Etiket: ali şeker

  • HDP heyeti, DAD İstanbul Şubesi’nin yeni yönetimini ziyaret etti-VİDEO

    HDP heyeti, DAD İstanbul Şubesi’nin yeni yönetimini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve beraberindeki HDP heyeti, DAD İstanbul Şubesi’nin yeni seçilen yönetimini ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Kenanoğlu,  “DAD’ın kuruluş ve Alevi sahnesine çıkış süreci önemli bir noktaydı. Çünkü Türkiye’de Türk-İslam sentezci yaklaşım Alevileri boş bırakmamıştır. Aleviler üzerinde de Türk-İslam sentezi yaklaşımını oluşturmaya çalışmışlardır. DAD bu süreçte ortaya çıkarak kimliğine sahip çıkmıştır” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu beraberindeki heyet ile birlikte Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi’nin yeni seçilen yönetimini ziyaret etti.

    İstanbul Sultangazi’de gerçekleşen buluşmada Kenanoğlu’na HDP Parti Meclisi, Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday ve partililer de eşlik ederken; DAD İstanbul Şubesi Eşbaşkanları Dilber Asla ile Ali Şeker de hazır bulundu.

    DAD’ın Türkiye ve Aleviler için önemli bir kurum olduğunu söyleyen HDP PM üyesi Aday, “DAD kıymetli işler yapıyor. Elbette eksiklikler olabilir. Zor süreçlerden geçiyoruz. Hepimiz faşist saldırı altındayız. Bu kurumları ayakta tutup, büyütmemiz gerekiyor” dedi.

    “DAD, TÜRK-İSLAM SENTEZİNE KARŞI KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMIŞTIR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, DAD’ın kendileri için önemli bir yerde durduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

    “DAD’ın kuruluş ve Alevi sahnesine çıkış süreci önemli bir noktaydı. Çünkü Türkiye’de Türk-İslam sentezci yaklaşım Alevileri boş bırakmamıştır. Aleviler üzerinde de Türk-İslam sentezi yaklaşımını oluşturmaya çalışmışlardır. DAD bu süreçte ortaya çıkarak kimliğine sahip çıkmıştır. DAD’ın varlığı bizim için son derece önemlidir. Biz 72 millete aynı nazarda bakan bir yerden bu inancı ve öğretiyi getirmişiz ve sürdürmüşüz. Kimseyi inancı ve kimliği açısından sorgulamaya gitmeyiz.

    Günümüzde ise bir hak ve demokrasi mücadelesi sürüyor. Bu mücadeleyi de bütün kurumlarımız oldukları alanlarda yürütmeye çalışıyorlar. DAD’da burada önemli bir rol oynuyor. Aleviler üzerinde yürütülen asimilasyon politikaları had safhada. Bakanlıklar bile iktidardan ayrı bağımsız çalışmalar yürütüyor. Aleviliğin toplumsal yapısına yönelik çeşitli hamleler yapılıyor. DAD’ın bugüne kadar sergilemiş olduğu duruşa değer veriyoruz.”

    “RIZALIKLA YOL YÜRÜYECEĞİZ, TAKİYE YAPMAYACAĞIZ”

    DAD İstanbul Eşbaşkanı Ali Şeker de, “Biz hiçbir zaman hakikati elden bırakmamaya çalışacağız. Takiye yapmayacağız. Kesinlikle boyun eğmeyeceğiz. Zalimlerden olmayacağız. Yaşam hakkını fazlasıyla dillendireceğiz. Rızalıkla yol yürüyeceğiz. Yanlış yapanları uyaracağız. Divana çağıracağız. Herkese aynı gözle bakacağız. Irkçılık yapmayacağız. Alevilerin çok büyük problemleri var. KPSS’de yüksek alan bir kadın ‘Alevi’ kimliğinden dolayı elendi. Ama kimseden ses çıkmadı. Bireysel bir tepki bile yok. Eşit yurttaşlık talebimiz devam ediyor” dedi.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • CHP’li Şeker, ‘Cemevine saldırı’ iddiasını yorumladı: Herkes uyanık olsun!

    CHP’li Şeker, ‘Cemevine saldırı’ iddiasını yorumladı: Herkes uyanık olsun!

    PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Ali Şeker, organize suç örgütü başı Sedat Peker’in “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” iddiasına ilişkin konuştu. Şeker, “Geçmişte yaşanan olayların aydınlatılmaması yeni provokasyonlar için uygun ortam hazırlamıştır. Yeni provokasyonların olmaması için eskilerin aydınlatılması gerekiyor” dedi. Şeker, herkesin bu konuda uyanık olmasının faydalı olacağını vurguladı. 

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Peker’in bu iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YENİ PROVOKASYONLARIN OLMAMASI İÇİN ESKİLERİN AYDINLATILMASI GEREKİYOR”

    Kürtlerin, Alevilerin ve azınlıkların zaman zaman ihtiyaç duyanlar tarafından provokasyon amacıyla hedef gösterildiğini belirten Şeker, şöyle devam etti:

    “Geçmişte yaşanan olayların aydınlatılmaması yeni provokasyonlar için uygun ortam hazırlamıştır. Yeni provokasyonların olmaması için eskilerin aydınlatılması gerekiyor. Bu tür provokasyon hedefleyenlerin artık toplumda yeteri kadar destek görmediklerini düşünüyorum. Ama kışkırtmalara ve kendi çıkarları için halkı birbirine karşı provoke etmeye devam edeceklerdir. Herkesin bu konuda uyanık olmasında fayda var.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD İzmir Şubesi’nde ‘Anadil’ paneli düzenlendi-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nde ‘Anadil’ paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla panel ve şiir dinletisi gerçekleştirdi.

    21 Mart Dünya Anadil Günü dolayısıyla Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi panel düzenledi. Panelde ayrıca müzik ve şiir dinletisi gerçekleştirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube binasında gerçekleşen panele konuşmacı olarak Yazar-Şair Ali Şeker, Hasan Ali Kılıç ve Ümit Fatma Fırat’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Şair- Yazar Ali Şeker, Hasan Kılıç ve Ümit Fatma Fırat’ın konuşmaları ardından Şair Ali Şeker anadili olan Kırmancki’de şiirler seslendirdi. Panelde ayrıca Kırmancki, Kurmanci ve Çerkezce müzikler seslendirildi.

    Panel, karşılıklı muhabbet ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • CHP Milletvekili Dr. Ali Şeker: Bilim kurulunun önerileri siyasi süzgeçten geçilmeden uygulanmalı – VİDEO

    CHP Milletvekili Dr. Ali Şeker: Bilim kurulunun önerileri siyasi süzgeçten geçilmeden uygulanmalı – VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgınında bilim kurulunun önerilerinin siyasi bir süzgeçten geçmeden doğrudan gecikmezsiniz uygulamaya konulması gerektiğini söyleyen CHP’li Dr. Ali Şeker, “erken izolasyon alınmadıkça daha çok can kaybı daha çok ekonomik kayıp daha çok insanın hastalanması söz konusu olacak onun için önce insan hayatını önemsemeliyiz” dedi. 

    Haberin Videosu

    Koronavirüs salgını tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına aldı. Türkiye’de toplamda 47.029 vakka tespit edilirken hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1006 oldu. Dün akşam saatlerinde hafta sonu için ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte market ve fırınların önünde oluşan kuyruklar Bilim kurulu dahil bir çok doktorun endişesini arttırdı.

    “VAKA SAYISI GÖRÜNDÜĞÜNDEN DE ÇOK

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker de koronavirüs salgınından korunmanın en iyi yolunun sosyal izolasyon olduğunun altını çizdi.

    Koronavirüs hastalığının Türkiye’de ilk olarak 11 Mart tarihinde teyit edildiğini hatırlatan Şeker, Türkiye’de en son açıklanan koronavirüs vaka sayılarına değinerek, “Türkiye’de bugün 47 029 koronavirüs testi pozitif çıkmış hasta var ve 1006 insanımızı maalesef kaybettik bu süreçte. Bunlar testi pozitif çıkanlar. Biz biliyoruz ki testlerin hepsi pozitif çıkmıyor hastalık olduğu halde tomografide bulgusu olduğu halde hastaların testi pozitif çıkmaya biliyor ve yaklaşık yüzde altmışında biz hastalığın PCR testinde teyit edildiğini biliyoruz. Yani bunların üzerine yaklaşık bir bu kadar daha eklemek gerekiyor gerçek vakalara ulaşabilmek için”diye konuştu.

    Koronavirüs salgınında yapılması gerekenler erkenden yapılmış olsaydı vaka sayısında da azalma olacağını vurgulayan Şeker, Bilim kurulunun önerilerinin siyasi bir süzgeçten geçirilmeden gecikmeksizin doğrudan uygulanması gerektiğini belirtti.

    Şeker, çünkü gecikmelerin bizlere hastalık sayısının artması şeklinde yansıyacağının altını çizdi.

    “ZORUNLU İŞ KOLLARI HARİÇ İNSANLAR ÇALIŞTIRILMAMALI” 

    Koronavirüs salgınını ayakta geçirenlerinde olduğunu belirten Şeker, zorunlu iş kolları hariç hiçbir yerde insanların çalıştırılmaması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Bizim yaşadığımız bu salgındaki 50 bine yaklaşan vakanın üzerine 30-40 bin vakanın daha olduğunu öngörmek gerekiyor. Böyle olunca bunlar hastalık belirtisi veren ve hastaneye başvuran hastalar önemli ölçüde. Bizim bir de ayakta geçirip hiç farkında olmayanlar var ve bu toplumda gayet yaygın ve bu yaygın olanlar maalesef çalışmak zorunda kalan insanlar aracılığıyla toplu taşıma aracılığıyla fabrikalar aracılığıyla AVM’ler aracılığıyla madenlerde, tersanelerde, inşaatlarda çalışanlar aracılığıyla hem çalışanlar kendi arasında bulaştırıyor hem çalışanlar ailelerine götürüp oradan da mahallelerde birbirlerini bulaştırmaya devam ediyorlar. Bunun için zorunlu iş kolları hariç hiçbir yerde insanlar çalışmamalı temas ortamları ortadan kaldırılmalı.”

    “EN ÖNEMLİ ŞEY TEMASI ENGELLEMEK”

    Virüsün canlıdan canlıya bulaştığını söyleyen Şeker, “Bu hastalık nasıl bulaşıyor canlıdan canlıya bulaşabiliyor. Bir süre virüs dışarıda kaldığında canlılığını yani bütünlüğünü devam ettirebildiği için bir başkası onu aldığında bir hücre ile oluşturduğunda yani ağzına götürdüğünde gözüne götürdüğünde ya da karşılıklı konuşan iki kişi ortaya saçılan damlacıkları nefesleriyle içeri çektiklerinde burnunda ağzına girdiğinde o virüs o hücrelerde kendini çoğaltacak bir ortam buluyor. Yani bu canlıdan canlıya bulaştığı için canlıların bir araya gelmemesi gerekiyor. En önemli şey bu teması engellemek.”

    “ÖNCELİĞİMİZ İNSAN HAYATI OLMALI”

    Hayati önemi olmayan hiçbir işletmenin açık olmaması gerektiğini kaydeden Şeker, çalışan işçilere ücretli izin verilmesi gerektiğini ve bununda kamu bütçesinden karşılanması gerektiğini belirtti. Şeker, “bu önlemler virüsün yayılmasını kesebilir  ve bu artışı durdurabilir. Aksi takdirde bu hastalık çok daha geniş kitlelere yayıldığında özellikle ileri yaşlardaki ve kronik hastalığı olanların çok büyük bir risk altına girdiği bir sürece hep beraber yaşıyoruz daha da yaşamaya devam edeceğiz. Üretim devam etsin ekonomimiz iyi olsun gibi düşünce var kabul edilebilecek bir düşünce değil erkenden izolasyon ciddi bir şekilde alınmadıkça daha çok can kaybı daha çok ekonomik kayıp daha çok insanın hastalanması söz konusu olacak onun için önce insan hayatını önemsemeliyiz” diye konuştu. PİRHA/İSTANBUL

  • ‘AKP, IŞİD’e verdiği desteği kesmeli’-VİDEO

    ‘AKP, IŞİD’e verdiği desteği kesmeli’-VİDEO

    PİRHA- Dersim ve bölgedeki toplumsal sorunların konuşulduğu panelde söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, kayyımların Rojava’dan bağımsız olmadığını belirterek, “Rojava’da sıkıştılar, istediklerini elde edemiyorlar. Oradaki yaşadıklarını bertaraf etmek için HDP’ye yöneldiler” dedi.

    Haberin Videosu

    İstanbul Küçükçekmece Atakent Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelde Dersim ve bölgedeki toplumsal sorunlar konuşuldu.

    Panele CHP Milletvekili Ali Şeker, Dersim Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Güneydoğu Dernekler Konfederasyonu Başkanı Hekim Daş, Avukat Barış Yıldırım, Prof. Dr. Şükrü Arslan, EMEP MYK üyesi İskender Bayhan, Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Dersim Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Cemal Yücel ve sanatçılar Musa Baki, Mehmet Ekici, Nurettin Güleç, Hasan Ali ve Ali Özer katıldı.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLMALIYIZ”

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, konuşmasında AKP’nin dindar kindar nesil projelerine karşı Alevilerin mücadele etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Alevilerin bir araya gelmeleri gerektiğini ifade eden Fırat, “Her birimiz birbirimizin Hızırı olmalıyız. Bir kurtarıcı beklersek çok dayak yeriz, eziliriz, çocuklarımız katledilir.” dedi.

    “KAYYIMLAR ROJAVA’DAN BAĞIMSIZ DEĞİL”

    HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu da, tek adam rejimine dikkat çekerek tek adam rejimi karşısında temsiliyetin parlamento ve parlamentodaki milletvekilleri olduğunun dillendirilmesi gerektiğini kaydetti. Tayyip Erdoğan’ın Muaviye siyasetinin bugünkü temsilcisi olduğunu belirten Kenanoğlu, AKP’nin Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atama gerekçelerinin yalandan ibaret olduğunu vurguladı.

    Belediye başkanlarının sadece 4 aydır başkanlık yaptıklarını ve bu süre içerisinde de borç ödemekten maaş ödeyemez durumda olduklarına dikkat çeken Kenanoğlu, hükümet yetkililerinin iddialarla ilgili ellerinde herhangi bir kanıtları olmadığını da ekledi. Kayyımların Rojava’dan bağımsız bir durum  olmadığını kaydeden Kenanoğlu, “Rojava’da sıkıştılar, istediklerini elde edemiyorlar. Orada köşeye sıkıştılar kaybediyorlar. Orada yaşadıklarını bertaraf etmek için HDP’ye yöneldiler” dedi.

    “AKP IŞİD’E VERDİĞİ DESTEĞİ KESMELİ”

    Toplumun taraflı medyaya göre taraf ve yöntem belirlediğine değinen Kenanoğlu, toplumu bu halden kurtarmak gerektiğine işaret etti. 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde elde edilmiş bir başarı olduğunu ifade eden Kenanoğlu, karşılarında duran tehlike karşısında ortak mücadeleden kaçınmayacaklarını belirtti.

    Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eğer terörle arasına mesafe koyması gereken birisi varsa bu AKP’dir. IŞİD’e verdiği desteği, selefi İslamcı, cani, tecavüzcü katillere verdiği desteği kesmesi lazım. Muhalefet kanadının tamamının da dilini buradan kurması lazım. Bize ‘terörle aranızda mesafe koyun’ diyenlere ‘Önce sizi gidin tecavüzcü, katil selefi çetelerle mesafe koyun’ diyerek çekinmeden bu siyaseti yürütmemiz lazım. Siyaset esaret işidir ve bunu yerine getirmemiz gerekiyor.”

    “BARIŞI KURMAK İÇİN BİR ARAYA GELMELİYİZ”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise kayyımlara dikkat çekerek ülkedeki despotik anlayışın halka demokrasiyi çok gördüğünü kaydetti. Barışı bu ülkede yaşayan insanların el ele vererek kurmaları gerektiğini ifade eden Şeker, “Sarayın karşısında halkın temsilcilerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için de halkın temsilcilerinin halkın içinden çıkması gerekiyor. Bizim barışımızı bizden başkasının kurması mümkün değil. Barışımızı kurmak için aynı ‘Hayır’da olduğu gibi aynı büyük şehirlerin kazanılmasında olduğu gibi farklılıklarımızı daha sonra tartışmak üzere bir kenara bırakıp demokrasiden yanan olanların barış için savaşması gerekiyor.” diye konuştu.

    “DOĞAMIZI KUTSADIĞIMIZ İÇİN O DOĞA KORUNMUŞTUR”

    Şeker’in arkasından söz alan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ise Dersim’de yapılmak istenen barajlar ve maden projelerine değindi. Dersim’de 43 bin 350 hektarlık alanın maden sahası ilan edildiğini hatırlatan Sarıgül, “Bunca zamandır biz doğamızı kutsadığımız için o doğa korunmuştur. Ne kadar inanıyoruz o önemli değil ama biz dağ keçisini kutsuyoruz ve vurmuyoruz, Munzur’u kutsuyoruz kirletmiyoruz. Keşke her şeyi kutsasak en azından korumuş oluruz. Siyaset günleri geldiğinde herkes istediği yere istediği şekilde gidebilir. O güne kadar birlikte hareket etmeliyiz. Doğamızı kurtarmanın başka yol ve yöntemi de yoktur” diye ifade etti.

    EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan da AKP’nin Kürt sorununu çözmek istemediğine vurgu yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özen: Kayyım gerekçeleri yalan ve iftiradan ibaret

    Özen: Kayyım gerekçeleri yalan ve iftiradan ibaret

    PİRHA-CHP’li Ali Şeker, İlhan Cihaner ve Muharrem İnce’nin kayyım atanan HDP’li beeldiyeleri ziyaret etmesinin değerli olduğunu söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, vicdanı olan herkesi bu gaspa karşı durmaya davet etti.

    Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) bağlı Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine 19 Ağustos’ta kayyım atanarak belediye başkanları da görevlerinden alınmıştı. Belediyelere kayyım atandığı günden beri HDP başta olmak üzere demokrasiden yana olan herkes bu kararı protesto ediyor. Her gün kayyım atanan belediyelerin önünde bir araya gelen halka ise polis biber gazı, cop ve tazyikli su ile müdahale ediyor. Sırf kayyım protestolarına katıldıkları için ise onlarca kişi gözaltına alınıyor.

    HDP’nin kayyıma karşı direnişine çeşitli sivil toplum kuruluşu, demokratik kitle örgütü ve siyasi partilerden destekler gelmeye de devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde CHP’li Ali Şeker, İlhan Cihaner sonrasında ise Muharrem İnce kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk’e destek ziyareti gerçekleştirmişti.

    “KAYYIM GEREKÇELERİ YALAN VE İFTİRADAN İBARET”

    CHP’nin bu ziyaretinin kendileri için kıymetli olduğunu söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, halkın iradesine el koyan kayyımları demokrasiye, barışa ve halkların birlikte yaşama iradesine karşı bir darbe olarak değerlendirdi. AKP hükümetinin kayyıma gerekçe olarak gösterdiği her şeyin yalan ve iftiradan ibaret olduğuna dikkat çeken Özen, “Valilerin 31 Mart seçimlerinden bir gün sonra İçişleri Bakanlığına mektup göndererek belediyelere kayyım atanmasını istediklerini biliyoruz. Belediye başkanlarımız mazbatalarını Nisan ayı ortalarında aldı. Tüm belgeler elimizde. Nasıl halkın parasını çarçur ettikleri, bakanlara, Tayyip Erdoğan’a peşkeşe çektikleri belgelerle ifşa oldu. Bunların suç üstü yakalanması önemli” diye konuştu.

    KAYYIM 31 MART VE 23 HAZİRAN’IN RÖVANŞI

    HDP olarak 31 Mart ve 23 Haziran’da yapılan seçimlerde demokrasi güçlerine destek verdiklerini ve kayyımın da bunun rövanşı olduğunu kaydeden Özen, kayyımın amacının demokrasi güçlerinin bir araya gelmesini engellemek olduğunu belirtti. Özen, Dersim Katliam’nda idam edilen Seyit Rıza’nın sözlerini hatırlatarak “Onların oyunları bizi perişan etti, zora soktu ama biz de baş eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz. Bu direnişimiz de onlara dert olsun” dedi. Özen, son olarak kendine insanım diyen ve biraz vicdanı olan herkesi bu gaspa karşı durmaya davet etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li Şeker: Yangınların önlenmesi için ne gibi önleyici tedbirler alınmaktadır?

    CHP’li Şeker: Yangınların önlenmesi için ne gibi önleyici tedbirler alınmaktadır?

    PİRHASon günlerde ardı ardına çıkan orman yangınlarını meclis gündemine taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye THK’nin işlettiği ve orman yangınlarında en etkili uçaklardan olan Bombardier CL 215 tipi uçakların THK’nın Orman Bakanlığı tarafından yapılan yangın söndürme ihalesinde yüksek fiyat verdiği için ihaleyi alamaması sebebiyle bu seneki orman söndürme çalışmalarına katılamadığı iddiasını sordu.

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Ali Şeker, son günlerde yaşanan orman yangınlarını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu.

    Yaz mevsimi ile birlikte Türkiye’nin farklı alanlarında ardı ardına yaşanan orman yangınlarının ormanlara büyük zarar verdiğini söyleyen Şeker, yaşanan orman yangınlarına zamanında ve gereği gibi müdahale edilmemesi maddi zararın yanında bölge ekosistemini ve habitatını da olumsuz etkilediğini kaydetti.

    Orman Genel Müdürlüğü 2018 yılı Faaliyet Raporu’na göre Türkiye’de 2014 – 2018 yılları arasında 10 bin 130 orman yangını çıktığını, bu yangınların 667’sinin kasıtlı çıkartılırken 5.862’sinin çıkış nedeninin aydınlatılamadığını belirten Ali Şeker, “Günlerdir ciğerimiz yanıyor, gözümüz gibi koruyup kollamamamız gereken ülkemizin en kıymetli alanlarında ardı ardına yangınlar çıkıyor. Ama iddialara göre THK’nın elindeki uçaklar bu yangınlara müdahale için kullanılmaya gerek görülmemiş. Bu vahim iddialar doğru ise, bu ihmalin sorumluları tespit edilmeli, bakanlık tarafından kamuoyuna derhal bir açıklama yapılmalı” diye konuştu.

    CHP’li Şeker, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;

    • Ülkemizde özellikle yaz aylarında artış gösteren orman yangınlarına zamanında ve etkili bir şekilde müdahale edebilmek için yangın müdahale uçağı ve helikopteri sayısının artırılması düşünülmekte midir?
    • Son 10 yılda ülkemizde çıkan orman yangınlarının sayısı ve bölgelere göre dağılımı nasıldır? Bu yangınların etkilediği alanların toplam boyutunun yıllara göre dağılımı nasıldır?
    • Son 10 yılda orman yangını sonucunda yok olan ya da tahribata uğrayan ve imara açılan ya da yasal olmayan bir şekilde yapılaşma gerçekleştirilen orman alanları hangileridir?
    • Son 10 yılda orman alanlarında yaşanan bu yangınlara bağlı olarak, yanmış olan herhangi bir ormanlık alan, orman vasfı niteliğini kaybetmiş midir? Bu orman alanlarından yanma neticesinde imara açılmış olan yer var mıdır?
    • Son 10 yılda çıkan orman yangınlarının çıkma sebeplerine göre dağılımı nasıldır?
    • Son 10 yılda çıkan orman yangınlarıyla ilgili olarak kaç kişi hakkında idari ve adli işlem başlatılmıştır?
    • Türk Hava Kurumu’nun işlettiği ve orman yangınlarında en etkili uçaklardan olan Bombardier CL 215 tipi uçakların THK’nın Orman Bakanlığı tarafından yapılan yangın söndürme ihalesinde yüksek fiyat verdiği için ihaleyi alamaması sebebiyle bu seneki orman söndürme çalışmalarına katılamadığı iddiası doğru mudur?
    • THK’nın yangın söndürme uçakları Dalaman – Fethiye hattında çıkan ve geniş bir alana yayılan yangında kullanılmış mıdır? Kullanılmadı ise gerekçesi nedir?
    • Orman yangınlarına hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilebilmesi için komşu ülkelerle, yangın söndürme araç ve ekipmanlarının artırılması ve ortak kullanılması için işbirliği anlaşması yapılacak mıdır?
    • Mevsimsel açıdan gelecek aylarda orman yangınlarında olası artışların yaşanacağı ihtimali de göz önüne alınırsa, bu yangınların önlenmesi için ne gibi önleyici tedbirler alınmaktadır?
    • Devlet ormanlarında yasalara aykırı şekilde inşa edilmiş yapı ve tesislere “imar barışı” kapsamında yapı kayıt belgesi verilmesi, başta Anayasamız olmak üzere 6831 sayılı yasa ile çelişmektedir. Bu açık çelişkiye rağmen yangın sonucunda tahribata uğramış ormanlık alanlarda inşa edilmiş kaçak yapılar için imar barışı başvurusu yapılmış mıdır? Yapıldı ise kaç başvuru yapılmıştır? Bu başvurular nasıl sonuçlandırılmıştır?
    • Yangın sonucu tahribata uğrayan bu alanların yeniden ağaçlandırılması için yapılan faaliyetler nelerdir? (HABER MERKEZİ)
  • ‘Bütün kimliklerin ve inançların özgür olduğu bir Türkiye inşa etmeliyiz-VİDEO

    ‘Bütün kimliklerin ve inançların özgür olduğu bir Türkiye inşa etmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Esenler Şubesi ‘Güzel günler göreceğiz’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Kışkırtmadan, çatışmadan koltuk kazandıklarını gördükçe bu ülkenin geleceğini yok sayıyorlar. Onların kendi gelecekleri için ülkeyi yakmalarının önüne geçmenin yolu bu ülkenin yerelden başlayarak bu anlayıştan kurtarılmasından geçiyor” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Şubesi ‘Güzel günler göreceğiz’ etkinliği düzenledi. Etkinliğe Esenler’de faaliyet yürüten Anadolu Canlar Cemevi ve Esenler Hacı Bektaş-ı Veli Cemevi yönetimi, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, PSAKD Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay, PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, PSAKD eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP ve HDP Esenler ilçe yöneticileri, gazeteci ve Alevi aktivist Sezgin Kartal katıldı.

    Etkinlik Alevi yol mücadelesinde şehit düşen canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    Düzenlenen etkinlikte semah kursuna katılan öğrencilere sertifika verildi.

    “ÜLKENİN GELECEĞİNİ YOK SAYIYORLAR”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker konuşma yaptı. 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine vurgu yapan Şeker, seçimlerden sonra demokrasi geri kazanacaklarını dile getirdi. Bir arada yaşama ve barışın tesisi için parlamentoda nasıl işbirliği yapılabileceğinin konuşulması gerektiğini belirten Şeker, “Ben 4 yıldır parlamentodayım. İktidar kanadından Kürt sorununun çözümüne dair hiçbir kelime çıkmadı. Muhalefetten bizler ve HDP’li arkadaşlar dediler ki ‘Bu sorunu burada konuşalım, çözelim. Bu ülkenin çocukları daha fazla ölmesin.’ Ama burada eğer ölümden bir fayda umuyorsa birileri, bunu umursamıyorlar. Kışkırtmadan, çatışmadan koltuk kazandıklarını gördükçe bu ülkenin geleceğini yok sayıyorlar. Onların kendi gelecekleri için ülkeyi yakmalarının önüne geçmenin yolu bu ülkenin yerelden başlayarak bu anlayıştan kurtarılmasından geçiyor” dedi.

    “SEÇİMLERDE FAŞİZME CEVAP VERECEĞİZ”

    Arkasından HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay söz aldı. Bütün kimliklerin ve inançların özgür olduğu bir Türkiye inşa etmeye inandıklarını ve bunun mücadelesini verdiklerini belirten Kemalbay, 23 Haziran’da AKP-MHP faşizmini tarihin çöplüğüne atmak için sandıklara sahip çıkacaklarını ve bu seçimlerde faşizme bir cevap vereceklerini kaydetti. Kemalbay, demokrasi güçlerinin el ele vererek Türkiye’nin en temel sorunlarına çözüm arayacaklarını ifade etti.

    Etkinlik sanatçı Öznur Sulari’nin söylediği deyişler ve ezgilerle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersimliler Sarıgazi’de zerfet lokmalarını pay etti-VİDEO

    Dersimliler Sarıgazi’de zerfet lokmalarını pay etti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Sarıgazi’de bir araya gelen Dersimli aileler Hawtemal’ı geleneksel zerfetleri pişirip lokmalarını pay etti.

    İstanbul Sarıgazi’de Dersimli aileler bir araya gelerek Hawtemal etkinliği gerçekleştirdi. Ailelerin pişirdiği geleneksel zerfet yemeğiyle yapılan Hawtemal etkinliği Pir Aziz Güler’in gülbeng okumasıyla başladı.

    Pir Güler kısa bir değerlendirme yaparak, “Toplumu yıkmak isterseniz topa, tüfeğe, silaha gerek yok. O toplumun gelenek görenekleri ortadan kalkarsa işte o zaman o toplum kendini ihma eder. Bugün herkesin emeği var. Umarım bu gelenekler sonsuza kadar devam eder” şeklinde konuştu.

    “HAWTEMAL ZAMANI AĞAÇLAR KESİLMEZ”

    Daha sonra Ali Şeker Hawtemal’ın Aleviler için ne anlama geldiğini anlattı. Şeker, Alevi inancının Mezopotamya’nın en eski inançlarından olduğunu kaydetti.

    21 Aralık 21 Mart bu üç aylık döngü içerisinde önce Gağan daha sonra kutsal olan Xızır ayına geçilir. Daha sonra ise Hawtemal, Kara Çarşamba ve Newroz var. Newroz bazı yerlerde kutlanmıyor. Hawtemalde ise yaşlılarımız söğüt, kavak ve meşe ağacını kesmezler. Ağaçlar canlı olduğu için kesmezler.”

    Konuşmaların ardından sanatçı Nurettin Güleç türkülerini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP’li Şeker sordu: 3. Havalimanı inşaatında çalışırken kaybolan başka işçiler var mı?

    CHP’li Şeker sordu: 3. Havalimanı inşaatında çalışırken kaybolan başka işçiler var mı?

    PİRHA- CHP İstanbul Milletvekili ve Sağlık, Aile ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Dr. Ali Şeker, 3. Havalimanı inşaatında son olarak bir işçinin cansız bedeninin rögar içerisinde bulunduğu iddialarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi. Şeker, akıbeti belirsiz işçileri hatırlatarak, “3. Havalimanı inşaatında çalışırken kaybolan, akıbeti belirsiz başka işçiler var mıdır?” sorusunu yöneltti.

    7 Haziran 2014 tarihinde temeli atılan 3. Havalimanı inşaatının Kuzey Ormanları başta olmak üzere, çevreye ve doğaya verdiği zararın yanında, insanlık dışı çalışma koşulları ile de kamuoyunda sıkça tartışma konusu olduğunu söyleyen Şeker, “Böyle bir proje yapılırken bir can kaybının bile söz konusu olmayacağı tedbirler alınmalıydı. Ben 3. Havalimanı inşaatında yaşanan iş kazaları ve iş cinayetleri konusunda 3 yıl önce dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na verdiğim soru önergesi ile yetkilileri tedbirli olmaları konusunda uyarmıştım. Ancak vermiş olduğum soru önergesine “3. Havalimanı inşaatı ‘büyük inşaatlarda iş sağlığı ve güvenliği bakımından programlı teftiş’ faaliyetleri kapsamında teftişe alınmıştır” cevabı verilerek, konunun ciddiyeti göz ardı edildi” dedi.

    4 YILDA EN AZ 38 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜ   

    “Aradan geçen sürede tüm uyarılarımıza rağmen, sadece 3. Havalimanı inşaatı yükselmemiş, beraberinde 38 işçinin mezarı da yükselmiş, en az 38 ocağa ateş düşmüştür” diyen Şeker, Havalimanı açılışının siyasi gerekçeler ile 29 Ekim 2018 tarihine yetiştirilmeye çalışıldığını, bu durumun da işçilerin iş güvenliğinin ve sağlıklarının, hayatlarının hiçe sayıldığını söyledi.

    Şeker, barınma ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi yönündeki taleplerin de bugüne dek dikkate alınmadığını hatırlatarak “Son olarak, kötü çalışma koşullarını protesto eden işçiler gece yarısı baskını ile gözaltına alınıp tutuklandı. Maalesef haklının güçlü olduğu değil, gücün haklıyı ezdiği bir dönemden geçtiğimiz için, haklı taleplerine rağmen işçiler hapiste tutulmaya devam ediyor” dedi.

    Protesto eden işçilerin iktidara yakın medya kuruluşlarınca vatan hainliği ile suçlanmasının ardından; geçtiğimiz günlerde, havalimanı CEO’sunun “işçiler haklıydı” açıklamasının ulusal medyada yer bulduğunu söyleyen Şeker, havalimanı inşaatında çalışan bir işçinin cesedinin rögar içerisinde bulunduğu iddiasının yeni havalimanı inşaatında yaşanan olumsuz çalışma koşullarına ilişkin endişeleri tekrar gündeme getirdiğini belirtti.

    Şeker önergesinde aşağıdaki sorulara yanıt istedi:

    *3. Havalimanı inşaatı sırasında bir işçinin cansız bedeninin rögar içerisinde bulunduğu iddiası doğru mudur? İddialar doğru ise iş cinayetine kurban giden işçinin kimliği belirlenmiş midir?

    *Bu iddia doğru ise işçinin rögar içerisine ne zaman ve ne sebeple düştüğü tespit edilmiş midir?

    *İddia edilen iş cinayetinin havalimanı inşaatı yetkililerince gizlenmek istendiği doğru mudur?

    *3. Havalimanı inşaatı süresince kaç işçimiz iş cinayeti sonucunda hayatını kaybetmiştir?

    *3. Havalimanı inşaatı süresince kaç işçimiz iş kazası geçirmiştir?

    *3. Havalimanı inşaatında çalışırken kaybolan, akıbeti belirsiz başka işçiler var mıdır?

    *3. Havalimanı inşaatı süresince açılışın 29 Ekim 2018 tarihine yetiştirilmesi için iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin alınması gereken tedbirlerin göz ardı edildiği yönündeki eleştirileri aydınlığa kavuşturmak amacıyla herhangi bir denetim ve inceleme faaliyeti gerçekleştirilmiş midir?

  • Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 3. yılında. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız” dedi. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.   

    IŞİD’in düzenlediği 103 kişinin hayatını kaybedip yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üçüncü yılında katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları, yaralılar ve katliama tepki göstermek isteyenler Ankara Garı’nın önünde biraraya gelmek istedi.

    Ankara Garı’na çıkan tüm ana ve bağlantı yolları polis tarafından kapatıldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren bölgeye TOMA ve yüzlerce çevik kuvvet ekibi getirildi. Çevik kuvvet ekipleri ilk başta katliamın gerçekleştiği yere yalnızca ellerinde olan listelerde adları olan yaralı ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının alınacağını söyledi. Polisin müdahalesi sonrasında geçişlere izin verildi.

    “BARIŞ DEDİKLERİ İÇİN KATLEDİLENLERİ ANMAYACAĞIZ DA KİMİ ANACAĞIZ?”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Bugün 10 Ekim’in 3. yılında anmaya geldik. Önce anmaya gelenler içeri girerken ceplerindeki kalemleri çıkarttırdılar. Katliamı yapacağı önceden bilinen katillerin, burada göz yumularak 103 insanın katledilmesine, katliam düzenlemesine yol verildi, teşvik edildi” dedi.

    Ailelerin bugün anmada zorluklar yaşadıklarını dile getiren Şeker, şöyle konuştu:

    “Bunu protesto ediyoruz. Büyük bir acı, Türkiye’nin yaşadığı en büyük katliam. Bu katliamda yaşamını yitirenleri anmak Türkiye’de yaşayan herkesin sorumluluğu. Barış diye buraya gelenleri, barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız. Önlerinde saygıyla eğiliyorum, saygıyla anıyorum.”

    “POLİS PATLAMADAN SORUMLU OLANLARDAN BİRİDİR”

    HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise “Polis, izin vermeme sebebini en başından beri iddia ediyoruz, patlamadan sorumlu olanlardan biri. Çünkü gerekli önlemleri almadı, takip edilmesine rağmen alınmadı. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, kendini patlatmadan biz bir şey yapamayız ifadelerini kullanmıştı” dedi. Kaçmaz, katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Eylemlerini sonlandıran TV10 çalışanları: Televizyonu alamadık ama haksızlığı deşifre ettik – VİDEO

    Eylemlerini sonlandıran TV10 çalışanları: Televizyonu alamadık ama haksızlığı deşifre ettik – VİDEO

    PİRHA – Önce televizyonları karartılan ardından da lokmalarla kurdukları kanallarının tüm eşyalarına el koyulan TV10 çalışanları 82 haftadır yağmur çamur, sıcak soğuk demeden, kimi zaman 3 kişi ile bile olsa eylemlerini sürdürdü. TV10 çalışanları eylemlerini lokmalarını dağıtıp mücadele çağrısı yaparak sonlandırdı.

    Her hafta cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda buluşan TV10 çalışanlarının eylemi bugün sonlandı. Yeniden ve son defa lokmaları ile Galatasaray Meydanı’na gelen TV10 çalışanları ve onları destekleyenler  ‘Alevilerin sesi susturulamaz’ dedi.

    Eyleme Munzur Çevre Derneği üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi üyesi Sezgin Kartal, Hubyar Sultan Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 25. Dönem HDP Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, Alevi Kültür Derneği Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, insan hakları aktivisti Nimet Tanrıkulu, Hubyar dedelerinden Erdoğan Sezer, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski yöneticisi Gülizar Taşbilek, Cumartesi insanları, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile çok sayıda insan destek verdi. Tutuklanan TV10 kameramanı Kemal Demir’in eşi de 8 aylık bebeği ile eyleme geldi.

    “TV10 TOPLUMSAL DAYANIŞMANIN EN İYİ ÖRNEĞİ”

    TV10 çalışanları adına basın açıklamasını TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin okudu. Kişin, 82 haftadır bu meydanlarda seslerini yükselttiklerini söyleyerek, “Darbe girişimini ‘Allah’ın lütfu’ olarak değerlendiren mevcut iktidar muhalif olan, eşit yurttaşlık ve demokratik haklar temelinde mücadele yürüten tüm toplumsal kesimleri susturmayı, elde ettiği kazanımları gasp etmeyi esas aldı. Alevi toplumunun, toplumsal dayanışmanın en iyi örneklerinden biri olan lokma kültürüyle kurduğu TV10 da bu saldırı dalgasından nasibini aldı” dedi.

    Tüm başvuru ve girişimlere rağmen şu ana kadar hangi gerekçeyle kapatıldıklarını bilmediklerini aktaran Kişin, hukuki sürecin işletilmemesi ve hiçbir mahkemenin sorumluluğu üstlenmemesine tepki gösterdi.

    TUTUKLU GAZETECİLER

    Televizyonun kapatılmasının yanı sıra TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu üyesi Velihaydar Güleç ile kameraman Kemal Demir’in asılsız iddialarla gözaltına alınarak tutuklandığını da hatırlatan Kişin, “Basın kuruluşlarının tespitlerine göre şu anda cezaevlerinde 170’i aşkın gazeteci bulunmaktadır. Toplumun haber alma hakkı, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından dünyada bunun bir başka örneği yok. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün bir hafta önce yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, Türkiye 2018’de bir önceki yıla göre iki basamak gerileyerek 180 ülke arasında 157’nci sırada yer aldı” ifadelerini kullandı.

    82. HAFTADIR NEDEN BURADAYDIK?

    Kişin, 82 hafta önce çalışanlar olarak bu protesto eylemini neden gerçekleştirdiklerini şöyle sıraladı:

    • Biz Alevi gazeteciler olarak düşünce ve ifade özgürlüğüne, toplumun haber alma hakkına dönük bu haksız uygulamaya sessiz kalmanın doğru olmayacağını düşündük. İsterdik ki kapatılan diğer radyo, televizyon, gazete, internet siteleri ve ajanslar hatta basın sendika ve örgütleri de yanımızda yer alıp bu mücadeleyi yürütebilseydi. Bizler bu meydanda 82 haftadır o meslektaşlarımız adına da söz söylüyoruz.
    • 30’u aşkın çalışanı ve çok sayıda programcısı olan televizyonumuz bir gece ansızın karartılınca hepimiz kendimizi işsizler ordusu içinde bulduk. Sosyal ve Sağlık güvencemiz elimizden alındı. Gasp edilen bu ve benzer haklarımız karşısında sessiz kalamazdık.
    • Bizler de Aleviydik ve TV10 toplumumuz için olduğu gibi bizim için de asimilasyonla yüzyüze olan inancımızı öğrenmek açısından bir okul gibiydi. Okulumuzun kapatılmasına sessiz kalamazdık.
    • OHAL rejimi adı altında her sabah bir KHK ile uyanır olduk. Bu kararnamelerle toplumsal yaşam zehirlenirken bizim gibi on binlerce insan işinden oldu. İnsanların işinin elinden alındığı, hapsedildiği, can güvenliğinin olmadığı ve çareyi yurt dışına gitmekte bulduğu bir Türkiye’den hoşnut olamazdık.

    “ALEVİ GAZETECİLER ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAK”

    Tüm bu ve benzer nedenlerle bu meydanda olduklarını ifade eden Kişin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Belki televizyonumuzu geri alamadık ama kötü olan, yanlış olan, haksız olan birçok şeyi bu meydanda deşifre ettik. Bizi yalnız bırakmayan Alevi toplumu ve örgütleri ülkenin gidişatına dair bu meydanda sözünü söyledi. Sivil Toplum örgütleri, basın örgütleri, çevreciler, cumartesi anneleri, siyasi partiler ve tek tek bireyler de bu meydanda sözünü söyledi.
    Bir haksızlığa dikkat çekmek, Alevi toplumunun sesinin kısılamayacağını haykırmak, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulmasını istemek için bu meydanda olduk. Bu eylemle murad ettiğimizi önemli oranda başardığımıza inanıyoruz.
    Gazete binalarının bombalandığı, gazetecilerin ensesinden vurulduğu bir geçmişi geride bıraktı Özgür Basın. İnanıyoruz ki bu karanlık günleri de geride bırakacaktır. Su akıp yatağını bulacaktır. Biz Alevi gazeteciler de bu yatağın içinde üzerimize düşen rolü oynayacağız.”

    Kişin son olarak eyleme 82. haftadır katılıp destek veren herkese teşekkür ederek, cezaevindeki Veli Büyükşahin, Velihaydar Güleç ile Kemal Demir şahsında cezaevlerindeki tüm gazeteciler ve tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyelerini selamladı.

    “DİRENİŞ GELENEĞİ KALO BELADAN GELİYOR”

    Açıklamanın ardından eski TV10 çalışanı İsmail Yıldırım da söz aldı. Yıldırım, Alevi basın mücadelesinin son bulmayacağını söyleyerek, tutuklanan Veli Haydar Güleç, Kemal Demir ve Veli Büyükşahin’in onurları olduğunu belirtti ve mücadeleye devam edecelerini vurguladı.

    Ardından TV10 pprogramcısı Ali Şeker de bu direnişin kalu beladan geldiğini, hiçbir düzene teslim olmadıklarını söyledi. Son sözünü ise Seyit Rıza’nın, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu, ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözleriyle sonlandırdı.

    “TV10 ALEVİLERİN LOKMALARIYLA KURULDU”

    Şeker’in ardından Alevi Kültür Derneği Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş konuştu.

    82 haftadır hak ve hakikatin sesini susturan bu düzene karşı Alevilerin burada direndiklerini söyleyen Odabaş, “TV10 belki ekranlarda karartabilirsiniz ama hiç bir zaman Alevilerin helal lokmalarıyla kurulan, emekçilerini işsiz bırakarak, çalışanlarını tutuklayan zihniyet bunu bilmelidir ki bizleri tutsak alsanız da bizleri zindana atsanız da yüreğimizdeki sesi susturamazsınız” dedi. Odabaş, KHK ile kapatılan TV10’nun Can Tv ve Yol Tv’de can bulacağını söyledi.

    Konuşmaların ardından Hubyar Ocağı’ndan Erdoğan Sezer’in gülbengiyle lokmalar dağıtıldı. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li vekiller Boğaziçili öğrencilerin aileleriyle Meclis önündeydi- VİDEO

    CHP’li vekiller Boğaziçili öğrencilerin aileleriyle Meclis önündeydi- VİDEO

    PİRHA- CHP’li vekiller Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar sonrası tutuklanan öğrencilerin aileleriyle birlikte Meclis önünde basın açıklaması yaptı.

    Toplantıya CHP’li Orhan Sarıbal, Sezgin Tanrıkulu, Nurettin Demir, Hüseyin Çamak ve Ali Şeker katılırken, öğrenci ailelerinden ise Bülent Nazım Yılmaz, Hasan Yıldız, Belgin Öztürk ve Tevfik Tulay katıldı.

    “ANAYASA, ERDOĞAN’IN TALİMATIYLA RAFA KALDIRILIYOR”

    Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan ‘Afrin protestosu’ sonrasında 10 öğrenci Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrasında tutuklanmasına değinen CHP’li Mehmet Tüm, “Erdoğan yargıya talimat veriyor, yargı da hemen harekete geçiyor. İfade özgürlüğü, eğitim hakkı, kısacası Anayasa, Erdoğan tarafından talimatla rafa kaldırılıyor. Hiç kimse düşüncesinden dolayı Anayasal hakkından mahrum bırakılamaz. Üniversiteler bilimin ve aydınlığın merkezi olarak, her zaman özgür düşüncenin ifade edildiği ortamlar olmuştur. İnsanlar savaşa karşı barışı savunduğu için asla haklarından ve özgürlüklerinden alıkonulamaz, hedef gösterilemez ve yargılanamaz” dedi.

    CHP olarak, eğitim hakkına sonuna kadar sahip çıkacaklarını vurgulayan Tüm, “Eğitim hakkı Anayasal bir haktır, hiç kimse engelleyemez. Üniversiteler halkımızındır, gençlerimizindir. Tutuklanan gençlerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ülkemizde savaş çığırtkanlığının değil, barış dilinin kazanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.

    TANRIKULU YARGIYA SESLENDİ

    CHP’li Sezgin Tanrıkulu konuya ilişkin “Toplantı ve gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir insan hakkıdır, hiçbir şekilde suç değildir. Öğrenciler Boğaziçi’nde görüşlerini ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı ise kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir üslupla öğrencileri hedef göstermiştir. Ben yargıya sesleniyorum, sizin de evlatlarınız var. Türkiye’nin en gözde üniversitesinin en parlak öğrencilerini böyle baskı altında tutmayın” dedi.

    CHP’Lİ SARIBAL: ÖĞRENCİLERİ SERBEST BIRAKIN

    CHP’li Orhan Sarıbal ise “Gençler üniversitelerde huzursuz. Sokakta insanlar huzursuz doğada canlılar huzursuz. AKP ve Saray rejimi topluma zarar veriyor. OHAL koşullarıyla ülkeyi zapturapt almaya çalışmaktadır. Kimsenin ses çıkarmasını istememektedir. Barış, demokrasi, özgürlük kelimelerinin konuşulması dahi istenmemektedir. Boğaziçili çocukları içeri atabilirsiniz ama seslerini kesemezsiniz. Onların bir an önce serbest bırakılmalarını ve eğitim haklarının iade edilmelerini talep ediyoruz” dedi.

    “ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İLE OYNAMAYIN”

    CHP’li Nurettin Demir, “Bugün 100 binin üzerinde öğrenci ya hapishanede, ya tutuklu ya da okullardan uzaklaştırılmış durumda. Biz aileleri ve öğretim üyeleri adına iktidarı aklıselime davet ediyoruz. Bu çocukların geleceğiyle oynamayın. Bunların geleceğiyle oynayanlar kendi gelecekleriyle oynarlar” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLERİN HEDEF TAHTASINA ÇIKARILMASINI KABUL ETMİYORUZ”

    Tutuklu öğrencilerden Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Yılmaz şu ifadeleri kullandı:

    “Bizim görüşme talebimiz tüm siyasi partileredir. Tutuklanan öğrenciler, öğrencilik yaşamlarının her döneminde birçok başarıya imza atmış öğrencilerdir. Bu öğrenciler sanata, resme, tiyatroya, folklora düşkün ve yetenekli öğrencilerdir. Bu öğrenciler insanı seven, iyilikten yana olan ve kötülüğü de kabul etmeyen bunu da toplumla paylaşabilen öğrencilerdir. Ortada ne şiddet, ne yaralama ve hatta ne de bağırma vardır. Biz bu öğrencilerin hedef tahtasına çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Çocuklarımızın eğitim hakkı kısıtlanmıştır. Dünyanın en büyük üniversiteleri bu öğrencilere kapılarını açtı. Bu yetenekli öğrencilere ‘Türkiye’de okumak hakkı vermek istiyor musunuz’ sorusunun yanıtını vermek durumundayız. Taraflı basın organları ve köşe yazarları çocuklarımızı aşağılayan yayınlara devam ediyorlar. Bizim çocuklarımızın yetenekleriyle, zekalarıyla baş edemeyeceklerini hepsi görecektir.”

    “OĞLUMLA GURUR DUYUYORUM”

    Tutuklu öğrenci Yusuf Noyan Öztürk’ün annesi Belgin Öztürk ise “Yerli ve milli olmadığı söylenen çocuklardan birinin annesiyim. Yusuf Noyan Öztürk’ün annesiyim. Oğlum Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Sosyoloji Bölümü çift anadal öğrencisidir. Fakülte birincisidir. Bir anda terörist, komünist ilan edildi. Ben bana oğluma ailemize yapılan bu şiddeti kabul edemiyorum; çünkü benim oğlum hayatınızda tanıyabileceğiniz en naif insandır. Geçen yıl yemekhane iftar saatinde kapatılıyor diye, imza toplayıp arkadaşları rahat yemek yiyebilsin diyen bir çocuktur. Benim oğlum vatan haini değil ama benim oğlum düşünen, zeki, olayları anlamaya çalışan biridir. Ben oğlumla gurur duyuyorum” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması

    CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması

    PİRHA – TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Milletvekilleri Mehmet Tüm, Ali Şeker, Hüseyin Çamak, Mersin Akkuyu’da temeli atılan nükleer santral projesine karşı Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına CHP’li Ali Akyıldız ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu da katılarak destek verdi.

    CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması yaptı. CHP Balıkesir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Sözcüsü Mehmet Tüm, basın toplantısında şunları söyledi:

    “AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin’in katıldığı törenle dün Mersin’de Akkuyu Nükleer Santrali’nin temeli atıldı. Erdoğan açılışta, nükleer santralin gelişmişliğin göstergesi olduğunu ifade etti. Şu an gelişmiş ülkelerin tamamında nükleer enerjinin yerini yenilebilir enerjinin aldığını biliyoruz. Dünyada Çin dışında neredeyse tüm ülkeler, nükleer enerjiyi bırakmanın yollarını aramaktadır. Almanya 2022 yılına kadar nükleer santralleri kapatacağını ilan etti. Fransa, birkaç yıl içerisinde elektrik üretiminde nükleerin payını %74’ten %50’ye çekmeyi planlıyor. Güney Kore, santral yapabilen birkaç ülkeden biri olmasına rağmen nükleerden çıkış kararı aldı. Tüm gelişmiş ülkelerde doğa dostu enerji türleri tercih ediliyor. Bizde ise nükleer santral doğa dostu, ucuz enerji kaynağı, istihdam kapısı olarak topluma anlatılıyor. AKP topluma yalan söylüyor.”

    “TÜRKİYE, DE BU SANTRALLE BİR DENEY TAHTASINA DÖNÜŞECEKTİR”

    “Nükleer enerji ne doğa dostudur, ne ucuzdur, ne de kalıcı istihdam kapısıdır. AKP, nükleer santrali ucuz enerji diye anlatıyor. AKP’nin ucuz diye anlattığı şey, nükleer enerji değil; insan hayatı ve doğa yaşamıdır. Santralle birlikte enerji üretimi 4,5 kat daha pahalı olacaktır. Elimizde rakamlar var: Rüzgâr enerjisinin maliyeti 3,48 cent, Güneş enerjisinin maliyet 6,99 cent iken, nükleer enerjinin maliyeti ise 12,35 cent kw/saattir. Nükleer enerji, rüzgar enerjisinden tam 3,5 kat daha pahalıdır. Biz, yenilenebilir enerjiden bin kat daha tehlikeli ve üstelik 20 yıl alım garantili bir nükleer enerji santrali kuruyoruz! Üstelik bu santralde Rus şirketi daha önce hiç denenmemiş bir reaktör kullanacaktır. Türkiye de bu durumda bir deney tahtasına dönüşecektir.”

    “HAM DOLSUN DİYEREK NÜKLEER FELAKETLER ÖNLENEMİYOR”

    Türkiye’de Çernobil benzeri bir felaketin yaşanmayacağının garantisi var mıdır? Rusya’ya güvenerek, dualar ederek, hamdolsun diyerek ne yazık ki bu felaketler önlenemiyor. ‘Fıtrat’ diyerek kapattığınız kazalar, büyük felaketler olarak tarihe geçiyor. Biz, CHP olarak, kalkınmaya, gelişmeye karşı değiliz. Biz, ülkemizin dışa bağımlı hale getirilmesine karşıyız. Biz, nükleer enerjiyle deney tahtasına dönüştürülmesine karşıyız. Yenilebilir enerji Türkiye için en önemli ve en gerekli alternatiftir. Bizden %40 daha az güneş alan Almanya, bizden 46 kat daha fazla güneş enerjisi üretiyor. Bunu biz de yapabiliriz. Temiz ve yenilebilir enerji Türkiye’nin tüm ihtiyacını karşılayacak güçtedir. Eğer gelişmiş bir ülke olmak istiyorsanız, kalkınmayı doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yapmak zorundasınız.”

    “RUSYA BU SANTRALLE, UÇAK DÜŞÜRME OLAYININ  İNTİKAMINI ALMAKTADIR”

    “Rusya bu santralle, uçak düşürme olayının intikamını almaktadır. Rusya, daha pahalı, daha tehlikeli bir şekilde ülkemizin ve doğamızın en güzel yerlerinden birine nükleer santral inşa etmektedir. Doğamız uluslararası şirketler tarafından yok edilmektedir. Japonya’nın bile nükleer sızıntıdan mağdur olduğunu biliyoruz. Ülkemizde henüz kurumsal bir nükleer mühendisliği bile yoktur. İktidarın tekrar oturup bunu bin kere düşünmesi gerekir.”

    “NÜKLEER FELAKETİN TELAFİSİ VE GERİYE DÖNÜŞÜ ASLA YOKTUR”

    “Dün Meclis’te Sinoplular çok açık bir şekilde ‘nükleer öldürür, biz yaşamak istiyoruz’ dediler. Aynı şekilde Mersin’de de halkımız, nükleer santrale karşı yoğun şekilde eylemler yapıyor. Cumhurbaşkanı, halkın nükleer santrale karşı olduğunu çok iyi bildiği için Akkuyu santralinin temelini Mersin’de değil; Ankara’da, Saray’da atıyor. Halka rağmen, güya halk için bu santralin yapıldığını söylüyorlar, ancak AKP’nin derdi halk değil, koltuk ve ranttır. Biz, CHP olarak, nükleer konusunda ‘biz uyarmıştık’ demek istemiyoruz. Nükleer felakettir, felaketin telafisi yoktur, bundan bir an önce vazgeçiniz diyoruz.”

    DIŞ SİYASETİN BIRAKTIĞI TAHRİBATI ÖDEMEK İÇİN…”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise konuya ilişkin, rüzgar enerji santralinin nükleer santrallere göre üç buçuk kat daha az maliyetinin olduğunu belirterek “Santralin açılmasından çok, kapatılması büyük bir maliyettir. 20 yıl sonra Ruslar elektriği satmaktan biz de almaktan vazgeçsek bile o nükleer santral bir çöp olarak orada tehdit olacak ve 50-60 milyar dolar versek bile belki o santrali kapatamayacağız. Uluslararası ilişkilerde yaptıkları tahribatı ödemek için geleceğimizi riske atıyorlar.” dedi.

    “NÜKLEER ENERJİ OLMADAN ELEKTRİK TÜKETİMİNİ KARŞILAMAK MÜMKÜN”

    CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak ise, “En ucuz enerji en tasarruf edilen enerjidir. Şu anda 40 bin megawatt tüketimimiz var. Nükleer olmadan yalnız rüzgardan 78 bin megawatt üretim yapmamız mümkün. Akkuyu’nun yanıbaşında Türkiye’nin en büyük çimento fabrikası var. Rusya’dan son birkaç aydır beton bloklar getiriliyor. Bu bloklarda nükleer atık mı getiriliyor?” (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Ali Şeker: TTB yöneticileri yaşamı savundukları için gözaltına alındılar

    CHP’li Ali Şeker: TTB yöneticileri yaşamı savundukları için gözaltına alındılar

    PİRHA- Türk Tabipler Birliği’ne dönük gözaltılara ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Düşüncelerini açıkladıkları için, insan yaşamını savundukları için TTB yöneticileri gözaltına alındı” dedi. Şeker, ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ açıklamasının evrensel bir gerçeklik olduğunu vurguladı. 

    “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı bildiri yayınladıktan sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hedef haline getirilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri, dün evleri polis tarafından basılarak gözaltına alındı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP Milletvekili Ali Şeker, TTB Merkez Konsey üyelerinin düşüncelerini açıkladıkları ve insan yaşamını savundukları için gözaltına alındıklarını belirtti.

    “İNSAN YAŞAMINI SAVUNDUKLARI İÇİN GÖZALTINA ALINDILAR”

    Şeker, “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey üyeleri sabah erken saatlerde maalesef yataklarından kaldırılıp gözaltına alındı. Bu ülkenin sağlığına hizmet veren, her biri alanında yetkili profesörler, uzman doktorlar maalesef düşüncelerini açıkladıkları için, insan yaşamını savundukları için, savaşın ne tür bir bedel ödeteceğini topluma hatırlattıkları için gözaltına alındılar” açıklamasını yaptı.

    Şeker, “Bu, baskının, zulmün önümüzdeki süreçte daha da nasıl hakim kılınmaya çalışılacağının bir kilometre taşı, adımı. Bunu protesto ediyoruz. Hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğiz. Türk Tabipleri Birliği’nin barış talebinin, savaşla ilgili düşüncelerinin yanındayız” diye konuştu.

    “BARIŞ TALEBİ SUÇ KABUL EDİLEMEZ”

    “Savaş bir halk sağlığı sorunudur tanımlaması evrensel bir gerçekliktir. Bu gerçekliğin ifade edilmesini gözaltılarla, baskılarla ortadan kaldıramazlar” diyen CHP’li Vekil Ali Şeker, son olarak şu mesajı verdi:

    “Nasıl gazetecileri tutuklayarak gerçekleri ortadan kaldıramıyorlarsa bunda da gerçeği yok sayma talebi karşılık bulmayacaktır. Barış talebi suç kabul edilemez.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yılın son F Oturumunda Ali Şimşek’in serbest bırakılması istendi – Video

    Yılın son F Oturumunda Ali Şimşek’in serbest bırakılması istendi – Video

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması için 2017 yılının son eylemi olan 301. haftasında bir araya geldi. Eylemde günün 23 saati yatakta geçirmek zorunda kalan hasta tutuklu Ali Şimşek’in durumuna dikkat çekilerek serbest bırakılması istendi.

    Haberin Videosu

    Hasta mahpusların serbest bırakılması için İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturması 301. haftasında.

    301. kez bir araya gelen ve 2017 yılının son F oturmasında hasta tutuklu Ali Şimşek’in durumuna dikkat çekildi. Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilen F oturumunda “Ali Şimşek serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açılarak, ‘Onursuz arama işkencesine son”, “OHAL işkencesine son”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit işkencesine son”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı.

    “HASTANEYE SEVKİ KELEPÇEYLE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ”

    F Oturumu’nun 301. hafta basın açıklamasını sanatçı Pınar Aydınlar okudu. Aydınlar, 22 yıldır hapishanede olan Ali Şimşek’in uzun yıllardır devam eden varis hastalığının bulunduğunu söyledi. Varis hastalığının son dönemlerde arttığı  belirten Aydınlar, 4 yıldır devam eden bel fıtığından kaynaklı bel ağrılarının da arttığını söyledi. Aydınlar, bu ağrılarından dolayı Şeker’in yürüme zorluğu çektiğini ve yürümek için koltuk değnek kullandığını söyledi.

    Ali Şimşek’in Ağustos ayında iki kez hastaneye sevk edilmesine karar verildiğini ancak Kasım ayına kadar hastaneye sevkinin gerçekleşmediğini kaydeden Aydınlar, şunları belirtti.

    “Kasım ayında iki sevkten sadece bir gerçekleşmiştir. Hastaneye sevki tek hücre tipi ring aracı  ile kelepçeli  olarak gerçekleştirilmiştir. Başlı başına bu uygulama dahi onur kırıcı ve kötü muamele olarak kabul edilirken şiddetli ağrıları olan ve ayakta durmakta zorluk çeken bir mahpus içinse adeta bir işkencedir.” (HABER MERKEZİ)

  • CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker: Herkes zorunlu olarak çocuklarını İmam Hatibe gönderiyor

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker: Herkes zorunlu olarak çocuklarını İmam Hatibe gönderiyor

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatında yaşanan gericiliğe ilişkin tepkiler devam ediyor. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Çocuklarımıza okul göstermiyorlar, okul göstermedikleri gibi okumayacaksanız açık liseler gibi açıkta kalacaksınız. Ya da mecburen imam hatip liselerine gideceksiniz gibi bir zorlama ile karşı karşıyalar” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Birçok lisenin İmam Hatip Lisesine çevrilmesi, din derslerine cihat kavramının eklenmesi, zorunlu din derslerinin bir saatten iki saate çıkarılmasına yönelik CHP Milletvekili Ali Şeker Pir Haber Ajansına konuştu.

    “DİŞ MACUNU İNSANLARI KOYUNLAŞTIRIYOR”

    Geçtiğimiz günler Batılıların Müslümanlar’ı sindirmek için diş macununun içindeki florürün, insan beynini etkilediğini ve insanları “koyun gibi yaptığını” ileri süren AKP Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz’un sözlerine değinen CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker şunları ifade etti:

    “Matematik bilse ne olur cihat bilmedikten sonra veya diş macunu insanı koyunlaştırıyor gibi yanlış teşhisler üzerinden giderek yanlış tedaviler uygulandığında başarıya ulaşılamaz.  Sorgulamayan bireyler yetiştirmek için bir yerlerde eğitim verdikleri için insanlar düşünmüyor ve sorgulamıyor. Tüm bunlar diş macunundan olmuyor. Bir milletvekili bunları düşünerek milletvekili oluyorsa AKP’den bize de söyleyecek çok fazla söz kalmıyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZA OKUL GÖSTERMİYORLAR”

    Şeker, “Okullar açıldı ve çocuklarımızı açık liselere yönlendiriyorlar. Bu ne demek? Çocuklarımıza okul göstermiyorlar. Çocuklarımıza okul göstermedikleri gibi okumayacaksanız açık liseler gibi açıkta kalacaksınız. Ya da mecburen imam hatip liselerine gideceksiniz gibi bir zorlama ile karşı karşıyalar. Bu zorlamanın sonunda normal liseler ve meslek liselerinde yeteri kadar yer olmadığı için herkes çocuklarını zorunlu olarak imam hatip liselerine gönderiyor. Diğer meslek liseleri ve Anadolu liseleri de imam hatip müfredatına doğru hızla müfredat değiştiriyorlar. Bunları kabul etmek mümkün değil” şeklinde konuştu.

    “SORGULAYAN BEYİNLERİN OLMADIĞI YERDE KİMSEYE MUTLULUK YOK”

    Sorgulayan beyinler olmadıkça bu iktidar kendini devam ettireceğini zannediyor diyen CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker şöyle devam etti:

    Sorgulayan beyinlerin olmadığı bir ülkede de hiç kimseye refah, huzur ve mutluluk yok. Türkiye’nin mutlu olması için yeni müfredatın bilimsel, sorgulayan gençler yetiştirecek bir şekle dönüşmesi gerekiyor. İçinde laikliğin olduğu ve Cumhuriyetin değerlerinin çocuklara öğretildiği bir eğitim müfredatı gerekiyor. Yoksa Cumhuriyetin yok sayılıp Osmanlı’nın o çökmüş, çürümüş yapısını çocukların kafalarında çok büyük bir iş yapılmış gibi anlatılması, çocuklarımız açısından da çok büyük bir kayıp olur.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA –İstanbul’da dün Çağlayan Adliyesi’nde görülen Cumhuriyet Gazetesi Davası duruşmasına gazetecilere destek için gelen CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş Cumhuriyet Gazetesi Davasında sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını belirttiler.

    Haberin Videosu

     

    Çağlayan Adliyesi’nde dün görülen Cumhuriyet Gazetesi davasına birçok gazeteci, yazar, milletvekili destek için geldi. Adliyede olan CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş PİRHA’ya konuştu.

    “GAZETECİLİĞİN NASIL YAPILDIĞI YARGILANDI”

    Sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını söyleyen CHP’li Vekil Ali Şeker, “Geçen mahkemede bir manşet nasıl çıkar, bir gazetenin geliri gideri nasıl toparlanır, reklam gelirleri nasıl alınır? Bunlar sorgulandı. Yani gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılandı” dedi.

    İddianamenin içinin bomboş olduğunu “Yargılayacaksınız, mahkum edeceksiniz” dendiği ve ortada bir suç olmadığı için bir kumpas kurulmaya çalışıldığını ifade eden Ali Şeker, ama önce atıp sonra kumpas kurmaya çalışınca yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını vurguladı. Şeker, “Asıl yapmaları gereken adalet dağıtma görevine, sorumluluğuna uygun davransalardı ilk günden itibaren böyle bir davanın olamayacağını, böyle bir iddianamenin kabul edilemeyeceğini kabul edip gazetecilerin özgürlüklerini kendilerine teslim ederlerdi” diye konuştu.

    “GAZETECİLER SİYASİ OLARAK İÇERİDE”

    Türkiye’de gazetecilik yapmanın, halkı doğrulardan haberdar etmenin büyük bir suç olduğunu ifade eden Ali Şeker, halka gerçekleri anlatmak isteyen tüm gazetecilere ceza verildiğini ancak bunu kabul etmenin mümkün olmadığını belirtti. Cumhuriyet Gazetesi’nin gazetecilik yapma çabalarına sonuna kadar destek vereceklerini, halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacaklarını söyleyen Ali Şeker, gazetecilerin siyasi olarak içeride tutulduklarına şu sözlerle dikkat çekti:

    “Türkiye’de sanal bir rahatlama ortamı varmış durumunu pompalamak için bir kısım gazetecileri salma talimatı verdi Saray. Onlardan bazıları da bu davadakilerdir diye düşünüyorum. Maalesef yargılama adil olmayınca talimatlı olunca o talimatla ilgili de böyle bir sonuç alınabileceğini düşünüyorum.”

    “GERÇEK ANLAMDA GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN YARGILANIYORLAR”

    Cumhuriyet Gazetesi Davasının tamamen gazeteciliğin yargılandığı bir dava olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş da, aylardır gazetecilerin hayatlarından bayatlamış ve çürümüş iddianamelerle günlerin çalındığını, içeride bulunan gazetecilerin tek suçlarının gazetecilik yapmaları ve gerçeğin peşinde koşmaları olduğunu kaydetti. Gazetecilerin eğer gerçeğin peşinde koşmayıp iktidarı desteklemiş olsalardı şu anda hem milyon dolarlar kazanacaklarını, hem şan şöhret sahibi olacaklarını hem de devletin imkanlarından sonsuza dek faydalanacaklarını belirten Yarkadaş, ancak onların bu yolu değil gerçek anlamda gazetecilik yapmayı seçtiklerini, hükumetin yanlışlarını, eksiklerini, antidemokratik uygulamalarını kamuoyuna taşımayı seçtiklerini ve bu yüzden de cezalandırıldıklarını vurguladı.

    “SÖYLEMLERİ BOMBOŞ BİR BALONDAN İBARET”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonunun adliye avlusunda uçurmayı planladıkları balonların tutuklanmasına değinen Barış Yarkadaş, “O balonlar aslında iktidarın tüm söylemlerinin nasıl içi boş olduğunu ve bir balondan ibaret olduklarını anlatacaktı. O balonlar bırakılarak gazetecilere bir mesaj verilecekti. Ama iktidar hem söylemlerinin içinin boş bir balondan ibaret olduğunun görülmemesi hem de özgürlük sembolünde hem de özgürlük sembolünden korktuğu için balonların alana girmesini yasaklamış” dedi.

    Özgürlüklerin düşmanı olan bir iktidarın balonlardan korkmasının da normal olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş, “Gerçekten korkuyor, balondan korkuyor, gerçek haberden korkuyor, demokrasiden kokuyor, özgürlükten kokuyor. Korkak bir iktidarın yönettiği bir ülkede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP’li Vekil Ali Şeker: AKP geleceğimizi yok ediyor; 17 Eylül’de Kartal Mitingi’ndeyiz-VİDEO

    CHP’li Vekil Ali Şeker: AKP geleceğimizi yok ediyor; 17 Eylül’de Kartal Mitingi’ndeyiz-VİDEO

    PİRHA – Yeni eğitim müfredatına dahil edilen cihat ve şeriat konularına sert tepkiler gelmeye devam ediyor. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “AKP’nin 15 yıldır yapmış olduğu tek şey eğitim alanını tahrip edip geleceğimizi yok etmektir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Cihatçı ve şeriatçı yeni eğitim müfredatına karşı laik, bilimsel ve anadilde eğitim talebi için 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydanı’nda Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen öncülüğünde gerçekleşecek mitinge katılım çağrısında bulunan CHP İstanbul milletvekili Ali Şeker Pir Haber Ajansına konuştu.

    “LAİK, BİLİMSEL EĞİTİMİN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGELLER VAR”

    Laik, bilimsel eğitimin önünde çok büyük engellerin ve ciddi sorunların olduğunu belirten Şeker, “AKP’nin eğitim ile ilgili yaptığı tek şey laik bilimsel eğitimi yok etmek. Birçok Anadolu lisesini imam hatiplere çevirmeleri ve öğrencileri düz okullara yönlendirmeleri eğitim hakkını gasp etmek anlamına geliyor. Bugün birçok kişi çocuğunu özel okula gönderecek kadar maddi yeterliliğe sahip değil” şeklinde konuştu.

    “EĞİTİM ALANINDAKİ BU DAYATMAYI KABUL ETMİYORUZ”

    Son dönemlerde eğitimin bir hak olmaktan çıktığını vurgulayan Şeker şöyle devam etti:

    “İktidar tarafından ‘Ya bizim istediğimiz eğitimi alarak çocuklarınız kindar ve dindar olur ya da okula gidemezsiniz’ diye bir seçenek sunuluyor. Eğitim alanında yapılan bu dayatmayı kabul etmek mümkün değildir. Bu haklı talepler için ve laik, demokrat, bilimsel eğitimden yana olan herkesi 17 Eylül’de İstanbul Kartal’da yapılacak olan mitinge davet ediyoruz.”

    “KÖLE TOPLUM İNŞA ETMEK İSTİYORLAR”

    CHP’li Vekil Ali Şeker, “Eğer eğitim tahrip edilirse ülkenin geleceği tahrip edilir. Sorgulamayan, düşünmeyen ve üretmeyen bir kuşak yaratarak köle toplum inşa etmek istiyorlar. Ancak bu onlar için gerekli olan bir şey, biz bunu reddediyoruz ve demokratik, laik, bilimsel bir eğitim için 17 Eylül’de Kartal Mitingi’nde olacağız” dedi.

    “SORGULAYAN VE SORGULATAN ÖĞRETMEN İSTEMİYORLAR”

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK’lere de değinen Şeker şunları ifade etti:

    “KHK ile çok sayıda öğretmeni işlerinden ihraç ettikleri gibi okulların açılmasına bir ay kala da Eğitim-Sen’li öğretmenleri bulundukları yerlerden çok uzak bölgelere sürgün ettiler. Bunların çocukları var ve onların da eğitim hakkı var. Onların da istediği yerde çalışarak çocuklarını istediği yerde okutma hakkı var. Ancak tüm bu hakları sürgün yoluyla gasp ediliyor. Bunların tüm sebebi; sorgulayan, sorgulatan öğretmenler istememeleridir.”

    (HABER MERKEZİ)