Etiket: ali erbaş

  • Can: Zorunlu din dersleri ile çocuklarımız zihinsel olarak teslim alınmak isteniyor!-VİDEO

    Can: Zorunlu din dersleri ile çocuklarımız zihinsel olarak teslim alınmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA-Diyanet’in Cuma hutbesinde eğitimin “manevi değerlere göre şekillenmesi” gerektiğini savunmasına tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can “Ali Erbaş’ın eğitime yönelik hutbesinin çocuklara yol yordam ahlakı değerleri öğretme adı altında her şeyi yaradandan bekleyen onun için dua eden zihinsel olarak çocuklarımız teslim almaya yönelik yapılan girişimlerdir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

    Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemlerine ilişkin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, PİRHA ’ya değerlendirmede bulundu.

    “ALİ ERBAŞ MEVCUT SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN ZİHNİYETİN ÖNEMLİ BİR YAPI TAŞIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın hutbelerini You Tube’den takip ettiğini ve dinlediğini belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Ali Erbaş son birkaç yıldır devam eden ve sistemi dönüştürmenin önemli bir aktörü haline gelmiş durumda. Bu bize göre bir skandal, olmaz böyle bir şey diyoruz ama aslolan mevcut siyasal iktidarın sistemi değiştirmek dönüştürmek istemesidir” dedi.

    Türkiye’de mevcut olan düzenin kapitalist neo-liberal piyasa ekonomisine dayalı bir sistem olduğunu aktaran Can, “Mevcut burjuva demokrasisini yürütmeye çalışılan bir Türkiye’den giderek radikal totaliter bir rejimle yönetilmesi daha vahşi bir kapitalizmin aslında önünü açan bir yol seçilmiş durumda” diye belirtti.

    “TÜRKİYEDE KURUMLAR YA DEĞİŞTRİLİYOR YA DA İĞDİŞ EDİYOR”

    Ülkede totaliter rejimin inşası için kurumların ortadan kaldırılması dönüştürülmesi ya da iğdiş edilmesi gibi bir sürecin yaşandığını söyleyen Can, “MHP ve AKP ittifakı ile beraber birkaç yıldır süren süreçte sistemi aslında belli konuda tamamen ele geçirmiş durumdalar. Ancak bugüne kadar toplumun gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyi yaşam tarzı ve kazanımlar bakımından bakıldığında istedikleri gibi dönüştüremediklerinin de farkındalar. Dolayısıyla da Ali Erbaş burada çok önemli bir rol oynuyor” şeklinde ifade etti.

    Mevcut siyasal anlayışın iktidara geldiği günden beri Diyanet’in şeyhülislam fetvaları verdiğini vurgulayan Can, Türkiye’nin AKP’nin 23 yıllık iktidarı sürecinde halkların kazanımlarını bir bir hedef aldığını dile getirdi.

    “ALEVİLER VE BÜTÜN AZINLIKLAR İNKAR EDİLEREK YOK SAYILIYORLAR”

    Aleviler ve diğer azınlıkların bu ülkede yok sayıldığını belirten Can, “Bugün gelinen nokta Şiiliği Hanefiliği de aşan, onların kendi tabiriyle Ehli Sünnet Sünniliğin katı şeriatçı anlayışını bütün topluma dayatan, bütün toplumu o anlamda hizaya koymak gibi bir çizgi güdüyorlar ve Ali Erbaş da bunun dini anlamdaki önderliğini yapıyor” diye konuştu.

    Okullarda din derslerinin 9-10 yıl okutulduğunu söyleyen Can, şunları ifade etti:

    “Ali Erbaş çocukların aileleri tarafından yönlendirmesi gerektiğini anlatırken sanki bu dünyada bugüne kadar evrensel ve etik değerler hümanizma ve hak temelinde hiçbir hak elde edilmemiş ama Sünni İslam anlayışına gidilirse ahlak, toplumsal düzen, bir arada mutlu ve refah yaşama, sorunlarının hepsi tamamen çözülecekmiş gibi bir illüzyon yaratmaya çalışıyor. Çocuklara yol yordam ahlakı temelden öğretme girişimini sayın Ali Erbaş hutbesinde açıklıyor. Çocukken çabuk ve iyi öğreniyor diyor. Eğitimin tamamen dinselleştirilmesi demek toplumun üretimden kopuk, tamamen duaya, tamamen yaradan dan talep etmeye yönelik bir tevekkül, bir kabullenme dünyası yaratmadır. Bu da insanımızı bu anlamda zihinsel olarak teslim almaya yarar. Başka bir şeye yarayacağını düşünmüyorum.”

    “ÜLKEDE TOPLUMSAL HUZUR BİR ARADA YAŞAMA ARZUSU VE EĞİTİM DÜZEYİ GİTTİKÇE DÜŞÜYOR”

    Türkiye’de demokratikleşmenin toplumsal huzurun, eğitim kalitesinin sürekli düşüşü ve bir arada yaşama arzusunun gittikçe kaybedildiğini belirten Can, “Motivasyonu bakımından sürekli geriye giden bir ülke durumundayız. Yakın tarihlerde çok ilginç bir araştırmadır İslami kriterler ele alalım diye bir araştırma yapılıyor ve yapılan araştırmada ilk 30’a hiçbir İslami ülke girememiş” dedi.

    “HER ŞEYE ŞÜKREDEN TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    Sadece Alevi çocuklarına zorunlu din dersleri dayatılmadığının altını çizen Can, “Bu noktada bütün toplumun bu dini cendereye tabi tutulması aslında herkes açısından bir sıkıntı. Çünkü Türkiye toplumu aslında genel gelişmişlik düzeyi itibarıyla Sünni’siyle, Alevi’siyle, diğer azınlıklarıyla, inanan, inanmayan kesimleriyle birlikte belediyelere el konulması, siyasal tutuklamalarla bir bütün olarak bu cendereye sığmayacak bir boyuta geldi” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, iktidarın tüm toplumsal kesimlerle cebelleşme meselesinin toplumsal taleplerin yükselmesi ile ilgili olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

    “Siyasal iktidar bir taraftan muhalefeti köreltmeye, parçalamaya, topalaştırmaya yönelik bir tavır içine girerken diğer taraftan AHİM kararlarını Anayasa Mahkeme kararlarını uygulamıyor. Aslında bizim yerden yere vurduğumuz o 12 Eylül faşist cunta döneminde yaşananla bile en azından bugüne kıyaslandığında iyi kötü işleyen bir kanun devleti bir düzen vardı. Hani sol sosyalistlerin deyimiyle en azından bir burjuva demokrasisi vardı.

    Gelinen noktada kadınların, gençlerin, ezilenlerin, Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, seküler Sünnilerin, demokratların, aydınların demokratik bir muhalefet blokunu oluşturmalıdır.

    Zorunlu din derslerini gündem yapılarak buradan bir sonuç elde edilemeyeceğini düşünmüyorum. Ancak bütün toplumsal muhalefetin yeniden bir demokrasiye geçiş mücadelesini hep birlikte yükseltmesi gerekiyor. Bu muhalefetin görevidir. Bunun için bir birliğin olması gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    PİRHA-Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim’de Kürt Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarına dikkat çekmek amacıyla açıklama yaptı. İnisiyatif bileşenlerinin açıklamasında “Öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır” vurgusu öne çıktı.

    Dersim merkezli sivil toplum örgütleri, devlet tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının artış gösterdiğini belirterek dayanışma çağrısı yaptı.

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim halkının hiç olmadığı kadar kültürel soykırımla karşı karşıya bırakıldığını vurguladı.

    “DERSİM, AĞIR BİR KUŞATMA ALTINDA!”

    Yazılı yapılan açıklamada, AKP-MHP hükümetinin asimilasyon politikalarına değinilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kendine özgü sosyo-kültürel özelliklerinden ötürü, öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır. Uzun erimli bu politikalar gerek zorla gerek yaşam alanlarının daraltılması sonucu yoğun göçe sebebiyet vermiştir. Böylece günümüzde Dersim toplumu dört bir yana dağılmış; insansızlaştırılan coğrafyada kültürel kimliğin can damarları kesilerek, kendisini farklılığıyla yaşatma ve geleceğe taşıma problemi ile karşı karşıya bırakılmıştır. Topraklarından kopma sonucu kuşaklar arası aktarım büyük oranda kesintiye uğramıştır. Alevi inancının omurgasını oluşturan ocak-talip-rayber-pir-mürşit ilişkisi, geri döndürülemeyecek şekilde tahrip olmuştur. Kutsal mekanlar mana kaybına uğramış, toplumsal hafızanın taşıyıcısı söylenceler başkalaştırılmıştır. Alevi inancında kutsal görülen doğa, maden ve baraj şirketlerinin yağma alanına dönüştürülmüştür.

    Yüz yılı aşkın süredir yapılmak istenenler, en açık biçimde 1933 tarihli Jandarma Umum Komutanlığı raporunda, “Yavuz’un gazabı olmasaydı bugün güzel Anadolu’muzda bir tek Sünni’ye tesadüf etmezdik. Eğer Yavuz’un gazabı Dersim’in yalçın dağları içine girebilmiş olsaydı, herhalde Dersim’i, bugün maddi ve manevi başka bir yol üzerinde görürdük,” şeklinde dile getirilmiştir. Yavuz’un gazabından arzu edilen, Sünni Hanefi ve Türkleşmiş Dersim’dir.

    İşte, cumhuriyetin toplumsal mühendislik politikalarıyla desteklenen bu stratejik plan, “Türkiye’nin yeni yüzyılı,” olarak nitelendirilen bu yüzyılda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, AKP/MHP iktidarınca, nihayete ulaştırılmak istenmektedir.

    “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir,” diyerek “ötekini” kendince hizaya sokmayı buyuran Erbaş, Birleşmiş Milletler sözleşme ve bildirgelerini hiçe saymış, asimilasyonist politikaları derinleştireceklerini açıkça ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler (BM) Yerli Halklar Bildirgesi, “Halkların kendilerini farklı addedebileceklerini ve onlara bu özellikleriyle saygı gösterileceğini, teyid eder. İnsanlığın ortak mirasını teşkil eden medeniyet ve kültürel zenginliğe tüm halkların katkı yaptığını bildirir.

    BM’nin bu ilkesel yaklaşımına karşın, Erbaş, bir Alevi şehrinde salt camileri medenileşmenin merkezine koyarak, fetihçi bir tutum sergilemiştir. Bu kültür fetihçi akla göre “medenileştirilmesi” gereken, Dersim toplumu ve inancıdır. Konuşmanın bütününden çıkarılacak olan da budur.

    “12 EYLÜL CUNTASI GÜNCELLENEREK SÜRMEKTEDİR”

    Bu kolonyalist ve kültür fetihçi söylemin ne anlama geldiğini, Dersim toplumu, “medenileştirme harekatı” olarak lanse edilen 1938 soykırımıyla deneyimlemiştir. Çok açıktır ki, Erbaş’ın sözleri ile dile getirilen, inancın ve kültürün “medenileştirilmesidir.” Ayrıca şehrin genelinde cami sayısının 117 olduğunu ve ekseriyetinin, 12 Eylül cuntasınca özel görevlendirilen General Vali Kenan Güven zamanında yapıldığı bilinmektedir. Kenan Güven’in bir diğer icraatı da binlerce Dersim’li çocuğu ailelerinin rızası hilafına, yatılı imam hatip okullarına göndermek olmuştu. İşte, 12 Eylül cuntasının bu politikası ve ruhu güncellenerek sürdürülmektedir.

    Önemle belirtmek isteriz ki, bu aşamada kurucu devlet aklının icracılarına, mevcut politikalarından vazgeçme çağrısı yapmanın bir karşılığı olmayacaktır. Bu akıl, İttihat Terakki’den bu yana varlığını, ötekinin yokluğu üzerine kurmuş olup, bu politikayı sürdürmede ısrarlı ve kararlıdır. Yapılması gereken bu politikalardan mağdur olan tüm toplumsal kesimlerin ortak hareket tarzını yaratabilmek, böylece kuşatmayı kırabilmektir. Bu kapsamda en başta tüm Dersimlileri, farklılıklarını koruyarak, Dersim’i savunma ortak paydasında bir araya gelmeye çağırıyoruz. Gün kendi aramızdaki farklılıklara odaklanma ve ayrılıkları derinleştirme günü değil, birlikte hareket etme günüdür.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pir Hamza Takmaz: Kızılbaş kenti Dersim’e cami dayatması zulümdür!

    Pir Hamza Takmaz: Kızılbaş kenti Dersim’e cami dayatması zulümdür!

    PİRHA- Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hamza Takmaz, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda cami temeli atma görüntülerini ve sözlerini ‘zulüm’ olarak değerlendirdi. Takmaz, “Tarikat, Diyanet, Tunceli Cemevi ve Munzur Üniversitesi eliyle Dersim’de asimilasyon devam ediyor. Anaokulunda başlayan zorunlu din dersleri yetmedi şimdi de kışlalara tek inancın ibadethanesi açıyorlar. Bir tek inancın ibadetini toplumun farklı kesimlerine dayatmak zulümdür” dedi.

    Dersim’de 27 Ağustos’ta Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’ndaki caminin temel atma töreni yapıldı. Törene katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş,  “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir. İnşallah burada bizim hocalarımız, lojmanlarda oturan kardeşlerimizin ya da bu bölgede oturan kardeşlerimizin çocuklarına ders verecekler” ifadelerini kullanmıştı.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Dersim’de çok sayıda camiye rağmen bir cami daha yapılmasına ve Diyanet Başkanının konuşmasına tepki gösterdi.

    “ERBAŞ’IN DERSİM ZİYARETLERİ BUGÜNE İŞARETTİ”

    Takmaz, Erbaş’ın daha önce Tunceli Cemevi’nde yaptığı toplantıyı hatırlatarak, “Dersim’de Aleviliğin dönüştürülmesi, farklılaştırılması için çok çaba harcanıyor. Erbaş, uzun yıllardır dönem dönem Dersim’e gelerek bugünlerin işaretini vermişti. Fakat buna karşı çok fazla sesimizi duyuramamıştık. Erbaş’ın ziyaretinden sonra Munzur Üniversitesi adeta tarikatların ve cemaatlerin merkezi haline geldi. Rektör eliyle Dersim’de hiç tabanı, hiçbir örgütlenmesi olmayan sadece oradaki memurlar tarafından açılan vakıflar ve cemaatlerin evleri oluşmaya başladı. Dersim’in kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikalarının bir yenisi de o dönem Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğü’nce açılan ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açılması eklenmişti” dedi.

    TARİKATLAR, TUNCELİ CEMEVİ, MUNZUR ÜNİVERSİTESİ

    Dersim’e yönelik bu yönelimlerin 1980 darbesindeki tahribatlarına değinen Takmaz, “Kenan Güven döneminde Kuran kursları, her köye bir cami, imam hatipler gibi kurumlar ile gençlerimiz bir asimilasyon içine çekildi. O dönemki gençlerin bir çoğu kurtulsa da geride kalanlar bu asimilasyonun bir parçası olarak hizmet etmeye devam ettiler. Yine Gülen Cemaati açtığı kreş, yurt, özel kolej gibi kurumlaşmalarla bunu başka boyuta taşıdı. Günümüzde de farklı tarikatlar, Diyanet yapılanmaları ve Munzur Üniversitesi öncülüğünde bu politika devam ediyor. Buna ek olarak da Tunceli Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Tunceli şubesi gibi çalışarak valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    “DERSİM KIZILBAŞ ŞEHRİDİR, BU YAPILAN ZULÜMDÜR”

    Dersim’e yönelik tekçi politikaların kabul edilmeyeceğini sözlerine ekleyen Hamza Takmaz, şöyle devam etti:

    “Kışlalarda bir tek kendi inandıkları inanca dahil insanlar mı var? Anaokulunda başlayan zorunlu din dersleri yetmedi şimdi de kışlalara tek inancın ibadethanesini açıyorlar. Bir tek inancın ibadetini toplumun farklı kesimlerine dayatmak zulümdür. Dersim evliyaların, Kızılbaşların, Alevilerin yurdudur. Bu politikayı yürütenler kışlalarda cemevi açacak mı? Ya da cem ibadeti yapmaya izin verecek mi? Buradaki insanların hepsi tek bir inanca mı mensup? Medeniyeti getireceğine adalet getir. Kişilerin inancına sözüm yok. Bu siyaset toplumu bölüyor. Toplumun değer yargıları hiçe sayılıyor. Dersimliler bugün de aslında kendilerine dayatılan bu asimilasyon tek tipleştirme, Sünnileştirme projelerine karşı bir direnç gösterecektir. Çıksınlar Dersim merkeze sorsunlar bakalım kaç tanesi bu politikalara ‘evet’ diyecek. Bunun adı açıkça zulümdür, kabul etmeyeceğiz.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Kaya: Dersim’de her yere cami yapma politikasından vazgeçilmeli-VİDEO

    Kaya: Dersim’de her yere cami yapma politikasından vazgeçilmeli-VİDEO

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın katılımıyla Dersim’de cami temel atma töreni yapılmasına tepki gösteren PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Alevi inancını asimile etmeye yönelik cami yapılmasına karşıyız. Böyle devam ederse ileride her yere cami yapılacak. O yüzden devleti yönetenlerin artık bu politikalardan vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da katılımıyla 27 Ağustos’ta Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’na yaptırılan caminin temel atma töreni yapıldı.

    Temel atma töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir. İnşallah burada bizim hocalarımız, lojmanlarda oturan kardeşlerimizin ya da bu bölgede oturan kardeşlerimizin çocuklarına ders verecekler” ifadesini kullandı.

    Dersim’in asimilasyonu çalışmalarına son yıllarda hız veren AKP-MHP iktidarı, 2022 yılı haziran ayında Munzur Üniversitesi’ne cami ve kuran kursu açmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın katılımıyla Dersim’de cami temel atma töreni yapılmasına tepki gösterdi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKASI ADIM ADIM UYGULANIYOR”

    Dersim’de Alevi inancı üzerinde uzun süredir devam eden asimilasyon politikası olduğunu belirten Ekber Kaya, “Asimilasyon politikası adım adım uygulanıyor, cami inşaatları veya kuran kursları çok sıradan gelebilir” dedi.

    Kaya şöyle devam etti:

    “Tabi ki biz herkesin inancını özgürce yaşamasını istiyoruz. Üniversitelerde ve askeri yerlerde camilerin açılması sakıncalı bir durumdur. Acaba Türkiye başka bir düzene mi hazırlanıyor? Şeriatın taşları mı döşeniyor? Dersim’e hizmet için gelen memurlar, valiler, kaymakamlar ve bir bütün olarak devlet erkânı Dersim halkına hizmet vermek gibi bir maksatları yok. Dersim’de Sünni vatandaşlarımızın da yaşadığını biliyoruz ve onların kendi inancını yaşamasıyla ilgili hiçbir sorunumuz yok. Ancak bu durum Alevi inancını asimile etmeye yönelik. Her köye, mahalleye, askeri kışlaya, üniversiteye cami yapılmasına karşıyız. Böyle devam ederse ileride her yere cami yapılacak. O yüzden devleti yönetenlerin artık bu politikalardan vazgeçmesi gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • AABK Eşit Başkanı Mat: Devletin Alevilere camiyi dayatması zulümdür, faşizmdir!

    AABK Eşit Başkanı Mat: Devletin Alevilere camiyi dayatması zulümdür, faşizmdir!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda cami temeli atma görüntülerini ve sözlerini ‘açık bir zulüm ve faşizm’ olarak değerlendirdi. Mat, “Bir halkı, inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamak, devlet imkanlarıyla yapılmaması gereken bir baskıdır. Ancak bilinmelidir ki, Dersim halkı bu dayatmacı politikaları asla kabul etmez” dedi. 

    Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’ndaki caminin temelini atma törenine katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, buradaki konuşmasında “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir. İnşallah burada bizim hocalarımız, lojmanlarda oturan kardeşlerimizin ya da bu bölgede oturan kardeşlerimizin çocuklarına ders verecekler” ifadesini kullanmıştı.

    Yaşanılan duruma sanal medya hesabından tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, ‘Devletin Dersim üzerinde oynadığı asimilasyon politikaları bitmiyor’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında, “Alevi köylerine cami yapıp imam atamak yetmezmiş gibi, şimdi de Dersim’de yeni bir cami temeli atılıyor” dedi.

    Mat, devletin; bir halkın inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamasının açık bir zulüm, faşizm olduğunu kaydederek, Dersim halkının bu dayatmayı kabul etmeyeceğini söyledi.

    “DERSİM’DE ASİMİLASYON POLİTİKALARI BİTMİYOR”

    Mat’ın yaptığı açıklama şöyle:

    “Devletin Dersim üzerinde oynadığı asimilasyon politikaları bitmiyor…

    Alevi köylerine cami yapıp imam atamak yetmezmiş gibi, şimdi de Dersim’de yeni bir cami temeli atılıyor.

    Dersim’de yaşayan halkın neredeyse tamamı Alevi, resmi görevliler (asker, polis, memur) dışında. Ancak bu demografik yapıya rağmen, şehir sınırları içerisinde 117, Dersim merkezinde ise 5 cami bulunurken, sadece bir cemevi var. O cemevi de ne yazık ki devletin bir karakolu gibi işlev görüyor. Yani, Dersim şehir merkezinde halka ait bir cemevi bulunmuyor.

    Tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de yeni bir cami temeli atıldı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Tunceli’de asker ve polislerin katılımıyla tek başına cami temeli attı. Açılışta halktan kimse yoktu; sadece resmi görevliler vardı.

    “AÇIK ZULUM VE FAŞİZMDİR; DERSİM HALKI KABUL ETMEZ!”

    Aleviler defalarca dile getirdi. ‘Bizim ibadethanemiz cemevidir.’ Ancak devlet, camiyi zorla dayatmaya devam ediyor. Bu, açık bir zulüm ve faşizmdir. Bir halkı, inancına uygun olmayan bir ibadethaneyi benimsemeye zorlamak, devlet imkanlarıyla yapılmaması gereken bir baskıdır.

    Ancak bilinmelidir ki, Dersim halkı bu dayatmacı politikaları asla kabul etmez. Onlar, ocaklarına, pirlerine ve kutsal mekanlarına olan ikrarlarını koruyarak yaşamaya devam edeceklerdir.

    Bu zulüm ve faşizm karşısında susanlar, bu zulmü yapanlar kadar suçludur. Sessizlik, zulmün sürmesine ortak olmaktır. Haksızlık karşısında sessiz kalmak, adaleti engellemek demektir. Bozatlı Hızır, Düzgün Baba, ocaklarımız, dergahlarımız hepimizin yardımcısı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ABF’den, Diyanetin o çağrısına yanıt: Ali Erbaş, aslında şeriat çağrısı yapmaktadır!

    ABF’den, Diyanetin o çağrısına yanıt: Ali Erbaş, aslında şeriat çağrısı yapmaktadır!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, okul ve çalışma saatlerinin cuma namazına göre ayarlanması gerektiği yönündeki açıklamasını eleştirdi. Yapılan açıklamada “Diyanet, farklı inanç ve toplumları yok sayarak aslında şeriat çağrısı yapmaktadır” denildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4 Ağustos tarihli cuma hutbesinde yer alan “İşyerlerimizdeki mesai saatlerini, okullarımızdaki ders programlarını cuma namazının vaktine göre düzenleyelim” ifadelerine bir tepkide ABF’den geldi.

    “ANAYASA KARŞITI BİR KURUM”

    ABF tarafından yazılı yapılan açıklamada “Diyanet İşleri Başkanlığı, kuruluş amacından uzaklaşmış siyasal İslamcıların hedeflerini gerçekleştirmek için en büyük araç olmuş, Alevileri asimile etmenin merkezi olmuş, şeriatçı odakların en önemli destekçisi olmuş, Hanifi yaşam biçimini dayatan ve kadro sayısı ile devasa bir kuruma dönüştürülmüştür. Halka sınav veriyorsunuz diye fakirliği öven, cennet vaadinde bulunanlar, milyonlarca liralık Mercedes’lerinden taviz vermeyenlerdir” ifadeleri kullanıldı.

    “ANAYASA KARŞITI BİR KURUM”

    Açıklamanın devamında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkilerini aşarak Anayasa’ya aykırı eylemelerde bulunduğu vurgusu yapıldı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, şeriat çağrısı yaptığı ifade edilerek, açıklamada şu cümlelere yer verildi:

    “Anayasanın demokratik, laik, sosyal hukuk devleti maddesini, laiklik acısından toplumsal yaşamın dini kurallara göre düzenlenemeyeceği gerçeğine aykırı hareket eden DİB, Anayasanın 136. Maddesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkileri belirtilmiş olmasına rağmen son yıllarda anayasa karşıtı bir kurum haline geldiği görülmektedir.

    Milyonlarca insanı açlığa mahkum eden sistem hakkında tek kelime etmeyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, okulların ve çalışma saatlerinin Cuma namazına göre ayarlanması gerektiği yönünde yaptığı açıklama ülkede çağdaş, modern ve laik yaşamak isteyenleri, farklı inanç ve toplumları yok sayarak aslında şeriat çağrısı yapmaktadır. Ülkemizde gerek kamu, gerek ise özel sektörde çalışanların Cuma namazına gitmek istediğinde engellenmediğini biliyoruz. İnsanların inançlarını sömürü çarkının merkezine koyarak milyonları açlığa mahkum edenleri, Ortadoğu ülkelerinden biliyoruz. AKP, sömürü sistemini artık devletleştirmek istiyor. Çünkü şeriat demek, alttakine din iman, üsttekine han hamam demektir. Kadına şiddet, çocuk evlilikleri, açlığa mahkum edilen milyonlar demektir.

    Alevi Bektaşi Federasyonu olarak laik ve demokratik cumhuriyetin inşası için mücadeleye devam edeceğiz. Bu ülkede gerçek demokrasiden yana olanlar ile yoldaş, cumhuriyetin kuruluş ayarları ile oynamaya çalışanlara karşı duruş olacağız.

    Her kesimin ciddi rahatsızlık duyduğu Diyanet İşleri Başkanlığının artık kaldırılması ve ülkenin aydınlık geleceğinin önü açılması gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş hakkında ‘Kanunlara uymamaya tahrik’ten suç duyurusu

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş hakkında ‘Kanunlara uymamaya tahrik’ten suç duyurusu

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ve SOL Hukuk, Diyanet’in, “Depremzede çocuklar evlat edinebilir mi?” sorusuna verilen yanıt nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Laiklik ve Türk Medeni Kanuna aykırı olduğu belirtilen yanıt nedeniyle Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Kanunlara uymamaya tahrik” ve “Görevi kötüye kullanmak” suçlarından cezalandırılması talep edildi.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, BirGün’ün gündeme getirdiği Diyanet’in “Depremzede çocuklar evlat edinilebilir mi?” sorusuna verilen yanıt nedeniyle “Kanunlara Uymamaya Tahrik” gerekçesiyle duyurusunda bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı ve “Tespit edilecek tüm şüpheliler” hakkında yapılan suç duyurusu kapsamında şüpheliler hakkında kamu davası açılması talep edildi.

    Suç duyurusu dilekçesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türk Medeni Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırı davranmayı öğütlediği belirtildi. Başkanlığın açıklamasının internet sitesinden yayımlanması ile “Halkın basın yayın yolu ile kanunlara uymamaya alenen tahrik edildiği” ifade edilerek şüphelilerin Kanunlara Uymamaya Tahrik suçundan cezalandırılması talep edildi.

    SOL Hukuk’un suç duyurusunda ise Diyanet İşleri Ali Erbaş’ın, “Görevi kötüye kullandığı” belirtildi. Suç duyurusu dilekçesinde Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Abdurrahman Haçkalı’ya, “Şüpheli” sıfatıyla yer verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Depremde ailesini kaybeden ve kaçırıldığı iddia edilen refakatsiz çocukların takibine yönelik halen etkili bir takip sistemi kurulamazken Diyanet, ailelerin evlat edindikleri çocuklara, “Öz evlat gibi davranmasının” doğru olmadığını ve “Evlat edinenle evlatlık arasında evlenme engeli olmadığını” açıkladı. Diyanetin bu açıklaması toplumda infiale neden oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi ziyaretine tepki göstererek, “Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak, valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak, Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir dizi ziyaret için 10 Haziran Cuma günü Dersim’e gitti. Munzur Üniversitesi yerleşkesinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Camii’nin açılışını gerçekleştiren Erbaş, daha sonra Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti.

    Erbaş’ın ziyaretine dönük tepkiler sürerken, Dersim Dernekleri Federasyonu’na bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “TUNCELİ CEMEVİ, DERSİM’İ KENDİ KÖKÜNDEN KOPARMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Herkes Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen hafta Dersim’e yaptığı ziyareti konuşuyor” diyen Şen, Ali Erbaş’ın Dersim’e dört yıl önce de gittiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Erbaş daha önce Dersim’e gelmişti ve Dersim Cemevi’nde yaptığı toplantıda söylediği bir söz vardır. Dersim Aleviliğinin dönüştürülmesi, farklılaştırılması gerektiğini söylemişti. Aslında o günden bugünlerin işaretini vermişlerdi. Asimilasyon politikalarına karşı o gün bir mücadele başlatılmıştı. Fakat çok fazla sesimizi duyuramamıştık. Erbaş’ın dört yıl önceki ziyaretinden sonra Munzur Üniversitesi adeta tarikatların ve cemaatlerin merkezi haline geldi. Rektör eliyle Dersim’de hiç tabanı, hiçbir örgütlenmesi olmayan sadece oradaki memurlar tarafından açılan vakıflar ve cemaatlerin evleri oluşmaya başladı. Bu da yapılmak istenen bu asimilasyon politikalarıydı.

    Esasında daha sonrasında Munzur Gözeleri’nin peyzaj düzenlemesi, Halvori Gözeleri’nin turizme açılma çabaları. Ayrıca Fırat Kalkınma Ajansı’yla birçok ziyaretlerde Düzgün Baba’da, Sarı Saltık’ta, birçok yerde yapılmak istenen dönüşüm, Dersim’in tarihsel köklerinden, inancından koparılma harekatıydı. Ali Erbaş’ın son ziyareti de bunu gün yüzüne çıkarttı. Aslında devletin resmi eliyle ve tek tipleşme sürecinin devamı olarak görüyoruz. Dersimlilerin büyük çoğunluğu bu asimilasyon politikalarına karşılar ve her gün seslerini yükseltmektedirler. Ancak Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor.”

    “DERSİM’İ HENÜZ TEK TİPLEŞTİREMEDİKLERİNİN FARKINDALAR”

    Dersimlilerin asimilasyon girişimlerine karşı direnç gösterdiğini kaydeden Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda bütün Dersimlilere sorumluluklar düşüyor. Şöyle ki, bundan 25 yıl önce Fettullah Gülen cemaat örgütlenmesi yapmak istemişti. O dönem de benzer yöntemlerle gelmişlerdi. Yani 500 tane kurban göndererek kurban bayramında kesilmesini istemişlerdi. Dersimliler bunu reddettiler. Dersimliler bugün de aslında kendilerine dayatılan bu asimilasyon tektipleştirme, sünnileştirme, şiileştirme projelerine karşı bir direnç gösterecektir. Kendi köklerine sarılacaklardır. Kimsenin bundan bir kuşkusu olmasın. Burada bu asimilasyona karşı direnç gösterenleri terörist ilan edilmesi, başka yaftalamalara alınması Dersim halkının da yüreğinde derin yaralar bırakmıştır. Çıksınlar Dersim merkeze sorsunlar bakalım kaç tanesi bu politikalara “evet” diyecek. Kesinlikle hiçbir ilinde hiçbir ilçesinde, hiçbir köyünde bu asimilasyon politikalarına “evet” diyecek hiç kimse yok. Onun için eş zamanlı saldırıyorlar. Esasında bu köylerin bombalanması, yasaklanması, maden şirketlerinin önünün açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın buraya gelmesi; kendi dillerinde ve inançlarında deyiş söyleyen birçok Dersimli sanatçının konserlerinin yasaklanması, Dersim Dernekleri Federasyonu’nun 32 yıldır İstanbul’da ve Anadolu’nun farklı illerinde yaptığı pikniklerin yasaklanması politikalarını bir bütün olarak görüyoruz. Yani henüz Dersim’i ehlîleştiremediklerini, tek tipleştiremediklerinin farkındalar. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar. Direnç merkezi olacaklardır. Bu direnç merkezi de buradan çıkıp ülkemizin diğer bölgelerine yayılacaktır diye düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Dede Savak’tan Diyanet tepkisi: Cemevlerimizin kapısı menfaat kokan ziyaretlere kapalıdır

    Dede Savak’tan Diyanet tepkisi: Cemevlerimizin kapısı menfaat kokan ziyaretlere kapalıdır

    PİRHA-Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret ile ilgili olarak bir yazı kaleme alan Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Erbaş’ın ziyaretine tepki gösterdi. Savak yazısında “Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savak Dede, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyarete tepki gösterirken, konuya ilişkin “Cemevlerinin kapıları herkese açık mıdır?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. PİRHA‘ya gönderdiği yazısında Savak, “Bu ziyaretler samimiyetsiz, çıkar gözeten, siyasi menfaatler güden ziyaretlerdir. Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “SİYASİ MENFAAT GÜDEN HER ZİYARET CEMEVLERİNE SAYGISIZLIKTIR”

    Savak‘ın yazısı şöyle:

    “Cemevlerinin kapıları sadece ibadet için canlara değil, bin bir zorlukla okuyan öğrenciye, bin bir zorlukla öğretmeye çalışan öğretmene, evsiz barksız kalmış insana, eşinden baskı gören kadına, yurdundan uzak yolcuya ve barınma ihtiyacı duyan herkese açık olmalıdır. Özetle din dil ırk mezhep gözetmeden ihtiyaç duyan herkese cemevlerinin kapıları açıktır. Yıllardır her platformda bunu anlatarak mücadele etmekteyim. Ancak sadece siyasi amaç güden, samimiyetsiz ve çıkarcı ziyaretçilere kapalıdır. Nedeni ise onların kalplerinde ki niyetlerinden kaynaklanmaktadır. Samimiyetsiz, çıkar amaçlı siyasi menfaat güden her ziyaret Alevilerin ibadet yeri olan cemevlerine yapılan bir saygısızlıktır. Bunun örneğini Tunceli Cemevi’nde görüyoruz. Her fırsatta Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı, Alevilerin yasal statü mücadelesinde zerre kadar destek olmamakla birlikte, tam tersi önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.

    “CEMEVLERİMİZİN KAPILARI BU TÜR ZİYARETÇİLERE KAPALIDIR”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını görmezden gelerek, Yargıtay’ın verdiği kararı yürürlüğe koymayan Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yönetici kadrosuyla cemevlerini ziyaret etmeye girişmektedir. Bu ziyaretler samimiyetsiz, çıkar gözeten, siyasi menfaatler güden ziyaretlerdir. Alevilerin bu tür samimiyetsiz, menfaat kokan ziyaretlere ihtiyaçları olmadığı gibi ibadet yerlerimiz olan cemevlerimizin de bu tür ziyaretçilere kapıları kapalıdır. Buna rağmen bu tür ziyaretlere cemevlerinin kapılarını açan yöneticiler de samimiyetsizliğe bilerek veya bilmeyerek ortak olmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı cemevlerinin kapılarını kendisine açmak istiyorsa önce Alevi toplumunun gönül kapısını açması gerekmektedir. Bunun da yolu bellidir. Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır, cemevleri ibadethanedir. Aşk ile.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Diyanet’ten provokatif planlama: Hacı Bektaş Veli anma törenlerine dahil oldu!

    Diyanet’ten provokatif planlama: Hacı Bektaş Veli anma törenlerine dahil oldu!

    PİRHA-Nevşehir İl Müftülüğü, Hacı Bektaş Veli anma törenlerinin yapılacağı haftaya dönük program açıkladı. Camii ve öğrenci evi açılışlarının yapılacağını duyuran müftülük, ‘Hatim Programı, Oruç açma ve Mevlid Programı’ gibi bir dizi planlamanın da detaylarını paylaştı.

    Nevşehir İl Müftülüğü, 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında bir dizi açılış ve program düzenleyeceklerini duyurdu.

    “Muharremiye Programı” başlığı ile duyurusu yapılan program içeriğinde Camii açılışı ve Mevlid programının olması dikkat çekti.

    Alevi örgütleri ile Hacıbektaş Belediyesi’nin ortak organize ettiği tören ve etkinlikler bu yıl 16-22 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.

    Nevşehir İl Müftülüğü’nün programı ise 18 Ağustos’ta, Nevşehir merkezde “Öğrenci evi açılışı” ile başlayacak. Müftülük aynı gün içerisinde bir de camii açılışı yapacak.

    Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılacak “Hatim programı”na ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katılacak. Gecenin sonunda ise “Oruç açma” ve “Mevlid Programı” gerçekleştirilecek.

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Fırat: Diyanet Başkanı kılıcı sağ ve sol elle tutarak ikiyüzlülük yapmıştır

    Fırat: Diyanet Başkanı kılıcı sağ ve sol elle tutarak ikiyüzlülük yapmıştır

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün elinde kılıçla konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a tepki gösterdi. Erbaş’ın kin ve nefret konuşması yaptığını vurgulayan Fırat, “Ali Erbaş, kindar kesime savaşa hazırız imajı vermek için sağ elini, samimi müslümanlardan gelecek olan tepkileri durdurmak içinde sol elini kullanmıştır ve ülkede yürütülen ikiyüzlülük siyasetinin de net tarifini yapmıştır” dedi. 

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Ayasofya’nın müslümanların ibadetine açıldığı gün yaşananlara tepki gösterdi.

    “Giderek daha da otoriteleşen hükümet benzer düşüncedeki vatandaşları kendi çıkarları için koordine ederek, hilafet ve gericilik rejimi için lider yaratma peşinde” diyen Fırat,
    “Din, devlet ilişkisinin kemeri olan Ali Erbaş, hükümetin hiçbir eylemde sorgulanmamasını, çıkarılan yasaların, uygulamaların tutarlı ve adil ve hatta ahlaki görünmesini sağlamaya çalışan bir algı kişiliğidir” dedi.

    “HÜKÜMET HALKLAR ARASINA KİN VE NEFRET TOHUMLARI EKMEYE DEVAM EDİYOR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, yazısına şöyle devam etti:

    “Ülkenin modern dünya ile olan bağlarını İslam dinini kullanarak koparan, 100 yıllık demokratik ve laik düzeni yok etmeye çalışan hükümet, Diyanet ve başkanını önyargı araştırması, olumsuzluk, duygusal ve bilişsel reaksiyonlar için üs olarak kullanmaktadır.
    Diğer yandan politik, siyasi tutumlarını adaletsizlik üzerine inşa eden hükümet toplumsal eşitsizliği kavgaya dönüştürerek çıkarları için halklar arasına kin ve nefret tohumları ekmeye devam etmektedir.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI’NIN AĞZINDAN KİN, ÖFKE, İNTİKAM AKIP GİTTİ”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ayasofya’da Cuma Hutbesi okudu ağzından kin, öfke ve intikam sel gibi akıp gitti ancak bizler şaşırmadık. Çünkü; bu yeni bir olay değildi. Uzun yıllardır Cuma hutbelerinde hükümeti ve icraatlarını öven, Sünni İslam’ı siyasete bulaştıran, camii avlularında halkı çıkarları için kanalize eden zihniyetin dışa vurduğu son noktaydı Ayasofya.

    “ALİ ERBAŞ KILICI SAĞ VE SOL ELLE TUTARAK İKİYÜZLÜLÜK YAPMIŞTIR”

    21. yüzyılda kılıca dayanarak hutbe okuyan, aynı topraklarda yaşayan farklı halkları fetih zihniyetiyle tehdit eden Ali Erbaş, kılıcı sağ ve sol elle tutarak ikiyüzlülük yapmıştır. Kindar kesime savaşa hazırız imajı vermek için sağ elini, samimi müslümanlardan gelecek olan tepkileri durdurmak içinde sol elini kullanmıştır ve ülkede yürütülen ikiyüzlülük siyasetinin de net tarifini yapmıştır.
    Barış dini olan İslam’ın içini boşaltarak teatral hale getiren, yazılmış tarihi kendi adına yeniden bozan ya da kendine mal eden bir akıl bozukluğuyla karşı karşıyayız.

    “BU ZİHNİYET HALKLARIN BARIŞ, SEVGİ VE HOŞGÖRÜSÜYLE YIKILACAKTIR”

    Ortalığı yarı âlim, gerici, sahte şeyler ve din bezirgânları ile dolduran, ticarette, sanayide ahlak ve ilklerini unutan, kitap piyasasını sadece dini kitaplarla dolduran, uydurma tercüme, meal, tefsirlerle İslam’ı kendilerine göre yorumlayıp cahil bir toplum yaratan, camide parayla, ücretle, maaşla siyaset tellağı olan imamları çoğaltan, haram ve hak yeme alışkanlığını güce dayandıran bu zihniyet; her saat başı katledilen kadınları, taciz, tecavüze uğrayan çocukları, açlık sınırı altında can veren halkı, cinsellik ve beden üzerindeki despotluğu durduramadığı için çok yakında halkların barış, sevgi ve hoşgörüsüyle yıkılacaktır ve tarihin kılıçla değil birlikte üreterek, birlikte paylaşarak var olacağını, güzel olacağını, güzel yazılacağını görecektir.”

  • DAD’dan Diyanet’in ziyaretine tepki: Herkesi edep erkana davet ediyoruz

    DAD’dan Diyanet’in ziyaretine tepki: Herkesi edep erkana davet ediyoruz

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri, Diyanet İşleri Başkanı’nın Cem Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan’a Kur’anlı ziyaretine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İnançlara saygılı olması gereken, bir taziye ziyaretini misyon magazinel bir boyuta taşıma fırsatçılığı gösteren ve misyoner edası takınan Ali Erbaş’a hatırlatmak isteriz” ifadeleri kullanıldı. 

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD), Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Cem Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan’a Kur’anlı taziye ziyaretine ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklama şöyle:

    “RIZALI CANA NİYAZ HAKTIR”

    “EDEP – ERKAN: Hakk Yol Alevi yolu ikrarlık ve rızalık yoludur. Rıza kulli varlığa niyaz olup Hakk Rızasını çiğnemeyen, ana hakikati ile emdiği süt kadar kendi ile rızalı cana ve cemale rızalıktır. Rızalı cana niyaz haktır. Bu vesile ile bizler rızalı külli varlığa niyaz olduğumuz gibi canın rızık kapısı eşiğine de niyaz oluruz. Bu kapı bize göre haramın ve rızasızlığın girmemesi gereken kapıdır. Rızık Hakkın gayret makamıdır. Kal u Bele’den varlığın halinden ilk gayretten niyazımızdır bu. İnsan donuna biçtiğimiz makam ise kadrini bilen İnsan-ı Kamil olma düsturudur. İnsan-ı kamil meselelere güçlü yaklaşan kemalet erbabı candır. Tüm peygamberliksel eşikler bizler için hakikat barındırır. Çünkü içerisinde Xızır’ın gayreti vardır. Her Peygamber zamanın elçisi Xızır’ın hakikat bilgisinden geçmelidir. Hakkın rızalı haline niyaz olsun. Hakk Yasası olan Şir(Süt) Yasasına layık olsun. Hakk bu yasa üzerine Velayet çerağını nurlandırır. Bu minval üzerinedir meselelere yaklaşımımız.
    Dün bizlere göre rıza makamını inciten, Kuran-ı Zişan hakikatini gerçeğinden bir iktidar dinamiğine kurban veren, biz Aleviler için ise rızasız bir makam olduğu, kaldırılması gerektiği, inanların kendi gayretleri ve iç rızalaşmaları ile temsil edilmesi. İnancın vicdanların hakikat süreği olduğu gerçeği temel düsturumuz olması vesilesi ile bir yerden emir alan, rızkını müminlerin rızalı lokmalarından almayan, helali, haramı gözetmeyen nasıl alındığı belli olmayan maaşlı, Hakk rızası dışında emir- memur zinciri ile çalışan Diyanet İşleri başkanı önünde İzzetin Doğan’ın eğilmesidir.

    “BUGÜN CANA NİYAZDAN ÇOK MEMURİYETE NİYAZ VAR”

    Yoksa Niyaz olunan Muhammet Mustafa gerçeği Kuran-ı Zişan değildir. Aynı niyazı İsa Nebi’nin hakikat Kelamı İncile’de yapacağımız gibi. Aynısını Musa Nebi’nin hakikat kelamı Kitab-ı Mukaddes’e yapacağımız gibi. Biz Alevilerin niyaz olacağı can rızalı can olmalıdır. Fakat biliyoruz ki bugün Hakk Cemali cana niyazdan çok bir memuriyete niyaz vardır. Bu durumu sayın İzzettin Doğanın’da, İnançlara saygılı olması gereken, bir taziye ziyaretini misyon magazinel bir boyuta taşıma fırsatçılığı gösteren ve misyoner edası takınan Ali Erbaş’a hatırlatmak isteriz.

    “HERKESİ EDEP ERKANA DAVET EDİYORUZ”

    Her hali edep – erkan ile karşılamak gerek. Ocaklarımız Edep- Erkanı yerini bilmek, bulunduğu hali taşımak, Hakk’ın kadrini bilmek olarak bizlere aktarmışlardır. Bu vesile ile bazı kurum ve bireylerin sorumluluktan uzak toplumlara ve inançlara saygı göstermeyen küfrü yaklaşımları da edep erkandan uzak bir durum olarak algılıyoruz. Başta İzzettin Doğan olamak üzere herkesi edep erkana davet ediyoruz.
    Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımızdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet İşleri Başkanı’ndan İzzettin Doğan’a Kuran’lı taziye ziyareti

    Diyanet İşleri Başkanı’ndan İzzettin Doğan’a Kuran’lı taziye ziyareti

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, elinde Kuran’la önceki gün ağabeyi Hakka yürüyen Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a taziye ziyaretinde bulundu. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cem Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a, Malatya’da Hakka yürüyen ağabeyi Mazlum Doğan için başsağlığı dileğinde bulundu. Erbaş, çeşitli programlar için bulunduğu İstanbul’da İzzettin Doğan’a taziye ziyareti gerçekleştirdi.

    Erbaş’ın taziye ziyaretine cübbesiyle ve elinde Kuran ile gelmesi dikkat çekti. İzzettin Doğan’ın ise Erbaş’tan Kuran’ı öperek aldığı görülüyor.

    Ziyarette İstanbul İl Müftüsü Mehmet Emin Maşalı da yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet başkanının kardeşi liyakatı olmamasına rağmen araştırmacı olarak atandı

    Diyanet başkanının kardeşi liyakatı olmamasına rağmen araştırmacı olarak atandı

    PİRHA – CHP’nin Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Diyanet İşleri Başkanı’nın imam hatip lisesi mezunu kardeşinin üniversiteye araştırmacı olarak atandığını iddia etti.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kardeşi Metin Erbaş’ın “İmam Hatip Lisesi mezunu olduğu, görevli olduğu camiden kadrosu ve liyakati olmamasına rağmen üniversitede araştırmacı kadrosuna atandığı” iddia edildi.

    Ordu Üniversitesi tarafından yapılacak olan öğretim görevlisi alımı için son başvuru tarihi gelmeden kimi listelerle alınacak kişilerin önceden belirlendiği iddialarını CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a verdiği soru önergesi ile gündeme getirdi.

    Ellerinde bu konuda kimi evraklar olduğunu belirten Adıgüzel, ayrıca, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kardeşi Metin Erbaş’ın “İmam Hatip Lisesi mezunu olduğu, görevli olduğu camiden; kadrosu ve liyakati olmamasına rağmen üniversitede araştırmacı kadrosuna atandığı” iddialarına da açıklık getirilmesini istedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet İşleri Başkanı: Erkeğe hizmet etmek kadının görevi

    Diyanet İşleri Başkanı: Erkeğe hizmet etmek kadının görevi

    Diyanet İşleri Başkan, birçok tepkiyi üstüne toplayan “kamu spotu”na yönelik eleştirilere karşı, erkeğe hizmet etmenin kadının görevi olduğunu savundu.

    Diyanet, kadın düşmanı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek kadının evde ‘hizmetçi’ gibi gösterildiği bir kamu spotu yayınlarken; Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise kendilerine yöneltilen tepkilere karşı erkeğe hizmet etmenin kadının görevi olduğunu öne sürerek “Bir kamu spotu hazırladık. Bunu da hazmedemediler” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet’in resmi sosyal medya hesabından “Telefonuna değil, eşinin yüzüne bak” mesajı verme iddiasıyla yayınlanan ancak kadının “hizmetçi” gibi gösterildiği kamu spotuna yönelik eleştirilere kendince tepki gösterdi.

    ERKEĞE HİZMET ETMEK ‘GÖREV’

    “Bir kamu spotu hazırladık. Bunu da hazmedemediler. Bununla ilgili Meclis’e önerge bile verdiler. Bir kadının eşine çay getirmesi, kek getirmesi, kocasının da kadınlara karşı görevlerini yerine getirmesi kadar doğal bir şey olabilir mi?” diyen Erbaş, “Filmle farkındalık uyandırmayı amaçladıklarını belirterek “Eşler birbirine daha sıcak davransınlar, daha yakın olsunlar, aile olsunlar, aile olduklarını göstersinler diye böyle bir kısa film yaptık. Bir dakika bile değil. Bizim medeniyetimizde kadın görevini yapacak, erkek görevini yapacak” şeklinde konuştu.

    Aile bağlarının bu tepkilerle yok edilmeye çalışıldığını savunan Erbaş, “Bizim bu anlayışımızın dışında olan kesimler sürekli bir şeyler pompalamaya çalışıyor, bağlarımızı zayıflatmaya çalışıyor, kötülükleri artırmaya çalışıyor. Bu açıdan ne olur çocuklarımıza sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Diyanet’in kamu spotunu yayınlaması sonrası, bir çiftin telefon bağımlılığı nedeniyle birbirleriyle iletişim kuramadıkları mesajını içeren videonun işlenme tarzı birçok tepkiye sebep olmuştu. Kadının evde hizmetçi gibi gösterildiği sözde “kamu spotu”na, sosyal medya kullanıcıları tepki göstermişti.

  • Mersin Cemevi: Diyalogdan rahatsız olanlar sorunun çözümünü istemeyenlerdir

    Mersin Cemevi: Diyalogdan rahatsız olanlar sorunun çözümünü istemeyenlerdir

    PİRHA- Mersin Cemevi Yönetim Kurulu, Diyanet’in cemevi ziyaretinin bir kazanım olduğunu belirterek, görüşmede hiçbir taviz verilmeden Alevilerin taleplerine ilişkin görüşlerini bildirdiklerini ve Diyanet’in kaldırılıp devletin tüm inançlara eşit mesafede durma talebinden asla vazgeçmeyeceklerini yinelediklerini vurguladı. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin Cemevi Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz’u ziyaret etmesine yönelik gelen tepkilere ve eleştirilere ilişkin Mersin Cemevi Yönetim Kurulu yazılı bir açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun ve Mersin İl Müftüsü Şaban Kondi’nin Mersin Cemevi’ni ziyaret etmeleriyle ilgili bazı Alevi kurum başkanları ve temsilcilerinin sosyal medya aracılığıyla ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’a, Alevi dili, adabı ve erkânıyla bağdaşmayan saldırılarda, hatta yargısız infaza varan hakaretlerde bulunmalarını esefle karşıladıklarını belirttiler.

    Açıklamada, “Hasan Kılavuz Dede’nin 45 yıldır Avrupa, Türkiye Alevi hareketi, örgütlülüğü içinde nasıl bir davranış ve söylem sergilediği, Alevi yol, erkân ve değerlerinden asla taviz vermediği tüm Alevi kamuoyu tarafından bilinmektedir” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Diyanet İşleri Başkanı Sunni-İslam inancının en yetkili temsilcisi olarak, farklı bir inancın en üst temsilcisi olan ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz Dede’yi ziyaret etmesi, son otuz yıldır Avrupa ve Türkiye Alevi kurumlarının verdikleri mücadelenin sonucu bir kazanım olduğunu belirtmek isteriz. Ziyaret talebi Mersin İl Müftüsü Sn. Dr. Şaban Kondi, Mersin Valisi Sn. Ali İhsan Su ve Diyanet İşleri Başkanı Sn. Prof. Ali Erbaş’tan gelmiştir.

    “ALEVİCE KARŞILANMIŞ VE UĞURLANMIŞ”

    Ziyaret taleplerini reddetmeyi Alevi adabına yol ve erkânına uygun bulmadık. Önemli olan ziyaret sırasında konuşulanlardır. Hiçbir taviz verilmeden, Alevi talepleri Alevi yol diliyle ifade edilmiş, ziyaret edenler Alevice karşılanmış ve uğurlanmıştır. Görüşmede Alevilerin yıllardan beri biriken sorunları yazılı ve görsel basın önünde açık şekilde dile getirilmiştir. Kimsenin öküz altında buzağı aramasına gerek yok. Herkes kendi noksanını görüp arif olmalı.

    “KİMSE GERİ ÇEVRİLMEDİ”

    Geçmişten günümüze kadar Alevi dergâhlarını ziyaret eden, devlet adamları ve farklı inanç önderlerinin hiçbiri kapıdan geri çevrilmedi. 1960 yılından beri Alevilerin en büyük ziyaretgâhı olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı bütün devlet adamları tarafından ziyaret edilmektedir. Bu ziyaretler sırasında bütün Alevi kurum başkan ve temsilcileri oradaydı. Kimse engellenmedi. Engellemek yolumuza, geleneklerimize uymaz. Geçmişte Alevi çalıştaylarına çağrılanlar arasında Alevi kurumlarının temsilcileri ve kanaat önderleri vardı. Hiç birisi gitmemezlik yapmadı. Bugün Diyanet işleri Başkanı’nın gelişine tepki gösterenlerin o gün bir tepkileri olmadı.

    “ÇÖZÜM İSTEMİYORLAR”

    Mersin Cemevi Alevice çalışmalarıyla bütün inançların, kültürlerin ve siyasi anlayışların ilgi odağı haline gelmiştir. Bu da inancımızı kamuoyunda görünür ve saygın hale getirmiştir. Dün “Cemevleri cümbüş evidir”, “Cemevleri kırmızı çizgimizdir” diyen anlayış temsilcileri bugün Cemevimizi ziyarete geliyorlarsa bu Aleviler açısından önemli bir kazanımdır. Cemevlerimize yasal statüsü talebimiz devam edecek, istem ve taleplerimizde de yol dili kullanılacaktır. Sorunlar her zaman diyalogla çözüme kavuşturulmuştur. Diyalogdan rahatsız olanlar sorunların çözümünü istemeyenlerdir.

    Diyanet işleri Başkanlığının kurumumuzu ziyaret talebi bu dik duruşumuzun ve inancımızdan taviz vermediğimizin bir sonucudur.

    Tüm Alevi kurumlarının talebi demokratik ve laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması ve devletin tüm inançlara eşit mesafede durması talebidir. Bu talebimizden asla taviz vermedik ve vermeyeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD’den açıklama: Hasan Kılavuz dedemizi kimseye yem etmeyeceğiz

    AKD’den açıklama: Hasan Kılavuz dedemizi kimseye yem etmeyeceğiz

    PİRHA – Alevi Kültür Derneği Genel Merkezi, Diyanet İşleri Başkanı’nın Mersin Cemevi ziyaretine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Alevi toplumuna sorumluluğumuz gereği asla yanlış yapmadık, kimseyle gizli görüşmedik, AKD olarak her zaman olduğu gibi bundan sonrada diyalog ve istişareyi hep önde tutacağımızı bilerek davrandık ve davranmaya devam edeceğiz” denildi. 

    Mersin’de incelemelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, beraberinde Mersin Valisi Ali İhsan Su ve Mersin İl Müftüsü Şaban Kondi ile birlikte Mersin Cemevini ziyaret etmişlerdi.

    Yapılan ziyarete Alevi kurumlarından tepkiler gelirken, Mersin Cemevinin bağlı olduğu Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yazılı bir açıklama yaptı.

    AKD, görüşmenin gizli yapılmadığını belirterek, diyalog ve istişareyi ön planda tutarak davrandıklarını savundu.

    AKD yaptığı yazılı açıklamada, Alevilerin yaşadığı hak ihlallerinin görmezden gelindiği ve çözüm bulunamadığına işaret ederek, söz konusu Aleviler olunca asimilasyonun başını çeken Diyanet İşleri ve Başkanları olduğu belirtildi.

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Demokratik Alevi kurumlarının 30 yıldır mücadele ettiğini ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiği kaydedilen açıklamada, dinlerin özgürleşmesi ve devlet tekelinde olmaması gerektiği üzerinde duruldu.

    Ülkede laikliğin işletilmediği belirtilen açıklamada, “Diyanet kapatılmıyorsa bile, devletten yardım almaması gerekmektedir. Bu ve buna benzer konularla alakalı yıllardır verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım” denildi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mersin’deki programdan sonra Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun AKD Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılavuz’u arayarak çay içmeye geleceklerini söylediği ve başkanın da sorumluluk ve insani duruşla ‘gelin’ dediği kaydedilen açıklamada, ziyaret sırasından Hasan Kılavuz’ın yıllardır Alevilerin dillendirdiği sorunları orada aktardığı belirtildi.

    “DİYALOG VE İSTİŞAREYİ ÖNDE TUTACAĞIZ”

    Yapılan ziyaretin tamamen spontane olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    Bütün bunlar tamamen spontane gelişen ve olması gereken durumlardır, ayrıca görüşmede ve misafir olarak gelenlere ne söylendiği önemli olup, Alevi edep ve erkanına uygun bir uğurlamayla yolcu edilmişlerdir. Şimdi geldiğimiz noktada iki gündür, özellikle sosyal medya üzerinde klavye kahramanlığı yapan arkadaşlara diyeceğimiz şudur ki; biz hiçbir zaman eylemden ve söylemden kaçmadık. Alevi toplumuna sorumluluğumuz gereği asla yanlış yapmadık, kimseyle gizli görüşmedik, AKD Örgütü olarak her zaman olduğu gibi bundan sonrada diyalog ve istişareyi hep önde tutacağımızı bilerek davrandık ve davranmaya devam edeceğiz. Hasan Kılavuz Dedemizi de bu insani, örgütsel sorumluluğun bilincinde olduğu için kimseye yem etmeyeceğimizi bilmenizi istiyoruz. ” (HABER MERKEZİ)

  • Diyanet’in kitabında skandal ifadeler: Eğitim seviyesi arttıkça dinden uzaklaşılıyor

    Diyanet’in kitabında skandal ifadeler: Eğitim seviyesi arttıkça dinden uzaklaşılıyor

    Diyanet’in, öğrencilere ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında laiklik ve eğitim karşıtı propaganda yapıldı. Ekonomik sıkıntıda olan gençlerin daha fazla ibadet ettiği savunulan kitapta, “Tahsil ile dindarlık arasında ters yönlü ilişkiden bahsedilebilir” denildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın milyonlarca lira harcayarak çocuklara ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında laiklik ve eğitim karşıtı propaganda yapıldığı ortaya çıktı. Eğitim seviyesi yükseldikçe dinden uzaklaşıldığını savunan kitapta, “Seküler alanlarda yüksek tahsil yapmanın dini inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir” denildi.

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, kitapta, üniversiteli olmayan gençlerin üniversitelilere kıyasla daha düzenli ibadet ettiği belirtildi. Üniversite öğrencilerinin diğerlerine oranla yüzde 8 daha az ibadet ettiğini öne süren kitapta, “Tahsil ile dindarlık arasında ters yönlü bir ilişkiden bahsedilebilir. Seküler alanlarda yüksek tahsil yapmanın genel anlamda dindarlık, özelde dini inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    LAİK EĞİTİM HEDEF ALINDI

    Diyanet’in kitabında, laik eğitim karşıtı ifadeler de dikkati çekti. Özellikle yükseköğretimin “yüksek düzeyde sekülerleştirme” potansiyeli taşıdığına vurgu yapılarak şöyle devam edildi: “Türk modernleşme sürecinde de bu potansiyel açıkça kendini hissettirmiştir. Kuşkusuz bu süreci besleyen daha farklı nedenler de söz konusudur. Seküler eğitim veren fakülte ve bölümlerde zaman zaman din ile bilimin karşı karşıya getirilmesi, yükseköğretim sürecinin beraberinde getirdiği sorgulayıcı akademik zihinsel yapıyla dinin eleştirel bir tarzda değerlendirilmesi, üniversite sürecinde öğrencilerin göreceli olarak bireyselleşmeye başlaması ve özgürleşmesi bu bağlamda değerlendirilebilir.”

    ATEİSTLİK EĞİLİMİNİ ARTIRIYOR

    Kitapta, Türkiye’deki eğitim sisteminin yapısı da “eleştirildi.” Eğitim sisteminin pozitivist yapısının bilinç ile inanç arasındaki bağı zayıflatıcı bir fonksiyon üstlendiğini ileri süren kitapta, eğitim düzeyi artan bireyler arasında dine mesafeli durma eğiliminin de arttığı ifade edildi. Yüksek eğitimli insanların ibadetlere fazla rağbet etmediğini ve ateistlik eğilimi ile din değiştirme oranlarının fazla olduğunu öne süren kitapta, “Bu durum genel anlamda modernite ve sekülerizmin geleneği sorgulayıcı, hatta dışlayıcı tutumunun yansıması olarak kabul edilebilir” düşüncesi paylaşıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der’den Diyanet Başkanı Erbaş hakkında suç duyurusu- VİDEO

    Veli-Der’den Diyanet Başkanı Erbaş hakkında suç duyurusu- VİDEO

    PİRHA- Veli-Der İzmir Şubesi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mardin İsmail Kaya Camii’nde yaptığı konuşmada, “Kuran okumayan çocuklar şeytanla beraberdir” ifadelerine tepki göstererek Erbaş hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Mardin İsmail Kaya Camii’nde yaptığı konuşmada, “Kuran okumayan çocuklar şeytanla beraberdir.” ifadeleri hakkında Veli-Der İzmir Şubesi basın açıklaması yaparak suç duyurusunda bulundu. ‘Diyanet İşleri Başkanı Derhal İstifa etmelidir’ pankartı açılan açıklamayı Veli-Der adına Eylem Tunalı okudu.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR”

    Çocuklar üzerinden yürütülen ideolojik kutuplaştırma ve siyaset mühendisliğinin toplumun ve ülkenin geleceğini kararttığını belirten Tunalı, çocukların kullanılarak tüm toplumun belli bir ideoloji ekseninde biçimlendirmeye çalıştığını ve bunun ahlaki ve vicdani olduğu kadar hukuksal sorumlulukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.

    Diyanet İşleri başkanının anayasal bir suç işlediğinin altını çizen Tunalı, Diyanet İşleri Başkanı’nın maaşını okuyan/okumayan, Müslüman/Gayrimüslim; inanan/inanmayan milyonlarca yurttaşın ödediği vergilerden karşılandığını hatırlattı.

    “ÇOCUKLAR İNANÇLAR ÜZERİNDEN KUTUPLAŞTIRILIYOR”

    Tunalı, TCK’nın 216. maddesinden suç duyurusunda bulunduklarını belirterek şöyle devam etti;

    “Diyanet İşleri Başkanı’nın yukarıda anılan konuşmasının üzerinden bir ay geçmiştir. Bizler, bu süre içinde, kamu adına re’sen bir soruşturma açılmasını; Cumhuriyet Savcılıklarının bu nefret suçunu, herhangi bir “şikayet” beklemeksizin kovuşturmasını bekledik. Ancak gelinen aşamada bu yönde herhangi bir gelişme yaşanmamış olması nedeniyle, bugün itibarıyla suç duyurusunda bulunmaya karar verdik!

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bu suç duyurusunun sonuçlarını beklemeden, derhal istifa etmeli; tüm yurttaşlarımızdan ve çocuklarımızdan özür dilemelidir! Bizler çocuklarımızı “inançlar” üzerinden kutuplaştırıp ayrıştırarak değil; sevgi, hoşgörü, barış ve özgürlük temalarıyla; laik ve bilimsel; pedagojik ve evrensel insani değerleri temel alarak yetiştirmeye devam edeceğiz! Çağ dışı hurafelerle, bilimin evrensel ilke ve değerlerinden uzak; tarikatların/cemaatlerin ideolojik kuşatması altında bırakılmak istenen çocuklarımızı korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz! Ellerinizi ve nefret kusan dilinizi çekin çocuklarımızın üzerinden!”

    PİRHA/İZMİR

  • Turan Eser: Diyanet farklı inançların haklarını gasp ediyor, kapatılmalı

    Turan Eser: Diyanet farklı inançların haklarını gasp ediyor, kapatılmalı

    PİRHA- Eski Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı, Yazar Turan Eser, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, 9 Kasım’da Kadir Mısıroğlu ziyareti ve sonrasında yaşanan tartışmalara ilişkin bir yazı kaleme aldı. Resmi devlet sünniliği yapan Diyanet’in kapatılmasını isteyen Eser, asıl Diyanet’in kul hakkı yediğini belirterek bunları madde madde sıraladı.  

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, 9 Kasım’da Kadir Mısıroğlu ziyaretinin yankıları sürüyor. Konuya ilişkin BirGün’de bir yazı kaleme alan Eski Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Yazar Turan Eser, ziyareti insani olarak açıklayan ve “kişileri itibarsızlaştırmak kul hakkı ihlalidir” diyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a tepki gösterdi.

    Eser, “Diyanetin mezhepçi cübbesini giy, makam arabasına bin, “Anayasal kurum Diyanet” adına ziyaretini yap, resimli haberlere tepki gelince, “insani ziyareti” olarak pazarla. Biz vatandaşları da salak yerine koy. Sonra da “kul hakkını ihlal etmeyin” diyerek “mağdur” edebiyatına sığın” diye yazdı.

    “FARKLI İNANÇLARIN HAKLARINI GASP EDİYORSUNUZ”

    “Gelin size “kul hakkı” yenilen ve hakları ihlal edilen gerçek mağdurları anlatayım” ifadesini kullanan Eser yazısına şöyle devam etti:

    “Siz Şeyhülislamlar ve kurumunuz yıllardır Alevilerin, Caferilerin, Şiilerin, Gayri müslimlerin, ateistlerin, kadınların ve çocukların haklarını ihlal ediyorsunuz! Haram ettikleri vergileri utanmadan yiyorsunuz!

    Yıllardır farklı inançların haklarını gasp edip, dinsel ayrımcılığın daniskasını yapıyor ve temel insan haklarını ihlal ediyorsunuz!

    “RESMİ DEVLET SÜNNİLİĞİ YAPIYORSUNUZ”  

    Siz eşitlik, laiklik, din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğüne karşı kurulmuş resmi devlet Sünniliği yapıyorsunuz. Demokratik, laik, sosyal ve bir hukuk devletine aykırısınız.

    Diyanetin varlığı, Türkiye’de inanç özgürlüğünün önündeki en büyük engel olarak orada duruyorsunuz. Sünniliği resmi din haline getirerek, Sünni kardeşlerimizin inancını da Diyanet’in makamlarına esir ve tutsak ettiniz. Sünni dindarlık “çerez parasına” menfaat kölesine dönüştürüldü.

    “SİZİN İSTİFANIZI TALEP ETMEK YETMEZ, DİYANET KURUMU KAPATILMALI”

    Sizin istifanızı talep etmek yetmez, başkanı olduğunuz Diyanet kurumu kapatılmalıdır. Eğitim, sağlık ve ulaşım gibi temel kamu kurumları değil, asıl Diyanet özelleştirilmelidir.

    Çünkü; laik devlet, din, mezhep ve dindar üretmez. Bu özel alana aittir.”

    Yazar Turan Eser, laik bir devletin yapması gerekenleri şöyle sıraladı:

    “Laik devlet vicdana müdahale etmez.

    Vatandaşı zorla din kalıbı içine sokmaz.

    Toplumsal ve dinsel çeşitliliği resmi din çimentosu ile homojenleştirmez.

    Alevi, Hıristiyan, Musevi, Ezidi, Ateistin vergisini, Sünni din bürokrasisine aktarmaz.

    Kamu bütçesi ile mezhepçi “Diyanet TV-Radyo” açmaz.

    Kamu bütçesi ile dini finanse etmez.

    Din adamlarına maaş vermez.

    Dini kuralları ve fetvaları ile özel hayat düzenlemez. Ahlak ve din polisliği yapmaz.

    Mercedes’li, cübbeli, sarıklı, sakallı ve 150 bin imamlı din bürokrasi ile din hizmeti vermez.

    Dinci, şeriatçı, cemaatçi, Fetöcü ve siyasal İslamcı girişimleri kollamaz, beslemez ve büyütmez.

    Yargı sistemi Diyanet’in fetvalarına göre karar vermez.

    Dindar ve kindar nesil için eğitimi dinselleştirmez.

    Aleviliğin tanımını yapmaz.

    Farklı inançlar ve inanmayanlar üzerinde sosyal baskı mekanizmaları kurmaz.

    Sayıları 20 bini aşan cami yaptırma dernekleri açmayı teşvik etmez.

    Anayasa’nın 136. Maddesi gereği “Diyanet İşleri Başkanlığı laiklik ilkesi doğrultusunda görevlerini yerine getirir” deyip, DİB’nın 633 sayılı kanunundan da laiklik ilkesini çıkarıp, “İslam dininin ibadetleri doğrultusunda Kuran ve Sünneti referans alarak hizmet verir’’ diyerek halkını kandırmaz!

    “Laiklik var” ve “dinde zorlama yok” diyerek, zorunlu din dersi vermez.

    Kadınların vergisi erkek imamların din bürokrasisini kurmaz.

    Diyanet’i korumak için, Siyasi Partiler Yasası’na 89. Maddeyi koymaz.

    Siyasal ve toplumsal alanda dinsel vesayet kuramaz.

    Alevilerin Cemevlerine tanım getirmez, köylerine zorla cami yapmaz.

    Hac organizasyonu yapamaz.

    Kadının köleleştirilmesine hizmet edecek fetvalar vermez.

    Şimdi sormak lazım, “kul hakkı” yiyen kim, ihlal eden kim?

    (HABER MERKEZİ)