Etiket: beraat

  • İkizdere’yi savundukları için gözaltına alınan gençler beraat etti

    İkizdere’yi savundukları için gözaltına alınan gençler beraat etti

    PİRHA- İkizdere’yi, ormanını, suyunu, geleceğini savunmak için 17 Mayıs’ta İstanbul’da Cengiz Holding önünde açıklama yapmak isteyen Gençlik Hareketi Koordinasyonu üyelerine polis saldırmıştı. Gençler, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınmışlardı. Kartal Adliyesi’nde görülen duruşmada tüm gençler beraat etti.

    Rize Valiliği tarafından, direnen İkizdere halkına yönelik eylem ve yürüyüş yasağını İstanbul’da Cengiz Holding önünde 17 Mayıs 2021 tarihinde protesto eden Gençlik Hareketi Koordinasyonu üyelerine polis saldırmıştı. Saldırıda 9 genç gözaltına alınmıştı.

    İkizdere’de Cengiz İnşaat tarafından yapılmak istenen taş ocağına karşı İkizdere halkının direnişi iki aydır sürerken, Rize Valiliği tarafından İkizdere ilçe sınırlarında eylem ve etkinlik yasağı getirilmişti.

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu üyeleri bu kararı 17 Mayıs tarihinde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde bulunan Cengiz Holding önünde protesto etmişti. Yapılan açıklamada, pandemi ve provokasyon gerekçesiyle getirilen eylem ve yürüyüş yasaklarına tepki gösterilmişti. Ayrıca Valilik tarafından alınan kararların, genelgelerin veya tweetlerin Anayasa’dan üstün olmadığı belirtilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Elmalı’da çocuk istismarı davasında 3 sanık hakkında beraat kararı

    Elmalı’da çocuk istismarı davasında 3 sanık hakkında beraat kararı

    Antalya’da kız çocuğu G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’ye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle yargılanan anne Merve A., üvey baba Rahmi A. ile çocukların dayısı S.C.G. hakkında beraat kararı verildi.

    Antalya Elmalı’da kız çocuğu G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’ye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuksuz yargılanan sanıklar anne Merve A., üvey baba Rahmi A. ile çocukların dayısı S.C.G. hakkında beraat kararı verildi. Sanıklar, “cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından yargılanıyordu.

    Elmalı Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada çocukların tutuksuz yargılanan annesi M.A, üvey babası R.A. ve dayısı S.C.G. hazır bulundu. Çocukların babası G.G. ve babaannesi G.S, taraf avukatları ile farklı illerden gelen baro avukatı ve dernek temsilcileri de salonda yer aldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklardan M.A., önceki ifadelerini tekrarlayarak, kendisine iftira atıldığını ve konuşamadığını öne sürdü.

    Sanık avukatı İbrahim Şimşek’in savunma yaptığı sırada mağdur çocukların avukatı Yusuf Tuğbay’ın karşı çıkması üzerine tartışma yaşandı. Sanık müdafiinin, mağdur avukatına bağırarak konuşması üzerine mahkeme başkanı, tarafları bir daha tartışmamaları ve savunmaya müdahale edilmemesi konusunda uyardı.

    ÇOCUKLAR TRAVMA ALTINDA

    Baba G.G, çocukların hem bedenen hem de ruhen travma altında olduklarını, çocuklarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla beklediğini belirterek, “Sanıkların cezalandırılmasını istiyorum. Bu sanıklar dışarıda olduğu her gün başka çocuklar da tehlike altındadır” dedi. Babaanne G.S. de 6 yaşındaki çocuğun bütün detaylarıyla istismarı anlattığını, çocukların anneyle görüşmek istemediklerini söyledi ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti.

    Müşteki ve baro avukatları, çocukların istismara uğradığını vurgulayarak sanıkların cezalandırılmalarını istedi.

    BERAAT KARARI

    Verdiği aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Çocuğa yönelik cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından yargılanan anne M.A, üvey baba R.A. ve S.C.G için beraat dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • KHK ile kapatılan TV10’un çalışanı Rohat Emekçi beraat etti

    KHK ile kapatılan TV10’un çalışanı Rohat Emekçi beraat etti

    PİRHA- Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan TV10 çalışanı Rohat Emekçi’nin altıncı duruşması bugün görüldü. Gizli tanığın duruşmaya katılmadığı duruşmada Rohat Emekçi beraat etti.

    Alevilerle ilgili hazırladığı belgesellerden dolayı hakkında dava açılan gazeteci Rohat Emekçi’nin altıncı duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulanan 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Rohat Emekçi, Irak’ın Süleymaniye şehrinde Kakai ve Yaresan Alevilerinin yaşamı ve inancı hakkında yaptığı belgesel üzerine gizli tanık beyanıyla yargılanıyordu. Rohat Emekçi duruşmada beraat etti.

    Rohat Emekçi’nin avukatı Seyit Demir karar sonrası yaptığı açıklamada, “Kurmaca bir iddianame ve dosyaydı. Bütün bu yargılamaya sebebiyet veren itirafçıyı duruşmaya dahi getiremediler ve kim haklı kim haksız ortaya çıkmış oldu. Müvekkilimizin suçsuz olduğu ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Yılmaz Çelik beraat etti-VİDEO

    Sanatçı Yılmaz Çelik beraat etti-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Yılmaz Çelik, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki beşinci duruşmasında beraat etti.

    8 Aralık 2019 akşamı Dersim’de verdiği konserin ardından gözaltına alınan ve yaklaşık 4 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Sanatçı Yılmaz Çelik, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki beşinci duruşmasında beraat etti.

    Yılmaz Çelik’e destek olmak için sanatçılar Erdal Erzincan, Tolga Sağ, Maviş Güneşer, Metin Kahraman, Zeynep Kılıç, DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat ve Dersim Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ayrılmaz katıldı.

    “ÜLKEDE ADALETTEN BAHSETMEK İÇİN ARTIK ÇOK GEÇ”

    Yılmaz Çelik’in duruşması öncesi sanatçılar Erdal Erzincan, Tolga Sağ ve Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat PİRHA’ya konuştu.

    Erdal Erzincan, “Yılmaz benim çok yakın arkadaşım, beraber çok vakit geçirdik. Dostum, arkadaşım hem de severek müzik yaptığım birisi ve bu coğrafyanın kültürel değerlerine sahip çıkan birisi ne yazık ki böyle bir talihsizlikle karşılaştı umarım adalet bugün yerini bulacak ve Yılmaz bugün özgürlüğüne kavuşacak.”

    Tolga Sağ, “Tabi şimdi bu ülkede adaletten bahsetmek için artık çok geç. Son günlerde havada uçuşan iddialara rağmen bir tane yürekli savcı herhangi bir girişimde bulunmadı ama bir kişinin ifadesiyle çok sevdiğimiz arkadaşımız ve bence Dersim’in en önemli kültür temsilcilerinden biri 4 ay hapis yattı. Böyle bir konuyla muhatap olmak Dersim’in kültürünü taşıyan bir arkadaş açısından rencide edici bir durum.”

    Celal Fırat, “Gizli tanık ifadesiyle 4 ay içeride yattı. Bu bir insanlık suçu devletin artık bu tür faşizan uygulamalara son vermesi gerekir, gerçekten çok utanılacak bir mesele.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Üç kızına tecavüz ettiği iddia edilen erkek beraat etti

    Üç kızına tecavüz ettiği iddia edilen erkek beraat etti

    PİRHA- Mersin’de çocuk yaştan itibaren yıllarca üç öz kızına tecavüz ettiği iddia edilen Salih D. beraat etti.

    Mersin’de çocuk yaştan itibaren yıllarca üç öz kızına tecavüz ettiği iddia edilen Salih D’nin Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında beraat kararı çıktı.

    Karar duruşmasına katılan kız kardeşler ve kadın örgütü temsilcileri karara tepki gösterirken, beraat kararı sonrası kız kardeşler sinir krizi geçirdi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Kemal Kurkut davasında sanık polise beraat kararı

    Kemal Kurkut davasında sanık polise beraat kararı

    Diyarbakır’da katıldığı 2017 Newroz’unda öldürülen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut davasında mahkeme heyeti, sanık polis Y.Ş. hakkında beraat kararı verdi.

    Diyarbakır 2017 Newroz’una katılırken öldürülen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un katil zanlısı polis Y.Ş. hakkında “olası kastla öldürme” suçundan açılan davanın 12’nci duruşması, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Mahkeme heyeti, duruşmada sanık Y.Ş. hakkında beraat kararı verirken, olası şüphelinin tespiti için de 72 polis hakkında suç duyurusunda bulunmasını kararlaştırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öğretmen Engin Karataş ‘İşini geri istemek suçu’ndan beraat etti!

    Öğretmen Engin Karataş ‘İşini geri istemek suçu’ndan beraat etti!

    PİRHA- KHK ile ihraç edildiği 29 Ekim 2016 tarihinden bu yana işine geri dönmek için direnen Öğretmen Engin Karataş, yaptığı eylemler nedeniyle hakkında Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davadan beraat etti. OHAL Komisyonu ise işini geri istediği için Öğretmen Karataş’ın başvurusunu reddetmişti. 

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde sınıf öğretmeniyken KHK ile 29 Ekim 2016’da ihraç edilen Engin Karataş’ın OHAL Komisyonu başvurusu, yaklaşık 3 yıldır “İşimi istiyorum” eylemleri gerekçe gösterilerek reddedilmişti. Komisyonun red kararına itiraz eden Karataş, Eğitim-Sen’in avukatları aracılığıyla Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine Şubat ayında Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

    Engin Karataş öğretmen, “İşimi istiyorum” eylemleri yaparken defalarca polis tarafından gözaltına alındı ve hakkında davalar açıldı. Ancak geçen gün sevindirici bir gelişme oldu. Öğretmen Karataş, ihraç edildiği işine geri dönmek için yaptığı eylem nedeniyle hakkında Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davadan beraat etti.

    Engin Karataş, beraat kararını sosyal medya hesabından duyurdu. Karataş, “İşimizi geri istemek suçundan beraat ettik. Öncelikle davayı titizlikle takip edip en iyi şekilde savunan avukatlara, sonrasında masuma masumdur, suçsuza suçsuzdur, diyebilen hakimlere teşekkür ederim” dedi.

    BASIN AÇIKLAMASINA KATILDILAR DİYE TERÖR PROPAGANDASI YAPMAKLA SUÇLANDILAR!

    Karataş, işe geri dönme eylemlerini ve dava sürecini şöyle hatırlattı:

    “2017 yazında Ankara’da Güven Park’ta basın açıklamasına katılmıştık. KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun da çağrısıyla Nuriye, Semih ve tüm hukuksuzca ihraç edilenler iade edilsin, konulu açıklama gerçekleştirilemeden polis saldırısıyla engellendi. Polis o gün Ankara’da adeta terör estirdi. Kolu kırılan sokak ortasında darp edilenler oldu. İki otobüs insanı gözaltına aldılar. Benimle birlikte 16 kişiyi 6 gün nezarette tuttular. Sonrasında terör propagandası ve gösteri yürüşleri kanununa muhalefet suçlamasıyla dava açtılar. Hepimize yurt dışı yasağı verip serbest bıraktılar.

    “DAVA 3 YIL SÜRDÜ; EBRU TİMTİK ETKİLİ SAVUNMA YAPMIŞTI”

    Dava 3 yıl sürdü. Aramızda adalet için ölüm orucunda yaşamını yitiren Ebru Timtik de vardı. Yandaki hücreden devrimci türküler söyledi. Tutuklandıktan sonraki duruşmalarda da etkili savunma yapmıştı. Haberi duymasını isterdim. Bugün Türkiye’ de adaletin kırıntısını buluyorsak Onun gibi insanlar sayesindedir.

    “ZALİME KARŞI DİRENMEKTEN HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM”

    Beni ve Mehmet hocamı gönüllü avukatlar ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın avukatları savundu. OHAL Komisyonu bu davayı gerekçe göstererek işe iade başvurumu reddetmişti. Olsun be. Zalime karşı direnmekten hiç pişman değilim.”

    OHAL Komisyonu Karataş’ın başvurusunu işine geri dönmek için yaptığı eylemleri “suç” sayarak reddetmişti. Peki, OHAL Komisyonu, mahkemenin beraat kararı karşısında nasıl bir tavır sergileyecek?

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Biz Aleviler Gezi’yi inancımız gereği sahiplendik; beraat kararı olumlu’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler Gezi’yi inancımız gereği sahiplendik; beraat kararı olumlu’-VİDEO

    PİRHA – Garip Dede Dergahı dedeleri, Gezi Davası’nda verilen beraat kararını ve Osman Kavala’nın tahliye edildikten sonra yeniden tutuklanmasını PİRHA’ya değerlendirdiler. Dedeler, beraat kararının olumlu olduğunu ancak Kavala’nın yeniden tutuklanmasının kabul edilemeyeceğini vurguladılar. Devletin herkese eşit, adaletli davranması gerektiğini belirten dedeler, “Ötekileştirip, ayrıştırmasınlar” dediler.  

    Haberin videosu

    Topçu Kışlası’nın tekrar inşası için Gezi Parkı’nın yıkımı çalışmaları 28 Mayıs 2013 tarihinde başlamış, fakat protestolar sonucu çalışmalar durmuştu. Ancak Gezi Parkı Eylemleri tüm Türkiye’ye yayılmıştı.

    Büyük direnişten  7 yıl sonra Silivri Adliyesi’nde 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davada tüm sanıklar beraat etti. Ancak Osman Kavala tahliye edildikten sonra yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Gezi Parkı Eylemleri’ne finansman sağlamakla suçlanan Osman Kavala, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili bir soruşturma kapsamında tutuklandı.

    Kavala, Ekim 2017’de gözaltına alındığında hakkında iki ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlenmişti. Bunlardan biri Gezi Parkı Eylemleri’nin suçlama konusu yapıldığı soruşturma, diğeri de darbe girişimine ilişkin soruşturmaydı. Darbe soruşturmasında Ekim 2019’da tahliye kararı verilmişti. Dosyada Kavala’nın bu soruşturmayla ilgili ifadesi de bulunuyordu. Ve Kavala, tahliye kararı verilen dosya kapsamında yeniden gözaltına alındı. Kavala, geçen temmuz ayında hakkında ’15 Temmuz darbe girişimine destek’ suçlamasıyla ayrı bir soruşturma olduğunu belirterek, “Herhalde bir vakitte benim için de tahliye kararı verilecek ama bu cezaevinden çıkacağım anlamına gelmiyor” demişti. Kavala, “Tutuklama kararım tuhaf bir biçimde iki dosya arasında paylaştırılmış. Bu ikinci dosya hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. 20 aydır iddianamesi ortaya çıkmadı” demişti.

    Gezi Davası’nda verilen beraat kararını ve Osman Kavala’nın yeniden tutuklanmasını Aleviler PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BERAAT HAKLIYDI AMA SONRASINDA YAŞANANLARA DA ŞAŞIRMADIK”

    İmam Rıza Ocağı’ndan, Garip Dede Dergâhı Dedesi Hüseyin Doğan, yaşanan olayların amacının yakıp yıkmak olmadığını, doğa hakları için bir araya gelen insanların demokratik haklarını kullanarak tepkilerini dile getirdiklerini söyledi. Doğan, “Beraatların olması bizi mutlu etti. Yazarlarımızdan sanatçılarımıza kadar hepimiz oradaydık. Olayın aslı mahkeme süreciydi. Bu olay uzun sürdü. Aleviler olarak bizler olayın merkezindeydik, sahiplendik. Çünkü bunu savunmak inancımızın bir gereğidir. Haksızlığın karşısında durduk tarih boyunca. Ezilenden yanaydık hep. Her şeye can deriz biz. Cana kastedilen her yerde zulmedenin karşısındayız. İnanç, örf, adet, gelenek, lehçe ne olursa olsun her zaman ezilenden yana olduk. Olmaya da devam edeceğiz. Beraat haklıydı ama sonrasında yaşanan hadiseye de şaşırmadık” dedi.

    “ADALETLİ DAVRANMAK DEVLETİN GÖREVİDİR”

    Garip Dede Dergâhı Dedelerinden Ahmet Ütebay da kararı eleştirerek, “İnsanlar bugün iki kelam etmekten korkacak hale getirilmiş durumda. İnsanlara karşı adaletli davranmak devletin görevidir. Aleviler bir yana bütün toplum sahiplenmişti Gezi’yi. Her inançtan, her görüşten insanların mücadelesi sergilendi. İnsanları topluma öcü gibi göstermek yakışmıyor. İnsanları dinlemenin formülünün bulunması lazım. Bu sadece bir grubun bir inancın direnişi değildi. Ona göre davranmak ona göre anlamak gerek. Ümitlenmemiz lazım. Umut vermek lazım çocuklara, gençlere. Daha güzel günlerimizi yaşayacağız. İnsanları kötü göstermeyi bıraksınlar. Ötekileştirip ayrıştırmayın demeliyiz” diye konuştu.

    “GEZİ KUMPASININ İÇİNDE KENDİLERİ KALDILAR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu üyesi, Malatya Pütürge Hüsükuşağı Derneği Başkanı Yusuf Usul da, beraat kararının umut verici olduğunu belirterek, Osman Kavala’nın tekrar tutuklanmasına tepki gösterdi. Usul, “Gezi’de direnen bizdik, yargılanan da bizdik. Gençlerimizi kaybettik. Ali İsmailler, Berkin Elvanlar geri gelmeyecekler ama bu beraat bizi tatmin etti. Sonra beraat edilen birini yine saçma sapan bir nedenden dolayı yeniden içeride tuttular. Demokrasi ve emek düşmanlığıdır bu. Bizlere, sol geleneğe, devrimcilere yapılan terör damgasının ağırlığıdır bu. Gezi kumpasının içerisinde kendileri kaldılar. Dönemin Emniyet Müdürü, dönemin Valisi sorumludur. Gezi bizim geçmişimiz ve geleceğimizdir. Gerginlik yaratmak isteyenlerin ellerini boş bırakacağız. Laiklik ve sosyal geleneğe karşı tavırları da, Gezi’yi de unutmayacağız. Gezi bizimle, Gezi bizimle geleceğe…” dedi.

    “ADALETİ KENDİLERİNE BASTON OLARAK KULLANANLARI UNUTMAYACAĞIZ”

    Hüseyin Karakoç da, Gezi duruşması ile ilgili şunları söyledi:

    “Gezi’ye sürekli ‘Alevi ayaklanması, Alevi isyanı’ dediler. Varsın öyle olsun. Katledilen gençler bizdendiler, canımızdılar. Bugün aynı zulme, aynı baskıya karşı yine hiç düşünmeden karşı dururuz. Başımızı önümüze eğip bir şey olmamış gibi yaşamayız. 15 Temmuz darbe girişimi ile bizleri baskı altına alan, bizleri inkar eden, sindirip susturmaya çalışan bu zulme karşı hiçbir zaman teslim olmayacağız. Adaleti kendilerine baston olarak kullananları unutmayacağız. Halkların demokrasi talebine baskıyla, silahla, ateşle, cevap verenleri unutmayacağız” dedi.

    Düzgün BULUT /İSTANBUL

     

  • Songül Tunçdemir beraat etti

    Songül Tunçdemir beraat etti

    PİRHA- Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması bugün görüldü.  Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Tunçdemir beraat etti. 

    KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandığı davanın 5. duruşması karar duruşması, bugün saat 10.00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatlar Ayla Tunçdemir ve Cafer Koluman duruşmada hazır bulurken, mahkeme, üzerine atılı suçların kanıtı olmadığı gerekçesiyle Tunçdemir’in beratına karar verdi.

    Tunçdemir ile birlikte yargılanan eski Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Tarık Kaya da beraat etti.

    “ADALETE İNANMAK İSTİYORUM, DEDİM”

    Duruşma sonrası PİRHA‘ya konuşan Songül Tunçdemir, “Çok mutluyum. Sendikal ve dernek faaliyetlerinin suç olmadığından dolayı beraat ettik. Adalete inanmak istiyorum, dedim. Haksız bir suçlamayla karşı karşıyaydım. Çok sevindim beraat ettiğime” dedi.

    PİRHA/MALATYA

     

     

  • Ankara JİTEM davasında, Mehmet Ağar dahil tüm sanıklar beraat ettirildi

    Ankara JİTEM davasında, Mehmet Ağar dahil tüm sanıklar beraat ettirildi

    Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin zorla kaybedilip infaz edilmesine ilişkin davada Mehmet Ağar dahil 17 sanık beraat etti.

    Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin öldürülmesine ilişkin açılan ve kamuoyunda “Ankara JİTEM Davası” olarak bilinen dava Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 23’üncü duruşmaya, öldürülen 19 kişi arasında yer alan Savaş Buldan’ın eşi HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve çok sayıda HDP milletvekili katıldı.

    SAVCILIK BERAAT TALEP ETTİ

    “Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlamasıyla yargılanan sanıklar duruşmaya katılmazken savcılık mütalaasını okudu. Tanıkların dosyadaki ifadelerini okuyan savcılık, “Tanıkların ifadeleri denetime tabi tutulamayacak derecededir” dedi.

    Bugüne dek yakalanamayan ve ‘Yeşil’ kod adıyla bilinen sanık Mahmut Yıldırım’ın dosyasının ayrılmasını talep eden savcılık ölen Ahmet Yıldırım hakkında da düşme kararı talep etti. Savcılık geriye kalan tüm sanıklar yönünden beraat kararı verilmesini talep etti.

    Savcılığın mütalaasını ardından konuşan mağdur avukatlarından Mehmet Emin Aktar, “Bizim için şaşırtıcı değil. Sanıksız yargılama yapıldı. Adalet çıkmayacağını biliyorduk. Mahmut Yıldırım’a da beraat kararı verilsin kurtulalım hepimiz. Siz ne karar verirseniz verin vicdanlarımızda mahkumlardır” diye konuştu.

    Gazete Duvardan Serkan Alan‘ın haberine göre; mağdur avukatları, “Davanın açılmasına karşı çıkanların iddialarının aynısı iddia makamının mütalaasında da belirtilmiş” ifadeleriyle savcının mütalaasına itiraz etti.

    SANIK AVUKATI: BEN KATİL MİYİM?

    Mağdur avukatlarından Murat Yılmaz, “Bu mütalaa hiç şaşırtıcı değil. Bu ülkede cezasızlık politikası devam ediyor. Devletler katildir. Bazı çeteler suç işler. Bunların suç işlediğini siz de sanık avukatları da herkes de biliyor” dedi.

    Sanık avukatlarından, “Ben katil miyim biz bilmiyoruz” ifadeleriyle mağdur avukatına tepki geldi. Mağdur avukatları, “Herkes her şeyi iyi biliyor” ifadelerini kullandı.

    “SAVCI UZAYDA MI YAŞADI BİLMİYORUM”

    Öldürülen Yusuf Ekinci’nin oğlu ve aynı zamanda mağdur avukatlarından Sertaç Ekinci, “Sayın savcı uzayda mı yaşadı bilmiyorum. Mütalaada siyasal içeriğine dair hiçbir şey yok. Bu soruşturma aşamasında sanırsınız Tansu Çiller tanık olarak dinlenmemiş. Bunlar varken siz mahkemeye reddi hakim mi yaptın diyorsunuz? Bizimle dalga geçmeyin” sözleriyle mütalaaya tepki gösterdi.

    Mağdur avukatlarından Nuray Özdoğan, “Siyasi içerikli cinayetlerin aydınlatılmasında uluslararası kararlar devleti yükümlü kılar. Hali hazırda bu çeteler devlet içinde olduğu için bu davanın yürümeyeceği belliydi. Cinayetlerin aydınlatılmasına dönük etkin bir yargılama yapmalıydınız. Aydınlatmaya dönük karar veremeyecekseniz zaten sürdürmeyin. Bu yargılama sürdürülemeyecekse buna dönük adım atmalısınız” diye konuştu.

    MAĞDUR AVUKATLARI DURUŞMA SALONUNU TERKETTİ
    Mağdur avukatlarından Ahmet Özmen, “Savcılık 25 yıl geçti toplaşın evinize gidin bundan sonra yapmayacağız diyor. Kamu görevlileri sizler tarafından korunmaktadır. Bu mütalaa bundan sonra bir şey yapılmayacak anlamındadır” diye konuştu.

    Sanık avukatlarının mütalaaya ilişkin beyanları sırasında mağdur avukatlarının büyük bir kısmı ve HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın da aralarında bulunduğu HDP milletvekilleri, mahkemeyi protesto ederek duruşma salonundan çıktı.

    Sanık avukatları mütalaaya katıldıklarını ifade ederek müdafilerin beraat etmesini talep etti.

    TÜM SANIKLARA BERAAT

    Mahkeme heyeti avukatların beyanlarının ardından kararını açıkladı. Sanık Ahmet Demirel’in ölümü nedeniyle atılı suçların düşmesine karar veren mahkeme heyeti Lazem Esmaeılı ve Asker Smıtko’nun ölümüne ilişkin suçlanan tüm sanıkların dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

    Mahkeme heyeti 17 kişinin ölümüne ilişkin ise suçlanan tüm sanıkların beraatine karar verdi.

    CUMARTESİ ANNELERİ: BU CİNAYETLERİ KİM GERÇEKLEŞTİRDİ?

    Kayıp yakınlarının faillerini sormak için her hafta bir araya gelen Cumartesi Anneleri, mahkemenin beraat kararına tepki gösterdi.

    Cumartesi Anneleri yaptığı açıklamada, “Ceza yargılamasının amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Söyleyin o zaman; Polis Özel Harekat envanterinde bulunan silahla işlenen bu cinayetleri kim gerçekleştirdi?” dedi.

    DAVANIN SANIKLARI

    Duruşmanın sanıkları şu şekilde:

    Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, MİT’çi eski Yarbay Korkut Eken ve özel harekat timi polisleri Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman.

    ÖLDÜRÜLEN 19 KİŞİ

    Öldürülen 19 kişinin ismi şu şekilde: Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Salih Aslan, Lazem Esmaeili, Asker Smitko, Faik Candan, Abdulmecit Baskın, Tarık Ümit.

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Tuncer’den, Ümraniye davasında askerlerin beraat ettirilmesine tepki-VİDEO

    Av. Tuncer’den, Ümraniye davasında askerlerin beraat ettirilmesine tepki-VİDEO

    PİRHA- Av. Gülizar Tuncer, 19 Aralık operasyonu kapsamında 6 mahpusun yaşamını yitirdiği Ümraniye Hapishanesi’ndeki saldırıya ilişkin yargılanan askerlerin “kanıt bulunmadığı” iddiasıyla beraat ettirilmesine tepki gösterdi. Tuncer, delillerin karartıldığını belirterek, İstinaf Mahkemesi’ne gideceklerini kaydetti. 

    Haberin videosu

    Hapishanelerdeki mahpuslar F tipi hücre sistemine ve tecrite karşı 20 Ekim 2000’de açlık grevi ve ölüm orucuna başlamıştı.

    19 Aralık’ta, 20’den fazla hapishaneye yönelik başlatılan bu operasyon zincirinde 2 asker ve 30 mahpus yaşamını yitirmiş, yüzlerce mahpus da yaralanmıştı.

    Devlet tarafından “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen ve 6 mahpusun yaşamını yitirdiği Ümraniye Hapishanesi’ndeki saldırıya ilişkin 15 yıldır süren davanın karar duruşması 3 Aralık’ta İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ümraniye davasında yargılanan askerler “kanıt bulunmadığı” iddiasıyla beraat ettirildi.

    “TALEPLERİMİZ REDDEİLDİ”

    Ümraniye Davası avukatlarından Gülizar Tuncer, davaya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    Tuncer, yargı sürecinin hemen başlamadığını, 15 yıldır süren yargı boyunca da mahkemenin davayı aydınlatma gibi bir kaygısının olmadığını, kendilerinin taleplerinin reddedildiğini belirtti.

    Tuncer sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Operasyon gerçekleştirildikten sonra bir olay tutanağı hazırlanmış, altında savcı ve başsavcının ismi var, fakat imzadan imtina etmişler. Biz savcı ve başsavcının getirilip dinlemesini istedik taleplerimiz reddedildi. Kamera kayıtlarının, pek çok balistik incelemenin tamamlanmış olduğunu öğrendik, telsiz kayıtlarını istedik, olayların yaşandığı bölümlerde keşif yapılmasını, mahkeme heyetiyle birlikte incelemek istedik fakat bütün taleplerimiz reddedildi.”

    “DELİLLER KARARTILMAYA ÇALIŞILDI”

    Tuncer, “Bilirkişi raporları var, olayları inceleyen adli tıp uzmanları, aynı Bayrampaşa ve diğer hapishane dosyalarında olduğu gibi koğuşlardan dışarıya tek bir atış yapılmadığını, bütün atışların dışarıdan içeriye doğru yapıldığını söyledi. Kapalı mekanda kullanılması yasak o kadar çok gaz bombası kullanılmış ki bunların yarattığı etkiler tek tek tespit edildi. Hapishaneye operasyon düzenleyenler tarafından delillerin karartılmaya çalışıldığı orataya konuldu” diye konuştu.

    “NURETTİN KURT İSİMLİ ASKERİ MAHPUSLARIN ÖLDÜRDÜĞÜ İDDİA EDİLMİŞTİ”

    Kurt’un ölümüyle ilgili 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müvekkillerinin yargılandığını söyleyen Tuncer, “Hapishanede mahpuslara ait beş adet silahın bulunduğu iddia ediliyordu. Bunlarla ilgili yapılan balistik incelemelerde ölümlerle bağlantısının olmadığı tespit edildi. Nurettin Kurt’un yüksek kinetik enerjiye sahip olduğu anlaşılan G3 mermisiyle öldürüldüğü tespit edildi” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Otopsi ve balistik incelemeler dışında Ümraniye Hapishanesi Koruma Bölüğü Komutanı Uğur Pamukçu’nun, A ve E Blokları arasında mahpuslara ateş açılıyor, mahpuslar çapraz ateşe tabi tutuluyor ve  A blokta bulunan askerlerin ateşi sonucu ölüyor.”

    Tuncer, mevcut delillerin kendisi bile sanıkların mahkum edilmesi için yeterli nitelikte olmasına rağmen mahkemenin, askerleri müdaafa edecek hiçbir gerekçeye bile sığınmadan doğrudan beraat kararı verdiğini söyledi.

    “MAHKEME TARAFLI DAVRANDI”

    Devlet görevilerinin yargılandığı tüm davalarda olduğu gibi bu davada da olayın aydınlatılması için bir çabanın olmadığını belirten Tuncer, “Mahkeme hiçbir şekilde olayın aydınlatılmasına yönelik bir çaba içinde olmadı. Mahkemenin kararı başlangıçtan itibaren belliydi. İşkence, yargısız infaz, zorla kaçırma, kaybettirme dosyaları dahil olmak üzere, devlet görevlilerinin yargılandığı tüm davalarda olduğu gibi mahkeme taraflı davranarak onları koruyucu kollayıcı bir yaklaşımla hareket etti ve beraat kararıverdi” dedi.

    “İSTİNAF MAHKEMESİ’NE GİDECEĞİZ”

    Sanıklara beraat kararı verilmesinin ardından İstinaf Mahkemesi’ne gideceklerini ifade eden Tuncer, “Devletin sorumlu olduğunu ortaya koyan yargı kararları var. İdari Mahkeme’ye, ölen mahpusların yakınları ve yaralı mahpuslar dava açmıştı, olaylarda devletin kusurlu olduğuna karar verip tazminat ödenmesine karar verilmişti” diye konuştu. Tuncer, İdari Mahkeme’nin verdiği karar dışında AİHM’in de ( Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kendi yasalarının ihlal edildiğine karar vererek Türkiye’yi mahkum ettiğini hatırlattı.

    “19 ARALIK OPERASYONLARINDA HİÇ BİLMEDİĞİMİZ KİMYASAL SİLAHLAR KULLANILDI”

    Ümraniye dava dosyasında üstünde durulması gereken Yıldız Ercan isimli bir tanığın ifadesi olduğunu söyleyen Tuncer şunları söyledi:

    “Yıldız Ercan isimli infaz koruma memuru bu katliamın gerçekleştiği günlerde Ümraniye Hapishanesi’ndeydi ve operasyon sonrasında bazı açıklamalarda bulundu. Olay günü hapishaneye çok sayIda asker ve polisin yığılı olduğunu ve daha önce görmediği ağır silahların dışarıdan içeriye getirildiğini gördüğünü açıklamıştı. Bu sadece Yıldız Ercan’ın anlatımı değil, Bayrampaşa Hapishanesi’ndeki operasyonu yürüten komutanlardan Zeki Bingöl’ün de benzer açıklamaları vardı. Askeriyenin envanterinde bulunmayan armut tipi bombalar var demişti. 19 Aralık operasyonlarında hiç bilmediğimiz el bombaları kimyasal silahlar kullanıldı, hem Zeki Bingöl’ün hem de Yıldız Ercan’ın anlatımları bunu doğruluyor.”

    Operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığına dikkat çeken Tuncer, “Yıldız Ercan, çatılarda mutfak tüpüne benzeyen ama mutfak tüpü olmayan parlak saydam bir silahtan söz ediyordu. Bunun kendisinde kimyasal silah olduğu izlenimi uyandırdığını söylüyordu. İnfaz koruma memuru olan Ercan, operasyon sonrasında kadınların sağlık muayeneleri sırasında da hazır bulunuyor ve görüntüler korkunç diyordu. Onlarla birlikte orada günler geçiriyor, kullanılan kimyasalların ya da ne olduğunu bilemediğimiz maddelerin sonuçlarını da doğrudan görmüş oluyordu.

    “BU OPERASYON İNSANLARDA PSİKOLOJİK OLARAK DA OLUMSUZ ETKİ BIRAKTI”

    Tuncer, “Bu operasyon insanlarda sadece fiziksel anlamda arazlara yol açmadı. Ruhen ve psikolojik olarak da insanlarda olumsuz etki bıraktı. Yıldız Ercan sonrasında dayanamayıp istifa ediyor, bu suça ortak olmayacağını, gördüğü bu korkunç manzaralar karışında daha fazla devlet görevlisi olarak kalamayacağını söyleyip görevinden ayılmıştı” ifadelerini kullandı.

    Eylem BABAYİĞİT/İSTANBUL

     

     

     

  • Ödül gibi karar: Mehmet Ayvalıtaş davasında sanıklara beraat!-VİDEO

    Ödül gibi karar: Mehmet Ayvalıtaş davasında sanıklara beraat!-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Gezi direnişi sırasında yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş’ın bugün görülen duruşmasında sanıklara beraat kararı çıktı!

    Haberin Videosu

    Gezi eylemlerine destek amaçlı İstanbul Ümraniye’de TEM otoyolu üzerinde gerçekleşen yürüyüş sırasında bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren 20 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş’ın ölümüne ilişkin 2 sanığın “taksirle adam öldürme ve yaralama” suçundan 15’er yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılandığı davada karar çıktı.

    Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 24. duruşmasında, tutuksuz sanık Mehmet Görkem Demirbaş katılırken, Cengiz Aktaş duruşmaya gelmedi. Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu.

    Ayvalıtaş ailesinin avukatı Sevgi Evren Köroğlu, her iki sanığın beraatine karar verilmesi yönündeki mütalaanın gerekçesiz olduğunu belirterek, “Bu kaza 2 Haziran 2013 tarihinde yaşandı. Biz o tarihten beri 6 buçuk yıllık süreçte adalet arayışındayız” dedi.

    Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklar Mehmet Görkem Demirbaş ve Cengiz Aktaş’ın üzerlerine yüklenen “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan beraatlerine karar verdi.

    12 Haziran’da görülen duruşmada savcı, sanıkların suçu işlediklerine dair yeterli delil olmadığını gerekçe göstererek beraatine karar verilmesini istemişti.

    Duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yapıldı. “Mehmet’in hesabını düzenin değil halkın adaleti soracak” pankartı açılarak “Mehmet yoldaş kavgamızda yaşıyor” sloganı atıldı.

    “BU DAVA KAMU VİCDANINDA SÜRÜYOR”

    İlk olarak söz alan davanın avukatlarından Sevgi Evren, “Bugün Gezi ve Mehmet Ayvalıtaş davasında 24. celse görüldü. Maalesef mahkeme sanıkların ayrı ayrı beraatine karar vererek bizi yanıltmadı. Bu düzeni ne kadar savunduklarını gerçek suçluların dosya içeriğinde suçları, kasıtları, kabahatleri tespit edilmesine rağmen sanıkları nasıl koruduklarını nasıl bu suçun üstünü örttüklerini, nasıl Gezi’yi itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını ortaya dökmüş oldular” diye konuştu.

    Mahkemenin vermiş olduğu karara şaşırmadıklarını kaydeden Evren, “Dosya kapsamı itibari ile sayısız delil vardı. Gerek Mehmet Görkem Demirbaş gerekse bugün duruşmaya bile gelemeyen Cengiz Aktaş bu kazanın yaşanmasında asli kusurlulardır. Bunu şu an mahkeme heyeti de bilmektedir. Dosyaya ilgili ilgisiz raporlar sunan profesörler de sanıkların kendileri de bilmektedir. Ama gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir görev ve sorumlukları vardır. Herkes bugün burada yargılamanın gerçekten yapılmadığını bir yargı tiyatrosunun oynandığını biliyor ve maalesef bizler de bütün acımızla bütün mücadele hırsımız ile bu tiyatronun bir parçası olarak burada bulunduk. Ama bu mücadele burada bitmedi. Bu dava tamamlanmadı, bu dava kamu vicdanında sürüyor” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE YARGI YOK”

    Türkiye’de yargının olmadığına dikkat çeken davanın avukatlarından Ömer Kavili, “Yargının işi problem çözmektir. Ancak yargı sürekli problem üretmektedir. Bunu Ankara’daki muktedirler de duysun bilsin. Olaya el koyan polis memurları alkol muayenesini zamanında yapmamış. Sabahleyin göstermelik bir muayene yapmışlardır. Adalet sarayı dedikleri bu binada 24 duruşma ve  6 buçuk yıl geçti. Onlarca kendisine hakim diyen Adalet Bakanlığı memuru geçti. Fakat adaleti göremediler. Nasıl görsünler ki? Çünkü onların adalet talebi yok. Adalet talebi halkın talebidir. Oysa mahkemeler, polis teşkilatı ve istihbaratçıları bunlar sadece siyasi iktidarın gücüne bakmakta ve o güce tapmaktadır. Oysa ortada genç bir insanın ölümü vardır ve bu genç insanın kanı bu toplumun üzerindedir” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ADALET BİRİLERİNE VAR BİRİLERİNE YOK”

    Kavili’nin ardından söz alan Baba Ali Ayvalıtaş ise, “Türkiye’de adalet birilerine var ancak birilerine kesinlikle yok. Bugün mahkemede bir polis ordusu ile karşı karşıyaydık. Biz adalet bekliyorduk. Gezide ağaçların kesilmesine insanlar isyan etti. Her evde her ailede bir kişi, iki kişi, üç kişi ve beş kişi sokağa çıkmıştır. Savcının da çocuğu çıkmıştır, hakimin de polisin de, yargıcın da bizim gibi vatandaşların çocukları da sokağa çıkmıştır. Oğlum Mehmet Ayvalıtaş askere gidecekti. Muayenesini de olmuştu. Ama taksici bilerek arabayı oğlumun üzerine sürdü ve öldürdü” diye konuştu.

    Hakimler ve savcıların korktuğunu dile getiren Ayvalıtaş, “Türkiye’de adalet yok. Bir kişinin ağzına bakıyor. O kişi de bellidir. İnsanları ezerler, öldürürler, suçsuz yere keserler istediği suçu atarlar. Hiçbir şey ispatlayamazsın. Çünkü Türkiye’de adalet yok” ifadelerini kullandı.

    Sabri MERAL/İSTANBUL

     

     

  • Kızıltepe Jitem davasında karar

    Kızıltepe Jitem davasında karar

    “Kızıltepe JİTEM” davası olarak bilinen 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin ölümünden sorumlu 4’ü asker 5’i korucu toplam 9 kişinin yargılandığı davanın karar duruşmasında dava zamanaşımından düşürüldü; örgüt yöneticiliği ve üyeliğiyle suçlanan tüm sanıkların beraatine karar verildi.

    Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1992-1996 yılları arasında Mardin Kızıltepe’de zorla kaybedilen ya da infaz edilen 22 kişinin akıbetinin sorulduğu dava zamanaşımından düştü. Mahkeme heyeti tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.

    5 yıldır devam eden davada emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan, ve köy korucuları Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ve İsmet Kandemir yargılanıyordu. 28 Mayıs’ta görülen duruşmada iddia makamı mütalaasında “silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlarından yargılanan sanıklar hakkında zamanaşımından dolayı davanın düşmesine ve beraatlarını karar verilmesini istemişti.

    Duruşmaya kayıp yakınlarının avukatları Senem Doğanoğlu, Erdal Kuzu, Nuray Doğan, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şube Başkanı avukat Fevzi Adsız, ve sanık avukatları ile başka bir dosyadan tutuklu sanık Mehmet Salih Kılınçaslan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmada hazır bulundu. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Hafıza Merkezi’nden avukatlar Esra Kılıç ve Özlem Zıngıl ile Hafıza Merkezi kurucularından avukat Emel Atak Türk, İHD Genel merkez avukatlarından Nilay Nayman, AGOS, Cumhuriyet, Anadolu Ajansı (AA) muhabirleri de duruşmayı izledi. Öte yandan duruşma öncesi salon önünde sivil polislerin beklemesi dikkat çekti.

    Duruşma kimlik tespiti ardından başladı. Bir önceki celse savcılık tarafından verilen mütalaaya ilişkin kayıp yakınlarının avukatı söz aldı.

    İlk olarak söz alan kayıp yakınları avukatlarından Erdal Kuzu, mahkeme heyetinin bir saat gecikmeli davaya başlamasını eleştirdi. Savcılık mütalaasına ilişkin tevsidi tahkikat talepleri olduğunu söyleyen Erdal Kuzu, “Savcılık makamı beraat istemesini dava dosyasında bulunan tanık ve müşteki beyanlarına dayandırmış ancak tüm tanıklar ve müştekiler sanıkların suçlu olduğunu belirtiyor. Acaba iddia makamı başka bir dosyaya bakarak mı mütalaa hazırladı” diye sordu.

    Kovuşturmanın genişletilmesi talepleri olduğunu kaydeden Kuzu taleplerini şöyle sıraladı:

    “Özellikle Yusuf Çakar ve Yiğit ailesi cinayetlerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve mahkeme heyetinin bu bağlantıya dair bir kovuşturma yapmadı. Olayda ismi geçen örgüt üyelerinin bağlantılarının ve iki cinayet arasındaki bağlantının incelenmesi gerekiyor. Bu kapsamda Bahri Yiğit ve Eyup Yiğit’in dinlenmesini, Birlik ailesinin Kızıltepe Cezaevi avlusundan o dönemde kaçırıldı ve konu kapsamında Kemal Birlik ve Hüsnü Acay’ın ifadelerinin alınmasını talep ediyoruz.

    Bu cinayetlerin devlet içerisinde yapılanan JİTEM tarafından işlendiği ve JİTEM’in varlığı bir tek iddianameyi hazırlayan savcılık tarafından kabul edildi. Mahkeme heyetinin de bu yapılanmayı kabul etmesini ve bunların bu cinayeti işlediğine kanaat getirmesini talep ediyoruz. JİTEM yapılanmasına dair eski Cumhurbaşkanlığı Defterdarlığı’nda çalışan Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun dosyaya eklenmesini istiyoruz.

    Yine Kızıltepe’de kazılan 3 kuyu da 4 cenazenin kimlik tespiti gerçekleştirilmiştir. 1995 yılında Mahmut Abak’ın cenazesinin bulunduğu kuyuya yakın yerde 2013 yılında yapılan kazıda Mehmet Emin Abak, Abdurrahman Olcay ve Abdurrahman Coşkun cenazelerinin Aysun (Tılzerin) köyünde bulunan kuyudan çıkarılmasına rağmen dava iki farklı mahkeme de görülüyor. Adıyaman’da görülen dava dosyası ile bu dosyada maktul konumunda olan Mehmet Emin Abak ve Mehmet Abak’ın dosyalarının birleştirilmesini istiyoruz. Kovuşturma aşamasında cinayetler arasındaki bağın ortaya çıkarılması için dava dosyası birleştirilmeyecek ise de Adıyaman’da görülen davanın beklenmesini istiyoruz.

    “KAYMAKAMLAR DİNLENSİN”  

    Aysun köyü ve diğer iki köyde 1993-1995 yılları arasında köy boşaltmaları olup, olmadığına dair dönemin ilçe kaymakamlığından yazı istenmiş ve dava dosyasında orada köy boşaltmaları olduğu belirtilmişti. Köyler boşaltılmış ve köye giriş-çıkışlar yasak ise o cenazelerin nasıl oraya konulduğuna dair dönemin kaymakamları Şükrü Görücü ve Hasan Karahan’ın dinlenmesini istiyoruz.

    Yine Kızıltepe Cezaevi avlusunda kaçırılan Birlik ailesine dair dönemin Kızıltepe Cumhuriyet Savcısı Yahya Çadırlı’nın dinlenmesini, yine maktul Nurettin Yalçınkaya’nın yaşayıp, yaşamadığı bir buçuk yıl boyunca mahkemenin gündemini işgal etti. Yalçınkaya’nın cenazesi kuyudan çıkarılmış ve Adli Tıp Kurumu tarafından ona ait olduğu tespit edilmiştir. O dönemin savcısının da imzası vardır. Nurettin Yalçınkaya’nın mezarı İstanbul Beyoğlu Sütlüce mezarlığındadır, mahkeme heyeti hala yaşayıp, yaşamadığından emin değilse Fethi Kabir ile DNA testi yapılmasını talep ediyoruz.

    MAHKEMEDEN TAHKİKAT TALEBİNE RET

    Yine dava dosyası boyunca cinayetlere dair tanıklar ve müşteki beyanlarının alınmasını talep ettik. Ancak bizim bulunmadığımız talimatlı duruşmalarda bazılarının ifadesi alındı. Yeniden tanık ve müştekilerin mahkeme salonunda adil yargılama usulüne göre dinlenmesini talep ediyoruz.”

    Yeniden söz alan iddia makamı, avukatların taleplerinin ret edilmesini istedi. Savcılık makamının direk ret talep etmesine tepki gösteren avukat Erdal Kuzu, “Dinlemediniz” dedi. Mahkeme heyeti tahkikat taleplerinin reddederek, sözü yeniden kayıp yakınları avukatlarına verdi.

    “JİTEM TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”

    İlk sözü alan avukat Erdal Kuzu, “Taleplerimiz gerçeğin bulunmasına ilişkin taleplerdir. Bu dava da işkence, köy boşaltmaları, cinayetler devlet adına JİTEM tarafından yapılmıştır. Bu cinayetler insanlığa karşı işlenmiştir. Mahkeme heyetinden cesaretli bir tutum bekliyoruz. Kuyuya atılmalar uzaydan gerçekleşmedi. Kürtlere yönelik, Kürt yurttaşlara yönelik, Kürt köylerine yönelik devlet adına JİTEM tarafından işkence ve cinayetler yaşatılmıştır. Burada sanık olarak ifade verenlerde bunları inkar etmeyerek, devlet adına gerçekleştirdiklerini söylediler. Bir insan ve Kürt avukat olarak heyetinizden beklentim var. Bu davada olanlar savaş suçlarının kanıtıdır. Sanıklar insanlığın ve toplumun vicdanında cezalandırılmıştır ancak biz buradan da adaletli bir karar çıkmasını bekliyoruz. Vicdan sizin. Devlet refleksi göstermenizi istemiyoruz. Devlet adına hareket edenleri, korumaya geçmenizi istemiyoruz, adalet yönünden karar vermenizi bekliyoruz” dedi.

    Söz alan avukat Senem Doğanoğlu da davanın zamanaşımına girmediğini yasal terimlerle ifade ederek, “Cenazesi hala bulunmayan Yusuf Tunç hakkında burada ne karar verilirse verilsin mahkemenin tefrik kararı vermesi gerekir. Burada işlenen suçlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmadığı hem uluslararası sözleşmelerde hem de AİHM içtihatlarında vardır. Eğer tevsidi tahkikat taleplerimiz ret ediliyorsa maktul Yusuf Tunç hakkında dosyanın tefrik edilmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “SAVCILIK VE MAHKEME HEYETİ SORUMLUDUR”

    Avukat Nuray Özdoğan da mahkeme de devlet adına işlendiği söylenen suçlara ilişkin bir adalet bekleyişleri olduklarını vurgulayarak, “Eğer devlet adına suç işleyenler devletin organları tarafından hala güvence altında değilse adaletli bir karar bekliyoruz. Bu dava dosyasında bugüne kadar deliller karartıldı ve adaletli karar verilmemesi halinde bunda hem savcılık hem de heyetiniz sorumlu olacaktır” ifadelerinde bulundu.

    SANIK AVUKATINDAN ‘GÜLEN CEMAATİ’ SAVUNMASI

    Sanık Abdurrahman Kurga ve İsmet Kandemir’in avukatları Hasan Ayrancı, iddia makamının zamanaşımından düşme talebini kabul etmediklerini direk beraat istediklerini vurguladı.

    Ayrancı davanın “Gülen Cemaati” savcıları tarafından hazırlanan iddianamelerden oluştuğunu ve sanıklar hakkında somut delil olmadığını ileri sürdü. Ayrancı ayrıca Kızıltepe JİTEM davasına dair haber sitelerinde çıkan haberleri mahkeme heyetine sunarak, ithamlarda bulundu.

    Son olarak söz alan sanık Mehmet Salih Kılınçaslan da beraatını talep etti.

    ZAMANAŞIMI VE BERAAT

    İddia makamı bir önceki celsede verdiği mütalaayı tekrar etti. Mahkemeye kısa bir aradan sonra davanın zaman aşımından düştüğünü ve tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıkladı:

    “Sanıklar Abdurrahman Kurga, İsmet Kandemir, Ahmet Boncuk, Mehmet Salih Kılınçaslan, Ramazan Çetin, maktuller İzzettin Yiğit, Yusuf Çakar, Abdurrahman Öztürk, Mehmet Ali Yiğit, Abdulbaki Yiğit, Abdulvahap Yiğit, Mehmet Nuri Yiğit ve Tacettin Yiğit’i ‘tasarlayarak adam öldürme’ suçundan zamanaşımı gösterilerek, davanın düşmesine, Abdurrahman Kurga, Mehmet Emin Kurga, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan ve Ramazan Çetin ‘Silahlı terör örgütüne üyelik’ suçundan beraat, sanık Ahmet Boncuk, Eşref Hatipoğlu ve Hasan Atilla Uğur, “örgüt kurma ve yönetme” beraat, sanık Eşref Hatipoğlu maktuller Memduh Demir ve Şehmus Kaban’ı ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan beraat, Abdurrahman Kurga, Mehmet Emin Kurga, Ahmet Boncuk, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan, Hasan Atilla Uğur maktüller Necat Yalçınkaya, Mehmet Emin abak, Mahmut abak, Yusuf Tunç, Süleyman Ünal, Zübeyir Birlik, Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık,Hıdır Öztürk’e yönelik ‘tasarlayarak adam öldürmeden’ beraat, yine sanıklar Abdurrahman Kurga, Mehmet Emin Kurga, Ahmet Boncuk, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan, Ramazan Çetin, Hasan Atilla Uğur’un ayrıca Nurattin Yalçınkaya ve Abdulvahap Ateş’i ‘tasarlayarak öldürmekten’ beraat edilmesi kamu adına karar olunur.”

  • ‘Barış Akademisyenleri’ davasında ilk beraat kararı geldi

    ‘Barış Akademisyenleri’ davasında ilk beraat kararı geldi

    “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları için “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılan barış akademisyenlerinin davasında ilk beraat kararı geldi.  

    “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan akademisyenlerin davasında ilk beraat kararı geldi.

    Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (ACM) karar duruşması görülen Iğdır Üniversitesi’nden Arş. Gör. Özlem Şendeniz’in beraatine karar verildi.

    Şendeniz ve avukatı İlayda Önal’ın hazır bulunduğu duruşmada savcı, sanığın Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 7/2 maddesinden cezalandırılmasını istediği mütalaasını değiştirdiğini belirterek yeni mütalaayı açıkladı.

    Mütalaada Barış İçin Akademisyenlerin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapmış oldukları bireysel başvurular sonucunda AYM’nin bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı doğrultusunda karar verdiğini söyledi ve sanığın beraatini istedi.

    Mahkeme, AYM kararı uyarınca Şendeniz’in beraatine karar verdi.

  • Ayşe Öğretmen, beraat etti

    Ayşe Öğretmen, beraat etti

    Bir televizyon programında “çocuklar ölmesin” dediği için “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılanan Ayşe Çelik, yeniden görülen davadan beraat etti. 

    Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show’a telefonla bağlanarak, “Çocuklar ölmesin” dediği için “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılanan Ayşe (Öğretmen) Çelik, yeniden görülen davada beraat etti.

    Bakırköy 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezası, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirildi. AYM kararının ardından yeniden görülen dava, bugün Bakırköy 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Ayşe Öğretmen ve avukatı Ramazan Demir’in hazır bulunduğu duruşmaya, CHP eski Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı da katıldı.

    AYM’NİN KARARI HATIRLATILDI 

    Ayşe Öğretmen savunmasında AYM’nin kararını hatırlatarak, beraatını istedi. Avukat Ramazan Demir de yaptığı savunmada, “Anayasa Mahkemesi düşüncenin suç olmadığını belirterek, mahkumiyet kararınızı ve mahkemenizin anlayışını mahkum etmiştir. Dosyada her hangi bir maddi delil bu anlamda kalmamıştır ve dayanağınız boş hale gelmiştir” dedi.

    Demir’in ardından duruşma savcısı verdiği esas hakkındaki mütalaasında “sanığın canlı yayınlanan televizyon programına telefon ile bağlanarak yapmış olduğu konuşmanın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı yönündeki Anayasa Mahkemesinin kararı ve bu karardaki gerekçe esas alınarak, Anayasa Mahkemesinin kararlarının bağlayıcılığı da nazara alınmak suretiyle sanığın üzerine atılı suçtan beraatına karar edilmesi talep olunur” ifadelerine yer verdi.

    Mahkeme heyeti de verdiği kararında, AYM’nin Ayşe Öğretmen başvurusunda verdiği kararı göz önünde bulundurarak tahliyesine karar verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Kuran kursunda cinsel istismar davası: İki sanığa hapis, üç sanığa beraat

    Kuran kursunda cinsel istismar davası: İki sanığa hapis, üç sanığa beraat

    Konya’da, 16- 18 yaşlarındaki beş öğrencinin, yatılı Kur’an kursunda 11- 12 yaşlarındaki beş erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada mahkeme, Ö.Ş. ve E.A.’ya, ikişer yıl altışar ay hapis cezası vererek cezalarını erteledi. Tutuksuz üç sanığın ise haklarında şikayet olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

    Merkez Karatay ilçesinin Çatalhüyük Mahallesi’ndeki Karatay Müftülüğü’ne bağlı yatılı erkek Kur’an kursunda, 2014- 2015 yıllarında meydana geldiği ileri sürülen cinsel istismar olayı, ihbar üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucu ortaya çıktı.

    Müfettişler, incelemelerinin ardından öğrencilerin el yazısıyla aldıkları dilekçeleri ve kursun yönetimine yönelik hazırladıkları soruşturma raporunu kursta gayriahlaki ilişkiler olduğunu belirterek, 4 Mayıs 2016’da Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Başsavcılıkça soruşturma başlatılıp, iddianame hazırlandı. O dönem 11- 12 yaşlarındayken, cinsel tacize uğradığı öne sürülen beş erkek öğrencinin ifadesi, Çocuk İzleme Merkezi’nde alındı.

    Erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu ileri sürülen Ö.Ş., E.A., M.V., F.S.T. ve H.E.’nin de ifadelerine başvuruldu. Şüpheli öğrencilerden S.A.’nın ise yaşamını yitirdiği saptandı.

    AİLESİNDEN KORKTUĞU İÇİN ANLATMAKTAN ÇEKİNMİŞ

    O dönem 12 yaşında olan bir mağdur öğrenci ise yaklaşık iki yıl kursta kaldığını, kurstan ayrılmaya yakın dönemde şüphelilerden M.V.’nin, yatakhanede kendisine tacizde bulunduğunu ve bu eylemini birkaç kez tekrarladığını iddia etti.

    Mağdur öğrenci, şüphelilerden hayatını kaybeden S.A.’nın da tacizde bulunduğunu ileri sürüp, bu olaylar nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını belirtti.

    Çocuk İzleme Merkezi’ndeki görevli uzmanlarca hazırlanan raporda; mağdur öğrencinin, ifadesini verirken, çekingen ve ürkek olduğu, ailesinden korktuğu için olayları anlatmaktan çekindiği yer aldı.

    Mahkeme heyeti, sanıklardan Ö.Ş. ve E.A.’ya, ikişer yıl altışar ay hapis cezası vererek, cezalarını erteledi. Heyet, diğer üç sanığın ise haklarında şikayet olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

    Davaya müdahil olan Çocuk Haklarını Koruma Derneği Başkanı avukat Hakkı Ünalmış, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdıklarını söyledi.

  • Özgürlükçü Demokrasi davasında 1 tahliye

    Özgürlükçü Demokrasi davasında 1 tahliye

    PİRHA- Özgürlükçü Demokrasi gazetesi çalışanlarının yargılandığı davada mahkeme tutuklu gazetecilerden sadece Pınar Tarlak’ın tahliyesine karar verdi.

    Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 6’sı tutuklu 14 çalışanının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın ilk duruşmasında savcı tüm tutukluların tutukluluk halinin devamını istedi.

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, yargılanan gazetecilerden Pınar Tarlak’ın tahliyesine karar verirken, diğer gazetecilerin tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Geçtiğimiz Mayıs ayında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlara açılan davanın ilk duruşmasında beraat kararı çıktı.

    Geçtiğimiz Mayıs ayında akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlar gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı.

    Yaşanan olayların ardından haklarında dava açılan kadınların davası bugün (9 Ocak) Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde görüldü. Davada beraat kararı alan kadınlar adliye önünde yaptıkları açıklamada şunları söyledi:

    “Biz KHK’lerle işsiz kalanların işlerine geri iadesini istiyoruz. Nuriye ve Semih de başlattıkları direnişi açlık grevi ile sürdürmeye karar verdiler. Bizler de Barış için Kadın Girişimi olarak onların taleplerini duyurmak için bir günlük nöbet yaptık. Bu nöbeti barış akademisyenleri yapıyordu. Bu nöbet sırasında gözaltına alındık ve hakkımızda dava açıldı. Bu davada adaleti bulduk ve beraat ettik. Bu adaletin her alanda olmasını istiyoruz. Nuriye ve Semih’în işlerine geri iade edilmesini, haksızlıkların son bulmasını, tutuklu avukat ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    Kadınlar açıklamanın ardından “Nuriye ve Semih yaşasın” sözünü bir kez daha yineleyerek açıklamalarını sonlandırdı.

  • Savcı, Semih Özakça’nın beraatına itiraz etti

    Savcı, Semih Özakça’nın beraatına itiraz etti

    Ankara Cumhuriyet Savcısı öğretmen Semih Özakça’ya verilen beraat kararına itiraz ederek Özakça’nın açlık greviyle örgüte yardım suçu işlediğini iddia etti.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, Ankara Cumhuriyet Savcısı Osman Öztürk, açlık grevi davasında yargılanan öğretmen Semih Özakça’ya verilen beraat kararına itiraz etti. Özakça’nın cezalandırılması için istinafa başvuran savcılık, Özakça’nın açlık grevi eylemiyle örgüte yardım suçunu işlediğini öne sürdü.

    Mahkemenin, itirafçı tanık Berk Ercan’ı beyanlarına itibar edilen bir tanık olarak nitelendirdiğini anlatan savcı, şunları kaydetti:

    “Yine mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği üzere münhasıran açlık grevi yapmanın suç olmaması hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak konusu suç teşkil etmeyen bir eylemin örgüt amaçları doğrultusunda veya talimatıyla yapılmasının ‘örneğin yemek vermek, araç vermek…vs’ örgüte yardım olarak değerlendirilebileceği de aynı kararda belirtilmektedir. Bu kapsamda tanık beyanları da dikkate alınarak Semih Özakça hakkında örgüte yardım suçundan ceza verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Usul ve esas yönünden Kanun’a aykırı bulunduğundan kararın istinâfen kaldırılması arz olunur.”

    Öte yandan Nuriye Gülmen’in avukatı Murat Yılmaz, müvekkiline verilen cezanın bozulması ve beraat kararı verilmesi için istinafa dilekçe verdi. (HABER MERKEZİ)