Etiket: alevi kurumları

  • Alevi kurumlarından Emine Ocak açıklaması: Mücadelesi hepimize ışık oldu

    Alevi kurumlarından Emine Ocak açıklaması: Mücadelesi hepimize ışık oldu

    PİRHA- Emine Ocak’ın Hakk’a yürümesi ardından DAD, FUAF, FEDA, DAK ve PSAKD açıklamalar yaparak üzüntülerini dile getirdi. Açıklamalarda Ocak’ın verdiği mücadeleye dikkat çekildi.

    Yaklaşık bir aydır hastanede tedavi altında olan Cumartesi Annesi Emine Ocak’ın Hakk’a yürüdü.

    Cumartesi Annelerinin sembol isimlerinden ve Galatasaray Meydanı’nda ilk eylemi başlatan annelerden olan Emine Ocak’ın Hakka yürümesinin ardından Alevi kurumları paylaştıkları açıklamalar ile üzüntülerini dile getirdi.

    “HALKLARIMIZIN GÖNLÜNDE BİR UMUT IŞIĞI GİBİ PARLAYAN BİR ANA’YI YİTİRDİK”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAK) ortak bir açıklama yaparak, Emine Ocak’ın sadece kayıp oğlu Hasan Ocak için değil, bu topraklarda kaybedilen tüm evlatlar için yürüttüğü mücadelenin halkların ortak hafızasına kazındığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Türkiye ve Kürdistan tarihinin en karanlık dönemlerinde, faili meçhul değil, faili belli cinayetlerin, sistematik devlet zulmünün ve inkâr politikaları karşısında mücadele ederek halklarımızın gönlünde bir umut ışığı gibi parlayan bir Ana’yı yitirdik.
    1990’lı yıllarda devletin hukuk dışı uygulamaları gözaltında kaybetmeler, işkenceler, yasadışı infazlar adeta sıradanlaştırılırken, Galatasaray Meydanı’nda Emine Ana ve yol arkadaşlarının yaktığı her mum, o zifiri karanlığı yaran birer meşaleye dönüştü. Her Cumartesi, polis ablukasına rağmen meydanda oturan Cumartesi Anneleri ile birlikte Emine Ana’nın ‘Buradayız, vazgeçmiyoruz’ sözü, halklarımız için bir vicdan nöbetine, bir toplumsal hafıza alanına dönüştü.”

    “SESSİZ AMA SARSILMAZ BİR ÇIĞLIK, DERİN VE DİRENÇLİ BİR İSYAN OLDU”

    “Emine Ocak Ana’nın yaşamı; inkârın, baskının ve erkek-egemen devlet aklının karşısında sessiz ama sarsılmaz bir çığlık, derin ve dirençli bir isyan oldu” denilen açıklamada şu ifadeler kaydedildi:

    “O, sadece Hasan Ocak’ın değil; Cizre’de, Lice’de, Dersim’de, Suruç’ta, Roboskî’de yitip giden tüm çocukların annesiydi. Her birinin acısını yüreğinde taşıdı, her birinin adaletini omuzladı. Emine Ana’nın mücadelesi, sömürgeciliğin, militarizmin ve eril tahakkümün karanlığını yaran bir kadın direnişinin simgesi haline geldi. Köklerini Ana Tanrıça kültüründen alan kadim Mezopotamya ve Anadolu annelik mirasını, halkların ortak acısına, ortak vicdanına ve ortak mücadelesine dönüştürdü. O, adaleti hiçbir işlevi kalmamış mahkeme salonlarında değil; meydanlarda, sokaklarda ve insanların kalbinde aradı. Her gözaltında kaybedilenin adı anıldığında, onun sabrı, inancı ve kararlılığı yankılandı. Emine Ocak Ana’nın halklara bıraktığı bu onurlu mücadele mirası önünde saygıyla eğiliyoruz. Anısı halkımızın demokratik toplum mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.”

    “BIRAKTIĞI HAKİKAT MÜCADELESİ YOLUMUZ AYDINLATACAKTIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ise açıklamasında şunları söyledi:

    “Cumartesi annesi Emine Ocak hak ile hak oldu. 30 yıldır oğlu Hasan Ocak şahsında tüm faili meçhuller adına hakikat arayışı mücadelesinde öncü rolü, onurlu duruşu ile yüreğimize, zihnimize nakış oldu. Bıraktığı hakikat mücadelesi yolumuz aydınlatacaktır. Anısına saygıyla. Devri assan olsun.”

    “ONURLU MÜCADELESİ, BU DÜZENİN UTANCINI DAHA DA GÖRÜNÜR KILDI”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), 30 yıl boyunca kayıplar için hakikat ve adalet mücadelesi yürüten Emine Ocak’ın Hakk’a yürümesi dolayısıyla yayınladığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Cesaretiyle, ısrarı ve kararlılığıyla hepimize yol gösterdi. O, Cumartesi Anneleri’nin vicdanıydı, sessizlerin sesi, karanlığa karşı yakılan bir ışıktı. Onurlu mücadelesi, bu düzenin utancını daha da görünür kıldı.”

    “KOCA ÇINARDAN BİRİSİNİ DAHA KAYBETTİK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Emine Ocak’ın Hakka yürümesine ilişkin paylaştığı açıklamada şunları kaydetti:

    “1980 Askeri Faşist Cuntasında, 90’ların beyaz toroslarıda, faili meçhul cinayetlerde ve gözaltında kaybedilen canlarının akıbetini soran, acıda, mücadelede ve direnişte birleşenler Cumartesi Anneleri!
    Kanlı tarihte gözaltında kaybedilen çocuklarının bedenini, bir tek saç telini, onlara ait herhangi bir hatırayı arayan analarımız, koca çınarlarımız onlar. Bu koca çınardan birisini daha kaybettik bugün. Bugün günlerden Emine Ocak! Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi! Cumartesi Annelerinin, Ocak ailesinin acısını paylaşıyoruz. Emine Ananın devri daim, toprağı gülistan olsun! Unutmayacağız, Unutturmayacağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • İçişleri Bakanlığı’nın ‘Muharrem İftarı’na tepki: Yezit sofrasında yerimiz yoktur!

    İçişleri Bakanlığı’nın ‘Muharrem İftarı’na tepki: Yezit sofrasında yerimiz yoktur!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), İçişleri Bakanlığı’nın Alevi kurumların arayarak ‘Muharrem İftarı’ düzenlemek istemesine tepki göstererek, “Yezit sofrasına oturmak biz Alevilere yakışmaz. Çağrı yapılan ve davet edilen Alevi canlarımızın ve kurumlarımızın, yolumuz ve inancımız gereği, bu sofraya oturmamaları gerektiğinin bilinciyle hareket edeceklerini umut ediyoruz” diye belirtti.

    İçişleri Bakanlığı’nın 3 Temmuz tarihinde düzenleyeceği ‘Muharrem İftarı’na Alevi kurumlarını, cemevlerini arayarak davet etmesine ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu açıklama yaptı.

    “Yezit sofrasında yerimiz yoktur” denilen açıklamada, güncelde Aleviliğin halen tanınması ve Suriye’de devam eden Alevi katliamı dikkat çekilerek, çağrı yapılan Alevi kurumlarının bu davete icabet etmemesi çağrısında bulunuldu.

    “YEZİT SOFRASINDA YERİMİZ YOKTUR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Değerli canlar Alevileri asimile ederek, Aleviliği yok etmek amacıyla, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nı kuran AKP Hükümeti’nin İçişleri Bakanlığı, Türkiye’de bulunan Cemevlerimizi arayarak; 3 Temmuz Perşembe günü yapacakları ve “Muharrem İFTARI ” diye adlandırdıkları yemeğe, belli sayıda kontenjanlar vererek, davet etmektedir.

    Alevilerin kurumsal yapılarını tanımayanların, Aleviliği öldürmek isteyenlerin, Suriye’deki Alevi Katliamı’nı görmezden gelerek çağrılarımıza kulak tıkayan ve yardım taleplerimize cevap vermeyenlerin kuracağı ” YEZİT ”  sofrasında, yerimiz yoktur. Bu yemeğe katılmak yolumuza ihanettir.

    Bir taraftan, Yezit’e lanet okuyup, Kerbela’ya  ve Hüseyin’e ağıtlar yakarken, diğer taraftan, YEZİT SOFRASINA OTURMAK biz Alevilere yakışmaz. Çağrı yapılan ve davet edilen Alevi canlarımızın ve kurumlarımızın, yolumuz ve inancımız gereği, bu sofraya oturmamaları gerektiğinin bilinciyle hareket edeceklerini umut ediyoruz. Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • DEM Parti ile Alevi kurum yöneticileri arasında önemli toplantı!

    DEM Parti ile Alevi kurum yöneticileri arasında önemli toplantı!

    PİRHA- DEM Parti eş genel başkanları ile Alevi çatı örgütlerinin başkanları Meclis’te bir araya gelerek sürece dair toplantı yaptı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Alevi kurum başkanlarıyla toplantı yaptı.

    1,5 saat süren toplantıda DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz yer aldı.

    DEM Parti ve Alevi kurumları arasında yapılan toplantıda “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na dair görüş alış verişinde bulunulduğu öğrenildi.

    Basına kapalı yapılan görüşmede, Suriye’de devam eden Alevi soykırımı hakkında da değerlendirmeler yapıldığı bilgisi alındı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Londra’da, 1 Mayıs’ta, ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı-VİDEO

    Londra’da, 1 Mayıs’ta, ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı-VİDEO

    PİRHA-Londra’da 1 Mayıs gününde işçiler biraraya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da yer aldığı yürüyüşte ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı.

     

    İngiltere’nin başkenti Londra’da binlerce insan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için biraraya geldi.

    Marx Gorki kütüphanesinin önünde bir araya gelen kitle kortej halinde Londra merkezindeki Trafalgar Square’ya yürüdü.

    İşçi örgütlerinin yanı sıra İngiltere’de bulunan Tilkililer Toplum Merkezi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Britanya Alevi Cemevi, Britanya Alevi Kültür Merkezi, Göçmen İşçiler Derneği, İşçi Partisi ve birçok sivil toplum kuruluşu alanda yerini aldı.

    Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırımlara dikkat çekmek amacıyla Stop Alevı Genocide in Syrıa’ (Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun) pankartı taşıdı.

    SURİYE ALEVİLERİ VURGUSU

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda konuştu. Erbil, Suriye’de Alevilere dönük katliamlar hakkında konuşarak şunları söyledi:

    “Bugün Londra’da işçi bayramı kutlanıyor. Tüm devrimci, demokrat, duyarlı kesimler varsa hepsi burada. Türkiye ve Kürdistan’ın dışında dünyanın her yerindeki demokrat kurumların destek verdiği bir eylem oldu bugün. Bugünkü eyleme Suriye’deki Alevi katliamı da damgasını vurdu. Burada ve dünyanın neresinde olursa olsun 1 Mayıs coşkusuyla alanlarda olan bütün canlara selam olsun.”

    Enfield Alevi Kültür Merkezi başkanı Fatma Yıldırım Polat ise insanlık suçu tüm katliamları protesto ettiğini belirerek şu konuşmayı yaptı:

    “2025 Mayıs ayını yine katliamlarla kutluyoruz. Yaşanan tüm insanlık dışı muameleleri protesto ediyoruz. Bugün Suriye’de yaşanan olayların Türkiye’de yaşanmayacağına dair kimse bir şey söyleyemez.”

    Elif TABAK/LONDRA

     

  • Emekçiler Kadıköy’den seslendi: Örgütlenerek kazanacağız!-VİDEO

    Emekçiler Kadıköy’den seslendi: Örgütlenerek kazanacağız!-VİDEO

    PİRHA- 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için on binlerce emekçi, İstanbul’da biraraya geldi. Kadıköy alanına sığmayan kitle, yoğun yağmura rağmen sloganlar ve dövizleriyle taleplerini dile getirdi. Yapılan açıklamada “Ürettiğimiz değeri adaletli bölüştüğümüz, asgari ücrete ve asgari yaşamaya mahkûm kalmadığımız bir hayat mümkün!” denildi.

    Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs için on binler Kadıköy rıhtımda biraraya geldi.

    Emek örgütlerinin yanı sıra siyasi partiler, kadın örgütleri ve Alevi kurumları da bayrak ve dövizleriyle Kadıköy meydanında yerini aldı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde “Emek, barış, demokrasi, adalet için biz kazanacağız” şiarıyla toplanan on binlerce yurttaş, “1 Mayıs alanı, Taksim alanı. Her yer direniş her yer Taksim. Bîjî yek Gûlan” sloganlarını attı.

    Saygı duruşu ile başlayan 1 Mayıs programı, yoğun yağmura rağmen coşkuyla kutlandı.

    Ruhi Su Dostlar Korosu’nun seslendirdi ezgilere on binlerce emekçi eşlik etti.

    KESK, DİSK, TMMOB, TTB adına okunan ortak manifestoda:

    “BİZ BU ÜLKENİN DEĞERLERİNİ VE GÜZELLİKLERİNİ ÜRETENLERİZ”

    “Biz bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenleriz. Biz işçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, hekimler, emekliler, gençler, kadınlar…

    Bugün ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında buluştuk. İl il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak 1 Mayıs meydanlarına aktık. Kendini bu ülkenin sahibi sananlara, halktan büyük bir güç olmadığını bir kez daha gösterdik. Biz tüm renklerimiz ve farklılıklarımızla Türkiye’yiz.

    İŞÇİLERİN EGEMEN OLDUĞU BİR ÜLKE MÜMKÜN

    Ve bugün 1 Mayıs meydanlarında başka bir yaşamın, başka bir Türkiye’nin müjdesini vermek için bir aradayız. Bugün 1 Mayıs alanlarında bir kez daha tanık oluyoruz ki ülkemizde yepyeni bir güneş doğuyor, mutlu bir hayat filizleniyor. 1 Mayıs alanlarından bir kez daha ilan ediyoruz ki: Zorbaların değil işçilerin, emekçilerin, halkın egemen olduğu bir ülke mümkün. Ürettiğimiz değeri adaletli bölüştüğümüz, asgari ücrete ve asgari yaşamaya mahkûm kalmadığımız bir hayat mümkün.

    Demokratik haklarımızı kullanabildiğimiz; sendikalı olabildiğimiz, grevlerin yasaklanmadığı; itiraz edenin, hakkını savunanın kapısına gece yarısı kimsenin dayanmadığı bir ülke mümkün.

    Çalışırken ölmediğimiz, sağlığımızı kaybetmediğimiz, tükenmediğimiz, tacize-şiddete-ayrımcılığa uğramadığımız, 8 saat insanca çalışıp, 8 saat insanca dinlenip, 8 saat insanca yaşadığımız bir hayat mümkün.

    “EMEKLİSİNİ İNSANCA YAŞATAN BİR ÜLKE MÜMKÜN”

    Onlarca yıl çalıştıktan sonra emekli olabildiğimiz, emeklilik hakkımızın gasp edilmediği, emekli olunca çalışmak zorunda kalmadığımız, emeklisini insanca yaşatan bir ülke mümkün.

    Sokaklarda, işyerinde şiddetin, tacizin olmadığı; kadınların güvencesiz ve esnek çalışmaya mahkûm edilmediği, ayrımcılığa uğramadığı, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulandığı, 190 sayılı ILO sözleşmesinin onaylandığı bir hayat mümkün! Ülke kaynaklarının sermaye için, rantçılar için, savaş için, siyasi rakipleri tasfiye etmek için değil, bizi, 86 milyonu insanca yaşatmak için kullanıldığı bir ülke mümkün

    ‘BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE ORMAN GİBİ’

    Kimsenin ikinci sınıf vatandaş olmadığı; dilimize, inancımıza, kimliğimize, kökenimize bakılmadan hepimizin tüm renklerimizle eşit yurttaşlar olduğumuz; özgürce siyaset yapabildiğimiz ve örgütlenebildiğimiz, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşadığımız bir hayat mümkün.

    Çocuklarımızın okula aç gitmediği; öğretmenlerin bir gecede sürgün edilmediği, diplomaların tek kişinin emriyle iptal edilmediği bir ülke mümkün. Yıllarca çalışıp, okullar bitirip, en zor sınavları geçip “mülakat” adı verilen tek adama sadakat sınavına maruz kalmadığımız, KHK’larla bir sabah işsiz kalmadığımız; çalışma hakkımız başta olmak üzere kazanılmış haklarımızın korunduğu bir hayat mümkün.

    GENÇLERİ HAPSE ATILMADIĞI BİR ÜLKE MÜMKÜN

    Gazetecilerin, sendikacıların, sanatçıların, akademisyenlerin, belediye başkanlarının/eş başkanlarının, muhalif siyasetçilerin, gençlerin hapse atılmadığı, özgür bir Türkiye mümkün.

    Büyük bölümü deprem bölgesindeki bir ülkede, felaketi çaresizce beklemediğimiz, rantı değil doğayı ve yaşamı korumayı hedefleyen bir ülke mümkün. Herkesin başını sokabileceği bir evi olduğu, depreme dayanıklı, doğaya ve insana saygılı, güvenli şehirlerde yaşadığımız bir Türkiye mümkün.

    Bebeklerin sağlığının para hırsına kurban edilmediği, boğmacadan, kızamıktan çocukların ölmediği, insanları hastalıklardan koruyan, hastalandığında kolayca ulaştığı nitelikli bir sağlık sistemi mümkün. Halkın sağlıklı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının mutlu olduğu bir Türkiye mümkün.

    Tek bir kişinin değil, kayyımcıların değil, halkın söz ve karar sahibi olduğu bir düzen mümkün; gerçek bir demokrasi mümkün!

    İLAN EDİYORUZ: KURTULUŞ İÇİN HEP BERABER OLALIM

    Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki yüzlerce 1 Mayıs alanından aynı anda hep beraber ilan ediyoruz:

    Emeğin, demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, laikliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin egemen olduğu bir düzeni kuracağız. Yeter ki birlik olalım, yeter ki mücadele edelim. Yeter ki tek başına olmadığımızı bilelim, kurtuluş için hep beraber olalım. Yeter ki hep beraber yürüyenlerin gür sesini duyuralım, birleşik mücadelenin gücünü gösterelim.

    2025 yılında 1 Mayıs meydanlarında milyonlar kendisinin, çocuklarının ve ülkenin geleceği için söz veriyor: Yarından tezi yok, bu meydandan ayrılır ayrılmaz nerede çalışıyorsak, nerede yaşıyorsak, nerede mücadele ediyorsak orada örgütleneceğiz.

    Gücümüzün birliğimizden geldiğini bilecek ve örgütlü olacağız.

    Örgütlenerek kazanacağız, birleşe birleşe kazanacağız, halkın birleşik mücadelesi kazanacak, mutlaka ama mutlaka biz kazanacağız. Biz kazandığımızda, demokrasi kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak, emek kazanacak, bu ülke, bu halk kazanacak.

    Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

    Yaşasın 1 Mayıs!”

    Okunan basın açıklaması ardından siyasi partilerin genel başkanları sahneye çıkarak kitleyi selamladı.

    Tutuklu siyasetçi Selahattin Demirtaş ile Ekrem İmamoğlu’nun gönderdiği 1 Mayıs mesajları da sahneden okundu.

    1 Mayıs kutlamaları çalınan müzikler eşliğinde halaylarla kutlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor’-VİDEO

    ‘Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor’-VİDEO

    PİRHA – HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye gelmesi nedeniyle İstanbul’da protesto düzenlendi. Yapılan eylemde “Katil Colani Defol!” sloganı atılırken, okunan basın metninde “Tarih boyunca katliamcılara boyun eğmedik, şimdi de eğmeyeceğiz. Susmayacağız! Alışmayacağız! Unutmayacağız!  Affetmeyeceğiz!” denildi.

     

    Suriye’deki Alevi katliamı İstanbul’da protesto edildi. Kadıköy’de bir araya gelen yurttaşlar, 4. Antalya Diplomasi Forumu’na katılan Colani’nin insanlık suçu işlediğini belirtti.
    “Eli kanlı katil Colani ülkemizden defol” pankartı açan yurttaşlar, “Suriye’de Alevi soykırımı son bulsun. Emperyalistler ve işbirlikçileri Ortadoğu’dan defolun” dövizlerini taşıdı.

    İstanbul’daki Alevi kurumları tarafından yapılan eylemde “Katil Colani ülkemizden defol. Susma, sustukça sıra sana gelecek. Katil HTŞ, işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    “KATİL COLANİ DEFOL!”
    Kurumlar adına ortak basın açıklamasını ABF Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya okudu. “Susmayacağız, affetmeyeceğiz. Katil Colani Defol!” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Suriye’de 10 Aralık 2024 tarihinde yönetimin değişmesiyle beraber başta Aleviler olmak üzere farklı inanç, kimlik ve diğer azınlık halklara sistematik ve geniş çaplı saldırılar gerçekleştirilmektedir. Yayınlanan uluslararası insan hakları raporlarına göre, bu saldırılar sonucu, başta Aleviler olmak üzere farklı inanç, kimlik ve diğer azınlıklardan binlerce can yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve on binlerce can zorla yerinden edilmiştir.
    Bu ülkenin vicdanlı insanları, bu halkın onurlu evlatları olarak, katliamın gölgesinde barış ve kardeşlik mücadelesi veren Alevi halkı olarak bir kez daha haykırıyoruz, mazlumun yanında olacağız bu zulme ortak olmayacağız.
    Bugün Colani’nin ülkemizi ziyaretini kabul etmiyoruz. Bir katili saygın kişilik gibi kabul etmek, tüm katilleri aklamaktır. Ortadoğu’da emperyalizmin maşası olan, ülkemizde ise ırkçı ve şeriatçı çevrelerin gözdesi Colani ve çetesi insanlığa karşı sayısız suç işleyen barbarlardır. HTŞ’yi muhattap almak başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara uluslararası işbirliği ile taraf olmaktır. Ülkemizi yoksullar, emekçiler, öğrenciler kadınlar ve muhalif kesimler için yaşanmaz hale getirenler Suriye’de kan dökülmesine seyirci kalarak aslında tüm Alevileri tehdit etmektedir. Yani bize Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor.
    Suriye de farklı inanç ve kimliklerde kadınlara çocuklara taciz, tecavüz ediliyor, bedenleri savaş ganimeti haline getiriliyor. Dün Şengalde Ezidi kadınlar bugün Alevi kadınlar bu kanlı pazarın ağır bedellerini ödüyor. İnsanlık onurunu yok sayan bu suça sessiz kalmayacağız, ortak olmayacağız.
    Tek özelliği soykırımcı, barbarlar çetesinin lideri olmak olan Colani ülkemize giriş yaptığı andan itibaren tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır. Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz!
    Suriye’de Başta Aleviler olmak üzere farklı inanç, kimlik ve diğer azınlıklara yönelik işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları hakkında acil soruşturma başlatılmasını,
    Saldırılardan etkilenen sivillerin korunmasına yönelik uluslararası tedbirlerin alınması. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletlerin ve uluslararası toplumun devreye girerek insani yardım koridorlarının oluşturulması, güvenli bölgelerin tesis edilmesi, sivillerin tahliye edilmesi için uluslararası izleme mekanizmalarının devreye sokulması ve saldırılardan sorumlu gruplara yönelik ekonomik ve diplomatik yaptırımlar uygulanmasını,
    Ayrıca, bölgeye uluslararası gözlemcilerin gönderilerek insan hakları ihlallerinin belgelenmesi ve sorumluların cezalandırılması için etkin adımlar atılmasını hatırlatıyor ve buradan tüm yetkililere sesleniyoruz:
    Diplomatik oyunlarla meşrulaştırılarak milyonlarca insanın can güvenliği neden tehdit edilmektedir?
    Biz bu karanlığı da onun yasalarını da tanıyoruz. Bizi Hama’da, Tartus, Lazkiye’de katledenler kimlerse Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Reyhanlı’da, Suruç’ta,10 Ekim’de katledenler de aynı zihniyetten beslenenlerdir ve hepsinden mutlaka hesap soracağız. Tarih boyunca katliamcılara boyun eğmedik, şimdi de eğmeyeceğiz!
    Susmayacağız! Alışmayacağız! Unutmayacağız!  Affetmeyeceğiz!
    Katil Colani Defol!”

    Basın açıklamasında imzası bulunan kurumlar şöyle:
    ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
    AVUSTRALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    TÜRKİYE ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU
    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
    PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
    DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ
    ANADOLU YAKASI CEM EVLERİ (ÇERAĞ BİLEŞENLERİ)

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antalya’da Colani protestosu: Ülkemizden defol!-VİDEO

    Antalya’da Colani protestosu: Ülkemizden defol!-VİDEO

    PİRHA- Colani Antalya’da Alevi kurumları tarafından protesto edilerek, Colani’nin Türkiye’ye girer girmez tutuklanıp yargılanması çağrısında bulundular.

    Antalya’da bulunan Alevi kurumları ve Emek, Demokrasi Güçleri ortak basın açıklaması yaparak, HTŞ Lideri Colani’nin Antalya’ya gelmesini protesto etti.

    Protestoda konuşan PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Aleviler olarak Colani’yi Antalya’da istemediklerini belirterek, “Suriye’de aylardır Alevi katliamı oluyor. Katil Colani bu katliamın baş sorumlusudur” dedi.

    PSAKD Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, Alevi kurumları adına açıklamayı okudu. Karadağ, bir katili saygın kişi gibi ağırlamak, katliamı yapanları aklamak olduğunu vurgulayarak, “HTŞ’yi muhattap almak başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara ortak olmlak demektir. Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor” dedi.

    Colani’nin Türkiye’ye girer girmez tutuklanıp yargılanması çağrısında bulunan Karadağ, “Colani’nin gelişi sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, kardeşliği, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye savaş suçlulularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir” dye belirtti.

    “HEPSİNDEN MUTLAKA HESAP SORACAĞIZ”

    PSAKD Altınova yöneticisi Abdurrahman Karadağ, devamında şunları ifade etti:

    “Bizi Lazkiye’de, Hama’da, Tartus’ta, Humus’ta katledenler kimlerse, Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Suruç’ta, Ankara Gar’da katledenlerle aynı zihniyetten beslenenlerdir. Hepsinden mutlaka hesap soracağız. Tarih boyunca katliamcılara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Almanya’da çok sayıda kurum katliamları protesto etti-VİDEO

    Almanya’da çok sayıda kurum katliamları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu adı altında biraraya gelen kurumlar adına yapılan açıklamada, Suriye’de Alevilere, Gazze’de ise Filistinlilere yönelik saldırılara ve katliamlara dikkat çekilerek, “Adaletin sağlanması, mağdurların anılması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için birleşmek zorundayız” denilerek soykırımlarla yüzleşilmesi çağrısında bulunuldu.

    Almanya’da soykırımlara dikkat çekmek ve geçmişte yaşanan soykırımlarla yüzleşmek amacıyla basın açıklaması düzenleyen Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu, Suriye’de Alevilere, Gazze’de Filistinlilere işlenen katliamların durdurulmasını talep etti. Platform ayrıca geçmişte Dersim, Koçgiri, Roboski gibi işlenen katliamlarla yüzleşmek için çağrıda bulundu.

    Basın açıklamasına, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği ( eV ) , Die Linke , SYKP , Becekli – Göktepe Derneği ,Yaşanacak Dünya, Dersim İnşa Kongresi (DİK), Stuttgart Alevi Kültür Merkezi ,Esslingen Alevi Kültür Merkezi, Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi, Kirchheim Alevi Kültür Merkezi, Hatay Adana Mersin Defne Kültür Derneği (HAMD), Demokratik Kültür Merkezi (ADHF), Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF), Stuttgart Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Tohum Kültür Derneği (ATİF) katıldı.

    “SOYKIRIM, İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINA, GELECEĞE, UMUDA VE ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİK BİR SALDIRIDIR”

    Kurumlar adına yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    Tarih, zulmün ve adaletsizliğin karanlığına gömülen halkların çığlıklarıyla doludur. İnsanlık, egemenlerin çıkarları uğruna işlenen soykırımlara, katliamlara, sürgünlere ve imha politikalarına defalarca tanıklık etti. Ancak bizler, bu vahşete sessiz kalmayacak olanlar, tarihin tekerini tersine çevirecek olanlarız! Soykırım; sadece bir halkın, bir ulusun ya da bir kimliğin yok edilmesi değildir. Soykırım, insanlığın ortak vicdanına, geleceğe, umuda ve özgürlüğe yönelik bir saldırıdır. Katliamlar; egemenlerin, zorba düzenlerin, emperyalizmin ve sömürü çarklarının en vahşi yüzüdür. Ama bizler, tarihin sadece kurbanları değil, aynı zamanda direnenleriyiz!

    TARİHİ TERS YÜZ EDENLERE KARŞI HAKİKATİN SAVAŞÇILARI OLACAĞIZ

    Bu düzen, faillerin cezasız kalmasıyla, katillerin ödüllendirilmesiyle, gerçeklerin karartılmasıyla varlığını sürdürmek istiyor. Ancak biz, adalet mücadelesini büyütmek için buradayız! Tarihin unutturulmasına, suçluların aklanmasına, mazlumların sesinin bastırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Tarihi ters yüz edenlere karşı hakikatin savaşçıları olacağız! Mazlum halkların direnişini büyütecek, dayanışmayı yükselteceğiz! Katliamların ve soykırımların hesabını sormadan durmayacağız!

    KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEK TARİHSEL BİR SORUMLULUKTUR

    İşte bu nedenledir ki, biz Stuttgart ve çevresinde yaşayan çeşitli Ulus ve Milliyetlerden, inanç ve düşüncelerden devrimci, demokrat, aydın ve ilerici kişi ve kurumlar olarak bir araya gelerek Soykırım ve Katliamlarla Mücadele Platformunu oluşturduk. Başta 1915 Ermeni soykırımı olmak üzere, Pontus, Koçgiri, 1937/38 Dersim soykırımı gibi İnsanlık suçu kabul edilen olaylarla birlikte, 1956 Rumlara yönelik katliamlar, Maraş, Roboski, 19 Aralık hapishane katliamları ve en son yakın tarihimizde Suriye’de yaşanan Alevi katliamı Şubat-Mart 2025, 2024 ve 2025 Gazze’de yaşanan soykırım ve katliamlarıyla yüzleşmek sadece tarihsel bir gereklilik değil, aynı zamanda bu katliamlara yeni halkalar eklenmemesi için, geleceğe yönelik ertelenemez bir sorumluluğumuzdur.

    BİRLEŞMEK ZORUNDAYIZ!

    Soykırımlarla ve Katliamlarla Mücadele Platformu olarak, tarihte işlenmiş tüm soykırımları tanımak ve bu suçları önlemek için mücadele ediyoruz.  Adaletin sağlanması, mağdurların anılması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için birleşmek zorundayız.”

    “ADALET, DAYANIŞMA VE MÜCADELE ŞARTTIR”

    Platform yaptığı açıklamanın ardından taleplerini sıralayarak şunları aktardı:

    “-Geçmişte yaşanan soykırım ve katliamların tanınması ve sorumluların yargılanması

    – Günümüzde devam eden etnik temizlik ve soykırım girişimlerine karşı Uluslararası

    -Toplumun acil adım atması…

    – Soykırım kurbanlarının anılması ve hayatta kalanlara destek sağlanması…

    – Eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla toplumda bilinç oluşturulması…

    – Soykırımların ve katliamların olmadığı bir dünya için adalet, dayanışma ve mücadele şarttır. Uluslararası Kamuoyunu, Uluslararası kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve bireyleri bu İnsanlık suçlarına karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz. Sessizlik suç ortaklığıdır.”

    “SOYKIRIMLARA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTELİM!”

    Açıklamanın sonunda ise ortak mücadele edilmesi vurgusu yapılarak şunlar söylendi:

    “Soykırımlara, katliamlara ve emperyalist talana karşı mücadele, yalnızca geçmişin hesabını sormak değil, aynı zamanda geleceği inşa etmektir. Bizi ayrıştırmaya, bölmeye, sindirmeye çalışanlara karşı omuz omuza verelim! Halkların, emekçilerin, ezilenlerin ortak mücadelesiyle zulmün karşısına dikilelim! Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, sokaklarda, meydanlarda, yüreklerimizde kazanılacaktır! Tarih, direnenleri yazacaktır! Soykırıma, katliama, zulme karşı sesimizi yükseltelim! Birlikte güçlü, mücadelede yenilmeziz!”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi kurumlarından Şişli Belediyesi’ne dayanışma ziyareti!-VİDEO

    Alevi kurumlarından Şişli Belediyesi’ne dayanışma ziyareti!-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum temsilcileri, yerine kayyım atanan Şişli Belediyesi’ni ziyaret edip, dayanışma mesajı verdi.

    Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın tutuklanmasının ardından yerine kayyım atandı. Kayyım ilk iş olarak Kent Lokantaları’nın kapısına kilit vurdu.

    Alevi kurum temsilcileri, yerine kayyım atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’a destek vermek için Şişli Belediyesi’ne destek ziyaretinde bulundu.

    Ziyarette, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Baba Mansur Ocağı evladı Eren Yıldırım, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve çok sayıda Alevi kurum temsilcisi de yer aldı.

    “CHP’NİN BİRİKEN BU ENERJİYİ SİSTEME KARŞI İYİ DEĞERLENDİRMESİ GEREKİYOR”

    Alevilerin Osmanlı’dan bu yana kayyımların gölgesinde olduğunu ifade eden ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Biz Aleviler aslında kayyımlardan uzak değiliz. 1500’lü yıllardan bu yana Alevi dergahları kayyımlarla yönetildi. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bizim inancımıza atanmış bir kayyımdır, biz ona karşı mücadelemizi sürekli yükseltiyoruz” dedi.

    CHP’nin topluma siyasal önderlik noktasında bir görev üstlenmesi gerektiğini belirten Karakaya, “Saraçhane’de gösterilen tepkiyi Esenyurt Belediyesi’nde göremedik. CHP’nin toplumda biriken bu enerjiyi sisteme karşı iyi değerlendirmediğinde bütün kazanımlar boşa gidiyor. Aleviler mücadele konusunda zaten hep sahadaydılar; Gezi’de de öyleydi, bugün de öyle. Demokratik, laik ve özgürlükçü bir ülke olana dek bu mücadele devam edecek” diye konuştu.

    “BU KAYYIMLAR ARTIK ŞİŞLİ BELEDİYESİNDEN İSTANBUL’DAN İBARET DEĞİL”

    CHP Grup Başkanvekili Gizem Güzel, Alevi kurumlarına ziyaretten ötürü teşekkür ederek, dayanışmanın büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Zor süreçlerden geçildiğini aktaran Gizem Güzel, “Bu artık Şişli Belediyesi veya İstanbul Belediyesi’nden ibaret de değil, bu artık Türkiye’nin bir sorunu. O yüzden birarada olmamız, dayanışmayı büyütmemiz kıymetli. Alevilerin muhalefetin ve ezilenin yanında olduğunu yürekten hissediyorum. Biz hep buradayız, mevziiyi hiçbir zaman bırakmayacağız, buna sonuna kadar direnç göstereceğiz. Kendimizi artık güçlü hissediyoruz; çünkü artık sokaktan insanların desteğini alıyoruz. O yüzden bu dayanışmayı büyüterek, herkesin elini taşın altına koyarak, bu kitleleri doğru bir şekilde organize etmemiz gerekecek” ifadesinde bulundu.

    PİR EREN YILIDIRIM: BUNLAR ALEVİLERE DE DÜŞMAN

    İktidarın Şişli Belediyesi’nin çalışmalarını sekteye uğrattığını, Resul Emrah’ın 11 aylık sürecinde çok sayıda toplumsal hizmet yürüttüğünü iktidarın buna kayyım atayarak engellediğini söyleyen Baba Mansur Ocağı evlatlarından Pir Eren Yıldırım, Alevilerin, belediyeye sahip çıkması çağrısında bulundu.

    “BU ARTIK PARTİLERİ AŞAN BİR DURUM HALİNE GELDİ”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç da, kayyımlarla ilgili olarak şunları belirtti:

    “Şişli Belediyesi’nin kurtuluşu için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğiz. ‘Kurtuluş yok tek başına yap hep beraber ya da hiçbirimiz’ sözü bunun için söylenmiş bir cümle. Öğrencilerin, emeklilerin, kadınların, demokratik bir ülke isteyen herkesin içinde olduğu bir sözdür. Sadece bir partinin sözü gibi algılanmasın bu söz artık partileri aşan bir durum haline geldi.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yeşilkent Cemevi Başkanı Uzun’a Alevi kurumlarından destek: Bu zulme sessiz kalmayacağız!-VİDEO

    Yeşilkent Cemevi Başkanı Uzun’a Alevi kurumlarından destek: Bu zulme sessiz kalmayacağız!-VİDEO

    PİRHA-Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun ile dayanışmak için bir araya gelen Alevi kurumları, Suriye’de süren soykırımın durması ve yapanların yargılanması için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, “Biz bu yola çıkarken zaten bedel ödemeyi göze aldık. Yolun sonu karanlık da olsa biz aydınlığa çıkmak için mücadelemizi vereceğiz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Şubesi Cemevi Başkanı Aslan Uzun, Suriye’de Alevilere karşı işlenen katliamların soruşturulması ve failler hakkında kamu davası açılmasına dönük savcılığa şikayet dilekçe verdiği için tutuklanmıştı. Daha sonra serbest bırakılan Uzun için cemevi önünde basın açıklaması düzenlendi.

    Açıklamaya, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ve Aydın Deniz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Ağçal, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, PSAKD Sultangazi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, HBVAKV İstanbul şubeleri ve bölgedeki yöre dernek temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİZ BU YOLA ÇIKARKEN BEDEL ALMAYI GÖZE ALDIK”

    Cezaevinden çıkan Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, yaptığı açıklamada, yaptığından pişman olmadığını bir daha olsa yine yapacağını ifade etti. Aslan, “Biz Aleviler olarak bu ülkenin karanlıktan kurtulması için elimizden gelen neyse yapmak istiyoruz. Koluma kelepçe taktıklarında hakime ‘bu inanç benim onurumdur bir kere daha olsun yine yaparım’ dedim. Öncellikle bağlı olduğum inancın, bağlı olduğum kurumun başını öne eğecek bir suçtan gitmemek benim için bir onurdur. Biz bu yola çıkarken zaten bedel ödemeyi göze aldık. Yolun sonu karanlık da olsa biz aydınlığa çıkmak için mücadelemizi vereceğiz” dedi.

    “BİZİM İNANCIMIZ AYNI ZAMANDA DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE MÜCADELESİDİR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de, Alevilerin demokrasiye, laikliğe, eşitliğe sahip çıktığını dile getirerek şunları söyledi:

    “Türkiye’nin birliğine ve çeşitliliğine inanan bir topluluğuz. Biz Aleviler demokrasiye ve hukuka olan inancımızı hiçbir zaman yitirmeyiz. Biz şiddeti değil, birlikte yaşamayı savunuyoruz. Gerçekten bir hukuk yaşanmış olsaydı biz burada olmazdık. Bizim mücadelemiz aynı zamanda demokratik bir Türkiye mücadelesidir, bizim mücadelemiz aynı zamanda demokratik bir anayasa mücadelesidir, bizim mücadelemiz aynı zamanda eşit yurttaşlık mücadelesidir.”

    “EMEVİ CAMİ’NDE NAMAZ KILARAK BİZE MESAJ VERMEK İSTİYORLAR”

    Türkiye’nin yaşanılabilir bir ülke olması için mücadele vereceklerini aktaran Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Yardımcısı İbrahim Karakaya ise, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Dünyanın neresine giderse gitsin bu katil sürüleri yakalanıp adalet önünde hesap vermeleri gerekiyor. 20 milyon Alevi’nin yaşadığı bir ülkede ülkenin Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı gidip Emevi Cami’sinde namaz kılma yarışına giriyor. Bizim açımızdan çok büyük bir önemi var. Emevi Cami aynı zamanda İmam Hüseyin’in başının götürülüp sergilendiği bir yer. Dolayısıyla böyle bir mesaj vermek istiyorlar. Devletin bu yapılanmasının oradaki cihatçı örgütlerini beslediğinin farkındayız. Dolayısıyla bunların zulmünün sonu da mutlaka gelecektir. Bu ülkenin yaşanılabilir olması için elimizden gelen bütün bedelleri de ödemeye hazırız. Suriye’de 100’ün üzerinde kadın kaçırılıp tecavüz edildi. Dolayısıyla bu zulme sessiz kalmak gibi bir lüksümüz yok.”

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN ASLİ UNSURLARIDIR”

    Alevi örgütlerinin valilikçe marjinal örgütler olarak adlandırmaya çalıştığını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Ağçal, Alevilerin bu ülkenin asli unsuru olduğunu kaydetti.

    Ağcal, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Türkiye’de Suriye’de yapılan zulme karşı yürümek istedik diye valilik marjinal grup olduğumuzu söyledi. Onlarca yıldır Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini alanlarda haykırmış, mecliste savunmuş, bunun için yasalar önermiş, birçok mücadele yürütmüş Alevi örgütleri marjinal olarak basına yansıtıldı. Biz marjinal değiliz, biz bu ülkenin asli unsuruyuz.

    Suriye’de anayasayı kaldırdılar, Suriye’de şu anda bir anayasa yok. Türkiye’de yapılmak istenen şeyler orada uygulanmaya çalışılıyor.”

    “DEMOKRASİ İÇİN YAPILAN EYLEMLER MEŞRUDUR”

    Ağçal, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve tutuklanmasıyla devam eden protestolara dikkat çekerek, “Son günlerde yapılan eylemler meşrudur, haklıdır ve yapılmak zorundadır. Çünkü anayasaya sahip çıkıyoruz. Bugün seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıranlar yarın anayasayı da ortadan kaldırabilirler. Buna izin vermeyeceğiz” diye vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Alevi kurum başkanları: Newroz; barış ve özgürlüğe vesile olsun!-VİDEO

    Alevi kurum başkanları: Newroz; barış ve özgürlüğe vesile olsun!-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Yenikapı’da yapılan Newroz kutlamalarına katılan Alevi kurum temsilcileri, Newroz’un tüm topluma barış, özgürlük ve demokrasi getirmesini istedi.

    İstanbul’da, 23 Mart’ta kutlanan Newroz bayramında yüzbinler bir araya geldi. Tarihi Newroz kutlamasına Alevi kurum başkanları da destek verdi.

    Alevi kurum yöneticileri, Newroz’un Ortadoğu ve Türkiye’de yaşayan hallklara ve inanç topluluklarına barış ve özgürlük getirmesi dileğinde bulundu.

    “YAPILANLARA İNAT BİZ YİNE HALKIMIZLA BİRLİKTEYİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı ve önceki dönem İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam da İstanbul Newrozu’nda yer aldı. Yakın zaman öncesinde hakkında yurtdışı yasağı verilen Sağlam, “mücadele” vurgusu yaparak şu mesajı paylaştı:

    “İsviçre’den geldim ve İzmir Havaalanında hakkımda yakalama kararı olduğunu ve tutuklanacağımı söylediler. Akabinde hakkımda yurtdışına çıkma yasağı getirildi. Ama buna inat biz yine halkımızla birlikteyiz. Newrozumuz kutlu olsun. Newrozumuz yaşam bulsun diye burada halkımızla birlikte bütünleşmeye geldik.”

    İMAMOĞLU’NUN TUTUKLANMASINI KINIYORUM

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise Newroz alanından verdiği mesajda İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını kınadı. Koç, örgütlü olmanın önemine değinip şunları söyledi:

    “Tüm halkımızın Newroz’unu kutluyorum. İstanbul’un iradesine bu önemli günde el konuldu. Bunu da şiddetle ret ediyoruz. Tüm ezilenler bir araya gelince bunun gibi birçok Newroz bu halka nasip olur.”

    BARIŞ, DEMOKRATİK TOPLUM, ÖZGÜRLÜK NEWROZ’U

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Newroz hakkında düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

    “Bu yıl Newroz’u farklı kutluyoruz. Biz kurum olarak Newroz’a ‘Kawa’da direniş, Mansur’da ikrar, mazlumda zafer’ şiarıyla karşıladık. Barış, demokratik toplum, özgürlük Newroz’u… Newroz tüm topluma kutlu olsun diyorum, hayırlı olsun diliyorum.”

    “BU COŞKUNUN ÖZGÜRLÜĞE VESİLE OLMASINI DİLİYORUM”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya ise verdiği Newroz mesajında, “2025 yılında başta Ortadoğu halkları olmak üzere bütün Kürt halkının Newroz Bayramını kutluyoruz. 2025 Newrozunun hem ülkemiz hem de Ortadoğu’ya barış getirmesini diliyorum. Çok zorlu süreçlerden geçiyoruz, hem ülkemiz adına hem de Ortadoğu’da yaşayan bütün halkımız adına. Bu bayramın, bu coşkunun özgürlüğe vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

    “BİR TÜR PARADOKS DA YAŞIYORUZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat da 2025 Newrozu’nda İstanbul’da yer aldı. Mat, şu mesajı verdi:

    “Öncelikle herkesin Newroz Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. İstanbul’da çok coşkulu bir alan var ve insanlar bayramlarını doya doya kutluyor. Tabii biz bu arada bayram kutlarken gündem de çok yoğun. Halen Türkiye’de siyasi darbeler, kayyum atamaları devam ediyor. Yani bir tür paradoks da yaşıyoruz. Ama her şeye rağmen mücadele devam ediyor. Artık Aleviler de Kürtler de sadece anma günlerinde, ağıtların yakılacağı günlerde değil, bayramlarını da coşkularını da doya doya yaşamaları gerekiyor. Bugün de o günlerden biri. Newroz Bayramını doya doya kutlayalım diyoruz.”

    Çilem KÜÇÜKKELEŞ-Rozerin TEK/İSTANBUL

  • Alevi kurumları, başkonsolosluk yakınına siyah çelenk bıraktı!-VİDEO

    Alevi kurumları, başkonsolosluk yakınına siyah çelenk bıraktı!-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Alevi kurumları, Suriye’de HTŞ eliyle Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamı kınayarak Suriye Başkonsolosluğu yakınına ‘Alevi Soykırımına Son’ yazılı siyah çelenk bıraktı.

    Alevi kurumlarının, Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamı kınamak için İstanbul’da bulunan Suriye Başkonsolosluğu önünde yapacağı eylem öncesinde Başkonsolosluğa giden yollar polisler tarafından kapatıldı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Suriye Başkonsolosluğu’na giden yolları kapatarak girişlere izin vermedi. “Güvenlik tedbiri” gerekçesiyle yapılan uygulama nedeniyle eylem, başkonsolosluğa uzak bir noktada, Demokrasi Parkı’nın önünde gerçekleşti.

    Çok sayıda Alevi kurumu ve siyasi parti temsilcisinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın destek verdiği eylemde, “Katil Colani, işbirlikçi AKP. Aleviler vardır, Alevilik haktır.” sloganları atıldı.

    “BU BİR SOYKIRIMDIR”

    Basın açıklamasını Alevi kurumları adına Sevim Yalıncakoğlu okudu. Suriye’deki katliamın görmezden gelindiğini söyleyen Yalıncakoğlu, şu açıklamayı yaptı:

    “Suriye’de, 8 Aralık 2024’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra, Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir katliam sürüyor!

    8 Aralık’tan bu yana, İdlib, Humus, Hama ve Lazkiye kırsalında Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölüm tehdidiyle yüz yüze. Camilerden yapılan anonslarla özellikle Alevi halkı hedef gösterilirken, saldırılar doruk noktasına ulaşmış durumdadır. Kaçırılan kadınlar tecavüz tehdidiyle sindirilmekte, gençler işkence edilerek kaybedilmekte, köyler yakılıp yıkılmakta ve faili meçhul cinayetler sıradanlık kazanmıştır.

    Bu bir soykırımdır! Bu zulmün failleri bellidir! Buradan yüksek sesle haykırıyoruz! Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir. Suriye’de kurulan geçici hükümet, onun sözde lideri colani ve bu çeteler,  Batılı emperyalist güçlerin desteğiyle büyütülmüş, silahlandırılmış ve eğitilmiştir.

    Bugün Suriye’de, Alevi köylerinde, sadece bu çetelerin eli kanlı militanları değil, onları besleyen, onlara lojistik sağlayan, siyasi zemin açan tüm devletler de sorumludur.

    Soruyoruz buradan; Türkiye, bu katliamların neresinde? Basının Colini’yi “istikrar figürü” olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır. HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır.

    Suriye’deki “güvenli bölge” politikaları, “Esad artıkları söylemleri” aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir.

    Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar. Alevi halkının yaşadığı zulümden bahsedenler ya susturuluyor ya da kara propagandayla itibarsızlaştırılıyor.

    “COLANİ’Yİ DESTEKLEYENLER, KATLİAMIN SORUMLUSUDUR”

    Körfez ülkeleri ve Batılı devletler,  Petrol ve doğal gaz hesapları uğruna radikal çetelere finansman sağladılar, onları “özgürlük savaşçısı” olarak sundular. Bugün bile, bu katil sürülerini “ılımlı muhalif” gibi göstermeye devam ediyorlar.

    Haykırıyoruz! Colani ve yönetimi ve onları destekleyenleyen bu katliamların doğrudan sorumlusudur.

    Aleviler Susmayacak!

    Buradan herkese çağrımız! Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin!  Katledilen insanların sesi olun!

    Colani’yi meşrulaştırmayın! Onu “ barış elçisi” gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Bizler, tarih boyunca zulme karşı direnen bir halkız Bugün Suriye’de yaşananlar, bir “iç savaş” değil, Alevilere yönelik açık bir soykırım girişimidir. Kimse bu gerçeği çarpıtamaz!

    Buradan bir kez daha sesleniyoruz:

    Bu katliamın faillerini saklamayın, isimlerini açıkça dile getirin! Saldırıları gerçekleştiren çeteleri aklamayın, meşrulaştırmayın! Bu kanlı planları yürüten hükümetler, istihbarat servisleri ve medya organları hesap vermelidir. Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz!

    Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz! Bu zulme karşı susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz! İnancımızın, kimliğimizin, insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğiz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında; Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız!”

    Okunan basın açıklaması ardından, kitlesel olarak Suriye Başkonsolosluğu önüne siyah çelenk bırakılmak istendi ancak polis, bu girişime engel oldu. Yapılan müzakereler ardından 15 kişiden oluşan bir heyet, Suriye Başkonsolosluğu yakınına üzerinde “Alevi soykırımına son” yazılı çelenk bıraktı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarının açıklaması öncesinde Suriye Başkonsolosluğu’na giden yollar kapatıldı

    Alevi kurumlarının açıklaması öncesinde Suriye Başkonsolosluğu’na giden yollar kapatıldı

    PİRHA- Alevi kurumlarının, Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamı kınamak için İstanbul’da bulunan Suriye Başkonsolosluğu önünde yapacağı eylem öncesinde başkonsolosluğa giden yollar polisler tarafından kapatıldı.

    Alevi kurumları, HTŞ eliyle Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamı kınamak için İstanbul’da bulunan Suriye Başkonsolosluğu önüne siyah çelenk bırakacak.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, Şişli’de bulunan Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu için alınan çevre tedbiri kapsamında bazı yolları trafiğe kapatarak alternatif güzergahlar belirledi. Emniyet ekipleri Başkonsolosluk’a giden yolları kapatarak girişlere izin vermiyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ADFE’den muhalif medyaya Suriye tepkisi: Toplumumuz kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir

    ADFE’den muhalif medyaya Suriye tepkisi: Toplumumuz kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Suriye’de Alevilere soykırım uygulandığını belirterek, bazı muhalif medya organlarının gerçeği yansıtmayan ‘dezenformasyon’ haberlerine tepki gösterdi. ADFE, “Alevi halkının, inançlarına ve yaşam biçimlerine yönelik sistematik saldırılar karşısında korunmak ve kendi kimliğini savunmak için başvurabileceği her türlü meşru savunma biçimi, aynı zamanda tüm insan hakları çerçevesinde meşrudur. Toplumumuzun bir parçası olan her birey, doğruyu öğrenmek ve yanlış bilgilere karşı durmak için Alevi kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir” açıklamasında bulundu.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta Alevilerin hedef alındığı saldırıların son iki günde tırmanışa geçti. Çoğunluğu sivil olmak üzere 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve yüzlercesinin de HTŞ tarafından bilinmeyen merkezlerde alıkonulduğu belirtiliyor.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), konuya ilişkin ‘Suriye’de Aleviler Katlediliyor’ başlığıyla yayımlanan açıklamada Alevilerin inançlarından kaynaklı soykırıma tabi tutulduğunu belirtti. Bazı muhalif medya organlarının Alevilere yönelik katliam saldırı haberlerini ‘Esad yanlıları’ şeklinde servis etmesini ‘dezenformasyon’ olduğunu dile getiren Türkiye Alevi Federasyonu, “Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, hem bu katliamın hem de buna ilişkin yürütülen manipülasyonların ve yanıltıcı haberlerin karşısında duruyor, halkımızı bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.

    MUHALİF MEDYA ORGANLARINA ‘DEZENFORMASYON’ TEPKİSİ

    Yaşanılanın bir soykırım olduğunu vurgulayan Türkiye Alevi Federasyonu, “Suriye’de, Alevi köylerinde yaşanan olaylar, sadece bir çatışma değil, bir soykırımdır. Alevi halkı, ne yazık ki, sadece inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınmış, masum insanlar hayatını kaybetmiştir. Ancak, bu insanlık dramı, bazı medya organları tarafından çarpıtılmakta, Aleviler bir şekilde Esad yanlısı, rejim destekçisi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu tür suçlamalar, yalnızca gerçeği saptırmakla kalmaz, aynı zamanda Alevi halkının acısını daha da derinleştiren bir manipülasyona dönüşmektedir. Son günlerde, Suriye’de gerçekleşen ve Alevi toplumunu hedef alan vahşi katliamla ilgili olarak, çeşitli medya organlarında ve özellikle bazı muhalif medya organlarında yapılan açıklamalar, gerçeği saptırmaya yönelik dezenformasyon içerikleri taşımaktadır. Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, hem bu katliamın hem de buna ilişkin yürütülen manipülasyonların ve yanıltıcı haberlerin karşısında duruyor, halkımızı bu konuda daha dikkatli ve duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.

    “ALEVİLERİN KENDİNİ SAVUNMASI MEŞRU BİR HAKTIR”

    Alevi halkının kendisine karşı yönelen baskılar karşısında öz savunma geliştirmesinin sadece doğal bir hak, aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu ifade eden Türkiye Alevi Federasyonu, “Alevi halkı, her zaman barışı, kardeşliği ve insan haklarını savunmuş, hiçbir zaman bir baskı aracı olarak kullanılmaya izin vermemiştir. Aleviler, tarih boyunca her türlü zulme, baskıya ve ayrımcılığa karşı mücadele etmiştir. Bu, Suriye’deki savaşın da bir parçasıydı. Alevi toplumunun her zaman barışçıl, hoşgörülü ve insan haklarına saygılı bir duruş sergileyen bir kimliği olduğunu hatırlatıyoruz. Bu kimlik, herhangi bir savaş veya çatışma ortamında da aynen geçerlidir. Bu noktada, Alevi halkının kendisine karşı yönelen baskılar karşısında öz savunma geliştirmesi, sadece doğal bir hak, aynı zamanda bir zorunluluktur. Alevi halkının, inançlarına ve yaşam biçimlerine yönelik sistematik saldırılar karşısında korunmak ve kendi kimliğini savunmak için başvurabileceği her türlü meşru savunma biçimi, aynı zamanda tüm insan hakları çerçevesinde meşrudur. Alevi halkının tarihsel olarak maruz kaldığı baskılar ve saldırılar, bizlere bu tür öz savunmanın ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Bu hak, inancımızın, kimliğimizin ve varlığımızın korunması için gerekli ve kaçınılmaz bir adımdır” diye belirtti.

    “TOPLUMUMUZ ALEVİ KURUMLARINA VE ALEVİ MEDYASINA GÜVENMELİDİR”

    Türkiye Alevi Federasyonu‘nun açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:

    Bu nedenle, Alevi halkını Esad yanlısı göstermek, hem gerçekle bağdaşmaz hem de halkımıza karşı büyük bir haksızlıktır. Gerçek şu ki, Alevi halkı, her türlü baskıyı ve zulmü, devletler arası çatışmalar ve iktidar kavgaları üzerinden bir kenara koyarak, sadece kendi inançları ve kimlikleriyle var olma mücadelesi vermektedir. Bizi başka bir kimlikle tanımlamaya çalışan her türlü dezenformasyon, sadece halkımızın acısını büyütmekte ve daha büyük bir kaosa yol açmaktadır.

    Federasyon olarak, değerli halkımıza sesleniyoruz: Her türlü yanlış bilgiye karşı dikkatli olalım. Gerçeklerin peşinden gitmek, sadece Alevi kurumları ve Alevi medyasından alınan bilgilerle mümkündür. Bugün, Alevi halkının sesi ve yüzü, yalnızca kendi kurumsal yapıları ve kendi medyasıdır. Alevi kurumları, bizlerin haklarını savunmak ve doğruyu halka duyurmak için yıllardır var gücüyle çalışmaktadır.

    Toplumumuzun bir parçası olan her birey, doğruyu öğrenmek ve yanlış bilgilere karşı durmak için Alevi kurumlarına ve Alevi medyasına güvenmelidir. Bizi asıl bizden başkası doğru temsil edemez. Bu süreçte, sağduyulu olmalı, toplumu yanıltan haberlere karşı duyarlı kalmalıyız. Bizler, Alevi halkı olarak, barışın, eşitliğin ve adaletin savunucusuyuz. Suriye’deki katliamı ve tüm zulmü lanetliyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize saygıyla anıyoruz. Halkımızı, hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Madımak Katliamı hükümlülerinin serbest bırakılmasına sert tepki: Devlet Alevilerle barışmak zorunda!-VİDEO

    Madımak Katliamı hükümlülerinin serbest bırakılmasına sert tepki: Devlet Alevilerle barışmak zorunda!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, Sivas Madımak Katliamı faillerinden 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “Toplumsal barış katillerin affedilmesinden geçmiyor. Biz hiçbir katliamı unutmadık. Biz bu ülkeye hukuk, adalet, demokrasi, yüzleşmeye gelinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

    Alevi kurumları, Sivas Madımak Katliamı faillerinden 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan anıt mezarda açıklama yaptı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Geçenl Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak Sİvas Madımak Katliamı’nda katledilenlerin yakınları, avukatları ve bir çok demokratik kitle örgütü ile siyasi parti temsilcileri katıldığı açıklam yürüyüşle başladı.

    “ADALET NÖBETİ” TUTACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas’la ve öncesindeki, sonrasındaki katliamları yapanlarla hesap soracaklarını belirtti. Erçe, yarından (2 Mart) itibaren dernek genel merkezinde “Adalet Nöbeti” tutacaklarını ifade etti.

    Erçe, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Madımak Oteli’nin ne ateşi söndü, ne dumanı durdu. O gün canlarimizi katledenler bugün aramızda dolaşıyorlar. Madımak için adalet herkes için adalet siariyla verdiğimiz mücadele hala devam ediyor. O gün katillerin ellerine çakmak verenler, katilleri savunanlar devletin kademelerinde görev aldılar. Serbest bırakanlar da aynı zihniyettir. Yakanlar da, aklayanlar da, serbest bırakanlar da aynıdır. Biz Sivas ile yüzleşe bilseydik bütün katliamlar ile yüzleşecektik. Yaşadığımız bütün kötülükler Sivas ile yüzleşemediğimiz için yaşandı. Bugün yeniden başlıyoruz. Katliamlarla hesaplanmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu gerici, bu ırkçı, bu faşist anlayış ile mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”

    “MAĞDUR OLARAK İTİRAZ EDECEĞİZ”

    Madımak Katliamı davası avukatlarından Şenal Sarıhan, adaleti sağlamaya çalıştıklarını vurgulayarak, “32 yıl boyunca çabaladık. Eylemin insanlığa karşı suç olduğu belli olmasına rağmen şimdi hukukun açıklarından yararlanılarak sanıklar serbest toplu olarak bırakıldı. Şartlı salınma yolunu Anayasa Mahkemesi açtı. Bu karara karşıyız. Ağırlaştırılmış müebbet alanların serbest bırakılmayacağı varken, salındılar. Bizim mağdur olarak itiraz edeceğiz. Bir gün adaletin sağlanacağına inanarak mücadele edeceğiz” dedi.

    “HAKİKAT, ADALET ARAYIŞIMIZA DEVAM EDECEĞİZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, insan olarak utanç duydukları günlerden geçtiklerini vurgulayarak, “Bu utanç bu ülkeyi yönetinlerin utancı olmalı. Bizler hakikat, adalet arayışımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KATLİAMLARDAN DEVLET HESAP VERMELİDİR”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat da, zaman aşımından katillerin serbest bırakıldığını aktararak, “Hapishanede katillerden kimse kalmayacak. Benzer bir durum Almanya’da yaşanıyor. Katiller ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Bizim tek talebimiz katillerin serbest bırakılması değildir, organize eden ve koruyanlardır. Katliamlardan devlet hesap vermelidir. Barışı en çok Aleviler ister. Türkiye’nin barışı, Maraş’tan, Sivas’tan, Çorum’dan, Dersim’den geçer. Devlet Alevilerle barışmak zorunda. Devlet ne kadar oyun oynasa da unutturamaz. Alevilerin anayasal hakları kazanana kadar asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

    “YÜZLEŞMEYE GELİNCEYE KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, toplumsal barışın önemine dikkat çekerek, “Toplumsal barış katillerin affedilmesinden geçmiyor. Biz hiçbir katliamı unutmadık. Biz bu ülkeye hukuk, adalet, demokrasi, yüzleşmeye gelinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

    Konuşmaların ardından Muharrem Erkan Dede’nin gülbeng okuması ile açıklama sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • “Aleviler Barışı Konuşuyor”-CANLI

    “Aleviler Barışı Konuşuyor”-CANLI

    Çok sayıda Alevi örgütü ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanları, “Aleviler Barışı Konuşuyor” şiarıyla bir araya geliyor.

  • Alevi kurumlarının Suriye’ye ilişkin görüşmeleri devam ediyor: Katliamların karşısında duracağız-VİDEO

    Alevi kurumlarının Suriye’ye ilişkin görüşmeleri devam ediyor: Katliamların karşısında duracağız-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere dönük katliamlara ilişkin görüşmeler gerçekleştirmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan konuya ilişkin görüşmelerin devam edeceğinin altını çizerken, Alevilere yönelik katliamların karşında duracaklarını belirttiler.

    Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’de Alevilere dönük katliamlara ilişkin görüşmeleri sürmeye devam ediyor. Alevi kurumları siyasi partilerle, büyükelçiliklerle ve son olarak da Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile ilgili konuya ilişkin görüştü.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan görüşmelere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇMEK ADINA GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

    Türkiye’deki Aleviler ve Alevi kurumlarının her türlü diktatöryal yapıya karşı çıktığını belirten Cuma Erçe, “Katliamların da, zulümlerin de karşısında olduğumuzu ifade etmek durumundayız. Biz Suriye’de yaşanan bütün bu katliam görüntülerinin veya katliam beklentilerinin arifesinde dünya çapında kamuoyu yaratmak adına, Suriye’de yaşanan ya da yaşanması muhtemel olan katliamların önüne geçmek adına, bir farkındalık yaratmak adına bir takım görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi.

    “İKİ TEMEL TALEBİ ÖN PLANA ÇIKARDIK”

    Suriye’deki Alevi katliamlarına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Erçe şunları söyledi:

    “Alevi kurumlar olarak; hemen her şubemizde yaptığımız paneller, sempozyumlar, basın açıklamaları, sokaklarda bir takım gösteriler, eylemler, Samandağ’da yaptığımız miting, Avrupa Parlamentosu önünde yapılan miting, Britanya Parlamentosu’nda yapılan açıklamaların, Avrupa’nın içerisinde gerçekleşen eylemlerin dışında da Türkiye’de siyasi partilerin grup başkan vekilleri ile görüşmeler gerçekleştirdik.

    Grup başkan vekilleri ile yapmış olduğumuz görüşmelerde iki temel talebi öne çıkarttık. Bunlardan bir tanesi olan Suriye’de Alevilerin yoğunluklu yaşadığı yerler başta olmak üzere genel anlamda Suriye topraklarında bir gözlemci heyetinin gönderilmesi noktasında bir talebimiz oldu. Alevi kurumları olarak bu gözlemci heyetinin içerisinde olmak istediğimizi, insan hakları örgütleri ile beraber gitmek istediğimizi ifade ettik ancak bu talebimiz henüz karşılık bulmadı. İkinci talebimiz ise insani yardım koridorunun açılması ve Türkiye’den Suriye’ye ya da dünyanın başka ülkelerinden Suriye’ye insani yardım malzemelerinin götürülmesinin kolaylaştırılması talebiydi, bu da henüz karşılık bulmadı.”

    “SURİYE İLE İLGİ YANLIŞ BİLGİLERİN ÖNE ÇIKARILDIĞINI GÖRMÜŞ OLDUK”

    Almanya Büyükelçiliği ile geçtiğimiz hafta görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cuma Erçe, “Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile de görüşme gerçekleştirdik. Oldukça uzun bir görüşme oldu. Bu görüşme sırasında hem Türkiye’de hem de Suriye’de yaşanan kimi anti demokratik gelişmelerin, özellikle Suriye’de yaşanan katliamcısı takım hareketlerin bizi rahatsız etmesi ve endişe yaratması üzerine görüşlerimizi ve taleplerimizi kendisine ilettik. Ama ne yazık ki hem büyükelçilerle yaptığımız görüşmeler hem de siyasilerle yaptığımız görüşmelerde Suriye ile ilgili bilgilerin net iletilmediği, bir bilgi kirliliği yaşandığı ve bu bilgi kirliliği içerisinde yanlış algıların ve yanlış bilgilerin öne çıktığını da görmüş olduk. Bu açıdan bizim için önemliydi” diye konuştu.

    “SURİYE’DEKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ”

    Suriye’deki gelişmeleri yakından inceleyeceklerinin altını çizen Cuma Erçe, “Suriye’deki bu anti-demokratik uygulamaların, bu baskıcı rejimin, bu katliamcı rejimin katliamlarının önünün kesilmesi anlamında dünya çapında aydınlardan, demokratlardan, akademisyenlerden, bilim insanlardan oluşan bir heyetin kesinlikle bu anlamda bir kampanya dönüştürmesi noktasında bir çaba içerisindeyiz. Çünkü orada öldürülenler bizim kardeşlerimiz. Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ederek, dünya üzerinde kampanya yürütmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

    “GÖRÜŞMELER İLE KAYGILARIMIZI SUNDUK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan ise, seküler yaşamı savunan de Sünniler dahil olmak üzere kendi yaşam tarzlarına destek vermeyen bütün hakların HTŞ’nin hedefinde olduğunu belirterek, “Bu bağlamda Türkiye’deki Alevi kurumları olarak Avrupa’daki Alevi kurumlarımızla da birlikte bir dizi görüşmeler yapmaya başladık bir süreden beri. Meclis’te grubu olan siyasi partilerle yaptık görüşme geçtiğimiz haftalarda yine geçen hafta Almanya’ya elçisiyle görüşme yaptık. Kaygılarımızı sunduk, kaygılarımızı besleyen gerekçelerle birlikte süreci aktardık. Avrupa Birliği Büyükelçisi Delegasyon Başkanıyla görüştük. Bu görüşme bizim açımızdan önemli, temsil ettikleri makam anlamıyla da Avrupa Birliği Delegasyonu ’nu temsil ettikleri için bir kat daha önem arz ediyordu” dedi.

    “AVRUPA BİRLİĞİ DELEGASYONU SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞINI SÖYLEDİ”

    Avrupa Birliği Delegasyonu’nun konunun takipçisi olacağını belirttiğini aktaran Kaplan, “Büyükelçi bize özetle ‘Suriye’de bir geçiş dönemi var. Colani ve HTŞ kadroları demokratikleşme bağlamında bir söz verdi. Biz de buna güveniyoruz, şimdilik güvenmek durumundayız’ gibi bir konuşma yaptı. Bizde öyle düşünmediğimizi, Colani ve HTŞ’ye güvenmediğimizi söyledik. ‘Suriye’de Aleviler katlediliyor, köyler talan ediliyor, insanlar katledilip hakaretlere maruz kalıyor’ dedik. Suriye’de BAAS rejimi yüzünden kötü bir yönetim varsa bunun sorumlusunun Aleviler olamayacağını söyledik. Örnek olarak ‘Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sonuç olarak Alevi değildir, Türkiye’deki herhangi bir anti demokratik uygulamayı bütün Alevi olmayanlara mal edemeyiz’ diye konuştuk. Bu sürecin takipçisi olduklarını, Avrupa Birliği Delegasyonu’ndan bir heyetin de Şam’da olduğunu söylediler” diye konuştu.

    “İŞGALCİ POZİSYONUNDA OLAN ÜLKELER GÜÇLERİNİ GERİ ÇEKMELİ”

    Görüşmelerimiz devam edeceğini belirten Özgür Kaplan şunları ekledi:

    “Orada Aleviler, Dürziler, Ezidiler, Kürtler, hedefler konulmuş olan bütün insanlar, bütün toplumlar, inançlar adına kaygımızı her platformda belirtmeye devam edeceğiz. Suriye’de derhal bir geçiş hükümetin oluşturulmalı ve bu hükümet içerisinde bütün kimlikler, bütün inançlar, bütün toplumların temsil edilmesi sağlanmalı. İşgalci pozisyonunda olan ülkeler güçlerini geri çekmeli. Cihatçı ve çeteci gruplar dağıtılmalı yani Suriye’nin geleceği Suriye halkının iradesine bırakılmalıdır. Suriye’de ya da dünyanın başka bir ülkesinde ezilen, yok sayılan, katliama maruz kalan kim varsa biz onların yanında yer almaya devam edeceğiz.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

     

  • Alevi kurumlarından gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki: Halk TV yalnız değildir

    Alevi kurumlarından gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki: Halk TV yalnız değildir

    PİRHA-Alevi kurumları, gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Gözaltılar halkı teslim almaya yönelik bir gözdağıdır. AKP hükümeti gözaltılarla, tutuklamalarla, sindirme hayalleri kurarken unutmasınlar ki halkın tamamını esir alamazlar” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun işaret ettiği bilirkişiyle yaptıkları telefon görüşmesini “izinsiz olarak kayda alarak paylaştıkları” suçlamasıyla gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alındı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker ve program sunucusu Seda Selek “bilirkişi” soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “TÜRKİYE FAŞİZME TESLİM OLMAYACAK”

    Alevi kurumları tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Halk TV gazetecilerinden Serhan Asker, Barış Pehlivan ve Seda Selek gazetecilik faaliyetlerinden dolayı gözaltına alındı. Görülen o ki bu gözaltılar halkı teslim almaya yönelik bir gözdağıdır. Ülkede denetimsizlikten bir otelde insanlar gözler önünde yanarak can verirken, maden kazaları olurken, binalar insanların başına yıkılırken, geziden 12 yıl sonra insanlar tutuklanırken ve en önemlisi halk yoksulluk kıskacında yaşamaya çalışırken halkın sesi olan gazetecilerin gözaltına alınması ülkede ses çıkaran herkesi sindirmeyi hedeflemektedir.

    Ama hiçbir güç halkın gücünün üstünde değildir ve sonunda halk bu zalimliğe gerekli cevabı verecektir. Başta Aleviler olmak üzere derdi halkın refahı olan muhalifler korku duvarını yıkmıştır artık. Halkının derdini kendi derdi bilmeyenin piri olmaz diyen Pir Sultan Abdal direnen halkların ışığı olmuştur. AKP hükümeti gözaltılarla, tutuklamalarla, sindirme hayalleri kurarken unutmasınlar ki halkın tamamını esir alamazlar. Eşitlik, demokrasi ve adalet mücadelemizin önüne geçemeyeceksiniz. Bu vesile ile bir kez daha haykırıyoruz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Halk TV yalnız değildir” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Halk TV’ye ‘bilirkişi’ soruşturması: 3 gazeteci gözaltına alındı

  • Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’deki Alevilere dönük katliamlara ve baskılara dair Meclis’te temaslarda bulundu. Görüşmeler gün boyu sürerken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Başkanı Gültekin Cuvalak, ADFE Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esad Ünsal ve Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yetkilileriyle görüştüler.

    Suriye’deki Alevilere dönük katliamların ve baskıların konuşulduğu görüşmeler gün boyu sürerken, kurumların yöneticileri görüşmelere yönelik bir açıklama yapmadı. 

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

  • Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

    PİRHA- ABF, ADFE, PSAKD, AKD ve HBVAKV Genel Başkanları, Suriye’deki Alevi Katliamı, Alevilere yönelik nefret söyleminin artmasına dair Perşembe günü Meclis’te grubu bulunan partilerle görüşecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanları, Suriye’deki Alevi Katliamı ve Alevilere yönelik nefret söyleminin artmasına dair Perşembe günü Meclis’te grubu bulunan partilerle görüşecek.

    Perşembe günü saat 12.00’de DEM Parti, 12.30’da CHP, 15.00’de ise AKP ile görüşme yapacak olan Alevi kurumlarının genel başkanları, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, AB Temsilciliği ve ABD Ankara Büyükelçiliği’nden de randevu talep etti. Taleplerinin kabul edilmesi durumunda görüşmelerin gün içinde veya sonraki gün yapılacağı gelen bilgiler arasında.

    PİRHA/ANKARA