Etiket: Amasya

  • Amasya Valiliği’nin Alevilik etkinliğinden Alevilerin haberi yok- VİDEO

    Amasya Valiliği’nin Alevilik etkinliğinden Alevilerin haberi yok- VİDEO

    PİRHA – Amasya Valiliği, Belediyesi ve Üniversitesi’nin desteği ile düzenlenecek olan “Horasandan Anadolu’ya, Hacı Bektaş Veli’den Keçeci Baba’ya, Aziz Baba’dan Er Mahmut Dede’ye Alevilik Bektaşilik Kültür Günü” etkinliğinden hiçbir Alevi kurum ve derneğinin bilgisinin olmamasına, Alevi kurumları tepki göstererek basın açıklaması yaptı.

    Amasya Valiliği, Belediyesi ve Üniversitesi’nin desteği ile “Horasandan Anadolu’ya, Hacı Bektaş Veli’den Keçeci Baba’ya, Aziz Baba’dan Er Mahmut Dede’ye Alevilik Bektaşilik Kültür Günü” adı altında 20 Ekim  Cumartesi günü etkinlik düzenlenecek.

    Etkinlikten hiçbir Alevi kurum ve derneğinin bilgisinin olmaması Alevi kurum ve dernekleri tarafından  tepkiyle karşılandı. Aleviler, Amasya’da yer alan Merzifon Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği’nde konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasına, Amasya Hamdullah Efendi Cemevi, Amasya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Temsilciliği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Suluova Şubesi, Suluova Alevi Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Merzifon Şubesi, Merzifon Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği, Merzifon Rumi Hoca Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Merzifon Sıtkı Baba Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Gümüşhacıköy Şubesi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve bir çok Alevi kurumu destek verdi.

    “TÜM ALEVİ KURUMLARI ÇALIŞMANIN DIŞINDA TUTULMUŞTUR”

    Basın açıklamasını Alevi kurum ve dernekleri adına Merzifon Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cengiz Doğmuş okudu.

    Doğmuş, “Amasya Valiliği, Amasya Belediyesi, Amasya Üniversitesi’nin destekleriyle “Horasandan Anadolu’ya, Hacı Bektaş Veli’den Keçeci Baba’ya, Aziz Baba’dan Er Mahmut Dede’ye Alevilik Bektaşilik Kültür Günü” adı altında bir etkinlik yapılacaktır. İlk bakışta güzel bir çalışma gibi görünmekle beraber, yapılacak bu etkinlik hakkında başta Amasya’da kurulu olan Pir Hamdullah Efendi Derneği olmak üzere hiç bir Alevi kurumuna bilgi verilmemiş ve kurumlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Tam tersine Amasya, Suluova, Merzifon ve Gümüşhacıköy’deki kurulu tüm Alevi dernekleri bilinçli olarak bu çalışmanın dışında tutulmuştur “dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK BU ETKİNLİĞE KATILMAYACAĞIZ”

    Bu durum ister istemez biz Alevi kurum ve kuruluşlarında “Bu etkinlikle ne amaçlanıyor?” sorusunu gündeme getirmiştir” diyen Doğmuş, şöyle devam etti:

    “Yapılan bu etkinliğin içerisinde iktidar partisinin temsilcilerinin aktif görev almaları da bizleri rahatsız etmiştir. Alevi kurum ve kuruluşları olarak yapılacak olan bu etkinliğin toplumumuza yarar getiremeyeceği kanaatindeyiz. Bu nedenle yapılacak bu etkinliğe Alevi kuruluşları olarak katılmayacağız ve bize bağlı olan canlarımızın da katılımını uygun bulamadığımızı, kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

    PİRHA/AMASYA

     

  • Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki: Hükumet, iyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor – VİDEO

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki: Hükumet, iyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor – VİDEO

    PİRHA – Şeker fabrikalarının özeleştirilmesine karşı Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapan Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre derneği, “Devlete ait ve halkımızın vergileri ile kurulmuş işletmelerin özelleştirmesinden vazgeçilmelidir” dedi. 

    Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri şeker fabrikalarının özelleştirilmesini protesto etmek için İstanbul’daki Taksim Tünel Meydanında bir araya gelerek Galatasaray Lisesine yürüyüş gerçekleştirdi. “Şeker fabrikaları halkındır satılamaz. Özelleştirmelere yabancı şirketlere peşkeş çekilmesine hayır” pankartı açan kitle yürüyüş boyunca “Şeker vatandır vatan satılamaz”, “Fabrikalar halkındır satılamaz”, “Glikozlu şeker yemeyeceğiz”, “Şekerde yalana, talana hayır”, “Glikoz lobisi ülkemizden defol”, “Şekerin tadını kaçırma sabrımızı taşırma”, “Vatanı satanı biz de satarız” sloganları attı. Yürüyüşe yöre derneklerinin yanı sıra Emek Partisi, CHP, HDP ile çok sayıda yurttaş destek verdi.

    “HÜKÜMETİN ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARINDAN KURTULMASINI İSTİYORUZ”

    Galatasaray Lisesi’ne gelen kitleden ilk konuşan Tüm-Tok Derneği Başkanı Hasan Bayrak, 14 tane şeker fabrikasının yağmasına karşı çıkmak için toplandıklarını söyledi.  Bayrak, “Dün iki tane daha fabrika satıldı. Biz şeker fabrikalarının satılmasına karşı çıkıyoruz. Hükumetin özeleştirme politikalarından kurtulmasını istiyoruz” dedi.

    Bayram’ın ardından konuşan CHP Sivas Milletvekili Ali Akyıldız,  Türkiye’deki bütün şeker fabrikalarını gezdiğine değinerek, “Şeker fabrikaları sorunu siyasi bir sorun değildir. Bunu siyasete alet etmedik, etmiyoruz. Şeker fabrikaları sorunu bir vatan sorunudur. Bu, sağlık sorunudur. Gelin uluslararası sermayeye taşeronluk yapmayın yerli ve milli olun” dedi.

    MÜCADELE VURGUSU YAPILDI

    Akyıldız’ın ardından söz alan HDP 25. dönem milletvekili Ali Kenanoğlu da daha önce özelleştirmeler yapıldığını  ve bunların hata olduğunun hükumet tarafından kabul edildiğini söyledi. Kenanoğlu, HDP olarak özelleştirmelere karşı olan mücadele edeceklerini söyledi.

    Kenaoğlu’nun ardından CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İlgin, cumhuriyetin değerleri olan şeker fabrikalarının satıldığına dikkat çekti.  İlgin, “Özelleştirmeyi istemiyoruz. Kim istiyor? Evet biliyoruz isteyen bir kişi var. O da hiç fabrika inşa etmemiş” dedi.

    Aşkale Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Murat Demir de, “Hükumetin her şeyi özel sektöre devrediyor. Her şeyi satıyor. İyileştirmek varken kolaycılığı seçiyor. Biz buna karşıyız. Şeker fabrikaları milli kurumlardır” dedi.

    “ŞEKER FABRİKALARI TEMEL ÜRETİM TESİSLERİNDENDİR”

    Konuşmaların ardından Tokat İl Dernekleri Federasyonu Başkanı Halil Bakan basın açıklamasını okudu. Bakan, 21 Şubat 2018 tarihli Resmi Gazete sayısında  Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş Şeker fabrikalarının satışının gündeme geldiğini söyledi.

    Bakan, “Şeker fabrikaları en temel üretim tesislerindendir. Fabrikaların özelleştirilmesi satılması ya da kapatılması pancar üreticisi köylüleri, mevsimlik tarım işçileri, esnaf ve nakliyeciler ile hayvancılık işletmeleri açısından bakıldığında tam bir çöküş demektir” dedi.

    En büyük tehlikenin ise şeker pancarından üretilen şeker yerine nişasta bazlı şekere (NBŞ) geçilmesi olduğunu aktaran Bakan, “Nişasta bazlı şekerin ithal edildiğini hesaba kattığımızda yabancı ülkelere döviz ödeyerek hem ekonomik bağımlılığımız artmakta hem de dış ticaret açığımız büyümektedir” dedi.

    “20 YILDA ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ SAYISI 300 BİN AZALDI”

    Şeker fabrikasına ilişkin sayısal veriler de paylaşan Bakan, son 20 yılda 405 bin olan şeker pancarı üretici sayısının 105 bine düştüğünü anlattı. Bakan, “31 şeker fabrikası aynı zamanda dört alkol fabrikası, beş makine fabrikası, bir elektromekanik aygıtlar fabrikası, bir tohum işleme fabrikası ve bir araştırma Enstitüsü’nün kurulmasına önayak  olmuştur” dedi.

    Daha önce özelleştirilen Tekel Sigara Fabrikasının akıbetine de değinen Bakan, “Bu iktidar tarafından özelleştirilerek satılan, sonra kapatılan ve daha sonrada yıkılan Tekel Sigara Fabrikasının enkazı halen taş yığını olarak duruyor. Tokat Turhal Şeker Fabrikasının sonucu da farklı olmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    TALEPLER

    Fabrika satışlarının engellenmesinin uluslararası NBŞ tekellerinine “dur” demek olduğuna işaret eden Bakan, son olarak taleplerini sıraladı:

    -Şeker fabrikasını özelleştirmesinden vazgeçilmelidir

    -Devlete ait ve halkımızın vergileri ile kurulmuş işletmelerin özelleştirmesinden vazgeçilmelidir.

    -Üretim özendirilmeli halkın işsizliği önlenmelidir.

    -Halkımızın işine aşına el sürmekten vazgeçilmelidir.

    -Yeni fabrikalar açılmalıdır. (HABER MERKEZİ)

  • Amasya Merzifon’da Piri Baba 20. Yıl Anma Etkinliği gerçekleşti – VİDEO

    Amasya Merzifon’da Piri Baba 20. Yıl Anma Etkinliği gerçekleşti – VİDEO

    PİRHA – Amasya Merzifon’da her yıl gerçekleştirilen Piri Baba Anma etkinliğinin 20’ncisi gerçekleşti. Piri Baba 20. yıl anma etkinliğinde konuşan Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cengiz Doğmuş, “Biz Alevi toplumunun tek temennisi hukukun üstün olduğu, laik, demokratik bir düşünceye sahip insanların farklılıklarından dolayı yakılmadığı, dışlanmadığı ve işkence görmediği bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Sunuculuğunu TV10 programcısı Hüseyin Kellecinin yaptığı ve Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Piri Baba 20. yıl anma etkinliklerine Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve vekilleri katıldı. Yoğun katılımın gerçekleştiği Piri Baba 20. yıl anma etkinliğinde deyişler söylendi semahlar dönüldü.

    “İNANCIMIZI, KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞIYORUZ VE YAŞATIYORUZ”

    Etkinlikte ilk konuşmayı yapan Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cengiz Doğmuş, “20 yıldır burada Piri Baba’nın huzurunda sizlerle buluşup kültürümüzü, inancımızı ve tarihimizi yaşıyoruz ve yaşatıyoruz. Bu etkinlikteki amacımız yaşadığımız yerde dostluğu, sevgiyi, hoşgörüyü artırmak, inancımızı ve kültürümüzü paylaşarak farklılıklarımızın bir zenginlik olduğunu bu zenginliğin de Anadolu’nun mayası olduğunu anlamak ve anlatmaktır” dedi.

    Doğmuş, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim Alevi olarak temennimiz hukukun üstün olduğu, laik ve demokratik bir düşünceye sahip, insanların farklılıkları nedeni ile dışlanmadıkları, yakılmadıkları, işkenceye tabi tutulmadıkları bir Türkiye. Emeğin politikacıya, üç kağıtçıya peşkeş çekilmediği değişik güç odaklarının hukuka egemen olmadığı, ülkenin derdinde, sıkıntısında, vergisinde, askerliğinde ortak olan bireylerin devletin imkanlarından da ayrımsız ve eşit olarak yararlandığı bir Türkiye’de yaşamak hepimizin ortak temennisidir.”

    “ÇOK SANCILI VE SIKINTILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ” 

    Doğmuş’tan sonra Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz Konuştu. Deniz, “Çok sancılı ve sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte yine en çok etkilenen biz Alevi toplumuyuz. İkinci Mahmut döneminden beri Alevi toplumunu asimile etmek için müdahaleler olmuştur. O günden bugüne kadar yaşadığımız sıkıntıları, ödediğimiz bedelleri ve çektiğimiz acıları hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi.

    “İKİNCİ BİR ASİMİLASYON HAREKATI BAŞLADI”

    Son 15 yıldır ikinci bir asimilasyon harekatı başladığını söyleyen Deniz, şunları ifade etti:

    “Alevilerin 30 yıldır verdiği zorlu mücadelede zorunlu din derslerinin kaldırılmasına ilişkin ne hükümetten ne de yapılan görüşmelerde bizler için olumlu bir sonuç çıkmadı. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasına ilişkin talebimiz kabul görmediği gibi yeni eğitim müfredatında asimilasyonun hızlandırılması adına yeni adımlar atılmaya başlandı. 4+4+4 eğitim sistemi konusunda ciddi itirazlarımızın bulunmasına rağmen hükümet bize kulak vermediği gibi eğitime Sünni Hanif’i inancı anlayışını yerleştirmeye çalışıyorlar. Okullarda mescitler yapıldı. Alevi inanç önderlerine ve kurumlarına sorulmadan eğitim müfredatında Aleviliğe yönelik tanımlar yapıldı. Ve şimdi yeni bir sürece daha giriyoruz. Tüm bu itirazlarımız kabul görmediği gibi yeni eğitim müfredatı ile asimilasyonu daha da hızlandırmaya çalışıyorlar. Tüm bunlara itiraz etmek için Alevi Bektaşi Fededarasyonu ve Eğitim – Sen öncülüğünde tüm Alevi kurumları, cemevleri, dergahları ve sivil toplum örgütleri 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydan’ında saat 13:00’te bir miting düzenleyecek. Bu mitingde sadece Aleviler’in sorun ve sıkıntıları konuşulmayacak. Yeni eğitim müfredatında yaşanan gericiliğe karşı laik, bilimsel ve anadilde bir eğitim talebi olan herkes bu mitinge destek verecektir” dedi.

    Piri Baba Kültür ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Piri Baba 20. yıl anma etkinliği deyişler söylenerek ve semahlar dönülerek son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Oymaağaç Dernek Başkanı: Cami-Cemevi açılışında yanlış anlaşıldık-VİDEO

    Oymaağaç Dernek Başkanı: Cami-Cemevi açılışında yanlış anlaşıldık-VİDEO

    PİRHA-Amasya Merzifon’a bağlı Oymaağaç Köyü’nde cami-cemevi açılışı yapılacağı kapsamında yaşanan tartışmalar sonucu Alevi Kurum Başkanları ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na bağlı Dedeler Oymaağaç Köyü’nü ziyaret etti. Ziyaret sonrası kamuoyuna dönük bir basın açıklaması yapıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Geçtiğimiz günlerde Amasya Merzifon’a bağlı Oymaağaç Köyü Kalkınma ve Güzelleştirme Derneği tarafından, “Oymaağaç Köyü, Kemal Dede Sultan’da, bir kapı iki ibadethane, cemevi-cami açılışında buluşmak dileğiyle” diye hazırlanan afişte, ayrıca şenlik yapılacağı da belirtilmişti.

    Bu projenin asimilasyon politikalarına hizmet edeceğini dile getiren Alevi kurum başkanları ve dedelerinin tepkileri ve yine Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız’ın projeye dair tepkileri Pir Haber Ajansı’nda da yer almıştı.

    Konuya ilişkin yaşanan tartışmalar sonucu içinde ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’ndan Nurettin Aksoy, AABF Onursal Başkanı Turgut Öker ve PSAKD Karadeniz Bölge Sorumlusu Cem Sultan Ermiş’in bulunduğu heyet Oymaağaç köyünü ziyaret ederek bir basın açıklaması yaptı.

    AKSOY DEDE: ASİMİLASYONA KARŞI DİRENMEYE ANDIMIZ VAR

    Dernek Başkanı Hüseyin Erdoğan ve köylülerin de hazır bulunduğu basın açıklamasında ilk olarak Nurettin Aksoy Dede konuştu. Aksoy Dede “Yolumuzla ilgili, erkanlarımızla ilgili yan yana gelemediğimiz için, geldiğimizde de fişleneceğimiz korkusuyla yaşadığımız sorunlar devam ediyor. Hükümetin bizleri terbiye etme politikalarına hizmet eden bir söylemden dolayı biz bugün bu canlarla birlikte olduk. İnanç kurulu olarak yaptığımız toplantılarda, gittiğimiz yerlerde sistem tarafından, diyanet tarafından, ya da diğer kurumlar tarafından büyük bir asimilasyona büyük bir yok edilişe tanık oluyoruz. Bu yok oluş karşısında direnmeye, inancımızı, yolumuzu, erkanımızı sürdürmeye, ikrarımızı yerine getirmeye andımız vardır. Bizden önceki yol önderlerimiz hiçbir baskıya boyun eğmedi. Biz de inancımızı sürdürmeye kararlıyız bu konuda bedel ödemeye de hazırız. Bu işin yanlış olduğunun altını çizerek herkesin kendi inancını yaşamasının doğru olduğunu belirtiyoruz” dedi.

    HÜSEYİN ERDOĞAN: NİYETİMİZ VE AMACIMIZ YANLIŞ ANLAŞILDI

    Dernek Başkanı Hüseyin Erdoğan yanlış anlaşıldıklarını ve üzüntülerini dile getirerek “Bir kapı iki ibadethane açılışı ile ilgili niyetlerinin Fetöcü terör örgütünün geçmişte Ankara Tuzlucayır’da yapmak istediği cami-cemevi projesi gibi olmadığını böyle algılanmaktan çok üzüntü duyduklarını” belirti.

    Erdoğan kendilerinin Alevi inancını yaşamaya ve yaşatmaya çalıştıklarını, sadece köye 400 sene önce kiliseden bozma bir cami ile cemevi arasındaki yıkık evlerin temizlenerek bir avluda olmaları sonucu, halkların kardeşliği şiarıyla böyle bir afiş hazırladıklarını belirterek niyetlerinin ve amaçlarının yanlış anlaşıldığını dile getirdi. Devletten bir kuruş almadıklarını ve talepte de bulunmadıklarını belirten Erdoğan “Alevi yol erkanından bizim hiçbir zaman ne tavizimiz oldu ne de bundan sonra olacaktır” dedi. Erdoğan, afişteki ifadelerden ve yanlış anlaşılmalarından ötürü de özür diledi.

    YILDIZ: PİRLERİMİZİN YOLUNU DEVAM ETTİRECEĞİZ

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız ise yaptığı konuşmada “inancımız kadimden gelen bir inançtır. Dolayısıyla Alevilik Kerbela’dan bu güne kadar hep katliamlara maruz kaldı. Ama Alevi önderlerimiz, pirlerimiz, mürşitlerimiz asla yolundan taviz vermemişlerdir, boyun eğmemişlerdir. Bizler de tabi bu pirlerimizin yol önderlerimizin aynı şekilde yolunu devam ettirmek zorundayız” dedi.

    Yıldız  “Aleviliği katletmek için bundan birkaç yıl önce Cami-Cemevi projesi adı altında FETÖ terör örgütü tarafından bir proje hazırlanmıştı. Aleviler buna karşı mücadele yürüttü bedel ödedi. Bugün de Oymaağaç köyünde iyi niyetli, maksatları aşan bir ifade olmuştu. Bunun düzeltmesini de yaptılar. Bu konuda asla taviz vermediklerini belirtiler. Açılışını da Alevi yol erkanına uygun olarak yine dedelerimizle birlikte biz federasyon olarak burada çerağımızı yakarak, Alevi yoluna uygun bir açılış yapacağız” değerlendirmesiyle 26 Haziran günü yapılacak açılışa katılacaklarını da belirtti.

    HABER MERKEZİ

     

  • Amasya’da Alevi köyü Sarayözü’nde türbe ile mescit içiçe-VİDEO

    Amasya’da Alevi köyü Sarayözü’nde türbe ile mescit içiçe-VİDEO

    PİRHA-Amasya’da Alevi köyü Sarayözü’nde Ali Pir Civan Türbesi’nin içinde mescit de bulunuyor. Ali Pir Civan Türbesi’nin içinde 8 tane Arapça yazılı sembol yer alıyor. Bu sembollerden 5 tanesi Ehli Beyit-i temsilen 3 tanesinin de Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ebubekir’i temsilen yazıldığı rivayet ediliyor. 

    HABERİN VİDEOSU

    Amasya’da Alevi köyü olan Sarayözü köyündeki Ali Pir Civan Türbesi’nin içinde mescit de yer alıyor. PİRHA‘ya konuşan Ali Pir Civan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İbrahim Cesur, bir Alevi köyü olmasına rağmen türbenin içine mescidin yapılmasını köylere gelen imamların kullanabilmesi için yapıldığını düşünüyor.

    Türbenin içinde ayrıca 8 tane Arapça yazılı sembollerin de yer alması dikkat çekiyor. Bu sembollerden 5 tanesinin Ehli Beyit-i temsilen 3 tanesinin de Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ebubekir’i temsilen yazıldığını söyleyen İbrahim Cesur, “Ali Pir Civan’ın içinde yer alan ve Arapça yazılı olan bu sembollerin nedeni o dönem Aleviler üstünde var olan baskılardan kurtulmak olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    İbrahim Cesur, tüm Alevi köylerinde olduğu gibi kendi köylerinden de bir asimilasyon çalışmalarının yapıldığına dikkat çekerek, Doğal Kaynakları Koruma Kanunu tarafından tescillenen Ali Pir Civan Türbesi ile birlikte içerisine yapılan mescidin de tescillendiğini söyledi.

    Yatırın ayrıca 8 metre uzunluğunda olması da dikkat çekiyor. İbrahim Cesur’a göre bunun iki nedeni var. Biri Ali Pir Civan’ın 8. imam soyunda olması, diğeri ise, kız kardeşi ile burada şehit düşüp beraber defnedilmelerinden kaynaklandığı ifade ediliyor.

    Cesur, ayrıca Ali Pir Civan Türbesi’ne Mayıs ayından başlayarak binlerce ziyaretçinin akın ettiğini de belirtiyor.

  • Camii kültürü ile bölge sünnileştirildi-VİDEO

    Camii kültürü ile bölge sünnileştirildi-VİDEO

    PİRHA-Köprülü Mehmet Paşa döneminde Amasya bölgesinde cem yapan Alevileri yakalayan devlet güçlerinin kesip kuyulara attığını, bu kuyuların üzerine de camii yapıldığını söyleyen Amasya Gümüşhacıköyü sakini Emrah Parlak, bu yüzden Kabaoğuz bölgesindeki Alevi köylerinin tamamının asimile olduğunu ifade etti.

    Amasya’nın Gümüşhacıköyü ilçesi Konuktepe Köyü sakinlerinden Emrah Parlak, yüzyıllardır bu coğrafyada yaşanan Alevi katliamlarına ve ötekileştirmelere ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “Bu bölgede Alevilerin örgütlenmesinde yaptığımız incelemelerde ya da okuduğumuz kitaplarda camii kültürü Köprülü Mehmet Paşa döneminde gelmiştir” diyen Konuktepe köyü sakinlerinden Emrah Parlak, “Çünkü Aleviler Türkiye’nin her yerinde Osmanlı’nın zulmünden kaçmak için dağlara yerleşmişlerdir. Alevilerin yerleşim yeri genelde yolu izi olmayan devlet güçlerinin baskısından kurtulmak için sarp dağlar ve kayalıklar olmuştur” dedi.

    Gümüşhacıköyü de böyle bir yerleşim yeri. Amasya’da Alevilerin büyük çoğunluğunun Kabaoğuz bölgesi denen bir bölgeye yerleştiklerini ifade eden Parlak, “Bu bölge dağlık ve o dönemlerde ulaşımı olmayan bir bölgeydi. Ve bu bölgelerde o dönemde, ‘siz tahtalarınızı, bardaklar, kaşıklarınızı, sofralarınızı üreteceksiniz bu bölgede, bunları haftada bir gün ilçeye götürüp satacaksınız. Ama oraya yerleşmek yok. Ertesi gün aynı gün köyünüze döneceksiniz’ diye şartlar vardı” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİ ATTIKLARI KUYULARIN ÜZERİNE CAMİİ YAPILDI”

    Köylerine döndükleri zaman geceleri gizli gizli ibadetleri olan cemleri yaptıklarını söyleyen Parlak, ancak o dönemdeki hükümet güçlerinin geceleri cem yapan dedeleri, babaları yakalayıp o obalardaki kuyulara kesip attıkları rivayetinden bahsetti.

    O sürecin ardından Alevi obalarına camii yapılması kararlarının alındığını söyleyen Parlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Köprülü Mehmet Paşa döneminde bütün Gümüşhacıköy’deki Alevi obalarına yapılan camiilerine insanları silah zoruyla götürmeye başlıyorlar. ‘Gece ibadetlerimizi, cemlerimizi yaparken gündüz de bizi zorla camiiye götürür namaz kıldırırlardı’ diye anlatırlardı. Kabuöz’den köyünde 95 yaşlarında birisi genellikle caminin duvarına dua edermiş. ‘Neden içeri girip değil de duvara dua ediyorsun’ dediklerinde, ‘Yok, ben kesinlikle buraya giremem. Çünkü benim dedemi de kestiler, bu kuyulara attılar’ dermiş.”

    Anlatılanlara göre, Köprülü Mehmet Paşa’nın döneminde Alevi ileri gelenlerinin kesilip atıldığı kuyuların üzerine camii yapıldığı yönünde.

    “CEMLERDE 12 BEKÇİ NÖBET TUTARDI”

    Parlak çocukluğundaki cemlere ilişkin hatırladıklarını şöyle anlattı:

    “Çocukken köylerde cem yapılırken, 12 tane de bekçi dualanırdı. Bekçi köyün içine bırakılırdı. O bekçiler ceme gelen kadınların emzikteki çocuğu ağlarsa ona haber verir. Veya acil bir durum oldu mu cemden o kişileri alırdı. Bunun yanında birde 12 bekçinin şöyle bir görevi vardı: Devlet güçlerinin köye baskın yapması durumunda, o bekçiler cem yapanları dağıtmak üzere görevlendirilmişti. Ama şimdi 12 bekçi cemlerde görevlendirilmiyor. Çünkü öyle bir ihtiyaç hasıl değil.”

    Parlak, Köprülü Mehmet Paşa dönemi ile birlikte yapılan camiilerin, Alevileri sünnileştirip asimile etmenin aracı olarak kullanıldığını söyledi. Camiiden çıkan hocaların cemevinde de propaganda yapmayan geldiğinin de altını çizen Parlak, “Devlet politikasının getirdiği ürünler. Bu ürünlerden birisi de bu Kapaoğuz bölgesindeki hiç Alevi köyü şuanda kalmadı. Hepsi sunnileşti. Asimile oldu. Camiilerin ve oralara atanan imamların yılın 365 günü propaganda yapıyorlar. İktidar genellikle sağ ve sunni kesimden oluştuğu için halkı onlara doğru kanalize etmeye çalışıyorlar. Böylece Alevilik asimile olmuş oluyor” ifadelerini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • Tekçi bakış açısıyla Alevilik paneli

    Tekçi bakış açısıyla Alevilik paneli

    PİRHA- Amasya Üniversitesi Tarihsel-İnançsal ve Kültürel Boyutlarıyla Alevilik-Bektaşilik konulu panel düzenledi. Sahneye “Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” yazısının asılması dikkat çekti. Paneli dinlemeye gelen birçok Alevi yurttaş toplantının, Aleviliği anlatmaktan uzak olduğunu belirterek tepki gösterdi.  

    Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal’ın yönettiği panele Munzur Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kökel ve Erzincan Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Ahmet Uğurlu konuşmacı olarak katıldı. Panelin sonunda Amasya, Suluova yöresi semah gösterisi yapıldı, zakirler deyiş ve mersiye okudu.

    Fen edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panel Rektör Prof. Dr. Metin Orbay’ın konuşmasıyla açıldı. Panele Amasya Valisi Salih Işık, İl Jandarma Komutanı Selami Akşit, Amasya Cemevi Vakfı Başkanı Haydar Kılıç, Tunceli Cemevi Vakfı Başkanı Ali Ekber Yurt, Hubyar Sultan Vakfı Kurucularından Cemal Coşkun, akademisyenler, öğrenciler ve yurttaşlar katıldı.

    Panelde konuşan Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kökel’in Aleviliği Osmanlı Devletinin koruyup gözettiği, Arap İslam inancının, kültürünün bir devamı gibi anlatması ve sahnede “Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” yazısının asılması gibi tekçi devlet anlayışı dikkatlerden kaçmadı.

    “ALEVİLİK BU COĞRAFYANIN GERÇEĞİDİR”

    Alevi Dedesi Aslan Gökalp panel öncesi yaptığı konuşmada Aleviliğin Anadolu ve İslam coğrafyasının bir gerçeği olduğunun altını çizerek şu şekilde konuştu;

    “Alevilik Anadolu’nun, İslam coğrafyasının ve dünyanın toplumsal bir gerçeğidir. Etnik ve dini farklılıkları değil, inancı, yaşama biçimini öne çıkarmış bir inançtır. Aleviler ibadetlerinde şekilcilikten, protokolden ve ezbercilikten kaçınmış, ibadetlerini edep-erkan üzerine yapmayı yeğlemişlerdir. Rengi, ırkı, mezhebi ve dini farklılıkları zenginlik olarak görebilmiş, 72 millete bir gözle bakabilmiştir. Eline, diline, beline, aşına, işine, eşine sahip olmayı inancın temeline koymuştur. Eğer Aleviliği doğru öğretip, yaşama geçirildiğinde değil Anadolu, değil İslam coğrafyası, tüm dünyada savaşların, kinin biteceği, barışın sağlanacağına olan inancımız tamdır.”

    VALİDEN İTİRAF GİBİ KONUŞMA

    Amasya Valisi Salih Işık konuşmasında Alevilere yönelik yanlış önyargıların olduğunu, bu ön yargıların yıkılması için Aleviliğin doğru anlatılması gerektiğini belirtti. Çocukluğundan bir kesit anlatan Vali Işık kendi köylerinin yakınındaki bir Alevi köyünün çocuklarının kendi köylerine okumaya, Kuran kursuna geldikleri zaman Alevileri tanıdığını belirtti. Vali Işık şu şekilde konuştu;

    “Maalesef Alevilik Bektaşilik kültürü konusunda, Alevilerle Sünniler arasında cehalete dayanan önyargılar var. Bu önyargıların kırılması ancak bu tür çalışmalarla mümkün olabilir. Daha çok bilgi, daha çok bilinçlendirme, daha çok ayağımızı sağlam referanslara basarak bunu aşabiliriz. Başka türlü ön yargıları kırmak betonları kırmaktan daha zor. Maalesef bu konuda Anadolu’da böyle bir eksikliğimiz var, yurt dışındaki, içindeki düşmanlarımız bunu aleyhimize kullanmaya çalışıyorlar. Alevilik, Sünnilik meselesi ile birlik ve beraberliğimizi sıkıntıya sokmaya çalışıyorlar.

    Ben Erzurum Aşkale Altuncuk Köyündenim. Bizim köyün yanında Alevi bir komu var, küçük bir mezra. İlkokula gidene kadar ben Alevilik konusunda hiçbir şey bilmiyordum. Bizim köye okul açıldı, oradaki çocuklar bizim köye yürüyerek gidip gelmeye başladılar. Alevi çocuklarla tanışmam ilk böyle oldu. Ondan önce de bir takım safsataya dayanan, kafamızda bir takım cahil insanların anlattığı Aleviler konusunda yanlış bilgiler vardı. Ben onları tanıyınca öyle olmadığını anladım. Onlar bizi çok sevdi, biz onları çok sevdik. Biz onların evlerine misafirliğe gittik, onlar okula gelince bizim evlerimize yemek yemeye getirirdik. Bu birlik ve beraberlik kaynaşmaya dönüştü. Onların köy küçük olduğu için cami yoktu, oradaki Alevi komşularımız çocuklarını bizim köyün hocasına Kuran öğrenmeye gönderirlerdi, o vesile ile çocukların hepsi Kuran öğrenmişlerdi. Yani demek istediğim asırlardır biz biriz, aynı kültürün mensuplarıyız. Bizim Allah’ımız bir, peygamberimiz bir, kitabımız bir, Kabe’miz bir, bu birleri çoğaltarak sayabiliriz. İnanç temelindeki farklılıkları zenginlik olarak görmemiz gerekiyor. İnşallah bu tür çalışmalar da bunlara zemin hazırlar diyorum.”

    PROF. KÖKSAL’DAN ALEVİ KURUMLARA ATEİST YAKIŞTIRMASI

    “Alevilik kelime anlamı itibariyle Ali’ye mensup anlamına geliyor. Ali’yi seven Ali’ye bağlılığı ifade eden bir kelime” diye açıklayan panel yöneticisi Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal Alevilik üzerinden oyunlar oynandığını öne sürdü. Köksal şu görüşlere yer verdi;

    “Bir ayrışma unsuru olarak gösterilmeye çalışıldı, bunun için de başta dış merkezli olarak belli odaklardan ciddi de paralar alınarak propagandalar yapıldığını, Türkiye’ye karşı, ülkenin bekasına karşı, varlığına karşı çok ciddi Alevi toplumu üzerinden oyunlar oynanmaya çalışıldığını çok iyi biliyoruz. Alevi toplumu ciddi bir nüfus oluşturmaktadır. Bu anlamda bu topluluğun genellikle sözel kültürden birikimlerini aldığı için bunların düşüncelerini farklı göstermek için ciddi gayretler sarf ediliyor. Özellikle aslında Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen ateist, Marksist ve devlet düşmanı bazı gafiller de Alevilik ciddi anlamda kullanılmaya çalışılıyor. Buna karşılık gerçekten Aleviliğin İslam himmetinin bir parçası ve Türk kültürünün kopmaz bir bölümü olduğu düşüncesinde olan kişilerde Aleviliği olması gerektiği mecra üzerine oturtmaya çalışıyorlar.”

    “ALEVİLİĞİ ANLATMAK KOLAY DEĞİL”

    Aleviliği anlatan Erzincan Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Ahmet Uğurlu “Aleviliği anlatmak öyle kolay değil, derine indiğinizde yersiniz damgayı” diye başladığı konuşmasında Alevi toplumunun haksızlıklara uğradığının altını çizdi. Dede Uğurlu “Hz Muhammed benden sonra makamıma geçecek olan Hz Ali dedi. Buraya değer vermeniz lazım, değer verenleri hoş görmeniz lazım” dedi. Hz. Muhammed’in Hz. Ali’yi çok sevdiğini, Ali’yi sevenlerin hoş görülmesi gerektiğini belirttiği konuşmasında “İslam barıştır, sevgidir, güvendir, Allah’a teslim olmaktır. Aleviliği tüm dünyaya tanıtmanız gerekir. Kuran ve Ehlibeyt’in yolu ayrıldı. Alevi İslam toplumu Kuran’dan ayrıldı, Sünni kardeşlerimiz de Ehlibeyt’ten ayrıldı” diye konuştu.

    ÇELEBİ’NİN 3. SELİM TARAFINDAN ÖLÜMLE YARGILANDIĞI SÖYLENMEDİ

    Ahmet Yesevi’nin Horasandan dervişlerini Anadolu’ya göndererek, Rum diyarının Türkleştiğini, İslamlaştığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kökel “Anadolu bir Rum ülkesiydi, hala eskilerin dilinde bu mübarek toprak Rum diyarı olarak geçiyor. Bu Rum’un adı Anadolu oldu, dünyada bir coğrafyaya verilebilecek en güzel adını bu mübarek toprak malik buna” dedi. Konuşmasının tamamında Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet’i yere göğe sığdıramayan, övgüler yağdıran, Aleviliği Arap İslam inancının devamı gibi anlatmaya gayret eden Kökel, Alevilerin Osmanlı devrinde korunup, kollandığı, büyük itibar gördüğünü anlattı. Hacı Bektaş Veli soyundan gelen, Hacı Bektaş Veli Postnişini Hamdullah Çelebi’nin mezarının Amasya’da olduğunu belirten Kökel, Hamdullah Çelebi’nin Üçüncü Selim tarafından ölümle yargılandığını, Amasya’ya sürgün edildiğini, hayatını acılar ve hasret içinde sürgünde tamamladığını ise söylemedi.

    ALEVİLİK VE GERÇEK SORUNLARI KONUŞULMADI

    Amasya Üniversitesi’nin düzenlediği, Cem Vakfı Tunceli ve Amasya Şubelerinin desteklediği ‘Tarihsel-İnançsal ve Kültürel Boyutlarıyla Alevilik-Bektaşilik’ konulu panelde Alevilik ve Aleviliğin gerçek sorunları konuşulmadı. Aleviler tarihte hiç katliamlara uğramamışlar, haklarında katli vacip fetvaları verilmemiş, barış ve güven içinde bugünlere gelmişler ve bugün de birileri Alevileri kullanıyor, bölüyor ve devlete karşı örgütlüyormuş gibi anlatıldı. Öte taraftan Aleviliğin Arap İslam kültürünün bir devamı gibi gösterilen açıklamalarda Aleviliğin gerçek sorunları görmezden gelindi. Zorunlu din dersleri, cemevlerinin ibadethane kabul edilmemesi, Alevilere yönelik hak ihlalleri ve ayrımcılıklar, hizmet ayrımcılığı, asimilasyon, Alevilerin temel hak taleplerinin ne olduğu, ötekileştirilen, dışlanan Alevilerin devlet kadrolarından uzak tutulduğu dile getirilmedi.

    Paneli dinlemeye gelen birçok Alevi yurttaş toplantının Aleviliği anlatmaktan uzak olduğunu belirterek tepki gösterdi. Öte taraftan panelin gerçekleştirildiği sahnede büyük puntolarla yazılı “Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” yazısının tekçi, baskıcı, farklılıkları hoş göremeyen bir devlet anlayışının Aleviliği nasıl hoş göreceği dile getirildi.

    Mehmet MENEKŞE/AMASYA

  • ‘Bu defa mumlar Hayır’lara yakıldı’-VİDEO

    ‘Bu defa mumlar Hayır’lara yakıldı’-VİDEO

    PİRHA-Kısmet, sağlık, iş için gidilen dergahlarda yakılan mumlar, edilen dualar bu defa referandumda ‘Hayır’ çıkması için yapıldı. Piri Baba’ya seslenen kadınlar, çocuklarının geleceği için “referandum ‘Hayır’lara vesile olsun” diyerek dualar etti, mum yaktı.  

    Referanduma sayılı günler kala bu defa edilen dualar ve yakılan mumlar ‘Hayır’ın hayırlı olması içindi.

    Amasya’nın Merzifon ilçesinde bulunan Piri Baba Dergahı’nı ziyaret eden kadınlar bu defa referandumun ‘Hayır’lara vesile olması için dua etti.

    Alevi kadınlar ‘Hayır’ çıkması için mum yakarken şöyle dua etti:

    “Hayır diyelim ‘Hayır’ olsun. Pir babam senin yüzün suyun hürmetine, sen, insanlarımıza Hayırlı olsun. Bizim başımızdan bu belayı defet gitsin.”

    Duaları kabul olursa kurban keseceğini söyleyen Hürriyet Deveci, “Tek adama bu ülkeye nasıl bırakabiliriz. Bu hükümet döneminde bu kadar yolsuzluk olduğunu ve insanların öldüğünü biliyoruz. Nasıl ‘Hayır’ demeyelim” ifadelerini kullandı.

    73 yaşındaki Fatma Önder de, “Bu başa geçti geçeli çocuklarımız iş bulamaz oldu. Yiyecek ekmek bulamayanlar var. Allahım bunu bizim başımızdan silsin” dedi.

    3 torununun geleceğinden kaygılı olduğunu söyleyen Fatma Turan ise şöyle konuştu:

    “Referandumun ‘Hayır’lı olmasını istiyorum. Türkiye’nin geleceği hiç iyiye gitmiyor. Hep karanlığa gidiyor. Biz Aleviyiz kimseye kinimiz yoktur. Biz herkesin eşit yaşamasını istiyorum.”

    Sevim Kahraman-İsmet Sefer /AMASYA

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Bu yetkiyi babama bile vermem’-VİDEO

    ‘Bu yetkiyi babama bile vermem’-VİDEO

    PİRHA-Rerefandum’da sayılı günler kala PİRHA olarak mikrofon uzattığımız Amasya’da yurttaşların kimi ‘Evet’ kimi ise ‘Hayır’ dedi.

    Amasya’nın en büyük ilçesi olan Merzifon’un nüfusu 72 bine yakın. Şuan da CHP’li belediye ile yönetilen Merzifon bir kültürel tarih mirası gibi. Merzifon’da referanduma sayılı günler kala halka mikrofon uzattık.

    Kimi sandığa gittiğinde karar vereceğini söylüyor, kimi ise gelecek kaygısı yaşadığı için  ‘Hayır’ diyeceğini. Kimi ise ‘Tayyip’i seviyorum o bizim liderimiz’ diyerek ‘Evet’ diyor.

    “TEK ADAM ÜLKEYİ SATAR”

    Çoğu kişi tek adamla yönetilmek istemediklerini söylerken bir genç, “Bu yetkiyi babama bile vermem” sözleriyle anlatıyor ‘Hayır’ın kendisi için olan anlamını. Bir diğeri ise, “Tek adam ne yapar, ülkeyi satar” diyor.

    25 yıldır diyanette çalışmış olan başka biri ise ülkenin geleceğini pek iyi görmediğini belirterek, “‘Hayır’ olsa hayırlı olur” sözleriyle belirtiyor tercihinin nedenini.

    Sevim Kahraman-İsmet Sefer/ AMASYA

    HABERİN VİDEOSU

     

  • TKP’lilere ‘Hayır’ demek yasak

    TKP’lilere ‘Hayır’ demek yasak

    Amasya’da Yeşilırmak kenarında Yalıboyu’da üzerinde TKP’li bir grup genç, anayasa değişikliğine ilişkin referandum için “Yetmese de hayır”, “Yeter”, “Devlet değil gericiliğin arka bahçesi” yazılı bildiri dağıtmak istedi.

    Terörle mücadele ve sivil polisler gençlerin etrafını sararak bu bildirinin dağıtılamayacağını bildirdi. Polisler, ayrıca “Amasya’nın küçük bir il olduğunu, bazı kişilerin saldırıda bulunabileceğini, bildiri dağıtmalarının tehlikeli olabileceğini” de söyledi.

    TKP’li gençler polisin tuttuğu tutanağı imzaladıktan sonra bildiri dağıtmaya son vererek bölgeden ayrıldı. Gençlerden Attilla Aktaş, TKP’nin de seçimlere giren legal bir parti olduğunu, yaşanan durumun demokrasiye aykırı olduğunu belirtti.

    Aktaş “Polisler, ‘Olay infial yaratmasın, can güvenliğinizi tehlikeyle atmamak için bildiri dağıtmanıza izin vermiyoruz’ dediler. Savcı da bildiri dağıtılmasına son verilmesini aksi halde cezai işlem uygulanacağını söyledi. Demokratik bir ülkede olsaydık, bu bildiriyi rahatlıkla dağıtırdık” diye konuştu.

     

     

  • Pirler Büyük Meclis toplantısından önemli mesajlar

    Pirler Büyük Meclis toplantısından önemli mesajlar

    PİRHA-  ABF öncülüğünde Türkiye’deki tüm Alevi dedelerinin katılımı ve ikrarı ile kurulacak olan Alevi Bektaşi İnanç Meclisi’nin 6. Bölge toplantısı Amasya’da gerçekleşti. Toplantıda konuşan Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, “Çağın koşullarına göre gönülleri birlememiz gerekiyor” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde Türkiye’de kurulacak olan Alevi Bektaşi İnanç Meclisi için yapılan bölge toplantılarının 6’cısı Amasya’da yapıldı. Hamdullah Efendi Cemevi ve Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıya ABF İnanç Meclisi Kurulu Pirleri Nurettin Aksoy, Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hüseyin Güzelgül, ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Tokat, Amasya, Sivas, Çorum ve Samsun’dan Pirler, Analar, Zakirler katıldı. Cemevi’nde yapılan toplantıya kadınların yoğun ilgisi dikkat çekerken, toplantı Adıgüzel Dedenin okuduğu gülbang ile başladı.

    Alevi Bektaşi örgütlenmesinde İnanç örgütlenmesinin önemli olduğuna vurgu yapan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, “ Bu konuda Pirlere görev düşüyor. ABF olarak bu çalışmaların takipçisi ve destekçisi olacağız. İnanç Meclisi ile ilgili bütün örgütlenmeleri Pirlere bıraktık. Bizler ABF olarak Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi ve siyasal mücadelesinde yer alacaklarını İnanç bölümü ile ilgili de üzerimize düşün görevi yapacağız” dedi.

    “BÜTÜN OCAKLARLA  HAREKET EDERSEK AMACIMIZA ULAŞIRIZ”

    Alevilerin yol erkanında eksikliklerin olduğunu belirten Pir Nurettin Aksoy, “Bu eksikliklerin giderilebilmesi için birlikte hareket edilmesi gerekiyor. Bu konuda dedelere, taliplere yol erkan yürütücülerine görev düşüyor” dedi.

    İnanç komisyonunun neden kurulmasına ihtiyaç duyulduğuna değinen Aksoy, “Eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Günümüz koşullarında Alevilik bunun gerisinde kalmamalıdır. Alevi yol erkanına göre bütün Ocaklar ve Dergahlar dahil edilerek bölgede yaşayan bütün Ocak zadelerle birlikte hareket ederek, bu konuda başarıya ve amacımıza ulaşabiliriz” dedi. Aksoy “El Birliğinde olursak bir Turna katarı oluşturabiliriz” diye konuştu.

    “ÇAĞIN KOŞULLARINA GÖRE GÖNÜLLERİ BİRLEMEMİZ GEREKİYOR”

    Alevilik yol erkanında yaşanan sıkıntılara değinen Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hüseyin Güzelgül de, “Geçmişte ocaklar halinde örgütleniyorduk. Ama bugün el ele el hakka desturunun işlenmesinde sıkıntılar yaşanıyor. Bunun günümüz koşullarında yeniden oluşturulması gerekiyor” dedi.

    Köyden kente göç ile birlikte dede talip ilişkisinde kopmalar olduğunu ifade eden Güzelgül, “Çağın koşullarına göre gönülleri birlememiz gerekiyor. Bu anlamda ‘İnanç Meclisinin’ kurulması bizler için fırsattır. Bu yolun temeli ikrardır. Birbirimize ikrar vererek Alevilik yol erkanını yaşatabilir, çocuklarımıza ve gelecek nesillere aktarabiliriz” dedi.

    Toplantı zakirlerin deyişleriyle ve Adıgüzel Dede’nin okuduğu gülbangla sona erdi.

    Mustafa Yüksel -Semra Acar / İSTANBUL

     

  • Pirler Büyük Meclisi bugün Amasya’da toplanıyor

    Pirler Büyük Meclisi bugün Amasya’da toplanıyor

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Komisyonu öncülüğünde gerçekleşen Pirler Büyük Meclisi bugün Amasya’da toplanacak. 

    Toplantının ilki İstanbul Alibeyköy Cemevi’nde, İkincisi Antalya’da HBVAKV Antalya Cemevi’nde, üçüncüsü İzmir Narlıdere Cemevi’nde, dördüncüsü Mersin AKD Mersin Cemevi’nde, beşincisi Adıyaman’da HBVAKV Cemevi’nde gerçekleşmişti.

    Toplantının altıncısı bugün Amasya’da saat:13.00’de gerçekleşecek. Hamdullah Çelebi Dergahında gerçekleşecek toplantıya, Amasya, Çorum, Tokat, Sivas, Samsun pirler, dedeler katılacak. Toplantının yapılacağı diğer iller ise şöyle;

    -Erzincan 11 Şubat 2017 Saat:11.00 – HBVAKV Erzincan Cemevi

    Katılacak iller: Erzincan, Muş, Erzurum, Dersim, Elazığ

    -Ankara 19 Şubat 2017 Saat:17.00 – HBVAKV Genel Merkezi Konferans Salonu

    -Altınoluk 25 Şubat 2017 Saat:13.00 – AKD Altınoluk Cemevi

    Katılacak iller: Balıkesir,Çanakkale’de olacaktır.

    Toplantının sonuç bildirgesi 3-4 Mart tarihinde İstanbul’da bir araya gelinerek kamuoyuyla paylaşılacak.

  • Babai Ayaklanması 1238

    Babai Ayaklanması 1238

    Bâbâ‘î ya da Baba İshak Ayaklanması, Vefâ’îyye tâkipçilerinden Ebu’l Bekâ Baba İlyas bin Ali el-Horasânî ve müridi Baba İshâk Kefersudî’nin çıkardığı Bâbâ’î ayaklanması, bugünkü Alevî-Bâtınî yerleşim yerlerini belirleyen isyândır. Anadolu’da Alevî nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde etkili olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti tarihindeki en büyük halk ayaklanmasıdır. 1237[1] tarihinde, Vefâ’îyye[2] tarikatına bağlı Ebû’l-Bekâ Baba İlyâs bin Ali el-Horasânî’nin müridlerinden olan Baba İshâk Kefersudî’nin öncülük ettiği ayaklanma, Anadolu Selçuklu ordusunca paralı Frank askerleri kullanılarak güçlükle de olsa bastırılmıştır.[3] Ama bu olayı izleyen dönemde ortaya çıkan ve Babâîlik olarak bilinen siyâsî-dinî nitelikteki hareketin etkisi yıllarca sürmüştür.

    Ayrıca bakınız: Dede Karkğın, Seyyid Ebû’l Vefâ Tâcû’l-Ârifîn, Ebû’l-Bekâ Baba İlyâs, Baba İshâk Kefersudî ve Babâîlik
    *******
    Ayaklanmanın niteliği ve sebepleri
    Yerleşik halkın inançlarına göre kadim inançlar ile İslamiyet’in batini ve felsefik yorumları ile bir nev’i sentez olarak kabul edilebilen Bâbâ’îlik, Alevîliğin ana temellerinden biri olmuştur. Ayrıca, XVI. yüzyıldaki Alevî ayaklanmaları üzerinde de büyük etkisi vardır. Sonuçları itibarıyla bu isyan ile Anadolu Selçukluları zayıflamış ve Anadolu, Moğolların saldırısına açık hale gelmiştir.

    Baba İshâk Kefersudî’nin vazife ve yetkileri
    Baba İlyas‘ın en önde gelen hâlifesi konumunda olan Baba İshâk Kefersudî ayaklanmanın propaganda ve teşkilâtlanma safhasından filen başlatıp yürütülmesine kadar her konuda Baba İlyas tarafından tam yetkili kılınmıştı.[4] Elvan Çelebi‘nin sağladığı yeni bilgilerin ışığı atında İbn-i Bîbî’nin çelişkili ifadeleri tekrar değerlendirildiğinde isyânı asıl tertip edenin Baba İshak değil Baba İlyas olduğu anlaşılmaktadır.[5]

    İslâm Dîni İsmâ‘ilî Şîʿîliğiyle alâkalı bir dizidir.
    Bâtınî-İsmâ‘îl’îyye
    Hazırlayan nedenler
    13. yüzyılda Moğol baskısıyla çok sayıda göçebe halklar Anadoluda otlak arıyordu;  Anadolu Selçuklu yönetimi yerleşik olan halkı koruyor ve yeni gelenleri cezalandırıyordu. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev‘in adaletsiz yönetimi, yoksul ve haksızlığa uğrayan geniş kitlelerinin Baba İlyas‘ın çevresinde toplanmasına da yol açtı. Baba İlyas’ın yardımcısı olan Baba İshak, göçebe alevileri örgütledi ve onları bir ayaklanmaya hazırladı. Artık Baba İshak’tan gelecek işareti beklemeye başlamışlardı.

    Babâ’î İsyânı’nın safhaları
    Ayaklanmanın başlaması
    Baba İshâk Kefersudî Adıyaman Hısn-ı Mansûr yakınlarında Kefersud bölgesinde yaşayan Alevileri silahlandırarak çevreyi ele geçirmek suretile isyânı başlatmış oldu. Üzerine gönderilen Selçuklu kuvvetlerini peşpeşe yenilgiye uğratarak Adıyaman, Gerger ve Kâhta‘yı zaptetmeyi başardı.

    Ayaklanmanın yayılması ve Baba İlyâs’ın idamı
    Daha sonra ise Malatya üzerine yürüyerek buradaki Selçuklu Valisi Muzaffer’ûd-Dîn Ali Şîr kuvvetlerini de bozguna uğrattıktan sonra kendisine katılan takviye kuvvetlerle Amasya’ya ulaştı. Onun bu başarıları karşısında, gelişmelerden Baba İlyas’ı mesul tutan Selçuklu Komutanı Mübâriz’ûd-Dîn-i Armağanşâh Baba İlyas’ı derhal idam ettirdi.[5] Baba İlyas’ın idamına pek öfkelenen Baba İshak bu mevkîde Mübâriz’ûd-Dîn-i Armağanşâh kuvvetlerini de dağıttıktan sonra doğrudan Payitâht Konya üzerine yürüyüşe geçti.[6]

    Malya meydan muharebesi ve ayaklanmanın bastırılması
    Baba İshak’ın güçlerine ayaklanan Alevilerin yanı sıra, Halep ve Antep yöresine sürülmüş olan türkmenleri de katılınca ayaklanma daha da geniş bir bölgeye yayılmış oldu. Elbistan’da yenilen Anadolu Selçuklu ordusu Sivas’ı ayaklanmacılara bırakmak zorunda kaldı. Ardından Amasya ve Kayseri de ayaklanmacıların eline geçti. Ayaklanmacılar başkent Konya’yı tehdit etmeye başlayınca, II. Gıyaseddin Keyhüsrev buradan ayrılmak zorunda kaldı. Baba İlyas’ın Amasya Kalesi‘nde öldürülmesi ayaklanmacıları daha da kışkırttı. Ayaklanmacılar Kırşehir‘e doğru ilerlemeye başlamışlardı. 1240 tarihide Baba İshak kumandasındaki Babâîler, aileleri, sürüleri ve bütün ağırlıklarıyla Kırşehir’in doğusunda yer alan “Malya” Ovası’nda “Emîr Necm’ed-Dîn” komutasındaki Selçuklu Ordusu ile karşı karşıya geldiler. Kumandan Emîr Necm’ed-Dîn’in zırhlı kuvvetlerden oluşan kiralık Frank askerlerini öne almak suretiyle saldırması neticesinde “Babâîler Ordusu” darmadağan oldu. Muharebenin sonunda Baba İshak ta hayâtını kaybetmişti. Mağlup olan Babâîler‘in tamamı kılıçtan geçirildi.[1]

    Bâbâ’î ayaklanmasının beli başlı sonuçları
    Bâbâ’î Ayaklanması, Anadolu Selçuklu Devletini iyice güçsüz duruma düşürdü ve Anadolu Selçukluları Anadolu’ya giren Moğollara 1243’teki Kösedağ Savaşı’nda teslim olmak zorunda kaldı. Bâbâ’î Ayaklanması bastırılmasına karşın, bu harekete bağlı olarak yayılan Babâîlik inancı etkisini uzun zaman sürdürmüştür. Bâbâ’î ayaklanmasının meydana getirdiği tesirleri aşağıdaki maddeler halinde sıralanabilir:

    Asıl Bâbâ’î Hareketi’de bu ayaklanmadan sonra tesirlerini göstermeye başladı. Baba İlyas çevresine toplanan Yesev’îyye, Vefâ’îyye, Kalender’îyye, Haydâr’îyye Alevi dervişlerinden çoğunun katıldığı bu ayaklanma hedefine ulaşamadıysa da, sağ olarak kurtulabilen taraftarları arasında büyük bir dayanışmanın hâsıl olmasına aracılık etti.[5]
    Baba İlyas‘ın kutsallaştırılan şahsiyeti gittikçe yeni bir syncrétique (farklı dinî inançları bünyesinde toplamak suretiyle birleştiren) tasavvufî
    hareketin odak noktası oldu. Sonradan Babâîlik adını alan bu cereyan Türkmenler arasında doğduğu ve onlara hitâp ettiğinden ötürü, onların sosyal, kültürel ve dinî i’tikadlarıyla ahenkli bir yapı oluşturdu. Kısacası Babâîler’in inançları o devirde doğuda Müslümanlar tarafından Semen’îyye olarak adlandırılan dinîn i’tikadlarının pek çoğunu kendi bünyesinde barındırmaktaydı.[7]

    Günümüzde her ne kadar Babâîlik adı altında bir mezhep/tarikât bulunmamaktaysa da, Bâbâ’îyye hareketinin inanç ve geleneklerini atalarından miras olarak alan Kızılbaşlar adını verdiğimiz zümreler ve onların i’tikadlarını barındıran bir Bektâşî Tarikâtı mevcuttur. Daha sonraki dönemlerde Şiîliğin ve Hurûfîliğin etkileri hariç tutulacak olduğunda, Kızılbaşlık ve Bektâşîliğin Babâîler’in i’tikadlarının değişik isimler altında yeniden sahneye çıkmasından başka bir şey olmadıkları apaçık bir şekilde görülmektedir.[5]
    İlmî açıdan Şiîlik aracılığıyla açıklanması pek olası görülmeyen ve bu iki tarikâta mensup yazarlar tarafından XVI. yüzyıldan evvel kendi bünyelerinde henüz Şiîliğin tesirlerinin hissedilmediği devirlerde üretilen bazı menkıbelerden müteşekkil olan eserler Bâbâ’îyye i’tikadını anlamamıza ışık tutan yegâne kaynaklar olarak karşımıza çıkmaktadır.[8]
    Ayrıca bakınız: Anadolu Selçukluları devrinde Alevîler, Alevî-Bâtınîlik tarihi, Safevî-Kızılbaş tarihi, Hurûfî-Bektâşî inancı, Semen’îyye ve Tengricilik
    Bâbâ’î ayaklanmasının Bektâşî Tarikâtı ve Kızılbaşlık üzerindeki tesirleri şeması
    babai
    Şiilik
    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]
    ^ a b TDV, İslâm Ansiklopedisi, Cilt 4, Sahife 368-369.
    ^ Dursun Gümüşoğlu: Tâcü’l Arifîn es-Seyyid Ebu’l Vefâ Menakıbnamesi – Yaşamı ve Tasavvufi Görüşleri, Can Yayınları, 2006, s. 48
    ^ Cambridge Illustrated History of the Middle Ages, 1250-1520, p. 279
    ^ Elvan Çelebi, Menâkıb’ûl-Kudsiyye, sahife 47-54.
    ^ a b c d e f Ocak, Ahmet Yaşar XII yüzyılda Anadolu’da Babâîler İsyânı, sahife 83-89, İstanbul, 1980.
    ^ İbn-i Bîbî, El-Evâmir’ûl-‘alâ’iyye, sahife 498-499.
    ^ Balcıoğlu, Tahir Harimî, Türk tarihinde mezhep cereyanları, (Mukaddime ve Notlar: Hilmi Ziya Ülken), Kanaat Yayınları, Ahmed Sait tab’ı, İstanbul, 1940.
    ^ TDV, İslâm Ansiklopedisi, Cilt 4, Sahife 373-374, İstanbul, 1991.
    ^ Balcıoğlu, Tahir Harimî, Türk Tarihinde Mezhep Cereyanları, (Mukaddime ve Notlar: Hilmi Ziya Ülken), Ahmet Sait tab’ı, 271 sayfa, Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1940.
    ^ TDV, İslâm Ansiklopedisi, Cilt 4, Sahife 373-374, İstanbul, 1991.
    ^ Araştırmacı, yazar ve tarikât uzmanı Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre ise “Kızılbaşlar” Hûrremîler’in ruhânî torunlarndan başka birşey değillerdi. (Kaynak: Roger M. Savory, Encyclopaedia of Islam, “Kizil-Bash”, Online Edition 2005)
    ^ Balcıoğlu, Tahir Harimî, Türk Tarihinde Mezhep Cereyanları – Anadolu Şiîliğinin çok mühim iki cephesi: Hurûfîliğin esâs âkaidi, Sayfa 198, Kanaat Kitabevi, 1940.
    ^ Alevîliğin tanınmış araştırmacılarından Ahmet Yaşar Ocak’a göre ise “Bektâşîler” Türk toplumlarında ki Semen’îyye i’tikadının İslâmî bir cilâ altında yeniden ortaya çıkmasından başka birşey değillerdi. (Kaynak: Ocak, Ahmet Yaşar XII yüzyılda Anadolu’da Babâîler İsyânı, sahife 83-89, İstanbul, 1980.)
    alevi_bektasi Alevi Babailik baba ishak baba ilyas