Etiket: antalya şube başkanı

  • Kazım Uçarcan: Alternatif muhtar toplantıları, Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimidir-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Alternatif muhtar toplantıları, Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimidir-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının muhtarlarla yürüttüğü çalışmalardan rahatsızlık duyan iktidarın, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle alternatif muhtar toplantıları organize ettiğini belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, bu yaklaşımın Alevi toplumunu kutuplaştırma girişimi olduğunu söyledi. PİRHA’ya konuşan Uçarcan, devletin Alevilerle ilgili adım atmak istiyorsa, toplumun meşru temsilcileri olan federasyon ve kurumlarla diyalog kurması gerektiğini vurguladı.

    Alevi örgütlerinin öncülüğünde Maraş Tilkiler Köyü Cemevi’nde ve Antep’te gerçekleştirilen muhtarlar toplantılarının ardından, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif muhtar buluşmaları düzenlendi.

    AKD Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, bu girişimlerin toplum içinde ayrışma yaratma amacı taşıdığını ifade etti.

    “Biz de karşıt diğer muhtarları yaratabilir miyiz kaygısıyla hareket ediyorlar. Bu, bir anlamda toplumu kutuplaştırma çabasıdır” diyen Uçarcan, muhtarların halk ile devlet arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini söyledi.

    Uçarcan, “Bu çalışmalardan kaynaklı olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bizim muhtarları çalışmalara dahil etmemizden duyduğu kaygıyla karşı hamle olarak muhtarlarla toplantılar yapıyor” dedi.

    “VARTO’DAKİ JEOTERMAL PROJESİ DUYARLI MUHTAR SAYESİNDE ORTAYA ÇIKTI”

    Muhtarların yerel sorunların görünür hale gelmesinde önemli bir rol oynadığını belirten Uçarcan, Muş’un Varto ilçesinde gündeme gelen jeotermal santral projesini örnek gösterdi.

    “Varto’daki jeotermal santral projesi duyarlı bir köy muhtarı sayesinde açığa çıkarıldı. Muhtar duyarlı bir insan olmasaydı o proje çok daha gizli ve sinsi bir şekilde yürütülecekti” ifadelerini kullandı.

    Ardahan’ın Damal ilçesinde yaşanan bir başka gelişmeye de dikkat çeken Uçarcan, Burmadere Köyü Muhtarı Şah İsmail Göyük’ün tutumunun önemli olduğunu söyledi.

    Uçarcan, “Ardahan Valisi’nin Damal ilçesinde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda, köylerde bulunan cemevlerinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanması talebine karşı çıktığı ve bunu eleştirdiği için görevden alınan, ardından dava açılan Burmadere Köyü Muhtarı Şah İsmail Göyük’ün gösterdiği tutum çok önemli ve çok kıymetlidir” diye konuştu.

    “BU ÇABALAR BEYHUDE”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın izlediği politikaların sonuç vermeyeceğini kaydeden Uçarcan, kurumun başındaki isimlerin toplum nezdindeki karşılığının bilindiğini ifade etti.

    “Bu çabalar beyhude çabalardır. Eğer devlet gerçekten Aleviler için iyi şeyler yapmak istiyorsa, büyük bedeller ödenerek oluşturulmuş Alevi Bektaşi Federasyonumuz başta olmak üzere hem yurt içinde hem de yurt dışında güçlü örgütlenmelerimiz var. Devlet bu kurumlarla diyalog kurmayı denemelidir” dedi.

    Alevi kurumlarının devlete karşı bir pozisyon almadığını belirten Uçarcan, “Bütün eksikliklerine rağmen ne devletin karşısında bir pozisyon alıyoruz ne de intikamcıyız. Biz hala bir arada yaşama kültürünü nasıl daha ileri taşıyabiliriz derdindeyiz. Alevi kurumları olarak toplumsal barışı ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEVLET, TOPLUMUN KABUL ETMEDİĞİ YAPILAR ÜZERİNDEN BU SÜRECİ YÜRÜTEMEZ”

    Devletin Alevi toplumuyla kurduğu ilişki biçimini eleştiren Uçarcan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ama devlet ısrarla kendi eliyle oluşturduğu, bizim tarafımızdan tasvip edilmeyen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve toplumumuz tarafından kabul görmeyen bazı kişiler üzerinden bu süreci yürütmeye çalışıyor. Bunda yanılacaktır. Zaman bunun yanlışlığını hem onlara hem de bize gösterecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    İki bölgede Alevi örgütleri ve muhtarlar toplantısı gerçekleşti

  • HBVAKV Antalya Şube Başkanı Erdoğan’dan Alevi kimliği üzerinden hakaretlere tepki- VİDEO

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Erdoğan’dan Alevi kimliği üzerinden hakaretlere tepki- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, CHP’deki “mutlak butlan” kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. İnanç ve kimliklerin insanların en temel değerleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İnsanların inançsal değerlerine, onuruna ve ailesine yönelik incitici yorumlar yapanları şiddetle kınıyoruz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından yaşanan tartışmalar sürerken, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınması tepkilere neden olmaya devam ediyor.

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, iktidarın girişimleri sonucunda alınan mutlak butlan kararıyla CHP’nin bölünmesinin hedeflendiğini öne sürdü. Erdoğan, “Bu süreç üzerinden mevcut iktidarın ömrünü uzatmaya ve yeniden seçilmesine yönelik çeşitli plan ve projeler geliştiriliyor olabilir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkanlık yapmış bir kişinin siyasi ve politik tutumu eleştirilecekse, bu eleştiriler kimliği ya da inancı üzerinden değil, siyasi zeminde yapılmalıdır” dedi.

    “İNANÇLAR VE KİMLİKLER KİŞİLERİN ÖZ DEĞERLERİDİR”

    Sosyal medya ve bazı yayın organlarında yapılan yorumların kabul edilemez olduğunu belirten Erdoğan, insanların inançsal ve etnik kimlikleri üzerinden aşağılanmasının insanlık adına üzücü bir durum olduğunu ifade etti.

    Erdoğan, “Sosyal medya ya da basın yayın organları üzerinden insanların inançsal değerleri hedef alınarak aşağılanması, hor görülmesi veya hakarete uğratılması bizler açısından kabul edilemez bir durumdur” diye konuştu.

    “İNANÇ VE KİMLİKLER ÜZERİNDEN İNSANLARI HEDEF ALMAK TEHLİKELİDİR”

    İnanç ve kimliğin her bireyin kendi öz değeri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Her insan inancını ve kimliğini özgürce yaşayabilmelidir. Kimsenin inancı ya da kimliği başkalarının yargı alanına girmez. İnançlar hiçbir kişi ya da kurumun tekelinde değildir. Siyaset ile inancı birbirine karıştırmak her zaman tehlikeli sonuçlar doğurur.”

    Kimlik ve inanç üzerinden yürütülen hakaret ve aşağılamaların insanlık ayıbı olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bu yapılanlar utanç vericidir. İnsanların inançsal değerlerine, onuruna ve ailelerine yönelik incitici yorumlar yapanları şiddetle kınıyoruz” dedi.

    “İNANÇ VE KİMLİKLERE HAKARET EDENLER İNSANLIK DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞIYOR”

    Bu tür saldırıların ya cehaletten ya da yönlendirmeler sonucu ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, “Aklıselim sahibi bir insan karşısındaki kişiyi de kendisi gibi görür. Kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı başkasına da reva görmez” diye konuştu.

    İnsanların inançları nedeniyle aşağılanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bir insana kendi inancı üzerinden hakaret etmek, onu aşağılamak doğru değildir. Biz buna karşıyız. İster kutuplarda yaşayan bir Eskimo genci olsun, ister Afrika’da yaşayan bir insan olsun, dili, dini, rengi ve inancı ne olursa olsun, insan olduğu için sevgiyi ve saygıyı hak eder. Yaradan’dan ötürü tüm insanlara saygımız vardır.”

    İnançların kişilerin özel alanı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İnanç, kişinin kendi tercihidir ve kimseyi ilgilendirmez. Bir insanı kimliği ve inancı üzerinden hedef almak, onu incitmeye çalışmak zayıflıktır. Bu zayıflık, kişinin karakterine yansıyan bir yaşam biçimidir. Yaşananlardan rahatsızız ve bu rahatsızlığımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Nurettin Erdoğan: Düzgün Baba ve Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırılar bilinçli bir provokasyondur-VİDEO

    Nurettin Erdoğan: Düzgün Baba ve Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırılar bilinçli bir provokasyondur-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Düzgün Baba Ziyaretgâhı ile Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırıları kınayarak, “Eş güdümlü şekilde gerçekleştirilen bu saldırılar insanların birbirine düşürülmesini amaçlayan bilinçli girişimlerdir” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Dersim’in Nazımiye ilçesindeki Düzgün Baba Ziyaretgâhı ile Maraş’ın Pazarcık ilçesinde bulunan Elif Ana Türbesi yerleşkesine yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Dersim’de Alevi inancı açısından önemli ziyaret merkezlerinden biri olan Düzgün Baba Mekânı’nda “Ayak İzleri” olarak bilinen kutsal nişanelerin kazınarak tahrip edildiğini hatırlatan Erdoğan, olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 3 kişinin tutuklandığını, tutuklananlar arasında köy muhtarı Zeki Açıkgöz’ün de bulunduğunu belirtti.

    Düzgün Baba’ya yönelik saldırının ardından, Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki Elif Ana Türbesi yerleşkesinde bulunan Mehmet Baba heykelinin de tahrip edildiğini anımsatan Erdoğan, olayla ilgili bir kişinin gözaltına alındığını ifade etti.

    “İNANÇ ALANLARINA YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ”

    Geçmişten bugüne iktidarların insanların yaşam alanlarına, inanç merkezlerine ve kutsal değerlerine müdahalelerde bulunduğunu söyleyen Erdoğan, bugün de insanların kendi inançlarını ve ibadetlerini özgürce yaşayamadığı bir dönemden geçildiğini belirtti.

    Alevilerin tarih boyunca tüm inançlara ve halklara eşit mesafede yaklaştığını vurgulayan Erdoğan, “Herkesin inancını, kültürünü ve değerlerini özgürce yaşama hakkı vardır. Bunun yolu da karşılıklı saygıdan geçer. Her inanç topluluğu için kendi kutsalları değerlidir ve dokunulmazdır” dedi.

    Düzgün Baba’ya yönelik saldırının Alevi toplumunun inanç değerlerine yapılmış bir saldırı olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu tür girişimler insanların inançlarına saygısızlıktır. Hiç kimse doğarken kimliğini ya da inancını seçmiyor. İnsanlar doğdukları coğrafyanın kültürü ve inancı içerisinde yaşamlarını sürdürüyor. Bu nedenle tüm inançlara saygı gösterilmelidir” diye konuştu.

    “İKTİDARLAR TARİH BOYUNCA İNANÇLARI HEDEF ALDI”

    Anadolu’nun farklı kültür ve inançların yüzyıllardır bir arada yaşadığı bir coğrafya olduğunu belirten Erdoğan, tarih boyunca iktidarların egemenliklerini sürdürmek adına inançlar ve kültürler üzerinde baskı kurduğunu söyledi.

    Alevilerin yaşam felsefesi gereği savaşlara ve katliamlara karşı durduğunu kaydeden Erdoğan, “İnsan, doğa ve tüm canlılar bizim için değerlidir. Bu nedenle kutsal mekanlara ve inanç değerlerine yönelik saldırılar bizleri derinden yaralıyor” ifadelerini kullandı.

    “BU SALDIRILARI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Düzgün Baba Ziyaretgâhı ve Elif Ana Türbesi’ne yönelik saldırıları şiddetle kınadıklarını dile getiren Erdoğan, insanların kutsal değerlerine zarar vermenin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi.

    “Bir toplumun inanç değerlerine zarar vermekten ne elde edilebilir?” diye soran Erdoğan, bu tür girişimlerin toplumda gerilim yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmediğini belirtti.

    Yapılanların tarihe kara bir leke olarak geçeceğini ifade eden Erdoğan, “Bugün yaşananların hesabı elbette bir gün sorulacaktır. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar” dedi.

    “AMAÇ İNSANLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK”

    Düzgün Baba Ziyaretgâhı’na yönelik saldırının hemen ardından Elif Ana Türbesi’nde benzer bir olayın yaşanmasının tesadüf olmadığını savunan Erdoğan, bu saldırıların eş güdümlü ve bilinçli bir provokasyon olduğunu söyledi.

    Erdoğan, “Anadolu’nun gerçek değerlerine yönelik bu saldırılarla insanlar etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Amaç ayrıştırmak, ötekileştirmek ve buradan bir gerilim üretmektir” dedi.

    “TOPLUMU SAĞDUYUYA DAVET EDİYORUZ”

    Ülkede sürekli yeni gündemler yaratılarak insanların algılarıyla oynandığını öne süren Erdoğan, geçmişte olduğu gibi bugün de iktidarların bu yöntemlerle siyasi çıkar sağlamaya çalıştığını ifade etti.

    Alevi toplumuna ve tüm yurttaşlara sağduyu çağrısında bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bu tür provokasyonlara fırsat vermemeliyiz. İnsanların birbirine düşmesini isteyenlerin ekmeğine yağ sürmemek gerekiyor. Bizler inanç değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşanan saldırılar nedeniyle tüm toplumumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kazım Uçarcan: Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Uçarcan, “Osmanlı’dan bugüne Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefret dili ve bu tür ithamlar bilinçaltında hep var” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN ‘MUTLAK BUTLAN’ GİRİŞİMİYLE CHP’NİN BAŞINA GETİRİLMESİYLE İLGİLİ SAĞLIKLI TESPİTLER YAPMAYA İHTİYAÇ VAR”

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” girişimiyle CHP’nin başına getirilmesine ilişkin yaşanan olayla ilgili sağlıklı tespitler yapmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Alevi kurumları olarak kendi iç yazışmalarımızda, basın açıklamalarımızda mümkün olduğunca itidalli davranarak birleştiren bir rol oynamaya çalıştık” dedi.

    “OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİLERE, KÜRTLERE VE ERMENİLERE YÖNELİK NEFRET DİLİ HEP VAR OLDU”

    Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefretin Osmanlı’dan bugüne bilinçaltında hep var olduğunu belirten Uçarcan, “Kılıç artığı olduğumuzdan tutun mum söndürdüğümüze kadar, son olayda da ‘Tunceli Ermenisi’ kavramı çıktı. Bunlar hep bilinçaltında var” diyerek tepki gösterdi.

    Aleviliğin dünyanın en saygın inançlarından biri olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Öz olarak insanlığı ‘Rıza Şehri’ne götüren bir inanç. Bundan dolayı emperyalistlerin bu inancın yüceliğinden korkmalarından kaynaklı hep en kötü ithamları Alevilere yakıştırarak ve bunun propagandasını yaparak kötülemeye çalışmışlar ve bu da tutmuş” diye belirtti.

    “EGEMENLER TOPLUMLARI AYRIŞTIRARAK EGEMENLİKLERİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Egemenlerin toplumları kutuplaştırarak egemenliklerini sürdürdüğünü belirten Uçarcan, “Bu son olayda da bizim gördüğümüz şey esas olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve Özgür Özel’in siyaseten eleştirilmesine asla karşı çıkmayız. Nihayetinde bir programa sahip partinin mensupları bunlar. O program üzerinden eleştirmeleri gerekirken, fanatiklik düzeyinde, belki de o alan bilinçli olarak birileri tarafından istismara açıldı. İş öyle olunca da kontrolsüz bir tepkiyle her iki taraftan, Alevi canlar içerisinden de olumsuz tepkiler verildi” dedi.

    Toplumun bu süreçte büyük ölçüde kutuplaştırıldığını belirten Uçarcan, “Şimdi bizim burada esas olarak üzerinde durduğumuz şey, Sayın Kılıçdaroğlu’nun görüşlerini doğru bulmayız ya da eksik buluruz. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tavrını sorgularız, bunları konuşuruz, açıklamasını bekleriz ama inancı ve kimliğinden kaynaklı linç edilmesine de karşı dururuz” dedi.

    “İKTİDARIN CHP ÜZERİNDEN CUMHURİYET’E YÖNELİK SALDIRISI SÖZ KONUSU”

    İktidarın, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Cumhuriyet’in kendisine yönelik bir saldırı yürüttüğünü belirten Uçarcan, “İnsanlar tepkilerini AK Parti’ye, tek adam rejimine karşı yöneltmek yerine Kılıçdaroğlu üzerinden ne kadar tepkileri varsa kustular. Kılıçdaroğlu da onları kesmedi, inancı üzerinden yaptılar. Çünkü o alan hep istismara açık bir alan” ifadelerini kullandı.

    Aleviler açısından “katlimiz her zaman vacip” anlayışının tarihsel olarak var olduğunu belirten Uçarcan, “Dolayısıyla burada derli toplu bir duruş göstermek gerekiyor. Ben açıkçası şu noktadan çok acı çektim. Geçmişte yaşamımızda çok fazla sol yapılanmalar vardı. ‘Sol çok bölünüyor, çok fazla fraksiyon var’ gibi bir egemen anlayış vardı. Aslında bugün toplumda ihtiyaç duyduğumuz yine o fraksiyonlar. Çünkü o en küçük fraksiyonun, en küçük sol yapılanmanın, o kitlelerin ortalama bir donanım düzeyi vardı ve nerede ne konuşulacağını bilecek kadar bilinçliydiler” dedi.

    Bugünkü toplumda bu bilincin olmadığını belirten Uçarcan, “Şimdiki toplum bunların çok uzağında. Toplum belleksizleştirilmiş. Toplum örgütsüz olduğu için karşı taraf saldırısında başarılı oldu” diye konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARININ ‘MUTLAK BUTLAN’ KARARIYLA İLGİLİ TAVRI AYDIN ÇEVRELER TARAFINDAN OLUMLU KARŞILANDI”

    Toplumsal alan açısından Alevi örgütlenmelerinin çok önemli olduğunu belirten Uçarcan, “Derli toplu yaklaşımlar açısından Alevi kurumlarını ve örgütlülüğünü çok kıymetli buluyorum. Bu anlamıyla ‘mutlak butlan’ kararıyla ilgili tavrımız aydın çevreler tarafından olumlu karşılandı” dedi.

    Meseleyi doğru okumanın çok önemli olduğuna vurgu yapan Uçarcan, “Bu ülkede insanlar antikapitalist olmadan antiemperyalist oluyorlar. Burada da ‘butlan eşittir Kılıçdaroğlu’ gibi algıladılar. Ben ‘mutlak butlan’a karşı yapılan protesto eylemine gittim. Arkasından arkadaşlarla sohbet ettim ve kendilerine bir soru sordum: Kılıçdaroğlu olmasaydı ne olacaktı? Orada birçok arkadaş ‘Mesele çözülürdü’ dedi. Sanki Kılıçdaroğlu orada olmasa mesele çözülmüş gibi bir yaklaşımdalar ama gerçek o değil” diye belirtti.

    “BUGÜN CHP’DE YAŞANANLAR, OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİ TARİHİNDE HER ZAMAN YAŞANMIŞTIR”

    Bugün yaşananların Alevi tarihinde farklı biçimlerde her zaman yaşandığına dikkat çeken Uçarcan, “Abdal Musa’ya Nakşibendi tarikatının şeyhi atandı. Aynı durum Hacı Bektaş Veli’de yaşandı. Bugün de yaşanan şey bu. Meselelere biraz daha komplike bakmamız gerekiyor. Biz öyle bir noktadayız ki sadece fanatikleştirilmişiz. Sonuçlardan hareketle değerlendirmelere gidiyoruz. Örgütlerde sorumluluk taşıyan arkadaşların biraz daha geniş bir perspektiften bakması gerekiyor” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞANAN GELİŞMELERE KARŞI NETLEŞMEYE İHTİYAÇ VAR”

    Kurum yöneticilerinin misyon sahibi olması ve toplumun buradan esinlenerek hareket etmesinin en doğru yöntem olduğunu belirten Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Üyelerimiz bizden çok öte, çok farklı tepkiler veriyorlar. Biz ‘mutlak butlan’a karşıyız, butlan antidemokratik bir uygulamadır diyerek üyelerimize mesaj çekiyoruz. Üyelerimizden bize ‘Siz niye Kılıçdaroğlu’na karşısınız?’ yaklaşımı geliyor. Anlaşılan o ki bu alanlarla ilgili netleşmemiz için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Erdoğan: Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve mücadelemizi başarıya ulaştıralım!-VİDEO

    Erdoğan: Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve mücadelemizi başarıya ulaştıralım!-VİDEO

    PİRHA-26-27-28 Haziran’da yapılacak olan Abdal Musa etkinlikleri, 2 Temmuz Sivas Madımak ve 3 Temmuz Çorum Katliamı yürüyüşlerine katılımın yüksek olması için çalışma yürüttüklerini belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve mücadelemizi başarıya ulaştıralım” dedi.

    26-27-28 Haziran’da yapılacak olan Abdal Musa Anma etkinliklerinin çalışmaları başladı.

    Ajansımıza hazırlıklara dair konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Antalya’daki Alevi kurumlarıyla birlikte ortak program hazırlayacaklarını söyledi.

    “BU YIL ABDAL MUSA ETKİNLİKLERİNE KATILIM DAHA GÜÇLÜ OLACAK”

    Abdal Musa anmalarına katılımları her yıl artarak devam ettiğini belirten Erdoğan, “İnanıyorum ki her yıl bir önceki yıldan daha coşkulu olacak. Çünkü insanlarımız artık ayrışmaktan ziyade birleşmekten yana. Artık ötekileştirmenin anlamı yok. Birleşip bir olup, iri olup, diri olmanın zamandır “dedi.

    Abdal Musa Anma etkinliklerinin ardından Sivas Madımak Katliamı’na dair hazırlık süreci içinde olacaklarını vurgulayan Erdoğan, “33 yıllık bir süreç. Hala daha oradaki canlarımızın canına kasteden failler cezalarını çekmediler. Sivas hala bizim için kanayan bir yara ve yüreğimizde kor ateş olarak durmakta. Katliam davasının arkasını bırakmayacağız. Ne zamanki failler, gerçekten de cezalarını çektiği zaman bir nebze olsun sönecektir” diye belirtti.

    “KATLİAMIN ÜZERİNDEN YÜZYILLAR GEÇSE DE BU  DAVANIN ARKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”

    Nurettin Erdoğan, Sivas’tan sonra Çorum’a da gideceklerini ifade ederek, “Çorum’da bir katliam söz konusu. Toplumun bu tür olaylara karşı duyarlı olmasını istiyoruz. Siyasal sistemin etnik ve inançlar üzerinden yürüttüğü ayrıştırmaların karşısında olacağız. Mücadeleyi birlikte vereceğiz. Bu ülke hepimizin gideceğimiz başka yerimiz yok. O yüzden de bir olalım, iri olalım, diri olalım ve mücadelemizi başarıya ulaştıralım” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • AKD Antalya Şube Başkanı Uçarcan: Doğaya zarar verecek girişimlere karşı durmalıyız-VİDEO

    AKD Antalya Şube Başkanı Uçarcan: Doğaya zarar verecek girişimlere karşı durmalıyız-VİDEO

    PİRHA-Varto’daki jeotermal santral projesi ve Amasya’daki maden arama girişimlerine tepki gösteren AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Ne hikmetse bu projeler hep Alevi köylerine ve inanç merkezlerine yönelik yapılıyor” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Muş’un Varto ilçesinde 16 Alevi köyünü etkileyecek olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi ve Amasya’da hayata geçirilmek istenen maden arama faaliyetlerine ilişkin PİRHA’ya  açıklamalarda bulundu. Uçarcan, doğaya zarar verecek her türlü girişime karşı örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiğini vurguladı.

    “ÇEVRENİN KATLEDİLMESİ BİR İNSANLIK SORUNUDUR”

    Çevre sorunlarının sadece bir bölgeyi değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Kazım Uçarcan, “En geniş çevre örgütlerinden tutun hala insan olma vasıflarını yitirmemiş kim varsa ve kimlerle ittifak yapabileceksek en geniş kesimlere derdimizi anlatmakla mükellefiz” ifadelerini kullandı.

    Dersim örneğine değinen Uçarcan, Munzur Suyu ile Ovacık arasındaki 58 kilometrelik mesafeye çok sayıda baraj yapılmak istendiğini hatırlatarak, “Oradaki mesele enerji falan değildi. O bölgeyi tamamen insansızlaştırma amacıyla hareket ediyorlardı. Dersim’i büyük bir turizm kenti yaratacağız hayaliyle birçok ibadet ve inanç merkezini suların altında bırakmayı amaçladılar. Liyakatli insanlarla ve hukukçularla yürüttüğümüz davalar sonucunda bu girişimler büyük oranda engellendi” dedi.

    “İKTİDARIN AMACI ALEVİLERİ BÖLÜP PARÇALAMAK”

    Alevilerin ne zaman bir araya gelse siyasal iktidarın dikkat dağıtmak ve bölmek için yeni uygulamalar devreye soktuğunu savunan Uçarcan, doğanın Alevi inancındaki kutsiyetine dikkat çekti: “İbadet ve inanç yerlerimiz, bizim hayatı var ettiğine inandığımız ‘çar anasır’ dediğimiz hava, su, ateş ve toprak; bunlar bizim vazgeçilmez kutsal değerlerimizdir. Bu değerlere olan bağlılığımızı örgütlü çalışmalarla üst noktaya çıkarmayı amaçlıyoruz.”

    Varto’daki JES projesinin bir muhtarın dikkati sonucu ortaya çıktığını belirten Uçarcan, “Düşünün ki bir devlet kendi insanıyla ilgili bir uygulamada bulunuyor ama oradaki insanların haberi yok. Nasıl bir sinsilikle davrandıkları ortada” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “MADEN PROJELERİ NEDEN HEP ALEVİ KÖYLERİNE YAPILIYOR?

    AK Parti iktidarının 24 yıllık yönetim sürecini eleştiren Uçarcan, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Amasya’daki Alevi köylerinde altın, gümüş ve bakır madenleri çıkarılması için ‘Gurup Madencilik’e yetki verildiği bilgisini edindiklerini söyledi. Uçarcan, şu soruyu sordu: “Ne hikmetse hep Alevilerin köylerinin, inanç merkezlerinin olduğu yerlere bu tür uygulamalar için başvuruyorlar. Bunu hem deşifre edeceğiz hem de mücadele edeceğiz. Varto’daki projeyle ilgili ciddi bir duyarlılık oluştu, Alevi örgütleri çevre örgütleriyle birlikte büyük gösteriler yaptı.”

    “DOĞA KATLİAMLARINA KARŞI ORTAK MÜCADELE ŞART”

    Aleviler olarak doğayı “Hakk” bildiklerini ifade eden AKD Antalya Şube Başkanı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Doğaya yönelik yapılan katliamlara karşı durmamız ve bunu insanlara doğru dille anlatmamız gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil, tüm insanlığın sorunudur. Doğadaki tüm canlıların mağdur olmaması için çaba içerisinde olmalıyız. Hem kendi kurumlarımız hem musahip kurumlarımız hem de diğer demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi parti temsilcileriyle bu konuda eksiksiz bir çalışma yürütmek için görüşmelerimiz devam ediyor. Muvaffak olacağımıza inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk: Şiddet meşrulaştı!-VİDEO

    Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk: Şiddet meşrulaştı!-VİDEO

    PİRHA- Siverek ve Maraş’ta yaşanan vahşetin sadece çocuklarla açıklanamayacağını vurgulayan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk; tarikatlara ayrılan bütçeden dizi sektöründeki mafya özentisine, CİMER baskısından okullardaki beslenme sorununa kadar eğitim sistemindeki çöküşü çarpıcı detaylarla PİRHA’ya anlattı. 

     Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, son dönemde yaşanan şiddet olaylarının ardından eğitim sistemine dair kapsamlı bir eleştiri sundu. Öztürk, yaşananların münferit birer olay değil, sosyolojik bir bozulmanın sonucu olduğunu vurguladı.

    “ÖĞRENCİ ARKADAŞINI RAKİP OLARAK GÖRÜYOR”

    Mevcut sistemin öğrencileri sürekli bir yarış içine soktuğunu belirten Öztürk, “Okullarda ezbere dayalı ve rekabetçi bir ortam oluşturuldu. Öğrenci, en yakın arkadaşını bile bir rakip olarak görüyor ve bu atmosfer içinde ciddi bunalımlar yaşıyor. Bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşıldığı sürece bu sorunlar katlanarak devam edecektir. Bu ne ilkti, ne de son olacak,” dedi.

    “BAKANIN VİCDANI OLSAYDI İSTİFA EDERDİ”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in politikalarına tepki gösteren Öztürk, kaynakların yanlış yönetildiğini savundu: “Bugün Bakanın birazcık vicdanı olsaydı istifa ederdi. Günübirlik politikalarla eğitimi yönetmeye çalışıyorlar. Cemaat ve tarikatları sivil toplum örgütü gibi görüp onlara bütçe ayırmak için uğraşıyorlar. Oysa bu bütçeler okullara aktarılsaydı, çocuklarımız için çok daha güvenli ve nitelikli bir eğitim alanı yaratılabilirdi.”

    “DİZİLER MAFYA LİDERLERİNİ ROL MODEL YAPIYOR”

    Toplumsal bozulmanın medya ayağına da dikkat çeken Kadir Öztürk, çocukların örnek aldığı kişilerin değiştiğini vurguladı: “Ülkede 20-30 tane kanal var ve hepsinde şiddet içerikli diziler oynatılıyor. Bu dizilerde kabadayılar, bellerinde tabancalarla sanki saygın insanlarmış gibi gösteriliyor. Eskiden bir öğrenci öğretmenini ya da okumuş birini rol model alırdı. Şimdi ise mafya liderlerini rol model alıyorlar. Silahla insan öldürenlerin zengin olduğu, şatafatlı evlerde oturduğu bir dünyayı izleyen çocuk, ‘ben de böyle yaparım’ diyor. Bu, AKP hükümetinin izlediği politikaların yarattığı ağır bir sosyolojik durumdur.”

    “GÜVENLİK SORUNU KAPIYA POLİS KOYMAKLA ÇÖZÜLMEZ”

    Okullardaki şiddetin sadece polisiye tedbirlerle engellenemeyeceğini savunan Öztürk, pedagojik yaklaşıma dikkat çekti: “Okulun kapısına 100 tane de polis koysanız bu sorunu çözemezsiniz. Ortada sosyolojik bir bozulma var. Sorunu rehber öğretmenlerin üzerine yıkarak, ‘riskli öğrencileri ikna edin’ diyerek işin içinden çıkamazsınız. Velisiyle, öğretmeniyle ve öğrencisiyle hep birlikte bir politika üretilmelidir.”

    Eğitimdeki bozulmanın başlangıç noktalarından biri olarak eski Bakan Ömer Dinçer dönemini ve şikayet hatlarını işaret eden Öztürk, “Öğrenci zayıf alıyor, hemen CİMER’e şikayet ediliyor. Öğretmen hakkında dilekçe yazılıyor. Öğrencinin neden zayıf aldığı, dersi dinleyip dinlemediği araştırılmadan öğretmen hedef tahtasına konuluyor. Bu sistem öğretmeni itibarsızlaştırdı,” ifadelerini kullandı.

    “BİAT DEĞİL ÖZGÜR DÜŞÜNCE”

    Hükümetin amacının sorunu çözmek değil, kendine itaat eden bir yapı yaratmak olduğunu öne süren Öztürk, tüm okulların İmam Hatip yapılmak istenmesini eleştirerek çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

    Çocukların sağlıklı beslenmesi için her okula bir öğün ücretsiz yemek verilmeli.

     Sınav ve rekabet odaklı sistem terk edilmeli, bilimsel eğitim esas alınmalı.

    Çocuklar özgür düşünmeli; onlara biat değil, sevgi ve saygı öğretilmeli.

    Televizyonlarda barışı, empatiyi ve sevgiyi işleyen programlara ağırlık verilmeli.

    Bakanlık, veli ve öğretmen sendikalarıyla iş birliği içinde çalışmalı”

     

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Nefret diline karşı birleşeceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki göstererek, “Tarih boyunca bizler ayrımcılığa ve nefret diline maruz kaldık. Ancak biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkaracağız” dedi.

    Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir paylaşımı, “kripto kılıç artığı” ifadeleriyle alıntılamıştı.

    Bu ifadeye tepkiler gelmeye devam ediyor. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın sarf ettiği sözlerin bir toplumsal kesimin bilinçaltındaki gerçekliğin dışa vurumu olarak yorumlayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Orada bizi yaralayan şey Cumhuriyet gazetesinin tutumudur. Cumhuriyet gazetesi de geçmişi itibariyle dönem, dönem bu zihniyet noktasına düştüğü olmuştur ama iyi yöneticilerin, iyi aydınların tarafından yönetildiği dönemler de olmuştur” diye ifade etti.

    Biz her şeye rağmen Cumhuriyet gazetesini bu ülkenin aydınlıkçı damarının yayın organı olarak görmeyi arzuladıklarını belirten Uçarcan, “Ama şu son tabloda o misyonuna denk hareket etmediklerine inanıyorum” dedi.

     “ALEVİLERE, KÜRTLERE KARDEŞİMİZ DERLER AMA BİLİNÇ ALTINDA O ESKİ HİKAYELER HEP VARDIR

    Toplumsal hassasiyetin yükseldiği dönemlerde her zaman bir şekilde bir yerlerden nefret dilinin kullanıldığını vurgulayan Uçarcan, “Gerçeklerin devrimci olmak gibi bir özelliği var. O rahatsızlık bir yerde kendisini dışa vuruyor ve hakikat ortaya çıkıyor” diye belirtti.

    “ALEVİLER AÇISINDAN MİNE KÜÇÜKKANAT’IN HİÇBİR HÜKMÜ YOKTUR”

    Kendileri açısından Mine Kırıkanat’ın bir hükmü, bir bağlayıcılığı olmadığını dile getiren Uçarcan, “Cumhuriyet Gazetesi Birgün Gazetesi, Evrensel Gazetesi, Gündem Gazetesi gibi halktan yana yayın yapan gazetelerin bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerektiğine inandığımız için zorumuza gidiyor” dedi.

    Mine Kırıkkanat gibilerin halklara verebileceği hiçbir şeyin olmadığının altını çizen Uçarcan, yakın tarihlerde ayrımcılık ve nefret suçunun varolduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

    Doğuda yaşanan çatışmalardan kaynaklı dönemsel hassasiyetler oluşuyordu. Bir asker cenazesi geldiğinde HDP binaları yakılırdı. Kundaklayanlar kimlerdi? Hırsızlardı. Kendisine Türk bayrağı bağlayarak kundaklama yaparak meşruluk kazanırlardı. Devletin gözünde itibarlı sayılırlardı.

    Bunlarla arasına bir mesafe koymayı bugüne kadar başaramadı. Devletin aktör olarak kullandığı Çakıcılardan tutun böyle bir sürü insan var. Tabii ki bunlar yaşamı kirleten insanlar. Yani devlet bunlarla arasına bağ koymak yerine bunları kendi takibatı için kullanan bir pozisyonda.”

    “ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRME VE AŞAĞILAMA YAKLAŞIMLARINI ALT EDEBİLECEK GÜÇTE”

    Tarih boyunca ötekileştirilmek istenen kesimlere karşı ayrımcılığın ve nefret dilinin uygulandığını dile getiren Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu saatten sonra böylesi suni gündemler tutmayacak. Çünkü bu toplumsal örgütlülük bunu alt edebilecek kapasitede. Biz yeniden bu ülkenin tüm emekçileriyle, tüm inananlarıyla, tüm ezilenleriyle yeniden bir hat oluşturup bu oyunları boşa çıkarmak durumundayız. Ben buna muvaffak olacağımıza inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Kazım Uçarcan: Okullardaki şiddetin kaynağı liyakatsizlik ve bozuk düzendir-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Okullardaki şiddetin kaynağı liyakatsizlik ve bozuk düzendir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı AKD Genel Merkez Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Siverek ve Maraş’taki okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Uçarcan, yaşanan şiddet sarmalının temelinde 24 yıllık siyasi iktidarın eğitim politikaları ve toplumsal yozlaşmanın yattığını savundu.

    “EĞİTİM-SEN’İN YANINDAYIZ”

    Siverek ve Maraş’ta eğitim emekçilerine yönelik saldırılara karşı sessiz kalmadıklarını belirten Kazım Uçarcan, Antalya’da Eğitim-Sen tarafından düzenlenen oturma eylemine kurumsal olarak destek verdiklerini ifade etti. Uçarcan, “Okullarda yaşanan bu şiddete karşı eğitim emekçilerinin yanlarında yer aldık. Bu mücadelenin esas öznesi Eğitim-Sen’dir; tepkiyi bu odak üzerinden örgütlemek en doğru yaklaşımdır,” dedi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ BİLEREK TAHRİP EDİLİYOR”

    Okullardaki güvenlik zafiyetini ve şiddet artışını siyasi iktidarın 24 yıllık uygulamalarına bağlayan Uçarcan, laik ve bilimsel eğitimin hedef alındığını öne sürdü. Cumhuriyetin temel kurumlarına yönelik bir saldırı olduğunu vurgulayan Uçarcan, şu örneklere dikkat çekti:

    “TÜBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürünün atanmasıyla başlayan süreç, Hıfzıssıhha gibi köklü kurumların tasfiyesiyle devam etti. Demokratik Cumhuriyetin temelleri dinamitlenmek isteniyor.”

    Toplumsal şiddetin kanıksanmasında medya içeriklerinin büyük payı olduğunu belirten Uçarcan, televizyonlardaki dizi içeriklerini eleştirdi:

    “Her gün onlarca kişinin birbirine silah çektiği sahneler yayınlanıyor. Topluma sanki bu ülkenin normal gündemi ve yönetim biçimi buymuş gibi bir algı aşılanıyor.Dizilerdeki silahlı çatışma sahnelerinin topluma ve okullara yansıması bugün yaşadığımız acı tablodur.”

    “BOZUK DÜZENİN ÇARKLARI DÖNMÜYOR”

    Türkiye’deki temel sorunlardan birinin liyakatsizlik olduğunu savunan AKD Antalya Şube Başkanı, her meslek kolunda bir çöküş yaşandığını ifade etti. Pir Sultan Abdal’ın Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünü hatırlatan Uçarcan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Sadece eğitimde değil; tıpta, hukukta, din kurumlarında liyakat bitti. Devleti ayakta tutan dinamikler gerici anlayışlar tarafından sarsılıyor. Bu bozuk düzende sağlam bir çark bulmak imkansız hale geldi. Çözüm; tüm demokratik güçlerin bir araya gelerek Demokratik Cumhuriyet’i yeniden kendi fabrika ayarlarına döndürmesi ve toplumsal erdemlerimizi seferber etmesidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Koç: Okullardaki şiddet tesadüf değil; toplumsal çürümenin ve siyasal iklimin sonucudur!

    Koç: Okullardaki şiddet tesadüf değil; toplumsal çürümenin ve siyasal iklimin sonucudur!

    PİRHA- Okullarda meydana gelen saldırıların eğitim ortamlarında giderek derinleşen bir güvenlik ve hak ihlali sorunu olduğunu belirten Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tulin Koç, “Çözüm, yalnızca okulların kendi içinde üreteceği uygulamalarla sınırlı olamaz. Çocuk haklarını önceleyen, kapsayıcı, şiddetsiz ve eşitlikçi bir kamusal politika yaklaşımı zorunludur” diye belirtti.

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tulin Koç, okullarda ardı ardına yapılan saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    “OKULLARDAKİ ŞİDDET TESADÜF DEĞİLDİR!”

    Okullarda meydana gelen saldırıların eğitim ortamlarında giderek derinleşen bir güvenlik ve hak ihlali sorunu olduğunu belirten Koç, “Bu nedenle meseleye yalnızca “olay bazlı” değil, sistematik bir bakışla yaklaşmak gerekir. Neden–sonuç ilişkisi açıktır ve görmezden gelinemez. Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkilileri, bu ağır saldırıyı yalnızca açıklamalarla geçiştirmemeye; okullarda şiddeti önleyecek somut, kalıcı ve etkili adımları ivedilikle atmaya çağırıyoruz” dedi.

    “OKULLARDAKİ REHBERLİK HİZMETİ YETERSİZ”

    Okullardaki rehberlik hizmetlerinin yetersizliğine işaret eden Koç, “Akran zorbalığı, psikolojik baskı ve fiziksel şiddet; okul koridorlarının sıradan, olağan bir gerçeği hâline gelmiştir. Ayrıca, her okul çevresine polis görevlendirilmesi gibi tedbirlerin hayata geçirilmesi, okullarda şiddet riskinin ciddi bir sorun olduğunun resmî kabulüdür” diye belirtti.

    “ŞİDDETSİZ, EŞİT VE GÜVENLİ OKULLAR, ŞİDDETSİZ BİR TOPLUM MÜMKÜNDÜR”

    Şiddetin yalnızca okullarda değil, hayatın her alanında normalleştirildiğini vurgulayan Koç, şunları ifade etti:

    “Şiddet politikasızlığın sonucudur. Şiddet ayrıştırıcı dilin ve eşitsizliğin ürünüdür. Siyasi iktidarı; toplumu ayrıştıran, hedef gösteren ve öfkeyi besleyen dili terk etmeye; kapsayıcı, birleştirici ve hak temelli bir kamusal dil kullanmaya çağırıyoruz.

    Okullarda güvenliği polisiye tedbirlerle değil; eşit, kamusal, bilimsel ve kapsayıcı bir eğitim politikasıyla sağlayabilirsiniz. Güvenlik görevlisi artırmak tek başına çözüm değildir. Rehber öğretmen açığı sürerken, psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmezken, sosyal hizmet uzmanları okullara atanmazken “önlem aldık” denilemez.

    Çözüm, yalnızca okulların kendi içinde üreteceği uygulamalarla sınırlı olamaz. Çocuk haklarını önceleyen, kapsayıcı, şiddetsiz ve eşitlikçi bir kamusal politika yaklaşımı zorunludur.

    Öğrenci Veli Derneği olarak önerimiz, ulusal ölçekte bağlayıcı bir “Güvenli Okul ve Şiddetle Mücadele Politikası” oluşturulması ve tüm kamu kurumlarının bu politika çerçevesine uyumlu şekilde çalışmasıdır. Bu politika; eğitim, medya, sosyal hizmetler ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunu içeren bütüncül bir yaklaşım üzerine kurulmalıdır. Çocukları korumak istiyorsak; dili değiştirmek, politikaları değiştirmek ve kamusal sorumluluğu güçlendirmek zorundayız. Çocukların yaşam hakkını, laik, bilimsel kamusal eşit eğitim hakkını, güvenliğini ve onurunu korumak devletin asli sorumluluğudur.

    Şiddetsiz, eşit ve güvenli okullar, şiddetsiz bir toplum mümkündür. Ancak siyasi tercihlerin değişmesi gerekir. bunun için siyasi irade ve kamusal sorumluluk şarttır.”

    PİRHA/ANTALYA

     

     

     

  • Erdoğan: Hep birlikte barış için mücadele etmeliyiz-VİDEO

    Erdoğan: Hep birlikte barış için mücadele etmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Ortadoğu’da süren savaşların tek tipçi iktidarlar ve emperyalistler tarafından yapıldığını vurgulayarak, “Ülkenin, Ortadoğu’nun ve dünyanın huzuru ve barışı için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gelişmeleri değerlendirdi.

    “ÜLKENİN VE DÜNYANIN BARIŞI İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Suriye ve İran’da yaşanılan olaylardan dolayı toplum olarak tedirginlik içerisinde olduklarını belirterek, “ABD ve İsrail o bölgeyi ele geçirmek için şu anda İran üzerinden yapılan bu baskı ve iç savaş durumu oradaki canlarımızın tabii ki hayatlarını kaybetmesine sebep oluyor. Bunlar bizlerin gerçekten yüreğimizi yakan durumlardır. Her nerede ne acılar yaşanıyorsa yüreğimiz orada olmalı ve ülkenin Ortadoğu’nun ve dünyanın huzuru ve barışı için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

    “HER BİR CAN İNANCINI VE KİMLİĞİNİ ÖZGÜRCE YAŞAMALI”

    Herkesi bir can olarak gördüklerini ifade eden Erdoğan, “Herkes bu evrende, bu dünyada özgürce yaşama hakkına sahip olarak doğar ve hakkı kimse kısıtlayamaz. Çünkü insanlar özgürdür ve özgürce yaşamalıdır. İnsanlar inancını, kültürünü özgürce ifade etmeli, buna kimse baskı yapıp kendine benzetmemeli, buna kimsenin hakkı olmamalıdır” diye belirtti.

    “İKTİDARLAR TEK DİL, TEK KİMLİK, TEK İNANÇ ÜZERİNDEN YÖNETMEK İSTİYOR”

    Şu andaki mevcut iktidarların tek tip bir yönetim tek tip bir inanç tek tip bir etnik kimlik üzerinde ülkeleri yönettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Kendi koltuklarını sağlama almak için bu gücü kullanmakta ve diğer yapılara ikinci sınıf gözüyle bakarak o insanlar üzerindeki baskı ve politikaları yürütmekteler. Biz Alevi canlar olarak buna karşıyız” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    AKD’li Uçarcan: Köylülerin cami yerine kültür merkezi istemeleri mevcut zihniyeti rahatsız ediyor!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, yaşadıkları mahallede de benzer sorunla karşı karşıya olduklarını söyleyerek, “Mahallede okul yok. Yurttaşlar okul istiyor, kaymakam cami yapacağım diyor” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan köylerin dışında 2 kişinin cami talep etmesine bu kadar hızlı karşılık verenlerin iktidarın zihniyetini ortaya çıkardığını söyledi.

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Bademler köyünde yıllardır sanat yapıldığını vurgulayarak, “Aleviler cemi her yerde yapabilirler. Bir ağacın gölgesi, suyu soğuk pınarlar bizim ibadet yerlerimiz. Yani gidip oralarda biz her türlü ibadetimizi yapabiliriz. Bunun için bir şekle şemaile ihtiyaç yok. Ama önemli olan buradaki niyeti okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “DERNEĞİMİZİN BULUNDUĞU MAHALLEDE OKUL YOK”

    Derneklerinin bulunduğu yerleşkeden yaşadıkları pratikten örnek veren Uçarcan, “Bizim şu an şu röportajı yaptığımız dernek yerleşkesinin olduğu mahalle Abdalların yaşadığı bir mahalle. Mahallenin sınırları içerisinde bir karakol, bir okul ve bir sağlık ocağı yeri tahsis edilmesine rağmen üçü de yok” dedi.

    Bir bölge milletvekilinin kendilerini ziyarete geldiğinde okul sorununu kendisine aktardıklarını belirten Uçarcan, “Ondan sonra gelen amirler içerisinde ilçe kaymakamı ‘Buraya çok hızlı bir cami yapmamız gerekir’ diyor. Buradaki yerleşik canlarımız şöyle bir itirazda bulunuyorlar. Burada camiden önce bir okula ihtiyacımız var. Burada okul yok. Kaymakam ise okul projede yok. Şu anda acil bir cami yapmamız gerekir cevabı veriyor” dedi.

    CAMİDEN ÇOK EĞİTİM KURUMLARINA İHTİYACIMIZ VAR”

    Zeytinköyde yaşayan halkın ısrarla camiye değil okula ihtiyaçları olduğunu ifade etmelerine rağmen dikkate alınmadığını ifade eden Uçarcan, “Burada 600 tane öğrenci taşımalı olarak başka mahalleye gidip eğitim görüyor. Şimdi bu yüzyılda bir mahallede bir okul yok” diyerek tepki gösterdi.

    Israrla ‘cami yapacağız’ demelerinin aslında mevcut zihniyetin dışa vurumu olarak algıladıklarını belirten Uçarcan, bu ülkenin camiden çok eğitim kurumlarına ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Bademler Köyü’nde yaşayan köylülerin herkesi kucaklayıcı sanatsal çalışmalarından dolayı karşı tarafta rahatsızlık yarattığını dile getiren Uçarcan, “Oysa onlar şunu da söylüyorlar. Biz cemevi istemiyoruz cami de. Buraya olacaksa bir kültür merkezi olsun diyorlar. Bundan daha doğal bir talep olamaz. Bu anlamıyla Bademler köyünün taleplerini bizde sahipleniyoruz” diye belirtti.

    “ALEVİLERİN TEMEL SIKINTISI KENDİSİ DIŞINDAKİLERLE YETERLİ İLETİŞİM KURAMAMASI

    Alevilerin temel sıkıntısının daha geniş kesimlerle doğru orantılı doğru iletişim kurmakta sıkıntılar olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Bizim temel taleplerimizde onların da bizim yanımızda olmalarını öne çıkaran yaklaşımlar içerisinde olmalıyız. Bunu başaramadığımız sürece bürokratlar çıkacaklar, kafalarının estiğince işte bu alanlarda böyle mühendislik yapacaklar. Bu da bizim daha fazla kutuplaşmamızı beraberinde getirir” diye belirtti.

    “DİYALOĞ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Hangi dinden hangi inançtan olursa olsun birlikte ve yan yana yaşayan insanlar olduklarının altını çizen Uçarcan, kendilerine düşenin her türlü ayrılığı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antalya Alevi kurum temsilcileri: Suriye’deki katliamın birinci yılında Samandağ’da olacağız!-VİDEO

    Antalya Alevi kurum temsilcileri: Suriye’deki katliamın birinci yılında Samandağ’da olacağız!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ve AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Suriye’de Aleviler ve diğer halklara yönelik katliamlara son verilmesi ve halkların özgür, kardeşçe bir arada yaşayabilmesi için duyarlı olan herkesi 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge davet etti.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi. Kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı ve satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Aleviler ve dostları, soykırımın durdurulması için çağrılarını sürdürüyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Hatay Samandağ’da büyük bir miting düzenlenecek. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “7 MART’TA SAMANDAĞ’DA OLACAĞIZ”

    Suriye’de Alevilere dönük katliamların son bulmasını arzuladıklarını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, da Alevi kurumlarının ortak bir açıklamayla kamuoyuna mesaj vereceğini söyledi.

    Erdoğan, bu eylemde Alevi kurumlarının, federasyonların ve konfederasyonların ortak bir basın metniyle mevcut iktidarlara duyuru yaparak ülke ve dünya kamuoyuna mesaj vereceğini aynı zamanda Suriye’deki Alevi canlara bir ses, bir nefes olacağını ifade etti.

    Suriye’de bir yılı geride bırakan Alevi soykırımına dikkat çekmek amacıyla miting düzenleyeceklerini belirten Erdoğan, “Suriye’de insanların huzur içerisinde yaşaması için 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da Maçka Demokrasi Parkı’nda bir eylem gerçekleştirilecek” dedi.

    “SURİYE’DE İNSANLARIN ÖZGÜR VE KARDEŞÇE BİR ARADA YAŞAMALARINI İSTİYORUZ”

    Suriye’de insanların özgür ve kardeşçe bir arada yaşamalarını arzuladıklarını vurgulayan Erdoğan, yapılacak ortak açıklamanın ardından Suriye Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakılacağını belirtti.

    Erdoğan, “Yapılacak eylem ve çelenk bırakma ile Suriye yönetimine mesaj verilecek. Eğer bundan bir sonuç çıkarırlarsa ne ala, çıkarmazlarsa eylemlilik süreci devam edecektir. Suriye’de Alevilere yapılanların arkasını kesinlikle bırakmayacağız” diye konuştu.

    “TÜM TOPLUMSAL KESİMLER SURİYE’DEKİ KATLİAMA DUR DEMELİ”

    Samandağ’da yapılacak mitingin yalnızca Alevileri değil, Suriye’de katliama uğrayan tüm kesimleri kapsadığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Toplumların inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde ‘Bu insanlık katliamına dur’ demesi gerekiyor. Aydın, demokrat ve özgür yaşamı kendine bir felsefe olarak gören tüm toplum kesimlerinden beklentimiz budur. Biz herkesi eşit gördüğümüz için herkes de bize eşit şekilde bakmalı ve oradaki canların sesi olmalıdır. Buradan tüm halklara çağrımızdır: 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katkı sunulsun. O bölgede yaşayan canlarımızın da eyleme daha güçlü katılım göstermelerini bekliyoruz.”

    DOĞRU ORGANİZASYONLARLA KATILIMI GÜÇLÜ KILMALIYIZ”

    Hatay Samandağ’da yapılacak mitingin güçlü geçmesi için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan da geniş katılım çağrısı yaptı.

    Uçarcan, “Örgütlü olduğumuz ve ilişkide bulunduğumuz tüm kesimlere doğru çağrılar yaparak, doğru organizasyonlarla çok daha geniş bir katılım sağlamak gerekiyor” dedi.

    Suriye’de yaşananların yalnızca Alevilere yönelik saldırılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Bizim açımızdan görülen Alevi katliamı olsa da Suriye’de diğer halkların da mağdur olduğu, onların da uğradığı zulümleri kınamak, bunu bilince çıkarmak ve toplumsal birlikteliği doğru temelde örgütlemek daha doğru olacaktır” diye konuştu.

    “SAMANDAĞ’DA TÜM HALKLARA YÖNELİK KATLİAMLARI KINAMALIYIZ”

    Samandağ’da yapılacak mitingin sadece Alevilere yönelik katliamı değil, diğer halklara yönelik saldırıları da gündeme taşıması gerektiğini belirten Uçarcan, Samandağ’a gidemeyenler için de farklı kentlerde programlar yapılabileceğini söyledi.

    Uçarcan, “Bulunduğumuz yerlerde de bu tür organizasyonlar yapmak ve bu meseleyi toplumsal bilince çıkarmak en doğru olandır. Bununla ilgili Antalya’dan da otobüsler kaldırılacak. Biz de buna yönelik çalışmalar yapacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kazım Uçarcan: Cemevlerini ‘Kültürel Tesis’ sayan düzenlemeyi meşru görmüyoruz!-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Cemevlerini ‘Kültürel Tesis’ sayan düzenlemeyi meşru görmüyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasını eleştirdi. Uçarcan, yıllardır Alevilerin taleplerinin hükümet tarafından görmezden gelindiğini belirterek, “Torba yasa altında yapılan çalışmaların bizim açımızdan hiçbir hükmü ve meşruluğu yoktur. Bu tür uygulamalara karşı meşru zeminde tüm toplumsal kesimlerle ortaklaştırarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Bakanlığın 22 Ocak’ta yayımladığı ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ndeki değişiklikle birlikte cemevleri imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” olarak tanımlandı. Düzenlemeye Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, yönetmeliğe ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    “AKP İKTİDARI YÖNETME KABİLİYETİNİ YİTİRMİŞTİR”

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin her alanda yönetme kabiliyetini yitirdiğini savunan Uçarcan, “Torba yasa altında her şeyi birbirine karıştırarak esasta bir iki göz boyamayla, gece yarıları toplanarak tepki almamak için gündemlerine alıp torba yasayla TBMM’den geçirerek yasallaştırıyorlar” dedi.

    Yapılan çalışmaların kendileri açısından herhangi bir hükmü ve meşruluğu olmadığını belirten Uçarcan, “Biz bu çalışmaları kabul etmeyiz, meşru görmeyiz. Açıkçası hükümetten Alevilere dönük olumlu bir yasa çıkarmasını bekleme gibi bir tutum içinde de olmadık, olmuyoruz” ifadelerini kullandı.

    İKTİDAR HER ŞEYİ TERSİNDEN HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Uçarcan, hükümetin her şeyi tersinden hayata geçirmeye çalıştığını belirterek, “Yaşama katkı sunmak için örgütlenen bu camiayı görmezden gelip onlara alternatif bir örgüt yaratma girişiminde olan bir hükümetten bahsediyoruz. Sürekli yozlaştırmaya ve asimilasyona yönelik bir yaklaşım var. Bunu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir kurumla zaten somutlaştırdılar” dedi.

    İktidardan bir beklentilerinin olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Buradan bir şey beklemek yerine meşru haklarımız doğrultusunda mücadele edip, kazanımlarımızı bu yolla elde etmek daha anlamlıdır. Bizim her alanda verdiğimiz bir mücadele var ve bunun farkındayız” diye konuştu.

    Yıllardır Alevilerin taleplerinin hükümet tarafından görmezden gelindiğini ifade eden Kazım Uçarcan, “Sürekli taleplerimizi görmezden gelip arkadan dolanarak nasıl boşa çıkartırızın derdindeler. Biz de meşru zeminde haklı taleplerimizi dile getirmeye ve gerek kendi kitlelerimizle gerekse diğer toplumsal kesimlerle ortaklaştırarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Kazım Uçarcan: Sadece iç kamuoyuna seslenerek bu iş çözülmez-VİDEO

    Kazım Uçarcan: Sadece iç kamuoyuna seslenerek bu iş çözülmez-VİDEO

    PİRHA – Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamların bir insanlık sorunu olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Alevi örgütlerinin bu konuda daha kapsayıcı, daha geniş çevrelere ulaşan çalışmalar yürütmesi gerektiğini söyledi. Uçarcan, “Alevi örgütlerinin bu konularda bütün topluma esas olarak da kamuoyunu küresel anlamda bilgilendirmeye dönük çalışmalar yapılması gerekiyor” dedi.

    Suriye’de Alevilere dönük yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuşan Uçarcan, yaşananlara karşı Alevi kurumlarının sadece kendi iç kamuoyuna hitap eden açıklamalarla yetinemeyeceğini vurguladı.

    “ALEVİ KURUM TEMSİLCİLERİ İLİŞKİLENEREK MUTLAKA SURİYE’YE GİTMELİ”

    Alevi kurumlarının toplumsal kesimlerle güçlü ilişki kurması gerektiğini belirten Uçarcan, “Özellikle tüm kurumlarla ilişkilenerek bir yol bulunup mutlaka Suriye’ye gidilmeli” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı’nın saldırılarla ilgili açıklamalarını eleştiren Uçarcan, “Dışişleri orada yaşananları bir provokasyon olarak niteliyor ve yine sorumlu olarak Alevileri göstermeye çalışan bir tutum içerisinde” diyerek tepki gösterdi.

    Bu yaklaşımın deşifre edilmesi gerektiğini söyleyen Uçarcan, “Alevi kurumlarının bu konuda haksızlık yapmak istemem ama bu noktalarda biraz edilgen durumda kalıyoruz” dedi.

    “ANİ REFLEKS GELİŞTİRMELİYİZ”

    Alevi kurumlarının yaşanan olumsuzluklara karşı hızlı tepki veremediğini belirten Uçarcan, “Biz Alevi Kültür Dernekleri olarak henüz olaylar yaşandığında hızla bir araya gelip değerlendirme yapan, ardından hemen sokağa çıkıp basın açıklaması örgütleyebilen bir noktaya gelemedik” dedi.

    Alevilerin hâlâ “işin ritüel boyutunda” kaldığını vurgulayan Uçarcan, aktif ve geniş kesimleri kapsayan bir çalışmanın gerekli olduğunun altını çizdi.

    Rojava’da Selefi grupların saldırılarına dair geçmişi hatırlatan Uçarcan, Abdullah Öcalan’ın yıllar önce yaptığı çağrıyı anımsatarak, “Hızla İslam konferansları örgütleyin. İslam diniyle Selefi çetelerin yaptığının birbirine denk düşmediğini teşhire dönük çalışmalar yapın babında bir duyurusu olmuştu” dedi.

    ALEVİ KURUMLARI TOPLUMSAL KESİMLERİ BİLGİLENDİRMELİ”

    Alevi örgütlerinin katliam gerçeğini sadece kendi tabanında değil, daha geniş kesimlerde görünür kılması gerektiğini vurgulayan Uçarcan şöyle devam etti:

    “Elbette Alevilerin kendi mevcutlarıyla yaptığı açıklamalar kıymetli ama bunu çok geniş kesimlere yaymamız gerekiyor. Cami cemaatiyle de ilişki kurup onlardan da destek almamız ve bu konuda olumlu ya da olumsuz tepkilerini görmek gerekir.”

    Yaşananların insanlık meselesi olduğunu söyleyen Uçarcan, “Tarihinin hiçbir döneminde şiddetten yana olmayan bu anlayış şu saatten sonra da şiddetten yana olamaz. Orada şiddet yanlısı olmak da çözüm getirmiyor” dedi.

    “ALEVİLER HİÇBİR ZAMAN İMTİYAZLI OLMADI”

    “Esad varken Alevilerin hiçbir imtiyaza sahip olmadıklarını” belirten Uçarcan, Alevilerin diğer insanlar gibi yaşadığını vurguladı: “Sanki Esat varken Aleviler ayrıcalıklıymış, Esat gittiği için istemiyorlarmış, onun davasına sahip çıkıyorlarmış gibi bir ima yaratılıyor.”

    Bunun gerçeklikle ilgisi olmadığını söyleyen Uçarcan, Alevilere dönük kıyımın fetvalarla meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirtti: “Orada yaşanılan şey tam olarak şu anda istismara açık; dinin temsilcileri tarafından fetvalarla katledilmeleri vacip olduğu kabul edildiği için Alevilerin katledilmesine bir yol açılmıştır. Tabii bunun emperyal arka planını doğru okumak gerekiyor.”

    Alevi örgütlerinin küresel kamuoyunu bilgilendiren çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Uçarcan, mevcut örgütlenmenin çeşitli kesimlerle yeterince ortaklaşamadığını ifade etti. “Alevi kurumları bu noktada Türkiye’de diğer toplumsal kesimlerle ortaklaşmış değil” diyen Uçarcan, mütedeyyin kesimlerle bağ kurulmasının da önemine işaret etti.

    “SEKÜLER DEĞİL KAPSAYICI BİR YAKLAŞIM GEREKLİ”

    Uçarcan konuşmasının sonunda geniş bir birlikteliğin altını çizerek şunları söyledi:

    “Bu meselelerde çok seküler bakıp inanan kesimi komple dinci gibi lanse edip orayı dışarda bırakmamız bizim açımızdan kayıp olur. Bunu ikiye ayırarak dinciler ve dindarları farklı değerlendirmemiz gerekiyor. Biz dindarlarla emek mücadelesi de verebiliriz. Ama dincilerden uzak durur, onları teşhir ederiz. Tabii içimizdeki Alevi yobazları da ayrı tutmamız gerekiyor. Mevcut demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarla, siyasi partilerle hâlâ özne olma noktasında doğru dürüst bağ kuramıyoruz. Bu konuda Alevi örgütlerinin payı olduğu gibi öteki kurumların da bundan sorumlu olduğunu düşünüyorum.”

    Cebrail ASRSLAN/ANTALYA

     

  • Uçarcan: Dersim’i Alevi inancının merkezi olarak gördükleri için cami yapmak istiyorlar!-VİDEO

    Uçarcan: Dersim’i Alevi inancının merkezi olarak gördükleri için cami yapmak istiyorlar!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Dersim özgünlüğünde çok denenmiş çok sınanmış ve karşılık bulmamış bir şeyi tekrar tekrar gündeme getirmeleri ancak çaresizlikle açıklanabilecek bir yaklaşımdır” diye belirtti.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, iktidarın tamamen zorlamalarla bu işleri yapmalarının kabul edilebilir bir yanı olmadığını belirtti.

    “DERSİM’İ ALEVİ İNANCININ MERKEZİ OLARAK GÖRDÜKLERİ İÇİN CAMİ YAPMAK İSTİYORLAR”

    Dersim’i Alevi inancının merkezi gördükleri için cami yapmayı hedeflerine koyduklarını belirten Kazım Uçarcan, “Bunun geçmişte de yaşanmış örnekleri var. 80’li yıllarda bizim köylerimize camiler yaptırdılar. Sonra dışarıdan imamlar getirdiler ama camilere kimse gitmedi” dedi.

    Bilerek veya bilmeyerek camilerin ruhunu da incittiklerini ifade eden Uçarcan, “Çünkü oralara yapılan camiler daha sonra işlevsiz ve boş kaldı. Hem gereksiz hem de her anlamda gereksiz kaldı. Başarılı olunmamasına rağmen tekrar tekrar denemelerindeki bu mantığı açıkçası çok anlamlandıramıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYÜNE CAMİ YAPMAK ACİZLİKTİR”

    Bu tür girişimlerin acizliğe düşmenin bir ifadesi olduğunu belirten Uçarcan, “Dersim özgünlüğünde çok denenmiş ve karşılık bulmamış bir şeyi tekrar tekrar gündeme getirmeleri biraz çaresizlikle açıklanabilecek bir yaklaşım. Bu dergâhlara gidip dergâhlarda oranın ruhuna aykırı ritüeller gerçekleştirmelerinden çok bağımsız bir yaklaşım değil. Biz nasıl ki kendi cenahımızdan, kendi cephemizden sesimizi yükseltmeye alanımızı genişletmeye çalışıyoruz onlar da kendilerince misyonlarına denk düşecek çalışmaları uygulamaya sokmak istiyorlar” dedi.

    “OSMANLI’DA OYUN BİTMEZ”

    ‘Osmanlı’da oyun bitmez’ sözünü hatırlatan Uçarcan, bu tür yaklaşımların ibadete katkı niteliği taşıyan yaklaşımlar olmadığının vurguladı.

    Hakis’te yapılmak isteneni “dayatma, yok sayma” olarak tanımlayan Kazım Uçarcan, “Tamamen Sünni, tamamen zorlamalarla bir inancın yüceliğini nasıl köreltebiliriz, nasıl yozlaştırabiliriz, nasıl asimile edebiliriz politikasıyla hareket ediyorlar. O da tutmayacak. Bizim yolumuz sırları olan, çok kıymetli öğretileri olan, o öğretileri kavrayabilen her insan insani kâmil aşamasına doğru giden bir Yol. Bizim öyle ibadetle ilgili inançla ilgili çok fazla bir şey kaygımız yok” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİ TUTMAYACAK”

    Bu Alevi köylerine cami yapma girişimlerine karşı mücadele yürüteceklerini belirten Uçarcan, “Bunu teşhir etmek için, deşifre etmek için mücadele edeceğiz. Bu saatten sonra geniş kesimlerle toplumsal muhalefeti örgütleyip işin esasına odaklamamız gerekiyor. Gerçekten dünya halklarının onurlu, haysiyetli, çağdaş bir yaşam sürebilmesi için ne yapmamız gerekiyor noktasında konuşmalıyız” dedi.

    Alevi örgütlerinin artık mücadele açısından yeni bir aşamaya ihtiyaçları olduğunun altını çizen AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Biraz meseleyi ritüel boyutundan çıkarıp bu noktaya evirmemiz gerekiyor. Bunu yapabilirsek kutuplaşmayı da ortadan kaldırmış oluruz. Belki Sünni inancına sahip bir canımız da çıkar, ‘Bizim yerimize niye bir Alevi köyüne cami kurma ihtiyacı duyuyorsunuz? sorusunu sorar. Bunu yaptığımız oranda başarılı oluruz.

    Evrendeki bütün canlıların haklarını bilince çıkarıp ona göre örgütlenmek, temel düsturumuz olan 72 milletle bir araya gelebildiğimiz, onların haklarını savunabildiğimiz oranda dünyadaki yaşamı daha yaşanılır hale getirmiş olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    Öztürk: Türkiye’de dine dayalı ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütülüyor! -VİDEO

    PİRHA- Eğitimin demokratik, laik bilimsel kamusal ve ana dilinde olması gerektiğini vurgulayan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Tek din tek mezhep üzerinden ırkçı ve gerici bir eğitim politikası yürütüldüğünü “ belirtti.

    Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Eğitim alanında yaşanan sorunlar ve  müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    2025-2026 yeni eğitim öğretim yılına girdiklerini yeni dönemin diğer dönemlerden farklı olmadığını belirten Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Daha çok derslerin dinselleştirilmiş bir müfredatın dinselleştirilmiş bir gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

    “2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM DÖNEMİ DİĞER DÖNEMLERDEN FARKLI OLMAYACAK”

    Geçen eğitim öğretim döneminde olduğu gibi bu dönemde de iktidar tarafından dinsel eğitimin sürdürüleceğini aktaran Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı sadece tek din, tek mezhep üzerinden bir politika sürdürmeye çalışıyor”dedi.

    Antalya’da 3 milyona yakın insanın yaşadığını hatırlatan Öztürk, “Türkiye kozmopolittik bir ülkedir.Her ülkeden, her ırktan insan var. Rus’undan tutun Alman’ına, Alman’ından tutun İngiliz’ine, Kürt’üne hepsi burada Antalya’da yaşıyor. Kendi dinleri, kendi anadilleri üzerinden eğitim yapılması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı objektif yaklaşması gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK DİN TEK İNANÇ TEK MEZHEP ÜZERİNDEN DİNE DAYALI EĞİTİM YAPILYOR”

    Eğitimin tek din, tek mezhep üzerinden yapıldığını dile getiren Öztürk, şunları ifade etti:

    “Ülkemizde de 20 milyonun üzerinde bir Alevi kesimi var ve Alevilerin inancına göre birtakım talepleri var. Bunları hayata geçirmemek için elinden geleni yapıyor. Görmezden geliyor ve hiçbir adım atmış da değil. Ne ana dilinde eğitime dair adım atıyor ne de inanç üzerinden.

    Türkiye’yi demokratik bir yapıya dönüşmesi gerekirken tam tersinin yaşanıyor. Millî Eğitim Bakanlığı ne sendikaların ne de velinin görüşünü alıyor.. Sadece görüşünü aldıkları kim? Tarikatlar, cemaatler ve kendine yandaş olan sendikaların görüşünü alarak bir eğitim sistemi oluşturmaya çalışıyor.”

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT VE OBJEKTİF YAKLAŞMALIDIR”

    Eğitimde zorunlu din derslerinin yanı sıra bir sürü seçmeli dini derslerin olduğunu vurgulayan Öztürk, “Hepsi Müslümanlıkla, İslamlıkla ilgili. Yani başka hiçbir şey ele alınmıyor. Yani ülkede sadece tek din, tek mezhep varmış gibi hareket ediyorlar” diye belirtti.

    Milli Eğitim Bakanlığının tarafsız ve objektif olmak zorunda olduğunu hatırlatan Öztürk, “Her dine, her inanca eşit yaklaşmalı. Her dinin her inancını görüşünü derslere objektif yansıtmalı ama böyle bir şey yok maalesef. Bunun da en büyük suçlusu bugün hem hükümet hem de Millî Eğitim Bakanlığı’nın kendisidir” dedi.

    “EĞİTİM POLİTİKALARININ KÖKLÜ OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”

    Eğitim politikalarının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Eğitim politikasına baktığımızda dini bir eğitim politikası ve sınava endeksli bir eğitim politikası sürdürülüyor. Çocuklarımız yarış atı gibi koşturuluyor. Üniversite sınavları açıklanıyor. 4 milyon öğrenci açıkta kalıyor. Bunun sebebi nedir? Hükümetin uyguladığı eğitim politikalarıdır. Eğitimin demokratik, bilimsel, laik kamusal, ana dilinde olması gerekiyor” dedi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI LÜKS İÇİNDE YAŞARKEN ÇOCUKLAR OKULA HER GÜN AÇ GİDİYOR”

    Diyanet İşleri Başkanının lüks içinde yaşarken birçok öğrencinin çantasını dolduramadığına dikkat çeken Kadir Öztürk, şunları söyledi:

    “Bu yetmezmiş gibi birde bize ahlak dersi verilmeye çalışılıyor. İlk önce kendisi bu konuda daha mütevazi davransa. O kadar lüksün içinde yaşamasa ve diyanetin bütçesine aktarılan parayı bize vermeyin bu bütçeyi eğitime aktarın dese. Hiç olmazsa okula aç giden çocuklar aç gitmeyecekler.

    Kahvaltı yapamadan okula giden binlerce çocuk var. Onlara destek çıkalım diyeceklerine bize ahlaktan bahsediliyor. Bu toplum kendi ahlakını, etik kurallarını ve nasıl yaşayacağını bilir. Böyle hani yukarıdan üst perdeden konuşarak bu işler çözülmez. Oraya ayrılan bütçeyi, fakire, garibana neden aktarılmıyor?

    Yasalarsa ülkenin sosyal devlet olduğundan bahsediliyor olmasına rağmen sosyal devlet değil. Sosyal devlet dediğin öğrencinin bütün masraflarını karşılamalı. Okula aç gitmemeli. Okulda bir öğün ücretsiz, temiz bir yemek çıkmalı ve temiz bir suya erişim sağlanmalı. Ama baktığınızda hiçbir okulda ne bir öğün yemek veriliyor ne de temiz su var. Veliler okullar açılırken bir sürü masraf ediyor. Bu ülke sosyal devlet olsa aile bu kadar masrafa girmez. Yok kıyafetiydi, kitabıydı, defteriydi birçok ihtiyaç.”

    “ANTALYADA ŞİMDİYE KADAR MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜĞÜ BİR TANE OKUL YAPMIŞ DEĞİL”

    Antalya İl Milli Eğitim Müdürü’ne çağrıda bulunan Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Sormak istiyorum kendi paramızla yani Milli Eğitim’in bütçesiyle kaç tane Antalya’da okul yapılmıştır? Kaç yılından beri okul yapılmıyor. Yapılan okullar da hayırseverler vatandaşlar tarafından yaptırılıyor. Bu ne demektir? Bütçeyi başka yere aktarıyorsun. Nereye aktarıyorsun? Tarikatlara, cemaatlere yandaşlarına aktarıyorsun. Bunu öğrencilere aktarsan, öğrenciler üzerinden kullansan bambaşka bir şey olur. Hem eğitim gelişir hem bilimsel bir eğitim yapılır hem de çocuklar okula sağlıklı bir şekilde gider. Ama bunu yapmak gibi bir dert yok ki. Sadece biat eden ve cemaatçi bir kesim yaratılmak isteniyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Uçarcan: Alevi kurumları ‘Barış Çalıştayı’ yapmalı-VİDEO  

    Uçarcan: Alevi kurumları ‘Barış Çalıştayı’ yapmalı-VİDEO  

    PİRHA- Müzakere sürecine dair değerlendirmede bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı, Kazım Uçarcan, Aleviler olarak barış girişimlerini çok olumlu ve aynı zamanda hayati bulduklarını belirterek, Alevi kurumlarına ‘Barış Çalıştayı’ yapmaları çağrısında bulundu.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Aleviler olarak her zaman savaşa karşı olduklarını belirten Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Tarih boyunca Alevi kurumları olarak savaşlardan yana olmamışızdır. Bizim bir düsturumuz var; bin kez mazlum olsan da bir kez zalim olma. Bizim açımızdan savaşların zorbalığın ve yıkıcılığın ne kadar kötü olduğunu anlatan evrensel bir anlayıştır “dedi.

    “BARIŞ SÜRECİNDE HUKUKSUZLIKLAR HALA DEVAM EDİYOR”

    Hangi coğrafyada olursa olsun her zaman savaşa karşı barıştan yana tavır geliştirdiklerinin altını çizen Uçarcan, “Çünkü bir taraftan böyle bir süreç geliştirirken öte taraftan her türlü hukuksuzluk sürüyor. Seçimle gelen belediye başkanlarının görevden alınıp tutuklanması, hasta mahpus ve siyasi tutukluların durumu, çevre katliamlarının olması açıkçası bizi düşündürüyor. Yani biz bu noktalarda siyasal iktidarı çok samimi bulmuyoruz” diye konuştu.

    Barışa hem küresel anlamda hem de ülkesel anlamda büyük ihtiyaç olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Bu toprakların gerçekten barışa ihtiyacı var ve bunu fiili olarak görmemiz gerekiyor” diye belirtti.

    Hükümetin hiçbir kademesinde liyakat kalmadığını belirten Uçarcan,” Bizim açımızdan barış çok elzem. Gerçek anlamda bir barış ortam yakalanmışsa liyakat meselesi de gündeme gelir. Gerçekten bundan sonraki süreci götürmede kendi alanlarında uzmanlaşmış liyakatli insanlar eliyle yürütülürse bunun üzerinden sonuç alınır” şeklinde ifade etti.

    “BARIŞ SÜRECİ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMELİ”

    Barış girişimlerini olumlu baktıklarını ve hayati bulduklarını belirten Uçarcan, “Sadece kaygılarımız şeffaf yürümemesinden kaynaklı. Onun dışında Aleviler olarak biz barış sürecini olumlu karşılıyoruz” dedi.

    Barış görüşmeleri sonucunda Kürt sorununun çözülmesi Alevi sorunu üzerinde çok önemli yansımaları olacağının altını çizen Uçarcan, “Aleviler Cumhuriyetin kurucu unsuru. Barış süreci de Cumhuriyeti ilgilendirdiği için Alevilerin burada aktif rol alması gerekiyor ancak muhatap alınmıyorlar. Muhatap alınmaları gerekiyor” diye ifade etti.

    “MECLİS KOMİSYONUNDA ZORUNLU DİN DERSLERİ VE CEMEVLERİNİN DURUMU KONUŞULMALI”

    Hala zorunlu din derslerinin kaldırılmadığı, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmadığını belirten Uçarcan, “Yani bu barış sürecinde aslında tarafların bunları da konuşması gerekiyor. Eğer bir barış olacaksa sağlıklı bir yapının hedeflenmesi gerekiyor. Bu ülkedeki ışığı açığa çıkaran, bu ülkedeki sanatı, edebiyatı bir biçimde yaşamı tahkim eden alan Alevilere ait. Ama şimdi Aleviler burada barış sürecinin dışında tutuluyor. Muamma olan tarafta burasıdır” dedi.

    ”ALEVİ KURUMLARI BARIŞA İLİŞKİN ÇALIŞTAY GERÇEKLEŞTİRMELİDİR”

    Alevilerin barış sürecine ilişkin çalıştay yapması çağrısında bulunan Uçarcan, “Misyonumuzu doğru oynayabilmemiz için Alevi örgütlerinin bir barış programı yaparak ‘barıştan ne anlamalıyız, barış nasıl olmalı?’ çalışması bizim misyonumuza denk düşecek bir çalışmadır. Bunu eksik bıraktığımız taraf olarak algılıyorum” dedi.

    “ALEVİ KURUMLAR BARIŞ SÜRECİNDE ROLLERİNİ OYNAMALI”

    Barış sürecinde Alevilerin rolünü oynayamadıklarını vurgulayan Uçarcan, şunları söyledi:

    “Mesela Aleviler bir inisiyatif kullanma noktasında irade, güç olma noktasında sanki biraz eksik kaldılar.

    TBMM ‘deki komisyonda Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, Cem Vakfının temsilcilerinin muhatap alınmasının  doğru bir yaklaşım. Yapılan görüşmelerde velev ki bizim savunduğumuz politikalara denk gelmeyen yaklaşımlar da olabilir. Ben karşıt görüşlerinde dinlenmesinin de faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü sonuç olarak bu yapılan görüşmelerin tümünün sentezinin ortaya çıkaracağı sonuç açısından karşıt görüşlerin oralarda dinlenmesinden de yanayım. Bu tür görüşmelerin daha olumlu sonuca götürebileceğine inanıyorum.

    Barışı girişimini organize eden ya da o sürecin öznesi olan taraflardan Alevilere bir önerinin gelmesi gerekir. Alevi örgütlerinin gerçekten tarihin hiçbir döneminde Aleviler savaştan yana olmamıştır.

    Çünkü savaşın doğa için, insanlık için, bütün canlılar için bir yıkım olduğunu, özellikle kadınlar ve çocuklar için bir yıkım olduğunu öteden beri bilince çıkarmış bir topluluktur Aleviler. Bu boyutuyla eksik kaldığımızı düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Uçarcan: Alevi kurumları olarak eğitim alanında yeterli itirazı geliştiremiyoruz!-VİDEO

    Uçarcan: Alevi kurumları olarak eğitim alanında yeterli itirazı geliştiremiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- İktidarın dini esaslara dayalı bir eğitim modeli geliştirilmek istendiğini vurgulayan Alevi Kültür Dernekleri Antalya Zeytinköy Cemevi Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Alevi kurumlarının bu konuda yeterli çabayı ortaya koymadığı eleştirisinde bulundu. Uçarcan, yapılması gerekenin sorunun muhataplarıyla ortak mücadeleyi geliştirmek olduğunu da sözlerine ekledi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

    Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemlerine ilişkin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Zeytinköy Cemevi Şube Başkanı Kazım Uçarcan, PİRHA ’ya değerlendirmede bulundu.

    “SİYASAL İKTİDAR DİNİ ESASLARA DAİR EĞİTİMİ İNŞA ETMEK İSYİYOR”

    Kazım Uçarcan, iktidarın dini esaslara dayalı bir eğitim modeli geliştirilmek istendiğini vurgulayarak, “Zaten Milli Eğitim Bakanlığı’nın dini eğitim modelinde çok fazla bir rolü olmayacak. O formaliteden ibaret olacak. Bu iş Hutbelerle götürülecek. Bu iş için de uygun bir figür doğal olarak da diyanet işlerinin başındaki insan olacak” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI İKTİDAR KARŞISINDA EDİLGEN BİR POZİSYON KONUMUNDA”

    Alevi kurumlarının bu konularda edilgen durumda olduğuna dikkat çeken Uçarcan, “Sanki kurumlarımızda böyle biraz bürokratik bir yapı oluştu. Meseleyi iradi anlamda muhataplarla tartışmadan, üyelere doğru yansıtmadan oradan doğru tepki almadan bir şekilde genel kurullarda seçilmiş benim gibi başkanların, federasyon başkanlarının kendi inisiyatifleri doğrultusunda beyanları oluyor bu doğru değil” diye belirtti.

    “MUHATAPLARLA ALANA DÖNÜK YÜRÜTÜLEN MÜCADELEDE ORTAKLAŞMADAKİ SIKINTILAR BİR AN ÖNCE AŞILMALIDIR”

    Bunun önüne geçmenin yolunun muhataplarıyla tartışmak ve ortaklaşmaktan geçtiğini belirten Uçarcan, Muhataplarıyla tartıştırıp alanlarda çok sıkı karşı koyuşlar örgütlememiz gerekiyor. Yani rahatsız etmemiz gerekiyor. Başka türlü bu işin önüne geçilmez” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK ALANA DÖNÜK MÜCADELEYİ TEMEL ALMALIYIZ

    Örgütsel olarak en büyük handikaplarının gündemi bir türlü kendilerinin belirleyememeleri olduğu tespitinde bulunan Uçarcan, şunları dile getirdi:

    “Biz kendimiz gündem yaratmak yerine gündemi daha çok karşı taraf yaratıyor. Biz onların yarattığı gündemle enerjimizi belli alanlara odaklıyoruz sonuçta oda bizim önümüzü tıkıyor. Örneğin Hacıbektaş’ta alternatif anma yapıyor. Biz bütün gücümüzle buraya yükleniyoruz ama maalesef çok kitlesel, çok örgütlü hareket edemiyoruz”diye ifade etti.

    Eğitim yılının açılışında ben kimlerle basın açıklaması yapmak isterim? Velilerle, ebeveynlerle hatta ve hatta çocuklar olsun isterim. Ama biz Emek Demokrasi Güçleri asıl işin öznelerini değil birer temsilci gönderiyor. Eski sol hastalıklarımız maalesef hala devam ediyor. Pankart pazarlığı yapılıyor. Herkes iki pankartla gelsin. Hala flama pankart yarışındayız. Buraları çoktan aşmış olmamız gerekiyor. Oraya 100 pankartla da gelse, 50 flama ile de gelse, kim getirirse getirsin, oradan devrim çıkaramayacak. Asıl mesele esas olarak oraya gerçek anlamda muhataplarını getirebilmekte. Meselenin odağında asıl güç asıl özne kimse onun üzerinden örgütlenmek gerekiyor. Bulunduğumuz alana itiraz noktasında geniş kesimleri yığabilirsek başarılı olabiliriz.”

    “KENDİ VAR OLAN SORUNLARIMIZ ÜZERİNE ODAKLANMALIYIZ

    İçeresinde bulunduğumuz coğrafyada daha önemli konuların konuşulup bilince çıkartılması gerektiğini belirten Uçarcan, “Gerçekten insani bilimsel değerleri yükseltebilecek, çevre duyarlılığını arttırabilecek, eğitim sistemini yeniden nasıl inşa edebilirizi konuşmak yerine başka, başka şeyleri tartışıyoruz. Ciddi bir daralma görüyorum” ifadelerine yer verdi.

    “YAŞAMI SONUNA KADAR SAVUNMALIYIZ”

    Nazım Hikmet’in ‘Safları Sıklaştırın Çocuklar ‘şirini hatırlatan Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Zeytinköy Cemevi Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Bizim için elzem olan bu. Gün safların gerçekten sıklaştırılması, bayrakların gerçekten derlenip dürülmesi ve herkesin her kurumun bu meseleyi bilince çıkarmış her birinin kendi cephesinden özne olup kendisini hayata dayatması gerekiyor. Bu bizim açımızdan her yönüyle yaşamın savunulması anlamına geliyor.

    Hep birlikte ve her alanda yaşanacak ortak kararlaşmaların ve iradi güç olarak  dirayeti arttırabilir ve bu anlayışla öteki demokratik kitle örgütleriyle doğru çalışma ortamı yakalayabilirsek o zaman bu saldırıyı püskürtebileceğimize inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Uçarcan: İktidarın amacı korkuyu tüm topluma yaymak-VİDEO

    Uçarcan: İktidarın amacı korkuyu tüm topluma yaymak-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, iktidarın her geçen gün güç kaybettiğini belirtti. Uçarcan, “Bir taşla iki kuş vurmak adına ‘kent uzlaşısının da hesabını sorarım’ mantığı ile İmamoğlu’nu önce gözaltına aldı ardından da tutukladı” dedi.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım uçarcan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KENT UZLAŞISI ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP”

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Ekrem İmamoğlu’nun, tek adam rejimine karşı tek rakip olduğunu belirterek “Oradan yüklenmeye çalışıyor ama sonuçta bu CHP’li belediyelere başarıyı getiren ‘Kent Uzlaşısı’ çok önemli bir yere sahip” dedi.

    Kazım Uçarcan, siyasal iktidarın, “bir taşla iki kuş vurmak adına” kent uzlaşısının da hesabını sorma mantığı yürüttüğünü belirtti. İmamoğlu’na yönelik gözaltının arka planını değerlendiren Uçarcan, “Burada bizim açımızdan değerlendirilmesi gereken Kent Uzlaşısının özellikle Tayip Erdoğan nezdinde kutuplaşmayı nasıl kırdığını, toplumları nasıl bir araya getirdiğini ve onun sonuçlarının sandığa CHP’nin belediyeleri kazanmasına tezahür etmesini sindiremiyorlar” diye belirtti.

    “İKTİDARIN AMACI KORKUYU TÜM TOPLUMA YAYMAK”

    Her gecen gün siyasal iktidarın güç kaybettiğini belirten Uçarcan, konuşmasını devamında şunları belirtti.

    “Bunun verdiği rahatsızlıkla da daha fazla saldırganlaşma, daha fazla korkuyu yayma ve tehdit girişimleri söz konusu. İmamoğlu özeline indirgendiğinde aslında tek adam rejimi, cumhuriyetin değerlerine saldırıyor diye algılanıyor. Hem Ekrem İmamoğlu’nun uğradığı haksızlık hem de cumhuriyet ve kurumlarına yönelik bir tehdit olarak görüldüğü açık. Sonuna kadar bununla mücadele içerisinde olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA