Etiket: barış yarkadaş

  • Gazetecilerin dava haftası: 3’ü tutuklu 6 gazeteci ilk kez hakim karşısında-VİDEO

    Gazetecilerin dava haftası: 3’ü tutuklu 6 gazeteci ilk kez hakim karşısında-VİDEO

    PİRHA – Berat Albayrak’ın maillerini haberleştirdikleri ve sosyal medyada paylaştıkları için yargılanan üçü tutuklu 6 gazetecinin ilk duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başladı. Dava öncesi adliye önünde yapılan basın açıklamasında bu hukuksuzluğun sona ermesi ve gazetecilerin serbest bırakılması talep edildi.

    Haberin Videosu

    RedHack’in sızdırdığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaları haberleştirdikleri için 10 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik, diken.com.tr eski editörü Tunca Öğreten ve BirGün Gazetesi çalışanı Mahir Kanaat bugün ilk kez hakim karşısında. Adliye önünde basın açıklaması yapan gazeteciler tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ettiler.

    “İDDİANAMEDE SOMUT DELİLLER YOK”

    Basın metnini okuyan Birgün muhabiri Demet Sargın üçü tutuklu 6 gazetecinin yargılandığı davada 9 sayfalık iddianamede somut bir delilin ve suçlamanın bulunmadığını kaydetti. İddianamede 24 kez twitter, 25 kez paylaşım, 25 kez de haber sözcüğünün geçtiğini söyleyen Sargın, internet üzerinden gazetecilere her gün çeşitli yerlerden bilgi, belge ve istihbarat geldiğini, gazetecilerin bu bilgileri incelediklerini, asılsızsa kullanmadıklarını haber değeri ve kamu yararı varsa haber yaptıklarını belirterek bu yüzden gazetecilerin tutuklanamayacağını kaydetti.

    “DAVAYLA İLİŞKİSİ OLMAYAN TWEETLER DOSYAYA KONULDU”

    Milyonlarca kişinin okuduğu 17-25 Aralık fezlekelerini bilgisayara indirmenin bile suç olarak gösterildiğini ifade eden Sargın, davayla hiç ilişkisi olmayan kişisel tweetlerin dosyaya konulduğunu, bilirkişi görevlendirilmediğini vurguladı.

    Sargın, BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat’ın bu dava yüzünden bebeğinin doğumuna tanık olamadığını, Tunca Öğreten’in cezaevinde evlendiğini ve Ömer Çelik’in ailesinden mahrum bırakıldığını kaydetti. Sargın, burada bulunan gazeteciler, yazarlar, milletvekilleri, meslek örgütü temsilcileri siyasi parti yöneticileri ve aileler olarak gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ettiklerini belirtti.

    “GÖZDAĞI DAVALARI YAĞMUR GİBİ YAĞIYOR”

    Sargın’ın ardından konuşan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, iktidarın gazetecilerin gazetecilik yapamaması, halkın gerçekleri öğrenememesi için eline geçirdiği yargı kurumlarıyla topluma, medyaya, gazetecilere baskı kurmaya çalıştığını kaydetti. Yarkadaş, gözdağı davalarının yağmur gibi yağdığını vurguladı. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA –İstanbul’da dün Çağlayan Adliyesi’nde görülen Cumhuriyet Gazetesi Davası duruşmasına gazetecilere destek için gelen CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş Cumhuriyet Gazetesi Davasında sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını belirttiler.

    Haberin Videosu

     

    Çağlayan Adliyesi’nde dün görülen Cumhuriyet Gazetesi davasına birçok gazeteci, yazar, milletvekili destek için geldi. Adliyede olan CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş PİRHA’ya konuştu.

    “GAZETECİLİĞİN NASIL YAPILDIĞI YARGILANDI”

    Sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını söyleyen CHP’li Vekil Ali Şeker, “Geçen mahkemede bir manşet nasıl çıkar, bir gazetenin geliri gideri nasıl toparlanır, reklam gelirleri nasıl alınır? Bunlar sorgulandı. Yani gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılandı” dedi.

    İddianamenin içinin bomboş olduğunu “Yargılayacaksınız, mahkum edeceksiniz” dendiği ve ortada bir suç olmadığı için bir kumpas kurulmaya çalışıldığını ifade eden Ali Şeker, ama önce atıp sonra kumpas kurmaya çalışınca yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını vurguladı. Şeker, “Asıl yapmaları gereken adalet dağıtma görevine, sorumluluğuna uygun davransalardı ilk günden itibaren böyle bir davanın olamayacağını, böyle bir iddianamenin kabul edilemeyeceğini kabul edip gazetecilerin özgürlüklerini kendilerine teslim ederlerdi” diye konuştu.

    “GAZETECİLER SİYASİ OLARAK İÇERİDE”

    Türkiye’de gazetecilik yapmanın, halkı doğrulardan haberdar etmenin büyük bir suç olduğunu ifade eden Ali Şeker, halka gerçekleri anlatmak isteyen tüm gazetecilere ceza verildiğini ancak bunu kabul etmenin mümkün olmadığını belirtti. Cumhuriyet Gazetesi’nin gazetecilik yapma çabalarına sonuna kadar destek vereceklerini, halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacaklarını söyleyen Ali Şeker, gazetecilerin siyasi olarak içeride tutulduklarına şu sözlerle dikkat çekti:

    “Türkiye’de sanal bir rahatlama ortamı varmış durumunu pompalamak için bir kısım gazetecileri salma talimatı verdi Saray. Onlardan bazıları da bu davadakilerdir diye düşünüyorum. Maalesef yargılama adil olmayınca talimatlı olunca o talimatla ilgili de böyle bir sonuç alınabileceğini düşünüyorum.”

    “GERÇEK ANLAMDA GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN YARGILANIYORLAR”

    Cumhuriyet Gazetesi Davasının tamamen gazeteciliğin yargılandığı bir dava olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş da, aylardır gazetecilerin hayatlarından bayatlamış ve çürümüş iddianamelerle günlerin çalındığını, içeride bulunan gazetecilerin tek suçlarının gazetecilik yapmaları ve gerçeğin peşinde koşmaları olduğunu kaydetti. Gazetecilerin eğer gerçeğin peşinde koşmayıp iktidarı desteklemiş olsalardı şu anda hem milyon dolarlar kazanacaklarını, hem şan şöhret sahibi olacaklarını hem de devletin imkanlarından sonsuza dek faydalanacaklarını belirten Yarkadaş, ancak onların bu yolu değil gerçek anlamda gazetecilik yapmayı seçtiklerini, hükumetin yanlışlarını, eksiklerini, antidemokratik uygulamalarını kamuoyuna taşımayı seçtiklerini ve bu yüzden de cezalandırıldıklarını vurguladı.

    “SÖYLEMLERİ BOMBOŞ BİR BALONDAN İBARET”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonunun adliye avlusunda uçurmayı planladıkları balonların tutuklanmasına değinen Barış Yarkadaş, “O balonlar aslında iktidarın tüm söylemlerinin nasıl içi boş olduğunu ve bir balondan ibaret olduklarını anlatacaktı. O balonlar bırakılarak gazetecilere bir mesaj verilecekti. Ama iktidar hem söylemlerinin içinin boş bir balondan ibaret olduğunun görülmemesi hem de özgürlük sembolünde hem de özgürlük sembolünden korktuğu için balonların alana girmesini yasaklamış” dedi.

    Özgürlüklerin düşmanı olan bir iktidarın balonlardan korkmasının da normal olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş, “Gerçekten korkuyor, balondan korkuyor, gerçek haberden korkuyor, demokrasiden kokuyor, özgürlükten kokuyor. Korkak bir iktidarın yönettiği bir ülkede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülmen ve Özakça mahkemeye getirilmiyor

    Gülmen ve Özakça mahkemeye getirilmiyor

     190 gündür açlık grevinde 114 gündür de tutuklu olan ve bugün ilk kez mahkemeye çıkacak olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın duruşmaya getirilmeyeceği bilgisini paylaşıldı. Bilgiyi paylaşan ise CHP Milletvekili Barış Yarkadaş. CHP’li vekil, Ankara Jandarma Komutanlığı’nın mahkemeye “Yeterli personelim yok”, “Gülmen ve Özakça kaçırılabilir” ve “Provokasyon olabilir” gerekçelerini sıraladığını ve iki eğitimcinin savunma hakkının engellendiğini bildirdi. İki eğitimcinin avukatlarının toplu şekilde gözaltına alındığını hatırlatan Yarkadaş, “Şimdi ise hiçbir inandırıcılığı olmayan gerekçelerin arkasına sığınılıyor ve savunma hakkı gasp ediliyor” dedi.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen ve bugün tam 190 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tutuklu bulundukları dosya kapsamında bugün ilk defa mahkemeye çıkacak.

    Ancak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Barış Yarkadaş, Ankara Jandarma Komutanlığı’nın mahkemeye “Yeterli personelim yok”, “Gülmen ve Özakça kaçırılabilir” ve “Provokasyon olabilir” gerekçelerini sıralayarak iki eğitimcinin savunma hakkının engellendiğini bildirdi.

    Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Yarkadaş’ın, eğitimcilerin avukatlarının duruşmaya iki gün kala gözaltına alındığını da hatırlatarak verdiği bilgiler şu şekilde:

    “Nuriye ile Semih, günlerden sonra hakim önüne çıkacak ve asılsız suçlamaları çürütecekti. Ancak; her iki ismin savunma hakkı engelleniyor.

    Savunma hakkına yönelik engellerden biri; 18 avukatın gözaltına alınmasıydı. Bu aynı zamanda mahkeme heyetine de örtülü gözdağıydı. 18 avukatın duruşmaya iki gün kala gözaltına alınması üzerinden, ilgili tüm kurumlara açık-örtülü mesaj verildi ve çerçeve çizildi. Bu mesaj yerine ulaşmış olacak ki; etkisi kendisini Nuriye ve Semih’i mahkemeye getirecek olan jandarmada görüldü.

    Ankara Jandarma Komutanlığı mahkemeye “Yeterli personelim yok” gerekçesini göstererek, Nuriye ve Semih’i duruşmaya getiremeyeceğini bildirdi. Jandarma Komutanlığı, aynı yazıda, “Nuriye ve Semih’in kaçırılabileceği”ni de öne sürdü. Yazıda provokasyon ihtimalinden vs söz edildi.

    Mahkeme heyeti şimdi ne yapacağını düşünüyor. Çünkü; oturumun açılabilmesi için, tutukluların salonda olması gerekiyor. Nuriye ve Semih, duruşmaya getirilmezse yargılama da başlayamayacak. Böylece iki öğretim üyesinin savunma / aklanma hakkı gasp edilecek! İki emekçinin “lekelenmeme hakkı”nın gaspı yetmedi AKP iktidarına… Avukatları gözaltına alındı! Şimdi ise hiçbir inandırıcılığı olmayan gerekçelerin arkasına sığınılıyor ve savunma hakkı gasp ediliyor.”

    “GAYRİ CİDDİ GEREKÇELERİN ARKASINA SIĞINIYORSUNUZ”  

    Açıklamasına hükümete çağrı ile devam eden CHP’li vekil, “Nuriye ve Semih’in ‘terörist’ olduğunu iddia eden AKP; çağrım size: Madem Nuriye ve Semih’i suçluyorsunuz; o halde yargılanmalarını neden engelletiyorsunuz! Bir deliliniz varsa, gösterin bunu mahkemede! Yoksa elinizde hiçbir delil olmadığı İçin mi ‘Personel yok, kaçıracaklar’ gibi gayri ciddi gerekçelerin arkasına sığınıyorsunuz?” diye sordu.

    “BU DURUŞMA CEZAEVİNDE DEĞİL HALKIN GÖZLERİNİN ÖNÜNDE YAPILMALI” 

    “İradesini teslim alamadığınız bu iki emekçinin savunma hakkını gasp ederek gerçekleri ne zamana kadar saklayabileceğinizi düşünüyorsunuz! Aylardan bu yana suçladığınız iki emekçiyi mahkemeye  çıkarmaktan bile korkuyorsunuz. Çünkü yalanlarınızın çöpe atılacağını görüyorsunuz” diye devam eden CHP’li Yarkadaş, mahkeme heyetine ise şöyle seslendi:

    “Bir sözüm de mahkeme heyetine: Duruşmayı cezaevinde yapmak gibi hukuk dışı yöntem arayışına girmeyin! Bu duruşma cezaevinde değil; halkın gözlerinin önünde gerçekleşmelidir. Jandarmanın Nuriye ile Semih’i salona getirmesini sağlayın ve adil bir karar verin! Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı, gayri ciddi tüm gerekçeleri ortadan kaldırmalı ve adil yargılanmanın koşullarını sağlamalıdır. CHP MV. saat 13.30’da başlaması gereken duruşma salonunun önünde hazır olacak ve “adalet” çağrısını bir kez daha dile getirecek!

    “SON DURUMLARININ HALK TARAFINDAN GÖRÜLMESİNİ İSTEMİYORLAR”  

    OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile atıldıkları işlerine geri dönmek talebiyle eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevi eylemi 190 gündür devam ediyor.

    114 gündür de tutuklu bulunan eğitimciler hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara Adliyesi’nde görülecekti.

    Ancak duruşmaya yalnızca iki gün kala eğitimcilerin avukatları gece yarısı baskınıyla toplu olarak gözaltına alınmıştı.

    Gözaltına alınan avukatlardan Didem Baydar Ünsal 14 Eylül’deki duruşmaya ilişkin olarak, iki eğitimcinin savunmaya hazırlandıklarını ve bir an önce sunumlarını yapmak istediklerini aktarmıştı:

    “Nuriye ve Semih haklılıklarını bir kez daha anlatacaklar. Semih, halkın aydını ve halkın öğretmeni olmanın kendisine nasıl görev sorumluluklar yüklediği gibi konularda sunum hazırlıyor. Nuriye ise, aynı şekilde bir bilim insanının görevinin,  söylediğini yapmak ve faşizm koşullarında faşizme karşı mücadele etmek olduğuna inanıyor. Bir bilim insanının namusu, söylediğini yapmaktır diyor. Savunmasında ağırlıklı olarak bunları işleyecekler.”

    Ayrıca avukat Baydar-Ünsal, binden fazla avukatın yetki verdiği 14 Eylül’deki duruşmaya, Gülmen ve Özakça’nın tekerlekli sandalye ve maske ile katılacağını ve uluslararası alandan birçok izleyicinin de duruşmada olacağı bilgisini de paylaşmıştı.

    Gülmen ve Özakça’nın son durumlarının halk tarafından görülmesinin istenmediğini söyleyen avukat, “Ceza Muhakemesi Kanunu m.182/1’e göre, duruşma ve celseler herkese açıktır. Aksi bir uygulama suç teşkil edecektir. Bu engellemelere karşı avukatlar olarak hukuki her türlü yola başvurmayı düşünüyoruz” demişti.

  • Cumhuriyet davasında ara karar günü: Adliye önünde nöbetteler-VİDEO

    Cumhuriyet davasında ara karar günü: Adliye önünde nöbetteler-VİDEO

    PİRHA-Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileri dahil 12’si tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada bugün beşinci güne girildi. Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve Musa Kart’ın aralarında yer aldığı sanıklar, savunmalarını yaptığı dört gün içerisinde kendilerine yöneltilen suçlamaları çürütmeye çalıştı. Mahkemenin bugün ara kararını açıklaması bekleniyor. Öte yandan adliye önünde de yazar, sanatçı, gazeteciler ve çok sayıda yurttaş da nöbet tuttular.

    HABERİN VİDEOSU

     

     

     

    Pazartesi günü başlayan Cumhuriyet davasında bugün mahkemenin ara kararını açıklaması bekleniyor. Dünkü duruşmada Cumhuriyet Vakfı Başkanı olan Orhan Erinç, vakıf üyesi Hikmet Çetinkaya ve yazar Aydın Engin ile Cumhuriyet avukatları Fikret İlkiz ve Tora Pekin’in savunmaları dinlenmişti.

    Cumhuriyet davasının görüldüğü Çağlayan Adliyesi’nin önü sabah saatlerinden bu yana eylemlere sahne oluyor. Cumhuriyet Davası Koordinasyonu, gazetecilere özgürlük için adliye önünde nöbet tutma çağrısında bulundu. CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal ve Gürsel Tekin’in de bulunduğu grup, ellerinde tutukluların fotoğrafları ile “Gazetecilere özgürlük”, “Gazetecilere adalet”, “Cumhuriyet’e özgürlük” ve “Adalet, özgürlük istiyoruz” yazılı pankartlar taşıdı. Gruptakiler zaman zaman “Özgür basın susturulamaz” sloganları attı.

    “Cumhuriyet Davası Koordinasyonu” adına basın açıklamasını okuyan gazeteci Ceyda Karan, Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının 271 gündür tutuklu olduğunu söyledi.

    Aylardır tutuklu olan arkadaşlarının haklılığından hiçbir zaman kuşku duymadıklarını dile getiren Karan, şunları kaydetti:

    “Kafi miktarda söz söylendi ve pek çokları için bugün, dünden çok daha berrak. Şimdi yargıçlar için karar zamanı. Ya bugün artık bu zulüm son bulacak ve tüm Cumhuriyet emekçileri serbest bırakılacak. Bu durumda adalet adına yeni bir sayfa açılacak. Ya da zulmün devamında ısrar edilecek. Bu durumda da adalet müessesesi kendi cenazesini kılacak. Tercihi bugün hep beraber göreceğiz.

    Fakat yine de bileceğiz ki, Cumhuriyet davasında karar ne olursa olsun adalet hemen öyle gelmeyecek. O yüzden ülkenin dört bir yanında haksızlıklar, adaletsizlikler devam ettiği sürece gazeteci arkadaşımız Ahmet Şık’ın ithamındaki şu sözler aklmızda olacak: Zorbalar şunu bilsin ki, hiçbir zalimlik, tarihin akışını engelleyemez. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet. Cumhuriyet davası çöktü, hepsini istiyoruz. Gazetecilere özgürlük.”

    Adliye önündekiler daha sonra Cumhuriyet gazetesinin bugünkü sayısını sesli olarak okudu. Öğle saatlerinde bir araya gelen destekçiler, ara karar çıkana kadar nöbet tutacak. Şarkıların, türkülerin söylendiği, gazetecilere özgürlük talep eden sloganların atıldığı adliye önünde bekleyiş sürüyor.

    KİMLER YARGILANIYOR?

    Cumhuriyet gazetesi davasında, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Okur Temsilcisi Güray Öz, Köşe Yazarı Hakan Kara, Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, Karikatüristi Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik ve Bülent Utku, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Avukat M. Kemal Güngör  ile Muhabiri Ahmet Şık tutuklu yargılanıyor.Davanın tutuksuz sanıklar ise şu şekilde: Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç, Cumhuriyet yazarları Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya, gazetenin muhasebe çalışanı Gülseli Özaltay, gazetenin eski çalışanı Bülent Yener. Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ise dosyada ‘firari sanık’ olarak bulunuyor. Ayrıca gazetenin Muhasebe Çalışanı Yusuf Emre İper ise 107 gündür tutuklu bulunuyor ve bu davaya dahil edilmedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP’li Yarkadaş: Cumhuriyet gazetesi davası aslında yaşadıklarımızın bir özeti-VİDEO

    CHP’li Yarkadaş: Cumhuriyet gazetesi davası aslında yaşadıklarımızın bir özeti-VİDEO

    PİRHA- Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar, muhabir ve avukatlarının bulunduğu 12’si tutuklu 19’unun yargılandığı davayı takip eden CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, bu davayla, gazetecilerin susturulup muhalif medyaya gözdağı verilerek AKP iktidarına karşı çıkanların engellenmesinin hedeflendiğini ifade etti. Yarkadaş, “Ama bilsinler ki ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkede halkın haber alma hakkını savunan aydınlar, yazarlar ve gazeteciler her zaman var olacaktır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek” iddiasıyla tutuklanan ve tutuksuz yargılanan Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki dava İstanbul Adliyesi 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Çağlayan Adliyesi önünde ise IFJ, EFJ, IPI, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, PEN gibi çok sayıda uluslararası gazeteci ve yazar örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra, CHP, HDP, Haziran Hareketi, EMEP, Halkevleri, DİSK gibi birçok parti ve partili ile sivil toplum örgütü de adliye önünde destek için bekliyor.

    Çağlayan Adliyesi önünde PİRHA’ya konuşan CHP milletvekili Barış Yarkadaş, 15 Temmuz alçak darbe girişiminin ardından AKP iktidarı bu darbe girişimini fırsat bilerek 20 Temmuz’da OHAL’i ilan ettiğine dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “20 Temmuz 2016 dan bugüne tam 352 gazeteci gözaltına alındı. O günden bugüne 104 gazeteci daha tutuklandı ve 20 Temmuz’dan bu yana tutuklanan gazetecilerin sayısı 178’e çıktı. OHAL’in ilanının ardından 173 medya kuruluşu kapatıldı. 800 gazetecinin basın kartına ve pasaportuna el konuldu. Bu 173 medya kuruluşunun kapatılmasıyla birlikte 2500 gazeteci işinden oldu ve sektörün neredeyse dörtte bir 20 Temmuz darbesinin ardından işsizler kervanına katıldı.”

    “İKTİDAR, GAZETECİLİĞİ BİR SUÇMUŞ GİBİ GÖRÜYOR VE ÖYLE MUAMELE YAPIYOR”

    “Bugün Cumhuriyet gazetesi davası aslında 20 Temmuz’dan bu yana yaşadıklarımızın bir özeti” diyen Yarkadaş, şunları ifade etti;

    “178 gazeteci cezaevinde ve bu gazeteciler içi boş iddianamelerle aslında içeride tutuluyorlar. Cumhuriyet gazetesi davasının iddianamesine baktığınızda iddianamede atılan twitler, yazılan yorumlar, facebook’ta yapılan paylaşımlar ve gazeteye konulan başlıklar var. Bu davanın bir gazetecilik davası, bir haber hakkı davası, halkın haber alma hakkının gasp edilmesi davası olduğunu göstermesi açısından somuttur. İktidar, gazeteciliği adeta bir suçmuş gibi görüyor ve gazetecilere bir suç örgütünün üyesiymiş gibi muamele yapıyor. Cumhuriyet gazetesi yazarlarının başına gelen de aslında bundan başka bir şey değildir.”

    “Cumhuriyet gazetesine açılan dava ile Cumhuriyet gazetesinin susturulması, muhalif medyaya gözdağı verilmesi, AKP iktidarına karşı çıkanların engellenmesi, susturulması ve toplumun geniş kesimlerine gözdağı verilmesi hedefleniyor” diyen Yarkadaş “Ama bilsinler ki ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkede hem Cumhuriyeti, hem Cumhuriyet Gazetesi’ni hem de halkın haber alma hakkını savunan aydınlar, yazarlar ve gazeteciler her zaman var olacaktır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)