Etiket: aşık veysel

  • Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi Aşık Veysel’i andı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” dedi.

    21 Mart 1973 yılında Hakk’a yürüyen ve yaşamı boyunca bir çok eser bırakan Aşık Veysel, anılıyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi ‘nde de anma etkinliği düzenlendi.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sora yoğun katılımın olduğu anmada, Hüseyin Koçak, Cem Cansız ve Seyrani Yıldız sahne aldı.

    “AŞIK VEYSEL DEMEK; İNSANI AYIRMADAN SEVMEK DEMEKTİR”

    Anmada konuşan  PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün burada sadece bir ozanı anmak için değil; bir hakikat yolcusunu, bir gönül insanını, bir halk bilgesini anlamak ve anlatmak için bir aradayız. Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. O, gözleri görmeyen ama hakikati herkesten daha iyi gören bir bilgeydi. Onun dili nefreti değil sevgiyi, ayrılığı değil birliği anlatırdı” dedi.

    “AŞIK VEYSEL’İN YOLU, MAZLUMDAN YANA OLMANIN YOLUDUR”

    Cuma Erçe, Türkiye’de ayrımcılık, ötekileştirme ve inançlara yönelik baskılar devam ettiğini belirterek, “Sivas’ta yitirdiğimiz canlarımızın acısı hâlâ yüreğimizdedir. Madımak’ta yakılan aydınlarımızı. unutmadık, unutturmayacağız. Aynı şekilde bugün coğrafyamızda yaşanan zulümlere karşı da sessiz kalmayacağız. Çünkü Aşık Veysel’in yolu, mazlumdan yana olmanın yoludur. ‎Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” şeklinde ifade etti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İSTİYORUZ”

    Cemevlerinin sadece ibadet edilen yerleri olmadığını vurgulayan Erçe, “Cemevileri aynı zamanda Veysel’in dilinin, sazının ve felsefesinin yaşatıldığı mekânlardır. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. İnancımızın tanınmasını istiyoruz. Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyoruz. Bu sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda bir adalet çağrısıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    PİRHA- İstanbul’un Avcılar ilçesinde bulunan Aşık Veysel’in heykelindeki sazı, kimliği henüz belirlenmeyen kişi veya kişiler tarafından kırıldı. Heykele yapılan saldırı büyük tepki çekti. Şair-Yazar Nihat Behram, “Alevi düşmanlığı “Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi. 

    Avcılar’da Erol Mumcu Kültür Sanat Parkı’nda bulunan Aşık Veysel heykeline kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişiler tarafından saldırıda bulunuldu. Aşık Veysel’i elinde sazıyla tasvir eden heykelin sazının sap kısmını kırdılar.

    Aşık Veysel’in sazının kırılmasına bir tepki de Şair-Yazar Nihat Behram’dan geldi.

    Behram, X hesabından yayınladığı mesajda, “Alevi düşmanlığı eğer insanlığa aydınlık saçan, yüreği sevgi, iyilik pınarı halk atası Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık aydınlık olan her şeye düşman barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi.

    Bu arada Avcılar Belediyesi, sanatçılara ait eserlerin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aşık Veysel türküleri Berlin Cemevi’nde yankılandı

    Aşık Veysel türküleri Berlin Cemevi’nde yankılandı

    PİRHA-  Halk Ozanı Aşık Veysel türkülerinden oluşan konser, Berlin Alevi Toplumu Cemevi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

    Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi tarafından organize edilen ve koordinatörlüğünü Müzisyen Halit Çelik’in yaptığı konser cemevi ana salonunda gerçekleşti.

    Konser öncesi BAT-Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüksel Özdemir ve usta müzisyen Halit Çelik selamlama konuşması yaparak Aşık Veysel’in ozanlık geleneğine ve bıraktığı ölümsüz mirasına dikkat çekti.

    Yapılan konuşmaların ardından ilk bölümde, Halit Çelik yönetimindeki Cemevi Turnalar Müzik Korosu ile Musikschule City West Korosu sahneye çıkarak Aşık Veysel eserlerini seslendirdi.

    İkinci bölüm de ise müzisyenler; Kasım Yıldız, Hüseyin Güneş ve Musa Gönül Dede, Aşık Veysel türkülerini seslendirmeye devam etti.

    Etkinlikte son olarak Müzisyen Halit Çelik sahnede yerini aldı. Çelik, sahne alan koro üyeleriyle müzisyenleri ve izleyici olan cemevi kurullarında yer alan temsilciler ve izleyicileri sahneye davet etti. Konser, Aşık Veysel’in ‘Uzun ince bir yoldayım’ eserinin hep birlikte seslendirilmesi ile son buldu.

    Ulaş Tosun/ALMANYA

  • Erçe: Dost partilerin, Alevileri bir parmak hesabı üzerinden görmesi üzücü-VİDEO

    Erçe: Dost partilerin, Alevileri bir parmak hesabı üzerinden görmesi üzücü-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, 31 Mart Yerel Seçimlerine gidilirken siyasi partilerin iç tartışmalarında, Alevi kimliğinin kavga sebebi sayılmasının üzücü bir durum olduğunu söyledi. Erçe, “Siyasi partilerin, Alevi kurumlarının bu kadar içine girdiği ya da partileri kendi içine soktuğu bir dönem hiç yaşanmamıştı. Ne yazık ki Aleviler, birbirlerine rakip olan noktaya getirildi” dedi.

    AKP-MHP hükümeti, 31 Mart Yerel Seçimlerine giderken, Alevi toplumundan oy almak adına kozlarını oynuyor. Cemevi açarak ‘Alevilerin yanındayız’ imajı çizmeye çalışan AKP’liler, siyaseten kendilerine yakın dedelerle de fotoğraf vermeyi sürdürüyor. Bir yandan usulsüz işlemlerle cemevi ve dergahlara el koyan AKP’liler, diğer yandan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığı ile kendi Alevilik tarifinde ısrar ediyor.

    Seçimler yaklaşırken Alevi çalıştayları, hatta Alevi Bektaşi Ansiklopedisi oluşturmak için kolları sıvayan AKP’ye karşı CHP de belediyeler aracılığı ile cemevi açıp, yerel yönetimlere ‘Alevi kontenjanı’ uyguluyor.

    “NE YAZIK Kİ YİNE ALEVİLER ÜZERİNDE YÜRÜNDÜ”

    Tüm bu yaşananları Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ile konuştuk.

    Erçe, uzun süredir seçim gündemi içerisinde olunmasını üzüntüyle karşıladığını belirterek, “Neredeyse bütün ana sorunların esastan üstünü örtecek şekilde bir seçim gündemi yaşanıyor” diye ifade etti. Erçe, 31 Mart seçimlerine giderken Alevi sorununun nasıl ele alındığını şu sözlerle değerlendirdi:

    “Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde de ‘yeter ki biz, kaybedilen bir seçimin tarafı ya da sebebi olmayalım’ biçiminde özel bir çaba sarf ettik. Ancak ‘Alevi’den, Kürt’ten cumhurbaşkanı olur mu?’ tartışmaları sebebiyle o dönemlerde çok canımız yandı. Nihayetinde bir seçim oldu ve bu seçim öncesinde alabildiğine yalan, iftira, kumpas ve montaj videolarının hakim olduğu bir tartışma süreci yaşandı. Cumhurbaşkanlığı seçimi şöyle ya da böyle matematiksel olarak kaybedildi. Biz her ne kadar seçimin çok demokratik bir ortamda yapılmadığını, sayımlar konusunda ciddi şüpheler olduğunu söylesek de sonuç değişmedi. Bu sefer Türkiye muhalefet partileri kendi iç seçimlerine odaklandı. Kendi içlerinde yürüttükleri tartışmalarda ne yazık ki zaman zaman yine Aleviler gündemi üzerinde yüründü. ‘Alevi bir genel başkan ile bu iş yürür mü yürümez mi’ tartışmaları ya da ‘Eğer Kemal Kılıçdaroğlu bu seçimde aday olmasaydı kazanırdık’ diyen masanın diğer bileşenleri gibi yine sonuçta döndü dolaşıldı Aleviler ve Alevi kurumları tartışmaların odağına yerleştirildi.

    “BÖYLE BİR DÖNEM HİÇ YAŞANMAMIŞTI”

    Türkiye’nin şimdi yeni bir yerel seçimler gündemine girdi. Yerel seçimler gündemi de ne yazık ki önceki dönemlerde yapılan seçimleri de aratmayacak biçimde. Hatta ve hatta sözümü geri alayım, aratacak biçimde diyebiliriz. Çünkü bu kadar kurum ve kişilerin, bu denli politize olduğu ya da demokratik kitle örgütlerinin ve Alevi kurumlarının neredeyse siyasi partilerin bu kadar içine girdiği ya da kendi içine soktuğu dönem hiç yaşanmamıştı. Bir anlamıyla seçimde bizzat içinde yer alan; adaylık, aday adaylığı, mahalle delegeliği, meclis üyesi adaylığı vesaire biçiminde büyük bir tartışma dönemi yaşandı. Ne yazık ki Aleviler birbirlerine rakip olan, yarışan bir noktaya getirildi. Bizi üzen gelişme, dost partiler de dahil olmak üzere Alevilerin bir parmak hesabı üzerinden hesaplanması, bir matematiksel hesap olarak görülmesi süreci devam etti. Adayların önlerine yerleştirilen bir kavram olarak ‘Alevi aday, Alevi meclis üyesi, Alevi muhtar, Alevi aday adayı’ gibi ifadelerin geçtiği, ‘şu kadar Alevi adayı, şu kadar Alevi meclis üyesi var’ gibi sayılara hapsedilen bir noktada ele alınan süreç yaşıyoruz. Bu anlamıyla da Alevilerin, siyasi partilerin kendi iç kavgalarında dahi tartışma konusu yapılması, bir kavga sebebi sayılması, bütün bu tartışmaların odağında Alevilere yer verilmesi bizim açımızdan oldukça sıkıntılı.

    “TARTIŞMALARIN CHP’DE DAHA KAPSAMLI YÜRÜDÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ”

    Bunu ayrımsız söylüyorum; ama çoğunlukla da herkesin bildiği gibi Alevilerin en çok oy verdiği parti olarak bilinen Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu tartışmaların çok daha kapsamlı yürüdüğünü de görüyoruz. Bu eksende de çeşitli kırgınlıkların olduğu da açık. Aday belirleme süreçlerinde yeteri kadar demokratik davranılmadığı noktasında çok ciddi eleştirilerin olduğu bir gerçek. Alevilerin bu anlamda büyük bir kırgınlık içinde olduğu da bilinen bir durum. Ancak her şeye rağmen Aleviler, geçmişten aldıkları mirasın da etkisiyle ne olursa olsun, asla ve asla büyük çoğunluk olarak gericilerin, ırkçıların, tekçilerin ya da eşit yurttaşlık ilkesine bağlı olmayan faşist, şeriatçı partilerin adayları yanında durmayacaklar. Kimi Alevi kurum temsilcilerinin ya da kimi cemevi, dernek yöneticilerinin, zaman zaman inancımıza ters düşen yaklaşımları ortaya koysalar da genel Alevi kitlesi asla ve asla onlara da uymayacak.”

    “İÇİMİZDEN DEVŞİRMELER DAHİ ÇIKARSALAR ALEVİ KİTLESİ BUNLARA UYMAYACAK”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, geçmiş seçimlerde AKP tarafından Dersim’de elektriği olmayan köylere beyaz eşya dağıtıldığını hatırlatarak, “Ne yaparlarsa yapsınlar, içimizden devşirmeler dahi çıkarsalar asla Alevi kitlesi bunlara uymayacak. Dolayısıyla seçimlerde açık şekilde tavrımız belli. Demokrat, sosyalist, halkçı ve sosyal belediyeciliği esas alan, hesap verebilir ve sorulabilir olan aday ve partilerin desteklenmesi noktasındayız. Yani bir Kürt bölgesinde veya büyük kentlerde farklı oluşumlar içerisinde de yer alınabileceği gibi mevcut siyasal iktidara bugün için Alevilere yönelik kapsamlı asimilasyon politikaları sürdüren, eğitimin gericileşmesine sebep olan, devlet kurumlarını cemaat ve tarikatlara teslim eden bir anlayışı zayıflatmak için Aleviler üzerine düşen tarihi görevi yerine getirecek. Yani mevcut iktidarın zayıflaması, onların seçim kazanmaması için bulundukları yer neyi ifade ediyorsa orada tavır sergileyeceklerdir.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETMEK İÇİN PROFESYONEL UĞRAŞLAR İÇİNDELER”

    Hükümet tarafından açılan cemevleri konusunda da değerlendirme yapan Cuma Erçe, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Alevilik, uzunca bir zamandır hep tarif edilen bir yerde durdu. Bizi, bizim dışımızdaki herkes tarif etti. Ama bunun içerisinde en kapsamlı, en vurucu olanını devlet yaptı. İktidarda hangi partinin olduğuna bakmaksızın söylüyorum, her dönemde devlet, Alevileri yok etmenin yanında aynı zamanda Aleviliği yok etmek için profesyonel uğraşlar içinde oldu. Kimi zaman bunu Alevi köylerine cami yaparak gerçekleştirdi, kimi zaman okuma yazma bile bilmeyen Alevilerin evlerine nereden geldiği belli olmayan Alevilikle ilgili yazıldığı zannedilen kitaplar sokarak yaptı. Kimi zaman köylere cami hocası gibi Aleviler içerisinden devşirdikleri insanlar koyarak yaptı, kimi zaman da zorunlu din dersleri ile yaptı. Şimdi yapılan işlerin de bunun bir parçası olduğunu düşünüyoruz.
    Yine Aleviliği tarif eden ama Aleviliği başka bir inanç içerisine hapsetmeye çalışan, orayla eşdeğer tutan ve Alevilerin bu anlamda kafasını karıştıran, ‘Hepimiz aynı dine, dile, peygambere bağlıyız. Aynı Kur’an’a baş koymuşuz’ diye gelen geleneksel devlet anlayışını ‘Aslında Alevilik diye bir şey yok. Var olan da zaten bir kültürel farklılıktır. Siz folkolik bir yapısınız, onu da Kültür Bakanlığı’nda oluşturduğumuz Cemevi Başkanlığı’nı kurarak sağladık zaten. Haklarınızı veriyoruz’ diyen, aslında bu kültürün, bir inancın sonucu olarak ortaya çıktığını reddeden, farklı bir yorummuş gibi algılatan bir yaklaşım ortaya konuluyor. Bu anlamda Alevi kitlesinin önemli bir kısmının kafasını karıştırmayı başarsalar da Alevilik her dönem küllerinden doğabilen, kendini yeniden şekillendirip bulunduğu zamana dizayn eden bir inanç. Dolayısıyla şunu çok açık şekilde söylüyoruz; Alevilik hiçbir şey değildir. Alevilik Aleviliktir. Dolayısıyla bizi hangi kitapla, hangi ansiklopedi ile, hangi tarihsel çarpıtmalarla ifade etmeye çalışırlarsa çalışsınlar, bu gerçek değişmeyecektir. İki gerçeğimiz var; Alevilik haktır, Aleviler vardır.”

    “İNANCIMIZA SIKI SIKIYA SARILMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevilerin hiçbir dini inancı yorumlamadığını, tarif etmediğini belirten Erçe, “Elbette ki entelektüel akademik tartışmalarda söylenebilecek sözler vardır ama biz bunu asla bir başka inanca saygısızlık anlamında göstermedik. Ama bu anlamda ne yazık ki devlet, her yolu deneyerek en çok da bizim içimizden çalabildikleri, neredeyse sondaj atarak devşirdikleri üzerinden yapıyor olmaları da aslında çok ustaca bir aklın ürünüdür. Bu akıl bin yıllık devlet aklının ta kendisidir. Ne yazık ki her zaman bizimle ilgili projeler hazırlanmakta, uygulanmakta. Kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bu anlamda dik duruşumuzu sürdüreceğiz. Alevilerin bu zamana kadar gizledikleri, sır ettikleri, deyişlerin içerisine giydirdikleri felsefemizi, inancımızı yeniden lüzum oldukça ortaya çıkaracağız. Gözleri görmeyen ama gönül gözü açık olan Aşık Veysel’in,  “Aynı vardan var olmuşuz, Sen altınsın ben tunç muyum?” sözünde olduğu gibi ‘aynı vardan var olanlar’ olarak biz inancımıza sıkı sıkıya sarılmaya devam edeceğiz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Aşık Kul Turabi: Veysel baba ve Davut Sulari’nin yanında çaldım; çok kaynadım ancak daha pişmedim!-VİDEO

    Aşık Kul Turabi: Veysel baba ve Davut Sulari’nin yanında çaldım; çok kaynadım ancak daha pişmedim!-VİDEO

    PİRHA – 70 yaşındaki Aşık Kul Turabi, bağlama ve kemanıyla zakirlik yapmaya devam ediyor. Küçük yaşta baba ve dedesiyle cemlerde yer alan Kul Turabi “Henüz piştim diyemem. Çok kaynadım ancak daha pişemedim” diyerek aşıklık geleneğinin bir sınırının olmadığına da vurgu yapıyor.

    Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Salıçal köyünden Ankara’ya gelip yerleşen Aşık Kul Turabi, uzun yıllarını doğup büyüdüğü topraklara hasretlik çekerek geçirir. Özlem o kadar yoğundur ki günlerden bir gün Ankara sokaklarında yürürken aldığı kete kokusu dahi Kul Turabi’de hüzne sebep olur.

    Birçok bestesinin odağında yurt özlemi ve yitirilen değerleri öne çıkaran Kul Turabi, köyü ile özdeşleşen o kete kokusuna ise şu dörtlüğü yazıp sazıyla seslendiriyor:

    “Ayrı kaldık baba yurdundan sıladan

    Hasret kokusu da ne güzel geldi

    Terk eyledim vatanımdan yurdumdan oy oy

    Katmerin kokusu da ne güzel geldi.”

    BABA VE DEDESİYLE BİRLİKTE CEMLERDE YERİNİ ALDI!

    Asıl ismi Turabi Pektaş olan Aşık Kul Turabi, ‘Kul’ mahlasını dedesi Hasan Derviş’ten aldığını belirtti. Babasının da aşıklık geleneğinin sürdürücüsü olduğunu söyleyen Kul Turabi, “Babam da saz ve keman çalardı. Üçümüz beraber ceme oturuyorduk. Ben 14 yaşında, babam 40 yaşında, dedem de 70’e doğru yaşlarındaydı. Günlerden bir gün dedem bana bir ad (mahlas) koymak istedi. ‘Derviş Kul Turabi’ ismini verdi. Sonrasında bu uzun geldiği için sadece ‘Kul Turabi’ kaldı. O zamandan bu yana Yıldızeli ilçesi Sarıçal (Çerdiğin) köyünde bayağı bir yaşam sürdük. Bu yıllar içerisinde Aşık Veysel babanın yanına da gittim. Mahsuni Şerif, İsmail Daimi, Davut Sulari gibi isimlerin yanında çok oturup çaldım. O isimlerin her birinden bir şeyler aldım” diye belirtti.

    AŞIK OMMANİ’NİN ARDILI!

    Aşık Kul Turabi, bağlama ile ilk tanışıklığının 8 yaşında başladığını ancak 14 yaşına kadar hiç ezgi söylemediğini de aktardı. 14 Yaşından sonra kimi bestelerini düzenleyip seslendirmeye başlayan Kul Turabi, “Kemanı ise son 12 yıldır çalmaktayım. Köyümüzde kemanı bir tek babam çalardı. Ben de tıpkı kemanı babam gibi aşağı doğru tutarak çalmaktayım. Ancak babam Aşık Ommani’nin söyleyişi daha dertliydi” dedi.

    “KENTTE CEM HİZMETLERİNDEN UZAK KALDIM”

    1983 yılında Ankara’ya gelip uzun yıllar kapıcılık yaptığını söyleyen Kul Turabi, 9 senenin ardından yeniden bir göç yoluna düşer. Sonrasında ailecek Tekirdağ’a yerleştiklerini anlatan Kul Turabi, 14 yıllık serüvenin ardından emekli olup yeniden Ankara’ya döner. Çok sayıda aşık ve ozanın yaşam sürdüğü Ankara’da OZAN-DER’e de üye olan Kul Turabi, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Ankara’ya geldikten sonra Halk Ozanları Derneği’ne üye oldum. Ancak Ankara’ya geldikten sonra inanç adına yaptığım hizmetler hep arka planda kaldı. Her şey değişti. Bu durum bende dert oldu. Bunu da müziğime yansıttım;

    ‘Kul Turabi gayrı intizar eyleme

    Bir yaralı gibi boynunu bükme

    Seyranbağları’nda çok dertli ötme

    Yaralıyım yaralı, elleme…”

    “ÇOK KAYNADIM ANCAK DAHA PİŞMEDİM!”

    Aşık Kul Turabi, eskisi gibi yoğun olmasa da kimi zamanlar ihtiyaç duyulması durumunda zakirlik yaptığını belirtti. Ancak zakirliğin önemli bir hizmet olduğunun altını çizen Kul Turabi, zakir olabilmenin özüne ise şu sözlerle değindi:

    “Cemi yürüten asıl zakirdir. Dede sade bir dua eder ama her şeyi zakir çevirir. Hizmetçiyi çağıran, çerağ uyandıran, deyiş ve mersiye söyleyen hep zakirdir. Zakir olmayınca dede cem süremez. Gerçek manada bir zakir, 12 hizmeti iyi yürütmesi lazım. Biz şu an aşığın olmadığı yerde zakirlik yapıyoruz. Ben daha çok ozanlığa hizmet ediyorum. Aslında benimki tam ozanlık da değil. Ben halen bir ozan olmuş değilim, çünkü ozanlar halka daha çok örnek olurlar, ancak biz henüz tam anlamıyla ozan olamadık. Ozan olmak herkese de nasip olmuyor. Mahsuni babadan sonra ozanlık da eğildi. Bizim yaptığımız ise ozan kültürünü yürütmek…”

    “Kul Turabi bu yolda nasıl pişti?” sorumuza ise “Toplumdaki değerli insanlarla oturarak” cevabını verdi. Turabi Pektaş, sözlerini “Henüz piştim demem. Çok kaynadım ancak daha pişmedim” diyerek noktaladı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anıldı – VİDEO

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anıldı – VİDEO

    PİRHA-Halk Ozanları Kültür Derneği, Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.
    Ozanlar, düzenlenen gecede Aşık Veysel’e ait birbirinden kıymetli ezgileri seslendirdi.

    Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.
    Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan anmaya ilgi bir hayli yoğun oldu.

    “AŞIK VEYSEL ‘ÇOCUKLARI OKUTUN’ DEMİŞTİR”

    Gecenin açılışında konuşan OZAN-DER Başkanı Hüsnü İyidoğan, aşıklık geleneğinin Anadolu’daki birçok halk tarafından farklı dillerde icra edildiğini ifade etti ve ekledi; “Bu geleneğin ana temsilcisi olarak Alevi-Bektaşi ozanlarını görmekteyiz. Bu geleneğin binlerce yıldır Anadolu’da sürdürüldüğünü de görebiliriz. Ozanlık geleneği Anadolu’nun kültürel arşivi anlamına gelir. Ozanlık köyün, kırsalın alfabesi olmuştur.”

    Aşık Veysel Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özarslan ise “Ozanlarımızın bize bıraktığı emeğe sahip çıkmak için buradayım. İyi ki ozanlarımız var. İyi ki Aşık Veysel var. Onun bıraktığı bayrağı devralıp yol almak adına biz her şeye rağmen varız. Dernek olarak deprem döneminde yaklaşık 500 depremzedeye 6 ay bakabildik. Şimdi ise özellikle depremzede kız öğrencileri cüzi rakamlarla konukevinde ağırlıyoruz. Kızlarımızın okuması adına her türlü desteği sağlayacağız. Aşık Veysel de ‘çocukları okutun’ demiştir. Onun yolunda ilerlemeye gayret gösteriyoruz” dedi.

    Mustafa Özarslan, konuşmasının ardından Aşık Veysel’e ait nefes ve deyişler seslendirdi.

    “VEYSEL OLMASAYDI BU TOPRAKLAR EKSİK KALACAKTI”
    Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ise Aşık Veysel’in, aşıklık geleneğinin en büyük temsilcilerinden biri olduğunu vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:
    “Sanat, milleti aydınlatır, barışı getirir. Onun için göreve başladığımdan beri kültür sanata önem verdim. Veysel’in gözü karanlıktı ancak içi aydınlıktı. Birçoğumuzun olamadığı kadar çağdaştı. Görmeyen gözleriyle hepimizden çok gören bir aydın olmuştur. 7 yaşında gözlerini kaybetmiş, o kadar mana yüklü ifadeler kullanmış ki her bir satırı için bir kitap yazılabilir. Veysel, şiirlerinde Anadolu’yu, doğayı, aşkı anlattı. Aşık Veysel olmasaydı bu topraklar eksik kalacaktı. Aşık Veysel’i minnetle anıyorum.”

    Konuşmaların ardından Ümit Özdizlekli yönetimindeki Ozan-Der Korosu, Aşık Veysel’e ait ezgileri seslendirdi.
    PİRHA/ANKARA

  • Aleviler, Kepez’de Aşık Veysel’i andı: Aşık Veysel karanlığı aydınlatan ışıktır-VİDEO

    Aleviler, Kepez’de Aşık Veysel’i andı: Aşık Veysel karanlığı aydınlatan ışıktır-VİDEO

    PİRHA- Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği ve Özde Canlar Semah Erkanı, UNESCO 2023 Aşık Veysel Yılı etkinliği çerçevesinde Aşık Veysel’i andı.  Anmada yapılan konuşmalarda, “Aşık Veysel saf ve temiz aşkın adıdır. Karanlığı aydınlatan ışıktır. Anmak geçmişte kalanı hatırlamak demektir. Oysa Aşık Veysel geçmişte kalan değil, her zaman her an bizimle olandır” denildi.

    Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği ve Özde Canlar Semah Erkanı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle Kültür Merkezi’nde Aşık Veysel’i andı.

    “AŞIK VEYSEL KARANLIĞI AYDINLATAN IŞIKTIR”

    Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği ve Özde Canlar Semah Erkanı üyesi Sevgi Avcı Aydın’ın gülbenk okumasıyla etkinlik başlatıldı.

    Aydın, “Karanlığı aydınlatan ışıktır Aşık Veysel, saf ve temiz aşkın adıdır. Anmak geçmişte kalanı hatırlamak demektir. Oysa Aşık Veysel geçmişte kalan değil, her zaman her an bizimle olandır. UNESCO, Aşık Veysel dehasının 50 yılı nedeniyle, 2025 yılını ‘Aşık Veysel’i anma kutlama yılı’ ilan etmiştir” dedi.

    “AŞIK VEYSEL’E BAŞKA ULUSLARIN VERDİĞİ DEĞERİ VEREMİYORUZ”

    Kepez Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Abidin Poyraz ise UNESCO, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü; eğitim, sanat, bilim ve kültür alanlarında uluslararası iş birliği yoluyla dünya barışını ve güvenliğini koruma amacını güden bir Birleşmiş Milletler kurumudur. Böyle büyük bir örgüt Aşık Veysel’imiz için 2023 yılını adamış ve Aşık Veysel yılı ilan etmiştir. Bizim değerlerimize başkaları daha çok sahip çıkıyor. Bizler ne yazık ki kendi kurumumuzu da katarak söylüyorum, geç kaldık, birçok etkinlikle Aşık Veysel’i anmış olsaydık. Bu da bizim eksikliğimiz özür dileriz” şeklinde ifade etti.

    “VEYSEL ARDINDA 2 ŞİİR KİTABI OLMAK ÜZERE 900′ YAKIN ESER BIRAKTI”

    Aşık Veysel’in biyografisi ile ilgili bilgi aktaran İrem Toprak Matar da şunları dile getirdi:

    “Veysel Şatıroğlu, nam-ı diğer Aşık Veysel, 25 Ekim 1894 yılında Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde dünyaya gelmiştir. Her çocuk gibi dünyaya gelen Veysel 7 yaşına geldiğinde ne yazık ki o yıl Sivas’ta baş gösteren yoğun salgın çiçek hastalığı nedeniyle gözlerini kaybeder. Veysel’in evlerine gelip giden aşıkları izlediğini fark eden babası ona oyalanması için bir saz alır. Veysel 10 yaşında saz çalmayı öğrenir. 15 yaşında Çamışıklı Aşık Ali’den ders alır. Veysel 40 yaşına kadar köyünden hiç çıkmamıştır. 1933 yılında Cumhuriyetin 10. yılı nedeniyle bir şiir yarışması düzenlenir. Kendisi de Atatürk’e destan adlı bir şiirle katılır. Çevre illerde çok beğenilen bu şiir, dönemin nahiye müdürü bunu Gazi’ye gönderebiliriz der. Bunun üzerine Veysel de ‘madem öyle ben götürürüm’ diye Ankara yolculuğuna çıkar. 3 ay süren yaya yolculuk sonrası ne yazık ki çeşitli nedenlerle Gazi’nin kendisiyle tanışmak mümkün olmasa da zamanla bizim dilimize pelesenk olan “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece/Bilmiyorum ne haldeyim/ Gidiyorum gündüz gece” uzayıp giden eseri ortaya çıkar. Hayata gözlerini yumarken yayınlanmış iki şiir kitabı, 900’e yakın her cümlesi her sözü kendisine ait olan eserleriyle bizlere dostlar beni hatırlasın diyerek gider. Biz de bugün burada diyoruz ki dostlar seni hatırlıyor. Sevgiyle Veysel, dostlar seni hiç unutmuyor, unutmayacak.”

    Konuşmaların ardından semah ve saz eğitmeni Fahrettin Aksünger ve Zakir Kader Bahadır Aşık Veysel’in türkülerini seslendirdiler.

     Şair Özlem Şahin Aşık Veysel için yazmış olduğu şiiri, Recep Yıldız ise Aşık Veysel’in eserlerini şiirsel bir dille okudu. Fahrettin Aksünger’in yetiştirdiği bağlama topluluğu ve Özde Canlar Semah Erkanı üyesi Rahmi ve Ayşin Tanrıverdi de Aşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım” eserini seslendirdiler.

    Fahrettin Aksünger’in seslendirdiği deyişlerle ve duazlarla Özde Canlar Semah Erkanı tarafından semahlar dönüldü. Çerağın sırlanmasıyla birlikte anma tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Aşık Veysel’in 109 yıllık sazını çalıp türküler söyleyen Şentürk İyidoğan, sazın 1999’da kendisine verildiğini belirtti.

    UNESCO’nun ilan ettiği 2023 Aşık Veysel Yılı kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Sivaslı Saz Ustası ve Halk Ozanı Şentürk İyidoğan, Aşık Veysel’in sazıyla ozana ait türküleri seslendirdi.

    “AŞIK VEYSEL ÖNEMLİ BİR HALK OZANIDIR”

    Etkinlikte konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı şunları dile getirdi:
    “2023 yılı UNESCO tarafından Aşık Veysel’i anma yılı olarak kabul edildi. Bu nedenle de bir etkinlik düzenlemek istedik. Sözlü kültürün ve aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nu özlemle anıyoruz. Aşık Veysel olarak bilinen Veysel Şatıroğlu 1894 yılında Sivas’ta doğmuştur. Türk edebiyatına kazandırdığı eserleriyle ölümsüzlük katan Aşık Veysel önemli bir halk ozanıdır. ‘Uzun ince bir yoldayım, ‘Benim sadık yarım kara topraktır’, ‘Dostlar beni hatırlasın’ gibi büyük eserlerin sahibi olan Aşık Veysel ölümünün 50. yıl dönümünde saygıyla anılıyor.”

    “AŞIK VEYSEL BENİM HAYATIMDA HEP OLDU”

    Aşık Veysel’in sazının 1999 yılında kendisine verildiğini söyleyen Şentürk İyidoğan, “Asıl bana türküyü söyleten rahmetli Muhlis Akarsu olsa da benim hayatımda hep Aşık Veysel olduğu için size hem Aşık Veysel’den çalıp hem de anlatmak istiyorum” dedi.

    İlgi ve beğeni toplayan etkinlik, Aşık Veysel’e ait türkülerin dinletisiyle son buldu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Aşık Veysel, Hakk’a yürümesinin 50. yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Aşık Veysel, Hakk’a yürümesinin 50. yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle Sivas’ta Emlek Ortaköy’de anıldı. Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp ‘Kara toprak’ deyişi söylendi. 

    UNESCO 41. Genel Konferans kararıyla Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle 2023 Anma ve Kutlama programına alındı. Aşık Veysel Kültür Merkezi, Utrecht Alevi Kültür Merkezi ve Emlek Ortaköy Muhtarlığı ortaklığında yapılan 2 günlük anma yapıldı.

    Etkinlik sonunda Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp ‘Kara toprak’ deyişi söylendi.

    PİRHA/SİVAS

  • Aşık Veysel UNESCO 2023 Şiir Yarışması sonuçlandı

    Aşık Veysel UNESCO 2023 Şiir Yarışması sonuçlandı

    PİRHA – 2023  Aşık Veysel UNESCO Yılı vesilesiyle yapılan şiir yarışmasında kazananlar belli oldu. 

    UNESCO tarafından 2023 yılının Aşık Veysel’e atfedilmesi ve Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle yapılan şiir yarışmasının kazananları açıklandı.

    Yarışmanın jüri üyeleri arasında Musa Eroğlu, Mustafa Özarslan, Kamber Nar, Nadir Sayın, Hasan Harmancı, Haydar Ergülen, Esra Öztürk, Abbas Tan, Fuat Doğan, Enver Cemal Şahin yer aldı.

    Aşık Veysel UNESCO 2023 Şiir Yarışması’nda 1. şiir Mansur Emekçi’ye ait “VEYSEL OLAMAZ” adlı eser oldu.

    Yarışmanın 2. ismi Türkan Akbıyık olarak belirlendi. Akbıyık, “Bergüzar” mahlası ile “VEYSEL BABA” isimli şiiri kaleme aldı.

    Yarışmada 3. olan şiir ise Muharrem Soydemir’e ait “GÖNÜL GÖZÜYLE” adlı eser oldu.

    BESTELENMEYE DEĞER ŞİİRLER KATEGORİSİ

    Aşık Veysel UNESCO 2023 “Bestelenmeye değer görülen şiirler” kategorisinde ise belirlenen isimler şu şekilde açıklandı:

    1. Aysel Çiçek “İZİNDEYİZ AŞIK VEYSEL”
    2. Hülya Yıldırım Mahlas: Ozan Şahini “O KOCA VEYSEL”
    3. Ali AVCI “VEYSEL BABAMIZ”

    EMLEK KÖYÜNDE FESTİVAL DÜZENLENECEK!

    Programa yoğun ilginin gösterildiği belirtilirken, yarışmadaki en önemli vurgu ve amaç ise “Aşık Veysel’imizin evrenselleşen değerini onore etmek ve onun “İnsan ile Doğa”/ “Harekete kimse Mani Olamaz”/ “Kişi sabır ile bulur kemâli/Sabretmeyen maksudunu bulamaz” odaklı tema, nefesi nezdinde yeni şiirlerinin üretilmesine ortam yaratmak birincil gayemiz olmuştur” sözleriyle açıklandı.

    Jüri tarafından yapılan açıklamada, Aşık Veysel’in 2023 Yılı UNESCO Kutlaması ve 50. yıl Hakk’a yürümesinin anmasını içeren bir de festival yapılacağı belirtildi. Programın 22/23 Ağustos’ta Emlek Ortaköy-Sivrialan da gerçekleştirileceği açıklandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Aşık Veysel şiir yarışması düzenlenecek

    Aşık Veysel şiir yarışması düzenlenecek

    PİRHA- Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle Aşık Veysel Kültür Derneği şiir yarışması düzenleyecek. Katılımcıların şiirlerini 28 Haziran ile 20 Temmuz tarihine kadar göndermeleri gerekiyor.

    UNESCO’nun 41. Genel Konferansı’nda Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle 2023 Anma ve Kutlama Programı’ na alınması kararlaştırıldı. UNESCO’nun bu kararıyla birlikte Aşık Veysel Kültür Derneği, şiir yarışması düzenleyecek.

    Şiir yarışmasını kazananlara plaketleri Emlek Yöresi Sivrialan- Ortaköy ve Amsterdam Aşık Veysel UNESCO 2023 Sanat-Kültür, Edebiyat Festival Töreni’nde takdim edilecek. Katılımcıların şiirlerini 28 Haziran ile 20 Temmuz tarihine kadar göndermeleri gerekiyor.

    Şiir yarışmasının jürisinde Musa Eroğlu, Mustafa Özarslan, Esra Öztürk, Abbas Tan, Hasan Harmancı, Nadir Sayın, Kamber Nar, Haydar Ergülen, Haydar Eroğlu, Fuat Doğan ve Enver Cemal Şahin bulunuyor.

    ŞİİR YARIŞMASINA KATILIM KOŞULLARI

    -En fazla 12 (on iki) dörtlükten oluşan uyaklı/vezinli halk şiiri, 1 (bir) sayfayı (A4 sayfaya 300 kelime) geçmeyen serbest şiir olması, yarışmaya gönderilen şiirin daha önce hiç bir yerde (sosyal medya dahil olmak üzere) yayınlanmamış olması,

    -Yarışmaya katılan şairlerin özgeçmişlerini 50 (elli) kelimeyle sınırlayarak, yaşadıkları ülke ve şehri beyan etmesi, şiir yarışması öncesi yayınlanmış kitabı varsa belirtmesi,

    -Şiirlerin en geç 20 Temmuz 2023 tarihinde ndrnsi42@gmail.com ve harmanci_hasan@hotmail.com mail adreslerine gönderilmesi,

    -Katılımcıların “UNESCO 41. Genel Konferans kararıyla Aşık Veysel’in Hakk’a Yürüyüşünün 50. Yıl Dönümü nedeniyle 2023 Anma ve Kutlama Programı” çerçevesinin gözetilmesi,

    -Türkiye’den yarışmaya katılanlardan 1., 2. ve 3. olmak üzere seçilecek 3 (üç) adet şiir ve Diğer Ülkeler Kategorisi’nden yarışmaya katılanlardan 1, .2. ve 3. olmak üzere seçilecek 3 (üç) adet şiir “Aşık Veysel’in Hakk’a Yürüyüşünün 50. Yıl Dönümü” çerçevesinde plaket verilerek ödüllendirilmesi ve bir Türkiye’den, bir tane de Türkiye dışından olmak üzere değer nitelikte olan 2 şiirlerin bestesinin yapılması,

    -Yayınlanmaya ve bestelenmeye değer görülen şiirler “AŞIK VEYSEL UNESCO 2023 SEÇİLEN ŞİİRLER” başlığıyla yayınlanmasına, seçilen şiirlerin şairlerince telif hakkı istenmeden yayınlanmasına onay verdiği, başka hiç bir maddi-manevi hak talep edilemeyeceği,

    -Gerek organizasyon ve gerekse jüri üyelerinin bir şiirlerinin ya da kitaba önsöz veya Aşık Veysel’e atfen bir sayfayı geçmeyen metninin yer almasına,

    -Kitabın bir adetinin, Sivrialan Köyünde bulunan Aşık Veysel Müzesine yerleştirilmesi ve bu vesileyle gönüllü olarak gelenlerle birlikte kabrinin ziyaret edilmesine,

    -Kitabın Türkiye ve Türkiye dışı tüm dillerde yayın, çeviri Telif hakkı gelirlerinin Aşık Veysel Kültür Derneği’ne bağışlanmasına karar verilmiştir.

    Değerlendirmeye giren 2x 1.2.3. şiirler (1. Türkiye’den katılımcılar ilk 3 (üç) şiir, 2. Diğer Ülkeler Kategorisi’nde ilk 3 (üç) şiir aşağıda belirtilen tarihlerde açıklanacak, şairlere ya da temsilcilerine plaketleriyle birlikte, basılan kitaplardan birer adet olmak üzere; Emlek Yöresi Sivrialan- Ortaköy ve Amsterdam Aşık Veysel UNESCO 2023 Sanat-Kültür, Edebiyat Festival Töreni’nde takdim edilecek, “AŞIK VEYSEL UNESCO 2023 SEÇİLEN ŞİİRLER” kitap imza günüyle okuyuculara sunulacaktır.

    Kitabın basım, dağıtımı dışında kalan geliri Aşık Veysel Kültür Derneği’ne aktarılacaktır. Ayrıca ancak yukardaki amaçlar doğrultusunda katkı sunacak sponsorluklar kabul edilecektir.

    FESTİVAL TARİHİ VE YERİ

    – 23/24 AĞUSTOS 2023 Sivas Emlek Yöresi Ortaköy-Sivrialan

    – 21/22 EKİM 2023 Amsterdam-Hollanda

    İLETİŞİM

    – Mustafa Özarslan : +905325548630

    – Nadir Sayın            : +31645143955

    PİRHA/İSTANBUL

  • Araştırmacı Yusuf Aydın: Aşık Veysel’i yetiştiren Alevi öğretisidir, tekkelerdeki o öğretidir-VİDEO

    Araştırmacı Yusuf Aydın: Aşık Veysel’i yetiştiren Alevi öğretisidir, tekkelerdeki o öğretidir-VİDEO

    PİRHA – Araştırmacı Yusuf Aydın, Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında Aşık Veysel hakkında bilinmeyenleri anlattı. Aydın, Aşık Veysel’in Alevi kimliğinin gizlendiğini belirterek, “Halbuki Veysel’i yetiştiren Alevi öğretisidir. Alevilikten aldığı hava, tekkelerdeki o öğretidir” dedi.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50. yılı sebebiyle 2023 yılını anma ve kutlama yıl dönümleri programına alındı.

    UNESCO’nun Paris’te düzenlenen 41. Genel Konferansı’nda alınan kararla birlikte Türkiye’nin birçok ilinde de Aşık Veysel (Veysel Şatıroğlu) için anma programları düzenlenliyor. Ancak, yapılan programlarda Aşık Veysel’in yetiştiği kültüre, inanç kimliğine, yaşam felsefesine tam anlamıyla değinilmemekte.

    Duru bir dille yazdığı şiirlerini bağlaması ile melodilere döken Aşık Veysel’in bilinmeyen ve de gizlenen tarafını Araştırmacı Yusuf Aydın’dan dinledik. Aydın, Aşık Veysel hakkında uzun yıllar çalışma yürüttüğünü belirterek, “gerçeklerin gizlendiği” vurgusunu yaptı.

    “OSMANLI’DAN KAÇAN BİR AİLE”

    Kendisinin de Sivas’ın Şarkışla ilçesi Emlek bölgesinden olduğunu belirten Yusuf Aydın, özellikle son yıllarda Emlek bölgesindeki aşıklar, şairler ve ağıtlar konusunda araştırmalar yapıp tarihçesini yazdığını aktardı. Aydın, Emlek bölgesindeki halkın, nereden ve ne için geldikleri konusunda araştırması olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Alevi edebiyatı, bugüne kadar sözlü kültür ile taşındı. 2022 yılında 80 köy gezerek, özellikle yaşlı insanları bulup araştırmalar yaptım. Emlek bölgesindeki 36 köy Alevi, birkaç da Alevi ve Sünnilerin ortak oluşturduğu köy bulunuyor.
    Aşık Veysel’in köyünün adı bütün Emlek bölgesini anlatan bir addır. Şimdiki adına ‘Sivrialan’ diyorlar ancak bu bir uydurma köy ismidir. ‘Sivrialan’ adını kimse bilmez. Esas o köyün adı Sobelan‘dır. Yani ‘sobe olmak’ saklanılan yer anlamındadır. 1402’de Ankara Savaşı’ndan beri Osmanlı ile Türkmenler-Aleviler anlaşamamışlar. Aşık Veysel’in ailesi de Osmanlı’nın zorundan kaçıp kendilerini güvende hissedebilecekleri yerler aramış. Aşık Veysel de 1894’te Sobelan’da doğmuş. Osmanlı’dan kaçan bir aile, kaçıp ormanın içerisinde yaşamış. Ne evleri ne de hayvanları yokmuş. Çevredeki Alevi köyleri onları beslemiş.”

    VEYSEL’İ, MUSTAFA ABDAL TEKKESİNİN DERVİŞLERİ YETİŞTİRİYOR

    Yusuf Aydın, Aşık Veysel’in babası Karacaahmet’in Ortaköy’deki Mustafa Abdal Tekkesinin müdavimi olduğu notunun altını çizerek anlatımına devam etti. Karacaahmet’in tekkede hizmetkarlık yaptığını belirten Aydın, “Aşık Veysel’lerin köyüne Erzincan Kemaliye’nin ocak köyünden gelen, Hıdır Abdal Ocağı’nın bir üyesi var. Bunlara ‘Molla’ diyorlar. Yani kitap yazıp-okuyan insanlara deniliyor. Orada Hüseyin Ağa isimli birisi çok iyi saz çalarmış. Hatta Aşık Veysel’in kendisi için ‘Hüseyin Ağa öyle bir saz çalardı ki o sazın içine giresim gelirdi’ dediği söylenir. Çamşıhı’ndan bir de ‘Ali Ağa’ diye biri geliyor. Veysel’in babasının Çamşıhı ile bir ilişkisi de var. Çamşıhı tarafından Kaledibi köyüne geliyorlar ve Aşık Veysel’i, Mustafa Abdal Tekkesinin dervişleri, saza-söze alıştırıp ilk derslerini burada vermişler” dedi.

    “AŞIK VEYSEL’İ YETİŞTİREN ALEVİ ÖĞRETİSİDİR”

    Araştırmacı Yusuf Aydın, Zaralı ‘Kürt Kasım’ isimli bir kişinin de Veysel’in hayatında önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Kürt Kasım’ın, Aşık Veysel’i Koçgirî bölgesine kadar götürüp köy köy tanıttığını anlatan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu kişi çok bilge ve ayrıca güzel kaval çalan, müziğe duyarlı bir insandır. Osmanlı dağılınca o Kürt Kasım, Veysel’in köyündeki bir kadınla evlenir. 1919 yılına gelindiğinde Aşık Veysel de ‘Esma’ isimli güzel bir kadınla evlendirilir. Kürt Kasım, bu yıllardan sonra Aşık Veysel’i köy köy gezdirip müziğinin tanınmasına aracı olmuştur. O yörede Alevi köylerinde her daim cemler olur. Veysel bu cemlere de sık sık katılır. Ancak Aşık Veysel’i bugün Alevilikle hiç bağdaştırmazlar. ‘Hiç Alevi tekkelerine gitmemiştir, hiç cemlere katılmamıştır, hiç Alevilikten bahsetmemiştir’ diyerek böyle bir soyut, ‘saksıda yetişen bir Veysel’ karşımıza çıkarıyorlar. Halbuki Aşık Veysel’i yetiştiren Alevi öğretisidir. Alevilikten aldığı hava, tekkelerdeki o öğretidir. Mesela Seyit Selahattin Ocağından Yahyalılı Kasım Ağa vardır. Kendisi dededir. Aşık Veysel’i Amasya, Tokat ve Sivas’ın her tarafına götürüp her cemde Veysel’e yanında aşıklık yaptırmıştır.”

    AŞIKLAR BAYRAMI SERÜVENİ!

    “Bunların yanı sıra yörede ‘Mescit’ isimli bir köy var. Aşık Veysel, eşeği ile o köye gidiyor ve günlerce o köyde kalıp Selman Babadan ders alıyor. 1930’lu yıllarda Ahmet Kutsi Tecer, Sivas İlköğretim Müdürlüğü’ne atanıyor. O yıllarda bir de Muzaffer Sarısözen var ve bunlar ‘Burada bolca aşık var. Bunları toplayalım ve Ozanları, Şairleri Koruma Derneği kuralım’ diyorlar. O derneğin başına da o zamanki belediye başkanını getiriyorlar. 1931 yılında da ‘büyük bir bayram yapalım’ diyorlar. Bu arada Aşık Veysel’e de ‘gelsin bir tanışalım’ diye haber gidiyor. Aşık Veysel ‘devlet’ ismini duyunca korkuyor ve kaçıyor. Çünkü o zamana kadar Osmanlı, gördüğü Aleviyi öldürmüş. ‘Beni bulamasınlar’ diye Aşık Veysel ormana kaçıyor. Köylüler birkaç günün ardından Veysel’i buluyor. Jandarmalar Veysel’i alıp Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştırıyor. Veysel, devletin kendisini öldürmeyeceğini anlayınca artık cumhuriyete ısınıyor. 1931 yılında Aşık Veysel ilk aşıklar bayramına katılmış oluyor.”

    “VEYSEL’İN ESAS KİMLİĞİ BİLİNMİYOR”

    Yusuf Aydın, Aşık Veysel’in protest müziğin Anadolu’daki temsilcilerinden biri olduğunu da sözlerine ekledi. 1932 yılında Halkevleri’nin kurulmasıyla birlikte Aşık Veysel’in müziğinin daha duyulur olduğunu anlatan Aydın, şu bilgileri verdi:

    “Aşık Veysel, Halkevleri’nde müzik dersleri de vermeye başlıyor. Abim Ali Rıza Aydın der ki ‘Aşık Veysel’in bütün türküleri damıtılmış bir Aleviliği anlatır’. Çünkü Alevilik 4 Ana sırdan dünyanın oluştuğunu ifade eder. Hava, su, toprak, güneş olmazsa dünya oluşmaz. Veysel’in de Yunus’un da bütün türkülerinde toprak, sevgi, kardeşlik, birliktelik vardır. Veysel bir tabiat aşığı, toprak sevdalısıdır. Aşık Veysel’i Alevilikten soyutlamak isteyenleri çok gördüm. Onun için Veysel’in esas kimliği su altına giriyor, bilinmiyor. Aşık Veysel’i ve o zamanın diğer aşıklarını yaratan o günün canlı, örgütlü Aleviliği idi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Aşık Veysel, Ankara’da sevenleri tarafından anıldı-VİDEO

    Aşık Veysel, Ankara’da sevenleri tarafından anıldı-VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN-DER) Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Aşık Veysel’i andı.

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. Yılında Ankara’da halk ozanları tarafından anıldı.

    OZAN-DER’de yapılan anma programının moderatörlüğünü derneğin başkanı Hüsnü İyidoğan yaptı. Yoğun ilginin olduğu programda Gazeteci-Yazar Mustafa Balbay ve Yazar Veysel Kaymak konuşmacı olarak yer aldı.

    “ŞİİR İÇİN EMEK VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLERDİ”

    İlk olarak Yazar Veysel Kaymak, Aşık Veysel ile olan anılarını paylaştı. Kaymak, Aşık Veysel’in, bütün şiirlerini ezbere okuduğunu belirterek “Aşık Baba ‘Şiir yazarken bir emek verilmesi gerekir’ diye söylerdi” sözünü de aktardı. Veysel Kaymak, büyük ozan ile olan anılarından kesitler aktardıktan sonra Aşık Veysel için yazdığı bir şiiri de katılımcılarla paylaştı.

    “BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ ORTAYA KOYABİLMİŞTİR”
    Gazeteci Yazar Mustafa Balbay da Aşık Veysel’in yaşantısına dair araştırmalarını özetledi. Balbay, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
    “Hani dünyayı koruyan bir ozon tabakası vardır ama bir de Anadolu’yu koruyan ‘Ozan tabakası’ vardır. İşte Aşık Veysel’in o ozan tabakasının en kırılmaz, en güçlü halkası olduğunu zamanla öğrendim. Aşık Veysel’i, Yunus Emre’nin devamı ve son kuşağı olarak da değerlendirebiliriz.
    Aşık Veysel’in bir de köy enstitüsü yılları vardır. Okuma yazma bilmeyen bir öğretmen kaç ülkede vardır? Ama Aşık Veysel bir saz öğretmeni olarak öyle güzel kuşaklar yetiştirmiştir ki kendisinden sonra pek çok ozan olmuştur.
    Aşık Veysel hiçbir zaman köklerini de unutmamıştır. Zamanın büyük bölümünü köyde geçirmiş, üstelik Anadolu’da da örneğin Konya’da Aşıklar Bayramının düzenlenmesini sağlamıştır. Anadolu’da diğer aşıkların da ortaya çıkmasını, onların da seslerini duyurabilmesini sağlamıştır. Ve bunların karşısında kendisine verilen ödüller için de örneğin ‘Size altından bir saz veriyoruz’ dediklerinde ‘Bana altından saz lazım değil, Kızılırmak’a köprü lazım’ demiştir. Kızılırmak’a köprü yapıldıktan sonra Aşık Veysel’e bir güzellik yapmak için ‘Senin köyüne yol yapıyoruz’ dediklerinde ‘İlk benim köye yapmayın. Az ileride bir Sünni köyü var, önce oraya yapın, sonra bana yapın’ diyebilmiştir. Aşık Veysel, bir arada yaşama kültürünü de hem yaşamıyla hem de şiirleri ile ortaya koyabilmiştir.”

    Konuşmalar ardından müzisyen Ümit Özdizlekli, Aşık Veysel ezgilerini seslendirdi. Özdizlekli’nin bağlaması ile seslendirdiği ezgilere tüm katılımcılar da eşlik etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Halk ozanı Aşık Veysel Ankara ve Muğla’da anıldı

    Halk ozanı Aşık Veysel Ankara ve Muğla’da anıldı

    PİRHA – Büyük halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıldönümünde Ankara ve Muğla’da anıldı.

    Halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50’nci yılında Çankaya Belediyesi’nin düzenlediği törende anıldı.

    ‘Aşık Veysel Yılı’ olarak düzenlenen anma programları kapsamında MEB Şura Salonu’nu dolduran Ankaralılar, Veysel’i türküleriyle andı.

    Halk müziği sanatçıları Dertli Divani ve Ender Balkır, “Muhabbet Bendi” anma konserinde, büyük halk ozanı Aşık Veysel imzası taşıyan eserleri seslendirdi.

    Halkın yoğun ilgi gösterdiği konserde Dertli Divani ve Ender Balkır’a divan bağlamada Ferhat Karaca, curada Mert Kılıç, basgitarda Serkan Güneyi, gitarda Giray Akçay ve perküsyonda Burak Çınar eşlik etti.

    AŞIK VEYSEL İÇİN DATÇA’DA ANMA TÖRENİ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi de Aşık Veysel’i 50. yılında unutmadı.

    21 Mart gecesi Bülent Ecevit Kültür Merkezinde gerçekleşen programda Aşık Veysel’in hayatından kesitlerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Zeki Şimşek, Gülay Bahar, Kubilay Akman, Maşide Yalın, Gülden Çiçek ve Bahattin Akbulut tarafından Aşık Veysel ezgileri seslendirildi.

    Anma programı sonrasında katılımcılar ile lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kenanoğlu, Aşık Veysel’i andı: Alevi inancının aşıklık geleneğinin en büyük temsilcisi-VİDEO

    Kenanoğlu, Aşık Veysel’i andı: Alevi inancının aşıklık geleneğinin en büyük temsilcisi-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anarak, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.

    Halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıldönümünde anılıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümünde mecliste yaptığı konuşmayla andı. Aşık Veysel’in Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi olduğunu ifade eden Kenanoğlu, onun yüce gönüllü ve doğa aşığı olduğuna dikkat çekerek, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AŞIKKLIK GELENEĞİNİN BÜYÜK TEMSİLCİSİ, SAYGI İLE ANIYORUZ”

    Konuşmasına 21 Mart Nevroz Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kenanoğlu, 21 Mart’ın ayrıca Aşık Veysel’in de Hakk’a yürüdüğü tarih olduğu bilgisini paylaşarak şöyle konuştu:

    “Diğer taraftan 21 Mart Âşık Veysel’in de Hakk’a yürüyüşünün yıl dönümü. Âşık Veysel, Alevi inancının âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden birisidir. Kendisi 21 Martta Hakk’a yürüdü. Veysel’e sorarlar: “Âşık, dünyadan ne anladın?” diye. Der ki: “Say ki bir pazar yeri dolaştım, 3 metre bez aldım gidiyorum.” Yani böyle yüce gönüllü bir insandır.

    Diğer taraftan, şöyle der: “Mezarıma çimento, beton dökmeyin; toprak kalsın, börtü böcek faydalansın; süt olsun, bal olsun, çiçek olsun.” Bu kadar da doğa âşığı bir insandır. Diğer taraftan “Medet mürvet deyip kapına geldim/İsteğim dileğim var Hacı Bektaş/İndim eşiğine yüzümü sürdüm/Kusurum günahım var Hacı Bektaş” diyerek de Pir’in huzurunda özünü dara çekmesini bilen bir derviştir. Bu “Nevroz” gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aşık Veysel Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında Ankara’da anılacak

    Aşık Veysel Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında Ankara’da anılacak

    PİRHA – Halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıldönümünde Ankara’da yapılacak konserlerle anılacak.

    Hakk’a yürüyüşünün 50’nci yıldönümünde büyük ozan Aşık Veysel, halk müziği sanatçıları Dertli Divani ve Ender Balkır’ın sahneye çıkacağı “Muhabbet Bendi” konseriyle anılacak.

    Çankaya Belediyesi tarafından yapılan anma konseri, 23 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda gerçekleşecek.

    Büyük ozanı anma konserinin yer fişleri 17 Mart’tan itibaren Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Yılmaz Güney Sahnesi’nden temin edilebilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • UNESCO 2023’ü Aşık Veysel yılı ilan etti

    UNESCO 2023’ü Aşık Veysel yılı ilan etti

    PİRHA – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Âşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 50’nci yıl dönümü sebebiyle 2023 yılında Aşık Veysel’i anacağını ilan etti.

    Aşıklık geleneğinin büyük temsilcilerinden Veysel Şatıroğlu’nun ismi, UNESCO’nun Paris’te düzenlenen 41. Genel Konferansı’nda alınan kararla anma listesine eklendi.

    UNESCO’nun 2023 yılı anma programında halk ozanı Âşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50’nci yıl dönümünde yad edilecek.

    AŞIK VEYSEL KİMDİR?

    Âşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi. Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti.

    Baba Ahmet Şatıroğlu’nun aldığı bağlamayla Veysel, önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. 1930 yılında Sivas Maarif Müdürü olarak görev yapan Ahmet Kutsi Tecer ile Kutsi Bey tarafından düzenlenen bir şairler gecesinde tanıştı. Kutsi Bey tarafından verilen destek ile birçok ili dolaşmaya başladı.

    Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok ve Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Âşık Veysel’in çocuklarından öğretmen olan Bahri Şatıroğlu, babasının yaşamını gün gün deftere almış ve pek çok çalışmaya kaynak kişi olarak katılmıştır. Ayrıca babasının saz ve söz geleneğini sürdürmektedir.

    Veysel’in şiirlerinde yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. 1973 yılında akciğer kanseri sonucunda öldü. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alişan Ağa’nın çok aşığı ağırlayan, cem tutulan 150 yıllık evi restore edilmeyi bekliyor-VİDEO

    Alişan Ağa’nın çok aşığı ağırlayan, cem tutulan 150 yıllık evi restore edilmeyi bekliyor-VİDEO

    PİRHA-Üryan Hızır Ocağı’nın Sivas Şarkışka Alakilise’deki toplumsal hafızalarından olan ve Alişan Dede’nin yaşadığı yaklaşık 150  yaşındaki ev harap haline rağmen ayakta durmaya çalışıyor. Birçok aşığın uğradığı, cemlerin tutulduğu bu tarihsel mekanda duvarlar ve taşlar olmasa da, anılar ve erkanlar da hala canlılığını koruyor.

    Sivas Şarkışla’ya bağlı Alakilise’deki tarihi evler ve duvarları halen ayakta kalmaya çalışıyor. 150 yıldan fazladır inşa edilen ve Üryan Hızır Ocağı’nın bilinen pirlerinden Alişan Ağa Dede’nin de yaşadığı ev, yıkılmayla yüz yüze kalmış durumda.

    Sivas’ta bulunan Üryan Hızır Ocağı etrafındaki Alevilerin tarihsel ve inançsal mekanlarından bu evin odaları çok cem görmüş, muhabbet eylemiş. Aynı zamanda birçok Alevi aşığı da kendisine misafir eylemiş.

    Yazar Rıza Aydın’ın çektiği görüntülerde, Alevi inancının tarihsel mekanlarından bu ev, şimdilerde ise kendisi ile biriktirdiği anılar ve erkanlar ile yok olma ile karşı karşıya. Bu tarihsel hafızayı geleceğe taşıyacak bir adım bekleniyor.

    KONAĞI ALİŞAN AĞA’NIN BABASI MUSTAFA AĞA İNŞA EDİYOR

    Üryan Hızır Ocağı’nın Sivas bölgesindeki devamı olan bu dede hanesinin yaklaşık 15o yıllık geçmişi bulunuyor. Üryan Hızır Ocağı’ndan Alişan Ağa’nın babası Mustafa Ağa tarafından bir Ermeni ustaya yaptırılan bu ev taş duvarları ve tavandaki ağaç işlemeler ile bölgede ilgi çekiyor. Konağın inşasında deyim yerindeyse tek bir çivi ve demir kullanılmamış.

    Üryan Hızır Ocağı talipleri için artık bir ziyaret haline dönüşen bu evde ayrıca bölgede çokça sevilen ve sözü geçen Alişan Ağa Dede yaşamış. Bu inançsal ve tarihsel mekan bu döngü içerisinde nice cemler, erkanlar, düğünler, kurban tığlaması, hakikat sohbetleri görmüş. Köydeki yaşlıların neredeyse hepsinin bu evde bir anısı var.

    AŞIK AGAHİ’NİN ‘SEHER VAKTİ ÇALDIM YARIN KAPISI’ TÜRKÜSÜ BU EVDEN ÇIKIYOR

    Bölgede çokça tanınan Aşık Agahi’nin bu evde çokça nefesler söylendiği dilden dile yayılmış. Alakilise köyüne 2o kilometre uzaklıkta bulunan Kılıççı köyünde doğan Aşık Agahi’nin bu evle olan bağını Yazar Rıza Aydın şöyle anlatıyor:

    “Mustafa Ağa’nın konağı 2 odalı ve başka evlerde var. Aslında küçük bir cemevi ve o odada cem yapılırdı. Bir rivayete göre Alişan Ağa’nın babası Mustafa Ağa bir cem muhabbetinde Agahi’nin de olmasını istemiş. Mustafa Ağa’nın eşi  kendisine, ‘Buradan bir çık hele de seslen; Agahi’ye malum olur gelir’  demiş. Agahi’de eşine kendisini çağırdıklarını söyleyerek atına binmiş. Mustafa Ağa’nın kapısına vardığında muhabbetin dağıldığını görmüş. Biraz da kahırlanarak, ‘Seher Vakti Çaldım Yarın Kapısı’ türküsünü yazmış. Neşet Ertaş’da bu türküyü daha sonra okudu.”

    NEŞET ERTAŞ’IN DEDESİ ALAKİLİSE’YE YERLEŞİYOR

    Alakilise köyünde Aleviler ve Ermeniler, hiçbir problem olmadan uzun yıllar yaşamışlar. 1915’te Ermeniler bu köyden devlet tarafından göç ettirilmesi ile birlikte Ermenilerden geriye kalan arazilere de sonradan köye gelen Abdallar yerleşmiş. Köye gelen Abdallardan birisi de Neşet Ertaş’ın dedesidir. Neşet Ertaş’ın dedesi daha sonra Alakilise köyünden giderek Kırşehir’e yerleşir.

    NEŞAT ERTAŞ, AŞIK AGAHİ’NİN TÜRKÜSÜNÜ ALARAK OKUYOR

    Neşet Ertaş tanınmadan önce bu köye gelerek gezmiş. Köyde Neşet Ertaş’a, Agahi’nin söylediği, ‘Seher Vakti Çaldım Yarın Kapısı’ türküsünü söylemişler. Neşet Ertaş’ta bu türküye otantik hali ile alarak okumuş.

    Türküde sözü edilen olay eski adı ile Alakilise yeni ismi ismi ile Eskiyurt köyünde yaşanmıştır. Neşet Ertaş, Şarkışla`nın Kılıççı köyünden 19. yüzyılda yaşamış Aşık Agahi’ye ait olan ve Alakilise köyünde yaşadığı bir olay üzerine bu köyde yaktığı bu türküyü, Alakiliseli Ozan Mehmet Özkan’dan almış, Kırşehir yöresine uyarlayarak okumuştur.

    AŞIK VEYSEL’İN DE YETİŞTİĞİ MISTA ABDAL TEKKESİ YIKILARAK KARAKOLA ÇEVRİLİYOR

    Emlek yöresi civarında Pir Sultan Abdal, Kemter Baba, İğdecikli Aşık Veli, Aşık Veysel, Ali İzzet, Talibi, Aşık Agahi gibi 200’e yakın tanınan aşıklar, halk ozanları yetişmiş. Ali İzzet Özkan ve Aşık Veysel’in köyünün Alakilise köyüne komşu olduğu bu yöre kültürel bir öbeğin ortasında. Aşık Veysel bir mülakatında Ortaköy’de bulunan Mısta Abdal (yöre halkının söylemi ile) tekkesinde yetiştiğini sözlü olarak beyan eder. Aşık Veysel, babasıyla sık sık ziyaret ettiği Mısta Abdal tekkesinde aşıklık eğitimi almış,  Araboğlu Mehmet Baba’nın söyleşilerini ve tekkede çalınan deyişleri dinlemiştir. Alakilise köyü ayrıca Mısta Abdal tekkesinin hemen arka tepesinde bulunuyor.

    Emlek yöresinde Alevilere ait 3 büyük tekke bulunuyor. Mısta Abdal, Kerim Alibaba ve Tekke köyü. Çokça Alevi ozanın yetiştiği bu 3 büyük tekke Cumhuriyet döneminde çıkarılan ‘Tekke ve Zaviye Kanunu’ ile kapatılıyor. Bölgede birçok ozanın yetiştiği Mısta Abdal (Mustafa Abdal) tekkesinin de yıkılarak karakola çevrildiği biliniyor.

    ALİŞAN AĞA’NIN EVİ RESTORE EDİLMEYİ BEKLİYOR

    Birçok aşığın uğradığı, cemlerin tutulduğu bu tarihsel mekanın giriş merdivenleri yıkılmış durumda. Duvarları ve toprak damının sağlam kaldığı bu mekanın Alevi inancının tarihsel mekanlarından bu ev, şimdilerde ise kendisi ile biriktirdiği anılar ve erkanlar ile yok olma ile karşı karşıya. Yöre halkının da restore edilerek korunmaya alınmasını istediği bu tarihsel mekan ve hafıza kendisini geleceğe taşıyacak bir adım bekliyor.

    Ersin ÖZGÜL/SİVAS

     

  • Kenanoğlu, Aşık Veysel’i Meclis’te andı -VİDEO

    Kenanoğlu, Aşık Veysel’i Meclis’te andı -VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aşık Veysel’i 49. ölüm yıl dönümünde TBMM Genel Kurulu’nda anarak Aşık Veysel’in Alevi Bektaşi inancındaki âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden biri olduğunu belirtti. Kenanoğlu konuşmasının sonunda, Aşık Veysel’in 1971 yılındaki son konserinde seslendirdiği ‘Hacı Bektaş’ türküsünü söyledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aşık Veysel’i 49. ölüm yıl dönümünde TBMM Genel Kurulu’nda andı.

    Kenanoğlu Meclis’te yaptığı konuşmasında, Aşık Veysel’in Alevi Bektaşi inancındaki âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden biri olduğunu belirterek, Aşık Veysel’in 1971 yılındaki son konserinde seslendirdiği ‘Hacı Bektaş’ türküsünü söyledi.

    “MEKÂNI PİR HÜNKÂR’IN YANI OLSUN”

    Kenanoğlu, Aşık Veysel’le ilgili yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “Alevi Bektaşi inancındaki âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden Âşık Veysel’in Hakk’a göç yolculuğunun yıl dönümündeyiz. Veysel Baba doğanın doğum günü olan 21 Martta sadık yârine kavuştu.

    Son konserini 15 Ağustos 1971’de Hacıbektaş’ta veren Âşık Veysel, Hünkâra şöyle seslendi:

    ‘Medet mürvet deyip kapına geldim / İsteğim dileğim var Hacı Bektaş / İndim eşiğine yüzümü sürdüm / Kusurum günahım var Hacı Bektaş / Sana yalvarıyor Veysel biçare / Yine senden olur her derde çare / Bir arzuhal sundum gahı Hünkâr’e / Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş’ diyerek âdeta vedalaşmış ve göç yolculuğuna başlamıştır.

    Yolu ışık, devri daim, menzili mübarek olsun, mekânı Pir Hünkâr’ın yanı olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aşık Veysel, Mersin ve Arguvan’da Anıldı-VİDEO

    Aşık Veysel, Mersin ve Arguvan’da Anıldı-VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, Arguvan Belediyesi tarafından yapılan program ile anıldı.

    Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, Hakk’a yürüyüşünün 49. yılında Mersin ve Malatya’da anıldı.

    Mersin Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) anmaya onlarca yurttaş katılırken, sanatçılar Özlem Taner ve İsmail Hakkı Demircioğlu Aşık Veysel’in türkülerini seslendirdi.

    Aşık Veysel, Arguvan Belediyesi tarafından Turnam İlgezdi Kültür Kompleksi’nde yapılan program ile anıldı. Halkın yoğun ilgi gösterdiği programda, Ozan Muzaffer Özdemir, Aşık Veysel’e ait eserleri bağlaması ile çalıp seslendirdi.

    Program dahilinde ayrıca Aşık Veysel’in hayatını içeren sinevizyon gösterimi de yapıldı.

    PİRHA/MALATYA