Etiket: ali erbaş

  • ABF Genel Başkan Yardımcısı Metin: Diyanet cemevlerimizden elini çeksin-VİDEO

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Metin: Diyanet cemevlerimizden elini çeksin-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyaret sırasında Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un kendisinden imam hatip mezunu iki kişinin cemevine dede olarak atanmasını talep etmesine ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin tepki gösterdi. Metin, “Biz 72 millete aynı nazarda bakan bir toplumuz. Onun için diyoruz ki bizim yakamızdan, bizim yuvamızdan, bizim cemevlerimizden elinizi çekin” dedi.

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyareti sırasında Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un Diyanet’ten imam hatip mezunu iki kişinin cemevine dede olarak atanmasını istemesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “BİZ ALEVİLER HER YERDE YOK SAYILAN BİR TOPLUMUZ”  

    Son zamanlarda Alevi ve Alevilik üzerinde değişik fikirlerin değişik ziyaretlerin türemeye başladığını belirten Metin, “Biz Alevi toplumu okulda, bürokraside iş yerlerinde de her yerde yok sayılan acı gören, zulüm gören bir toplumuz. Topraklarımızdan sürülmüşüz, ezilmişiz, yakılmışız, zindanlara atılmışız, ama buna her zaman hak demişiz hak demeye devam ediyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİMİZDEN ÇEKİN ELİNİZİ”

    “Biz 72 millete aynı nazarda bakan bir toplumuz. Onun için diyoruz ki bizim yakamızdan, bizim yuvamızdan, bizim cemevlerimizden elinizi çekin. Biz herkesin anladığı dilden ibadetimizi yapacak kapasitedeyiz ve bu toplumun hizmetini yürütecek yeteri kadar dedemiz, pirimiz, babamız anamız var. Onun için diyoruz ki Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarına son verin” diyen Metin şöyle devam etti:

    “Özellikle Dersim bölgesinde, Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde bu tür girişimler çok olmaktadır. Biz imamların ne yaptığına karışmıyoruz, bıraksınlar insanlar kendi  işleri ile uğraşsınlar. Hatta biz diyoruz ki; hiçbir toplumda, hiçbir yerde inançla ilgili yapılan hizmetler hiçbir devlet tarafından desteklenmemeli bütün hizmetler yapıldığı yerde, yapıldığı mekânda, o hizmeti verdiği topluluk ve toplum tarafından karşılanmalıdır. Yani özü bize dönmelidir. Biz de cemevleri ibadet yeridir, ibadetimizde cemdir. Biz cemlerde rızalık alırız, rızalıkla lokmalarımızı dağıtırız, sohbetlerimizi yaparız, küskünlerimizi barıştırırız. Bütün her şeyimizi rızalık üzerine kuruludur.”

    “BİZİM DEVLETTEN BEKLEDİĞİMİZ BİR ŞEY YOK”

    Metin, rızalığı olan bir topluma rızalık almadan girmeyin. Hele hele Alevilerin acı çektiği o coğrafyaya hiç girmeyin. Bırakın insanlar kendi acılarıyla, kendi dertleriyle uğraşsınlar. Bizim devletten beklediğimiz şu: Biz hoşgörülü bir toplumuz, biz her zaman için diyalogdan yanayız. Biz hiçbir toplumun, topluluğun, azınlığın ve üst sınıfın bir başka kimliğe etki etmesini istemiyoruz” dedi.

    “ELİNİZİ YAKAMIZDAN ÇEKİN”

    Elinizi bizim yakamızdan çekin, biz bize yeteriz diye tepkisini ifade eden Metin, “Bizden korkmayın, Aleviler her yerde var her zaman var ve var olacaklardır. Onun için diyoruz ki bırakın biz kendi meselemizi kendimiz çözeriz. Biz sizden destek istemiyoruz, köstek olmayın. Laik bir devlette Diyanet işleri diye bir şey olmaması lazım. Çünkü laik toplumda din ile devlet işleri farklı farklı şeylerdir” ifadelerini kullandı.

    “HERKES İBADETİNİ YÜRÜTSÜN, İMAMA İHTİYACIMIZ YOK”

    Herkesin ibadetini yürütmesi gerektiğini dile getiren Metin, şu çağrıda bulundu:

    “Cemevlerimize imam lazım değil, bizim pirlerimiz, dedelerimiz, analarımız, sevgimiz, hoşgörümüz var. Bizde fazla olan sizde olmayandır . Onun için size tekrar çağrıda bulunuyorum diyorum ki özellikle Alevi köylerinde, Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerden Dersim’den her yerden elinizi çekin. Biz bize yeteriz. Bizler örgütlü bir toplumuz ve kendi kurumlarımız var. Bizim Alevi Bektaşi Federasyonumuz, Alevi Kültür Derneklerimiz, PSAKD , HBVAKV ve musahip kurumlarımız var. Onun için bir dedenin çıkıpta Arapça okuyacak veya imam lazım bana deme hakkı yok”

    “TUNCELİ’DEKİ, DEDE NE ADINA, HANGİ TOPLUM ADINA HAREKET EDİYOR”

    Taleplerinin belli olduğunu Tunceli Cemevi Başkanı’nın da hangi toplum adına, hangi maksatla imam talep ettiğini bilmediklerini ve kınadıklarını belirten Metin, son olarak şunları kaydetti:

    “Hiçbir cemevi hiçbir yerde Alevilerin örf ve âdetine uymayan hizmet göremez. Bizim gülbenglerimiz var ve biz nasıl hizmet göreceğimizi biliyoruz. Onun için diyoruz ki biz hiçbir yerden talebimiz yok. Örgütlerimizin çıkardığı erkân namelerimiz var, cemlerimizi nasıl yürütebileceğimize dair kitapçıklarımız var, bizim her şeyimiz var. Cemevlerinde hizmet gören dedelerin devletten talepleri olduğu zaman bizden talep etsinler biz gerekli hizmeti veririz, çerağlarımızı yakarız, başkalarının çerağlarına gerek yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Güngören Cemevi Başkanı: Bizim dedelerimiz imamlardan daha bilgili ve inançlı-VİDEO

    Güngören Cemevi Başkanı: Bizim dedelerimiz imamlardan daha bilgili ve inançlı-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Şubesi Başkanı Zeynel Abidin Özbay tepki gösterdi. Özbay, “Dedelerimiz onlardan daha bilgili. Tunceli Cemevine imam atamak istemelerinin sebebi Dersim 12 ocağın olduğu bir bölge ve ziyaretlerin yoğun olduğu bir yerdir. Bu bölgeyi kırmak istiyorlar” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Güngören Şubesi Başkanı Zeynel Abidin Özbay, Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “İMAM ATAMALARININ NEDENİ ALEVİ ZİYARETLERİNİN ORADA ÇOK OLMASI”

    Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli Cemevi’ne imam atayalım sözüne sadece güleceğini belirten Özbay, “Bizim dedelerimize ne olmuş. Dedelerimiz onlardan daha bilgili. İmam atamak istemelerinin sebebi ise Dersim’de 12 Alevi Ocağının olması ve ziyaretgâhların çok yoğun olduğu bir bölge olmasındandır. Ve bu bölgeyi kırmak istiyorlar” diye konuştu.

    “DEVLETLE ÇALIŞAN ALEVİLER VAR”

    Dersim’in kendisine göre Aleviliğin başkenti olduğunu belirten Özbay, “Dersim’e sıkça gitmeye başladılar. Oradaki iki- üç arkadaşımızı kandırmışlar ve devletin yanında olan Aleviler var. Bizim yolumuz yoldur diyenler arkamızdan kuyumuzu kazanlar. Bizim dedelerimiz daha bilgilidir, daha inançlıdır ve Kur’an-ı Kerim’i de onlardan daha iyi bilirler” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ORADA YAPMAK İSTEDİĞİ BİZİM İÇİMİZE ÇOMAK SOKMAK”

    Yaşananların yüz kızartıcı bir şey olduğunu vurgulayan Özbay son olarak şunları kaydetti:

    “Tunceli’den Avrupa’ya ve Umreye bazı Alevi dedelerini gönderdiler. İnanın Avrupa’ya ve Umreye gitti denilen dedeleri bir cemevi başkanı incelemeye aldı ve valilikte bunlarla görüştüğü zaman hiçbirinin cemevine bağlı olmadığını, Kur’an-ı Kerim’i bilmediklerini sadece basında açıklama yapılsın diye ‘Tunceli’den 10 tane cemevi dedemizi aldık gönderdik’ şeklinde yansıtıldı. Halbuki öyle bir şey yok. Bunların içinde sadece biri dedeydi. Gidenlerin çoğu dede değildi. Devletin orada yapmak istediği bizim içimize çomak sokmak. Bizim de bu çomağa karşı dik durmamız lazım. Amaçları iyi görünüp arkamızdan kuyumuzu kazmaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • O cemevi başkanı açıkladı: İmam hatip ve ilahiyat mezunu iki ‘dede’yi Diyanet’e biz önerdik

    O cemevi başkanı açıkladı: İmam hatip ve ilahiyat mezunu iki ‘dede’yi Diyanet’e biz önerdik

    PİRHA-Tunceli Hacı Bektaş Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyaretinin ve Kuran talep etmelerinin normal olduğunu söyledi. Yurt, iki imam hatip ve ilahiyat mezunu dedeyi cemevine atanması için Diyanet İşleri Başkanı’na önerdiklerini açıkladı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 21 Ekim Cumartesi günü Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaretin ve cemevine imam atanması şeklindeki açıklamalarının yankıları sürüyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ziyaretinde oradaki gençlere Kuran öğretilmesi için cemevine imam görevlendirme tavsiyesinde bulunduğunu açıklamıştı.

    Erbaş, Kuran eğitimini sağlamak için önerilerde bulunduğunu belirterek “Ben şu tavsiyede bulundum oradaki kardeşlerimize, gençler gelsinler burada Kur’an-ı Kerim öğrensinler. Bir imamımızı görevlendirebiliriz, çocuklar Kur’an öğrenmeden kalmasın” demişti.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bu açıklamaları ABF başta olmak üzere Alevi kurumlarının ve dedelerin (pirlerin) tepkisini çekti.

    Pek çok dede ve Alevi kurumu Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt başta olmak üzere gri dede olarak tanımladıkları şahsiyetlere tepki göstererek, “Cemevine imam değil, iyi dedeler lazım” mesajını verdiler.

    PİRHA olarak olayın muhatabı Tunceli Hacı Bektaş Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’a sorularımızı yönelttik.

    Yurt, cemevine ziyareti gayet olumlu bularak, Diyanet Başkanı’nın cemevine imam atanması önerisiyle ilgili açıklamalarını duymadığını, kendilerinin Kuran ve imam talebinde bulunduklarını söyledi.

    Sık sık Kuran bilen dedeleri cemevinde istediklerini vurgulayan Yurt, iki imam hatip mezunu ‘dede’yi Diyanet İşleri Başkanı’na önerdiklerini kaydetti.

    Yurt, imam hatipli dedeleri normal görürken, zorunlu din dersinin ve Diyanet’in kaldırılmasını istiyor musunuz sorumuza ise “Evet kaldırılmasını istiyorum” yanıtını verdi.

    İşte Alevi kamuoyu tarafından gri dede olarak görülen Sarı Saltık Ocağı mensubu Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar.

    PİRHA: Diyanet İşleri Başkanı’nı cemevine siz mi davet ettiniz yoksa Diyanet İşleri Başkanı mı cemevini ziyaret etti?

    Ali Ekber Yurt: Kendisi Tunceli’ye yönelik bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyareti esnasında da Tunceli’ye gelmişken cemevini ziyareti de programına almış. Bize bildirdiler, biz de cemevine herkesin gelebileceğini, cemevi açısından bir sıkıntı olmayacağını söyledik.

    Peki Diyanet İşleri Başkanı cem yürütülen, ibadet edilen salona geldi mi?

    Cem salonuna girmedi. Sadece üst katta ağırlayabileceğimiz sohbet odamız var. Orada karşılandı, sohbet edildi.

    Neler konuştunuz? Siz taleplerde bulundunuz mu? Diyanet’in Alevilikle, cemevleri ile ilgili olumsuz açıklamaları var. Siz dile getirdiniz mi neden böyle olumsuz açıklamalar yaptıklarına dair?

    Diyanet İşleri Başkanı nihayetinde bir devlet memurudur. Türkiye’de cemevleri sorunlarının çözümü ise Diyanet’in iradesiyle değil, hükümetin iradesiyle, cumhurbaşkanının iradesiyle, meclis iradesiyle çözülebilecek bir husus. Kendisinden yaptığımız sohbet esnasında daha yapıcı, sorunun çözümüne katkı sunmasını talep ettik. Cumhurbaşkanı ile görüştüğünüzde Alevilerin en önemli talebinin cemevlerine yasal statü olduğunu belirtin dedik.

    “DİYANET’İN KIRMIZI ÇİZGİSİ BUGÜN SİLİNDİ”

    ‘Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ diyen bir Diyanet var. İktidar sözcüleri Diyanet’in ağzına bakıyor bu konuda. Diyanet İşleri Başkanı’ndan bu talebinizin olumlu karşılık bulacağına inanıyor musunuz?

    Bizim talebimiz var olan sorunun çözümünü istemektir. Daha düne kadar kırmızı çizgiler bugün silindi, bugün sorun olmaktan kaldırıldı.

    Diyanet İşleri Başkanı bir Kuran hediye etmiş. Ancak sizin talebiniz üzerine hediye edilmiş. Bu nasıl bir durum. Siz mi talep ettiniz Kuran verilmesini?

    Kuranı Kerim’i hediye olarak cemevine getirdi.

    “DİYANET’TEN KURANI ÇEMİŞGEZEK CEMEVİ BAŞKANI İSTEDİ”

    Ama sizin talebiniz üzerine getirdiğini açıkladı Diyanet İşleri Başkanı?

    Ben Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaret sonrası açıklamalarını okudum. Öyle değil. Çemişgezek Cemevi başkanımız Ali Hadi Yıldız ‘çocuklarımıza Kuran-ı Kerim öğretmek istiyoruz. Diyanet’in cemevlerine Kuran-ı Kerim göndermesini istiyoruz. Çocuklarımızın Kuranı öğrenmesini, özellikle Türkçe mealini öğrenmesini istiyoruz canlarımızın’ dedi. Diyanet İşleri Başkanı’nın da elinde imkanlar var. Eğer Türkçe mealli Kuran Kerim gönderirseniz çocuklarımız alıp okusunlar.

    Peki siz bir dede olarak bu talebi doğru buluyor musunuz?

    Kuranı Kerim’in alınıp okunmasında, okutulmasında hiç bir sakınca görmüyorum.

    Çemişgezek Cemevi çok istiyorsa Türkçe mealinde Türkçe Kuran temin edebilir. Neden Diyanet İşleri Başkanı’ndan istiyor?

    İlgili Cemevi Başkanına sorun.

    Ama siz de bu talebi normal karşılıyorsunuz.

    Adam istiyorsa, demek ki bulamamış, talebi bugüne kadar kimse karşılamamış. Saptırmayın lütfen.

    Ben sorularımı sormak zorundayım. Gazeteciyim.

    Kuran-ı Kerim’in alınmasını, okunmasını, herkes tarafından detaylı bir şekilde incelenmesini hiç bir şekilde ne yadırgarım, ne de karşıyım.

    Ben gazeteciyim her şeyi sormak durumundayım, alınganlık göstermeyin. Şimdi şöyle bir şey. Aleviler mevcut Kuran’a göre ibadet etmiyor. Siz bir dedesiniz, biliyorsunuz.

    Siz ilahiyatçı, din adamı, dede gibi yorum yapıyorsunuz.

    Ben Alevi haber ajansında çalışıyorum. Bu doğrultuda sormak durumundayım.

    Ben sizin fikrinize katılmıyorum. Alevilerin bugün yaptıkları ibadetin Kuranı Kerim’de yeri var. Bu çok teferruatlı bir konu. Yüzeysel geçilmez. Kuranı Kerim’in bin yıllık bir geçmişi var. Farklı görüşlerimiz var. Aleviler Kuranı Kerim’e göre ibadet etmiyor demek yanlış.

    Diyanet İşleri Başkanı’nın bir açıklaması var bir televizyon kanalında. Cemevine imam atanmasını öneriyor. Bu konuda ne dersiniz? Cemevine imam atanması doğru mu sizce?

    Diyanet İşleri Başkanı’nın öyle bir açıklaması var mı bilmiyorum.

    “İMAM HATİP MEZUNU İKİ DEDEMİZİ ÖRNEK GÖSTERDİK”

    Evet var böyle bir açıklaması Diyanet İşleri Başkanı’nın. Medyada yer aldı.

    Mevcut Alevi dedelerinin içerisinde Kuran’ı Kerim eğitimi almış, hatta imam hatipten, ilahiyattan mezun olmuş iki dedemizi örnek gösterdik. Bunlardan biri Murat Güngör Dede ve biri de Kadir Bulut Dede. Bu dedeler verilirse çocuklarımıza inanç ve din eğitimi verilir. Kuranı Kerim verilir şeklinde. Yoksa bizim camilerde, mevcut halihazırda Diyanet’in himayesinde çalışan bir imam talebimiz olmadı. Bizim mevcut bu ilme sahip imam hatip mezunu dedelerimiz de var. Bu ilme sahip inanç önderlerimiz de var.

    “İMAM HATİPTE OKUMAK KİŞİYİ ALEVİLİĞİNDEN UZAKLAŞTIRMAZ”

    Şunu sormak istiyorum; imam hatip mezunu dedelerden bahsediyorsunuz. Alevi inancında, Alevi kültüründe böyle bir durum var mı?

    Kişi istediği okulda, istediği şekilde gider okur, ilim irfan sahibi olur. İmam hatipte okumak kişiyi Aleviliğinden uzaklaştırmaz.

    Peki Alevi köylerine cami yapılıyor, imam atanıyor. Bunu destekliyor musunuz?

    Buna karşıyım.

    Neden karşısınız? İmam hatip mezunu bir dede imama karşı değilsiniz, ama Alevi köyüne cami yapılmasına ve imam atanmasına karşısınız.

    Kişisel tercihtir bu. Ben bir dede çocuğu olarak ve bir dede olarak Türkiye’de istediğim okulda, istediğim eğitim yuvasında kendimi o alanda uzmanlaştırabilirim, yetiştirebilirim, geleceğimi orada görmek isteyebilirim. Bu farklı bir şeydir. Bir Alevinin çocuğunu zorla imam hatipe götürmesini savunmam. O ayrı bir mesele. Ama Alevi köylerine cami yapılması çok farklı bir şey. Bunlar birbirinden çok farklı şeyler. Eğer o Alevi köyü dediğiniz köyün sakinleri kamuoyu yoklamasıyla yüzde 50’den fazlası ‘biz cami istiyoruz’ der ise o zaman ona da bir şey diyemem. Ama toplumun, insanların öyle bir talebi olmadığı halde ısrarla oraya cami yaptırılmasına kesinlikle karşıyım.

    Peki imam hatip, ilahiyat okuyan bir kişi dedelik yapabilir mi, Alevi Yolu’nu, inancını sürdürebilir mi?

    Öyle dedeler var. Alevi Yolu’na da ters değil. Aleviliğini güzel, dört dörtlük yaşıyorlar.

    Bir çok dede, pir bu duruma karşı çıktı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cemevine imam atanması önerisine tepki gösterdi.

    Bilemem, bakın ben size şunu söyleyeyim: Yüzde 90’nın karşı çıkması da bu işin doğru veya yanlış olduğunu göstermez. Yüzde 90 da karşı çıkabilir. Kendi görüşleridir. Benim Diyanet İşleri Başkanı’nın ne cemevine gelmesine ne de savunduğu fikirlerine karşı görüşüm yok. Tunceli’de dede postuna oturabilecek, yol sürebilecek bir çok dedeyi burada gördüm. Hepsi de o gün iyi bir şekilde karşıladılar. Ama bugün dede dediğiniz, Aleviliğin A’sından haberi olmayan dede sıfatıyla kendisini topluma tanıtan adamlar var da onlara karşı çıkıyorsanız bilemem.

    Türkiye’de belli başlı önemli dedeler sizin bu davranışınıza, Diyanet’in açıklamalarına karşı çıkıp, tepki gösterdiler.

    Ona bir şey diyemem. Sizin için önemli olmayabilir ama o bahsettiğiniz dedeler için önemli olabilir.

    PİRHA’ya konuşan bir dede ‘cemevlerinin imamlara değil iyi dedelere ihtiyacı var dedi. Bu görüşe katılıyor musunuz?

    Katılıyorum tabi. Zaten direk belirttim size. Biz imam istemedik. İlme sahip, Kuranı ilme sahip dedelerimiz var. Bu dedelerimizi cemevlerine kazandırmamız, istihdam etmemiz ve bu insanların çocuklarımızı ve toplumumuzu eğitmesi noktasında daha ciddi bir mesafe alırız dedik. Yoksa imam istemedik. Diyen kimse bilmiyorum.

    Diyanet İşleri Başkanı açıkladı. ‘Biz cemevine imam atanmasını önerdik gençler kuran öğrensin diye’ dedi.

    Orada bir kelime hatası var. İmam değil.

    Şiileştirme mi var?

    Hayır Şiileşmeye ben karşıyım. Yüzümüzü İran’a dönecek değiliz.

    “BİR DEDEDE İMAMET SIFATI OLABİLİR”

    Cemleri yürütecek imam var mı?

    Onlar dededir. Lafımı saptırmayın. Dede imamlık görevi de görebilir mi? Evet görebilir. Bir dede de imamet sıfatı olmalı. Bir dede cemi yürütebilmeli. Bir dede cenazeyi kaldırabilmeli. İnanç ritüellerini yerine getirebilmeli.

    Zaten dedeler bu saydığınız ritüelleri yerine getiriyor, cemi yürütüyor.

    Ben nice dedeler tanıyorum. Biraz inançsal boyutuyla bakın.

    “NEDEN DİYANET İLE SIKI İLİŞKİLER İÇİNDESİNİZ?”

    Ben dedeleri tartışmayacağım sizinle. Yıllardır Alevi kurumları mitingler yapıyor zorunlu din dersinin ve Diyanet’in kaldırılması için. Bu talepler daha yerine getirilmeden siz Diyanet ile sıkı ilişkiler içindesiniz. Size Kuran hediye edebiliyor. İmam atanması yönünde önerileri var Diyanet Başkanı’nın. Bir tezatlık yok mu?

    Diyanet ile sıkı ilişkiler içinde değiliz. Bizi ziyaret etmek isteyen bir kurumun başkanına tabi ki buyrun gelin diyebilirsiniz. Taleplerimizi ilettik. Diyanet’in kaldırılması gerektiğini söyledik. Sorunların acilen çözülmesi gerektiğini ilettik. Tunceli Cemevi’nde Diyanet İşleri Başkanı’na ‘sizin bütün çalışmalarınızı taktir ediyoruz, kusursuzsunuz’ demedik.

    Ancak cemevine imam öneren Diyanet İşleri Başkanı’na bir tepkinizi görmedik.

    Bunu Diyanet İşleri Başkanı önermedi diyorum. Biz çocuklarımızı eğitmek istiyoruz. İnançsal ve Alevilik konusunda, din konusunda Aleviliği anlatacak şekilde öğretmek isteyen dedeler var. Devletin artık bizlere de kadro, destek vermesi, cemevlerine yasal statü verilerek, bir şekilde cemevlerini tanıyarak kadro tahsis etmesi gerekiyor. İşte bu dedelerimizle birlikte bizim çocuklarımızın eğitilmesi gerekiyor.

    Şaşkınım. Çok kıymetli dedeler var. Neden Diyanet’ten bu anlamda bir yardım bekliyorsunuz?

    Bu dedelerin şeyini (masrafını) nasıl karşılayacaksınız? Pir Haber Ajansı olarak karşılayacaksanız ben o dedeleri getireyim burada o eğitimleri, öğretileri versinler. Siz Pir Haber Ajansı olarak dedelerin maaşlarını, sigortalarını ödeyin.

    Ajans olarak tanıdığımız onlarca dede var. Hiç bir zaman ücret talep etmiyorlar. Siz yeter ki isteyin. Tarihten bugüne kadar nasıl geçimlerini sağladıysa dedeler öyle geçiniyorlar zaten.

    Nasıl geçiniyorlar?

    Dedelerin maaş ve sigortalı olma durumu yok. İlk defa sizden duyuyorum. Sigortalı olmak isteyen bir dede görmedim.

    Siz gazetecisiniz, maaşsız mı çalışıyorsunuz? Bu sizin görüşünüz. Ücretsiz çalışmak isteyen bir dede varsa buyursun gelsin.

    Siz davet ettiniz mi maaş istemeyen dedeleri?

    Ben burada nice dedeler yetiştirdim. Nice genç dedeler yetiştirdim. İşsizlikten dolayı burayı bırakıp İstanbul’a, Ankara’ya gidip hayatını kazanma peşindeler. Bana o gencecik dedelerin söylediği ‘Dede biz geleceğimizi kurmak, çoluk çocuğumuzu doyurmak zorundayız. Sizin dediğiniz hangi dededir o? Öyle bir dede varsa sizden istirhamım olacak.

    Hemen yarın size pek çok dede gelebilir.

    Tamam gönderin, bekliyorum. Gerçekten böyle Kuranı bilen dedeler olmalı.

    Merak etmeyin gerçek dedeler var. Alevi Yolu’nu bilen gerçek dedeler var.

    Vallahi bekliyorum. Çok memnun oldum.

    “EN BÜYÜK SIKINTIMIZ KURANI BİLEN DEDELER BULMAK”

    Hiç Alevi Yolu’ndan bahsetmiyorsunuz. Sürekli ‘Kuranı bilen dedeler’ diyorsunuz. Elbette Kuranı da biliyordur dedeler. Ama Alevi inancı, Yolu var.

    Alevilik inancı vardır. Bir kültürdür. Okuyan herkes bilebilir. Bizim en büyük sıkıntımız Kuranı bilen, bu alanda uzmanlaşmış dedeler bulabilmek. Bizim en büyük sorunumuz o. Aleviliği bildiğini söyleyen dede çok. Ama bizim en büyük ihtiyacımız Kuran bilen dedeler. Cenazemizi kaldırabilecek yeteneğe sahip olabilecek, bilgi birikimine sahip, bir dede postunda oturabilecek, cem tutabilecek insanlar bulamıyoruz. 18-19 yaşından beri bu işin içindeyim. İhtiyaçların da, çözüm önerilerinin de neler olduğunu çok iyi biliyorum.

    Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu var. Orada dedeler var. Alevilerin örgütlendiği Alevi kurumları var. ABF gibi Alevi federasyonları var. Bunlarla iletişiminiz var mı? Siz hangi kuruma bağlısınız?

    Biz Hiç bir federasyona ve konfederasyona bağlı değiliz, bağımsız bir derneğiz.

    Okullarda hala zorunlu din dersi devam ediyor. Siz zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyor musunuz?

    Kesinlikle istiyorum.

    Zorunlu din dersinde Sünni öğretiyle karşı karşıya Alevi çocuklar.

    Din vicdan meselesidir. Kimseye zorla dayatılamaz. O yüzden kaldırılmasından yanayım.

    Diyanet’in kaldırılmasını istiyor musunuz?

    Evet kaldırılmalı. Laik bir ülkede Diyanet olmamalı. Ama halihazırda kaldırılması pek mümkün görünmüyor. Eğer kaldırılmıyorsa onun faydalandığı her şeyden ben de faydalanmak istiyorum.

    Peki neden Diyanet ve iktidar yetkilileri sizinle iyi ilişkiler içinde? Bunun sebebi nedir?

    Herkesle iyi ilişkiler içindeyiz. Kim bize iyi adım atarsa onlarla iyi ilişkiler içinde oluruz. Şuna inanıyoruz: Herkes düşüncesini özgürce, demokratik bir şekilde yaşar. Kimseye bir önyargımız, kin ve nefretimiz yok. Kim bize adım atarsa her türlü katkıyı sunarız.

    Nilgün METE / İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Dersimli yurttaşlar: Dedeler Diyanet Başkanı’nın önünde el pençe durmamalı-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Dedeler Diyanet Başkanı’nın önünde el pençe durmamalı-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyarette bulunmasına ilişkin Dersimli yurttaşlar PİRHA’ya konuştu. Dedelerin Diyanet İşleri Başkanı’nın karşısında el pençe durmalarına tepki gösteren yurttaşlar ziyaretin gerçekleşmesinin altında mutlaka bir plan olabileceğini söylediler.

    Yıllardır Sünni İslam inancını Alevilere dayatan ve Alevileri yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı, Alevilerin en yoğun yaşadığı kent olan Dersim’e geldi.

    Dersim merkezde bulunan, Diyanet’in yurtdışına götürdüğü gri pasaportlu dedelerinin hakim olduğu Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’nde bir ilk gerçekleşti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cemevini ziyaret etti. Ziyarette, Dernek Başkanı Ali Ekber Yurt ve cemevi dedeleri Görmez’e cemevlerine yasal statü tanınması yönündeki taleplerini ilettiler.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cemevini ziyaretine ve sarfettiği sözlere tepki göstererek, “Bu durumu hiç iyi görmüyoruz. Yazık ki dede olmuşlar. Bizim burada pirlerimizin, rehberlerimizin Diyanet İşleri Başkanı’nın önünde el pençe durmasını iyi karşılamayız. Burada yıllardır cemevi var, bu ana kadar gelmemiş, neden bu sene geliyor? Bunun anlamı nedir, bunda mutlaka bir plan vardır” ifadelerini kullandılar.

    “DEDELERİN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI İLE NE İŞİ VAR?”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bazı dedelere gri pasaport çıkartarak yurt dışına göndermesine de karşı çıkan yurttaşlar, şunları belirttiler:

    “Diyanet İşleri Başkanı geliyor, bizim dedeler de gri pasaportları alıp yurt dışına gidiyorsa biz bunu iyi karşılamayız. Bunda mutlaka bir çıkar menfaat var. Gidenler dede değil. Para için gidiyorlar. Diyanet’in yaptıklarına destek veriyorlar ki gidiyorlar. Menfaat çıkar için gidiyorlar. Para düşkünüdürler ondan gidiyorlar.”

    Cemevlerinin hala ibadethane olarak tanınmamasına tepki gösteren yurttaşlar, “Bizim cemevlerimizi tanımıyorlar. Diyanet İşleri Başkanı’nın bu şekilde gelmesini dedelerin de kabul etmesini iyi karşılamıyoruz. Dedelerin Diyanet İşleri Başkanı ile ne işi var. Sen dedesin senin yolun ayrı Diyanet’in yolu ayrı” şeklinde konuştular.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cemevini yok sayanların ziyareti göz boyamadır-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Cemevine yasal statü tanımayanların ziyareti sadece göz boyamadır. Ziyaret, Türk-İslam anlayışının halka dayatılma projesidir” dedi. 

    Yıllardır Alevileri ve Alevi inancını yok sayan Diyanet İşleri’nin Başkanı Ali Erbaş’ın, Dersim’de bulunan Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etmesine tepkiler devam ediyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş cemevinde yaptığı konuşmada, Alevileri kendilerinden ayırmadıklarını ve aynı inanç ve düşünceye sahip olduklarını söylemesi sert tepkilere neden oldu.

    Merkezi Dersim’de bulunan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İNSAN AYRIMI, GAYIRIMI YOKTUR, AMA BİZ SİZİ YAKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Mustafa Kulu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın cemevine gelişinin manidar olduğunu belirterek şunları vurguladı:

    “Yılardır Dersim coğrafyasında bütün kutsallarımız bombalanıyor mezarlıklarımız yok ediliyor, ormanımız, içindeki bütün canlılarla yakılıyor. Tam da bu süreçte bu ülkeyi yöneten ve tek başına iktidarı elinde tutan cumhurbaşkanının bir sözü vardı: Cemevi cümbüş evidir, diye. Böyle bir noktad,  kendi atadığı Diyanet İşleri Başkanını da tam da yerel seçimlerin yaklaştığı bir süreçte Dersim’e göndermesi manidar.”

    Kulu, Erbaş’ın cemevi ziyareti sırasında ‘bizim insan ayrımı, gayrımı yoktur” sözlerine de sert tepki vererek, “Biz sizi yakmaya devam edeceğiz, sizi asimile etmeye devam edeceğiz’ demektir. Bu gelişin esas mihenk noktası burasıdır” dedi.

    “SELÇUKLUDAN BAŞLAYAN ALEVİ KATLİAMLARI HALA DEVAM EDİYOR

    “Osmanlı’dan hatta Selçuklu’dan başlayarak bugüne kadar devem eden Alevi katliamları yakın tarihte de devam etti” diyen Kulu, “En son Kenan Evren darbesi öncesinde yakılan Maraş, Çorum, Malatya var. Ama Kenan Evren’den sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin gözetimi ve denetiminde Sivas’ta insanlar ateşe verildi, Gazi’de, Gezi’de Alevi çocukları katledildi. İktidarı 16 yıldır elinde tutan zihniyetin bir vesile ile birçok Alevi çalıştayı yapıp sonunda bir hiçle toplumu karşı karşıya bırakan ama el altıdan da hem istihbaratı, hem Dışişleri hem İçişleri bakanını ve en sonda Diyanet İşleri Başkanını bir misyoner görevlisi olarak göndermesi toplumun gözünden kaçmıyor. Toplumun bir tepkisi olacak, ama bu kadar yüzsüzlük, bu kabule dayalı bir şey değildir” diye konuştu.

    “CEMEVLERİNE YASAL STATÜ TANIMAYANLARIN ZİYARETİ SADECE GÖZ BOYAMADIR”

    Hala cemevlerine statü tanınmadığı bir süreçte bu ziyaretin göz boyama olduğunu ifade eden Kulu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Henüz bu ülkede cemevlerinin bir statüsünün olmadığı, Alevi inancının ve Alevi camiasının hak ve hukukunun kabul görmediği bir dönemde böyle bir ziyaret aslında bir göz boyama, seçime bir yatırım. Okullarda hala zorunlu din dersinde Alevi çocuklarına Hanifi islam inancının öğretildiği bir yerde bu ziyaret inanıyorum ki Dersim halkı tarafından da kabul görmemiştir. Bizim nezdimizde de hiçbir karşılığı yok. Bu, asimilayon politikasının ve yok etme projesinin başka bir versiyonu. Bunun başka bir izahını da göremiyorum. Tabi ki bu girişimler yeni dönemde olan bir şey değildir. Geçmişte çok şey yaşanmış, hatta yeni bir şey değil. 1983-1984’te yaşanan bir durumdu.”

    “YAPILAN ZİYARET TÜRK İSLAM SENTEZİNİN HALKA GİYDİRİLME PROJESİDİR”

    “Türk İslam sentezi Türkiye halkına giydirilmeye çalışılıyor, bu yapının, bu zihniyetin asla Aleviler için bir getirisi olmayacağı herkes tarafından bilimeli” diyen Kulu, “Onların yüzüne her bir insanımızın, demokratın, aydının, Alevinin, hak yol insanının yüksek sesle söylemesi gereken kelime bu. Bin yıllardır katliamları sürüyor, inkâr ve imha sürüyor, asimilasyon devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Diyanet İşleri Başkanına ‘şimdi yeni bir başlangıç yapmak için mi geldiniz? Daha ne yapacaksınız’ diye bir soru sorulması gerekiyor. Belki de en çarpıcı soru bu olur diye düşünüyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Din görevlileriyle bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim” dedi.

    “İl Buluşmaları” kapsamında Kütahya Hazer Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Kur’an ve sünnet çizgisinden, Kur’an ve sünnet birlikteliğinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi. Erbaş konuşmasında, yeni eğitim öğretim yılıyla ilgili de fetva verdi.

    Din görevlileriyle yaptığı toplantıda yaz kuran kurslarına 4 milyona yakın çocuğun başvurduğunu belirten Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim. Yazın öğrettiklerimizin tekrarını yapalım. Ne kadar çok tekrar edersek onların unutmamalarını sağlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

    “EV EV DOLAŞIN, İNSANLARI AYDINLATIN”

    “Ev ev dolaşın, insanlarımızı aydınlatın” çağrısında bulunan Erbaş, “Biz aydınlatmazsak din istismarcıları o boşluğu dolduruyor. İnsanlarımızı yanlış yönlendiriyorlar. İnsanlar da onların anlattıklarını din zannediyor. Din istismarının terör örgütüne dönüştüğünü de görüyorsunuz, FETÖ, DEAŞ nedir?  Doğru dini bilgiden uzak yetiştirilirse insanlar, varacağı nokta burasıdır” dedi.

     

  • Diyanet’ten erken yaşta evliliğe savunma: 25’ten sonra beğenmesi zor

    Diyanet’ten erken yaşta evliliğe savunma: 25’ten sonra beğenmesi zor

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, katıldığı bir programda garip bir argümanla erken yaşta evliliği savundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Osmanlı döneminde yaygın olarak görülen evlilik yaşının kadınlarda 17, erkeklerde ise 18 olarak tespit edildiğini iddia ederek evlilik için en uygun yaşların 18-25 arası olduğunu iddia etti.

    “25’TEN SONRA BEĞENMESİ ZOR”

    Erbaş, evlililik için en uygun yaşların 18-25 olduğunu iddia ederek, “25 yaşından sonra artık beğenmek de zor oluyor. Erkek için de kızlarımız için de öyle. Birbirlerini kabullenmekte de bir zorlanma oluyor. Dolayısıyla tam böyle evlilik yaşı dediğimiz, toplumumuzun belli kabulleri var zaten. Toplumumuzun ortalama yaşına uygun olarak davranmakta fayda var” ifadesini kullanarak erken yaşta evlenmeyi de savundu.

  • HDP’li Doğan’dan Diyanet’e: Anayasal bir suç işliyorsunuz-VİDEO

    HDP’li Doğan’dan Diyanet’e: Anayasal bir suç işliyorsunuz-VİDEO

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan TBMM Genel Kurulunda söz alarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumuna dönüştüğünü belirtti. Doğan, konuşmasında “Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, Diyanet İşleri Başkanlığı objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Alevi kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevinin ibadet yeridir” dedi.

    “DİYANET’E ÇAĞRI: BU ÇAĞRINIZI GERİ ALMANIZ GEREKMEKTEDİR”

    Konuya ilişkin TBMM Genl Kurul’unda söz alan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumuna dönüştüğünü belirterek şunları kaydetti:

    “‘Diyanet İşleri Başkanlığı ama, maalesef bir asimilasyon kurumuna dönüştü. Yarattığı din, din değil. Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, diyanet işleri reisliği ya da başkanlığı bağımsız, objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir. Bu, Alevilere haksızlıktır. Sayın Diyanet İşleri Başkanının derhal bu sözlerini geri alması gerekmektedir, yol gösteremez, fetva veremez” diyerek Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a ‘Memur olduğunuzu da unutmayacaksınız. Diyanet İşleri Başkanı olabilirsiniz ama bu konudaki tavrınız, bu konuda ortaya koyduğunuz çağrı kabul edilemez, bu çağrınızı geri almanız gerekmektedir.”

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI OLARAK ANAYASAL SUÇ İŞLİYORSUNUZ”

    Meclis Genel Kurulu’nda tepkisini dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

    “İnanç insanların tercihiyle ilgili bir husustur. Farklı inanışlardan, farklı milliyetlerden oluşan bir ülkede yaşıyoruz. İnancımız ve öğretimizin, Aleviliğin neye tekabül ettiğini de siz çok iyi biliyorsunuz. Alevi inancı ve öğretisini insanıkâmile ulaşma çabası olarak değerlendirdiğimizi o süreçte hemen hemen hepiniz de kabul edersiniz ama şunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Sonra, cemevi caminin de karşıtı değildir arkadaşlar ne cami cemevinin karşıtıdır ne de cemevi caminin karşıtıdır. Bu, ülkemizin bir zenginliğidir ama siz Diyanet İşleri Başkanı olarak anayasal bir suç işliyorsunuz. İnsanların inançlarıyla oynuyorsunuz, inançlarıyla ilgili hususlarda ötekileştiriyorsunuz, böyle bir siyaset izliyorsunuz. Ne demek “Camiye gelin.” demek? O tercihi insanlara bırakacaksınız.”

    “ALEVİLERİN FETVALARLA İLİŞKİSİ OLAMAZ”

    Alevilerin fetvalarla ilişkisi olamayacağını, Alevilerin dedeleri, pirleri, mürşitleri olduğunu belirten Doğan, “İmam Cafer buyruğunda belirtilen dört kapı, kırk makamdan yürüyerek ideal insana ulaşma çabası ve kaygısını yüreğinde hisseden insanlardır bunlar. Ehlibeyt sevgisi vardır. “Allah, Muhammed, Ya Ali!” diyen bir inancın, bir öğretinin insanlarına bu yolu göstermek sizin haddinize değildir. Memur olduğunuzu da unutmayacaksınız. Diyanet İşleri Başkanı olabilirsiniz ama bu konudaki tavrınız, bu konuda ortaya koyduğunuz çağrı kabul edilemez, bu çağrınızı geri almanız gerekmektedir. Bu çağrı, inançların birbirinden uzaklaşmasına neden olacak bir çağrıdır. Alevi camiye de gidebilir, Sünni de cemevine gelebilir, bu çağrıya niye ihtiyaç duyuyorsunuz bugünlerde? Bunun bir nedeni var mı, niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Buna karar verecek olan insanlar, buna karar verecek olanlar inanç sahipleridir, öğreti sahipleridir ama siz bu konuda bir zorlama yapamazsınız” dedi.

    Doğan, “Laik, demokratik cumhuriyetin en temel kurumudur aslında laiklik anlamında Diyanet İşleri Başkanlığı ama, maalesef, bir asimilasyon kurumuna dönüştü. Yarattığı din, din değil. Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, diyanet işleri reisliği ya da başkanlığı bağımsız, objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir. Bu, Alevilere haksızlıktır. Sayın Diyanet İşleri Başkanının derhal bu sözlerini geri alması gerekmektedir, yol gösteremez, fetva veremez” diyerek Diyanet İşleri Başkanı’na çağrıda bulundu.

    “BİR İNANCA HİZMET EDEN KURUM CUMHURİYETİN KURUMU OLAMAZ”

    “Size bir fetvadan daha örnek vermek isterim. Diyanet İşleri Başkanlığının sitesinde yer alıyor. Bir soru şöyle sorulmuş: Alevi’yle evlenilir mi? Vatandaş sormuş, cahil bir vatandaş, olabilir, eğitimsiz olabilir, kötü niyetli de olmayabilir. Verilen cevap arkadaşlar: Müslüman Müslümanla evlenir. Böyle mi cevap verilir arkadaşlar? Bu cevabı lütfen çözer misiniz? Ne demek Müslüman Müslümanla evlenir?” diye konuşan Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu ötekileştirme siyasetinden Diyanet İşleri Başkanlığının kurtulması gerekiyor. O yüzden de Aleviler diyor ki: “Bu Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın.” O kadar bütçeye sahip, 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük, sadece bir inanca hizmet eden bir kurum cumhuriyetin kurumu olamaz diyorum. ”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kabesi insan olmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz’

    ‘Kabesi insan olmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz’

    PİRHA – İstanbul Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, ‘Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’ açıklamalarına tepki gösterdi. Yıldırım, bir devletin veya kurumun bizlerin ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın camiler hem Sünni hem Alevilerin ibadet yeridir açıklamalarına Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım tepki gösterdi.

    Yıldırım, “Bir devletin veya kurumun bizlerin ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler. Kabul etseniz de, etmeseniz de (çok da önemli değil) bizim ibadethanemiz cemevidir” ifadelerini kullandı.

    “HIZIR’IN ÇAĞRILMADIĞI MEKAN BİZİM İBADETHANEMİZ OLAMAZ”

    Yıldırım, kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapan biri olarak kendime Nesimi’nin “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır” sözlerini referans alarak Diyanet İşleri Başkanı’nın Aleviler de camiye gelebilir/geliyor sözünden de yola çıkarak, Alevilere ve bizlerin inancını tarif etmeye çalışanlara şu cevabı veriyorum” dedi:

    “-Alevi inancında kadın erkek ayrımı yoktur. Kadın-Erkek bir ve eşittir. Kadın ile ibadet edilmeyen bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz..

    -Bizim cemlerimiz de, darda zorda kaldığımızda imdadımıza yetişsin diye Bozatlı Hızır’ı çağırmak vardır. Canı gönülden “Yetiş Ya Hızır” diye, Bozatlı Hızır’ın çağırılmadığı bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.

    -Bizim cemlerimizde, karanlıktan aydınlığa kavuşmak ve mum gibi Hak aşkına eriyip insanlığa ışık saçmamız adına Çerağlar uyandırırız. Çerağ uyandırılmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.

    “AYRIŞTIRMANIN OLDUĞU MEKAN BİZİM İBADETHANEMİZ OLAMAZ”

    “Cemevi erenler meydanıdır, zira bu meydanın doğusu batısı da yoktur. Nereye dönersek dönelim orada hep Hakk’ın Cemal’i vardır. “Kabesi insan” olmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz” diye konuşan Yıldırım, cem ibadetiyle ilgili şunları belirtti:

    “Cem olmak, dar ve didar olmak, divana durmak, huzura çıkmaktır. Ölmeden evvel ölmenin meydanıdır.
    Bu meydanda senlik benlik sır olur, büyük küçük, güzel çirkin bir olur. Ayrıştırmanın olduğu bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz” dedi.

    Pir Yıldırım, Nesimi’nin “Sofular secde ederler mescidin mihrabına, pir eşiği kıblegahım yüz sürerim kime ne” sözlerini hatırlatarak bir kez daha tepki gösterdi. (HABER MERKEZİ)