Etiket: ali şeker

  • Dersim Pertek’teki pomza kum ocağı projesine tepki: Köylerimiz yok edilmek isteniyor-VİDEO

    Dersim Pertek’teki pomza kum ocağı projesine tepki: Köylerimiz yok edilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin bulunduğu bölgeye pomza kum ocağı yapılmak istenmesine ilişkin konuşan köylüler “Böyle bir tesisin açılmasının burada yaşamın yok olması demektir” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi. 

    Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor.

    Köylüler, yapılmak istenen projeye tepki gösterdi.

    “PROJENİN İPTAL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Madencilik projesi yapılması durumunda doğalarının yok olacağını ifade eden Elif Dal, “Biz burada hayvancılık yapıyoruz ve hayvanların otladığı meranın tam ortasında yapılmak istenen maden projesini istemiyoruz. Projenin uygulanmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Yetkililere çağrımız projenin iptal edilmesidir” diye belirtti.

    “MADEN PROJESİNDEN KÖYLÜLER OLARAK HABERİMİZ YOKTU”

    Köylerinde maden projesi istemediklerini ve herkesi kendilerine destek olması çağrısında bulunan Hatice Rüzgar, “Köylüler olarak maden projesinden haberimiz yok, bizden gizli işler yapıyorlar. Köyümüzün arazileri kiralanmış, satın alınmış herkes bir şey söylüyor” dedi.

    Vahide Güler ise, “Madenciliği istemiyoruz, doğamızın kirlenmesini neden isteyelim” diye konuştu.

    “PROJE YAPILIRSA BÖLGEDE HAYVANCILIK BİTECEK”

    Maden projesinin yapılacağı bölgenin dört köyün hayvancılık yaptığı bölge olduğunu vurgulayan Erhan Rüzgar, “O yüzden proje yapılırsa hayvancılık tamamen bitecektir. Aynı zamanda bizim içme suyu kaynaklarımız da bu bölgede olduğu için içme sularımız da yok olacak. Burada böyle bir tesisin açılması demek burada yaşamın yok olması demektir. O zaman bize başka bir yer versinler gidelim, biz burada doğduk burada büyüdük. Maden projesi doğayı ve yaşam alanlarını yok edecek bir proje. Projenin yapılmaması için gerekeni yasal zeminde yapacağız” diye ifade etti.

    “İNSANLARIN YAŞAM ALANLARI DARALACAK”

    Eğer bir hizmet yapılacaksa çevrenin ekolojisinin ve tabiatının mevcut durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Hüseyin Aktaş, “Eğer burada böyle bir proje yapılacaksa insanların yaşam alanları daralacak, hayvanlarını otlatacak mera bulamayacaklar. Bu proje buraya büyük bir zarar verecektir o yüzden istemiyoruz” dedi.

    “YETKİLİLER BİZİ MAĞDUR ETMESİN”

    Projeyi istemediklerini ve yetkililerin kendilerini mağdur etmemelerini isteyen İsmail Koyun, “Hayvancılıkla geçimimizi sağlıyoruz, projenin yapılacağı yer köyümüzün can damarı bir bölgedir eğer orası tahrip edilirse hayvancılığa ve su kaynaklarımıza büyük zarar verir” şeklinde konuştu.

    “TOPRAKLARIMIZI TERK ETMEK İSTEMİYORUZ”

    Maden proje uygulanırsa köylerinden göç etmek zorunda kalacaklarını belirten Ali Şeker, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bölgede insanlar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyor meraların tahrip olması ve sularımızın kesilmesi nedeniyle istemiyoruz. Yetkililer bu projeyi iptal etsin, biz topraklarımızı terk etmek istemiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem Milletvekili Ali Şeker ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasını ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasını toplumsal barışa vurulmuş bir darbe olarak değerlendirerek, mücadele ve dayanışmaya vurgu yaptı.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İKTİDARIN HİLELERİ ASLA BİTMİYOR”

    PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Türkiye’deki kayyım politikasının milli iradenin gaspı anlamına geldiğini aktararak, “Bunu en iyi Seyid Rıza anlatmıştır. Demiştir ki ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.’ Şimdi iktidarın yaptığı tam da bu. İktidarın hileleri de asla bitmiyor ama toplumun da buna boyun eğmemesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle Kürt illerindeki kayyımlara karşı müthiş bir direniş vardı ve oradaki kayyıma karşı topyekün bir direniş söz konusuydu. Ama İstanbul gibi büyük bir metropolde kayyım şu anda yerinde oturuyor. Dolayısıyla CHP ya bunu çok hafife aldı ya da çok önemsemedi. Dolayısıyla böyle bir şeyi de görmek lazım. Buradan çıkıp da belediyenin önünde kayyıma karşı direniş sergilenmezse bir buçuk kilometre ötesinde etkinlik yapmışsın o kadar bir şey olur yani bu ciddi bir mesela aslında, hafife alınacak bir mesele değil” dedi.

    “BİRAZ DAHA DİRENÇLİ HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Bugüne kadar Kürt illerindeki kayyım politikalarının görmezden gelindiğinin altını çizen Karakaya, “Ciddi bir tepki gösterilmezse bunun daha da ileri gideceğini hatta İmamoğlu’nun dahi görevinden alınabileceğini söyleyebilirim. Bu çok ciddi bir sorun. Türkiye’de toplumsal barışın konuşulduğu bir dönemde bunun olmuş olması özellikle Ahmet Özer gibi barışa katkısı olan bir akademisyenin hukuksuz bir şekilde tutuklanması barış istemlerinin ne kadar sahte olduğunu da biraz bize gösteriyor. Bu konuda herkese düşen bir sorumluluk var. Biraz daha dirençli hareket etmek zorundayız. İktidarın kurmuş olduğu politikalar değil bizim kendi kurmuş olduğumuz politikalar olmak zorunda”ifadelerine yer verdi.

    “BU ÜLKENİN TOPLUMSAL BARIŞINA VURULMUŞ BİR DARBEDİR”

    CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal’ın Özer’in tutuklanmasının ve ardından Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının, toplumsal barışa, siyasete, demokrasiye, bireysel hak ve özgürlüklere müdahale olduğuna işaret ederek, “Ama en önemlisi de halkın, toplumun, milletin iradesine darbe. Ahmet başkana ceza kestiler. Maalesef hukuksuzluk ama aynı zamanda iktidarın kendi hukuku egemenliğini sürdürüyor. Yargı vesayet altında yargı sarayın baskısı altında yargı tarafsız ve bağımsız değil tam tersi saray kendi yargısını, vesayet düzenini kurarak yargı üzerinde istediğini yaptırabiliyor. Sarayda kalmak için her türlü kirli oyunu oynayabilecek durumdalar. Bu sadece bir darbe değildir, faşist diktatöryal otoriter bir darbedir. Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİYE İHANETTİR”

    CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, AKP Türkiye’nin demokrasisi ile oynadığını vurgulayarak, “Daha önce Mardin’e, Van’a, Diyarbakır’a, Selçuk Mızraklı’nın yerine kayyım atadıklarında hemen karşı durmuştuk. Bugünleri görerek o gün karşı durmuştuk ve dayanışma içerisinde bulunmuştuk. AKP iktidarında kendi müsaade ettiği kadar demokrasiye alan açma keyfiyetine son verme zamanıdır artık. Demokrasi kimsenin oyuncağı değildir. 6 ay önce ‘seçilebilir’ dediğiniz kişiyi hemen sonrasında kayyım atayarak görevden almak demokrasiye ihanettir. Selçuk Mızraklı daha göreve başlamadan hiçbir iade işlem yapmadan hemen kayyım yazısını yazmışlardı. O anlayıştaki kişilerin bugün bu yaptıkları da hiç farklı değil. O gün de karşı durmuştuk bugün de karşı duruyoruz. Demokrasiye, özgürlüklerimize sahip çıkıyoruz. Esenyurtluların seçme hakkına saygı duyuyoruz, herkesin de saygı duymasını bekliyoruz” diye belirtti.

    “HALKIN İRADESİNİ AYAKLAR ALTINA ALIYORLAR”

    EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise, şunları ifade etti:

    “Bu ülkeyi yönetenler sürekli yerlilikten millilikten vatan sevgisinden bahsediyorlar. Ama şunu belirtmek istiyorum ki bunu duyduğunuz her an her dakika aklınıza şu gerçekleri getirin. Bu ülke ucuz emek sömürüsü ile çarkları dönen bir ülke. Bu ülke işçisinin emekçisinin haklarının verilmediği onlardan sadece fedakarlık istendiği bir ülke. Bu ülke Yenidoğan Çeteleri ile mahkemelerde emniyette bütün devlet bürokrasisinde çetelerle yönetilen bir ülke haline getirilmiş durumda. Kayyım siyaseti de bunun bir parçası. Bu ülkenin işçilerini, emekçilerini açlığa yoksulluğa mahkum edenler, halkın iradesini de seçme seçilme hakkını da ayaklar altına alıyorlar. Dün Van’da ayaklar altına almaya kalktılar ama bu ülkenin emekçileri ezilenleri bu kayyımı püskürttü. Yetinmediler Hakkari’de ayaklar altına almaya kalktılar daha ona karşı mücadele sürerken şimdi Türkiye’nin Batı ucunda Esenyurt’ta aynı siyaseti izliyorlar. Hakkari’deki kayyım politikası şimdi Esenyurt Belediyesi’nin kapısına vurulmuş kayyım zincirleri ile sürdürülmek isteniyor. Bunu ancak ve ancak sömürülen ve ezilen halkların birliği ve mücadelesi ile püskürtebiliriz.”

    Devrim FINDIK-Rozerin TEK/İSTANBUL

  • DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi – VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi 4. Olağan Genel Kongresi’ni Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi. Kongrede konuşma yapan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Başkanlık ile ÇEDES birer devlet projesidir. Bunlara Aleviliğin tabutuna çakılmış son çivi olarak bakmak gerekiyor” dedi.

    DAD İstanbul Şubesi 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleşen kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Musa Kulu, Kadriye Doğan, AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, Ağu içen piri Halil İbrahim Erdoğan, 25. ve 27. Dönem Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDK İstanbul Eşsözcüsü Esengül Demir, HDP Sultangazi, Bağcılar, Avcılar İlçe örgütleri, EMEP Sultangazi Yöneticisi Erdal Oflaz, CHP Sultangazi İlçe yönetiminin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Deyişlerle başlayan kongre divan üyelerinin seçilmesi, saygı duruşu, DAD Eş Genel Başkanları Musa Kulu ve Kadriye Doğan ile İstanbul Eş Başkanları Dilber Aslan ve Ali Şeker’in konuşmasıyla devam etti. Ardından HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve kurum başkanları söz aldı.

    “BUNLAR ALEVİLİĞİN TABUTUNA ÇAKILMIŞ SON ÇİVİDİR”

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kastederek, “Başkanlık ile ÇEDES birer devlet projesidir. Bunlara Aleviliğin tabutuna çakılmış son çivi olarak bakmak gerekiyor” dedi. Kulu, şeriat devletinin ilanının çok yakın bir tarih olacağını herkesin bilmesi gerektiğini de söyledi.

    “TÜM TOPLUMSAL KESİMLERLE ORTAKLANMAMIZ GEREKİYOR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Aleviliğin korunması ve gelişmesinde kadınların rolünün önemine değindi. Doğan, “Eğer bir ülkede kadın özgürse toplum özgürdür ve o ülkede özgür eş yaşam kurulmuşsa toplum demokrasiyi yaşıyordur. Çünkü kadın demokrasi demektir. DAD olarak demokrasiyi inşa ederken, kadının yaşamda yer almasını ve hayatın her alanında kendisini var etmesinin esas olduğunu biliyoruz” dedi.
    Doğan, Çağlayan Adliyesi önünde Alevi kurum başkanlarının ters kelepçeyle gözaltına alınmasını devletin korkutma çabası olarak yorumlayarak şunları ekledi:

    “Yeter artık katledildik. Öldük. Ama artık birlik olup ve biraz önce bahsettiğim kesimlerle ortaklanıp bu ülkeye demokrasinin özgürlüğünün getirilmesinin yollarını Alevi örgütleriyle birlikte diğer tüm toplumsal kesimlerle ortaklanmamız gerekiyor.”

    “YENİ DÖNEMİN SİYASETİ DİREKT DÜŞMAN GÖRÜYOR”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir de şunları belirti:

    “Alevi toplumunun bütün bu geçmişten gelen inanç, kültür ve geleneklerini yok sayan ve bütün bu saldırıların ötesinde değiştiren, dönüştüren, asimile eden ve sisteme, devlete bağlı bir inanç yöneliminin içinde olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Yeni dönemin siyaseti direkt düşman gören, karşıdan saldıran politikanın ötesinde Alevi toplumunu inançlarını aslında sisteme bağlı bir şekilde sistemin güdümü altında kontrol altına almaya dönük olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.”

    “ALEVİLİK SINIFSALDIR”

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ise, Aleviliğin yalnızca bir inanç olarak sınırlandırılmaması gerektiğini söyleyerek, Aleviliğin ayrıca sınıfsal bir özelliğinin olduğunu kaydetti. Çiçek, “Alevi hareketi, ideolojik netliğini sağlamak zorunda ve bu anlamda kapitalist modernitenin köleleştirici ve yoksullaştırıcı bütün argümanlarının karşısında olmalı” ifadelerini kullandı. Çiçek, HDK olarak Alevilerin sorunlarına dair üzerlerine düşen her şeyi yapmaya hazır olduklarını belirtti.

    YENİ YÖNETİMLER BELİRLENDİ

    Konukların konuşması ardından faaliyet ve mali raporlar okundu. Yeni yönetimlerin belirlendiği seçimde Ali Kılıçgedik ve Emine Söylemez yeni eş başkanlar seçildi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    PİRHA- CHP’nin önceki dönem İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Urfa’nın Karaali köyünde usulsüz oy kullanımına itiraz ettiği için darbedildiğini açıkladı. 

    28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri bu sabah 08.00 itibariyle başladı. Seçimlerde yaşanacak olası usülsüzlüklere karşı Urfa’nın Karaali Köyü’nde görev alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Milletvekili Ali Şeker şunları söyledi linç girişimine uğradı. Saldırının ardından Şeker şunları söyledi :

    “Taziye evinde sandıkları toplamışlar, okula toplamamışlar. Karaali İlkokulu sandığı olarak geçiyor. 1 oy bize, 366 oy Erdoğan’a kullanılıyor. Gelmeyenler yerine oy kullanılıyor.  Kadınların bir tanesi oy kullanmaya gelmedi. Linç girişiminden sonra yine usulsüzlük yapmışlar, Mahmut Tanal vekil geldikten sonra ben oradan ayrıldım. Ben savcılığa şikayetlerimizi veriyoruz, tutanakla ilgili işlemleri de yapıyoruz. Bize linç girişimi oldu. 30 kişilik bir grup biz sandık görevlilerine linç girişiminde bulundu. Biz gözlemci olarak oradaydık. Burnumuzda filan darp izleri var. Sandığa sahip çıkın. Biz demokrasiyi korumak için mücadele ediyoruz.”

    CHP Urfa Milletvekili Mahmut Tanal da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa Valiliği’ne, Şanlıurfa İl Emniyeti’ne, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı’na sesleniyorum. Şanlıurfa’da sandık başlarında güvenlik tedbiri alınmaması nedeniyle yaşanabilecek her türlü istenmeyen olayların sorumlusu, Şanlıurfa Valisi’dir, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü’dür, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı’dır!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Ali Şeker: 2021 yılında 15 yaş alındaki 117 çocuk doğum yaptı!

    Ali Şeker: 2021 yılında 15 yaş alındaki 117 çocuk doğum yaptı!

    PİRHA – Milletvekili Ali Şeker, TBMM Genel Kurulu’nda 2021 yılında 13 bin 139 kız çocuğunun evlendiğini, 7 bin 199 çocuğun ise doğum yaptığını belirtti.

    TBMM Genel Kurulu’nda, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçeleri görüşülmeye devam ediyor.

    Yoğun tartışmaların yaşandığı Genel Kurul toplantısında CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, çocuk istismarına dikkat çekti. CHP’li Şeker, 2021 yılında 13 bin 139 kız çocuğunun evlendiğini ve 7 bin 190 çocuğun doğum yaptığını belirtti. Şeker ayrıca “117’si 15 yaş altındaki çocuklar. Vicdanınız kaldırır mı bilmem ama 4 çocuk ikinci çocuğuna 15 yaşından önce sahip oldu. Kim görevini yapmadı da bu çocuklar ikinci çocuğunu yapabildi?” diye sordu.

    “NÜFUSUMUZ YAŞLANIYOR”

    “Nüfusumuz yaşlanıyor, gençlerimiz bir bir yurdu terk ediyor, önlem almamız gerekiyor” diyen Ali Şeker, Genel Kurul salonuna fotoğraflar göstererek “Burası Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, buralarda biz eğitim gördük. Bir yandan burada yetiştirdiğimiz doktorlar gidiyor, bir yandan da 6 yıldır sürekli yıkılan bir üniversite. 6 yıldır bir çivi dahi çakılmadı. Biz burada eğitim gördük ama çocuklarımız, Türkiye’nin en yüksek puanları ile buralara giren çocuklarımız, böyle bir moloz yığını ile böyle bir otopark ile karşılaşıyor” dedi.

    “KURTULMAMIZ YAKINDIR”

    Milletvekili Ali Şeker, uyuşturucu sorununa da değinerek “Uyuşturucular ellerini kollarını sallayarak, okul çıkışlarında yapılıyor. Bağcılar’da, Esenyurt’ta, Şişli’nin göbeğinde bile bunlar yapılıyor. Bunlara tedbir almamız gerekiyor. Çocuklarımızı uyuşturucunun pençesine bırakanlardan kurtulmamız yakındır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Garip Dede Dergahı’ndaki panelde Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı-VİDEO

    Garip Dede Dergahı’ndaki panelde Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA-İdam edilişlerinin 85. yıl dönümünde Seyit Rıza ve arkadaşları Garip Dede Dergahı Vakfı ile Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) düzenlediği panel ile anıldı. Programda konuşan DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, “Dersim Rae Haq inancının serçeşmesidir. Bu coğrafyanın vazgeçilmezlerinden birisidir. Dersim katliamı aynı zamanda bir Kürt katliamıdır. Kürt ve Alevi oldukları için katledilmişlerdir” dedi.

    Garip Dede Dergahı Vakfı ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), idam edilişlerinin 85. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını Garip Dede Cemevi’nde düzenlenen “Herkesin Bildiği Sır: Dersim” başlıklı panel ile andı. Panele Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ile tarihçi-yazar Prof. Dr. Bülent Bilmez konuşmacı olarak katıldı. Munzur Çevre Derneği üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Küçükçekmece ilçe örgütü yöneticileri, gazeteci Faik Bulut ve Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş da programa katılanlar arasındaydı.

    Çerağ uyandırılması ile başlayan etkinlikte ilk olarak Dersim katliamında hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    “DİZ ÇÖKMEYECEK OLANLARA SAYGILAR”

    Programda ilk olarak söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, katliamda yaşamını yitirenleri anarak başladığı konuşmasında “Dersim’in baş eğmeyen insanlarını anmak için buradayız. Karanlığa yenilmeyip aydınlığı bize taşıyanları saygıyla anıyorum. Dersim’i ilk gittiğimde gördüm ki, acılar hala devam ediyor. Bizler inancımızı inşa etmeye, sürdürmeye devam edeceğiz. Dün yine Kürt coğrafyasına bir saldırı başladı. Bu devlet hem bizi hem tüm özgürlük arayışçılarını imha etmek için çalışıyor. Birlik olarak hareket etmek zorundayız. Diz çökmeyecek olanlara saygılar” ifadelerini kullandı.

    “DERSİM, RAE HAQ İNANCININ SERÇEŞMESİDİR”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Dersim’e yönelik Osmanlı dönemindeki askeri harekatlara da değinerek, şunları söyledi:

    “Dersim Rae Haq inancının serçeşmesidir. Bu coğrafyanın vazgeçilmezlerinden birisidir. 1937’den öncede sayısız saldırıya maruz kalmıştır. Dersim hadisesini 1937’den başlatamazsınız. Dersim katliamı aynı zamanda bir Kürt katliamıdır. Kürt ve Alevi oldukları için katledilmişlerdir. Dersim davasını 1950’lelere kadar kimse gündeme getirmedi. Dersim meselesine şaşı bakılmıştır. Bugün hayatın her alanında beyaz asimilasyon var.”

    “DERSİM’DE YAŞANANLARI NE YAZIK Kİ ÇOK GEÇ ÖĞRENDİK”

    ADFE Genel Başkanı Celal Fırat ise Türkiye kamuoyunun Dersim katliamına ilişkin yeterli bilgiyi alamadığını belirtirken, “Dersim’de yaşananları ne yazık ki çok geç öğrendik. Kimse konuşmadı. İnsanlar hala hiçbir suç işlemeden cezalandırılmaya devam ediyor. Bir yerde zulmü engelleyemiyorsak, yaşananları ifşa etmeliyiz. Dersim katliamını unutmak ve yaşanmamış saymak utanç vericidir. Katledilen her bir canımıza karşı sorumluluğumuz var. Dersim’deki aynı zihniyet bugün de Alevileri yok etmeye, asimile etmeye çalışıyor” dedi. AKP’nin cemevlerine yönelik çalışmalarına da değinen Fırat, “Devlet, kurduğu başkanlık ile inançsal hizmetlerimize müdahale edecektir. İnanç önderlerini devlet memuru yapmak istemektedirler. Hep beraber mücadele edeceğiz. Eşit yurttaşlık hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “DERSİM, ORDUNUN PLANLI BİR EYLEMİYDİ”

    Tarihçi Prof. Dr. Bülent Bilmez de konuşmasında şunları kaydetti:

    “Alevilerin tarih boyunca yaşadıkları biliniyor. Dersim, ordunun planlı bir eylemiydi. 1935’in sonunda Tunceli vilayeti oluşturuluyor. Tam bir sömürge valiliği sistemi oluyor. Bir çıban olarak görünen meselenin çözülmesi için Abdullah Alpdoğan’ı yolluyorlar. Dersim’de yapılanın açık adı soykırımdır.”

    “KATLİAMLARIN ALTINDA YATAN ULUS DEVLET POLİTİKASIDIR”

    HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ise şöyle konuştu:

    “Dedem, Dersim’den Bolu Gerede’ye sürgün edilmiş. Travmanın yükünü almak zorundayız. Sadece Dersim katliamı değil; şu an resmi sınırlar içerisinde onlarca katliam, soykırım ve sürgün politikalarından geçtik. Bu toplumsal bir hakikat. Katliamların temelinde ulus devlet politikası yatıyor. Dersim, sistematik bir katliam. Dersim’in acısı hep tazedir. Kötünün sıradanlığı bugün de yaşıyoruz. Bu sıradanlığa insan olarak “hayır” demek gerekiyor. Şark Islahat Planı bugün AKP tarafından Terörle Mücadele Kanunu içinde sürdürülüyor.”

    Konuşmaların ardından sanatçı Mehmet Ekici sahneye çıkarak, türkü söyledi. Çerağın sırlanmasının ardından program sona erdi. Ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA / İSTANBUL 

  • ’12 Eylül Askeri Darbesi AKP ile devam ediyor’-VİDEO

    ’12 Eylül Askeri Darbesi AKP ile devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA- 42. yıl dönümünde 12 Eylül Askeri Darbesi’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan DAD, HDP ve DEDEF temsilcileri “12 Eylül darbesi AKP ile devam ediyor” ifadelerini kullandılar.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanları Dilber Aslan ile Ali Şeker, Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi Zübeyde İnce ve Dersim Dernekleri Federasyonu’ndan (DEDEF) Murat Soyaktaş, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42. yılına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “DEMOKRASİ VAR İSE NEDEN ZORUNLU DİN DERSLERİNE TABİ TUTULUYORUZ?”

    “12 Eylül darbesi denilince akla vahşet, zulüm, katliam geliyor. Akla 17 yaşında idama götürülen Erdal Eren geliyor” diyen HDP üyesi Zübeyde İnce, antidemokratik uygulamaların sürdüğünü belirtti. İnce, “Bu ülkenin her şeyi yalan üzerine kurulmuş. Yalanın da ömrü kısadır. Yakında çökecektir ve bu halk yalancılardan kurtulacaktır. “Ülkemizde demokrasi var” diyorlar. Tamamen yalan. Eğer demokrasi var ise neden zorunlu din derslerine tabi tutuluyoruz. Küçükken okulda Kürtçe konuştuğu için dayak yiyen arkadaşlarımı hatırlıyorum. Demokrasi bunun neresinde? Dilerim bu zulüm bitecek. Hiçbir zalimin zulmü sonsuza kadar gitmemiştir. Her zalimin sonu mutlaka hüsrandır” ifadelerini kullandı.

    “İMAM HATİPLER KENAN EVREN’İN ÜRÜNÜ”

    DEDEF’ten Murat Soyaktaş ise “AKP, askeri faşist cuntanın devamcısı olarak bugün bu ülkenin başına bela olmuştur. Eğitim sisteminden inançlara kadar her şeyi kendisi şekillendiriyor. Binlerce muhalif derneğin kapatıldığı, sürgünlerin yaşandığı, binlerce kişinin sakatlandığı, tutuklandığı süreç devam ediyor. İmam hatipler Kenan Evren’in ürünü. Onları takip eden bir sistem var. Bu sistemi topyekun değiştirmek için herkesi bir araya gelmesi gerekiyor. Birlikteliği önümüzdeki seçimlerde de göstermeli” diye konuştu.

    “ADI KONULMAMIŞ 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ YAŞIYORUZ”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan da 12 Eylül’ün devam ettiğini söylerken, “Bizler de 12 Eylül’ün mağdurlarındanız açıkçası. Çok ağır süreçlerdi. Gelinen noktada 12 Eylül’de yaşadıklarımızın devam ettiğini görüyoruz. Özellikle AKP iktidarı ile bu daha da perçinleşti. Adı konulmamış bir 12 Eylül askeri darbesi yaşıyoruz. Bu ülkede kazanılmış haklar yok edildi. Birçok insan bunun farkında değil. Bu iktidarın gitmesi gerekiyor. Belki o zaman toplumsal muhalefetin önündeki engeller kaldırılabilir. Kürtler ve Alevilerin kurucu yurttaşlık talepleri de dahil belli taleplerin önü açılacaktır. 12 Eylül demek açıkçası zulüm demekti” dedi.

    “DARBE SOLUN ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN YAPILMIŞTIR”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker ise “12 Eylül darbesi, Türkiye’de gelişen sol ve muhalefetin önünü kesmek için bilinçli yapılmıştır. Sistem her zaman bu tür manevraları yapıyor. 100 yıllık tarihtede hiçbir zaman demokrasi yoktu. Halkların dili yasak. İfade özgürlüğü yok. Gelin helalleşelim” şeklinde konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • DAD İstanbul Şubesi’nden ana dilde eğitim talebi ve zorunlu din dersi tepkisi-VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi’nden ana dilde eğitim talebi ve zorunlu din dersi tepkisi-VİDEO

    PİRHA-Okulların açıldığı bugün  zorunlu din dersleri başta olmak üzere eğitimdeki sorunlara dair bir basın açıklaması yapan DAD İstanbul Şubesi, ana dilinde konuşmak, eğitim görmek talebini dile getirirken, “Zorunlu din dersi ile inanca yasak devam ediyor” dedi.  

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Türkiye’de okulların açıldığı ilk gün zorunlu din dersleri başta olmak üzere eğitimdeki sorunlara ilişkin bir basın açıklaması yaptı. İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan dernek binasında yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sultangazi ilçe örgütü temsilcileri ile Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker Kırmançki yaptığı konuşmasında ana dil üzerindeki baskı ve yasaklara değinerek, kültüre ve inanca sahip çıkma çağrısında bulundu.

    Basın metnini ise DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan okudu.

    “BİZİM İNANÇ ÖNDERİMİZ DEĞİLSİNİZ”

    Aslan, “Ana dilinde konuşmak, eğitim görmek zulme tabi, zorunlu din dersi ile inanca yasak devam ediyor. Sınıflar 40 kişilik, öğretmenler atanmamış. İmama yatırım yapan güya laik bir eğitim hedefinizde” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Eğitim; öğrenileni davranışa dönüştürme eylemidir demek yanlış olmaz. Bu eğitim ve öğretim yılında Alevi çocukları ve din eğitimi talebi olmayan çocukların artık zorla başkalarının inançlarının davranışını edinmekten kurtulacağını umut etmiştik, öyle olmalıydı. AİHM zorunlu din dersi anayasaya aykırıdır, diye karar vermişti. Bu kararın uygulanmasını, bununla ilgili düzenleme programı beklerken cumhurbaşkanın açıklamasına bakalım:

    “Allahsız, Muhammetsiz, Alisiz Alevilik olmaz. Sapkın zevklerin üzerine inşa edilenlerle insanlık olmaz. Milli, manevi değerlerimize, kırmızı çizgilerimize tecavüz eden herkes ayağını denk almalıdır” dedi. Bu ülkenin cumhurbaşkanına 1982 Anayasası bile insanlara neye nasıl inanacakları konusunda çerçeve çizme hakkı tanımamıştır. Ayrıca kendinden farklı inanca sahip olan insanlara ve inancın içeriğine sapkın tanımlaması yapma hakkı da tanımaz. Ayrıca Aleviler inanç çerçevelerini belirleme konusunda size yetki de vermediler. Siz bizim inanç önderimiz değilsiniz.

    Sapkınlık konusunda herkes kendi inanç alanını gözden geçirsin. İnsaf diyoruz. Milli ve manevi değerler derken, herkesin maneviyatı kendine, senin inancın neden benim maneviyatım oluyor. Nasıl da aşikar ediyorsunuz bize reva gördüğünüzü. Bizim çizdiğimiz çerçevenin dışına çıkarsanız ayağınızı denk alın diyorsunuz. Ayağımız oldukça denk. Bu tehdidin altında yatan tarihte çok tanık olduğumuz katliamlar hatırlatmasıdır. Merak etmeyin unutmamıza pek fırsat vermiyorsunuz. Aklımızda.

    “BUGÜN 12 EYLÜL’Ü ARATAN BİR İSTİBDAT REJİMİ VAR”

    Açıkçası siz ne söylediğinizi çok iyi biliyorsunuz. Biz de sizi o düzeyde anladık. Önlemimizi de öyle alıyoruz. 100 yıllık pratikte de tüm iktidarlarınızla katliamımıza ferman dizerken, asimile etmek için her yolu mübah saydınız. 12 Eylül faşist rejimi binlerce evladımızın canına kıydı, asimilasyon kırımı görevini tamamlamak için. Bugün 12 Eylül’’ü aratan istibdat rejimi var.’ Sarayımda keyfimi bozmayın. Bu ülkede eğitimin bir tek amacı olmalı. Sarayıma biat edecek insana ihtiyacım var, onun dışında başka bir sonuç ortaya çıkmamalı.’ Zaten biat edemeyenler de kaçacak yer arayışında.

    Bu tavrınız, bu beklentiniz ülkede hak, hukuk, adalet bırakmadı. Yalan, talan, savaş, zulüm ürettiniz. Yoksulluk, yoksunluk ürettiniz. Manevi değer diyorsunuz da, Urfa adliyesi önünde Emine Şenyaşar diye bir kadın var. Her gün adalet diye ellerini Allah’a açıyor, hasta tutsak anneleri var onlar da ellerini Allah’a açıyor. Zulme ortak olanların kulakları sağır. Maneviyatınız sarayın dışına çıkamıyor. Onlara ulaşamıyor. Sizin inanmak, maneviyat diye bir derdiniz yok. Ahlaki değerleri güçlü barındıran maneviyat toplumsal meşru alandır. Lakin maneviyata iktidar ve çıkarcı yaklaşım meşruluğunuzu da sorgulatan bir yerdedir.

    Kurduğunuz saray rejiminin devamını sağlayacak, sorgulamayan, düşünmeyen, körü körüne inanan insan yetiştirmek. Bir zamanlar tarif etmiştiniz, ‘uzaya yol yaptık desek taraftarlarımız inanır’ diye. Büyük emek veriyorsunuz. Birkaç bakanlığın bütçesini kullanan Diyanet, zorunlu din dersleri ile okullara yetmedi, Alevi inancının yaşatıldığını gördüğünüz her yere müdahale edip, manevi değer tanımlaması, tehdit, ayak denkleştirme, kırmızı çizgiler.

    “ANA DİLDE KONUŞMAK, EĞİTİM GÖRMEK ZULME TABİ”

    Sonuç ortada. Ülkede yüzü gülen, yarına umutla bakan insan kızı, insan oğlu bırakmadınız. Ana dilinde konuşmak, eğitim görmek zulme tabi, zorunlu din dersi ile inanca yasak devam ediyor. Sınıflar 40 kişilik, öğretmenler atanmamış. İmama yatırım yapan güya laik bir eğitim hedefinizde. İlk sınıflarda kitabı parasız yapmış ama sırayı, kalemi, tahtayı, bilgisayarı velinin sırtına yüklediniz. Diyanet 4 bakanlık bütçesinde sefa sürüyor. Halk aç, halkın evlatları okuduğu meslekte iş bulamıyor. İş çok deyip yalan ile ‘kağıt toplayıcısı ol nerden iş yok’ diyor sefa sürenler. Durmadan paralı üniversite açıp, ebeveynin üniversiteli iş sahibi olsa bile ömür boyu eğitimine yatırılan parayı karşılayamayacak bir sistem kurdunuz.

    Biz Aleviler, Kürtler ve ötekiler için yeniden bir anayasa ve bu seçimde seçimli kurucu meclis olmadan her çözüm tali olacaktır. Eski akılla ve dikta rejimi benzerleri yokluğumuz üzerine plan yapmaya devam etmektedir. Alevi haklarımızı tekrar oyalayan asimilasyon cenderesinden uzak durarak, demokratik bir gelecek için yeni anayasa, seçimli kurucu meclis ve kurucu yurttaşlık fikrinde birleşmeye çağırıyoruz. Başka türlü eşit yurttaşlık fikirleri de altı boş yaklaşımlar olacaktır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • CHP’li Ali Şeker, Aysel Tuğluk ve Gültan Kışanak’ı ziyaret etti

    CHP’li Ali Şeker, Aysel Tuğluk ve Gültan Kışanak’ı ziyaret etti

    PİRHA- CHP Milletvekili Ali Şeker, Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan ve sağlık sorunları yaşayan HDP’li siyasetçi Aysel Tuğluk ile Gültan Kışanak’ı ziyaret etti. Şeker ziyarete ilişkin, “Demokrasiye karşı işlenen bir cürüm var ve bunun sonucunda da bu kişiler hedef seçilmiş durumda. Tuğluk’la ilgili bir Adli Tıp süreci acilen sonuçlandırılmalı. Aysel Tuğluk’un sağlığına kavuşması için tahliye edilmesi şart” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan demans hastalığı teşhisi konulan ve sağlık sorunları yaşayan HDP’li siyasetçi Aysel Tuğluk ile Gültan Kışanak’ı ziyaret etti.

    Şeker yaptığı ziyareti sosyal medya hesabından paylaşarak, “Kandıra cezaevinde Aysel Tuğluk ve Gültan Kışanak’ı ziyaret ettim. Aysel Hanım’ın demans hastalığının cezaevi koşullarında tedavisi mümkün değildir. Adli Tıp Kurumu’nun incelemesini acilen tamamlaması ve cezaevinden tahliyesi tıbbi ve insani bir gerekliliktir” ifadelerini kullandı.

    “AYSEL TUĞLUK’UN SAĞLIK DURUMU ACİLEN TAHLİYESİNİ GEREKTİRİYOR”

    Ziyarete ilişkin PİRHA’ya da konuşan Şeker, şunları dile getirdi:

    “Aysel Tuğluk’un sağlık durumu acilen tahliyesini gerektirecek noktada. Hasta insanların tutuklu olarak kalması kesinlikle doğru değil. Mutlaka cezaevi koşullarından çıkartılıp, bir an önce sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi gerekiyor. Bir hekim olarak bunu gözlemledim. Gülten Kışanak’la da bir görüşme yaptım. İkisi de iyiydi, moralleri yerindeydi.

    “DEMOKRASİYE KARŞI İŞLENEN BİR CÜRÜM VAR VE BU KİŞİLER HEDEF SEÇİLMİŞ DURUMDA”

    Bu dönem maalesef siyasi olarak bedel ödetilen bir dönem. Gerek Selahattin Demirtaş gerek Aysel Tuğluk gerek Gültan Kışanak ve diğer siyasi tutuklular bu dönemin bedelini ödüyorlar. Demokrasiye karşı işlenen bir cürüm var ve bunun sonucunda da bu kişiler hedef seçilmiş durumda. Aynı şekilde Gezi tutukluları da bu dönemin bedelini ödüyorlar. Bu bedel demokrasi adına ödeniyor. Bu insanlar haksız yere tutuklular. Bu sürecin bir an önce son bulması için hepimize görevler düşüyor. Türkiye’de barışın bir an önce sağlanması gerekiyor. Bu kapsamda da demokratik siyaset mücadelesi verenlere uygulanan bu tecrit ve cezalandırma sürecinin de bir an önce son bulması gerekiyor.

    “TUĞLUK’UN ADLİ TIP KURUMU SÜRECİ ACİLEN SONUÇLANDIRILMALI”

    Son olarak şunu söylemek istiyorum; Aysel Tuğluk’la ilgili bir Adli Tıp Kurumu süreci var. Bunun acilen sonuçlandırılması gerekiyor. Aysel Tuğluk’un sağlığına kavuşması için tahliye edilmesi şart. Türkiye’deki bütün yurttaşların adalete ihtiyacı var ama bazılarının adalete olan ihtiyacı daha acil. Aysel Tuğluk da bunlardan birisi.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Başköylü Hasan Efendi’nin yol süreğinin son temsilcilerinden Ali Hıdır Çetin Hakk’a yürüdü

    Başköylü Hasan Efendi’nin yol süreğinin son temsilcilerinden Ali Hıdır Çetin Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Alevi yol önderi Başköylü Hasan Efendi’nin yol süreğinin son temsilcilerinden Ali Hıdır Çetin Hakk’a yürüdü. Çetin, 8 Ağustos Pazartesi günü Dersim Nazımiye Cemevi’nde yapılacak hakka uğurlama erkanının ardından Geriş Köyü’nde toprağa sırlanacak. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Alevi yol önderi Başköylü Hasan Efendi’nin yol süreğinin son temsilcilerinden olan Ali Hıdır Çetin‘in Hakk’a yürüdüğünü duyurdu.

    Şeker, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Başköylü Hasan Efendi’nin yol süreğinin son temsilcilerinden Ali Hıdır Çetin de Hakikat kervanına katıldı. Hakka yürüdü. Vorte gul nurde bo. 1952 yılından beri Başköylü pirimiz Hasan Efendi’nin yanına varıp, kendisinden yol, erkanı öğrendikten sonra hiçbir vakit Başköy’deki efendinin türbesinden ayağını kesmeyip; hizmet eden canımızın yaşamı da efendinin yaşamı gibi arınmış, her şeyi yiyip, içmemiştir. Adeta efendinin dediği gibi “Yol pirlerden biter, talipten devam eder” sözünü doğrulamış, yaşamıştır. Aşk ile. Üzgünüm” ifadelerini kullandı.

    Ali Hıdır Çetin, 8 Ağustos Pazartesi günü (yarın) Dersim Nazımiye Cemevi’ndeki hakka uğurlama erkanının ardından Geriş Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA / DERSİM

  • Sevenlerinden Sümbül Beltir’e: Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız-VİDEO

    Sevenlerinden Sümbül Beltir’e: Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen DAD geçmiş dönem genel merkez yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir için büyük üzüntü duyuldu. Sevenleri, arkadaşları sosyal medya paylaşımlarında “Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü. Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız” dediler. 

    İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) geçmiş dönem genel merkez yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir için sosyal medyada mesajlar paylaşıldı. Alevi kadın hareketi içerisindeki emeğine de değinilen mesajlarda büyük üzüntü duyulduğu belirtilerek, “Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız” denildi.

    “ALEVİ KADIN ÖRGÜTLENMESİNDE EMEĞİ BÜYÜKTÜ”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu yaptığı paylaşımda “Sümbül ablamızın ani gidişi hepimizi üzdü… Yolu ışık menzili mübarek mekanı Ulu Pirlerimizin yanı olsun. Cümle sevenlerinin ve hepimizin de başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Songül Koçlu Beltir için “DAD geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi kadın aktivist Sümbül Koçlu Beltir, İzmir Dikili’de geçirdiği trafik kazası sonrası Hakk’a yürüdü. Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü. Mütevazi kişiliği, anacıl yaklaşımı, saflığı ile bizler için birer mihenk taşıydı. O, ayağını dostlarının eşiğinden ayırmayan, toplumunun yüzünü güneşe, aya, iyiye doğruya, güzele çevirendi. Devri daim olsun…Vorte gul nurde bo..” paylaşımını yaptı.

    Alevi aktivist Songül Tunçdemir de mesajında “Çok üzgünüm. Devrin daim olsun. Seni hiç unutmayacağız Sümbül Beltir” dedi.

    “GERİDE KALANLARA BÜYÜK ACI BIRAKTI”

    Sanatçı Dıle Munzur ise “Yıllardır kaybettiği evladının hasreti, acısı içindeydi. Bu acısı son buldu ama şimdi kendisi, geride kalanlara büyük bir acı bıraktı. Az önce edindiğimiz habere göre maalesef Sümbül ablamızı İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu kaybetmişiz. Güzel ablamın devri daim olsun. Ailesine sevdiklerine ve DAD’a baş sağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “O, AYAĞINI DOSTLARININ EŞİĞİNDEN AYIRMAYANDI”

    CAN TV emekçilerinden Menşure Karabulut Morsünbül de yaptığı paylaşımda “DAD geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi kadın aktivist Sümbül Koçlu Beltir, İzmir Dikili’de geçirdiği trafik kazası sonrası Hakk’a yürüdü. Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü” dedi.

    “MÜCADELE AZMİNİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ”

    Fotoğrafçı Yüksel Uygun, Beltir için “Uğurlar olsun Sümbül, senden önce gidenlere selam götür” mesajını paylaşırken; bir diğer fotoğrafçı Kerim Eren de “Sümbül Beltir, her zaman çizginin bu yanında, haktan ve doğrudan yanaydı. Devri daim olsun…” dedi.

    Hüseyin Altay ise paylaşımında “Sevgili Sümbül can devrin daim olsun. Toprak ana şefkatiyle seni kucaklasın. Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağım” ifadelerine yer verdi.

    Sümbül Koçlu Beltir’in cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemelerin ardından İstanbul’a getirilerek toprağa sırlanacak.

    Sünbül Koçlu Beltir, Hızır ayına ilişkin PİRHA‘ya verdiği demeçte, Hızır’ın Alevi inancındaki önemini vurgulamıştı.

    PİRHA / İSTANBUL
  • Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘çürük, sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki gösteren HDP’li ve CHP’li vekiller, Erdoğan’ın sözlerinin utanç verici olduğunu belirttiler.  Vekiller, “Gezi, Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda halkın verdiği mücadeledir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki yağıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Habip Eksik ve Murat Çepni ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Ali Şeker, Erdoğan’ın hakaretine tepkilerini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanının üslubunu eleştiren vekiller, Gezi Direnişi’nin AKP iktidarının kaybetmeye başlamasında bir kırılma anı olduğunu belirterek tüm baskı ve yasaklamalara rağmen 9. Yılında Gezi için hala onlarca insanın sokağa çıkmasının AKP iktidarını korkuttuğunu söylediler.

    “AKP İKTİDARI YALAN VE KAOSTAN BESLENİYOR”

    HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, AKP’nin kendisini yalanlarla var eden bir siyasi parti olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

    “AKP, her sıkıştığında Türkiye toplumunu kutuplaştırıp, kaotik bir ortama sürükleyip, kendince kendine bir alan açmaya çalışıyor. Bunu 7 Haziran’la Kasım’da olan iki seçim arasında da görmüştük. Dönemin Başbakanı ‘beyaz toroslar’ lafını söylemişti. İktidarın yönettiği kurumların görevlerini tam anlamıyla yerine getirmemesi sebebiyle, Türkiye’nin birçok noktasında IŞİD’in bombalı eylemleri yaşanmıştı. Bu saldırıların failleri hala net bir şekilde ortaya çıkartılmadı. AKP yalan, sahtekarlık ve kaotik ortamlardan beslenme politikası yürütüyor. Gezi olayları Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda bir halkın mücadelesidir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. AKP hem doğa hem de demokrasi düşmanıdır. Halka düşman olan bir siyasi iktidardan da başka bir şey beklenmez. Ahlaksızca diyebileceğimiz söylemler de bulunuyorlar.”

     “CUMHURBAŞKANININ ÇIKIP BİR AN ÖNCE ÖZÜR DİLEMESİ GEREKİR”

    AKP’nin geçmişte de ‘deri ceketliydiler, içkiliydiler, camilere girdiler’ diye yalanlar söylediğini anımsatan Eksik, “Ancak hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Caminin müezzini vicdanlı ve ahlaklı olması dolayısıyla böyle bir şeyin olmadığını da açıkladı. Ancak siyasi iktidar bu yalanı hala devam ettiriyor. Özellikle de Gezi’de taleplerini dile getiren kadınlara karşı son derece ahlaksızca söylemlerde bulunmuşlardı. Bu durum asla kabul edilemez. Konumu, statüsü ne olursa olsun kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yok. Cumhurbaşkanının çıkıp bir an önce özür dilemesi gerekir. Olması gereken budur. Siyasetin izlenmesinin sebebi de AKP iktidarının kaybediyor oluşudur. AKP gidiyor” diye belitti.

    “TÜM BASKILARA RAĞMEN İNSANLARIN SOKAKLARA AKMASINDAN KORKUYORLAR”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni de, Cumhurbaşkanının dilinde ne varsa beyninde de o olduğunu ve beynindekini diline yansıttığını belirterek şunları söyledi:

    “AKP bir yalan iktidarı. Tüm kamuoyunun bildiği gerçekleri kendi havuz medyası üzerinden gerçekmiş gibi lanse etmeye devam ediyor. Bundan başka hiçbir siyaseti kalmamış durumda. Kadınlara yönelik düşmanlığı da biliniyor zaten. Aynı zamanda Gezi’ye olan düşmanlığı da biliniyor. Her fırsatta kafasının arkasındaki ideolojik argümanlar neyse ona uygun hakaretler ediyor. AKP’nin bundan başka bir politikası da kalmamış durumda. Gezi’den korkusunun sebebi de bu. Gezi tüm bu politikalara karşı demokrasi, özgürlük, adalet diyenlerin, gençlerin, LGBTİ+’ların, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların bütün halkın meydanlara aktığı bir olaydır. Saraya karşı, faşizme karşı sokaklara çıktılar. Diktatörlük doğal olarak bundan korkar. Diktatörlük hayır diyen herkesten korkar, itiraz eden herkesten korkar ve onları düşmanlaştırır. AKP de bunu yapıyor. Ama bunun dertlerine çare olmayacağını söyledik. Bu çabaların hepsi nafile.

    “BU HAKARETLERİ YAPANLAR BUNLARIN HESABINI VERECEKTİR”

    Gezi’nin 9. yılında da görüldüğü üzere birçok alanda insanlar, baskılara rağmen alanlara çıktılar. 8 Mart meydanlarına, Newroz meydanlarına, 1 Mayıs meydanlarına aktılar. Tüm baskılara rağmen halk iradesi dimdik ayakta. Bu da onları çıldırtıyor. Bu çirkin saldırının sebebi de bu sokakları hiç boş bırakmayan, kimliğine, özgürlüğüne her koşulda sahip çıkan, mücadelesini verenler oldu kadınlar. Bir gün bu hakaretleri yapanlar bunların hesabını verecektir.”

    “ÖTEKİLEŞTİRME VE NEFRET DİLİNİ KULLANMAK SUÇTUR”

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal söz konusu hakarete ilişkin, “Allah kimseyi Tayyip Erdoğan’ın durumuna düşürmesin. Neden? Çünkü sıradan bir vatandaşın dahi bu şekildeki söylemleri Türk Ceza Kanunu’nun 216 maddesine göre ayrımcılık ve bu ayrımcılık nedeniyle suç işlemektir. Ötekileştirme ve nefret dilini kullanmak suçtur. Bir Cumhurbaşkanı bu toplumun doğasından, 84 milyondan, uçan kuşundan, böceğinden, suyundan her şeyinden sorumludur. Tüm insanları kucaklaması gerekir. Ettiği Cumhurbaşkanlığı yemini metni bunu gerektiriyor. Dünyanın hiçbir ülkesinin Cumhurbaşkanı, devlet başkanı bu şekilde bir üslup kullanmaz” dedi.

    “SEÇİMLERE GİDERKEN KAOS YARATMA PEŞİNDELER”

    Siyasi iktidarın bu dille gerginlik politikası yarattığını söyleyen Tanal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilerek isteyerek planlanarak yapılan bir politikadır. Seçime giderken nasıl kaos yaratırızın bir örneğidir bu. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseye karşı nefret dilini kullanmadan ancak ve ancak kardeşçe, demokrasi içerisinde, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde bu ülke kalkınabilir. Nefret dili ile hiçbir yere varamayız. Devletin amaç ve görevi toplumun huzur ve güvenliğini sağlamaktır. Ayrıca devlet vatandaşının maddi manevi anlamda gelişmesini de sağlamalıdır. Cumhurbaşkanı yasalarda yazan maddelere riayet etmiyor. Tam tersi davranıyor. Cumhurbaşkanının yaptığı yasalara göre suçtur.”

    “61 YAŞINDAYIM BÖYLE BİR KELİMEYİ AĞZIMA ALMADIM”

    Seçim sürecine girildiğine dikkat çeken Tanal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır. Geçmişteki tüm seçim süreçlerine baktığımızda da her zaman toplumu geren, kutuplaştıran söylemlerde bulunmuştur. Kimsenin bu oyuna gelmemesi lazım. Ancak kardeşçe, barış içerisinde, kimseyi ötekileştirmeden kalkınabiliriz, ilerleyebiliriz. Adalete, demokrasiye böyle kavuşabiliriz. İnsanlar ekonomik kriz nedeniyle perişan durumda. Vatandaş tarlasına tohum ekemiyor, ektiği tohuma gübre bulamıyor. Bu aynı zamanda gündem değiştirmektir. Ben 61 yaşındayım, bazen kavga ettiğim, tartıştığım oldu. Ancak böyle bir kelimeyi ağzıma almadım. Vatandaşımız bu söylenenleri unutmayacaktır. Seçimlerde gereken cevabı verecektir.”

    “BU SÖYLEM TÜRKİYE ADINA BİR UTANÇTIR”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise siyasi iktidarın kullandığı dilin kimseye bir şey kazandırmayacağını ifade ederek; “Cumhurbaşkanı bulunduğu makama da yakışmayan bir üslup sergilemiştir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına böyle bir hakareti, o makamda oturan bir kişinin yapması Türkiye adına da maalesef bir utançtır. Camiye girdiler yalanı bilinçli olarak tekrarlanıyor. Kabataş ve Dolmabahçe yalanının gerçek olmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen tekrar tekrar gündeme getiriliyor ve insanlar bunun üzerinden kutuplaştırılmaya çalışılıyor. Asıl mahkum edilmek istenen Gezi’de bir araya gelen kardeşlik, barış, demokrasiyi, çevreyi ve doğayı Koruma duygularıyla birleşen insanların birlikteliğidir. O birliktelik gerçekleştiğinde iktidar kaybediyor. İktidarın kaybetmeye başlamasının temeli Gezi’ye dayanıyor. 9 yıl geçmesine rağmen Gezi ruhu büyüyerek devam ediyor ve iktidarın korkulu rüyası olmaya devam ediyor” diye konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Şeker: Tertele bitmedi; dilde, inançta, kültürde asimilasyon ile sürüyor-VİDEO

    Şeker: Tertele bitmedi; dilde, inançta, kültürde asimilasyon ile sürüyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim Tertelesi’nin 85. yıl dönümü vesilesiyle PİRHA’ya konuşan DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, yüzleşilme çağrısında bulundu. Şeker,  “Tertele bitmedi. Dilde, inançta, kültürde asimilasyon sürüyor. Arşivler açılsın. Katledilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim ismi iade edilsin. Hala dili, inancı yasak” diye konuştu.

    Dersim Tertelesi’nin 85. yıl dönümü dolayısıyla PİRHA‘ya açıklamalarda bulunan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Tertele’nin devam ettiğini belirtirken, “Tertele bitmedi. Dilde, inançta, kültürde asimilasyon sürüyor” dedi. Şeker ayrıca arşivlerin açılmasını, katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanmasını, Dersim isminin iade edilmesini, yaşananlar ile yüzleşilmesi gerektiğini kaydetti.

    “TERTELE BİTMEDİ”

    85 yıl önce yaşanan katliama ilişkin “1937-1938’de Dersim; Kürt ve Alevi, Rae Haq mensubu olduğu için vuruldu” diyen Şeker, Tertele’nin devam ettiğini söyledi.

    Şeker, şöyle konuştu:

    “Selçuklular dönemi de dahil her dönem çıban başı olarak görüldü. Dersim coğrafyası bugünkü Tunceli ile sınırlı değildir. Birçok yerde katliamlar yapıldı. Dersimliler kendi yasını tutmuyor. Kendilerine göz yaşı dökmüyor. Bu çok acı bir şey. Başkaları için göz yaşı döküyor ama kendisine dökmüyor. Kendi değerlerimize, ocaklarımıza, ziyaretlerimize, pirlerimize, doğamıza sahip çıkacağız.”

    “DERSİM’İN SÜRGÜN EDİLEN KIZ ÇOCUKLARI VAR”

    Şeker, Dersimlilerin 85 yıldır travma içinde yaşadığını belirtirken, “Dedelerimiz, nenelerimiz kendi başından geçenleri bizlere anlatmadılar. Çocukların psikolojisi bozulur, başlarına bir şey gelir diye suskun kaldılar. Ama son dönemde bu açığa çıktı. Dersim’im sürgün edilen kız çocukları var. 12 bine yakın insan batının birçok yerine sürgün edildi. 1947 affından sonra bir kısmı geri gelmiştir. 4 Mayıs 1937 mecliste Tertele kararının alındığı tarihtir. Her sene bunu lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞMEK, HELALLEŞMEK İSTİYORUZ”

    “Bugün beyaz asimilasyon devam ediyor” diyen Ali Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dilde, inançta, kültürde asimilasyon sürüyor. Diğer Alevi sürekleri Dersim’e şaşı bakarlar. Bugünlerde yanımızda görmüyoruz. Bu konuda biraz sitemim var. Kendi değerlerine sahip çıkmıyorlar. Yüzleşmek gerekir. Arşivler açılsın. Katledilenlerin mezar yerleri belli değil. Dar ağacına gidenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim ismi iade edilsin. Hala dili, inancı yasak. Cemevlerinin statüsü yok. Bu konuda sıkıntılar devam ediyor. Dersim davası çok önemli bir davadır. Başköylü Hasan Efendi diyor ki; “Ulu divan kurulsun. Dersim davası Kerbela davasından daha önce gündeme gelecektir.” Dersim’de yapılan zulmü, hakareti çok içselleştirmiştir. Yüzleşmek, helalleşmek istiyoruz.”

    Barış KOP / DERSİM

  • ‘Hawtemal’de bütün canlılar üç gün toprağa secdeye gelir’-VİDEO

    ‘Hawtemal’de bütün canlılar üç gün toprağa secdeye gelir’-VİDEO

    PİRHA-Aleviler için kutsal olan ve baharın gelişini ifade eden ‘Kara Çarşamba’ ve ‘Hawtemal’ ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan DAD İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, unutulmaya yüz tutan geleneklerin devam ettirilmesi gerektiğini kaydetti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, Aleviler için baharın başlangıcı olarak görülen ve kutsal olan ‘Kara Çarşamba’, ‘Hawtemal’ ile ‘Newroz’a ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Özellikle Dersim coğrafyasında çetin geçen kış mevsiminden sonra baharın gelişi çeşitli inanç ve ritüellerle karşılanır.

    Şeker, unutulmaya yüz tutan gelenekleri anlatırken; eski ve kadim bir inanca ait olan bu ritüellerin devam ettirilmesi gerektiğini kaydetti.

    “KARA ÇARŞAMBA BİRÇOK İNANÇTA VAR”

    Hızır ayından sonra baharın geldiğini belirten Şeker, ‘Kara Çarşamba’ geleneğinin birçok halk ve inançta yer aldığını söyledi. Şeker şöyle konuştu:

    “Özellikle Dersim coğrafyasında kutlanır. Pirler, analar, mürşitler taliplerine giderler. Dua ederek taliplerini üç kez şilandan (kuşburnu ağacının dalından yapılmış çember) geçirirler. Kara Çarşamba’da fazla yolculuk yapmazlar. Herkes evini temizler. Lokmalarını yaparlar.

    HAWTEMAL’DE BÜTÜN CANLILAR ÜÇ GÜN SECDEYE GELİR

    ‘Raa Haq’ inancı güneşi, havayı, suyu, toprağı kutsar. Kara Çarşamba’da dere kenarından getirilen taşlar evin bacasının etrafına dizilir. Hawtemal zamanı da giderlerdi, dereden su getirirlerdi. Ya da derede, çayda duş alırlardı. Dereden getirilen suyu evin içine, çevresine, hayvanlara serperlerdi. Çocuklara içirirlerdi. Lokma dağıtırlardı. Yakında ziyaret var ise oralar ziyaret edilirdi. Ayrıca inancımıza göre Hawtemal’de bütün canlılar üç gün toprağa secdeye gelir. Dedelerimiz, nenelerimiz üç gün ağaç kesmezdi, balta vurmazlardı. Hawtemal’de dokuz gün oruç tutanlar da var.”

    Hawtemal’in ayrıca Newroz’a denk geldiğini belirten Şeker, “Kürtlerin kadim bayramlarından biridir Newroz. Bu coğrafyada yeni yılın başlangıcıdır” diye konuştu.

    “BİRÇOK GELENEĞİMİZ UNUTTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Şeker, “İnancımız çok eski ve kadim bir inançtır. Maalesef asimilasyon ile birçok geleneğimizi ve inancımızı unutturmaya çalışıyorlar. Dilimizi, inancımızı, kültürümüzü unutturmamak gerek. Pirler, analar eskisi gibi taliplerini ziyaret etmelidir. Talipleriyle ibadet etmelidir” diyerek Alevi toplumunun inancına sahip çıkmaya çağırdı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi kurum temsilcileri: PİRHA, Alevilerin nefesidir, dayanışma içerisindeyiz-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri: PİRHA, Alevilerin nefesidir, dayanışma içerisindeyiz-VİDEO

    PİRHA-PİRHA’ya getirilen erişim engelleme kararına yönelik tepkilerini paylaşan birçok Alevi kurum temsilcisi, PİRHA ile dayanışma içerisinde olduklarını ifade ettiler. 

    2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.

    PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Birçok Alevi kurum temsilcisi de konuya ilişkin mesajlarını paylaştı:

    “PİRHA DEMEK ALEVİ TOPLUMU DEMEKTİR”

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan: Pir Haber Ajansına getirilen erişim yasağı ile Alevi toplumunun haber alma özgürlüğü haksızca elinden alınmıştır. Bu karar bir an evvel geri alınmalıdır.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Celal Fırat: Zulüm nereden gelirse gelsin bu zulmün karşısında durmamız lazım. Şu günler ki toprağa cemrenin düştüğü günler. İnsanların ötekileştirildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu kararları alanların, insanları ötekileştirilenlerin gönüllerine artık cemrenin düşmesini arzuluyoruz. Pir Haber Ajansı yalnız değildir. PİRHA demek Alevi toplumu demektir. Bu yapılanları kınıyorum.

    “ERİŞİM YASAĞINI KABUL ETMİYORUZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz: Basın özgürlüğü engellenemez. İktidarı destekleyen basın yayın kuruluşlarına her türlü destek sağlanırken, muhalefet ve Alevi basın kurumlarına yönelik çifte standart uygulamaları hızını kesmeden devam ediyor. Daha önce TV10 ve Yol TV’ye müdahale ederek Alevilerin haber alma hakkını gasp eden iktidar şimdi ise Alevilerin takip ettiği Pir Haber Ajansı’na erişim engeli getirdi. Yandaş basının, Alevi kurumlarının ve toplumunun itirazlarını ve taleplerini görmezden geldiği bir dönemde sesimiz olan PİRHA’ya uygulanan erişim yasağını kabul etmiyoruz. PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluk Alevi toplumuna yapılmış olup bir an önce bu yanlıştan dönülmesi ve erişime tekrar açılmasını talep ediyoruz. Alevilerin sesi PİRHA’nın erişim yasağı kaldırılsın.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engeli kararını protesto ediyoruz. PİRHA, bütün Alevi süreklerinin sesidir, vicdanıdır. Ezilenlerin, horlananların, ötekileştirilenlerin sesidir. Bu engellemeler doğru değildir. 25 milyon Alevinin sesi kesiliyor. Hiçbir baskı şimdiye kadar sökmedi. Bundan sonra da sökmeyecek. Devlet, Alevilerin inancından elini çekmelidir.

    “PİRHA EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ”

    Şahkulu Sultan Dergahı Müdürü Kanber Yıldırım: Dergahlar, cemevleri, Alevi -Bektaşi kurumları olarak yıllardır eşit yurttaşlık temelinde hak arama mücadelesi veriyor. Bu mücadele temelinde çeşitli etkinlikler, imza kampanyası, basın açıklaması, gösteri ve mitingler yapıyoruz. Bu mücadelelerde Alevilerin sesi sözü olan basın ve iletişim araçları yok denilecek kadar sınırlıdır. Sınırlı sayıdaki basın ve iletişim araçlarından biriside Pir Haber Ajansı. Bu anlamda sizler bizim için son derece önemlisiniz. PİRHA’nın sesinin kesilmesi Alevi kurumlarının sesinin kesilmek istenmesi anlamına gelmektedir. Bu tespitten hareketle Pir Haber Ajansı’nın kapatılmasını, müdahale edilmesini şiddetle kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Bu müdahalenin ve yasağın derhal kaldırılmasını istiyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş: Gün geçmiyor ki Alevilere yönelik baskı zulüm ve şiddet artarak devam ediyor. Dün öğrendiğimize göre Alevilerin sesi, soluğu olan PİRHA Haber ajansına erişim engeli getirilmiştir. Erişim engeli getirenleri ve yasalarını kınıyoruz. Pir Haber Ajansı’nın yanında olduğumuzu tüm dünyaya PSAKD Samsun şubesi olarak duyuruyoruz. PİRHA yalnız değildir, tüm PİRHA emekçilerinin yanındayız.

    Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı Cihan Saltuk: PİRHA için alınan erişim engelleme kararını kınıyoruz. Bu karar hukuk dışıdır. Maalesef ülkemiz dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülkelerden biridir. İnsan olmanın, kadın olmanın, özgür olmanın suç sayıldığı gibi gazetecilik de bu ülkede suç sayılıyor. Üstelik Alevilerin sesiyseniz bu suç ikiye katlanıyor. PİRHA yalnız değildir, susturamazsınız.

    “PİRHA HAKİKATİ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEK”

    Emire Ulutaş: Kontaaltı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi olarak Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağına ve Alevilerin haber alma özgürlüğüne yapılman bu baskıyı kınıyoruz.

    DAD eski Eş Genel Başkanı Saime Topçu: Pir Haber Ajansı’na yapılan keyfi, yasakçı engellemeyi Alevi bir kadın aktivist olarak kabul etmiyorum. Gazetemizden, dilimizden, kültürümüzden, televizyonumuzdan elinizi çekin. Yüzyıllardır bize yaptığınız bu tahakkümcü zihniyetinizi reddediyoruz. Pir Haber susturulamaz. Ajansımız Munzur gibi hakikati söylemeye devam edecektir.

    PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağını kınıyorum. Bu erişim yasağını derhal geri çekin PİRHA yalnız değildir.

    DAD Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak: Hak ve hakikatin sesi olan halkların, inançların, kadınların, emeğin, gençliğin sesine ses katan Pir Haber Ajansı yasakçı zihniyet tarafından engellenmiştir. Aleviler olarak bu durumu kabul etmiyoruz.

    “PİRHA İLE DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”

    PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya: Pir Haber Ajansı susturulamaz. Ülkenin dört bir yanında demokratik alanlara saldırı sürmektedir. Basın-yayın alanında da Alevilerin sesi olan, Alevilerin sorunlarını gündeme getiren PİRHA susturulmaya çalışılıyor. Bu susturmanın para etmeyeceğini belirtiyoruz. PİRHA ile dayanışma içerisindeyiz.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kepez Şube Başkanı Seher Şengulu Yılmaz: Pir Haber Ajansı yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.

    AKD Döşemealtı Şube Başkanı Ergin Kurt: Alevilerin, aydınların sesi ve dili olan Pir Haber yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.

    “PİRHA, ALEVİLERİN SESİ, NEFESİDİR”

    PSAKD Muğla Şube Başkanı İlyas Durna: PİRHA, Alevilerin sesidir susturulamaz, kapatılamaz şiddetle kınıyor, derhal bu yanlıştan dönülmesini bekliyorum.

    PSAKD Diyarbakır şube başkanı Aydın Atlı: Basın özgürlüğü demokrasinin olmaz ise olmazıdır. PİRHA’nın yayın yasağı hemen kaldırılmalıdır. Özgür basın varsa özgür toplum da vardır. Alevilerin sesi PİRHA hemen erişime açılsın.

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski başkanı Avukat Cafer Koluman: PİRHA, Alevilerin sesi, nefesi, sözü ve değeridir. PİRHA’ya erişimi engellemek Alevilerin sesini kesmektir. Bu kararı kınıyoruz. Derhal erişime açılmasını talep ediyoruz.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Kitlesellik göz doyurmasa da buluşma anlamlıydı’

    ‘Kitlesellik göz doyurmasa da buluşma anlamlıydı’

    PİRHA-Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı PİRHA’ya değerlendiren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, katılımın daha fazla olması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca Alevilerin sorunu değil” dedi.

    4-6 yaş grubundaki çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyası ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ ile devam etti. 27 Şubat Pazar günü İstanbul Kadıköy merkezli olmak üzere Türkiye genelindeki birçok noktada gerçekleştirilen buluşmada alınan karara itirazlar yükseltildi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’na ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KİTLESELLİK BAKIMINDAN GÖZ DOYURMASA DA ANLAMLIYDI”

    Alevi hareketinin dört yıldır meydana çıkmadığını belirten Aydın Deniz, şunları söyledi:

    “Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğündeki imza kampanyasıyla başlayan bu eylemlilik çok kısa bir zaman diliminde yapıldığı için kitlesellik bakımından göz doyurmasa bile önemi anlamında değerliydi. Sokağa dört yıldır çıkmayan Alevi hareketinin öncülüğünde sokağa çıkılmış olup Türkiye’deki yaklaşık yirmi meydanda diğer demokrasi güçleri ile birlikte buluşup, itirazlarını ortak şekilde dile getirdiler.

    İtirazlarımızın devamlılığını sağlamak adına yeni eylem planlarının yapılması önemlidir. Sorun sadece Alevilerin sorunu olmadığı için aynı sorumluluğu ülkedeki herkesin ve her kurumun alması gerekiyor. Karar geri geçilene kadar eylemliliklerin devam etmesi gerekiyor. Bu karar bu ülkedeki mütedeyyinleri de farklı inançlara mensup ya da inançsızları da ilgilendiriyor.”

    “TALEPLER YETERİNCE DİLE GETİRİLMEDİ”

    Demokrasi ve Laiklik Buluşması’na katılımı yetersiz bulduğunu kaydeden Ali Şeker ise “Bu sorun yalnızca Alevilerin sorunu değil” dedi. Taleplerin yeterince dile getirilmediğini belirten Şeker şöyle konuştu:

    “Talepler yeterince dile getirilmedi bence. Birçok inancın, süreğin talepleri var. Yüz yıldır devam eden bir asimilasyon politikası var. Anadilde eğitim yasak. 4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi vermek diğer bütün inançları yok saymakla beraber çocukların akıl ve ruh sağlığı açısından da derin tahribatlar yaratacaktır. Bu konuda psikologların değerlendirmeleri önemlidir.

    “HELALLEŞMEYİ ÇOK ÖNEMLİ BULUYORUM”

    Çocuklar başak vermemiş bir tarlaya benzer ve rüzgarın yönüne doğru eğilirler. Laik, demokrat, bilimsel eğitim sistemini ortadan kaldırdılar. Çocukları cehennem korkusuyla büyütmek istiyorlar. Oysa ki onlara insan, hayvan ve doğa sevgisini vermemiz gerekiyor. Diyanet yalnızca bu iktidarın sorunu değil. Yüz yıllık bir sorundur. Geçmişimizle yüzleşmemiz, helalleşmemiz gerek. Helalleşmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

    “BU İNANÇ İKTİDARLAŞMADIĞI İÇİN TEMİZ KALMIŞTIR”

    Devlet ve muhalefet elini inançlardan çekmelidir. Devletin dini olmaz. Tek dil, tek inanç olmaz. Alevilerin iradesi çok önemlidir. Bazı cemevi ve dergahlar elektrik, doğalgaz parasının alınmaması üzerine söylemler geliştirerek kitle bulmaya çalışıyor. Alevi pirleri, anaları, yazarları, aydınları, sanatçıları toplumun bir, iki adım önünde olması, yol göstermesi, dik durması lazım. Bu inanç temiz kaldıysa iktidarlaşmadığı, iktidara yaklaşmadığı için temiz kalmıştır.

    Buluşmaya katılım azdı. Daha fazla olmalıydı. Bu sorun yalnız Alevilerin sorunu değil.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • DAD İstanbul Eş Başkanlarından, HDP İstanbul il örgütüne ziyaret-VİDEO

    DAD İstanbul Eş Başkanlarından, HDP İstanbul il örgütüne ziyaret-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Eş Başkanları, HDP İstanbul il örgütünün yeni seçilen yönetimini ziyaret ederek, başarılar diledi. Toplumun demokratikleştirilme sürecinde inanç kurumlarına önemli görevler düştüğünü vurgulayan HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, “Kürtlerin ulusal birliği bu süreçte ne kadar önemliyse çeşitli inanç kesimlerinin birliği ve ortak sesi de o kadar önemlidir” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul il örgütünün yeni seçilen yönetimini ziyaret etti. HDP İstanbul il binasında gerçekleşen görüşmeye HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Eş Başkanları Dilber Asla ile Ali Şeker de katıldı.

    Yeni seçilen yönetimi tebrik eden Kadriye Doğan, “Türkiye’de yaşayan bütün inançların birbirini tanıma, birlikte hareket edebilme çağrısını iletmek için buradayız” dedi. Görüşme sırasında ayrıca tedavi edilebilmek için tahliye edilmeyi bekleyen hasta tutukluların durumu da konuşuldu.

    “ACILAR, ZULÜMLER İNSANLARI BİRLEŞTİRİR”

    HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol‘a, zorlu bir görev üstlendiklerini belirten Ali Şeker ise halkların beklentisi olduğunu kaydetti. Şeker şöyle konuştu:

    “Alevilik kadim bir inançtır. Acılar, zulümler insanları birleştirir. Herkesin kendi anadiliyle eğitim gördüğü, anayasal eşitlik hakkı istiyoruz. Büyük bedeller ödedi bu halk. Bir araya gelerek mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Aleviler olarak kim zulme uğruyorsa onun yanında olduk, olacağız. Son günlerde DİAYDER’e yönelik de büyük bir baskı ve saldırı var. DİAYDER’in yanında olduğumuzu belirtmek isteriz.”

    “TOPLUMUN DEMOKRATİKLEŞTİRİLMESİNDE ALEVİLERİN GÜÇLÜ VE BİR ARADA OLMASI ÇOK ÖNEMLİ”

    “Kişisel hiçbir kurtuluş yok. Kapsayıcı dile çok ihtiyacımız var” diyen İlknur Birol, toplumun demokratikleştirilme sürecinde inanç kurumlarına önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi.

    Birol, şöyle devam etti:

    “Demokratik toplumun kurulabilmesinin esaslarından biri, özgürlük alanlarının kendisinin güvencede olduğu bir toplum yapısı oluşturmaktır. Kolay bir şey değil. Bin yıllık alışkanlıkların, kaç yüzyıllık devlet geleneğinin kemikleşmiş kurumlarını, ideolojik arka planını bir anda tuzla buz etmek çok mümkün olmuyor. AKP-MHP döneminde stratejik olarak sistemde demokratik bir değişimin gerçekleşebilmesi için kuvvetli bir toplumsal ittifaka ihtiyacımız var.

    Savaş siyaseti karşısında toplumsal barışın inşası için de buna uygun adımlara ihtiyacımız var. İnanç kurumlarına bu yönde çok büyük görev düşüyor. Kürtlerin ulusal birliği bu süreçte ne kadar önemliyse çeşitli inanç kesimlerinin birliği ve ortak sesi de o kadar önemlidir. Özellikle çok büyük bir demokratik dinamik olan Alevi toplumu da, toplumun demokratikleştirilmesinde güçlü ve bir arada dönüşümün aktörü olarak kendini var eden pozisyonda olması bizim için çok önemli. Ama üzülerek söylemek isterim ki; birçok kesimden daha çok tartışmanın olduğu bir yer Alevi toplumu.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • DAD’dan Taksim Meydanı’nda Dersim Tertelesi ve idamlar açıklaması-VİDEO

    DAD’dan Taksim Meydanı’nda Dersim Tertelesi ve idamlar açıklaması-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 84’üncü yılında Dersim Tertelesi’nde katledilenleri İstanbul Taksim Meydanı’nda yaptığı basın açıklaması ile andı. Polisin engellemeye çalıştığı açıklamada, “Dersim ve pirimiz, pirlerimiz bizlere boyun bükeceğimiz bir tarih bırakmadılar. Kimsenin kanına girmediler. Kendisine bir istediler ise cümle varlığa iki dilediler” ifadeleri kullanıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul’da düzenlediği panelin ardından Taksim Meydanı’nda bir basın açıklaması yaparak Seyit Rıza ile birlikte idam edilenler ile Dersim katliamında hayatını kaybedenleri andı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Zeynel Özen’de açıklamaya katıldı.

    DAD İstanbul Eşbaşkanı Ali Şeker, idam edilenlerin mezar yerlerinin açıklanmasını, katliamla yüzleşilmesini söyledi. Şeker‘in konuşması sırasında polisler açıklamaya müdahale etmeye çalıştı. Taksim Meydanı’nda açıklama yapılamayacağını belirten polisler, dernek üyeleri tarafından açılan pankartın kapatılmasını istedi. Pankart kapatılmazken; DAD adına basın açıklamasını genel merkez yöneticisi Nergiz Güzel okudu.

    “KEFENLERİ, GÜNEŞ VE AYDIR”

    “Bizler 84 yıldır atalarımızın avazının mirasçıları olarak her kasım ayında yüreğimiz kanayarak kefensiz toprağa düşenlerimizi anıyoruz. Kefenleri güneş ve aydır. Harde Dewres bağrında saklamıştır” diyerek başlayan açıklamada öne çıkan satır başlıkları ise şöyle:

    “Dersim ve pirimiz, pirlerimiz bizlere boyun bükeceğimiz bir tarih bırakmadılar. Kimsenin kanına girmediler. Kendisine bir istediler ise cümle varlığa iki dilediler. Bizler bu nedenle Munzur gibi kesintisiz, Düzgün Baba gibi dik ve mağrur yürüyoruz. Devşirme bir tarihe karşı, duruşumuz dağlar, denizler ve nehirler gibidir. Meşe ağaçları gibi kökümüz derindedir.

    Bugün inancımızı ve Alevi milletleri tehdit eden kendine benzetmeye çalışan ya da benzemeye çalışan herkes şu gerçeği görmelidir. Tarihimizle yüzleşecek gücümüz var bizim. Cumhuriyet de artık beton duvarlar arasından çıkıp, tarihle yüzleşmelidir. Bu yüzleşme gerçekleşmedikçe sağlıklı bireyler oluşmayacak, sağlıklı bir demokrasi gelişmeyecek, hakikatli bir tarih yazamadığımız gibi güçlü bir gelecek de inşa edemeyeceğiz.

    “HARDE DEWRES HER YERDE NİYAZIMIZA MEKÂNDIR”

    Anayasal kurucu yurttaşlık ilişkisi ile Anadolu ve Mezopotamya halklarının ikrarlaştığı demokratik cumhuriyet gerçeğidir. Gerisi bugüne kadar çözüm üretememiştir. Yurtlarımız, börtü, böcek tüm yaşam yangın yerine dönmüştür. Her emekçi bu savaş bezirganlığı ile hanesinde rahat bir lokma yiyememektedir. Komşuluk bile yapamamaktadır.

    Pirimiz Seyit Rıza ve yarenlerini saygı ve minnetle anıyoruz. Bizlere bıraktıkları onurlu duruşa iman ediyoruz. Mücadelelerine ikrarla bağlı olduğumuzu ifade ediyoruz. Mezarları her ağacın ve her kayanın dibidir. Harde Dewres her yerde niyazımıza mekândır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Alevi inancı kimsenin reklam panosu değil’-VİDEO

    ‘Alevi inancı kimsenin reklam panosu değil’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’deki Ana Fatma ziyaretine yönelik müdahaleyi değerlendiren DAD yöneticileri Ali Şeker ile Nergiz Güzel, “Alevi inancı kimsenin reklam panosu değil. Ana Fatma Serçeşmemizdir. Devlet ve siyasetçiler, ziyaretlerimizden, inancımızdan, itikatımızdan uzak dursunlar” diye konuştu.

    Dersim’de bulunan ve Aleviler için kutsal olan Ana Fatma ziyaretine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından yaptırılan aslan heykeli ve isminin yer aldığı mermer levhalar gelen tepkiler üzerine kaldırıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eşbaşkanı Ali Şeker ile genel merkez yöneticisi Nergiz Güzel, Ana Fatma Ziyaretine yönelik çevre düzenlemesi adı altında yapılan müdahaleyi PİRHA‘ya değerlendirdiler.

    “Dersim’deki Ana Fatma ziyareti bizler için çok önemlidir” diyen Şeker, Dersim genelinde ziyaretler üzerindeki insan müdahalesine değinerek, şunları söyledi:

    “ZİYARETLERİMİZDEN, İNANCIMIZDAN UZAK DURUN”

    “CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Ana Fatma Ziyaretinde peyzaj ve çevre düzenlemesi adı altında bir takım işler yaptırdı. Kendi isminin olduğu levhalar ve aslan heykeli konuldu. İnsanlar tepki gösterdi. Ziyaretlerden uzak durun dediler. Erol ise haberinin olmadığını söyledi. İsminin yazılı olduğu mermer levhalar daha sonra kaldırıldı. Gürsel Erol, Dersim’deki ziyaretlere kendi isminin yazılı olduğu bankları, sandalyeleri, masaları gönderiyor zaten. Ayıptır.

    Devlet ve siyasetçiler, ziyaretlerimizden, inancımızdan, itikatımızdan uzak dursunlar. Ziyaretlerimiz eskiden nasıl ise öyle kalsın. Ana Fatma serçeşmemizdir. Oraya kimse heykel veya herhangi bir tabela asmamalı. Gerekirse o heykeller kaldırılıp Munzur Suyu’na atılmalıdır. Kimden izin alıp da böyle bir şey yapmışlar. Asimilasyona devam ediyorlar. Dilimiz, kültürümüz, inancımız sahipsiz mi? Ellerinizi çekin inancımızdan.”

    “ALEVİ İNANCI KİMSENİN REKLAM PANOSU DEĞİL”

    Nergiz Güzel ise Alevilerin, iktidar ve muhalefet tarafından asimile edilmeye çalışıldığını söyledi. “Alevi inancı kimsenin reklam panosu değil” diyen Güzel, “Bir inanca böyle yaklaşmak bir Alevi evladına yakışmayacak bir durumdur. İkrar verdiği inancına bir kere ters düşüyor. Alevilik, kadın inancıdır. “Kadın hak kapısıdır” diyen bir inancın içerisine getirip, eril bir yaklaşımla aslan heykeli konulması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Ana Fatma Ziyareti, görsel olarak erkekleştirilen, eril bir dil içerisine hapsedilerek; ikinci bir yere konumlandırılan bir yerdir. Alevi kadınları olarak bunu asla kabul etmiyoruz. Bizim Serçeşmemiz olan bir yerde kendi ismiyle düzenleme adı altında reklam yapılması kabul edilemez.

    Biz taşa, toprağa, ateşe, havaya inanırız. Görseli güzelleştirmek gibi bir derdimiz yok. Çıplak ayaklarla yürüdüğümüz yollarda, inandığımız yerleri kimsenin rıza almadan şeklini değiştirmeye hakkı yok. Onun kaldırılmasını istiyoruz. Böyle bir şey habersiz yapılamaz. Aleviler, hem iktidar hem de muhalefet tarafından bir şekilde şekillendirilmeye çalışılıyor. Kendi Alevileri olmamızı istiyorlar. Çok tehlikeli bir durum. Yaşadığımız asimilasyonun tek taraflı olmadığını görmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • CHP’li Vekil Ali Şeker tezkere için ‘hayır’ diyeceğini duyurdu

    CHP’li Vekil Ali Şeker tezkere için ‘hayır’ diyeceğini duyurdu

    PİRHA- CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla tezkere için “hayır” diyeceğini duyurdu.

    TBMM bugün Irak ve Suriye tezkerelerinin 2 yıl süreyle uzatılmasını görüşecek. Tezkere’ye HDP “Hayır” diyeceğini açıkladı. İyi Parti “evet” diyeceğini açıklarken CHP’nin eğilimi de “Evet yönünde.

    CHP MYK toplantısının ardından değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı da, tezkereye ilişkin kimi değerlendirmeler yapmış, “evet” sinyali vermişti.

    Bu açıklamanın ardından CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla tezkere için “hayır” diyeceğini duyurdu.

    Ali Şeker, Gelecek İçin Sol Kanat hesabından yaptığı paylaşımla kararını açıklarken, söz konusu paylaşımda “Bugün yapılacak genel kurul görüşmelerinde partimizin tezkereye destek olmamasını ve HAYIR oyu vermesini istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)