Etiket: arap alevi

  • Ğadir Hum Bayramı hazırlıkları başladı: Bu kutsal gün barışı, kardeşliği büyütsün!

    Ğadir Hum Bayramı hazırlıkları başladı: Bu kutsal gün barışı, kardeşliği büyütsün!

    PİRHA- Arap Alevilerin Ğadir Hum Bayramı hazırlıkları başladı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, Ğadir-Hum Bayramına dair kutlama mesajı yayınlayarak, “Hakkın, hakikatin ve adaletin ışığı bütün insanlığı aydınlatsın; bu kutsal gün barışı, kardeşliği ve ortak yaşam umudunu büyütsün” dedi.

    Ortadoğu’da devam eden savaşlar ve Suriye’de Alevilere dönük soykırımın gölgesinde kutlanan bayram, geceden hazırlanan bolluk ve bereketin yanı sıra dik duruşun da sembolü olarak görülen “Hirisi” lokmasıyla başlıyor.

    Mersin, Adana, Hatay başta olmak üzere bir çok kentten yurttaşlar, imece usulü Hırisi kazanlarını kurarak, lokmalarını pişiriyorlar.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ğadir-Hum Bayramına dair kutlama mesajı yayınladı. Tülay Hatimoğulları, mesajında şunlara yer verdi:

    “Yüzyıllardır inancını, hafızasını ve lokmasını zulme, inkâra ve ayrımcılığa rağmen yaşatan Arap Alevi halkının en kutsal bayramı olan Ğadir Hum Bayramı kutlu olsun. Hakkın, hakikatin ve adaletin ışığı bütün insanlığı aydınlatsın; bu kutsal gün barışı, kardeşliği ve ortak yaşam umudunu büyütsün. Yakılan her baxur, kaynayan her hırisi kazanı ve edilen her dua; halklarımızın eşit, özgür ve bir arada yaşayacağı aydınlık yarınlara yol olsun.”

    HABER MERKEZİ

  • ‘Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım’-VİDEO

    ‘Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım. Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” dediler.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyük bir miting yapılacak.

    Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan, DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül, Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair konuştu.

    “YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN SAMANDAĞ’DA BİR ARAYA GELELİM”

    DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş,savaşa ve katliamlara karşı tüm toplumun ses yükseltmesi gerektiğinin altını çizerken, Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan da, emperyalizme karşı duruşların dünyanınn her alanında olduğunu belirterek, yaşam hakkını savunmak için tüm toplumu soykırıma ve haksızlıklara karşı ses çıkarmaya çağırdı.

    “GELİN OMU OMUZA DURALIM”

    SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitingeAlevilerin, sosyalistlerin, demokratların çağrılar yaptığına dikkat çekererek, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım” dedi. CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül de, kadın ve çocukların katledilmemesi için herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini vurgulayarak, “Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Aleviler örgütsüz olduğu için soykırıma uğradı!’-VİDEO

    ‘Aleviler örgütsüz olduğu için soykırıma uğradı!’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan Aleviler Suriye’de süren soykırımı konuştu. Yapılan konuşmalarda Alevilerin soykırımdan kurtulması için “birlik ve mücadele” vurgusu öne çıktı.

     

    Arap Alevi Kültür Derneği, Mersin’in Kazanlı mahallesinde “Suriye’de Alevi Soykırımı ve Gelecekteki Tehlikeler” konulu panel düzenledi.

    Panelin moderatörlüğünü Sabahat Aslan yaparken, konuşmacı olarak Araştırmacı-Yazar Hamide Rencüs, Gazeteci Musa Özuğurlu ve Prof.Dr. Aytuğ Atıcı katıldı.

    Suriye’de katledilenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan panelde konuşan Araştırmacı-Yazar Hamide Rencüs, Suriye’de Aleviler büyük bir katliama uğratıldığını belirterek, “50 bin Alevi katledildi. Zeytin ağaçlarına kadar kesildi. Bu katliama katşı büyük bir sessizlik yaşandı. Ardından Dürziler, Hristiyanlar son olarakta Kürtler katliama uğradı. Selefi cihadist HTŞ, kendisi dılında bütün herşeyi yok etmek için kurulmuş bir yapı. Kadınlar tecavüze uğradı, 21. yüzyılda kadınlar köle pazarlarında satıldı. Zennubiye kadınları olarak direniş göstermek zorundayız” dedi.

    Gazeteci Musa Özuğurlu ise, Alevilerin sadece Hz. Ali’ye bağlılıklarından kaynaklı tarih boyunca olarak selefiler tarafından katledildiklerini, topraklarından sürüldüklerini söyledi.

    Alevilerde vicdan ve adalet duruşu olduğu için her zaman haksızlığa karşı çıktığını vurgulayarak, “Aleviler Suriye’de yoksuldur. Genellikle devlet kurumlarına okuyarak girmişlerdir. Bunun üzerinden Aleviler Suriye’yi yönetiyor yalanı dolaşımda. Hayır. Esad döneminde kabinede sadece iki Alevi vardı” diye konuştu.

    HTŞ’nin başındaki Colani’nin kullanışlı bir aparat olduğu için emperyalizm tarafından kullandığını ifade ederek, “Batı her zaman Sünni gruplar ve devletlerle sorunu olmamıştır. Batı Alevileri İran yanlısı olmakla suçluyorlar. Bu büyük bir yalan. Aleviler sadece haksızlığa karşıdır. Aleviler tüm bunlara karşı birlik olmak zorundadır” ifadelerine yer verdi.

    Prof.Dr. Aytuğ Atıcı, Suriye’de onbinlerce Alevinin katledildiğini vurgulayarak, “Suriye’de Alevi soykırımı yaşanıyor. Alevi oldukları için katledildiler. Soykırıma karşı birlik olmak zorundayız. Bundan başka şansımız yok. Aleviler sadece kendi toplumuyla kalmamalı, bütün insan hakları mücadelesi verenlerle yan yana durmalı” şeklinde ifade etti.

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Arap Alevi kurumları: Sessizlik suça ortaklıktır!

    Arap Alevi kurumları: Sessizlik suça ortaklıktır!

    PİRHA- Arap Alevi kurumları, Suriye’de HTŞ ve Selefi çetelerin saldırılarına tepki göstererek, “Bugün HTŞ ve benzeri cihatçı yapılara alan açanlar; Alevilere, Ezidilere, Dürzilere ve Kürt halkına yaşam hakkı tanımamaktadır. Katliamcıları aklayan ve yeniden sahaya süren bu anlayış, halkların varlığını hedef almaktadır. Uluslararası hukukun ve insan haklarının ayaklar altına alınması kabul edilemez” dedi.

    Suriye’de HTŞ ve Selefi çetelerin Alevilere, Kürtlere ve Dürzilere yönelik saldırıları sürüyor. Saldırılara dünyanın bir çok merkezinde yapılan yürüyüşlerle tepki gösterilirken, Arap Alevi kurumları da ortak bir açıklama yaptı.

    16 kurum tarafından yapılan ortak açıklamada, Suriye’de yıllardır sürdürülen savaş politikaları, bugün halklara ve inançlara karşı yürütülen planlı bir yok etme ve tasfiye sürecine dönüştüğü vurgulandı.

    “BİLİNÇLİ BİR İMHA POLİTİKASIDIR”

    Başta Aleviler olmak üzere Dürziler, Ezidiler ve Kürt halkı; sistematik katliamlar, zorla yerinden etmeler, kaçırmalar, işkence ve inanç temelli saldırılarla hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, “Yaşananlar, Suriye’nin demografik yapısını zorla değiştirmeyi amaçlayan bilinçli bir imha politikasıdır” denildi.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR”

    Emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda desteklenen; HTŞ, IŞİD, Colani ve benzeri cihatçı yapıların, halkların iradesini yok sayan, mezhepçi ve gerici bir düzeni dayattığının altı çizilerek, şunlar ifade edildi:

    “Bu yapılara açılan her alan, halklara karşı işlenen suçların doğrudan parçasıdır. Bu anlayışın egemen olduğu bir coğrafyaya barış ve huzur gelmez. Uluslararası güçlerin bilgisi ve gözü önünde Şeddat Hapishanesi’nden binlerce IŞİD militanının serbest bırakılması, yürütülen bu kirli savaşın yeni bir aşamasıdır. Bu bir ihmal değil; bilinçli ve politik bir tercihtir.

    Direnen Kürt kadınlarına yönelik saç kesme, teşhir etme ve beden üzerinden yürütülen aşağılayıcı uygulamalar; kadın kimliğini ve Kürt halkını hedef almıştır. Bu insanlık dışı eylemler; işkence, onur kırıcı muamele ve cinsel şiddet kapsamındadır ve açıkça insanlığa karşı suçtur. Bugün HTŞ ve benzeri cihatçı yapılara alan açanlar; Alevilere, Ezidilere, Dürzilere ve Kürt halkına yaşam hakkı tanımamaktadır. Katliamcıları aklayan ve yeniden sahaya süren bu anlayış, halkların varlığını hedef almaktadır. Uluslararası hukukun ve insan haklarının ayaklar altına alınması kabul edilemez.

    Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; katliamları, zorla yerinden etmeleri, demografik mühendisliği ve HTŞ dâhil cihatçı-faşist yapılara verilen tüm destekleri en güçlü biçimde kınıyoruz. Halkların iradesi dışında kurulan hiçbir yapıyı meşru görmüyoruz.

    SURİYE’DE AKAN KAN DERHAL DURDURULMALIDIR

    HTŞ, IŞİD ve benzeri yapılar dağıtılmalı, sahadan çekilmelidir. Yerinden edilen halkların, ve son süreçte Kürtlerin güvenli ve onurlu dönüşü sağlanmalıdır. İnsanlık suçları cezasız bırakılmamalıdır. Sessizlik suça ortaklıktır.”

    İMZACI KURUMLAR:

    –             AVRUPA ARAP ALEVİLERİ FEDERASYONU

    ⁃             AVRUPA ARAP ALEVİ FEDERASYONU

    ⁃             ASDA (Akdeniz Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Eğitim Ve kültür Vakfı)

    ⁃             EHDAV (Ehl- ibeyt Kültür Dayanışma Vakfı

    ⁃             AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği)

    ⁃             SAMANDAĞ ALEVİ DEĞERLERİ DERNEĞİ

    ⁃             HATAY ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE CEMEVİ DERNEĞİ

    ⁃             KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ MERKEZ ŞUBE

    ⁃             AKAD İskenderun (Alevi Kültürünü Araştırma Derneği)

    ⁃             ASKD (Akdeniz Sosyal  Ve Kültür  Derneği) Mannheim

    ⁃             Mannheim  Konferenz Syrien

    ⁃             MIDIK DER (Mıdık Derneği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)

    ⁃             ANTAKYA AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği)

    ⁃             KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ ADANA ŞUBE

    ⁃             ÇUKUROVA ALEVİLERİ DERNEĞİ

    ⁃             ANTAKYA İMAM ALİ İNANÇ VE KÜLTÜR DERNEĞİ

    ⁃             SAMANDAĞ KALKINDIRMA DERNEĞİ

    ⁃             HADIR DER(Hadırlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)

    ⁃             EHLEN DERGİSİ

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Arap Alevi Meclisi: Savaşın karşısında yaşamı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    İstanbul Arap Alevi Meclisi: Savaşın karşısında yaşamı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Arap Alevi Meclisi, Ras-el seni sebebiyle İstanbul’da basın açıklaması yaptı. Suriye’de devam eden soykırıma dikkat çekilen açıklamada “Savaşın karşısında barışı, ölümün karşısında yaşamı, asimilasyonun karşısında kimliği, mezhepçi nefret karşısında bir arada yaşamı savunmaya devam edeceğiz!” vurgusu yapıldı.

    Arap Alevi geleneği olan Ras-el Seni; yani yeni yılın başlangıcı, dünyanın birçok yerinde kutlanıyor.

    Ras-el seni Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta karşılanıyor.

    Toplumun birbiriyle kaynaştığı, özel bir gün olarak kutlanan Ras-el Seni, bu yıl ise soykırım altında karşılanmakta.

    İstanbul Arap Alevi Meclisi, “Suriye’de onurlu bir yaşam için direnen Alevilerin yeni yılını kutluyoruz” çağrısıyla Kadıköy Boğa Heykeli önünde bir araya geldi.

    “Kültürümüzü yaşatıyor, dayanışmayı büyütüyoruz” diyen İstanbul Arap Alevi Meclisi, günün önemine dair basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Arap Alevi Meclisi adına Hasret Bahçecioğlu okudu.

    “KİMLİĞİMİZ SİSTEMATİK BASKI ALTINDA”

    Arap Alevilerinin yeni yılı, kutlamak için günler öncesinden hazırlıklara başladığını söyleyen Bahçecioğlu, kültürel baskı ve asimilasyona dikkat çekti. “Asimilasyon politikalarına karşı dilimizi yaşatmak için mücadele edeceğiz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Halkımız bu kadim günü kendi gelenekleri ile kutlar, günler öncesinden kültürümüzün birer parçası olan yemeklerin hazırlığı başlar, dostlar ve akrabalarla kutlama yapılır. Yüzlerce yıldır yaşatılan bu gelenekler, her şeye rağmen hala bir biçimde süren komünal yaşantının ürünü olarak bugünlere kadar gelmiştir. Bizler de bir arada dayanışma içerisinde yaşamanın doğurduğu bu ortakçı kültürü yaşatmaya çalışıyoruz.

    ‘Yaşatmaya çalışıyoruz’ diyoruz, çünkü inanç ve etnik kimliğimiz sürekli ve sistematik baskı altında. Yıldan yıla ağırlaşan asimilasyon koşulları ve mezhepçi baskılar Arap Alevi halkına yok olmayı dayatıyor. Arap Alevi halkı, her yılı bir öncekinden daha zor koşullarda karşılıyor. Ana dilimizin akademik kullanımının yasak olması ve başka binbir siyasal baskı sonucunda dilimiz kuşaktan kuşağa aktarılırken aşınıyor.”

    “KATLİAMLAR AKP/MHP MEDYA ORGANLARINCA SAVUNULUYOR”

    Basın açıklamasında, süregiden Alevi soykırımına da dikkat çekildi.

    “Tekçi ve inkârcı rejimin bir diğer etkisi ise mezhepçi baskıdır. Uzun bir tarihi olan mezhepçi baskılar, 15 yıldır cereyan eden Suriye savaşıyla birlikte güçlendi. Mezhepçi nefret bugün Suriye’de savaşan eğitilmiş ve donatılmış katliamcı cihatçı çetelerin en büyük motivasyon kaynağıdır. Suriye’ye sözde cihada gönderilen bu katliamcı çeteler, yıllardır Alevileri ve kendinden olmayan tüm inançları katletme motivasyonuyla savaşıyorlar.

    Saldırıların halkımız açısından son derece acı sonuçları oldu ve olmaya da devam ediyor. Cihatçı katliamcı çeteler yıllardır Arap Alevi halkının yaşam alanlarında toplu katliamlar, infazlar gerçekleştiriyorlar. Katliam ve infazlar yaklaşık on aydır daha da yoğun bir şekilde devam ediyor. Katliamlar ülkemizde AKP/MHP destekli medya organlarınca savunuluyor. Yapılan etnik temizlik, yerinden etme, köleleştirme, aşağılama, kaçırmalar medya tarafından açıkça aklanıyor. Nefret dolu mezhepçi bir dille kurgulanan söylemlerle Alevilere karşı nefret suçu işleniyor.”

    “ARAP ALEVİ HALKI DİRENMEYİ SÜRDÜRÜYOR”

    Hasret Bahçecioğlu, 6-7 Şubat depremleri sebebiyle Antakya halkının halen temel ihtiyaçlardan yoksun olduğunu da söyleyerek şöyle devam etti:

    “Ama, en temel ihtiyaçlarımız olan elektrik, su, altyapı hizmetlerini bile karşılamayanlar halkı suçlamayı tercih ediyor. Yerinden etmeye zorluyor. Göçe zorlama, topluluğu parçalama, yoklukla ehlileştirme Antakya halkına bilinçli olarak dayatılıyor. Arap Alevi halkı diline ve inancına yönelik saldırılara, katliamlara, depremin ağır koşullarına rağmen diliyle ve kültürüyle direnmeyi sürdürüyor. Arap Alevi Meclisleri olarak bu önemli günde bir kez daha beyan ediyoruz: Savaşın karşısında barışı, ölümün karşısında yaşamı, asimilasyonun karşısında kimliği, mezhepçi nefret karşısında bir arada yaşamı savunmaya devam edeceğiz! Yüzlerce yıldır sürdürülen dayanışmacılığı yaşatmaya, yaşamımızı yeniden kurma iradesi göstermeye devam edeceğiz! Vardık, varız, var olmaya devam edeceğiz! Ras ıs Seni kutlu olsun!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AHAD DER: Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz!

    AHAD DER: Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz!

    PİRHA- Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği, Ras el Seni vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Acılarımızı unutmadan, kaybettiklerimizin hesabını sorarak; direnişi, dayanışmayı ve halkların kardeşliğini büyütme sözüyle yeni yıla giriyoruz. Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin, barışın ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz” dedi.

    Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni, Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor. Antakya, Adana, Mersin ağırlıklı olmak üzere nüfuslarının Türkiye sınırları içinde 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Arap Aleviler kültürlerinin önemli bir parçası olan Ras el-Seni’yi (yılbaşı) 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutluyor.

    Baskı, inkar ve imha politikaları nedeniyle, Anadolu ve Mezopotamya halkları dini ritüellerini, kültür ve geleneklerini özgürce gerçekleştirememesi gerçeğinden Arap Aleviler de payını alıyor.

    Arap Aleviler bu yıl da Ras el Seni’yi, soykırım altında karşıladı. Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD DER) Ras el Seni’ye ilişkin açıklama yayınladı.

    Arap Alevilerin Ras el Seni’yi, soykırımın karanlık gölgesinde karşılandığının belirtildiği açıklamada, “Bizler için bu yeni yıl; sevinçten çok acıların, umutlardan çok gözyaşlarının biriktiği bir dönemin başlangıcıdır” denildi.

    “RAS EL SENİ’NİN; SOYKIRIMA KARŞI DİRENİŞİN, BARIŞIN VE ÖZGÜR BİR GELECEĞİN YILI OLMASINI DİLİYORUZ”

    Emperyalist güçlerin ve Emevi özlemcilerinin yüzyıllardır süren yok etme planlarına rağmen, tarih boyunca direnerek bugüne gelindiğinin vurgulandığı açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bugün de inancımızdan, kimliğimizden ve halk gerçekliğimizden vazgeçmeden; küllerimizden yeniden doğacak iradeyi taşıyoruz. Ras el Seni’yi; barışın, demokrasinin, eşitliğin ve halkların kardeşçe bir arada yaşayacağı bir geleceğin mücadelesini büyütme kararlılığıyla selamlıyoruz. Umudumuz bireysel beklentilerde değil; ortak, örgütlü ve dayanışmacı mücadelededir. Umudumuz; mezhepçiliğin, sömürünün ve zulmün son bulduğu, tüm halkların hakça ve onurlu yaşadığı yarınlardadır.

    Acılarımızı unutmadan, kaybettiklerimizin hesabını sorarak; direnişi, dayanışmayı ve halkların kardeşliğini büyütme sözüyle yeni yıla giriyoruz. Ras el Seni’nin; soykırıma karşı direnişin, barışın ve özgür bir geleceğin yılı olmasını diliyoruz.”

    PİRHA/ADANA

     

     

  • AAAF: Tüm yetkili kurumlar, Alevilerin güvenliğini sağlamak için önleyici ve caydırıcı tedbirler almalıdır!

    AAAF: Tüm yetkili kurumlar, Alevilerin güvenliğini sağlamak için önleyici ve caydırıcı tedbirler almalıdır!

    PİRHA –Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Alevi toplumuna hakarette bulunan El Cezire çalışanı Amal Zaamta’ya tepki göstererek, ” Bu söylemler, tarihte defalarca yaşanmış katliamları akla getiren, tehlikeli bir zihniyetin günümüzdeki tezahürüdür. Bu nefret dilinin doğrudan sonucu, toplumsal barışın zehirlenmesi, önyargıların beslenmesi ve şiddetin meşrulaştırılmasıdır. Tüm yetkili kurumlar, Alevi yurttaşların güvenliğini sağlamak için önleyici ve caydırıcı tedbirler almalıdır” dedi.

    El Cezire haber kanalının İstanbul bürosunda görev yapan Amal Zaamta tarafından hazırlanan bir videoda Alevi toplumuna yönelik nefret söyleminde bulundu. Hazırlanan video sosyal medyada paylaşılırken, tepkilerde beraberinde geldi.

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) olarak, El Cezire’nin İstanbul bürosunda görev yapan Amal Zaamta tarafından hazırlanıp yayımlanan ve Alevi toplumunu hedef alan nefret içerikli videoyu şiddetle kınadıklarını belirterek, “Bu video, yalnızca bir topluluğa yönelik çirkin bir karalama değil; aynı zamanda nefret suçunun, ayrımcılığın ve olası kitlesel şiddet eylemlerinin önünü açabilecek bir provokasyondur” denildi.

    AAAF tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Nefret Söyleminin Tehlikesi

    Söz konusu içerikte: Alevi inancı köksüz ve gayrimeşru gösterilmekte, “Şarap içmek, sahabelere lanet okumak, Sünnilere kin duymak” gibi iftiralarla toplum aşağılanmakta, “Birbirlerinin kadınlarıyla zina etmeyi mubah görürler” iftirasıyla ahlaka saldırılmakta, İbn Teymiyye’nin sözleri hatırlatılarak Alevilere karşı savaş açmanın “vacip” olduğu ima edilmekte, “Eğer sen devlet başkanı olsaydın Alevilerle nasıl davranırdın?” sorusu üzerinden, Alevilere karşı ayrımcılık ve şiddet bir siyasi seçenek gibi sunulmaktadır.

    Bu söylemler, tarihte defalarca yaşanmış katliamları akla getiren, tehlikeli bir zihniyetin günümüzdeki tezahürüdür. Bu nefret dilinin doğrudan sonucu, toplumsal barışın zehirlenmesi, önyargıların beslenmesi ve şiddetin meşrulaştırılmasıdır.

    Türkiye Cumhuriyeti Yetkililerine Çağrımız; Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK 216 kapsamında Amal Zaamta hakkında derhal soruşturma başlatmalı ve yargı sürecini işletmelidir. RTÜK, bu nefret söylemini yayan içerik hakkında ivedilikle yaptırım uygulamalıdır. TİHEK, olayı ayrımcılık ve nefret suçu kapsamında derhal incelemelidir. Tüm yetkili kurumlar, Alevi yurttaşların güvenliğini sağlamak için önleyici ve caydırıcı tedbirler almalıdır.

    Uluslararası İnsan Hakları Kurumlarına Çağrımız

    Bizler, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak, bu olayı yalnızca Türkiye’nin iç meselesi değil, uluslararası insan hakları çerçevesinde takip edilmesi gereken bir nefret suçu olarak görüyoruz. Bu nedenle:

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (UNHRC), Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (FRA), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) başta olmak üzere tüm uluslararası insan hakları kuruluşlarını göreve çağırıyoruz. Bu tür nefret söylemleri yalnızca Alevilere değil, insanlık onuruna karşı işlenmiş bir suçtur.

    Alevi Kurumlarına ve İnsan Hakları Savunucularına Çağrımız; Sessizlik, bu suça ortaklıktır. Bu nedenle: Deliller toplanarak savcılıklara ve ilgili kurumlara suç duyuruları yapılmalıdır. Ulusal ve uluslararası kamuoyuna güçlü, ortak bir ses verilmelidir. İnsan hakları savunucuları ve demokratik kitle örgütleri bu olaya kayıtsız kalmamalıdır.

    Tüm Kamuoyuna Çağrımız;

    Unutulmamalıdır ki, bir topluluğa yönelen nefret, eninde sonunda bütün topluma yönelir. Bu nedenle bu mesele yalnızca Alevilerin değil, eşitlik, özgürlük ve adalet isteyen herkesin meselesidir.

    Talebimiz net; Amal Zaamta derhal yargılanmalı ve sınır dışı edilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti, yurttaşlarının onurunu ve güvenliğini korumakla yükümlüdür. Biz, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak, bu nefret suçunu en sert şekilde kınıyor, ulusal ve uluslararası tüm kurumları harekete geçmeye çağırıyoruz. Sessizlik, suça ortaklıktır. Biz susmayacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Soykırım İkliminde Alevilerin Geleceği’ konulu sempozyumun 4. oturumu: Katliamlar ile yüzleşilmeli! -VİDEO

    ‘Soykırım İkliminde Alevilerin Geleceği’ konulu sempozyumun 4. oturumu: Katliamlar ile yüzleşilmeli! -VİDEO

    PİRHA- Evvel Temmuz Festivali’nde yürütülen Alevi Sempozyumu’nun dördüncü oturumunda ‘Soykırımın Gölgesinde Riskler, Olanaklar, Olasılıklar’ konuşuldu. Katliam ve zulmün olduğu bir coğrafyada yaşadıklarına dikkat çeken konuşmacılar, katliamlarla yüzleşilmesi çağrısında bulundular.

    Hatay’da bu yıl 25. düzenlenen Geleneksel Evvel Temmuz Festivali’nin “Soykırım İkliminde Alevilerin Geleceği: Riskler, Olanaklar, Olasılıklar” konulu sempozyum devam ediyor.

    Sempozyumun dördüncü oturumunda ‘Soykırımın Gölgesinde Riskler, Olanaklar, Olasılıklar’ konuşuldu.
    Konuşmacı olarak, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Yüksel Mutlu, Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi’nin katıldığı sempozyuma Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği Başkanı Hamit Karaoğullarından moderatörlük yaptı.

    “ÖRGÜTLÜ YAPIYI GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

    Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Şeyh Zülfikar Çiftçi, “İslami sürecin kuruluşunda Hz. Muhammed’in yanında Hz. Ali vardır. İslamiyet’in içerisindeki erki ele geçirmek için, Peygamberin ailesi Ali Hazretlerine vermediler hilafeti. Toplum içinde dezenformasyon yayarak bu sürecin içerisine girdiler. Hepsinin temelinde erki ele geçirmek vardır. Alevilere karşı zulüm o günden başladı ve süreç içerisinde devam etti. Tarih içerisinde büyük katliamlardan sonra Cumhuriyet Tarihi’nde yine aynı şekildeki katliamlar yaşandı. Günümüzde de aynı şeyi yaşıyoruz. Suriye’de Aleviler şimdiye kadar örgütlü yapı içerisine girmediler. Devlet yıkılınca Aleviler tek başına kaldı. Aleviler örgütlülük olarak, özellikle bu bölge Alevileri eksik. Bize karşı yıllardır oluşturulmuş fetvalar sonucunda biz her zaman topun ağzındayız. Örgütlü yapıyı geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMEDİ”

    DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımıcısı Yüksel Mutlu, katliamlar ile yüzleşilmediğini belirterek şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin kanlı bir takvimi var. Bugün Zilan Katliamının yıl dönümü. Bir yüzleşme yok bu ülkede hala. Bu katliamların tümü bir yüzleşmeyle, bir özürle sonuçlanmadı. Tekçilik en büyük insanlık ayıbıdır. Savaşta kapitalizm bir ulus devletini yollayıp yeni ulus devletini kuruyor. Alevilere Suriye’de Türkiye’de yaşanan katliamların aynısı yaşanıyor. Alevilik ortak paydadır. Biz bu ortak noktada birleşemiyoruz. Arap Alevilerinin daha çok örgütlenmesi gerekiyor. Temaslarımızın daha çoğalması gerekiyor. Bu insanlık ayıbına karşı ortak ses oluşturmamız gerekiyor.

    Bir sürecin içerisindeyiz. 2 gün önce gerilla silah bıraktı. O ekibin başındaki de Alevi bir kadındı Bese Hozat. Yani Aleviler her yerde varlığını sürdürüyor. Biz bu iktidar ile 23 yıldır mücadele ettik. Ne zaman biz AKP ile ittifak yaptık. Biz Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyoruz.

    İnsani yardım koridoru için bir karar çıkması gerekiyor. Ortak mücadele alanları oluşturulmalı. Bugün Kürt meselesi uluslararası bir mesele olduysa Kürk kadınları nedeniyledir. Bu nedenle Alevi kadınların da öncü olmaları gerekiyor. Birlik olduğumuz zaman yapamayacağımız bir şey yok”

    “KATLİAMLARIN, ZULMÜN OLDUĞU BİR COĞRAFYADA YAŞIYORUZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, ise şunları söyledi:

    “Katliamların, zulmün olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyanın politikaları toplarımızdan gitmemize, asimile olmamıza neden oldu. Katliam olan alanları asimilasyonların hızlandığı alanlar haline geliyor. Suriye’de yaşanan Alevi katliamının başlıca unsurlarından biri örgütlü bir yapının oluşmamasıydı. Birbirimize daha çok dokunmamıza ihtiyacımız var. Bir arada yaşıyoruz ama birbirimize eşit değiliz. Alevi kurumları olarak hem Türkiye’de hem de Avrupa da eylemler yaptık. Biz Suriye’de bir insanı yardım koridoru ve topraklarda neler yaşanıyor görmek istediğimizi belirttik. Ne yazık ki 3 maymunu oynayan bir devlet var. Taleplerimizi ortak bir metin ile TBMM’ne iletmemiz gerekiyor. Eksikliğimizi gidermek için geç değil. Birliktelik sağlamaya ihtiyacımız var. Bu sempozyum değerli ve kıymetli ancak sadece bu salonda değil her alanda bir arada olmaya ihtiyacımız var.”

    PİRHA/SAMANDAĞ

  • Gadir-i Hum Bayramı Mersin’de kutlandı!-VİDEO

    Gadir-i Hum Bayramı Mersin’de kutlandı!-VİDEO

    PİRHA – Arap Alevilerin kutsal bayramlarından biri olan Gadir-i Hum Bayramı Mersin’de kutlandı. Kutlamaya katılım yoğun olurken, yapılan konuşmalarda Suriye’deki Alevi katliamı kınandı.

    Kilikya Nehir Derneği’nin çağrısıyla yüzlerce yurttaş biraraya geldi. Dernek bahçesinde yapılan kutlamaya bir çok demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. Dualarla başlayan kutlamaya yüzlerce yurttaş katılırken, kutlamada yapılan konuşmalarda Suriye’deki Alevi katlimına dikkat çekilerek, Suriye’ye yardım gönderilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Latifecilerin anmasına katılan Tülay Hatimoğulları’ndan ortak mücadele çağrısı!

    Latifecilerin anmasına katılan Tülay Hatimoğulları’ndan ortak mücadele çağrısı!

    PİRHA- Mehmet Latifeci ve Yahya Latifeci’yi ölümlerinin 30. yılında mezarları başında anan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ortak mücadele çağrısı yaparak “Suriye’de Alevi canlarımız katledilmesin diye, Sivas’ta, Çorum’da, Gazi’de katledildikleri gibi yeniden yeniden katledilmesinler diye Latifecilerin mücadelesini yürütmekteyiz. Ortak mücadele için her kesim birleşmeli” dedi.

    Samandağ Sutaşı beldesinde 1995’te evlerinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitiren Arap Alevi olan Samandağ DEP eski ilçe başkanı ve Samandağ Halkevi kurucusu Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci ölümlerinin 30. yılında mezarları başında anıldı.

    Samandağ Sutaşı Köyü Mezarlığı’ndaki anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği yöneticilerinin yanı sıra Latifeci’nin ailesi ve mücadele arkadaşları ile kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    “ARAP ALEVİLERİN KİMLİK MÜCADELESİNDE EMEK VEREN BİRİYDİ”

    Burada konuşan Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 30 Mart’ın aynı zamanda Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilişinin yıldönümü olduğunu ifade ederek iktidar ve egemenler tarafından Mart’ın kanlı bir aya dönüştürüldüğünü söyledi. Hatimoğulları Mehmet Latifeci’nin Arap Alevilerin kimlik mücadelesinde çok fazla emeği olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Mehmet Latifeci bu toprakların yetiştirdiği önemli siyasi figürlerden, önemli devrimcilerden birisidir. Mensubu olduğu siyasi yapıyla birlikte DEP ilçe başkanlığı yaparak, DEP’te önemli görevler üstlenerek Kürt özgürlük hareketiyle Türkiye halklarının tarihsel ittifakı bağlamında çok önemli olacağını bildiriyor. Aynı zamanda Kürt özgürlük hareketiyle Türkiye’deki sol sosyalist yapıların tarihsel ittifakının köklerinin gelişmesine büyük katkılar vermiştir. İşte Mehmet Latifeci’nin katledilme sebebi budur. Mehmet Latifeci bu topraklarda yaşayan Mersin’den Lazkiye’ye, Lübnan’a kadar yaşayan bütün Arap Alevilerin kimlik mücadelesi konusunda yoğun emek vermiş, bu bilinci bizlere aşılamış olan bir devrimcidir. Asimilasyon politikalarına karşı kültürel değerlerimizi, geleneklerimizi korumak maksadıyla yürütülmesi ve korunması gerektiğini en iyi bilen devrimcilerden birisiydi.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Latifecilere ve Mahir Çayanlara, Deniz Gezmişlere ve yol arkadaşlarına, katledilen Alevi canlarımıza, Suriye’de Lazkiye’de hala katledilmekte olan Alevi canlarına sahip çıkmak, Latifecilere sahip çıkmak demektir. Türkiye’de Kürtlerin, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarını kazanmaları içindir. İşçilerin, emekçilerin karnı doysun diye, adil bir gelir dağılımı olsun diye bu topraklarda bizler bu mücadeleyi yürütmekteyiz. Lazkiye’de, Banyas’ta, Hama’da, Humus’ta, Alevi canlarımız katledilmesin diye, Sivas’ta, Çorum’da, Gazi’de katledildikleri gibi yeniden yeniden katledilmesinler diye bunun mücadelesini yürütmekteyiz.

    Bugün de üniversite öğrencileri boykot eylemlerinde. Alanlar, meydanlar, mitingler, Newroz alanları, Maltepe mitingleri doldu taştı. Antidemokratik uygulamalara karşı, faşizan uygulamalara karşı Türkiye Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Arabıyla, Çerkesiyle, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle, öğrencileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla alanları, meydanları doldurdu Mart ayı boyunca. İktidar ve rejim şunu bilmeli ve anlamak ki halkın bu talepleri haklı taleplerdir. Halkın bu talepleri demokratikleşme talebidir. Buna kulak vermeyen herkes kaybetmeye mahkumdur. Türkiye’deki bütün sol, sosyalist ve devrimci güçler Türkiye’de adaletten, barıştan yana olan her kesimin bu cepheyi daha kalıcı, ileriye taşıyan bir zeminde mücadeleye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    PİRHA- BM İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Hama ve Tartus’ta yaptığı incelemeleri raporlaştırdı. Raporda, belgelenen vakaların çoğunun yargısız infaz olduğuna dikkat çekilerek, “Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir” denildi.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda 3000’e yakın sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun katliamına dair ilk raporunu paylaştı.

    BM İnsan Hakları Ofisi şu ana kadar 111 sivilin öldürüldüğünü belgelediklerini, doğrulama süreci devam ettiğini ve öldürülen gerçek insan sayısının önemli ölçüde daha yüksek olduğuna inanıldığını aktardı.

    Açıklanan raporda şu değerlendirmeler yer aldı:

    “Belgelenen vakaların çoğu yargısız infazdır. Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır – kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir.

    Son derece rahatsız edici bazı vakalarda, kadınlar, çocuklar ve çatışmaya girmemiş bireyler de dahil olmak üzere tüm aileler öldürülmüş, özellikle Alevi şehir ve köyleri hedef alınmıştır. Ofisimiz tarafından toplanan birçok tanıklığa göre, failler evlere baskın düzenleyerek sakinlere Alevi mi yoksa Sünni mi olduklarını sorduktan sonra onları öldürmeye ya da bağışlamaya başladılar. Hayatta kalan bazı kişiler, birçok erkeğin ailelerinin önünde vurularak öldürüldüğünü anlattı.

    6 ve 7 Mart tarihleri arasında, eski hükümetin güvenlik güçlerine bağlı olduğu bildirilen silahlı kişiler de Lazkiye, Tartus ve Baniyas’taki çeşitli hastanelere baskın düzenledi. Bu kişiler, geçici yönetimin güvenlik güçleri ve onlara bağlı silahlı gruplarla çatıştı. Bunun sonucunda aralarında hastalar, doktorlar ve tıp öğrencilerinin de bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve hastanelerde hasar meydana geldiği bildirildi.

    Son günlerde kaydedilen diğer ihlaller ve suiistimaller arasında, çoğunlukla sahadaki kaotik durumdan yararlandığı anlaşılan kimliği belirsiz kişiler tarafından evlerin ve dükkanların yaygın bir şekilde yağmalanması yer almaktadır. Çok sayıda sivil evlerini terk ederek kırsal bölgelere kaçarken, bir kısmının da bölgede Rus güçleri tarafından kontrol edilen bir hava üssüne sığındığı bildirildi. Bekçi yetkililer 10 Mart’ta kıyı bölgelerindeki güvenlik operasyonlarının sona erdiğini duyurdu. Ancak aralıklı çatışmalar rapor edilmeye devam etmektedir.

    İhlal ve suiistimallere ilişkin belgelenmiş anlatım ve görüntülerimiz var. Ancak, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak artan nefret söylemi ve bağlamından koparılmış görüntüler de dahil olmak üzere yanlış bilgilerin yaygın bir şekilde yayılması da halk arasındaki korkuyu daha da arttırarak gerilimi körükledi.

    Nefret söylemi ve yanlış bilgilendirmedeki ciddi artışın, Suriye toplumundaki gerilimi daha da alevlendirme ve sosyal uyuma zarar verme riski taşımasından endişe duyuyoruz.”

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk tüm bu suçlar için hesap verebilirlik çağrısında bulunmaktadır. Geçici yetkililer tarafından bağımsız bir soruşturma komitesinin kurulduğunun açıklanmasını memnuniyetle karşılayan Türk, yetkililere yürütülen soruşturmaların hızlı, kapsamlı, bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamaları çağrısında bulunur. İhlallerden sorumlu olduğu tespit edilen herkes, mensubiyetlerine bakılmaksızın, uluslararası hukuk normları ve standartları doğrultusunda hesap vermelidir. Mağdurlar ve aileleri hakikat, adalet ve tazminat hakkına sahiptir.

    Bu tür üzücü ihlal ve istismarların tekrarlanmaması için, silahlı grupların incelenmesi ve Suriye’nin askeri yapılarına entegre edilmesi sürecinin, ülkenin uluslararası insan hakları ve insani hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olması ve Suriye’de geçmişte veya yakın zamanda meydana gelen insan hakları ihlallerine karışan herkesin sorumluluğunun tam olarak ele alınması zorunludur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Lazkiye’de şiddetli çatışmalar yaşanıyor, halk ayakta!

    Lazkiye’de şiddetli çatışmalar yaşanıyor, halk ayakta!

    PİRHA- Suriye’nin Lazkiye kentinde silahlı gruplar ile Şam iktidarı güçleri arasında çıkan çatışmada, 16 kişi öldü.

    Suriye’de Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Lazkiye kırsalında silahlı grupların, HTŞ’ye bağlı güçlere düzenlediği saldırılar sonucunda, iki taraf arasında şiddetli çatışmalar meydana geldi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), saldırılar sonucunda 16 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

    Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) aktardığına göre; gün içinde Herf Sarî, Babeda, Diwêr Babeda, Daliya, Geliya Qeleh ve Bêyt Ana köyleri, Şam iktidarının kontrolündeki denizcilik fakültesinden yapılan topçu ve füze saldırılarının hedefi oldu. Söz konusu saldırılarda sivil kayıpların da yaşandığı belirtiliyor. Ayrıca Beyt Ana köyündeki bazı bölgelerin helikopterler tarafından hedef alındığı, keşif uçaklarının da bölge üzerinde uçtuğu kaydedildi.

    Öte yandan, Tartus kenti ve Lazkiye’nin Detûr bölgesinde, hava saldırısını kınamak amacıyla gösteriler düzenlendi. SOHR, gösterilerin ardından Ceblê sokaklarında silahlarla yoğun bir şekilde ateş açıldığını aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bereket Kar Samandağ’da toprağa sırlandı

    Bereket Kar Samandağ’da toprağa sırlandı

    PİRHA- Akciğer enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitiren yazar Bereket Kar, Samandağ’da toprağa sırlandı. Törende konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “O bir Kürt, Filistinli, Arap, Alevi, Suni idi, o bir enternasyonalist devrimciydi. Kıt olanaklar ile yürüttü bu mücadeleyi ama hiçbir zaman bu imkanlardan şikayetçi olmadı. Hiç bıkmadan tekrar tekrar başarmak için mücadele verdi ve biz bu mücadeleyi hayranlık ile izledik” dedi.
    Akciğer enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi (PM) üyesi ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) kurucularından olan ve Ankara’da 6 Ocak’ta kaldırıldığı hastanede Hakk’a yürüyen yazar Bereket Kar, toprağa sırlandı.
    Hakk’a Uğurlama Erkanı’na Kar’ın ailesi, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, SYKP Eş Genel Başkanları demokratik kitle örgütleri, sol ve sosyalist örgütlerin üye ve yöneticiler katıldı. Kar’ın cenazesi köy girişinden alınarak, evine götürüldü. Ardından mezarlık yakınında yapılan cenaze töreninde Kar’ın sevdiği ezgiler çalındı.
    Törende konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, sosyalist mücadelenin en kıymetini değerlerini kaybettiğini, Kar’ın yaşamı ve mücadelesinin kendilerine yol olacağını ifade etti. TODAV adına Cevat Uygur da Kar’ın enternasyonal mücadelesine dikkat çekerek, mücadelesinin yürütücüleri olacaklarını belirtti.

    “O BİR KÜRT, FİLİSTİNLİ, ARAP, ALEVİ, SUNİ İDİ, O BİR ENTERNASYONALİST DEVRİMCİYDİ”

    Törende konuşan DEM Parti Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, Bereket Kar’ın Ortadoğu halkları ile sadece mesaj düzeyinde değil, onlar ile bir arada olarak her türlü mücadeleyi yürüttüğünü vurgulayarak, “Ortadoğu, Afrika’da bulunan bütün kesimler ile bağlarımızı kendisi sağladı. Bu açıdan bizim için çok büyük bir kayıp. Bereket Kar, devrimci mücadeleyi yürütürken mütevaziydi. Kıt olanaklar ile yürüttü bu mücadeleyi ama hiçbir zaman bu imkanlardan şikayetçi olmadı. Hiç bıkmadan tekrar tekrar başarmak için mücadele verdi ve biz bu mücadeleyi hayranlık ile izledik. O bir enternasyonalist, devrimci, sosyalist ve gerçek bir dosttu. DEM Parti’nin kuruluş felsefesine en çok sahip çıkan yoldaşlarımızdan biri oldu. HDP’nin kurulduğu zaman HDP’nin felsefesine yürekten inanan ve devam etmesi için olanaklarını zorlayarak çaba sarf eden bir yoldaşımızdı” dedi.

    “O bir Kürt, Filistinli, Arap, Alevi, Suni idi, o bir enternasyonalist devrimciydi” diyen Hatimoğulları, “Onu asla unutmayacağız. Bize düşen görev onun başlattığı ve büyüttüğü mücadeleyi başarıya ulaştırmak olacak. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşana kadar, Filistin halkı bu topraklarda özgür olana dek mücadelemiz devam edecek. Emekçiler, kadınlar ve gençler için bu coğrafyada ortak, eşit bir yaşam tesis edene kadar ortak mücadele sözümüzü buradan veriyoruz. Kaybımız büyük. Bereket ağabey, Asi Nehri gibi akan ve suyunu bölgeden bölgeye taşıyan biriydi. Tıpkı Asi Nehri gibi hırçındı, ama yoldaşları ile ilişkilerinde bir o kadar yumuşaktı. Onu asla unutmayacağız” diye konuştu.
    Konuşmalar ardından Bereket Kar toprağa sırlandı.
    PİRHA/SAMANDAĞ
  • Ras-el Seni, katliam ve baskı gölgesinde kutlandı

    Ras-el Seni, katliam ve baskı gölgesinde kutlandı

    PİRHA- Arap Alevileri, Ras-el Seni’yi geleneksel olarak yüzyıllardır kutlamaya devam ediyor. Bu yıl ise Suriye’deki Alevilere dönük katliam ve baskıların gölgesinde Ras el-Seni karşılandı. Kutlamalar yaygın bir şekilde yapılmasa da yurttaşlar evlerinde ve komşularıyla bayramlaşıp, geleneksel yemeklerini paylaştılar.

    Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni, Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor.

    Antakya, Adana, Mersin ağırlıklı olmak üzere nüfuslarının Türkiye sınırları içinde 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Arap Aleviler kültürlerinin önemli bir parçası olan Ras el-Seni’yi (yılbaşı) 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutluyor.

    Bu yıl ise Suriye’deki Alevilere dönük katliam ve baskıların gölgesinde Ras el-Seni karşılandı. Kutlamalar yaygın bir şekilde yapılmasa da yurttaşlar evlerinde ve komşularıyla bayramlaşıp, geleneksel yemeklerini paylaştılar.

    OKULLAR TATİL, KUTLAMALAR GERÇEKLEŞİYOR

    Arap Alevileri arasında Ras-el Seni geleneksel olarak bir dini bayram şeklinde kutlanır. 14 Ocak sabahı küçükler büyüklerin elini öper, büyükler küçüklere hediyeler (aydiye), harçlık vb verir; bir araya gelinip eğlenilir; bugüne özgü yapılan kıbbi (bir tür içli köfte), zılibi (zeytinyağında kızartılmış ekmek) gibi yemekler yenir.

    Ras-es Seni Hz. Musa’nın halkını firavunun elinden kurtardığı gün olarak kabul edilir. Nusayrilerin, Ras-es Seni’den 6 gün sonra kutladığı Ğidil Kiddes bayramı ise Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gün olarak sayılır. Geleneklere göre bu bayramda çocuğu olmayan eşler akarsuya dalıp çıkar. Bu gelenek uzun yıllar devam ettikten sonra günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.

    Nüfusunun büyük bir bölümü Arap Alevilerden oluşan Hatay’ın Samandağ da 14 Ocak’ta okulların gayri resmi tatil olduğu tek ilçe.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

    PİRHA- ABF, ADFE, PSAKD, AKD ve HBVAKV Genel Başkanları, Suriye’deki Alevi Katliamı, Alevilere yönelik nefret söyleminin artmasına dair Perşembe günü Meclis’te grubu bulunan partilerle görüşecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanları, Suriye’deki Alevi Katliamı ve Alevilere yönelik nefret söyleminin artmasına dair Perşembe günü Meclis’te grubu bulunan partilerle görüşecek.

    Perşembe günü saat 12.00’de DEM Parti, 12.30’da CHP, 15.00’de ise AKP ile görüşme yapacak olan Alevi kurumlarının genel başkanları, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, AB Temsilciliği ve ABD Ankara Büyükelçiliği’nden de randevu talep etti. Taleplerinin kabul edilmesi durumunda görüşmelerin gün içinde veya sonraki gün yapılacağı gelen bilgiler arasında.

    PİRHA/ANKARA

  • Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar Antakya’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar Antakya’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de cihatçı çetelerin Alevilere yönelik saldırıları Antakya’da protesto edildi. Eylemde konuşan Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş, çeşitli ülkelerden cihatçıların ithal edilerek Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliam girişimlerinde bulunulduğuna dikkati çekti. 

     

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Uğur Mumcu Bulvarı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını platform adına Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş okudu.

    “ULUSLARARASI TOPLUM, ARAP ALEVİLERİN KORUNMASI İÇİN SOMUT POLİTİKALAR GELİŞTİRMELİ”

    Tıraş, çeşitli ülkelerden cihatçıların ithal edilerek Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliam girişimlerinde bulunduğuna dikkati çekerek, “2011’den beri sistematik olarak Arap Alevilere ve diğer halklara yönelik verilen katli vacip fetvaları, katliamlar ve soykırım süreci bugün emperyalistler tarafından silahlandırılmış gerici terör çeteleri eliyle hiçbir silahlı gücün korumasına sahip olmayan bu halka yönelik devam etmektedir. Saray Rejimi emperyalist saldırganlığın ortağı olarak bu saldırganlığı desteklemek üzere ‘iç cephenin örgütlenmesini’ sağlamaya çalışmaktadır. Açıklanan asgari ücret, deprem bölgesindeki yağma-rant politikalarıyla bizlere her gün yaşattıkları aşağılanma, kadınlara yönelik saldırılar, kayyum siyaseti ‘iç cephenin örgütlenmesi’ yolunda atılan adımlardandır. Uluslararası toplum, Arap Aleviler ve diğer halkların korunması için somut politikalar geliştirmeli ve uygulamalıdır” dedi.

    “HALKLARIN ÖZGÜRCE ORTAK YAŞADIĞI BİR DÜNYAYI KURACAĞIZ”

    Cihatçı grupların işlediği savaş suçlarının cezasız kalmaması için uluslararası adalet mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulunan Tıraş, şöyle devam etti:

    “Antakya’nın yanı başında selefi cihatçı bir devlet inşa edilmektedir. Bu devletin niteliğini ve pratiğinin ne olduğunu 13 yıldır deneyimleyen; gerici, katliamcı, cihatçı çeteleri desteklemeyen bütün halkların bir olması, bu olanlara güçlü bir itirazın örgütlenmesi ve mahalle mahalle, sokak sokak bu mücadeleyi büyütmemiz gerekmektedir. Biz halklar, işçiler, emekçiler, öğrenciler, Antakya halkı, Kürtler, Sünniler, Arap Aleviler direnişi büyüteceğiz. Halkların özgürce ortak yaşadığı bir dünyayı kuracağız.”

    Açıklama, sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/HATAY

  • CHP Milletvekili Kılıç: Aleviler, sistematik bir ayrımcılığın hedefindeler

    CHP Milletvekili Kılıç: Aleviler, sistematik bir ayrımcılığın hedefindeler

    PİRHA- CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, sosyal medyada “Siyasal Alevi” kavramı ortaya atılarak Alevilere yönelik nefret dilinin kullanılmasına tepki gösterdi. Kılıç, “Biz; ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil kucaklayıcı bir dili savunmaya devam edeceğiz. Alevilerin sustuğu bir ülkede kimsenin özgürlüğü güvende olamaz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, “Siyasal Alevi” kavramı ortaya atılarak sosyal medya üzerinden Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret uyandırıcı kirli bir dille saldırı çağrıları yapılmasına tepki gösterdi.

    “ÜLKEYİ GERİCİ VE AYRIŞTIRICI DİLDEN KURTARMAK BİZİM BOYNUMUZUN BORCUDUR!”

    “Alevilik, bu toprakların kadim değerlerinin özüdür; insan sevgisini, adaleti, eşitliği yaşatan bir yol, bir erkan, bir yaşam felsefesidir” diyen Kılıç, şunları ifade etti:

    “Ancak bugün “Siyasal Alevicilik” gibi uydurulmuş kavramlarla, aslında Alevilere duyulan düşmanlığın nasıl da hunharca kusulduğunu görüyoruz. Bu, sadece Alevilere değil, ülkemizin kardeşlik bağlarına da yapılan bir saldırıdır. Tarih boyunca Aleviler, katliamlarla, sürgünlerle, baskılarla yıldırılmaya çalışıldı. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yaşanan acılar hâlâ yüreklerimizde tazedir. Bu topraklarda yalnızca eşit yurttaşlık talep eden, inancını özgürce yaşamak isteyen Aleviler, ne yazık ki sistematik bir ayrımcılığın hedefi oldu.

    “ALEVİLİK MAZLUMUN YANINDA OLMAKTIR”

    Aleviler, sadece mezhep üzerinden tanımlanacak bir topluluk değildir. Alevilik; mazlumun yanında olmaktır, haksızlığa boyun eğmemektir, 72 millete bir nazarla bakan, insanı merkeze koyan bir anlayıştır. Bu duruşu mezhepçilikle karalamaya çalışanlara cevabımız nettir: Biz buradayız, varız ve hiçbir ayrıştırıcı dil bizi mücadelemizden alıkoyamaz! 

    “ALEVİLERİN SUSTUĞU BİR ÜLKEDE KİMSENİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ”

    Biz; ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil kucaklayıcı bir dili savunmaya devam edeceğiz. Alevilerin sustuğu bir ülkede kimsenin özgürlüğü güvende olamaz. Laikliğe, eşit yurttaşlığa ve kardeşliğe inanan herkesle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkeyi gerici ve ayrıştırıcı dilden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur!”

    PİRHA/ANKARA

  • Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    PİRHA- Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Ajansımıza konuşan Suriyeli Aleviler, evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.

    PİRHA olarak ulaştığımız yurttaşlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    “Şebbia” adlı askeri birlikler bahane edilerek evlere girilip gençler evlerinden alınıyor, katledildikten sonra sokak başlarına atıldığını anlatan yurttaşlar, “Birçok yerde araçlara el konuyor. Evlerdeki değerli eşyalar ve paralar gasp ediliyor. Karşı çıkanlar işkenceye maruz kalıyor. Gençler ya gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürülüyor ya da infaz ediliyor. Bölgede sadece Alevilerin silahlarına el konuyor. Diğer etnik yapıların silahlarına dokunulmuyor” diyerek uluslararası toplumun Alevilere sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Bir diğer yurttaş ise yaşadıklarının sadece katliamın provası olduğunun altını çizerek, Mart’ta yapılacak seçim sonrası daha büyük katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin olduğunu vurguladı.

    “BARIŞ VE GÜVENLİK İÇİNDE İNSANCA YAŞAMAK HAKKIMIZDIR”

    Suriye’de yaşayan bir yurttaş ise şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler, büyük vatanımıza bağlılığımızı, onun birlik ve toprak bütünlüğüne bağlılığımızı teyit ederken, mevcut ve koşulların ve bölgemizde tanık olunan aşırılık ve nefretin tırmandırılmasının varlığımızı tehdit ettiğini görüyoruz. Barış ve güvenlik içinde insanca yaşamak hakkımızdır.

    Ülkemizi kasıp kavuran çatışmaların sonuçlarından diğer bileşenler gibi biz de acı çektik. Bizim Alevi bölgesi talebimiz vatanımızdan ayrılmak değil, haklarımıza saygı duyulan, kültürümüzü, inançlarımızı ve mirasımızı korku ve zulüm olmadan koruyabileceğimiz güvenli bir alan bulma çabasıdır. Aşırılıkçı söylemin yayılması nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilgili tüm partilere bu talebi ciddiye almaya ve onur ve barış içinde yaşam hakkımızı desteklemeye hitap ediyoruz. Milletin tüm bileşenleriyle yan yana, herkesin haklarını tanıyan, farklılıklarına saygı duyulan bir ortamda yaşamak istediğimizi beyan ederiz. Ancak mevcut koşullar bizi, kendimizi korumak ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için gerekli bir önlem olarak bu çözümü talep etmeye itiyor.”

    PİRHA/SURİYE

     

  • FEDA’dan ulusal ve uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de yaşananlara sessiz kalmayın!

    FEDA’dan ulusal ve uluslararası kamuoyuna çağrı: Suriye’de yaşananlara sessiz kalmayın!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), son günlerde Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırılara tepki göstererek, “Alevilere yönelik katliamları kınıyor, bu saldırıların durdurulması için ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Suriye’de yaşanan gelişmelere ve Alevilerin katliam tehdidiyle karşı karşıya kalma tehlikesine dair yazılı bir açıklama yaptı.

    İNSANLIK DIŞI SALDIRILAR

    “Alevilere Yönelik Katliamlara Sessiz Kalma! İnsanlık Onurunu Savun!” başlıklı açıklamada, Suriye’de yaşanan iç savaşın yıkıcı etkilerinin, yıllardır milyonlarca insanın hayatını alt üst ettiğine dikkat çekilerek, “Bu süreçte Türkiye ve emperyalist güçler destekli radikal gruplar tarafından gerçekleştirilen insanlık dışı saldırılar, bölgedeki etnik ve inanç gruplarını derinden yaralamaya devam ediyor” denildi.

    “SESSİZLİK KATLİAMLARIN DEVAMINA ZEMİN HAZIRLAMAKTADIR”

    FEDA’nın yaptığı açıklamanın devamında şu ifadeler eyer verildi:

    “Son olarak, HTŞ’in (Heyet Tahrir el-Şam) hakim olduğu mevcut koşullarda ISID’ci çeteler tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlar, vicdanları sarsan bir insanlık suçu olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Arap Alevilere, Reya Hak yolcularına ve genel olarak Alevilere yönelik bu saldırılar, yalnızca bir inanç grubunu hedef almakla kalmamakta, aynı zamanda bir halkın tarihine, kültürüne ve varoluşuna kastetmektedir. Bu katliamlar, tüm uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğu gibi, temel insani değerlerin açık bir ihlalidir. Maalesef, uluslararası toplum ve medya bu vahşet karşısında yeterli duyarlılığı göstermemekte, bu sessizlik katliamların devamına zemin hazırlamaktadır.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTELİM”

    FEDA olarak insan haklarına ve eşitliğe inananlar bizler, bu sessizliğe ortak olmamayı bir insanlık görevi olarak görüyoruz. Alevilere yönelik katliamları kınıyor, bu saldırıların durdurulması için ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye davet ediyoruz. Ayrıca sadece Alevilere yönelik katliamlar karşısında değil, Kobani’ye yonelik saldırılara karşı sessiz kalmak, insanlık onuruna sırt çevirmek anlamına gelir. İnanç ve etnik kimliği ne olursa olsun her bireyin yaşam hakkını savunmak, her birimizin ortak sorumluluğudur. Bu vesileyle, herkesi bu insanlık suçlarına karşı duyarlı olmaya, dayanışmayı büyütmeye ve barışın sesi olmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sabahşen: Suriye’de ‘Alevileri devirdik’ mantığıyla hareket edilmesi yüz karasıdır-VİDEO

    Sabahşen: Suriye’de ‘Alevileri devirdik’ mantığıyla hareket edilmesi yüz karasıdır-VİDEO

    PİRHA- Alevi Düşünce Ocağı Üyesi Mehmet Sabahşen, Suriye’deki rejim değişikliğini etnisiteye, inançlara entegre etmeye çalışmak ve bunun üzerinden ötekileştirmelere girmek, insanlığa sığmayacağını söyledi. Sabahşen “BM’in, dünyayı yönettiğini düşünen güçlerin, insanlık faciasına göz yummaması gerekir. Bu anlamda birleştirici rol oynayarak tüm tarafların rejimlerini ve idarelerini kurmalarına katkı sağlamak lazım” dedi.

    Alevi Düşünce Ocağı Üyesi Mehmet Sabahşen, Suriye’de yaşanan gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi.

    “REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ, İNANÇLARA ENTEGRE ETMEYE ÇALIŞMAK İNSANLIĞA SIĞMAZ”

    Alevi Düşünce Ocağı Üyesi Mehmet Sabahşen, Suriye’deki rejim değişikliğine benzer değişikliklerin çok yerde olduğunun altını çizerek, “Bizi bugünlere getiren oradaki katliam endişesidir. Bunun medyada da körüklenmesi aşikardır. Katliam konusunu rejim değişikliğine bağlamaya çalışan medya, maalesef insanlığa büyük bir kötülük yapmaktadır. Suriye’deki rejim değişikliğinin Alevileri devirdik mantığıyla hareket edilmesi yüz karasıdır. Rejim değişmiştir. Bunu getirip etnisiteye, inançlara entegre etmeye çalışmak ve bunun üzerinden ötekileştirmelere girmek, insanlığa sığmaz. Oradaki rejim değişikliği bizi ne kadar ilgilendiriyor?” diye sordu.

    “İNSANLIK FACİASINA GÖZ YUMULMAMALI”

    “‘Alevilerin katli vacip’ söylemi sadece günümüzün veya bugün Suriye’de olanların söylemi değil” diyen Sabahşen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Osmanlı döneminde de Ebu Suudların fetvaları bu yöndeydi. Bugün Suriye’de olacakları kestirmek gerçekten zor. Mutlaka barışın tesis edilmesi lazım. Bir kaos var. Herkeste bir tedirginlik, katliamın ayak izleri kendini gösteriyor diye bir korku ve endişe var. Bunun için gerçekten ülkemiz idaresine de bir görev düşüyorsa bunu insanlık adına herkesi kucaklayacak şekilde yapması gerekir. BM’in, dünyayı yönettiğini düşünen güçlerin, insanlık faciasına göz yummaması gerekir. Bu anlamda birleştirici rol oynayarak tüm tarafların rejimlerini ve idarelerini kurmalarına katkı sağlamak lazım.”

    “ENBDİŞELERİ GİDERECEK ADIMLAR ATILMALI”

    Basına da çok büyük görev düştüğünü vurgulayan Sabahşen, “Bizim ülkemizde her şeyi yaşadık ama inançların aşırılığına kimse gitmedi. Suriye’de olanlar rejim kisvesi adı altında aslında emperyalist güçlerin hedefine ulaşmaya çalıştığı topraklardır, yer altı zenginlikleridir veya yer üstünde kendi çıkarları doğrultusunda oluşturabilecekleri bir takım hakimiyet alanları yaratmaktır. Düne kadar Suriye rejiminin arkasında olan ülkeler, çekiliverdiler ama üsleri, tesisleri duruyor. Diğerleriyle beraber ittifak halinde olunca demek ki devleti yönetenler bir gecede gidebiliyorlar. Bu anlamda endişelere mahal bırakmayacak açıklamalar, yaklaşımlar bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Fatoş SARIKAYA-Devrim FINDIK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    >Mutluhan: Suriye gibi bir ülkede şeriat tutmaz; Hristiyan’a, Aleviye şeriatı dayatamazsınız!-VİDEO

    >Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’ndan çağrı: Suriye’de Alevi soykırımı ihtimaline karşı harekete geçilsin