Etiket: alevi kurumları

  • Aleviler TV10 eylemini sahipleniyor: Bu dava bizim davamızdır-VİDEO

    Aleviler TV10 eylemini sahipleniyor: Bu dava bizim davamızdır-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, İstanbul’da önceki gece yarısı gözaltına alınan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in serbest bırakılmalarını talep etmek için 67. haftasındaki TV10 eylemini bugün devralacak. Eyleme katılım çağrısı yapan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, “Bu dava bizim davamızdır” dedi.   

    Haberin Videosu

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç gece yarısı evlerinden gözaltına alınmıştı. TV10 kameramanı Kemal Demir ise 25 Kasım’da gözaltına alınmış ve 1 Aralık’ta da tutuklanmıştı.

    Alevi medyasına yönelik baskı, tutuklama ve gözaltılara tepki gösteren Alevi kurumları, 13 Ocak Cumartesi günü 67’incisi düzenlenecek olan TV10 eylemine kitlesel katılım sağlayacak. Eylemde biri tutuklu, ikisi gözaltında bulunan TV10 emekçilerinin serbest bırakılmasını talep edecek olan Alevi kurumları hazırladıkları bir afişle sosyal medyada duyarlılık çağrısı yaparak, kitlesel olarak katılacaklarını belirttiler.

    PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, başından beri takip ettikleri TV10’un kapatılmasından sonra başlattığı eyleme her Cumartesi katılım gösterdiklerini söyledi. TV10 yöneticilerinin gözaltına alınmasını kınayan Yıldız, “Cumartesi günü de tüm Alevi kurumları olarak sivil toplum örgütleri ile birlikte Galatasaray Meydan’da olacağız” dedi.

    “FERMAN YEZİDİN İSE MEYDAN HÜSEYİN’İNDİR”

    “Bu dava bizim davamızdır” diyen Yıldız şu ifadeleri kullandı:

    “TV10 ailesi geçmişten bugüne kadar da her zaman bizim sesimiz olmuş, nefesimiz olmuş göz kulağımız olmuştur. Bu ailenin bir sistem tarafından ceberrut anlayışla beraber yargılanması, sorgulanması mümkün değildir. Biz asla müsaade etmeyeceğiz. Sonuna kadar davamızı takip edeceğiz. Hal böyleyken Galatasaray Meydanı’nda tüm canları ferman Yezid’in ise meydan Hüseyin’indir anlayışı ile beraber meydanlara çağrımızdır. Bundan sonra da aynı şekilde bir canımızı dahi kimseye vermek istemiyoruz. Bundan sonra da kendi hukukumuz içerisinde ne yapmamız gerekiyorsa bütün örgütlü yapımızla beraber mücadelemize devam edeceğiz. Bizler her zaman şunu söylüyoruz. Bu anlayış bizleri gözaltına alabilir, esir edebilir, tutsak edebilir ama asla bizleri yargılayamaz.” (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden TV10 emekçileri serbest bırakılsın çağrısı-VİDEO

    Alevilerden TV10 emekçileri serbest bırakılsın çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurum temsilcileri iki gündür gözaltında olan KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi, Programcı Veli Haydar Güleç ile tutuklu bulunan Kemal Demir’in serbest bırakılması için çağrıda bulundu.  

    Haberin Videosu

    Tv10 Genel Yayın Yönetmeni Veli Büyükşahin ve TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç iki gün önce evlerine yapılan operasyonla gözaltına alındılar. Büyükşahin ve Güleç’in gözaltına alınmalarına Alevi kurum temsilcileri tepki gösterdi.

    “MÜCADELEYİ YOK ETMEK İÇİN YAPILAN ZULÜMDÜR”

    Alevi kurum temsilcileri yaptıkları çağrıda, “TV10 evimizin aşıdır, suyudur, ışığıdır. Baskı ve zulümle bizi yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. TV10 kuruluşundan bu yana Alevilerin sesi ve gözü olmuştur. Tv10 Alevilerin sesini duyurmak için mücadele veriyor, bu mücadelenin tamamını yok etmek için yapılan bir zulümdür. Bizler Alevi Pirleri olarak Hz. Hüseyin gibi dik durarak alanlarda olmaya devam edeceğiz. TV10 emekçileri Veli Haydar Güleç, Veli Büyükşahin ve Kemal Demir serbest bırakılsın. Bizler her daim pirlerimizin, dedelerimizin ve yolumuzun arkasındayız” ifadeleri kullanıldı.

    Bu gözaltıların Alevi toplumuna karşı yapılmış bir gözdağı olduğu belirtilerek, “Aslında Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin evet büyük bir suç işlediler bu suçun kendisi de  Alevi toplumunun mücadelesini yürütmektir zalimin karşısında biat etmemektir” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, TV10 emekçilerinin serbest bırakılması için 13 Ocak’ta Galatasaray Meydanı’nda

    Aleviler, TV10 emekçilerinin serbest bırakılması için 13 Ocak’ta Galatasaray Meydanı’nda

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri geçtiğimiz gün gece yarısı gözaltına alınan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılmalarını talep etmek için TV10 eylemine kitlesel katılım sağlayacaklar. 

    KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç gece yarısı evlerinden gözaltına alınmıştı. TV10 kameramanı Kemal Demir ise 25 Kasım’da gözaltına alınmış ve 1 Aralık’ta da tutuklanmıştı.

    Alevi medyasına yönelik tutuklama ve gözaltılara tepki gösteren Alevi kurumları, 13 Ocak Cumartesi günü 67’incisi düzenlenecek olan TV10 eylemine kitlesel katılım sağlayacak. Eylemde biri tutuklu, ikisi gözaltında bulunan TV10 emekçilerinin serbest bırakılmasını talep edecek olan Alevi kurumları hazırladıkları bir afişle sosyal medyada duyarlılık çağrısı yaparak, kitlesel olarak katılacaklarını belirttiler.  (HABER MERKEZİ)

  • ‘AKP’li vekiller Maraş anmasının provokatif olduğu iddiasını kanıtlamak zorunda’

    ‘AKP’li vekiller Maraş anmasının provokatif olduğu iddiasını kanıtlamak zorunda’

    PİRHA- AKP’li vekillerin TBMM’de düzenledikleri basın açıklamasında Maraş’a nama için gidenleri provokatör ilan etmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, KHK yayınlandıktan sonra böyle bir açıklama yapılmasının Alevi örgütlerinin hedef gösterilmesi anlamına geldiğini vurguladı. 

    AKP Çorum Milletvekili Celalettin Güvenç ile Maraş Milletvekilleri Nursel Reyhanlıoğlu, Mehmet Uğur Dilipak ve İmran Kılıç TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Alevilere yönelik yapılan Sivas, Maraş ve Çorum katliamlarını olay olarak  tanımlarken, Maraş’a anma için gidenleri de provokatör ilan ettiler. AKP’li vekillerin bu açıklaması tepki çekti.

    “BUNU KANITLAMAKLA MÜKELLEFLER” 

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, önce bu açıklamayı yapan milletvekillerinin, Avrupa’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından Maraş’a gelenlerin oradaki halka yönelik provokatif eylemleri olduğunu kanıtlamakla mükellef olduklarını kaydetti.

    “ALEVİ KURUMLARINI HEDEF GÖSTERİYORLAR”

    Anmalarda katliamların unutturulmaması ve başta devlet olmak üzere oradaki halkın da bu katliamlarla yüzleşmesini talep ettiklerini ifade eden Kaplan, dışarıdan anmaya katılanları terörize etmenin ne o milletvekillerine, ne de Türkiye’nin şu an ki konumuna bir faydası olacağını belirtti. Açıklamayı yapan milletvekillerinin Alevi kurumlarını hedef gösterdiğini söyleyen Kaplan “Bu akıl tutulmasıdır, öncelikle bundan vazgeçmeliler. Biz isterdik ki gerek Çorum’un yıl dönümünde, gerek Sivas’ın yıl dönümünde, gerekse Maraş’ın yıl dönümünde oranın tüm milletvekilleri katılsın. Bu katliamın kınanması yönünde buradaki kitleyle birlikte hareket etmelerini isterdik.” şeklinde konuştu.

    KHK TEPKİSİ

    Öte yandan son yayınlanan KHK’ye göre sivillerin, darbeyi önlemek için yaptığı eylemlerin hukuki, mali ve cezai sorumluluğu olmayacağı maddesini hatırlatan Kaplan, “Bu KHK çıktıktan sonra böyle bir açıklama yapılması bu örgütlerin hedefe konması anlamına geliyor ki bu da kabul edilebilir bir durum değildir” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hükümetle görüşüyorsun da Alevilerin hangi sorununu çözüyorsun?’

    ‘Hükümetle görüşüyorsun da Alevilerin hangi sorununu çözüyorsun?’

    PİRHA – Üryan Hızır Ocağı’na bağlı Yazar Veli Büyükşahin Artı Gerçek’teki bu haftaki yazısında, bazı Alevi kurumlarını eleştirdi. Büyükşahin, “Bazı Alevi kurumları ve çevreleri bütün çabalarını devlete, sisteme eklemlenme üzerinden yürütüyorlar. Bütün ilişkilerini ve bakış açılarını devlet, iktidar üzerinden şekillendirme gayreti içindeler” dedi.

    Maraş ve benzeri katliamlarla Alevilere yapmak istedikleri de diğerlerine yapılanın aynısı diye belirten Büyükşahin, “Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler, Rumlar gibi kesimlere yapılanın aynısı yapılmak isteniyor. Tam bir kader ortaklığı aslında” ifadelerini kullandı.

    Koçgiriden başlayarak bugüne kadar yapılan saldırılar, katliamlar, sürgünler, göç ettirmeler ve asimilasyon politikaları birbirinden bağımsız değil, tersine birbirini tamamlayan komplike uygulamalardır diyen Büyükşahin şöyle devam etti:

    “Hedef aynıdır. Diğerlerine ne yapıldıysa Alevilere de aynısı yapılıyor. Bu uygulama çoktan beri yürürlüktedir ve geçmişten bugüne devam etmektedir. Her ne kadar ‘bazı Aleviler’ meseleye böyle bakmayıp, kendilerini asli unsur, devletin ve laikliğin esas sahibi gibi görüyor olsa da durum budur.”

    “BAZILARI BÜTÜN ÇABALARINI SİSTEME EKLENME ÜZERİNDE YÜRÜTÜYOR”

    Büyükşahin “Bazı Alevi kurumları ve çevreleri bütün çabalarını devlete, sisteme eklemlenme üzerinden yürütüyorlar. Bütün ilişkilerini ve bakış açılarını devlet, iktidar üzerinden şekillendirme gayreti içindeler. Onun dışında kendilerine bir yol açamayacaklarını düşünüyorlar. Alevilerin yaşadığı sorunları tek tek iktidarlar, partiler ve kişiler üzerinden okuyorlar. Her yaşadığımız saldırı karşısında derhal bir suçlu buluyor ve geri kalanın üzeri kapatılıyor. Böylece esas katiller, işin arka planı, yapılmak istenen kaybolup gidiyor” dedi.

    Koçgiri de Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman, Dersim de General Alpdoğan, Ortanca da gerici softalar, Kırıkhan da ve Malatya da ırkçı sivil faşistler, Maraş’ta ülkücüler, Çorum da ülkücü ve gericiler, Sivas’ta şeriatçılar, Gazi de faşistlerin suçlu olduğunu söyleyen Büyükşahin şöyle devam etti:

    “Evet, tümü doğru ama sadece görünen maşalardır bunlar. Bu katillere arka çıkanlar, onları silahlandıranlar, onlara kahramanlık madalyaları takanlar, suçüstü olanları mahkemelerden serbest bırakanlar, sırtlarını sıvazlayanlar kim? Devletin burada ki rolünü görmemek, körlük değilse eğer bu senaryoları yapanlarla işbirliği ve ortaklıktan söz etmemiz gerekmez mi?”

    “HÜKÜMETE LAF ETTİRMEYENLER ALEVİLERİN SIRTINDAN GEÇİNENLERDİR”

    Devletin ve iktidarların bu katliamlardaki rolünü sorgulamaya başladığınızda ilk karşınıza dikilen, sizi suçlayan, siyaset yapmakla itham edenler kendisine Aleviyim diyenler  olduğuna dikkat çeken Büyükşahin, “Devlete, hükümete ve bilmem kime laf ettirmeyen bu kesimler Alevi toplumunun sırtından geçinenlerdir” dedi.

    “ALEVİLERİN SORUNLARIYLA UĞRAŞMAYAN, MARAŞ’A, SİVAS’A, DERSİM’E GİTMESİN”

    Veli Büyükşahin, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe’nin sözlerini hatırlatarak şöyle yazdı:

    “Eğer biz, Hızır paşaya boyun eğmeyen, zulme karşı boyun eğmeyen Pir Sultan Abdal olmayacaksak, eğer biz, haktan adaletten bir düzeni savunan Şeyh Bedrettin olmayacaksak, eğer biz, sevgiyi kardeşliği ören birer Yunus, birer Mevlana, birer gönüllerin Sultanı Hacı Bektaşi Veli olmayacaksak, ve bizler, evet bizler, üzerine çıktığı sehpayı kendi ayaklarıyla deviren ve ölürken de “kahrolsun amerikan emperyalizmi, yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” diyen birer Deniz olmayacaksak, zindanlarda ser verip sır vermeyen İbrahim olmayacaksak, Mahir olmayacaksak, o fidanlardan herhangi biri olmayacaksak, bırakın bu dernekler kapansın.”

    “Erçe’nin de dediği gibi, ben Alevi örgütüyüm iddiasında olanlar eğer toplumun sorunlarıyla uğraşmayacak, mücadele etmeyecekse niye var o zaman? Bırakın Maraş’a gitmesin, Sivas’a, Çorum’a, Dersim’e gitmesin. Hatta bırakın kapansın gitsin. Yapmış, ilgilenmiş, uğraşmış, çözüyormuş gibi görünmesin ve Alevilerin sırtından kendine paye biçmesin.”

    “HÜKÜMETLE GÖRÜŞÜYORSUN AMA NEYİ ÇÖZÜYORSUN”

    Artı Gerçek yazarı ve Üryan Hızır Ocağı Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, “Bu anlayışın hakim olduğu bir çok kurum bugün maalesef Alevi toplumuna yönelmiş tehditlerin üstünü kapatmakta, toplumun bu tehditleri görmesine engel olmakta” dedi. Büyükşahin, “Hükümetle görüşüyorsun, yetkililerle görüşüyorsun ama neyi çözüyorsun? Alevilerin hangi sorununu çözebiliyorsun? Alevilere koskoca bir çarpı atılmışken siz neyin peşindesiniz?” diye sordu.

  • Anma için Maraş’a gelenler toplanmaya başladı

    Anma için Maraş’a gelenler toplanmaya başladı

    PİRHA-Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için Maraş’a gelen Aleviler, Erenler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde toplanmaya başladı. Anmayı takip etmeye gelen basın çalışanları uzun bir süre içeri alınmazken, il dışından gelmek isteyenler polis barikatları ile karşılaştı.

    Cumhuriyet döneminde Alevilere yönelik yapılan katliamlardan sadece birisi Maraş Katliamı. Bu yıl katliamın 39. yılı nedeniyle Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Alevi kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri Yörükselim Mahallesi’nde bulunan Erenler Kültür ve Dayanışma Derneği önünde toplanmaya başladı.

    Gelen misafirlere dernekte çorba ve kahvaltı verildi. Ayrıca Maraş girişinde ve derneğin bulunduğu Yörükselim Mahallesi’nde çok sayıda arama ve polis noktası olduğu dikkat çekti. Sabahın ilk saatlerinde alana giriş yapan Alevi kurumlarının yapacağı anmayı takip etmek isteyen jinnews ve mezopotamya ajansı muhabirleri alana alınmadı. Alevi kurum temsilcilerinin ise uzun süreli görüşmelerinin ardından gazeteciler alana girdi.

    Öte yandan sabahın il dışından anmaya katılmak isteyenleri polisler sık sık durduruyor.

    Gelen Alevi kurumları arasında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Alevi Gençler Birliği yer alıyor.

  • Yazar Gülfer Akkaya: Analar ve dedeler cinsiyet eşitliği için mücadele etmeli

    Yazar Gülfer Akkaya: Analar ve dedeler cinsiyet eşitliği için mücadele etmeli

    PİRHA- Almanya’da Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (HAKM) Kadınlar Kolu tarafından gerçekleştirilen “Yol kadındır, sır içinde sır olmayacağız” başlıklı söyleşide kadınların Alevilikteki rollerine ve Aleviliğin erkekleştirilmesine karşı Alevi ailelerin ve kurumların duyarlı olmaları gerektiğine dikkat çekildi. 

    Araştırmacı-Yazar Gülfer Akkaya Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde (HAKM)  “Yol Kadındır, Sır İçinde Sır Olmayacağız” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Moderatörlüğü HAKM Eşbaşkanı Ayşe Göçmen’in yaptığı söyleşide Akkaya, Alevi toplumunun teorik olarak da olsa neden kadın erkek eşitliğini kabul ettiğinin izlerini araştırdığını, bu araştırma sonunda Alevilik inancının kadim ve kadıncıl bir inanç olduğunu belirtti.

    Akkaya, Alevilik inanç önderlerinden Hacı Bektaş-ı Veli ile Kadıncık Ana, Bacıyan-ı Rum teşkilatı üzerinden Alevilik süreçlerinin oluşmasında ve Alevi yol önderleri arasında eşitlikçi ilişkilerin nasıl kurulduğuna dikkat çekti.

    “ALEVİLER EVLERİNDE VE KURUMLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPMALI”

    Akkaya, ayrıca Aleviliğin nasıl değişerek erkekleştirildiğini, bu erkekleştirmenin nedenleri üzerinde durdu. Erkek egemen dünyada Aleviliğin erkekleştirilmesinin sürpriz olmadığını söyleyen Akkaya, Aleviliğin erkekleştirilmesine etki eden üç temel faktörü; erkek egemen diğer din ve inançlar, devletler ve Alevi erkekler olarak tanımladı. Akkaya, Alevilerin evleri ve Alevi kurumlarında değişiklik yapması gerektiğinin altını çizdi.

    “ANA VE DEDELER CİNSİYET EŞİTLİĞİ İÇİN MÜCADELE ETMELİ”

    Alevi kurumlarını, ana ve dedeleri cinsiyet eşitliği ve erkek şiddetine karşı açık mücadeleye çağıran Akkaya, Alevi kadınların tıpkı inançlarında olduğu gibi eşitlikçi ve özgürlükçü ideolojik zeminde örgütlenmesi gerektiğine işaret etti.

    Söyleşide Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) GYK üyesi ve AAKB-BW Başkanı Beyhan İpek ve Kadınlar Kolu Başkanı Zahide Güzel çalışmalarını anlattı.

    Akkaya’nın ardından konuşan İpek, Alevi kurumunda çalışan bir kadın olarak kendilerine çok sayıda şiddet başvurularının geldiğine  dikkat çekti. Alevi kurumlarında çalışan kadınların giyimlerinin, sosyal paylaşım alanlarına dek erkekler tarafından denetlenmek istendiğini belirten İpek, ancak kadınların bu tarz erkek şiddetine direndiklerini de kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yapı-Yol Sendikası’nın işten attığı Lale Bektaş’a Alevi kurum başkanlarından destek-VİDEO

    Yapı-Yol Sendikası’nın işten attığı Lale Bektaş’a Alevi kurum başkanlarından destek-VİDEO

    PİRHA-15 yıldır KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nda mali müşavir olarak çalışan Lale Bektaş’ın işine son verilmesinin ardından sendika önünde başlattığı oturma eyleminin 20. gününde Alevi kurum yöneticileri destek ziyaretinde bulundu.  

    Haberin Videosu

    15 yıldır KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nda mali müşavir olarak çalışan Lale Bektaş’ın işine son verilmesinin ardından sendika önünde başlattığı oturma eyleminin bugün 20. günü.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil Lale Bektaş’a destek ziyaretinde bulundu.

    “Haksız işten çıkarılmaya boyun eğmeyeceğim! İşimi geri istiyorum” pankartının ve “İşimi geri istiyorum”, “Yaşasın iş güvencemiz”, “Ayrımcı uygulamalara son”, “İş güvencesi hakkımız söke söke alırız” dövizlerinin taşındığı eylemde basın metnini Bektaş okudu.

    “SENDİKAL İLKELERLE ÖRTÜŞMEMEKTE”

    İşten çıkarılma kararının antidemokratik olduğunu vurgulayan Bektaş, “Emek sınıf çıkarlarını savunduğunu söyleyen bir sendikanın ilkeleriyle bu tavır örtüşmemektedir” dedi. Yapı-Yol Sendikası’nın işten çıkarılmayla ilgili hatadan dönmek yerine, yanlışı savunmak gibi ısrarcı çabalara girdiğini belirten Bektaş, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Çözüm olarak sendikanın ilk iş işten çıkartmayı düşünüyor olması ve çıkanın yerine sendikasızlaştırmayı teşvik eden part-time çalışma modelini önermesi ve savunması örgütlü, sendikalı, toplu sözleşmeli ve grev hakkını savunan KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nın sendikal ilkeleriyle örtüşmemektedir. Şimdiye kadar peşin ödenmesi gereken kıdem ihbar ve diğer alacaklarım ödenmemiştir.”

    “BU DURUMU KABUL ETMEYECEĞİM”

    Bu durumu asla kabul etmeyeceğini, meşru mücadelesini tüm yöntem ve araçlarla devam ettireceğini ve yargı yoluna da başvuracağını kaydeden Bektaş, “Emek sınıf hareketi, toplumsal siyasal muhalefet topyekûn bir saldırı altındayken KHK’lerle yüz binlerce kişi işinden ekmeğinden geleceğinden ediliyorken, 15 yıllık çalışanını işten atmasını son derece manidar buluyorum. Bu tavrı eleştiriyor ve şiddetle kınıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)                     

                                                                                                   

  • Aleviler, Maraş Katliamı’nı 23 Aralık’ta Maraş’a giderek lanetleyecek

    Aleviler, Maraş Katliamı’nı 23 Aralık’ta Maraş’a giderek lanetleyecek

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın 39. yılında Alevi kurumları 23 Aralık’da Maraş’a giderek yaşamını yitirenleri anacak. Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi kurum başkanları Maraş’a bir hafta önceden giderek halkla görüşüp, anmaya davet edecekler. 

    Alevi kurumları, Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri 23 Aralık’da Maraş’da anacak. Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu öncülüğünde anmadan bir hafta önce Maraş’a gidilecek.

    MARAŞ’TA ALEVİLERİ ANMAYA KATMAK İÇİN KOMİSYON OLUŞTURULDU

    Maraş anması planlamasına ilişkin ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, PİRHA’ya konuştu. Anmadan bir hafta önce genel başkanlar, yardımcıları ve Alevi kurum başkanlarıyla birlikte toplam 15 kişinin Maraş’da olacağını söyleyen Yıldız, bunun sebebini şöyle açıkladı:

    “Alevi mahallelerine misafir olup, onların sorunlarını dinlemek istiyoruz. Geçmişten bugüne kadar niçin katliam anmasına sahip çıkmıyorlar, neden anmalara gelmiyorlar? diye onlarla gönüldaşlık yapacağız. Maraş’ın Alevi yerlisini anmaya katmak için bir komisyon oluşturuldu. Şube başkanları ve yönetimleri olmak üzere bütün herkesin katılması gerekiyor. Avrupa’daki arkadaşlarımız da yönetim olarak katılacaklar. Bu yılki Maraş anması bir Sivas anması gibi olacak. Önceden gidip ev toplantısı yapacağız, kahvelerde insanları ziyaret edip anmaya davet edeceğiz. Bir hafta önce başkanlar ve komisyondaki arkadaşlarla birlikte Maraş’ta olacağız.”

    “MARAŞ UNUTULMAYA YÜZ TUTULAN BİR ŞEHİR OLARAK GÖRÜLÜYOR”

    Maraş’ta bir anma yapılacağını söyleyen Yıldız, “OHAL ile yasakların gittikçe artması sebebiyle ciddi anlamda Maraş unutturulmaya doğru gidiliyordu” dedi.

    Yıldız, “Maraş’ta bir Sivas’taki gibi bir anma olmalı. Çünkü Maraş gidilerek unutulmaya yüz tutulan bir şehir olarak görülüyor. Onların maneviyatını güçlendirmek, onlara destek olmak ve yerel halkla olan kopuklukları giderip onlarla birlikte olmak için gideceğiz” ifadelerini kullandı.

    ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Maraş anmasına katılım çağrısında bulunarak, “Bu dönem yapacağımız Maraş anmalarında geçmişimize sahip çıkmalıyız. Maraş unutulmaya yüz tutulurken tekrar Maraş’ı canlandıracağız. Tün canları Maraş’a anmaya bekliyoruz” diye konuştu.

    MARAŞ KATLİAMI

    1978’de Maraş’ta ırkçıların Alevilere saldırısı sonucu resmi rakamlara göre 111 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. 804 kişi hakkında dava açıldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar. Ökkeş Şendiller hâlâ katliamın sanığı değil, tanığı olarak belletilmeye çalışılarak, ülke sağının aklanması operasyonunda önemli bir figür olarak varlığını koruyor. Bugün ise Maraş Katliamı dosyası sessizce kapatılmış bulunuyor.     (HABER MERKEZİ)
  • Manisa’da evi işaretlenen aileyi ziyaret eden Aleviler: Olay tesadüf değil, sessiz kalmayacağız

    Manisa’da evi işaretlenen aileyi ziyaret eden Aleviler: Olay tesadüf değil, sessiz kalmayacağız

    PİRHA- Manisa’da Hafsa Sultan Mahallesi’nde yaşayan  ve evinin duvarı işaretlenen Alevi vatandaş Kazım İnce’yi ziyaret eden Alevi kurum temsilcileri, yaşanan durumu PİRHA’ya değerlendirdi. Evin işaretlenmesinin  tesadüf olmadığını belirten kurum temsilcileri, “Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” dedi.

    Geçtiğimiz ay Malatya’da 13 Alevi yurttaşın evlerinin işaretlenmesinden sonra Manisa Hafsa Sultan Mahallesi’nde Alevi yurttaş Kazım İnce’nin evinin duvarı işaretlenmişti.

    “EV İŞARETLEMELERİ ÇOCUK İŞİ DE, OYUNCAĞI DA DEĞİLDİR”

    Hafta Sultan Mahallesinde yaklaşık 650 Alevi ailenin yaşadığını belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Manisa Şubesi’nin Eski Başkanı Süleyman Çerli, evlerin işaretlenmesinin tesadüf olmadığını belirterek şöyle konuştu;

    “Manisa’da evi işaretlenen Kazım İnce Hacı Bektaşlı. Burada yaşanan olay tesadüf değildir. Burada yaklaşık 650 Alevi hanesi var. Bunu yapanlar çocuk diye nitelendirilebilir. Yakın zamanda Malatya’da evlerin işaretlenmesi ve şimdi de burada bir evin işaretlenmesi çocuk oyuncağı ve işi değildir. Biz bunları önemsiyoruz. Yaşadığımız ülkede bize olan bakış açısını biliyoruz. Kerbela’dan aldığımız direnç ile bunlara hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz. Korkmadığımızı bilsinler. Alevilere karşı gelişen her provokasyona karşı duracağız.”

    “EV İŞARETLEMELERİ ALEVİ TOPLUMUNUN BİLİNÇ ALTINI TEDİRGİN EDİYOR” 

    “Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” diyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Manisa Şube Başkanı Bektaş Kılınç şunları belirtti;

    “Ben burada 20 yıl muhtarlık yaptığım sürece böylesi bir şeye rastlamadım. Farklı toplumlarla tanıştıkça birbirimizle kaynaştık. Son gelişmelere baktığımızda provokasyonlar söz konusu. Manisa’da da böylesi ciddi bir olay yaşanmış ve Kazım İnce’nin evine çarpı işareti konulmuş. Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü meydana gelecektir. Bu anlamda şundan dolayı bir hassasiyetimiz var: Türkiye’de uzun dönemlerdir Aleviler büyük katliamlar yaşadı ve bunlar yaşandığı içinde bir duyarlılık var. Aralık ayında Maraş Katliamı’nın yıldönümünü yaşayacağımız günlere geldiğimizde, Malatya, Maraş ve Çorum’da katliamları yüreğimizde hissediyoruz. Maraş önümüzde duran en acı olaylardan birisidir. Öylesine acılar yaşanmış ki o günü yaşayanlar bugün bile dile getiremiyorlar. Bunları bilinç altında yaşattığımız için en ufak şeyde tedirgin oluyoruz. Kimseyi incitmemek gibi temel bir felsefemiz var. İncitmeyelim dediğimizde çok incinmişiz, kırılmışız ve katliamlar yaşamışız. Alevi toplumu dünde sahipsizdi, bugün de sahipsiz. Alevi toplumu bir araya gelerek, örgütlenerek haklı talebi olarak mücadele edip kazanmaları gerekiyor. Alevi örgütlerine, demokratlara ve ilericiler ile birlikte hareket edip, mücadele etmemiz gerekiyor.”

    “BU AİLEMİZİN SEÇİLMESİ TESADÜF DEĞİLDİR” 

    Evleri işaretlenen Kazım İnce’nin ailesine destek ziyaretinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan ise şunları dile getirdi:

    “Ailemiz çok bilinçli ve duyarlı. Malatya’dan sonra Manisa’da bunun yaşanması ve bu ailemizin evinin işaretlenmesi tesadüf değildir. Bu ev mahallenin tam orta yerinde ve ana cadde üstünde. Özellikle de mahallede Alevi nüfusu oldukça yüksek. Alevi toplumuna gelişen saldırılara karşı sessiz kalmayacağız. Ailemizin yanındayız , yalnız değiller ve sonuna kadar olayın takipçisi olacağız.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Ankara’daki Alevi kurum başkanlarından eğitim için birliktelik çağrısı-VİDEO

    Ankara’daki Alevi kurum başkanlarından eğitim için birliktelik çağrısı-VİDEO

    PİRHA -Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi’nde düzenlenen yemekte bir araya gelen Alevi kurumları, ilerici, demokrat muhtarlar ve köy dernekleri, yaşanan eğitim sorunlarına çözüm noktasında bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda birlikte hareket edilerek, eylemler düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. 

    Önceki gün HBVAKV Genel Merkez’de düzenlenen yemekte  Alevi kurumları, muhtarlar ve köy dernekleri bir araya geldi. Türkiye’de yaşanan eğitim sorunlara ilişkin Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Genel Merkez’de düzenlenen yemekte kurum başkanları birer konuşma yaptı.

    Yemekte konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV ) Genel Başkanı Tuncer Baş, şunları belirtti:

    “Aslında biz bir cemevi etrafında birleşip ne yapabiliriz bu mekânı daha etkin nasıl değerlendiririz, Dikmen’de yaşayan Alevilerin, demokrat insanların, Çankayalıların kullanıma nasıl açacağımızı konuşurken, bu yılki faaliyetlerimizi oluşturduk. Ve bunun tanıtımı ile ilgili muhtarlarla köy derneklerini topladık. Geçen yıl birinci etabını yapmıştık. Yöre derneklerini davet etmiştik. Kızılırmak, Aşık Veysel Orta köylüler ve Pir Sultan’la birlikte gerçekleştirdik.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLEMESİ ZAYIF”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise Alevi örgütlemesinin zayıf olduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Ben 33 yıldır Ege’de yaşayan bir kardeşinizim. Ankara’da çok derneklerimiz, federasyonlarımız,  genel merkezlerimiz, tüm Alevi kurumlarının, demokratik Alevi kurumlarının genel merkezleri burada olmasına rağmen Alevi örgütlenmesi çok zayıf. Bunun için Ankara’da örgütlü bulunan tüm Alevi kurumlarının bütün Alevi bileşenlerinin Alevi platformu adı altında mutlaka buluşması gerekiyor. Köy derneklerimizi ayırmaksızın köylüler adına kurulan vakıflarımızı ayırmaksızın, evet biz bir vücudun atar ve toplar damarıyız. Her ne kadar biz genel merkezler bu durumu üstlenmiş olsak da sizler bunun kılcal damarlarısınız. Bu kurumların dayanacağı ana damarlar sizlersiniz. Gün, olan gücümüzü birleştirme, birlikte hareket etme ve birlikte eylem koyma zamanı.”

    Kaplan, burada bir araya geldiklerini ve birlikte bir takvim çıkarılması gerektiğini de vurguladı. Alevi örgütlemesinin zayıf olduğu yerlerde çalışmanın sürdürülmesi gerektiğini de vurgulayan Kaplan, “Eylem ve etkinliklerimizi artırmanın yolu birlikte hareket etmekten geçtiğine inanıyoruz” dedi.

    “BİRLİKTE OLMAK ÖNEMLİ”    

    Alevi Bektaşi Federasyonu GYK Üyesi Ayten Gülsever de Alevi Bektaşi federasyonu adına bu oluşumda olmanın kendilerini mutlu ettiğini ifade etti. İstanbul, Bursa, İzmir, Adana’da bu oluşumların oluştuğunu Ankara’da bu oluşumun olmasını istediklerini söyleyen Gülsever, “Bu birliktelik bizim için çok önemli. Birlikteliğin adı ne olursa olsun önemli olan birlikte olmak. bir oluşumu başlatabilmektir. Örgütlü yapıdan yana olduğumuz için bize verilen her görevde yanınızda olduğumuz gibi çalışmaya önem veriyoruz. Onun için diyoruz ki bir olalım, iri olalım, diri olalım” ifadelerini kullandı.

    “HER ZAMAN YANINIZDAYIZ”

    Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ise her zaman federasyonların, vakıfların, derneklerin yanlarında olduklarını belirterek, “Bunu toplumsal bir görev ve toplumsal bir zorunluluk olarak görüyorum. Hem eşit yurttaşlık anlamında hem özgürlük anlamında mutlaka bizlerin bir arada olması lazım. Derneklerimiz, vakıflarımız ne kadar güçlü olursa demokrasi ve Cumhuriyet o kadar güçlü olur. O nedenle bizimde her zaman sizin yanınızda olacağımızı ifade etmek istiyorum”dedi.

    “İLK OLARAK EĞİTİME YÖNELMELİYİZ”

     PSAKD Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş de Alevi kurumları olarak neler yapılabilirlik noktasında bir araya geldiklerini ve ilk başta semah, bağlama gibi kültürel faaliyetlerden yola çıktıklarını belirtti. Üngörmüş, “Ankara’daki Alevi kurumları ve yöre dernekleri ile konuştuktan sonra kültüre ve eğitime yönelik neler yapabiliriz? Bunu da sadece Alevi değil, kendine sosyal demokratım, solcuyum, emekçiyim, devrimciyim diyen herkes düşünmeli. İlk olarak orta eğitim ve üniversiteye hazırlık kursları verebilir miyiz. Binamızda yeterli yerlerimiz var. Buna ilişkin Alper başkanla görüştük, destek olacağını söyledi” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • PSAKD Başkanı Kaplan: Zorunlu din dersine karşı dava açana destek sağlayacağız-VİDEO

    PSAKD Başkanı Kaplan: Zorunlu din dersine karşı dava açana destek sağlayacağız-VİDEO

    PİRHA- Alevi çocuklarına yönelik zorunlu din dersi dayatmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gani Kaplan, buna karşı ailelerin dava açmaları gerektiğine dikkat çekerek, Alevi kurumlarının da hukuki desteği sağlayacağını vurguladı. 

    HABERİN VİDEOSU

     

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, okullarda okutulan zorunlu din dersine ilişkin ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin müftülükler ile imzaladığı protokollerde anaokulları ve ilkokul 2. ve 3’üncü sınıfların dışarıdan din ve kuran  eğitimi verilmesini  PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Kaplan, ailelere çağrıda bulunarak çocukların bu derse girme zorunluluğu olmadığını hatırlattı. Kaplan, “Anayasal bir zorunluluk değildir. Evet din dersleri anayasal bir zorunluluktur. Buna mahkeme kararı gerektirir. Çocuğun girmemesi için. Ama diğer dini seçmeli derslere çocukların girme zorunluluğu yoktur. Bunların yerine yeni seçmeli dersler alabilirler. Bununla ilgili zorla imzalatılmış veya bilmeden imzalanmış bir belge var ise bunları Alevi kurumlarına götürerek Alevi kurumları bu ailelere hukuki destek sağlayacaktır” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI AİLELERE HUKUKİ DESTEK SAĞLAYACAKTIR”

    Bununla ilgili ailelere örnek teşkil edecek kazanılmış davalar olduğunu vurgulayan Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunun gibi çocukları zor durumda kalan ve bilmeden bu müfredatın bu seçmeli olan kısmıyla zorunlu olmayan, müfredatta olmamasına rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile, dinci vakıflar aracılığı ile okul müdürlerine zorunlu dersmiş gibi velilerimize ve öğrencilerimize dayatılan bu dersleri alma zorunluluğu yoktur. Türkiye’de örgütlü bulunan tüm Alevi kurumları bunlar için hazırdır, davaları yürütecek kadar yeterli personelimiz vardır. Yine zorunlu din dersleriyle ilgili Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çeşitli davalar açıldı, kazanıldı.

    “ÇOCUKLARA DİN DERSİ DAYATILIYOR”

    AHİM’de açılan bu davaların iç hukukta hala karşılık bulmadığını da söyleyen Kaplan, “Bu da yetmiyormuş gibi tüm derslerin içerisine hemen hemen dini öğeler konmaya başlandı. İşi öyle bir hale getirdiler ki çocuklarımız zorunlu din dersleri açısından artık çaresiz duruma geldi. Din dersleri açısından sınavlardaki çarpanı neredeyse matematikle eş değer durumda. Çocuk diyor ki ‘ben din dersi almazsam bunun yerine başka bir soru çözmem gerekiyor o daha zor olabilir’. Onun için bizim çocuklarımız din dersini tercih etmek durumunda kalıyorlar” ifadelerini kullandı.

    MUAF ÖĞRENCİLERE DAYATMA YAPILIRSA DAVA AÇILABİLİR

    Bunun Alevi çocukları için bir zulüm olduğuna dikkat çeken PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, zorunlu din dersinden muaf olan bir çocuğun onun yerine tutacak hiçbir sınava girmemesi gerektiğini ve bununla ilgili de yine davaların açılabileceğini ekledi. Kaplan bu duruma ilişkin de hukukçuların teknik yapısını oluşturması gerektiğini vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Dersimli Fatma Kelebek: Muhalif herkes susturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    Dersimli Fatma Kelebek: Muhalif herkes susturulmaya çalışılıyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekler FEderasyonu (DEDEF) üyelerinin gözaltına alınmasını değerlendiren Dersimli Fatma Kelebek, “Bu tür baskı politikaları sürekli yapılıyor. Bu baskı politikalarının genel nedeni insanların kendi doğalarını ve haklarını korumalarını istememeleridir” diye konuştu.

    Haberin Videosu

    Alevi kurumlarının üyelerine yönelik gözaltılara tepkiler gelmeye devam ediyor. Dersimli Fatma Kelebek, Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) üyelerinin gözaltına alınmasını Pir Haber Ajansına değerlendirdi.

    “TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR”

    Dersim halkı üzerinde geçmişten beri bir baskı yaşandığını vurgulayan Kelebek, “Yakmaları, yıkmaları köy boşaltmalarını Dersim halkı 1994’de yaşadı. Bugün yine aynı şeyleri yaşıyoruz. Tarih tekerrürden ibarettir” dedi.

    “GEÇMİŞTE ATALARIMIZIN YAŞADIKLARINI YAŞIYORUZ”

    Kelebek, “Biz genç nesiller olarak geçmişte atalarımızın yaşadıklarını yaşamaya başladık. Ziyaretlerimize gidemiyoruz ve ibadetlerimizi yapamıyoruz. Doğa bizim için çok kutsaldır. Ancak doğamıza karşı bir tahribat ve yakma, yıkma başladı. Tüm bunlar bölgeyi insansızlaştırma politikasından kaynaklanıyor” dedi.

    “İNSANLARIN KENDİ HAKLARINI SAVUNMALARINI İSTEMİYORLAR”

    Bugün ise Alevi kurumlarına ve Dersim Dernekleri’ne yönelik gözaltı ve tutuklamaların yapıldığını belirten Kelebek, “Alevi kurumlarına ve Dersim Dernekleri’ne bu tür baskı politikaları sürekli yapılıyor. Bu baskı politikalarının genel nedeni insanların kendi doğalarını ve kendi haklarını korumalarını istemiyorlar. Bunlar geçmişten bu yana bir devlet politikasıdır. Muhalif olan herkes susturulmaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.

    İsmet SEFER/İSTANBUL

  • Alevi kurumları 17 Eylül mitingi için siyasi parti temsilcileriyle bir araya geldi

    Alevi kurumları 17 Eylül mitingi için siyasi parti temsilcileriyle bir araya geldi

    PİRHA-Alevi kurumları 17 Eylül’de yapılacak miting için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi’nde bir araya geldi. 

    Alevi kurumları eğitim müfredatına dikkat çekmek amacıyla 17 Eylül’de yapacakları miting için toplantılarına devam ediyor.

    Alevi kurumları bu kez PSAKD İstanbul Kadıköy Şubesi’nde siyasi parti temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıya, PSAKD çeşitli şube temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş’ın yanı sıra HDP, CHP, EMEP, ÖDP, TKP, TKH, ESP, Kaldıraç, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, DEDEF gibi çeşitli siyasi parti ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

    Toplantıda divanda oturan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) GYK üyesi Hasan Gülüm, Eğitim-Sen 7 Nolu Şube Başkanı Özlem Tolu, ABF GYK Üyesi Mustafa Can yapılacak miting için kısa bilgilendirmeler yaptılar.

    “TERTİP KOMİTESİ OLUŞTURULDU”

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı ve ABF GYK Üyesi Hasan Gülüm, yapılacak mitingin önümüzdeki süreçte daha güçlü bir birlikteliğin sağlanmasına katkıda bulunacağını söyledi. Siyasi parti temsilcileriyle siyasal sürecin birlikte yürütülmesi konusunda birliktelik sağlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Gülüm, mitingi örgütleyecek bir tertip komitesinin oluşturulduğunu da ekledi.

    “MESELE SADECE MÜFREDAT DEĞİL”

    Eğitim-Sen 7 Nolu Şube Başkanı Özlem Tolu, hükümetin kültürel değişimi tamamlamak için eğitim sisteminden başladığını kaydederek, iktidarın toplumsal faşizmi örgütlemeye çalıştığının farkında olduklarını ve buna karşı çeşitli politikalar yürüttüklerini ancak bunların pek işe yaramadığını ifade etti. Bundan önceki eğitim müfredatına da karşı olduklarını söyleyen Tolu, meselenin sadece müfredat olmadığını, bunun toplumsal bir mesele olduğunu ve dolayısıyla da mücadelenin de toplumsallaştırılması gerektiğini vurguladı.

    “ASIL MURADIMIZ BU GİDİŞATTAN RAHATSIZ OLAN HERKESİ BİR ARAYA GETİRMEK”

    ABF GYK Üyesi Mustafa Can ise Alevilerin bir süredir kendi içlerinde “Ne oluyor, Nereye gidiyoruz?” diyerek tartıştıklarını ifade ederek Alevilerin bu doğrultuda 16 Nisan referandumunda çok net bir şekilde bu gidişata hayır dediklerini belirtti. Asıl muratlarının bu gidişattan rahatsız olan herkesi bir araya getirmek ve bunun devamlılığını saplamak olduğunu kaydeden Can, bu tür toplantıların aslında miting sonrasını tartışmak için yapıldığını söyledi.

    Toplantının sonucunda sloganların ortaklaştırılmasına, katılımcı kurumların bu sloganların adlarını yazmalarına, devletin eğitimi cemaatlere teslim ettiğini vurgulayan dövizler hazırlanmasına, devletin imam hatipleri yaygınlaştırarak eğitimin özelleştirilmesine katkı sağladığının vurgulanmasına karar verildi.

    Yer olarak Kartal Meydanı’nın düşünüldüğü miting için 7 Eylül’de Küçükçekmece’de bulunan Garipdede Dergahı’nda bir basın açıklaması yapılması planlanıyor.

    Ayrıca ABF ve Eğitim-Sen’in çağrıcı kurumlar olduğu mitingde diğer kurumlar katılımcı olarak destek verecek. (HABER MERKEZİ)

  • Pir Celal Fırat’tan eleştiri: Kaç Alevi kurumu Aleviliği yaşatma ve koruma vizyonuna sahip?

    Pir Celal Fırat’tan eleştiri: Kaç Alevi kurumu Aleviliği yaşatma ve koruma vizyonuna sahip?

    PİRHA- ‘Özveri ve Özen’ başlığıyla sosyal medya hesabında bir yazı kaleme alan Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, Alevi kurumlarına asimilasyona karşı mücadelede ve Alevileri örgütlenme konusunda eleştiriler yöneltti. Alevilerin hızlı bir asimilasyon sürecine girdiğini belirten Pir Fırat, “Devlet cemevlerini kültür merkezi olarak görüyor. Şu an kaç Alevi kurumu Aleviliği yaşatma ve koruma vizyonuna sahip” diye sordu. 

    İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, sosyal medya hesabından ‘Özveri ve Özen’ başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

    Alevi kurumlarını kastederek, “Kurumların; bireysel inanç özgürlüğünün gücüne inanması gerekir, bireysel özgürlük sadece tanrıya ibadeti kapsamaz aynı zamanda insan hakları açısından büyük bir fırsat ve umuttur. Kurumların hedefi inancımızın ortak değerlerini saf ve temiz tutarak kodlamasını doğru yapmak olmalı. Yol bir sürek bin bir tanımı da budur”, Kişinin inancıyla ilgili uygulanabilir alan yaratması, bağlayıcı ve geliştirici bir misyonla çalışması gerekir” dedi.

    “ALEVİLER HIZLI BİR ASİMİLASYON SÜRECİNE GİRMİŞ DURUMDA”

    Alevilerin bulunduğu topraklarda hızlı bir asimilasyon sürecine girmiş durumda olduğunu belirten Pir Celal Fırat, asimilasyon sürecini şöyle açıkladı:

    “Bir yandan Şiilik etkisiyle Şiiliğe yakın bir Alevilik, bir yandan Sünniliğin etkisiyle Sünnileşen bir Alevilik kuşatılmış bir öğretiyi görüyoruz. Aleviliğin ne olduğu, nasıl başladığı, nasıl oluşturulduğu hakkındaki tüm belgeler, yorumlar, tanımlar inisiyatifimizden çıkmış durumda; Hz Ali ile başlayan Alevilik, Türk yorumu Şamanizm yorumu, Zerdüştlülüğün Anadolu versiyonu ya da Hititlerden gelen kadim bir inanç tartışmasıyla süregelen masa başı tartışmaların konusu olan Alevilik. Son zamanlarda daha vahim bir tarafa çekilerek İslam –Kuran ilişkisiyle sorguya tabi tutulmuş Emevi anlayışıyla rayından çıkartılmıştır. Bunun en tipik örneği “Alisiz Alevilik” uydurması ile Alevileri Sünniliğe yaklaştırma taktiğidir.
    Diğer bir taktik de ‘Kur’an hepimizin neden aynı olmuyoruz’ gibi yönetim baskısı ile bizleri bölüp parçalayıp sonrasında kendi tekellerine alıp sisteme bağlama.”

    “DEVLET CEMEVLERİNİ KÜLTÜR MERKEZİ OLARAK GÖRÜYOR”

    “Devlet yasal olarak görmediği cemevlerini “Kültür Merkezi “ olarak kabul ediyor, görmezden gelerek, ehlileştirdiği bazı kurumlar aracığıyla Alevi halkını Sünni ya da Şiileştirme amacı gütmektedir” diyen Pir Fırat, “Yapılan darbe sonunda birçok Alevi görünümünde olan kurumun böyle olduğu net ortaya çıkmıştı. Görünürde Alevi ama taşıdıkları misyonun Alevi halkını dönüştürme ve sömürme olduğuydu. Bunların çoğu Alevi halkına cahil gözüyle bakıyor, sürekli onlara bilgi depolama ve uygulama yaptırma taktiği izliyordu. Hatta adları da irfan merkezi olarak geçiyordu” ifadelerini kullandı.

    “ŞU AN KAÇ ALEVİ KURUMU ALEVİLİĞİ YAŞATMA VE KORUMA VİZYONUNA SAHİP”

    “Şuan kaç Alevi kurumu gerçek Aleviliği yaşatma ve koruma vizyonuna sahip, ya da hangisinin hizmetinden emin ya da ikrarından şüphe duymadığımızdır” diyen Pir Celal Fırat, “Aslında sözüm sahte açılım paketlerine alet olup Alevilik tanımı yapma cesaretini egemen din anlayışına bırakan kurumlara” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI ALEVİ HALKINI ÖRGÜTLEME BECERİSİNİ GÖSTEREMİYOR”

    Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, bütün bu eleştirileri yapma gerekçesini ise şöyle dile getirdi:

    “Şimdi diyeceksiniz ki neden bu eleştiri? Bunun tek nedeni yaklaşık 40 yıldır Alevilik inancı açısından kurumsallaşmış kurumların etkisiz olması. Ne siyasette ne de beşeriyette Alevi halkını örgütleme becerisini göstermemesidir. Hatta, sözde bir, söylemde bir olma eğiliminden korkmalarını da sayabilirim. İşte durum ne olursa olsun sorunlarımız büyük, karmaşık ve zor. Peki nereden başlayacağız? Önce kurum nedir, kurumsallık nedir oradan başlayayım.
    Bizler demokrasi ve laik yönetimle barışık olan, ancak Diyanet eliyle demokratik talepleri elinden alınan bir halkız. hatta mizansen bir varoluşun tam ortasındayız. Dünyada eşit yurttaşlık açısından her türlü yaptırıma tabi olup yok sayılan halk biziz. Hatta ibadethanelerinde katledilen halk da biziz.
    İşte o halk biziz. İnancının tanımını bile devlet eliyle yapılmaya çalışılan tek halk da biziz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde inançlarını özgürce yaşama hakkı elde eden tek halk da biziz. Tüm bunlar yaşanırken Alevi kurum ve kuruluşlarından bahsetmek biraz ironi ve komik değil mi sizce de? Yani gerçekten Aleviliği yaşatmak isteyen bir kurum bu şartlarda varlığını sürdürebilir mi sizce?”

    “PEKİ ALEVİ KURUMLARI NE YAPAR?”

    “Peki, Alevi kurumları ne yapar?” diye soran Pir Celal Fırat, şu bilgileri verdi:

    “Kurumların en büyük hizmeti cenaze hizmeti gibi sorgulanamayan tehlikesiz hizmet bunun dışındaki tüm hizmetleri sorguya, yaptırıma, baskıya maruzdur. Kurumlar kendi içinde kurumsal kimlik olarak da ayrılmaktadırlar.
    – Köy derneği statüsünde olup inanç hizmeti vermeyen Alevi kurumları.
    – Hem inançsal hem de kültürel hizmet vermeye çalışan dergah niteliğindeki Alevi kurumları
    – Salt siyaset üreten, inançsal hizmet vermeyen kurumlar.
    Şimdi köy statüsünde olan aslında köy derneği, diğerleri vakıf ya da sosyal kültürel, inanç merkezi derneği olarak geçiyor yani kurumsal kimlik tanımları bu aslında. Hepsi hizmet vermek için yasal olan yöntemlerden yola çıkarak yasaklı inançlarını yaşatmak için kurulmuş birer merkez.
    Doğal olarak dernek veya vakıf olmaları onların faaliyetlerinin devlet tarafından kontrol edilmesini kolaylaştırıyor, bu nedenle aslında devlet buna izin vererek bir bakıma eğitim kurumu adı altında Alevileri disipline etmeye çalışıyor.
    Ve bundan vazgeçip eşit vatandaşlık hakkını gasp ediyor. Bir yandan holdingleşen Diyanet bir yandan fakirleştirilerek Diyanet’e bağlanmaya çalışılan kurumlarımız var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları ve Yöre dernekleri 17 Eylül mitingi için Garip Dede Dergahı’nda bir araya geldi

    Alevi kurumları ve Yöre dernekleri 17 Eylül mitingi için Garip Dede Dergahı’nda bir araya geldi

    PİRHA – İstanbul Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelen Alevi Kurumları ve yöre dernekleri 17 Eylül’de  yapılacak mitingi değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantıda 17 Eylül’de yapılacak mitingin sessiz yapılacağı duyuruldu.

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda Alevi Kurumları ve yöre dernekleri akşam saatlerinde bir araya geldi. Toplantıya ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, ABF GYK Üyeleri Mustafa Can ve Göksel Fidan, DAD Avcılar Şube Eşbaşkanları, Pirler ve çok sayıda yöre derneği başkanı katıldı. ABF bileşenlerinin, AABK, Garip Dede Dergahı ve Demokratik Alevi Dernekleri gibi birçok kurumun çağrıcısı olduğu miting 17 Eylül’de İstanbul’da yapılacak. İstanbul’un birçok bölgesinde çok sayıda dost kurum ve siyasi partiler ile buluşmaların yapılacağı vurgulanan toplantıda, mitinge ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat yaptı. Konuşmasında Türkiye’de yaşanan baskılara dikkat çeken Fırat, din derslerin insanlık suçu olduğunu belirterek, müfredata cihat kavramının eklendiğine vurgu yaptı. Fırat Ayrıca Cem Vakfı’nın önerdiği din dersi müfredatını da eleştirerek 17 Eylül’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “DEMOKRASİ İSTEYEN HERKES ORADA OLMALI”

    Celal Fırat’ın ardından konuşan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ise “16 Nisan referandumundan sonra ABF olarak büyük danışma kurulunu topladık. Oradan çıkardığımız sonuç şu:

    TBMM’nin devre dışı bırakılarak, ülkenin tek adam fermanlarıyla, OHAL ve KHK’larla yönetilip; tekçi, İslamcı, faşist bir rejimin ikame edildiği yönünde olmuştur.

    AKP’nin/Sarayın çözüm gücü olmadığını aksine sorunlar merkezi olduğundan AKP ile müzakere edilemeyeceğini kararlaştırdık. Artık tüm muhalifler, emek-demokrasi güçleri AKP’nin zulmüne uğramış toplumsal kesimler ortak payda da buluşarak sokağı kullanmaları ve devrimsel bir hareketi başlatmaları gerektiğine karar verdik” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI, ONLARIN KÖHNE EĞİTİM SİSTEMİNE TESLİM EDEMEYİZ”

    Ülke, saray hükmünde kararnamelerin baskısıyla yönetilmektedir. İnsanlarımız bu hükümler neticesinde işinden, aşından, eşinden mahrum edilmişlerdir diyen Yıldız devamında şunları belirtti;

    “Geleceğimizi yaratacak çocuklarımızı, onların köhne eğitimine teslim edemeyiz. Biz Aleviler olarak demokratik, laik bilimsel bir eğitimden yanayız. İleri demokrasilerde uygulandığı gibi, Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersinin çıkartılarak Dinler Tarihi ve Kültürü eğitiminin seçmeli olması şartıyla müfredata alınmasını talep ediyoruz. Laikliğin gereği de budur. Devletin dinlerden ve inançlardan elini çekmesini, dinin sivil hayata bırakılmasını, devletin denetim ve gözetim faaliyetinin sınırlı kalınmasını da laikliğin bir gereği olduğunu hatırlatıyoruz. Bu asimilasyoncu dayatmaya karşı, her türlü demokratik mücadelemizi sürdüreceğimizi beyan ediyoruz. Talebimiz, demokratik, Laik, parasız, bilimsel eğitimdir. Devletin çocuklarımıza dayattığı gerici, ırkçı eğitim sistemine karşı, akılcı ve bilimsel eğitim alabilecekleri alanlar yaratmalıyız. Geleceğimizin devamcısı olacak canlarımız için herkes elinden gelen gayreti göstermelidir.

    17 Eylül Pazar Günü İstanbul Kartal Meydanında, Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde bir miting düzenleyeceğiz. Tüm demokrasi güçlerini mitingimize davet ediyoruz. Çocuklarımıza, Laik, Demokratik, bilimsel, çağdaş eğitim sözümüz var. Aydınlık gelecek; demokrasi güçleriyle gelecek!”

     

    “SESSİZ BİR EYLEM OLACAK”

    Toplantıda söz alan ABF Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Can ise düzenlenecek mitingin sessiz bir miting olacağını, var olan sürece uygun olarak genel başkanların ağızlarına siyah bant yapıştırarak sahneye çıkacaklarını duyurarak, miting mesajını ise biri kız diğeri erkek iki çocuğun vereceğini bildirdi. Can, mitinge Alevi toplumu başta olmak üzere muhalif olan tüm toplumsal kesimlerin davet edildiğini bunun için görüşmeler yaptıklarını da belirterek, “Bugün bu sürece dur demezsek yarın çok geç olabilir” diyerek katılım çağrısında bulundu.

    Toplantı katılımcıların soru ve görüşleri ile devam etti.

    HABER MERKEZİ

     

  • İstanbul’dan heyet ormanları yakılan Dersim’e doğru yola çıktı – VİDEO

    İstanbul’dan heyet ormanları yakılan Dersim’e doğru yola çıktı – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de devam eden orman yangınlarını incelemek üzere İstanbul, Ankara ve Mersin’den birçok Alevi kurum temsilcisi ve sivil toplum örgütleri Dersim’e gitmek için yolla çıktı.

    HABERİN VİDEOSU

     

    İstanbul Okmeydanı’ndan hareket eden heyet PİRHA’ya konuşarak duyarlılık çağrısında bulundu. Operasyonlar gerekçe gösterilerek yakıldığını belirten Munzur Çevre Derneği Başkan Vekili Ali Yıldız, doğamızı ve yaşam alanlarımızı yok ederek göçe zorladıklarını belirtti. Yıldız, “Devletin bu politikaları sistematik olarak devam ediyor” dedi. Yıldız, Dersim’de yaşanan vahşete dur demek için tüm kamuoyunun duyarlı olması gerektiğini vurgulayarak çağrıda bulundu. Öte yandan heyette yer olan Pir Hasan da duyarlılık çağrısında bulundu. Alevi sanatçı Şenol Akdağ ise duyarlılık çağrısı yapıp türküler söyleyerek Dersim’e giden heyetin içinde yer aldı.

    İstanbul Okmeydanı’ndan hareket eden heyet Bursa/Gemlik, Kocaeli, Ankara, Adana, Malatya ve Mersin’den de katılacak temsilcilerle yola devam edecek. Heyette, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, HDP Milletvekilleri Alican Önlü, Erdal Ataş ve CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi, sanatçılarda yer alacak. Yarın sabah ise Dersim’deki Demokratik Alevi Derneği’nde (DAD) toplanacak olan heyet Dersim’de incelemelerde bulunacak.  Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş da bugün Ankara’dan, askeri operasyonlar sonrası bir haftadır ormanları yakılan ve söndürülmesi için müdahale edilmeyen Dersim’e gitmek için yola çıktı. HABER MERKEZİ

     

  • Kemal Bülbül: Alevilikte çaresizlik yoktur, atıl ve edilgen halden çıkmalıyız

    Kemal Bülbül: Alevilikte çaresizlik yoktur, atıl ve edilgen halden çıkmalıyız

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı, Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri Kemal Bülbül, Türkiye’de yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklara karşı Alevilerin ne yapması gerektiğine dair PİRHA’ya bir yazı yazdı. Artık Alevi kurumların kendi iç meselelerinden sıyrılıp, ülkede yaşanan sürece ilişkin etkin eylem planları yapmaları gerektiğinin altını çizdi. “Alevilikte çaresizlik yoktur” diyen Bülbül, Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının ABF’nin çağrısıyla “Mevcut durum karşısında müsahip kurum ve partilerle birlikte ne yapmalıyız!” gündemiyle Ankara’da toplanması önerisinde bulundu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı, Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri Kemal Bülbül, PİRHA için “Alevilik’te çaresizlik yoktur…Dersim’den Kaz Dağı’na…Yangın Yerine dönmüşken” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

    Yaşanan süreçteki duyarsızlığa dikkat çeken Bülbül, “Alevi Hareketi, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dernek ve vakıflarımız, Cemevlerimiz, İnanç Kurulumuz, Ocakzadelerimiz, “Yeni Bir Alevilik Tanımı” için “Deklarasyon” Yayınlayan “Alevi Aydınlarımız” “Alevi milletvekillerimiz”…Ben, sen, o… Biz, siz, onlar… Neredesiniz? Neredeyiz? Neredeler?… Ne yapıyoruz? Neden bu kadar duyarsızız?!.. Ses çıkarmamız için, eylem ve etkinlik yapmamız için daha ne olması gerekiyor?” dedi.

    “Dersim’den Kaz Dağı’na Cerattepe’den Saroz Körfezi’ne…Alevi coğrafyası yakılıp, yıkılıp, talan ediliyor” diyen Kemal Bülbül, “Canımızdan aziz bilip canımızın özü bildiğimiz, adına destanlar yazıp, yeminler ettiğimiz, niyaza edip, dilek dilediğimiz Alevi Coğrafyası Yezit Soylu iktidar tarafından sistematik olarak yok ediliyor” ifadesini kullandı.

    15 Temmuz 2017 Darbe Girişimi sonrası yaşananlara da dikkat çeken Bülbül, “Darbe Girişimi”nin AKP, FETO arasında bir iktidar oyununu olduğunu iyi biliyorduk! Darbe girişimi sonrası “Muaviye ile Yezit çatışıyor! Olan Hüseyin’e olacak!” demiştik. Ancak onca emekçi işinden ihraç edilip, ekmeğe muhtaç edilerek, emekçilerin onuruyla oynanırken ne yaptık? diye sordu.

    İşte Kemal Bülbül’ün PİRHA için kaleme aldığı yazı:

    ALEVİLİKTE “ÇARESİZLİK” YOKTUR…!!!

    DERSİM’DEN KAZ DAĞINA… YANGIN YERİNE DÖNMÜŞKEN…!?

    Alevi Hareketi, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dernek ve Vakıflarımız, Cemevlerimiz, İnanç Kurulumuz, Ocakzadelerimiz, “Yeni Bir Alevilik Tanımı” için “Deklarasyon” Yayınlayan “Alevi Aydınlarımız” “Alevi milletvekillerimiz”…Ben, sen, o… Biz, siz, onlar… Neredesiniz? Neredeyiz? Neredeler?… Ne yapıyoruz? Neden bu kadar duyarsızız?!.. Ses çıkarmamız için, eylem ve etkinlik yapmamız için daha ne olması gerekiyor?!..

    “ALEVİ COĞRAFYASI YEZİD SOYLU İKTİDARCA YOK EDİLİYOR, HER YER KERBELA”

    Dersim’den Kaz Dağı’na Cerattepe’den Saroz Körfezi’ne… Alevi coğrafyası yakılıp, yıkılıp, talan ediliyor! Canımızdan aziz bilip canımızın özü bildiğimiz, adına destanlar yazıp, yeminler ettiğimiz, niyaza edip, dilek dilediğimiz Alevi Coğrafyası Yezit Soylu iktidar tarafından sistematik olarak yok ediliyor! Karadeniz Yaylaları “Yeşil Yol” adı altında rantiyecilere, Petrol Şeyhlerine peşkeş ediliyor. Kürdistan coğrafyası desen onun yakılıp, yıkılması ne yazık ki kanıksanmış durumda! Her yer yangın yerine dönmüş, “Her yer Kerbela, her gün Aşura!”

    “EMEKÇİLERİN ONURUYLA OYNANIRKEN NE YAPTIK?”

    15 Temmuz 2017 “Darbe Girişimi”nin AKP, FETO arasında bir iktidar oyununu olduğunu iyi biliyorduk! Darbe girişimi sonrası “Muaviye ile Yezit çatışıyor! Olan Hüseyin’e olacak!” demiştik. Ancak onca emekçi işinden ihraç edilip, ekmeğe muhtaç edilerek, emekçilerin onuruyla oynanırken ne yaptık? Meydanlarda yüzbinleri toplama gücü olan Alevi Kurumları olarak “Nuriye ve Semih’i destekliyoruz” deyip, kendi binalarımızda “Sembolik açlık grevleri” yapmaktan öteye gidemedik!.. İki onurlu bilim emekçisi Nuriye ve Semih, yerlerde sürüklendi, gözaltına alındı ve tutuklandı..! Yine yapmamız gerekeni yapmadık, yapamadık…!

    “İNANCIMIZ, YOLUMUZ, ERKANIMIZ İÇİN NE YAPTIK, NE YAPIYORUZ, NE YAPACAĞIZ?”

    Hadi Kürt Belediye Başkanları, milletvekilleri ve HDP Eş Genel Başkanlarının tutuklanması, Kürt Kentlerinin yakılıp, yıkılması, Diyarbakır’da kiliselerin kuşatılması, Süryani Müsahiplerimizin kutsal mekanlarına ve analarının sütü kadar helal mekanlarına, arazilerine el konulması ORADA KALSIN…!!! “Bu mevzu asli işimiz değil!” diyelim! Peki asli ve vazgeçilmez değerlerimiz, inancımız, yolumuz, erkanımız için ne yaptık? Ne yapıyoruz? Ne yapacağız?!…

    “GAZETELER, TV KANALLARI, RADYOLAR, DERNEKLER KAPATILDI NE YAPABİLDİK?”

    Askeri darbe zihniyetine ve hükümetin sivil darbeci zihniyetine karşı, demokrasi, eşitlik, adalet mücadelesi veren gazeteciler tutuklandı! Şimdi bu tutuklu gazeteci canlarımız için, HDP’li vekiller için, Semih ve Nuriye için, demokrasi, eşitlik adalet mücadelesi verirken tutuklanan can dostlarımız için “FETÖ” bahane edilerek “TEK TİP ELBİSE” gibi insanlık dışı bir hazırlık yapılıyor! Üniversitelerde bilim insanı kalmadı! Ne kadar demokrat, aydın, eşitlik ve adalet isteyen bilim insanı varsa görevden ihraç edildi! Üniversiteler Osmanlı Medreselerinden daha geri duruma geldi! Gazeteler, televizyon kanalı, radyo ve nice derneklerimiz kapatıldı. Alevi televizyon kanalları bir bir kapatıldı! Kimi cılız açıklama ve tepkilerden başka ne yapabildik?..

    “HANİ, ‘HAYIR DAHA BİTMEDİ’ DİYECEKTİK!”

    Bin bir hileyle dayatılıp kabul ettirilmeye çalışılan “16 Nisan Referandum” sonuçlarını ne çabuk da unutuverdik?!.. “Hayır” meclisleri oluşturacaktık! “Siyasal düşünce farkı gözetmeksizin” bir, iri ve diri olarak “Hayır daha bitmedi!” diyecektik!?

    “UĞUR KURT, BERKİN, ETHEM, ALİ İSMAİL CANLARIMIZ İÇİN GEREKENİ YAPABİLDİK Mİ?

    Cemevimizin avlusunda “Polis kurşunuyla” katledilen Uğur Kurt canımız ve ailesi, Gezi Direnişi’nde hedef gözeterek ve kasten polis eliyle katledilen Berkin Elvan, Ethem Sarısülük…Davaları her yönüyle bildiğimiz ve katliamda, katliamcıdan yana taraf olan mahkemelerde yürürken birkaç destek eylemi dışında ne yapabildik?!.. Ali İsmail Korkmaz canımız bütün dünyanın gözleri önünde devlet ve devlet destekli caniler eliyle linç edildi! Ali İsmail davası adeta bir katili (AK)layıp paklama rezaletine döndürülmüşken; onca avukatımız, sivil toplum gücümüz, kurumlarımız olarak gerekeni yapabildik mi? En son Berkin canın anacanı Gülsüm Elvan Anamızın yerlerde sürüklenerek gözaltına alınması faşizmin nasıl azgınlaştığını hepimizin gözüne sokarken yine görevimizi yapamadık…!!!

    “CHP, ÇANAKKALE’DEN SONRA DERSİM’E GİTMELİ”

    CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan, İstanbul’a “Adalet Yürüyüşü”ne destek verdik, katıldık, yürüdük…Çok da iyi ettik! Lakin 2 milyon insanın büyük bir coşku ve kararlılıkla katıldığı Maltepe Mitingi sonrasında “Sn. Kılıçdaroğlu, hani yürüyüşümüz devam edecek, bu daha başlangıç!” demiştiniz. Bundan sonrasında ne yapacaksınız? diye sorup demokratik siyaset üzerinde denetim ve eleştiri hakkı ve görevi olan sivil toplum örgütü rolümüzü oynamadık! CHP’nin Çanakkale’de 26 – 30 Ağustos 2017 tarihinde “Adalet Kurultayı” adı altında bir “Sivil toplum buluşması” hazırlığı içinde olduğunu biliyoruz. Böylesi anlamlı bir etkinlik için Çanakkale’nin seçilmiş olması da anlamlıdır. Peki bunun devamı NEDEN DERSİM’de olmasın?!.. Türkiye’nin bütün demokrasi, adalet, özgürlük, eşit yurttaşlık, yeni ve demokratik bir anayasa, toplumsal ve eşitlikçi bir barış… İsteyen ve bu uğurda demokratik mücadele yürüten parti, dernek, kadın ve gençlik örgütleri, aydın, yazar ve gazetecileri, sanatçılarının, devlet/hükümet eliyle bilinçli ve sistematik olarak yangın yerine çevirdiği Dersim’de buluşmasının zamanı şimdi değilse, ne zaman olacak?..

    “ALEVİ KURUMLARI NEDEN HEP DESTEKÇİ OLUYOR DA ÖNCÜ OLAMIYOR?”

    Alevi kurumlarımızın HDP’nin başlattığı “Vicdan ve Adalet Nöbeti” eylemine “destek verdiğini” gidip eylem yerini ziyaret ettiğini biliyoruz. Doğru ve gerekli olanı yapmışlardır. Ancak görüldüğü gibi burada da “DESTEK VERME” gibi bir pasifliğimiz söz konusu. Nedense hep “DESTEK” veriyoruz?!.. Bin bir emek ve çabayla kurup, yaşattığımız dernek, federasyon, vakıf, cemevi gibi kurumlarımız varken, Alevi İnancı gibi destansı bir direniş, adalet ve özgürlük geleneğinden geliyorken, meydanları dolduracak devasa bir kitle ve halk gücümüz varken hep “DESTEKÇİ” oluyoruz, ÖNCÜ OLAMIYORUZ…???!!!

    “DİNCİ KURULUŞLAR YENİ DEVLET KURMA ÇABASINDAYKEN, BİZ NEDEN ÖRGÜTSÜSÜZ?”

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, imam hatip okulları, devlet içindeki gizli, açık dinci gerici, asimilasyoncu kurum ve kuruluşlar el ele vermiş canhıraş bir şekilde “YENİ DEVLET KURMA” çabası yürütürken biz niye bu kadar dağınık ve örgütsüz bir haldeyiz? Edinilmiş bir ezberle “ZORUNLU DİN DERSİ KALDIRILSIN” diyen kimi Alevi Kurum başkanı ve yöneticisi can dostlarımız, karşı karşıya olduğumuz durumun ZORLA DAYATILAN ve VAZGEÇİLMEYECEK bir ırkçı, gerici, asimilasyoncu yapıyı değişmemek üzere kalıcılaştırmak olduğunu kavrayamıyor muyuz?!.. Evet, bu ırkçı, faşist dayatmaya karşı mücadele edeceğiz, açıklama da yapacağız! Ancak şunu bilmemiz gerekir ki artık kendi kurumlarımızı, evimizi, sokağımızı, cemevimizi birer eğitim kurumu haline getirip, kendi eğitimimizi ırkçı, asimilasyoncu zihniyetin merhametine bırakmayıp, kendimiz yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Mademki bu egemen ırkçı, gerici zihniyet bizi yok sayıyor, hiçbir hakkımızı tanımıyor o vakit kendi eğitimimizi kendimiz yapacağız! Geçmişten beri devlet okulları ne parasız ne fırsat eşitliği tanıyor ne de çocuklarımızın toplumsal kişilik gelişimine hizmet ediyor!

    “BU EĞİTİM PROGRAMI TÜM SONUÇLARI VE UYGULAMALARIYLA İPTAL EDİLSİN’ DEMELİYİZ”

    Alevi kurumları Diyanet, MEB, imam hatip üçgeninde yapılan ırkçı, asimilasyoncu, gerici eğitim programı için “Zorunlu Din Dersi Kaldırılsın” yerine “BU EĞİTİM PROGRAMI TÜM SONUÇLARI ve UYGULAMALARIYLA İPTAL EDİLSİN!” demelidir.

    “ALEVİ KURUMLARI ‘DEMOKRATİK EĞİTİM KONFERANSI’ YAPMALI”

    Alevi Kurumları olarak hemen Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde (Avrupa Aleviler Birliği Konfederasyonu (AABK) ve Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) da bu toplantılara mutlaka davet edilmelidir.) bir araya gelip, sivil, demokratik, laik ve uygulanabilir bir eğitim programı için bir “DEMOKRATİK EĞİTİM KONFERANSI” yapmalıyız. Eğitim-Sen’e, eğitim ve bilim insanlarına, görevden ihraç edilen eğitim emekçilerine ve konuda uzman olan bilim insanlarına bir davet çıkarıp, cemevlerimizde, dernek ve sivil toplum örgütlerimizde uygulanabilir bir eğitim programı yapmamız gerekiyor!

    “‘IŞİD MİLİTANI YAKALANDI’ HABERLERİ ADI KONULMAMIŞ TEHDİT”

    Hemen her gün yandaş televizyonların ana haberlerinde değil ama ALT YAZILARINDA “Cemevine saldırı planı yapan IŞİD militanı yakalandı!” haberleri geçiyor! Ardından vali beyler, emniyet müdürleri ve “ALEVİLERİ ÇOK SEVEN(!)” güvenlik görevlileri devreye giriyor. Alevi Kurum yöneticilerini “Emniyete davet” ediyorlar. Konu hakkında detaylı görüş alış verişi yapılıp “LÜZÜM EDEN GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINDIKTAN” sonra Alevi Kurum Yöneticileri “GÖNÜL RAHATLIĞI” içinde görevlerinin başına dönüyorlar(!!!) Bilinmelidir ki bu kirli senaryo adı konmamış bir tür tehdittir. “Güvenlik Görevlileri” ve dahi “Mülki İdare Amirleri” Alevi Kurumlarına “AYAĞINIZI DENK ALIN. SİZİ İZLİYORUZ! SAKIN EYLEM ETKİNLİK FALAN YAPMAYIN HAAAAA…!!!” demiş oluyorlar.

    “ABF’NİN EN BÜYÜK BİLEŞENİNİN GENEL BAŞKANI AK SEVDAYA DÜŞMÜŞ”

    Hoş zaten Alevi Bektaşi Federasyonu’nun en büyük bileşeninin Genel Başkanı, şubelerinin itiraz etmesine ve karşı çıkmasına rağmen AK SEVDAYA düşmüş. Alevi Hareketini Devlet/Hükümetle buluşturup AK’laştırma peşindedir. Hükümetteki “AK Dostlarıyla” kapı arkasında, önünde, gece, gündüz demeden; telefonla, mesajla işlerini çözüyor (!) Devlet erkânından Kocaeli Valisi, Emniyet Müdürü ile CHP vekili Mehmet Tüm, HDP vekili Müslüm Doğan’ı bir araya getirip oğlunun düğününde NİKÂH ŞAHİDİ yapıp son derece stratejik ve jeopolitik(!) ve de kutsal(!) bir maksada hizmet ediyor (!) Bu durumu eleştirenlere dahi tahammül etmeyip tehdit mesajlarıyla susturma cihetine gidiyor!

    “TABİ Kİ DEVLET İLE GÖRÜŞECEĞİZ ANCAK ŞEFFAF OLMALI”

    Çeşitli ortamlarda devlet/hükümet, Alevi kurumları arasındaki mevcut ilişkiyi eleştirdiğimizde hemen bizi refüze etmeye çalışıp “TABİ DEVLETLE/HÜKÜMETLE GÖRÜŞECEĞİZ!” diyerek, kendi kirli işlerini örtbas etmeye çalışanlara diyoruz ki, “ELBETTE DEVLET/HÜKÜMETLE GÖRÜŞECEĞİZ. ANCAK BU GÖRÜŞME BAŞTAN SONA TÜM SONUÇLARIYLA ŞEFAF ve KURUMSAL OLACAK. AYRICA NEREDE NE ZAMAN ve NASIL GÖRÜŞECEĞİMİZİ DE BİLECEK EDEP, ERKÂNA SAHİP OLMALIYIZ! ZİRA BİZLER KAMUSAL HİZMET YÜRÜTEN SİVİL TOPLUM KURUMLARI ve YURTTAŞLAR OLARAK BU DEVLETİN SINIRLARI İÇİNDE YAŞIYORUZ. SORUNLARIMIZI DEVLETLE ÇÖZECEĞİZ. SORUNLARIMIZI DEVLET ÇÖZECEK. BUNU İSTEME ve YAPMA HAKKIMIZ DA MEŞRU ve YERİNDEDİR!” Ancak kimi “UYANIKLAR” Devlet/Hükümetle görüşmeyi bireysel iş takibi ve ahbap, çavuş ilişkisine çevirmiş görünüyor.

    ALEVİ İNANÇ KURULUNUN ÖNEMİ

    Alevi Toplumunun çok ciddi bir demokratik eylem ve dayanışma deneyimi vardır. Mevcut reel durum da bunu gerektirmektedir. Üstelik artık Alevi Bektaşi Federasyonu’nun “İNANÇ KURULU” gibi Alevi toplumuna inançsal anlamda yön verebilecek bir “Kurumu” da vardır! Kuruluşunda, yapılanmasında ve görevlerini yürütmede kimi ciddi sorunlar olsa da hali hazırda böyle bir kurulumuz var. Pirlerimizi, Dedelerimizi, Analarımızı ve hizmet yürütücüsü canlarımızı yönlendirme basiret ve becerisinin olduğu kanısındayım!

    ALEVİ VEKİLLERE ÜSTÜ KAPALI ELEŞTİRİ

    Tarihi bir öngörüyle(!) “HACIBEKTAŞ DEKLERASYONU” yayınlayıp Aleviliği YENİDEN TANIMLAMAYA çalışan “AYDIN ALEVİLERİMİZİN” bir araya gelerek, harıl harıl durum değerlendirmesi yaptıkları, mevcut siyasi, sosyal, ekonomik tabloyu bütün yönleriyle gördüğü, varlık yokluk sürecinden geçtiğimizin farkında olduğu ve buna dönük bir reçete ürettikleri konusunda hiçbir kuşkum yoktur(!)
    Hele muhterem Alevi Milletvekillerimiz her dakika, her an halkın içindeler! Sorunlarımıza, DERTLERİMİZE çözüm bulmak için ciddi bir eylem planı yapıyorlar(!)

    “EMEK ÖRGÜTLERİ IRKÇI-FAŞİST KUŞATMAYA KARŞI KALICI EYLEM PLANI YAPAMADI”

    Yaşadığımız dönemin en başat sorunu siyaset kurumunda yaşanan boşluktur! Siyaset kurumları her demokratik düşünce ve inanç grubunu kapsayıcı, çoğulcu ve yönlendirici bir siyaset yapamıyor (Veya yapmıyor!)

    Emek örgütleri (Sendikalar) bu ırkçı, faşist kuşatma ve yok etme projesi karşısında sürdürülebilir, kalıcı ve sonuç alıcı bir eylem ve etkinlik planı yapamadı!

    “ALEVİ KURUMLARI KENDİ İÇ SORUNLARINA GÖMÜLDÜ”

    Alevi Kurumları kendi iç sorunlarına gömülmüş ve olup biten siyasi tabloyu anlayamaz ya da anlayıp “Ne yapabiliriz ki?” deyip naçar bir vaziyetteler!

    Hal böyleyken mevcut atalet durumundan, düşünsel uyuşukluktan kurtulacak potansiyelimiz vardır. Hem de haklı olarak eleştirdiğimiz mevcut Alevi kurum yöneticilerimiz bunu yapabilecek beceri ve basirete sahiptir. Dönemsel moralsizlik sendromunu aşabilmek için her konuda ciddi anlamda destek ve dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “TÜRKİYE’DEKİ VE AVRUPA’DAKİ ALEVİ KURUMLARI ANKARA’DA TOPLANTI YAPMALI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği ve ABF’ye bağlı şubesiz kurumlar, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) hiç vakit kaybetmeden ABF’nin çağrısıyla Ankara’da bir değerlendirme toplantısı yapmalıdır. Toplantının gündemi sadece “MEVCUT DURUM KARŞISINDA MÜSAHİP KURUM ve PARTİLERLE BİRLİKTE NE YAPMALIYIZ!” olmalı bunun dışında hiçbir gündem ve tartışma olmamalıdır. Bu toplantıdan çıkacak eylem ve etkinlik önerileri doğrultusunda Türkiye’nin her bölgesinde BÖLGE TOPLANTILARI yapılmalı. Bölgeler ve bölgelerde bulunan kurumlarımız aktif olarak ön hazırlık yapmalı. ABF’nin çağrısı üzerine yapılacak toplantıda GÖREVLENDİRİLECEK yönetici ve emeği geçen aktif insanlarımızdan bir heyet oluşturulup müsahip kurumlarla toplantının sonuçları hakkında görüşmeler yapılmalı.

    “UNUTMAYALIM, ALEVİLİKTE ÇARESİZLİK YOKTUR”

    Unutmayalım… Biz Aleviler destansı bir direniş ve mücadele geleneğinin temsilcileriyiz. Alevilikte ÇARESİZLİK YOKTUR…!!! Çare biziz, çare örgütlenmektir, çare Hak ve Hakikat aşkına kendi kendimizi sorgulayıp bu atıl ve edilgen halden çıkmamızdır…!!!

    Aşk ile…

    Kemal BÜLBÜL
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 12. Dönem Genel Başkanı
    Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Dönem Genel Sekreteri

     

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ üçüncü gününde: Alevi kurumları ziyaret edecek

    ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ üçüncü gününde: Alevi kurumları ziyaret edecek

    HDP’nin Diyarbakır’ın ardından İstanbul Yoğurtçu Parkı’nda başlattığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ üçüncü gününde. Alevi kurumları nöbet eylemini bugün saat 13.00’te ziyaret edecekler.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Diyarbakır’ın ardından İstanbul’da Kadıköy’de bulunan Yoğurtçu Parkı’nda başlattığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ üçüncü gününde.

    Gece geç saatlere kadar ziyaretçi kabul eden HDP’li vekiller kendi aralarında da gündemdeki konulara dair tartışmalar yürüttü.

    Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan HDP’liler battaniyelerini topladıktan sonra çevre temizliği yaptı.

    Temizliğin ardından HDP’lilerden kimisi sabah koşusu kimisi de yoga yaptı. Daha sonra toplanan vekiller hep birlikte egzersiz yaptı.

    HDP’liler kahvaltıdan sonra ise kitap okumaya geçti.

     

    Bugün saat 13:00’te  – Alevi kurumlarından Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni ziyaret edecek.

    Saat 16.00’da ise nöbete destek için KESK Yoğurtçu Parkı’na gelecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevilerden müfredata tepki: Yeni din dersi müfredatı şeriatçı bir adımdır – VİDEO

    Alevilerden müfredata tepki: Yeni din dersi müfredatı şeriatçı bir adımdır – VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı tarafından geçtiğimiz günlerde  açıklanan 2017-2018 eğitim müfredatına Alevi kurumları İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde yaptıkları basın açıklamasıyla tepki gösterdiler. Basın metnini okuyan ABF Başkanı Muhittin Yıldız, Devletin dinlerden elini çekmesini ve dinin sivil hayata bırakılması gerektiğini vurgulayarak demokratik, laik ve bilimsel eğitim taleplerinde ısrarlı olduklarını ifade etti. 

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde biraraya gelen Alevi kurumları açıklanan yeni eğitim müfredatına tepki gösterdi.

    Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, DAD Eyüp Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP MYK Üyeleri Çilem Küçükkeleş ve Ali Kenanoğlu, Hubyar Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Ersin Erdemir, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba ve çok sayıda Alevi kurum temsilcisi katıldı.

    Basın açıklamasını Alevi Bektaşi Federasyonu Bileşenleri ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı adına ABF Başkanı Muhittin Yıldız okudu.

    “YÜZLERCE YILDIR ASİMİLAYSON POLİTİKALARI SÜRMEKTEDİR”

    Yeni din dersi müfredatının şeriatçı bir adım olduğunu vurgulayan ABF Başkanı Muhittin Yıldız, devletler, hükümetler, sistemler değişse de Alevilerin asimilasyonuna yönelik politikaların yüzlerce yıldır sürdürülmekte olduğunu vurguladı.

    Bu asimilasyoncu politikaların Osmanlı’da olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de sürdürüldüğünü, Alevi köylerine cami yapma, Alevi dergâhlarına el koyma, Alevilerin ibadet ve inanç esaslarını yok sayma gibi politikalarla artarak devam ettiğinin vurgulayan Yıldız, Aleviler bir taraftan asimilasyona tabi tutularak, diğer taraftan da KHK’lerle işlerinden, görevlerinden atılarak, Alevilerin bürokrasiden tamamen uzaklaştırılmakta olduğunu belirtti.

    “EĞİTİM, BİLİMSEL OLMASI GEREKİRKEN GİDEREK SÜNNİLEŞTİRİLİYOR” 

    Yıldız, 12 Eylül askeri darbesi sonrası yapılan Anayasa ile okullarda Anayasal zorunluluk haline getirilen din derslerine yönelik Alevilerin tepkilerinin devam ettiğini, Danıştay’da kazanılan davalar olduğu gibi AİHM’e giden tüm davaların da Alevilerin lehinde sonuçlandığını kaydetti.

    Açıklamada, Danıştay ve AHİM kararlarına mahkum olan müfredatın laik eğitim sistemine göre değiştirilmesi gerekirken tam tersi yapılarak, din dersi müfredatının daha da Sünni İslam eksenine çekildiği vurgulandı.

    “BU MÜFREDATA SES ÇIKARMAYANLAR ONLARIN SUÇUNA ORTAK OLUYORLAR”

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin yeni müfredatında bulunan “Muamelat ve Ukubat” adlı üniteleri şeriat eğitim sistemine geçişi hazırlayan bir üniteler olduğu belirtilen açıklamada, asimilasyonun bir insanlık suçu olduğu ve bu müfredatı yürürlüğe koyanların, bu müfredatı savunanların, itiraz etmeyenlerin bu insanlık suçunu işlemekte, onaylamakta ve ortağı olmakta olduğu vurgulandı.

    “Aleviliği bir kültürel ve inançsal zenginlik olarak nitelemek, Alevi teolojisini başkalaştırma ve sunni teolojisi karşısında ‘ikincil’ düzeye itme amacına matuftur” diyen Yıldız, MEB ve Diyanetin Alevi kimliğini tanımak zorunda olduğunu vurguladı.

    “LAİK, DEMOKRATİK VE BİLİMSEL EĞİTİM TALEP EDİYORUZ”

    MEB’in tarif ettiği ve okuttuğu Alevilik, sünni teologların Aleviliği görmek istedikleri şekilde görme ve istedikleri kalıba koyma amacına hizmet eder biçimde hazırlandığını kaydeden AFB Başkanı Muhittin Yıldız, Alevilerin bilimsel eğitimden yana olduğunu söyleyerek şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler olarak demokratik, laik ve bilimsel bir eğitimden yanayız. İleri demokrasilerde uygulandığı gibi Din kültürü ve Ahlak bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkartılmasını, birer dinler tarihi ve dinler kültürü üzerine eğitim veren seçmeli bir ders haline dönüştürülmesi gerektiğini, Laikliğin bir gereği olarak ifade ediyoruz. Devletin dinlerden elini çekmesini ve dinin sivil hayata bırakılmasını, devletin denetim ve gözetim faaliyetiyle sınırlı kalmasını da Laikliğin bir gereği olduğunu hatırlatıyoruz. Biz Aleviler yeni haliyle asimilasyonu derinleştiren bir hal alan ve insanlık suçu içeren din dersini kabul etmiyoruz ve bu asimilasyoncu dayatmaya karşı her türlü demokratik mücadelemizi sürdüreceğimizi beyaz ediyoruz” dedi.

    Son olarak Yıldız, bu basın açıklamasının  küçük bir başlangıç olduğunu, eylemlerini sürekli hale getireceklerini belirtti.

    (S.A-İS) – İSTANBUL