Etiket: anayasa mahkemesi

  • İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Barosu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye gönderilen Yargıtay kararına tepki olarak Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan baro adına Başkan Filiz Saraç, “Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. Siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin” dedi.  

    Anayasa Mahkemesi(AYM), 27.10.2033 tarihinde tutukluluğu devam eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini” belirtmişti. Bu karara rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na gönderilmesine, Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına” şeklinde karar vermişti.

    Bu kararın ardından İstanbul Barosu ‘Hukuk Devletine Saygı’ talebiyle Çağlayan Adliyesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı baro adına İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç okudu. Saraç’ın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi;

    “Anayasanın, yüksek bir mahkeme olan Yargıtay tarafından çiğnendiği, yürütme erki temsilcilerinin yaptıkları açıklamalarla yargı bağımsızlığının olmadığını bir kez daha ortaya koyduğu, ama hepsinden vahimi bu olağanüstü hukuksuzluğun olağanlaştırılmaya çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz.
    Anayasa Mahkemesi 25.10.2023 günlü kararıyla, Hatay Milletvekili ve Baromuzun üyesi Av. Şerafettin Can Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar vermiş ve bu karar 27.10.2023 günlü Resmi Gazetede yayımlanmıştı.
    Kararın hüküm kısmında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/178) GÖNDERİLMESİNE denilerek ihlalin nasıl ve hangi mercii tarafından giderileceği belirtilmişti.
    Buna rağmen bugün önünde açıklama yaptığımız adliyedeki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararıyla ilgili bir karar vermeden Mahkeme başkanı imzası ile dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında yok hükmündeki kararı ile ilgili 01.11.2023 tarihinde Baromuzca Hakim ve Savcılar Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştu.
    Hukuk adına yapılması gereken Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine iade etmesi, Hakim ve Savcılar Kurulunun ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında derhal soruşturma açmasıydı.
    Ancak süreç hukuk çerçevesinde ilerlememiş, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 08.11.2023 tarihinde Türk hukuk sistemi ve Ceza Muhakemesi hukukunda olmayan bir şekilde:
    “…Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararına UYULMAMASINA,
    -hükümlü Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin TBMM Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE,
    Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda BULUNULMASINA,.” şeklinde karar vermiştir.

    Anayasanın 153. Maddesinde yer alan “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” şeklindeki açık hükmüne rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bu kararı vermesi TCK’nın 257.maddesi bağlamında görevin kötüye kullanılması ve TCK’nın 109.maddesi bağlamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacak niteliktedir. Hukuk Devleti açısından da kaosa yol açacak, yerel mahkemelerin de Yargıtay Daire kararlarına uymayıp suç duyurusunda bulunabilmesinin yolunu açmaktadır.
    Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkan ve Üyelerinin yargıya duyulması gereken güveni zedeleyen ve suç oluşturan eylemleri dolasıyla İstanbul Barosu tarafından gerekli cezai soruşturma için Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca gerekli disiplin soruşturması için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu ve Hakim ve Savcılar Kurulu’na da suç duyurusunun bir örneği gönderilmiştir. Bu hukuksuzluğa hep beraber karşı durmak veya bir başka deyimle hukuka hep beraber sahip çıkmak için bu suç duyurusu tüm meslektaşlarımızın da imzasına açılmıştır. Bugün itibariyle 3.235 İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız da suç duyurusuna imza vermişlerdir, bu imzalarda bugün Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na iletilecektir.

    “ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ HEDEF GÖSTERMEK SUÇ TEŞKİL EDER”

    Yine süreçte bazı basın organlarınca Anayasa yargısını, anayasa yargısının fonksiyonu ve hukuk sistemindeki konumunu hiçe sayan ve Anayasa yargısını itibarsızlaştırmaya yönelik ifade ve ithamlarda bulunulduğu gibi, Anayasa Mahkemesi üyeleri açıkça hedef gösterilmiştir. Bu durum Türk Ceza Kanunu’na göre açıkça suç teşkil etmektedir.
    Anayasanın 2. maddesine göre Cumhuriyetimiz demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
    Hukuk devleti ilkesi; devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemelerin yapılması sırasında yaparken ki takdir yetkisi, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.

    “HUKUK DEVLETİ KAVRAMINI TEMELDEN SARSAR”

    Başka bir deyişle hukuk devleti kuralları belirli, bireylerin öncesinde kuralları ve yaptırımlarının öngörülebilir olduğu devlettir. Yürütmenin beğenmediği karar olunca müdahale ettiği sistemde hukuki öngörülebilirlik ve belirlemede yoktur. Böyle bir durum Anayasa’nın değiştirilmez hükümleri içerisindeki hukuk devleti kavramını da temelden sarsar.
    Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. İstanbul Barosu ve burada bulunan meslektaşlarımız adına siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri eyleminde Yargıtay’ın kararına tepki- VİDEO

    Cumartesi Anneleri eyleminde Yargıtay’ın kararına tepki- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne ilişkin yaptığı eylemde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki gösterdi. İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin suç duyurusunda bulunması tam anlamıyla bir gaflettir. Bu ülkede sadece haklarımız değil, hak arama yollarımız da tehlike altında” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, her hafta Özgür Çocuk Parkı’nda yaptığı Cumartesi Anneleri ile dayanışma eyleminde yaşanan hak ihlallerine değindi.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne tepki gösterildi. Konuya ilişkin konuşan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin suç duyurusunda bulunması tam anlamıyla bir gaflettir. AYM kararları bağlayıcıdır. Buna ilişkin tüm hak örgütlerini, TBMM’yi, STK’ları buna tepki göstermeye çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

    “GÖZALTINDA KAYBEDİLENLERİN AKIBETİ AÇIKLANSIN”

    “28 Yıldır Soruyoruz Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş Nerede?” denilen eylemde basın açıklamasını Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şube Sekreteri İsmail Bozkurt okudu. 1995 yılında gözaltında kaybedilen Yurtseven, Özeken ve Sarıtaş’ın akıbetini soran Bozkurt, şu ifadelere yer verdi:

    “Geçen 5 yılı aşkın zamandan sonra kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği temsilcileri bugün ilk defa karanfil ve fotoğraflarıyla Galatasaray’da. 972. haftada Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş için adalet istiyorlar.

    İşlenen suçlarla yüzleşmeden, vicdani muhasebe yapmadan vahşetin bıraktığı leke silinmeyecektir. Galatasaray Meydanı tüm kayıpların yaşadığı zulmün hafıza mekanıdır. Cumartesi Anneleri’nin kayıplarımı ile buluşma mekanı olan Galatasaray Meydanı’nda toplanma hakkına müdahale derhal sonlandırılsın. Tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbeti kamuoyuna açıklansın, tüm failler yargılansın.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Yeni Şafak, Anayasa Mahkemesi üyelerini hedef gösterdi

    Yeni Şafak, Anayasa Mahkemesi üyelerini hedef gösterdi

    PİRHA- Yargıtay’ın, Anayasa Mahkemesi (AYM) ile ilgili kararı tepki almaya devam ederken iktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi, hak ihlali kararı veren AYM üyelerini hedef gösterdi. Yeni Şafak Gazetesi haberinde, AYM üyelerinin “PKK ve FETÖ’ye kapı açtıkları” iddasında bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye işçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay için hak ihlali kararı vererek, tahliyesinin gerektiğine hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını değerlendirirken, tarihe geçecek bir hükme imza attı.

    8 Kasım’da Yargıtay, AYM kararına rağmen Atalay’ın tahliyesini reddederken, hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti. TİP’ten milletvekili seçilmesinin ardından Atalay’ın tahliye talebini reddeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu kararını yerinde bulmayan ve Atalay’ın tahliyesinin gerektiğine karar veren AYM’yi tanımadı. Daire, AYM üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunma kararı aldı. Dün akşam üzeri açıklama yapan Yargıtay Başkanlığı ise Anayasa Mahkemesi’ne ağır suçlamalar yönelterek, 3. Ceza Dairesi’ni savundu. Yargıtay Başkanlığı açıklamasında, “Hukuk sistemini kaosa sürükleyecek vahim kararlar alıyor, anayasa koyucunun iradesini yok sayıyor! dedi.

    Daire’nin kararı ve suç duyurusu ardından tartışmalar büyürken, Yeni Şafak gazetesi de Atalay hakkında hak ihlali görüşüyle tahliye kararı veren AYM üyelerinin fotoğraflarını yayımlayarak hedef gösterdi.

    YENİ ŞAFAK, “AYM ÜYELERİNİN GÜLEN VE KARAYILAN’A DOKUNULMAZLIK VERECEĞİNİ” İDDİA ETTİ

    Hak ihlali görüşüne imza atan AYM üyelerinin fotoğraflarını “FETÖ ve PKK’ya kapı açtıkları” iddiasıyla paylaşan Yeni Şafak, haber metninde şu ifadeleri kullandı:
    “Atalay hakkında verilen hak ihlali kararına göre; Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, Erzurum’dan milletvekili adayı olsa ve kazansa, Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz hain darbe girişimini görmezden gelip üstüne terörist başına dokunulmazlık verecek. Ya da terör örgütü PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan, Şanlıurfa’dan milletvekili adayı olsa ve kazansa Anayasa Mahkemesi yine istediği takdirde teröristi Gazi Meclis’e sokup üstüne de dokunulmazlık verecek. Mahkeme, tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı terör tutuklusu Selahattin Demirtaş için de ‘hak ihlali’ kararı vermişti.”

    Yeni Şafak gazetesinin bu manşetine tepki doğurdu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    PİRHA-Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında duran Yargıtay Başkanlığı, Anayasa değişikliği istediğinin sinyalini vererek, “AYM, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alıyor” dedi.

    Yargıtay Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği “hak ihlali” kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında durdu. Yargıtay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, AYM’nin yetkisini aştığı savunuldu.

    Açıklamada, “Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    “YARGITAY ADİL YARGILAMANMA HAKKININ TEMİNATIDIR”

    Açıklamada, “Bilindiği üzere, Anayasamızın 146, 154 ve 155’inci maddelerinde yüksek mahkemeler; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay olarak düzenlenmiş olup, birbirlerine üstünlük sıralaması öngörülmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında olduğu gibi kesinleşmiş tüm mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır. Yargıtay 6 Mart 1868 tarihinde kurulmuş, 155 yıllık köklü bir geçmişe sahip, adli yargının en üst temyiz mercii olup üyelerinin tamamı alanlarında uzman ve deneyimli yüksek hakimlerden oluşmaktadır. Anayasa’nın m.154/1’e göre, ‘Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Anayasa’nın 154’üncü ve Yargıtay Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre, Yargıtay’ın adli yargı alanında hukukun ülkede eşit şekilde uygulanmasını sağlama görevi bulunmaktadır. Hukukun objektif, belirli ve öngörülebilir olması, eşitlik ve hukuki güvenliğin ve özellikle de adil yargılanma hakkının teminatıdır” denildi.

    “AYM DAVALARI YENİDEN İNCELEMEYE YETKİLİ BİR MAKAM DEĞİLDİR”

    Anayasa’nın 148. Maddesinde AYM’nin görev ve yetkilerinin tanımlandığı belirtilen açıklamada, “Bu görevler arasına 07.05.2010 tarih ve 5982 sayılı Anayasa değişikliği ile ‘bireysel başvuru’ da eklenmiş, 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bireysel başvuru incelemelerinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için ‘olağan kanun yollarının tüketilmesi’ şarttır. Yine Anayasa’nın 148/5 hükmüne göre, ‘Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.’ şeklindeki hüküm ile bireysel başvurunun yargısal sınırı çizilmiştir. Bu haliyle bireysel başvuru; temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı müdahalelerin kanun yollarında giderilememesi halinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Olağan veya olağanüstü kanun yolu değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi adli ve idari mahkemelerce verilen kararları bozan bir mahkeme olmadığı gibi istinaf ve temyiz mercii olarak davaları yeniden incelemeye yetkili bir makam da değildir” ifadelerine yer verildi.

    “AYM YASAL SINIRLARINI AŞTI”

    Açıklamanın devamında şunlar yer aldı: “Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan, bir kısım kamuoyunun gündemini meşgul eden davalar üzerinden uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut anayasal düzen bir kenara bırakılarak Anayasa Mahkemesinin ‘süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmuştur. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, yalnızca Anayasa Mahkemesinin değil, tüm yargı organlarının görevidir. Türk yargı sisteminin gerçekten mevcut olan yapısal sorunlarının çözümü için elverişli bir araç olması ümit edilen bireysel başvurunun, mecrasından çıkması, yargı sistemini zayıflatan sistemsel bir sorun haline gelmiştir.

    Bireysel başvuru sisteminin faaliyete geçmesinden itibaren yukarıda özetlenen sorunlar Anayasa Mahkemesi üyelerinin de bulunduğu bilimsel toplantılarda defaatle ifade edilmesine, Yargıtay Başkanı’nın adli yıl açış konuşması ile yıl sonu basın değerlendirme toplantılarında ve Danıştay Başkanı tarafından Danıştayın kuruluş yıldönümü toplantısında gündeme getirilmesine karşın, Anayasa Mahkemesinin kararlarındaki anayasal ve yasal yetki aşımı olarak değerlendirilen benzer uygulamalar artarak devam etmiştir. Bizatihi Anayasayı korumak amacıyla kurulan Anayasa Mahkemesi, tartışmalara konu olan davada, anayasa koyucunun iradesini yok sayarak Anayasa’nın 83’üncü maddesindeki atıf nedeniyle somut olaya uygulanması gereken 14’üncü maddesini işlevsiz bırakmıştır.

    “HEDEF GÖSTERİLMESİ SON DERECE VAHİM”

    Anayasal düzene uymayan bu bakış açısının etkisi ile bazı kararlarda yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Danıştay’ın derece mahkemesi olarak nitelendirilmesi, tartışmalara konu olan Şerafettin Can Atalay dosyasında olduğu gibi terör suçlarına bakan ve tamamen yargısal bir görev ifa eden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ’88. Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlalin altında yatan sorunları giderme yönünde kamu gücünü kullanan makamlar genel bir yükümlülüğe sahip olmasına karşın Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş; aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa’nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir.’ biçimindeki sözlerle anayasayı ihlal suçunu işlediği ithamında bulunularak hedef gösterilmesi gibi son derece vahim, kabul edilemez hukuki hatalar, bireysel başvuru kararlarının vazgeçilmez dili olmuştur.

    HAKSIZ TEPKİLER

    Yukarıda örneklenerek değinilen Anayasa Mahkemesinin uygulamalarının doğurduğu hukuki sonuçlar gözetilmeksizin, bir yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yargısal görev ve yetkisi kapsamında verdiği kararlara yönelik yüksek yargı kurumlarının saygınlığını zedeleyen ve eleştiri sınırlarını aşan haksız tepkiler üzüntüyle karşılanmaktadır. Hukuki güvenliğin, toplumsal barışın ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması bakımından Anayasa’dan aldığı yetkiyle Yargıtay, bireysel başvurunun mevcut haliyle uygulanmasının doğurduğu sorunların giderilmesi ve karşılaştırmalı hukukta kabul edilen standartlara göre geliştirilmesi konusunda ihtiyaç duyulan, anayasal ve yasal çalışmalarda gerekli desteği sağlamaya her zaman hazırdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    PİRHA- TBB’nin çağrısıyla avukatlar anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tasfiye etmeye giriştiği belirtildi. Eyleme destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor” dedi. 

    Türkiye Barolar Birliği çağrısı ile hukukçular, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi hakimlerine yönelik suç duyurusu girişiminin ardından Ankara’da eyleme geçti.
    Avukatlar, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren AYM hakimlerine yönelik hukuki itirazı, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tasfiye etme girişimi olarak yorumladı.
    Ankara Adliyesi önünden Yargıtay Başkanlığı’na yapılan yürüyüş sonrası avukatlar Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yaptı.
    Eylemde “Hatay halkı vekilini istiyor. Hak, hukuk, adalet. Boyun eğme memlekete sahip çık. Savunma susmadı, susmayacak. Hatay halkı vekilini istiyor” sloganları atıldı.

    ÖZEL: ERDOĞAN’I UYARIYORUM, YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLMİYORSAN ANAYASAYA SAHİP ÇIK!

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBB’nin çağrısıyla avukatların Sıhhiye’den başlattığı yürüyüşe destek verdi.

    Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkeyi anayasasızlaştırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanının bu sabahki açıklamasını duyduktan sonra bunun Erdoğan eliyle anayasal düzenin ortadan kaldırılmaya çalışılması, halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor. Bu anayasayı değiştirmek için yeteri güçleri yok. Anayasayı da yok sayıyorlar. Şimdi bu anayasayı yok sayan cumhurbaşkanı, hükümleri koruyacağına Yargıtay ile anayasayı yok etmeye çalışıyor. Erdoğan’ı uyarıyorum, yok hükmünde kabul edilmek istenmiyorsan bu anayasaya sahip çık” dedi.

    SAĞKAN: AĞIR SUÇ İŞLİYORLAR; YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI DİSİPLİN SORUŞTURMASI BAŞLATMALI”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, şunları kaydetti:

    “Hukukun üstünlüğü için buradayız. Avukatlar olarak bağımsız yargının kaygısını taşıyoruz. Hukukun üstünlüğünü savunmak için buradayız. Yüksek mahkeme önünde bir araya gelmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Can Atalay hakkındaki kararda hak ihlalinin ortadan kalkmasını sağlayacak maddeler açık şekilde belirtilmiştir. Yargıtay, AYM’nin kararlarına uyulmamasına ve hak ihlali yönünde oy kullanan üyeler hakkında suç duyurusuna karar verdi.
    Yargıtay’ın AYM kararına uymama kararını vermesi, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması apaçık anayasanın ihlalidir. Ağır bir suç işliyorlar. Ortada bağımsız yargının varlık-yokluk meselesi var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, alınan karara karşılık Yargıtay’a itiraz yoluna başvurmalı ve disiplin soruşturması başlatmalıdır. Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalıdır. Kimse inanmasa da biz avukatlar adalete inanacağız. Ülkemize verdiğimiz söz budur.”

    YARGITAY ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Anayasa Mahkemesi önünde yapılan açıklama ardından Yargıtay binasına doğru yürüyüşe geçildi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay önünde yaptığı açıklamada ise, “Bu krizin çok büyük bir devlet krizi olduğunu ve anayasanın maalesef ki yargı eliyle açık şekilde ihlal edildiğini tüm kamuoyu ile paylaştık. Bir hukuk kurumu olarak kurumlar arasındaki uyuşmazlığın yarattığı ağır sonuçların giderilmesini ilgili kurumlara yaptık. Şu anda Yargıtay’ın önündeyiz. Yargıtay’ın ilgili dairesinin açıkça anayasal düzene baş kaldırmasına rağmen hala burada bir ceza mahkemesine anayasanın ilgili maddesini, 153. maddeyi hatırlatmaktan ötürü çok büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Bir ceza dairesinin yaptığı yanlışın tüm bir kuruma da yansıtılmaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Yıllardır hukukun üstünlüğünü savunarak yurttaşların hak ve özgürlüklerini teminat altına almaya çalışan avukatların Barolar Birliği olarak hatırlatıyoruz. Anayasaya aykırı işlem yapmaktan hemen vazgeçin! Hemen bugün anayasanın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararını uygulayın” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim Barosu’dan Yargıtay tepkisi: Halkın iradesine vurulmuş bir darbe-VİDEO

    Dersim Barosu’dan Yargıtay tepkisi: Halkın iradesine vurulmuş bir darbe-VİDEO

    PİRHA- Dersim Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Anayasal düzenin, bizzat yüksek yargı organları tarafından ihlal edilmesi de kabul edilemez. Başta Yargıtay 3. Dairesi olmak üzere, Anayasal düzene karşı açıkça suç işleyen tüm yargı mensupları hakkında ivedilikle gerekli soruşturmalar başlatılmalıdır” denildi.

    Dersim Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya avukatlar, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını avukat Çağla Yolaşan okudu.

    “MAHKEME KARARLARININ UYGULANMADIĞI BİR ÜLKEDE HUKUK DEVLETİNDEN BAHSEDİLEMEZ”

    Toplumun adalet duygusunun bu kadar zedelenmiş olmasının vahim bir durum olduğunu belirten Çağla Yolaşan, “Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılması ve bahsi geçen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi yalnızca ilgili derece mahkemelerinin değil, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yargı organları olmak üzere kamu gücünü kullanan diğer organların da görevidir. Can Atalay hakkında derhal yeniden yargılama, yasama dokunulmazlığı kapsamında durma ve tahliye kararı verilmelidir. Mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir ülkede hukuk devletinden bahsedilemez.

    “ANAYASAL DÜZENE KARŞI SUÇ İŞLEYEN YARGI MENSUPLARI HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILMALI”

    Anayasal düzenin, bizzat yüksek yargı organları tarafından ihlal edilmesi de kabul edilemez. Başta Yargıtay 3. Dairesi olmak üzere, Anayasal düzene karşı açıkça suç işleyen tüm yargı mensupları hakkında ivedilikle gerekli soruşturmalar  başlatılmalıdır. Bu karar hem açıkça gayrimeşrudur, hem de halkın iradesine vurulmuş bir darbedir” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erdoğan’dan ‘Yargıtay’a destek

    Erdoğan’dan ‘Yargıtay’a destek

    PİRHA- Erdoğan, “Yargıtay kararı bir kenara atılmaz. AYM maalesef yanlışları arka arkaya yapar hale geldi” dedi. Erdoğan, Yargıtay’ı eleştiren AKP’lilere yönelik de “Eğer partimden bazı arkadaşlar da burada Yargıtay’ı yerip, Anayasa Mahkemesi’ne övgüler düzüyorsa onlar da yanlış yapıyorlar” diye konuştu.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) arasında yaşanan krize ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM tarafından TİP milletvekili Can Atalay hakkındaki ‘hak ihlali’ kararına uymayarak, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin konuşan Erdoğan, “AYM birçok yanlışları arka arkaya yapar hâle geldi” diye savundu.

    “YARGITAY’IN ALDIĞI KARAR ASLA BİR KENARA ATILAMAZ”

    Erdoğan, ‘yargı krizi’ne ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

    “Her şeyden önce Yargıtay’ın bir yüksek mahkeme olduğunu herhalde kimse inkâr edemez. Anayasa Mahkemesi bu noktada maalesef birçok yanlışları da arka arkaya yapar hale geldi. Bu da bizi ciddi manada üzmektedir. Şu an itibarıyla Yargıtay’ın aldığı karar asla bir kenara atılamaz, itilemez. Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı Yargıtay da şu anda demiştir ki ‘Sen yüksek mahkemeysen ben de yüksek mahkemeyim ve yüksek mahkeme olarak da şu anda sizinle ilgili bir yaptırımı ben de talep ediyorum.’ Bu talebinin gereğini bekliyor ve bu talebine karşı bunun gereğini yerine getirecek olan merci neresiyse o merciden bu talebini istiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    PİRHA- Mersin Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, “Yargıtay’ın almış olduğu karar hukuk garabeti niteliğindedir. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir” dedi.

    Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri ve avukatların katılımıyla Mersin Adliyesi bahçesinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusu protesto edildi.

    Mersin Barosu Başkan Yardımcısı Av. Kazım Yüksel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay hakkında hak ihlali kararı vermesi ve tahliyesini istemesine, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu karara uymama ve AYM üyeleriyle ilgili suç duyurusu kararında bulunmasına tepki gösterdi.

    “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ YOK SAYILMIŞTIR”

    Yüksel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bir hukuk garabeti niteliğinde olan bu karar; Anayasal devletin güvencelerinden biri niteliğinde olan bireysel başvuru yolunu etkili bir başvuru yolu olmaktan çıkarmış, hukukun üstünlüğü ilkesini yok saymış, keyfiliğin yargının en üst makamına kadar uzandığını ortaya koymuştur. Alınan karar Anayasa’nın ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’ şeklindeki 6. maddesi hükmüne açıkça aykırıdır.

    “TARİHE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇECEKTİR”

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali yapıldığının kabulüne dair verdiği karara uymayacağına Anayasal yetkisi olmadan karar vermesi Anayasa’yı fiilen işlevsiz kılmıştır. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararının tanınmamasının hukuken hiçbir izahı bulunmamaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedelenmesi sonucu farklı erkler arasında mücadele edildiğine zaman zaman tanık olunmuştur ancak aynı erk kapsamında bulunan yüksek yargı organları arasında hukuka aykırı şekilde, kararı yok sayma aşamasına varan bir mücadele adalet sistemi açısından kaygı vericidir.

    Yargıtay’ın, normlar hiyerarşisine göre en üstte bulunan Anayasa’ya uygunluk denetimini yapan merci olan Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili olarak denetim yapma yetkisinin olmadığını, yetki aşımı yapılarak verilen bu kararın Anayasal düzene olan güveni temelden sarstığını kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Ankara Barosu, yarın Yargıtay’a yürüyecek

    Ankara Barosu, yarın Yargıtay’a yürüyecek

    PİRHA-Ankara Barosu, Yargıtay’ın AYM üyelerine suç duyurusunda bulunmasına tepki olarak yarın Yargıtay’a yürüme kararı aldı. Bu kararın ardından İzmir Barosu da yürüyüşe katılacağını duyurdu.

    Ankara Barosu, Yargıtay’ın, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine suç duyurusunda bulunmasına tepki olarak yarın Yargıtay’a yürüyecek. İzmir Barosu da yürüyüşe katılmak için saat 01.00’de Ankara’ya doğru yola çıkacağını duyurdu.

    SAAT 15.00’TE YARGITAY BAŞKANLIĞI ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI

    Ankara Barosu’nun sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, saat 09.30’da başlayacak yürüyüşün ardından saat 15.00’te Ahlatlıbel’deki Yargıtay Başkanlığı binası önünde basın açıklaması yapılması planlanıyor.

    İzmir Barosu da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Saat 01.00’de yola çıkacağız. Hukuk devletine yapılan bu darbeye hep beraber karşı çıkmak zorundayız. Tüm meslektaşlarımızın katılımını diliyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Barosu’ndan Yargıtay başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusu!

    İstanbul Barosu’ndan Yargıtay başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusu!

    PİRHA- İstanbul Barosu, AYM kararını uygulamayan Yargıtay 3. Ceza Daire Başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede; Yargıtay üyelerinin, AYM tarafından verilen hak ihlali kararını yerine getirmemek suretiyle yargıya duyulan güveni zedeledikleri, “görevi kötüye kullanmak” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu işledikleri kaydedildi. 

    Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) TİP Milletvekili Can Atalay kararını tanımaması ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına ilişkin tepkiler sürüyor.

    İstanbul Barosu, AYM kararını uygulamayan Yargıtay 3. Ceza Daire Başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç yapılan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na yapılan suç duyurusunda; Yargıtay üyelerinin, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararını yerine getirmemek suretiyle, yargıya duyulan güveni zedeledikleri, “görevi kötüye kullanmak” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu işledikleri ifade edildi.

    Suç duyurusu dilekçesinde, şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararında belirtildiği şekilde ve yeniden yargılama yapmaya yetkili makam olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dosyayı iade etmesi gerekirken Türk Hukuk sisteminde yeri olmayan Anayasa Mahkemesi kararına ‘UYMAMA’ şeklinde bir karar vermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa’nın 153/6 maddesinde yer alan ‘Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.’ şeklindeki açık hükmüne rağmen bu kararı vermesi TCK’nın 257.maddesi bağlamında görevin kötüye kullanması ve TCK’nın 109. maddesi bağlamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacak niteliktedir.”

    YARGITAY YÜKSEK DİSİPLİN KURULU VE HSK’YE DE ŞİKÂYET EDİLDİ!

    Av. Filiz Saraç tarafından Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na verilen suç duyurusu dilekçesi, ayrıca disiplin yönünden de takdir ve ifası için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu ile Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanlığı’na gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Yargıtay kararına tepki: Faşizmin ilanıdır!

    Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Yargıtay kararına tepki: Faşizmin ilanıdır!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Yargıtay’ın hukuk tanımazlığına sert tepki gösterdi. Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararını tanımayan Yargıtay’ın kararının faşizm olduğunu belirten ABF, “Halkın oyları ile seçilmiş bir milletvekilinin yeri cezaevi değil Meclistir” dedi. 

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında “hak ihlali” kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını uygulamaması ve Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması infial yarattı.

    Yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), “Yargıtay’ın kararı faşizmin ilanıdır. AKP’nin, demokrasiden, eşitlik ve adaletten ne anladığının tipik bir örneğidir” dedi.

    “CAN ATALAY’IN YERİ CEZAEVİ DEĞİL, MECLİSTİR”

    “Halkın oyları ile seçilmiş bir milletvekilinin yeri cezaevi değil Meclistir” diyen ABF, şöyle devam etti:

    “Bu karar, başta milyonlarca insanın anayasal hakkının gasbı niteliğindeyken, AYM üyelerine de gözdağı verilmek istenmiştir. Yani AKP, Yezid’in ve Hitler’in bayrağını düşürmediğini bir kez daha kanıtlayarak tarihe geçmiştir. Filistin’de yaşanan katliamlar karşısında demokrasi havarisi kesilen Recep Tayyip Erdoğan ve partisi, söz konusu biz emekçiler olduğunda inkara, baskı ve korku politikalarına sarılıyor.
    AKP, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, çocukların ve açlığa mahkum ettiği milyonlarca yurttaşın İsrail’i olmuştur. Bu karardan vazgeçilmeli ve Can Atalay derhal serbest bırakılmalıdır.”

    Açıklamada, “Bilinmelidir ki, Alevi Bektaşi Federasyonu olarak demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. 72 milletin bir arada özgürce yaşadığı bir ülkede yaşamak için, gelin canlar bir olalım” çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği kararı Yargıtay tanımadı. Yargıtay ayrıca tahliye kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı aldı. CANTV’ye konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Buna karşı tedbirler alınmalı” dedi.

    Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay kararı ile anayasayı ihlal ettiğini öne sürerek, yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay ayrıca TBMM’ye, Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için kararın gönderileceğini belirtti.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, CAN TV’de yayınlanan Ezgi Soysal’ın sunduğu Can Aktüel Bu Sabah programında konuya dair değerlendirme yaptı.

    “BİR HUKUKÇU OLARAK DEĞERLENDİRME GEREĞİ BİLE DUYMUYORUM”

    Eren, dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu kararı hukuki açıdan bir hukukçu olarak değerlendirme gereği bile duymadığını dile getirerek, “Aslında bu oyalama süreci dünkü kararın bir hazırlığı olduğunu bize gösterdi. Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Kararın içeriğine baktığımız zaman öyle kararlar var ki gerçekten hukuk adına skandal diyebiliriz” dedi.

    “BU SKANDALIN EN BÜYÜK MAĞDURU, HAKKINI YARGI ÖNÜNDE ARAYANLAR OLARAK BİZLER OLACAĞIZ”

    Eren, Türk Ceza Kanunu’ndaki Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir kurum ve organını aşağılama suçu işlendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi hem Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal kimliğine hem de Anayasa Mahkemesi’nde oy hakkına sahip olan bağımsız yargıçlara yönelik büyük bir suç isnadında bulunmuştur. Ve kendilerini aşağılamıştır. Bu skandalın mağduru, Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlükler konusunda vermiş olduğu bir ihlal kararının yerine getirilmemesinin mağduru toplum, bizler olacağız. Hak arayan, hakkını yargı önünde arayanlar olarak bunun en büyük mağduru bizler olacağız.”

    “SES ÇIKARMAZSAK BU HUKUKSUZLUKLAR ÜLKENİN HER YERİNE YAYILACAK”

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Cumartesi Anneleri hakkında verdiği ihlal kararını hatırlatan Eren, “İstanbul’daki Beyoğlu Kaymakamı, bırakın bir yargı makamını, bir bürokrat AYM kararını uygulamadı. Her ihlale her hukuksuzluğa ses çıkarmadığımız sürece maalesef bu hukuksuzluklar ülkenin her yerine bu şekilde yayılmış olacak” dedi.

    Eren, şöyle devam etti:

    “Bu anlamda bu skandal Türk hukuk tarihine yeni bir kara leke. Daha önce de benzer birçok vaka yaşandı. Demirtaş ve Kavala kararının Türkiye’de uygulanmaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) kararlarıyla Anayasa Mahkemesi(AYM)kararlarının bağlayıcılığı ve uygulanırlığı açısından hiçbir fark yok. Bu uygulamanın getirdiği sonuç maalesef dün Ankara’da büyük bir sarsıntı yarattı.”

    “BİR AN ÖNCE TEDBİRLER ALINMALI”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bu konuda sadece yargı makamları değil. TBMM’nin ve siyasi partilerin bu konuda çok net bir tutum ortaya koyması lazım. Bu hukuksuzluk ülkeyi hukuk anlamında kaosa sürükler. Temel hak ve özgürlükler konusunda ülkeyi büyük bir çıkmaza sürükleyeceği çok net. Bir an önce buna yönelik tedbirlerin alınması lazım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    PİRHA- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasının tutuklusu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılması yönündeki kararı tanımadı. Anayasa Mahkemesi (AYM) Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti.

    Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı ihlal ettiğini ve yetkisini aştığını belirten Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anayasa Mahkemesi’nden ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebine ret

    Anayasa Mahkemesi’nden ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebine ret

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nde görüşülen, ‘dezenformasyon yasası’nın iptal talebi oy çokluğu ile reddedildi.

    Anayasa Mahkemesi, “Sansür Yasası” olarak bilinen Dezenformasyon Yasası’nın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçuna hapis cezası verilmesini öngören maddesinin iptali talebini oy çokluğu ile reddetti.

    Cumhuriyet Halk Partisi, ilgili yasa için Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP Genel Başkanı Özel’den gazetecilere destek-VİDEO

    CHP Genel Başkanı Özel’den gazetecilere destek-VİDEO

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütlerinin eylemine destek vererek, AYM’ye, yasalara uyma çağrısında bulundu.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için yapılan iptal başvurusunu bugün değerlendirmeye alacak.

    Basın mensupları da “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için AYM önünde eyleme başladı. Sansüre ve keyfi tutuklamalara karşı nöbet tutan gazetecilere, siyasetçiler, meslek örgütü temsilcileri de destek verdi. “Gazetecilik yapıyoruz. Sansür yasasına hayır. Biz gazeteciyiz” dövizleri açan gazeteciler, basın özgürlüğü olmadan toplumda adaletin olamayacağına da dikkat çekti.

    Sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütlerinin eylemine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de destek verdi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ’Nİ ANAYASAYA UYMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Özel, yasanın bugün AYM’den olumlu yönde sonuçlanacağını dönük görüşlerini belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Tolga Şardan’ın bırakılması hukuken bir itirazın değerlendirilmesinden, birilerinin vicdana gelmesinden değildir. Şardan’ın serbest bırakılması, bu yasa görüşülürken bu yasadan bir gazetecinin tutuklu olmasının iptalinin en önemli kanıtı olmasındandır. Eğer bugün Anayasa Mahkemesi iptal yönünde bir adım atmayacak olursa yarından itibaren ülkeyi kötü günler bekliyor demektir. Türkiye şu anda zaten gazetecilerin en fazla engellendiği ülkeler arasında. Bundan sonra Anayasa Mahkemesinin alacağı kararla ilgili bir şey söylemeye gerek yok. Anayasa Mahkemesinin anayasaya uymasına ve anayasanın en temel gözetilmesi gereken bilgi alma, basın özgürlüğü ve vatandaşın bilgi alma özgürlüğünü koruyacak adımı atacağına inanıyoruz. Bu tarihi sorumlulukları kendilerine hatırlatıyoruz. Bunu yerine getirmezlerse çok çok suistimal edilecek durumlar söz konusu.

    “UMUDUM BURADAN HUKUKA UYGUN BİR KARAR ÇIKMASIDIR”

    Bir yasal düzenleme ihtiyacı varsa biz bu konuyu Anayasa mahkemesinin yöneticilerinden dinlemeye, bu konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması noktasında destek vermeye de hazırız. Ben en iyi kararın verileceğine inanıyorum. İptal etmeme kararını şu aşamada konuşmanın yanlış olacağını düşünüyorum. Eğer böyle bir şey olmazsa Türkiye’yi büyük soruna sokarlar. Ekonomik kriz dahi büyür. Türkiye’de gazetecilik mesleğinin bitmesine sebep olurlar. Basın özgürlüğünün olmadığı, gazetecilerin hapiste kaldığı bir ülkeye ne yabancı sermaye gelir ne de Türkiye’nin güven endeksi yükselir. Bu nedenle verilecek karar son derece kritiktir. Aksi bir karar düşünmüyoruz. Umudum buradan hukuka uygun bir karar çıkmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kurtulmuş’tan ‘Can Atalay’ açıklaması: AYM kararı ortada, Meclis gereğini yerine getirecek

    Kurtulmuş’tan ‘Can Atalay’ açıklaması: AYM kararı ortada, Meclis gereğini yerine getirecek

    AYM’nin hakkında ‘hak ihlali’ kararı verdiği TİP Milletvekili Can Atalay ile ilgili konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “AYM kararı ortadadır, Meclis gereğini yerine getirecektir” dedi.

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapse mahkum edildikten sonra 14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde milletvekili seçilen Atalay’ın bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görüşülmüştü.

    AYM, cezaevindeki TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın “seçilme hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.

    Karar, 9’a karşı 5 oyla, oy çokluğu ile alındığı belirtilmişti.

    Bu arada TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan yeni bir açıklama geldi.

    Kurtulmuş, “TBMM’nin tavrı açıktır. Can Atalay’ın milletvekili listesinde olduğu kayıtlara geçmiştir. Özlük haklarını kullanıyor. Bütün partilerin oluruyla ittifakıyla, bağımsızlara düşen haklar çerçevesinde insan hakları komisyonu üyesi olarak seçilmiştir. Can Atalay hakkında Yargıtay’ın kararı Meclis’e geldi ancak Genel Kurul’a sevk etmedim, AYM kararı ortadadır, Meclis gereğini yerine getirecektir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay için İstanbul Adliyesi’nde nöbet eylemi

    Tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay için İstanbul Adliyesi’nde nöbet eylemi

    PİRHA-AYM’nin hakkında “hak ihlali kararı verdiği tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay için İstanbul Adliyesi’nde başlatılan nöbet eylemi 2’nci gününde sürüyor.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hakkında “hak ihlali” kararı verdiği Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu Milletvekili Can Atalay için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde nöbet eylemi 2’nci gününde devam ediyor.

    Avukatlar, ihlal kararı sonrası tahliye başvurusunun yapıldığı 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar çıkana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    Gezi Parkı davasından bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan avukat Can Atalay, Hatay’dan TİP milletvekili seçilmişti. Avukatları, Atalay’ın mazbatasını alarak tutukluluğun bitmesi için başvuruda bulundu ama Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu talebi reddetti.

    AYM, Atalay’ın bireysel başvurusunu önceki gün değerlendirdi, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmetti. 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine de hükmeden AYM, ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına, yargılamada durma kararı verilmesine ve hükmün infazının durdurularak Atalay’ın tahliye edilmesine karar verdi. AYM, söz konusu kararı dün geç saatlerde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 10 Ekim Gar Katliamı Davası avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    10 Ekim Gar Katliamı Davası avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası avukatları, kamu görevlileri hakkındaki suç duyurularının takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 

    IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda düzenlediği canlı bomba saldırılarına ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkındaki suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanan dava avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yaptı.

    10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “10 Ekim Katliamı’na dair Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkındaki suç duyurumuzun takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Gübre ihbarının üstü örtülmeseydi, katliam gerçekleşmeyecekti” denildi.

    Katliamla ilgili açılan dava dosyası sanıklarından Yakub Şahin’in katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi satın almaya çalıştığına ilişkin Nizip Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihbar dosyasının Ankara Cumhuriyet Savcılığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilmesine rağmen evrakın soruşturma dosyasına dahil edilmediği yargılama sırasında ortaya çıkmıştı.

    Bunun üzerine katliamda hayatını kaybedenlerim yakınları ve yaralılar adına, oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden baba Erdoğan Tedik ile KESK, TTB, TMMOB ve DİSK tarafından Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkında ‘görevi kötüye kullanma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma’ iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Ancak Başsavcılık, suç duyurusuna dair takipsizlik kararı vermişti.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    Anayasa Mahkemesi’nden Can Atalay kararı!

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı verdi. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi. 

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusuna dair kararını açıkladı. AYM, Can Atalay’ın seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönlerinden hak ihlali olduğuna karar verdi. AYM, aynı zamanda yeniden yargılamaya da hükmetti.

    Karar, 9’a karşı 5 oy çokluğuyla alındı. Avukatların, AYM’nin kararının yerine getirilmesi için hüküm veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağı öğrenildi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş da Hatay’dan başlattığı “Özgürlük yürüyüşü” 25’inci gününde Ankara sınırları içinde devam ediyor. AYM’nin vereceği kararın yürüyüşü nasıl etkileceği önümüzdeki saatlerde belli olacak.

    NE OLMUŞTU? 

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapse mahkûm edilerek tutuklanan Can Atalay, milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmedi.

    Gezi Davası’nın gönderildiği Yargıtay Başsavcılığı, Gezi Parkı Davası’nda temyiz talepleriyle ilgili görüşünü 7 Temmuz’da açıklamış, görüşte mimar Mücella Yapıcı dışındaki beş kişinin mahkumiyet kararının onanması talep edilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP’ten milletvekili seçilen Can Atalay’ın tahliye talebini reddetmiş, bu karara karşı yapılan itiraz da 4. Ceza Dairesi tarafından reddedilmişti.

    Can Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş, başvuruda, Atalay’ın milletvekili seçilmiş olmasına karşın tahliye edilmemesinin anayasal hak ihlali olduğu belirtilmişti. Atalay’ın ‘adil yargılanma hakkının’, ‘seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının’ ve ‘kişi hürriyeti ve ‘güvenliği hakkının’ ihlal edildiği aktarıldı.

    Atalay’ın başvurusunu 5 Ekim’de görüşen AYM 1. Bölümü, başvuruyu Genel Kurul’a sevk etmiş, 12 Ekim’de yapılan ilk değerlendirmenin ardından karar bugüne bırakılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın bireysel başvurusunu 25 Ekim’de görüşecek

    Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın bireysel başvurusunu 25 Ekim’de görüşecek

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi (AYM), cezaevinde tutulan TİP Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusunu görüşmek için 25 Ekim’e gün verdi.

    Anayasa Mahkemesi, milletvekili seçilmesine ve mazbatasını almasına rağmen tahliye edilmeyen ve Gezi Davası’nda aldığı ceza Yargıtay tarafından onanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusunu 25 Ekim Çarşamba günü görüşecek.

    AYM, Atalay’ın başvurusunu 12 Ekim’de görüşecekti ancak bir üyenin dosyaya hazırlanamadığını belirtmesi üzerine görüşme ileri bir tarihe ertelenmişti.

    NE OLMUŞTU?

    TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan 8 sanıktan biriydi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022 tarihinde Gezi Davası’nda Osman Kavala’yı “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay’ın arasında bulunduğu 7 sanığı ise darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

    Can Atalay, cezaevinde tutuklu bulunurken 14 Mayıs seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçildi. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay’ın yasama dokunulmazlığı bulunduğu gerekçesiyle yargılamada durma kararı verilmesi ve tahliye edilmesi talebini reddetti. Daire, 28 Eylül 2023 tarihinde Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden, Çiğdem Mader, Tayfun Kahraman’ın cezasını da onadı.

    (HABER MERKEZİ)