Etiket: bes

  • Dersim Bes Şubesi’nden tepki: Sınavı geçtiler, mülakata takıldılar, Türkiye birincisi terfi edemedi!-VİDEO

    Dersim Bes Şubesi’nden tepki: Sınavı geçtiler, mülakata takıldılar, Türkiye birincisi terfi edemedi!-VİDEO

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın açtığı ‘Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavı’ sonrası yapılan mülakatta usülsüzlük yapıldığı iddia edildi. Konuya dair açıklama yapan BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, mülakat sonuçlarının resmi olarak açıklanmadan iktidara yakın sendika başkanı ve sosyal medya aracılığıyla paylaşıldığını vurguladı. 

    KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube Başkanı Sinan Ulu, Adalet Bakanlığı’nın açtığı ‘Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavı’nda usulsüzlük yapıldığını iddia etti.

    Sınavda başarılı olanların yapılan mülakat sonucu elendiklerini belirten Ulu, “AKP 2023 seçimleri öncesinde mülakatın kaldırılacağını defalarca dile getirdi. Fakat üzerinden yıllar geçmesine rağmen mülakat uygulaması kaldırılmadı. Aksine iktidar yanlısı sendikalar mülakat uygulamasının öznesi haline getirildi” dedi.

    MÜLAKATTA ELENDİLER!

    Sınav sonuçlarının 17 Nisan akşamı açıklandığını paylaşan Ulu, “Açıklanan mülakat sonuçları hayal kırıklığına yol açtı. Açıklanan toplam kadronun 850’si boş kaldı. Yüzlerce kamu emekçisi buralara atanacak puanı almasına rağmen mülakatlarda elendiler” diye belirtti.

    MÜLAKAT KALDIRILSIN”

    Mülakat sonuçlarının resmi olarak açıklanmadan iktidara yakın sendika başkanı ve sosyal medya aracılığıyla paylaşıldığını vurgulayan Sinan Ulu, şunları ifade etti:

    “Sınavı kazanacakların isimleri sosyal medyadan paylaşıldı. Bundan kaynaklı bakanlığa olan güven sarsıldı. Sendikamıza ulaşan bilgilere göre, Türkiye birincisi, İl birincisi olan ve çok yüksek puan alan kamu emekçileri mülakat sonucunda elendi. Elenenlerden birisi de bizim üyemiz.

    Dersim’de de benzer sonuçlarla karşılaştık. Yaşanan bu gelişme şaibelerin aynen devam ettiğini gösteriyor. Tunceli Adliyesi’nde iktidar yanlısı sendika başkanı sınav sonuçları açıklanmadan bir gün önce, birimleri gezerek üyelerini tebrik etmiş, ‘müdürlüğünüz hayırlı olsun’ demiştir. Bu durum kamu emekçileri arasında ciddi tepkilere yol açtı.

    Sınava güvenin ciddi anlamda zedelendiğini, tarafsızlığın kalktığını da gösterir niteliktedir. Bir kez daha mülakat uygulamasınıın acilen kaldırılmasını, başarı kriterinin yanlızca sınavda alınan puanların olmasını istiyoruz. Mülakat uygulamasına karşı mücadelemiz devam edecektir.”

    İddiaları sorduğumuz MemurSen’e bağlı Büro Memur Sen Tunceli İl Temsilcisi Halil Yalçın, konuşmak istemediğini ve iddiaların asılsız olduğunu söyledi.

    PİRHA/DERSİM 

  • BES: Sefalete teslim olmayacağız-VİDEO

    BES: Sefalete teslim olmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası (BES) 1 No’lu Şube Başkanı Ercan Erdoğan, 2026 bütçesinin emekçilere sefalet dayattığını belirterek “iktidarın saray arkasında yürüttüğü orta oyunu”na tepki gösterdi. BES, 23 Ekim’de tüm illerde işyerleri önünde kitlesel basın açıklamaları yapacağını duyurdu.


    Büro Emekçileri Sendikası (BES), “Sefalete Teslim Olmayacağız! Grevli, Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası İstiyoruz!” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı BES 1 No’lu Şube Başkanı Ercan Erdoğan okudu.

    Erdoğan, iktidarın hazırladığı 2026 yılı bütçesinin ve Orta Vadeli Program’ın emekçilere hiçbir iyileştirme getirmediğini vurguladı. “İktidar bütçe taslağıyla birlikte, başta biz emekçiler olmak üzere toplumun yoksul kesimlerine hiçbir umut vaat etmediğini açıkça ilan etmiştir” diyen Erdoğan, bütçenin “ranta ve sermayeye kaynak aktaran, yoksulları daha da yoksullaştıran” bir anlayışla hazırlandığını söyledi.

    8 Eylül’de açıklanan Orta Vadeli Program’ı hatırlatan Erdoğan, bu programın “düşük ücret politikası, esnek ve kuralsız çalışma, tamamlayıcı emeklilik sistemiyle ücret kesintileri ve yoksuldan alınan vergilerle zenginin teşviki” anlamına geldiğini belirtti.

    TÜİK ve yandaş sendikalar eliyle emekçilerin yoksulluğa mahkûm edildiğini ifade eden Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı’nın “enflasyonun nedeni hane halkının yastık altı birikimleri” açıklamasına da tepki gösterdi. Erdoğan, “Bu söylem, daha sıkı bir ekonomik programın, yüksek vergilerin ve kamusal hizmetlerin kısıtlanmasının habercisidir” dedi.

    BES Araştırma Merkezi (BES-AR) tarafından hazırlanan Ekim 2025 açlık ve yoksulluk araştırmasına da değinen Erdoğan, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenme maliyetinin 37 bin 287 TL, yoksulluk sınırının ise 90 bin 378 TL olduğunu paylaştı.

    Hiçbir oldu bittiyi kabul etmeyeceğiz” diyen Ercan Erdoğan, iktidarın yandaş sendikalar aracılığıyla toplu sözleşme sürecini bir “orta oyunu”na çevirdiğini belirtti. Erdoğan, “Bu oyuna boyun eğmeyeceğiz, bütçe sürecinde emekçilerin haklarını savunmak için mücadele takvimi oluşturacağız” dedi.

    BES’in talepleri arasında şunlar yer aldı:

    • Bütçeden emekçilere daha fazla kaynak ayrılması,

    • Grev hakkı içeren yeni bir sendika yasası çıkarılması,

    • Hakem heyetinin olmadığı, tarafların eşit temsil edildiği bir toplu sözleşme masası kurulması,

    • Mülakat uygulamasına son verilmesi,

    • 3600 ek göstergenin tamamlanması ve ek ödemelerin temel ücrete yansıtılması,

    • İşyerlerine kreş ve bakım odaları açılması,

    • 5510 sayılı yasanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi.

    BES 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Erdoğan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
    Tüm emekçileri işyerlerinden başlayan ortak bir mücadele etrafında birleşmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Arkadaşlarımızın anısını yaşatmaya, barışı ve özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz’-VİDEO

    ‘Arkadaşlarımızın anısını yaşatmaya, barışı ve özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA-KESK bileşenleri olarak yargılama sürecinin sadece IŞİD bağlantılı sanıklarla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Soruşturmanın genişletilmesi, istihbarat mensuplarının dinlenmesi, bu olayda sorumluluğu ve ihmali olan kamu personellerinin bu sürece dahil edilmesi, gerekiyorsa cezalandırılması gerekiyor. Sadece tetikçilerin yargılanıp ceza verilmesi bizim için hiçbir şey ifade etmiyor” dedi.

    KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin 10 Ekim 2015’te, Ankara Tren Garı’nda düzenlediği Barış Mitingi’ne IŞİD tarafından bombalı saldırı düzenlendi. 104 kişinin hayatını kaybettiği saldırı, Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamlarından biri olarak tarihe geçti.

    Yüzlerce yurttaşın da ağır yara aldığı saldırının ardından görülen yargılama süreçlerinde yaşanan usulsüzlüklerin yanı sıra, sanıkların “insanlığa karşı suç” kapsamında yargılanmamaları, toplumun tepkisine neden oldu. Özellikle kamu görevlilerinin sorumluluğunun ortaya çıkarılması talebinin de karşılık bulmamasıyla birlikte bir katliam dosyasının daha üstü örtülmüş oldu.

    10 Ekim 2015’te başkente girişlerdeki arama noktalarının kaldırıldığına vurgu yapan avukatlar, katliamı yapan IŞİD militanlarının yolda hiçbir aramaya takılmamasını da şüpheli bulmuşlardı. Mitingin yapılacağı alan olan Sıhhiye Meydanı için 2 bin 44 polis görevlendirilirken, toplanma alanı olan Ankara Gar çevresinde ise yalnızca 129 polisin olması soru işaretlerini arttırmıştı.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, Ankara Gar Katliamı’nın 10. yılında PİRHA’ya konuştu.

    “10 EKİM’İ DEĞERLENDİRİRKEN O DÖNEMDEKİ SİYASİ ATMOSFERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALIYIZ”

    10 Ekim Gar Katliamı’nı değerlendirirken o dönemdeki siyasi atmosferi göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Sinan Ulu, “2013 yılında başlayan Barış Süreci 2015 yılında sona erdi. 7 Haziran’da seçimler vardı ve iki gün önce Diyarbakır’daki mitingde bomba patladı ve beş kişi hayatını kaybetti. Yıllardır tek başına iktidar olan AK Parti tek başına iktidar olma kabiliyetini o seçimle yitirdi. Ondan sonra da iktidarına devam etmek için sınırlarını bilmediğimiz çeşitli arayışlara girdi. 20 Temmuz’da Suruç’ta bomba patladı ve 33 kişi hayatını kaybetti. Böyle devam eden bir sürecin ardından demokrasi güçleri barışı merkeze alarak bir miting organize etme düşüncesi ile bir araya geldiler ve tüm Türkiye’ye çağrıda bulundular” dedi.

    “IŞİD’İN SALDIRI YAPACAĞI İSTİHBARATI, TERTİP KOMİTESİNDEN GİZLENİYOR”

    IŞİD’in mitingleri hedef alarak katliamlar yapacağı yönünde istihbaratların alındığı ve katliamı yapacak kişilerin de tespit edildiğini söyleyen Sinan Ulu, şunları dile getirdi:

    “Bu bu kişiler teknik takibe takılıyor. Ankara’ya doğru yola çıktıklarında polis noktasına takılıyorlar ama serbest bırakılıyor, yollarına devam ediyorlar. Diğer taraftan da Türkiye’nin dört bir tarafından on binlerce yurttaş bu mitinge katılmak üzere yollara çıkıyor. Burada tabii alınan istihbaratlar ve böyle bir tehlikenin olduğu tertip komitesinde gizleniyor. Ankara’ya giden herkesin dikkatini çeken başka bir husus daha var. Buna benzer merkezi mitinglerde yola çıktıkları kentlerden başlayarak polisler birçok yerde kimlik kontrolleri yaparlardı. Ama bunların hiçbir yapılmıyor.

    Kalabalığın en yoğun olduğu zaman iki bomba patlıyor. Tabii ilk şokun ardından insanlar patlamanın olduğu yere geri dönmeye başlıyorlar ve korkunç manzarayla karşılaşıyorlar. Yerde hayatını kaybetmiş insanlar, uzvunu kaybetmiş insanlar, vücut bütünlüğü bozulanlar, kan gölü, kan deryası ve ilk şok atlattıktan atlatıldıktan sonra insanlara yardım etme süreci başlıyor. Zamanla yarışıyorlar tabii orada. Barış mesajlarının olduğu pankartlar, bayraklar insanların yaralarına sarılıyor, kanları durdurulmaya çalışılıyor. İnsanlar bunlarla taşınmaya başlanıyor. İnsanlar hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalışırken, yaralarını sarmaya çalışırken kalabalıkların üzerine gaz bombası atılıyor.”

    “GAR KATLİAMI’NDA YİTİRDİĞİMİZ ARKADAŞLARIMIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ”

    KESK bileşenleri olarak yargılama sürecinin sadece IŞİD bağlantılı sanıklarla sınırlı tutulmaması gerektiğini ifade eden Ulu, “Soruşturmanın genişletilmesi, istihbarat mensuplarının dinlenmesi, bu olayda sorumluluğu ve ihmali olan kamu personellerinin bu sürece dahil edilmesi, gerekiyorsa cezalandırılması gerekiyor. Sadece tetikçilerin yargılanıp ceza verilmesi bizim için hiçbir şey ifade etmiyor. Türkiye tarihinin gördüğü en büyük ve en kanlı katliam olan Gar Katliamı’nda yitirdiğimiz arkadaşlarımızı unutmadık, unutmayacağız. Böyle bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyayız. Bizler mücadeleci sendikalar olarak arkadaşlarımızın anısını, ideallerini yaşatmaya, barışı ve özgürlüğü savunmaya ve bunun mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • BES Dersim Şubesi’nden TÜİK’e tepki: Ekmeğimiz soframızdan çalınıyor-VİDEO

    BES Dersim Şubesi’nden TÜİK’e tepki: Ekmeğimiz soframızdan çalınıyor-VİDEO

    PİRHA- BES Dersim Şubesi, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamları protesto etti. Açıklamada, “Bizler biliyoruz ki, TÜİK yönetimi kanunun kendisine verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde görevini yerine getirseydi, içinde bulunduğumuz yoksulluğu bu kadar derin yaşamayacaktık” denildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES), Dersim’de düzenlediği eylemde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamları protesto etti. BES Dersim Şubesi tarafından düzenlenen protesto, kamu emekçilerinin ve yoksul kesimlerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi talebiyle gerçekleştirildi.

    Seyit Rıza Meydanı’nda yapılana açıklamada, açıklama metnini BES Dersim Şube Mali Sekreteri İlker Özbilen okudu.

    “BİZLERDEN TOPLANAN VERGİLER TEŞVİK ADI ALTINDA PARA BABALARINA AKTARILDI”

    “İktidarın sermaye yanlısı ve emekçi düşmanı bu politikaları toplumun çoğunluğunu oluşturan biz kamu emekçileri, kamu emeklileri, asgari ücretliler için bitmeyen bir kâbus olmaya devam etmektedir” diyen İlker Özbilen şunları söyledi:

    “Mevcut Hükümet kendisini iktidara getiren ve bugüne kadar iktidarda kalmasını sağlayan uluslararası sermaye ve onun gölgesinde büyüyen yerli sermayenin varlık sebebi olan neo-liberal politikaları tavizsiz uygulamaktadır. Bundan sonraki süreçlerde de bu politikaları uygulamaya devam edeceğini Orta Vadeli Programda (OVP) ilan etmiş bulunmaktadır.

    Uluslararası ve yerli sermayenin talepleri doğrultusunda, toplumun ortak kazanımı olan ve ülkenin kalkınmasında mihenk taşı görevi yapan kuruluşlar çerez fiyatına elden çıkarılarak, bahsi geçen sermaye gruplarına servet olarak aktarılmıştır. Bu yetmezmiş gibi bizlerden toplanan vergiler teşvik adı altında para babalarına aktarıldığı gibi; ülkemizde yaşanacak deprem riskine karşı kentlerimizin imarı için topladığımız deprem vergilerini bile yasaya aykırı bir biçimde yola, köprüye, havalimanına harcamaktan geri durmamıştır.

    Bilindiği gibi bütçe kanunu gereği 2025 yılının bütçe görüşmeleri 15 Ekim itibarıyla TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlayacaktır. Ancak iktidar tarafından 5 Eylül 2024 tarihinde açıklanan Orta Vadeli Programda (OVP) belirlenen kıstaslarda bir bütçe hazırlayacağını, dolayısıyla emekçi ve yoksul düşmanı ve sermaye yanlısı ekonomik programa sadık kalacağını ilan etmiştir.”

    “TÜİK YÖNETİMİ GÖREVİNİ YERİNE GETİRSEYDİ, YOKSULLUĞU BU KADAR DERİN YAŞAMAYACAKTIK”

    Yoksulluğun halk kesimleri itiraz etmedikçe, devam edeceğinin altını çizen Özbilen, “İktidar bir taraftan yapıp uygulamaya koyduğu bütçelerde bizlere daha az kaynak ayırırken, diğer taraftan bizlerin düşük gelirler elde etmemizde bir aparat olarak kullandığı TÜİK’e piyasa gerçekliğinden uzak enflasyon oranları açıklatarak, düşük ücret politikasını hayata geçirdi ve bizler sürekli bir şekilde yoksullaştık. Bizler biliyoruz ki, TÜİK yönetimi kanunun kendisine verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde görevini yerine getirseydi, içinde bulunduğumuz yoksulluğu bu kadar derin yaşamayacaktık.

    Bir yandan TÜİK’in uzun yıllardır piyasa gerçekliğinden uzak, iktidarın düşük ücret politikalarıyla uyumlu enflasyon verileriyle alın terimizin hakkı olan ekmeğimiz soframızdan çalınıyor, bir yandan da temel insan hakları içinde yer alan ve ücretsiz olarak verilmesi gereken sağlık hakkı, eğitim hakkı ve nitelikli kamusal hizmetler ulaşılamaz hale getirilerek, ağır vergilerle de kronik olarak yoksullaştırılıyoruz” dedi.

    “HAKLARIMIZI ARAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İlker Özbilen, “TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarıyla mağdur olan tüm kesimleri haklı mücadelemizde birlikte olmaya çağırıyoruz” diyerek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “İlgili yetkililerin 2022’den beri açıklamaktan imtina ettikleri gıda fiyatları verilerini düzenli bir şekilde kamuoyunla paylaşmaya ve piyasada oluşan gerçek veriler üzerinden enflasyon oranlarını açıklamaları gerektiğini kendilerine hatırlatıyoruz. Aksi takdirde, iktidarla birlikte bizleri yoksullaştırmak üzere veri paylaşmamalarını sürekli teşhir edeceğimizi ve kanunun kendilerine yüklemiş olduğu görevleri kötüye kullandıkları gerekçesiyle haklarında suç duyurusunda bulunmaya devam edeceğimizi ve yine görevlerini kötüye kullandıklarından dolayı haklarında dava açarak, hukuki yollardan da haklarımızı aramaya devam edeceğimizi beyan ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılışta bir konuşma yapan BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılış ve saygı duruşuyla başlayan programda, önce divan seçimi yapıldı. İHD Dersim Şubesi Eş Genel Başkanı Gürbüz Solmaz’ın divan başkanlığında yapılan genel kurula ilgi büyüktü.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun şehir dışında bulunmalarından dolayı mesajla katıldığı BES Dersim Şubesi 10. Olağan Genel Kurulu’na, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun ile başkan yardımcısı Sönmez Aydın, DİSK Genel-İş Dersim Şube Başkanı Çetin Yolluk, Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, HDP İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Sözcüsü Eylem Yamaç, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ile birçok sendikacı, siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    “EMEK, DEMOKRASİ DEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açılışta bir konuşma yapan ve sendikal sorunlarından bahseden BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Açlık, yoksulluk, sefalet, güvencesiz çalıştırılma koşullarında, kamusal hizmetlerin özelleştirme politikalarıyla tasfiye edilmesi karşısında, onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin de birer konuşma yaptılar.

    Konuşmaların ardından yönetim, denetim ve disiplin kurulları faaliyet raporlarının ve mali raporların görüşüldüğü genel kurulun öğleden sonraki oturumunda, yönetim, denetim ve disiplin kurullarının yeni asil ve yedek üyelerinin seçini yapıldı.

    BES Dersim Şubesi’nin yeni yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Sinan Ulu, Murat Biroğlu, İlker Özbilen, Elif Yıldız, Umut Karabulut, Kazım Hazar, Erol Yıldız. Yönetim kurulu daha sonra toplantı yaparak kendi aralarında görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • BES/AR: Ağustos ayı açlık sınırı 15 Bin 660 lira- VİDEO

    BES/AR: Ağustos ayı açlık sınırı 15 Bin 660 lira- VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES/AR), düzenlediği basın toplantısında açlık ve yoksulluk sınırı verilerini paylaştı. 12 Eylül darbesinin vurgulandığı toplantıda “Darbelere karşı demokrasi, yoksulluğa karşı insanca bir yaşam için direniyoruz” mesajı verildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası basın toplantısında BES-AR Ağustos ayı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını ve sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Basın metnini BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu okudu.

    “12 EYLÜL DARBESİNDE 30 BİN KAMU EMEKÇİSİ İŞLERİNDEN ATILDI”

    12 Eylül Askeri Darbesinin 43. yıl dönümü olduğunu hatırlatan BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu, darbenin siyasal ve ekonomik sonuçlarının halen devam ettiğini söyledi. Berdicioğlu şunları ekledi:

    “Ekonomik ve siyasi sonuçlarını halen yaşamaya devam ettiğimiz darbenin tarihsel olarak en sade özeti “Gülme sırası bizde” sözü oldu. Dönemin TİSK Başkanı Halit Narin’in darbe sonrasında söylediği “20 yıldır işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde” sözü sermaye sınıfının darbe karşısında konumlanışını ortaya koyarken, geçen onlarca yıla rağmen sermaye sınıfı gülmeye devam ediyor. “Kriz teğet geçti” diyen Başbakanlar, “dolarla mı maaş alıyorsunuz” diyen Bakanlardan sonra mesele “hayat pahalılığı yok, sorun psikolojik” söylemine kadar getirildi. Pandemi sonrası süreçte enflasyonla mücadele adı altında tüm ülkeler faiz yükseltirken, kendisini ekonomist ilan eden Cumhurbaşkanı tarafından Nas gerekçe gösterilerek sürekli faiz indirimine gidildi. Enflasyonla mücadele TÜİK verilerinin manipülasyonu ile sınırlı kaldı.”

    “HÜKÜMETİN 3 YILLIK BEKLENTİ VE HEDEFLERİNİ CİDDİYE BİLE ALMAMAK GEREKİYOR”

    Geçtiğimiz hafta açıklanan 2024-2026 yıllarını kapsayan OVP programını da değerlendiren Berdicioğlu, şunları aktardı:

    “Program ana hatları ile incelendiğinde IMF’nin Türkiye Raporlarında yer alan öneriler etrafında şekillendiği görülüyor. Sermaye sahipleri için kur korumalı mevduat hesapları, müteahhitler için dövize endeksli ödeme garantisi sunulurken, emekçilere hiçbir zaman tutturulamayan hedef enflasyona göre artış dayatılıyor.
    21 yıllık AKP iktidarında OVP ve bütçe hedefleri göz önüne alındığında hedeflerin tutmadığı ya da revize edildiği ortadayken, yılsonu hedeflerini tutturamayacak bir hükümetin 3 yıllık beklenti ve hedeflerinin öncelikle ciddiye bile almamak gerekiyor. Batıdan sıcak para bulmak ihtiyacı ile mevcut maliye ve ekonomi politikalarından “U” dönüşü yapılarak hazırlanan OVP’nin emekçilere fayda sağlamayacağı ortada.Milyonlarca kamu emekçisi ve emekliyi mağdur edecek bu tutarsızlık bile OVP’nin ve TİS’in ne kadar öngörüden ve ciddiyetten uzak hazırlandığını gösteriyor.

    Sendikamız tarafından her ay düzenli olarak açıklanan açlık ve yoksulluk rakamları ile kamu emekçilerinin tüketim tercihleri baz alınarak hazırlanan enflasyon oranları ortadadır. Kamu emekçilerinin maaşları yıllardır reel olarak düşmektedir. Tek adam rejimi Türkiye ekonomisini uçurumun kenarına kadar getirmiş, şimdi yeni bir acı reçete ile bedeli emekçilere ödetilmeye çalışılmaktadır. Gerçek bir toplu sözleşme yasasının çıkarılması ve grev hakkımızla ilgili iç hukukta düzenleme yapılması en acil talebimizdir. 12 Eylül askeri darbesinin puslu havasını dağıtıp sendikalarımızı nasıl kurduysak, milyonların katıldığı grevleri, yüzbinlerin katıldığı mitingleri nasıl yaptıysak tek adam rejiminin kapısını aralayan 12 Eylül 2010 referandumu ile bizlere dayatılan toplu sözleşme sistemini de tarihin çöplüğüne göndereceğiz.”

    “AĞUSTOS AYI AÇLIK SINIRI 15 BİN 660 LİRA”

    Bahadır Berdicioğlu araştırma verilerine göre 4 kişilik bir memur ailesinin 2023 Ağustos ayı açlık sınırının 15 bin 660 lira olduğunun altını çizerek  yoksulluk sınırı rakamlarını şu şekilde ifade etti:

    • Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Ağustos 2023 için 15 bin 660 lira,
    • Tek Bir kişinin (bekâr) bir çalışanın Yaşam Maliyeti ise 21 bin 050 lira,
    • Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı kısacası Yoksulluk Sınırı 46 bin 980 lira olmuştur.

    Bu sonuçlara göre;

    Kamuda bekâr, çocuğu olmayan bir kamu emekçisi gelir vergisi kesintileriyle birlikte 20 bin 580 lira ücret ile 21 bin 050 lira olan yaşam maliyetinin altında ücret alarak hayatını idame ettirmeye çalıştığı gerçeği ile;
    4 kişilik bir ailenin 4‘ü de asgari ücretle çalıyor olsa bile, alınan ücret toplamı yoksulluk sınırının altında kaldığı gerçeğini siz değerli basın emekçileri aracığıyla tüm kamuoyu ile paylaşıyor.

    “GÜLME SIRASI EMEKÇİLERDE OLACAK”

    Berdicioğlu, Büro Emekçileri Sendikası olarak tüm kamu emekçilerine, asgari ücretlilere, emeklilere insanca yaşayacak bir ücret talep ettiklerini belirterek,  “Taleplerimizi elde etmenin yolunun mücadele, kazanımlarımızı korumanın yolunun demokratikleşme olduğunun bilinciyle emek ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. Eşit, özgür, demokratik, laik bir ülkede barış ve kardeşlik içerisinde yaşadığımızda, gülme sırası emekçilerde olacak” dedi.

    “ÖZGÜR GELECEĞİ HEP BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Basın toplantısında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise şunları söyledi:
    “Tam 43 yıl önce bu ülkede yaşanan anlatılması ve unutulmaması gereken zor bir tablo var. Başta emekçilere yönelik sermayenin beklentileri doğrultusunda yeni bir dizayn için askeri müdahalelerin yaşandığı süreçte on binlerce insan tutuklandı, gazeteciler tutuklandı, demokratik sivil toplum örgütleri, sendikalar kapatıldı. Kamudan biraz önce ifade edildiği gibi 30 bin insan hukuksuz bir şekilde ihraç edildi. Onunla yetinilmedi o dönem uygulanan idam cezalarıyla, tutuklama ve baskılarla sermayemin ihtiyaçları doğrultusunda bir yaşam dizayn edildim. Bugüne geldiğimizde AKP-MHP bu kimliği devraldı. Bugün bu ülkede AKP’nin yaşatmış olduğu katliamlarla, onlarca gazetecinin şu anda cezaevinde olmasıyla, seçilmiş milletvekillerinin hukusuzca tutuklu olmasıyla, belediyelere atanan kayyumlarla, tüm bunlarla dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek için 12 Eylül zihniyeti ile hesaplaşmak için daha fazla mücadeleye ihtiyacımız var. Bu ülke topraklarında, bütün bu coğrafyada demokrasi ve barış için yurttaşlık temelinde, laikliğe sahip çıktığımız, kadınların, gençlerin, çocukların özgürce yaşadığı özgür geleceği hep birlikte mücadelemizle kuracağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Adayı Bülent Kaya: Bu siyasal hareket gençlik, kadın ve Alevilere alan açıyor-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Adayı Bülent Kaya: Bu siyasal hareket gençlik, kadın ve Alevilere alan açıyor-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti’den Ankara Milletvekili adayı olan Bülent Kaya,  “Mevcut adayların da Alevilerin genel taleplerini meclise taşıyacakları, hak ve özgürlükler mücadelesini esas alan, demokratik cumhuriyet felsefesi çerçevesinde hareket edeceklerini biliyor ve inanıyorum” diye konuştu.

    Milletvekili seçimleri için Yeşil Sol Parti listesinde yer alan isimler arasında geçmiş yıllarda Alevi örgütlerinde faaliyet yürüten Bülent Kaya da bulunuyor. Alevi mücadelesinin yanı sıra emek cephesinden de ismi bilinen Kaya’ya, Ankara 1. Bölge 11. sıradan yer verildi.

    Divriği doğumlu Bülent Kaya, köy kökenli bir ailenin çocuğu olduğunu ifade ederek 1960 yılından bu yana Ankara’da yaşadığını belirtti. Kaya, bütün eğitim sürecini Ankara’da tamamladıktan sonra Ankara Belediyesi’nde kamu görevlisi olarak çalıştı. 1980 yılından sonra mesleğe 15 yıl ara verdiğini anlatan Bülent Kaya, sonrasında ise çalışma Bakanlığında göreve başladı. Ziya Halis döneminde bakan danışmanlığı da yapan Kaya, sonrasında sendikal mücadele içerisinde yer aldı.

    Bülent Kaya, Tüm Sosyal Sen Genel Başkanlığının yanı sıra iki dönem de Büro Emekçileri Sendikası’nın Genel Başkanlığı görevini yürüttü.

    2018 yılında da emekli olan Bülent Kaya, şimdi ise Yeşil Sol Parti’de yerini alarak seçim çalışmalarına katıldı.

    “YEŞİL SOL PARTİYE İNANCIM TAM”

    “Partime ve halkıma katkı sağlamak için aday oldum” diyen Bülent Kaya ile adaylık süreci ve seçim çalışmalarına dair konuştuk. Uzun yıllardır HDP geleneğine ilgi gösterdiğini belirten Kaya, “Biz listede olsak da olmasak da partimize güç katmak ve adaylarımızı meclise göndermek için çaba sarf edeceğiz. Ben de o kürsüyü mecliste halkım adına kullanmak isterdim doğrusu. Ama meclise göndereceğimiz arkadaşlarımızın her biri bunun layıkıyla yerine getirecekleri konusunda inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

    Yeşil Sol Parti’nin 3. yolu esas alan bir duruş sergilediğini vurgulayan Kaya, “yeni bir kanalın açıldığını” belirterek “HDP eşittir Yeşil Sol Parti. Bu konu ile ilgili Alevilerin de bir sözü vardır “Ali Muhammed’den ayrılır mı?” diye. Biz birbirimizden ayrılmayız doğrusu” diye konuştu.

    “ALEVİ ADAYLARI DAHA GENİŞ OLABİLİRDİ”

    Kaya, Yeşil Sol Parti listeleri içerisinde Alevi kurumlarını temsilen isimlerin az kaldığı yönündeki eleştirilere de cevap verdi. Kaya şunları söyledi:

    “Bu konuda Alevi kurumlarının bir çabası söz konusu. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun çok açık bir tutumu var, açıklamasında bu hareketi desteklediğini belirttiler. Alevi adaylarımız da var fakat Alevi kurumlarının nasıl bir diplomasi yürüttüğü konusunda ben bir söz söyleme hakkını kendimde göremiyorum. Alevi adaylarımızın varlığının yeterli olduğunu görüyorum ancak daha iyi de olabilirdi. Daha geniş, cem olarak adaylar tespit edilebilirdi. Ama mevcut adaylarımızın da Alevilerin genel taleplerini meclise taşıyacakları, hak ve özgürlükler mücadelesini esas alan, demokratik cumhuriyet felsefesi çerçevesinde hareket edeceklerini biliyor ve inanıyorum.

    Bu siyasal hareket gençlik, kadınlar ve Aleviler üzerine çok ciddi politikalar geliştirerek alanı bu kesimlere açıyor. İnanıyor ve güveniyorum ki Aleviler kendilerini bu partide göreceklerdir. Bu parti siyaseten Alevilerin taleplerini meclise taşıyacak, çözüm yollarını Alevilerle birlikte gerçekleştirecektir.”

    “BİR ARADA YAŞAMANIN TEMELLERİNİ ATMAK İSTİYORUZ”

    Kaya, yurttaşın oyunu almak adına nasıl bir çalışma yürütecekleri konusunda da bilgi verdi. Kaya, emekçi kimliği ile Yeşil Sol Parti’de yer aldığının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Kürt siyasal hareketinin, Türkiye’nin bütün meseleleri ile ilgili görüş ve düşünceleri var. Birlikte demokratik bir ulus yaratma, demokratik cumhuriyeti inşa etme temelinde herkesin kendi kimliğiyle, inancıyla, değerleriyle var olacağı bir yeni toplumsal yapı oluşturmaya çalışıyor. Bu paradigmaya uygun alanın da dilini birleştirerek yeni bir hareketin yaratılmasını katkı sağlayacaktır. Bunun için de partinin temel yaklaşımları ve ilkeleri arasında halkla buluşmalar gerçekleştirilecektir.

    Özellikle batıda adaylarımızın, örgütümüzün, toplumun diğer kesimleri ile bu harekete flu bakan kesimlerle buluşması ve kendini anlatması gerekmekte. Sosyalistlerin, özellikle batıda halkla buluşarak Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, ezilenlerin, işçilerin, ötekilerin, bir bütün hareketini sağlayacak ve örgütleyecek dili kullanmaları gerektiğine inanıyorum. İnandırıcılığımız pratiğimizde zuhur etmesi gerekir. Bu pratikteki tutum diğer kesimlerin bizimle buluşmasına vesile olacaktır. Biz bu topraklarda yaşayan herkesle tokalaşmak istiyoruz. Barışın, dostluğun, kardeşliğin, bir arada yaşamanın temellerini yeniden atmak istiyoruz. Biz ne bu mevcut sistem ne de mevcut sisteminin reforme edilerek yola reva olmasını değil, kurucu bir irade üzerinden demokratik toplum, demokratik cumhuriyet temelinde yeniden bir buluşmayı sağlamak istiyoruz. O zaman herkes özgürleşecektir. Aksi takdirde yolumuz uzun, görevimiz zor doğrusu.

    “VATANDAŞ, BİR SIKIŞMIŞLIK ARASINDA”
    Bu kadar zulüm yoksulluk eziyet varken, sokaktaki vatandaşlara bunu çözecek iradenin biz olduğumuzu anlatabilirsek vatandaş bize oy verecektir. Çünkü bir sıkışmışlık arasındadır vatandaş. Toplumu bölen, ötekileştiren dili reddeden, kardeşliği, birlikte yol yürüme esası üzerine bir dil kurarsak, sorunları çözecek gücün bizde olduğunu anlatabilirsek sokaktaki vatandaşın da buna hazır olduğuna inanıyorum. Sorun, bizim bunu oraya götürüp anlatabilme biçimimizdeki durumdur.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Memurlar ve emekliler Mersin’den seslendi: İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz-VİDEO

    Memurlar ve emekliler Mersin’den seslendi: İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de sokağa çıkan memurlar ve emekliler TÜİK,’in açıkladığı enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Buradan bir kez daha ifade ediyoruz! ne TÜİK’in enflasyonu ne de Memur Sen’in satış sözleşmesine teslim olacağız!” dedi.

    TÜİK, yıllık enflasyonu yüzde 64,27, ENAG ise yıllık enflasyonun yüzde 137 olduğunu açıkladı. TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları sonrası memur ve memur emeklilerin maaşına yüzde 16,50 zam bekleniyor.

    Enflasyonun açıklandığı saatlerde Mersin’de memurlar ve emekliler iki ayrı noktada sokağa çıktı.

    “NE TÜİK’İN ENFLASYONU NE DE MEMUR SEN’İN SATIŞ SÖZLEŞMESİNE TESLİM OLACAĞIZ!”

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Mersin Maliye binası önünde basın açıklaması yaparak, “İnsanca bir yaşam, güvenli bir gelecek ve güvenceli bir iş için mücadele kararlılığımız sürüyor” dedi.

    Basın metnini okuyan BES Şube Başkanı Murat Doğan, AKP iktidara geldiğinde asgari ücretin altında emekli maaşının olmadığını belirterek, “Emeklilerin neredeyse tamamı asgari ücretin altında maaş ve ücretlere mahkum edilmiş durumda. TÜİK’in bugün açıkladığı Aralık ayı TÜFE oranına göre altı aylık %15,40 oranında enflasyon ile birlikte  ( 15,40-7)+8)  %16,40 oranında gerçeklikten uzak bir maaş artışı ile karşı karşıyayız. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz! ne TÜİK’in enflasyonu ne de Memur Sen’in satış sözleşmesine teslim olmayacağız!” dedi.

    “TOPLU SÖZLEŞME İSTİYORUZ!

    “Bizler kamu emekçileri olarak bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak zam oranını şimdiden protesto ediyoruz!” diyen Doğan, “Biz ulufe değil toplu sözleşme istiyoruz! Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz!  Kamu emekçilerinin talepleri konusunda samimiyseniz, gerçek bir toplu sözleşme yasası çıkarın, grev hakkımızla ilgili yasal düzenleme yapın! Kamu kurumlarını liyakat esası ile yeniden yapılandırın, kamuyu emekçilerin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir işleyişe kavuşturun! Kamuda güvencesiz çalışma biçimlerini yaygın hale getirip seçim dönemlerinde sözleşmeli çalışanları kadroya alacağız diyerek aklımızla dalga geçmeyi bırakın. Vergi dilimi soygununa son verin ve vergide adaleti sağlayın” çağrısında bulundu.

    “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI  9 BİN TL OLMALIDIR”

    Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi de, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Emekliler olarak, insanca yaşamak istiyoruz. Biz emekliler, hakkımızı istiyoruz. Bilimsel verilere göre hesaplanan yoksulluk sınırının üzerinde maaş istiyoruz” denilerek, taleplerini şöyle sıraladılar:

    “-En düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerinde en az, 9 bin TL olmalıdır.

    -Daha önce de belirttiğimiz gibi, sağlık kesintileri kaldırılmalıdır.

    -Bütün emeklilere yılda dört kez olmak üzere en az asgari ücret düzeyinde ikramiye verilmelidir.

    -Ayrıca emekli sendikaları hukuksuz bir şekilde yok sayılmamalı, maaşlar belirlenirken masanın diğer tarafında olmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

  • Bülbül: Çözüm, zamları geri almak değil, AKP’nin gitmesidir-VİDEO

    Bülbül: Çözüm, zamları geri almak değil, AKP’nin gitmesidir-VİDEO

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül zamlara karşı yapılan eylemde konuştu. Bülbül, “Zamlara tepki gösterenlere ‘terörist’ deniyor, gözaltına alınıyor. Zamlar herkesi etkiliyor. Ülkemiz, çocuklarımız, toplumsal değerlerimiz ve ekmeğimiz için bir araya gelmek durumundayız” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Tüm Büro Çalışanları Sendikası’nın (Tüm Büro Sen) Antalya İl Defterdarlığı önünde “Geçinemiyoruz! Yapılan zamları geri alın” başlığıyla yapılan basın açıklamasına katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, zamlara tepki gösterdi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un sözlerini hatırlatan Bülbül, “Şöyle diyor: “Yine de halk bizi destekleyecek.” Buradaki “de” bağlacı önemli. Şunun için söylüyor: Biz zam, zulüm, işkence yapıyoruz. Elektrik kesiyoruz. Yol kapanıyor. Kadın katlediliyor. Çocuğa taciz yapılıyor. Evlerde ısınamıyorlar, barınamıyorlar, beslenemiyorlar. Yine de buna rağmen bize destek verecekler gibi Numan Kurtulmuş kendisini ele veren bir siyaset yapmış oluyor” ifadelerini kullandı.

    “EKMEĞİMİZ İÇİN BİR ARAYA GELMEK DURUMUNDAYIZ”

    Bülbül, “En temel insan hakkı olan beslenme, barınma, ısınma ve ulaşım AKP-MHP eliyle yok sayılıyor” derken, zamlara tepki gösterenlerin hedef gösterildiğini belirtti. Bülbül şöyle konuştu:

    “Zamlara tepki gösterenlere ‘terörist’ deniyor, gözaltına alınıyor. Böylesi bir yerde bu zam sizi etkilemiyor mu? Antalya Valisi, emniyet müdürü sizleri etkilemiyor mu? Herkesi etkiliyor. Dolayısıyla burada ülkemiz, çocuklarımız, toplumsal değerlerimiz ve ekmeğimiz için bir araya gelmek durumundayız.

    Barış, demokrasi, laiklik, insan hakları, temel özgürlükler yok sayılıyor. Tek çözüm zamları geri almak değildir. AKP’nin tasını, tarağını toplayıp, gitmesidir. AKP bir suç örgütüne dönüşmüştür. Kıbrıs’ta işlenen cinayetin üstü kapatılmaya çalışılıyor. Halil Falyalı, Kıbrıs’ta suçişleri bakanının da içinde bulunduğu bir organizasyon ile katledilmiştir. Bunun ucu Bulgaristan’a kadar uzanmıştır. Yarın baş bir yere uzanacaktır. Dolayısıyla zamları, katliamlardan, kadına yapılan zulmü yoksulluktan azade düşünemeyiz.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Mersin’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    Mersin’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- BES, zamları protesto ederek, faturaları yakarak, iktidara zamları geri çekme çağrısında bulundu.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Mersin Şubesi, “Geçinemiyoruz, ısınamıyoruz” diyerek üst üste gelen zamları ve fahiş faturaları protesto etmek için Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenledi.

    HDP, CHP, demokratik kitle örgütü ve sivil toplum örgütü temsilcilerin katıldığı açıklamayı BES Mersin Şube Başkanı Murat Doğan okudu.

    konuşan BES Şube Başkanı Murat Doğan, sermaye sahiplerinin servetlerine servet katarken, emekçilerin payına yoksulluk ve açlık düştüğünü ifade ederek, “Yoksulluk emekçilerin gözlerindeki öfkeye bakılmalıdır. Açlıkla, yoksullukla boğuşan emekçiler, tarlasını ekemeyen, ürünü para etmeyen üretici, ataması yapılmayan gençler, EYT’liler öfkelidir” dedi.

    Doğan, toplum olarak gelen zamlardan bıktıklarını dile getirerek, zamların geri çekilmesini istedi.

    Açıklamanın ardından faturalar yakıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Daha fazla yoksulluk, işsizlik, dayatanlara ‘artık yeter’ demenin vakti gelmiştir’

    ‘Daha fazla yoksulluk, işsizlik, dayatanlara ‘artık yeter’ demenin vakti gelmiştir’

    PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu, “Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor” diyerek basın açıklaması yaptı.

    KESK Samsun Şubeler Platformu, “İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve güvenceli çalışma için halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” diyerek sokağa çıktı. Yapılan basın açıklamasında, iktidarın ekonomi politikaları eleştirilerek “Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor. Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor” denildi.

    “PEMBE TABLOLAR ÇİZMEYE DEVAM EDİYORLAR”

    BES Samsun Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Tuluk’un okuduğu basın açıklamasında, hayatın her geçen gün daha zorlaştığına dikkat çekilerek şu hususlara dikkat çekildi:

    “En önemli toplumsal sorunumuz haline gelen işsizlik ve yoksulluk pandemi koşullarında daha da derinleşiyor. Buna rağmen ülkeyi yönetenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Oysa ister mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster asgari ücretli olalım ister emekli. İster küçük esnaf olalım ister çiftçi… Hiç fark etmiyor. Her gün biraz daha fazla yoksullaşıyoruz. Her gün biraz daha güvencesiz hale geliyoruz. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 10 bin TL’yi aştığı koşullarda geçinemiyoruz.

    Ülkeyi yönetenler büyüme rakamları ile övünüyor. Oysa bizim payımıza hep küçülme düşüyor. Kendine ‘yetkili sendika’, ‘yetkili konfederasyon’ diyenlerin her seferinde altına imza attığı ‘satış sözleşmeleri’ ile maaşlarımız-ücretlerimiz eriyor. Her alışverişte cebimizden çıkan para artsa da poşetlerimiz gittikçe küçülüyor. Milli gelirden, yani emeğimizle, alın terimiz ile ürettiğimiz gelirden aldığımız pay küçülüyor.”

    “MUTLU AZINLIĞIN SERVETİ BÜYÜYOR”

    Tam 12 yıl öncesinin rakamlarının altına inen kişi başına gelirimiz küçülüyor. Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor. Çalıştığımız kamu hizmetleri alanı piyasalaştırma ve tasfiye politikalarıyla, özelleştirme soygunu ile gittikçe daraltıyor, küçültülüyor. Kamuda güvenceli, kadrolu istihdam eriyor, küçülüyor. Yaşadığımız Bu Topraklarda Büyüyen, Artan Şeyler De Var Elbette…

    İşsizler ordusu her gün biraz daha büyüyor. Temel tüketim maddeleri başta olmak üzere iğneden ipliğe her şeyde devam eden zam kasırgası hız kesmeden büyüyor. Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK rakamları ile perdelenmeye çalışılsa da yaşadığımız gerçek enflasyon, hayat pahalılığı büyüyor. Güvencesiz, sözleşmeli, esnek istihdam, angarya çalışma katlanarak büyüyor. Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor.

    Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor. Hem çalışıp üretirken hem de tüketirken bizden kesilen vergiler artmaya devam ediyor. Elimize geçen gelirle ayın sonunu getiremediğimiz için borçlarımız artıyor.”

    “BÜTÇE HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”

    İşte bu ağır koşullarda hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir süreç, bütçe süreci başlıyor. Bütçeler kaynakların kimlerden toplandığını ve söz konusu kaynakların kimlerin ihtiyaçları için kullanıldığını gösteren belgelerdir. Dolayısıyla bir ülkede mevcut sitemin, iktidarın kimden hangi sosyal sınıf ve tabakadan yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçe harcamalarına bakmaktır. Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara, güvenlikçi politikalara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür.

    Sermayeye, patronlara, yandaş müteahhitlere ‘teşvik’, ‘yeniden yapılandırma’ ‘vergi barışı’, ‘vergi affı’, ‘prim desteği’, ‘hazine garantisi’ adları altında muslukları sonuna kadar açanlar sıra alın terinin karşılığını isteyen işçilere, emekçilere gelince ‘bütçe imkanlarımız kısıtlı’, ‘size istediğinizi verirsek gemi batar’ bahanelerinin arkasına saklanmaktadır.

    Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program ülkeyi yönetenlerin yine yüzünü sermayeye sırtını emeğe dönen bir bütçe hazırlığında olduğunu gösteriyor. Bu ülkenin emeği ile geçinen ezici çoğunluğu olarak yan yana gelmezsek yeni açı reçeteler yeni ‘kuru ekmek bütçeleri’ kapımıza dayanacak. Orta vade de, uzun vade de tek planları, programları bizlere daha fazla yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik dayatmak olanlara ‘artık yeter’ demenin vakti çoktan gelmiştir.

    KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!

    Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz. Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere; yıllardır yok sayılan pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!”

    PİRHA/SAMSUN

  • Ankara’da birçok kurumdan 9 Haziran’daki Sivas Davası’na duyarlılık çağrısı-VİDEO

    Ankara’da birçok kurumdan 9 Haziran’daki Sivas Davası’na duyarlılık çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 9 Haziran’da görülecek Sivas Madımak duruşması için dost kurumlarla ortak açıklama yaparak “Hak ve hakikat için, Ne-Hakk zihniyete karşı birlik olalım” denildi. Açıklamaya, HDP Ankara İl Örgütü, BES Genel Merkez, Tarım Orkam-Sen, İHD Ankara Şube, Birleşik Devrimci Parti, Varto Der, Gürün-Yuva-Külahlı Derneği, BDSP ve çok sayıda yurttaş da destek verdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 9 Haziran’da Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Sivas Madımak Davası nedeniyle dost kurumlarla ortak basın açıklaması yaptı.

    Şube binasında yapılan basın açıklamasını DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu. Karabudak “Yüzleşmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır” diyerek 28 yıldır süren katliam davasında gerçeklerin aydınlatılmadığını ifade etti.

    “NEHAK ZİHNİYETE KARŞI BİRLİK OLALIM”

    Mustafa Karabudak, Sivas Katliamı Ana Davasının 2012 yılında zaman aşımına uğratıldığını hatırlatarak, davada firari üç sanığın olması sebebiyle dosyanın kapatılmadığını belirtti. Karabudak, “Hakk ve hakikat için, zalime karşı duralım” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Yakın tarihe baktığımızda Maraş, Çorum, Malatya katliam davaları sürece yayılmış, karartılmış ve unutturulmuştur. Madımak Katliamı’nın da üzerini örtmesini istemiyoruz. Sadece Madımak Katliamı değil; Roboski, Suruç, 10 Ekim Gar Katliamı, Hrant Dink ve diğer katliamlarla da yüzleşilsin istiyoruz. Bu sebeple 9 Haziran’da görülecek mahkemede olacağız. Devlet, bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkânı olmayacaktır. İnanç örgütleri, Sivil Toplum Kurumları, demokratik güçleri olarak, Toplumun, hak arama mücadelesi veren davalara sahip çıkmasını istiyoruz. Ülkedeki demokratik mücadeleye katkısı olacağını düşünüyoruz.

    Yüzleşmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır. Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir; gerçek suçlular yakalanıp adalet önünde hesap vermelidir. Bu Katliamlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Bu suçlarda zaman aşımı olmaz. Üzeri kapatılamaz.

    “KAMUOYUNU DUYARLILIĞA DAVET EDİYORUZ”

    Bizler, 9 Haziran Çarşamba günü saat 14.00’te Ankara Adliyesi, 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılıyoruz; tüm kamuoyunu da duyarlılığa davet ediyoruz. Hak ve hakikat için, Ne-Hakk zihniyete karşı birlik olalım.”

    DAD Ankara Şube’nin düzenlediği basın açıklamasına HDP Ankara İl Örgütü, BES Genel Merkez, Tarım Orkam-Sen, İHD Ankara Şube, Birleşik Devrimci Parti, Varto Der, Gürün-Yuva-Külahlı Derneği, BDSP ve çok sayıda yurttaş da destek verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: İsyanımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: İsyanımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine ilişkin açıklama yaparak “Yaşamın her alanında; ayrımcılığa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı direnmeye ve örgütlü mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ı coşkumuzla, isyanımızla sokaklarda karşılamaya çağırıyoruz” dedi.

    Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine ilişkin Büro Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Daha iyi çalışma koşulları ve yaşam hakkı için mücadele yürüteceklerini dile getiren Ankara Kadın Platformu, “Yaşamlarımızı çalmak isteyenlere karşı buradayız” diyerek AKP iktidarının kadın politikalarını eleştirdi.

    Platform adına basın metnini Esma Çağlak okudu. “AKP, elde ettiğimiz kazanımlarımıza saldırıyor, haklarımızı gasp ediyor, erkekleri cesaretlendiren cinsiyetçi söylemlerde bulunuyor” diyen Esma Çağlak, kadın cinayetlerinde cezasızlığın kural haline getirildiğine vurgu yaptı.

    “PEKİ KADINLAR KATLEDİLİRKEN AKP NE YAPIYOR?”

    Esma Çağlak, kadın cinayetlerindeki artışa da işaret ederek şöyle devam etti:

    “Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenebilmesi için bütün mekanizmalarıyla mücadele etmesi gerekirken erkek egemen yargı İpek Er’e tecavüz eden uzman çavuşu serbest bırakıyor, Nadira Kadirova cinayetinde birincil şüpheli olan AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal milletvekilliğine devam ediyor; ancak Melek İpek gibi hayatını savunan, ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınlar haksız ve hukuksuzca cezalandırılıyor!

    Devlet, bir yandan cezasızlık ile faillere cesaret verirken, diğer yandan koruma kararlarını yerine getirmeyerek, kadına şiddet konusunda önlem almayarak, 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi’ne açıkça saldırarak kadınları savunmasız bırakmaya çalışıyor, bu da yetmez gibi fetvalarla kadınların hayatı kuşatılıyor. İşte bu yüzden diyoruz ki kadın cinayetlerinin ve kadınlara yönelik saldırıların faili devlettir!

    Biz kadınlar biliyoruz ki eşit ve özgür bir yaşam mücadelemiz devletin erkek egemen hukukuna ve yasalarına sığmaz! Bu yüzden dünyayı yerinden oynatacak cesaretimizle, eşit ve özgür bir yaşamı kurma kararlılığımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız!”

    “KADINLAR EV İÇİ EMEK SÖMÜRÜSÜNE DAHA FAZLA MARUZ KALDI”

    Açıklamada, kadınların pandemi sürecinde daha çok olumsuz etkilendiklerinin de altı çizildi. “Pandemiyle birlikte kadın işsizliği arttı diyen Esma Çağlak, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “İktidar, toplumu kendi istediği şekilde yeniden inşa etmeye çalışıyor. Türk-sünnî, heteroseksüel, beyaz ve erkek kimlikleri dışında kalan herkesi kriminalize etmeye adeta ant içmiş halde, kadınları ve LGBTİ+ları nefret söylemleriyle hedef gösteriyor, saldırıya uğramalarına ve öldürülmelerine göz yumuyor. Ne yaparlarsa yapsınlar bizler tüm renklerimizle yan yana olmanın coşkusuyla tüm LGBTİ+ saldırılara, homofobiye, heteroseksizme karşı birlikte direneceğiz!”

    “KADINLAR İŞKENCEYLE YILDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Kürt illerinde kadınlar, tecavüz politikalarıyla sindirilmeye çalışılıyor. Örgütlü mücadele veren kadınlar her alanda devlet şiddetinin hedefi oluyor.

    Genç kadınlar; ‘Kadın üniversiteleri istemiyoruz’ diyerek eylem yaptıkları için polis taciziyle, çıplak arama işkencesiyle yıldırılmaya çalışılıyor! Boğaziçi direnişine katılan LGBTİ+’lar iktidar yetkilileri tarafından hedef gösterilerek nefret söylemlerine, saldırılara maruz kalıyor! Kadınların uzun mücadeleleri sonucu elde ettikleri eş başkanlık kazanımı iddianamelerde ‘suç’ olarak gösteriliyor! Belediyelere atanan kayyımlar, kadınların erkek ve devlet şiddetine karşı ulaşabilecekleri, dayanışabilecekleri merkezleri kapatarak, kadınları güçsüzleştirmeye ve yalnızlaştırmaya çalışıyor, kentleri erkekleştiriyor!”

    KADIN DAYANIŞMASI VURGUSU!

    İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağız. Kadın dayanışmasını yargılatmayacağız! Kadın cinayetlerine son vereceğiz! Kadınların eşit ve özgür yaşayacağı bir dünyayı da biz kuracağız!

    Yaşamın her alanında; ayrımcılığa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı direnmeye ve örgütlü mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ı coşkumuzla, isyanımızla sokaklarda karşılamaya çağırıyoruz. 8 Mart pazartesi günü saat 14.30’da Sakarya meydanında buluşuyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • BES: AKP, KYK borçlarını silmek yerine çeyiz parası veriyor!-VİDEO

    BES: AKP, KYK borçlarını silmek yerine çeyiz parası veriyor!-VİDEO

    PİRHA-BES, Genel Sağlık Sigortası prim borcu bulunanlar ile Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim kredisi kullanan milyonlarca kişinin KYK borçlarının silinmesi talebiyle basın toplantısı yaptı. Açıklamada, “İş bulmakta zorlanan genç kadınlara evlilik tek çıkış yolmuş gibi sunulmakta, KYK borçlarını silmek yerine çeyiz parası verilmekte. Öğrencilerin kredi borçları silinmeli öğrencilere kredi değil burs verilmelidir” denildi. 

    Büro Emekçileri Sendikası (BES), sosyal güvencesi olmayanlar için uygulanan Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlarının ve Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim kredisi kullanan milyonlarca kişinin KYK borçlarının silinmesi talebiyle basın toplantısı düzenledi.

    BES Genel Merkezinde yapılan açıklamayı Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu okudu. Berdicioğlu “KYK ve GSS borcu cenderesindeki gençlerin mücadelesi mücadelemizdir” diyerek ekonomik sorunların sağlık sorunlarının önüne geçtiğini söyledi.

    Bahadır Berdicioğlu, işsizlik ve açlık konularının ülkenin birinci sorunu haline geldiğini vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Dört üniversite mezunu gençten üçünün işsiz olduğu bir gerçeklik karsımızda dururken, sayısı beş milyona dayanan gencimizin KYK borcu bulunurken, 300 bini hakkında icra işlemleri başlatılmış durumda. BES olarak bir yandan pandemide yapılandırma olmaz mücbir sebep ilan edilmesi gerektiğini bir yandan da gençlerin Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) borçlarına ilişkin KYK borçlarının silinmesi gerektiğini bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Genç kadın işsizliğinin çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. İş bulmakta zorlanan genç kadınlara evlilik tek çıkış yolmuş gibi sunulmakta erkeğe mahkum bırakılmak istenmektedir. KYK borçlarını silmek yerine çeyiz parası gibi, KYK borcu silme şartı olarak evliliği şart koşma gibi uygulamalarla genç kadınların evlenerek eve sabitlenmesi dolayısıyla yeniden üretim rollerini daha çok üstlenmesi istenilmektedir. Bu siyasi iktidarın kurguladığı düzende kadınlara biçtiği rolü bir kez daha net olarak göstermektedir.”

    “ÖĞRENCİLERE KREDİ DEĞİL BURS VERİLMELİDİR”

    Kredi ve Yurtlar Kurumu 1961 yılında sosyal amaçlı bir kurum olarak oluşturulurken, zamanla öğrencilere kredi veren ve ödenemeyen kredilerle ilgili de adeta bir banka gibi faiz işleten takip ve icra mekanizmasını kullanan bir kuruma dönüşmüştür. Sonuçta öğrenciler aldıkları kredileri eğitim masrafları (barınma, beslenme, ulaşım, kitap vb) için kullandıkları ortadadır.

    Eğitimin parasız olduğu ile övünen siyasi iktidarın öğrencilere eğitim giderlerinin bir kısmını karşılamak için verdiği krediyi daha sonra tahsile gitmesi başlı başına bir çelişkidir. Öğrencilerin kredi borçları silinmeli öğrencilere kredi değil burs verilmelidir.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü toplumu, gençleri önceleyen bir kuruluş olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan diploması bile tartışmalı olan ve Banka Yönetim Kurulu Üyeliği dâhil birçok yerden maaş olan Hamza Yerlikaya gibi yöneticilerin gençlerimizin bu sorununu çözmesi beklenemez.”

    “GENÇLERİMİZ GSS KUŞATMASI ALTINDA”

    Genel Sağlık Sigortası ödemelerinde hane geliri temel alındığından gençlerimiz işsiz de olsalar GSS ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmaktadır. İşsiz ve herhangi bir gelire sahip olmayan kişilerin GSS ödemek zorunda kalması kabul edilemez. Gelir testi kişisel olarak yapılmalı işi ve geliri olmayanlardan GSS alınmasına son verilmelidir.

    Pandemi döneminde en temel ihtiyaç olan sağlık hizmetlerinden faydalanmak GSS borcu olanlar için 2021 yılı sonuna kadar uzatılmakla birlikte GSS ve Bağ-Kur borcu olanlar eczanelerden ilaç alamayacak.

    Bu durumda sözde tanısı ücretsiz yapılan hastalığın tedavisinin sürdürülmesi, parası olmayanlar için eksik kalarak tamamlanamayacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • BES: Haramilerin korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz

    BES: Haramilerin korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz

    PİRHA-BES, Kızılay tarafından Ensar Vakfı’na para aktarımını protesto ettikleri için üyelerine açılan davaya ilişkin açıklama yaparak “Kamu kaynaklarına sahip çıkmak suç değildir” dedi. 

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Ankara şubeleri, Kızılay tarafından Ensar Vakfı’na yapılan para transferini protesto eden üyelerine dönük açılan dava öncesi basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı BES 2 No’lu Şube Başkanı İhsan Gülhan yaptı.

    Gülhan, Başkentgaz’ın, Kızılay aracılığıyla Ensar Vakfı’na 8 milyon dolar aktardığını hatırlatarak “Bu para transferinin aslında kamu kaynaklarının yağmalanması olduğunu halkımızla paylaşmak istemiştik” dedi.

    “VERGİLERİN AKIBETİNİ SORMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

    İhsan Gülhan, polis saldırısı sonucu 19 sendika üyesinin gözaltına alındığını hatırlattıktan sonra, “İktidar şunu bilmelidir ki; baskı ve yasaklara rağmen gerçekleri söylemekten, halkımızın yarattığı değerleri korumaktan, ödediğimiz her kuruş verginin hesabını sormaktan, kamu kaynaklarının halk yararına kullanıldığı bir düzeni savunmaktan bir an bile vazgeçmeyecek, haramilerin korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz” diyerek şu soruları sordu:

    “Geçmişinde iş cinayeti bulunan Torunlar Holdingin sahibi olduğu Başkentgaz hakkında vergi kaçırmaktan dolayı herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

    Ensar Vakfı’na, Kızılay üzerinden bağışta bulunan Başkentgaz, Covid-19 salgını nedeniyle çalışamayan, işten atılan veya ücretsiz izne çıkarılan emekçilerin doğalgaz faturalarının ödenmesinde ne gibi bir yardımda bulunmuştur?

    Kendisine yapılan 8 milyon dolar bağışın 7 milyon 925 milyon dolarını Ensar Vakfı’na aktaran Kızılay, Covid-19 salgını dolayısıyla çalışamayan, işten atılan veya ücretsiz izne çıkarıldığı için zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayan emekçilere destekte bulunmuş mudur?

    1999 yılından beri toplanmakta olan deprem vergileri nerede kullanıldı? Afet riski gözetmeden çıkarılan imar affından kimler kazanç sağladı?”

    Gülhan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Siyasal iktidar kendi suçlarını gizleyebilmek için kendisine yöneltilen eleştirileri şiddetle bastırmaya çalışmakta, özgür basına karartma uygulamaktadır. Ancak biz bu koşullarda bile tüm kamu emekçilerinin, ezilenlerin sesi olmaya, haklarımız için mücadele etmeye devam edecek, bizden kesilen vergilerin akıbetini sormayı sürdüreceğiz. 3 Şubat 2020 tarihinde demokratik hakkımızın kullanılmasını engelleyerek bize saldıranların, o gün suçluları korumak için yeni bir suç işlediğini kamuoyu görmektedir. İktidarın asabileşmesinin nedeni de budur. Bu yanlışlar silsilesinden dönülmesi için, vergi kaçakçılığı ve kamu kaynaklarının yandaşlara peşkeş çekilmesine karşı çıkararak insanlık görevini yerine getirirken darp edilen arkadaşlarımız hakkında açılan davanın kapatılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aydın Salihli’de BES istemeyen köylülere yapılan şiddete tepki

    Aydın Salihli’de BES istemeyen köylülere yapılan şiddete tepki

    PİRHA- 24 Temmuz tarihinde Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Çapaklı mahallesinde yapılması planlanan biyogaz enerji santraline karşı direnen ve jandarmanın şiddetine maruz kalan kadınların görüntüleri sosyal medyada büyük tepkilere yol açtı.

    Manisa Salihli’de Çapaklı köyü yakınlarında kurulmak istenen biyogaz enerji santraline karşı köylüler 24 Temmuz tarihinde eylem gerçekleştirdiler. Jandarmanın şiddetine maruz kalan köylüler arasında çok sayıda kişi yaralanmış, 30 kişi de gözaltına alınmıştı.

    Görüntülerin ortaya çıkmasıyla sosyal medya kullanıcıları jandarmanın şiddetine büyük tepki gösterdi.

    “YAZIKLAR OLSUN” 

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “Kaz Dağları’nda siyanüre, Aydın’da JES’lere karşı mücadele devam ediyor. Salihli/Çapaklı’da toprağına, suyuna ve yaşamına sahip çıkan, biyogaz enerji santraline hayır diyen köylü kadınlara yapılan jandarma şiddetini kınıyorum. Yazıklar olsun” dedi.

    Sosyal medya kullanıcıları da “Canına, dişine takıp emeğinin çok altında kazanan köylü kardeşlerimize böyle mi davranıyorsunuz ? Yazıklar olsun.” “Tek derdi toprağı, suyu ve havası. Bunlar kirlensin istemediği için böyle bir muameleye maruz kalması ne kadar kötü” diyerek yaşatılan şiddete karşı twitter üzerinden tepki gösterdiler.

    NE OLMUŞTU

    Manisa’nın Salihli İlçesi’ne bağlı Çapaklı mahallesinde Ege Biyogaz Elektrik Üretim A.Ş. tarafından Biyogaz Enerji Santrali  ve Gübre Üretim Tesisi, yaklaşık 34.4 bin metrekare yüz ölçümlü alan üzerine yapılması planlanıyor.Köylüler ve çevre aktivistleri kurulmak istenen enerji santraline karşı iptal davası açtı. Şirket iptal davasının kararını beklemeden santral için yol yapım çalışmalarına başladığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • BES Genel Başkanı: Haksız ihraçların altına imza atan kamu idarecileri suç işlemiştir

    BES Genel Başkanı: Haksız ihraçların altına imza atan kamu idarecileri suç işlemiştir

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar, OHAL sonrası ihraç edilen Batman İl Temsilcisi Muhammed Zekerriya Özdil’in FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle savcılık soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanmasına rağmen haksız hukuksuz ihracın/ihraçların altına imza atan kamu idarecilerinin suç işlediğini belirtti. 

    Batman’da Kanun Hükümde Kararnameyle (KHK) kamu görevinden ihraç edilen Muhammed Zekeriya Özdil için ‘çocuğunu FETÖ okullarında okutması’ gerekçe olarak kullanıldı. Bekar ve çocuksuz olan Özdil’in işe iadesi ise ‘PKK iltisaklı’ olduğu yönünde gerekçe bildirilerek reddedildi. Özdil’in hakkındaki suçlamalar, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından işe iade başvurusunun reddedilmesiyle ortaya çıktı.

    “YÜZLERCE ARKADAŞIMIZ HAKSIZ VE HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE İHRAÇ EDİLDİ”

    Konuya ilişkin Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar imzasıyla yazılı açıklama yapıldı.

    Açıklamada, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte  yüz binlerce kamu emekçisinin görevine son verildiği, bazı sendika, dernek, vakıf ve medya kuruluşu kanun hükmünde kararnamelerle kapatıldığına dikkat çekildi.

    Büro Emekçileri Sendikası’nın da çok sayıda üyesinin haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edildiği kaydedilen açıklamada, Batman İl Temsilcisi Muhammed Zekerriya Özdil’in Batman Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde çalışırken önce açığa alındığı, bu süreçte FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle savcılık soruşturmasının yapıldığı, soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanmasına rağmen Kurum tarafından hukuksuz bir şekilde ihraç edildiği belirtildi.

    “HİÇBİR DELİL OLMAMASINA RAĞMEN OHAL KOMİSYONU ‘PKK MÜZAHİRİ’ GEREKÇESİYLE RET KARARI VERMİŞTİR”

    Özdil’in komisyona, ihracının hukuka aykırı olması ve görevine iade edilmesi gerektiğini belirten dilekçeyle başvurduğu ancak hiçbir somut delil ve belge olmadan bu sefer komisyon Özdil’in “PKK müzahiri” olması gerekçesiyle red kararını bildirdiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bunun üzerine Sendikamız dosyayı mahkemeye taşımıştır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, Anayasanın çalışma hakkına ilişkin maddeleri, Uluslararası Sözleşmelere aykırılık taşıyan, somut delillere dayanmayan, kurum kanaati ve isimsiz ihbar mektuplarını baz alarak bu haksız ve hukuksuz ihraçların altına imza atan kamu idarecileri suç işlemiştir. Bu hukuksuzluk idari tasarruf olarak açıklanamaz. Bu idari tasarrufun ise hukuksal hiçbir tarifi olmayan OHAL Komisyonu’nun insafına bırakılması ise ülkede hukuk sisteminin geldiği yeri göstermektedir.

    Hala Ankara 19. İdare Mahkemesi’nde devam eden davamıza ancak 18.06.2020 tarihinde üyemiz hakkında verilen ara kararda Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Mahkeme’ye verdiği cevabı yazı ekindeki dosyada hayal gücünün epey zorlandığını gösterir iddialar yer almıştır.

    – Bekar olan üyemizin eşinin FETÖ’ye bağlı bir eğitim kurumunda çalıştığı,

    – Baba olmamasına rağmen çocuklarının olduğu ve bu kurumda eğitim aldığı,

    – Hiç başvurmadığı halde pasaportunun olduğu,

    – Daha önce aynı savcılık tarafından yapılan soruşturma kapsamında FETÖ ile ilgisi olmadığı ve kovuşturmaya gerek yoktur kararı olmasına rağmen bu sefer Savcılık üyemizin Bank Asya’da hesabının olduğuna ilişkin gerçeğe aykırı bilgi ve ifadeler yer almıştır.

    Görevi adaleti tesis etmek, hukuku uygulamak olan kurumların ve kamu görevlilerinin devletin tüm olanakları ellerindeyken, bu kadar fahiş hata yapmaları, özensiz davranmaları hukuksuzluğun boyutunu göstermektedir. Bu durumda bu iddialarda bulunan kurumların, üyemizin ne zaman evlendiğini, kiminle evlendiğini çocuklarının kim olduğunu, çocuklarının eğitim gördüklerini iddia ettiği Batman İrfan İlköğretim Okuluna ne zaman kayıt olduklarını, adına düzenlendiğini iddia ettikleri, pasaportun ne zaman alındığını ve seri numarasını, Bank Asya’daki hesabına ilişkin tüm somut kanıtları sendikamıza sunmak zorundadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Büro Emekçileri İstanbul’dan seslendiler: Vergide adalet, paylaşımda eşitlik! – VİDEO

    Büro Emekçileri İstanbul’dan seslendiler: Vergide adalet, paylaşımda eşitlik! – VİDEO

    PİRHA – TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına tepkiler gelmeye devam ediyor. Büro Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri tarafından İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Haberin Videosu

    İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında Hazine ve Maliye Bakanlığı’na AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile bağlanan Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamları doğru bulmadıklarını belirttiler.

    Basın açıklamasını okuyan BES İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı İshak Ateş iktidara gelir dağılımında eşit dağılım konusunda hassasiyet çağrısı yaparak “Bizler hayatlarını alın teri ile kazanan emekçiler olarak hakkımızı istiyoruz. Hakkımızı verin, vergileri düşürün” dedi.

     

  • BES’ten Fiili Hizmet Süresi Zammı’na ilişkin yasa teklifi girişimi-VİDEO

    BES’ten Fiili Hizmet Süresi Zammı’na ilişkin yasa teklifi girişimi-VİDEO

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası, Fiili Hizmet Süresi Zammı ve iş riski tazminatına ilişkin taleplerinden oluşan raporun, TBMM’ye yasa teklifi olarak verilmesi için gerekli girişimlerin yapıldığını duyurdu. 

    Pandemi sürecinde çalışan tüm emekçilerin, fiilen geçen tüm çalışmalarına karşılık fiili hizmet süresi zammı ve iş riski tazminatı verilmesi ile ilgili Büro Emekçileri Sendikası yasa teklifi hazırladı.

    Sendika, hazırlamış olduğu yasa teklifini siyasi parti temsilcilerine TBMM yasa teklifi olarak sunmaları konusunda, sendika binasında basın toplantısı yaptı.

    Açıklamayı, BES MYK adına Genel Başkan Serpil Akpınar okudu. Olağanüstü bir süreçten geçildiğini belirten Akpınar, koronavirüs salgını verilerini endişeyle takip ettiklerini kaydetti.

    Akpınar, Dünya Sağlık Örgüt’nün, Avrupa’da kümülatif vaka sayısında en fazla artış kaydedilen beş ülke arasında Türkiye’nin de bulundu bilgisini hatırlatarak, “Aynı gün siyasi iktidar 1 Haziran itibariyle işleyecek olan normalleşme takvimini açıklamıştır.  Açıklanan vaka ve ölüm sayılarındaki azalma umut vericiymiş gibi görünse de salgın hala devam etmekte, her gün 1000 civarında Covid-19 tanısı konulmakta, insanlar hayatlarını kaybetmeye devam etmektedir” dedi.

    “SALGINLA MÜCADELE SÜRECİNDE BİNLERCE EMEKÇİ HAYATINI KAYBETMİŞTİR”

    Siyasi iktidarın ekonomik kaygılarla, birçok kısıtlamayı kaldırdığına dikkat çeken Akpınar, şöyle devam etti:

    “Bu süreçte gerek kamu gerekse özel sektörde çalışan binlerce emekçi hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde gerek yürürlükte olan gerekse mülga olmuş sosyal güvenlik yasalarında işin risk ve zorluk derecesine göre Fiili Hizmet Süresi Zammı uygulanmaktadır. Fiili Hizmet Süresi Zammının amacı, normal çalışma şartlarına göre daha zor şartlarda ve riski daha yüksek işlerde çalışanlara, işin zorluk ve risk derecesine göre yıllık olarak verilen ilave çalışma süresidir. Geçtiğimiz şu süreçte koronavirüsün salgın ve bulaşıcılığı devam etmekte iken, yeni bir durum daha ortaya çıkmıştır ki oda mevcut yasalarımız Covid-19 benzeri insan yaşamını tehlikeye atan, bugün ve yarın sonuçlarının ne olacağı belli olmayan doğal veya doğal olmayan durumlar dahil tüm toplumu ilgilendiren bu risklere rağmen çalışmak zorunda bırakılan işçi ve memur emekçilerin aldıkları riski tazmin etmemektedir. Bundan dolayı işyerlerinde çalışmak zorunda olanların, yaptıkları hizmeti yerine getirirken yüksek risk altında çalıştıkları sürelerde hem yaşam süresi açısından, hem de bunun ekonomik tazmini açısından yasal bir düzenleme şart olmuştur.”

    “GEREKLİ YASA TEKLİFİ GİRİŞİMLERİ YAPILDI”

    “Zor koşullarda çalışmak zorunda bırakılan çalışanların 13 Mart 2020 tarihinden itibaren, işyerlerinde fiilen çalıştıkları her gün için ilave olarak bir gün Fiili Hizmet Süresi Zammı yararlandırılmalarına ilişkin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 40. Maddesi’ne bir bent eklenerek bu haktan faydalandırılmaları gerekmektedir” diyen Akpınar, yine salgın döneminde yüksek risk altında kamuda veya özel sektörde çalışmasına bakılmaksızın her çalıştıkları günü 2 gün sayılarak, 13 Mart 2020 tarihinden itibaren geçen fiili çalışmalarının karşılığı olarak hak ettikleri maaşlarına bu süre karşılığına denk gelen kısmına tazminat ödemesi yapılmasına ilişkin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda ve 4857 Sayılı İş Kanunu’nda gerekli kanuni düzenleme yapılması çağrısı yaparak, tazminatın ödenmesi gerektiğini söyledi.

    Akpınar, son olarak, Fiili Hizmet Süresi Zammı ve iş riski tazminatına ilişkin taleplerinin sendika tarafından yasa teklifi için hazırlandığını, TBMM’ye yasa teklifi olarak verilmesi için gerekli girişimlerin yapıldığını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • KESK Mersin Şubeler Platformu: KHK’liler işlerine iade edilmelidir

    KESK Mersin Şubeler Platformu: KHK’liler işlerine iade edilmelidir

    PİRHA- KESK Mersin Şubeler Platformu adına açıklama yapan BES Şube Başkanı Murat Doğan, koronavirüs salgınına karşı İl Salgın İzleme Kurulu oluşturduklarını belirterek, salgınla mücadelede yaşanan sıkıntıları dile getirdi.

    K oronavirüs salgınıyla ilgili Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubeler Platformu adına Büro Emekçileri Sendikası (BES) açıklama yaptı.

    “5 SAĞLIK ÇALIŞANINDA COVİD-19 POZİTİF TESPİT EDİLMİŞTİR “

    Koronavirüs salgınına karşı KESK bünyesinde kurulan Salgın İzleme Kurulu’na eş zamanlı olarak Mersin’de de İl Salgın İzleme Kurulu oluşturduklarını belirten Doğan, şunları ifade etti:

    “Bugün itibariyle ilimizde çalışan en az 5 sağlık çalışanında Covid-19 pozitif tespit edilmiştir. Bu nedenle, Aile Sağlık Merkezi ve diğer basamaklardaki sağlık merkezlerinde yaşanan kişisel koruyucu donanım eksikliğinin ivedi olarak giderilmemesi halinde daha fazla sağlık emekçisi efekte olacağından korona virüs mücadelesi de sekteye uğrayacaktır. Sağlık emekçileri bugün itibariyle psikolojik ve ruhsal olarak dinlenebilecekleri çalışma (vardiya) sistemine ulaşamamışlardır. Sağlık emekçilerinin sayısı bu çapta bir durum için yeterli olmadığından KHK ile işlerine son verilen sağlık emekçilerinin görevlerine iade edilmeleri gerekir.”

    Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı tüm hızıyla sürerken, salgın günlerinde de risk yaymaya devam ettiğini ve sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalan işçilerin salgını yayma tehlikesi olduğuna dikkat çeken Doğan, yetkilileri santral inşaatını acilen durdurmaya çağırdı.

    “SALGINDAN DOLAYI DÖNÜŞÜMLÜ ÇALIŞMASI SAĞLANMALI”

    Hafta sonları alınan sokağa çıkma yasağı uygulamasının olumsuzluklara yol açtığını, bu nedenle en az 14 günlük bir karantinanın hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Doğan “Salgın ile ilgili olarak merkezi ve yerel bütün kamu kurum ve kuruluşları ile ilimizde de Valilik ve belediyelerin eş güdüm içinde çalışması durumunda salgınla daha etkili mücadele edileceği de bilinmelidir” dedi.

    Doğan açıklamasına şu taleplerle devam etti:

    “*Zorunlu hizmetler hariç tüm hizmetlerin durdurulmasını, İl Pandemi Kurulu’na KESK adına Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın da dahil edilmesini,

    *KHK’lerle ihraç edilen ve haklarında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunmayan tüm KESK’lilerin işlerine acil bir şekilde iade edilmesini,

    *Salgından dolayı dönüşümlü çalışma sağlanmasını,

    *Yatılı kamu kurumlarında (sosyal hizmet kurumları, KYK yurtları gibi) görevli tüm personel ve kalmakta olan vatandaşların Covid-19 tarama testlerinin ivedilikle yapılmasını ve belli periyotlarla tekrarlanmasını,

    *Pandemi süresince su, elektrik ve doğalgazdan ücret alınmamasını,

    *İş akitleri feshedilen, ücretsiz izne ayrılanlara ve ihtiyaç sahibi her vatandaşa ayni ve nakdi yardım yapılmalı, yardımlar siyasi rant sağlamayı amaçlamadan herkese eşit olarak yapılmasını,

    *Ülkemizde bulunan göçmenler ile diğer dezavantajlı grupların da yardımlardan aynı şekilde yararlandırılmalarını, ekonomik kayıpların giderilmesini, ekim ve dikim mevsimi olması nedeniyle salgın sonrası sorun yaşamamak için tarım ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını, olası bir karantina uygulama öncesinde de üretim ile ilgili planlamaların yapılmasını ve çiftçinin desteklenmesi ile gıda üretimi ile ilgili düzenlemeler yapılırken ZMO, TMMOB, sendika gibi meslek örgütlerinin önerilerinin dikkate alınmasını,

    *İlimizdeki mevsimlik işçiler için başta Akdeniz, Tarsus, Erdemli ve Toroslar ilçeleri olmak üzere tüm ilçelerde elektrik ve su gibi alt yapısı hazırlanmış, insanca yaşanabilir asgari şartların sağlandığı konaklama yerlerinin belirlenmesi ve hazırlanması ile sağlık kontrollerinin düzenli yapılmasını,

    *Mevsimlik işçilere ücretsiz maske ve diğer dezenfeksiyon malzemelerinin verilmesini,

    *Özellikle sokağa çıkma yasağının uygulandığı günlerden önce sokak hayvanları için gerekli önlemlerin alınmasını,

    *Salgın döneminde işyerleri kapanan küçük işletmelere kira vb. destek verilmesini,

    *Kadına karşı şiddet konusunda tv, radyo, gazete, sosyal medyadan kamu spotları yayınlanmasını,

    *İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin şekilde uygulanmasını,

    *Bu süreçte ilan almakta sorun yaşayan ve zor günler yaşayan yerel basının desteklenmesini,

    *İnfazda eşitliğin sağlanmasını ve cezaevlerinde olası salgının önüne geçilmesi için acil tedbir alınmasını ve alınan tedbirlerin de kamuoyu ile paylaşılmasını, talep ediyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN