Etiket: avukatlar

  • Mersin’de hukukçular, avukat Volkan Bilece’nin tutuklanmasına tepki gösterdi- VİDEO

    Mersin’de hukukçular, avukat Volkan Bilece’nin tutuklanmasına tepki gösterdi- VİDEO

    PİRHA- ÖHD, ÇHD, AİH ve İHD Mersin Şubeleri, avukat Volkan Bilece’nin tutuklanmasının siyasallaşmış yargı eliyle yapıldığını ifade etti.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Adalet İçin Hukukçular ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri, ÖHD üyesi avukat Volkan Bilece’nin mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklanmasına ilişkin adliye bahçesinde basın açıklaması yaptı.

    Kürtçe ve Türkçe “Savunma biat etmeyecek” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya Mersin Baro Başkanı Gazi Özdemir, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda avukat katıldı.

    “TUTUKLAMA SİYASİ SAİKLERLE YAPILMIŞTIR”

    ÖHD Mersin Eş Başkanı Melek Şaraldı, Volkan Bilece’nin itirafçı tanık beyanıyla tutuklanmasının savunmaya dönük bir saldırı olduğunu belirtti. Şaraldı, “Dernek olarak yapmış olduğumuz basın açıklamalarının, her gün onlarca kötü muamele ve hak ihlali yaşanan hapishane raporlamalarının suçlama konusu yapılması derneğimiz avukatlarına yönelik bu saldırının siyasi saiklerle, siyasallaşmış yargı eliyle yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

    Şaraldı, tüm baskı ve tutuklamalara rağmen mücadele edeceklerinin altını çizerek, “Bugüne kadar bir çok üyemizin yargılamalara maruz bırakıldığı, avukatlık mesleği kapsamında yerine getirdiğimiz mesleki faaliyetlerimizin siyasallaşmış yargı eliyle kriminalize edilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Hatay’ın fauna ve florası hızla yok oluyor, bu nadide coğrafya korunmalı!’-VİDEO

    ‘Hatay’ın fauna ve florası hızla yok oluyor, bu nadide coğrafya korunmalı!’-VİDEO

    PİRHA –Hatay’da çevresel bozulmaya karşı itirazda bulunan çok sayıda kurum, kümülatif etki değerlendirmesi için Hatay 4. İdare Mahkemesi’nde görülen dava öncesi açıklama yaptı. Avukatlar, deprem sonrası şehirdeki su ve hava kalitesine dikkat çekerek “Şehrimizin fauna ve florası hızla yok oluyor. Biz, yurttaşlar olarak, bu nadide coğrafyanın korunması, planlı bir kentleşme, giderek azalan su, toprak ve hava rezervlerimizin korunmasını istiyoruz” dedi.

    Hatay’daki çevresel bozulmaya karşı itirazda bulunan çok sayıda kurum, kümülatif etki değerlendirmesi için Hatay 4. İdare Mahkemesi’nde görülen davaya katıldı.

    Hatay için 2020 yılında alınmış Mahalli İdari Birliği kararıyla birlikte, şehirde gerçekleştirilecek tüm faaliyetlerle ilgili ÇED başvuru dosyasının hazırlanması ve bütünlüklü olarak çevresel etkilerinin değerlendirilmesi öngörülüyordu. Ancak 2023 yılında bu karar kaldırıldı. Söz konusu kararın kaldırılmasına karşılık Av. Mahmut Fevzi Özlüer, Av. Ecevit Alkan, Antakya Çevre Koruma Derneği, davacı olarak duruşmaya katıldı. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipler Birliği de davaya müdahil olma talebinde bulundu.

    Avukatlar, deprem sonrası şehirdeki su ve hava kalitesine dikkat çekerek “Şehrimizin fauna ve florası hızla yok oluyor. Biz, yurttaşlar olarak, bu nadide coğrafyanın korunması, planlı bir kentleşme, giderek azalan su, toprak ve hava rezervlerimizin korunmasını istiyoruz” dedi.

    “HATAY BÖLGESİNİN EKOSİSTEMİ KORUNMALI”

    Ortak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hatay Valiliği Mahalli Çevre Kurulu Başkanlığı 2020 yılında vali başkanlığında toplanarak madencilik faaliyetleri sırasında olabilecek olumsuz etkileri minimize etmeden faaliyete geçilmesine izin verilmemesi kararı aldı. Bu kararda amaç, madencilik nedeniyle büyük çevresel sorunlar oluşmasını engellemek ve çevresel yıkımın geri döndürülmesi için gereken çok büyük maliyetlerden kurtulmaktı. Bunun için de valilik, mahalli il çevre kurulu, bu toplantıda madencilik faaliyetleri sonucu, yeryüzünün doğal yapısının bozulması, bitki örtüsünün ortadan kaldırılması, atık oluşumu, toz dağılımı, vibrasyon, gürültü, görsel kirlilik gibi çevreye olumsuz etkilerinin çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için il genelindeki tüm faaliyetler için ÇED olumlu kararı alınması gerektiğine karar verdi.

    Fakat 6 Şubat 2023 depremlerinden hemen sonra bu karar kaldırdı. Böylece, il genelinde,  maden işletmeleri için yapılacak başvurularda ve buna bağlı işlerde, beton Santrali vs. gibi projelerde, etki alanının sosyal, kültürel hassasiyetlerine dikkat edilmesi, ilgili kurum, kuruluşların sürece dahil edilmesinin sağlanması, yoğun faaliyet baskısı olan alanlarda etkilerin detaylı bilimsel, teknik raporlarla ortaya konulmasının sağlanması, Hatay bölgesi ekosistemin, flora, fauna ve habitatın korunması, faaliyetten etkilenecek yöre halkının proje hakkında doğru ve güvenilir bilgi alması ve ÇED sürecine katılımının sağlanarak yanlış psikolojik manipülasyonun oluşmasını önlemek amacıyla belirtilen koordinatlar içerisindeki bölgenin ‘Hassas Alan’ olarak kabul edilmesine ve tüm grup madencilik faaliyetleri için ‘ÇED gereklidir’ kararının verilerek ÇED raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gönderilmesi kararı çöpe atıldı.

    TAŞ OCAKLARI VE BETON SANTRALLERİ PLANSIZ, PROGRAMSIZ AÇILMAYA BAŞLANDI

    Peki sonra ne mi oldu? Ardı arkası kesilmeyen taş ocakları ve beton santralleri kümülatif etkileri değerlendirilmeden plansız, programsız bir biçimde açılmaya başlandı. Tüm kültürel, ekolojik, sosyal yaşam hızla bozulmaya yüz tuttu. Deprem ardından kentten göçen binlerce insan ve kırlarda yaşayanlar hava kirliliği, toz ile boğuşur oldu. Şehrimizin fauna ve florası hızla yok oluyor. Biz, yurttaşlar olarak, Bu nadide coğrafyanın korunması, planlı bir kentleşme, giderek azalan su, toprak ve hava rezervlerimizin korunması için 5 Kasım’da Hatay 4. İdare Mahkemesi’nde 10.45’te tüm dostlarımızı ve duyarlı halkımızı duruşmaya katıldık.

    Kaybedecek bir karış toprağımız, suyumuz ve har vurup harman savrulacak bir yaşamımız yok!”

    PİRHA/HATAY

  • Can Atalay’ın avukatları tahliye başvurusunda bulundu

    Can Atalay’ın avukatları tahliye başvurusunda bulundu

    PİRHA- AYM, Gezi direnişi tutuklusu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunu bildirdi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar sonrası Atalay’ın tahliyesi için avukatlar başvuruda bulundu.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın avukatları, AYM’nin bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararının ardından mahkemeye tahliye başvurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Anayasa Mahkemesi: Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi kararı yok hükmündedir
    CHP’den Can Atalay çağrısı: Hukuksuzluğa son verilsin, tahliye edilmesi şarttır

  • Hukuk Örgütleri: Kobane Davası’nda verilen cezalar siyasi bir kararın sonucudur-VİDEO

    Hukuk Örgütleri: Kobane Davası’nda verilen cezalar siyasi bir kararın sonucudur-VİDEO

    PİRHA – Hukuk örgütleri, Kobane Davası’nda verilen cezaları protesto etmek için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. AKP-MHP iktidarı tarafından Kürt halkının meşru ve demokratik taleplerini bastırmak için ısmarlama bir şekilde Kobane Kumpas Davası’nın açtırıldığını dile getiren hukukçular, verilen cezaların siyasi bir kararın sonucu olduğunu söyledi.

    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Adalet İçin Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Hukukçular, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar ile Toplum ve Hukuk Araştırmalar Vakfı (TOHAV) Kobane Davası’nda verilen kararı protesto etmek için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. Adliyenin bulunduğu alan açıklamadan saatler önce polis ablukasına alındı. Avukatlar, açıklama yapmak için adliye içinden meydana kadar slogan ve alkışlarla verilen cezaları protesto etti.

    Ortak basın metnini Avukat Ruken Kalın okudu.

    “YÜZLERCE YIL HAPİS CEZALARI VERİLDİ”

    Kalın, IŞİD’in Rojava’ya yönelik işgal saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi önceki Eş Genel Başkanları, yöneticileri ve MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 108 kişinin yargılandığı “Kobane Kumpas Davası”nın 16.05.2024 tarihinde görülen duruşmasında HDP’li siyasetçilere yüzlerce yıl hapis cezaları verildiğini ve Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Aynur Aşan Dilek Yağlı, Bülent Parmaksız , Günay Kubilay, İsmail Şengül , Nazmi Gür ile Pervin Oduncu ‘nun tutukluluk halinin devamına karar verildiğini dile getirdi.

    “AİHM KARARLARI TANINMAMIŞTIR”

    Kalın’ın okuduğu basın metninin devamında şunlara yer verildi:

    “Kamu düzenine dair tüm yetki ve görev kuralları yok sayılarak özel yetkili bir görevlendirme ile siyasi iktidar tarafından oluşturulan Ankara merkezli bir mahkeme eliyle yürütülen yargılamada; hakkında yasa dışı örgüt üyesi olduğu isnadıyla açılan dava içeriğinden anlaşıldığı üzere siyasi iktidar ile bağlantısı olan mahkeme başkanı Bahtiyar Çolak’ın içerisinde bulunduğu mahkeme heyeti tarafından iddianame kabul edilmiş, yargılamanın devamında duruşma periyodları, yargılananların savunma yapma ve hazırlanmalarına olanak tanınmayacak şekilde düzenlenmiş, gizli tanıklar savunma avukatları olmaksızın ve tanığı sorgulama hakkı güvencesi tanınmaksızın dinlenmiş, savunma avukatlarına ve yargılananlara karşı yargılama süreci boyunca savunma hakkını engelleyici müdahaleler gerçekleştirilmiş, AİHM kararları tanınmamıştır. Sayısız hukuksuzluğun yaşandığı göstermelik yargılama sürecinde yargılama ilke ve esasları yerle bir edilmiş, düşman ceza hukuku anlayışıyla şekillenen davaya özel yeni bir usul yasası ihdas edilmiştir. HDP’li siyasetçiler hukuksuz yargılama süreci boyunca eşitlik, özgürlük, emek ve barış mücadelesiyle onurlu bir yaşamın mümkün kılınacağını büyük bir ısrarla savunmuşlardır. Ancak iddianamenin tekrarı olan ve hakikatten kopuk bir mütalaayla barış ve demokrasi mücadelesi yürüten siyasetçiler yüzlerce yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

    “VERİLEN CEZALAR SİYASİ BİR KARARIN SONUCUDUR”

    AKP-MHP iktidarı tarafından Kürt halkının meşru ve demokratik taleplerini bastırmak için ısmarlama bir şekilde açtırılan “Kobanê Kumpas Davası”nda verilen cezalar elbetteki siyasi bir kararın sonucudur. Siyasi iktidar “Kobanê Kumpas Davası” ile oluşturmak istediği tekçi rejimin adeta temelini atmaya çalışmaktadır. Cumhuriyet’in ilk yüzyılının başlangıcında Şark İstiklal Mahkeme’lerinde yapılan düzmece yargılamalarla Kürt halkına dayatılan inkar ve imha politikası, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başlangıcında “Kobanê Kumpas Davası” ile devam ettirilmeye çalışılmaktadır.

    “BU KARANLIĞA KARŞI MÜCADELE EDECEĞİMİZİ HAYKIRIYORUZ”

    Kobane Kumpas Davası”nda verilen cezalar, aynı zamanda “Kobanê düştü düşecek” sevinci kursağında kalan siyasi iktidarın İŞİD barbarlığı ve karanlığına karşı özgürlük ve aydınlığı savunan Kobani direnişi ve etrafında şekillenen dayanışmaya yönelik bir intikam girişimidir. Bizler burada bulunan hukuk kurumları olarak İŞİD barbarlığı ve karanlığına karşı özgürlük ve aydınlığı savunmaya devam edeceğimizi, düşman ceza hukuku anlayışıyla şekillenen “Kobanê Kumpas Davası”nda sayısız hukuksuzluğun yaşandığı düzmece yargılama süreciyle verilen cezaları tanımadığımızı ve bu düzmece dava ile Kürt halkına yönelik bir yüzyıl daha yaşatılmak istenen inkar ve imha politikalarını kabul etmediğimizi ve bu karanlığa karşı mücadele edeceğimizi haykırıyoruz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hukukçular Van’daki seçim darbesine karşı adliyede; polisten müdahale-VİDEO

    Hukukçular Van’daki seçim darbesine karşı adliyede; polisten müdahale-VİDEO

    PİRHA-Van Büyükşehir Belediyesi’ndeki irade gaspı için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde Adalet Nöbeti tutmak ve basın açıklaması yapmak isteyen avukatlara polis müdahale etti, çok sayıda avukat gözaltına alındı.

     

    Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla geri alınmasının ardından başlayan protestolar sürüyor.

    Zeydan yerine mazbatanın 28 puan fark yiyen AKP adayına verilmemesine hukukçular da tepki gösterdi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Demokrasi için Hukukçular, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu, Adalet için Hukukçular, Avukat Dayanışması ve Sosyal Hukuk, Van’daki AKP’nin seçim darbesine dair Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi.

    Avukatların basın açıklamasını okumaya başlamasıyla birlikte polis müdahalesi başladı.

    Polisin engellemesinin ardından İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve ÖHD’li avukatlar dahil çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan avukatların isimleri şöyle: Emre Yaşar, Eren Kesin, Rezan Gezer, Ahmet Baran Çelik, Esra Bilen, Hazal Bilgili, Jiyan Kaya, Emrah Baran, Meltem Özel, Xebat Demircan, Kemal Aytaç.

    Polis müdahelesinin ardından toplu şekilde Adliye’ye girmek isteyen avukatlar güvenlik engeli ile karşılaştı. Adliyenin avukat girişi kapatıldı, avukatların adliyeye girişlerine izin verilmedi.

    Adliyenin girişinde bekleyen avukatlara başsavcılık talimatıyla slogan atılmaması ve tek tek girilmesi halinde kapıların açılacağı ifade edildi. Yapılan görüşmelerde avukatlar adliyeye girebildi.

    Avukatlara adliyeye girişi sırasında tekrar müdahale edildi. Binaya giren çevik kuvvet ekipleri ile avukatlar arasında arbede yaşandı. Avukatlar, ‘Polis dışarı’ sloganları attı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşlarının ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Maden İşletmesi’nde yaşanan kayma sonucu, siyanür ve tehlikeli kimyasal içerikli yığının altında kalan 9 kişiye halen ulaşılmadı.

    Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşı avukatlar ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirmek istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Polisin engellemesine rağmen açıklama yapan avukatlar, İliç’teki altın madeninin kapatılması gerektiğini belirterek, “İliç’te ekokırım yaşandı, sorumluların cezalandırılması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA-ÇHD ve ÖHD İstanbul şubeleri, 9 Şubat’ta ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının tutuklanmasına dair basın toplantısı gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Bir komplo ile karşı karşıyayız. Karşımızda çok arsızlaşmış bir kolluk ve iktidar güdümünde yargı söz konusu. Geçerli delil dahi bulma, yaratma kaygısına bile girmemişler” denildi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul şubeleri, 9 Şubat’ta ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının tutuklanmasına dair Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya, ÇHD ve ÖHD üyesi avukatların yanı sıra çok sayıda hukukçu katıldı. Toplantının yapıldığı salona, “Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz” yazılı pankart asıldı.

    Açıklamada basın metnini okuyan ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Çiğdem Akbulut, okudu.

    “SORGUYA KAR MASKELİ POLİSLER GİRDİ”

    Gözaltı ve sonrasındaki hukuki sürecin bir keyfilikle ilerlediğini belirten Çiğdem Akbulut, “Meslektaşlarımız sorgu hakimliğinde savunmalarını gerçekleştirirken, salonda yüzlerinde kar maskesi olan silahlı terörle mücadele polisleri de hazır bulundu. Bu ölçüde keyfi bir sürecin sonunda meslektaşlarımız, Halkın Hukuk Bürosu’nda el konulduğu söylenen CD, flash bellek gibi materyallerin incelemesinin bitmemesi gerekçesi ile tutuklandı. Her ne kadar ana akım medya bu operasyonu ‘Çağlayan Adliyesi Operasyonu’ olarak adlandırıp, meslektaşlarımızın yaşanan çatışmayla bir ilgisi olduğu algısını yaratmaya çalışsa da, meslektaşlarımız hakkındaki tutuklama kararı da dahil evrak içeriğinde, bu tür bir delile dayanılmadığı gibi, böyle bir iddia dahi ileri sürülmedi. Ancak ana akım medya, siyasi iktidar eliyle kendisine servis edildiği şekliyle, masumiyet karinesini çiğneyerek, meslektaşlarımızla ilgili bu yalanı yaymaya inatla devam etti” dedi.

    “BU UYGULAMA KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİNİN İHLALİDİR”

    Meslektaşlarının aleyhinde tek bir delil olmadan tutuklandığını belirten Akbulut, “Bu uygulama en basit ifadesi ile kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ihlalidir. Kaldı ki, el konulan CD ve flash bellek içeriğinin meslektaşlarımızın müvekkillerinin dosyaları ile ilgili olduğu gözetildiğinde avukat-müvekkil ilişkisinin gizliliğinin de ihlal edildiği görülecektir. 6 Şubat’ta 11.30 sıralarında bir silahlı çatışma gerçekleşti. Ardından saat 15.00 gibi HHB’ye savcı eşliğinde bir polis operasyonu gerçekleşti. Hakkında sadece Seda Şaraldı’ya yakalama kararı ile geliniyor. Seda hakkındaki yakalama kararının da somut hiçbir dayanağı bulunmamakta. Bu eylemle ne tür bir bağ kurulduğuna dair hiçbir gerekçesi olmayan bir karar. Büroda diğer üyelerimiz ve Genel Merkez yöneticimizi de de gözaltına alıyorlar. Görme engelli Berrak adli kontrol ile serbest bırakılırken, ona refakat eden eşi Sinan Çağlar ise tutuklandı. Operasyon sırasında da ne ile suçlandıklarına dair hiçbir ayrıntı verilmemişti. Emniyette diğer avukat arkadaşlarımız hakkında da yakalama kararı çıkartılarak gözaltı yapıldı” diye belirtti.

    “BİR KOMPLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Gözaltındaki avukatlara çatışmadaki kişileri tanıyıp tanımadığının sorulduğunu dile getiren Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Büroda ele geçirilen dava dosyalarına dair yazılı içerik, görüntü ve dijital materyallerdi. Bunun dışında bir soru sorulmadı. 9 Şubat’ta adliyeye çıkartıldıklarında, bir yöneticilik suçlamasında bulunuldu ve 6 Şubat eylemini gerçekleştirenleri tanıyıp tanımadıkları soruldu. Hiçbir delil yok ellerinde. Bu eylemle hiçbir alakalarının olmadığını, ne üyelik ne de yöneticiliğin söz konusu olmadığını ve hiçbir delilin olmadığını da savcılık aşamasında belirttik. Çok ağır bir suç isnadı ile karşı karşıyayız. Tutuklama gerekçesine dahi HHB bürosundaki dijital materyallerin henüz çözümlenmediği yazıldı. Bir komplo ile karşı karşıyayız. Karşımızda çok arsızlaşmış bir kolluk ve iktidar güdümünde yargı söz konusu. Geçerli delil dahi bulma, yaratma kaygısına bile girmemişler. Bunun bir kurgu olduğunu, arkadaşlarımızı beraat alıncaya kadar söylemek istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir’de ÇHD’li avukatların tutuklanmasına tepki: Derhal serbest bırakılmalılar-VİDEO

    İzmir’de ÇHD’li avukatların tutuklanmasına tepki: Derhal serbest bırakılmalılar-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da ÇHD üyelerinin tutuklanmasına tepki gösteren hukuk meslek örgütleri ve insan hakları savunucuları ilk günden itibaren masumiyet karinesinin ihlal edilerek, avukatların keyfi bir şekilde tutuklandığını vurguladılar. Yapılan açıklamada, “Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Av. Didem Baydar Ünsal ve Av. Seda Şaraldı derhal serbest bırakılmalıdır” denildi. 

    6 Şubat’ta İstanbul’daki Halkın Hukuk Bürosu’na düzenlenen operasyonda gözaltına alınan dört avukattan üçünün de aralarında olduğu 48 kişi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı. Ayrıca gözaltıları protesto eden paylaşımları gerekçesiyle mahkemeye çıkarılan 6 kişi de tutuklandı.

    İzmir’de bulunan hukuk örgütleri, İstanbul’da tutuklanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyelerine ilişkin ÇHD İzmir Şube binasında basın toplantısı yaptı. Hukuk ve insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı açıklamada basın metnini ÇHD İzmir Şubesi Yöneticisi Tuğçe Nazlı Akın okudu.

    Halkın Hukuk Bürosu’na kapının kırılarak girildiğini, avukatların müvekkillerine ilişkin dosya içerikleri ve evraklara el konulduğunu ifade eden Akın, “Meslektaşlarımız sorgu hakimliğinde savunmalarını gerçekleştirirken salonda yüzlerinde kar maskesi olan silahlı terörle mücadele polisleri de hazır bulundu. Bu ölçüde keyfi bir sürecin sonunda meslektaşlarımız, Halkın Hukuk Bürosu’nda el konulduğu söylenen CD, flash bellek gibi materyallerin incelemesinin bitmemesi gerekçesi ile tutuklandı. Her ne kadar ana akım medya bu operasyonu ‘Çağlayan Adliyesi Operasyonu’ olarak adlandırıp, meslektaşlarımızın yaşanan çatışmayla bir ilgisi olduğu algısını yaratmaya çalışsa da, meslektaşlarımız hakkındaki tutuklama kararı da dahil evrak içeriğinde, bu tür bir delile dayanılmadığı gibi, böyle bir iddia dahi ileri sürülmedi” diye konuştu.

    HAK İHLALLERİ

    Akın, ana akım medyanın masumiyet karinesini çiğneyerek, avukatlarla ilgili yalanı yaydığını kaydederek, “Çağdaş Hukukçular Derneği olarak öncelikle bu saldırılar karşısında boyun eğmeyeceğimizin, gerek meslektaşlarımızı gerekse mesleğimizi savunmayı sürdüreceğimizin altını çiziyoruz. Siyasi iktidar ve onun maşası olmuş yargının zorbalığını ve keyfiyetini normalleştirmesine izin vermeyeceğiz. Meslektaşlarımızla ilişkili hukuki süreç baştan aşağı hak ihlalleri ile doludur. Meslektaşlarımızın bürosu polis tarafından şiddet uygulanarak basılmış, kapıları kırılmış, eşyalarına zarar verilmiştir. Tutuklanan meslektaşlarımız Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ve Didem Baydar Ünsal haklarında gözaltı kararı olmamasına rağmen, sadece o esnada büroda bulundukları için gözaltına alınmıştır” diye belirtti.

    SERBEST BIRAKILMALARI ÇAĞRISI

    Havana Kuralları olarak da bilinen avukatların rolüne ilişkin ilkelerin en temeli olan “avukatların müvekkilleri ile özdeşleştirilmemesi” ilkesinin ihlal edildiğini sözlerine ekleyen Akın, şöyle devam etti:

    “Çağdaş Hukukçular Derneği olarak bugüne kadar mesleğimizi ifa ederken hiçbir iktidar odağına tabi olmadık, boyun eğmedik. Benimsediğimiz ilkeler çerçevesinde, her daim savunma hakkına ve mesleğimize sahip çıktık. Halkın, ezilenlerin, işçi-emekçilerin, devrimcilerin, kadınların avukatlığını üstlendik, ve bundan da gurur duyuyoruz. Derneğimizin avukatlık geleneği, özünü adalet mücadelesinin yanında değil, tam da içinde yer almaktan beslenmektedir. Bu geleneğe leke kondurmayacağımız bilinsin. Verilen hukuksuz ve adaletsiz tutuklama kararı mücadele kararlılığımızı arttırmaktan başka bir sonuç vermeyecektir. Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Av. Didem Baydar Ünsal ve Av. Seda Şaraldı derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Avukatlardan CMK tepkisi: Kimseye yalvarmıyoruz hakkımızı istiyoruz-VİDEO

    Avukatlardan CMK tepkisi: Kimseye yalvarmıyoruz hakkımızı istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar, Bakırköy Adliyesi önünde yaptıkları basın açıklaması ile Ceza Muhakemesi Kanunu tarife ücretlerinde yapılan artışlara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu sorun gece yarısı işkenceye uğrayan, haksız vergi cezalarıyla cezalandırılan vatandaşlarımızın ve avukatların en büyük sorunudur. Yaşadığımız CMK ücret tarifesi sorunu, avukatları vatandaşların savunmasını yapmasını alıkoymak için tasarlanmıştır” denildi.

    Avukatlar, Bakırköy Adliyesi önünde yaptıkları basın açıklaması ile Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) tarife ücretlerinde yapılan artışlara tepki gösterdi. Adliye önünde bir araya gelen avukatlar adına basın açıklamasını Kerem Donat, okudu.

    Açıklamada, ‘CMK sefalet tarifesini kabul etmiyoruz’ pankartı açıldı. Avukatlar açıklamada sık sık ‘Köle değil avukatız’ sloganları attı.

    “HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    CMK sorununun sadece avukatların sorunu olmadığını belirten Kerem Donat, “Bu sorun gece yarısı işkenceye uğrayan, haksız vergi cezalarıyla cezalandırılan vatandaşlarımızın ve avukatların en büyük sorunudur. Yaşadığımız CMK ücret tarifesi sorunu, avukatları vatandaşların savunmasını yapmasını alıkoymak için tasarlanmıştır. Kimseye yalvarmıyoruz hakkımızı istiyoruz, CMK ücret tarifesinin angaryadan çıkarılmasını istiyoruz. Bunun için barolarımızdan yavaşlatma değil, durdurma talep ediyoruz. Meclisteki partilerden ve sivil toplum örgütlerinden de destek bekliyoruz” dedi.

    “CMK, BÜTÜN HALKIN SORUNUDUR”

    CMK’nın 1990’lı yıllardan itibaren işkence ve kötü muameleye karşı çekilmiş bir insan hakları setti olduğunu ifade eden Handenur Dayıca da, “Halkın, avukatlar aracılığıyla adil yargılanma hakkını kullanmasıdır. İktidar, halk ile birlikte artık avukatları da derin yoksullaşmanın içerisine çekmektedir. CMK ücret sorunu sadece avukatların değil bütün halkın sorunudur. Biz haklarımızı sadece bir araya gelerek alabiliriz, sesimizi çıkarmaktan çekinmeyeceğiz. Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz çünkü bu hepimizin meselesi” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avukatlar, Can Atalay’ın tahliye edilmesi için adliyedeydi

    Avukatlar, Can Atalay’ın tahliye edilmesi için adliyedeydi

    PİRHA- AYM’nin TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verdi. Avukat Can Atalay’ın arkadaşları ve meslektaşları, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın önüne gelerek, kararın yerel mahkeme tarafından derhal uygulanması talebini yineledi. Çağrıda, tahliye kararı verilene kadar Çağlayan Adliyesi’nde bekleneceği belirtildi. 

    Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Gezi davası tutuklusu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez ihlal kararı vermişti. AYM kararının ardından gözler, daha önceki ihlal kararını uygulamayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çevrildi. AYM’nin kısa kararının ulaştığı 13. Ağır Ceza Mahkemesinin karar için, AYM’nin gerekçeli kararını bekleyeceği bildirildi.

    İstanbul Adalet Saray’ında bir araya gelen Can Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları, ikinci ihlal kararının 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından derhal uygulanmasını gerektiğini ve bir an önce tahliye kararı verilmesi çağrısında bulundu.

    “BİR DAKİKA BİLE CEZAEVİNDE TUTULAMAZ”

    Can Atalay’ın avukatı Deniz Özen, 6 ayı aşkın süredir seçilmiş bir milletvekilinin Mecliste yerini almasını beklediklerini ve Anayasa’nın uygulanması için mücadele verdiklerini söyledi.

    Özen, şunları söyledi:

    “6 ayı aşkın süredir Hatay gibi depremde yıkılmış bir kentin seçmenlerinin milletvekiliyle buluşmasını bekliyoruz. Bildiğiniz üzere daha önce verilen bir Anayasa Mahkemesi kararı vardı ve Türkiye tarihinde örneği görülmemiş bir biçimde Yargıtay tarafından Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına değin hüküm kurulmuştu. Bunun kabul edilemez olduğunu biliyorduk. Bunun hukukla herhangi bir bağı olmadığını biliyorduk. Dün Anayasa Mahkemesi ikinci bir karar verdi. Verdiği ikinci kararı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.”

    Kararın üç aşamada oluştuğunu söyleyen Özen, “Daha önce eleştirdiğimiz ve aleyhte oy kullanan muhalefet şerri yazan Anayasa Mahkemesi üyeleri bile aslında demiş oldular ki Anaya Mahkemesi’nin kararları kesin ve bağlayıcıdır ve uygulanmak zorundadır. Zaten bir şüphe yoktur, bir kez daha seçilmemiş oldu. Anayasa’nın 153. maddesi hâlâ yürürlükte ise Anayasa hâlâ yürürlükte ise eğer bu ülkede yurttaşların hukuk güvencesi hâlâ varsa, Can Atalay’ın hemen bugün vakit kaybetmeden derhal tahliye edilmesi bir anayasal zorunluluktur. Bunun yapılmaması suçtur. Ortada uygulanması zorunlu kesin bir mahkeme kararı var. Seçilmiş bir milletvekilinin bir dakika daha cezaevinde tutulmaması gerekir. Buna engel olan her kamu görevlisi suç işlemektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tahir Elçi Bakırköy Adliyesi önünde anıldı: Hepimiz Tahir Elçi’yiz!- VİDEO

    Tahir Elçi Bakırköy Adliyesi önünde anıldı: Hepimiz Tahir Elçi’yiz!- VİDEO

    PİRHA – Avukatlar, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilişinin 8. yılında İstanbul’da bulunan Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukatlar, “Hepimiz Tahir Elçi’yiz, öldürülmekle bitmeyiz” diyerek mücadeleyi sürdürme sözü verdiler. 

    Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te açıklama yaparken katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, İstanbul’da Bakırköy Adliyesi önünde anıldı.

    Açıklamaya Adalet İçin Hukukçular, Avukat Hareketi, Avukat Dayanışması, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği(ÇHD) İstanbul Şubesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği(ÖHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Avukatlar, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ve Sosyal Hukuk katıldı.
    Açıklamada sık sık “Hepimiz Tahir Elçi’yiz öldürülmekle bitmeyiz” sloganı atıldı.

    Ortak açıklamayı ise Özgürlük için Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Avukat Çağla Leyla Kaya okudu.

    “YARGILANMA CEZASIZLIK SÜREÇLERİNE BIRAKILMAKTADIR”

    Bakırköy Adliyesi önünde Tahir Elçi’yi anmak için bir araya geldiklerini belirten Kaya, “Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasının geldiği aşama bile katliamın faillerine işaret etmeye yeterlidir. Zira soruşturma evresinde uzun yıllar etkin bir soruşturma yapılmadığı gibi kovuşturma aşamasında da gerçek sorumluların ortaya çıkarılması konusunda talep edilen kovuşturmanın genişletilmesi istemleri ya reddedilmekte ya da uzun cevap süreleri ile işlevsiz hale getirilmekte, uzun duruşma araları ile yargılama cezasızlık süreçlerine bırakılmaktadır” dedi.

    Dava dosyasında yaşanan olumsuz durum bir yana savcılıklar tarafından başlatılan başka soruşturmalarda Tahir Elçi’nin cenaze töreninin de terörist cenazesi olarak değerlendirildiğini dile getiren Kaya, “Bu bile, devletin Tahir Elçi şahsında tüm muhalif avukatları konumlandırdığı yeri göstermektedir” ifadesini kullandı.

    “MÜCADELEYİ SÜRDÜRME KONUSUNDA SÖZ VERİYORUZ”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Bizler, temel hak ve özgürlüklere dönük her türlü sınırlamanın karşısında olan, demokratik bir hukuk devletinin kriterlerinin yerine getirilmesi için mücadele yürüten, savaşı değil barışı esas alan hukukçular olarak ne şahsımıza, ne de adalet mücadelesi yürütürken temsil ettiğimiz toplumsal kesimlere dönük saldırılar karşısında sessiz kalırız. Zira bizler başta Tahir Elçi olmak üzere, katledilen tüm meslektaşlarımızın onurlu yaşamlarını ve mücadelelerini referans alıyoruz. Kürt kimliği nedeni ile hedef gösterilen Tahir Elçi’yi, ödün vermeden yürüttüğü insan hakları, adalet ve onurlu avukat mücadelesi ile sevgi ve saygıyla anıyor; kendisinin ve kendisi gibi mücadelede yitirdiğimiz diğer meslektaşlarımızın mücadelelerini sürdürmek konusunda söz veriyoruz.”

    Açıklamanın ardından avukatlar, Tahir Elçi’nin fotoğrafının üzerine karanfiller bıraktı.

    Cihan BERK- Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    PİRHA-Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile çekilmesinin ardından çok sayıda siyasi parti, dernek ve sendika karara itiraz ederek Danıştay’a başvurdu. Danıştay, bu itirazlara dair tüm davalarda yürütmenin durdurulması istemlerini reddetti. Danıştay, kararın iptali istemiyle açılan en az dört davada ise kararı hukuka uygun buldu.

    Antalya Kadın Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin dava açılmıştı.

    Bugün görülen duruşmada İstanbul dışındaki şehirlerden gelen çok sayıda avukat hazır bulunurken, kadınların da duruşmaya katılımı yoğun oldu.

    Av. Ece Güner, 2 buçuk yıldır dilekçeler sunduklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı kararı ile yarın uyandığımızda tüm sözleşmelerden çıkabiliriz. Anayasamızda bu tür bir öngörülemezlik kabul edilemez. İstanbul Sözleşmesi, Anayasamızın 15. ve 17. maddesi ile ilişkilidir. Kararnamenin kapsamını anayasamıza göre yorumlamalıyız. Temel haklara dayanan sözleşmeler, kanunlarımızdan da güçlüdür anayasamıza göre. Şiddet gören kadınlarımız için buradayız. Her gün kadınlarımızın hakları yok edilecek. Buna dur demeliyiz. Hukuk devleti için buna bugün dur demezsek, hukuk devletinden tamamen uzaklaşacağız” dedi.

    “HEPİNİZE TARİHİ BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Adıyaman Barosu adına konuşan Av. Gülsen Taner ise, “İstanbul Sözleşmesi’nin insan hakları bağlamında bize kazandırdığı şeyler çok açıktır.
    İstanbul Sözleşmesi’nin bir hak ihlali yaratacağının düşünülmesi bize göre kabul edilemez. Hukuken bu kararın iptal edilmesi gerekir. Heyetinize tarihi bir sorumluluk düştüğüne inanıyorum” diye konuştu.

    Şanlıurfa Barosu‘ndan Av. Şirin Cemile Kızılkaya da, “İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması ile yaşadığımız bir çok boşluk söz konusu. Cumhurbaşkanlığı kararı, yankı odasında ve sadece kendi propagandası için sözleşmenin kaldırılması büyük bir açıklık yaratıyor” diye ekledi.

    Kadının İnsan Hakları Derneği’nden avukat Hülya Gülbahar, “Sözleşme iç hukuka dahil oldu, 6284 sayılı Kanun’da İstanbul Sözleşmesi’ne atıf var ve ona da saldırı var ama ondan dahi söz etmiyorsunuz. Biz burada bu sözleşmenin şiddeti önlemesi ve temel haklara ilişkin bir sözleşme olduğunu anlatmak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Av. Ezel Buse Sönmezocak, “Şimdiye kadar dava dilekçemize dair değerlendirmelerde ortaya sunduğumuz argümanlar değerlendirmeye alınmamıştır. Çok açık bir hukuk problemi olduğunu düşünüyoruz. İstanbul Sözleşmesi bir ticari sözleşme değildir, bir insan hakları sözleşmesidir. LGBT-i yurttaşlar nefret söylemlerine maruz kalıyor, bunun nedeni İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıdır. Bir insan hakları sözleşmesinin bu şekilde kaldırılmasının dünyada örneği yok” dedi.

    Savunmaların ardından Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi.

    Mütalaaya karşı söz alan avukatlar da savcılık görüşüne katıldıklarını belirterek kararın iptalini istedi.

    Davalı avukatları ise savcılığın görüşüne katılmadıklarını ve davanın reddedilmesini istedi.

    Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Can Atalay’ın avukatları: AYM kararını uygulayacak mahkeme arıyoruz!

    Can Atalay’ın avukatları: AYM kararını uygulayacak mahkeme arıyoruz!

    PİRHA-Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vermesine rağmen cezaevinde tutulmaya devam eden TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın avukatları, Yargıtay’ın 10 Kasım’da yaptığı açıklamaya karşı yazılı bir açıklama yayımladı. Atalay’ın 4 avukatı tarafından imzalanan açıklamada, Yüksek yargı organlarının birbirlerine karşı taraf olmadığı hatırlatılarak, “AYM kararını uygulayacak mahkeme arıyoruz” denildi.

    Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezasına mahkum edildikten sonra Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hakkında hak ihlali kararı verdiği Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın avukatları Deniz Özen, Akçay Taşçı, Evren İşler ve Fikret İlkiz, Yargıtay’ın açıklamasına yanıt verdi.

    Yargıtay’ın yayınladığı basın açıklamasında anayasanın sadece 146. (Anayasa Mahkemesi) 154, (Yargıtay) ve 155. (Danıştay) maddelerinden bahsedildiğini hatırlatan avukatlar, anayasanın 153’üncü maddesini bilerek atladığını belirttiler.

    Açıklamada, yüksek dereceli yargı organları arasında üstünlük sıralaması olmadığı, en üstün olanın ise Anayasa Mahkemesi olduğu ifade edildi.

    “BÖYLE BİR ZİHNİYETİ, TAVRI REDDEDİYORUZ”

    Yargıtay’ın, Can Atalay’ın dosyasını incelediği sırada savunma avukatlarının başvuru dilekçelerini yok saydığı, hiçbir kararı tebliğ dahi etmediğini vurgulayan avukatlar, “Böyle bir zihniyeti ve tavrı reddediyoruz” dediler.

    Açıklamada, yeni anayasa ve bireysel başvuru hakkının tartışılmasına yönelik ise, “Anayasa ve yasa değişikliği için yargı krizi yaratmak, kişilerin hukuki güvenliğini ortadan kaldırmaktır. Temel hak ve özgürlüklerin korunması herkesin görevidir. Hak arama yolu olan bireysel başvuru hakkı politik çıkarlara feda edilmeyecek kadar kıymetlidir” denildi.

    “HİÇ KİMSE YARGI KRİZİNİN ÇÖZÜMÜNDE HAKEM OLAMAZ”

    Yüksek yargı organlarının birbirlerine karşı taraf olmadığı hatırlatılırken, “Hiç kimse yargı krizinin çözümünde hakem olamaz. Sorunu yargının kendisi çözer” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamanın sonunda “Anayasa Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli Genel Kurul kararını uygulamak üzere karar verebilecek yüksek dereceli veya sadece mahkeme arıyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    PİRHA- TBB’nin çağrısıyla avukatlar anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tasfiye etmeye giriştiği belirtildi. Eyleme destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor” dedi. 

    Türkiye Barolar Birliği çağrısı ile hukukçular, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi hakimlerine yönelik suç duyurusu girişiminin ardından Ankara’da eyleme geçti.
    Avukatlar, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren AYM hakimlerine yönelik hukuki itirazı, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tasfiye etme girişimi olarak yorumladı.
    Ankara Adliyesi önünden Yargıtay Başkanlığı’na yapılan yürüyüş sonrası avukatlar Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yaptı.
    Eylemde “Hatay halkı vekilini istiyor. Hak, hukuk, adalet. Boyun eğme memlekete sahip çık. Savunma susmadı, susmayacak. Hatay halkı vekilini istiyor” sloganları atıldı.

    ÖZEL: ERDOĞAN’I UYARIYORUM, YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLMİYORSAN ANAYASAYA SAHİP ÇIK!

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBB’nin çağrısıyla avukatların Sıhhiye’den başlattığı yürüyüşe destek verdi.

    Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkeyi anayasasızlaştırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanının bu sabahki açıklamasını duyduktan sonra bunun Erdoğan eliyle anayasal düzenin ortadan kaldırılmaya çalışılması, halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor. Bu anayasayı değiştirmek için yeteri güçleri yok. Anayasayı da yok sayıyorlar. Şimdi bu anayasayı yok sayan cumhurbaşkanı, hükümleri koruyacağına Yargıtay ile anayasayı yok etmeye çalışıyor. Erdoğan’ı uyarıyorum, yok hükmünde kabul edilmek istenmiyorsan bu anayasaya sahip çık” dedi.

    SAĞKAN: AĞIR SUÇ İŞLİYORLAR; YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI DİSİPLİN SORUŞTURMASI BAŞLATMALI”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, şunları kaydetti:

    “Hukukun üstünlüğü için buradayız. Avukatlar olarak bağımsız yargının kaygısını taşıyoruz. Hukukun üstünlüğünü savunmak için buradayız. Yüksek mahkeme önünde bir araya gelmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Can Atalay hakkındaki kararda hak ihlalinin ortadan kalkmasını sağlayacak maddeler açık şekilde belirtilmiştir. Yargıtay, AYM’nin kararlarına uyulmamasına ve hak ihlali yönünde oy kullanan üyeler hakkında suç duyurusuna karar verdi.
    Yargıtay’ın AYM kararına uymama kararını vermesi, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması apaçık anayasanın ihlalidir. Ağır bir suç işliyorlar. Ortada bağımsız yargının varlık-yokluk meselesi var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, alınan karara karşılık Yargıtay’a itiraz yoluna başvurmalı ve disiplin soruşturması başlatmalıdır. Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalıdır. Kimse inanmasa da biz avukatlar adalete inanacağız. Ülkemize verdiğimiz söz budur.”

    YARGITAY ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Anayasa Mahkemesi önünde yapılan açıklama ardından Yargıtay binasına doğru yürüyüşe geçildi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay önünde yaptığı açıklamada ise, “Bu krizin çok büyük bir devlet krizi olduğunu ve anayasanın maalesef ki yargı eliyle açık şekilde ihlal edildiğini tüm kamuoyu ile paylaştık. Bir hukuk kurumu olarak kurumlar arasındaki uyuşmazlığın yarattığı ağır sonuçların giderilmesini ilgili kurumlara yaptık. Şu anda Yargıtay’ın önündeyiz. Yargıtay’ın ilgili dairesinin açıkça anayasal düzene baş kaldırmasına rağmen hala burada bir ceza mahkemesine anayasanın ilgili maddesini, 153. maddeyi hatırlatmaktan ötürü çok büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Bir ceza dairesinin yaptığı yanlışın tüm bir kuruma da yansıtılmaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Yıllardır hukukun üstünlüğünü savunarak yurttaşların hak ve özgürlüklerini teminat altına almaya çalışan avukatların Barolar Birliği olarak hatırlatıyoruz. Anayasaya aykırı işlem yapmaktan hemen vazgeçin! Hemen bugün anayasanın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararını uygulayın” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Avukatlarından AYM’ye çağrı: Kışanak’ın serbest bırakılması yasal zorunluluktur-VİDEO

    Avukatlarından AYM’ye çağrı: Kışanak’ın serbest bırakılması yasal zorunluluktur-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak’ın ailesi ve avukatları, Kışanak’ın 7 yıllık tutukluluk süresinin dolmasına rağmen tahliye edilmemesine ilişkin açıklama yaptılar. Avukatlar, Kışanak’ın 25 Ekim 2023 itibariyle tutukluluğunun 7. yılını doldurduğunu hatırlatarak, “Sayın Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması yasa gereği bir zorunluluktur” dedi. 

    IŞİD’in Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobani kentine dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı Kobani Davası kapsamında bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediye (DBB) eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, uzun tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmiyor.

    Gültan Kışanak’ın tahliye edilmemesine dair Kışanak’ın ailesi, avukatları ve HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu üyesi Several Ballıkaya tarafından Beyoğlu’nda bulunan Karşı Sanat Çalışmaları Merkezi’nde basın toplantısı yapıldı. Açıklamaya Kışanak’ın avukatlarının yanı sıra HEDEP milletvekilleri ve yöneticileri, siyasetçi, insan hakları savunucu ve çok sayıda kadın örgütü temsilcisi katıldı.

    Gültan Kışanak’ın avukatlarından Gül Altay ve Cihan Aydın, Kışanak’ın Kobani kumpas davasından yargılandığını, 25 Ekim 2023 itibariyle tutukluluğunun 7. yılını doldurduğunu hatırlatarak, tahliye edilmesi gerektiğini belirttiler. Avukatlar, “Sayın Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması yasa gereği bir zorunluluktur” dedi.

    Avukatlar yapılan açıklamada şunları ifade etti:

    “Bildiğiniz üzere Gültan Kışanak 2 milyon nüfusa sahip Amed şehrinin belediye başkanı, Amedlilerin seçilmiş iradesi iken haksız ve hukuka aykırı bir şekilde, 25 Ekim 2016 tarihinde gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır ve halen, önceki dönem Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu birçok siyasetçi ile birlikte Kobani Kumpas davasında yargılanmaktadır. Gerek HDP gerekse dosyanın avukatları tarafından kamuoyu ve basına çeşitli defalar bu davanın niteliği konusunda demeçler verilmiştir. Müvekkilin de aralarında bulunduğu HDP’li siyasetçilerle ilgili verilen tutuklama kararlarının siyasi nedenlerle verildiği, asıl amacın iktidar partisinin seçimle kazanamadığı belediyeleri kayyum ile ele geçirmek ve halkın iradesini gasp etmek olduğu artık bilinen ve herkesçe kabul edilen bir olgudur. İktidar partisinin gaspçı kayyum uygulamaları eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Tayyip Erdoğan beni çağırdı, BDP’li belediyelerden rahatsız olduğunu söyledi, ben de belediye başkanlarını görevden aldım” şeklinde yaptığı açıklama ile de malumun ilanı olmuştur.

    Müvekkilin, tutuklandıktan sonra dahil edildiği Kobani Kumpas davası Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürmektedir. Bu davada hukuka uygun, adil bir yargılama maalesef söz konusu değildir. Uzun bir süredir iktidar partisinin gayri meşru amaçlarının bir aracı haline gelmiş olan bir yargılama izliyoruz. Müvekkilin gözaltına alınışından bugüne, yargılamanın her aşamasında gerçekleşen hukuk ihlalleri artarak devam etmiştir. Yargılama öyle bir hal almıştır ki mahkeme heyeti artık iç hukuk mevzuatına dair kurallara bile uyma gereği duymamaktadır.

    KIŞANAK 25 EKİM’DE GÖZALTINA ALINDI

    25 Ekim tarihi müvekkilin ilk gözaltına alınma tarihinin yıldönümüdür. 25 Ekim 2023 itibariyle müvekkilin tutukluluğu 7. yılını doldurmuştur. Bu sürenin önemi Türkiye yasalarında öngörülen maksimum tutukluluk süresi olmasıdır.

    “Tutuklulukta Geçecek Süre” başlıklı CMK 102/2 maddesi: “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez” demektedir…

    Bu sürenin dolduğunu yargılamayı yürüten mahkeme resen gözetmeli iken buna dair hiçbir aksiyon almamıştır. Ayrıca azami tutukluluk süresinin dolduğu ve müvekkilin tahliye edilmesi talebini içeren aynı gün tarihli dilekçemize, üzerinden 4 gün geçmesine rağmen hiçbir cevap verilmemiştir.

    Aynı gün müvekkilimiz Gültan Kışanak’ın haksız tutukluluğu ve yargılama sırasında yaşanan hak ihlalleri için Anayasa Mahkemesi nezdinde süren başvurusuna tedbir talepli ek başvuru yapılmış ancak Anayasa Mahkemesi de bu saat itibariyle henüz bir karar vermemiştir.

    “GÜLTAN KIŞANAK’IN SERBEST BIRAKILMASI YASA GEREĞİ ZORUNLULUKTUR”

    Yani Türkiye yasalarına göre öngörülen tutukluluk süresi aslında 2 yıldır; ama çok istisna hallerde bu süre toplamda 7 yıla çıkarılabilmektedir. Ancak müvekkilimize uygulanan bu en istisnai tutukluluk süresi dahi dolmuştur. Bu noktada mahkemenin bir takdir hakkı veya yorum hakkı artık bulunmamaktadır. Sayın Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması yasa gereği bir zorunluluktur.

    “ANAYASA MAHKEMESİ, KIŞANAK İÇİN DERHAL TEBBİR KARARI VERMELİ”

    Bugün Türkiye’deki mahkemelerin iç mevzuata dahi uyması için çabaladığımız bir ironi yaşıyoruz. Gültan Kışanak ve diğer siyasetçilerin yaşadığı hukuksuzluğu ve iktidarın baskı aracı haline gelen mahkemelerin bu pervasız tutumunu kamuoyu nezdinde teşhir ve protesto etmek için demokratik kamuoyunu desteğe davet ediyoruz. Ayrıca buradan Anayasa Mahkemesi’ni, bu hukuksuzluğu bir an önce sona erdirerek müvekkil Gültan Kışanak için derhal tedbir kararı vermeye çağırıyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    Mart 2014 yerel seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, 25 Ekim 2016’da gözaltına alındı, sevk edildiği adliyede 31 Ekim’de tutuklandı.

    Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürülen Kışanak hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapma” iddiasıyla Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 14 yıl hapis cezası verildi.

    Kışanak’ın avukatlarının yaptığı itirazın ardından Antep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerel mahkemenin verdiği ceza bozuldu, yeniden yargılama başladı. Bu sırada 2020 yılında aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de olduğu Kürt siyasetine yönelik başlatılan Kobanî soruşturmasında da hakkında gözaltı kararı verilen Kışanak, verdiği ifade ardından ikinci kez hakkında tutuklama kararı verildi.

    Kobanî davasının görüldüğü Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Kışanak’ın dosyaları birleştirildi.

    Kışanak’ın uzun tutukluluk kapsamında tahliye edilmesi için yargılamasının yapıldığı Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne avukatları tarafından başvuru yapıldı ancak henüz bir yanıt verilmedi.

    Yasa gereği 25 Ekim 2023’te uzun tutukluluk nedeniyle tahliye edilmesi gereken Kışanak, halen hapishanede tutuluyor.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

     

     

     

  • 10 Ekim Gar Katliamı Davası avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    10 Ekim Gar Katliamı Davası avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası avukatları, kamu görevlileri hakkındaki suç duyurularının takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 

    IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda düzenlediği canlı bomba saldırılarına ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkındaki suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanan dava avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yaptı.

    10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “10 Ekim Katliamı’na dair Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkındaki suç duyurumuzun takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Gübre ihbarının üstü örtülmeseydi, katliam gerçekleşmeyecekti” denildi.

    Katliamla ilgili açılan dava dosyası sanıklarından Yakub Şahin’in katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi satın almaya çalıştığına ilişkin Nizip Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihbar dosyasının Ankara Cumhuriyet Savcılığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilmesine rağmen evrakın soruşturma dosyasına dahil edilmediği yargılama sırasında ortaya çıkmıştı.

    Bunun üzerine katliamda hayatını kaybedenlerim yakınları ve yaralılar adına, oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden baba Erdoğan Tedik ile KESK, TTB, TMMOB ve DİSK tarafından Ankara Emniyet Müdürlüğü personeli hakkında ‘görevi kötüye kullanma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma’ iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Ancak Başsavcılık, suç duyurusuna dair takipsizlik kararı vermişti.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Avukatlardan Filistin’e destek: İsrail devletine uygulanan cezasızlığa karşı çıkıyoruz-VİDEO

    Avukatlardan Filistin’e destek: İsrail devletine uygulanan cezasızlığa karşı çıkıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar, Filistin halkına destek vermek için adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada,”75 yıldır Filistin halkını katleden, işkenceye maruz bırakan, onlara eşit insan muamelesi yapmayan, topraklarını elinden alan İsrail devleti ve onu cezasızlıkla ödüllendiren emperyalist saldırganlıktır” denildi.

    Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular ve Toplumsal Hukuk, Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya cübbeleri ile katılan avukatlar emperyalist saldırılara ve siyonist işgale karşı Filistin halkı ile dayanışma vurgusu yaptı.

    Açıklamayı kurumlar adına, ÇHD üyesi Av. Nilüfer Irmak Özkan okudu.

    “İSRAİL’E UYGULANAN CEZASIZLIĞA KARŞI ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Açıklamada Özkan, Filistin halkının yasadışı askeri işgal, ırk ayrımcılığı ve etnik temizliğe karşı direnme hakkının meşruiyetini vurgulayarak, “Herkesi başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de içinde yer aldığı emperyalist blokun İsrail’in işlediği savaş suçları ve zulüm karşısındaki aracılık eden pozisyonuna, İsrail’e uygulanan pervasız cezasızlığa karşı çıkmaya çağırıyoruz.

    Bugün ortaya çıkan tüm şiddet fiillerinin sorumlusu 75 yıldır Filistin halkını katleden, işkenceye maruz bırakan, onlara eşit insan muamelesi yapmayan, topraklarını elinden alan, açlığa, susuzluğa, sefalete mahkum eden İsrail devleti ve onu cezasızlıkla ödüllendiren emperyalist saldırganlıktır” diye ekledi.

    “EMPERYALİST ÜLKELER İSRAİL’E ASKERİ DESTEK VERMEK İÇİN SIRAYA GİRMİŞ DURUMDA”

    Emperyalist saldırganlığın Gazze’de soykırım teşebbüsüne girişmiş olduğunu belirten Özkan, “Gazze’den ayrılmaya çalışan konvoylara dahi saldırmış ve hastane, ibadethane ve yaşam alanı bombalamayı açık şekilde ilan edecek derece pervasızlaşmıştır. Durum böyleyken İsrail rejimi bir kınama ile dahi karşılaşmazken emperyalist ülkeler İsrail’e askeri destek için adeta sıraya girmiş durumdadır.

    İsrail, Filistin’de adım adım soykırıma doğru ilerlemektedir. Bir halkın topluca aç ve susuz bırakılması, öldürülmesi, göçe zorlanması soykırım suçunu oluşturur, bu suçta zaman aşımı yoktur ve Türkiye mahkemeleri yurt dışında işlenen soykırım suçlarını yargılamaya yetkili ve görevlidirler. Ne var ki bugün, Filistin halkına yaşatılanın insanlık suçu ve soykırım olduğunu, İsrail’in ‘yerleşimci’ diye meşrulaştırmaya çalıştığı insanların aslında işgalci olduğunu dile getirmekte beis görmeyenler, eş zamanlı olarak Rojava ve Suriye topraklarında süregelen sınır ötesi operasyonların ve katliamların sorumluluğunu taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin bu açıklamalarının da emperyalist blokun bütünü gibi net bir ikiyüzlülük  taşıdığını görmemek mümkün değildir” dedi.

    “FİLİSTİN HALKINI KINAYANLARA KENDİ DÜZENLERİNİ HATIRLATMAYI BORÇ BİLİYORUZ”

    Irkçı rejimler ve işgal karşısında halkların kendi kaderini tayin hakkının ve yine her türlü araçla işgal karşısında direnme hakkının meşru olduğunun altını çizen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Uluslararası hukuk tarafından dahi bu hak, yıllar içerisinde dünya halklarının kan ve canları ile bedel ödemeleri sonucu tanınmak zorunda kalmıştır. Bu bağlamda Filistin halkının direnişi tartışmasız şekilde meşrudur.
    Bugün İsrail’in Gazze’de arka arkaya işlediği insanlık suçları meşrulaştırılmaya çalışılırken, bir kez daha hatırlatıyoruz: Uluslararası hukuk, Filistin halkının kendi evlerine ve mülklerine dönme hakkını korumaktadır. BM Genel Kurulu 1974 tarih ve 3236 sayılı Kararı, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını, milli bağımsızlığı ve egemenliğini, ayrıca Filistinlilerin evlerine ve mülklerine dönme hakkını tanımakta ve teyit etmektedir. Yine uluslararası hukuk, sömürgecilik ve yabancı hakimiyet ve tahakküm altındaki halklar için, öz savunma hakkını savunmaktayız. Bu hali ile bugün Filistin halkını kınama yarışına girişmiş olan uluslararası kurumlara kendi karar ve düzenlemelerini hatırlatmayı da bir borç biliyoruz.”

    Basın açıklaması alkışlar ve sloganlarla sonlandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bin 392 avukattan, Can Atalay’ın serbest bırakılması için TBB ve Yargıtay’a çağrı

    Bin 392 avukattan, Can Atalay’ın serbest bırakılması için TBB ve Yargıtay’a çağrı

    PİRHA- Bin 392 avukat, TTB ve Yargıtay’a çağrıda bulunarak, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesini istedi. Avukatlar baroların da Atalay’ın başvurusu hakkında yetkili yargı mercii ile temasa geçerek girişimde bulunmasını istedi.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve çok sayıda baro üyesi bin 392 avukat, Gezi davası kapsamında tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğunun kaldırılması ve salıverilme istemi başvurusuna ilişkin ortak açıklama yayımladı. Avukatlar ayrıca, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve üyesi oldukları baroların da Atalay’ın başvurusu hakkında yetkili yargı mercii ile temasa geçerek girişimde bulunmasını talep etti.

    Ortak açıklamada, Atalay’ın tutukluluğu hakkında, “Meslektaşımızın yaptığı başvuru konusunda yetkili yargı mercii olan Yargıtay’ın görevli ceza dairesinden, adli tatil beklenmeksizin ve en kısa sürede salıverilme istemi hakkında bir karar vermesini talep ediyoruz” ifadesi yer aldı.

    “MECLİS’İN KARARI OLMADIKÇA TUTUKLANAMAZ”

    Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına atıf yapılan açıklamada, “Anayasanın emredici hükmü uyarınca kararları bütün yargı organları için de bağlayıcı ve uyulması zorunlu olan Anayasa Mahkemesi’nin aynı konuda verdiği birçok kararında belirttiği gibi, Meclis’in kararı olmadıkça bir milletvekilinin ağır cezalık suçüstü hali dışında hiçbir şekilde tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı açıktır” denildi.

    Atalay’ın tutukluluğunun kaldırılması ve salıverilme istemi konusunda karar vermeye yetkili yargı merciinin Yargıtay olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bu nedenle salıverilme talebinin başsavcılıkta bekletilip yetkili yargı merciine iletilmeyerek hukuka aykırı olarak fiili durum yaratılması suretiyle istem konusunda kısa sürede karar verilmesinin engellenmesini anayasaya ve hukuka karşı bir hile olarak görüyoruz” diye belirtildi.

    “GİRİŞİMDE BULUNULMALI”

    Avukatların, TBB ve üyesi oldukları baroların yönetimine de çağrıda bulunduğu açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Yetkili yargı mercii ile derhal temasa geçerek, meslektaşları Can Atalay’ın yetkili yargı merciine erişiminin engellenmesine son verilmesi ve salıverilme isteminin anayasa uyarınca hemen karara bağlanması gerekliliği konusunda girişimde bulunmasını talep ediyoruz. Biz aşağıda adı soyadı yazılı olan avukatlar, 14 Mayıs 2023’de yapılan Türkiye genel seçimlerinde milletvekili seçilen meslektaşımız Can Atalay’ın sürmekte olan tutukluluğu hakkında görevli yargı mercii sıfatıyla Yargıtay ceza dairesinden acilen bir karar vermesini bekliyoruz. Anayasanın emredici hükmü uyarınca kararları bütün yargı organları için de bağlayıcı ve uyulması zorunlu olan Anayasa Mahkemesinin aynı konuda verdiği birçok kararında belirttiği gibi, Meclisin kararı olmadıkça bir milletvekilinin ağır cezalık suçüstü hali dışında hiçbir şekilde tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı açıktır.
    Bu açık ve net hukuki duruma karşın, milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı nedeniyle hakkındaki yargılamaya Meclis kararı olmadan devam edilemeyecek ve tutukluluğu sürdürülemeyecek olan meslektaşımızın bu konudaki meşru ve yasal talebine cevap verilmemekte, fiili olarak tutukluluğu sürdürülmektedir.

    “ANAYASAYA VE HUKUKA KARŞI HİLE OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bizler, meslektaşımız Can Atalay’ın tutukluluğunun kaldırılması ve salıverilme istemi konusunda karar vermeye yetkili yargı merciinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı değil Yargıtay görevli ceza dairesi olduğunu hatırlatıyor, bu nedenle salıverilme talebinin başsavcılıkta bekletilip yetkili yargı merciine iletilmeyerek hukuka aykırı olarak fiili durum yaratılması suretiyle istem konusunda kısa sürede karar verilmesinin engellenmesini anayasaya ve hukuka karşı bir hile olarak görüyoruz.

    Bu nedenlerle, meslektaşımızın yaptığı başvuru konusunda yetkili yargı mercii olan Yargıtay’ın görevli ceza dairesinden, adli tatil beklenmeksizin ve en kısa sürede salıverilme istemi hakkında bir karar vermesini talep ediyoruz. Umuyor ve diliyoruz ki, Yargıtay daha fazla gecikmeden gözünü ve kulağını hukukun sesine, sözüne ve gereklerine çevirecek, istem konusunda bir an önce karar verecektir.

    TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NE DE ÇAĞRI

    Ayrıca üst meslek kuruluşumuz olan Türkiye Barolar Birliği ve üyesi olduğumuz baroların yönetiminden de yetkili yargı mercii ile derhal temasa geçerek, meslektaşları Can Atalay’ın yetkili yargı merciine erişiminin engellenmesine son verilmesi ve salıverilme isteminin anayasa uyarınca hemen karara bağlanması gerekliliği konusunda girişimde bulunmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de hukukçulardan Can Atalay’ın tutukluluğuna tepki: Suç işleniyor!

    Mersin’de hukukçulardan Can Atalay’ın tutukluluğuna tepki: Suç işleniyor!

    PİRHA- Mersin’deki avukatlar TİP Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluk haline tepki göstererek, bunun anayasaya aykırı olduğunu hatırlattı. Avukat Ahmet Paket, Atalay için tahliye kararı verilmeyerek” kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu işlendiğini belirtti.

    Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi, Demokrat Avukatlar Grubu Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelerek Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın tutukluğuna ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM”

    Topluluk adına konuşan Avukat Ahmet Paket, “Seçilme yeterliliği bulunan, milletvekili olarak seçilen ve mazbatasını alan bir milletvekilinin, seçimin üzerinden 25 gün geçmiş olmasına rağmen hala tahliye edilmemiş olması kabul edilemez” dedi.

    İktidarın halkın iradesini yok saydığını kaydeden Paket, “Her türlü hukuka aykırı uygulamayı “milli irade” bohçasına sokarak kendince meşruiyet zemini yaratan siyasi iktidarın, “milli iradenin” temeli olarak gördüğü seçim sandığına ve o sandıktan çıkan iradeye saygı duymaması; açıkça halk iradesinin gasp edilmesi, Hatay halkının iradesinin yok sayılmasıdır” diye konuştu.

    DOKUNULMAZLIK HAKKI HATIRLATILDI

    Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının niteliği ve halkın oyları ile milletvekili seçilen bir kişinin tutukluluğuna ilişkin çok sayıda yargı kararı ve içtihatların bulunduğuna dikkati çeken Paket, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Anayasa Mahkemesi’nin daha önce Mustafa Balbay, Sebahat Tuncel, Enis Berberoğlu, Leyla Güven, Ömer Faruk Gergerlioğlu başvurularına dair verdiği kararlar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun tüm bu kararlara atıfla verilen Cumhuriyet Davası’na ilişkin bozma kararı, seçilmiş bir milletvekilinin cezaevinden tahliyesinin hakimin takdir yetkisi içerisinde değerlendirilebilecek bir husus değil, bir anayasal zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen Can Atalay için hâlâ tahliye kararı verilmeyerek TCK’nin 109. maddesinde düzenlenen ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçu işlenmektedir.
    Halihazırda milletvekili olarak seçilmiş olan Can Atalay, seçmenlerinin iradesini parlamentoda temsil etmek, yasama faaliyeti içerisinde yer almak ve deprem bölgesinde olan Hatay için çalışmalarına başlamak üzere derhal serbest bırakılmalıdır.”

    MERSİN/ PİRHA

  • 33 barodan avukatların gözaltına alınmasına sert tepki: Kabul edilemez!

    33 barodan avukatların gözaltına alınmasına sert tepki: Kabul edilemez!

    33 baro ortak yazılı bir açıklamayla aralarında meslektaşlarının da bulunduğu gözaltılara tepki göstererek, avukat görüş yasağı ile kısıtlama kararının kaldırılması için çağrı yaptı.

    Diyarbakır merkezli gözaltılara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. 33 baro yaptıkları ortak yazılı açıklamayla meslektaşlarının da aralarında bulunduğu gözaltılara tepki gösterdi.

    “Meslektaşlarımızla ilgili sürecin takipçisiyiz” başlığıyla yapılan açıklamada, “Bugün sabah saatlerinde aralarında Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Şırnak Barolarına mensup 25 avukatın da olduğu yüzden fazla kişi hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında yakalama ve gözaltı işlemi uygulanmıştır” denildi.

    “MESLEKTAŞLARIMIZIN TOPLU ŞEKİLDE GÖZALTINA ALINMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Gözaltına alınan avukatlarının evinin “1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi gereği aramalarda hazır bulunması gereken Baro temsilcisi ve Cumhuriyet savcısı” olmadan gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamada, “Gözaltına alınan meslektaşlarımız hakkında 24 saat süreyle avukat görüş yasağı, soruşturma dosyası hakkında ise kısıtlama kararı getirilmiştir. Avukatlar yargı görevi yapmakta olup çağrıldıkları taktirde her zaman Cumhuriyet başsavcılıklarına başvurabilecek kişilerdir. Çağrı usulünün uygulanmayarak yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri öncesi meslektaşlarımızın toplu bir biçimde gözaltına alınması kabul edilemez” denildi.

    ADİL YARGILANMA İÇİN ÇAĞRI

    Gözaltına alınan avukatların da aralarında bulunduğu kişilerin adil yargılanma hakkı çerçevesinde tüm haklarının sağlanması çağrısı yapılan açıklamada, “Bu çerçevede avukat görüş yasağı ve kısıtlama kararının kaldırılması çağrısında bulunuyor; meslektaşlarımızla ilgili yargısal süreci yakından takip edeceğimizi belirtiyoruz” diye belirtildi.

    Açıklamayı yapan barolar şöyle:

    “Adana Barosu, Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Ankara Barosu, Ardahan Barosu, Artvin Barosu, Aydın Barosu, Balıkesir Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Bitlis Barosu, Bolu Barosu, Burdur Barosu, Mardin Barosu, Bursa Barosu, Kastamonu Barosu, Muş Barosu, Diyarbakır Barosu, Siirt Barosu, Eskişehir Barosu, Sinop Barosu, Urfa Barosu, Hakkari Barosu, Hatay Barosu, Iğdır Barosu, Isparta Barosu, Tekirdağ Barosu, Tunceli Barosu, Van Barosu, İzmir Barosu, Kars Barosu, Yalova Barosu, Şırnak Barosu”

    (HABER MERKEZİ)