PİRHA-Demokrasi İçin Birlik tarafından gerçekleştirilen “Savaşa Karşı Hayat Konferansı” Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde başladı. Konferansın açılış konuşmasını yapan AİHM eski yargıcı Rıza Türmen, “Barış için gündelik yaşamdan şiddeti çıkarmak gerekiyor. Barış için mücadele aslında demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti için mücadelesidir. Barış olmadan bunlardan hiçbiri olmaz” dedi.
Demokrasi İçin Birlik (DİB) Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde “Savaşa Karşı Hayat Konferansı” başladı.
Konferansa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı Rıza Türmen, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, EMEP GYK üyesi Levent Tüzel, KESK Eş Genel Başkanları Şükran Kablan Yeşil, Mehmet Bozgeyik, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, ABF Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım da katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Rıza Türmen, barış için gündelik hayattan şiddetin çıkarılması gerektiğini kaydetti. AKP ve MHP’nin “milli güvenlik sorunu” söylemlerine de değinen Türmen, muhalefet partilerinin de bu söyleme başvurduğunu belirtti. Türmen, “Barış için mücadele aslında demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti için mücadelesidir. Barış olmadan bunlardan hiçbiri olmaz. Bütün toplumun katıldığı bir ses çıkarmak gelecek için çok önemlidir. Devletten barışı talep etmek gerekiyor” dedi.
“HERKES BİR YERLERE ASKER YOLLAMANIN PEŞİNDE”
Türmen‘in ardından Ayşegül Devecioğlu‘nun moderatörlüğünde “Savaş varsa demokrasi yok” başlıklı panelde ise Doç. Dr. Sevilay Çelenk konuştu. Demokratik olarak gelişmemiş ülkelerde barış isteyenlerin hedef gösterildiğini söyleyen Çelenk, “Demokrasisi gelişmemiş ülkeler, savaş ve şiddet karşısında çok daha kırılganlar. Barış dediğinizde hedef haline getiriliyorsunuz. Barış kendiliğinden olmaz, inşa edilir. Herkes bir yere asker yollamanın peşinde. Muhalefet de bunun ardından gidiyor” diye konuştu.
Konferans İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, gazeteci Bahadır Özgür ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat‘ın da aralarında olduğun konuşmacılar ile devam edecek.
PİRHA-ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi kurumları ve akademisyenleri olarak bir araya gelerek AKP’nin cemevlerine yönelik torba yasa teklifini değerlendirdiklerini duyurdu.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda AKP’nin cemevlerine dönük çalışmalarına ilişkin Garip Dede Cemevi’nde değerlendirme toplantısı yaptıklarını duyurdu.
“EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Fırat paylaşımında “Alevi kurumları olarak akademisyenlerimizle ve örgüt temsilcilerimizle Garip Dede Dergahında bir araya gelerek, hükümetin politikalarını ve mecliste görüşülen cemevleri ile ilgili torba yasa teklifini değerlendirdik. Eşit yurttaşlık taleplerimizden asla vazgeçmeden, bir arada, birlikte mücadelemiz devam edecektir. Bir Olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Aleviler vardır, Alevilik haktır” ifadelerine yer verdi.
Toplantıya Fırat‘ın yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları Kadriye Doğan, Musa Kulu, ABF Genel Başkan Yardımcıları İbrahim Karakaya, Aydın Deniz, Gazeteci Necdet Saraç, akademisyenler Ayhan Yalçınkaya, Şükrü Aslan, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın, Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım, Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, Derviş Cemal Ocağı’ndan Ali Şanlı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç ile Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir de katıldı.
PİRHA – ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, hükümetin Alevi politikalarını eleştirerek “İktidarda bir Alevilik aşkı doğdu” ifadesini kullandı. Deniz, AKP hükümetinin samimi olmadığını vurgulayarak “Kesinlikle ve kesinlikle hükümetin bu oyunlarına alet olmayacağız” diye de ekledi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, İçişleri, Kültür ve Turizm ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ve 300 dedenin Kerbela’ya götürülmesine ilişkin konuştu. Deniz, açıklamasında hükümetin özellikle seçmen kitlesini artırmak adına son 2 yıldır Alevilere yönelik bir girişiminin olduğunun altını çizdi.
“ISRARLA ‘NE KADAR PARAYA İHTİYACINIZ VAR?’ DİYE SORDULAR”
Aydın Deniz, siyasal iktidar için “bir Alevilik aşkı doğdu” diyerek şu yorumda bulundu:
“Her ne kadar hükümet olup bir gecede yasa çıkartıp cemevlerini yasal statüye kavuşturma, din derslerini kaldırma güçleri olmasına rağmen bu konuda direten bir hükümetten bahsediyoruz. Ama bir Alevilik aşkı doğdu ve mevcutta kendi lokmalarımızda yaptığımız cemevlerimize ‘neyiniz eksik?’ diye sordu. Biz yasal ana taleplerimizi ve ara taleplerimizi bildiren dosyalar sunmamıza rağmen onlar ısrarla bize ne kadar paraya ihtiyacınız var diye sordular. Aslında bu Aleviler için çok sıkıntılı bir durum. Belki hükümet burada bir taşla birkaç kuş vurmayı planlıyor. Hem bir yandan seçmen avlamak istiyor, bir yandan da yöntem anlayışıyla ileride bizi çok sıkıntıya sokacak durumlar yaratıyor.
Örneğin bir kuruma maddi bir ihtiyaç yapacaksa kurum üzerinden değil şahıs üzerinden paralar veriliyor. Denetlemesi de sıkıntılı bir durum. Yarın bir gün ‘Biz, Alevilere gereken desteği verdik ama o paraları çarçur ettiler’ diyebilirler. Dolayısıyla ilerde kullanabilecek politikalara biz Aleviler olarak alet olmamamız gerekiyor. Özellikle cemevleri ve derneklerimizin bu konuda daha hassas davranmaları gerekiyor.”
“BU OYUNA GELMEMELERİ GEREKTİĞİNİ TEKRAR DİLE GETİRİYORUZ”
Aydın Deniz, iktidar tarafınca organize edilen 400 Alevi gencinin Hacıbektaş ilçesinde kampa alınması ve 300 dedenin ise Kerbela’ya götürülmek istenmesini de sert dille eleştirerek, şunları ifade etti:
“Geçen sene Hacı Bektaş-i Veli anma yılı nedeniyle özellikle Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, belediye ve valilikler üzerinden çok ciddi asimilasyon politikalarına ve ortak etkinlikler yapma konusunda adımlar atan ve arka bahçesi Diyanet İşleri Başkanlığı olan bu durumları bu sene de farklı şekilde yaşıyoruz.
İçişleri Bakanlığı öncelikle şunu çok iyi bilmesi gerekiyor ki Alevilerin öncelikli talepleri bunlar değil. İçişleri Bakanlığına bağlı olarak dernekler yasasından örgütlenen ve faaliyet yürüten kurumlarız. Bizimle ilgili inisiyatiflerini olumlu şekilde kullansınlar. Kalkıp bize zorluk çıkartacak veya yaptırımlar uygulayacak durumlardan vazgeçsinler.
Alevilerin burada öncelikli talebi bellidir.
Eşit yurttaşlık talebi,
Anayasa olarak ibadethanelerin tanınması,
Zorunlu din derslerinin kaldırılması,
Dergahların geri iade edilmesi ve birçok ara başlıklı talepleri vardır.
Bunlara yönelik çalışma yapılırsa biz bu AKP Hükümeti’nin bu konudaki samimiyetine bakarız. Ama şu anki görünümle sanki Alevilerin başka bir hiçbir sorunu yok sadece sorun Kerbela’ya gitmemek gibi bir durummuş gibi algılayıp oradaki dedelerimizi alıp gezdirmeleri ve sonrası için neler planlanıyor oda ayrı bir dert. Buradaki canlarımızın, gençlerimizin, dedelerimizin, yol önderlerimizin, analarımızın, babalarımızın bu oyuna gelmemeleri gerektiğini tekrar dile getiriyoruz. Alevi Bektaşi Federasyonu olarak özellikle kendi bileşenlerimize de bu konuda gereken hassasiyeti göstermeleri konusunda yazılı uyarılarımızı yaptık. Kesinlikle ve kesinlikle hükümetin bu oyuna alet olmayacağız.”
PİRHA- ABF Örgütlenmenden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, iktidarın Alevilere dönük politikalarına değinerek, “Yeni bir asimilasyon politikası başladı. Son bir buçuk yıldır 1585 cemevimizi gezebiliyorlar. Onlara maddi olarak para yardımında bulunabiliyorlar. Alevi hareketinin örgütlü gücünün altını boşaltmak adına yapılan girişimlerdir” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Kocaeli Şubesi, Erişler Meydanı’nda aşure lokması paylaştı. Güvenç Abdal Ocağı’ndan Sefa Öztürk dede tarafından gulbang okunmasının ardından lokmalar paylaşıldı.
Burada bir konuşma yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Örgütlenmenden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, iktidarın Alevilere dönük politikalarını eleştirdi.
“HÜKÜMETİN YAKLAŞIMI BİZE YABANCI DEĞİL”
Deniz, 20 yıldır cemevlerine cümbüş evi diyen, Karacaahmet Dergahını yıkan kişinin Hüseyin Gazi Vakfı’nda cemevinin dizaynını değiştirdiğini belirterek, “Bugüne kadar yapılan saldırıların hiçbirinin faili bulunmazken, Ankara’da yapılan saldırıdan üç saat sonra zanlıyı yakalamaları ilginç. Bugüne kadar katliam davalarımızda suç duyurularımızda, cemevlerimizden insanlarımıza yapılan saldırılardaki faili bulunmayanlar, cezasızlık politikası sürdürenler bugün bize ‘bakın biz sizinle ilgileniyoruz. Biz aslında Alevileri seviyoruz’ mesajı vermeye çalışıyor. Ama biz Aleviler biliyoruz ki bu hükümetin, bu zihniyetin yaklaşımı bize yabancı değil” dedi.
“ALEVİ BEKTAŞİ KIZILBAŞLAR UYANIK OLMAK ZORUNDAYIZ”
“Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanlar Alevilerin ana taleplerini görmeyenler bugün Alevi aşkıyla yanıp tutuşuyorlar” diyen Aydın Deniz, şunları ifade etti:
“Yeni bir asimilasyon politikası başladı. Yalnız bu hükümet son altı yıldır çatı kurumlarımızın hiçbirini tanımıyor, muhatap almıyor. Ama son bir buçuk yıldır 1585 cemevimizi gezebiliyorlar. Onlara maddi olarak para yardımında bulunabiliyorlar. Çok sevdiklerinden mi? Hayır. Tamamen ve tamamen böl, parçala, yönet mantığı. Alevi hareketinin örgütlü gücünün altını boşaltmak adına yapılan girişimlerdir. Biz Alevi Bektaşi Kızılbaşlar bu konuda uyanık olmak zorundayız. Önümüzde siyasal kritik bir süreç var. Bu ülke tek adam rejiminden ya kurtulacak ya da bugünden daha kötü günler yaşamaya devam edecek. Aleviler bu fırsatı değerlendirmek zorunda. Cumhuriyetin ilk yüzyılında yaşadığımız katliamlar, ayrımcılıklar, asimilasyon politikalarını ikinci yüzyılda yaşamak istemiyorsak Aleviler kendine dönüp bir bakmak zorunda. Sorumluluğunu yerine getirmek zorunda. Aleviler hangi partide mücadele ediyorsa etsin Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını o partilere dayatmak zorunda. O programlara aldırmak zorunda. Yoksa ilk yüzyılda olduğumuz, çektiğimiz acıları ikinci yüzyılda çekmeye devam edeceğiz. Var olma mücadelesiyle de devam etmek zorunda kalacağız.”
PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitmesine ve alternatif Hacı Bektaş Veli’yi anma programına katılmasına tepki gösteren ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, “20 yıllık AKP iktidarında cemevlerini ziyaret etmeyen ve meydanlarda Alevi kimliğinden dolayı insanları yuhalatan birisinin ne oldu da bu düşünceleri birden değişti. Erdoğan Alevilere bizim istediğimiz şekilde bir inanca sahip olursanız sizi tanırız mesajını verdi” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’taki Hüseyin Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası tartışmalar devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak Hacıbektaş’ta Alevi kurumlarına karşı alternatif düzenlenen Hacı Bektaş Veli anma programına da katıldı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Erdoğan’ın Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.
“20 YILDIR CEMEVLERİNİ ZİYARET ETMEYEN ERDOĞAN’IN DÜŞÜNCELERİ NEDEN BİRDEN DEĞİŞTİ”
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1995 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda Karacaahmet Dergahı’nı yıkmaya çalıştığını söyleyen Deniz “20 yıllık AKP iktidarında cemevlerini ziyaret etmeyen ve meydanlarda Alevi kimliğinden dolayı insanları yuhalatan birisine oldu da bu düşünceleri birden değişti. Aleviler içerisine nifak tohumu ekmek için Alisiz Alevilik söylemlerini dile getiren ve Alevilik eğer Hz. Ali’yi sevmekse en büyük Alevi benim diyen birisi Hüseyin Gazi Cemevinde Hz. Ali resminin altında görünmek istemedi ve inancımızda olmayan bir şekilde cem salonumuzda Arapça tablolarla dizayn edip oruç açma merasimi sergiledi. Aslında o gün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan benim istediğim şekilde olursa ben Alevileri sahiplenirim mesajını verdi” dedi.
“DEVLETİN ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Hüseyin Gazi Cemevinde oynanan tiyatronun Hacı Bektaş Veli anma programında da oynandığını vurgulayan Deniz, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 yıl sonra Hacı Bektaş etkinliğine katıldı ve Alevilere bizim istediğimiz şekilde bir inanca sahip olurlarsanız biz sizi tanırız mesajını verdi. Yapılanların sadece seçimlere yönelik olduğunu düşünmüyorum. Son bir buçuk yıldır AKP hükümeti İçişleri Bakanlığı üzerinden 1583 cemeviyle görüşme yapıp, maddi yardımda bulunarak cemevlerini kendi arka bahçeleri yapma gayretinde. Bir buçuk yıldır yapılan plan sadece Alevilerden oy alarak kendi iktidarlarını sürdürmek için değil bu yapılanlar, artık asimilasyon politikalarının değişik bir versiyonu. Devlet Alevilerin çatı örgütlerini yok sayarak örgütsüzlük durumu yaratıp devletin Alevisini yaratmaya çalışıyor. Yapılanlar sadece seçime yönelik değil asimilasyonu hızlandırmak ve örgütsüzlüğü arttırmak adına yapılan girişimlerdir.”
PİRHA- ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini seçimlerde öne çıkarması gerektiğine dikkat çekerek, “Aleviler seçimlere iyi harılanmalı ve bu fırsatı iyi değerlendirmeli. Aksi takdirde önümüzdeki yüzyılda yine asimilasyon politikalarına, acılara, katliamlara maruz kalma durumu devam edecektir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, erken yada zamanında yapılacak seçime dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIĞI BULUNDUĞU TÜM SİYASAL ÇEVRELERE DAYATMAK ZORUNDADIR”
ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Alevilerin seçme hakkı olduğu gibi seçilme ve yönetme hakkının da olduğunun altını çizerek, “Mevcut tek adam rejiminin değiştirilmesi konusunda hemfikir olmuş farklı kesimlerin yan yana geldiği bir ittifak sürecini yaşıyoruz. Dolayısıyla cumhuriyetin ikinci yüzyılında Aleviler talepleri için çaba sarf etmektense, ana talebimiz olan eşit yurttaşlığı bulunduğu tüm siyasal çevrelere muhakkak dayatmak zorundadır” dedi.
Aydın Deniz, Millet İttifakı içinde siyasi çalışma yapan Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı başta olmak üzere ana taleplerini ‘Güçlendirmiş parlamenter sistem’ içerisine mutlaka koyması gerektiğini belirterek, “Keza 7’li ittifakta da Alevilerin ‘nasıl bir demokrasi? Nasıl bir anayasa? Nasıl bir ikinci yüzyıl istiyor?’ sorularına dair cevaplarını muhakkak dile getirmesi lazım. Bir yol haritası ortaya konulmalı” diye konuştu.
“ALEVİLER FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRMELİ”
Alevilerin fırsatı iyi değerlendirmezse önümüzdeki yüzyılda yine asimilasyon politikalarına, acılara, katliamlara maruz kalma durumunun devam edeceğine dikkat çeken Deniz, “Bu anlamda tüm Aleviler bulunduğu alanlarda Alevilik için siyaset öngörüsü ile hareket etmeli ve bu süreci öyle açmalıyız. Öbür türlü gelecek yüzyıla hazırlamamızın başka yolu yok. Alevi çatı kurum örgütleri Alevilerin tüm yereldeki örgütleri de bu zihniyetle hareket ederse en azından hak talep mücadelemizin 30 yıl sonra karşılık bulacağına inanıyorum” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, Aydın Cemevi’ne yaptığı ziyaret sırasında ‘Cemevlerine ibadethane statüsü vermeyeceğiz’ şeklindeki sözlerine tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Biz inancımız gereği cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyoruz ve yasal statüye kavuşturulmasını istiyoruz. Bir siyasetçi bir inancı ya da bir inancın ibadet yerini tanımlayamaz” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Aydın’da cemevine yaptığı ziyaret sırasında “Cemevlerine ibadethane statüsü vermeyeceğiz” demişti.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Ümit Özdağ’ın sözlerine Twitter sayfasından, “Faşistlere siyasi parti statüsü verilmemeli!” paylaşımı yaparak ilk tepkiyi göstermişti.
Deniz, yaptığı paylaşımın ardından konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“BİZİM İBADET YERİMİZİ KİMSE BELİRLEYEMEZ”
Ümit Özdağ’ın Aydın Cemevi’ni ziyaret ederek orada Aleviliğe yönelik eşit yurttaşlık ve ibadethane konularında konuştuğunu hatırlatan Deniz, şunları dile getirdi:
“Dışardan çok masumane gibi gözükse bile aslında Tekke ve Zaviyeler Kanunu bahane edilerek bugüne kadar bu kanun Alevilerin aleyhine kullanıldı. Yaklaşık 1000 yıldır Aleviler için ekilen nifak tohumlarının bir sonucu olarak bu kanun çıkarıldı. Özellikle Ümit Özdağ’ın bunu dile getirmesi bilinç altının getirdiği bir durumdur. Bu ülkede, bu topraklarda yüzyıllardır Alevilere yönetim, eşit yurttaşlık ve inançlarının var sayılması gibi durumlar çok görüldü. Bu zihniyeti bugün Ümit Özdağ devam ettiriyor. Bizim ibadet yerimizi kimse belirleyemez, bir toplumun ibadet yerini ancak o toplumun kendisi belirler. Yasalar çerçevesinde şu an cemevlerimiz ibadethane statüsü almasa bile meşru olarak biz ibadetlerimizi burada yerine getiriyoruz.”
İbadethanelerin yasal statüye kavuşturulmasının önemine değinen Deniz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) vermiş olduğu kararları hatırlattı.
Devletin, AİHM’in verdiği kararlara uyması gerektiğini vurgulayan Deniz, “Bu kararları uygulamayan iktidarın zihniyetini Ümit Özdağ burada resmi olarak da dile getirmiştir. Yüzyıllardır inkâr ve imha politikası yürüten bu zihniyet eğer cemevlerini yasal olarak ibadethane sayarsa Aleviliğin var olduğunu kabul etmiş olacaktır. Aleviliği görmek, Aleviliği diğer inançlar gibi sahiplenmek ya da saygı duymak zorunda kalacaklar. Osmanlı tarihinde de Cumhuriyet tarihinde de bu egemen zihniyet, özellikle kendi tabanını kemikleştirmek adına Alevileri ve Aleviliği nifak tohumu olarak gördü. İktidarlar bunun üzerinden pirim elde eden politikalar üreterek ayakta kalmışlardır ve bugüne gelmişlerdir. AKP iktidarı, 8 yıldır AİHM kararları olmasına rağmen bu konuda direniyor” şeklinde konuştu.
Ümit Özdağ’ın gelecekte siyasal iktidarda kendine alan açmak adına bu tür söylemlerde bulunduğunu aktaran Deniz, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir siyasetçi kalkıpta bir inancı ya da bir inancın ibadet yerini tanımlayamaz. Haddi değildir, buna izin vermeyiz. Bu bağlamda bizim de bir seçmen olarak, bu ülkenin vatandaşları olarak taleplerimiz var. Alevilik 72 millete aynı nazarda bakan bir inançtır. Irkçılık yapanların da, faşistlik yapanların da burada siyasal parti statüsü almaması gerekiyor. Bizim düşüncemiz bu. Buradan bu mesajın bir ironi olarak kendisine iletilmesini istiyoruz. Biz inancımız gereği cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyoruz ve yasal statüye kavuşturulmasını istiyoruz. Bugüne kadar pozitif ayrımcılık gibi bir talebimiz de olmadı, olmayacakta. Eşit yurttaşlık hakkı çerçevesi kapsamında Alevilik tanınmalı.”
“ALEVİLERİ YOK SAYMAYAN HERKESE KAPIMIZ AÇIKTIR”
‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diyen Aydın Deniz son olarak, “Herkes bunu bilsin. Öbür türlü cemevlerini ziyaret ederek seçim, oy kaygısıyla hareket edenleri her zaman sorgularız. Gereken tepkilerimizi de ortaya koyarız. Özellikle ve özellikle kendi zihniyetini bize dayatma içerisinde olan siyasal kesim de dahil hiç kimseyi biz mihman olarak saymayız. Bu bağlamda bu ülkede gerçekten eşitlikten, adaletten, özgürlükten yana olan Alevileri yok saymayan kimler var ise bizim için mihmandır, kapımız onlara her zaman açıktır” dedi.
PİRHA-1. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ikinci gününde Alevi kurum başkanlarının katılımıyla “Alevilik’te örgütlenme” başlıklı oturum gerçekleşti. Burada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Aleviler yaşadıkları katliamlara karşı örgütlenerek karşılık vermişlerdir. Bugün kullandığımız hakları tarihte boyun eğmemelerine borçluyuz” dedi.
1. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali ikinci gününde devam etti. İkinci günde Alevi kurum başkanları “Alevilik’te örgütlenme” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz‘in moderatör olarak katıldığı oturumda Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de konuşmacı olarak yer aldı.
“ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ OCAKLAR ÜZERİNDEN YÜRÜYORDU”
“Alevi örgütlenmesi ocaklar üzerinden yürüyordu ama kentleşmeyle birlikte farklı bir yöne evrildi” diyerek sözlerine başlayan Aydın Deniz şunları söyledi:
“Alevi ismi Türkiye’de yasaktı. ABF’yi kurduğumuz devlet kapatmak için dava açtı. O günden sonra Alevi ismiyle örgütlenmeye başladık. Alevilere yönelik ayrımcılık, inkâr, asimilasyon Cumhuriyet döneminde de devam etti.”
“EN BAŞ TALEBİMİZ EŞİT YURTTAŞLIKTIR”
AKD Genel Başkanı İsmet Kurt da Alevi kurumlarına bir takım eleştiriler getirerek, “Alanları doldurmamız lazım. Alevi kurumları yalnızca üç lokması, kırk lokması, dar lokması pay etmekle yetinmemeli. Büyük binaları nasıl dolduracağımızı tartışmalıyız. Sahaya çıktığımızda ‘eşit yurttaşlık’ talebimizi yineliyoruz. Dünyadaki bütün insanların eşit olması gerekiyor. Tekçi bir sistem bir yere kadar. Alevilerin en baştaki talebi eşit yurttaşlıktır. Laikliğin korunmasını talep ediyoruz” dedi.
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise 2 Temmuz Sivas katliamının yıldönümünde bulunduğumuzu hatırlattı. Erçe şöyle konuştu:
“İçinde bulunduğumuz ay 2 Temmuz katliamının yıldönümüydü. Türkiye’nin birçok yerinde şehitlerimizi andık. Yine 20 Temmuz Suruç katliamında yitirdiğimiz canları anmak isterim. Alevilerin yoğunluklu yaşadığı Dersim’de düzenlenmek istenen festivalin devletin yasakçı zihniyeti tarafından yasaklanmasını kınıyorum.
Aleviler yaşadıkları katliamlara karşı örgütlenerek karşılık vermişlerdir. Bugün kullandığımız hakları tarihte boyun eğmemelerine borçluyuz. Pir Sultan Abdal bir halk örgütlenmesinin lideri olarak yakalanmış ve katledilmiştir. O tarihlerde adını saysak bitiremeyeceğimiz halk önderleri olmuştur. Kalender Çelebi’nin direnişini unutmamalıyız. Bir tarafta katliam, saldırı var ise diğer tarafta direniş, mücadele var. Alevi örgütlerinin tamamında bir mücadele tarihi söz konusudur. Cumhuriyet döneminde Aleviler bekledikleri hiçbir şeyi bulamadılar. Aleviler bütün olarak Cumhuriyetin yanında yer aldı ama bu dönemde de Aleviler sürgünden, katliamdan, asimilasyondan kurtulamadı. Tarihteki katliamlara karşı direnme hakkını kullanan önderlerimizi düşünerek hareket ederek, diz çökmez iradeyi sergilemek zorundayız.”
“DÜNYADA HİÇBİR DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”
AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya da Alevilerin Sivas katliamından sonra örgütlenmeye başladığını ifade etti. Çankaya, “Sivas katliamından sonra Aleviler kendisine geldi ve örgütlenmeye başladılar. Bugün kim devletle, belediyeyle yakın ilişki kurarsa kolayca devasa cemevi yaptırabiliyor. Biz kendimizi ikinci sınıf vatandaş gibi geri plana çekiyoruz. Ne zaman Alevice çıkış yapsak “Aman toplumu rahatsız eder noktaya geldik” diyerek, pasif kalıyoruz. Cemevlerini yalnızca cenaze kaldırma alanlarına döndürdük. Onu da her yerde farklı farklı yaparak, elimize yüzümüze bulaştırdık. Cemevlerinin olması çok yararlı ama Alevileri çok geriye götürdüğünü de söylemek gerekiyor. Türkiye’de nasıl ki “Devletin Alevisi olmayacağız” dediysek, dünyada da hiçbir devletin Alevisi olmayacağımızı söyledik. Avusturya’da bağımsız bir inanç olarak tanındık. Eşit yurttaşlık hakkımızı elde ettik. Oradaki Alevi toplumunun verdiği vergiler kendisine dönecektir. 13 yıllık mahkeme sonucunda kazandık. Kimsenin lütfu değildi” şeklinde konuştu.
“BİRİLERİ BİZİ BAŞKALARINA BENZETMEYE ÇALIŞIYOR”
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat ise şunları kaydetti:
“Geleneklerimizi sürdürme noktasında sıkıntılar yaşıyoruz. Birileri bizi başkalarına benzetmeye çalışıyor. Alevilerin bir araya gelmesini istemiyorlar. Alevilerin bir iç hukuku var. Cemlerde pirlerin huzurunda sorunlar çözülüyordu. 72 millete aynı nazarla gördüğümüzü söylüyoruz ama birbirimize aynı gözle bakmıyor, yaramıza merhem olmuyoruz. Her canımız vicdanını dara çekmeli. Bunu yapmayanlar Alevilikten bir şey almamıştır. Sadece eşit yurttaşlık istiyoruz. Bunu duymayan devlet, dedeleri Kerbela’ya götürüyor.”
“HER GÜN YENİ BİR DERNEK, FEDERASYON KURDURULUYOR”
Son olarak söz alan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan da “Türkiye’de Alevi inancı yok sayılıyor. Birbirimizle Aleviliğimizi, kurumlarımızı yarıştırmaya başladık. Ülkedeki her Alevi sorunuyla muhatap olmak zorundayız. Devlet yüzyıllar önce yaptığı ayrımcılığı bugün sistematik olarak yapıyor. Her gün bir dernek veya bir federasyon kurduruluyor. Bu Alevilerin faydasına değil. Buna izin vermeyelim. Buradaki etkinliğe gelmeden önce Dersim’deydik. Oradaki her ilçede Alevi örgütlenmesi var. Ama hepsi kendi başına. Hiçbir merkezi örgüte bağlı değil. Nedenini sorduğumuzda cevap vermiyorlar. Merkezi bir örgüte bağlı olarak mücadele etmek gerekiyor. Devlet ilk olarak bu yerlere yöneliyor. Gri pasaport veya Kerbela için bu yerlerdeki dedeleri ilk olarak hedefliyorlar” ifadelerini kullandı.
1. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali yarın da devam edecek.
PİRHA- ABF Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ni ziyaret etti. Deniz, “Bileşenlerimizi ziyaret ederek ve onlarla iletişim kurarak sorularını, önerilerini dinleyeceğiz. Uzun zamandır Alevi hareketi içerisindeki kurumlar ve çatı örgütleri arasında bir ayrılık, bir mesafe durumu var. Bunların giderilmesi lazım” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Basın yayın ve Marmara Bölgesi Sorumlusu, Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’ni ziyaret etti.
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’ne yapılan ziyarette, örgütsel sorunlar üzerine konuşuldu. Ardından Aydın Deniz, kısa bir konuşma yaptı.
“İNANCIMIZIN ÖZÜNÜ KORUYARAK YARINLARA AKTARILMASI İÇİN ÇABALAMALIYIZ”
“Bizler Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni yönetim kurulu olarak bölgede kendi kurumlarına bağlı tüm dernekleri ziyaret edeceğiz” diyen Deniz, şunları dile getirdi:
“Bileşenlerimizi ziyaret ederek ve onlarla iletişim kurarak sorularını, önerilerini dinleyeceğiz. Uzun zamandır Alevi hareketi içerisindeki kurumlar ve çatı örgütleri arasında bir ayrılık, bir mesafe durumu var. Bunların giderilmesi, Alevi hak mücadelesinin daha iyi bir şekilde verilmesi, inançsal olarak inançlarımızın geleceğe daha iyi ve daha sağlıklı bir şekilde özünü koruyarak aktarılması için çatı örgütlerimize ciddi işler düşüyor.”
“KADIN TEMSİLİYETİMİZ ÇOK AZ, EŞİT TEMSİLİYET OLMALI”
Aydın Deniz’in konuşmasının ardından Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Gülçin Akça söz aldı.
Akça yaptığı konuşmasında, “Alevi örgütlülüğündeki bir önceki döneme dair çok büyük kaygılarımız vardı. Federasyon örgütlülüğü sıkıntılı bir dönemden geçti. Bu yeni kan, yeni oluşan yönetim bize umut verdi. Ama kongrede söylediğimiz gibi kadın temsiliyeti çok az. Bundan sonraki süreçte kadın temsiliyetine daha çok ağırlık verilmesi, eşit temsiliyetin daha çok gündeme gelmesi bizim talebimizdir. Onun dışında inançsal anlamdaki çalışmalarda tekrar çatı örgütü olarak bir örgütlenme oluşturulmasını da istiyoruz” diye konuştu.
“SORUNLARIMIZI PAYLAŞMAK, BİRLİKTE ÇÖZÜM ÜRETMEK ÇOK KIYMETLİ”
Yol yürütücüsü Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şube Eşit Başkanı Süleyman Demir ise şunları ifade etti:
“20 yıldır Abdal Musa Derneği’ne ilk defa böyle bir ziyaret gerçekleşiyor. Bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Şubelere gidilerek fikir alışverişleri yapılması çok önemli. Tabandan başlayan örgütlenme yukarıya doğru geldiğinde sorunların tartışılması, paylaşılması çok güzel olur. Yoldaki eksikliklerimizi görmüş oluruz. O anlamda kurum yöneticileri olarak milletin huzuruna çıkıyoruz ama yoldan haberimiz yoksa bir kıymetimiz kalmıyor. Dedelerimizin evrenselleşmesi, çağa göre kendilerini yetiştirmeleri önemli. Aşıklarımızın, zakirlerimizin eksikliklerini görerek orada ne yapılabilirliğinin paylaşılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı bizi ziyaret ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyoruz.”
PİRHA-AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanında yer aldığı gerekçesiyle yıkılan Abdal Alevilerin ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’ne ilişkin konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır” dedi.
Abdal Alevilerin, İstanbul Esenler’deki ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı içerisinde yer aldığı gerekçesiyle yıkılmasına tepkiler geliyor. Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız” dedi.
“KUTSALLARIN YIKIMI, İNANCA SALDIRI, YOK SAYMADIR”
Ana Meryem Türbesi’nin yıkılmaması için daha önce basın açıklaması yaptıklarını kaydeden Deniz, şunları söyledi:
“Alevi kurumları olarak orada yaşayan ve çoğunluğu Abdal olan Alevi halkıyla beraber orası yıkılmasın diye basın açıklaması yapmıştık. Belediye ve özellikle kentsel dönüşüm şirketi tarafından “Orada mezar yok” diyerek algı operasyonu yapılmıştı. Orada mezar olup, olmadığı çok önemli değil. Bir toplum tarafından kutsal olarak görülen bir değerin yerle bir edilmesi o halkın inancına, kutsalına saldırı, yok sayma ve inkârdır. Esenler Belediyesi buna alet olmuştur. Bir yandan Alevi açılımı yaparken, Esenler’de cemevi açarken, bir yandan da Abdalların çoğunlukta yaşadığı bir mahallede onları yok sayma, ikinci sınıf olarak görme girişimidir bu yıkım. Oradaki Abdalların kutsal saydığı her şey bizim için de geçerli olan bir durumdur. Yerel yönetimler ile hükümetin inançlara saygı ve inkâr etmemesi konusunda doğru adımları atması gerekiyor. Herkesi eşit statüde görmesi, Abdalları da bunun dışında bırakmaması gerekiyor. Rant için kutsalların yıkılmasına karşıyız.”
PİRHA-Cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevi’nde polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Anmada konuşan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.
İstanbul Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’te bir cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Okmeydanı Cemevi’ndeki anma programına Kurt ailesinin yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İnanç Masası’ndan Vedat Kara, Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel de katıldı.
Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım’ın gülbengiyle başlayan anmada ilk olarak Hacı Bektaş Veli Vakfı Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin konuştu. Uğur Kurt’un vurulduğu güne ilişkin hatırlatmada bulunan Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.
“CEMEVLERİMİZE GAZ BOMBALARIYLA, KURŞUNLARLA GİRİP, CANLARIMIZI KATLEDEBİLİYORLAR”
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise Türkiye’de Türk ve Sünni olmak üzere bir makbul vatandaş tanımı olduğunu söylerken, “Onun dışında kalan herkes ve her şey katliama da, acıya da maruz kalabilir. Bu onlar için hak görülüyor. “Camiye ayakkabıyla girdiler” diye kıyameti koparanlar, cemevlerimize gaz bombalarıyla, kurşunlarla girip, buradaki canlarımızı katledebiliyorlar. Yaşadığımız ülke böyle bir ülke” diye konuştu.
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat da Uğur Kurt’u vuran polise verilen 12 bin 100 TL’lik cezaya tepki gösterirken, “Hem bir insanı katledeceksin hem de parayla onu salıvereceksin. Böyle bir zulmü bu ülkede yaşıyoruz. Aleviler olarak inancımız ve kimliğimizden dolayı hep katliama maruz kaldık” dedi. İBB İnanç Masası’ndan Vedat Kara da yaşanan katliamları unutmadıklarını kaydetti.
“DEVLETİN GELENEĞİNDE POLİS TERÖRÜ HEP VAR”
EMEP GYK Üyesi Levent Tüzel ise, “Cenaze için burada bulunan insanların üzerine açık şekilde ateş açıldı. Devletin anlayışı ve geleneği devam ediyor. Bu devletin geleneğinde polis terörü, polis şiddeti hep var” diye konuştu.
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de “Bu ülkede hiçbir insan bir ibadethane içinde öldürülmedi. Yalnız Uğur Kurt’ta bu gerçekleşti. Bir ibadethanede inancından dolayı katledilen bir canımız var. Ayrıca bu hukuk sistemi 12 bin 100 lira ile katil polisin aklanmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.
Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım Dede ise şöyle konuştu:
“Devlet şu aklımı ortaya çıkartıyor: Gidip cemevinde bir Alevi’yi öldürün. 12 bin liranız varsa dışarıda paşa paşa gezersiniz. Böylece insanların önünü mü açıyor? Açıyor zaten. Bu katliamı gerçekleştirenlere binlerce kez lanet olsun.”
PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, bulundukları tüm illerde 1 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını belirterek, “Alevilerin, hem inançsal kimliği hem de emeğine sahip çıkmak açısından bulunduğu alanlarda sesini diğer emekçilerle ortaklaştırmaya çağırıyoruz” dedi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yaklaşıyor. Her yıl dünyanın birçok yerinde çeşitli eylem ve etkinliklerle kutlanan 1 Mayıs, ülkemizde de coşkuyla karşılanıyor.
İki yıldır pandemi nedeniyle kitlesel bir şekilde kutlanamayan 1 Mayıs’ın bu yıl önceki yıllar gibi büyük bir kalabalık ve coşkuyla kutlanacağı öngörülüyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, bulundukları tüm illerde 1 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını belirterek, tüm Alevilerin emekçilerin sesiyle ortaklaşması gerektiğini söyledi.
“ALEVİ KURUMLARI OLARAK BU EMEK MÜCADELESİNİ DESTEKLEYECEĞİZ”
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, 1 Mayıs’ta bulundukları illerde emek örgütlerinin çağrı yaptığı alanlarda olacaklarını kaydederek, “Ankara’da da genel merkez pankartımızla Tandoğan Meydanı’nda olacağız. 2 yıldır süren bir pandemi süreci oldu. Bu 1 Mayıs çok önemli. Hem iktidara bir mesaj anlamında hem de Gezi’deki mahkeme sonuçlarına bir yanıt olacaktır. Bu seneki 1 Mayıs’ın çok kalabalık geçeceğine inanıyoruz. Alevi toplumu da diğer kesimlerde olduğu gibi 1 Mayıs’a duyarsız kalmayacaktır. Herkes alanlarda olacaktır. 1 Mayıs işçilerin emek bayramıdır. Dolayısıyla alanlara çıkması gereken öncelikle emeğiyle geçinen emekçi kesimlerdir. Biz Alevi toplumu olarak, kurumları olarak bu emek mücadelesini destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.
“EMEKÇİLERİN HAK TALEP MÜCADELESİ VERMELERİ KONUSUNDA ALEVİLER OLARAK HER ZAMAN YANLARINDAYIZ”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de, bulundukları illerde alanlarda olacaklarını söyleyerek şunları dile getirdi:
“İstanbul’da emek örgütleri Maltepe’ye bir çağrı yaptı. Bizde burada o mitinge katılacağız. Son süreçte işçi eylemliklerinin artmasıyla beraber hak talep mücadelesi de hareketlilik kazandı. Bu mevcut sistemde çalışanların, emekçilerin ne kadar sömürüldüğünün ortaya çıktığı bir dönem yaşıyoruz. Emekçilerin kendi yaşam kalitesini yükseltmek adına hak talep mücadelesi vermeleri konusunda biz Aleviler olarak her zaman yanlarındaydık, yanlarında olmaya da devam edeceğiz. Alevi kesimin çoğu zaten işçi, emekçi. Biz emeğimizin karşılığını alamadığımız gibi bir de kimliğimiz den dolayı ayrımcılığa uğruyoruz. İşe alımlarda kimliğimizden dolayı reddedilebiliyoruz. İşten çıkarmalarda ilk olarak biz çıkartılıyoruz. Özellikle Alevilerin, hem inançsal kimliği hem de emeğine sahip çıkmak açısından bulunduğu alanlarda sesini diğer emekçilerle ortaklaştırmaya çağırıyoruz. Tüm Alevileri 1 Mayıs’ta alanlara davet ediyoruz.”
PİRHA- Avusturya Devleti’nin, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine ilişkin konuşan Alevi kurum başkanları; “Bu mücadelenin zaferle sonuçlanması biz Alevileri sevindirdi. Türkiye’de Alevilik halen yok sayılıyor, inkar ediliyor. Bu karar aynı zamanda Türkiye için bir utançtır” dedi.
Avusturya Devleti, Alevi inancını resmen tanıdı. Avusturya, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etti.
Böylelikle Alevi kurumlarının ve yurttaşlarının yıllardır verdikleri mücadele sonucunda, dünyada ilk defa bir ülke genelinde Alevilik kendine özgü bir inanç olarak tanındı.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz söz konusu karara ilişkin konuşarak, bu kararın Alevilerin yıllardır verdikleri mücadelenin bir kazanımı olduğunu vurguladılar.
Kararın aynı zamanda Türkiye için bir utanç olduğunu da söyleyen kurum başkanları, Aleviliğin bu topraklarda tanınması için mücadele etmeye devam edeceklerini belirttiler.
“BU KARAR AYNI ZAMANDA TÜRKİYE İÇİN BİR UTANÇTIR”
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat konuya ilişkin şunları aktardı:
“Avusturya Devleti’nin vermiş olduğu karar çok anlamlı ve değerli. Alevilik inancının kendine ait ibadeti, ritüeli, oruçları, cemleri var. Alevilik bir yoldur, gelenektir. Zaman zaman farklı tanımlamalar yapılsa da Aleviliği bir dinin içerisine koymanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Aleviliğin önüne arkasına bir sürü terimler koyuyorlar. Alevilik tek başına bir inançtır. Arzuluyoruz ki bu kararlar Türkiye’de de alınabilsin. Bu karar aynı zamanda Türkiye için bir utançtır.”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan da, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun yıllardır bu konuyla ilgili mücadele verdiğini belirterek, “Tabii bunun karşısında da başka konularda mücadele verenler var maalesef. Her ağacın kurdu kendinden olduğu gibi bizim de içimizden kurtlar çıkıyor. Yıllardır Avusturya Federasyonu’muz Aleviliğin kendine özgü bir din olduğu konusunda bir mücadele yürütüyor. Bu mücadele sonucunda bir kazanım elde edildi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz ve kutluyoruz. Alevilik kadim bir inanç olarak bu topraklarda doğdu, bu topraklarda şekillendi. Alevilik bin yılı aşkın süredir bu topraklarda var, hüküm sürüyor. Daha düne kadar Alevi kelimesi bile yasaktı. Alevilik bu topraklarda hala devlet tarafından nereye konulacağının belirsizliğini yaşıyor ama tamamen yabancı olduğu topraklarda Avrupa’nın birçok yerinde kendine özgü bir inanç olarak kabul edildi. Bu bizi sevindirdi. Umarız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de bir referans olur bu kararlar” şeklinde konuştu.
“DEVLET BÜTÜN DİNLERDEN ELİNİ AYAĞINI ÇEKMELİDİR”
Bir gün bu topraklarda da Aleviliğin gerçek anlamda tanımının yapılarak dinler kategorisinde yerini alacağını umut ettiklerini ifade eden Kaplan, şöyle devam etti:
“Aleviliğin kendine özgü bir ibadet, inanç anlayışı var. Birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi zorunlu din derslerinin hak ihlali olduğuna karar verdi. 8 yıl aradan sonra bu karar verildi. Hükümetin bu karar karşısında bir adım atacağını şu aşamada düşünmüyoruz. Çünkü daha önce alınmış AİHM kararları, Danıştay’ın kararları var. Gerçi biz de bu kararları halkımıza çok iyi anlatamadık. Önümüzdeki günlerde dilekçeler hazırlayarak okullar açılmadan iyi bir örgütlenme yapabiliriz Alevi kurumları olarak. İnsan hakları açısından baktığımızda Alevilerin hatta seküler yaşamı savunan ebeveynlerin bu duruma karşı çıkması gerekir. Aleviliğin bir din olarak öğretilmesini önerenler de var ancak biz buna karşıyız. Devlet hiçbir dini öğretmeye kalkışmamalı. Herkes kendi dinini, kendi inancını ailesinden öğrenebilir. Devlet bütün dinlerden elini ayağını çekmelidir. Herkes kendi dinini istediği gibi özgürce yaşayabilmelidir.”
“TÜRKİYE’DE ALEVİLİK HALEN YOK SAYILIYOR, İNKAR EDİLİYOR”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise şunları dile getirdi:
“Yaklaşık 12 yıldır Avusturya’da verilen bu mücadelenin zaferle sonuçlanması biz Alevileri sevindirdi. Yurt dışında Diyanet’in de Alevilere yönelik çalışmaları vardı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun süreci tamamlaması ve kazanımla sonuçlanması Avrupa’da diğer müdahalelere bir ders niteliğinde oldu. Bir cevap oldu. Bu karar bu anlamda çok önemli. Türkiye’de Alevilik halen yok sayılıyor, inkar ediliyor. AİHM kararlarına rağmen, diğer yargı kararlarına rağmen, en son Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu hak ihlali kararına rağmen zorunlu din derslerinde hala diretiliyor. Bu da yetmezmiş gibi 4-6 yaş grubundaki çocuklara zorunlu din dersleri verilmek isteniyor. Bu durumu asla kabul etmiyoruz.
“HÜKÜMETİN BU KARARLARI UYGULAMAMA DİRENCİNE KARŞI SABRIMIZ KALMADI”
Bunun yanı sıra Diyanet Akademisi gibi bir konu gündeme geldi. Üniversitelere yönelik asimilasyon politikasına hız verecek yapılanmanın da olması biz Alevileri çok rahatsız ediyor. Bu bağlamda Türkiye’yi önce AİHM kararlarını, sonrasında tüm hukuk kararlarını uygulamaya davet ediyoruz. Hükümetin bu kararları uygulamama direncine karşı sabrımız kalmadı. Gerekirse sürekliliği olan eylemlerimize devam edeceğiz. 27 Şubat’ta sokaklardaydık. Şimdi de zorunlu din derslerine karşı velileri harekete geçirerek dilekçelerle bir kamuoyu baskısı yaratma derdindeyiz. Hükümetin bu konuda bizim ısrarımızı görmesini ve gereken adımları atmasını bekliyoruz.”
PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, PİRHA’ya mahkeme kararıyla erişim engeli getirilmesine yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Deniz, “PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluk Alevi toplumuna yapılmış olup biran önce bu yanlıştan dönülmesi ve erişime tekrar açılmasını talep ediyoruz. Alevilerin sesi PİRHA’nın erişim yasağı kaldırılsın” dedi.
2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine Alevi kurumlarının tepkisi yükseliyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin ardından bir tepki de Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nden geldi.
Yazılı bir açıklama yapan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, KHK ile kapatılan TV10 ve Yol TV’ye yapılan baskıları hatırlatarak şunları kaydetti:
”İktidarı destekleyen basın yayın kuruluşlarına her türlü destek sağlanırken, muhalefet ve Alevi basın kurumlarına yönelik çifte standart uygulamaları hızını kesmeden devam ediyor. Daha önce TV10 ve Yol TV’ ye müdahale ederek Alevilerin haber alma hakkını gasp eden iktidar şimdi ise Alevilerin takip ettiği Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) erişim engeli getirdi. Yandaş basının Alevi kurumlarının ve toplumunun itirazları ve taleplerini görmezden geldiği bir dönemde sesimiz olan PİRHA’ya uygulanan erişim yasağını kabul etmiyoruz. PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluk Alevi toplumuna yapılmış olup biran önce bu yanlıştan dönülmesi ve erişime tekrar açılmasını talep ediyoruz. Alevilerin sesi PİRHA’nın erişim yasağı kaldırılsın.”
PİRHA-PİRHA’ya getirilen erişim engelleme kararına yönelik tepkilerini paylaşan birçok Alevi kurum temsilcisi, PİRHA ile dayanışma içerisinde olduklarını ifade ettiler.
2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.
PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Birçok Alevi kurum temsilcisi de konuya ilişkin mesajlarını paylaştı:
“PİRHA DEMEK ALEVİ TOPLUMU DEMEKTİR”
Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan: Pir Haber Ajansına getirilen erişim yasağı ile Alevi toplumunun haber alma özgürlüğü haksızca elinden alınmıştır. Bu karar bir an evvel geri alınmalıdır.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Celal Fırat: Zulüm nereden gelirse gelsin bu zulmün karşısında durmamız lazım. Şu günler ki toprağa cemrenin düştüğü günler. İnsanların ötekileştirildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu kararları alanların, insanları ötekileştirilenlerin gönüllerine artık cemrenin düşmesini arzuluyoruz. Pir Haber Ajansı yalnız değildir. PİRHA demek Alevi toplumu demektir. Bu yapılanları kınıyorum.
“ERİŞİM YASAĞINI KABUL ETMİYORUZ”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz: Basın özgürlüğü engellenemez. İktidarı destekleyen basın yayın kuruluşlarına her türlü destek sağlanırken, muhalefet ve Alevi basın kurumlarına yönelik çifte standart uygulamaları hızını kesmeden devam ediyor. Daha önce TV10 ve Yol TV’ye müdahale ederek Alevilerin haber alma hakkını gasp eden iktidar şimdi ise Alevilerin takip ettiği Pir Haber Ajansı’na erişim engeli getirdi. Yandaş basının, Alevi kurumlarının ve toplumunun itirazlarını ve taleplerini görmezden geldiği bir dönemde sesimiz olan PİRHA’ya uygulanan erişim yasağını kabul etmiyoruz. PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluk Alevi toplumuna yapılmış olup bir an önce bu yanlıştan dönülmesi ve erişime tekrar açılmasını talep ediyoruz. Alevilerin sesi PİRHA’nın erişim yasağı kaldırılsın.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim engeli kararını protesto ediyoruz. PİRHA, bütün Alevi süreklerinin sesidir, vicdanıdır. Ezilenlerin, horlananların, ötekileştirilenlerin sesidir. Bu engellemeler doğru değildir. 25 milyon Alevinin sesi kesiliyor. Hiçbir baskı şimdiye kadar sökmedi. Bundan sonra da sökmeyecek. Devlet, Alevilerin inancından elini çekmelidir.
“PİRHA EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ”
Şahkulu Sultan Dergahı Müdürü Kanber Yıldırım: Dergahlar, cemevleri, Alevi -Bektaşi kurumları olarak yıllardır eşit yurttaşlık temelinde hak arama mücadelesi veriyor. Bu mücadele temelinde çeşitli etkinlikler, imza kampanyası, basın açıklaması, gösteri ve mitingler yapıyoruz. Bu mücadelelerde Alevilerin sesi sözü olan basın ve iletişim araçları yok denilecek kadar sınırlıdır. Sınırlı sayıdaki basın ve iletişim araçlarından biriside Pir Haber Ajansı. Bu anlamda sizler bizim için son derece önemlisiniz. PİRHA’nın sesinin kesilmesi Alevi kurumlarının sesinin kesilmek istenmesi anlamına gelmektedir. Bu tespitten hareketle Pir Haber Ajansı’nın kapatılmasını, müdahale edilmesini şiddetle kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Bu müdahalenin ve yasağın derhal kaldırılmasını istiyoruz.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş: Gün geçmiyor ki Alevilere yönelik baskı zulüm ve şiddet artarak devam ediyor. Dün öğrendiğimize göre Alevilerin sesi, soluğu olan PİRHA Haber ajansına erişim engeli getirilmiştir. Erişim engeli getirenleri ve yasalarını kınıyoruz. Pir Haber Ajansı’nın yanında olduğumuzu tüm dünyaya PSAKD Samsun şubesi olarak duyuruyoruz. PİRHA yalnız değildir, tüm PİRHA emekçilerinin yanındayız.
Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı Cihan Saltuk: PİRHA için alınan erişim engelleme kararını kınıyoruz. Bu karar hukuk dışıdır. Maalesef ülkemiz dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülkelerden biridir. İnsan olmanın, kadın olmanın, özgür olmanın suç sayıldığı gibi gazetecilik de bu ülkede suç sayılıyor. Üstelik Alevilerin sesiyseniz bu suç ikiye katlanıyor. PİRHA yalnız değildir, susturamazsınız.
“PİRHA HAKİKATİ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEK”
Emire Ulutaş: Kontaaltı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi olarak Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağına ve Alevilerin haber alma özgürlüğüne yapılman bu baskıyı kınıyoruz.
DAD eski Eş Genel Başkanı Saime Topçu: Pir Haber Ajansı’na yapılan keyfi, yasakçı engellemeyi Alevi bir kadın aktivist olarak kabul etmiyorum. Gazetemizden, dilimizden, kültürümüzden, televizyonumuzdan elinizi çekin. Yüzyıllardır bize yaptığınız bu tahakkümcü zihniyetinizi reddediyoruz. Pir Haber susturulamaz. Ajansımız Munzur gibi hakikati söylemeye devam edecektir.
PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar: Pir Haber Ajansı’na getirilen erişim yasağını kınıyorum. Bu erişim yasağını derhal geri çekin PİRHA yalnız değildir.
DAD Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak: Hak ve hakikatin sesi olan halkların, inançların, kadınların, emeğin, gençliğin sesine ses katan Pir Haber Ajansı yasakçı zihniyet tarafından engellenmiştir. Aleviler olarak bu durumu kabul etmiyoruz.
“PİRHA İLE DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”
PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya: Pir Haber Ajansı susturulamaz. Ülkenin dört bir yanında demokratik alanlara saldırı sürmektedir. Basın-yayın alanında da Alevilerin sesi olan, Alevilerin sorunlarını gündeme getiren PİRHA susturulmaya çalışılıyor. Bu susturmanın para etmeyeceğini belirtiyoruz. PİRHA ile dayanışma içerisindeyiz.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kepez Şube Başkanı Seher Şengulu Yılmaz: Pir Haber Ajansı yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.
AKD Döşemealtı Şube Başkanı Ergin Kurt: Alevilerin, aydınların sesi ve dili olan Pir Haber yalnız değildir. Özgür basın susturulamaz.
“PİRHA, ALEVİLERİN SESİ, NEFESİDİR”
PSAKD Muğla Şube Başkanı İlyas Durna: PİRHA, Alevilerin sesidir susturulamaz, kapatılamaz şiddetle kınıyor, derhal bu yanlıştan dönülmesini bekliyorum.
PSAKD Diyarbakır şube başkanı Aydın Atlı: Basın özgürlüğü demokrasinin olmaz ise olmazıdır. PİRHA’nın yayın yasağı hemen kaldırılmalıdır. Özgür basın varsa özgür toplum da vardır. Alevilerin sesi PİRHA hemen erişime açılsın.
PSAKD Diyarbakır şubesi eski başkanı Avukat Cafer Koluman: PİRHA, Alevilerin sesi, nefesi, sözü ve değeridir. PİRHA’ya erişimi engellemek Alevilerin sesini kesmektir. Bu kararı kınıyoruz. Derhal erişime açılmasını talep ediyoruz.
PİRHA-Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı PİRHA’ya değerlendiren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, katılımın daha fazla olması gerektiğini belirterek, “Bu yalnızca Alevilerin sorunu değil” dedi.
4-6 yaş grubundaki çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyası ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ ile devam etti. 27 Şubat Pazar günü İstanbul Kadıköy merkezli olmak üzere Türkiye genelindeki birçok noktada gerçekleştirilen buluşmada alınan karara itirazlar yükseltildi.
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’na ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
“KİTLESELLİK BAKIMINDAN GÖZ DOYURMASA DA ANLAMLIYDI”
Alevi hareketinin dört yıldır meydana çıkmadığını belirten Aydın Deniz, şunları söyledi:
“Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğündeki imza kampanyasıyla başlayan bu eylemlilik çok kısa bir zaman diliminde yapıldığı için kitlesellik bakımından göz doyurmasa bile önemi anlamında değerliydi. Sokağa dört yıldır çıkmayan Alevi hareketinin öncülüğünde sokağa çıkılmış olup Türkiye’deki yaklaşık yirmi meydanda diğer demokrasi güçleri ile birlikte buluşup, itirazlarını ortak şekilde dile getirdiler.
İtirazlarımızın devamlılığını sağlamak adına yeni eylem planlarının yapılması önemlidir. Sorun sadece Alevilerin sorunu olmadığı için aynı sorumluluğu ülkedeki herkesin ve her kurumun alması gerekiyor. Karar geri geçilene kadar eylemliliklerin devam etmesi gerekiyor. Bu karar bu ülkedeki mütedeyyinleri de farklı inançlara mensup ya da inançsızları da ilgilendiriyor.”
“TALEPLER YETERİNCE DİLE GETİRİLMEDİ”
Demokrasi ve Laiklik Buluşması’na katılımı yetersiz bulduğunu kaydeden Ali Şeker ise “Bu sorun yalnızca Alevilerin sorunu değil” dedi. Taleplerin yeterince dile getirilmediğini belirten Şeker şöyle konuştu:
“Talepler yeterince dile getirilmedi bence. Birçok inancın, süreğin talepleri var. Yüz yıldır devam eden bir asimilasyon politikası var. Anadilde eğitim yasak. 4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi vermek diğer bütün inançları yok saymakla beraber çocukların akıl ve ruh sağlığı açısından da derin tahribatlar yaratacaktır. Bu konuda psikologların değerlendirmeleri önemlidir.
“HELALLEŞMEYİ ÇOK ÖNEMLİ BULUYORUM”
Çocuklar başak vermemiş bir tarlaya benzer ve rüzgarın yönüne doğru eğilirler. Laik, demokrat, bilimsel eğitim sistemini ortadan kaldırdılar. Çocukları cehennem korkusuyla büyütmek istiyorlar. Oysa ki onlara insan, hayvan ve doğa sevgisini vermemiz gerekiyor. Diyanet yalnızca bu iktidarın sorunu değil. Yüz yıllık bir sorundur. Geçmişimizle yüzleşmemiz, helalleşmemiz gerek. Helalleşmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
“BU İNANÇ İKTİDARLAŞMADIĞI İÇİN TEMİZ KALMIŞTIR”
Devlet ve muhalefet elini inançlardan çekmelidir. Devletin dini olmaz. Tek dil, tek inanç olmaz. Alevilerin iradesi çok önemlidir. Bazı cemevi ve dergahlar elektrik, doğalgaz parasının alınmaması üzerine söylemler geliştirerek kitle bulmaya çalışıyor. Alevi pirleri, anaları, yazarları, aydınları, sanatçıları toplumun bir, iki adım önünde olması, yol göstermesi, dik durması lazım. Bu inanç temiz kaldıysa iktidarlaşmadığı, iktidara yaklaşmadığı için temiz kalmıştır.
Buluşmaya katılım azdı. Daha fazla olmalıydı. Bu sorun yalnız Alevilerin sorunu değil.”
PİRHA- Alevi kurum başkanları, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yerine konut statüsü verileceğini açıklamasına tepki gösterdi. Başkanlar, “Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe faturalarımızı ödemeyeceğiz” ifadelerini kullandılar.
Çok sayıda Alevi kurumu geçen hafta, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilerek yüksek elektrik faturaları gönderilmesine tepki göstererek, yargıya başvurdu. Gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün kabine toplantısının ardından yüksek elektrik zamlarına değinerek, elektrik tarifesinin yeniden düzenleneceğini duyurdu.
Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının, dernekler, vakıflar, cemevleri de dahil olmak üzere bu tür kurumların elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini söyledi.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceği şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.
“DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLACAKSAK HİÇBİR İNANÇ MERKEZİNE KATKI SUNULMASIN”
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi toplumunun sorununun elektrik faturaları değil eşit yurttaşlık hakkı olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:
“Bizim elektrik faturalarına yaptığımız itirazlar hak arama mücadelemizin bir parçasıydı. Mesele sadece ticarethaneden çıkarılsın konuta çevrilsin, faturalar düşsün meselesi değildir. Gelen tepkiler üzerine böyle bir karar vermeleri de anlamlı tabii ki ama bu kesinlikle Alevi toplumunun taleplerinin yanından bile geçmiyor. Biz cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesini istiyoruz. Bize herhangi bir hak vermek istediklerinde veya bir adım attıklarında bizi asimile etmeye, kendilerine benzetmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Bu yaklaşımlar da doğru değil. Anayasanın 24’üncü maddesinde eşit yurttaşlıktan bahsediliyor, din ve vicdan özgürlüğünden bahsediliyor. Net bir şekilde görülüyor ki, devletin Alevi toplumuna bakışı hak temelli değildir. Devletin başına hangi siyasi iktidar gelirse gelsin bu devlet aklıyla hareket ediyor.
Hiçbir inanç merkezine hiçbir hak verilmemeli aslında. Gerçek anlamda demokratik bir ülke olacaksak herhangi bir inanç merkezine katkı sunulmasın, bizlerden vergi de alınmasın. Devlet bu ötekileştirici, kutuplaştırıcı dilinden de vazgeçmeli.”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise, hükümetin Aleviler konusunda ikiyüzlü davranmaya devam ettiğini belirterek şunları aktardı:
“Cemevleri dışındaki derneklerimizin, kurumlarımızın konut statüsünde sayılması olumlu ancak cemevleri ibadethane sayılmalıdır. Bizim asıl talebimiz budur. Elektrik faturaları yüksek gelince Alevi kurumları tepki gösterdiler. Türkiye’de hangi ibadethaneler konut statüsündedir? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bizim bu konudaki tavrımız nettir. Elektrik faturalarını ödemedik, ödemeyeceğiz. Danışma kurulumuzda görüşeceğiz ve şöyle bir önerimiz olacak: Elektrik dağıtım şirketleri cemevlerinin faturasını direkt Enerji Bakanlığı’na kessin. Cemevlerine gelen elektrik faturalarının 100 lira ile 100 bin lira olması arasında hiçbir fark yoktur. Biz bunları daha önce de defalarca dile getirdik. Bizim itirazımız cemevlerinin ticarethane sayılarak yüksek elektrik faturaları gelmesine değildir. Bizim cemevlerimizin ibadethane sayılmasını istiyoruz. Alınan bu kararın Alevilerin talepleriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Cemevleri ibadethane sayılmadığı müddetçe biz elektrik faturalarını zaten ödemiyorduk ödememeye de devam edeceğiz. Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulsun isterse bir milyon lira gelsin faturalarımız. Konut ya da ticarethane değil, ibadethane sayılmalı.”
“İKTİDAR AİHM KARARLARINI ISRARLA YOK SAYMAYA DEVAM EDİYOR”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AİHM kararlarının iktidar tarafından hala ısrarla yok sayıldığını ifade ederek; “Aleviler olarak bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizim meselemiz sadece gelen yüksek faturalar değil. Diğer ibadethanelere yapılan ayrıcalıkların cemevlerine yapılmaması. Alevilerin vicdanını rahatlatacak bir karar değil bu. Bizim 27 Şubat’ta yapacağımız demokrasi ve laiklik buluşmamızda öncelikli gündemlerimizden birisi de bu olacak. Sadece zorunlu din dersleri değil aynı zamanda Alevilerin ibadethanelerinin tanınması meselesi de gündemimizde olacak. Tepkilerimizi sokakta dile getirmeye devam edeceğiz. Bu tür inkar politikaları son bulana kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
PİRHA-Anasınıfına da getirilmek istenen din derslerine karşı Demokrasi Konferansı bileşenleri tarafından başlatılan imza kampanyasına dikkat çeken Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir”dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Ocak 2022 günü Trabzon’da katıldığı toplu açılış töreninde sahneye çıkararak, mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuk CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘hain’ kelimesini kullanmıştı. Çocuğun sözleri üzerine gülüşmelerin yaşandığı o anlar dikkat çekerken, peş peşe tepkiler de geldi. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
“SİYASET ÜRETEMEMENİN VE BİTMİŞLİĞİN BİR GÖSTERGESİ”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Trabzon’da yaşananları “Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir” şeklinde yorumladı.
Deniz, 4-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan ‘din eğitimi’ tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyasını hatırlattı.
Aydın Deniz, “Ana sınıfındaki din dersi kararına karşı imza kampanyası yürütüyoruz. Yaşanan olayda da şu var. Siyaset üretemeyenler, beceriksizlik yapanlar şimdi çocukları kullanarak algı operasyonuna girişiyorlar. Ana sınıfındaki din dersleri ile gelecek nesli kullanma ve kendi siyasal düşüncelerini empoze etmenin fiili bir örneği yaşandı. Bunu yüzbinlerce çocuk üzerinde yapacaklar. Dikkat çekilmesi gereken taraf bu. Spontane gibi gösterilen bir şey fakat açık olarak 10-20 yıl sonra daha kötü şeyler yaşayacağız. Herkes kendisine yakışan siyaseti yapar. Tükenmişliğin sonucu aslında. Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir” dedi.
Yürütülen imza kampanyasının ardından Diyanet’in açıklamaları olduğunu belirten Deniz, “Cumhurbaşkanı geçen günlerde “Kimse, çocuklarımızın dinini öğrenmesine engel olamaz” dedi. Bu söylemi çok fazla dikkat çekmedi belki ama yürüttüğümüz kampanyaya yönelik bir şeydi bu” diye konuştu.
PİRHA- AİHM’in Türkiye’deki Alevilere ilişkin verdiği hak ihlalleri kararlarının görüşüleceği 30 Kasım’daki Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısı öncesi konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Türkiye’de ayrımcılığın devam ettiği bir süreçte yasal olarak kazanılmış bir hakkımız var. Uygulanması yönündeki çağrılarımızı da sadece basın metinleri ile değil sokaklarda göstermeliyiz” dedi.
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’deki Alevilere ilişkin verdiği hak ihlalleri kararlarının uygulanıp, uygulanmadığını denetleyeceği 30 Kasım’daki toplantısı öncesi PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
Deniz, AİHM kararlarının uygulanması yönündeki çağrıların yalnız basın açıklamaları ile değil, sokaklarda dile getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sürecin netleşmesi konusunda sadece Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne iş düşmediğini kaydeden Deniz, “Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketine de iş düşüyor. Bu davalar için senelerdir maddi, manevi emekler harcandı. Bunun karşılığını bulması gerekiyor. Türkiye’de ayrımcılığın devam ettiği bir süreçte yasal olarak kazanılmış bir hakkımız var. Uygulanması yönündeki çağrılarımızı da sadece basın metinleri ile değil sokaklarda göstermemiz gerekiyor.
30 Kasım’da Türkiye’de eş zamanlı olarak eylemler yapıp, AİHM kararlarının uygulanması konusunda taleplerimizi dile getirmeliyiz. Avrupa Konseyi’nden de beklentimiz, AKP’nin bu konuda zaman kazanmaya dönük adımlarının önüne geçecek yaptırımları almasıdır. Bugün pandemiyi bahane eden iktidar, pandemiden önce de hiçbir adım atmadı” diye konuştu.
1558 CEMEVİNİN ZİYARETİ: AMAÇ BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAK
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısı öncesi İçişleri Bakanlığı tarafından 58 ilde 1558 cemevinin ziyaret edilmesi ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendiren Deniz, “Amaç, bir taşla iki kuş vurmak” dedi.
Deniz şunları söyledi:
“İlk olarak amaçları, kendi Alevisini yaratmak ve onlar üzerinde hüküm sürmek. İkincisi de Bakanlar Konseyi’ne bir şeyler yaptığını göstermek. Süreci uzatmanın peşindeler. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi gerekiyor. Kültür merkezi statüsü verilerek oyalamaları kabul etmiyoruz.”
PİRHA- Cemevlerine ‘Kültür Merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Cemevlerine ‘Kültür Merkezi’ statüsü verilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Aleviler, “Cemevlerinin ibadethane statüsüne girmesi Türkiye’de aslında devrim gibi bir şey olur. İnançsal bazda Aleviliği tamamen tanımış olursunuz. Bu AKP’den beklenecek bir adım değil. Vaatler asimilasyon politikasının yeni bir aşaması” dediler.
Hükümete yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi, hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığını yazarak, “Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde” dedi. Selvi ayrıca, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü de belirtti.
Selvi’nin bu iddialarına Alevilerden tepki gelmeye devam ediyor. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski yöneticisi ve Yazar Erdal Yıldırım ve PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, daha önce birçok kez çalıştaylar, toplantılar vs. yapıldığını ve Alevi toplumunun kendi taleplerini ortaya koyduklarını belirterek, bugüne kadar bunlarla ilgili iktidarın hiçbir somut adım atmadığını ve bu vaatlerin asimilasyon politikalarının yeni bir aşaması olduğunu vurguladılar.
“CEMEVLERİNİN İBADETHANE STATÜSÜNE GİRMESİ, ALEVİLİĞİ TAMAMEN TANIMAK DEMEK OLUR”
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konuya ilişkin iktidarın samimi olmadığını ve bu yapılanların seçim yatırımı olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi:
“Çalışmalar yasal düzenleme boyutunda değil daha çok seçime yönelik yatırım niyetli okuyorduk. Selvi’nin yazısıyla beraber yasal düzenlemeler getirilmesi aslında AKP’nin bugüne kadar yapmadığı ve yapacağını öngörmediğimiz bir adım olarak görüyoruz. Yasal düzenlemeleri Alevi kurumlarının, kanaat önderlerinin rızaları veya talepleri doğrultusunda yapması gerekirken; Türkiye’de hakim inancın bakış açısıyla yapmalarını çok yadırgamıyoruz. Cemlerinin ibadethane statüsünde değil, kültür merkezleri statüsünde değerlendirmelerini aslında çok yadırgamıyorum. Bizim kabul edeceğimiz bir durum değil. Cemevlerinin ibadethane statüsüne girmesi Türkiye’de aslında devrim gibi bir şey olur. İnançsal bazda Aleviliği tamamen tanımış oluyorsunuz. AKP’den beklenecek çok büyük bir adım olurdu. Önerilere şaşırmamakla beraber Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği olarak da kabul edebileceğimiz bir şey değil.”
Dedelerin maaşa bağlanmasının devletin memuru yapılmak istenen bir dede anlayışının yasallaştırması demek olduğunu ve bu durumun çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski yöneticisi ve Yazar Erdal Yıldırım ise şunları kaydetti:
“Öncelikle bu iktidarın hiçbir vaadinin samimiyetine güvenmiyorum. Samimi olamazlar. Geçmişte de sayısız kez Aleviler ve başka toplumsal kesimlerle ilgili çalıştaylar, açılımlar yaptılar. Bu süreçte Alevi toplumu kendi taleplerini ortaya koydular. Bugüne kadar bunlarla ilgili bu iktidar ve bu zihniyet bir tek olumlu bir karar almadı. Bu anlamıyla da şimdikinde de olumlu bir şey görmüyorum. Bu vaatler bana göre asimilasyon politikalarının yeni bir aşamasıdır. Son süreçte oldukça yıpranan iktidarın bir başka karşı atağı olarak görüyorum.
Kültür merkezi olsun diyorlar. Kültür merkezi kulağa hoş geliyor. Ama bunun da Alevi toplumunun talepleriyle birebir örtüşmediğini görüyoruz. Alevilerin cem dedikleri, cem yapılan yerde, köylerdeki evlerde yapılan cemlerde politika, kültür, sosyal meseleler konuşulur. Orada yaşamın içindeki bütün meseleler konuşulurdu. Kültür merkezi ile belki başka bir oyunun peşindeler. Alevi kamuoyunu bir müddet bununla oyalamak isteniyor.
ASIL TEHLİKE DEDELERİN MAAŞA BAĞLANMASI
Elektrik ve su faturaları konusu ise basit bir düzenlemenin işidir. Aleviler de bu ülkede vergi veriyor. Bu ülkede hiçbir zaman laik olmayan devlet burada eğer bir iş yapacaksa çok basit bir düzenlemeler ile bunu halledebilirler. Diğer inançlara ait ibadethanelerde nasıl bir uygulama varsa cemevlerinde de aynısı yapılır. Asıl tehlike dedelerin maaşa bağlanması. Gri pasaportlu dedeler vardı. Diyanet’te temsil edilmeyi isteyenler vardı. Posta oturtulan valiler oldu. Belediye başkanları, Alevi kurum başkanlarını kürsülerden indirmeye kalktı. Dedelerin maaşa bağlanması demek devletin memuru yapılmak istenen bir dede anlayışının yasallaştırması demektir. Bu çok tehlikelidir. Onlar o saatten sonra dede veya pir olmazlar, devletin birer memuru olurlar. Onların bir müdürü olur, onların amiri olur.
ASİMİLASYON BİR MAAŞ ÜZERİNDEN YASALLAŞTIRMAK İSTENİYOR
Diyanet’e ve devlete bağlı olan hiçbir memur hiçbir zaman dede veya pir olamaz. Asimilasyonun bir maaş üzerinden yasallaştırması demektir. Bu vaade kananlarla belli ki bir takım görüşmeler yapılmış. Umarım yanılıyorumdur. Sanki gizli bazı anlaşmalar yapılmış ki; cemevlerinin statüsünden vazgeçilmiş, kültür merkezi statüsü kabul edilmiş. Bu süreç çok tehlikeli. Alevi örgütleri ve toplumu hukuki olarak gerekli tepkisini mutlaka ortaya koymalıdır. Selvi’nin yazısında yer alan üç madde aldatmacadan ibarettir. Kendi ibadet yerlerimizi kültür merkezi ve cemevi olarak bugüne getirdiğimiz gibi bundan sonra da götürürüz. Onların illa bir don ve isim biçmesine gerek yoktur.”
“CEMEVLERİMİZ ZATEN KÜLTÜR MERKEZİDİR”
PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, hükümetin yapmak istediklerinin Alevilerin taleplerine karşılık gelmediğini ve Alevi kamuoyunda suni gündem yaratılmak istendiğini belirterek, “Üç başlık altında Aleviler ile ilgilendiği yönündeki suni gündem Alevi örgütlerinin de Alevilerin de gündemi değildir, olmamalıdır” dedi.
Gülsev Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Egemenler açısından her kriz döneminde sanki yeni ortaya çıkmış bir durum gibi, kendileri de çözüm üretmek istiyor gibi Alevileri, örgütlerini ve taleplerini tartışmaları tartışırken bütün hafızasını ve hafızamızı silmek temel politika olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Selvi’nin açıklaması bundan daha fazla bir anlam teşkil etmemektedir. AHİM kararları ile de onaylanmış olan cemevlerinin ibadethane statüsünün gereği yapılmalıdır. Cemevlerine dair söz hakkı orada hizmetini alan oraya inananlara aittir.
EŞİT YURTTAŞLIĞIN GEREĞİ HİZMET ALMAK ANAYASAL HAKTIR
Eşit yurttaşlığın gereği hizmet almak anayasal haktır. Dedelere maaş, bina yapmak vs. Yardım adı altında yapılmak istenen ise hep bildiğimiz yöntemler. Dün Cem Vakfı eliyle yapılmak istenen bugün başka yollardan tekrar ediyor Alevilerin ve Alevi örgütlerinin gündemi ortaklaşılan 5 temel talebin; emek, demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesi yürüten tüm güçlerle birleşmesi, örgütlenmesi ve mücadelesi için çalışmak olmalıdır. Tarihin hiç bir döneminde haklar durup dururken halkın yararına olacak şekilde verilmemiştir, her dönem mücadele ile kazanılmıştır.”
“KAZANILMIŞ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ”
Kaya,, cemevlerinin ibadethane olarak AHİM tarafından kabul edilmesi kazanılmış bir hak olduğuna dikkat çekerek, “Bugün yapılması gereken bu kararı uygulanır kılmak için mücadele etmektir, gündemimiz bu olmalıdır. Kültür merkezi ibaresi de zaten Alevilere ait bir yapıdır. Cemevlerimiz zaten kültür merkezidir çünkü pirlerimiz ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diye belirlemiş, kuşun, kurdun, börtü böceğin, havanın, suyun da hakkı vardır diye saygı duymuştur. Aleviler cemevleri ibadethanemizdir demiştir ve onlarca yıldır da bu ibadethanelerde hizmet almakta hizmet vermektedir. Gerisi Alevi olanlara ait değildir, devletin Alevisi olma yolunda kapılara kul olanlar, bu oyuna gelenler Alevi vicdanında düşkündür artık” ifadelerine yer verdi.