki birçok köy okulunun, Şubat ayında göreve gelen İl Milli Eğitim Mürdürlüğü Yusuf Uzantı’nın kararıyla kapatıldığı ileri sürüldü. 5 ila 14 köy okulunun tasarruf genelgesi veya öğrenci sayısının 30’un altına düşmesi nedeniyle kapatıldığı iddia edildi. Kentin yerel gazetelerinde çıkan haberlere göre, Seyitören köyünde bulunan, 16 öğrencili, tam donanımlı, 7 derslikli ilk ve ortaokul hizmeti veren son açık okulun da ‘tasarruf tedbirleri’ kapsamında kapatıldığı ve öğrencilerin ilçe merkezine taşınarak eğitim alacağı ifade edildi.
Bölge halkı ise Damal’ın merkezine açılması planlanan imam hatip ortaokulu nedeniyle köylerde bulunan okulların kapatıldığını ve amacın Alevi nüfusuna karşı gözetilen asimilasyon politikaları olduğunu belirtti.
Bölge halkının iddialarına ilişkin konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Uzantı ise kapatılan/kapatılması planlanan okulların sayısına ilişkin bilgi vermezken öğrenci sayısının azlığına bağlı olarak ülke genelinde yürütülen uygulamalar olduğunu söyledi. Uzantı, aynı zamanda imam hatip ortaokulu açılacağı yönündeki iddiaları reddetti.
ASİMİLASYON POLİTİKASI
Konuya ilişkin konuşan Damal Pir Sultan Abdal Platformu Sözcüsü Orhan Purhan, Seyitören köyünde bulunan ortaokulun kapatılmasının ardında İlçe Halk Eğitim Müdürü’nün İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği görüş olduğunu savundu. Tepeköy ve Otal’da bulunan köy okullarının da bu yıl içerisinde kapatıldığına dikkat çeken Purhan, “Yalnızca Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan okulun öğrenci sayısının fazlalığı nedeniyle kapatılacağını düşünmüyoruz ancak geri kalanları ise peyder pey kapatacaklar. Aldığımız bilgilere göre buradaki amaç köylerdeki okulların kapatılarak merkezde bir imam hatip ortaokulu açılması hedefleniyor. AKP hükümetinin ortaya koyduğu politikalara baktığımızda ise bu olasılığın uzak olmadığını biliyoruz” dedi.
OKULLAR İMAM HATİPLERE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR
Damal’ın nüfusunun büyük çoğunluğunun Alevi olduğunu ifade eden Purhan, ihtiyaç olmamasına rağmen bölgede imam hatip okulu açılmasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı. Purhan, “Köy okullarımızın eğitim açısından kapatılarak bunların imam hatiplere dönüştürülmesi mevcut iktidarın siyasal İslam politikalarının ürünü olmasının yanında çocukların taşımalı eğitim sistemine geçişi büyük sorunları beraberinde getirecektir. Kış aylarının sert geçtiği bir bölgede öğrencilerin merkeze taşınması çok zor ve bu eğitimde aksamalara neden olacak, aileler gerek masraflar gerekse ulaşımın yaratacağı zorluklar nedeniyle çocukları okula göndermekten imtina edebilir” diye konuştu.
Damal ve ilçeye bağlı köylerin son yıllarda göç verdiğine dikkat çeken Purhan, son olarak şunları söyledi: “Bugün köy okulları kapatılırsa genç nüfusun burada kalmasının anlamı kalmayacak ve birkaç yıl içerisinde tamamen boşalacak duruma gelecek. Bunun sadece eğitimle ilgili olmadığını, devletin Aleviliğin asimile edilmesi yönünde politikalar olduğunu biliyoruz ve Damal özel olarak seçilmiştir. Bölgede hayata koydukları politikalarla kendi istedikleri itaatkâr bir toplumu yaratmak istiyorlar. ”
PİRHA-Maraş ve Adıyaman gibi kentlerde dünden bugüne ‘insansızlaştırılma’ politikalarının, deprem sonrasında daha da arttığına dikkat çeken Sanatçı Ali Sizer, “Benim ricam çağrım bütün kurumlara, partilere; gelsinler biraz yerellerde kalsınlar, her köyde bir komün oluştursunlar ve oradaki insanlar nasıl yaşıyorlar görsünler. Gelsinler de halimizi hal eyleyelim, yolumuzu yol eyleyelim. Her çiçekten de bal eyleyelim de biz olalım” dedi.
6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremlerin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Maraş ve Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor. Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkiliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.
Aynı zamanda deprem bölgelerinde ‘insansızlaştırma’ politikasının uygulandığına dair görüşler de hakim.
Önce Çocuklar Derneği de, deprem sorası yurttaşların yüzde 97,7’sinin psiko-sosyal destek alamadığını, insani yaşam koşullarına erişimde ciddi eksikliklerin tespit edildiğini, çocukların başta barınma, sağlık, eğitim ve oyun haklarının ihlal edildiğini kaydetti.
Sanatçı Ali Sizer, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinin üzerinden geçen 8 ayı PİRHA’ya değerlendirdi.
“DEVLETSİZLİK VARDI”
Yurttaşların deprem travmasından çıkmalarının uzun zaman alacağını vurgulayarak, “8 ay geçmesine rağmen depremin acıları hala ilk günkü gibi. İnsanlar canını verdi, sevdiklerini, evlerini kaybettiler. Orada bir yetersizlik var. Depremde halk elinden geleni yaptı ama orada bir devletsizlik vardı. Yıllardır süre gelen Kızılbaşların üzerinde hala onu yok sayan bir aygıt var. Devletsizliğin verdiği bir acı da eklenince insanlar biraz daha yalnızlık ve ötekileştirme hissetti” dedi.
“BUGÜN YAS DEVAM EDİYOR”
Sadece Alevilerin değil depremi yaşayan bütün insanların devletsizlikle karşı karşıya kaldığına işaret eden Sizer, “Ama halkın birliği, dayanışması iyiydi. Bugün yas orada hala devam ediyor. Devleti zorlayıp imkanları halkın ihtiyaçları için kullanmaya nasıl zorlarız biraz bunu da düşünmek ve eyleme geçme zamanıdır. Önümüz kış. Orada zemheriyi yaşayan insanlar ikinci bir zemheriyi kaldıramazlar” diye belirtti.
“ALEVİ KÖYLERİ ZULMÜN İÇİNDE”
Maraş ve Adıyaman gibi kentlerde dünden bugüne ‘insansızlaştırılma’ politikalarının uygulandığını, deprem sonrasıda daha da arttığına dikkat çeken Sizer, şunları söyledi:
“Ya kendine benzeyecek ya da o bölgeyi terk edecek anlayışı var. Ama bizim kutsalımız orası. Aleviler orayı terk etmedi, terk etmeyecekler. Çünkü orası bizim nazarımızda Hak makamıdır. Zelzeleye eyvallah deriz, Hak kendini elbette ki yeniler. Ama sen bunu tabiatı yerle bir ederek yaparsan sebebi sensindir. Kızılbaşlık incitmez, zalimin zulmüne dur der. Devlet ev yapıyor deprem bölgelerinde. Birkaç köye gittiğimde hiçbir yardım gitmediğini gördüm. Gittiğim köyde daha yollar açılmamıştı. Dağlık köylerin çoğu Alevilerin köyüydü ve yardım ulaşmadı oraya. Alevi köyleri o zulmün içinde.
“KURUMLAR, PARTİLER, HER KÖYDE BİR KOMÜN OLUŞTURSUNLAR”
Yitirdiklerimiz var. Kayıplarımızdan ders çıkarmamız gerekiyor. Bir daha aynı şeylerin yaşanmaması için neler yapmalıyızı konuşmalıyız. Bölge süreklerinin kendi içindeki özgün hali çok güzel. Kızılbaşlar kendi küllerinden doğup yeniden kendilerini var ederler. Doğa ile bütün haldeler. Var olduk var olacağız. Benim ricam, çağrım bütün kurumlara, partilere. Gelsinler biraz yerellerde kalsınlar, her köyde bir komün oluştursunlar ve oradaki insanlar nasıl yaşıyorlar görsünler. Oralara gelip iki fotoğraf çekip gitmek yetmiyor. Gelsinler de halimizi hal eyleyelim, yolumuzu yol eyleyelim, her çiçekten de bal eyleyelim de biraz biz olalım.
Oradaki yeniden var oluşun şarkısını, türküsünü, barışa şarkı söylemeyi çok özledik. Devletin yaptığı bu şeyler devam ediyor. Ama ülkenin her yerinde devam ediyor. Bizim kimseye minnetimiz yoktur. Hakkımızı da söke söke alacağız.”
“SANATIN DİLİYLE HEM EVLERİMİZİ İNŞA ETMELİYİZ, HEM ACILARIMIZI PAYLAŞMALIYIZ”
Depreme dair sadece müzikle anlatılan bir belgesel yapmak istediğini belirten Sanatçı Ali Sizer, kurumlara da “Sanatın diliyle hem evlerimizi inşa etmek, hem acılarımızı paylaşmak, sanatın diliyle onları unutturmamak, barışı sağlamak lazım. Bir anma etkinliği yapılmalı. Dostlarla gücümüzün yettiği yerlerde anıt yapmalıyız” çağrısında bulundu.
PİRHA- Deprem öncesi ve sonrasında Alevi toplumunun hizmet alamayarak ayrımcılığa maruz kaldığını söyleyen AKD Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci, “Cemevimizin su ihtiyacı var ama belediye başkanı telefonlara dahi cevap vermiyor. Hakk’a yürüme hizmeti yürütemiyoruz. Depremde bu ayrımcılığı daha çok hissediyoruz” diye konuştu.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden 6 aydan fazla zaman geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanıyor.
Yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Pazarcık’ta bulunan tek bir Alevi köyünde dahi bu çalışmamanın başlamadığı belirtilirken, AKP-MHP iktidarına oy veren 10 köyde evlerin inşasına başlanması ayrımcılığı bir kez daha gündeme getirdi.
Pazarcık’taki Alevi toplumuna yönelik ayrımcılığın gözle görünür olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci, konteynerlerde hizmet verdikleri cemevinin suyu olmadığı için Hakk’a yürüme hizmeti yapamadıklarını kaydetti. Pazarcık Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan’ın telefonlara dahi cevap vermediğini söyleyen Değirmenci, bu ayrımcılığın son bulması için çağrıda bulundu.
“CEMEVİMİZİN SUYU YOK, BELEDİYE BAŞKANI TELEFONLARA CEVAP VERMİYOR”
Konteynerlerde hizmet verdikleri cemevinin su ihtiyacının hala giderilmediğini ve belediyenin kendilerine cevap vermediğini ifade eden Değirmenci, “Bizler bir deprem yaşadık. Sıkıntılarımız devam ediyor. Pazarcık cemevinin 2500 üyesi var ve birçok köyümüze hizmet veriyoruz. Bir aşure lokmamız var ve bunun için cemevimizin önünü yıkatmaya çalışıyoruz. Ama belediye başkanı telefonlarımıza cevap vermiyor. Alevi köylerine ayrım yapılmıyor denilirse bu yalandır. Armutlu, Çiçekalan ve Çeçelli köylerinin yolları halen toprak yollar. Sıkıntılar yaşıyoruz ve bu ayrım yapılmamalı. Cemevinin su ve temizlik ihtiyacı var ama belediye cevap vermiyor, dikkate almıyor. Bu gerçekleri konuştuğumuzda ise aleyhimizde propaganda yapıyor diyecekler. İşlerini yapmadıkları için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” dedi.
“DEPREMDE AYRIMCILIK DAHA ÇOK HİSSEDİLDİ”
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci, yıkılan evlerin yerinde veya toplu alanlarla inşa edilmesi sürecinde de Pazarcık’ta bulunan Alevi köylerinin dışlandığını, bu çalışmamanın başlamadığını belirtti.
Yerel yönetimlerin oy aldığı yerlere hizmet götürdüğü eleştirisinde bulunan Değirmenci şöyle devam etti:
“‘Biz oy aldığımız yere hizmet ederiz’ mantığı var ve ayrım yapılıyor. Bu ayrımcılık depremde daha çok hissediliyor. Cemevimiz şu anda konteynerde hizmet yürütüyor. Prefabrik alan içerisinde verdiğimiz hizmet yeterli kalmıyor. Hakk’a yürüme erkanları burada yapamıyoruz. Kaç zamandır suyumuz yok ve geldiği zamanda çok az geliyor. Yeni bir cemevi yapılmadan cem yapacak imkanımız dahi yok. Biz de buralıyız ve ayrım yapılması.”
PİRHA – Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Malatya’nın Pötürge İlçesine bağlı Alevi köyleri Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka’nın (Hüsükuşağı) yollarının asfalt yapılmamasını İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu. Fırat, hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan gereken yol, su, elektrik vb. hizmetlerin en kısa sürede verilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Malatya’nın Pötürge ilçesine bağlı Alevi köylerinin yolları 21. Yüzyılda bile hala topraktır” dedi.
Malatya’nın Pötürge İlçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevilerin yaşadığı köy yollarının birçok Alevi köyü gibi toprak yollardan oluşuyor.
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, bu durumu Meclis gündemine taşıdı. Alevi köylerinin asfalt yüzü görmediğini, toprak yolların bile düzeltilmediğini, yıllardır yapılan çağrıların sonuçsuz kaldığını, yaz aylarında toz ve engebelerin, kış aylarında ise çamur nedeniyle ulaşımın işkenceye dönüştüğünü soru önergesinde dile getiren Fırat, “Bunun sebebi çokta gizli değildir! Bu köylerde iktidar yanlısı partilere oy verilmemesi nedeniyle bu hizmetlerin götürülmediği düşüncesi yaygındır” dedi.
“KÖY YOLLARININ ASFALTLANMASI ERTELENMEMELİ”
Celal Fırat, Malatya/Pötürge ilçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevi köylerinde yaşayan halkın yıllardır köylerine hizmetin gitmediği ve her defasında ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyleyerek, “Malatya gibi Türkiye’nin birçok yerinde zaman zaman Alevi köylerinin yolunun toprak olduğu ve asfaltlanmadığı yılladır bilinen ve kamuoyuna da yansıyan gerçekliktir. Malatya/Pötürge ilçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevi köy yollarının yılladır yapılmaması köy sakinlerinin ifadelerine göre; köylerinin Alevi köyü olması nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle kış ve ilkbahar aylarında yağışların etkisiyle ciddi ulaşım sorunları yaşandığı, yolların asfalt olmaması nedeniyle acil hasta vakası yaşandığında zamanında müdahale edilemediği, bu nedenle köy yollarının bir an önce asfaltlanması gerektiği ertelenmemesi gereken bir gerçekliktir” dedi.
“HİÇBİR KÖYE AYRIMCILIK YAPILMADAN HİZMETLER VERİLMELİ”
Fırat, hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan gereken yol, su, elektrik vb. hizmetlerin en kısa sürede verilmesi gerektiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
“Malatya/Pötürge ilçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevi köylerinde yaşayanlar, ilgili ve yetkilerce asfalt taleplerinin karşılanmadığını, bu ülkenin vatandaşı olduklarını, herkes gibi vergi ödediklerini, ancak karşılığında devletten hizmet alamadıklarını, köyün yollarının ne zaman yapılacağını merak ettiklerini ifade etmektedirler. Asfalt yol görmemiş köylerin Alevi köyleri olması mezhepçilik, ayrımcılık, oy hesapları ve torpil mekanizmasının bu çağda bile terkedilmediğine işarettir. Bir an önce bu çağdışı anlayışın terkedilmesi ve hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan gereken yol, su, elektrik vb. hizmetlerin en kısa sürede tamamlanması sağlanmalıdır.”
“YETKİLİ İDARE HAKKINDA HERHANGİ BİR İŞLEM YAPILACAK MI?”
Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
“1- Malatya’nın Pötürge İlçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevilerin yaşadığı köy yolları neden asfaltlanmamaktadır? Köy yollarının yapılmamasının bir sebebi var mıdır?
2- Malatya’nın Pötürge İlçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevilerin yaşadığı köy yolları ne zaman asfaltlanacaktır?
3- Malatya/Pötürge ilçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevi köy yollarının yapılmaması ayrımcılığında ötesinde, bilinçli/kasıtlı bir cezalandırma yöntemi midir?
4- Bugüne kadar Malatya/Pötürge ilçesine bağlı Bölükkaya, Gündeğer, Karşıyaka (Hüsükuşağı) gibi Alevi köy yollarının yapılmamasında sorumluluğu bulunan yetkili idare hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?”
PİRHA- CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Alevi köyleri Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş’taki yol sorununu meclise taşıyarak, “Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak” dedi.
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Alevi köylerinin yol sorunu yüz yıldır devam ediyor. Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirten köy sakinleri, yol sorunlarının hala devam etmesine isyan etmiş ve PİRHA olarak durumu haberleştirmiştik.
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin yol sorununu meclise taşıdı. Köy yollarının çamur içinde olduğunun altını çizen Keven, köylerle oy pazarlığı yapılarak ayrımcılıktan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.
“OY PAZARLIĞINI BIRAKIN, BU AYRIMCILIĞI TARİH UNUTMAZ”
TBMM Genel Kurulunda söz alan Keven, köy yollarının çamurdan kurtulacağı günleri beklediğini ifade ederek, “Türkiye, bu köylerin yollarına, bu fotoğraflara bir baksın. Bu yollar Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin çamurlu yolları ve hala bu köylerin yolları yapılmadı. Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Yozgat’ta kanalizasyonu olmayan köyler var, yolu asfalt olmayan köyler var. Nedenini söylediğim zaman AKP’li arkadaşların zoruna gidiyor. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak. Bu köylerimize söz, o yollar inşallah bu yaz, çamurdan kurtulacak. 14 Mayıs’tan sonra ülkenin her yerinde çiçekler açacak” diye konuştu.
PİRHA – Malatya’daki deprem molozlarının, yaşam alanlarına yakın bölgelere dökülmesi üzerine Mamurekliler, durumu protesto etti. Yapılan açıklamada, bölgede yaşayanların inanç ve etnisite yapısına yönelik bir saldırı olduğu da ifade edildi.
Malatya’da Battalgazi ilçesine bağlı Mamurek Mahallesindeki yurttaşlar, deprem nedeniyle oluşan molozların, yaşam alanlarına yakın bölgeye dökülmesine karşı çıktı.
Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek bölgesindeki Kürt ve Alevi yurttaşlar, kimliklerinden ötürü yıldırma politikası yürütüldüğünü belirterek yaklaşık 1500 kişinin yaşam sürdüğü bölgenin tehlike altında olduğuna işaret etti.
Bölgeye dökülen molozların asbest tehlikesi yarattığını belirten Mamurek halkı, yaşam alanlarına moloz dökülmesini protesto ederek iş makinalarının önünü kesti. Araç trafiğine kapatılan yol, jandarmanın olay yerine ulaşması ardından tekrardan faaliyete girdi. Bu esnada bölgede çekim yapan gazetecilerin kimliğine de jandarma tarafından el konuldu.
“EKOLOJİK TAHRİBAT ONARILMAZ DERECEDE AĞIR OLACAKTIR”
Malatya Çevre Platformu, yaşanan çevre talanına ilişkin bölgede basın açıklaması yaptı. Moloz döküm faaliyetinin derhal durdurulmasını isteyen Malatya Çevre Platformu, “Mamurek’te doğal yasam ve yöre halkı asbest tehdidiyle karşı karsıyadır. Mamurek’te toplu katliam var” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“Depremler, Malatya’da da yoğun biçimde hissedilmiş, büyük can ve mal kaybına sebep olmuş, depremin olumsuz etkisi her biçimde gözlenmekte ve yaşanmaktadır. Binaların yıkılması veya enkaz kaldırma, taşıma ve stoklama alanlarında metalik envanterin ayrıştırılması sırasında meydana gelecek yoğun asbest ve kimyasal tozların yayılması ile oluşacak yoğun kirlenmenin, yasamın her alanını yoğun şekilde etkileyeceği gerçeği ile karşı karşıyayız. Bundan doğacak ağır sağlık sorunları, evcil ve yaban hayvanlarını en ağır biçimde etkileyeceği doğacak ekolojik tahribat onarılmaz derecede ağır olacaktır.
Malatya ilinde enkazlar ve hafriyatlar Mamurek köyüne dökülmektedir. Hafriyatın döküldüğü stok alanlarının yerleşim alanlarına, tarımsal üretimde kullanılan tarla ve bahçelere, hayvan otlatma alanlarına, dere yatağına yakınlığı ortadadır. Doğayı, insan ve yaban hayatını, kaynak ve akarsuları ile baraj ve sulama göletlerini yakından etkileyecek bu keyfi uygulamaya son verilmelidir. Moloz hafriyat ve kimyasallar yaşam alanlarından, tarım arazilerinden, sulak alanlardan, yeraltı ve yerüstü kaynak sularından, otlaklardan uzağa dökülmeli, yöneticiler hafriyatların Mamurek’e dökülmesi kararından bir an önce vazgeçmelidir. Aksi taktirde bu toplu katliam devlet eliyle gerçekleşmiş olacaktır. Biz haklı çıkacağız ama haklı çıkmak istemiyoruz. Bizim haklı çıkmamız demek bir çok insanın ölmesi, toplu katliamın karar alıcılar tarafından gerçekleşmesi demektir. Mamurek Köyü hafriyat döküm ve stok alanı olarak belirlenemez, yerel yöneticilerin verdiği karardan geri dönmelerini, insanlık suçu ve anayasal suçun devlet mekanizmaları aracılığıyla işlendiğini, gerekli duyarlılığı ilgili kurumun göstermesini, aksi taktirde hukuki yollara başvuracağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.”
“İNSANLARIN HAYATINA KASTEDİYORSUNUZ”
Yapılan eyleme HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de destek verdi. Peköz, “Dünyada eşine az rastlanır bir afetle karşı karşıyayız ama bu depremin büyüklüğünden değil, ihmalin büyüklüğünden kaynaklanan bir afet” diye belirtti.
Peköz konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bir iktidarın, devletin asli görevi, vatandaşının mutlu olması için yapılması gerekenleri yapmaktır ama öyle bir ceberrut iktidarla karşı karşıyayız ki sadece ve sadece daha az maliyetli olabilmesi için bu düz alan seçiliyor. Oysaki daha uzak yerlerde, insansız yerlere bu molozlar dökülebilirdi. Ama maliyet daha az olsun diye getirip köylerin ortasına döküyorlar. Çünkü hayatları sadece ve sadece rant üzerine kurulu. Biz de molozların kaldırılması gerektiğini biliyoruz ama uygun bir yere dökülmesi gerekir, insanların etkilenmeyeceği yere dökülmesi lazım. İnsanların, hayvanların, tarımın etkilendiği bir alana döktüğünüz zaman bu insanların hayatına kastediyorsunuz demektir. Ayrıca bu bölgenin inanç ve etnik yapısı itibari ile bir farklılığı var. Başka yerlerde olmayan şeyi buraya yapıp insanların belki de buradan göç etmesini sağlamaya, insansızlaştırmaya çalışıyorlardır. Bunun da ne olduğu yarın öbür gün ortaya çıkar.”
PİRHA – Alevi kurum yöneticileri ile Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Malatya’da depremden zarar gören Alevi köylerine ziyarette bulundu. Köylere hala bir devlet desteği gitmediğini belirten köylüler, her türlü yardıma açık olduklarını söyledi.
İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok ile CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, Malatya’da depremden etkilenen köyleri ziyaret etti.
Malatya’nın Darende ilçesine bağlı Şendere (Kalolar) köyüne giden heyet, yurttaşlarla sohbet ederek ihtiyaçlarını sordu.
CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, yaklaşık 150 nüfusu olan köyde çok sayıda evin yıkıldığını belirtti. Büyükşahin, Darende’ye bağlı 6 Alevi köyünde de depremin etkisiyle yıkımlar olduğu bilgisini paylaşarak, “Özellikle eski evler ve ağıllar büyük oranda yıkıldı. Şu anda kar da var ve kış zorlu geçiyor. Bugüne kadar bu bölgeye, 1 kamyon yardım gelmiş. İstanbul’dan, bu köyden olan gençler yükleyip göndermişler. Onun dışında bir destek gelmemiş. Bir de Kızılay’dan 20 tane battaniye gelmiş” dedi.
“AK PARTİLİ MİLLETVEKİLİ GÖZÜNÜN UCUYLA BAKTI VE GİTTİ”
Kalolar köyünde yaşam süren Ali Bahadır, deprem nedeniyle evlerin çok hasar gördüğünü belirterek henüz devletten bir yardım almadıklarının altını çizdi. Her türlü yardıma ihtiyaç olduğunu belirten Bahadır, şunları söyledi:
“Evet, ‘asrın felaketi’ diyorlar ama bana göre öyle değil. Bizlerin, kendimizin yarattığı bir felaket. Sağlam olan evlerimiz yerinde duruyor. Ama devletten hiçbir yardım görmedik. Bizim bizden başka dostumuz yokmuş. İlk gün İstanbul’daki gençliğimiz bir tek bize yardım gönderdi ve bir de siz geldiniz. Başka bize gelen, selam veren olmadı. AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfekçi geldi, karşıdan bize gözünün ucuyla bir baktı, ‘geçmiş olsun’ dedi ve çekip gitti. Buraları üvey evlat gibi görüyorlar. Acilen şu an 10 tane en azından çadır ya da konteyner bekliyoruz. Evleri yıkılan arkadaşlarımız var. Gıda maddesi de gönderilebilir. Her türlü yardıma açığız.”
“DEVLET AYRIMCILIK YAPMAMALI”
Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat da, depremden sonra Alevi toplumuna yönelik ayrımcı politikaların yürütüldüğünü ifade ederek şunları kaydetti:
“Esasında Alevi köylerinin, toplumun kaderi bu maalesef. Ama biz bu kaderi yıkacağız. El ele vereceğiz ve birbirimizin Hızır’ı olacağız. Bugün İstanbul’dan bir tırımız yola çıkıyor. Yarın burada olacak ve on çadırı da sizlere göndereceğiz. Bundan sonra da ne gerekiyorsa birlikte yaparız. Maalesef böyle bir süreç yaşıyoruz ama ben bunun kader olduğuna inanmıyorum. Halk artık bunu görmeli. Devlet ayrımcılık yapmamalı. Ama şunu görüyoruz ki biz buralara malzeme gönderdiğimizde bile AFAD ya da diğer devlet yetkilileri ile kavga edecek pozisyona geliyoruz. Bu doğru değil. Maalesef devlet bu depremde enkazda kaldı.”
“YARALARINIZI SARMAYA ÇALIŞACAĞIZ”
Hacı Bektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok da geçmiş olsun dileklerini ileterek “Hem partimiz hem de Hacıbektaş Belediyesi’nin imkanları dahilinde her zaman yanınızda olacağız. CHP’li belediyeler olarak belki bazı yerlere yetişememiş olabiliriz ama bugünden sonra elimizden geldiğince sizlerle iletişim içerisinde olacağız. Gücümüzün yettiğince yaralarınızı sarmaya çalışacağız” dedi.
“AYRIMCI, IRKÇI, KİNDEN BESLENEN BİR ANLAYIŞ VAR”
Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ise geçmiş olsun dileklerini ileterek devletin halk ile bütünleşmediğini söyledi. Odabaş, devletin deprem altında kaldığını vurgulayarak, “Gün, birlik günüydü, ayrışma günü değildi. Devlet herkese el uzatmalı, şeffaflığını göstermeliydi. Ama gördüğümüz o ki halen ayrımcı, ırkçı, kinden beslenen bir anlayış var. Biz bu anlayışı kınıyoruz. Alevi kurumları olarak bu ülkede bütün insanlarla kucaklaşmak, Hızır ayında birbirimizin Hızır’ı olmak istiyoruz. ‘Hızır darda, zorda, yolda koymasın’ diyoruz. Gün dayanışma günüdür. Dayanışma ile bugünleri aşacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
PİRHA-Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Hamit Karaoğullarından, Alevi köylerini ziyaret ettiklerini ifade ederek, Yolda birlik adına Alevi toplumunu yan yana getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Torba yasayı kabul etmediklerini belirten Karaoğullarından, “Umudumuz nettir, çağrımız nettir. Gelin canlar bir olalım diyoruz” dedi.
Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından, platform çalışmalarına ve AKP’nin Aleviliği içine alan torba yasa ile Alevileri Kültür ve Truzim Bakanlığı’na bağlama girişimlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ALEVİLERİN YAŞADIĞI KÖYLERİ ZİYARET EDİYORUZ”
Adana Alevi Platformu bileşenleri olarak “Gelin canlar bir olalım” söylemi ile yolda birlik adına çalışma yürüttüklerini belirten Hamit Karaoğullarından, “İkrarlaştığımız Alevi süreklerimizle; birliğimizi, beraberliğimizi ve bütünlüğümüzü sağlamak, vereceğimiz örgütlü mücadele ile olacağını, bu hakikatten hareketle “Gelin canlar bir olalım” söylemini tarihi vasiyet olarak kabul ettik. Yolda birlik ve beraberlik adına yerelde bulunan tüm Alevi süreklerinin yaşadıkları yerleşkelere ziyaretler gerçekleştirmeye başladık” dedi.
“BİRLİĞİMİZİ, BÜTÜNSEL HALE GETİRMEMİZ ZORUNLUDUR”
Hamit Karaoğullarından, köy çalışmalarından şehirlere doğru gelen örgütlenme sistemi oluşturduklarını ifade ederek, “Bizim halklar arasındaki geçişi, halklar arasındaki dayanışmayı güçlendireceğini bildirmek isterim ve bu birliktelik tüm halklar ve inançlar için ışık olacaktır. Yerelde var olan yapılanma, tekleşen dünya düzeniyle, ulus devletlerin varlığıyla beraber varlığımızı ve birliğimizi, bütünsel hale getirmemizi zorunlu kılmıştı” diye konuştu.
“GELİN CANLAR BİR OLALIM”
Hamit Karaoğullarından, AKP-MHP iktidar blokunun cemevlerini “kültür merkezi” olarak tanımlamasını, dedelere maaş bağlaması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nı kurmasına ilişkin de değerlendirmede bulunarak, şunları ifade etti:
“Alevilere dayatılan torba yasaları Adana yerelindeki Aleviler ve ABF bileşenlerine bağlı Aleviler olarak kesinlikle reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Alevilerin tanımlanmayacağını, Aleviliğin tanınacağını, tanınan bir Alevilik çerçevesinde birliğimiz, bütünlüğümüz ve tüm halklarla birlik içinde yaşayacağımız bir dünya umut ediyoruz. Umudumuz nettir, çağrımız nettir. Gelin canlar bir olalım diyoruz.”
PİRHA- Ankara’nın 60 çevre köyünden dedelerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda AKP iktidarının dedelere maaş planına tepki gösterilerek, maaş teklifi reddedildi.
Çağdaş Demokratik Ehlibeyt Eğitim ve Kültür Derneği çağrısıyla Ankara’da toplantı gerçekleştirildi. Çubuk, Çankırı gibi çevre ilçelerden ve illerden 60 köyü temsilen Alevi dedeleri toplantıya katıldı.
Toplantıda bulunan PSAKD Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir, Alevilerin tepkisine rağmen AKP-MHP iktidarınca kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Dairesi’nden gelen iki temsilcisinin Alevi dedelerine maaş teklifine karşı orada bulunan dedelerin, “Bugüne kadar maaşla dedelik yapmadık; bundan böyle de yapmayacağız. Böyle bir talebimiz yoktur, olmayacak da. Maaşla dedelik yapılmaz, rızasız lokma yenilmez, maaş alan dede de dedelik yapamaz” diyerek tepki gösterdiğini aktardı.
Demir ayrıca, Şah Kalender Veli Türbesi’nin camiye çevrilmesi ve imam atanmasına karşı gelişen mücadeleye dair güncel durumu paylaşarak, Çağdaş Demokratik Ehlibeyt Eğitim ve Kültür Derneği’nin de yasal sürece katılacağı bilgisini verdi.
Demir’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
“Son zamanlarda büyük mutlulukla şahit olduğum, ülkem adına onur duyduğum bir gelişmeyi dün (23. 12.2022) bir Alevi dedeleri toplantısında yaşadım. ÇAĞDEP Yönetim Kurulunun çağrısıyla düzenlenen toplantıya Çubuk, Çankırı gibi çevre köy ve ilçelerden 60 köyü temsilen dedeler katıldı.
1. gündemde; davet edilme nedenim olan Şah Kalender Veli Türbesine Diyanetin el koyması, Türbeyi camiye çevirmesi, imam ataması sonrasında Kalender Veli evlatlarından Hamdi Yurdakadim dedenin “yürütmenin durdurulması” adına açtığı dava hakkında bilgi verdim. Dedeler ve onların birliğini temsil eden Çağdaş Demokratik Ehl-beyt Eğitim ve Kültür Derneği (ÇAĞDEP) Yönetim Kurulunca, “Davayı takip edeceğiz, müdahil olacağız, kararın iptali adına dilekçe vereceğiz, maddi manevi her türlü desteği vereceğiz” denildi.
DEDELER MAAŞ TEKLİFİNİ REDDETTİ
2. gündemde; “Kültür Bakanlığına bağlı olarak kurulan “Cemevleri ve Alevi – Bektaşi Kültür Daire Başkanlığı” adına, bu Daire Başkanlığını temsilen toplantıya katılan iki arkadaşın dinlenmesi oldu. Temsilci arkadaşlar şu teklifi getirdi: “Yeni kurulan Alevi Daire Başkanlığı, 1600 dede ve her dede (cemevi) kadrosu için de 4 görevli olmak üzere toplam 8000 kişi alınacak. Sizden de uygun göreceğiniz dedelerin isimlerini bize vermenizi istiyoruz” dediler.
Teklif oybirliğiyle reddedilerek özetle şöyle denildi:
“Bugüne kadar maaşla dedelik yapmadık; bundan böyle de yapmayacağız. Böyle bir talebimiz yoktur, olmayacak da. Maaşla dedelik yapılmaz, rızasız lokma yenilmez, maaş alan dede de dedelik yapamaz. Devletin parası kamunun parasıdır. Vergi inanç adına değil, kamunun ihtiyacı adına tahsil edilir. İnanç kamusal değil, bireyseldir. Kişinin özelidir. Devletin inanç adına bütçe ayırması, dağıtması yanlıştır. Dinin parayla alınıp satılmasına, ticarileşmesine, ,içinin boşalmasına, bir ticari sektör gibi bazı kişi ve çevrelerin zenginlik aracına dönüşmesine neden olmuştur. Bu uygulama yanlıştır, dine inanca maneviyata büyük zararlar vermiştir. Behemahal bu yanlıştan dönülmelidir.”
“HAKLARIMIZI İSTİYORUZ”
Başta gül yüzlü dedelerim olmak üzere değerli başkan Nihat Yalçındere’ye yönetim kuruluna ve tüm katılımcılara teşekkür ederim. Bu memleket size ne kadar minnettar olursa olsun azdır. Bu ülke ve millet varlığını, cumhuriyet değerlerinin yaşatılmasını, dilini, türküsünü, deyişini, halayını, folklorünü size borçludur. Size, bize mumsöndü hakaretini yakıştıran Fetöcü, sübyancı tecavüzcüler utansın.
İşte gerçek; Biz inancımız adına tüyü bitmedik yetimin hakkını alıp çoluk çocuğumuza götürmeyeceğiz! Para değil, özgürlük, eşitlik, laiklik, adalet ve gasp ettiğiniz ibadethane hukukunu iade etmenizi istiyor, bekliyoruz.”
PİRHA- Milliyetçi Hareket Partisi Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, Alevi köylerini ziyaretinde partisi MHP’nin Alevilerin hak talepleri konusunda en hassas parti olduğunu iddia etti. Karapıçak ayrıca Alevi toplumun özgün inancını hiçe sayarak tek din dayatmasıyla Aleviliğin İslam topluluğu içinde olduğunu öne sürdü.
Milliyetçi Hareket Partisi Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak ve İl Yönetim Kurulu üyeleri ilçelerde devam ettikleri muhtar ziyaretlerine Havza ve Ladik’deki Alevi vatandaşların yoğunlukta yaşadığı kırsal mahallelerde devam etti.
Alevi toplumunun İslam inancına sahip olduklarını savunan Karapıçak, ayrıca partisi MHP’nin Alevi toplumunun taleplerinin karşılanması noktasında en hassas parti olduğunu iddia etti.
Karapıçak, “Alevi İslam inancına sahip vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması konusunda MHP’nin en hassas davranan partilerin başında gelmektedir. Muhtar ziyaretlerimizde özellikle Alevi İslam inancına sahip Türkmen mahallelerini bir programda ziyaret etmek istedik. Bunun temel nedeni içerisinden geçtiğimiz süreçte cem olmaya, bir olup ilimiz için, ilçemiz için, bölgemiz için, mahallemiz için neler yapabileceğimiz konuşmaya, ülke için gördüğümüz hayır rüyalarını paylaşmaya geldik” dedi.
ALEVİ- İSLAM VURGUSU
Ülkedeki farklı inançlar ve halklar üzerindeki asimilasyon ve şiddet politikalarını ’emperyalizm kışkırtması’ olduğunu söyleyen Karapıçak, inançların kendisini özgürce yaşamasını ise ‘fitne’ ile meşrulaştırarak, “Alevi İslam inancını benimseyen kardeşlerimiz aziz milletimizin yeri dolmaz fertleridir. Bu coğrafyada mezhepçilik yapmak en büyük fitnedir, ihanettir. Bu fitneyi bir olarak, cem olarak diyalogla ve hoşgörüyle yok etme çabası ülke adına, bu coğrafya adına en büyük hizmettir. Heteredoks bir İslam inancını yani Halk İslam’ını benimsemiş olan Türkmen kardeşlerimiz Türklüğün kültürü, töresi ve ahlak anlayışını inanışıyla birleştiren ve Alevi İslam inancına göre dinini yaşayan hemşehrilerimizi ziyaretlerimiz şahsıma ve birlikte olduğumuz dava arkadaşlarımıza çok farklı duygular yaşattı. Şunu anladık ki çok daha sık bir araya gelip cem olmalıyız” diye konuştu.
PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı 7 Alevi köyüne ulaşımı sağlayan yolların gerekli bakımlarının yapılmamasını Meclis gündemine taşıyarak, “Köy yollarının asfaltlanması için yapılan başvurular neden dikkate alınmamaktadır?’ diye sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören ve Karşıpınar köyleri başta olmak üzere toplam 7 Alevi köyüne ulaşımı sağlayan yolların gerekli bakımlarının yapılmamasını Meclis gündemine taşıdı.
Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde söz konusu yolların Anşa Bacı-Veli Baba evlatlarından olan Hasan Baba ve Rüstem Baba türbelerine ulaşmak için yılda 200 binden fazla insan tarafından kullanıldığını belirtti.
Asfalt yol görmemiş köylerin Alevi köyleri olmasını ‘Mezhepçilik, ayrımcılık, oy hesapları ve torpil mekanizmasının bu çağda bile terkedilmediğine işaret’ olarak değerlendiren Kenanoğlu, ‘Tokat/Zile’ye bağlı Karacaören ve Karşıpınar başta olmak üzere toplam 7 Alevi köyüne ulaşım sağlayan yollar yıllardır neden asfaltlanmamaktadır?’ diye sordu.
“KÖY İÇİ YOLLAR ÇAMURDAN VE BALÇIKTAN GEÇİLEMEYECEK HALDE”
Tokat’ın, Zile ilçesine bağlı Karacaören köyü ve çevre köylerin ortak kullandığı yolların bozuk ve toprak olması sonucu, yazın toz bulutuna, kışın ise çamur deryasına dönmesine köylülerin isyan ettiğini söyleyen Kenanoğlu, Meclis’e sunduğu önergede şu ifadelere yer verdi:
“1200 hanelik Karacaören, 800 hanelik Karşıpınar köyleri ve ayrıca 5 Alevi köyüne daha bağlanan bu yollar bölgede yaşayan Alevilerce ziyaret edilen Anşa Bacı-Veli Baba evlatlarından olan Hasan Baba ve Rüstem Baba türbelerine ulaşmak için yılda 200 binden fazla insan tarafından kullanılmaktadır. Yörede yaşayanlar evlerini birbirine bağlayan köy içi yollarının da çamurdan ve balçıktan geçilemeyecek halde olduğunu, çamura batan araçlarını traktör yardımıyla çıkarttıklarını belirtmektedirler, Yıllardır çamurlu yol sorunu yaşayan köylüler, yollarının hala bu şekilde olmasına ve her yağmur ardından yollarının bu şekilde çamur deryasına dönüşmesine karşı yollarının bir an önce yapılmasını talep etmektedirler.
“CENAZELER TRAKTÖRLERLE TAŞINIYOR”
Karacaören Cemevleri Başkanı Dursun Baş kamuoyuna yaptığı açıklamada da yılın en az 8 ayında cenazelerini traktörlerle taşıdıklarını, cenaze araçlarının yol bozuk olduğundan dolayı gitmediğini, her yıl en az ona yakın yaralanma ve maddi hasarlı kazaların olduğunu belirtmekte ve bu köylerin ortak özelliğinin Alevi köyleri olduğu, köylülerin ortak kullandığı yolların içler acısı, yazın toz, kışın ise çamur olmasından kaynaklı köylüleri bezdirdiğini ifade etmektedir.
Köylülerin yıllık araba masraflarının neredeyse milyonlara tekabül ettiğini söyleyen Baş, Karacaören köyüne gelen kadar Sünni köylerden geçildiğini, Sünnilerin yaşadığı köylerde yollara her yıl asfalt döküldüğünü, bakım yapıldığını ama Alevi köylerine hiçbir şey yapıldığını, Karacaören köyünün 5500 nüfusa sahip olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda, Büyükşehirlerden cenaze veya ziyaret için köylerine gelen otobüs şoförlerinin yolları bahane ederek bir daha gelmek istemediklerini, yol bozukluğu nedeniyle arabalarının hasar gördüğünü, sürekli sanayiye gitmek zorunda kaldıklarını, başta Tokat Valiliği olmak üzere İl Özel idaresi ve gerekli yerlere başvuru yapıp sorunlarını yazılı olarak iletmelerine hala bir çözüm bulunmadığını söylemektedir.
“ASFALTTAN AYRILAN TOPRAK YOLLAR ALEVİ KÖYLERİNE ÇIKAR”
‘Asfalttan ayrılan toprak yollar Alevi köylerine çıkar’ sözü bir kez daha kanıtlanmaktadır. Yöredeki Alevi köyleri yıllardır köylerine hizmetin gitmediğini ve her defasında ayrımcılığa maruz kaldıklarını aktarmaktadır.
Karacaören ve Karşıpınar Alevi köyünde yaşayan yurttaşlarımız kendilerine bir iltimas geçilmesini değil ayrımcılık yapılmamasını talep etmektedirler. Yılladır Turhal-Yozgat sınırları arasında devam eden yol çalışmalarının İğdir köyü girişine kadar yapıldığı ancak nedense Alevi köylerinin ulaşımına gelince bu hizmetin devam etmediği, 21. Yüzyılda bile Alevilere direkt ayrımcılık yapılmaya devam edildiğinin bir göstergesidir.
Asfalt yol görmemiş köylerin Alevi köyleri olması mezhepçilik, ayrımcılık, oy hesapları ve torpil mekanizmasının bu çağda bile terkedilmediğine işarettir. Bir an önce bu çağdışı bakışın terkedilmesi ve hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan gereken yol, su, elektrik vb. hizmetlerin en kısa sürede tamamlanması sağlanmalıdır.
“KÖY YOLLARI NE ZAMAN ASFALTLANACAK?”
Bu bağlamda;
1-Tokat/Zile Karacaören ve Karşıpınar köy yolları yıllardır neden asfaltlanmamaktadır? Bu köy yollarının yapılmamasında İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ Alevi köyü olmalarının payı var mıdır? Değilse başka hangi sebeplerle bu köylerin yolları yıllardır yapılmamaktadır?
2-Tokat/Zile Karacaören ve Karşıpınar köy yolları ne zaman asfaltlanacaktır?
3-Alevi yurttaşlarımızın yaşadığı Tokat/Zile Karacaören ve Karşıpınar köy yollarının asfaltlanması için yapılan başvurular neden dikkate alınmamaktadır?
4-Tokat/Zile Karacaören ve Karşıpınar köy yollarının bugüne kadar asfalt yapılmamasında sorumluluğu bulanan yetkili idare hakkında herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?
PİRHA- HDP Milletvekili Kemal Bülbül, İçişleri Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Alevi köylerinin yollarının neden yapılmadığını sordu. Bülbül, “Alevi köylerinin 9 kilometrelik tozlu yolundan sonra asfalt yol başlamaktadır. Her yıl can ve mal kaybına yol açan bu adaletsiz uygulamayı gidermek için ne yapacaksınız?” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İçişleri Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Alevi köylerinin yollarının neden yapılmadığını sordu.
Bülbül Meclis’e sunduğu soru önergesinde, ‘Devlete göre; vergi alırken Aleviler eşit yurttaş, hizmet götürürken yurttaş değil! İşte güncel örnek! Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören – Karşıpınar – Kuzalan köyleri Alevi köyleridir! Bu köylerin yolu yapılmamıştır. Neden?’ diye sordu.
Bülbül, verdiği önergede Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören, Karşpınar ve Kuzalan isimli Alevi köylerinin 9 kilometrelik yolunun yıllardır yapılmamasından kaynaklanan can ve mal kaybı yaşandığına da dikkat çekti.
“9 KİLOMETRELİK TOZLU YOLDAN SONRA ASFALT YOL BAŞLIYOR”
Bülbül, Meclis’e sunduğu önergede şu soruları sordu:
“1- İçişleri Bakanlığınız bütün eski valilerin sözlü taahhütlerine rağmen yapılmayan Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören, Karşpınar, Kuzalan adlı Alevi köylerinin 9 kilometrelik yolunun asfaltlanması ile ilgili ne tür somut bir adım atmayı öngörmektedir?
2- Valiliğin bir başka taahhüdü olan Karacaören’in ‘Organik Tarım Bölgesi’ yapılması ile ilgili olarak Bakanlığınız şu ana kadar ne tür bir girişimde bulunmuştur?
3- Yılda 300 binden fazla kişinin ziyaret ettiği türbeler dolayısıyla bölgenin ‘İnanç ve Turizm Merkezi’ haline getirilmesi için Bakanlığınız tarafından ne tür somut girişimlerde bulunulmuştur?
4- Alevi köylerinin 9 kilometrelik tozlu yolundan sonra asfalt yol başlamaktadır. Bakanlığınız her yıl can ve mal kaybına yol açan bu adaletsiz uygulamayı gidermek için ne tür bir girişimde bulunacaktır?”