Etiket: ayten kordu

  • Dersim’de kadınlar ayakta: Dersim’i Dersim yapan kadınlardır!-VİDEO

    Dersim’de kadınlar ayakta: Dersim’i Dersim yapan kadınlardır!-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar, Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, burada yapılan konuşmaların ardından halaya durdu. Coşkulu geçen kutlamada, ‘Barış’ mesajı öne çıktı.

    Dersim’de kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Sanat Sokağı’nda biraraya geldi. Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar mitingin yapıldığı Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü. Yapılan yürüyüşte, “Yoksulluğa, Eşitsizliğe, Şiddete ve Savaşa Karşı Örgütlü Mücadeleye” pankartı açıldı.

    Yürüyüşteki yüzlerce kadın, sık sık “Jin, Jiyan, Azadi”, “Gülistan Doku Nerede” sloganları attı. Yürüyüşün Seyit Rıza Meydanı’nda son bulmasının ardından, 8 Mart mitingi başladı.

    Miting alanına girilirken, güvenlik güçlerinin kimi dövizlerin alana almaması üzerine DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuyla alakalı yetkililerle görüşmeye gitti. Yetkililerin pankart ve dövizlerin alana sokulmaması yönündeki tavrı devam edince tartışma yaşandı. Kordu’nun elindeki, “Eve Xoverestiye Ra Ozadiye Bena Qome Demokratik Muneme” yazılı pankartın güvenlik kuvvetlerince zorla alınması sebebiye Kordu, elinden yaralandı. Ayrıca alana alınmayan başka pankartlarında olduğu ve Ekmek ve Gül Dergisi’nin de alana alınmadığı belirtildi.

    Miting programı kapsamında ilk önce Dersim Kadın Platformu’nun 8 Mart dolayısıyla hazırlamış olduğu metin okundu:

    DERSİM KADIN PLATFORMU: ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİNİ BÜYÜTECEĞİZ

    Dersim Kadın Platformu adına konuşan Elif Yıldız, açıklamada, kadınların ağır emek koşullarından, yoksulluğa, şiddete ve istismara maruz kaldıkları belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar ağır çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü olarak grev gerçekleştirdi. Bugün bizler de emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye ve baskıya karşı sesimizi yükseltiyoruz.”

    Yıldız, ekonomik krizin en ağır yükünü kadınların taşıdığını vurgulayarak, artan işsizlik ve güvencesizliğe dikkat çekti: “Kadınların yüzde 69’u asgari ücret ve altında çalışıyor. Kamusal kreşlerin ve bakım evlerinin yokluğu kadın istihdamının önünde engel olmaya devam ediyor. Beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bu derin yoksulluğu en çok hisseden yine kadınlardır” dedi.

    Açıklamada kayıp kadınlar ve kadın cinayetleri de gündeme getirildi. 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetinin hâlâ açıklanmadığı hatırlatıldı: “Dosya üzerindeki gizlilik kararı kaldırılmadı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir an önce faillere yönelik işlem yapmasını ve toplumu bilgilendirmesini talep ediyoruz. Biz kadınlar, Gülistan Doku’yu ve Rojin Kabaiş’i unutmadık, unutturmayacağız” denildi.

    Kadınların evde, iş yerinde ve sokakta ölümle burun buruna yaşadığı ifade edilen açıklamada, şiddetin cezasız bırakıldığı ve adalet sisteminin erkekten yana tavrının sürdüğü kaydedildi: “Şiddet, taciz ve tecavüz vakalarında gerekli tedbirler alınmıyor, failler tutuklanmıyor. Fail, şiddeti önlemeyenlerdir; tarikatlardan hesap sormayanlardır. İşte bu yüzden kadın cinayetleri politik” olduğu vurgulandı.

    Yıldız, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanması çağrısı yaparak, kadın ve LGBTİ+ düşmanlığına karşı mücadelenin süreceğini belirtti.

    DERSİM BELEDİYESİ EŞ BAŞKANI BİRSEN ORHAN: 8 MART BİZ KADINLAR İÇİN BİR ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜDÜR

    Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlayan yerlerine kayyum atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, “Biz buraya bugün sadece 8 Mart’ı kutlamak için bir araya gelmedik. Tarih boyunca direnen kadınların mücadelesini devam ettirmek için geldik. 8 Mart biz kadınlar için bir özgürlük yürüyüşüdür. Kadınlar evde direndi, tarlada, sokakta, fabrikada direndi ve hala da direnmeye devam ediyor. İşte bugün, bu kentin kadın vekiline elindeki 8 Mart pankartı nedeniyle zorbaca müdahale ettiler” dedi ve konuşmasına katledilen, kaybedilen, şiddete uğrayan kadınlara değinerek devam etti:

    “Mücadele var oldukça umut vardır. Evet, bizler bugün bu meydanda katledilen, kaybedilen, iradesi yok sayılan tüm kadınların sesiyiz. Okulda, derste katledilen Fatma öğretmenin, Tavşantepe’de Narin’in, Van’da Rojin’in, Dersim’de Gülistan Doku’nun sesiyiz. Bizler kucağına evladının kemikleri kargoyla gönderilen ve eline verilen Halise Ana’nın sesiyiz. Bizler sokak ortasında cenazesi kurda kuşa yem edilen bekletilen Taybet Ana’nın sesiyiz. Bizler Jiyan Azadi felsefesini kendine rehber edinen, yaşamak ve yaşatmak için zindanlarda, sürgünlerde direnen tüm kadınların sesiyiz” dedi.

    Orhan, konuşmasının sonunda şunları belirterek, “Dersim’de fuhuş, uyuşturucu, her türlü çirkinlik yaratılmaya çalışıyor. Ama şunu unutmasınlar ki biz varız, buradayız. Buradaki her bir kadının, her bir annenin saçının telinde bir hafıza var. Ve bizler de bu hafızanın mirasçıları olarak bu zulmünüze, bu çeteleşmenize, bu çürümüşlüğünüze izin vermiyoruz” dedi ve konuşmasını sonlandırdı.

    DEM PARTİ DERSİM MİLLETVEKİLİ AYTEN KORDU: ŞİMDİ DİRENEN KADINLARIN ZAMANI

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesine dikkat çekti. Konuşmasında Dersimli kadınların bu toprakların direniş kültürünü var ettiğini vurgulayan Kordu, “Dersim’i Dersim yapan kadınlardır. Kadının emeğiyle, aklıyla ve duygu dünyasıyla özgür bir yaşamı inşa edeceğiz” dedi.

    Kordu, Ortadoğu’da süren savaşlara ve kadının bedeni üzerinden yürütülen politikalara da değinerek, hegemonik güçlerin ve bölgedeki otoriter rejimlerin kadınları araçsallaştırdığını belirtti: “Ne emperyalist müdahaleleri ne de bu topraklarda kadınları yok sayan iktidarları kabul ediyoruz. Tek yol demokratik cumhuriyettir” ifadelerini kullandı.

    Suriye’de yaşanan Alevi soykırımını anımsatan Kordu, yaşamını yitiren bütün kadınları ve canları saygıyla andıklarını söyleyerek, “Özgür ve eşit bir yaşam inşa edilene kadar mücadelemiz sürecek” dedi. Etkinlikte LGBTİ+’lara yönelik güvenlik uygulamalarını da eleştiren Kordu, “Her mazlumun, her ötekinin hakkı bu meydandadır. LGBTİ+’ların da hakları vardır ve onların sesi burada yükselecek” dedi.

    Kadınların örgütlü mücadelesini büyütme çağrısı yapan Kordu, “Ekmek de bizim, gül de bizim, mücadelemiz de bizim” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Dersim’deki 8 Mart kadın mitingi, sanatçı Zeynep Kılıç ve ekibinin sahne almasıyla devam etti. Miting, Kılıç’ın seslendirdiği stranlara, halaylar çeken kadınların zılgıtlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ayten Kordu, ‘Kadın Bakanlığı’nın kurulması için Meclis’e kanun teklifi verdi!

    Ayten Kordu, ‘Kadın Bakanlığı’nın kurulması için Meclis’e kanun teklifi verdi!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınlara yönelik çok boyutlu ayrımcılıkla mücadele amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Kadın Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi”ni sundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye’de kadınlara yönelik eşitsizlik ve şiddetle mücadele amacıyla “Kadın Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Teklif, gerekçesiyle birlikte TBMM Başkanlığı’na iletildi.

    Kordu’nun sunduğu teklife göre, kadınların yaşamın tüm alanlarında eşit, güvenli ve özgür biçimde var olabilmesi için yalnızca kadın sorunlarına odaklanacak bir Kadın Bakanlığı’nın kurulması öngörülüyor. Kordu, Türkiye’de kadınların maruz kaldığı cinsiyet temelli şiddet, ayrımcılık ve hak ihlallerini hatırlatarak, “Gerçek ve güçlü bir demokrasinin ancak cinsiyet eşitliği ile mümkün olabileceğini” vurguladı.

    “KADINA YÖNELİK EŞİTSİZLİK, TEMEL BİR DEMOKRASİ SORUNUDUR”

    Kordu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınları yaşamın her alanında sistematik biçimde dışladığını ve Türkiye’nin kadın cinayetlerinin en fazla yaşandığı ülkeler arasında olduğunu vurguladı. Kanun teklifinin genel gerekçesinde, kadınların sosyal hayat, istihdam, eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda çok katmanlı ayrımcılığa uğradığına dikkat çekildi.

    Gerekçede, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca kadın-erkek ilişkilerini değil, demokrasi standartlarını da doğrudan etkilediği belirtildi. Kordu, gerçek ve güçlü bir demokrasinin ancak cinsiyet eşitliği ile mümkün olabileceğini kaydederek, şunları ifade etti:

    “Kadınlar çalışma, eğitim ve yaşam haklarından yeterince yararlanamıyor. Türkiye’de cinsiyet temelli ayrımcılığın en yoğun hissedildiği alanların başında istihdam geliyor. Kadınlar ya işgücü piyasasından dışlanıyor ya da güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışıyor” denildi.

    KADIN BAKANLIĞI ÖNERİSİ

    Teklifte, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, yaşam hakkının korunması ve eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi için yalnızca kadın sorunlarına odaklanan bir bakanlığın kurulması gerektiği savunuldu. Kordu, İsveç, Norveç, Fransa ve İspanya örneklerini hatırlatarak, Türkiye’de de benzer bir yapının zorunlu olduğunu belirtti.

    Teklifte, kurulacak bakanlığın görevleri arasında şunlar yer alıyor:

    – Kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılıkla etkin mücadele etmek,
    – Toplumsal cinsiyet eşitliğini devlet politikası haline getirmek,
    – Kadınların kamusal alanda güvenli ve eşit ücretli istihdamını artırmak,
    – Ücretsiz kreş hizmetleri sunarak kadın istihdamını desteklemek,
    – Kadın dostu kentler ve danışma merkezleri oluşturmak,
    – Kadının siyasete ve karar alma mekanizmalarına etkin katılımını sağlamak,
    – Kadına karşı şiddet ve istismar vakalarına sosyal, psikolojik ve maddi destek sunmak.

    “KADIN BAKANLIĞI SADECE KADIN KADROLARLA ÇALIŞACAK”

    Kanun teklifine göre, Kadın Bakanlığı’nda görev alacak tüm kadrolar kadınlardan oluşacak. Bakanlık bünyesinde, Kadının Statüsü Kurulu da dahil olmak üzere, kadınların statüsünü güçlendirecek ve politika üretecek birimler kurulacak.

    Kordu’nun sunduğu teklif, kadınların yaşam hakkının korunması ve eşit yurttaşlık temelinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sürdürülebilir politikalarla hayata geçirilmesini hedefliyor.

    Kanun teklifinin TBMM komisyonlarına gelmesi ve görüşmelerin ardından Genel Kurul’a taşınması bekleniyor.

    PİRHA/ANKARA

  • İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    İHD’li kadınlar: İhtiyacımız olan ‘aile yılı’ değil, ‘İstanbul Sözleşmesi’dir!- VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim ve Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, kadın cinayetlerinin artırdığına dikkat çekerek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanması çağrısında bulundu. Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmadığına dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu üyeleri bir çok kentte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamına basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması çağrısı öne çıktı.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Dersim İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu, erkek egemen şiddete, kadın cinayetlerine ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasını İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Açıklamada, “Biz kadınlar güvende değiliz, yaşam güvencemiz yok. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye dönmeye ve sözleşmeyi yeniden imzalamaya davet ediyoruz” denildi.

    “KADINLAR YAŞAM GÜVENCESİNDEN YOKSUN”

    Nurşat Yeşil, Türkiye’de erkek egemen, militer ve feodal değer yargılarının olağanüstü derecede içselleştirildiğine dikkat çekerek, bunun bir sonucu olarak da kadına yönelik şiddetin sistematik ve yaygın biçimde uygulandığı vurgulandı.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HATIRLATMASI!

    Nurşat Yeşil, İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddet konusunda bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası metin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

    “2025’in ‘aile yılı’ ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulu İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmektir. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ söylemi bir slogandan ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri, 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalamaya davet ediyoruz. Kadına yönelik şiddet politiktir. Devletin dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa şiddet de o ölçüde artar. Biz kadınlar yaşamdan yanayız.”

    “KADIN TARİHİN EN ESKİ SÖMÜRGESİDİR”

    Açıklamanın ardından konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, “Zihniyet olarak aile ve sosyal hizmetler başlığıyla kadınların yaşamalarının bu kıskaç içerisinde yer alması bile bize bu coğrafyada kadınlara nasıl yaklaşıldığını göstermekte. Aile yılı diyerek kadınları 4 duvar arasına hapsetmek isteyen kadınları erkeklere muhtaç kılmaya çalışan bir siyasal iktidarla karşı karşıya” olduklarını belirtti.

    Ayten Kordu, “Kadınlar, tarihin en eski sömürgesidir. Bugün de bu sömürge zihniyeti devam ediyor” diyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “AKP iktidar olduğu süreçten beri uyguladığı politikalarla kadınlara şunları söylüyor: ‘Kadınlar eşit olamaz, kadınların iradesi olamaz.’ Bunula kadınlar erkek devlet şiddetiyle baş başa bırakılarak aileye erkeğe mahkum ediyor.. Aile yılı ilan eden iktidarın aile yılın ilan edildiğinden bu yana kadınlar en çok aile içinde erkekler tarafından katlediliyor.”

    Kadınların sadece erkekler tarafından değil erkek zihniyetini taşıyan siyasal iktidar tarafından korunmayarak, var olan İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilerek ve 6284 kadını koruma yasasını etkin uygulanmamasını sağlayarak kadınlar katledildiğine dikkat çeken Kordu, devletin kendi sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR”

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu da, Aile ve Sosyal Hizmetler Mersin İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Fatoş Sarıkaya, 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli biçimde yaşamını yitirdiğini vurgulayarak, “Biz insan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” söylemi içi boş bir slogan değildir. Bu sözleşme, erkek egemen zihniyetle mücadele etmek üzere kadınların emeğiyle hazırlanmış, uluslararası kabul görmüş bir şiddet önleme mekanizmasıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

     

  • Dersimli kadınlar 8 Mart dolayısıyla hapishanelerdeki  kadın mahpuslara mektup gönderdi!- VİDEO

    Dersimli kadınlar 8 Mart dolayısıyla hapishanelerdeki kadın mahpuslara mektup gönderdi!- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti, DBP ve TJA(Tevgera Jinên Azad), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla hapishanelerde bulunan kadın mahpuslarla dayanışmak amacıyla mektup gönderdi.

    DEM Parti ve DBP Dersim İl örgütleri ile TJA, hapishanelerde bulunan kadın mahpuslarla dayanışmak amacıyla 8 Mart kartları gönderdi. Etkinliğe Dersim milletvekili Ayten Kordu ve çok sayıda kadın katıldı. PTT binası önünde bir araya gelen kadınlar sık sık “Jin jiyan azadî” sloganları attı.

    Mektup ve kart gönderme etkinliği öncesi konuşan DEM Parti Dersim İl Eşbaşkanı Hümeyra Tusun Yeğin, bir çok kadının mücadele ettikleri için tutuklu bulunduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Birçok kadın arkadaşımız sırf mücadeleye emek ve değer kattıkları için yasal dayanak olmadan cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Bizde kadın mücadelesinde emeği bulunan bütün tüm kadın yoldaşlarımızı selamlıyoruz. Diliyoruz ve umut ediyoruz ki arkadaşlarımız mücadelemiz sayesinde bir an önce özgürlüklerine kavuşurlar.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ayten Kordu’dan Hakan Tosun önergesi: Soruşturma etkin biçimde yürütülsün!

    Ayten Kordu’dan Hakan Tosun önergesi: Soruşturma etkin biçimde yürütülsün!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili Adalet Bakanı Gürlek’e soru sorarak, Tosun’un yaşamını yitirdiği olayda, soruşturmanın şeffaf, tarafsız ve etkin biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, gazeteci ve çevre aktivisti Hakan Tosun’un Esenyurt’ta uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi üzerine, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yazılı soru önergesi verdi.

    Kordu, önergesinde Hakan Tosun’un; maden sahaları, baraj projeleri, orman tahribatı ve çevre yıkımı üzerine hazırladığı belgesellerle tanınan, kamu yararını savunan ve bu nedenle rant projelerinin hedefi haline gelen bir gazeteci olduğunu hatırlatarak, 10 Ekim’de uğradığı saldırı sonucu 13 Ekim’de hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan hukuki sürecin ciddi soru işaretleri taşıdığını vurguladı.

    “AĞIR YARALAMA” DEĞERLENDİRMESİ VE TAHRİK İNDİRİMİ TARTIŞMASI

    Kordu, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı fezlekenin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini, ancak dosyanın “ağır yaralama” kapsamında ele alındığını belirtti. Fezlekede ayrıca katillerin eylemlerinin, “maktulün ilk haksız fiilinin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlendiği” yönünde bir değerlendirme bulunduğunu ifade eden Kordu, bu yaklaşımın olası bir tahrik indirimi tartışmasını gündeme getirdiğine dikkat çekti.

    KAMERA KAYITLARI VE DELİL GÜVENLİĞİ

    Soru önergesinde, olayın gerçekleştiği bölgedeki en net kamera görüntülerinin şüpheli ailesi tarafından elde edildiği, bazı kayıtların silinmiş olabileceğine dair iddiaların ciddi olduğunu belirten Kordu, delillerin korunmasının ceza muhakemesinin temel ilkesi olduğunu vurguladı. Ayrıca müşteki avukatlarının, görüntülerin tamamına ulaşamadıklarını beyan ettiği aktarıldı.

    Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin HTS kayıtlarının incelenmesi ve şüphelilerle olası iletişim bağının araştırılması talebinin reddedildiğine dikkat çeken Kordu, Hakan Tosun’un kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine 27 saat boyunca haber verilmediği iddialarının da kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.

    Kordu’nun Bakan Gürlek’e Yönelttiği Sorular:

    1. Hakan Tosun’un ölümüyle ilgili soruşturmada eylemin “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuki gerekçesi nedir? Olası kastla öldürme veya kasten öldürme suç tipleri yönünden değerlendirme yapılmış mıdır?
    2. Fezlekede yer aldığı belirtilen “haksız fiilin doğurduğu öfke” değerlendirmesi hangi somut delillere dayandırılmıştır?
    3. Olay anına ilişkin kamera görüntülerinin bir kısmının silindiği iddiası araştırılmış mıdır? Görüntülerin tamamına savcılık makamınca el konulmuş mudur?
    4. Şüpheli yakınlarının kamera kayıtlarına eriştiği iddiası doğru mudur? Delil güvenliği açısından bu konuda herhangi bir soruşturma yürütülmekte midir?
    5. Esenyurt Mevlana Karakolu’nda görevli polislerin şüphelilerle öncesinde görüşme yapıp yapmadıklarının anlaşılması için HTS kayıtlarının incelenmesi talebi neden reddedilmiştir? Şüpheliler ile kamu görevlileri arasında herhangi bir iletişim bağı araştırılmış mıdır?
    6. Maktulün kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı ve ailesine geç haber verildiği iddiaları hakkında idari veya adli inceleme başlatılmış mıdır?
    7. Müşteki avukatlarının soruşturma aşamasında sunduğu taleplerden kaç tanesi kabul edilmiş, kaç tanesi hangi gerekçeyle reddedilmiştir?
    8. Soruşturmanın tarafsız, bağımsız ve etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığınızca herhangi bir denetim veya teftiş mekanizması işletilmiş midir?

    Ayten Kordu, önergesinde, “Basın ve ifade özgürlüğü kapsamında faaliyet yürüten bir gazetecinin yaşamını yitirdiği bu olayda, soruşturmanın şeffaf, tarafsız ve etkin biçimde yürütülmesi, hem adil yargılanma hakkının hem de yaşam hakkının korunması bakımından zorunludur” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim milletvekili Ayten Kordu’dan Bakan Göktaş’a Alev Koç için soru önergesi!

    Dersim milletvekili Ayten Kordu’dan Bakan Göktaş’a Alev Koç için soru önergesi!

    PİRHA- Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ın Pazarcık ilçesinde katledilen Alev Koç cinayetini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.

    Kordu, önergesinde kadına yönelik şiddetle mücadelede mevcut yasaların etkin uygulanmaması ve caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmemesinin kadınları erkek şiddetiyle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin bu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Kordu, kadın cinayetlerini durdurmanın devletin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

    Önergede, Maraş’ın Pazarcık ilçesi Narlı Mahallesi’nde yaşayan 39 yaşındaki Alev Koç’un, 11 Şubat’ta 52 yaşındaki Hasan Hüseyin Subaşı tarafından katledildiği hatırlatıldı. Failin daha önce de Koç’u defalarca tehdit ettiğine dair bilgilerin kamuoyuna yansıdığı kaydedildi.

    Ayten Kordu, Bakan Göktaş’a şu soruları yöneltti:

    • Alev Koç’un olay öncesinde Bakanlığa bağlı herhangi bir sosyal hizmet birimine başvurusu olup olmadığı varsa hangi koruyucu ve önleyici tedbirlerin alındığı ve Bakanlığın davanın takipçisi olup olmayacağı,

    • Maraş genelinde ve Pazarcık ilçesinde kadın danışma merkezi ile mobil sosyal hizmet kapasitesinin ne olduğu, son beş yılda bu hizmetlerden kaç kadının yararlandığı,

    • Son beş yılda Maraş’ta kadına yönelik şiddet nedeniyle Bakanlığa yapılan başvuru ve şikâyet sayısının kaç olduğu, bunların kaçının ilgili kurumlara yönlendirildiği ve kaçı hakkında kamu davası açıldığı,

    • Açılan davalar sonucunda kaç kişinin ceza aldığı, kaç kişinin beraat ettiği ve kaç dosyanın halen yargılama aşamasında bulunduğu,

    • Bakanlık verilerine göre Maraş’ta son beş yılda erkekler tarafından öldürülen kadın sayısının kaç olduğu ve kadın cinayetlerini önlemeye yönelik bölgede yürütülen somut çalışmaların neler olduğu.

    Kordu, kadınların yaşam hakkının korunması için etkili ve şeffaf bir izleme mekanizmasının oluşturulması gerektiğini belirterek, Bakanlığın kamuoyunu ayrıntılı biçimde bilgilendirmesini istedi.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelerle, gerçek suçlular aklanıyor’-VİDEO

    ‘Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelerle, gerçek suçlular aklanıyor’-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim de dolaşıma sokulan listelere ilişkin Meclis’te konuştu. Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelere, gerçek suçlularla mücadele etkin mücadele edilmediğini ifade eden Kordu, “Geliştirilen bu kirli oyunlara karşı, öz örgütlenmemizi hep birlikte daha fazla geliştirerek, kadim değerlerimizi koruyacağımızı bir kere daha belirtiyor, ilgili kamu kurumlarını bu çetelere karşı gerçekçi, önleyici çalışmalar yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de kamuoyunda dolaşıma sokulan bazı listelere ilişkin Meclis’te konuştu. Ayten Kordu, silahlanma, fuhuş, tefecilik ve yozlaşmanıın yaygınlaştığını belirterek, “Toplumsal ahlaki değerler çürütülmek istenmektedir. Demokratik tepkiye tahammülsüz ve olağanüstü güvenlikçi politikalarla yaklaşılan Dersim gibi kentler bu saldırıların yaygınlaşıyor olması, çetelerle yeterince mücadele edilmeyeceğini, hatta göz yumulduğunu göstermektedir” dedi.

    “ÖZ ÖRGÜTLENMEMİZİ BÜYÜTELİM”

    Dersim’de dolaşıma sokulan bazı listelere, gerçek suçlularla mücadele etkin mücadele edilmediğini ifade eden Kordu, şunları ifade etti:

    “Ortaya çıkan bu sonuçtan dolayı çetelerin kendini aklamaya çalıştığı, masumiyet karinesi olan insanlarında karıştırılarak bir itibar süikasti gerçekleştirildiği ortadadır. Adli işlem başlatılmış, bunları yayanlardan ziyade asıl kaynağının tespit edilip edilmediği açıklanmamıştır. Geliştirilen bu kirli oyunlara karşı, öz örgütlenmemizi hep birlikte daha fazla geliştirerek, kadim değerlerimizi koruyacağımızı bir kere daha belirtiyor, ilgili kamu kurumlarını bu çetelere karşı gerçekçi, önleyici çalışmalar yürütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava için çerağ uyandırıldı!- VİDEO

    Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava için çerağ uyandırıldı!- VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava’da gerçekleşen katliamlara dur demek için Seyit Rıza Meydanı’nda çerağ uyandırdı. Rojava’ya uygulanan saldırıların günümüz Kerbelası olduğuna dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, “Bugün Rojava’da internet dahil, su, yiyecek, her türlü yardıma kapatılmış ve bu coğrafyada bir soykırım planlaması devrede” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, “Kerbela’dan Rojava’ya Yaşanan Karanlığa Karşı Çerağlarımızı Yakıyoruz” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda toplanarak, Rojava için çerağ uyandırdı.

    Seyit Rıza Meydanı’na ‘Biji Berxwedana Rojava’, ‘Qoma Rojava Teyna Nî Yo’, ‘ Yekê Yekê Gelê Kurd Yekê’ sloganlarıyla gelen yurttaşlar, meydanda ‘Rojava Vicdandır, Direniştir, Özgürlüktür Teslim Alınamaz’ pankartı etrafında toplandı. Eyleme DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra, bir çok kurum ve kuruluş katıldı.

    “MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI DERHAL AÇILMALIDIR”

    Yakılan çerağların Rojava’daki karanlığı yok edeceğini belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, “Rojava halkı yalnız değildir. Biran önce Mürşitpınar sınır kapısı açılmalı ve Rojava’ya gereken yardımlar geciktirilmeden ulaştırılmalıdır” dedi.

    Eylemde konuşan Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Kurul, Rojava’da insanlık ayıbının işlendiğini belirtti ve devamında şunları dile getirdi: “Rojava’da çok açık bir savaş suçu işleniyor. Rojava’da kadınlar, çocuklar bile bile ölüme mahkum ediliyor. Göz göre göre Rojava’daki halkımız, kardeşlerimiz ölüme sürükleniyor” dedi

    Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın derhal açılması gerektiğine dikkat çeken Kurul, “Bugüne kadar yaptığımız çağrıları bir kez daha tekrar ediyoruz. En son söylenmesi gereken lafı en başta söylüyorum. Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılmalı, insani koridor sağlanmalıdır” dedi ve bu talebin Dersim halkı tarafından çok acil bir şekilde yerine getirilmesi istendiğini vurguladı.

    “Rojava’yı kendi çıkarlarının bir oyun aletine, oyun aracına dönüştürmeye çalışıyorlar. Ancak Rojava’daki halkımız bugüne kadar yaptığı gibi bugün de kendi kaderini tayin edebilmenin koşullarını zorluyor. Bunun için mücadele ediyor” diyen Kurul, “Emek Partisi olarak buradan bir kez daha tekrar ediyoruz. Rojava halkı kendi kaderini tayin edebilme hakkına sahiptir. Bunun koşulları sağlanmalıdır” dedi ve insani koridorun biran önce açılması gerektiğine dikkat çekerek konuşmasını sonlandırdı.

    “ROJAVA’DA BUGÜN BİR KERBELA YAŞANIYOR”

    Rojava’ya uygulanan inkar ve imha politikasının güncel bir Kerbela olayı olduğuna dikkat çeken DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, “Bugün Rojava’da internet dahil, su, yiyecek, her türlü yardıma kapatılmış ve bu coğrafyada bir soykırım planlaması devrede. Biz bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Dersim’den biliyoruz. Dersim katliamından biliyoruz” dedi. Devamında ise şunları söyledi:

    “Yıllardır inkarla imha ile yürüyen, Alevilere, Kürtlere, başta olmak üzere farklı inançlarla gösterilen katliam planlamalarından çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla Suriye’de biricik tek yol Suriye’nin demokratik bir ülkeyi inşa edilmesinden geçiyor. Ve Türkiye ve iktidar bu sorumluluğa sahiptir. İktidarın, Türkiye’nin politikası Suriye’de demokratik bir yaşamın inşa edilmesi üzerine kurulmalıdır.”

    Kordu, Hızır ayı içerisinde olduklarını belirterek, “Dersim’deyiz, Hızır ayındayız. Hızır’da tüm mazlumların yanında olan Dersim halkı, Alevi toplumu, Hızır’da bugün burada lokmalarını tutarken, dualarını yaparken önce insanlık için duasını eder, sonra kendisi için duasını eder. Dersim halkı bugün darda olan Rojava halkı için dualar ettiğini” söyledi.

    Ayten Kordu, konuşmasının sonunda Rojava halkının yanında olduklarını belirterek, “Dolayısıyla biz bu coğrafyadan seslenen Kürtler, Aleviler, devrimciler, sosyalistler, demokratlar, kendisine insanım diyen herkes buradan sesleniyoruz. Gerek kendi coğrafyamızda ya da Suriye’de, Ortadoğu’da demokratik bir yaşam barışçıl bir yaşam zor değildir. Mümkündür. Yeter ki bu kolektif akıl işlesin. Yeter ki bu kolektif politika hayata geçsin” dedi ve konuşmasını sonlandırdı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’den Rojava’ya Çerağlı çağrı: Katliamlara karşı ses yükselteceğiz!- VİDEO

    Dersim’den Rojava’ya Çerağlı çağrı: Katliamlara karşı ses yükselteceğiz!- VİDEO

    PİRHA- DBP ve DEM Parti Dersim İl Örgütleri, yarın Rojava için gerçekleştirilecek eylem için katılım çağrısında bulundu. “Rojava ve Kobane’de gerçekleştirilen katliamlara karşı çerağlarımızı yakıp, ses yükselteceğiz” diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yarın gerçekleştirilecek eyleme katılım çağrısında bulundu.

    “Kerbela’dan Rojava’ya yaşanan karanlığa karşı çerağlarımızı yakıyoruz” diyen, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava üzerinde sürdürülen saldırıları kınamak ve tepki göstermek amacıyla yarın Seyit Rıza Meydanı’nda çerağ yakarak yaşananları protesto edecek.

    Eylem öncesi Demokratik Bölgeler Partisi ve DEM Parti İl Örgütleri, katılım çağrısında bulunmak amacıyla Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklamada DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş konuştu.

    “ROJAVA MÜCADELEDİR, ÖZGÜRLÜKTÜR”

    “Suriye’de Alevilerle, Dürzilerle, Hristiyanlarla başlayan HTŞ-IŞİD katliamları, bugün Halep’te devam etti. Hemen akabinde ise aynı ateş Rojava ve Kobani’ye döndü” diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, saldırılar karşısında sessiz kalmayacaklarını ve ses yükselteceklerinin mesajını verdi.

    Yarın yapılacak açıklamaya katılım çağrısında bulunan Kordu, “Yarın saat 17.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda hep beraber buluşalım. Suriye’de, Rojava’da, Kobane’de gerçekleştirilen katliamlara karşı dur demek için, Kobane’de kuşatmayı kaldırmak için, sivil katliamların son bulması için, Suriye’de demokratik bir yönetimin inşa edilmesi için buradan ses vereceğiz. Tüm Dersim halkını çerağlarıyla birlikte Rojava’ya ve Kobane’ye karşı ses vermeye çağırıyoruz” dedi.

    “ROJAVA’DAKİ KARANLIĞI YOK ETMEK İÇİN ÇERAĞLARIMIZI YAKACAĞIZ”

    Diğer bir çağrıda bulunan isim ise DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş oldu. Suriye ve Rojava ekseninde yaşanan katliamlara sessiz kalınmaması gerektiğine dikkat çeken Ateş, “Alevilere, Kürtlere zülüm var. Orada çocuk ve kadınlar katlediliyor. Rojava’yı ve orada yaşayan halkları kendi denetimine almak isteyen mevcut zihniyet diyor ki, ‘dilinizi konuşmayın, kimliğinizden vazgeçin.’ Rojava kendi kimliği, kültürü, dili ve özgürlüğü için mücadele ediyor. Bizde Dersim’de Rojava için bir araya geliyoruz. Yarın Seyit Rıza Meydanı’nda Rojava’daki savaşa karşı, Rojava halkıyla dayanışmak için çerağlarımızı yakacağız. Rojava’daki karanlığı aydınlatmak için gelin hep beraber çerağlarımızı yakalım. Halkımızı yarın Rojava dayanışmaya çağırıyoruz.

    DBP ve DEM Parti İl örgütleri, Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan çağrının ardından Dersim Çarşı merkezinde yurttaşlara ve esnaflara bildiri dağıtarak eyleme katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • DEM Parti Karakoçan İlçe Örgütü’nden Rojava saldırılarına tepki- VİDEO

    DEM Parti Karakoçan İlçe Örgütü’nden Rojava saldırılarına tepki- VİDEO

    PİRHA-Elazığ Karakoçan’da konuşan DEM Parti yöneticileri ve demokratik kurumlar, Rojava’da sivilleri hedef alan saldırıların bir halkı tasfiye etme girişimi olduğunu belirterek, “Kürt halkının uzattığı barış eli tutulmalı, halklar arasında eşit ve onurlu bir yaşam birlikte inşa edilmelidir” çağrısı yaptı.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde DEM Parti İlçe Örgütü, Rojava’da son dönemde artan saldırılara ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Eşrefiye ve Şêxmeqsûd mahalleleri başta olmak üzere sivilleri hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı.

    Karakoçan merkez Saat Kulesi önünde yapılan açıklamaya, aralarında DEM Parti Dersim Milletvekili  Ayten Kordu, DEM Parti Karakoçan İlçe Eş Başkanları Sema Atalan ve Bekir Polat ile DEM Parti Elazığ İl Eş Başkanı Songül Cengiz’in de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Açıklama öncesi söz alan Karakoçan İlçe Eş Başkanı Bekir Polat, İslam kardeşliğinden, ümmet kardeşliğinden, halkların kardeşliğinden bahsedenlere inanmadıklarını belirterek, “Çünkü bizler bir taraftan katledilirken, bir taraftan kardeşlik nidalarına inanmıyoruz, kanmıyoruz. Bakınız, Gazze yıkılıp yıkılırken oturup ağlayanlar arka taraftan İsrail’le işbirliği yapıp anlaşmalar yapanları çok iyi biliyoruz. Bizler buna sessiz kalmayacağız” dedi.

    “SURİYE’DE KÜRT HALKININ TASFİYESİ İÇİN KİRLİ PLANLAR DEVREYE SOKULDU”

    Polat’ın konuşmasının ardından ortak açıklama yapıldı. Açıklamayı Demokratik Kurumlar Platformu adına DEM Parti Karakoçan İlçe Eş başkanı Sema Atalan okudu. Atalan açıklamada, 2013’ten bu yana farklı isimlerle faaliyet yürüten El-Kaide bağlantılı çetelerin, geçici Suriye yönetimi ve bölgedeki bazı güçlerin desteğiyle sivillere ağır silahlarla saldırdığı belirtti. Atakan ayrıca asayiş güçlerinin bulunduğu yerleşimlerin tank, top ve SİHA’larla vurulduğu kaydedilerek bunun Kürt, Alevi ve Arap halklarına yönelik açık bir yok etme girişimi olduğunu ifade etti.

    Atalan devamında şunları söyledi “Bir yandan ‘bin yıllık kardeşlik’ söylemleri dile getirilirken, diğer yandan Suriye’de Kürt halkının tasfiyesi için planlar yapılıyor. Bu çelişki kabul edilemez. Rojava’da Kürt halkına sıkılan her kurşun, tüm Kürtlere yönelmiştir.”

    Atalan, geçmişte yaşanan saldırıları da hatırlatarak Suruç, Ankara Garı ve Diyarbakır HDP mitingi gibi olaylarda çok sayıda can kaybı yaşandığını, desteklenen çetelerin bugün halka yöneldiğini belirtti.

    Devlet yetkililerine ise şu çağrıda bulundu.  “Şiddetten ve vekâlet savaşlarından vazgeçin. Halkları karşı karşıya getiren bu yanlış politikalar derhal son bulmalıdır. Madem bin yıllık kardeşlikten söz ediliyor, Kürt halkının uzattığı barış eli tutulmalı ve Ortadoğu’da eşit, barışçıl bir yaşam hep birlikte inşa edilmelidir.”

    “ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    Basın açıklamasının ardından söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Rojava halkı yalnız değildir. Kürt halkı yalnız değildir. Bu halk mücadelesiyle, değerleriyle varlığını kanıtlamış bir halktır” dedi

    Kordu, Rojava’daki direnişe dikkat çekerek, “Rojava direnişi öyle bir felsefedir ki, bu öyle bir yaşamdır ki, tüm dünyaya karşı orada büyük bedellerle Kürt kadınlarının ve dostlarının öncülüğünde, Arapların, Alevilerin, Dürzilerin, Türkmenlerin, Süryanilerin hep beraber bir arada yaşayabileceğini gösteren bir sistem inşa ettiler. Ve bu sistem tüm dünyada bütün halkların bir arada yaşayabileceğini bize çok açık gösterdi. Bugün o emperyalist ülkeler, bugün o hegemonik ülkeler bu fikriyata saldırmaktadır” ifadelerini kullandı.
    Rojava’da bir insanlık suçu işlendiğine işaret eden Kordu, “Rojava’daki kadınları cenazesini binalardan aşağı atan, elektriğini ve suyunu kesen, hastanede sağlık tedavisini engelleyen, interneti erişime kapatan, dünyadan yalıtmaya çalışan bu anlayışa sesleniyoruz: Bu anlayış Türkiye’den azade değildir. İktidarın politikalarından azade bir politika olmadığını” diye belirtti.
    Kordu son olarak, “Ne Aleviler, ne Dürziler, ne Süryaniler, ne Araplar, ne Türkmenler, ne de Kürtler yalnız değildir. Kürt halkı Rojava’da Kobane’de tekrar kendi yaşamını inşa etmek için mücadele edecek” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • ‘Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdı!’- VİDEO

    ‘Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdı!’- VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Şam Geçici Hükümeti ve ona bağlı cihadist çetelerin Rojava halkına yönelik saldırıları protesto edildi. Polis ablukası altında gerçekleşen açıklamada, saldırıların durdurulması için çağrıda bulunuldu.

    Suriye Geçici Hükümeti ve cihadist çetelerin, önce Halep kentinde bulunan Eşrefiye ve Şex Maksud mahallelerine dönük başlayan saldırıları, devamında Rojava’nın tamamını kapsayacak şekilde genişledi. Kürt halkı, başta Kuzey ve Doğu Suriye olmak üzere tüm alanlarda “seferberlik” halinde.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla, Rojava halkının yanında olduğunu ve Rojava halkıyla birlikte direniş içerisinde olunacağı söylendi. Açıklamada sık sık ‘QOME ROJAVA TEYNA NİYO’ ve ‘BİJİ BERXEDANA ROJAVA’ sloganları atıldı. Platform adına açıklamayı DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    “ŞAM REJİMİNİN SALDIRILARI ROJAVA’YA DÖNÜK BÜYÜK BİR TEHDİT NİTELİĞİNDEDİR”

    Şam rejiminin saldırılarının, Rojava’da kadınların öncülüğünde, halkın direnişiyle oluşturulan eşitlikçi, demokratik ve özerk yönetime yönelik büyük bir tehdit niteliğinde olduğunu söyleyen Özcan Ateş, “Bu saldırılar; kadınların özne olduğu bir toplumsal örgütlenmenin hedef alındığı, Kürt halkına savaşın dayatıldığı ve bununla Suriye’nin geleceğine kast edildiği bir saldırganlığı ifade etmektedir. Son günlerde artarak devam eden saldırılar, sivilleri doğrudan hedef almakta; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaşam hakkını ihlal etmektedir” dedi.

    “Kürtleri hedef alan bu saldırılar, yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de ortadan kaldırmaya yönelik girişimler” olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu nedenle Şam yönetimi açısından yaşananlar, Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşıyacaktır” dedi ve devamında ise şunları söyledi:

    “Paris’te Suriye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü adı altında yapılan; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallığın direkt ya da dolaylı olarak dâhil olduğu görüşmeler, Kürt halkına yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Suriye’deki halkların birlikte yaşam iradesi masada temsil edilmezken, yaşadıkları coğrafyalar pazarlık konusu yapılmaktadır. Paris’te yürütülen diplomasi, Kürtlerin eşit yaşama iradesinin hâlâ pazarlık konusu olduğunu, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak kabul gördüğünü ve demokratik yerel modellerin küresel güçlerin güvenlikçi öncelikleriyle çeliştiği ölçüde hedef alındığını bir kez daha göstermiştir.”

    “TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ SÖYLEMLERİ BÜYÜK BİR YALAN”

    Özcan Ateş, Suriye Geçici Hükümeti’nin ‘Suriye’de amacımız toprak bütünlüğünü sağlamaktır’ ifadelerine karşı olarak ise şu sözlerle cevap verdi: “İktidarın Türkiye’ye yönelik terör tehdidi bahanesiyle Suriye’nin toprak bütünlüğü savunduğunu iddia ederek Suriye’deki azınlıkların haklarını yok sayan, Geçici Şam hükümetini ve cihadist çeteleri desteklemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu iddia edenler Golan tepelerinin İsrail tarafından işgal edilmesini, toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı olarak görmemesi, meselenin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili bir durum olmadığının açık göstergesidir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini” vurguladıklarını belirtti.

    Ateş, son olarak ise Rojava halkının yanında olduklarını söyleyerek, direniş mesajı verdi: “Bizler Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırıları, zorla yerinden etme politikalarını ve halkların iradesini yok sayan bu savaş konseptini reddediyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş ve çatışmanın karşısında tek gerçek çözümün onurlu bir barış olduğunu biliyor ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    “ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    Basın açıklamasında hazır bulunan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Rojava halkının yalnız olmadığını belirterek, çete saldırılarının tüm halkalara yönelik olduğunu söyledi. Devamında ise uzun süredir var olan Suriye’de varlığını sürdüren tekçi, mezhepçi, cinsiyetçi, faşist aklın başta kadınlar olmak üzere insanların olduğu yerlere saldırılarını arttırdığını vurguladı. Orada bir katliam yapılmak istendiğini söyleyen Ayten Kordu, “Bizler Türkiye’de yaşayanlara Aleviler, Kürtler, demokratlar ve insanlıktan yana olan herkes bu insanlık suçuna karşı bir araya gelip sesini çıkarmalıdır. Bizler her yerde sesimizi yükselteceğiz. Eşit özgür yaşama yapılan bu saldırılara karşı her yerde mücadele etmeye demokratik özgür bir yaşamın inşa edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir ” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Kordu, Elazığ’daki kadın cinayetlerine dikkat çekti!

    Milletvekili Kordu, Elazığ’daki kadın cinayetlerine dikkat çekti!

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu Elazığ’da yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çekti. Kordu, işlenen cinayetler kapsamında ailelerin de fail ağında yer almalarına işaret ederek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na soru önergesi iletti.

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Elazığ’da son iki yıl içinde yaşanan kadın cinayetleri ve şiddet vakalarına dikkat çekti. Kordu, bölgedeki kadınların maruz bırakıldığı durumlar ve kolluk kuvvetlerinin ve koruyucu-önleyici mekanizmaların yetersiz kaldığını vurguladı.

    DEM Parti Milletvekili Kordu, Elazığ’ın Türkiye genelindeki şiddet haritasında yüksek riskli illerden birisi olduğunu belirterek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de taşıdı.

    ÇARPICI ÖRNEKLERDEN BİRİ!

    25 yaşındaki Dilara Günana’nın Sedeftepe köyünde 4 Mayıs 2024’te kaybolduktan 9 gün sonra toprağa gömülü halde bulunan cansız bedenini hatırlatan Ayten Kordu, hazırladığı önergede şu ifadelere yer verdi:

    “Dilara’nın ölümü, yalnızca bir cinayet değil; kadınların ölüm ve kaybolma riskinin nasıl sıradanlaştırıldığının açık göstergesidir. Sanık Volkan Kaplan’ın tutuklu, anne ve babasının tutuksuz yargılandığı davada dördüncü duruşmada da savcının yine mütalaa için süre istemesi, davanın aylarca sürüncemede bırakılması Elazığ’daki kadın örgütlerinin ve ailenin büyük tepkisine neden olmuştur. En son 13 Ocak 2026 tarihinde görülen davada katilin anne, baba ve kardeşinin cinayete dahil olmasına dair birçok delilin söz konusu olmasına karşın beraat istemiyle dava 2 Mart 2026’a ertelenmiştir.

    Ayrıca 25 Kasım 2025 Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde, Kovancılar ilçesinde 34 yaşındaki 3 çocuk annesi Sümeyye Yıldız evli olduğu erkek tarafından 7 el ateş edilerek öldürülmüştür. Olayın kamuya yansıyan yönleri, cinayetin sıradan bir ‘aile içi tartışma’ sonucu ortaya çıkmadığını; aksine üzerinde karanlık noktalar bulunan ve ayrıntılı biçimde incelenmesi gereken bir vaka olduğunu göstermektedir. Bu cinayete dair ciddi anlamda şüphe uyandırıcı bulgular mevcuttur; fail olduğu iddia edilen kocanın MS hastalığının son evresinde olması, silahı kaldırıp tetiği çekebilecek fiziksel gücünün bulunmaması, bir kadın cinayeti olduğunu göstermektedir.

    Özellikle kadının daha önce boşanmak istediğini söylemesi, eşin sağlık durumu nedeniyle cinayeti işlemesinin güç olması, ailenin ‘gerçek fail farklı’ iddiası, kadın cinayetlerinde görünmeyen faillerin, aile içi iş birliklerinin ve derin şiddet ağlarının varlığını düşündürmektedir.”

    “BAKANLIĞINIZ TARAFINDAN İNCELEME BAŞLATILMIŞ MIDIR?”

    Milletvekili Ayten Kordu, Elazığ’da kadınların şiddetten korunmak için başvurabileceği sığınma evlerinin yeterli olmadığını da not düştü. Kordu, konuyla ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Dilara Günana’nın öldürülmesine ilişkin davada, sanığın anne, baba ve kardeşinin suça iştirak ettiğine dair çok sayıda delil bulunmasına rağmen yargılamanın sürüncemede bırakılması, kadınların adalete erişimi ve korunması açısından ciddi kaygı yaratmaktadır. Bakanlığınız, kadın cinayetleri davalarına müdahil olma, mağdur ailelere hukuki ve psikososyal destek sağlama sorumluluğu kapsamında bu dosyayı takip etmekte midir; davanın etkin yürütülmesi ve benzer vakalarda cezasızlığın önlenmesi için hangi somut adımları atacaktır?

    Kadınların kaybolması ve öldürülmesi vakalarında delillerin etkin toplanması, faillerin ve suça iştirak edenlerin eksiksiz biçimde yargılanması için bakanlığınızın özel bir izleme ve denetim mekanizması var mıdır?

    Sümeyye Yıldız cinayeti ile ilgili olarak, fail olduğu iddia edilen kişinin son evre MS hastası olması nedeniyle ortaya çıkan ‘gerçek fail başka olabilir’ şüpheleri hakkında Bakanlığınız tarafından herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?

    Elazığ ilinde kadınların başvurabileceği sığınma evlerinin sayısı, kapasitesi ve doluluk oranı nedir?

    Elazığ merkez ve ilçelerinde aile içi şiddet başvurularında kolluk kuvvetlerinin risk değerlendirmesi ve koruma tedbiri uygulamalarının uygun olmayan şekilde geciktirildiği iddiaları doğru mudur?

    Şiddet başvurusu yapan kadınların yaşadığı mahallelerde ve ilçelerde kolluk tarafından önleyici devriye ve risk takibi düzenli şekilde yapılmakta mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • Sakine Cansız,  katledilişinin 13. yılında Dersim’de mezarı başında anıldı- VİDEO

    Sakine Cansız, katledilişinin 13. yılında Dersim’de mezarı başında anıldı- VİDEO

    PİRHA – Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın Paris’te katledilişlerinin 13. yılında Dersim’de anma düzenlendi. Merkez Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, buradan Sakine Cansız’ın mezarının bulunduğu Dersim Belediyesi Asri Mezarlığı’na yürüdü. Anmada çerağlar uyandırıldı, lokmalar paylaşıldı.

    9 Ocak 2013’te Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen suikastta katledilen üç Kürt kadın siyasetçi için öğle saatlerinden itibaren Dersim Merkez Cemevi’nde toplanıldı. Yağmur ve kar yağışına rağmen anmaya katılım yoğun oldu. Anmaya DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü katıldı. Çevre illerden de anmaya gelenler oldu.

    Merkez Cemevi’nde yapılan buluşmanın ardından, kadınlar öncülüğünde Sakine Cansız’ın mezarına yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşte, Cansız’ın “İnsanlık tarihi kadın ile başlar. İnsanlık kadına yapılanlarla kaybeder” sözünün yer aldığı pankart taşındı. Mezarlıkta yapılan konuşmaların ardından çerağlar uyandırıldı, lokmalar pay edildi. Mezara karanfiller bırakıldıktan sonra Aysel Doğan’ın mezarı da ziyaret edilerek anma sonlandırıldı.

    “JİN JİYAN AZADİ MİRASINI TÜM DÜNYAYA BIRAKTILAR”

    Anmada konuşan Dersim Milletvekili Ayten Kordu, katledilen üç kadının mücadelesinin yalnızca Kürt kadın hareketi açısından değil, tüm dünya halkları açısından önemli bir miras bıraktığını vurguladı. Kordu, “Paris’in ortasında üç kadın siyasetçi ve üç kadın devrimci katledildi. Aradan 13 yıl geçmesine rağmen failler hâlâ yargılanmadı, gerçekler açığa çıkarılmadı. Bu adalet mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.

    Cansız, Doğan ve Şaylemez’in Kürt kadın hareketinin öncüleri olduğunu belirten Kordu, “Onlar yalnızca bir hareketin değil, tüm Ortadoğu’nun ve dünyanın ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesiyle tanışmasında belirleyici oldular. Biz bugün mücadelemizi onların bıraktığı bu miras üzerinden sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BU KATLİAM KÜRT ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNE YÖNELİKTİR”

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise katliamın siyasi niteliğine dikkat çekti. Uçar, “Bu katliam Kürt özgürlük ve barış mücadelesine karşı yapılmıştır. Sakine Cansız Kürt kadın mücadelesini dünyaya kanıtladı. Fidan Doğan diplomasi alanında Kürt halkının sesini taşıdı. Leyla Şaylemez ise genç bir devrimciydi. Üçü de bu toprakların yiğit evlatlarıydı” dedi.

    Katliamın aydınlatılmamasında devletlerin sorumluluğuna işaret eden Uçar, “Türkiye ve Fransa devletlerinin bu katliamda payı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle gerçeklerin karanlıkta kalmasını istiyorlar. Ancak biz buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Abdullah Öcalan’ın bu suikast için “ikinci Dersim Katliamı” tanımlamasını hatırlatan Uçar, “Sakine Cansız, Dersim Tertelesi bir daha yaşanmasın diye mücadele etti. Bu üç devrimci kadın bize büyük bir miras ve güçlü bir mücadele hattı bıraktı. Bu mirasa sahip çıkacağız” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

    PİRHA / DERSİM

  • Ayten Kordu, gazeteci Cihan Berk’in tutuklanmasını Meclis’e taşıdı!

    Ayten Kordu, gazeteci Cihan Berk’in tutuklanmasını Meclis’e taşıdı!

    PİRHA – DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 19 Aralık’ta tutuklanan PİRHA Dersim muhabiri Cihan Berk’in tutuklanma gerekçelerini Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sordu. Kordu, gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapılmasının basın özgürlüğüne açık bir müdahale olduğunu vurguladı.

    DEM Partili Ayten Kordu, Pir Haber Ajansı muhabiri Cihan Berk’in tutuklanmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu. Kordu, Berk’in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını belirterek, haber yapmanın, sosyal medya üzerinden kamuoyunu bilgilendirmenin ya da cezaevi koşullarına dair insani tutum almanın suç unsuru olamayacağını ifade etti.

    “KİTAPLAR SUÇ DELİLİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

    Kordu, bir gazetecinin mesleğini icra etmesinin kriminalize edilmesine tepki göstererek, Cihan Berk’in yürüttüğü çalışmaların “gazetecilik mesleğinin doğası gereği yapılan faaliyetler” olduğunun altını çizdi.

    Soru önergesinde, Cihan Berk’in evinde bulunan kitapların ve okuduğu yayınların da suçlama konusu yapıldığına dikkat çeken Kordu, bu durumun ifade ve düşünce özgürlüğüne ağır bir müdahale olduğunu belirtti. Kordu’nun önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Ayrıca gazeteci Cihan Berk hakkında yürütülen soruşturma ve tutuklama sürecinde, evinde bulunan bazı kitapların ve okuduğu yayınların da suçlama konusu yapıldığı, kitapların içeriklerine ilişkin herhangi bir somut suç unsuru ortaya konulmaksızın ‘yasaklı yayın’ iddiasıyla delil olarak dosyaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Oysa hangi yayınların yasaklı olduğuna dair açık, erişilebilir ve güncel bir listenin bulunmaması karşısında, bir gazetecinin kitap bulundurmasının veya okuma faaliyetlerinin suçlama gerekçesi yapılması, düşünce ve ifade özgürlüğünün yanı sıra bilim ve sanat özgürlüğünü de ağır biçimde zedelemektedir.”

    Kordu, özellikle gazeteciler açısından okuma ve araştırmanın mesleğin doğal bir parçası olduğunu vurgulayarak, kitapların suç delili olarak değerlendirilmesinin kamunun haber alma hakkını da doğrudan zedelediğini kaydetti.

    Basın özgürlüğünün demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olduğunu hatırlatan Kordu, Anayasa’nın 28’inci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesine atıf yaptı. Kordu, bu özgürlüğün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun doğru ve tarafsız bilgiye erişim hakkını da kapsadığını belirtti.

    Cihan Berk örneğinde olduğu gibi, son yıllarda gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmasının basın özgürlüğü açısından ciddi kaygılar yarattığını ifade etti.

    ADALET BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR

    Ayten Kordu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    • Pir Haber Ajansı Dersim muhabiri Cihan Berk’in gazetecilik faaliyetleri neden tutuklanmasına dayanak olarak gösterilmektedir?

    • Cezaevlerinde bulunan kişilerle idari denetimden geçirilerek yapılan mektuplaşmaların suç delili olarak kabul edilmesine ilişkin Bakanlığınızın görüşü nedir?

    • İnsani gerekçelerle yapılan barışçıl destek açıklamalarının ‘örgütsel faaliyet’ olarak değerlendirilmesine dair yargı uygulamalarına ilişkin Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?

    • Kitapların, somut ve doğrudan bir suç isnadı olmaksızın soruşturma ve tutuklamaya gerekçe yapılması, Anayasa’nın 26’ncı ve 27’nci maddeleriyle bağdaşmakta mıdır?

    • Gazetecilerin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmaksızın tutuklu yargılanmalarının yol açtığı hak ihlallerine ilişkin Bakanlığınızın bir değerlendirmesi var mıdır?

    • Basın özgürlüğünü güvence altına almak ve gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltı ve tutuklamaya maruz kalmasını önlemek amacıyla Bakanlığınızın yürüttüğü ya da planladığı bir çalışma bulunmakta mıdır?

    PİRHA / ANKARA

  • Dersim’de Halep açıklaması: Saldırılar insanlık suçudur! -VİDEO

    Dersim’de Halep açıklaması: Saldırılar insanlık suçudur! -VİDEO

    PİRHA- Dersim’de açıklama yapan Demokratik Kurumlar Platformu, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırıların insanlık suçu olduğunu belirterek, “Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır” dedi.

    Dersim’de Demokratik Kurumlar Platformu, Halep’te HTŞ’ye bağlı güçlerin saldırısını kınadı. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra siyasi parti, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamayı platform adına DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu. Ateş, “Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür. Teslim alınamaz” diyerek şunları ifade etti:

    “Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırılar açık ve tartışmasız bir insanlık suçudur. Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar, doğrudan sivilleri hedef almakta; aralarında çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açmaktadır. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına çevrildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

    “ÇÖZÜM KARŞITI GÜÇLER, SAVAŞI DERİNLEŞTİRİYOR”

    Saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla entegrasyonunun ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesi son derece manidardır. Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir.”

    Saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Ateş, “Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir” dedi.

    “HİÇBİR GÜÇ, HALKIMIZI TESLİM ALMAYI BAŞARAMAMIŞTIR, BAŞARAMAYACAKTIR”

    Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı olduğunun altını çizen Ateş, “Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır” diye belirtti.

    “KÜRT HALKINI YALNIZ BIRAKMAYIN

    Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri izleyici konumundan çıkmaya çağıran Ateş, “Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır. Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Ardından söz alan EMEK Partisi (EMEP) Dêrsim İl Başkanı Ergin Tekin, Türkiye ve diğer güçlerin Suriye’den çekilmesi çağrısında bulundu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Çelebi,  Kürt halkına yönelik başlatılan yeni bir katliam saldırısına karşı halkı duyarlı olmaya ve mücadeleye katılmaya çağırdı. Çelebi, “Halep’te Kürt halkıyla birlikte mücadeleyi büyütmeye devam ediyoruz. İŞİD ve onun yandaşlarına karşı mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm halkımızı da dayanışma değil, Kürt halkıyla birlikte bu mücadeleyi büyütmeye ve zaferi taçlandırmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    Son olarak söz alan DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, şunları ifade etti:

    “Suriye’de tekçi, mezhepçi, cinsiyetçi, faşist bir akıl var. Ve o faşist akıl daha önce de orada da başta kadınlar olmak üzere Alevilerin, Dürzilerin, farklı inançtan ve kimlikten yaşayan insanların olduğu yerlere bu çeteler eliyle saldırılar düzenlemişti. Biz bu zihniyeti Rojava’dan, Şengal’den de biliyoruz. Orada da Êzidî kadınlar kaçırılmıştı. Daha sonra Alevi halkına yönelik yoğun saldırılar yaşandı ve Alevi kadınları kaçırıldı. 2 gündür Süryani ve Kürt, Arapların yaşadığı mahallelere yapılan saldırılar bu çeteci, tekçi, mezhepçi, cinsiyetçi akıldan azade bir akıl değil.

    Rojava’nın tüm halkların bir araya gelip ortak bir yaşamı inşa ettiği bir yerdir. Suriye’de cihadist, çeteci, paramiliter güçlerin hedef aldığı yer olmasının sebebi de budur. Oradan bulunan halklar yalnız değildir. Biz bu coğrafyada yaşayan Kürtler, Aleviler farklı kimlikler ve inançlar hep birlikte Rojava’daki kazanımları savunmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ayten Kordu: Gülistan Doku sadece bir kayıp değil, kamusal bir sorumluluktur!

    Ayten Kordu: Gülistan Doku sadece bir kayıp değil, kamusal bir sorumluluktur!

    PİRHA –  DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, 6 yıldır akıbetine ulaşılamayan Gülistan Doku için Meclis araştırması talep etti. Kordu, dosya kapsamında etkin bir soruşturma yapılmadığını savunarak “kaybettirilme olayında adı geçen kişilerin etkin biçimde sorgulanmaması, aileye yönelik baskıların artması ve dosyanın ilerlememesi, koruma ve cezasızlık şüphesini güçlendirmiştir” diye belirtti.

    Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’ya 5 Ocak 2020’den buyana ulaşılamıyor. Şüpheli bir şekilde kaybettirilen Doku’nun akıbeti için Dersim Milletvekili Ayten Kordu da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sundu.

    DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, aradan geçen altı yıla rağmen Gülistan Doku hakkında etkin bir soruşturma yürütülmediğine değindi. Gülistan Doku ile ilgili yargı mekanizmasının hızlı refleks göstermediğini savunan Milletvekili Kordu, “Bu dosyada kritik olan hususlardan biri, Gülistan Doku’nun, Dersim’de görev yapan bir emniyet mensubunun oğlu olan Zaynal Abakarov ile olan ilişkisidir. Gülistan’ın kaybettirilmeden önce Abakarov tarafından darp edilerek bir minibüse bindirildiğine dair beyanların bulunmasına rağmen, bu iddialar emniyet ve yargı makamlarınca etkin biçimde soruşturulmamıştır. Dahası, Gülistan için kayıp bildirimini yapan kişinin de aynı şahıs olması ve Abakarov’un yurt dışına çıkmış bulunması, dosyada araştırılması gereken son derece ciddi şüpheler doğurmaktadır” diye belirtti.

    “TÜM KADINLARIN MESELESİDİR”

    Milletvekili Ayten Kordu, kaybettirilmenin gerçekleştiği bölgedeki MOBESE ve HTS kayıtlarına ulaşılamamış olmasına da dikkat çekti. Kordu, bu hususu “Bu durum Dersim gibi yoğun güvenlik önlemlerinin bulunduğu bir ilde hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Bu durum, delillerin toplanmamasına yönelik ihmal ya da kasıt ihtimallerini gündeme getirmektedir” sözleriyle eleştirdi.

    Kordu ayrıca, kayıp vakasının ilk 48 saatinin etkin kullanılmadığını da vurguladı. Karada arama faaliyetlerinin sistematik biçimde yapılmadığını belirten Kordu, araştırma önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Aradan geçen süre zarfında soruşturmayı yürüten savcıların sıkça değişmesi, dosyada uzun süreli bir gizlilik kararı bulunması ve kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmemesi, adalete erişim hakkını zedelemiş; Gülistan Doku’nun ailesi başta olmak üzere toplumda derin bir adaletsizlik duygusu yaratmıştır. Ayrıca, dosyada soruşturmanın yönlendirilmiş olabileceğine, delillerin etkin biçimde değerlendirilmediğine ve üçüncü kişilerin, hatta kamu görevlilerinin olası örtbas girişimlerine ilişkin ciddi iddiaların bulunması, meselenin münferit bir olay olmaktan çıkıp kamusal sorumluluk alanına girdiğini göstermektedir.

    Gülistan Doku’nun ailesi, geçen yıllar boyunca oturma eylemleri ve barışçıl protestolarla adalet talebini dile getirmiş; ancak bu talepler çoğu zaman kolluk müdahalesi ve yargısal baskıyla karşılanmıştır. Buna karşılık, kaybettirilme olayında adı geçen kişilerin etkin biçimde sorgulanmaması, aileye yönelik baskıların artması ve dosyanın ilerlememesi, koruma ve cezasızlık şüphesini güçlendirmiştir.

    Bu tablo, sadece Gülistan Doku’nun değil; bu topraklarda yıllardır kaybettirilen, öldürülen ve adalete erişemeyen tüm kadınların meselesidir. Bu nedenle; kaybettirilme sürecinde yaşanan ihmallerin, kamu görevlilerinin sorumluluklarının, örtbas iddialarının, yargısal eksikliklerin ve gerçek faillerinin açığa çıkarılması için TBMM bünyesinde bir Araştırma Komisyonu kurulması zorunludur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’deki kaçak GES projesi Meclis gündeminde

    Dersim’deki kaçak GES projesi Meclis gündeminde

    PİRHA- Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Demirbasan (Zeverek ve Sefkar) köylerinde halkın bilgisi ve onayı olmadan yaklaşık 15 ay süren kaçak Güneş Enerjisi Sistemi (GES) projesini Meclis’e taşıdı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim ili Demirbasan (Zeverek ve Sefkar) köylerinde özel bir şirket tarafından halkın bilgisi ve rızası olmadan yürütülen Güneş Enerjisi Sistemi (GES) projesini TBMM gündemine taşıdı. Valilik tarafından “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje kapsamında, imar planı onayı olmadan tarım ve mera alanlarında kazı çalışmaları yapılmış, doğal bitki örtüsü tahrip edilmiş, yerleşim alanlarının bitişiğinde enerji yapıları kurulmuştu.

    Kordu, İl Özel İdaresi tarafından 23 Aralık’ta mühürlenen yapıların 29 Aralık’ta İl Genel Meclisi’nin olağanüstü toplantısıyla yasallaştırılmaya çalışılmasını eleştirerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, Bakanlığın proje üzerindeki denetim sorumlulukları ve Dersim’de halkın rızası olmadan yürütülen enerji projelerine karşı alınan önlemler soruldu.

    Kordu, Dersim’de doğanın, tarımın, hayvancılığın ve yaşam alanlarının şirketler lehine feda edilmesine karşı mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/ ANKARA

    İLGİLİ HABER:

    -Kaçak GES hayvancılığı bitiriyor: Köylüler göçle karşı karşıya

  • Ayten Kordu’dan Maraş Katliamı için Meclis’e yüzleşme ve adalet teklifi!

    Ayten Kordu’dan Maraş Katliamı için Meclis’e yüzleşme ve adalet teklifi!

    PİRHA – DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş Katliamı ile yüzleşilmesi ve adaletin sağlanması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Maraş Katliamı ile Yüzleşme, Hafıza ve Adaletin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi” sundu.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçmesine rağmen faillerin hâlâ ortaya çıkarılmadığını belirten Ayten Kordu, 19 Aralık 1978’de başlayıp bir hafta süren saldırılarda 111 kişinin Alevi kimlikleri nedeniyle öldürüldüğünü, 100’ün üzerinde kişinin yaralandığını, 200’den fazla evin ve yaklaşık 70 iş yerinin yakılıp yağmalandığını hatırlattı.

    Kanun teklifinin gerekçesinde değerlendirmelerde bulunan Kordu, katliam sonrasında yürütülen yargılamalarda etkin bir adalet mekanizmasının işletilmediğini ifade etti. Sanıkların büyük bölümünün beraat ettiğini, verilen sınırlı cezaların ise Yargıtay kararları ve 1991 tarihli yasal düzenlemelerle fiilen ortadan kaldırıldığını kaydeden Kordu, katliamın aydınlatılmasına katkı sunan müdahil avukatların faili meçhul cinayetlerle öldürülmesinin yargı sürecinin sistematik biçimde akamete uğratıldığını gösterdiğini belirtti.

    Aradan geçen yıllara rağmen Maraş Katliamı ile gerçek bir yüzleşmenin sağlanmadığını vurgulayan Kordu, hakikatin açığa çıkarılmadığını, sorumluların ortaya konulmadığını, devlet arşivlerinin paylaşılmadığını ve toplu olarak gömülen insanların mezar yerlerinin hâlâ açıklanmadığını dile getirdi. Naaşı bulunamayan birçok kişinin akıbetinin belirsizliğini koruduğunu ifade eden Kordu, mağdurların adalet talebinin karşılanmadığını söyledi.

    Bu durumun toplumsal hafızanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini belirten Kordu, toplumsal barışın tesisinin geciktiğini, demokratik toplumun gelişiminin zayıfladığını ve birlikte yaşam kültürünün kalıcı biçimde zarar gördüğünü kaydetti.

    Kanun teklifinin gerekçesinde demokratik hukuk devletlerinde insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımına tabi olmadığını hatırlatan Kordu, toplumsal barışın, eşit yurttaşlığın ve birlikte yaşamın ancak hakikatle yüzleşme, adaletin tesisi ve kamusal hafızanın güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

    Teklif kapsamında Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anısına Maraş il merkezinde “Maraş Katliamı Yüzleşme ve Hafıza Anıtı” inşa edilmesini öneren Kordu, katliamda hayatını kaybedenlerin isimlerinin kamuoyuyla paylaşılmasının benzeri katliamların toplum hafızasından silinmesini engelleyeceğini ve devletin insanlığa karşı işlenen suçlara karşı net bir tutum aldığını göstereceğini belirtti.

    Ayten Kordu, sunduğu kanun teklifiyle Maraş Katliamı’nın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, devlet arşivlerinin açılmasını, yargı süreçlerinin yeniden ele alınmasını, toplu mezar yerlerinin tespit edilmesini ve kamusal bir yüzleşme ve hafıza mekânının oluşturulmasını amaçladıklarını ifade etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Ayten Kordu, Dersim’deki fuhuş iddiasını dört bakana sordu: Adli süreç başlatılmış mıdır?

    Ayten Kordu, Dersim’deki fuhuş iddiasını dört bakana sordu: Adli süreç başlatılmış mıdır?

    PİRHA – DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de açığa çıkan fuhuş çetesine dair dört bakana soru yöneltti. Kordu, savcılığa intikal eden fuhuş ağı iddialarına ilişkin ilgili bakanlıklara “Dersim’de İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirilen kadınların işten ayrılma gerekçeleri, iş kazaları, mobbing şikayetleri veya istismar iddiaları üzerine herhangi bir izleme çalışması yapılmış mıdır?” diye sordu.

    Milletvekili Ayten Kordu, Dersim merkezli fuhuş ağı iddialarına dair Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle soru önergesi hazırladı. Milletvekili Kordu, yaşananların yalnızca “tekil bir suç vakasından” ibaret olmadığının altını çizdi.

    Dersim Milletvekili Kordu, toplumda kadınların çok yönlü olarak dezavantajlı durumda bırakıldığına vurgu yaparak “Dersim’in kadim inancı ve tarihine karşı; bilinçli olarak bireysel silahlanmanın, uyuşturucu ile mücadelenin yürütülmediği, fuhuş yapan bazı apart yerlerin denetlenmediği önlem alınmadığı bu durumun sistematik bir hal aldığı konusunda iddialar bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “İLGİLİ MAKAMLARIN HIZLI BİÇİMDE MÜDAHALE ETMELİ”

    Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ilettiği soru önergelerinde, fuhuş çetelerinin, yoksul kadınlarla iş vaadi ya da ekonomik destek bahanesiyle temasa geçip, ardından cinselliğe zorlandıklarına işaret etti. Kordu, söz konusu uygulamalarla mücadele etmek için istihdam politikalarının arttırılması gerektiğini belirtti.

    Milletvekili Kordu, İŞKUR, KYK ve üniversite gibi kurumların, fuhuş çetesiyle anılmasının son derece ciddi bir durum olduğunu belirterek “ilgili makamların şeffaf, hızlı ve hesap verici biçimde müdahale etmesi toplumsal adaletin gereğidir” ifadelerini kullandı.

    Ayten Kordu, konuya dair şu ifadelere de yer verdi:

    “Dersim gibi güvenlik politikalarının rahatsız edici boyutlara varan bir ilde böylesi iddiaların uzun süre dikkate alınmaması, kurumsal ihmallerin, denetim boşluklarının ve bazen de örtük koruma ilişkilerinin ve cezasızlık politikalarının varlığına işaret etmekte ve Dersim halkında kamu kurumlarının sorumluluklarına dair derin bir güvensizliğe yol açmaktadır.

    Bununla birlikte geçmişte meydana gelmiş ve halen çözümlenmemiş kayıp vakaları (ör. 6. yılına yaklaşmasına rağmen Gülistan Doku’nun akıbetinin halen aydınlatılmaması) gibi yaşanan somut durumlar, benzeri risk alanlarının sürekliliğine işaret etmektedir. Bu nedenle yeni bir iddia ortaya çıktığında, zaman geçirmeksizin ilgili iddianın adli takip sürecinin yanında yapısal ve kurumsal bir değerlendirmeyle birlikte ele alınması gerekir. Zira yalnızca bireysel faillerin cezalandırılması elzem olmakla birlikte, benzer ağların yeniden oluşumunu engellemek için kentin tüm sivil toplum dinamikleri, kadın dernekleri, sosyal hizmetler ve ilgili kamu kurumlarının koordineli bir şekilde ilişki halinde olmaları gerekmektedir.”

    “BAKANLIĞINIZIN YÜRÜTTÜĞÜ BİR İNCELEME VAR MIDIR?”

    Milletvekili Ayten Kordu, fuhuş iddialarına dair ilgili dört bakana şu soruları yöneltti:

    “İddialarda adı geçen kamu görevlileri hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından idari soruşturma veya adli süreç başlatılmış mıdır?

    Mağdurun iddiasına göre KYK denetimindeki bir kız yurduna yerleştirme yapıldığı belirtilmektedir. KYK yurtlarına öğrenci olmayan bir kişinin yerleştirilmesi gibi olağandışı uygulamalara ilişkin olarak valilik, KYK ve ilgili idare tarafından hangi usul ve yetki ile bu tür yerleştirmelere onay verildiği tespit edilmiş midir; konu hakkında Bakanlığınız bilgi sahibi ise bu usulün yasal dayanağı nedir?

    KYK yurtlarında öğrenci ve görevli dışında başka kalanlar var mıdır? Varsa hangi kamu kurumu sorumluluğu dahilinde gerçekleşmektedir?

    Bu tip olayların ‘uzun süre fark edilmemesi’ iddiaları hakkında Bakanlığınızın yürüttüğü veya başlattığı bir iç denetim/incelenesi var mıdır?

    İŞKUR aracılığıyla yapılan yönlendirmelerle ilgili olarak son 5 yılda Dersim’de yapılan yerleştirmeler, başvuru süreçleri, aracı kişi veya kurumlar denetlenmiş midir?

    Dersim’de kadınların istihdam süreçlerinde karşılaştığı keyfi uygulamalar, siyasal bağımlılık ve ayrımcı iş alımı yöntemlerine ilişkin Bakanlığınızın yürüttüğü bir inceleme var mıdır?

    Son beş yıl içinde Dersim’de İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirilen kadınların işten ayrılma gerekçeleri, iş kazaları, mobbing şikayetleri veya istismar iddiaları üzerine herhangi bir izleme çalışması yapılmış mıdır?

    Munzur Üniversitesi’nde daha önce görev yapmış olan bir kişi hakkında geçmişte taciz gibi iddialar bulunmasına rağmen neden herhangi bir işlem yapılmamıştır? Bu yeni iddialar üzerine Bakanlığınız tarafından bir inceleme başlatılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Ayten Kordu, maden faciaları ve madencilerin sorunlarını Meclis’e taşındı!

    Ayten Kordu, maden faciaları ve madencilerin sorunlarını Meclis’e taşındı!

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 4 Aralık Madenciler Günü’nde madencilik sektöründe yaşanan faciaların sistematik yapısının ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 4 Aralık Madenciler Günü’nde madencilik sektöründe yaşanan faciaların sistematik yapısının ortaya çıkarılması, ekolojik yıkımın durdurulması ve maden işçilerinin yaşam hakkının güvence altına alınması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    “MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASI ZORUNLUDUR”

    Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının gerekçesini açıklayan Ayten Kordu, “Türkiye’de maden işçilerinin yaşam ve çalışma koşulları, uzun yıllardır derin yapısal sorunlarla maluldür. Aşırı üretim baskısı, taşeronlaştırma, rodövans sistemi, özelleştirme politikaları, denetimsizlik ve iş güvenliği önlemlerinin piyasalaştırılması nedeniyle madencilik sektörü sürekli olarak işçi ölümleri, meslek hastalıkları ve ekolojik yıkımların merkezi haline gelmiştir. BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23. maddesinde açıkça tanımlanan “adil ve elverişli koşullarda çalışma hakkı”, Türkiye’de madencilik alanında fiilen yok sayılmaktadır.

    Soma, Ermenek, Amasra ve son olarak İliç gibi büyük çaplı maden faciaları, bu denetimsizliğin bedelinin işçilerin canıyla ödendiğini göstermektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin getirdiği yükümlülükler, uygulamada işveren inisiyatifle etkisizleştirilmiş; işçi sağlığı ve iş güvenliği, maliyet hesabına indirgenmiştir. Nitekim Soma’dan İliç’e uzanan süreçte işçilerin örgütlenme girişimleri baskıyla karşılanmış, iş güvenliği önlemlerini talep eden işçiler işten çıkarılmıştır.

    Madencilik sektöründe sistematik olarak uygulanan taşeronlaştırma ve rodövans modeli, iş güvenliğini yok sayan bir “ucuz emek rejimi” yaratmış; işçiler hem düşük ücretlerle çalışmaya hem de sürekli ölüm ve sakatlanma riski altında üretim yapmaya zorlanmıştır. Özelleştirme politikaları ise madeni kamusal bir hizmet alanı olmaktan çıkararak tamamen sermaye öncelikli bir modele dönüştürmüştür. Çayırhan Termik Santrali özelleştirmesinde 2 binden fazla işçinin işsiz kalma riskiyle karşı karşıya bırakılması, iş güvencesinin nasıl imha edildiğinin güncel örneklerinden biridir.

    Bunun son örneklerinden birisi olarak Divriği’de yıllardır dağını taşını paraya çevirip zenginleşenler, bugün 700 madenciyi kapının önüne koymakta hiçbir beis görmemektedir. Bu durum, madencilik sektöründe işçilerin nasıl ilk gözden çıkarılanlar olduğunu; maden dışında tüm istihdam alanları yok edilmiş bölgelerde yüzlerce ailenin bir gecede işsiz bırakılabildiğini göstermektedir.

    13 Şubat 2024’te Erzincan İliç’te, Kanadalı SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Kompleks Madeni’nde siyanürlü liç yığınının çökmesi sonucu 9 işçi yaşamını yitirmiştir. Bu felaket ne bir “doğal afet” ne de “öngörülemez bir kaza”dır. Aksine: yıllardır meslek odalarının, bilim insanlarının, ekoloji örgütlerinin ve bölge halkının yaptığı uyarıların sistematik biçimde yok sayılması, liç yığınının kapasitesinin yanlış hesaplanması, olumsuz topografyaya rağmen Faz 1, 2 ve 3’ten sonra kapasite artışına gidilmesi, yüksek miktarda patlayıcıyla yapılan patlatmaların risk analizlerinin yapılmaması, acil durum sistemlerinin kurulmamış olması gibi ağır teknik ihlallerin doğrudan sonucudur.

    11 Kasım’daki dava duruşmasında ise, bu felaketin üzerinin nasıl örtülmeye çalışıldığı bir kez daha görünür olmuştur. Önceki bilirkişi raporlarında: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın denetim görevini yerine getirmediği, Bakan Murat Kurum dâhil olmak üzere ilgili kamu görevlilerinin “asli kusurlu” olduğu, kapasite artış izinlerinin bilimsel dayanağı olmadığı belirtilmesine rağmen, daha sonra oluşturulan yeni bilirkişi heyeti bakanlığı “kusursuz” ilan etmiş ve sorumluluk yalnızca birkaç teknik personele yıkılmaya çalışılmıştır.

    Bu durum, Türkiye’de cezasızlığın sistematik bir devlet politikası haline geldiğini gösteren ağır bir örnektir. İliç davası, bilimi, hukuku, kamu emniyetini, işçi sağlığını yok sayan bir şirket-devlet ortaklığının nasıl işlediğini somut biçimde ortaya koymuştur. Tüm bu nedenlerle, madencilik sektöründe yaşanan faciaların sistematik yapısının ortaya çıkarılması, Soma’dan İliç’e, Ermenek’ten Amasra’ya, Şırnak’tan Zonguldak’a tüm maden katliamlarının sorumlularının bağımsız biçimde soruşturulması, işçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk haline getirilmesi, ekolojik yıkımın durdurulması ve maden işçilerinin yaşam hakkının güvence altına alınması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması zorunluluktur.”

    PİRHA/ANKARA