Etiket: alevi kurumları

  • Alevi kurumları Meclis’te olacak!

    Alevi kurumları Meclis’te olacak!

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük soykırıma karşı Alevi kurumlarının öncülüğünde başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar 10 Haziran’da Meclis’e sunulacak. Alevi kurumlarından oluşan heyet 9 Haziran’da Meclis’te bir dizi temasta bulunacak.

    Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar, milletvekilleri ve kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek basın açıklamasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edilecek.

    9 Haziran (yarın) Meclis’te Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleriyle görüşme yapacak heyette aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) , Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Suriye İnsan Hakları Topluluğu temsilcilerinin bulunduğu isimler yer alacak.

    HABER MERKEZİ

     

  • İskenderun’da Alevi kurumlarından tepki: Kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılar provokasyondur-VİDEO

    İskenderun’da Alevi kurumlarından tepki: Kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılar provokasyondur-VİDEO

    PİRHA- İskenderun’daki Alevi kurumları ve yöre dernekleri, Alevi inanç merkezlerine yönelik artan saldırıları kınadı. Saldırıların toplumsal barışı hedef alan bilinçli bir provokasyon olduğuna dikkat çeken kurum temsilcileri, inançlarına ve mekanlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.

    Son günlerde Alevi inanç merkezlerine ve kutsal mekanlara yönelik artan provokatif eylemler, İskenderun’daki Alevi kurum ve yöre dernekleri tarafından tepkiyle karşılandı.

    İskenderun Cemevi, Vartolular Derneği ve Tuncelililer Derneği yaptıkları açıklamalarda, Düzgün Baba Ziyaretgahı’na ve Elif Ana Türbesi’ne yapılan saldırıların toplumsal barışı ve birlikte yaşama iradesini hedef alan bilinçli birer provokasyon olduğuna dikkat çekti.

    “BİZLERİ ASİMİLE ETMEK, ‘DEVLETİN ALEVİSİ’ YAPMAK İSTİYORLAR”

    Saldırıların arkasında toplumsal barışı bozmak isteyen odakların olduğunu belirten İskenderun Cemevi Yöneticisi Makbule Güden, Alevi toplumunun inancından asla geri adım atmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Biz Alevi topluluğunun sabrını sınamaya çalışıyorlar. Bu tür olaylar bizleri asla inancımızdan vazgeçiremez. Kerbela’dan beri buradayız. Alevileri asimile etmek istediklerini düşünüyoruz. Bizi devletin Alevileri olarak görmek istiyorlar. Ama biz inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “YÜZLERCE YILLIK DEĞERLERİMİZE DOKUNULMASI BİZİ DEHŞETE DÜŞÜRÜYOR”

    Saldırıya uğrayan mekanların yüzlerce yıllık inançsal ve kültürel kökleri olduğunu hatırlatan İskenderun Vartolular Derneği Başkanı Alişan Turan, sadece Alevilerin değil tüm kamuoyunun ses çıkarması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “600 yıl önceki değerlerimize dokunulması bizleri dehşete düşürüyor. Sadece Alevilerin değil; kendine ‘demokratım’ diyen, ‘insanım’ diyen herkesin tepki koyması, bu durumu şiddetle kınaması lazım. Başka kesimlerin de kutsalları, değerleri var ve biz onlara çok saygılıyız. Bu tip insanlara müsaade edilmemeli, olaylar titizlikle soruşturulmalıdır.”

    “BU SALDIRILARIN ÜST ÜSTE YAŞANMASI TESADÜF DEĞİL”

    Alevi inanç merkezlerinin toplumsal barışın simgesi olduğunu belirten ve yetkilileri kararlı adımlar atmaya çağıran İskenderun Tuncelililer Derneği Başkanı Cafer Koç ise açıklamasında şu sözlere yer verdi:

    “Bu kutsallara yönelen her saldırı aynı zamanda toplumun ortak huzuruna ve birlikte yaşam iradesine yapılmış bir saldırıdır. Yaşanan olayların art arda gerçekleşmesi kamuoyunda ciddi soru işareti yaratmaktadır. Bu saldırıların üst üste yaşanmasının tesadüf olmadığını düşünüyor, toplum içerisinde korku ve gerilim yaratması amaçlanan her türlü girişime karşı yetkilileri daha duyarlı ve kararlı davranmaya çağırıyoruz.”

    Kurum temsilcileri, yapılan tüm karanlık girişimlere karşı sağduyuyla inançlarına ve mekanlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini belirterek, nefret diline karşı ortak mücadele çağrısını yineledi.

    Cevahir FINDIK / İSKENDERUN

  • Alevi kurumlarından CHP’li kadın milletvekillerine yönelik saldırılara tepki

    Alevi kurumlarından CHP’li kadın milletvekillerine yönelik saldırılara tepki

    PİRHA- Alevi kurumları, CHP’li kadın milletvekillerine yönelik sosyal medya saldırılarına sert tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi ve nefret içerikli saldırıların demokratik siyaseti hedef aldığı vurgulanarak, “Kadınların susturulmaya çalışıldığı bir toplumda demokrasi de susturulur” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AABF), son günlerde sosyal medya üzerinden CHP’li kadın milletvekillerine yönelik gerçekleştirilen cinsiyetçi saldırılara ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kadın siyasetçilerin hedef gösterilmesinin yalnızca bireylere değil, demokratik siyasete ve toplumsal barışa yönelik bir tehdit olduğu vurgulandı.

    “DEMOKRATİK SİYASET ALANINI ZEHİRLEYEN BU DİL”

    Ortak açıklamada, sosyal medya mecralarında kadın milletvekillerine yönelik hakaret, hedef gösterme ve linç kültürünü besleyen saldırıların kaygıyla takip edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Demokratik siyaset alanını zehirleyen bu dil, yalnızca ilgili kadın siyasetçilere değil, aynı zamanda kadınların kamusal alandaki varlığına, ifade özgürlüğüne ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir tehdittir.”

    Açıklamada, kadınların siyasette görünür olmasını hazmedemeyen anlayışın nefret söylemini ve dijital şiddeti araç haline getirdiği ifade edildi.

    “KADINLARIN SİYASETTE EŞİT VE GÜVENLİ BİÇİMDE YER ALMASI TEMEL KOŞULDUR”

    Alevi kurumları, kadın milletvekillerinin sistematik biçimde hedef alınmasının demokratik toplum düzeni açısından tehlikeli bir noktaya işaret ettiğini belirtti. Açıklamada, siyasetin hakaretin ve düşmanlaştırmanın değil, halk iradesinin alanı olduğu vurgulandı.

    Kadınların siyasette eşit, özgür ve güvenli biçimde yer almasının demokratik toplumun temel koşullarından biri olduğunun altı çizilen açıklamada, kadın kimliği üzerinden yapılan saldırıların toplumun ortak vicdanına yönelmiş olduğu ifade edildi.

    “NEFRET SÖYLEMİ SIRADANLAŞTIĞINDA TOPLUMSAL FAY HATLARI DERİNLEŞİR”

    Alevi kurumları, tarih boyunca ayrımcılığa ve nefret diline maruz bırakılmış bir inancın temsilcileri olduklarını hatırlatarak ,“Nefret söylemi sıradanlaştırıldığında toplumsal fay hatları derinleşmekte, demokratik yaşam kültürü zarar görmektedir” denildi.

    Açıklamada, kadınlara yönelik dijital şiddet ve organize saldırılar karşısında sessiz kalınamayacağı belirtilerek tüm demokratik kamuoyuna ortak tutum çağrısı yapıldı.

    “KADINLARI OKUMAYAN MİLLETLER ÖLÜR”

    Açıklamada, Hacı Bektaş Veli’nin “Kadınları okumayan milletler ölür” sözüne atıfta bulunularak, kadınların siyasetten, sanattan ve toplumsal yaşamdan silinmesine yönelik her türlü anlayışa karşı mücadele edileceği ifade edildi.

    Alevi öğretisinin “72 millete bir nazarla bakan” ve kadını-erkeği ayırmadan “can” olarak gören bir anlayışa sahip olduğu belirtilen açıklamada, kadın kimliği üzerinden yapılan her türlü aşağılamanın insanlık suçu olduğu vurgulandı.

    “LİNÇ KÜLTÜRÜ DEMOKRATİK MUHALEFETİ SUSTURMA ÇABASIDIR”

    Açıklamada, fikirlerle mücadele edemeyenlerin kadın kimliğini ve özel hayatı hedef almasının “acizlik göstergesi” olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

    “Sosyal medya üzerinden yürütülen bu linç kültürü demokratik muhalefeti susturma çabasından başka bir şey değildir.”

    Yetkili kurumlara nefret söylemi, dijital şiddet ve hedef göstermeye karşı etkin hukuki süreç işletme çağrısı yapılan açıklamada, cezasızlığın saldırıları artıracağına dikkat çekildi.

    “KADINLARIN SUSTURULMAYA ÇALIŞILDIĞI BİR TOPLUMDA DEMOKRASİ DE SUSTURULUR”

    Alevi kurumları açıklamanın sonunda, toplumun tüm kesimlerini ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanmaya çağırarak, şiddet yerine demokratik diyaloğun esas alınması gerektiğini vurguladı.

    Ortak açıklama, şu sözlerle son buldu:

    “Unutulmamalıdır ki, kadınların susturulmaya çalışıldığı bir toplumda, demokrasi de susturulur. Eşitlik, adalet ve insan onuru mücadelesi, hepimizin ortak sorumluluğudur.”

    HABER MERKEZİ

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Sistem çürüyor, çocuklarımızdan katil yaratılıyor!

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Sistem çürüyor, çocuklarımızdan katil yaratılıyor!

    PİRHA- Urfa ve Maraş’ta ardı ardına okullarda yapılan saldırılara ilişkin açıklama yapan Alevi kurumları, “Sistem çürüyor, çürütüyor, çocuklarımızdan katil yaratılıyor. Okulların sadece polisiye önlemle korunamayacağı açıktır. Demokratik, bilimsel ve laik bir eğitim modeli ile okullar birer bilim yuvasına dönüşmelidir. Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Sessiz kalmayacağız” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Urfa ve Maraş’ta okullara yapılan saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    “ŞİDDET VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME, SİSTEMSELDİR VE BU DÜZENİN ESERİDİR”

    “İzlemek ve sessiz kalmak, suça ortak olmaktır” denilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Okullarımızdan yükselen feryat artık münferit birer asayiş olayı değil, toplumsal bir imdat çığlığıdır. Çocuklarımızın kalem tutması gereken ellerine silahların ulaştığı, koridorların güven değil, korku soluduğu bir dönemin karanlığını yaşıyoruz.

    Yaşanan bu acı olaylar, sadece bireysel öfke patlamaları değildir. Bu, şiddeti bir çözüm yöntemi olarak kutsayan, dizilerde ve sosyal medyada “silahı ve zorbalığı” güçle özdeşleştiren kültürel iklimin sonucudur. Eğitim sistemimiz, çocukları sadece sınav maratonuna koşan birer yarışçı olarak görürken; onların ruhsal gelişimlerini, empati yeteneklerini ve sorun çözme becerilerini ihmal etmiştir. Yaratılmak istenen, “dindar ve kindar nesil” ile, bilimden uzaklaşan ve her geçen gün dinselleştirilen eğitim modelinin geldiği aşamadayız.

    Hakkını arayan sendikacıların, doğasına sahip çıkan köylülerin, akademik,demokratik mücadele yürüten gençliğin, eşit yurttaşlık mücadelesi veren ötekilerin, seçilmiş siyasetçilerin, doğruyu açığa çıkaran gazetecilerin her fırsatta tutuklanıp, zindana atıldığı, tutsak edildiği bir dönemde, çocukların ellerine tutuşturulan ölüm makineleri, içinde bulunduğumuz dönemin yansımasıdır.

    SİSTEM ÇÜRÜYOR, ÇÜRÜTÜYOR, ÇOCUKLARIMIZDAN KATİL YARATILIYOR

    Okulları sadece metal dedektörler ve yüksek duvarlarla koruyamayız. Asıl sorun, bir çocuğun okula silahla gelme motivasyonuna sahip olması ve o silaha bu kadar kolay ulaşabilmesidir.

    Değerli Canlar; sistem çürüyor, çürütüyor, çocuklarımızdan katil yaratılıyor. Sokaklardan sonra, okullar da birer bataklığa dönüşmekte ve giderek toplumsal bir hal almaktadır. Bir taraftan tekçi, inkarcı, gerici, ırkçı bir eğitim sistemi ile çocuklarımızın geleceği karartılmakta, bir taraftan da hem çocukların, hem de eğitim emekçilerinin can güvenlikleri ortadan kaldırılmaktadır. Aynı tehdit, maalesef başta sağlık emekçileri olmak üzere bütün emekçiler için geçerlidir.

    Bugün Maraş’ta, dün Urfa’da dökülen her damla kan, hepimizin ortak sorumluluğundadır.

    EĞİTİM SİSTEMİ; REKABET ÜZERİNE DEĞİL, ETİK DEĞERLER ÜZERİNE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR

    Siyasal iktidara acil çağrımızdır; Bireysel silahlanmaya karşı en sert yasalar derhal hayata geçirilmelidir. Eğitim sistemi; rekabet üzerine değil, etik değerler, öfke kontrolü ve insani iletişim üzerine yeniden inşa edilmelidir. Okulların sadece polisiye önlemle korunamayacağı açıktır. Demokratik, bilimsel ve laik bir eğitim modeli ile okullar birer bilim yuvasına dönüşmelidir. Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Sessiz kalmayacağız. Eğitim emekçilerimize, öğrenci ve velilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve halkımızı her türlü şiddetin karşısında birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Unutmayalım ki, kaybettiğimiz her bir çocuk, her bir can, yitirdiğimiz geleceğimizdir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Cemevlerine “2 Nisan” daveti tepkisi: Alevileri saraya çağırarak kandıramazsınız!-VİDEO

    Cemevlerine “2 Nisan” daveti tepkisi: Alevileri saraya çağırarak kandıramazsınız!-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevleri ve Alevi kurumlarını arayarak yaptığı davetlere tepki gösterdi. Akpınar, Alevi kurumlarının içten bölünmek istendiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurucu isimlerinden biri olan Ali Arif Özzeybek adına yapılan davetlere ilişkin konuşan Akpınar, söz konusu girişimlerin Alevi kurumları üzerinde etkisiz olduğunu ifade etti.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yapılan etkinliğe tepki göstererek, “Reha Çamuroğlu gibi AKP içinde siyaset yapan insanların daha sonrasında ‘bunların niyeti çok farklı’ açıklamaları ortadayken, içimizdeki çürük elmaların bundan ders alması gerekir” dedi.

    “İKTİDAR ALEVİLERİN İÇİNDEKİ DÜŞKÜNLERİ KULLANARAK ALEVİ ÖRGÜTLERİNİ İÇERİDEN BOZMAK İSTİYOR”

    AKP hükümetinin istediği rejimi hayata geçiremediğini belirten Akpınar, “AKP, kurmak istediği rejimin karşısında dinamik bir güç olan Alevi örgütlerini bozmak istiyor. Alevi kurumlarının içindeki çürük elmaları kullanarak onlarla ayrı ayrı dernekler kurup sanki Alevilerin temsilcileriymiş gibi kullanıyor” dedi.

    Alevi kurumları içerisinde bulunan kişilere çağrıda bulunan Akpınar, “Reha Çamuroğlu gibi siyaset yapan insanların, ‘Alevilerin sorununu çözeceğim’ diyerek AKP’ye girip daha sonra ‘bunların niyeti çok farklı’ dediği ortadadır. Bugün bu durumda olanlar bundan ders almalıdır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİ SARAYA ÇAĞIRARAK KANDIRAMAZSINIZ”

    Devlete de çağrıda bulunan Akpınar, “Alevileri saraya, Çankaya’ya, yemeğe çağırmakla Alevileri kandıramazsınız. Aleviler bu ülkede demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı ve inançlarının yasallaşmasını, devletin inancını kabul etmesini istiyor” diye konuştu.

    Türkiye’de Alevi toplumunun kurumsal olarak güçlü ve örgütlü bir yapıya sahip olduğunu belirten Akpınar, “Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve bizim gibi bağımsız dernekler var. Alevi toplumunun yüzde 90’ını temsil eden örgütlü bir güç bulunuyor. Bu güç sadece Aleviliği değil aynı zamanda bugünkü iktidarın karşısında adalet ve demokrasi adına yaşanan haksızlıklara karşı mücadele eden bir kitledir” dedi.

    “KENDİ ÇIKARLARI İÇİN SARAYA GİDENLER ALDANDIKLARINI GÖRECEK”

    Okullarda çocukların inançları nedeniyle sorun yaşadığını belirten Akpınar, “Eğer bu ülkenin bütünlüğünü sağlamak ve herkesi eşit yurttaş olarak görmek istiyorsanız önce Milli Eğitim Bakanınızı görevden alın, Diyanet İşleri Başkanı yapın. Milli Eğitim’in başına laikliğe ve anayasaya saygılı birini getirin” ifadelerini kullandı.

    Alevilerin mücadeleden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Akpınar, “Kendi çıkarları için saraya yemeğe gidenler bir gün ne kadar aldatıldıklarını görecekler. Saf ve duyarlı insanlara çağrıda bulunuyorum: Bu insanlara inanmayın, arkalarından gitmeyin. Bu kişiler, toplumun değerlerini ve inançlarını satmak için hareket eden insanlardır. Umarım bu sesimizi duyar ve bu yanlıştan dönerler” dedi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Munzur Üniversitesi’ndeki gelişmeler kaygı yaratıyor

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Munzur Üniversitesi’ndeki gelişmeler kaygı yaratıyor

    PİRHA-Dersim’deki Munzur Üniversitesi’nde yaşanan gelişmelere ilişkin çeşitli Alevi kurumları ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada üniversitede son dönemde yaşanan uygulamaların kaygı verici olduğu vurgulanırken, Alevi kimliğine ve akademik özgürlüğe yönelik baskı iddialarına dikkat çekildi.

    Dersim’de bulunan Munzur Üniversitesi’nde son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin Alevi kurumları ortak bir açıklama yayımladı. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Federasyonu (AAF) imzasıyla yapılan açıklamada, üniversitede yaşanan bazı uygulamaların hem akademik çevrelerde hem de Alevi toplumu içinde ciddi kaygılar yarattığı ifade edildi.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ’NDE YAŞANAN GELİŞMELER CİDDİ TARTIŞMALARA YOL AÇMIŞTIR”

    Ortak açıklamada, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker’in göreve gelmesinin ardından üniversitede yaşanan bazı gelişmelerin kamuoyunda ve akademik çevrelerde tartışmalara neden olduğu belirtildi. Açıklamada, Alevi kimliğine yönelik ayrımcı yaklaşımlar iddiaları, akademik özgürlüğün zedelendiği yönündeki değerlendirmeler ve bazı akademisyenlere yönelik baskı ve yıldırma politikaları olduğu yönündeki tartışmaların üniversitedeki huzur ortamını olumsuz etkilediği ifade edildi. Söz konusu iddiaların bir bölümünün Meclis’e verilen soru önergeleriyle gündeme taşındığı da hatırlatıldı.

    Ajansımız tarafından duyurulan rektörlük binasında bulunan çay ocaklarının kapatılmasına tepki gösterilen açıklamada, bu adımın üniversite içindeki sosyal alanların daraltılması olarak değerlendirildiği ifade edilirken, öğrenciler ve çalışanlar açısından ortak kullanım alanlarının korunmasının önemine dikkat çekildi.

    “DERSİM, ALEVİ İNANCININ VE KÜLTÜREL MİRASININ ÖNEMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİDİR”

    Ortak açıklamada Dersim’in Alevi inancı ve kültürel mirası açısından önemli merkezlerden biri olduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle kentte bulunan bir üniversitenin toplumsal hassasiyetleri gözeten, tüm inançlara eşit mesafede duran bir anlayışla yönetilmesi gerektiği vurgulandı.

    Alevilik üzerine akademik çalışmalar yürüten bir öğretim üyesine yönelik saldırı ve sonrasında yaşanan gelişmelerin kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığı ifade edildi. Üniversite yönetiminin yaşanan olaylara ilişkin adil ve tarafsız bir yaklaşım sergilemesinin önemine dikkat çekilirken, akademik özgürlüklerin korunmasının üniversitelerin temel ilkeleri arasında yer aldığı belirtildi.

    “ÜNİVERSİTELER FARKLI İNANÇ VE YAŞAM BİÇİMLERİNİ GÖZETEN, ÖZGÜR VE ÇOĞULCU ALANLAR OLMALIDIR”

    Açıklamada üniversitelerin farklı inanç ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabildiği, akademik özgürlüğün güvence altında olduğu demokratik alanlar olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, Munzur Üniversitesi’nde yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilerek üniversitenin toplumsal barışı ve akademik özgürlüğü esas alan bir anlayışla yönetilmesi gerektiği ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

     

  • ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ne çok sayıda kurumdan tepki!-VİDEO

    ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ne çok sayıda kurumdan tepki!-VİDEO

    PİRHA – “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” mesajıyla Ankara’da bir araya gelen çok sayıda sivil toplum örgütü, MEB’in ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ uygulamasını protesto etti. Uygulamanın tehlikelerine dikkat çekilirken, yapılan açıklamada “Laikliği yok sayarak, okulları dini alanlara çevirmenize sessiz kalmayacağız” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” şiarıyla Ankara’da basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda Alevi kurumu da destek verdi.

    Ortak basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu. Irmak, eğitim sistemiyle birlikte pek çok alanın, siyasi iktidarın baskıcı anlayışıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

    “Siyasi iktidarın, eğitim sistemine yönelik saldırıları artık gizli bir ajanda olmaktan çıkmış, açık bir meydan okumaya dönüşmüştür” diyen Irmak, eğitim alanının dini referanslarla kuşatılmak istendiğini belirtti.

    “AÇIK BİR FİŞLEME BELGESİDİR”

    Kemal Irmak, konuşmasının devamında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat’ta yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimata dikkat çekti. Söz konusu uygulamanın anayasal laiklik ilkesi ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırı olduğunun altını çizen Irmak, şöyle devam etti:

    “Bütün eğitim kademelerini kapsayan bu yasa dışı talimat, okulları ‘tek din tek mezhep’ anlayışının doğrudan uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır. Siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının sonuncusu ve en tehlikelisi doğrudan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istenmektedir. Anayasanın ikinci maddesinde açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti’ yazdığını hatırlatmak isteriz. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, öğrencileri bu etkinliklere katılmaya zorlamak suçtur. Örneğin MEB’in okullara gönderdiği talimatın uygulanması halinde okullarda öğrenciler oruç tutanlar ve tutmayanlar olarak ayrıştırılacak, oruç tutmayan öğrenciler dışlanacak ya da ötekileştirilecektir. Nitekim MEB tarafından okullara gönderilen ve haftalık olarak doldurulması istenen ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’ açık bir fişleme belgesidir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasayı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Bireyler arasında dini inanç üzerinden ayrımcılık yapılmasına karşı çıkanları “’din düşmanı’, ‘İslam düşmanı’ ilan etmek isteyenlerin asıl amaçları bellidir.”

    “DİN İSTİSMARI YAPILMAKTA”

    Kemal Irmak, genelgedeki kararların hiçbir uzman, akademisyen, pedagog, sendikalar ve velilere danışılmadan alındığını da belirtti. Eğitim alanındaki tüm kararların, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda alındığını söyleyen Irmak, şu uyarıda bulundu:

    “İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik-bilimsel eğitim başta olmak üzere, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Buradan açık bir şekilde herkesi uyarıyoruz. Eğitim kurumlarını ve çocukları siyasal olarak istismar ederek, toplumu bir kez daha ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyun, kazananın olmayacağı, okullarda ve toplumda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakmayı hedefleyen siyasal hedefleri olan bir oyundur. Bizimde bugün burada 18 (gerçek anlamda yüzün üzerindeki) demokratik kitle örgütleri ile bu basın açıklamasını yapmaktaki amacımız, ramazan ayında orucunu tutan Müslüman yurttaşların hassasiyetlerini hiçbir suretle görmezden gelmek ve kaşımak değildir. Halkımız, ramazan ayının da birleştirici, bütünleştirici değerini elbette bilir; bu değeri aile içinde ve sokakta kuşaklara ‘yaşayarak’ anlatır, aktarır. Tam tersine hükümet, yandaş basın ve Yusuf Tekin tarafından inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapılmaktadır. Daha kötüsü din istismarı yapılmakta. Sorun, Millî Eğitim Bakanlığı ve onun en tepe koltuğunda oturan Yusuf Tekin’in toplumu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve parti politikalarına dönük çıkar odaklı ‘siyasi’ tutumudur.”

    “TEPKİSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Kemal Irmak, ayrıştırıcı uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini belirterek konuşmasına şu cümlelerle son verdi:

    “Siyasi amaçlarla açıkça kin ve düşmanlık tohumu ekenler amaçlarına asla ulaşamayacaklardır. Yıllardır uygulanan eğitim politikalarıyla çocukları hem inanç sömürüsü hem de emek sömürüsü üzerinden istismar edenlere karşı sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Toplumda açıkça kin ve düşmanlık yaratmaya yönelik her türlü politika ve uygulamaya karşı tüm emek ve demokrasi güçleriyle birlikte güçlü bir barikat oluşturacağımıza ve bunun için bütün gücümüzle mücadele edeceğimizden kimse kuşku duymasın.Sizin din ve inançlar üzerinden toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz.

    Laik ve Bilimsel Eğitimi savunmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurumları basın emekçileriyle buluştu: Suriye’den elinizi çekin!-VİDEO

    Alevi kurumları basın emekçileriyle buluştu: Suriye’den elinizi çekin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi örgütleri, basın mensuplarıyla biraraya geldi. Suriye’de yapılan Alevi soykırımının basında yer almadığına vurgu yapan kurum temsilcileri, “Suriye’den elinizi çekin, Aleviliği tarif etmeyi bırakın” çağrısını yaptı.

    İstanbul’da düzenlenen toplantıda Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ile çok sayıda basın kuruluşunun temsilcisi yer aldı.

    Güncel gelişmelere dair değerlendirmelerini paylaşan Alevi kurumlarının öncelikli gündemi Suriye’de HTŞ tarafından yapılan saldırılar oldu.

    Alevi toplumunun güncel taleplerine ilişkin görüşlerini paylaşan ABF Başkanı Mustafa Aslan, Alevilerin yaşadığı sorunların, basında yeterince yer alamadığını vurgulayarak sözlerine başladı. Aslan, konuşmasının devamında Suriye’de halklar ve inançlara yönelik saldırılara dikkat çekti. Suriye’de Alevi soykırımı yaşandığını söyleyen Aslan, basının, Alevilerin sorunlarına daha duyarlı olması gerektiğini söyleyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Yaşadığımız ülkede bu yaşanan soykırımları yaymaya çalıştık. Neden Alevilere yönelik bu yapılanlar gündemde yer almıyor?
    HTŞ, bütün halklara düşmanlık güdüyor. HTŞ’yi, bizler IŞİD’den biliyoruz. Biz sadece Suriye’deki Alevilerin yaşadığı zulmü anlatmadık. İlgili kurumlara defalarca başvurduk ancak bize geri dönüş olmadı. Yaşanan vahşete dair meclisteki sorumlulardan olumlu olumsuz birşey duymak istedik ama olmadı. Ancak bu ülkenin dışişleri bakanı, hergün kahvede çay içer gibi selefilerle biraraya geliyor! 86 milyon içerisinde Alevilerin de olduğu unutulmamalı.  Son dönemlerde ‘Alevi kardeşlerimiz. Kürt kardeşlerimiz’ söylemi başladı. Ancak bizi katledenlerle biraraya geldiler, destek verdiler. Halen Alevileri tarif eden bir iktidarla karşı karşıyayız. 22 Ocak’ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayınladığı bilgide ‘kültür tesisleri’ içerisinde cemevlerinin olduğunu gördük! Bu durum, inkarın kanıtıdır. Gösterdiğimiz bu tepki de medyada karşılık bulmadı. Aleviyiz ve bu ülkenin yurttaşıyız. Bugünkü toplantıya da birçok medya kuruluşunu davet etmiştik. Mevcut tablo, Alevilerin yok sayıldığının göstergesidir.”

    “IŞID ÇETELERİ GÜNEYDE ARTIK KOMŞUMUZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç da sözlerine “barış” vurgusu yaparak başladı. Alevilere yönelik nefret suçlarına da işaret eden Koç, şu başlıklara değindi:

    “Alevi toplumunun ciddi sorunları var. Alevi topluluğu, ülkenin zararına her zaman ortak ama kâra ortak olamamıştır. Cemevleri konusunda devletin artık resmi statüyü sağlaması gerekir. IŞİD çeteleri güneyde artık bizim komşumuz! Ne yazık ki bu Sünniliğin yaşadığı her dönemde katliamlar devam etti. Alevilerin son iki yıl içerisinde 100’ü aşkın suç duyurusu var ama bir suçlu yok!”

    “DEVLET ALEVİLERE DAİMA MESEFELİ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin de öncelikli dikkat çektiği konu Suriye’deki Alevi soykırımı oldu. Erçe, Kürtlere dönük saldırıların basındaki yansımalarına da değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bu konularda basından sorumluluk almasını, konunun muhataplarını konuşturmasını bekleriz. Ne yazık ki artık Suriye ile komşu değiliz. Komşumuz artık İsrail, ABD, IŞİD’den kalan çete örgütleridir. Hükümetin sesi olan basın yayın ordusu içerisinde bizim sesimizin cılız çıktığının farkındayız. Özellikle Alevilerin yoğun izlediği basın yayın organlarının, bu süreçte daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çiziyorum.”

    Cuma Erçe, devletin Alevilere yöelik daima mesafeli durduğunu da sözlerine ekleyerek Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından Meclis’te kurulan komisyonda bir tek Alevi kesiminin dinlenmediğini söyledi. Erçe, “Bizimle görüşmeye kurumlarımıza gelen isimler, devlet adına geldiklerini dahi belirtemediler. Bu durumun altını çizmek isterim. Devlet, Alevilere işte böyle değer veriyor!” diye konuştu.

    “BARIŞ SÖYLEMİNDE OLANLARIN YANINDAYIZ”

    AKD Temsilcisi Birol Sağlam da medyanın, Alevilere yönelik tavrını değerlendirdi. Sağlam, Alevi örgütleri olarak daima demokrasiden yana olduklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Alevi toplumu, bir taraf olduysak sizler de özgür basının tarafı oldunuz. Bizler her zaman barıştan yana taraf olduk. Hemen yanıbaşımızda kadınlar, çocuklar katlediliyor. Alevilerle birlikte Kürtler, Hristiyanlar da katlediliyor. Bunların siz basın mensupları tarafından görünür kılınması çok önemli. Hükümetin, Alevilere ne kadar samimiyetsiz olduğunu cemevleri konusunda görüyoruz. Cemevleri, bizim ibadethanemiz. Kimsenin bu konuda bir tarife gitme haddi, hakkı yoktur.  Aleviler, bu ülkede ezilen, barış söyleminde olan kim varsa onun yanında olacaktır.”

    Toplantının devamı soru cevap formatında ilerledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Savaş suçlusuna protokol olmaz: Avrupa’dan El-Şara tepkisi!

    Savaş suçlusuna protokol olmaz: Avrupa’dan El-Şara tepkisi!

    PİRHA- Avrupa’daki Kürt, Alevi ve insan hakları kurumları, Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın Berlin ziyaretini protesto etmeye hazırlanıyor. Kurumlar, HTŞ lideri El-Şara’nın “devlet başkanı” muamelesi görmesini insanlığa karşı işlenen suçların meşrulaştırılması olarak değerlendirdi.

    Avrupa’da faaliyet yürüten Kürt, Alevi ve insan hakları kurumları, Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın 19 Ocak Pazartesi günü Almanya’nın başkenti Berlin’e yapması planlanan ziyarete karşı protesto eylemi düzenleyecek.

    Halep’in Kürt yoğunluklu mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’ye yönelik saldırılar sürerken gerçekleşmesi beklenen ziyaret, özellikle Alevi, Kürt ve azınlık toplulukları arasında büyük tepkiye yol açtı. Şara’nın Almanya’ya daveti, geçtiğimiz yıl Kasım ayında Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından yapılmış; davet, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un Ekim ayı sonunda Şam’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından gündeme gelmişti.

    BERLİN’DE PROTESTO ÇAĞRISI

    Almanya Kürt Toplumu, Almanya Kürt Kadın Hareketi, Tehdit Altındaki Halklar Derneği, Hawar Yardım, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Avrupa Arap Alevi Federasyonu (AAF), ortak bir çağrıyla Şara’nın Berlin ziyaretinin protesto edileceğini duyurdu.

    Yapılan açıklamaya göre protesto eylemi 19 Ocak Pazartesi günü Berlin’de gerçekleştirilecek. Eylemlerin Salı günü sabah saatlerinde de aynı noktada devam etmesi planlanıyor. Kurumlar, önümüzdeki günlerde başka demokratik kitle örgütleri ve insan hakları kuruluşlarının da eylemlere destek vereceğini belirtti.

    Protestolarla, Suriye ve bölgede yaşanan gelişmelere karşı Avrupa kamuoyunun dikkatinin çekilmesi ve halkların özgürlük mücadelesiyle dayanışmanın büyütülmesi hedefleniyor.

    FEDA VE DAKB: COLANİ NE MUHATAPTIR NE DE DEVLET MİSAFİRİ

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ile Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), yaptıkları ortak açıklamada HTŞ lideri Ahmed El Şara’nın Almanya ziyaretinin derhal iptal edilmesini istedi.

    Açıklamada, Suriye’de yönetimi zorla ele geçiren ve DAİŞ bağlantılı HTŞ’nin liderliğini yapan El Şara’nın Almanya’da “devlet başkanı” muamelesi görmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Kurumlar, El Şara’yı etnik ve inanç temelli soykırım suçlarından sorumlu bir savaş suçlusu olarak niteledi.

    “Suriye’de yıllardır süren savaşın bedelini kadınlar, çocuklar ve inançlarından dolayı hedef alınan halklar ödedi. Aleviler, Kürtler, Dürziler, Hristiyanlar ve Êzidîler sistematik biçimde katledildi, sürgün edildi, yaşam alanları yok edildi” denilen açıklamada, kadınlara yönelik kaçırma ve köleleştirme suçlarına da dikkat çekildi.

    “BU BİR DİPLOMASİ DEĞİL, AHLAKİ ÇÖKÜŞTÜR”

    FEDA ve DAKB, Almanya’nın HTŞ liderini protokol kapsamında kabul etmeyi tartışmasının diplomasi değil, açık bir ahlaki ve siyasi çöküş olduğunu belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Savaş suçlularıyla görüşmek, suça ortak olmaktır. Bu tutum; Halep’te, Süveyda’da, Rojava’da evlatlarını toprağa veren analara, sürgüne zorlanan halklara ve adalet arayanlara karşı açık bir saygısızlıktır. Barış, katilleri aklayarak kurulmaz. Savaş suçları zamanaşımına uğramaz.”

    “COLANİ TUTUKLANMALI VE YARGILANMALIDIR”

    Kurumlar, Almanya’ya açık çağrıda bulunarak El Şara’nın ziyaretinin iptal edilmesini ve hakkında yargı sürecinin başlatılmasını talep etti. Açıklamada, Almanya’nın Alevilere, Kürtlere ve Dürzilere yönelik işlenen suçlara ortak olmaması gerektiği vurgulandı.

    FEDA ve DAKB, başta Alevi kurumları olmak üzere kadın örgütlerini, insan hakları savunucularını, barış ve demokrasi güçlerini, sendikaları, akademisyenleri ve vicdan sahibi herkesi protestoya çağırdı.

    Açıklama, şu sözlerle son buldu:

    “Sessizlik tarafsızlık değildir; sessizlik suçun yanında saf tutmaktır. Biz zalimin değil, mazlumun yanındayız. Faille değil, canla yol yürürüz.”

    Pirha/ALMANYA

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Alevi soykırımı İstanbul’da protesto edildi!-VİDEO

    Alevi soykırımı İstanbul’da protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’daki Alevi kurumları, Suriye’de devam eden Alevi soykırımına karşı Kalkedon Meydanı’nda bir araya gelerek protesto eylemi gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, katliamların hız kesmeden sürdüğü vurgulanarak, “Hâlen tüm boyutlarıyla bilmediğimiz bu katliam karşısında uluslararası kamuoyu sessizliğe bürünmüş durumda” denildi.

    Suriye’de Alevilere yönelik devam eden soykırım girişimine yönelik tepkiler sürüyor. İstanbul Arap Alevi Meclisi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, “Suriye’de Alevi soykırımını durdurun” talebiyle Kadıköy’deki Kalkedon Meydanı’nda eylem yaptı.

    Basın açıklamasının Arapçasını İpek Karanfil, Türkçesini ise Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkan Yardımcısı Aydın Deniz okudu.

    “15 BİNİN ÜZERİNDE ALEVİ KATLEDİLDİ”

    Açıklamada, bugüne kadar yaklaşık 15 bin Alevinin katledildiğine dikkat çekilerek, Alevilerin yaşam ve inanç alanlarına yönelik saldırıların sürdüğü vurgulandı. Okunan basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Emperyalist devletler ve işbirlikçi bölge güçleri tarafından ‘Yeni Suriye’, ‘Suriye’de yeni dönem’, ‘Suriye devrimi’ gibi parlak ifadelerle pazarlanan cihatçı selefi HTŞ dönemi birinci yılını geride bıraktı. İktidara getirilen HTŞ yönetimi, halklara yönelik katliam ve tehdit dışında hiçbir şey sunmamıştır. Tüm dünyanın gözü önünde büyük suçlara imza atılmıştır.

    Suriye’de geçmişi suç ve şiddetle dolu bir çeteler koalisyonu iktidara getirilmiştir. Bu yapı, emperyalistler ve işbirlikçi yerel güçler tarafından Suriye’ye dayatılan, meşruiyeti ve yönetme kapasitesi olmayan bir yönetimdir. Bu suç çeteleri bir yıl boyunca başta Arap Alevi halkı olmak üzere; Dürziler, Kürtler, Hıristiyanlar ve laik Sünnilerle yalnızca katliam, baskı ve tehdit ilişkisi kurmuştur.”

    “BU BİR SOYKIRIM GİRİŞİMİDİR”

    Açıklamada, özellikle 6–8 Mart 2025 tarihlerinde yoğunlaşan saldırıların uluslararası hukuka göre bir soykırım girişimi olduğunun altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Bu yılın mart ayında Suriye tarihinin en büyük katliamlarından biri gerçekleştirildi. 6–8 Mart tarihlerinde şu ana kadar bildiğimiz kadarıyla 15 bini aşkın Alevi, cihatçı selefi HTŞ çeteleri tarafından katledildi. Köyler basıldı, toplu katliamlar yapıldı, kadınlar kaçırıldı, insanlar toplu mezarlara atıldı.

    Hâlen tüm boyutlarıyla bilmediğimiz bu katliam karşısında uluslararası kamuoyu sessizliğe bürünmüş, AKP medyası ve sözde medeni Batı medyası katliamı inkâr etmek için çaba göstermiştir. Yaşananlara dikkat çekenler tehdit edilmiş, yaşam hakkını savunanlar kriminalize edilmiştir. Soykırım girişimini aklayan ve Alevileri hedef gösteren unsurlar hâlen serbestçe dolaşmakta, mezhepçi ve kirli söylemlerini sürdürmektedir.”

    “DİRENİŞİN DESTEKÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamanın devamında, Suriye’de Alevilere yönelik nefret politikalarının sürdüğü, kadın ve çocukların da doğrudan hedef alındığı vurgulandı. Alevi halkının onurlu ve adil bir yaşam talebiyle mücadelesini yükselttiği belirtilerek şu talepler sıralandı:

    • İnanç kimliklerinin tanınması,

    • Tüm halkların inanç ve etnik kimliklerinin anayasal güvence altına alınması,

    • Halkların kendi kaderini tayin hakkının tanınması,

    • Soykırım girişiminin tüm boyutlarıyla açığa çıkarılması,

    • Katliamların, kaçırmaların ve zorla yerinden etmelerin faillerinin yargılanması.

    Açıklama, şu sözlerle sona erdi:

    “Bu vesileyle Suriye Alevilerinin onurlu, adil ve insanca bir yaşam için başlattıkları oturma eylemini selamlıyoruz. Taleplerini sahipleniyor, kendileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Onurlu bir yaşam için yürüttükleri direnişin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Biz titreyen bir sessizlik değiliz; gerektiğinde ayağa kalkan onurun öfkesiyiz. Bu topraklarda sökülemeyen kökler olarak kalacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Alevi Kurumlarından Yayladağı’nda ortak ses: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar soykırımdır! VİDEO

    Alevi Kurumlarından Yayladağı’nda ortak ses: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar soykırımdır! VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, Yayladağı Sınır Kapısı’nda, “Suriye’de Alevi soykırımını durdurun” talebiyle basın açıklaması yaptı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Demokratik Alevi Derneği, Adana Alevi Kurumları, Samandağ ve Antakya Alevi Kurumları, Mersin Alevi Kurumları, Adana Alevi Platformu, Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Samandağ Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara karşı Hatay’ın Yayladağı Sınır Kapısı’nda bir araya geldi.

    Burada yapılan basın açıklamasını Alevi kurumları bileşenleri adına basın metnini okuyan Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların, inkar edilemez biçimde soykırım niteliği taşıdığını belirtti. Yaşananların planlı bir yok etme politikası olduğunu dile getiren Karaoğullarından, “8 Aralık 2024’ten bu yana Alevi yerleşimleri kuşatma altına alınmış; köyler basılmış, siviller infaz edilmiş; kadınlar ve çocuklar kaçırılmış, cinsel saldırıya uğramış, alıkonulmuş ya da katledilmiştir. Hayatta kalanlar ise açlık, yardımsızlık ve sürekli tehdit koşulları altında yaşamaya zorlanmaktadır. Bölgenin demografik yapısı bilinçli ve zorlayıcı yöntemlerle değiştirilmektedir.Alevilere ait ibadethanelerin bombalanması, mahallelerin yakılması, evlerin ve araçların yağmalanması “çatışma” olarak tanımlanamaz. Bunlar, bir inancın ve bir halkın varlığını ortadan kaldırmaya yönelik ağır insanlık suçlarıdır”dedi.

     TALEPLER SIRALANDI

    Yaşananlara susmanın, bu suça ortak olmak anlamına geldiğini ifade eden Karaoğullarından, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Hakikatin açığa çıkarılması amacıyla; insan hakları savunucuları, akademisyenler, inanç örgütleri ve siyasetçilerden oluşacak TBMM çatısı altında bağımsız bir araştırma heyeti derhal kurulmalıdır.
    – Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır.
    – Başta Aleviler olmak üzere tüm azınlıklar için acil ve güvenli insani yardım koridorları açılmalıdır.
    – Bölge ülkeleri mezhepçi ve emperyalist politikalara son vermeli, bu suçların ortağı olmaktan çıkmalıdır.
    – Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyu, Alevi soykırımına karşı sessizliğini bozmalı ve sorumluluk almalıdır.”

    HÜKÜMETE ÇAĞRI: COLANİ’YE DUR DENİLMELİ

    Basın açıklamasının ardından Alevi kurum temsilcilerine söz verildi. İlk olarak çatı örgütleri adına konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Suriye’de soykırım yapanlar bu topraklarda yetiştirildi, beslendi ve destekleniyorlar. Bugün Suriye’de Alevilerin katledilmesine sessiz kalanlar, bu topraklarda yüzyıllardır Alevileri yok saydılar, inkar ettiler, katliam yaptılar, sürgün ve asimilasyon politikaları uyguladılar. Kandan besleyen zihniyet bugün Suriye’de canlarımızı katlediyor ve yaklaşık bir yıldır haykırıyoruz; Suriye’de bir vahşet var diyoruz. Suriye’yi teslim ettiğiniz katiller Suriye’de kendisi gibi düşünmeyenleri düşman olarak görecek dedik. Türkiye’nin, Avrupa’nın dört bir yanına, Birleşmiş Milletler’e, uluslararası insan hakları örgütlerine Suriye’de yaşanan vahşetin durdurulması gerektiğini, Colani ve ekibinin katil olduğunu söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Buradan hükümete tekrar sesleniyoruz; sizin bu topraklarda beslediğiniz, yetiştirdiğiniz, eğittikleriniz bugün Suriye’de canlarınızı katlediyorlar. Colani ve sürüsüne dur demiyorsanız onların birer ortağısınız demektir. Bugün Yayladığı sınır kapısındayız. Bu sınır kapısının açılmasını, insani yardım koridorunun açılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “SUÇLULAR YARGILANSIN”

    CHP Parti Meclis Üyesi Nihat Dağ ise, “Bu katliamı yapanlar 1993’te Sivas’taki aydınları yakanlardır, oradaki aydınları yakanlar on gün önce Yalova’da üç askerimizi, üç polisimizi şehit edenlerdir. Bizler bu coğrafyada binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz. Colani celladını nefretle, şiddetle kınıyorum. Bugün Suriye’de yaşanan anlık bir vahşet değildir. Yaşanan aleni katliamı durdurmak için uluslararası bir mekanizma kurulmasını istiyoruz. Bu suçu işleyenlerin şiddetli bir şekilde cezalandırılmalarını ve yargılanmalarını istiyoruz. Dünyaya barış gelene kadar bu direnişimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

     “GERÇEK BARIŞ İÇİN SURİYE’DEKİ KATLİAM DURDURULMALI”

    Demokrat Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Suriye’deki Alevi canlarımızın soykırıma uğramasına asla ve asla razı değiliz. Tekçi, dinci, milliyetçi, ırkçı bir anlayış asla bizi temsil edemez. Bu zihniyeti Ankara Gar Katliamı’ndan, Suruç’tan tanıyoruz. Bu topraklarda barış olsun istiyorsanız sınır kapısını açın ve bu katliamları durdurun!” dedi.

    “MECLİS HEYET OLUŞTURUP SURİYE’YE GİTMELİ”

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Suriye’deki Alevi katliamlarını Meclis’e taşıdıklarını belirterek, “Diğer siyasi partilerle beraber komisyon kurulsun, Suriye’ye gidip yerinde görülsün istedik ama gelin görün ki aynı zihniyet el kalabalığıyla bunu reddettiler. Meclis buradaki sivil toplum kuruluşlarımızla bir heyet oluşturmalı ve Suriye’ye gitmeli” şeklinde konuştu.

    Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, Suriye’de yaşananların bir Alevi soykırımı olduğunu söyledi. Karaçay,  “Suriye’de bir ulus, bir inanç haritadan ve tarihten silinmeye çalışılıyor. Bizler bu soykırıma karşı mücadelemizi büyüteceğiz” dedi.

    SYKP Eş Genel Başkanı Mert Titiz, de “Suriye’de yaşanan soykırıma karşı ülkenin demokratları, devrimcileri, sosyalistleri, komünistleri, Alevileri, Kürtleri olarak direnişi büyüteceğiz” sözlerini kullandı.

    “ARAP ALEVİLER YALNIZ DEĞİLDİR”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu adına basın metnini okuyan Seda Yüce şunları vurguladı:

    “Suriye’de Arap Alevilerine yönelik yürütülen katliamlar, zorla yerinden etmeler, inanç temelli nefret politikaları insanlığa karşı suçtur.  Uluslararası topluma çağrımız nettir; çifte standartlara son verin. Seçici insan haklarınızı reddediyoruz. Arap Alevilerinin hayatı pazarlık konusu değildir. Arap Alevileri sahipsiz değildir. Bu suçlar unutulmayacak, bu hesap er ya da geç sorulacaktır.”

    Son olarak Antakya Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Çetin Yalçınkaya, “Halklara yönelik mezhepçi, ayrımcı ve soykırımcı politikaların derhal son bulmasını; Suriye halklarının iradesine dayalı, eşit temsiliyetin olduğu bir yönetimin kurulmasını talep ediyor ve bu doğrultuda Uluslararası toplumu, Suriye’de kalıcı barış için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Yayladağı’ndan yükselen bu sesin Antakya’da, Türkiye’de ve tüm dünyada duyulmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • İzmir Alevi Kurumlarından 2026 mesajı: Eşitliğin, barışın ve özgürlüğün yılı olsun!-VİDEO

    İzmir Alevi Kurumlarından 2026 mesajı: Eşitliğin, barışın ve özgürlüğün yılı olsun!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki Alevi kurum başkanları 2026 yılının halklar ve inançlar için özgürlük ve eşit yurttaşlık yılı olmasını temenni ederek, yeni yıla dair dileklerini paylaştılar. Mesajlarda 2026 yılının, savaş politikalarına karşı barışın inşa edildiği ve eşit yurttaşlık mücadelesinin kazanımla sonuçlandığı bir yıl olması istendi.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, 2026 yılına yılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2026 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarına, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    İzmir’deki Alevi kurum başkanları ve pirler yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı. Mesajlar şöyle:

    “BARIŞIN VE ADALETİN HAKİM OLDUĞU BİR YIL OLSUN”

    Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir: Kalbimizdeki iyiliklerin yolumuza ışık tuttuğu, yen yılın bir önceki yıldan daha aydınlık olacağı; adaletin, barışın, sevginin ve hoşgörünün hakim olduğu bir yıl diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun.

    “DAYANIŞMAYI YARATAN YENİ BİR YIL OLSUN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik:  Yeni bir yıla girerken tüm zorluklara, acılara rağmen umudu büyütmenin, birlik olmanın her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Aleviler olarak yüzyıllardır karanlığa karşı ışığı, zulme karşı dayanışmayı savunduk. 2026 yılına girerken de en büyük dileğimiz; farklılıklarımızla bir arada, eşit ve özgür bir yaşamın mümkün olduğuna olan inancımızın güçlenmesidir. İnancımızdan, kimliğimizden ve haklı taleplerimizden vazgeçmeden yan yana durarak bu ülkeye barışı ve adaleti getirebiliriz. Yeni yılın ayrıştıran değil birleştiren, dayanışmayı yaratan bir yıl olmasını diliyorum.

    “GELECEĞİ EŞİT YURTTAŞLIK TEMELİNDE KURMAK HEPİMİZİN GÖREVİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı: 2026 yılına girerken yıllardır mücadele ettiğimiz eşit yurttaşlık talebimizin artık bir talep olarak değil, anayasal ve toplumsal bir gerçeklik olarak kabul edilmesini istiyoruz. Barış sadece silahların susması değil adaletin, hakkaniyetin ve rızalığın tesis edilmesidir. Barış, eşitçe ve özgürce birlikte yaşamaktır. 2026 yılının inançların tanındığı, kimliklerin özgürce yaşanabildiği, gerçek bir barışa dönüşmesini temenni ediyoruz. Bu umudu birlikte büyütmek, barışı kalıcı kılabilmek ve geleceği eşitlik temelinde kurmak hepimizin sorumluluğudur.

    “EŞİT YURTTAŞLIK YILI OLMASINI DİLİYORUM”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şube Başkanı Eren Alagöz: 2026 yılının barışın, sevginin, hoşgörünün yılı olmasını diliyorum. 2025 yılında yaşadığımız barış politikalarının yeni yılda sağlam zeminler üzerinde kurulması ve eşit yurttaşlık yılı olmasını temenni ediyorum.

    “SURİYE’DE ALEVİLER KATLEDİLİYORKEN SUSMAK İNSANLIKTAN VAZGEÇMEKTİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  GYK Üyesi Kenan Yaşatürk:  2025 yılı bize bir kez daha gösterdi ki sömürü küresel, yoksulluk bilinçli ve savaş planıdır. Ama direnişte öyledir. Suriye’de Aleviler katlediliyorken, Filistin’de bir halk yok edilmeye çalışıyorken susmak insanlıktan vazgeçmektir. Biz susmuyoruz, biz vazgeçmiyoruz. İşçilerin alın terinin karşılığını aldığı, kadınların yaşam hakkının korunduğu, gençlerin gelecek kaygısının olmadığı, Alevilerin eşit yurttaş sayıldığı, tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir yıl olması dileğiyle, umuduyla. 2026 yılı boyun eğmenin değil dayanışmanın yılı olsun.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi kurumları Roboski’de: Bu katliamlar birbirinden kopuk değil!

    Alevi kurumları Roboski’de: Bu katliamlar birbirinden kopuk değil!

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 14’üncü yılına girilirken, Avrupa’dan ve Türkiye’den gelen Alevi kurum temsilcileri katliamda yaşamını yitirenlerin aileleriyle buluşmak üzere Roboski’ye gitti. Anmada öne çıkan vurgu, Alevilere ve Kürtlere yönelik katliamların ortak bir inkâr ve cezasızlık politikasıyla sürdürülmesi oldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden (PSAKD) oluşan heyet, Roboski’ye gitti.

    Aaileler tarafından karşılanan Alevi heyeti katliamda yaşamını yitirenleri  mezarlıkta yapılan açıklamalarda, Roboski’nin münferit bir olay olmadığı, devletin yıllardır sürdürdüğü kimlik ve inanç politikalarının bir sonucu olduğu vurgulandı.

    “ALEVİ KATLİAMLARIYLA ROBOSKİ ARASINDA FARK YOK”

    ABF Başkanı Mustafa Aslan, Roboski’nin Alevilere yönelik katliamlarla aynı tarihsel çizgide durduğunu belirterek, devletin yüzleşmekten kaçındığı her katliamın yenilerini doğurduğunu ifade etti:

    “Biz Maraş’tan geliyoruz. Orada da Roboski’de olduğu gibi katliamın üstü örtüldü. Burada 34 insan, çocuk yaşlı demeden katledildi. Suçları yalnızca yoksulluktu. Bu katliamların ortak noktası, faillerin hesap vermemesi. Biz bugün burada, acıları yarıştırmak için değil, ortaklaştırmak için bulunuyoruz.”

    AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat ise konuşmasında, Alevilere ve Kürtlere yönelik baskı politikalarının aynı zihniyetin ürünü olduğunu vurguladı:

    “Bu ülkede hem Aleviler hem de Kürtler eşit yurttaşlık talep ettikleri için hedef alındı. Devlet bu talepleri tanımak yerine, herkesi kendine benzetmeye çalıştı. Roboski’de yaşanan da budur. Alevi katliamları neyse Roboski de odur. Acılarımız birdir. Bugün hâlâ barıştan söz ediliyorsa, bunun yolu hakikatle yüzleşmekten ve adaleti sağlamaktan geçer.”

    “14 YILDIR ADALET YOK”

    Katliamda yakınlarını kaybeden aileler adına konuşan Veli Encü ise yıllardır süren cezasızlığa dikkat çekti:

    “14 yıldır adalet mücadelesi veriyoruz. Sorumlular ortada ama yargı önüne çıkarılmıyor. Katiller unutulmayacak. Bu dava kapanmadı, kapatılmasına da izin vermeyeceğiz. Hesap sorulana kadar mücadelemiz sürecek.”

    Anma, katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin mezarlarının ziyaret edilmesiyle son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

    FOTO-JİNHA

  • Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi için kurumlar Antep’te bir araya geldi!

    Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi için kurumlar Antep’te bir araya geldi!

    PİRHA – İstanbul’daki Garip Dede Dergâhı’nda 4–5 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen Alevi Çalıştayı’nda alınan kararlar doğrultusunda, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin ilk hazırlık toplantısı Antep Cemevi’nde başladı.

    Alevi kurumlarının başkan ve yöneticilerinin geniş katılımıyla başlayan toplantıda, Alevi toplumunun güncel sorunları, ortak mücadele başlıkları ve kurumlar arası eşgüdümün nasıl sağlanacağına dair değerlendirmeler yapıldı. Toplantının, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi çatısı altında ortak bir irade oluşturma hedefiyle gerçekleştirildiği vurgulandı.

    ALEVİ KURUMLARI ANTEP’TE BİR ARAYA GELDİ

    Antep’teki toplantıya; Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ile Arap Alevileri Federasyonu’nun (AAF) başkan ve yöneticileri katıldı.

    Toplantıda söz alan kurum temsilcilerinin, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin Alevi toplumunun ortak sesi ve kalıcı bir temsil mekanizması olması gerektiğine dikkat çektiği öğrenildi.

    GARİP DEDE DERGÂHI’NDA ALINAN KARARLAR HAYATA GEÇİRİLİYOR

    Hatırlanacağı üzere, 4–5 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul Garip Dede Dergâhı’nda düzenlenen Alevi Çalıştayı’nda; Alevi toplumunun inançsal, siyasal ve toplumsal sorunlarına karşı ortak tutum geliştirilmesi ve bu doğrultuda kalıcı bir temsil yapısının oluşturulması yönünde kararlar alınmıştı.

    Antep’te başlayan hazırlık toplantısının, söz konusu kararların somutlaştırılması ve hayata geçirilmesi açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi.

    Toplantıda yapılacak görüşmelerin ve alınacak kararların, toplantıların tamamlanmasının ardından kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.

    PİRHA/ANTEP

  • Alevi kurumlarından dünyaya çağrı: Suriye’de Aleviler soykırıma uğratılıyor sessiz kalmayın!-VİDEO

    Alevi kurumlarından dünyaya çağrı: Suriye’de Aleviler soykırıma uğratılıyor sessiz kalmayın!-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bir araya gelen Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere ve diğer kadim halklara yönelik sistematik saldırılara karşı güçlü bir çağrı yaptı. Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Demokratik Alevi Dernekleri ve Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri ortak bir basın açıklamasıyla dünyayı sessizliğini bozmak için göreve çağırdı.

    Açıklamayı Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent İlik okudu. Suriye’de özellikle Alevi mahallelerine yönelen son saldırıların “örgütlü bir soykırım girişimi” olduğunu vurguladı.

    “HTŞ ELİYLE ALEVİLERE YENİ BİR KERBELA YAŞATILIYOR”

    Basın açıklamasında, Ortadoğu’nun emperyalizm ve bölgesel ortakları tarafından yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Suriye’de ise bunun bedelini en ağır şekilde halkların ödediği belirtildi. HTŞ’nin, uluslararası arenada aklanmaya çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, örgütün lideri Ebu Muhammed el Colani için “katil” ifadesi kullanıldı:

    “Dünün IŞİD’i, El Nusra’sı bugün HTŞ adıyla Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere ve diğer halklara sistematik soykırım uyguluyor.”

    Alevi halkının can güvenliğinin kalmadığı, evlere baskınların yapıldığı, kadın ve gençlerin kaçırıldığı, mallara el konulduğu ve bölgede “insanlık onurunun ayaklar altına alındığı” vurgulandı.

    “Bu katliamdan yalnızca Colani değil onu besleyen tüm hükümetler sorumludur”

    Kurumlar, başta ABD, İsrail ve Türkiye olmak üzere HTŞ’yi dolaylı ya da doğrudan destekleyen devletleri sorumlu tuttu:“Suriye’deki her gözyaşının, her damla kanın sorumlusu yalnızca selefi çeteler değil, onları büyüten, eğiten, silahlandıran ülkelerdir.”

    Demokratik kamuoyuna seslenen kurumlar, HTŞ’nin uluslararası alanda meşruiyet kazandırılmasına tepki göstererek, yaptırımların kaldırılması ve örgüte silah verilmesinin “bölgedeki savaş suçlarını büyüttüğünü” ifade etti.

    “BU VAHŞETE SESSİZ KALMAYIN”

    Açıklama, dünya halklarına güçlü bir çağrı ile devam etti:

    “Hükümetlerinize baskı kurun. Suriye’de onurlu bir mücadelenin içinde hayatta kalmaya çalışan canlarımızın sesine ses olun.”

    Alevi kurumları, bölgeye bağımsız insan hakları heyetlerinin girmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını, insani yardım koridorlarının açılmasını istedi. Alevi yapılarının ve emek–demokrasi güçlerinin bölgeye yardım ulaştırmaya hazır olduğu belirtildi.

    “ZULME BOYUN EĞMEYİZ”

    Açıklamanın sonunda Alevi kurumları şu mesajı verdi:

    “Yezit zulmüne karşı Hüseyinler nasıl direndiyse, biz de direnmeye devam edeceğiz. Zalimden yana olmayacağız, barıştan, adaletten ve eşit yurttaşlıktan vazgeçmeyeceğiz.”

    PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek de, katliama karşı sessiz kalanları kınayarak, sorumluluların harekete geçmesini istedi.

    Açıklamayı okuyan Bülent İlik, Suriye’de yaşananların “tarihe kara bir sayfa” olarak geçtiğini ve kimsenin bu suçlara ortak olmaması gerektiğini söyledi.

    Alevi kurumları, tüm kamuoyunu Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkların sesi olmaya davet ederek açıklamayı sonlandırdı:

    “Colani katildir. Katilden barış elçisi olmaz; onu barış elçisi ilan edenler zulme ortaktır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Alevilerin Örgütlenme Manzarası – Sorunlar, İmkanlar ve Arayışlar Çalıştayı’nda ‘Meclis’ kurma kararı!-VİDEO

    Alevilerin Örgütlenme Manzarası – Sorunlar, İmkanlar ve Arayışlar Çalıştayı’nda ‘Meclis’ kurma kararı!-VİDEO

    PİRHA- Çok sayıda Alevi örgütü, “Alevilerin Örgütlenme Manzarası” başlıklı çalıştayda bir araya geldi. Çalıştay’da; Alevi kurumlarını, konfederasyonlarını, federasyonlarını, derneklerini ve vakıflarını temsil kabiliyeti güçlü ve etkili büyük bir merkeze dönüştürmek için “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi” adı altında yeni bir oluşum kurmanın benimsendiği kararlaştırıldı. Çalıştay’da ayrıca Türkiye başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki Alevi örgütlerinin, inanç temsilcilerinin, sanatçıların, akademisyenlerin katılacağı ve Aralık ayında İstanbul’da “Büyük Alevi Kurultayı” toplamak için çalıştay bileşimine tavsiye kararı alındığı açıklandı.

    Gazeteci Nejdet Saraç Masa 9’da alınan başlıkları paylaştı. Sadece kurum başkanlarının yer aldığı masada ele alınan başlıklara değinen Saraç, Alevi kimliğinin 2002 yılında Alevi Bektaşi Federasyonu’nun kurulmasıyla resmiyete geçtiğini belirterek şu konuşmayı yaptı:
    “Bu çalıştayın Alevi dünyasına yeni bir dönüm noktası olmasını canı gönülden diliyorum. Düne bakarak değil yarına batmada yetişir yeni şeyler söylemeliyiz. Birinci ortak buluştuğumuz nokta burasıydı. Alevi hareketinde örgüt sayısı arttı ancak etkisi azaldı. Bir ters orantı yaşanıyor. 21. yüzyılda Alevileri tek merkezde bir araya getirmek mümkün değil ama güçlü bir merkez oluşturmak yani referans merkezi olmak konuşuldu. Defansif yaklaşımları terk etmek gerekiyor. Yani sadece hak temelli bir hareketten çıkmak gerekiyor. Yalnız sen mağdur edebiyatıyla bizim eşitliği sağlama şansımız yok.”

    Nejdet Saraç, kurum başkanlarının oy birliği ile aldığı kararları da şu şekilde paylaştı:
    “Toplantıya katılan Genel Başkanlar şunlardır: Mustafa Aslan / ABF Genel Başkanı, Hüseyin Mat / AABK Eşit Genel Başkanı, Zeynel Abidin Koç / ADFE Genel Başkanı, Zeynel Şahan / AACF Genel Başkanı, Ercan Geçmez / HBVAKV Genel Başkanı, Seher Şengünlü Yılmaz / AKD Başkanı, Cuma Erçe / PSAKD Genel Başkanı.
    1980’lerin sonundan itibaren Türkiye’de ve yurtdışında dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar şeklinde örgütlenen Alevi kurumları Alevilerin temsiliyeti ve hak mücadelesinde çok önemli bir rol oynamışlardır.
    Örgütlenmede yaklaşık 40 yılı geride bırakan Alevi örgütlenmesi 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken ‘yol bir sürek bin bir’ yaklaşımına uygun olarak hem inancına hem de günün koşullarına göre yeniden yapılanması artık kaçınılmazdır. Bu tespite uygun olarak Alevi kurumlarının genel başkanlarından oluşan Çalışma Grubu, bütün Alevi kurumlarını, konfederasyonlarını, federasyonlarını, derneklerini ve vakıflarını temsil kabiliyeti güçlü ve etkili büyük bir merkeze dönüştürmek için “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi” adı altında yeni bir oluşum yapmayı benimsemişlerdir.

    İktidar blokunun kendisine göre bir Alevi yapılanması yaratmaya çalıştığı bir ortamda Alevi inancını, geleneğini ve kültürünü temsil eden Alevi kurumlarının temsili ve eşit yurttaşlık temelinde hak mücadeleleri düne göre daha da önemli bir hale gelmiştir.
    Alevi sorunu diye ifade edilen sorunun asıl olarak bir siyasal anlayış sorunu olduğunu bilen Alevi kurumları olarak “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi”ni oluşturmak, Türkiye başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki Alevi örgütlerinin, inanç temsilcilerinin, sanatçıların, akademisyenlerin katılacağı ve Aralık ayında İstanbul’da “Büyük Alevi Kurultayı” toplamak için çalıştay bileşimine tavsiye kararı almıştır.
    “Büyük Alevi Kurultayı”nı toplayarak “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi”ni kurmak için gerekli hukuki ve teknik çalışmayı yapmak üzere bu çağrıyı yapan kurum temsilcileri başta olmak üzere, hukukçulardan, akademisyenlerden oluşan bir “Hazırlık Heyeti” kurmayı da benimsemiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti, Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi

    DEM Parti, Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Alevi kurum temsilcileri bir araya geldi. Yapılan görüşmede, Alevilerin yaşadıkları sorunlar ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin konuşulduğu belirtildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Genel Merkezi’nde Alevi örgüt ve kurumlarıyla bir araya geldi. Tülay Hatimoğulları ve Bakırhan’a, Halklar İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu, PM üyesi Zeyno Bayramoğlu ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu’dan oluşan heyet eşlik etti.

    Eş Genel Başkanlardan oluşan heyet, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADEF) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hacı Bektaş-i Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkan Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Muzaffer Başboğa, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Cuma Erçe ve Fransa Alevi Dernekleri Genel Başkanı Mehmet Gündüz ile görüştü.

    Görüşmede, Alevilerin yaşadıkları sorunlar ele alınarak görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca; Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair tartışmalar yürütüldü.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    Alevi kurumlarından yeni açıklama: Alevilik siyasi tartışmaların aparatı yapılamaz!

    PİRHA- Alevi kurumları, Gazeteci Merdan Yanardağ’ın Alevi inancına yönelik sözlerine yönelik açıklamalarının farklı mecralara çekilmek istendiğini kaydederek, iktidar cenahının bu meseleyi kullanmasını eleştirdi. Alevi kurumları, “Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz” diye belirtti. 

    TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, CHP önceki Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimligi üzerinden “Aleviler içerisinde çok hain vardır” ifadesi, tepkilere yol açmış ve Alevi kurumları konuya dair ortak bir açıklama yaparak Yanardağ’ı Alevilerden özür dilemeye çağırmıştı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)  yayınladıkları ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme aldı.

    Açıklamada her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirildiği ve asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışıldığına vurgu yapılarak, bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlandığı ifade edildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamaların ise inandırıcılıktan uzak olduğunu belirten Alevi kurumları, “TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz” diye ifade etti.

    “HİÇ KİMSE ALEVİLİĞİ SİYASİ TARTIŞMALARIN APARATI YAPAMAZ”

    Alevi kurumlarının ortak açıklaması şöyle:

    “Gazeteci Merdan Yanardağ’ın açıklamaları üzerine, Alevi Kurumları olarak 15 Eylül 2025’te yaptığımız ortak bildirinin yayınlanmasının ardından başlayan tartışmalar nedeni ile, yeni bir açıklama kaleme alma ihtiyacı doğmuştur.

    Öncelikle ; Alevi Kurumları olarak, yayınladığımız bildiride yazan her bir kelimenin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz.

    Meramımız yeteri kadar anlaşılmamış olabilir. Buna itirazımız yoktur. Ancak; bile bile tartışmayı farklı mecralara çekmek isteyenlerin de farkındayız. İtirazımız ve talebimiz nettir. Hiç kimse, Aleviliği ve Alevileri, siyasi tartışmalarının, siyasi rekabetlerinin, suni kavgalarının ve iktidar çekişmelerinin aparatı yapamaz. Sadece Aleviliği veya Alevileri değil, hiçbir kimliği, kişisel hesaplarına malzeme yapamaz.

    “ERDOĞAN’IN ALEVİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASI İNANDIRICILIKTAN UAZAKTIR”

    Sayın Yanardağ’a itirazımız, siyaset yapanlara yönelik eleştirilerine değil, bunları inançsal kimlikleri ile eşleştirmesine idi.

    Kendisinden kamuoyu önünde özür dilemesini istedik ve kendisi de zaten gereğini yapıp özür diledi.

    Siyasi tartışmaların, siyasi bir dille yapılması gerektiğini, Alevi, Kürt, Zaza,  Arap, Abdal, Roman v.b kimlikleri rencide edecek ifadelelerle siyaset yapılamayacağını, bugüne kadar, her fırsatta dile getirdik. Bugün aynı noktadayız.

    Son dönemde ne yazık ki, her siyasi tartışmanın odağına Alevi toplumu yerleştirilmekte, asıl sorunların üzeri bununla örtülmeye çalışılmaktadır. Bu yolla da toplumsal muhalefetin kendi içinde bölünmesi amaçlanmaktadır.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerle ilgili yaptığı son açıklamalar ise, inandırıcılıktan uzaktır. Çünkü; geçmişte Alevilere yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici ve hedef gösterici birçok söylem, bizzat kendisi ve siyasi temsilcileri tarafından dile getirilmiştir. Bugün ise, siyasi çıkarlar doğrultusunda, seçim hesaplarıyla farklı bir dil kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, Alevi toplumunun yıllardır süren eşit yurttaşlık mücadelesini gölgelemekte, samimi bir çözüm iradesi olmadığını göstermektedir.

    “TELE 1 TELEVİZYONUN KAPATILMASI İÇİN BİZİ BAHANE ETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Sivas Madımak katillerini serbest bırakan, davayı zaman aşımına uğratan, Suriye’de süren Alevi Soykırımı’na sessiz kalıp, katillerin sırtını sıvazlayan, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında yuhalatan, çeyrek asırlık iktidarları boyunca, tek bir talebimizi karşılamayan bir anlayış, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir.

    Bizim bildirimizde ifade ettiğimiz eleştiriye yaslanıp, bunu kötü emellerine malzeme yapmalarına da müsaade etmeyiz.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması için, fırsat kollayan RTÜK ve siyasal iktidarın, bizi bahane etmesine izin vermeyeceğiz.

    Bugüne kadar, büyük bir çürümüşlüğün parçası olan televizyon programlarına, dizi filmlere, bizlere alenen hakaret eden kanallara ve programcılara en ufak bir işlem yapmayan, hiçbir talebimizi görmeyen RTÜK, şimdi böyle davranamaz.

    “İNANCIMIZIN SİYASETE KURBAN EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Basın özgürlüğü, demokrasinin temel şartıdır. Farklı düşünceleri susturmak, ekranları karartmak, topluma tek ses dayatmak hiçbir şekilde meşru değildir.

    TELE 1 televizyonunun kapatılması, halkın haber alma özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır. Biz Aleviler, inancımız ve kimliğimiz üzerinden yürütülen ayrıştırıcı politikaları reddediyoruz ! İnancımızın ve kimliğimizin, siyasete kurban edilmesini kabul etmiyoruz ! Laik, Demokratik bir Cumhuriyet, Özgür ve İnsanca bir Yaşam, Eşit Yurttaşlık taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz ! Ne, inancımıza yönelik saldırılara, ne de, antidemokratik uygulamalara, sessiz kalmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarından Gazeteci Merdan Yanardağ’a tepki!

     

  • Alevi kurumları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önüne siyah çelenk bırakacak!

    Alevi kurumları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önüne siyah çelenk bırakacak!

    PİRHA- Alevi kurumları, 26 Ağustos Salı günü Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarını protesto etmek amacıyla, başkanlık binası önüne siyah çelenk bırakacak. ABF, tarafından yapılan açıklama, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, 28 Ağustos’ta yapacağı ‘istişare toplantısına’ federasyonumuzu ve Alevi Kurumlarımızı, davet etmiştir. Tanımadığımız ve yok saydığımız bu asimilasyon kurumunun davetine katılmayacağız” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve bileşeni olan Alevi kurumları 26 Ağustos Salı saat 12.30’da Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını protesto etmek amacıyla başkanlık binası önüne siyah çelek bırakacak.

    “ALEVİ İNANCINI DEVLETİN ASİMİLASYON KURUMLARINA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Alevi inancını devletin asimilasyon kurumuna teslim etmeyeceklerini belirten ABF, “Devlet eliyle kurulan ve Alevi toplumunu temsil etme iddiasında olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin gerçek taleplerini yok saymakta, inancımızı asimile etmeye ve kendi çizdikleri kalıplara hapsetmeye çalışmaktadır. Biz Aleviler, tarih boyunca baskıya, inkara ve asimilasyona boyun eğmedik, bugün de eğmeyeceğiz. İnancımızı, yolumuzu, erkanımızı, devletin asimilasyon kurumlarına teslim etmeyeceğiz” dedi.

    “26 AĞUSTOS’TA BAŞKANLIĞIN ÖNÜNE SİYAH ÇELENK BIRAKACAĞIZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, 28 Ağustos’ta yapacağı ‘istişare toplantısına’ federasyonun ve bileşeni Alevi kurumlarının da davet edildiğini ancak kurumların bu toplantıya katılmayacağını belirten ABF, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Tanımadığımız ve yok saydığımız bu asimilasyon kurumunun davetine, katılmayacağız! 26 Ağustos Salı saat 12.30’da, Alevi Kurum Temsilcilerimizle birlikte, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısına, siyah çelenk bırakacağız. Bu Çelenk; Alevilerin iradesini yok sayan, inancımızı devletin güdümüne sokmak isteyen anlayışa karşı, bir itiraz ve direnişin sembolüdür. Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, bir kez daha, orada ilan edeceğiz; Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz. İnancımızı asimile etmeye yönelik tüm girişimleri reddediyoruz. İkrar verdik, ikrarımızdan dönmeyeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kurumlarından cemevi başkanlığının yapacağı toplantıya tepki: Bu başkanlığın hiçbir çağrısına katılmayınız!

    Alevi kurumlarından cemevi başkanlığının yapacağı toplantıya tepki: Bu başkanlığın hiçbir çağrısına katılmayınız!

    PİRHA-Alevi kurumları, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın 28 Ağustos’ta yapacağı ‘İnanç Önderleri ve Cemevi Başkanları İstişare Toplantısı’na tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “28 Ağustos’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın davet ettiği toplantıda olmayacağız! Dedelerimiz, babalarımız, analarımız, pirlerimiz başta olmak üzere; derdi yol olan, derdi dava olan bütün canlarımızı ve kurumlarımızı da bu çağrıya uymaya davet ediyoruz” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın 28 Ağustos’ta yapacağı ‘İnanç Önderleri ve Cemevi Başkanları İstişare Toplantısı’ başlıklı toplantıya katılmayacaklarını belirterek konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HER ZAMAN ZALİMİN KARŞISINDA MAZLUMUN YANINDA OLDUK”

    Aleviler olarak, tarih boyunca yüzlerce kez katliamlara uğradığı belirtilen açıklamada, “Yerimizden, yurdumuzdan edildik. Köklerimizden koparılıp, sürgünlere gönderildik. Yakıldık, asıldık, türlü işkencelere maruz kaldık, zindanlara atıldık. Bu zulüm, bu işkence günümüze kadar devam etti ve hala da devam ediyor. Farklı inanç ve kimliklere sahip olan halklara yönelik zulüm, sadece katliam veya sürgünlerle sınırlı kalmadı. Bunlardan daha ağır olanı, ret ve inkara dayalı politikalardır. Asimilasyon uygulamalarıdır. Ret, inkâr, imha ve asimilasyon siyasetinin geldiği yer, tam da bugünkü AKP/MHP ortaklığının halkımızın başına açtığı en büyük dertlerden biri olan tek adam rejimidir. Yani; tekçi, inkârcı, asimilasyoncu, cinsiyetçi, gerici ve ırkçı iktidar yapılanmasıdır. Bu iktidar, uzun zamandır, kendi çıkmazları sonucu, bazı politik manevralar peşindedir.

    Ancak, her manevrası yeni çıkmazlar ve yeni sorunlar üretiyor. Çünkü, zihniyet değişmiyor. Çözüm olarak ortaya koyduğu her bir yenilik, yeni bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. AKP’nin 2008 yılında, “Muharrem İftarları” (Ki Alevi inancında iftar yoktur.) ile başlattığı sözde Alevi Açılımı, fiyasko ile sonuçlanmıştır. Büyük laflar ve sözde müjdeler ile, 2009- 2010 yıllarında yaptığı yedi Alevi Çalıştayı sonucunda, ortaya çıkan yedi ciltlik nihai raporunun, Alevilerin hak ve taleplerine hiçbir şekilde karşılık vermediği gerçekliği, önümüzde durmaktadır.

    Bu raporlardan çıkan tek cümlelik sonuç ise; “Var olanlarla yetinin” dir. Bu çalıştaylar sonucunda, bir kez daha “Dağ fare doğurmuş” ve hükümete ve temsil ettiği zihniyete olan güvensizliğimiz perçinlenmiştir.  Aynı anlayış, aklını ve enerjisini sürekli olarak, biz Alevileri ve Alevi Kurumlarını bölmeye, parçalamaya, Aleviliği ortadan kaldırmayı hedefleyen Asimilasyon politikalarına göre çalıştırmıştır. Kimi Alevi Kurumları ile kurduğu ilişki üzerinden, FETÖ ile bağ kurulmuş ve Aleviler ile ilgili kötü niyetli politikalarını, FETÖ ortaklığı üzerinden devam ettirmişlerdir. Bu ortaklığın da, Alevilere verdiği sözde hediyeleri Cami-Cemevi projeleri ve Alevi İmam Hatip Lisesi olmuştur.

    Alevilerin bugüne kadar ortaya koyduğu bütün taleplere kulağını kapatan ve her talebimize karşın, daha katmerli asimilasyon uygulamaları dayatan siyasal iktidar, bu sefer de bütün itirazlarımıza rağmen, bugün tam bir asimilasyon üssüne dönüşen ve paralel bir diyanet yapısına bürünen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurmuştur. Tüm itirazlarımıza rağmen, inatla atılan bu adımların tamamının, tek nedeni, Aleviliği ortadan kaldırmak veya devletin ve AKP’nin Alevilerini ve sözde Alevi kurumlarını yaratmaktır.

    Kurulduğu günden bugüne kadar, Alevi Bektaşiler’in 40 yıllık örgütlü mücadelesi ile yurtiçinden ve yurtdışından milyonlarca Alevinin Hakk lokmaları ile inşa ettiği cemevlerine, maddi yardım ve maaş vaadiyle çökmeye çalışan bu başkanlık, 28 Ağustos 2025 de “İnanç Önderleri ve Cemevi Başkanları İstişare Toplantısı” yapacağını, bu toplantı ile birlik ve beraberliğimizi pekiştireceğimizi, ortak sorunlarımızı değerlendireceğimizi ve geleceğe yönelik adımlarımızı konuşacağımızı belirterek; tüm Alevi kurum başkanlarını ve inanç önderlerini toplantıya davet ettiğini duyurmuştur. Mecliste “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nda, barışın konuşulduğu bu günlerde barışa tam destek vereceğimizi defalarca açıkladık. İnancımız gereği, muhabbetten gıdalanan biz Alevilerin, farklı bir tutum alması zaten beklenemez. Tarih boyunca barıştan yana olduk, zalimin karşısında, mazlumun yanında olduk. Bu tutumumuz koşullara göre değişen bir tutum değildir” denildi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN DAVET ETTİĞİ TOPLANTIDA OLMAYACAĞIZ”

    İktidarın Alevilerin taleplerine karşı yaklaşımına değinilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “AKP’nin yıllardır sürdürdüğü, asimilasyon inkar ve imha politikası, sona ermemiştir. Bu nedenle de sözde açılım söylemleri biz Alevilere güven vermemekte, inandırıcı bulunmamaktadır. Barışın konuşulduğu iddiası ile kurulmuş bir masa var iken, ısrarla, kabul etmediğimiz ve etmeyeceğimiz bu başkanlıkla muhatap edilmek isteniyoruz. Kurulduğu günden bu yana, bu başkanlığın hiçbir çağrısına dahil olmadık. Bundan sonra da; bütün çabası, var olan Alevi kurumlarını aşağıdan yukarıya parçalamak olan ve yeni bir Alevilik tanımı ile Aleviliği özünden koparmaya çalışan, örgütlü yapımızı dağıtmak için devletin bütün imkanlarını kullanan bu başkanlığın hiçbir çağrısına uymayacağız. Suriye’deki Alevi soykırımı için tek kelime etmeyen, Alevi köylerinde ezan okutulmasına karşı susan, cemevlerine mescit yapılmasını savunan, Sivas Madımak Katilleri’nin serbest bırakılması sonrası, dilini yutan bir başkanlık, bizi temsil edemez.

    Bu ve benzeri daha birçok nedenden dolayı, bu başkanlığı tanımıyoruz, tanımayacağız! Muhatap almadık, almayacağız! Bizim için bu kurum yok hükmündedir. Bu itirazımız, müzakereye ve görüşmelere kapalı olduğumuz anlamına gelmez. Devlet ile müzakereden ve görüşmeden hiçbir zaman kaçmadık. Bundan sonra da, devletten gelecek görüşme ve müzakere çağrılarına ilkelerimiz, inancımız ve taleplerimiz doğrultusunda dahil oluruz. Elbette ki, devletle, hükümetle, bakanlarla, siyasi partilerle görüşürüz. Sorunlarımızı tartışır ve çözüm üretmek için mücadele ederiz. Ancak, Aleviliği ve Alevileri teslim alıp, kendisine biat etmeye zorlayan bu başkanlık, bizim muhatabımız değildir. Asimilasyon merkezi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bir kez daha sesleniyoruz!

    Köy köy cemevlerimizi teslim almaya çalışıyorsunuz, devletin imkanları ile rüşvet dağıtmaya kalkıyorsunuz ama Aleviliği ve kurumlarımızı teslim alamayacaksınız! Teslim aldığınız bazı yol düşkünleri ile birlikte, bu halka hesap vereceksiniz. Yoluna, ikrarına bağlı bütün Alevi canlara, yol önderlerimize ve kurumlarımıza çağrımızdır; İkrarınıza sadık kalınız, biat etmeyiniz, yoldan çıkmayınız! Bu başkanlığın hiçbir çağrısına katılmayınız! Başka bir yol yoktur; Ya, pirlerimizin ışığında ve yolunda olacaksınız, ya da Hızır Paşalar’ın yanında saf tutacaksınız. Bu ayrım, bu kadar keskin ve net bir ayrımdır. Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar ve bu kurumlara bağlı yüzlerce bileşenimizle birlikte, 28 Ağustos’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın davet ettiği toplantıda olmayacağız! Dedelerimiz, babalarımız, analarımız, pirlerimiz başta olmak üzere; derdi yol olan, derdi dava olan bütün canlarımızı ve kurumlarımızı da bu çağrıya uymaya davet ediyoruz. Eşit yurttaşlığa dayalı laik ve demokratik Cumhuriyet mücadelesini, Alevi hak ve özgürlükleri mücadelesi ile paralel bir biçimde devam ettireceğimizi, taleplerimiz anayasal güvence altına alınıncaya kadar, kararlı duruşumuzdan geri adım atmayacağımızı, toplumsal ve onurlu bir barışı savunmaya devam edeceğimizi beyan ederiz.”

    PİRHA/İSTANBUL