PİRHA- Mezitli Cemevin’de paylaşılan aşure lokmasında günümüz Kerbelalarına dikkat çekilerek, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık vurgusu yapıldı.
Alevi toplumu ve kurumları aşure lokmalarını paylaşmaya devam ediyor. Mezitli Cemevi tarafından lokma paylaşımında bulundu. Onlarca yurttaşın katıldığı lokma paylaşımı Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz’un lokma gulbangıyla başladı.
Mezitli Cemevi Başkanı Ferdi Koç, Hüseyni duruşa dikkat çekerek, “Kerbela’da bugüne uzanan bu miras bize gösteriyor ki, adalet saraylarda değil, halkın ortak mücadelesinde filizlenir. Dayanışma büyüdükçe sömürü ve zulüm geriler, kardeşlik büyüdükçe ayrımcılık ortadan kalkar. Nasıl her malzeme kendi lezzetini koruyorsa, toplumda farklılıklarıyla birlikte anlam kazanır. Toplumsal barış ancak eşit yurttaşlık temelinde kurulabilir” dedi.
Konuşmaların ardından deyişler ve nefesler okunup semah dönüldü. Ardından aşure lokmaları paylaşıldı.
Mersin Pazarcıklılar Derneği de, aşure lokması paylaştı. Dernek binasında yapılan aşure paylaşımına demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.
PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Foça Bağarası Cemevi’nde Aşure lokması paylaşıldı. Bağarası Cemevi Başkanı İlhan Karaca, Kerbela’nın Dersim, Maraş, Çorum, Muğla, Ortaca ve Suriye’de devam ettiğini belirterek, Aşure lokmasının barışa vesile olmasını temenni etti.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Foça Bağarası Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı. Aşure lokmasına ABF Ege Bölgesi Sorumlusu Mehmet Bozkurt, CHP Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın, AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, PSAKD Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
“AŞURELER BARIŞA VESİLE OLSUN”
AKD Foça Bağarası Cemevi Başkanı İlhan Karaca 12 gün boyunca cemevinde lokma verdiklerini belirterek, yaşamımızda zulmün olduğu her yerin Kerbela olduğunu söyledi. Bugün Dersim’de Muğla Ortaca’da Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve bugün Suriye’de yaşananların bir Kerbela olduğunun altını çizdi. paylaşılan Aşure’nin barışa ve sevgiye vesile olmasını istedi.
“ALEVİLERİN TALEPLERİ YERİNE GETİRİLMELİ”
ABF Ege Bölgesi sorumlusu Mehmet Bozkurt,1445 yıl önce yaşanan Kerbela’nın olayının anlaşılmadığını belirterek, bugün hala Dersim, Sivas, Çorum, Gazi, Roboski, gezi yaşanmazdı.
Alevilerin taleplerini bir kez daha hatırlatan Bozkurt, eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olması gerektiğini söyledi. Alevilerle ilgili muhatabın örgütlü gücümüz olan ABF olduğunu onun dışındaki Alevi Bektaşi Cemevi Kültür Başkanlığı tanımadıkalarını belirtti.
“AŞURE LOKMASI ANADULU DEMEKTİR”
Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın ise Kerbela şehitlerini anarak başladı. Aşurenin en büyük simgelerinden biri olduğunu söyleyen Aydın, “Her bir malzeme kendi rengini kendi tadını muhafaza ederek birleşerek aynı kazan içinde bam başka bir lezzet ortaya çıkar. İşte Anadolu bu demektir. Anadolu bir çok milleti bir çok bakışı ve farklı inanışı, dini, rengin buluştuğu bir yerdir” dedi.
Konuşmaların ardından Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin lokma gülbenginin ardından Aşureler pay edildi.
PİRHA- Sivas Zara ilçesine bağlı Yeşildere Köyü’nde bulunan Derviş Cemal Ocağı’nda Yol’da Birlik Cemi etkinliği düzenlendi.
Lokmaların paylaşıldığı, deyişlerin ve nefeslerin okunduğu, semahların dönüldüğü etkinlikte yapılan konuşmalarda kültürün, inancın önemine vurgu yapılarak, birlik ve barış mesajı verildi.
Sanatçılar Ali Sizer, Kutsal Evcimen ve Cihan Çelik Kürtçe ve Türkçe deyiş ve nefesler seslendirdi.
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte yapılan konuşmalarda, barış ve dayanışma mesajları verildi.
Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde aşure paylaşımı yapıldı. Aşure lokmasına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti Mersin İl ve İlçe Örgütü, CHP Mersin İl ve İlçe Örgütü, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Açılış konuşması yapan Mersin Dersim Derneği Başkan Nurşen Çığlık, aşurenin birliğin ve beraberliğin simgesi olduğunu belirterek, Çığlık, “Aşure lokmalarımız dostluğa, barışa, dayanışmaya, yardımlaşmaya ve sevgiye vesile olsun” dedi.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’un okuduğu gülbengin ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, aşure lokmalarını paylaştı. Gültan Kışanak, yaptığı konuşmada, Aleviliğin zulme karşı direnişi ortaya koymanın adı olduğunu vurgulayarak, Barış Süreci’ne sahip çıkılması çağrısında bulundu.
Yası Kerbela (Muharrem) Orucu’nun ardından aşureler paylaşılmaya devam ediliyor. DAD İstanbul Şubesi de Gazi Mahallesi’nde aşure lokması paylaştı.
DAD İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, yaptığı konuşmada günümüz Yezitlerine karşı Hüseyni duruşun sahibi olunması gerektiğini belirtti.
“ZULME KARŞI DİK DURMANIN ADIDIR”
Siyasetçi Gültan Kışanak da, Alevi inancının geçmişte kalan bir inanç olmadığının altını çizerek, “Aleviliğin yolunda yürüyerek doğru yaşamı kurabiliriz. Kerbela sadece tarihte kalmış bir gün değildir. Bugünün sorunlarına cevap olmamız bir yaşam var. Alevilik yaşayan bir inaçtır. Ruhumuzda, sözümüzde, eylemimizde yerine getirmemiz gereken bir inançtır. Alevilik zulme karşı direnişi ortaya koymanın adıdır. Hüseyni duruş gerektiğinde bedel ödemeyi göze almak ama asla boyun eğmemeyi günümüze dair de anlatan bir duruştur” dedi.
Barış Süreci’ne dikkat çeken Kışanak, “Bu sürecin bize yüklediği sorumluluklar var. Biz Aleviler, zulme karşı direnenler olarak süreci sahiplenip harekete geçmeliyiz” diye konuştu.
PİRHA- DEM Parti Dersim İl Örgütü Yası Kerbela Orucu’nun tamamlanmasının ardından aşure pay etti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (Dem Parti) Dersim İl Örgütü, Yası Kerbela Orucu dolayısıyla Sanat Sokağı’nda aşure lokması pay etti.
Aşurenin pay edilmesine DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak da katıldı.
Aşure lokmasının paylaşılmasında konuşan DEM Parti İl Örgütü Eşbaşkanı Özcan Ateş, lokmalarının barışa ve özgürlüğe vesile olmasını diledi. Ardından Baba Mansur Ocağı’dan Ana Narin’in çeraxları uyandırması ve lokma gulabangının vermesinin ardından aşure pay edildi.
PİRHA- Londra’da Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ve Demokratik Güçbirliği (DGB) tarafından düzenlenen anma programında, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can anıldı. Programda yapılan konuşmalarda adalet, hakikat, yüzleşme ve eşit yurttaşlık talepleri dile getirildi, Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğu vurgulandı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ile Demokratik Güçbirliği (DGB), Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla anma programı düzenledi.
Anma programı, Yadigar Aslan Ana’nın okuduğu gülbenklerle başladı.
“İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”
Programın açılış konuşmasını yapan BAF Eşit Başkanı Eda Özdemir, hazırlanan ortak basın açıklamasını okudu.
Ortak açıklamada, Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının ve adalet arayışının sürdüğü belirtilerek, katliam davasında verilen zaman aşımı kararları ile sanıkların tahliye edilmesi eleştirildi. Açıklamada, “Madımak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz” vurgusu yapıldı.
Metinde ayrıca cemevlerinin anayasal güvenceyle ibadethane olarak tanınması gerektiği ifade edilirken, Alevilerin inanç özgürlüğüne ilişkin talepler yinelendi. Türkiye’deki demokratik hak ihlalleri, kayyum uygulamaları ve baskı politikalarının eleştirildiği açıklamada, Filistin’de yaşanan saldırılar ile Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara da dikkat çekildi. “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla sürdürülen anma etkinliklerinin yıl sonuna kadar devam edeceği belirtilerek, Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi ve katliamın tüm sorumlularının yargılanması istendi.
Programda daha sonra BAF Eşit Başkanı Maksut Demir söz aldı. Demir, Madımak Katliamı’nın aradan geçen 33 yıla rağmen hafızalardaki yerini koruduğunu belirterek, katliamla yüzleşilmesi ve adaletin sağlanmasının toplumsal barış açısından zorunlu olduğunu ifade etti.
“BİZ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”
İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi Eşit Başkanı Hasret Bozdağ ise 2 Temmuz’un yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değil, aynı zamanda adalet ve hakikat arayışının simgesi olduğunu söyledi.
Madımak’ta yaşamını yitirenlerin insan sevgisini, kültürü, sanatı ve özgür düşünceyi yaşatmak için Sivas’ta bulunduğunu belirten Bozdağ, “O gün yalnızca canlarımız değil, insanlığın vicdanı da ateşe verildi” dedi.
Bozdağ, katliamın unutulmaması gerektiğini belirterek, “Biz acımızı tazelemek için değil, o acının bize yüklediği sorumluluğu hatırlamak için buradayız. Unutursak aynı karanlık yeniden güç bulur. Biz unutmayacağız, unutturmayacağız. İntikam değil, adalet; nefret değil, hakikat istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Madımak’ta hedef alınanın yalnızca insanlar olmadığını belirten Bozdağ, özgür düşüncenin, Alevi inancının ve birlikte yaşama umudunun da hedef alındığını söyledi. Çocuklara ve gençlere yalnızca yaşanan acının değil, direnişin ve hakikat mücadelesinin de aktarılması gerektiğini ifade etti.
“ATEŞ HAKİKATİ VE İNSANLIK ONURUNU YAKAMAZ”
Enfield Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanı Birgül Timur da konuşmasında, Madımak Katliamı’nın yalnızca Alevilere yönelik değil, insanlığın ortak vicdanına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.
“Ateş bedenleri yakabilir ama hakikati, sevgiyi ve insanlık onurunu yakamaz” diyen Timur, Alevi öğretisinin insanı merkeze alan, eşitliği, rızalığı ve birlikte yaşamı esas alan bir yol olduğunu ifade etti.
Madımak’ı anmanın yalnızca geçmişi hatırlamak değil, bugün ayrımcılığa, nefret söylemine, ötekileştirmeye ve adaletsizliğe karşı ortak bir duruş sergilemek anlamına geldiğini belirten Timur, “Biz intikam istemiyoruz. Hakikat, yüzleşme ve adalet istiyoruz. En çok da çocuklarımızın böyle acılar yaşamayacağı bir ülke istiyoruz” dedi.
ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
Demokratik Güçbirliği adına Doğan Genç de konuşma yaptı. Genç, Madımak Katliamı’nın unutulmaması, adalet mücadelesinin kararlılıkla sürdürülmesi ve demokrasi, laiklik ile eşit yurttaşlık mücadelesinde ortak tutum alınması gerektiği vurgulandı.
Anma programı, okunan deyişler eşliğinde dönülen semahlarla sona erdi.
PİRHA- Alevi kurumları öncülüğünde Çorum Katliamı’nın 46. yılında Çorum’da anma gerçekleştirildi. Anmada konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmazımızdır. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz” dedi.
Çorum’da 1980 yılının mayıs ayının son günlerinde başlayıp temmuz ayına kadar süren, resmi verilere göre 57 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve çok sayıda ev ile iş yerinin tahrip edildiği Çorum Katliamı’nın 46. yılında yürüyüş düzenlendi.
Yüzlerce yurttaşın, Alevi kurumunun ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı yürüyüşte atılan sloganlarda, Çorum Katliamı’nın hesabının verilmesi çağrısı yapıldı.
HBVAKV Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, Alevi toplumu olarak başka acılar yaşanmaması için barış talebinde ısrarcı olduklarını belirterek, Çorum Katliamı’nın yapanların ve emri verenlerin açığa çıkartılmasını talep etti.
Yürüyüşün ardından Alevi kurumları adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez konuştu.
“KADEŞ MEYDANI’NDAN BÜTÜN ANADOLU’YA BARIŞI ÖRELİM”
Ercan Geçmez, Çorum halkına seslenerek, “Tarihte ilk barış anlaşması Kadeş Meydanı’nda yapıldı. Buradan Anadolu’nun barışı götürebilecek projeler geliştirelim. Barış olmazsa olmaz bir şeydir. Barış olursa Çorum’da barışının anıtını, Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapabiliriz. O zaman bu ülke aydınlığı, eşitliği görecek, yoksulluk yok olacaktır. Biz Aleviler birlikte yaşamanın mücadelesini veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” dedi.
PİRHA- Avustralya Melbourne’de bulunan Hallac-ı Mansur Cemevi’nde Sivas Madımak Katliamında katledilen 33 yazar, sanatçı, aydın anıldı. Anmada, “Madımak Oteli neden korunmadı? İnsanlar neden saatler boyunca kurtarılmayı bekledi? Saldırganlar neden engellenmedi? Katliamın arkasındaki tüm bağlantılar neden ortaya çıkarılmadı? Devlet neden gerçek anlamda yüzleşmedi?” soruları soruldu.
Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde bir çok merkezde açıklama, yürüyüş ve anmalar yapıldı. Avustralya’daki anma Melbourne’de bulunan Hallac-ı Mansur Cemevi’nde gerçekleştirildi.
“İNSANLIK SUÇUDUR”
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kurumların düzenlediği anmada konuşan AFA Genel Başkanı Suzan Saka, ırkçı, gerici ve faşist çevreler tarafından günler öncesinden hedef gösterilen etkinlik ve katılımcılar özellikle Aziz Nesin ve Pir Sultan Abdal’ın düşünceleri üzerinden saldırıların odağı haline getirildiğini vurgulayarak, “Madımak Oteli saatler boyunca kuşatma altında kaldı. Taşlar atıldı, tehditler savruldu, otel otel ateşe verildi. Ve devlet oradaydı, polis oradaydı, asker oradaydı. Ancak insanlar tam 8 saat boyunca kurtarılmayı beklerken müdahale edilmedi. İnsanlar göz göre göre ölüme terk edildi. Milyonlarca insan bu vahşeti televizyon ekranlarından izledi. Aileler ekranların başında çaresizlik içinde sevdiklerinin hayatta kalmasını umut etti. Ancak beklenen yardım gelmedi. 33 can ve 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Sivas katliamı yalnızca bir grup saldırganın gerçekleştirdiği bir suç değildir. Sivas Katliamı nefret söyleminin, ayrımcılığın ve cezasızlık anlayışının yarattığı bir insanlık suçudur” dedi.
“TARİH VE HUKUK ÖNÜNDE SORUMLUDUR”
Bu katliamın sorumluluğu yalnızca ateşi yakan ellerinde olmadığının altını çizen Saka, “Bu katliamı gerçekleştirenler kadar bu saldırıyı önleme sorumluluğunu yerine getirmeyenler, yurttaşlarını korumayanlar ve olay karşısında gerekli iradeyi göstermeyen devlet kurumları da tarih önünde ve hukuk önünde sorumludur” diye belirtti.
“MADIMAK OTELİ NEDEN KORUNMADI?”
“Madımak Oteli neden korunmadı? İnsanlar neden saatler boyunca kurtarılmayı bekledi? Saldırganlar neden engellenmedi? Katliamın arkasındaki tüm bağlantılar neden ortaya çıkarılmadı? Devlet neden gerçek anlamda yüzleşmedi? Mahkeme salonlarında ailelere neden şiddet uygulandı? Tutuklanan saldırganlar neden serbest bırakıldı? Neden bu dava zaman aşımına uğratıldı?” diye soran Saka, 33 yıldır bu soruların cevaplarını beklediklerini ifade etti.
Katliamın faillerinin belli olduğuna dikkat çeken Suzan Saka, “Katilleri alkışlayanlar, saldırıyı gerçekleştirenler, bu suça ortak olanlar ve bu suçu önleme sorumluluğunu yerine getirmeyenler tarih önünde sorumludur. Bizler buradan açıkça söylüyoruz; İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Hiçbir yıl, hiçbir siyasi karar, hiçbir hukuki engel hakikatin üzerini örtemez. Uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suçlar zaman aşımına uğramaz” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında Mersin’de bulunan Madımak Anıtı önünde anma yapıldı. Anmada, cezasızlık politikasına dikkat çekilerek, “Bugün bizlere düşen görev; kin değil adalet, intikam değil hukuk, ayrışma değil kardeşlik, nefret değil barış dilini büyütmektir” denildi.
Mersin Cemevi, 2 Temmuz Madımak Barış ve Kardeşlik Parkı’nda Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında anma töreni düzenledi. Törene demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Törende yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Sözcüsü Aysel Kılavuz, 2 Temmuz 1993’ün Türkiye’nin toplumsal belleğine kara harflerle kazınan, insanlığın vicdanında derin yaralar açan bir tarih olduğunu belirterek, “Sivas Katliamı; karanlığın aydınlığa, nefretin kardeşliğe, bağnazlığın bilime ve sanata yönelttiği en acı saldırılardan biridir. Bu acıyı unutmamak, unutturmamak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
“KATLİAM TÜM YÖNLERİYLE AYDINLATILMALI”
Geçen yıllar boyunca adaletin tam anlamıyla sağlanamamış olması, toplumsal vicdandaki yarayı daha da derinleştirdiğini vurgulayan Kılavuz, “Katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların hesap vermesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve insan haklarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. İnancı, kimliği, düşüncesi ya da yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin eşit yurttaşlık hakkına sahip olduğu; hiçbir ayrımcılığın ve nefret söyleminin yaşam bulmadığı bir ülke özlemi, Sivas’ta yitirdiğimiz canlara karşı en büyük sorumluluğumuzdur” diye belirtti.
“NEFRET DEĞİL BARIŞ DİLİNİ BÜYÜTMEKTİR”
Madımak, yalnızca geçmişin acısını hatırlatan bir bina değil; toplumsal belleğin, yüzleşmenin ve vicdanın simgesi olması gerektiğinin altını çizen Kılavuz, şunları ifade etti:
“Katledilenlerle katliama ortak olanların aynı zeminde anılması, adalet duygusunu zedelemekte ve acıları yeniden büyütmektedir. Sivas Katliamında ateşe yazılan isimlerden Metin Altıok’un son sözü: “Birimize bir şey olursa ne yaparız?Kalanlar, ölenler için şiirler yazar,” Ateşe yazılmış isimlerimizi anarak hep yaşatacağız! Bugün bizlere düşen görev; kin değil adalet, intikam değil hukuk, ayrışma değil kardeşlik, nefret değil barış dilini büyütmektir. Çünkü biliyoruz ki geçmişle yüzleşmeyen toplumlar, aynı acıları yaşamaya mahkûmdur.
İnsan haklarından, özgürlükten, eşitlikten, laiklikten, demokrasiden ve barış içinde bir arada yaşamaktan yana olan herkesle birlikte bir kez daha haykırıyoruz: Sivas’ı unutmadık! Unutmayacağız! Unutturmayacağız!”
Anmada Zakir Rıza Aydın deyişler okudu, ardından Mersin Cemevi üyesi kadınlar semah döndü. Ardından anıta karanfiller bırakılıp mumlar yakıldı.
Bir diğer anma Mersin Cemevi’nde yapıldı. 33 sanatçı, yazar, aydın adına cemevinde Madımak Oratoryası sahnelendi. Semra Turaç Çelik’İn hazırladığı oratoryada Reyhan Kurtulmaz Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu ve Hasret Gültekin’den eserler seslendirdi.
Anmada Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ve Prof. Dr. Erkan Aktaş da birer konuşma yaparak, katliamın unutulmaması için adalet ve yüzleşme çağrısında bulundular.
PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı anmasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’ne “Utanç Müzesi” tabelası astıklarını belirterek, “O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi. Erçe, Sivas Katliamı’yla yüzleşilmeden Türkiye’de barış ve demokrasinin sağlanamayacağını söyledi.
Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla düzenlenen yürüyüşün ardından binlerce yurttaş Madımak Oteli önünde bir araya geldi. Ardından semaha duruldu.
“UTANÇ MÜZESİ TABELASINI ORADAN İNDİRMEYECEĞİZ”
Madımak Oteli önünde düzenlenen anma programında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, geçen yıl yaptıkları çağrıyı hatırlatarak, Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” olduğunu söyledi. Erçe, “Geçen yıl burada yaptığım konuşmada burası utanç müzesidir dedik. Bugün burada ‘Utanç Müzesi’ tabelasını astık. O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi.
“SİVAS İÇİN ADALET SAĞLANMADIKÇA BU ÜLKEYE BARIŞ GELMEYECEK”
Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Erçe, dava sürecinde verilen kararların adalet duygusunu karşılamadığını belirtti. “33 yıldır sabırla ve inatla adalet kavgamızı sürdürüyoruz” diyen Erçe, “Gördük ki Sivas için adalet sağlanmadıkça, Koçgiri, Dersim, Maraş, Malatya ve Gazi katliamlarıyla yüzleşilmedikçe bu ülkeye barış da demokrasi de gelmeyecek” ifadelerini kullandı.
“BU KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”
Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, emekçilerin ve kadınların ortak mücadele edeceğini belirten Erçe, “72 milletle el ele bu katliamın hesabını soracağız” dedi. Katliamın sorumluluğuna ilişkin de konuşan Erçe, “Bu katliamın arkasında da önünde de perdenin gerisinde de devlet var, siyasal iktidar var” ifadelerini kullandı.
NATO TEPKİSİ
Konuşmasında NATO’ya da tepki gösteren Erçe, Ankara’da yapılacak NATO toplantısını hatırlatarak, yeni savaş planlarının Türkiye’de hazırlanacağını savundu. NATO karşıtı eylemler nedeniyle çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını söyleyen Erçe, alandakilere “Hep birlikte haykıralım: NATO’ya hayır” çağrısında bulundu.
“BURASI BİZİM NÖBET ALANIMIZ”
Katliam davasına da değinen Erçe, Madımak Katliamı’nda sorumluluğu bulunan kişilerin yargılanma sürecini eleştirdi. Katliamda görev alan kişilerin bir bölümünün içeride, bir bölümünün ise dışarıda olduğunu söyleyen Erçe, “Dışarıdakileri içeri almak yerine içeridekileri bıraktılar” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını hatırlatan Erçe, “Mücadeleyi ulusal alanda da sürdürüyoruz ama burayı bırakmıyoruz. Burası bizim nöbet alanımız” ifadelerini kullandı.
“DEVLETİN ALEVİLERİ OLMAYACAĞIZ”
Hak mücadelesi veren tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olduklarını belirten Erçe, “Biz haklarını arayan öğretmenlerin, maden işçilerinin de yanındayız. Dağına taşına sahip çıkan canlarımızın yanındayız. Çünkü onlar biziz, onlar hepimiziz” dedi.
İktidarın dini politikalarını da eleştiren Erçe, her geçen gün şeriat anlayışının yaygınlaştırıldığını savunarak, Alevilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Alevi çocuklarının “devletin Aleviliği” anlayışıyla yetiştirilmek istendiğini söyleyen Erçe, “Hangi Aleviler? Devletin Alevileri. Biz devletin Alevileri olmayacağız” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştiren Erçe, “Ucube bir başkanlık kurdular. Tanımıyoruz, bundan sonra da tanımayacağız” ifadelerini kullandı. Erçe, konuşmasını “33 canımızın hatıralarını sonsuza kadar yaşatmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Cemevi’nde halkın lokmasıyla yapılan Aşure paylaşıldı. Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Bornova Cemevi Başkanı Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir” diye konuştu.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) İzmir Bornova Cemevi’nde Aşure paylaşıldı. Paylaşım ve birlikteliğin sembolü olan Aşure lokması her cemevinde olduğu gibi burada da halkın lokmalarıyla yapıldı. Aşure etkinliğine ABF Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Meclis üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. ‘
Etkinlik Zakir Deniz Polat ve Derya Sezer’in deyişleriyle başladı.
“KERBELA HERHESİN YOLUNU AYDINLATAN BİR MEŞALEDİR”
PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Muharrem ayı lokmaların paylaşması ve ortak hafızanın diri tutulması anlamına geldiğini kaydetti.
Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi;
“İmam Hüseyin, iktidarın ve zulmün karşısında boyun eğmeyerek bizlere büyük bir miras bırakmıştır. O, canını kurtarmayı değil, insanlığın onurunu korumayı seçmiştir. Kerbela’da susuz bırakılan çocukların, mazlumların, kadınların çığlığı bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında yankılanmaktadır. Şah Hüseyin’in duruşu bize şunu öğretir: Zulüm karşısında sessiz kalmak, zulmün ortağı olmaktır. Hakikatin yanında durmak ise bedel gerektirse de insan olmanın gereğidir. Bu nedenle Kerbela yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değil, bugün de adalet arayan herkesin yolunu aydınlatan bir meşaledir.”
“MAZLUMLARIN HAKİKAT MÜCADELESİ DEVM EDİYOR”
Sivas Katliamı’nın da Kerbela’nın devamı olduğunu belirten Çelik, “Sivas’ta otuz üç aydınımız, sanatçımız, ozanımız ve göz göre göre yakılarak katledildi. Madımak’ta yanan yalnızca insanlar değildi; kardeşlik, demokrasi, eşit yurttaşlık ve insanlık değerleri de ateşe verildi” diye konuştu.
Aradan geçen 33 yıla rağmen adaletin sağlanmadığına dikkat çeken Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir. Kerbela ile Sivas arasında yüzyıllar vardır; ancak zulmün dili değişmemiştir. Değişmeyen bir başka şey ise mazlumların direnişi ve hakikat mücadelesidir” ifadelerini kullandı.
Aşure’nin paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin simgesi olduğunu belirten Barış Çelik, “Ayrımcılığa karşı eşitliği, savaşa karşı barışı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti savunmaya devam edeceğiz” dedi.
“AŞUREDE İYİLİĞİ ARIYORUZ”
Daha sonra Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay konuştu. 1450 yıl önce yaşanan Kerbela’nın acısını biraz susuz kalarak biraz aç kalarak biraz yası içimizde yaşamaya çalıştığını belirten Tugay, Aşure lokmasında da iyiliği aradıklarını söyledi. Tugay, Hacı Bektaş Veli’nin ‘Dost kapılarını arıyoruz” sözünü hatırlatarak, doğruluktan dost kapılarını aradıklarını söyledi.
Konuşmaların ardından Pir’lerin lokma gülbengiyle Aşure pay edildi. Etkinlik Zakir Öznur Korkmaz’ın deyişleri ile son buldu.
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Helvacı Cemevi’nde aşure lokması pay edildi. Etkinlikte konuşan Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Helvacı Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı. Kadınları emeği ile ortaya çıkan Aşure lokmasına çok sayıda yurttaşın katılımıyla paylaşıldı. Açılış konuşması yapan PSAKD Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Kerbela; hak ile zulmün, adalet ile baskının, vicdan ile iktidar hırsının karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık sınavıdır” dedi.
Kerbela’nın nerde haksızlık varsa karşısında durma, nerede mazlum varsa yanında olma sorumluluğu yüklediğini belirten Laçin, “Sessizlik bazen zulmün en büyük destekçisi olabilir” diye konuştu.
“HİÇBİR ANNENİN GÖZYAŞI DÖKMEDİĞİ BİR ÜLKE ÖZLEMİ ÇEKİYORUZ”
Aşurenin paylaşmanın, bereketi büyütmenin, birliğin ve farklılıkların aynı kazanda kardeşçe buluşması anlamına geldiğini kaydeden Laçin, şunları söyledi:
“Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır. Biz Alevi-Bektaşi öğretisinde ‘Yetmiş iki millete bir nazarla bakmayı’ düstur edinmiş bir Yol’un yolcularıyız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışın temsilcileriyiz. Bizler hiçbir annenin gözyaşı dökmediği, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiç kimsenin inancından ve kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir ülke özlemi çekiyoruz. Hak’tan, hukuktan, adaletten, eşit yurttaşlıktan, laik ve demokratik bir yaşamdan yana olmaya da devam edeceğiz.”
Konuşmanın ardından Baba Mansur Ocağı’ndan Göksel Savak’ın lokma duasından sonra aşureler paylaşıldı. Kadınlar doğanın korunması ve dünyanın güzelleşmesi için çerağ yaktı. Aşure lokmasının ardından Muharrem cem erkanı yürütüldü.
PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun tamamlanmasının ardından Mersin Cemevi’nde düzenlenen aşure lokması binlerce yurttaşı aynı sofrada buluşturdu.
Mersin Cemevi’nde binlerce yurttaşın katılımıyla aşure lokması paylaşıldı. Etkinlik İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu gülbenkle başladı. Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişler eşliğinde semah dönüldü.
“AŞURE LOKMALARI BARIŞA VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasında Muharrem ayının ve aşure geleneğinin taşıdığı anlamı anlattı.
Muharrem ayının, bütün peygamberlerin dara düştükten sonra kurtuluşa eriştiğine inanılan kutsal bir zaman dilimi olduğunu belirten Kılavuz, Anadolu Alevileri için ise Muharrem denildiğinde akla öncelikle Kerbela ve Hz. Hüseyin’in geldiğini ifade etti.
Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olmadığını söyleyen Kılavuz, şöyle konuştu:
“Kerbela, siyaset ve iktidar hırsının insanlığı nasıl felakete sürüklediğinin en acı örneklerinden biridir. Hz. Hüseyin, masumiyetin ve mazlumiyetin; Yezid ise zulmün ve zalimliğin simgesi olmuştur. Kerbela, iyi ile kötünün, hak ile haksızlığın, karanlık ile aydınlığın mücadelesidir. Aynı zamanda insan olmanın vicdanıdır.”
“KERBELA GÜNÜMÜZDE DE YAŞANIYOR”
Kılavuz, zulmün yalnızca geçmişte kalmadığını belirterek, bugün de dünyanın birçok yerinde benzer acıların yaşandığını söyledi.
Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Kılavuz, on binlerce masum insanın savaşın ve şiddetin mağduru olduğunu ifade ederek, yaşanan zulmü kınadı.
Komşu Suriye’de Alevilere ve diğer sivil halklara yönelik saldırılara da değinen Kılavuz, inanç ve kimlik üzerinden yürütülen şiddetin kabul edilemeyeceğini belirterek, tüm insanlığı bu zulümlere karşı ortak vicdan oluşturmaya çağırdı.
“Kerbela yalnızca 1345 yıl önce yaşanmış bir olay değildir. Bugün de dünyanın farklı coğrafyalarında yeni Kerbelalar yaşanmaktadır. Zulmün karşısında durmak, insanlık görevimizdir.” dedi.
ALEVİLERİN TALEPLERİ DİLE GETİRİLDİ
Konuşmasında Alevi toplumunun uzun yıllardır dile getirdiği talepleri de paylaşan Kılavuz, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde cemevlerinin ibadethane statüsü yasal güvence altına alınmalıdır. Devlet, milyonlarca Alevi yurttaşın inancını ve taleplerini görmeli, eşit yurttaşlık ilkesi hayata geçirilmelidir.”
Sivas Madımak Katliamı’nın yaşandığı binanın bir utanç müzesine dönüştürülmesi gerektiğini de vurgulayan Kılavuz, toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşerek güçleneceğini belirtti.
Konuşmasının sonunda birlik, barış ve kardeşlik mesajı veren Kılavuz, şu temennilerle sözlerini tamamladı:
“Ülkemizde sevginin, hoşgörünün ve kardeşliğin egemen olmasını diliyorum. Muharrem oruçlarımız ve paylaştığımız aşure lokmaları; barışa, birliğe, dayanışmaya ve gönüllerin buluşmasına vesile olsun. Aşure lokmalarımız tüm canlara helal, kabul ve hak katında makbul olsun.”
“AŞURE, BİRLİKTE YAŞAMANIN EN GÜZEL SİMGESİDİR”
Etkinlikte konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, aşurenin yalnızca bir lokma paylaşımı olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca bir geleneği değil; birlikte yaşamanın, birlikte mücadele etmenin ve ortak geleceği paylaşmanın anlamını da yaşatıyoruz. Aşure, farklı tatların bir araya gelerek tek bir lezzete dönüşmesidir. Bu yönüyle, farklı inançların, kimliklerin ve yaşam biçimlerinin bir arada yaşadığı Mersin’in en güzel simgesidir.”
Muharrem ayının yas ve matem ayı olduğuna dikkat çeken Seçer, Kerbela’nın insanlık tarihinin en büyük adalet sınavlarından biri olduğunu ifade ederek, Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının zulme karşı sergilediği duruşun tüm insanlık için ortak bir vicdan mirası olduğunu vurguladı.
“Kerbela’yı anmak yalnızca matem tutmak değildir. Aynı zamanda adaletsizliğe karşı çıkmak, haksızlığın karşısında susmamaktır. Bu anlayış, Hacı Bektaş Veli’nin öğretileriyle, Pir Sultan Abdal’ın dizeleriyle yüzyıllardır halkın vicdanında yaşamaktadır. Biz de bugün adaletten, eşitlikten ve hakkaniyetten yana durmaya devam ediyoruz” dedi.
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin inancını, Yol’unu ve vicdanını asla teslim alınamayacağına dikkat çekerek, “Bu dayatmacı anlayıştan vazgeçin. Abdal Musa Dergâhı, bugün bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara karşı Yol’un ve Hakikat’in cevabını vermiştir” dedi.
Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşların protestosuyla karşılaştı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, konuya ilişkin açıklama yaptı.
“ALEVİLERE ATANAN BİR KAYYUM KURUMUDUR”
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden bu yana Alevilerin inanç kurumlarını ve iradesini temsil etmek için değil; onları devlet eliyle denetim altına almak ve kendi taleplerinden uzaklaştırmak amacıyla oluşturulmuş bir vesayet mekanizması olduğunu belirten Mat, “Yani Alevilere atanan bir kayyum kurumudur” dedi.
“RIZALIK YOKSA ERKÂN DA YOKTUR”
Cemevlerini resmen ibadethane olarak kabul etmeyen, Aleviliği eşit yurttaşlık temelinde tanımayan kurumun, Alevileri temsil edemeyeceğini ifade eden Mat, “Valinizle, kaymakamınızla, bütçenizle ve bütün devlet olanaklarınızla cemevlerimizi kuşatabilirsiniz; ancak Alevilerin inancını, yolunu ve vicdanını asla teslim alamazsınız. Alevilikte her erkân, o erkânı yürüten Ana’nın ya da Dede’nin toplumdan rızalık almasıyla yürür. Rızalık yoksa erkân da yoktur. Bu, Yol’umuzun en temel ilkesidir. Makamla, parayla ya da siyasi güçle öne çıkarılan sözde Ana, Dede ve yöneticiler, toplumumuzun rızasını hiçbir zaman alamayacaktır. Abdal Musa Dergâhı’mızda yaşananlar bunun en açık ve en somut göstergesidir” diye belirtti.
“BASKICI VE ASİMİLASYONCU POLİTİKALARA KARŞI YOL’UN VE HAKİKAT’İN CEVABINI VERMİŞTİR”
Hüseyin Mat, şunları belirtti:
“Bu dayatmacı anlayıştan vazgeçin. Alevilerin meşru çatı kurumlarını yok sayarak, inanç önderlerini dışlayarak ve toplumsal iradeyi baypas ederek hiçbir sonuca ulaşamazsınız. Alevilerin yüzlerce yıllık haklı taleplerini kabul etmeden gerçek bir çözüm üretmeniz mümkün değildir. Abdal Musa Dergâhı, bugün bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara karşı Yol’un ve Hakikat’in cevabını vermiştir. Ancak bu temsilciyi dergâha davet eden iradeyi de açıkça eleştiriyorum. Toplumun iradesine rağmen hareket edenler, bu görevi sürdürme meşruiyetlerini tartışmaya açarlar. Umarım ve temenni ederim ki yaşananlar gerekli dersi vermiştir ve benzer hatalar bir daha tekrarlanmaz. Alevi toplumunun iradesine rağmen dayatılan hiçbir anlayış, hiçbir akıl ve hiçbir yaklaşım bu Yol’da karşılık bulamaz.
Dergâhımıza eğri odun sokmayan, Yol’un onuruna ve Pirlerimizin emanetine sahip çıkan bütün canlarımızı yürekten selamlıyor, her birine bin kez aşk ile niyaz ediyorum. Yol bir, sürek bin birdir. Hak’tan, halktan ve rızalıktan yana olmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Muharrem orucunun tamamlanmasının ardından İzmir’deki çok sayıda cemevinde birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmaları yurttaşlarla pay edildi. Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın acısının bugün de farklı coğrafyalarda sürdüğünü belirterek, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların son bulması çağrısında bulundu.
Muharrem ayında tutulan 12 günlük yas-ı matem orucunun sona ermesiyle birlikte İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi. Yas günleri boyunca eğlence ve şenlikten uzak duran Aleviler, matem orucunun ardından birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmalarını yurttaşlarla buluşturdu.
NARLIDERE CEMEVİ’NDE LOKMALAR PAY EDİLDİ
İzmir’deki birçok Alevi kurumunda gerçekleştirilen aşure etkinliklerinden biri de Narlıdere Cemevi’nde yapıldı. Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in okuduğu lokma duasının ardından aşureler yurttaşlara dağıtıldı.
Etkinlikte konuşan Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de benzer acıların yaşandığını söyledi. Özdemir, Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, bu saldırıların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.
“AŞURE AYNI KAZANDA PİŞEN KARDEŞLİĞİN SİMGESİDİR”
Aşurenin farklı tatların aynı kazanda buluşmasıyla oluşan birlik, kardeşlik ve paylaşmanın simgesi olduğunu belirten Özdemir, rızalık lokmasının toplumsal barışa ve birlikte yaşama katkı sunmasını temenni etti.
Konuşmaların ardından hazırlanan aşure lokmaları yurttaşlarla paylaşıldı.
AKD URLA ŞUBESİ’NDE AŞURE PAYLAŞILDI
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi’nde de çok sayıda yurttaşın katılımıyla Aşure lokması paylaşıldı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayı direncin ve paylaşmanın yeniden hatırlandığı kutsal zamanlar olduğunu belirterek, Kerbela’nın büyük bir hakikat mücadelesi olduğunu söyledi.
Aşurenin birlik ve beraberliğin en güzel simgesi olduğunu söyleyen Tatar, konuşmasını şöyle tamamladı;
“Nasıl ki aşurenin içindeki hiçbir malzeme diğerlerinden üstün değilse insanlık fertleri de birbirinden üstün değildir. Dinimiz, inancımız, kimliğimizle, düşüncelerimiz farklı olabilir ancak bizm içini saygı ve insanlık değerleridir. Bugün her zamankinden daha fazla kardeşliğe, dayanışmaya ve birliğimizi anlamaya ihtiyacımız vardır. Bizler de bu anlayışla barışın, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için çalışmaya devam edeceğiz. Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği, düşüncesini korkmadan ifade edebildiği, çocuklarımızın umutla geleceğe baktığı bir ülke özlemini taşıyoruz. Kaynayan aşuremiz çocuğumuza barış hanemize bereket, gönüllerimiz muhabbet getirsin.”
Tatar’ın konuşmasının ardından semah dönüldü, deyişler söylendi ve Aşureler paylaşıldı.
AKD ALİAĞA ŞUBESİ’NDE AŞURELER PAYLAŞILDI
Alevi Kültür Denekleri(AKD) Aliağa Cemevi’nde de Aşure lokması paylaşıldı. AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, Aşure lokmasıyla dayanışma, kardeşlik ve ortak değerleri paylaştıklarını kaydetti. Çiçekdal, “Aynı kazanda kaynayan Aşure nasıl faklı tatları bir araya getirip berekete dönüşüyorsa bizler de farklılıklarımızla bir araya gelerek gönüllerimizi birliyoruz. Aşure birliğin ve paylaşımın en güzel örneğidir” dedi.
PİRHA- 42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri’nde konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, eşit yurttaşlık talep ettiklerinin altını çizerek, “Eşit yurttaşlığı sadece kendimiz için istemiyoruz. Zorunlu din dersleri kalksın, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin diye talep ediyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kapatılsın diye talep ediyoruz” diye konuştu.
42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor. Yoğun katılımın olduğu anma etkinliklerinde yapılan konuşmalarda Alevi toplumunun eşit yurttaşlık hakkının tanınması istendi.
“HAK, ADALET VE BARIŞ İSTİYORUZ”
Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özen, sevgi, dostluk, kardeşlik, paylaşım içerisinde bir yaşam istediklerini belirterek, “Beklentimiz ise adalet ve eşitliktir. Bu felsefe evrensel değerler etrafında bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamamızın anahtarıdır. Gelin hep birlikte barışın, hoşgörünün, adaletin ve kardeşliğin çerağını bu meydanda bu dergahta uyandıralım” dedi.
Tek taleplerinin halkın, hakkın ve hukukun yeryüzünde her daim tecelli etmesi olduğunu vurgulayan Özen, “Sözün özü Alevilik ve Bektaşilik yalnızca bir inanç değil, paylaşımın, dayanışmanın ve insan olmanın gerçeğidir. İnsanlığın hak, adalet ve barış özlemi sürdükçe bu Yol ve bu Yol’u sürenlerde hep var olmaya devam edecektir” diye belirtti.
“BU ÇİLEYİ SİVAS’TA, MARAŞ’TA, ÇORUM’DA GÖRDÜK”
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de yaptığı konuşmada, “Abdal Musa Sultan, dertlerin derman bulduğu gönüllerin şifa bulduğu bir irfan kapısıdır. Biliyoruz bu Yol’u sürdürmek çok zordur çok meşakatlidir, çok da çilelidir ama bu çileyi biz hep görüyoruz. Bu çileyi Banaz’da, Hünkar Hacı Bektaş Veli’de, Baba Mansur’da, Kureyş’te, Alevilerin 72 millete bir gözle baktığı sözünde buluruz. Ve biz bu çileyi Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da gördük. İki gün sonra da bu toprakların en acı katliamlarından birisinin yaşandığı Madımak’ta olacağız. Ta ki Madımak’la herkes yüzleşinceye kadar, ta ki Madımak Utanç Müzesi oluncaya kadar Sivas’a gideceğiz, 33 canımızı anacağız” ifadelerine yer verdi.
“ELLERİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN”
Ercan Geçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz cemevleri ibadethane olsun dediğimizde cemevleri ibadethane olmayacak diyenler vardı. Arkasında Alevi Bektaşi Kültür Daire Başkanlığını kuruyorlar. Hem cemevlerini ibadethane kabul etmiyorsunuz, hem de onun başkanlığını kuruyorsunuz. Bu samimiyetsizliktir. Biz buna itiraz ediyoruz. İtirazımız bunadır.
Biz Aleviler yıllardır anma etkinliklerimizi yapıyoruz. Elbette ki bu etkinliklerde ülkemizin Cumhurbaşkanı da, Başbakanı da, bakanları da, kaymakamları da, valileri de siyasi partilerinin genel başkanları da konuşmuşlardır, konuşacaklardır. Ama bize rağmen, Alevilere rağmen Aleviliği öğretmek için bir başkanlık kurarsanız halktan karşılığını alırsınız.
Onun için onun için kimse Alevilerin samimiyetini sınamasın. Aleviler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğinde karşımızda dört tane de seçmeli din dersi geldi. Bize şunu söylüyorlar. “Siz dinden ne istiyorsunuz?” diyorlar. Asıl siz dinden ne istiyorsunuz? Biz Alevi ve Sünniler olarak inancımızı biliyoruz. . Birlikte yaşamak istiyoruz. Çeşitliliğimizde yaşamak istiyoruz. Bunu bize fazla görenler Türkiye’nin barışını istemeyenlerdir.
Dünyanın dört bir yanında savaşlar oluyor. Biz Gazze’deki savaşa da karşıyız. Suriye’deki savaşa da karşıyız. Gazze’de öldürülen canlar bizim canlarımızdır. Suriye’de öldürülen canlar bizim canlarımızdır. Ama bunlar arasında ayrımcılık yaparsanız hiç iyi bir şey yapmamış olursunuz. Onun için bütün savaşlar insanlık suçudur. Bu savaşlara karşı çıkmak lazım.”
“EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”
Eşit yurttaşlık talep ettiklerinin altını çizen Geçmez, “Eşit yurttaşlığı sadece kendimiz için istemiyoruz. Zorunlu din dersleri kalksın, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin diye talep ediyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kapatılsın diye talep ediyoruz” diye konuştu.
“DİZ ÇÖKMEMEKTEDİR”
CHP’li Murat Emir ise, Meclis’te, meydanlarda, alanlarda, tarlalarda, demokrasi ve adalet için mücadele verdiklerini ifade ederek, “Hepimizin yüreğinde Ehli Beyt acısı, Kerbela’nın acısı var. Kerbela’nın acısı 1400 yıldır niye sönmüyor? Niye yüreklerde yanıyor diye sorarsanız aslında oradaki arayış adalet arayışıdır. Haksızlığa, zulme karşı dimdik ayakta durmak, hakikat demek, adalet demek, diz çökmemektedir. İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in de Kerbela şehitlerinin de acısı yüreğimizde dinmemiştir, dinmeyecektir. Maraş’ın acısı da yüreğimizdedir. 2 Temmuz Sivas Madımak’ın acısı da hala yüreğimizde yanmaya devam etmektedir. Çünkü içimizdeki adalet aşkı bitmeyecektir” dedi.
Akşam etkinlikleri kapsamında sanatçıların konserleriyle devam etti.
PİRHA- Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşların protestosuyla karşılaştı.
42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor. Yoğun katılımın olduğu anma etkinliklerine katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşlar tarafından protesto edildi.
Alkışlarla protesto edilen yetkili, yoğun protestoların ardından kürsüden ayrıldı.
PİRHA- Demsır Kültür Aşevi’nde imece usulü ve kadınların emeğiyle hazırlanan aşure lokması paylaşıldı.
Yası Kerbela Orucu’nun ardından kaynatılan aşureler paylaşılmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl açılışı yapılan Demsır Kültür Aşevi’nde aşure lokması paylaşıldı.
Yurttaşların yoğun katılım gösterdiği aşure lokmasının gülbangını Sarı Saltuk Ocağı’ndan Munzur Yelsalı okudu. İmeme usulüyle toplanıp, lokmalar kadınların emeğiyle hazırlanan aşure lokması paylaştırıldı.
PİRHA – İzmir Narlıdere Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can anıldı. 33 yıldır adalet mücadelesi yürüttüklerini söyleyen Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması için çağrı yaptı.
İzmir’de bulunan Narlıdere Cemevi, Sivas Katliamı’nın 33. yılı vesilesiyle anma gerçekleştirdi. Yaşamını yitiren 33 kişinin fotoğrafları bahçede bulunan Pir Sultan Abdal heykelinin önüne konularak üzerine karanfiller bırakıldı. ‘Biz bitti demeden Madımak davası bitmeyecek’ pankartı açılan anma saygı duruşuyla başladı.
Çok sayıda kişinin katıldığı anma etkinliğinde semahlar dönüldü deyişler söylendi.
“MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLSUN”
Anma programında konuşan Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, 33 yıldır adalet aradıklarını belirterek, “Bugün bu meydan’da devlete ve hükümete bir kez daha sesleniyoruz: Canlarımızın katledildiği, insanlığın yakıldığı o karanlık mekân, yani Madımak Oteli derhal, amasız ve fakatsız UTANÇ MÜZESİ yapılmalıdır! Hafızayı silmek isteyenlere, katliamı unutturmaya çalışan egemen akla karşı; o bina bu ülkenin yüzleşme nişanesi olana kadar bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz!” dedi.
Geçmişte yaşanan katliamların hesabı sorulmadan Türkiye’de ne demokrasiden ne de gerçek anlamda barıştan söz edilmeyeceğini belirtilen Özdemir, “Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta ve Gazi’de canlarımızı bizden koparan o tekçi, faşist ve gerici odak neyse; bugün Suriye’de Alevi halkına yönelik uygulanan soykırım ve vahşet de tam olarak aynısıdır! Aynı karanlık pınardan besleniyor, aynı nefretle saldırıyorlar” ifadelerini kullandı.
“EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİNİ MUTLAKA KAZANACAĞIZ”
Alevilerin yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi yürüttüğünü kaydeden Özdemir, “Alevileri asimile etmeye çalışanlara, işçiyi sömürenlere, kadını yok sayanlara karşı tek çaremiz: Eşit yurttaşlığa dayalı, demokratik ve laik bir Cumhuriyettir! İnançların özgür olduğu, devletin dinden elini çektiği, laikliğin ve demokrasinin bayraklaştığı bir ülkeyi mutlaka kuracağız!” diyerek konuşmasını tamamladı.
Konuşmaların ardından 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak anma programına katılım çağrısı yapıldı.