Etiket: ali yerlikaya

  • ‘Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?’

    ‘Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?’

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Çorum’un Tarhan Köyü’ndeki cemevi hoparlöründen ezan okutulmasını kınayarak konuyla ilgili Meclise soru önergesi sundu. Fırat, kaleme aldığı önergede “Cemevi hoparlöründen ezan okutulması gibi bir tutum sergilenmesi Alevi toplumunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir.” ifadelerine yer verdi.

    Çorum’da merkeze bağlı Tarhan Köyü’ndeki cemevinden ezan okutulmasına ilişkin bir tepki de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Celal Fırat’tan geldi.

    İstanbul Milletvekili Fırat, Çorum ilinin, yüzyıllardır Alevi inancının ibadet ve toplanma mekânı olarak varlığını sürdürdüğünü vurguladı. Fırat, konuya ilişkin Meclise sunduğu soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Son yerel seçimlerde göreve gelen köy muhtarı tarafından, Cemevinin hoparlöründen ezan okutulmasına başlanmıştır. Bu sadece teknik bir ‘ses yayını’ değildir; Alevi inancına ve Cemevlerinin kutsallığına karşı kasıtlı bir saldırı girişimi ve bugüne kadar sürdürülen asimilasyon politikalarının bir parçasıdır.

    Cemevleri, Alevi toplumunun ibadethaneleridir. Cemevlerinde özellikle; deyiş, gülbeng ve semah gibi Alevi inancının özgün ritüellerinin sesi duyulur. Ancak Cami ve Mescitlerden okutulması gereken Ezan’ın zorla Cemevinin hoparlöründen okutulması inanç özgürlüğünün ihlali olduğu gibi gerginliğe sebep olabilecek bir dayatmadır.

    Bu tür uygulamalar, bireysel bir muhtar tasarrufu gibi görünse de uzun yıllardır sürdürülen devlet destekli asimilasyon politikalarının yerel düzeydeki yansımalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesi inanç özgürlüğünü güvence altına alırken, 90’ıncı maddesi de tarafı olunan uluslararası sözleşmelerin bu alandaki yükümlülüklerini bağlayıcı nitelik taşımaktadır.

    Toplumsal barış ve demokrasiden bahsettiğimiz bu günlerde Cemevi hoparlöründen ezan okutulması gibi bir tutum sergilenmesi Alevi toplumunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir.

    “ASİMİLASYONCU UYGULAMALAR!”

    Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soru önergesi yöneltti. Fırat, şu soruların yanıtlanmasını talep etti:

    “-Çorum Tarhan Köyü Cemevi hoparlöründen ezan okutulması uygulamasından Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

    -Bu uygulamanın, Alevi toplumunun ibadet özgürlüğü ve cemevlerinin kutsallığı açısından yaratacağı hassasiyetin gözetilmemesi halinde, yaşanacak olası gerginliklerin sorumluluğunu kim üstlenecektir?

    -Cemevlerine ait ses sistemleri ve mekânların, Alevi inancına aykırı şekilde Ezan okutulması için kullanılması hukuken ve idari olarak hangi mevzuata dayanmaktadır?

    -Köy muhtarlarının veya yerel idarecilerin, inanç mekânlarının işleyişine ve ritüellerine müdahale etme hakkı nereden kaynaklanmaktadır?

    -Türkiye genelinde, Cemevlerine yönelik buna benzer asimilasyoncu veya dayatmacı uygulamaların tespit edilmesi ve önlenmesi amacıyla yürütülen bir araştırma ya da denetim çalışması var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Hükümetin ‘sokakları karıştırmanın faydası yoktur’ sözüne Özgür Özel’den ‘sokaklar bizimdir’ cevabı!

    Hükümetin ‘sokakları karıştırmanın faydası yoktur’ sözüne Özgür Özel’den ‘sokaklar bizimdir’ cevabı!

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, ülke genelinde yapılan eylemler nedeniyle İçişleri ve Adalet Bakanının “Halkı sokağa çağırmak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur” minvalinde açıklamalarına cevap verdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Vatandaşlarımızı polislerimizle karşı karşıya getirmenin, provokasyonlarla sokakları karıştırmanın hiç kimseye bir faydası yoktur” şeklinde açıklama yapmıştı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da “Halkı sokağa, meydanlara çağırmak en hafif tabiriyle “sorumsuzluktur. Milletimizin huzurunu bozmak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir” ifadelerini kullanmıştı.

    “SAYGI DUYACAKSINIZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, X hesabından iki bakana da cevap verdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’ye yapılan bu kötülüğün sorumluları, bizi ‘sorumsuzlukla’ suçlamış. Açıklamalarımızı çarpıtıp üste çıkmaya çalışanlara ne diyeyim?

    Söylediğimiz bellidir:

    ‘Demokratik biçimde, şiddete bulaşmadan, kırıp dökmeden, yakıp yıkmadan sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir.’

    Zorladığınız polisimize de vatandaşlarımıza da zulmediyorsunuz.

    Milletin anayasal hakkı olan demokratik tepkiye saygı duyacaksınız. Buna karşı verilen her emir kanunsuz emirdir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Partili Çiçek, IŞİD’li militana Kızılay’dan maaş verilmesini Bakan Yerlikaya’ya sordu!

    DEM Partili Çiçek, IŞİD’li militana Kızılay’dan maaş verilmesini Bakan Yerlikaya’ya sordu!

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, İŞİD’li Ebu Leys kod adlı Mohammed Khlaf İbrahim’e engelli maaşı verilmesini Meclis gündemine getirdi. Milletvekili Çiçek, İçişleri Bakanı Yerlikaya’ya, “Kızılay, IŞİD saldırganı Mohammed Khlaf İbrahim’e hangi şartlar ve kriterler sonucunda maaş vermiştir?” sorusunu yöneltti.

    İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Kasım 2023’te İstanbul’daki kilise ve sinagoglara saldırı düzenleneceğine dair istihbarat sonrası yakalanan IŞİD’li M. Khlaf İbrahim’e engelli maaşı verildiği iddialarını Meclise taşıdı.

    Milletvekili Cengiz Çiçek, ‘Ebu Leys’ kod adlı Mohammed Khlaf İbrahim’in, Kızılay’dan engelli maaşı aldığını belirterek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.

    Çiçek, önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

    “Ebu Leys kod adlı Mohammed Khlaf İbrahim’in, 2014 yılında IŞİD’e katıldığı, IŞİD saflarında savaşırken mayın patlaması sonucu kulağından ve gözünden yaralandığı, 2018 yılında kaçak yollardan Türkiye’ye girdiği, bir süre Van’da yaşadığı bilinmektedir. Mohammed Khlaf İbrahim’in gözaltında verdiği ifade aynen şu şekildedir: ‘Yüzde 70 görme engelliyim. Yakınımda mayın patlayınca gözlerim bu şekilde yüzde 70 engelli hale geldi. Türkiye’ye geldikten sonra Ankara’da kimlik başvurusunda bulundum. Ayrıca sağlık problemlerim nedeniyle gerekli başvurularda bulundum. Halen Kızılay’dan engelli maaşı almaktayım. Ankara’dan yaptığım başvuru neticesinde beni Balıkesir iline devlet yerleştirdi. O tarihten beri Balıkesir’de ikamet ederim.’”

    “KIZILAY, HANGİ ŞARTLAR SONUCUNDA MAAŞ VERMİŞTİR?”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Cengiz Çiçek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “*Kızılay IŞİD saldırganı Mohammed Khlaf İbrahim’e hangi şartlar ve kriterler sonucunda maaş vermiştir?

    *Mohammed Khlaf İbrahim’e hangi zaman aralıklarında maaş verilmiştir?

    *Türkiye’de ikamet eden ve daha önce IŞİD’de faaliyet yürüttükleri bilinen kaç kişiye vatandaşlık verilmiştir?

    *Türkiye’de ikamet eden ve daha önce IŞİD’de faaliyet yürüttükleri bilinen kaç kişi vardır? Bu kişiler hangi şehirlerde ikamet etmektedirler? IŞİD’de faaliyet yürüttükleri bilinen bu kişilerin Türkiye’den çıkarılması için gerekli işlemler başlatılacak mıdır?

    *Sınır kapılarından veya resmi yollarla giriş yapan kişilerin İnterpol kaydı olup olmadığı kontrol edilmekte midir? Bu kişilerin Türkiye’ye girişleri araştırılmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    Hubyar köyüne hizmet gitmemesi Meclis’e taşınmıştı; Bakan Yerlikaya’dan yanıt geldi

    PİRHA-Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak köye hizmet götürmemesini DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sormuştu. Soru önergesine yanıt veren Yerlikaya, “Tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır” iddiasında bulundu. 

    Tokat il merkezine 120 kilometre mesafede bulunan Almus ilçesine bağlı Hubyar köyü, hem bir dergâha ev sahipliği yapıyor hem de bölgedeki Alevilerin inanç merkezi konumunda. Ancak devletin/iktidarın, Alevi köylerine yönelik ayrımcı politikası devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat Almus Kaymakamı’nın kendisine teşekkür etmeyen Hubyar köyü muhtarına tavır alarak hizmet götürmemesini Meclis gündemine taşıyarak 17 Temmuz 2024 tarihinde soru önergesi vermişti.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın soru önergesine yanıt verdi.

    “AYRIM YAPILMASIZIN HİZMET YAPILMAKTADIR”

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, soru önergesine verdiği yanıtta tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapıldığını savundu.

    Bakan Yerlikaya şunları kaydetti:

    “İstanbul Milletvekili Celal Fırat tarafından verilen 7/14882 sayılı yazılı soru önergesi incelenmiştir. Soru önergesinde bahsi geçen Hubyar Köyüne yardım gitmediği iddiaları ile ilgili olarak bahsi geçen köye 1100 metre 63`lük içme suyu borusu, 10 adet maşon ve 5 adet çöp konteyneri verildiği, adı geçen köyün çöplerinin düzenli olarak toplandığı, köydeki su depolarına klorlama cihazı takıldığı, şenlik alanı ile şenlik alanına giden yolların bakım onarımının yapıldığı, yapılan yardımlarla ilgili malzemelerin Köy Muhtarına teslim edildiği, köyün anayolunun 2017 yılı ve 2020 yıllarında yapımının tamamlandığı, İlçe Özel İdare Müdürlüğü tarafından yağışlardan dolayı çökmeler ve bozulmalar meydana gelen köy yollarının yapımlarına devam edildiği, soru önergesinde bahsi geçen köy yollarının kilitli parke taşı ihalesinin 2024 yılında yapıldığı anlaşılmış olup tüm köylere hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet yapılmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Almus Kaymakamı’ndan Alevi olan Hubyar Köyü’ne hizmet ayrımcılığı!-VİDEO
    -Fırat, Almus Kaymakamının Alevi köyüne tavır almasını İçişleri Bakanına sordu
    -Hubyar Sultan AKD’den, Hubyar köyüne hizmet götürmeyen Almus Kaymakamı’na tepki!

  • Milletvekili Eren, İçişleri ve Adalet Bakanına sordu: Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    Milletvekili Eren, İçişleri ve Adalet Bakanına sordu: Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    PİRHA – Milletvekili Serhat Eren, Balıkesir’de parkta Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle tutuklanan inşaat işçileri Özgür İpek, Mehmet Argın ve Cemal Güzel’e ilişkin İçişleri ve Adalet Bakanının yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu. Milletvekili Eren, “Bu yaşananlarda sorumluluğunuzun olduğunu düşünerek Kürtlerin anadilleri üzerindeki yasakçı, tekçi ve nefreti körükleyen politikalarınıza bir son verecek misiniz?” diye sordu.

    Balıkesir’de inşaatta çalışan 3 işçi, parkta Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle 22 Ağustos’ta tutuklandı.

    3 işçinin tutuklanmasına gerekçe olarak “örgüt propagandası” ve “polise mukavemet” suçlamaları gösterildi.

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Altıeylül ilçesinde Emlak Konutta işçi olarak çalışan üç Kürt işçinin tutuklanmasını Meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Eren, 21 Ağustos akşamı yaşananları şu sözlerle özetledi:

    “Gece on iki sularında parktan çıkarken Mehmet Argın’ın büfeden sigara aldığı sırada, Cemal Güzel ve Özgür İpek’e bekçiler kimlik kontrolü yapmak istemişler, işçilerin “Her gün buradayız, oturuyoruz, herkes oturup müzik dinliyor, niye bize sataşıyorsunuz.” demesi üzerine 4-5 bekçi saldırmaya başlamıştır. Saldırı sırasında bir bekçinin parmağı kırılacak kadar işkence ağır boyutlara varmış, ancak bundan bile işçiler sorumlu tutulmuştur.

    Bu sırada yunus ekipleri de gelmiş, lunaparkın sahibi mafya üyesi de saldırmaya başlamıştır. Saldırı sırasında lunapark sahibinin “Bunlar Kürt’tür, teröristtir” demesiyle, dörder kişiden oluşan toplam üç bekçi ekibi, üçer kişiden oluşan iki yunus ekibi işçileri ters kelepçeleyerek coplarla saldırmışlar, ‘Bunları vurun, bunlar Kürt’tür, öldürün’ şeklinde bağırmışlardır.”

    ŞİKAYETLERİ DAHİ YOK SAYILDI!

    Milletvekili Serhat Eren, Balıkesir Adliyesi’nde savcılığa çıkarılan üç işçiden Cemal Güzel’in, kendilerine işkence eden bekçi ve polislerin iftiralarıyla cumhurbaşkanına hakaret ve kamu görevlisine mukavemet suçlamasıyla tutuklandığını aktardı.

    Milletvekili Eren, Mehmet Argın’ın “Hepimize Kürt olduğumuz için saldırdılar. İftira attılar, slogan da atmadık, mukavemet de etmedik. Kamera görüntüleri incelensin her şey ortaya çıkacak” dediğini de belirtti.

    Milletvekili Serhat Eren, işçilerin şikayetçi olduklarını bildirmelerine rağmen işkenceci bekçi ve polisler hakkında şüpheli sıfatıyla yürütülen bir soruşturma bulunmadığını da hazırladığı soru önergesine not düştü.

    “KÜRTÇE’YE NEDEN DÜŞMANSINIZ?”

    Serhat Eren, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “-Bu ülkede Kürtçe şarkı dinlemek suç mudur?

    -Bu ülkede Kürtçe şarkı dinlediği için işçiler darp ediliyorsa bu Kürt düşmanlığı ve ayrımcılık değil midir?

    -Kürtçe’ye neden düşmansınız?

    -Kürtçe’den neden korkuyorsunuz?

    -İşçilere işkence yapan kolluk görevlileri hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı, akıbeti nedir? Kamera görüntüleri zamanında istenip incelendi mi?

    -İşçilere işkence yapan lunapark sahibi şahıs hakkında cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -Balıkesir Devlet Hastanesi’nde işçilere darp raporu vermeyerek Kürt düşmanlığı yapan, görevini ihmal eden doktor hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -İşçilere gözaltındayken yasal haklarını kullandırmayan ve ailelerine haber vermeyen, avukat temin etmelerine imkan tanımayan kamu görevlileri hakkında idari ve cezai soruşturma başlatıldı mı?

    -İşkencecilere yönelik hiçbir yaptırım uygulanmayıp cezasızlık politikası uygulanmasının sebepleri nelerdir? Bugün yaşananlar cezasızlık politikasının bir sonucu değil midir?

    -Tutuklanan işçi Cemal Güzel’in tutuklanma sebebi nedir? Tutukluluğu işkenceyi örtbas etmek için midir?

    -Kürtlerin ana dillerini yasaklayan iktidar zihniyetiyle ve söylemleriyle sokaklarda yaşanan ırkçılık, linç ve işkencelerin arasındaki bağ nedir?

    -Bu yaşananlarda sorumluluğunuzun olduğunu düşünerek Kürtlerin anadilleri üzerindeki yasakçı, tekçi ve nefreti körükleyen politikalarınıza bir son verecek misiniz?

    -Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat, Alevilerin kapısına bırakılan dini içerikli bildirileri Meclis gündemine taşıdı

    Fırat, Alevilerin kapısına bırakılan dini içerikli bildirileri Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- Amasya’nın Kirazlıdere Mahallesi’nde Alevi ailelerin evlerinin kapısına bırakılan dini içerikli bildiriler Meclis gündeminde. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevilerin kapısına bırakılan dini içerikli bildirileri İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu. 

    Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Amasya’nın Kirazlıdere Mahallesi’nde, 7 Temmuz gecesi birçok evin kapısına “hacet namazı” başlıklı bildiri bırakıldı. Hangi örgüte ait olduğu bilinmeyen notta, hacet namazının nasıl kılınacağına dair detaylar yer alıyor.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevilerin kapısına bırakılan dini içerikli bildirileri İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu.

    Fırat, soru önergesinin gerekçe bölümünde şunları ifade etti:

    “Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Amasya’nın Kirazlıdere Mahallesi’nde, 7 Temmuz gecesi birçok evin kapısına “Hacet Namazı” başlıklı bildiri bırakılmıştır. Hangi örgüte ait olduğu bilinmeyen notta, hacet namazının nasıl kılınacağına dair detaylar yer alıyor. Fotokopiyle çoğaltılmış ve kime ait olduğu bilinmeyen bu dini içerikli bildiri halkı tedirgin etmiştir. ‘Bir tek dilekle mutluluğun kapısını açın’ başlıklı bildiride hacet namazının ne olduğu, nasıl kılınacağı hakkında bilgiler yer alıyor. Bıraktıkları bildirinin altında kesinlikle hiçbir kurum ve kuruluşun isminin yazmadığı görülmüştür.
    Amasya’da bir takım dini cemaatler ve vakıfların hedefinde Alevi çocukların var olduğu, yaz aylarında Alevi çocuklarının mahallelerde toplanıp Kur’an kurslarına götürüldüğü, gitmeyenlere ise bildiri dağıtıldığı iddia edilmektedir. Mahalleli, yaşananlardan dolayı oldukça rahatsız ve tedirgindir. Bu bildirileri bırakanların yetkililer tarafından acilen bulunmasını haklarında hukuki işlem yapılmasını talep ediyorlar.”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, bu bağlamda İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    1. Amasya’nın Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Kirazlıdere Mahallesinde, “hacet zamanı” başlıklı bildirinin evlerin kapılarına kimler tarafından bırakıldığı tespit edilmiş midir?
    2. Dini içerikli bu bildirinin sadece Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Kirazlıdere Mahallesi’nde ve Muharrem ayının ilk gününde dağıtılmasının sebepleri araştırılacak mıdır?
    3. Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Kirazlıdere Mahallesi’nde Muharrem Orucunun ilk gününde dini içerikli bildirinin dağıtılması bir tesadüf müdür?
    4. Amasya’nın Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Kirazlıdere Mahallesi’ni gören mobese kameraları incelenmiş midir?
    5. Amasya’da bir takım dini cemaatler ve vakıfların yaz aylarında Alevi çocuklarını Kur’an kurslarına götürdüğü iddiaları doğru mudur?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Evlerinin kapısına dini içerikli bildiri bırakılmıştı; Aleviler bu tacizin aydınlatılmasını istiyor-VİDEO
    Amasya’da dinciler Alevilerin evlerine dini içerikli bildiri bıraktı

  • Celal Fırat: Suriyeli mültecileri darp eden, öldüren şahıslara yönelik kaç tutuklama yapılmıştır?

    Celal Fırat: Suriyeli mültecileri darp eden, öldüren şahıslara yönelik kaç tutuklama yapılmıştır?

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, 17 yaşındaki Suriyeli Ahmed Handan El Naif’in, 3 kişi tarafından öldürülmesine ilişkin TBMM’ye soru önergesi iletti. Fırat, konuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Suriyeli mültecilerin hanelerine girip onları darp eden, öldüren, ev ve işyerlerini yakıp yıkan şahıslara yönelik bugüne kadar kaç tutuklama yapılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 2 Temmuz 2024’te, Antalya’nın Serik ilçesinde 17 yaşındaki Suriyeli Ahmed Handan El Naif’in öldürülmesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi sundu.

    “OLAYLARA GÖZ YUMULDUĞU HİSSİ UYANDIRMAKTA”

    Milletvekili Fırat, Suriyeli El Naif’in ırkçı saiklerle sokak ortasında 3 kişi tarafından bıçaklanarak katledilmesine ilişkin şu açıklamayı paylaştı:

    “Yerel kaynaklardan aktarılan bilgilere göre öldürülmeden birkaç gün önce Suriye’de bulunan ailesi tarafından iç savaşa kurban gitmesin diye daha güvenli diye düşündükleri Türkiye’ye gönderilen Ahmed, 8 kişi ile aynı evde kalarak mevsimlik işçi veya otellerde çalışmak için gelmişti.

    Kayseri yaşanan mültecilere yönelik pogrom girişimi ile beraber Suriye’nin kuzeyinde Türk kontrol noktalarına yönelik saldırılarla eş zamanlı başlayan şiddet sarmalı başka illerle birlikte Antalya’da da yaşanmıştır.

    Ahmed’in 8 arkadaşı ile birlikte kaldıkları eve öğlen saatlerinde yönelen yaklaşık 40 kişilik grup ‘Suriyelileri istemiyoruz’ diye sloganlar atarak eve zorla girerek evdekileri darp etmeye başlamış, o esnada fırsatını bulup saldırgan grubun elinden kurtularak evden kaçan Ahmed koşarak uzaklaşmış, ancak saldırganlar motosikletle peşine düşerek yakalayıp darp etmeye başlamış ve sonrasında bıçaklayarak öldürmüştür.

    Cinayetin ardından faillerden üçü yakalanıp gözaltına alınmıştır. Cenazesi morga kaldırılan Ahmed’in Suriye’de yaşayan ailesinin Türkiye’ye gelme olanakları olmadığı için naaşın kimsesizler mezarlığına defnedileceği iddia edilmektedir.

    Cinayetin ardından özellikle Serik’te yaşayan mülteciler tedirginlik yaşamaktadır. Aynı günün gecesinde benzer saldırılar Antalya’nın Kepez, Aksu ve Gazipaşa ilçelerinde de evler taşlanarak, bazı dükkânlar yakılmış ve araçlar kundaklanmıştır.

    Günlerdir açık bir şekilde sürdürülen şiddet olaylarının önüne geçilmemesi, etkin müdahalede bulunulmaması ve güvenlik tedbirlerinin alınmaması olaylara göz yumulduğu hissi uyandırmaktadır.

    Toplumun en alt tabakasına itilen, hor görülüp aşağılanan, sömürülen mültecilere ve işçileştirilen mülteci çocuklara yapılan saldırıların -iktidar yetkililerince- önüne geçilmezse telafisi imkânsız daha vahim sonuçlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

    İktidarın Suriye’ye dönük son zamanlardaki söylemleri ve politikalarının da bu yaşananlardan bağımsız olmayacağı görülmelidir. Tüm bunlara karşı her türlü nefret dilinden ve şiddet çağrılarından uzak durulmalı, birlikte yaşamı savunmalıyız.”

    “2 TEMMUZ’DAN İTİBAREN KAÇ SALDIRI YAŞANDI?”

    Milletvekili Celal Fırat, Ahmed Handan El Naif cinayetine ilişkin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Mülteci olmak zorunda kaldığı Türkiye’de öldürülen 17 yaşındaki Ahmed Handan El Naif’in naaşının kimsesizler mezarlığına defnedileceği iddiaları doğru mudur?

    Irkçı saiklerle Antalya’da katledilen Suriyeli 17 yaşındaki Ahmed Handan El Naif’in naaşı neden ailesine verilmemektedir?

    Olayların başladığı 2 Temmuz gününden itibaren hangi illerde mültecilere yönelik kaç saldırı olayı yaşanmıştır? Ölü, yaralı sayısı ve maddi hasar miktarı belli midir?

    Suriyeli mültecilerin hanelerine girip onları darp eden, öldüren, ev ve işyerlerini yakıp yıkan şahıslara yönelik bugüne kadar kaç tutuklama yapılmıştır?

    Mültecilere yönelik bu saldırıları yapanlardan yakalananların yaşları, eğitimleri, işleri, memleketleri veya siyasi parti aidiyetlerine ilişkin bilgiler elde edilmiş midir? Varsa kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? Çünkü, örneğin Kayseri’de yaşanan saldırılarda, saldırganların bir kısmının Kayserili olmadığı yönünde kamuoyuna iddialar yansımıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bayram tatilinin ilk 5 gününde 36 kişi hayatını kaybetti

    Bayram tatilinin ilk 5 gününde 36 kişi hayatını kaybetti

    PİRHA-  Bayram tatilinin ilk 5 gününde 36 kişi hayatını kaybetti, 6 bin kişi de yaralandı.

    Dokuz günlük bayram tatiliyle birlikte trafikteki yoğunluk da arttı. İçişleri Bakanlığı, bayram tatilinin ilk 5 gününde 36 kişinin hayatını kaybettiğini ve 6 bin kişi ise yaralandığını duyurdu.

    696 TRAFİK KAZASI, 36 ÖLÜ

    İçişleri Bakan Ali Yerlikaya, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bayram tatilinin 5’inci günü, 19 Haziran 2024 Çarşamba günü 24 saatlik sürede; 696 trafik kazası meydana geldi. 10 kişi maalesef hayatını kaybetti. 1205 kişi yaralandı. 425 bin 63 araç denetlendi. 23 bin 219 araca hız ve radar işlemi, 35 bin 990 araca ise diğer işlemler yapıldı. Bayram tatilinin ilk 5 gününde (cumartesi, pazar, pazartesi, salı ve çarşamba) maalesef 36 kişi hayatını kaybetti. 6 bin 550 kişi ise yaralandı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Lütfen aşırı hız yapmayalım. Araçlarımızda da otobüslerde de emniyet kemeri takmayı ihmal etmeyelim” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kordu’dan Yerlikaya’ya: Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir?

    Kordu’dan Yerlikaya’ya: Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir?

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve ticaretini TBMM’ye taşıdı. Kordu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması için verdiği soru önergesinde, Türkiye’de 2023 yılında 251 bin 103 uyuşturucu suçu işlendiğini hatırlatarak, “Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir? Söz konusu suç bağlamında kaç kişi hakkında işlem yapılmıştır?” diye sordu.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve ticaretini TBMM’ye taşıdı.

    Kordu, Dersim’de yaşanan olaylarda toplam 312 bin 148 kişinin gözaltına alındığını, 2020-2023 döneminde uyuşturucu ile ilgili hakkında işlem yapılan kişi sayısının ise 1 milyon 77 bin 148 olduğunu belirtti.

    AKP’nin 22 yıllık iktidarında uyuşturucu ile mücadele yerine uyuşturucu ticaretini bilinçli bir politikayla kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kordu, bu yolla dolaylı yollardan uyuşturucu ticaretinin kontrol edilerek sermayenin belli bir kesimde aktarılmasının ve gençlerin uyuşturucu kullanmasını sağlayarak apolitikleşmesinin sağlanmasının hedeflendiğini kaydetti.

    Dersim ve diğer Kürt illerinde gençliğin kendi içerisinde yalnızlaştırıldığını ve gençlerin yaşam biçimlerinin adeta kolluk kuvvetlerinin denetimi altına alınmaya çalışıldığını kaydeden Kordu, “Gençlerin uyuşturucuya yönelmelerinin altında yatan sebeplerin kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu kullanımına göz yumması veya uyuşturucunun gençler arasında yaygınlaşmasına alan açması gibi nedenler olduğu iddia edilmektedir” dedi.

    Kordu şöyle devam etti:

    “Bu iddianın gerekçesi ise; devlet özel savaş politikasında araç olarak kullandığı uyuşturucuyu gençliğinin apolitikleşmesini ve kendi kimliğinden uzaklaşmasını sağlamayı hedeflenmesi olarak ifade edilmektedir. Yüzyılı aşkın bir süredir çözümsüz bırakılan Kürt sorunuyla mücadele etme yöntemi olarak kullanın uyuşturucu gibi özel savaş politikasının araçlarıyla devlet, gençleri değiştirme dönüştürme gücünden yoksun bırakmayı politik bir tutum olarak belirlemiştir. Özel savaş politikalarının bir parçası olarak Kürt kentlerinin yanı sıra son yıllarda özelikle metropollerde artan biçimde ajanlaştırma, cinsel saldırı, uyuşturucu ve çeteleşme yoluyla özellikle gençlerin iradelerini kırmak, öz değer ve kimliklerinden utanır kılınarak devrimci-yurtsever potansiyellerini yok etmek üzerine kurulu bir yapı oluşturulmak istenmektedir.

    “DERSİM YOZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin geçtiğimiz mart ayında aktardığı verilere göre dünya genelinde 300 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığı tahmin edilmektedir. Avrupa Uyuşturucu ve Bağımlılık İzleme Merkezi 2023 Avrupa Uyuşturucu Raporu’na göre ise en yaygın 6 uyuşturucudan 3’ünün en fazla ele geçirildiği ülkenin Türkiye olduğu belirlenmiştir. Özellikle son yıllarda Dersim’e yönelik devlet tarafından geliştirilen özel politikalar nedeniyle, Dersim kültürü, inancı, dili asimile edilmeye çalışılırken, aynı zamanda uyuşturucu ve fuhuş çeteleriyle de bir bütün olarak Dersim toplumu yozlaştırılmak istenmektedir.

    Bu bağlamda;

    1-Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir? Söz konusu suç bağlamında kaç kişi hakkında işlem yapılmıştır?

    2-Son 10 yılda Dersim’de uyuşturucu kullanma, satma suçuna karışmış kamu görevlisi var mıdır? Varsa haklarında nasıl bir işlem yapılmıştır?

    3-Dersim’de uyuşturucu kullanma ve uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili son 10 yılın verileri nelerdir?

    4-Gençlerin uyuşturucuya yönelmelerinin altında yatan sebeplerin kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu kullanımına göz yumması veya uyuşturucunun gençler arasında yaygınlaşmasına alan açması gibi nedenler olduğu iddiası doğru mudur?

    5-Dersim’de uyuşturucunun giderek yaygınlaşmasının nedenleri hakkında bir çalışma var mı?

    6-Dersim’de uyuşturucunun giderek yaygınlaşmasına karşı ve artan uyuşturucu kullanımının önlenmesine dair etkin bir mücadele programınız var mı?

    7-Son yıllardaki uyuşturucu kullanma yaşının 12-13’a düşmesi göz önünde alındığında, kolluk güçlerinin okul ve okul çevreleri ile birlikte gençlerin sosyal alanlarında gerekli önlem almasına ilişkin bir programınız var mı? Varsa, böyle bir programa rağmen gençler arasında uyuşturucu kullanılmasının giderek yaygınlaşmasının nedenleri nedir?”

    PİRHA/DERSİM

  • CHP’den, İçişleri Bakanı Yerlikaya ve Vali Gül hakkında suç duyurusu

    CHP’den, İçişleri Bakanı Yerlikaya ve Vali Gül hakkında suç duyurusu

    PİRHA- CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na girişlerin kapatılması ve yapılan müdahalelerle ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül ve kanunsuz emirleri uygulayan tüm kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, İstanbul’da Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına kapatılması ve kutlamalara katılanlara hukuksuz müdahaleler yapılmasında sorumlu olan kamu görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Bülbül, Taksim Meydanı’na girişlerin kapatılması konusunda kanunsuz emirleri uygulayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül ve kanunsuz emirleri uygulayan tüm kamu görevlilerinin “Anayasa’yı ihlal”, “Görevi kötüye kullanma” ve “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarını işlediğini belirtti.

    Şikayet dilekçesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen Taksim’de kutlama yapılmasına yönelik engelleme olmasının Anayasa’nın 34. maddesi olan “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını” ihlal ettiği hatırlatılarak, “İnsan hakları ihlalleri ve hukuksuz müdahaleler yaşandı” denildi.

    İstanbul Valiliği’nin Taksim’e giden 40 güzergahı kapatması, deniz ulaşımı ve metrobüs seferlerine büyük kısıtlama getirdiğini hatırlatan CHP’li Bülbül, ulaşım yollarının kapatılmasının “ölçülülük ilkesine” aykırı olduğuna dikkat çekti.

    Bülbül, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda ülkemiz yine gözyaşına, baskıya, hukuksuzluğa sahne oldu, gerçekleştirilen müdahalelerle barışçıl eylemler engellendi. Ülkenin diğer bölgelerinde yapılan 1 Mayıs kutlamalarında da aynı şekilde insan hakkı ihlalleri ve hukuksuz müdahaleler yaşandı. Bu müdahaleler sonucunda 226 kişi gözaltına alındı, 49 kişi tutuklandı.

    Anayasa Mahkemesi, Taksim’de kutlama yapılmasına yönelik engellemenin ‘Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi’ olduğuna karar vermişti ancak Taksim Meydanı’na girişler kapatılarak hukuksuzluklara devam edildi.

    “VATANDAŞLARIN İŞYERLERİNE, HASTANELERE ULAŞIMI ENGELLENDİ”

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanında kutlama yapılamayacağına ilişkin açıklamaları, 1 Mayıs günü ise kurulan barikatlar ile bu kutlamanın engellenmesi Anayasa’nın 34. maddesi ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal etmektedir.

    Diğer yandan, 1 Mayıs günü ölçülülük ilkesine aykırı bir biçimde ana ulaşım yollarının ve birçok metro istasyonunun kapatılması suretiyle vatandaşların hastanelere, iş yerlerine ulaşımları engellendi.

    “AYM KARARLARINA AYKIRI DAVRANILDI”

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül ve konusu suç teşkil eden kanunsuz emirleri uygulayan tüm kamu görevlileri hakkında Anayasanın 34. maddesi ile korunan toplantı ve gösteri yürüyüşlerini engellemeleri sebebiyle ve Anayasanın 153. maddesi ile bağlayıcı olduğu tereddütsüz olan AYM kararına aykırı davranışları sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 307. maddesinde yer alan ‘Anayasa’yı ihlal suçundan’, barışçıl eylemlerde bulunan vatandaşlara plastik mermi, biber gazı ve fiziki müdahaleler ile engellemede bulunulması sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde yer alan ‘Görevi kötüye kullanma suçundan; ölçülülük ilkesine aykırı ulaşım kısıtlamaları sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinde yer alan ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk.

    Anayasanın 137. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 24. maddesi gereğince; konusu suç teşkil eden kanunsuz emri veren ve uygulayan tüm kamu görevlileri de bu filler sebebiyle aynı suçları işlemişlerdir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığımız suç duyurusuna istinaden İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi başta olmak üzere sorumlu tüm kişilere yönelik soruşturmayı derhal başlatmalıdır. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, hak, hukuk ve özgürlük mücadelemize devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İçişleri Bakanı Yerlikaya: Taksim’de 1 Mayıs’a izin vermeyeceğiz

    İçişleri Bakanı Yerlikaya: Taksim’de 1 Mayıs’a izin vermeyeceğiz

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, düzenlediği basın toplantısında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yerlikaya, Taksim’de 1 Mayıs’ın kutlanılmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

    İstanbul Valiliği’nin 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanılmasını yasaklanmasının ardından bir açıklama da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan geldi. Yerlikaya’nın 1 Mayıs’la ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bu yıl bir konfederasyon ve bazı sendikalar 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için yazılı talepte bulundu. Bu taleplerine izin verilmeyeceği valilik tarafından yazıyla bildirildi. Ayrıca görüyoruz ki terör örgütleri de sosyal medya hesaplarından ‘Taksim Meydanı’na gelin’ çağrıları yapıyorlar. Taksim Meydanı, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu kapsamında gösterilen yerler arasında değildir. Araç ve yaya akışının çok yoğun olduğu bu bölge ciddi riskler barındırmaktadır.”

    “İZİN VERMEYECEĞİZ”

    “Bir hak ve özgürlüğü korumak için diğer kişisel hak ve hürriyetler riske edilemez. Terör örgütlerinin 1 Mayıs’ı bir eylem ve propaganda sahası haline getirmelerine izin vermeyeceğiz. 1 Mayıs’ın huzur ve güven ortamında kutlanması amacıyla toplam 29 cadde ve bu caddeye çıkan sokaklar trafiğe kapatılacaktır. İstanbul Valiliği’ne başvuran konfederasyon ve temsilcileri Taksim Meydanı’na çelenk bırakabilecek ve basın açıklaması yapabilecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bayram tatilinin ilk 5 gününde 3071 trafik kazası oldu, 38 kişi öldü

    Bayram tatilinin ilk 5 gününde 3071 trafik kazası oldu, 38 kişi öldü

    PİRHA – Bayram tatilinin başlamasıyla birlikte trafik kazalarında da artışlar yaşandı. Tatilin beşinci gününe kadar 3071 kazada 38 kişi yaşamını yitirdi.

    Dokuz günlük bayram tatiliyle birlikte trafikteki yoğunluk da arttı. İçişleri Bakanlığı, tatilin 5. gününde 616 trafik kazasının yaşandığını duyurdu. Aynı gün içerisinde 21,807 araca hız ve radar işlemi yapıldığı bilgisi de paylaşıldı.

    EN AZ 38 KİŞİ KAZALARDA ÖLDÜ!

    Bayram tatilinin ilk 5 gününde toplam 3071 trafik kazası meydana geldi. Kazalar sonucu 38 kişi hayatını kaybetti, 5026 kişi de yaralandı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Lütfen aşırı hız yapmayalım. Araçlarımızda da otobüslerde de emniyet kemeri takmayı ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uyalım. Yolculuklar sizleri sevdiklerinize kavuşturmak için vardır, ayırmak için değil. Lütfen aklımızdan çıkartmayalım” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gar Katliamı duruşmasında sanık avukatından ailelere tehdit, devrimcilere hakaret!

    Gar Katliamı duruşmasında sanık avukatından ailelere tehdit, devrimcilere hakaret!

    PİRHA-10 Ekim 2015’te IŞİD’in Ankara Gar’ında düzenlediği canlı bombalı saldırılara ilişkin yürütülen davanın 23. duruşması görülüyor. Duruşma esnasında Sanık Erman Ekici’nin avukatı, aileleri tehdit edip Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Che Guevara’ya “katil” demesi üzerine salonda büyük tepki oluştu.

    IŞİD’in çetelerinin 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması Ankara’da görülüyor.

    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı ailelerin yanı sıra çok sayıda avukat da takip ediyor.

    7 Kasım 2016’da başlayan davada, iki yılın ardından 9 sanık hakkında 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Ancak firari sanıklar yönünden ayrılan dosyanın dava süreci 2018 yılında yeniden başladı. Bu dava, örgüt yöneticiliğinden cezalandırılan Erman Ekici hakkında “insanlığa karşı işlenmiş suç”tan hazırlanan iddianame ile birleştirildi.

    Görülen son duruşmada sanıklar, SEGBİS ile davaya katıldı.

    Duruşmada ilk olarak sanık Resul Demir, avukatının vekilliğini kabul etmediğini belirtti. Sanık Halil İbrahim Akçay ise “Suçlamaların hiçbirini 8 yıldır kabul etmedim” dedi.

    Hacı Ali Durmaz, ek savunmaya karşı diyeceği bir şey olmadığını belirtirken, avukatı ise sanık hakkında beraat kararı talep etti. Resul Demir, “Ben katil de değilim, terörist de değilim. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beni artık evime gönderin” dedi.

    Sanıkların avukatları, ek savunmaya bir diyecekleri olmadığını belirtti.

    AV. SENEM DOĞANOĞLU: MEHMEDİN BARAÇ İLE İLGİLİ BELGELERE ERİŞMEK İSTİYORUZ

    Avukat Senem Doğanoğlu, “Erman Ekici’nin birleşen dosyasının belgesi hala gelemedi. Kayıtların dosyaya gelmesini istiyoruz. Mehmedin Baraç ile ilgili bu dosyaya kayıtlar geldi. Mehmedin Baraç neden önemli, size anlatalım. Bu dosyada Bingöl ayağının önemli faillerinden biriydi. Şartlı tahliye olursa bir sene sonra aramızda olabilir. Yıllar sonra ortaya çıktı 18 Ekim’de aramalarda bulunan deliller İstihbarat Daire Başkanlığı’na yollandı. 8 yıl boyunca duruşmalarda Bingöl Cumhuriyet Savcılığı’nın kayıtları hiçbir zaman gelmedi. IŞİD’e adam gönderme, Bingöl’de örgütlenmek açısından önemli bir isim oldu kendisi. 10 Mart 2016 el konulmuş dijitaller neden bu kadar geç kayda alınır. Bingöl’de hiç durmadan ajanlık faaliyeti yapmış. Kürt hareketi içinde olan isimler hakkında özel incelemeler yapmış. Mehmedin Baraç’ın bu bilgileri kime ilettiği konusunda bilgi edinilmesini istiyoruz. Mahkeme huzurunda gelen bir delilin vekillere verilmemesinin bir izahı yok. IŞİD’in bu kadar örgütlenmesinde sorumlu olan devletin sorumluluğu açısından deliller de toplandı bu davada. Mehmedin Baraç’ın devlete çalışmadığını söyleyebilir miyiz? Hayır söyleyemeyiz. Belgelerimizin bizden saklandığı, ayıklandığı bir yargılanma içerisindeyiz. Bizim devletin sunduğu belgelere güvenmek gibi bir zorunluluğumuz yok. Mehmedin Baraç ile ilgili belgelere erişmek istiyoruz.”

    GÖREVİNİ YAPMAYAN GÖREVLİLER HAKKINDA İŞLEM TALEBİ!

    Avukat İlke Işık, “Katliama neden olan başlıklardan bahsetmek zorundayız. 2019 yılından bahsetmemiz gerekecek. 9 Ekim 2019 tarihinde bir yazı gördük dosyada. “Terör suçlarına kimseye haber verilmeden bırakılan 9 klasör ekimizde gönderilmiştir.” 103 insanın öldüğü davada adliyenin ortasına atıldığı 9 tane klasör. Muhtemelen 4 sene saklayabildiler bu klasörleri.

    9 Ekim günü o canlı bombalar Ankara’ya nasıl geldi? Gaziantep’teki lüks evden çıkıyorlar. Büyük bir rahatlıkla Ankara’ya geliyorlar! Ankara girişindeki aramalar kaldırılıyor ne hikmetse. 30 Eylül 2015 tarihinde katliam hazırlıklarına başlıyorlar. Gaziantep Emniyeti, bomba malzemesi temin etmeye çalıştığı konusunda bilgi aldığı Yakup Şahin hakkında hiçbir şey yapmıyor. Katliam için çok kritik bir isimden bahsediyoruz; Yakup Şahin…

    IŞİD örgütlenmesi engellenmek bir yana teşvik edilmiştir. Gaziantep Emniyeti’nin sorumluluğu olduğunu sorgulamak çok normal değil mi? 27 Ocak’ta Gaziantep amirleri hakkında suç duyurusunda bulduk. Bu suç duyurusu hakkında hala bir gelişme olmadı. 2 Ekim 2015 yılında görevini yapmayan Gaziantep Emniyeti’ni Gaziantep Savcılığı neden koruyor. Adalet Bakanlığı’na sormanızı talep ediyoruz neden bir işlem yapılmıyor? Görevini yapmayan görevliler ile ilgili işlem yapılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    AV. EYLEM SARIOĞLU: ALİ YERLİKAYA, IŞİD FAALİYETLERİNİ ENGELLEMEK İÇİN NE YAPTI?

    Avukat Eylem Sarıoğlu ise şu savunmayı yaptı:

    “Bu katliamın önemli isimlerinden biri de Yunus Durmaz. Planlayıcısı, organize eden kişidir. Yunus Durmaz yine bir katliam planlıyor. Bu saldırıda 3 polis memuru hayatını kaybediyor. Yunus Durmaz’ın neden yakalanmadığı bizim için bir sorudur. Ali Yerlikaya, Gaziantep savcıları hakkında görevi kötüye kullanma konusunda mahkemenizden talep ediyoruz. Yunus Durmaz korunuyor mu? Yunus Durmaz, İŞİD açısından baktığımızdan devlet ile ilişkileri içerisinde ne ifade ediyordu? Katliamları gerçekleştirenler yargı önüne getirilmek yerine neden ölü ele geçirildi?

    Şimdi operasyonlar düzenleyen Ali Yerlikaya, Antep Valisi iken IŞİD’in faaliyetlerini engellemek için neler yapmış sormamız gerekiyor. Dava’nın Antep ayağının da incelenmesi gerekir. Öncelikle sanıkların Antep’teki örgüt faaliyetlerinin dosyaya kazandırılmasını istiyoruz. Kiliseye saldırı gerçekleştirildi, IŞİD Türkiye’yi üst olarak kullandığına ilişkin tespit ve değerlendirmeler var. IŞİD’in hala ne kadar tehlikeli olduğunu belirtmek istiyoruz. Firari sanıklar mevcut, bunların tekrar bir IŞİD örgütlenmesi içerinde yer almama ihtimalleri yok. Firarilerin yakalanması büyük önem taşıyor.”

    Duruşmanın sonraki aşamasında söz alan Sanık Resul Demir, “AYM’e başvurum vardı. Hayatı giden benim, her şey çok açık ortada” dedi.

    Sanık Erman Ekici ise “8 yılı bitirdim. Yakup Şahin’in verdiği isimler içerisinde benim ismim geçmedi. Bu katliamı yapan eğer devletse neden biz yargılanıyoruz? IŞİD gibi büyük bir terör örgütü benim gibi bir insanı mı kullanacak? Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    Erman Ekici’nin avukatı ise savunma sırasında aileleri tehdit ederek “Siz zaten Mahir Çayan ve Che Guevera gibi katilleri savunuyorsunuz” dedi. Sanık avukatının Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Che Guevara’ya “katil” demesi üzerine salonda büyük tepki oluştu.

    Verilen aranın ardından Av. Heyam Fidan, hukuk sistemini eleştirerek, Erman Ekici’nin şeriat olsa dışarı çıkacağının altını çizdi. Duruşmaya 13:30’a kadar ara verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Hun: Göle depreminin ardından 16 ay geçti -40 derecede halk hala konteynerlerde

    Hun: Göle depreminin ardından 16 ay geçti -40 derecede halk hala konteynerlerde

    PİRHA – Milletvekili Yılmaz Hun, Göle’de yaşanan depremin üstünden 16 ay geçmesine rağmen hala enkazların kaldırılmadığını ve mağduriyetin sürdüğüne işaret etti. Köylülerin hala konteynerlerde, hayvanların ise çadırlarda kaldığını belirten Hun, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    Ardahan’da 7 Eylül 2022’de yaşanan 5.0 büyüklüğündeki deprem nedeniyle yıkılan ev ve ahırların enkazları henüz kaldırılmış değil. Söz konusu depremle beraber Balçeşme, Koyunlu, Küçük Altınbulak, Çullu ve Esenyayla köyleri depremden etkilenmişti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, deprem nedeniyle yaşanan mağduriyeti Meclis gündemine getirdi. Milletvekili Hun, yıkıcı afetlerde en önemli unsurlardan birinin hızlı, etkin ve koordinasyonlu bir müdahale olduğunu vurguladı. Milletvekili Hun, “Ancak Ardahan Göle depreminin üzerinden 16 ay geçmesine rağmen -40 dereceyi bulan kış soğuklarında Balçeşme, Koyunlu, Küçük Altınbulak, Çullu ve Esenyayla köylerinde yaşayan halk hala konteynerlerde hayvanları ise çadırlarda kalmaktadır. Ayrıca bu köylerde enkazlar hala kaldırılmamıştır” diye belirtti.

    “ENKAZ KALDIRMA ÇALIŞMALARININ YAPILMAMASININ SEBEBİ NEDİR?”

    Milletvekili Yılmaz Hun, anayasadaki kanunun gereklerini hatırlatarak “yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere, hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir” diye belirtti.

    Milletvekili Yılmaz Hun, konuya ilişkin soru önergesi hazırlayarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Depremden etkilenen bölgelerde meydana gelen hasarlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

    *Ardahan’ın Göle ilçesinde 5 köyün etkilendiği depremin üzerinden 16 ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen enkaz kaldırma çalışmalarının yapılmamasının sebebi nedir?

    *27.09.2022 tarihli Göle depreminin hasar tespit çalışmaları yapılmış mıdır? Hasar tespit çalışması yapılmışsa depremde kaç ev ve ahır hasar almış ve yıkılmıştır?

    *Yaşanılan depremde büyük ve küçükbaş hayvan olmak üzere telef olan hayvan sayısı kaçtır?

    *Depremzedeler için ne tür önlemler alınmıştır? Barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda hangi çalışmalar yapılmaktadır?

    *Göle ilçesinde önümüzdeki günlerde olası başka depremlere karşı ne tür önlemler alınması planlanmaktadır?

    *Ardahan Göle ilçesinde olan 5 köyün etkilendiği depremdeki depremzedelerin yaşadıkları sorunları gidermeye yönelik bir çalışmanız mevcut mudur? Varsa nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyarbakır’da gözaltına alınan 22 kişi serbest bırakıldı

    Diyarbakır’da gözaltına alınan 22 kişi serbest bırakıldı

    PİRHA – Diyarbakır’da 16 Ocak günü yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 22 kişi emniyet ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. 

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın 16 Ocak günü 28 ilde yapıldığını ve 165 kişinin gözaltına alındığını duyurduğu operasyon kapsamında Diyarbakır’da gözaltına alınan 22 kişi, tutuldukları İl Emniyet Müdürlüğü’nde tamamlanan ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    “Eylem yapacakları ve çocuklara eğitim vererek eylemlerde kullanacakları” iddialarıyla gözaltına alınan kişilerin sorgu işlemlerine dün akşam saatlerinde başlandı. Sorguları sırasında adreslerinde yapılan aramalar sırasında el konulan dergi ve gazeteler de sorulan 22 kişi, alınan ifadelerinin ardından serbest kaldılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Emir’den Bakan Yerlikaya’ya ‘intihar’ sorusu!

    CHP’li Emir’den Bakan Yerlikaya’ya ‘intihar’ sorusu!

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, intihar vakalarını Meclis gündemine taşındı. Ankara’da metro istasyonlarında son 15 günde en az üç intihar girişimi yaşandığına dikkat çeken Emir, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Bu yıl kaç intihar girişimi yaşandı, kaç kişi intihar ederek yaşamını yitirdi?” sorularını yöneltti.

    “Çocuklarım aç” diyerek İstanbul’da intihar eden bir vatandaşa ait görüntüler, ülke gündemine oturdu. O ana dair görüntüler ardından intihar vakaları Meclis gündemine taşındı. Ankara’da metro istasyonlarında son 15 günde en az üç intihar girişimi yaşandığına dikkat çeken CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, “Vatandaşlar, gelecek kaygısı ile bunalıma giriyor” dedi. Emir, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Bu yıl kaç intihar girişimi yaşandı, kaç kişi intihar ederek yaşamını yitirdi?” sorularını yöneltti.

    Milletvekili Murat Emir, son günlerde büyükşehirlerde artan intihar girişimleri ile intihar vakalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Son olarak İstanbul Maltepe’de bir AVM’de “Açım ben, çocuklarım aç. 15 bin lira borcum var” diyerek intihar eden bir vatandaşın, intihar anına ilişkin görüntülerinin infial yarattığına dikkat çeken CHP’li Emir, “Söz konusu olay, milyonlarca insanın nasıl çaresizliğe itildiğini tüm topluma gösterdi” ifadesini kullandı.

    METRO İSTASYONLARINDA İNTİHAR GİRİŞİMLERİ!

    Ankara’da metro istasyonlarında da zaman zaman intihar girişimleri yaşandığını vurgulayan Emir, “Sadece son 15 günde farklı metro istasyonlarında en az 3 intihar girişiminin yaşandığını biliyoruz” dedi. İntihar olaylarının giderek arttığının gözlemlendiğini de kaydeden Emir, “Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve giderek artan yoksulluk, son yıllarda intihar vakalarında artış yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durum, ekonomik krizin daha da derinleştiği son aylarda daha da belirgin hale gelmiştir. Yeterli imkanlara sahip olamadığı için ailesini geçindiremeyen, ev kirasını ödeyemeyen, ilaç alamayan, çocuğunun bez ve mama masraflarını karşılayamayan, dershaneye gidemeyen, okulunu bırakmak zorunda kalan, barınacak yurt bulamayan, kitap alamayan, öğün atlayarak gününü karnını doyurmadan geçiren yurttaşlarımız, karamsarlığa sürüklenmekte ve geleceğe dair umudunu yitirmektedir. İnsani koşullarda yaşam hakkını elde edemeyen halkımız gelecek kaygısı ile bunalıma girmektedir” ifadelerini kullandı.

    “YANLIŞ KARARLARIN BEDELİ EMEKÇİNİN SIRTINA YÜKLENDİ”

    Ekonomi yönetiminin yanlış politikaları sonucu krizin daha da derinleştiğini kaydeden Emir, “Aylarca Nas diye diye yanlış ekonomik kararlarda direten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonunda ekonomi uzmanlarının dediklerine kulak verdi ancak iş işten geçti. Bir yandan faizler artırılıyor, parası olan parasına para katıyor bir yandan da döviz kurunun artışı durdurulamıyor. Gelinen noktada enflasyonun, faizin, yanlış ekonomik kararların bedeli yine işçinin, emekçinin sırtına yükleniyor” diye belirtti.

    “BİR YILDA KAÇ KİŞİ İNTİHAR ETTİ?”

    İktidarın, toplumun yaşadığı buhran ve çaresizliği artık görmesi, bir an önce dar gelirlileri rahatlatacak ekonomik adımların atılması gerektiğini de kaydeden Emir, Bakan Yerlikaya’ya “1 Ocak 2023 tarihinden bugüne kadar kaç kişi intihar girişiminde bulunmuştur? Yine bu yılın başından bu yana kaç kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir?” sorularını yöneltti.

    Rıza Bilgiç

  • Koçyiğit, Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’ye dönüştüren kayyımın faaliyetlerini anlattı

    Koçyiğit, Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’ye dönüştüren kayyımın faaliyetlerini anlattı

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars Belediyesi’ne atanan kayyım ile toplumsal yaşamdaki değişimlere dikkat çekti. Konu hakkında İçişleri Bakannı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması için soru önergesi veren Koçyiğit, “Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’, Mor Hat’tın adının ise ‘Kadın Dayanışma Hattı’ olarak değiştirmesinin sebepleri nelerdir?” diye sordu.

    HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu soru önergesi ile Kars Belediyesi kayyım yönetiminin usulsüzlüklerine dikkat çekti. Koçyiğit, 2 Ekim 2020’de belediyeye atanan kayyım yönetiminin, toplumsal yaşama etkilerini de sıraladı.

    MOR CAFE’NİN İSMİNİ ‘TURKUAZ KAFE’ OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ!

    Milletvekili Koçyiğit, önergesinde kayyım uygulamasının, demokratik sürece “darbe” vurduğunun altını çizdi. 31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından kazanılan belediyelere kayyım atandığını belirten Koçyiğit, “HDP, bu seçimlerde 3 büyükşehir, 5 il, 45 ilçe ve 12 belde belediyesi dahil toplamda 65 belediye kazanmıştır. Günümüzde ise bu 65 belediyeden sadece 6’sı, seçilmiş belediye başkanları tarafından yönetilmektedir” ifadelerini kullandı.

    Koçyiğit, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla kayyım öncesi Kars’ta yapılan üretimlere dair şu bilgileri paylaştı:

    “Kars Belediyesi bünyesinde kurulan KarsBEL, kaz yetiştiriciliği ve peynir üretimi gibi yerel üreticilere ve kadınlara destek sunmuştur. Ayrıca, yerel üretimi desteklemek için kümes hayvancılığı ve tohum desteği başlatılmış ve üreticilerin katılacağı kooperatif çalışmaları başlatılmıştır. Belediye ait hayvan barınağında sokak hayvanlarının düzenli beslenmesini sağlamak amacıyla bir mama ve aşevi açılmıştır.

    Belediye tarafından yeniden aktifleştirilen Kent Konseyi, gönüllülerin bağışları ile 17 öğrenciye aylık burs vermiş ve gençlere Serhat Spor Kulübü çatısı altında futbol, basketbol, voleybol, güreş, masa tenisi, atletizm ve kick boks gibi spor dallarında ücretsiz eğitimler sunulmuştur.

    Masal Parkı içerisinde Kültür ve Sanat Kafesi açılmış, kitap söyleşileri, müzik dinletileri ve sanatsal etkinlikler düzenlenmiştir. Tarihi Aynalı Köşk, sergi ve sanat merkezi olarak kullanılmak üzere geri alınmıştır ve Serhat Kültür ve Doğa Festivali düzenlenmiştir.

    Seçilmiş eş başkanların görevden alınması ve kayyımların atanması, kentin yönetimine ve toplumsal yaşamına önemli değişiklikler getirmiştir.

    Kars Belediyesi’ne atanmış olan kayyım, HDP döneminde açılan Mor Cafe’nin ismini Turkuaz Kafe olarak değiştirmiş ve Mor Hat’ın adını Kadın Dayanışma Hattı olarak değiştirmiştir. Yerel ürünlerin tanıtımı ve satışını destekleyen bir mağaza olan işletme, kayyım döneminde kapatılmış ve bu nedenle yerel ürünlerin tanıtımı ve satışı olumsuz etkilenmiştir.

    “PERSONELLER HUKUKSUZCA İŞTEN ÇIKARILMIŞ, MAHKEME KARARINA RAĞMEN İŞBAŞI YAPTIRILMAMIŞTIR”

    Kayyım döneminde, belediyenin personel yapısında değişiklikler yaşanmış ve birçok personel işten çıkarılmıştır. Demokratik şekilde seçilmiş önceki dönem belediye başkanları tarafından işe alınan ve kadrosu önceki dönemden devir alınmakla birlikte yeni yönetimle uyumlu çalışan personeller hukuksuzca işten çıkarılmış, mahkemenin işe dönüş kararlarına rağmen iş başlangıçları yapılmamıştır.

    Ayrıca, Bakanlık, belediyeye ihtiyaç duyduğu ekipmanları temin etme konusunda farklı bir yaklaşım benimsemiş, seçilmiş yönetim tarafından talep edilen ve bir türlü gönderilmeyen ekipmanların kayyım atamasından hemen sonra misliyle gönderilmesine karar vermiştir.

    Anadolu Kültür tarafından düzenlenen Ani sergisi, kayyım döneminde kaldırılmış, Aynalı Köşk ise satışa sunulmuş ve seçilmiş eş başkanların çabalarıyla durdurulan satış kayyım döneminde gerçekleşmiştir.”

    KAYYIM KARARLARININ, GÜNLÜK YAŞAMA ETKİSİ!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Kayyım döneminde alınan kararların, yerel halkın günlük yaşamına ve toplumsal dokusuna nasıl bir etkisi olduğuna dair bir izleme, değerlendirme çalışmanız var mıdır?

    *Kayyım atanmalarının demokratik katılım ve halkın yerel yönetimde söz sahibi olma hakkına etkilerini açıklar mısınız?

    *Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasının, yerel halkın yaşam kalitesine ve kentteki toplumsal dinamiklere etkilerini değerlendirebilir misiniz?

    *Kayyım atamalarının halk iradesine saygı açısından yarattığı tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu tartışmaların sonuçları nelerdir?

    *Kars Belediyesi’ne kayyım atamaları hangi gerekçelerle gerçekleştirilmiştir?

    *Kayyım atanmalarının demokrasiye etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    *Kars Belediyesi’nin kayyım dönemindeki bütçe harcamaları ve politikaları, seçilmiş belediye başkanları dönemine kıyasla nasıl bir değişiklik göstermiştir?

    *Kayyım atanmasının ardından Kars Belediyesi’nde çalışanların işten çıkartılmasının nedenlerini ve bu kararların hangi yasal gerekçelere dayandığını açıklar mısınız?

    *Kayyım atanmasının ardından Kars Belediyesi’nin kadın istihdamını destekleyen projeleri veya sosyal yardım programları nasıl değiştirilmiştir?

    *HDP döneminde açılan Mor Cafe’nin adının “Turkuaz Kafe”; Mor Hat’tın adının ise “Kadın Dayanışma Hattı” olarak değiştirmesinin sebepleri nelerdir?

    *Kayyım atanmasının ardından, Kars Belediyesi’nin sosyal yardım ve dayanışma projeleri nasıl değiştirilmiştir ve bu değişikliklerin gerekçeleri nelerdir?

    *Seçilmiş belediye başkanları döneminde gerçekleştirilen kültürel etkinlikler, sanatsal projeler veya spor faaliyetleri hangi değişikliklere uğramıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Koçyiğit: Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü  de kültürel hakları da tehlike altında

    Koçyiğit: Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü de kültürel hakları da tehlike altında

    PİRHA- HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit’te yaşayan Tahtacı Aleviler’in Kazdağları ziyaretlerinin engellenmesi üzerine soru önergesi verdi. Önergede, “Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?” diye soruldu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 700 yıldır inancının bir parçası olarak Kazdağları’nı ziyaret eden Tahtacı Aleviler’in orman yangınları bahane edilerek inançlarını yaşamalarına engel olan kararı İçişleri Başkanlığı’na sordu. Koçyiğit’in, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle verdiği önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Edremit ilçesinde yıllardır geleneksel olarak yapılan 700 yıllık bir etkinlik olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nı ziyareti, inançlarını ve kültürlerini yaşatma geleneği son üç yıldır yasaklanmış durumdadır. Tahtacı Alevi Türkmenleri, bu yasağa karşı Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirmiştir.

    Tepki gösterilen yasaklar, 700 yıldır gerçekleştirilen kültürel ve inançsal ziyaretin yerine getirilememesine yol açmış ve bu durum kültürel ve inançsal değerlerin tehlike altına girmesine neden olmuştur. Tahtacı Alevi Türkmenleri, yasakların sürdürülmesinin toplumun kültürel ve inançsal zenginliğini yok etme tehlikesi taşıdığına vurgu yapmıştır. Yasakların, toplum içinde hoşnutsuzluğa, kırılganlığa ve gönül yangınlarına neden olduğu ifade edilmiştir.

    Yasakların gerekçesi olarak orman yangınlarına karşı alınan tedbirler gösterilmiştir. Ancak Tahtacı Alevi Türkmenleri, bu gerekçenin sadece bahane olduğunu ve asıl amaçlarının kültürlerini yok etmek olduğunu düşünmektedirler. Tahtacı Alevi Türkmenleri, Kazdağları bölgesinde tarih boyunca önemli bir rol oynamışlardır. Geleneksel etkinlikleri ve kültürel mirasları ile bu topluluk, bölgenin kültürel çeşitliliğini ve zenginliğini korumuştur. Orman işçiliği ve kereste üretimi ile bölgeye katkıda bulunmuş, tarım ve hayvancılıkla da yerel üretimi desteklemiştir. Toplumsal dayanışma ve dayanışma kültürü ile bölgede birlik ve beraberlik duygusunu yaşatmış, aynı zamanda turizme katkı sağlamıştır. Tahtacı Alevi Türkmenleri, Kazdağları’nın sosyal dokusunu zenginleştirmiş ve bölgenin kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmuşlardır.

    Alevi inancındaki ziyaretin gerçekleştirilmesine yönelik yasaklar, inanç ve kültürlerini yaşatmalarını engellemekte ve bu da bir inanç asimilasyonu biçimini lmaktadır. Alevi inancının doğa ile iç içe ilişkili olduğu bilinmektedir. Kazdağları ziyaretleri bu inançla bağlantılı bir ritüel olarak görülmektedir. Bu nedenle, yasaklar Alevi inancı ve kültürüne yönelik bir saldırı olarak algılanmaktadır.

    Bu durum, Türkiye’nin anayasal laiklik ilkesi ve inanç özgürlüğü temel insan hakları ile de çelişmektedir. Yasakların, Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inaçlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarını engellediği ve anayasal haklarını ihlal ettiği düşünülmektedir. Ayrıca, Kazdağları’nın turizme açık olması ve diğer etkinliklerin düzenlenmesine izin verilmesine rağmen Tahtacı Alevi Türkmenlerinin geleneksel etkinliklerine izin verilmemesi, adalet ve eşitlik ilkesi açısından sorgulanmaktadır.

    Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü  de kültürel hakları da tehlike altında görülmektedir. Bölge turizme açıkken Tahtacı Alevi Türkmenleri’ne uygulanan bu yasakların anayasal hakları ihlal ettiği düşünülmektedir. Bu tür uygulamaların dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi ve anayasal haklara saygı gösterilmesi önemlidir. Aksi takdirde, inanç asimilasyonu ve kültürel kayıplar gibi olumsuz sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.

    Bu bağlamda;

    1. Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?
    2. Orman yangınlarına karşı alınan önlemler çerçevesinde Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin inançsal ve kültürel ziyaretlerine getirilen yasaklar, alternatif çözümler düşünülerek ele alınmış mıdır?
    3. Bu yasaklamaların Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin inançsal ve kültürel değerlerine dair etkilerine, bu durumun da göçe sebep olabileceğine dair bir risk değerlendirmeniz var mıdır?
    4. Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasının, inanç ve kültürel değerlerin özgürce yaşatılması ve ifade edilmesi hakkına zarar verdiği düşüncesine dair değerlendirmeniz nedir?
    5. Yasakların uygulanmasının Tahtacı Alevi inancını asimile etme veya baskılama amacı taşıdığına dair kamuoyuna yönelik oluşan endişelere nasıl bir açıklama getireceksiniz?”

    ORMAN YANGINLARA TEDBİR

    İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan ise yalnızca orman yangınlarını bahane eden bir açıklama geldi. Doğaya karşı saygısıyla bilinen Tahtacı Alevilerin inançlarının bir parçası olarak Kazdağları’na yaptıkları ziyaretlerin engellenmesine ilişkin Yerlikaya tarafından yapılan açıklamada yalnızca şu ifadelere yer verildi:

    “İlgi (a) yazınızın ekinde yer alan Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç KOÇYİĞİT’e ait 7/3608 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir. Balıkesir Valiliği’nin 18.09.2023 tarihli ve 81562 sayılı ilgi (b) yazısında özetle; Kaz Dağları’na ilişkin yapılan yasaklama işleminin orman yangın riskinin yüksek olması nedeniyle Balıkesir Valiliği’nin “Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Toplantısı”nda alınan karar gereği 24.06.2023-30.09.2023 tarihleri arasında olduğu, Kaz Dağları’na gitmek için müracaat eden vatandaşlara sınırlı sayıda izin verilmesi önerildiği ancak kabul edilmediği, alınan yasaklama kararının hiç kimsenin inançsal ve kültürel faaliyetlerine yönelik bir yasaklama olmadığı, orman yangınlarına karşı korumaya/önlemeye yönelik bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Bilgilerinize arz”

    PİRHA/ ANKARA 

  • Milletvekili Eren: Diyarbakır’da ‘Terörle mücadele’ adı altında uyuşturucu satılıyor!

    Milletvekili Eren: Diyarbakır’da ‘Terörle mücadele’ adı altında uyuşturucu satılıyor!

    PİRHA – Terörle Mücadele ve Vazife Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Şahin Aslan’ın uyuşturucu ticareti sebebiyle tutuklanması Meclis gündemine de geldi. Milletvekili Serhat Eren, Bakan Yerlikaya’ya “Türkiye’de “terörle mücadele” adı altında kurulup uyuşturucu ticareti yapan kaç dernek bulunmaktadır?” diye sordu.

    Terörle Mücadele ve Vazife Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Şahin Aslan, 31 Ekim 2023’te aracında 50 kilo esrarla birlikte yakalandı. Aslan, “uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçundan tutuklandı.

    Savcılığın, 50 kilo uyuşturucu ile yakalanan Şahin Aslan’la ilgili soruşturma dosyasına ilişkin ‘gizlilik’ kararı aldığı açıklandı.

    Şahin Aslan’ın, Diyarbakır’da birçok bürokrat ve askeri yetkili ile yakın ilişkiler içerisinde olduğu, Diyarbakır Vali Yardımcısı ve kayyım yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Abdullah Çiftçi’yi Sur Kaymakamlığı ve Sur Belediyesi kayyımı olduğu dönemlerde sık sık ziyaret ettiği, birlikte çekilen fotoğrafları sosyal medya hesaplarından paylaştığı da aktarıldı.

    Şahin Aslan’ın, HDP Diyarbakır İl Binası önünde oturan aileleri de sık sık ziyaret eden bir isim olduğu da kamuoyunca biliniyor.

    “UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPAN KAÇ DERNEK BULUNMAKTADIR?”

    HEDEP Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, 50 kilo uyuşturucu ile yakalanan Şahin Aslan’la ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi hazırladı. Aslan’ın dosyasına neden gizlilik kararı getirildiği sorusunu yönelten Milletvekili Eren, şu hususlara dikkat çekti:

    Aracında 50 kilo uyuşturucuyla yakalanan Terörle Mücadele ve Vazife Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Şahin Aslan’ın dosyasına neden gizlilik kararı getirilmiştir?

    Şahin Aslan’ın sürekli ilişki içerisinde bulunduğu kişiler soruşturmaya dahil edilmiş midir?

    HDP Diyarbakır İl Binası önünde oturan aileleri sık sık ziyaret eden Şahin Aslan burada oturan ailelere herhangi bir maddi yardımda bulunmakta mıdır? Bu ailelerin orada kalmasının finansmanı uyuşturucu parasıyla mı sağlanmaktadır?

    Şahin Aslan’ın sık sık ziyaretine gittiği Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Abdullah Çiftçi’nin de ifadesi alınacak mıdır?

    Türkiye’de “terörle mücadele” adı altında kurulup uyuşturucu ticareti yapan kaç dernek bulunmaktadır?

    Son 5 yıl içerisinde “terörle mücadele”de görev yapan kaç kolluk gücü, asker, polis uyuşturucu ticareti nedeniyle gözaltına alınmış, soruşturma geçirmiş ve tutuklanmıştır?

    Diyarbakır’da 12 yaş altına kadar düşmüş uyuşturucu kullanımını, ticaretini engellemek adına ne yapmaktasınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Heval Bozdağ hakkında fezleke

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Heval Bozdağ hakkında fezleke

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ hakkında hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı’na gönderildi

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ hakkında hazırlanan fezlekenin Adalet Bakanlığı’na gönderildiğini duyurdu.

    Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

    “PKK/KCK silahlı terör örgütü mensubu olduğu değerlendirilen iki şahsın Ankara’dan Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesine götürülmesi eylemine ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında, 28. Dönem Milletvekili Heval Bozdağ hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçu yönünden tanzim olunan fezleke Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.”

    “İÇİŞLERİ BAKANI’NIN AÇIKLAMASI YARGIYA MÜDAHALEDİR”

    Yeşil Sol Parti, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın gerçekleri saptırarak algı operasyonu yaptığını vurguladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “İçişleri Bakanı gerçekleri saptırarak algı operasyonu yapıyor. Gözaltına alınanlar Gençlik Meclisimizin (Ronahi Tunç) ve Parti Meclisimizin (Hazal Karabey) üyesidir. Kongre çalışmalarımız için Heval Bozdağ vekilimizle birlikte Ankara’dan Ağrı’ya gitmişlerdir. Gözaltına alındıklarında arkadaşlarımız bu durumu açıklamışlardır. Adliyedeki ifadelerinden sonra önce serbest bırakılmışlar, ancak ısrarla Adliyede tutulmuşlardır. Daha sonra da itiraz üzerine ve beyanlarına rağmen haksız yere tutuklanmışlardır. İçişleri Bakanı’nın açıklaması yargıya müdahaledir ve algı operasyonudur. Bu hukuksuzluğu kınıyoruz”

    (HABER MERKEZİ)