Etiket: Ana dil

  • ‘Müzik, Kırmancki dilini ayakta tutan en önemli unsurlardan bir tanesidir’-VİDEO

    ‘Müzik, Kırmancki dilini ayakta tutan en önemli unsurlardan bir tanesidir’-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ozan Yağan, çevresinde 2000’li kuşaktan Kırmancki konuşan hiç kimseye rastlamadığını belirterek “Yaşadığı sosyo-kültürel ortamdan dolayı kendi ana dilinin müziklerini hiç bilmeyen bir genç kitle var. Ancak bu duruma çözüm olarak dil kursları verilebilir, korolar ve halk oyunları düzenlenebilir, telefonlarda kullanabileceğimiz dili öğreten Kırmancki bir uygulama yapılabilir” dedi. 

    Dersim’de geleneksel müziğin, sözlü tarihin günümüze aktarımında çok büyük katkısı oldu. Sözlü ağıt ve klamların Dersim’in geleneksel ritüellerinde düğünlerde, cenazelerde, Gağand(yeni yıl kutlaması), Hızır ayında yapılan ritüellerde saz ve üç telli cura ile çalınarak o bölgenin acısını, sevincini, öfkesini ve tarihini yansıtır, toplulukların bir araya geldiği etkinliklerde söylenirdi. Ağıt ve klamların, bu geleneğin ve dilin kaybolmamasına katkısı büyük olmuştur.

    ‘Yeni çağ’ dediğimiz teknolojik dönemde geleneksel ritüeller daha az gerçekleşiyor. Artık müzikal gelenekler de değişime evrildi. Yeni jenerasyona ne kadar ulaşıldığına dair net bir söz ve söylem yok. Bütün bu sözlü geleneğe rağmen Kırmançki kaybolmak üzere, günlük konuşma dili olmak yerine sadece yaşlıların köylerde ve ailelerin evlerde konuştuğu bir dil haline geldi.

    Kırmançki dilinde yazılı eserler, görsel yayınlar, akademik çalışmalar da oldukça sınırlı olduğundan yeni nesillere dilin aktarılmasında önemli sorunlar yaşanıyor. Kırmançki dili ile ilgili çalışmalar yapılmış olsa da yine de istenilen düzeyde ne konuşuluyor ne de yazılıyor. Yapılan çalışmalar genelde sınırlı ve bölgesel kalmış durumda.

    Sanatçı Ozan Yağan ile Kırmançki’nin unutulmaması için yapılması gerekenler, gençlerin Kırmançki’yi neden konuşmadığı ve ilgi duymadığı, bundan sonra dil konusunda yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

    “İŞ, OKUL VE ARKADAŞ ÇEVRESİNDE DİLİMİZİ KONUŞAMADIĞIMIZ İÇİN UNUTTUK”

    PİRHA: 2000 bin yılından sonra doğan kuşak dile ne kadar önem veriyor?

    OZAN YAĞAN: 1992 yılında Dersim’de doğdum, 1996 yılında İstanbul’a göç ettik. Dedem bizimle yaşardı ve kendisi Türkçe’yi az bildiği için evde ana dil konuşulurdu, o yüzden dile olan hakimiyeti kazandım. Ancak yıllar geçtikçe pratikte ezildik. İş, okul ve arkadaş çevresinden kaynaklı dili konuşamadığımız için unuttuk. Çevremden 2000’li kuşaktan dilimizi konuşan hiç kimseye rastlamadım, belki de İstanbul’da denk gelmedim. İnternette ufak bir kız çocuğu yemek tarifi anlatıyordu ana dilimizle, çok hoşuma gitmişti. Bu durum dilin yok oluşunu gösteriyor aslında. Benim tavsiyem 2000 kuşaklı gençlerin ailelerinin bu konuda biraz daha tedbirli olmaları gerekir. Ana dillerini çocuklarına benimsetmeleri gerekir ve kurumlar korolarla, dil kurslarıyla bu duruma dikkat çekip çalışmalar yapabilir.

    “KIRMANCKİ BİR ESERİ TÜRKÇE’YE ÇEVİRDİĞİNİZ ZAMAN O ESER TÜM DUYGUSUNU KAYBEDİYOR”

    -Dil ile müzik arasında nasıl bir ilişki var?

    Kırmancki bir eseri Türkçe’ye çevirdiğiniz zaman o eser tüm duygusunu kaybediyor. Ben Kırmancki müzikleri dinlediğimde beni Dersim’e götürüyor. Varto’daki Kırmancki ile Dersim’de konuşulan Kırmancki arasında çok fark yok ama bir duygu farkı vardır. O yüzden iki yöreye ait müziklerin verdiği duygular çok farklıdır.

    “DİLİ ÖĞRETEN KIRMANCKİ BİR UYGULAMA YAPILABİLİR”

    -Yeni kuşağın Kırmancki müziğine ilgisi nasıl? Gözleminizi aktarabilir misiniz?

    Yaşadığı sosyo-kültürel ortamdan dolayı kendi ana dilinin müziklerini hiç bilmeyen bir genç kitle var. Bunun sebebini ben aileye bağlıyorum, çözümü ise aileler geçmişte dinlediği türküleri dinletebilirler, konuştukları dilin ne olduğunu söyleyebilirler ancak aile kadar kurumların da etkisi var bu durumda. Kurslar verilebilir, korolar düzenlenebilir, halk oyunları düzenlenebilir, telefonlarda kullanabileceğimiz dili öğreten Kırmancki bir uygulama yapılabilir. Her ailenin çocuğunu bir enstrüman kursuna göndermesi gerekir, yani her gencin müzikle ilgilenmesi lazım.

    “MÜZİK OLMAZSA DİL UNUTULUR”

    -Yeni kuşak ne tür Kırmancki müzik dinliyor, ilgi alanı ne türdür?

    Ben Kırmancki dilinin geleneksel eserlerini çok beğenirim ve sürekli dinlerim. Teknoloji geliştikçe müzik de kendini çok geliştirdi. Avrupa’da yaşayan genç müzisyenler dili bilmiyor olabilirler ama icra ediyorlar ve çok güzel eserler ortaya çıkarıyorlar. Bunu yaparsak belki gençlere dilimizi sevdirebiliriz. Müzik her zaman kendini geliştirecektir, hiçbir zaman müzikte son olmaz. Müzik geliştikçe insanların kulakları da gelişecektir.

    Yeni nesilin eski yapıtları çok dinlediğini düşünmüyorum. Gençlerin tekno müzik tarzına doğru gittiğini düşünüyorum. Çıktığım sahnelerden, katıldığım ortamlardan gördüğüm kadarıyla gençlerin ilgisi var ancak tek bir eksik var o da dili bilmemeleri. Ancak dili bilmeyip, anlamamalarına rağmen bu dili icra eden birçok dostum var. Ben gençlerin ilgisinin güzel olduğunu düşünüyorum, müzik gerçekten bir dilin dayanağıdır. Müzik olmazsa eğer zaten o dil unutulur, gider. Müzik Kırmancki dilini ayakta tutan en önemli unsurlardan bir tanesidir.

    OZAN YAĞAN KİMDİR?

    28 Nisan 1992 tarihinde Dersim’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra lisans eğitimi için Düzce’ye yerleşip Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. Müzikle çocukluk yıllarında tanışan Ozan Yağan, küçük yaşta bağlama eğitimi alarak, müziğe başladı. 2019 yılında ‘So’ albümünü çıkarttı. ‘Nesilden nesile Zazaca’, ‘Dersim çığlığı’, ‘Klame zonema’ adlı albümlerde Kırmancki eser okuyan müzisyenlerle birlikte Dersim’e ait eserleri bir araya getirip müzikseverlerle buluşturdu.

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/PİRHA

  • Sanatçı Zeynep Kılıç: Kırmançki’nin kaybolmaması için gençlere ulaşılmalı-VİDEO

    Sanatçı Zeynep Kılıç: Kırmançki’nin kaybolmaması için gençlere ulaşılmalı-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Zeynep kılıç, Kırmançki’nin kaybolmaması için gençlere ulaşılması gerektiğinin altını çizdi. Kılıç, ‘Sanatçılar yeni nesile göre müzik yapabilmeli, çünkü değişim ve dönüşüm olmak zorunda’ diyerek, “Gençlerimize dilimizi nasıl sevdirebiliriz diye uğraşmamız lazım. Herkesi dilimiz ve kültürümüz için duyarlı olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim’de geleneksel müziğin, sözlü tarihin günümüze aktarımında çok büyük katkısı oldu. Sözlü ağıt ve klamların Dersim’in geleneksel ritüellerinde düğünlerde, cenazelerde, Gağand(yeni yıl kutlaması), Hızır ayında yapılan ritüellerde saz ve üç telli cura ile çalınarak o bölgenin acısını, sevincini, öfkesini ve tarihini yansıtır, toplulukların bir araya geldiği etkinliklerde söylenirdi. Ağıt ve klamların, bu geleneğin ve dilin kaybolmamasına katkısı büyük olmuştur.

    ‘Yeni çağ’ dediğimiz teknolojik dönemde geleneksel ritüeller daha az gerçekleşiyor. Artık müzikal gelenekler de değişime evrildi. Yeni jenerasyona ne kadar ulaşıldığına dair net bir söz ve söylem yok. Bütün bu sözlü geleneğe rağmen Kırmançki kaybolmak üzere, günlük konuşma dili olmak yerine sadece yaşlıların köylerde ve ailelerin evlerde konuştuğu bir dil haline geldi.

    Kırmançki dilinde yazılı eserler, görsel yayınlar, akademik çalışmalar da oldukça sınırlı olduğundan yeni nesillere dilin aktarılmasında önemli sorunlar yaşanıyor. Kırmançki dili ile ilgili çalışmalar yapılmış olsa da yine de istenilen düzeyde ne konuşuluyor ne de yazılıyor. Yapılan çalışmalar genelde sınırlı ve bölgesel kalmış durumda.

    Sanatçı Zeynep Kılıç ile Kırmançki’nin unutulmaması için yapılması gerekenler, gençlerin Kırmançki’yi neden konuşmadığı ve ilgi duymadığı, bundan sonra dil konusunda yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

    “BİZ 2000 YILINDAN SONRA DOĞAN KUŞAĞA NE KADAR GİDEBİLDİK?”

    PİRHA-2000 yılından sonra doğan kuşak dile ne kadar önem veriyor?

    ZEYNEP KILIÇ: Biz 2000 yılından sonra doğan kuşağa ne kadar gidebildik? Çocuklarımızı ne kadar dinleyebildik? Ne kadar anlayabildik en önemli sorular aslında bunlar. Çünkü biz çok fazla gençlere ulaşamıyoruz. Bu bir eksiklik, aslında 30 yaş üzerine hitap edip gençleri belki biraz geride bırakmış olabiliriz. Gençlik geleceğimizdir, o yüzden onları daha çok önemsememiz lazım. Gençlerde de dil konusunda bir merak, ilgi yok. Gençlerin ne istediğine yönelerek onların sorunlarını çözüp yeni şeyler sunabiliriz.

    “GENÇLER NE İSTİYOR, DİYE ONLARA SORMAMIZ LAZIM”

    -Dil ile müzik arasında nasıl bir ilişki var? Yeni kuşağın Kırmancki müziğine ilgisi nasıl, gözleminizi aktarabilir misiniz?

    Dil ile müzik birbirinden bağımsız değil. Dil ile kendi duygu ve düşüncelerimizi müziğe aktarıp anlatıyoruz. Eğer gençler dili bilmiyorsa bizim hissettiğimiz duyguları hissedemez. Belki melodisi hoşuna gider o müziği dinlemek ister ama verilmek istenen duyguyu anlaması için dili bilip öğrenmesi gerekiyor. Belki biz gençlere göre geri kalmış olabiliriz, çünkü biz kendi yaşadıklarımız ve yaşımız ile düşünüyoruz.
    Neden biz de dilimiz, kültürümüz ve inancımızla popüler bir kültür yaratmıyoruz? Yaratabiliriz aslında. Gençlerin ilgisini çeken şeyler yapabiliriz. Sinema, tiyatro, müzik ve diğer sanat alanlarında farklı şeyler geliştirip gençlerin ilgisini çekebiliriz. Ana dille yapılan filmlerde, müziklerde altyazı ekleyebiliriz. Aslında birçok konuda eksiğiz derneklerimiz, kurumlarımız ve belediyemiz bu konuda gençlere yönelik dili daha çok sevdirmek için birçok çalışma yapılabilir. Gençleri bir araya getirip gençlik ne istiyor, diye sormalıyız.

    “SANATÇILAR YENİ NESİLE GÖRE MÜZİK YAPABİLMELİ”

    -Popüler kültürün yeni kuşak üzerinde ana diline ve kültürüne yabancılaşma etkisi var mıdır? Var ise nasıl çözüm öneriniz vardır?

    Sanatçılar yeni nesile göre müzik yapabilmeli, çünkü değişim ve dönüşüm olmak zorunda. Gençler ne istiyor diye onları takip edip onların istediği şeylere göre müzikler yapmamız lazım. Mesela doğamızı dronla çektikleri zaman görsellik olarak benim daha çok hoşuma gidiyor, ilgimi çekiyor ve o görüntüden sıkılmıyorum, izlemek istiyorum. Dil için çekilen programlara baktığımızda hep aynı şeyleri görüyoruz ve bu zamanla sıkıcı olmaya başlıyor, o yüzden bazı şeyleri değiştirmek gerekiyor.

    “HERKESİ DİLİMİZ VE KÜLTÜRÜMÜZ İÇİN DUYARLI OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    -Yeni kuşak ne tür Kırmancki müzik dinliyor, ilgi alanı nedir?

    Gençler, amatör olarak kendi dilinde söyleyenleri, müziği farklı olan enstrümanları dinlemeyi seviyorlar. Ama bunların dışında gençler, sosyal medyada gördüğüm kadarıyla kendi ana dilinde değil genelde Türkçe veya İngilizce müzikleri dinliyorlar. Ama sorunun cevabını bulmak için gençlere gitmemiz gerekiyor. Biz gençlere gitmiyoruz, onların dünyasını bilmiyoruz. Kendi kabuğumuz var onun dışına çıkamıyoruz, bundan sonraki programlarımızda hep beraber sokaklara gidelim ve gençlerle buluşalım. Dilimize ve kültürümüze sahip çıkan ve yok olmaması için mücadele eden çok değerli sanatçılarımız var. Bundan sonraki süreçte bir araya gelerek gençlerimize dilimizi nasıl sevdirebiliriz diye uğraşmamız lazım. Herkesi dilimiz ve kültürümüz için duyarlı olmaya çağırıyoruz.

    ZEYNEP KILIÇ KİMDİR?

    20 Nisan 1977 yılında Dersim Merkeze bağlı Marçik Köyü’nde dünyaya gelen Zeynep Kılıç, ilk, orta ve lise eğitimini Dersim merkezde tamamladı. Arif Sağ Müzik Eğitim Merkezi’nde iki yıl bağlama eğitimi aldı.

    Daha sonra Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde kısa bir dönem şan eğitimi aldı. Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nde Grup Yel ile çalışmaya başladı, birçok ilde konserlere katıldı.

    Grup Munzur’un bahara çağrı albümünde ‘Gidene’ adlı eseri seslendirdi. Grup Yel ile yollarını ayırdıktan sonra bireysel olarak müzik hayatına devam etti. 2010 yılında Şervan barihas’ın ‘bavoke Simao’ adlı albümünde ‘Dewa Tovo’ adlı eserini seslendirdi.

    2018 yılında ‘Ju Game’ adlı profesyonel ilk albüm kaydı ile müzik piyasasına adım atan Zeynep Kılıç deneyimli bir müzisyen kadrosuyla çalıştı. Albümün aranjeleri ve kaydı Fuat Saka tarafından gerçekleştirildi. ‘Bir adım’ anlamına gelen ‘Ju Game’ adlı albümde yer alan şarkıların tamamı Kırmançki seslendirildi. 2021 yılında da Ware isimli albüm çıkardı.

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/PİRHA

  • İBB, İSMEK bünyesinde ücretsiz Zazaca kursu açtı

    İBB, İSMEK bünyesinde ücretsiz Zazaca kursu açtı

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İSMEK bünyesinde ücretsiz Zazaca kursu açtı. İlk kez açılan Zazaca Başlangıç Seviyesi kurs programı, 96 saatlik sertifikalı bir eğitimi kapsıyor. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul’da temel düzeyde Zazaca öğrenmek ya da anadili Zazaca olup geliştirmek isteyenler için ücretsiz Zazaca dil kursu açtı. İBB Enstitü İstanbul İSMEK bünyesinde ilk kez açılan Zazaca Başlangıç Seviyesi kurs programı, 96 saatlik sertifikalı bir eğitimi kapsıyor.

    Programa katılmak için herhangi bir ön koşul veya yeterlilik aranmıyor. Yüz yüze eğitimler, Şişli Dil Okulu Merkezi’nde hafta sonları gerçekleştirilecek. Kurs için enstitu.ibb.istanbul adresinden kayıt yaptırabilir.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Dersimli Ozan Delil Hıdır: İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerekiyor (2)-VİDEO

    Dersimli Ozan Delil Hıdır: İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerekiyor (2)-VİDEO

    PİRHA-İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulayan Delil Hıdır, “Dilimizin geleceği konusunda endişeliyim. Şimdi Dersim’de bakıyorum, kimse dilimizi konuşmuyor. Ana dilimizde merhaba diyorum bana Türkçe cevap veriyorlar. Halkımız kendi dilini kendisine yasaklamış” dedi.

    Delil Hıdır, 1955 yılında Dersim’in Hozat ilçesinin Mezra Sure (Kızıl Mezra) köyünde doğdu. 1980 yılındaki askeri darbeden sonra 1982 yılında Türkiye’deki siyasi baskı ortamından dolayı Dersim’den Avusturya’ya göç etti.

    Delil Hıdır, Avusturya’ya gittikten sonra da ana dil ve kültür çalışmalarında çalışmalarına devam etti. Avusturya’da ‘Kengere Werê Wayê, Çemo Gaxand’, ‘Mekan Û Tılsım’ müzik albümleri ve ‘Kendi Diline Sığmayan Tarih’ adlı bir otobiyografik kitabı yayımlandı.

    Sohbetimizin ikinci bölümünde Dersimli ozan Delil Hıdır ile uzun yıllar sonra Dersim’e geldiğinde gördüklerini ve ana dilin önemine dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “AVRUPA’DA DÜŞÜNDÜĞÜM TEK ŞEY ANA DİLİMDİ”

    24 yaşında Avusturya’ya gittiğini ve ara ara Türkiye’ye geldiğini belirten Delil Hıdır, “Avrupa’da kalsam da sabahtan akşama kadar tek düşüncem vardı o da ana dilimdi. Çalışmalarımın hepsi kendi ana dilimdedir. Bazen Tokat veya diğer yöre Alevileri diyor ki “Birkaç ezgi de Türkçe söyle, albümlerini alalım” Ben de diyorum ki; “Zaten Dersim’de herkes sevdasını Türkçe dile getiriyor bırakın ben de kendi ana dilimde söyleyeyim.” Bizden sonra gelenler acaba ana dilimize sahip çıkacak mı diye çok düşünüyorum. Dilimizin geleceğini düşündüğümde beni çok üzüyor. Dersim’de çok şey değişti eski dostluklar, sıcak ilişkiler kalmadı, insanlar çok yalnızlaştı. Eskiden ikrarlık, musahiplik, kirvelik vardı şimdi hiçbirinden eser yok. Mesela ben 5 aydır buralardayım. Aynı binada şu ana kadar kimse bana “sen nereden geliyorsun, kimsin?” diye sormadı bu durum beni çok olumsuz etkiliyor. Ben inançtan bahsettiğim zaman bazı dostlarım bana “sen nasıl devrimcisin” diye kızıyorlar. İnanç bizim kültürümüzdür, tarihimizdir ondan kopuk olamayız” dedi.

    “BU TOPRAKLARIN TARİHİ ZENGİNDİR”

    Eskiden sanatçıların ilham kaynaklarının günümüze göre farklı olduğunu ifade eden Delil Hıdır, “Bir şiir veya türkü yazdığında etrafındaki olaylar belirgin olurdu. Mesela bir çeşmeye gidiyordun, orada bir kadın su içtiğinde bu bir ilham olurdu.  Örneğin bir ağaç görürdün ilgi çekici ağaç ise ondan esinlenip bir ezgi yazabilirdin. Bu toprakların tarihi zengindir, kökeni kuvvetli ve derindir. Bizde ateş, su, güneş, toprak kutsaldır. Munzur kültürümüz ve edebi birikimiz için çok önemlidir. Büyüklerimiz bu suyun üzerinde çok sayıda şiir yazmış ve ağıt yakmışlardır” diye belirtti.

    “KİMSE DİLİMİZİ KONUŞMUYOR”

    İnsanların dillerine ve kültürlerine sahip çıkmaları gerektiğini vurgulayan Delil Hıdır, “Şimdi Dersim’de bakıyorum, kimse dilimizi konuşmuyor. Elazığ’da bizim mahallelere gidiyorum dilimizde merhaba diyorum ama bana Türkçe cevap veriyorlar. Bir kadın ekmek pişiriyordu yanına gidip Kırmancki konuştum ama kadın dilimizi bilmesine rağmen Türkçe cevap veriyordu. Halkımız kendi dilini kendisine yasaklamış. Şimdi Dersim’de bir minibüse binin daha çok Türkçe şarkılar çalıyor. Eskiden büyüklerimiz, sanatçılarımız ve ozanlarımız dilimizi iyi kullanırdı. Ancak bir süre sonra Türkçe, popüler hala getirildi. Türkçeyi iyi bilen, devrimcidir anlayışı ortaya çıktı ondan sonra bizim temelimiz bozuldu. Artık söylediğimiz klamları kimse anlamamaya başladı” diye konuştu.

    Delil Hıdır sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Munzur suyu kenarında geldim size misafir oldum. Size çok teşekkür ediyorum. Xızır bu toprakları korusun sağlık ve huzur versin. Kötülük bizden uzak dursun. Hanemiz Hızır’a hane olsun.”

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersimli Ozan Delil Hıdır: Katliamdan önce köyde mutluluk vardı, şimdi ise sadece keder (1)-VİDEO

  • Dersim Araştırmaları Merkezi, ‘Her güne bir Kırmancki kelime’ kampanyası başlattı-VİDEO

    Dersim Araştırmaları Merkezi, ‘Her güne bir Kırmancki kelime’ kampanyası başlattı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), UNESCO’nun tehlike altındaki diller listesinde yer alan Kırmancki diline dikkat çekmek için ‘Her gün bir kelime ve deyim-atasözü’ paylaşma kampanyasına başlattı. DAM Başkanı Selman Yeşilgöz, “Hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve insanların ana dillerine sahip çıkmalarını sağlamaktır” dedi. 

    UNESCO’nun 2018’de yayınladığı raporda dünyada konuşulan 6 bin dilden 2 bin 500’ü tehdit altında. Türkiye’de ise konuşulan 15 dil tehlike altındayken 3 dil ise çoktan yok oldu.

    Ülkemizde 4 ile 6 milyon arasındaki kişinin anadili olan Kırmançki (Zazaca) yok olma tehlikesi altında olan diller arasında ve UNESCO bu dil için 30 yıl ömür biçiyor.

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), UNESCO’nun tehlike altındaki diller listesinde yer alan Kırmancki diline dikkat çekmek için ‘Her güne bir Kırmançki kelime’  kampanyası başlattı.

    “HEDEFİMİZ İNSANLARIN ANA DİLLERİNE SAHİP ÇIKMALARINI SAĞLAMAKTIR”

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nin ana amaçlarından birinin de dil olduğunu belirten Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Başkanı Selman Yeşilgöz, “Kırmancki UNESCO’nun araştırmasına göre yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller arasındadır. Yaptığımız kampanyayla hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve okullar açıldığında dille ilgili sınıflar açılıyor, buralara velilerin ve öğrencilerin kayıtlarını yaptırmasıdır. Dersim’de asimilasyon politikası uygulanıyor, bunun en belirgin özelliği de dil üzerindendir. Hedefimiz Kırmancki’ye dikkat çekmek ve insanların ana dillerine sahip çıkmalarını sağlamaktır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Gımgım Tiyatro Zonema’dan çağrı: Kırmançki’nin kaybolmaması için çabalamalıyız-VİDEO

    Gımgım Tiyatro Zonema’dan çağrı: Kırmançki’nin kaybolmaması için çabalamalıyız-VİDEO

    PİRHA-Kırmançki yok olma tehlikesi altında olan diller arasında gösteriliyor. Ana dille tiyatro oyunu sergileyen ‘Gımgım Tiyatro Zonema’ tiyatro grubu oyuncuları ana dillerine sahip çıkma çağrısı yaparak, “Ana dilimizin kaybolmaması elimizden geleni yapıyoruz ancak tiyatro oyunu sergilediğimiz için kısıtlamalarla karşılaşıyoruz” dedi. 

    UNESCO’nun 2018’de yayınladığı raporda dünyada konuşulan 6 bin dilden 2 bin 500’ü tehdit altında. Türkiye’de ise konuşulan 15 dil tehlike altındayken 3 dil ise çoktan yok oldu.

    Ülkemizde 4 ile 6 milyon arasındaki kişinin anadili olan Kırmançki (Zazaca) yok olma tehlikesi altında olan diller arasında ve UNESCO bu dil için 30 yıl ömür biçiyor.

    2016 yılında İzmir’de kurulan ‘Gımgım Tiyatro Zonema’ tiyatro grubu skeçlerinin tamamını Kırmançki’ce oynayarak dillerini yaşatmaya çalışıyorlar.

    ‘Gımgım Tiyatro Zonema’ tiyatro grubu oyuncuları Dünya Şanıkan ve Mehmet Yoran, ana dille tiyatro yapmalarının nedenini ve ana dille tiyatro oyunu sergiledikleri için yaşadıkları zorlukları PİRHA‘ya anlattı.

    “ELİMİZDEN GELEN HER ŞEYİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Ana dille tiyatro yaptıkları için kısıtlamalarla karşılaştıklarını söyleyen Dünya Şanıkan, “Zazaca kaybolacak diller arasında ama biz dilimiz kaybolmasın diye elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Dilimizin kaybolmaya yüz tutmasında devletin uyguladığı baskıların önemli bir etken olduğunu söyleyebiliriz ancak kimse evimize gelip çocuklarımızla ana dilimizle konuşmamızı engellemiyor. Çocuklarımıza Aleviliği anlatalım, dilimizi konuşalım ve kültürümüzü paylaşalım” dedi.

    “DİLİMİZİN KAYBOLMAMASI İÇİN ÇABA GÖSTERMELİYİZ”

    2016 yılından itibaren ana dille tiyatro oyunu sergilediklerini ifade eden Mehmet Yoran ise, “Zazaca kaybolmaya yüz tutmuş bir dil olduğu için amacımız insanlara ana dilimizi duyurmak. Dilimizin kaybolmaması için çaba göstermeliyiz, aileler çocuklarına kendi ana dillerini öğretmemeliler ki dilimiz yaşasın” diye konuştu.

    PİRHA/MUŞ

  • Kadınlardan Anadil mesajı: Dilimizi evde çocuklarımızla, torunlarımızla konuşalım-VİDEO

    Kadınlardan Anadil mesajı: Dilimizi evde çocuklarımızla, torunlarımızla konuşalım-VİDEO

    PİRHA-21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde anadile sahip çıkma çağrısında bulunan kadınlar, “Dilimiz kimliğimizdir. Evde, sokakta anadille konuşalım. Eğer biz dilimizi hayatımızda konuşmazsak, dilimiz kaybolur” dedi.

    Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2000’de 21 Şubat tarihini Dünya Anadil Günü ilan etti. Bugün, 19 yıldır dünyada dilsel farkındalık yaratılıyor ve çok dillilik teşvik ediliyor.

    BM verilerine göre dünyada her iki haftada bir dil, içinde geliştiği entelektüel ve kültürel ortamla birlikte yok oluyor. Dünya üzerinde konuşulan dillerin yüzde 40’ı yok olma tehlikesi altında. Bütün dünyada 7 binden fazla dil konuşuluyor, 5 binden fazla “yerli” kültür yaşıyor, 370 milyondan fazla “yerli” insan yaşıyor.

    PİRHA’ya konuşan kadınlar 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde dile sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “DİLİMİZİ KONUŞURSAK KAYBOLMAZ”  

    “Dilimiz kimliğimizdir, ana dilimizi unutmayalım” diyen Fatma Malkoç, “Kendi ana dilimizi evde çocuklarımızla, torunlarımızla konuşalım. Eğer dilimizi konuşursak kaybolmaz. Hepimiz birlik olursak dilimizi yaşatmış oluruz. Dilimiz kimliğimizdir, dilimiz inancımızdır, dilimizi unutmayalım” diye belirtti.

    “Ana dilimizi konuşalım” çağrısında bulunan Elif Hurustan ise, “Dilimiz kaybolmasın çocuklarımız dilimizi konuşsun. Dilimiz kimliğimizdir evde, sokakta ana dille konuşalım eğer biz dilimizi konuşmazsak kaybolur. Dilimizi unutmayalım, unutturmayalım” dedi.

    Fidan Yıldız ise, “Ana dilimizi konuşalım, biz konuşmazsak çocuklarımız dili öğrenmez, dilimiz kaybolur” diyerek, “Biz ana dilimizi unutursak çocuklarımız da ana dilimizi konuşamazlar. Dilimiz kültürümüzdür, ikrarımızdır dilimize sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.

    Nuray ATMACA/DERSİM   

     

  • Dersimdeki kurumlardan çağrı: Anadilimize sahip çıkalım seçmeli derslerde yer verelim-VİDEO

    Dersimdeki kurumlardan çağrı: Anadilimize sahip çıkalım seçmeli derslerde yer verelim-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Gönül Sonbahar ve HDP Dersim İl Eşbaşkanı İbrahim Kasun, anadilin önemine dikkat çekerek, 21 Ocak’ta sona erecek ortaöğretimdeki ders seçimlerinde anadil derslerini seçme çağrısında bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında okutulacak seçmeli dersleri tercih süreci 4 Ocak 2022’de başladı. Öğrencilerin tercih ettikleri dersleri 21 Ocak 2022’ye kadar okul müdürlüklerine bildirmesi gerekiyor. Yaşayan Diller ve Lehçeler (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) dersi kapsamında, Kurmanci ve Kırmancki dersleri seçmeli dersler arasında yer alıyor.

    Ortaöğretimde 21 Ocak’a kadar seçmeli derslerde son gün. Seçmeli derslerde öğrenciler anadil dersini seçebilecekler. HDP Dersim İl Eşbaşkanı İbrahim Kasun, Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun ve İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Gönül Sonbahar ortaokullardaki seçmeli dersler için ‘Anadilimizde eğitim görelim’ çağrısı yaptı.

    “DİLİN ADI VAR AMA KENDİSİ YOK”

    Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araç olduğunu dile getiren Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, “Ana dil onu konuşan toplumlar için sadece bir araç değil aynı zamanda tarih, kültür, duygu ve düşüncenin aktarım aracıdır, yani bir toplumun kültür ve tarih aktarıcısıdır. Son 30-40 yıllık süreçte coğrafyamıza baktığımızda kullanılan diller Kurmanci ve Kırmanckidir. Anadil büyükler tarafında konuşulurken çocuklar bilmemektedir, yani kuşaklar arasındaki bağ kopmuş demektir. Bu aynı zamanda asimilasyon anlamına da gelmektedir. Tarih, kültür, duygular dille yaşanır ve gelecek nesillere aktarılır. 2012 yılında yönetmelikle yabancı dil kapsamında yaşayan dil ve lehçeler öğrenim müfredatına girdi ancak bununla ilgili altyapı çalışmaları tamamlanmadı. Yeteri kadar öğretmen atanmadı sadece göstermelik olarak kaldı. Dilin adı var ama kendisi yok. Bu anlamda velilerimiz ve öğrencilerimiz önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde kendi kültürlerinin taşıyıcısı olan dili seçsinler” diye belirtti.

    “DİLİMİZ KİMLİĞİMİZİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

    Hiçbir dilin birbirinden üstün olmadığını ve her dilin kendine özgü bir değeri olduğunu ifade eden İHD Dersim Şube Eşbaşkanı Gönül Sonbahar da, “Anadil bir süzgeçtir ve her çocuk anadilini seçme hakkına sahiptir. Eğitimin anadille yapılması gerekiyor ama bizim gibi tekçi zihniyeti oturtmaya çalışan ülkelerde ne yazık ki asimilasyon politikaları öncelikli olmakta ve farklılıklara asla yer verilmemektedir. Anadilde eğitimi savunuyoruz ama tamamen anadilde eğitimin mümkün olmayacağını da ne yazık ki kabul etmek gerekiyor. Çünkü mevcut siyasi iktidarla bunun olmayacağı açıkça ortadadır. Anadilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehlike anadilde eğitimin olmamasıdır. Dilimiz kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Acaba ders verilir mi diye endişe duymadan anadilde eğitimi seçmeliyiz. Kazanılan bir hak varsa bizler o hakka sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    “ANA DİLİMİZİ ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETELİM”

    Dilin kaybolmaması için çocuklara öğretilmesi gerektiğini vurgulayan HDP Dersim İl Eşbaşkanı İbrahim Kasun ise, “Çocuklarımızla anadilimizi konuşursak öğrenirler ama çocuklarımızla konuşmazsak dilimiz kaybolacak. Büyüklerimiz verdikleri mücadele ile dilimizi yaşatarak bugünlere getirdiler. Dilimizi çocuklarımıza öğretelim, çocuklarımızla dilimizi ne kadar çok konuşursak dilimiz o kadar çok yaşar. Her yerde dilimizi konuşalım. İnsanlar evde, sokakta, iş yerinde kendi anadiliyle konuşsun. Dilimizi konuşursak yaşatırız” dedi.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    > Dersimlilerden çağrı: Ders seçimlerinde ana dilimizi seçelim

  • Dersimlilerden çağrı: Ders seçimlerinde ana dilimizi seçelim-VİDEO

    Dersimlilerden çağrı: Ders seçimlerinde ana dilimizi seçelim-VİDEO

    PİRHA-Dersimliler ana dilin önemine dikkat çekerek, 21 Ocak’ta sona erecek ortaöğretimde ki ders seçimlerinde ana dil derslerini seçme çağrısında bulundular ve eklediler: Çocuklarımızla anadilimizi konuşalım çünkü kültürümüz kaybolduğu zaman her şeyimiz kaybolur.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında okutulacak seçmeli dersleri tercih süreci 3 Ocak 2022’de başladı. Öğrencilerin tercih ettikleri dersleri 21 Ocak 2022’ye kadar okul müdürlüklerine bildirmesi gerekiyor. Yaşayan Diller ve Lehçeler (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) dersi kapsamında, Kurmanci ve Kırmancki dersler okutuluyor.

    Ortaöğretimde 21 Ocak’a kadar seçmeli derslerde son gün. Seçmeli derslerde öğrenciler anadil dersini seçebilecekler. Dersimliler ortaokullardaki seçmeli dersler için ‘Anadilimizde eğitim görelim’ çağrısı yapıyor.

    “ANA DİLİMİZLE KONUŞALIM”

    “Anadilimizle konuşalım” çağrısı yapan Aysel Mencik, “Dilimiz artık kayboluyor, kimse dilimizi konuşamayacak duruma gelmiş o yüzden okullarda seçmeli derslerde çocuklarımız anadil dersini seçsinler kendi dilinde eğitim görsünler ve bu sayede dilimiz kaybolmamış olur” diye belirtti.

    “SEÇMELİ DERSLERDE HERKES ANA DİL DERSİNİ SEÇSİN”

    Bir insanın dilini kaybettiği zaman her şeyini kaybedeceğini vurgulayan Senem Tacay da, “Çocuklarımızla anadilimizi konuşalım çünkü kültürümüz kaybolduğu zaman her şeyimiz kaybolur. Şu an kimse farkında değil ama dilin yaşaması çok önemli, çocuklarımıza anadilimizi öğretelim. Şimdiki çocuklar anadilini bilmiyor, herkes Türkçe konuşuyor çok üzülüyorum. Anne, baba çocuklarıyla nasıl anadiliyle konuşmaz. Ben çocuklarımla anadilimizle konuşuyorum, insanların kendi anadilini bilmemesi çok kötü bir şey. Benim isteğim herkes çocuklarına anadilimizi öğretsin. Ortaöğretimde ki seçmeli derslerde herkes anadil dersini seçsin” dedi.

    “DİLİMİZİ YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDELİM”

    Eskiden köylerde herkesin ana diliyle konuştuğunu ama 1994 yılındaki köy boşaltmalarından sonra şehirlerde çocukların asimile olduğunu ve dillerini unuttuklarını ifade eden Hasan Ekici ise, şunları kaydetti:

    “Şimdi bütün çocuklar Türkçe konuşuyor. Benim torunlarım üniversite okuyorlar ama kendi ana dilini bilmiyorlar. Dersim halkına çağrım dilimiz kaybolmak üzere o yüzden lütfen çocuklarımıza dilimizi öğretelim. Dilimiz kaybolursa inancımız, kültürümüz de kaybolur o yüzden dilimizi yaşatalım. Ortaokulda yapılacak ders seçiminde lütfen ana dil dersini seçelim ve dilimizi yaşatalım. Dünyanın hiçbir halkı kendi kültürünü yok etmiyor onu yaşatmak için mücadele ediyor lütfen bizde ana dilimizi yaşatmak için mücadele edelim.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersimli Şiyar’dan Kirmancki klamlar: Anadile sahip çıkın-VİDEO

    Dersimli Şiyar’dan Kirmancki klamlar: Anadile sahip çıkın-VİDEO

    PİRHA-Yok olma tehlikesi altında olan Kırmanckî (Zazaca) dilinde bizimle sohbet eden Dersimli Şiyar, kendi anadilinde türküler söyledi. Şiyar, ana dilin unutulmamasının tek yolunun çocuklarımıza öğretilmesi gerektiğini bizlere gösterdi.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne (UNESCO) verilerine göre, dünya üzerindeki 6 bin dilden 2 bin 473’ü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Nüfusunun büyük bölümünün Kırmançkî konuştuğu Dersim’de 1993-94 yılında köy boşaltmaları ve ardından asimilasyon politikaları nedeniyle dil, günlük yaşam içinde kullanılmamaya başladığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor ve gençlerin büyük çoğunluğu ana dilini konuşamıyor.

    Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller arasında yer alan Kırmançkî’nin unutulmaması için gençlerimize öğretilmesi çok önemli. Yok olma tehlikesi altında olan Kırmanckî (Zazaca) dilinde bizimle sohbet eden Dersimli Şiyar, anadilinde türküler söyledi. Ana dilin unutulmamasının tek yolunun çocuklarımıza öğretilmesi gerektiğini bizlere gösteren Şiyar’a ve ona ana dilini öğreten ailesine teşekkür ediyoruz.

    PİRHA/DERSİM

  • AİHM: Ana dilde eğitim talebi için gösteri suç değil

    AİHM: Ana dilde eğitim talebi için gösteri suç değil

    AİHM, ana dilde eğitim talebiyle düzenlenen gösteri yüzünden gözaltına alınan Hakim Aydın adlı yurttaşın 2009 yılında yaptığı başvuruyu karara bağladı. Türkiye’yi haksız bulan mahkeme, başvuru sahibine 7 bin euro ödenmesine hükmetti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Diyarbakır’da ana dilde eğitim talebiyle düzenlenen gösteri yüzünden gözaltına alınan bir üniversite öğrencisinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi haksız buldu.

    Hakim Aydın isimli yurttaşın, 2009 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) toplantı ve gösteri özgürlüğüyle ilgili 11. maddesini ve özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. maddenin 1. fıkrasının ihlal ettiğine hükmetti.

    Buna göre Türkiye, başvuru sahibine mahkeme masrafları da içinde olmak üzere toplam 7 bin euro tazminat ödeyecek.

    Hakim Aydın, Diyarbakır Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde eğitim görürken, ana dilde eğitimi savunan bir gösteriye katılmak suçundan 2008 yılında gözaltına alınmıştı.

    Bu gösteriye katılım dışında bir önceki yıl düzenlenen Newruz gösterilerine ve ağaç dikme faaliyetlerine katıldığı belirtilen Aydın, “terör propagandası yapmak” suçundan önce 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, daha sonra yeni çıkan yasayla beraat etmişti.        (Kaynak: Euronews)

  • Demokratik Alevi Derneği: Anadil tarihsel hafızadır

    Demokratik Alevi Derneği: Anadil tarihsel hafızadır

    PİRHA – 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Genel Merkezi yaptığı yazılı açıklamada, “Anadil bir toplumun varlığını, birliğini, dirliğini inşa eder, kimlik kazandırır. Anadil tarihsel hafızdır” denildi. 

    21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Genel Merkezi, yaptığı yazılı açıklamada anadilin önemine dikkat çekti: “Dil kavramı, kültür kavramı ile birebir ilişkili olup dar anlamda kültür alanının başat unsurudur. Dili dar anlamında kültür kavramı ile özdeş tutabiliriz” denilen açıklamada, dilin toplumun hangi kültürel ve zihinsel ortamdan geldiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

    “ANADİL TOPLUMSAL BİR HAFIZADIR”

    DAD yaptığı  açıklamada şunlara değindi:

    “Dil bir toplumun kazandığı zihniyet, estetik, ahlak, duygu, düşünce, zaman ve mekanın ruhuna uygun oluşturduğu tüm anlamlılıkların bütünüdür. İnsan beyninin gelişimi ile öğrenme arasında birebir ilişki mevcuttur. İnsan beynindeki gelişmelerin sonucunda doğal olarak insan dil öğrenmeye elverişli hale gelir, bunun sonucunda öğrenilenler, kültürel birikim bir sonraki kuşaklara aktarılır. Bu hakikatten hareketle Anadil bir toplumun kök hücredir. Anadilini sadece annenin konuştuğu bir iletişim aracı olarak düşünmek anadilinin tarihsel kimliğini daraltır. Anadil doğduğumuz andan itibaren, geçmişi anda birleştirir, toplumsal hafızamızı, inanç, itikat ve kültürümüzü yeni kuşaklara aktarır, ezeli ve ebedi anda birleştirir. Anadil bir toplumun varlığını, birliğini,dirliğini inşa eder, kimlik kazandırır. Anadil tarihsel hafızdır.”

    “Her teyr zonê hode waneno,her vaş Koko ho seri roeno”( Her kuş kendi dilinde, her ot kendi kökü üzerinde biter) sözünün de hatırlatıldığı açıklamada, Rêya Heq Alevi inancına göre “Zimanê me zimane xızırê”(dilimiz Xızır’ın dilidir) denilerek inançtaki önemi vurgulandı.

    “BÜTÜN ANADİLLER HAKTIR”

    Son yıllarda anadilin yok edilmeye çalışıldığı vurgulanan açıklamada şunlar belirtildi:

    “Xızır’ın dili olmak hem kadim olmaktır hem de Anakadının bütün kemaletini, dilde görünür kılmaktır. Anadil bir tarihsel hafızadır. Bu tarihsel hafıza dengbejler, zakirler, heq aşıklarının dilinde, sazın telinden, dilden dile gönülden gönüle bugüne kadar gelmiştir.Bizler biliyoruz ki günümüzde en fazla anadilimiz yok edilmeye çalışılıyor. Kelimelerimiz, kavramlarımız, toplumsal hafızamız, varlığımız, birliğimiz, dirliğimiz nahak zihniyetler tarafında çarmıha gerilmiş durumdadır. Bütün anadiller haktır, biri birinden üstün değildir.”  (HABER MERKEZİ)

  • Tiyatrocu Aylin Yüksel: Arap Alevilerde de kadın ikinci planda-VİDEO

    Tiyatrocu Aylin Yüksel: Arap Alevilerde de kadın ikinci planda-VİDEO

    PİRHA – Arap Alevisi Aylin Yüksel, asimilasyona uğrayan dilini korumak için Arapça tiyatro yapıyor. Çalışmalarını anlatan Yüksel, Arap Alevilerde de dinin etkisiyle kadının ikinci planda olduğuna vurgu yaptı. 

    Türkiye’de inançlara, kültürlere ve dillere karşı asimilasyon her geçen gün artarak devam ediyor. Arap Alevisi ve tiyatrocu Aylin Yüksel, Arap Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını değerlendirdi.

    Arkeloji mezunu ancak işsiz olan Aylin Yüksel, uzun süredir Arapça tiyatro yapıyor. Ana dillerine yönelik asimilasyonun önüne geçmek için tiyatrolarını Arapça yaptıklarını kaydeden Yüksel, “Yaşadığımız bölgede çoğunluk itibari ile asimilasyona uğramış durumda dilimiz. Bu noktada özellikle tiyatromuzu Arapça yapıyoruz. Eğitim Türkçe, kendi dilimizi de çok konuşamıyoruz. Asimilasyon bu noktada çok fazla” diyor.

    Yüksel, “Çoğu ülkenin yapmaya çalıştığı şey bu. Daha çok o insanları kendi özgünlüklerinden yok edip, bir bütün oluşturma, renkleri yok etme adına çalışmalar bunlar. Bizim de orada daha çok kendi kimliğimizi yok edip daha çok bütünleşmemiz adına tek dil, tek cinsiyet, tek ırk adına yaptıkları bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

    Arap Alevilerde de kadının daha demokrat ama ikinci konumda olduğunu söyleyen Aylin Yüksel, “Toplumsal olarak baktığımızda kadınların eğitimden, toplumsal cinsiyetten ve  yargılardan, algılardan dolayı ikinci konumda olduğunu görüyoruz. Buna yönelik çalışmalar yapılıyor” diye konuştu.

    Yüksel, Mor Dayanışma ile kadın çalışması yürüttüklerini de vurguladı.

    “KADINLAR GÖRÜNÜRDE YOKLAR”

    Tiyatroda cinsiyetçi söylemlerden arındırılmış, kadınların daha hayatın içinde olduğu çalışmalar yürüttüklerinin ve kadın bilincini ortaya koymaya çalıştıklarının altını çizen Aylin Yüksel,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Toplumsal hayata baktığımızda aslında kadınlar her yerde. Ama görünürde yoklar. Temsil anlamda baktığımızda yoklar. Ama işi yürüten olarak çoğu noktada kadınları görüyoruz. Hayatın içinde de her noktadalar aslında. Ama var olan ata erkil sistem ve dini yapılardan dolayı kadınlar ikinci planda.”

    “ARAP ALEVİLERDE İNANCI ERKEKLER SÜRDÜRÜYOR”  

    Arap Alevilerde inancı daha çok erkeklerin sürdürdüğünü belirten Yüksel, “Ergenlik dönemine gelen erkek dini inancı öğrenmek için dini bilen kişinin yanına gidip öğreniyor. Kadınlar bu noktada onu bilmiyor. Kadınlar dini noktada biraz daha geri planda” dedi.

    Ehliddar Kültür Merkezi’nin çalışmalarını da değerlendiren Yüksel, ana dillerinde tiyatro yapmak çalışma için yürüttükleri, bunu da asimilasyona karşı yaptıklarını kaydetti.

    Yüksel, “Kendi dilimizi, kültürümüzü yaşatmak, farklı renklerin bir arada olması çok önemli. Bunlar bizim kimliğimiz. Kendi kimliğimizi yaşatmak önemli. Biz bu noktada kendi dilimizi yaşatmak ve tabi ki cinsiyetçi söylemlerden arınarak yaşatmaktan yanayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Alevi kurumlarında asimilasyon başlamış’- VİDEO

    ‘Alevi kurumlarında asimilasyon başlamış’- VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza’nın idam edilişinin 81. yılında hala aynı acıyı hissettiklerini belirten PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Zekiye Gündoğdu, Alevilere yönelik bir asimilasyonun olduğunu belirterek, kadınların Alevi kurumlarında geriye itildiğine ve asimilasyonun Alevi kurumlarında başladığına dikkat çekti. 

    Seyit Rıza ve arkadaşların idam edilişlerinin 81. yılını, kadınların Alevi kurumlarındaki yerine ve anadilin önemine ilişkin PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Zekiye Gündoğdu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “GENÇLER İMAM HATİPLERE GİDİP ASİMİLE OLMASINLAR”

    Dersim doğumlu olan ve İstanbul’da oturan PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi yöneticisi Zekiye Gündoğdu konuşmasını kendi anadili olan Kırmançki’de yaptı.  Gündoğdu, Alevilik inancını gençlerin cemevlerinde öğrenmesi gerektiğini belirterek, “Çünkü bu yolu gençler de sürüyor. Biz Kerbela’dan Dersim 38’den bu yana ecdatlarımızdan kalan yolu sürmüşüz. Bizler anne ve babalarımızla öğrendiklerimizle bu yolu sürüyoruz, o sebeple gençlerimizin de asimle olmaması için bizler anne ve baba olarak gençlerimizi bu kurumlara getirelim. Bu yolu öğrensinler, imam hatip liselerine gidip, camilere gidip asimile olmasınlar” dedi.

    38’den bu yana yaşadıkları acılara rağmen büyüklerinin yoldan dönmediklerini kaydeden Gündoğdu, Seyit Rıza’nın idam edilişinin 81. yılında hala aynı acıyı hissettiklerini belirtti. Gündoğdu, “Seyit Rıza Dersim coğrafyasında haksızlığı kabul etmediği için bu duruma geldi. Bu acıyı bir daha yaşamak istemeyiz, Seyit Rıza içimizde bir acı. Seyit Rıza gibi bir lider zannetmem ki bir daha dünyaya gelsin. Onun acısı asla bitmez” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARINDA KADIN AZ”

    Alevi kurumlarında kadın erkek eşitliğini de değerlendiren Zekiye Gündoğdu, Alevi kurumlarında kadın sayısının az olduğuna dikkat çekti. Alevilik inancında kadın ve erkeklerin yan yana, can cana olduğunu söyleyen Gündoğdu, eskiden anne ve babasının cemlerde yan yana durduğunu şimdi ise cenaze erkanlarında, cemlerde, Alevi kurumlarında kadınların arkada kaldığını vurguladı.

    “Alevi kurumlarında asimilasyon başlamış” diyen Zekiye Gündoğdu,  “‘Siz kadınsınız, arkada durun’ gibi söylemlerin olduğunu, bununda bir asimilasyon olduğunu kaydetti.

    “DEVLET ANADİLİMİZİN YOK OLMASINI SAĞLIYOR”

    Anadilini konuşmada ısrar eden Gündoğdu, anadilin önemine de vurgu yaptı. Anne ve babasını Türkçe bilmediğini ve kendilerini de anadille eğittiğini kaydeden Gündoğdu, anadilin göç ile birlikte asimilasyona uğradığına vurgu yaptı.

    “Anadilimiz yasaklandı, okullarımız yok” diyen Zekiye Gündoğdu, kurumların anadil üzerine kurs vermediğini de eleştirdi. Gündoğdu, “Devlet bizim dilimizin yaşamasını değil yok olmasını sağlıyor. Bizim çocuklarımız onların kurumlarında yavaş yavaş kayboluyor. Dil ve inanç konusunda da çelişkide kalıyorlar” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL