Etiket: bes

  • Büro Emekçileri Sendikası: İnsanca çalışma koşulları sağlanmalı

    Büro Emekçileri Sendikası: İnsanca çalışma koşulları sağlanmalı

    PİRHA – Ankara’da Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Merkezi’nde gerekli altyapı oluşturulmadan pasaport ve sürücü belgesi işlemlerinin nüfus müdürlüklerine devredilmesine karşı basın açıklaması yapıldı. 

    Ankara’da Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Merkezi’nde gerekli altyapı oluşturulmadan pasaport ve sürücü belgesi işlemlerinin nüfus müdürlüklerine devredilmesine karşı basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Merkez Yürütme Kurulu adına Serpil Akpınar okudu.

    “NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ’NİNDE HER GEÇEN GÜN İŞ YÜKÜ ARTIYOR”

    Açıklamada, 29 Ekim 2016’da Resmî Gazete’de yayımlanan 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 3152 sayılı Kanun’a eklenen geçici maddede, Emniyet Genel Müdürlüğünce yürütülen pasaport ve sürücü belgesi hizmetlerine ilişkin iş ve işlemlerin bir yıl içinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne devredileceği belirtildi.

    2 Nisan 2018 tarihinden itibaren, daha önce emniyet genel müdürlüğü tarafından yaklaşık 5000 personelle yapılan pasaport ve sürücü belgesi işlemlerinin, nüfus müdürlükleri tarafından yapılmaya başlanacağı belirtilen açıklamada, sürekli artan işler sebebiyle nüfus müdürlüklerinde sınav ve seçim dönemleri başta olmak üzere her geçen gün çalışanların iş yükünün arttığı kaydedildi.

    Çözüm olarak Emniyet müdürlüklerinden ikişer aylığına birer adet geçici personel görevlendirildiği ifade edilen açıklamada, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bir buçuk yıl önce yayınlanmasına rağmen, hiçbir önlemin alınmadığı ve nüfus müdürlüklerinin asli işi olan kimlik kartı, soyadı değişiklikleri, adres değişiklikleri gibi işlemlerin de yapılamaz hale geldiği vurgulandı.

    “İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI SAĞLANMALI”

    Açıklamada artan iş yüküne karşı çözüm önerileri ise şöyle:

    -Artan iş yükü nedeniyle kadrolu ilave personel istihdamı için gerekli adımlar hemen atılmalıdır. Ancak, geçiş sürecinde, daha önce pasaport ve sürücü belgesi işlemlerinde fiilen çalışan Emniyet Müdürlüğü personelinin (onayları da alınarak) işleri ile beraber Nüfus Müdürlüklerine yakın yerlerde oluşturulacak birimlerde görevlendirilmesi sağlanmalıdır.

    -Fiziksel mekanlar artan iş yüküne göre zaten cevap veremez hale gelmiş iken, mevcut ortamlara yeni masa sandalye eklenerek iş yerlerinin daha da çalışılamaz hale getirilmesine neden olacak uygulamalardan kaçınılmalı, ilave yeni çalışma alanları bulunarak eklenmelidir.

    -Yeni personel istihdamına rağmen, olağan üstü dönemlerde, personelin normal mesai dışında gönüllü çalışacak olanların fazla çalışma sürelerine ilişkin verilecek mesai ücretleri günün koşullarına uygun hale getirilmeli, fazla mesai ücretleri 5 katı olarak hesaplanmalıdır.

    -Hafta sonu da dahil gece gündüz demeden çalışmak zorunda bırakılan nüfus emekçilerinin işe gidiş gelişi için servis mutlaka konulmalı, fazla mesai çıkışına göre de servis saatleri düzenlenmelidir. Ayrıca cumartesi pazar ve gün içinde fazla mesai yaptırılan personelin yemek sorunu çözülmelidir.

    -Nüfus emekçilerinin insanca çalışma koşulları sağlanması için gerekli önlemler derhal alınmalıdır.

    PİRHA-ANKARA

  • Edremit’te 400 adli kontrollü yurttaş var; ‘Türkiye açık cezaevine çevrildi’-VİDEO

    Edremit’te 400 adli kontrollü yurttaş var; ‘Türkiye açık cezaevine çevrildi’-VİDEO

    PİRHA- Balıkesir Edremit’te sosyal paylaşımlar gerekçe gösterilerek Mart ayından bugüne 400’e yakın kişi ev baskınları ile gözaltına alındı. Kendisi de gözaltına alınan Edremit Eğitim- Sen Yürütme Kurulu Üyesi Kemal Yadırgı, “Sadece oturduğum siteden komşularımın birçoğu gözaltına alındı. Ve bu insanların birçoğu aslında emekli, yaşlı insanlar. Kanser hastası olan arkadaşlarımız bile var” dedi.

    Balıkesir Edremit Eğim -Sen Yürütme Kurulu üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Kemal Yadırgı, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Balıkesir Edremit’te son dönemlerdeki en yoğun gözaltının burada gerçekleştiğini söyleyen Yadırgı, Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) konuştu.

    Kemal Yadırgı, “AKP hükümetinin FETÖ darbesini bahane ederek yaşattığı hukuksuz bir süreç. Bu süreçte bizim de binlerce arkadaşımız açığa alındı. Bu arkadaşlarımıza yönelik olarak biz hiçbir zaman desteğimizi bırakmadık. Maddi manevi dayanışmamızı sürdürdük. Bu mücadelemizi devam ettirdik. Tabii Türkiye’de 15 Temmuz  yarım kalmış darbesinden sonra AKP’nin başlattığı bir darbe var. Bu darbe halen sürüyor. Edremit’te de bizim açığa alınan ihraç edilen arkadaşlarımız oldu” dedi.

    Yadırgı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hem Eğitim -Sen’den hem de SES ve BES’ten arkadaşlarımız ihraç edildi. Bunlardan bizim temsilcimiz olan Eğitim -Sen’den Ali Dikengül açığa alınmıştı. Şimdi döndü. Diğer arkadaşlarımız ise ihraç edildiler ve haklarında herhangi bir soruşturma yok.”

    Özellikle Afrin’e yönelik operasyondan sonra Balıkesir Edremit’te 400’e yakın kişinin gözaltına alındığını söyleyen Yadırgı, bu yaşananları muhalif, emekten yana güçleri susturmaya yönelik operasyon olarak nitelendirdi.

    SADECE EDREMİT’TE 400’E YAKIN KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    Yadırgı yaşananlara ilişkin şu bilgileri paylaştı.

    “Afrin’e yönelik operasyondan sonra sanki bir yerden talimat alınmış gibi her yerde insanlar gözaltına alınmaya başladı. Edremit’te de bizim sendikamıza ve muhalif siyasi partilere yönelik operasyonlar yapılıyor. Halen devam ediyor bunlar. Örneğin, Eğitim Sen örgütlenme sekreteri olarak gözaltına alındım. Daha sonra burada EMEP, HDP, CHP, ÖDP ve diğer muhalif partilerden bir çok insan gözaltına alındı. Tahminim şu anda Edremit’te 300-400 civarı adli kontrollü vatandaş vardır. Biz her hafta gidip karakola imza atıyoruz. Sadece oturduğum siteden komşularımın birçoğu gözaltına alındı. Ve bu insanların birçoğu aslında emekli, yaşlı insanlar. Kanser hastası olan arkadaşlarımız bile var. Bu tam sindirme, korkutma ve yıldırma politikası. Tek adam diktatörlüğünü inşa etmeye yönelik bir operasyon. Bu baskı ve zulüm saltanatı yenilecektir diye düşünüyorum.”

    GEZİ EYLEMLERİ GEREKÇE GÖSTERİLDİ

    Sosyal paylaşımları gerekçesiyle gözaltına alınan Yadırgı da, gözaltında 2013’teki gezi eylemlerinin de sorulduğunu söyledi. Yadırgı, “Gözaltında bana 2013-2014 gezi ile 2014’deki sendikal eylemlere ve sosyal paylaşım, eleştirilere ilişkindi. Bundan dolayı yargılandık. Hatta bundan dolayı örgüt üyesi olmakla suçlanıyoruz. Tabii bunları kabul etmiyoruz. Bunlar aslında Türkiye’de muhalif, emekten, barıştan yana olan güçleri susturmaya yönelik operasyon olarak görüyoruz. Bunlar asla bizim mücadelemizi geriletmeyecektir. Biz sendikal güçle mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İHRAÇ EDİLEN EĞİTİMCİLERE DESTEK İSE SÜRÜYOR

    Eğitim- Sen’den açığa alınan eğitimcilere değinen Yadırgı, “Eğitim -Sen üyesi olup da demokrat, sosyalist olan ama bugün FETÖ’den dolayı açığa alınan birçok arkadaşımız var. Hiçbir suçu olmadığını mahkemelerde ve polis incelemelerinde açığa çıkan birçok arkadaşımız halen görevlerine dönemiyorlar” dedi.

    Görevlerine dönemedikleri gibi bir taraftan da iş yapma olanaklarının da ellerinde alındığını söyleyen Yadırgı, Eğitim -Sen olarak Edremit’te her dönem 100’er lira ekstradan para toplayarak ihraç olan arkadaşlarına destek olduklarını ifade etti.

    “TÜRKİYE AÇIK CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜ”

    Türkiye’nin açık bir cezaevine dönüştüğüne dikkat çeken Yadırgı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hem basına yönelik saldırılar, gözaltılar, tutuklamalar, hem de diğer emek örgütlerine yönelik baskılar ile Türkiye açık bir cezaevine çevrilmek isteniyor. Dışarısı da içerisinden farklı değil. Biz sürekli gözetim altında gibi hissediyoruz kendimizi. Hem sendikamızda hem iş yerimizde. Bir taraftan adli soruşturmalar başlarken diğer yandan daha onlar bitmeden idari soruşturmalar ile yıldırılmaya çalışılıyorlar.”

    “GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    “Yaptığımız sendikal her eylem ve etkinlik suç, soruşturma, gözaltı, dava konusu oluyor” diyen Yadırgı, “Biz demokratik, emekten yana barış içerisinde bir Türkiye istiyoruz. Bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde bir eğitim istiyoruz. Dolayısıyla bu mücadelemizin tabii ki bir bedeli var. Bugün bunu ödemek gerekiyorsa ödemeye de hazırız. Buradan bir adım daha geri atmayacağız” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Antalya’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerinin programı açıklandı

    Antalya’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerinin programı açıklandı

    PİRHA – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde programlar kadınlar tarafından birçok kentte açıklandı. Antalya’da da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü etkinliklerinin programları belli oldu.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde programlar kadınlar tarafından birçok kentte açıklandı. Programlarda kutlamadan çok “mücadele” teması öne çıkıyor. Antalya’da da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kapsamında yapılacak etkinliklerin programı belli oldu. Çeşitli kadın toplulukları farklı zamanlarda yapacakları etkinliklerle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü karşılayacak.

    “EMEK, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK İÇİN İSYANDAYIZ”

    ‘Biz kadınlar; Emek, barış ve özgürlük için isyandayız!’ şiarıyla Antalya Kadın Platformu’nun çalışmaları 3 Mart Cumartesi günü 15.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak basın açıklamasıyla başlayacak. 5 Mart Pazartesi 12.30’da Güllük Postanesi önünde bir araya gelecek olan Kadın Platformu üyeleri cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü kadınlarla dayanışma amacıyla kart gönderecek.

    Antalya Halkevi 29 Şubat 14.30’da Kadının Fendi (2010) film gösterimiyle Antalya Halkevi’nde 8 Martı karşılamak için buluşacak.

    8 Mart Günü 12.30’da Büro Emekçileri Sendikası (BES), saat 19.00’da Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ASMO) etkinlikler kapsamında basın açıklaması düzenleyecek.

    Feminist Gece Yürüyüşü ise her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart’ta Üçkapılar’dan başlayacak. ‘Kadın dayanışmasında kadınların mücadelesini,sesini paylaşmak,bir araya gelip birbirimizden güç almak için buluşalım’ diyen feministlerin yürüyüşü 19.00-20.00 saatleri arasında.

    Ayrıca Ekmek ve Gül okur grubu da 10 Mart günü Aydın Kanza Parkı Kültür Salonu’nda ‘Kadınlar Ekmek ve Gül için el ele veriyor’ diyerek kadın işçi ve emekçilerin uğradığı haksızlıklar, artan kadına şiddet olayları ve kadın cinayetleri, çocuk gelinler ve müftü nikahı gibi kadın sorunlarına dikkat çekmek için tiyatro gösterisi düzenleyecek. (HABER MERKEZİ)

  • BES Başkanı Akpınar: İktidarın baskılarına karşı mücadelede inatçıyız-VİDEO

    BES Başkanı Akpınar: İktidarın baskılarına karşı mücadelede inatçıyız-VİDEO

    PİRHA – Son dönemlerde artarak devam eden gözaltı ve tutuklamalara ilişkin Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar PİRHA’ya konuştu. Akpınar, “Bu süreç, 16 yıllık AKP iktidarının yoksullar, emekçiler ve muhalifler üzerinde uyguladığı baskıların bir sonucudur” dedi.

    Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar, son dönemde yapılan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Akpınar, “Haftalardır Türkiye’deki tüm toplumsal muhalefete büyük bir baskı uygulandığını görüyoruz, yaşıyoruz. En son Halkevleri’ne yönelik yapılan gözaltılarda Halkevleri Eş Başkanı Birsel Aktaş da gözaltına alındı. Tabii bu süreç bugün başlayan bir süreç değil” diye konuştu.

    AKP hükümetine tepki gösteren Akpınar şunları kaydetti:

    “16 yıllık AKP iktidarının uyguladığı özellikle yoksular emekçiler ve muhalifler üzerinde uyguladığı baskıların bir sonucu. Hepimiz 15 Temmuz darbe girişimini hep birlikte yaşadık. 15 Temmuz darbe girişimini bahane ederek OHAL ilan edildi. 1,5 yılı aşkındır Türkiye maalesef OHAL düzeninde ve KHKlerle yönetiliyor. Aslında uzun zamandır AKP’nin yönetememe krizini hem siyasi olarak hem de ekonomik olarak bizzat sendikal alandan doğru gözlemliyorduk.”

    “ÜLKE 1.5 YILDIR ZORA DAYALI TEKÇİ ZİHNİYETLE YÖNETİLİYOR”

    Akpınar, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimini Allah’ın bir lütfu olarak nitelediğini hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Çünkü zora dayalı bir sistemi ancak OHAL aracılığı ile KHK ile yapabilirlerdi. 1.5 yılı aşkındır maalesef hukuk ve ülkedeki demokratik kurallar askıya alınarak zora dayalı tekçi bir zihniyetle ülke yönetilmeye başlandı.
    Bu ülkede yaşayan emekçiler olarak aslında darbelerin yoksul ve emekçi halkı ne kadar zorladığını ve baskı politikalarıyla bu alana yöneldiğini biliyoruz. 15 Temmuz darbe sürecinden bu yana baskılar gözaltılar ve tutuklamalar tüm hızıyla devam ediyor.”

    “ÜLKEMİZİ FAŞİZME TESLİM ETMEME KONUSUNDA ISRARCIYIZ”

    Akpınar, son dönemde KESK üyelerine yönelik gözaltılara ilişkin de şunları ifade etti:

    “Kamu emekçileri olarak bu ülkenin her şeyden önce demokratik, laik bir memleket olmasını, barış içerisinde bir arada yaşamı savunan ve bunun için mücadele eden insanlarız. Bu mücadeleyi ortadan kaldırmak isteyen siyasi iktidar bütün muhaliflere baskı uyguladı. Bunu somut şekillerde nasıl yaşadık? Arkadaşlarımız gözaltına alındı, tutuklandı. Birkaç hafta önce gözaltına alınıp İzmir’e götürülen KESK MYK üyemiz Elif Çufadar ve onunla birlikte gözaltına alınan ve yasal bir parti olan bu ülkenin barış ve demokrasi mücadelesinin öncülüğü yapan HDP’ye ilişkin yapılan gözaltılar, tutuklamalar bunun bir göstergesidir.
    Çünkü bizler bu konuda ülkemizi tekçi bir zihniyete ve faşizme teslim etmeme konusunda inatçıyız ve bu konuda direnmeye devam edeceğiz. 10 gün önce KESK Genel Meclisi’ne gelen Diyarbakır Şube Başkanımız gözaltına alındı. Bizler, sonuçta nerede olan, adresi belli olan, nerede yaşadığımız belli olan insanlarız. Sabahın seyrinde saat 5.00-6.00’da kapılar kırılarak evlere girilerek gözaltına alınması AKP’nin aslında niyetinin ne olduğunu göstermektedir. Bütün bu tutuklamalara ve gözaltılara rağmen HDP bir kongre gerçekleştirdi. 32-33 bin insanın katılımı ile bir kongre yapıldı. Bizler kamu emekçileri sokaklarda iş yerlerimizde mücadelemize devam ediyoruz. Hiçbir baskı bizi yıldıramayacak.”

    “İŞ GÜVENCEMİZ, BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    KESK ve KESK’e bağlı sendikalar olarak tüm demokratik kitle örgütleriyle TMMOB, TTB, DİSK, Halkevleri, muhalif siyasi partilerle yol yürümeye devam edeceklerini belirten Akpınar, “TTB’nden söz etmeden olmaz. Afrin’e yönelik operasyona ilişkin TTB’nin savaş bir halk sağlığı sorunudur, savaşı bu şekilde tanımlamıştı. Bundan dolayı TTB konsey üyeleri gözaltına alınmışlardı” diye konuştu.

    Akpınar, “Yıllardır barış, demokrasi, iş güvencesi için mücadele eden tüm emek ve meslek örgütleri TTB’ye destek oldular. Bu TTB’ye destek toplantıları ve sosyal medya desteğinden dolayı yüzlerce insan gözaltına alındı, soruşturmaya tabi tutuldular, tutuklanmaları için mahkemelere sevk edildiler. Bizler KESK’liler olarak iş güvencemiz için, barış için, laik ve demokratik bir cumhuriyet için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Büro Emekçileri Sendikası: Adil bir vergi için dolaylı vergi kaldırılmalı

    Büro Emekçileri Sendikası: Adil bir vergi için dolaylı vergi kaldırılmalı

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası (BES ) yaptığı açıklamada, vergi haftasını etkinliklerle kutlayacaklarını duyurdu.  BES açıklamada, “Adil bir vergi sistemi için tüketilmesi zorunlu mal ve hizmetlerden alınan dolaylı vergiler kaldırılmalıdır” denildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES ) Genel Merkez binasında KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve BES MYK üyelerinin de katıldığı basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını Serpil Akdemir okudu. Her yıl Şubat ayının son haftası vergi haftası olarak kutlanıldığını söyleyen Akdemir, bu vergi haftası boyunca yapılan etkinliklerle verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlıklarının arttırılmasının hedeflenmekte olduğunu kaydetti.

    Akdemir, “29. Vergi haftası etkinlikleri bugün başlayacak ve ay sonuna kadar devam edecektir”dedi.

    Büro Emekçileri sendikası olarak, her yıl olduğu gibi bu yılda Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tertip edilen etkinliklere katılmayacakları kararı alındığı ifade edilen açıklamada, alternatif vergi haftası etkinlikleri düzenleme geleneğini sürdürecekleri belirtildi.

    “VERGİ HAFTASI BOYUNCA ETKİNLİKLER YAPILACAK”

    Açıklamada, Büro emekçileri Sendikası olarak vergi haftası boyunca yapacakları eylemlikler şöyle sıralandı.

    -Her ay aldıkları maaş ve ücretler ve tükettiği mal ve hizmetlerden, vergisini peşin olarak ödeyen emekçiler ve yoksul halkımız açısından, vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlıklarının arttırılmasından bahsedilemeyeceğinden hareketle, emekçiler üzerindeki vergi yükünü her geçen yıl arttıran vergi politikalarının teşhirine yönelik faaliyetler sürdüreceğiz.

    -Mevcut adaletsiz ve çarpık vergi sisteminin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesini değil doğrudan ve dolaylı vergiler yolu ile cendere altına alınan başta emekçiler ve yoksul halkımız olmak üzere tüm toplumsal kesimlere vergide adalet çağrısı yapacağız!

    2017 yılının vergi adaletsizliğinin geldiği boyutun yanı sıra vergi uygulamalarının emekçileri yoksullaştırmanın en etkili aracı haline geldiği belirtilen açıklamada, “Emekçilerin patronlardan daha fazla vergi ödedikleri bir düzen 2017 yılında da devam etmiştir” denildi.

    Vergide adalet mücadelelerini sürdüreceklerini kaydeden Büro Emekçileri Sendikası, Siyasi iktidara ve Maliye Bakanlığı’na çağrıda bulunup “ülkemizde radikal bir vergi reformu yapılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz”denildi.

    “DOLAYLI VERGİLER KALDIRILMALI”

    Adil bir vergi sistemi için ilk aşamalar ise şöyle sıralandı.

    –  Tüketilmesi zorunlu mal ve hizmetlerden alınan dolaylı vergiler kaldırılmalıdır!

    -Birinci vergi dilimi %10’a düşürülmelidir!

    – Açlık sınırı rakamları vergiden muaf tutulmalı, yoksulluk sınırı rakamı en alt vergi diliminden vergilendirilmelidir! (2017 Aralık yoksulluk sınırı 5.238 TL’dir.-TÜRK-İŞ)

    -Bir defaya mahsus olmak üzere servet vergisi konulmalı, sonrasında herkes kazançları üzerinden adil bir vergilendirmeye tabii tutulmalıdır!

    -Rant geliri ve spekülatif kazançların vergilendirilmesi sağlanmalıdır!

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • BES’ten, Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesine tepki-VİDEO

    BES’ten, Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesine tepki-VİDEO

    PİRHA – Büro Emekçiler Sendikası (BES)  Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesini protesto etmek için TBMM Karşısında bulunan Maliye bakanlığında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, “Kamu emekçilerinin gerek maaş artışlarında, gerekse de kayıplarının karşılanmasında veri olarak alınan enflasyon hesaplamaları emekçileri yoksullaştırmanın aracı haline gelmiştir” denildi. 

    Haberin Videosu 

    Basın açıklamasına KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Eğitim- Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ve BES üyeleri katıldı. Basın açıklaması metnini BES Genel Başkanı Serpil Akpınar okudu.

    “Memur-Sen ve hükümet arasında imzalanan satış sözleşmesinin sonuçlarından olan ve kamu emekçilerinin daha da yoksullaşmasına neden olan yüzde 4 lük zamları bordrolarımızda gördük” diyen Akpınar, “Kamu emekçilerinin işyerine gitmek için katlandığı yol parasını ya da işyerinde yediği öğlen yemeği maliyetini bile karşılamaktan uzak maaş artışları kamu emekçilerine kazanım diye yutturulmaya çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “MAAŞLAR AÇLIK SINIRINA YAKLAŞTI” 

    Mevcut tablo kamu emekçilerinin %99’unun yoksulluk sınırı altında maaş aldığını göstermekle birlikte en düşük memur maaşının 2.800 TL olması maaşların açlık sınırı rakamlarına doğru yaklaştığını göstermekte olduğunu dile getiren Akpınar şöyle devam etti:

    “Kamu emekçilerinin gerek maaş artışlarında, gerekse de kayıplarının karşılanmasında veri olarak alınan enflasyon hesaplamaları emekçileri yoksullaştırmanın aracı haline gelmiştir. Enflasyon hesaplamasında oluşturulan sepette, emekçilerin başta gıda ve barınma olmak üzere zorunlu harcamalarının payı bilinçli olarak düşük tutulmaktadır. Bunca müdahaleye rağmen enflasyon rakamlarında “ %12 ” gibi yeni rekorlarla karşı karşıyayız.”

    “SOYGUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    15 yıllık AKP tarihinde ortaya konulan vergi uygulamalarının her geçen gün vergi adaletsizliğini daha da derinleştirdiğini belirten Akpınar, “Özellikle kamu emekçilerinin yılın ikinci yarısında aldıkları maaş zamları vergi dilimi marifeti ile geri alınmaktadır. Kısacası vergi dilimi adı altında bir soygunla karşı karşıyayız. Gelir durumuna bakılmaksızın herkesten aynı oranda alınan dolaylı vergilerin vergi gelirleri içerisinde oranının %70 olması çarpık ve adaletsiz vergi sistemimizi resmederken, bu işleyiş gelir dağılımı eşitsizliğini de körükleyen bir sonuca yol açmaktadır” dedi.

    “MİLYONLARCA EMEKÇİ İLE ADETA ALAY EDİLMİŞTİR”

    Açıklamada, “2018 yılı itibariyle vergisini düzenli ödeyen mükelleflere %5 vergi indirimi yürürlüğe girerken, milyonlarca bordro emekçisinin maaşları eline bile geçmeden her ay peşin olarak ödedikleri vergiler bu kapsam dışında tutulmuştur. Bir yıl önce elde ettiği geliri bir yıl sonra iki taksit halinde ödeyenlere %5 vergi indirimi yapılırken her ay vergisini peşin olarak ödeyen emekçiler 2018 yılında da gelir vergisi tarifesi marifetiyle soyulmaya devam edecektir. Yıllık milyonlarca dolar kazanan profesyonel futbolcuların gelir vergisi oranının 2019 yılı sonuna kadar %15’lik vergi diliminde sabitlenmesiyle da milyonlarca emekçiyle adeta alay edilmiştir”denildi.

    “HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR” 

    “15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL’le, halkın iradesi yok sayılarak TBMM by-pas edilmiş, Türkiye KHK’lerle yönetilen bir diktatörlüğe dönüşmüştür” diyen Akpınar şunları ifade etti:

    “Kamuda yaşanan haksız ve hukuksuz işten atmaların, emekçiler arasında korku yaratmayı amaçladığı ortadadır. Yapılan işlemlerin hukuksuz olduğunu siyasi iktidar da bildiğinden yargı süreçlerini tıkayarak KHK ile oluşturduğu komisyon aracılığı ile süreci uzatmaya çalışmaktadır. Kamu emekçilerinin iş güvencesinin tartışma konusu bile yapılmayacağı, emekçilerin söz ve karar sahibi olacağı bir anlayışın hayata geçirilmesi, kamusal alanın demokratikleşmesinin ilk adımı olacaktır.”

    “EK ZAM TALEP EDİYORUZ” 

    “Üç dönemdir AKP ile sendikası Memur- Sen arasında imzalanan satış sözleşmelerinin kamu emekçilerine getirisinden çok götürüsü olmuştur” diyen BES Genel Başkanı Serpil Akpınar son olarak şunları kaydetti:

    “İmza altına alınan buçuklu zamlar, kamu emekçilerinin beklentilerini karşılamak bir yana, sadece 2017 kayıplarını dahi karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle biz emekçiler EK ZAM talep ediyoruz. Kamuda en düşük maaş yoksulluk rakamı olan 5.238,00 TL seviyesine getirilmelidir. İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret, güvenceli iş güvenli bir gelecek istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • BES: Emekten yana demokratik, eşitlikçi, halkçı bir bütçe istiyoruz-VİDEO

    BES: Emekten yana demokratik, eşitlikçi, halkçı bir bütçe istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-BES, Meclis’te görüşülen Bütçe Kanunu Tasarısı’na ilişkin genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan BES Genel Başkanı Serpil Akpınar, “Gelir dağılımında adaletin sağlanması, emekçilerin insanca bir yaşam sürdürebilmelerine yetecek ücret verilmesi, vergide adalet sağlanması, temel kamu hizmetlerinin ücretsiz olması, ek ödemelerin emekli aylığına esas kazanca dahil edilmesi, kamusal emeklilikte tasfiyenin durdurulması gibi talepler emekçilerin öncelikli talepleridir” dedi. 

    Büro Emekçileri Sendikası (BES), TBMM’ye sevk edilen 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’na ilişkin açıklama yaptı. BES Genel Merkezi’nde yapılan açıklamayı BES Genel Başkanı Serpil Akpınar okudu.

    “EK ZAM TALEP EDİYORUZ”

    Akpınar, hükümetle, Memur-Sen arasında imzalanan ve 2018/2019 yıllarını kapsayan toplu sözleşme sürecinde mutabakata varılan yüzdelik zamların gerçeklikten uzakta olduğu belirtilerek, “Ocak ayında verilecek yüzde 4’lük zamlar daha ele geçmeden erimiş, Temmuz’da yapılacak yüzde 3.5’lik zam ise vergi dilimi vasıtasıyla geri alınmıştır. İmzalanan toplu sözleşme, zammı bir tarafa bırakın, 2017 yılı kayıplarımızı dahi karşılaması için yeterli değildir. Açıklanan enflasyon rakamları, hükümetin koyduğu vergi artışları, akaryakıt ve temek tüketim mallarına gelen zamlar dikkate alındığında, maaşlarımız 2017 başına gerilemiştir. Bu nedenle Bütçe Kanunu’na eklenecek bir madde ile ek zam talep ediyoruz” diye belirtti.

    “VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMAK İSTİYORUZ”

    “Vergi dilimi ucubesine takılarak gelir kaybı yaşamak istemiyoruz, biz de vergi indiriminden yararlanmak istiyoruz” diyen Akpınar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Emekçinin vergileri peşinen kesilirken, sermayenin vergi ödememek için;“Alınan vergiler halka yol, su, elektrik olarak dönüyor” söyleminin geçerliliği kalmamıştır. Devletin halktan aldığı vergilerle karşılaması zorunlu tüm hizmetler paralı hale getirilmiş, önemli bölümü özel şirketlere devredilmiştir. Nitelikli sağlık hizmeti, eğitim hizmeti gibi temel hizmetler bile parası olanların yararlandığı ayrıcalıklı hizmetler haline gelmiştir. Türkiye’de dünyanın en yüksek oranlı ÖTV’sini ödeyen vatandaşlar attığı her adımda ek vergilerle karşılaşmaktadır.  Geçse de geçmese de hazine garantisi verilen köprüler, gitse de gitmese de parasını ödediği şehir hastaneleri gibi çılgın projelerin maliyeti yine vatandaştan alınan vergiler ile karşılanmaktadır.”

    “NEDEN GSM ŞİRKETLERİNİN DEVLET ALACAKLARINA AF GETİRDİNİZ?”

    “Geçmediğimiz köprünün, gitmediğimiz hastanenin parasını ödemek istemiyoruz” diye tepki gösteren Akpınar,Maliye Bakanı, Orta Vadeli Program ve Bütçe ile ilgili açıklamalarda bulunurken, vergi artışlarını ve zamları, jeopolitik nedenlerle ve savunma giderlerinin arttırılma ihtiyacıyla açıklamış, dışarıdan borçlanma yerine vergi ve zamlarla Bütçe Açığını kapatma yoluna gideceklerini belirtmişti. Ancak Mecliste görüşülmekte olan Torba tasarıya eklenen bir madde ile GSM şirketlerinin cezaları silinmektedir, devlet alacaklarından vaz geçilmektedir.O zaman soruyoruz: Madem vergilerle bütçe açığını kapatacaksınız; neden GSM Şirketlerinden 5 milyarı bulan ceza ve devlet alacaklarına torba tasarıda af getiriyorsunuz?” diye sordu.

    “DEMOKRATİK, EŞİTLİKÇİ, HALKÇI BİR BÜTÇE İSTİYORUZ”

    Akpınar son olarak şunları dile getirdi:

    “Görüşmeleri devam eden 2018 savaş, rant, ve yağma bütçesi karşısında, başta insanca yaşayabileceğimiz bir ücret olmak üzere, 2017 kayıplarımızı da karşılayacak ek zam, vergide adalet, gelir dağılımında eşitlik, çalışanlara iş ve ücret güvencesi sağlayacak düzenlemeler, emekten yana demokratik, eşitlikçi, halkçı bir bütçe istiyoruz ”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Büro Emekçileri Sendikası: Yargı emekçilerinin hakları karşılanmalı

    Büro Emekçileri Sendikası: Yargı emekçilerinin hakları karşılanmalı

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) yeni yargı yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yargı emekçilerinin sorunlarını ve taleplerini kamuoyuyla paylaştı.

    Sendika Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında açıklama yapan Büro Emekçileri Sendikası Genel Sekreteri Aziz Özkan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının anayasa değişiklikleri ve uygulanan OHAL ile birlikte ortadan kaldırıldığını söyledi.

    Hakimlerin bağımsız ve tarafsız olmasının, yürütmenin yargıdan elini çekmesinin yargıç güvencesi ile mümkün olacağını kaydeden Özkan, “Bağımsız ve tarafsız yargı vatandaşı devlete karşı koruyan yargıdır. Hükümeti vatandaşa karşı koruyan yargı ise ancak parti yargısı olabilir” dedi.

    Yargının tümüyle siyaset ile iç içe geçtiğine dikkat çeken Özkan, HSK ve yüksek yargı organlarının hükümet tarafından denetim altına alındığını söyledi. Türkiye’nin kanunlarla değil, TBMM’den geçirilmeyen KHK’ler ile yönetildiğini belirten Özkan, “OHAL hukuksuzluğunun asıl hedefi darbecilerle mücadele değil, işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarını yok ederek, hak, hukuk, kuralı olmayan kölece çalışma yaşamı dayatmaktır” dedi.

    “YARGIYA GÜVENSİZLİK YÜZDE 76”

    Yapılan araştırmaların yargıya güvensizliğin yüzde 76’lar düzeyinde olduğunu gösterdiğini kaydeden Özkan, anketlerde en güvenilmez kurumların başında yargının geldiğini söyledi.

    Özkan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Mahkemelere işi düşenler hakim ya da savcının neci olduğunu araştırıyor. Toplumda genel olarak adaletin olmadığı duygusunun ise çok daha yükseklerde olduğu yapılan adalet eylemlerine katılımlarda kendisini göstermiştir.”

    “ADALETSİZLİĞİN EN AĞIR SONUÇLARINI KADIN VE ÇOCUKLAR YAŞIYOR”

    Adaletsizliğin en ağır sonuçlarını kadın ve çocukların yaşadığına dikkat çeken Özkan, taciz, tecavüz, şiddet ve istismar davalarında, “haksız tahrik”, “rızası var”, “iyi hal” denilerek yaşananların meşru kılınmaya çalışıldığını vurguladı.

    “YARGI EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ KARŞILANMADI”

    Yargıda yaşananların yargı emekçilerine de yansıdığını belirten Özkan, geçtiğimiz ay imzalanan toplu sözleşmede yargı emekçilerinin taleplerinin karşılanmadığına dikkat çekti.

    Adalet Bakanlığı’nın 58 bin personel ile hizmet verdiğini kaydeden Özkan, dava sayılarının artışına bağlı olarak personel sayısının artırılmayışının iş yükünü artırdığını ve bel-boyun fıtığı, kalp damar hastalıkları ve psikolojik rahatsızlıkların yargı emekçileri arasında yaygınlaştığını söyledi.

    İş yükü nedeniyle mesai bitimi ve haftasonları da çalışmak zorunda kalındığını söyleyen Özkan, çalışan sayısının artırılmasını, mesai karşılığı izin verilmesini ve fazla mesai ödemelerinde uygulama birliği sağlanmasını istedi.

    “MÜLAKATA SON VERİLSİN” 

    Yargı emekçilerinin disiplin hükümleri yönünden 2802 sayılı yasadan çıkartılmasını talep eden BES Genel Sekreteri Özkan, yeni getirilen rotasyon uygulamasının kaldırılmasını ve görevde yükselme sınavlarında mülakata son verilerek liyakata uygun atama yapılmasını istedi. 

     

    Cebrail ARSLAN/ANKARA