Etiket: birleşmiş milletler

  • Emek ve Demokrasi Güçleri: Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım-VİDEO

    Emek ve Demokrasi Güçleri: Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım-VİDEO

    PİRHA – Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Demokrasi İçin Buluşuyoruz” çağrısı ile 19 Ekim’de yapacağı mitinge dair basın toplantısı yaparak “İnsanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan herkesedir çağrımız” dedi.

    Haberin videosu

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 19 Ekim Cumartesi günü saat 16.00’da Tandoğan Meydanı’nda yapacağı miting için Mülkiyeliler Birliğinde basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun yanı sıra birçok meslek ve sivil toplum örgütünün temsilcisi de katıldı.

    Basın metnini okuyan HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher, AKP iktidarının dış politikada yanlışlar yapmaya devam ettiğini ifade ederek “Bu iktidar Türkiye’yi savaşa sürüklemektedir. Diplomasi yerine iç iktidar hesapları ile dışarıda savaşa giren bu zihniyet adeta ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ yerine ‘Yurtta savaş cihanda savaş’ demektedir” sözlerini kullandı.

    Gevher, Türkiye’nin Suriye operasyonu ile birlikte bütün dünya ülkelerinin AKP iktidarına karşı tutum aldığını da söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “SURİYE SURİYE’DE YAŞAYAN HALKLARINDIR”

    “Dünya ülkeleri bu yapılanı ‘istila, işgal veya zorla girme’ olarak tanımlamaktadır. ‘Savaş, fetih’ sözleri aslında iktidarın kendisine ait sözlerdir. Her gün gazete ve televizyonlarda ‘Şurayı ele geçirdik, burayı ele geçirdik’ manşetleri atılmaktadır.

    Suriye Suriye’de yaşayan halklarındır. Savaş ve işgal politikalarının derinleşmesi, yıkım politikalarının devreye girmesi yılları bulacak insanlık trajedilerinin sürmesi demektir. Bu anlamda en başından beri söylediğimiz gibi egemen devlet ve iktidarının izni ve talebi dışında Suriye topraklarında bulunan güçler buralardan çıkmalıdır. Barış ve müzakere tek geçerli yoldur.”

    “BİZLER BU SUÇA ORTAK OLMAYACAĞIZ”

    “Halkların iradesini hiçe sayan her girişim, her saldırı haksız ve hukuksuzdur. İktidar kendi işlediği suçlara bütün toplumun ortaklık etmesini bekliyor. Bizler bu suça ortak olmayacağız. Barış’ı değil savaşı savunmak suçtur. Bizler bu savaşın ülke ve toplum yararına olmayacağını bildiğimiz için karşı çıkıyoruz.

    İktidar, Suriye’nin dört bir yanından evlerini terk ederek Türkiye’ye gelen mültecileri yerleştireceğini söylemektedir. Birleşmiş Milletler kürsüsünde elinde haritalarla anlattığı güvenli bölge kemerinin Selefi bir kemer olacağı çok açıktır. Hafız Esad’ın Arap kemeri anlayışı ile birebir örtüşmektedir. İktidar, Kürtleri tehcir etmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda ülkemizdeki muhalefet ve demokrasi güçlerinin bir araya gelmesini engellemek ve var olan ve giderek derinleşen ekonomik krizi örtbas etmek için de bu saldırıyı gerçekleştirmiştir.

    IŞİD yalnızca Suriye’de değildir. Irak’ta değildir. İçimizdedir. İnsanlık düşmanı El Kaide ve El Nusra türevi çetelerle birlikte hareket etmek IŞİD’i yeniden ayağa kaldırma ve aktif hale getirme sonucu da asla kabul edilemez. Bu konuda atılacak her adım sadece Irak ve Suriye için değil başta Türkiye ve diğer ülkeler için de büyük bir suçtur ve tehlikedir.”

    “KAVGAYA DEĞİL DİYALOG VE MÜZAKEREYE İHTİYAÇ VARDIR”

    “Diğer bir nokta Kürtlerin varlığına, Kürt halkının Siyasi ve İdari haklarını kullanmasına düşmanca yaklaşmak çözüm değil bir çözümsüzlük politikasıdır. Halkların iradesini gasp etmek ya da varlığını tanımamak sadece savaş ve işgallerle olmuyor. Biz bunu en temel yurttaşlık hakkımızın gasp edildiği kayyum atamaları, seçim iptalleri ile de gördük. Barış, eşitlik içinde ortak vatanda ve demokratik cumhuriyette yaşamanın yolu barıştan geçmektedir. Kendi sınırlarında ve komşu sınırlarda yaşayan Kürtlerle barışmayan ve tüm muhalefete saldıran bir zihniyet çözümsüzlük üretir. Bu topraklar, bu bölge hepimize yeter. Kavgaya değil diyalog ve müzakereye ihtiyaç vardır.”

    “GELECEĞİMİZİ KARANLIĞA BIRAKMAMAK İÇİN”

    “İnsanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan herkesedir çağrımız. Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım. İrade ve geleceğimize sahip çıkmak, demokrasi ve adalet talebini yükseltmek, baskıya, talana, ranta, sömürüye ‘hayır’ demek için savaşa ve ölüme karşı barışı ve yaşamı savunmak için geleceğimizi karanlığa bırakmamak için ekmeğimize, emeğimize göz koyanlardan hesap sormak için düşünce ve ifade özgürlüğümüze sahip çıkmak için halkın iradesini gasp edenlere ‘yeter’ demek için kadın cinayetlerine ‘dur’ demek için insanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan, savaş karşı olan herkesedir çağrımız. 19 Ekim’de Tandoğan Meydanında demokrasi için buluşalım”

    PİRHA / ANKARA

  • BM’den Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı

    BM’den Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları ofisi Suriye’deki askeri harekat nedeniyle Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı yaptı.

    BM İnsan Hakları Ofisi, Türkiye’yi Kuzey Suriye’de sürdürdüğü askeri harekatla ilgili uyardı.

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyon nedeniyle Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısında bulundu.

    Yapılan açıklamada, Türkiye’nin uluslararası hukuka göre, “Suriye’de Türkiye bağlantılı gruplar tarafından yapıldığı belirtilen infazlardan sorumlu tutulabileceği” kaydedildi.

    Ayrıca Kürt kadın siyasetçi Hewrîn Xelef ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) üyelerinin öldürülmesini örnek gösteren BM Ofisi, toplu infazlarla ilgili bilgi topladıklarını belirtti.

    BM, Türkiye’ye “Olası savaş suçları için bağımsız soruşturmalar yürütme” çağrısında bulundu.

  • BM İnsan Hakları Konseyi Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltti

    BM İnsan Hakları Konseyi Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltti

    Halfeti’de sivillere işkence, HDP’li belediyelere kayyım atanması, basın özgürlüğü gibi konular BM’nin gündemine taşındı. 

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde Türkiye’yi eleştiren devletler ve sivil toplum kuruluşları Ankara’yı insan haklarına saygı duymaya çağırdı. Halfeti’deki ev baskınlarında sivillerin günlerce maruz kaldığı işkence de gündeme getirildi.

    BM İnsan Hakları Konseyi 42’nci İnsan Hakları Oturumları İsviçre’nin Cenevre kentinde devam ediyor. İnsan Hakları Yüksek Komiserinin konseye sunmuş olduğu İnsan Hakları Raporu üzerine ülke ve sivil toplum kuruluşlarının yorum ve cevapları ile devam eden bugünkü oturumlarda devletler ve sivil toplum kuruluşlarından Türkiye’ye eleştireler geldi.

    Suriye temsilcisi Türkiye’nin ülkesine yönelik politikaları eleştirerek, “Türkiye’nin Suriye’ye teröristlerin girişine izin verdiğini ve bizzat bu grupları desteklediğini” söyledi. İzlanda ise Türkiye’deki basın ve muhalif kesimlere yönelik baskıları eleştirerek Türkiye’yi insan haklarına saygı duymaya çağırdı.

    Halklar Arasında Dayanışma ve Irkçılık Karşıtı Hareket (MRAP) 18 Mayıs 2019 tarihinde Halfeti’de 28 sivile 12 gün boyunca işkence edilmesini gündeme getirdi. MRAP adına konuşma yapan Mehmet İlkhan, Türkiye’de özellikle medya ve muhalif politik kesimlere yönelik baskılara dikkat çekerek, bu baskılardan en çok HDP ve özellikle Türkiye’nin Kürt illerinin etkilendiğini söyledi. 18 Mayıs tarihinde Halfeti’de yaşanan işkence olayına da dikkat çeken İlkhan, buna benzer işkence olaylarının arttığına vurgu yaptı. Mardin, Van ve Diryarbakır belediyelerine atanan kayyımlara da değinen İlkhan, belediye başkanlarının görevden alınmasına tepki gösterenlerin tutuklandığını ve şiddete maruz kaldıklarını söyledi.

  • 2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, 2018, silahlı çatışmaların çocukları etkilediği en kötü yıl olarak tarihe geçti.

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre 2018 yılı boyunca, 12 bin çocuk silahlı çatışmalar sonucu öldü ya da yaralandı.

    Genel Sekreter Antonio Guterres, çocuklara karşı benzeri görülmemiş ihlaller karşısında dehşete düştüğünü söyledi. Çocuk ölümleri en çok Afganistan, Filistin, Suriye ve Yemen’de görüldü. BM’ye göre, çocuklara karşı işlenen suçlar cinsel istismar, okul ve hastane saldırıları gibi saldırıları da içerdiğinde, sayı 24 bine ulaşıyor. 2005’den bu yana hazırlanan raporlarda, 2018 senesi çocuk ölüm ve yaralanmalarının en fazla olduğu yıl olarak tarihe geçti.

    2018 yılında, Afganistan’da 3 bin 62 çocuk hayatını kaybederken, bu sayı ülkede ölen insan sayısının, yüzde 28’ini çocukların oluşturduğu anlamına geliyor. 2’nci sırada bin 854 çocuk ölümüyle Suriye gelirken, üçüncü sırada bin 689 çocuk ölümüyle Yemen yer alıyor. İsrail-Filistin çatışmalarında, 59 Filistinli çocuk hayatını kaybederken, 2 bin 756 çocuk ise yaralandı.

    BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail-Filistin gerginliğinde ölen ve yaralanan çocukların sayısındaki artış için kaygılı olduğunu dile getirirken, İsrail’e bir an önce aşrı güç kullanımını azaltma çağrısı yaptı.

  • Akdeniz’de 100’ü aşkın mülteci kayboldu, BM’den çağrı

    Akdeniz’de 100’ü aşkın mülteci kayboldu, BM’den çağrı

    Libya açıklarında mültecileri taşıyan teknenin batması sonucu 100’ü aşkın insanın hayatını kaybetmiş olmasından endişe ediliyor. Birleşmiş Milletler, Akdeniz’de kurtarma faaliyetlerinin yeniden başlatılması çağrısı yaptı.

    Libya’nın Khoms kenti açıklarında, 25 Temmuz Perşembe günü mültecileri taşıyan bir tekne battı.

    Bunun sonucunda 100’ü aşkın mülteci Akdeniz sularında kayboldu. Libya sahil güvenlik yetkililerine göre kaybolan mülteci sayısı 115.

    Tekneden kurtarılan 87 mültecinin tekrar Libya kıyılarına getirildiği, 84 kişinin ise Tacura’daki mülteci kampına götürüldüğü belirtiliyor.

    Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ise 150 civarındaki insanın hayatını kaybetmesinden endişe edildiğini açıkladı.

    IOM, yaklaşık 300 kişiyi taşıdığı tahmin edilen teknenin batmasını Akdeniz’de bu yıl yaşanan ‘en ağır mülteci faciası’ olarak tanımladı.

    BM’DEN ÇAĞRI

    Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), yaşanan bu son durumun ardından Akdeniz’de mülteci kurtarma çalışmalarının yeniden başlatılması çağrısında bulundu.

    Her iki kurum ayrıca, mültecilerin Libya’daki kamplarda gözaltına alınmamasını talep etti.

    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ‘dehşete uğradığını’ belirterek, “Göçmenler ve mülteciler için güvenli yasal güzergahlara ihtiyacımız var. İyi bir hayat arayan tüm göçmenler güvenliği ve haysiyeti hak ediyor” dedi.

    Akdeniz’de şu anda özel kurtarma gemileri bulunmamakta. Ancak 100’ü aşkın mültecinin kaybolmasının ardından yardım örgütü Sea Eye, “Alan Kurdi” adlı kurtarma gemisinin Libya kıyılarına doğru gideceğini açıkladı. Geminin 30 Temmuz Salı günü bölgeye ulaşması bekleniyor.

    AKDENİZ’DEKİ SON DURUM

    Akdeniz, Avrupa’ya ulaşmak isteyen mülteciler için en tehlikeli güzergahlardan biri.

    Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre sadece 2019 yılının ilk 7 ayında 680’den fazla insan Akdeniz’de hayatını kaybetti.

    Binlerce mülteci için geçiş ülkesi olan Libya’da halen 3 bin 700’den fazla insan mülteci kamplarında tutuluyor.

    2018 yılında ise yaklaşık 117 bin mülteci Akdeniz’i geçmek için botla tehlikeli bir yolculuk yapmak zorunda kalmıştı.

    Birleşmiş Milletler’in verilerine göre 2018 yılında Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmek isteyen en az 2 bin 262 mülteci hayatını kaybetmişti.

  • Taliban’dan kaçan Afgan sığınmacılar, Erzincan’da yaşam mücadelesi veriyor-VİDEO

    Taliban’dan kaçan Afgan sığınmacılar, Erzincan’da yaşam mücadelesi veriyor-VİDEO

    PİRHA – Afganistan’da Taliban rejiminden kaçarak Türkiye’ye gelen ve yaklaşık 5 yıldır Erzincan’ın Geçit Beldesi’nde yaşayan 180 Afganlı, konteynerlerde kötü koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. 

    Taliban zulmünden kaçan Afganlar, Erzincan’ın Geçit Beldesi’nde konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Yaklaşık 5 yıldır Erzincan’da ikamet eden Afgan sığınmacılar, kampta yaşadığı zorlukları ve mücadelelerini PİRHA’ya anlattı.

    Kış şartlarında konteynerlerde hayat mücadelesi veren çok sayıda Afganlı kadının kocası Taliban militanları tarafından öldürülmüş. Savaşın izlerini üzerinden atamayan ailelerin birçok ferdi ağır psikolojik sorunlar yaşıyor. Erzincan Valiliği’nin, mültecilerin sağlık ve barınma sorunlara yönelik yardımları ise yetersiz kalıyor.

    SAĞLIK SORUNLARI

    Kış mevsiminde büyük sorunlar yaşadıklarını belirten sığınmacılar, konteynerlerin çok soğuk olduğunu, elektrik faturalarını ödeyemediklerini söylüyor. Sığınmacılar, yetkililerin kendilerine daha sağlıklı barınma yerleri temin etmelerini istiyor.

    Bazı aileler kalabalık, bazıları ise tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Yaşlı kadınlarda ve çocuklarda bir çok hastalık var. Ancak tedavileri henüz yapılmış değil. Sorunlarını anlatmakta güçlük çeken mülteciler, çare istiyorlar, yetkililere sesleniyorlar.

    “TALİBAN, 9 AYLIK ÇOCUĞUMUN KOLUNU KESTİ”

    Konteyner kentte eşi ve çocuğuyla yaşam mücadelesi veren Nazlı Yakubi ise Afganistan’da yaşadığı korkunç olayı şöyle anlatıyor:

    “Taliban militanları evimize gelip kocamın kendilerine şoförlük yapmasını istediler. Kocam çok tehlikeli olduğu için onların isteklerini reddetti. İki gün sonra evime gelip 9 aylık çocuğumu aldılar ve elini kestikten sonra tekrar oğlumu bana teslim ettiler. Taliban militanları bir daha isteklerini yerine getirmemeleri halinde bizi öldüreceklerini söylediler. Biz de bu yüzden Türkiye’ye kaçtık.”

    İŞ HAYATINDA ZORLUKLAR

    Erzincan Geçit Beldesinde yaşayan mülteciler iş hayatında da zorluklar yaşıyor. Gündelik işlerde çalışan sığınmacılar, zaman zaman paralarını alamadıklarını söylüyor.

    BELEDİYE İMKANLARI

    Geçitli Belediye Başkanı Metin Bal, Geçit Beldesi’nde konteynerlerde yaşayan 180 Afganlı sığınmacıya gıda yardımında bulunarak, ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştıklarını aktardı.

    Belediye Başkanı Bal, “Bu insanlar göçebe halinde yaşadıkları için ilk geldiklerinde 3-5 aile gelmişlerdi daha sonra 37 aileye kadar çıktı. Sürekli gidip geldikleri için sayıları net değil. Zaman zaman nüfusları 185’e çıktı. Bu insanlar için Erzincan Valiliği ile iştişarelerimiz devam ediyor. Kendilerinden su ücreti ve belediye hizmetlerinden herhangi bir ücret talep etmiyoruz. İyi günlerinde kötü günlerinde yanlarında olmaya çalışıyoruz ”dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/ERZİNCAN

  • Afrin’e başlatılan hava saldırısında ikinci gün

    Afrin’e başlatılan hava saldırısında ikinci gün

    PİRHA – TSK’nin Afrin’e başlattığı hava saldırıları bugün de devam etti. Kara saldırılarının başladığı ve Mabata ve Bilbile ilçelerinin bombalandığı belirtilirken, savaş uçaklarının kent merkezi çevresini de hedef aldığı gelen bilgiler arasında.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrin’e yönelik fiili saldırının başladığını açıklamasının ardından başlayan hava saldırısı ikinci gününde de devam ediyor. Dün Hatay’ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçeleri arasında sınır hattında uçak sesleri duyulduğu bildirildi. Yapılan bombardımanda Cindirese, Reco, Şera, Şerawa ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mabeta bölgelerinin bombalandığı öğrenilmişti.

    Afrin’e başlatılan hava saldırılarına ilişkin önemli gelişmeler şöyle:

    ŞENGAL KÖYÜ’NÜN KONTROLÜ ÖSO’YA GEÇTİ

    Afrin bölgesine bağlı Cindires kasabası çevresinde ÖSO ile YPG arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken, Afrin’in kuzeyindeki Şengal köyü YPG’den alındı. TSK ve ÖSO güçleri Afrin batısındaki Raco kasabasına doğru ilerleme kaydediyor.

    NATO AFRİN HAREKATINA İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI

    NATO’nun “Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede bulunduğuna ve terörden belirgin şekilde acı çektiğine” dikkat çekilen açıklamasında, “kendini savunma hakkı” ön plana çıkarılırken “orantılılığa ve ölçülülüğe dikkat edilmesi” istendi.

    Yapılan açıklamada, Türkiye’nin operasyon konusunda NATO üyesi ülkeleri bilgilendirdiği belirtildi. NATO yetkilisi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de Türk yetkililerle düzenli temas halinde olduğuna dikkat çekti.

    KİLİS’TE 15 GÜN ÖZEL GÜVENLİK BÖLGESİ İLANI

    Suriye tarafından atılan 4 roket mermisi, Kilis’e düştü. Mermiler, 2 ev 2 işyerine isabet ederken Vali Mehmet Tekinarslan, 1 kişinin hafif yaralandığını söyledi. Öte yandan düşen mermi nedeniyle iki katlı bir evde çıkan yangın maddi hasara neden oldu. Kilis Valiliği, “Zeytin Dalı Harekatı”nın sürdüğü Suriye sınırındaki bazı bölgeleri, 15 gün süreyle 15 gün özel güvenlik bölgesi ilan edilmiştir” dedi.

    FRANSA’DAN AFRİN İÇİN ACİL TOPLANTI ÇAĞRISI

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Türkiye’ye Afrin operasyonunu sonlandırma çağrısı yaptı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırdıklarını açıkladı.

    Le Drian gazetecilere yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi toplantısında Suriye’deki harekatın “insani durum üzerinde yaratacağı” risklerin değerlendirileceğini söyledi. Le Drian, Afrin operasyonunun yaratacağı riskleri “çok ciddi” olarak nitelendirdi. Le Drian, resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “tarafların çatışmaya bir son vermeleri ve bölgeye insani yardım ulaşımı sağlamaları gerektiğini” söyledi.

    MEDYA İÇİN 15 MADDELİK AFRİN LİSTESİ

    Afrin’de başlayan operasyon sonrası Başbakan Binali Yıldırım, bugün medya temsilcileriyle bir araya geldi.

    Başbakan Binali Yıldırım, medyanın operasyona ilişkin haberlerinde “milli menfaatleri ön plana koyması gerektiğini” söylerken, medyadan beklentilerini şöyle sıraladı:

    – Haber ve yorumlarda bu harekatın tamamen terör örgütlerine yönelik olduğu ve terör örgütlerini etkisiz hale getirmeyi amaçlayıp sivil halkı koruduğunun ön plana çıkarılması

    – Yabancı haber kaynaklarının özellikle PKK, PYD, YPG, DEAŞ kaynakları üzerinden Türkiye aleyhine yapacağı haberler konusunda dikkatli olunması (Başbakan buna örnek olarak, sosyal medyada geçmiş dönemde Musul’da olan bir fotoğrafın sanki Afrin’de olmuş gibi paylaşıldığını gösterdi)

    – Uluslar arası haber kaynaklarının Türkiye aleyhine yapacağı haberleri yansıtırken Türkiye’nin milli menfaatlerinin gözetilmesi

    – Siviller yönelik saldırı olduğuna dair bilgi kirliliği yaratan ve teyit edilemeyen görüntü ve açıklamalara itibar edilmemesi, sivillere zarar verilmemesi konusunda silahlı kuvvetlerin gösterdiği hassasiyetin hatırlatılması

    ‘MEYDANA ÇIKMA YANLIŞINI YAPAN OLURSA BEDELİNİ ÇOK AĞIR ÖDER’

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa il kongresinde konuştu. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin operasyonuna yönelik sokağa çıkma çağrılarına değindi.

    Erdoğan, HDP’yi hedef alarak sarf ettiği sözlerinde, “Benim Kürt kardeşlerimi sokağa çağırıyorlar. Sakın ha bu çağrıya uyup da meydanlara çıkma yanlışını yapanlar olursa, bedelini çok ağır öderler. Bu milli mücadeledir. Sakın ha, bu çağrıya uyup da meydanlara çıkma yanlışına düşenler olursa bedelini çok ağır öderler bunu da böyle söylüyorum. Karşımıza kim çıkarsa çıksın bedelini öderler” dedi.

    SOSYAL MEDYAYA AFRİN SORUŞTURMASI

    TSK’nın Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’nın ardından, sosyal medya hesaplarından propaganda yapanlar takibe alındı. Ankara, Van, Diyarbakır, Mardin ve Muş Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın yaptığı çalışmaların ardından harekatla ilgili gerçek dışı bilgileri aktaranlara yönelik soruşturma başlatıldı. HDP’li vekiller Ayhan Bilgen ve Nadir Yıldırım hakkında da sosyal medyadan Afrin paylaşımı hakkında inceleme başladığı belirtildi.

    CHP’DEN DESTEK AÇIKLAMALARI

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Afrin’e yönelik operasyonu “gereken bir adım ve doğru bir harekat” olarak değerlendirdi.

    Tezcan, “Bu harekata desteğimiz tamdır. Allah milletimize, askerimize yardımcı olsun” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Türkiye’den çıkan patlayıcı yüklü gemi Akdeniz’de durduruldu iddiası

    Türkiye’den çıkan patlayıcı yüklü gemi Akdeniz’de durduruldu iddiası

    Yunanistan sahil güvenlik botlarının, Mersin ve İskenderun limanlarından yükleme yapan bir geminin kargosunda yüksek miktarda patlayıcı bulduğu iddia edildi. 

    Reuters’in haberine göre Tanzanya bandıralı gemi Girit açıklarında cumartesi günü durduruldu. İddiaya göre kargo içindeki 29 konteynırda, bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat, elektriksiz fünye ve 11 boş LPG tankı tespit edildi.

    Yunan Tuğamiral Ioannis Argiriou, “Söz konusu malzemeler madencilikten, bomba yapımına ve terörist faaliyetlere kadar her türlü işte kullanılabilir” dedi.

    Geminin sekiz mürettebatı gözaltında. Gözaltına alınan gemicilerin beşinin Ukraynalı, ikisinin Hintli, birinin ise Arnavutluk vatandaşı olduğu ifade edildi.

    Geminin kayıtları, kargonun  Mersin ve İskenderun’da yüklendiğini, varış yerinin Cibuti ve Umman gözüktüğünü gösterdi. Ancak Yunan sahil güvenlik makamları, Geminin sahibi kaptana yükü Libya’nın Misrata limanına bırakma talimatı vermiş” dedi.

    Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, 2011 yılında uygulamaya konan ambargoyla iç savaş halinde olan Libya’ya silah satışı ve transferini yasaklamıştı.

  • Bonn’da düzenlenen Dünya İklim Değişikliği Konferansı başladı

    Bonn’da düzenlenen Dünya İklim Değişikliği Konferansı başladı

    PİRHA- Almanya’nın Bonn kentinde 23’üncüsü düzenlenen Dünya İklim Değişikliği Konferansı bugün başladı. 

    UNFCCC’nin (İklim Değişikliği Üzerine Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi) 1995’den beri her yıl, Taraflar Konferansı’nda (COP) iklim değişikliğiyle başa çıkma konusundaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere buluştuğu ve her yıl Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleşen iklim değişikliği konferansı bugün başladı.

    UNFCCC,  İklim değişikliğinin dünya çapında bir tehdit olduğunu ve dünya çapında bir eylem gerektirdiğini kabul eden devletler tarafından, 1992 Dünya Zirvesi’nde kabul edilmiş olan uluslararası çevresel anlaşma.

    UNFCCC’nin amacı, “Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunu, iklim sisteminine tehlikeli boyuttaki insani müdahaleyi engelleyecek düzeyde sabit tutmak.”

    ANA GÜNDEM PARİS İKLİM ANLAŞMASI’NIN HAYATA GEÇİRİLMESİ 

    Anlaşmanın tarafları (anlaşmayı imzalamış olan ülkeler), 1995’den beri her yıl, Taraflar Konferansı’nda (COP) iklim değişikliğiyle başa çıkma konusundaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere buluşuyorlar. Her yıl, COP’lar arasında ve her zaman Bonn’da gündemi ilerletmek üzere UNFCCC toplanıyor.

    2015’te kabul edilen ve iklim değişikliği ile mücadele konusunda en önemli adımlardan biri sayılan Paris Anlaşması da bu çerçevenin bir parçası.

    Konferansın ana gündem maddesi ise sanayileşme öncesi döneme göre dünyanın ısınmasını iki dereceyle sınırlandırmayı hedefleyen 2015 Paris İklim Anlaşması hükümlerinin somut olarak hayata geçirilmesi.

    BAŞKANLIĞI PASİFİK ÜLKESİ FİJİ YAPIYOR

    Dünya genelinde 500 sivil toplum temsilcisi ve 1000’den fazla gazeteci dahil yaklaşık 25 bin kişinin katılacağı konferans başkanlığını Pasifik ülkesi Fiji yapıyor. Ancak takımada ülkesi Fiji’nin bu çapta bir organizasyona ev sahipliği yapacak altyapı yetersizliği ve maddi imkansızlıklar nedeniyle konferans, BM İklim Değişikliği Sekreterliği’nin bulunduğu Bonn’da düzenleniyor.

    PROTESTOYA ON BİNLER KATILDI

    Öte yandan Dünya İklim Konferansı’na iki gün kala Bonn’da çevre örgütlerinin geniş katılımıyla “İklimi koruyun, kömürü durdurun” protestosu düzenlendi.

    Bonn kentinde 100’den fazla çevre koruma ve vatandaşlık hakları örgütünün destek verdiği eyleme organizatörlerin verdiği rakamlara göre 25 bin kişi katıldı. Yaklaşık 1000 bisikletli de Köln’den gelerek eyleme destek verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • IŞİD Irak’ta 5 milyon kişiyi yerinden etti

    IŞİD Irak’ta 5 milyon kişiyi yerinden etti

    PİRHA-Birleşmiş Milletler, IŞİD’in 2014’ten bugüne kadar 5 milyondan fazla Iraklıyı yaşadığı yerleri terk etmek zorunda bıraktığını açıkladı.

    IŞİD’in 2014 yılında Irak’ta giriştiği saldırılarla başlayan süreçte, bugüne kadar 5 milyon fazla Iraklı yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.  BM Irak İnsani Yardım Temsilcisi Lise Grande, son üç yılda yaklaşık 5.4 milyon Iraklının ülke içinde yer değiştirdiğini duyurdu.

    Açıklama, IŞİD’in Irak’taki son büyük kalesi Havice’nin örgütten geri alınmasının ardından geldi. Binlerce sivil, çatışmalar nedeniyle Havice’den ayrılmak zorunda kaldı. BM temsilcisi Grande bu sivillerin durumuyla ilgili ‘son derece kaygılı olduklarını’ açıkladı.

    “SON MUSUL OPERASYONU SIRASINDA 800 BİN SİVİL KENTTEN AYRILDI”

    BM temsilcisi, “Aralarında on binlerce çocuğun da bulunduğu yüz binlerce insan büyük tehlikelere, strese ve travmaya maruz kaldı. Bu insanların yıllar boyunca özel bir destek ve ilgiye ihtiyacı olacak” açıklaması yaptı.

    IŞİD ile Irak’ta yaşanan çatışmalar yüzünden yüz binlerce insanı yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Musul’da, IŞİD’in kenti ele geçirmesi ardından yaklaşık yarım milyon sivil yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı. Son Musul operasyonu sırasında da 800 bin sivil daha kentten ayrıldı.

  • Birleşmiş Milletler’den ABD’ye ‘ırkçılık’ uyarısı

    Birleşmiş Milletler’den ABD’ye ‘ırkçılık’ uyarısı

    Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, ABD’de artan ırkçılık olaylarıyla ilgili ülkeye bir uyarı verdi.

    Geçen hafta ABD’nin Virginia eyaletindeki Charlottesville‘de insan hakları savunucusu Heather Heyer’in yaşamını yitirmesine yol açan çatışmaların ardından verilen uyarıda ABD hükümetini ırkçılığı “tartışmasız ve koşulsuz bir şekilde reddetmeye” çağırdı.

    İngiltere‘de yayınlanan Guardian gazetesinin bugünkü manşetinde yer verdiği habere göre bu tür uyarı alan az sayıda ülke bulunuyor. Son 10 yılda yalnızca Burundi, Fildişi Sahili, Nijerya, Irak ve Kırgızistan böyle bir uyarı almıştı.

    ABD en son 2006 yılında Batı Şoşon yerlilerinin toprak hakları üzerine çıkan bir çatışma nedeniyle böyle bir uyarı almıştı.

    Dün bir açıklama yapan BM komitesi başkanı Anastasia Crickley, “Irkçı sloganlar, marşlar, neo-naziler ve Ku Klux Klan‘ın beyazların üstünlüğünü savunup nefret yayan konuşmalarıyla dolu ırkçı gösteriler bizi harekete geçirdi” dedi.

    Crickley, “ABD hükümetini, üst düzey siyasetçileri ve kamu görevlilerini, Charlottesville ile ülkenin geri kalanında ortaya çıkan ırkçı nefret söylemini ve suçları tartışmasız ve koşulsuz bir şekilde reddetmeye ve kınamaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    Haroon Siddique ve Oliver Laughland imzalı habere göre ABD’li insan hakları danışmanlığı örgütü Southern Poverty Law Center’ın direktörü Lecia Brooks, “ABD Başkanı’nın ırkçılığı lanetlemeyi başaramaması nedeniyle BM’nin ABD’yi ırkçılığın tehlikeleriyle ilgili uyarmak zorunda kalması üzüntü verici” yorumunda bulundu.