Etiket: boğaziçi üniversitesi

  • Boğaziçili öğrenciler tahliye edildi

    Boğaziçili öğrenciler tahliye edildi

    14’ü tutuklu 22 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin yargılandığı bugün görülen davanın duruşmasında tüm tutuklu öğrenciler tahliye edildi.

    9 Mart’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde “Afrin Lokumu” dağıtılmasına “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” diye tepki gösteren öğrenciler, Recep Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilmelerinin ardından farklı tarihlerde ev, yurt ve kampüs içinde gözaltına alındı.

    14’ü tutuklu 22 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin yargılandığı bugün görülen davanın duruşmasında tüm tutuklu öğrenciler tahliye edildi.

    İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya, 14 tutuklu öğrenci ve bazı tutuksuz öğrenciler katıldı. Çok sayıda avukatın yanı sıra öğrencilerin yakınları, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Selina Doğan ve basın mensupları da duruşmada hazır bulundu.

    CHP’li ALİ ŞEKER İLE MAHKEME BAŞKANI TARTIŞTI

    Duruşmanın başlayacağı sırada mahkeme başkanı salonun çok kalabalık olduğunu ve ayakta bulunanların sağlıklı bir yargılama yapılabilmesi için salondan çıkmasını istedi. CHP’li Ali Şeker ve bazı izleyicilerin buna tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı “Ortamı germeyi mi geldiniz?” deyince Ali Şeker de “Hayır, adil yargılama yapılıp yapılmadığını izlemeye geldim” dedi.

    Kısa süreli tartışmanın ardından ayakta bulunan izleyiciler salondan çıkarılmasıyla öğrencilerin savunmalarına geçildi.

    Savunmasını yapan öğrenci Agah Suat Atay, derse giderken bir karmaşa gördüğünü ve ne olduğunu anlamak için karmaşanın içine girdiğini kaydetti. PKK-KCK propagandası yapmadığını belirten Atay, Güvenlik masayı kaldırmaya çalışıyordu. Ne oluyor diye baktım. Karmaşayı bir süre izleyip dersime gittim. Pankartı daha sonra sosyal medyadan gördüm” diye konuştu.

    Felsefe Bölümü 4. Sınıf öğrencisi olduğunu belirten Berke Aydoğan ise, “Terör örgütü propagandası suçlamasını kabul etmiyorum. Kütüphaneden çıkınca dışarıda bir kalabalık olduğunu gördüm. İzinsiz açılan bir masa yüzünden bir sorun olduğu anlaşılıyordu. Öğrenci İşleri’nden sorumlu dekan geldi. Olayı yatıştırmak için girişimlerde bulundu. Sonunda kalabalık dağıldı. Herhangi bir şekilde pankart ya da dövize şahit olmadım. Slogan atmış olabilirim ama bunlar asla bir terör örgütünün propagandası sayılabilecek sloganlar değildir” ifadelerini kullandı.

    Savunmasını yapan öğrencilerden Yüksek lisans öğrencisi Zülküf İbrahim Erkol da, “Birkaç slogana eşlik etmiş olabilirim ancak hiçbir slogan propaganda içermiyordu. Ama herhangi bir terör örgütünün eylemlerini meşrulaştırıcı bir amaç gütmüyor, propaganda olmadığı kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

  • CHP’li vekiller Boğaziçili öğrencilerin aileleriyle Meclis önündeydi- VİDEO

    CHP’li vekiller Boğaziçili öğrencilerin aileleriyle Meclis önündeydi- VİDEO

    PİRHA- CHP’li vekiller Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar sonrası tutuklanan öğrencilerin aileleriyle birlikte Meclis önünde basın açıklaması yaptı.

    Toplantıya CHP’li Orhan Sarıbal, Sezgin Tanrıkulu, Nurettin Demir, Hüseyin Çamak ve Ali Şeker katılırken, öğrenci ailelerinden ise Bülent Nazım Yılmaz, Hasan Yıldız, Belgin Öztürk ve Tevfik Tulay katıldı.

    “ANAYASA, ERDOĞAN’IN TALİMATIYLA RAFA KALDIRILIYOR”

    Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan ‘Afrin protestosu’ sonrasında 10 öğrenci Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrasında tutuklanmasına değinen CHP’li Mehmet Tüm, “Erdoğan yargıya talimat veriyor, yargı da hemen harekete geçiyor. İfade özgürlüğü, eğitim hakkı, kısacası Anayasa, Erdoğan tarafından talimatla rafa kaldırılıyor. Hiç kimse düşüncesinden dolayı Anayasal hakkından mahrum bırakılamaz. Üniversiteler bilimin ve aydınlığın merkezi olarak, her zaman özgür düşüncenin ifade edildiği ortamlar olmuştur. İnsanlar savaşa karşı barışı savunduğu için asla haklarından ve özgürlüklerinden alıkonulamaz, hedef gösterilemez ve yargılanamaz” dedi.

    CHP olarak, eğitim hakkına sonuna kadar sahip çıkacaklarını vurgulayan Tüm, “Eğitim hakkı Anayasal bir haktır, hiç kimse engelleyemez. Üniversiteler halkımızındır, gençlerimizindir. Tutuklanan gençlerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ülkemizde savaş çığırtkanlığının değil, barış dilinin kazanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.

    TANRIKULU YARGIYA SESLENDİ

    CHP’li Sezgin Tanrıkulu konuya ilişkin “Toplantı ve gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir insan hakkıdır, hiçbir şekilde suç değildir. Öğrenciler Boğaziçi’nde görüşlerini ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı ise kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir üslupla öğrencileri hedef göstermiştir. Ben yargıya sesleniyorum, sizin de evlatlarınız var. Türkiye’nin en gözde üniversitesinin en parlak öğrencilerini böyle baskı altında tutmayın” dedi.

    CHP’Lİ SARIBAL: ÖĞRENCİLERİ SERBEST BIRAKIN

    CHP’li Orhan Sarıbal ise “Gençler üniversitelerde huzursuz. Sokakta insanlar huzursuz doğada canlılar huzursuz. AKP ve Saray rejimi topluma zarar veriyor. OHAL koşullarıyla ülkeyi zapturapt almaya çalışmaktadır. Kimsenin ses çıkarmasını istememektedir. Barış, demokrasi, özgürlük kelimelerinin konuşulması dahi istenmemektedir. Boğaziçili çocukları içeri atabilirsiniz ama seslerini kesemezsiniz. Onların bir an önce serbest bırakılmalarını ve eğitim haklarının iade edilmelerini talep ediyoruz” dedi.

    “ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İLE OYNAMAYIN”

    CHP’li Nurettin Demir, “Bugün 100 binin üzerinde öğrenci ya hapishanede, ya tutuklu ya da okullardan uzaklaştırılmış durumda. Biz aileleri ve öğretim üyeleri adına iktidarı aklıselime davet ediyoruz. Bu çocukların geleceğiyle oynamayın. Bunların geleceğiyle oynayanlar kendi gelecekleriyle oynarlar” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLERİN HEDEF TAHTASINA ÇIKARILMASINI KABUL ETMİYORUZ”

    Tutuklu öğrencilerden Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Yılmaz şu ifadeleri kullandı:

    “Bizim görüşme talebimiz tüm siyasi partileredir. Tutuklanan öğrenciler, öğrencilik yaşamlarının her döneminde birçok başarıya imza atmış öğrencilerdir. Bu öğrenciler sanata, resme, tiyatroya, folklora düşkün ve yetenekli öğrencilerdir. Bu öğrenciler insanı seven, iyilikten yana olan ve kötülüğü de kabul etmeyen bunu da toplumla paylaşabilen öğrencilerdir. Ortada ne şiddet, ne yaralama ve hatta ne de bağırma vardır. Biz bu öğrencilerin hedef tahtasına çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Çocuklarımızın eğitim hakkı kısıtlanmıştır. Dünyanın en büyük üniversiteleri bu öğrencilere kapılarını açtı. Bu yetenekli öğrencilere ‘Türkiye’de okumak hakkı vermek istiyor musunuz’ sorusunun yanıtını vermek durumundayız. Taraflı basın organları ve köşe yazarları çocuklarımızı aşağılayan yayınlara devam ediyorlar. Bizim çocuklarımızın yetenekleriyle, zekalarıyla baş edemeyeceklerini hepsi görecektir.”

    “OĞLUMLA GURUR DUYUYORUM”

    Tutuklu öğrenci Yusuf Noyan Öztürk’ün annesi Belgin Öztürk ise “Yerli ve milli olmadığı söylenen çocuklardan birinin annesiyim. Yusuf Noyan Öztürk’ün annesiyim. Oğlum Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Sosyoloji Bölümü çift anadal öğrencisidir. Fakülte birincisidir. Bir anda terörist, komünist ilan edildi. Ben bana oğluma ailemize yapılan bu şiddeti kabul edemiyorum; çünkü benim oğlum hayatınızda tanıyabileceğiniz en naif insandır. Geçen yıl yemekhane iftar saatinde kapatılıyor diye, imza toplayıp arkadaşları rahat yemek yiyebilsin diyen bir çocuktur. Benim oğlum vatan haini değil ama benim oğlum düşünen, zeki, olayları anlamaya çalışan biridir. Ben oğlumla gurur duyuyorum” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Özgürlük istemek korkunç pahalı bir şey, hele barış…’- VİDEO

    ‘Özgürlük istemek korkunç pahalı bir şey, hele barış…’- VİDEO

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi’nde son zamanlar hocaların ve öğrencilerin yanı sıra artık sık sık polisleri görmek de sıradan bir hal aldı. 10 öğrencinin tutuklanmasının ardından yaşadıklarını anlatan Özgür Benol, “Polis insanların bir araya toplanmasına dahi izin vermiyor” diyor. Anne Gülderen Ertaş ise, “Barış isteyenleri Ankara’da Suruç’ta öldürdüler. Özgürlük isteyenleri öldürüyorlar, bunları da tutukluyorlar” ifadelerini kullanıyor. 

    Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan ‘Afrin protestosu’ sonrasında 10 öğrenci Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrasında tutuklanmıştı. Bu tutuklanmaları protesto eden aileler, öğretim görevlileri ve çok sayıda kişi dün İstanbul Tabip Odası’nda açıklama yapmıştı. Destek için açıklamaya gelen ve tutuklanan arkadaşlarının bırakılmasını protesto ederken gözaltına alınıp bırakılan Felsefe Bölümü öğrencisi Özgür Benol ile annesi Gülderen Ertaş ile konuştuk. 

    Yaşadıkları tedirginlikleri anlatan anne Ertaş, “Özgürlük istemek korkunç pahalı bir şey, hele barış istemek” dedi.

    Gülderen Ertaş iki çocuk annesi. Felsefe Bölümü öğrencisi Özgür Benol ile Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilere destek açıklamasına gelmiş.

    “Özgür’ü de gözaltına alıp bıraktılar. Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlardan dolayı gözaltına alınıp bırakıldı fakat çok kötü dövmüşlerdi” diye söze başlıyor.

    Bunları beklediklerini söyleyen Ertaş, “Bu duruma alıştık diyeceğim ama ayıp olacak ama öyle” ifadelerini kullanıyor.

    “BARIŞ İSTEMEK PAHALI”

    Ertaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bu ülkede kendimizi çok iyi hissedemiyoruz, öyle bir şansımız yok. Bu ülkede yaşadığım için mutluyum, ülkemi seviyorum. Özgürlük istemek korkunç pahalı bir şey, hele barış istemek… Barış isteyenleri Ankara’da Suruç’ta öldürdüler. Özgürlük isteyenleri en az öldürüyorlar, bunları da tutukluyorlar. Genel olarak herkes gibi halimiz.”

    “BUNLAR GEÇECEK, SONRA ŞAKŞAKLAYANLARIN YÜZÜNE BAKACAĞIM”

    Medyanın Boğaziçili öğrencileri terörist gibi göstermesine de tepki gösteren anne Ertaş şöyle konuşuyor:

    Geçen gün bir şey seyrettim, Hindistan mı daha yakın Mars mı? diye soruyorlar. Mars göründüğüne göre yakın diyor bir sürü insan. Şimdi burada terörist mi değil mi diye kime ne anlatacağız. Senelerdir insanlara bir şey anlatmayarak buralara getirildi. Şimdi insanlar bir şey düşünmüyor. Senelerdir insanlara düşünmemeyi öğrettik. Ben emekli öğretmenim. Şöyle bir şey var. Ben 12 Eylül’ü de yaşadım. Evren’in önüne kapananlar Evren’in yüzüne bakmadılar sonra. Bunlarda geçecek, sonra o şakşaklayanların yüzüne bakacağım.”

    “12 SAAT BEKLEDİP DARP ETTİLER”

    Felsefe ikinci sınıf öğrencisi Özgür Benol, gözaltına alınan arkadaşları için yaptıkları basın açıklamasında gözaltına alındığında 12 saat arabada tutulduğunu ve ters kelepçeli darp edildiğini söyledi.

    Benol, tutuklamalardan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yaşanan ortamı ise şöyle özetledi:

    “Okula bir sürü sivil polis soktular. Terörize ettiler, milleti fotoğraflarına bakarmış gibi korkutmaya çalıştılar, filli gözaltı yaptılar. Bunu da gün aşırı yapıyorlar çok boş bırakmamaya çalışıyorlar. İnsanları korkutmaya, sindirmeye yönelik hareketlerine devam ediyorlar. Okul da bundan etkilenmedi diyemeyeceğim çünkü daha önce böyle bir baskıyla karşılaşmış değil. Okula ilk defa polis girdi ama insanlar üzgün ve öfkeli çünkü yapılan çok büyük bir haksızlık. Yakın zamanda bunu üstünden atacaktır buna inanıyorum.”

    “Mesela bugün Toma sokmuşlardı okula durduk yere. Sırf ‘biz buradayız’ demek için. ‘Biz de okulun bir parçasıyız’ demek için yapıyorlar bunu. Derslere giren siviller oluyor.”

    POLİS İNSANLARIN BİR ARAYA TOPLANMASINA DAHİ İZİN VERMİYOR

    “Geçen sene böyle bir siyasi süreç yoktu ve herkes hayatına devam ediyordu. Şimdi olan bir şey. Fakat Boğaziçi Üniversitesi’nde şöyle bir şey var. Herkes istediği şeyi söyleyebilir, istediğini düşünce özgürlüğü çerçevesinde dile getirebilir. Böyle bir iddiası var Boğaziçi Üniversitesinin. Şu an rektörün de biraz eliyle ve polisin de etkisiyle bunun önüne geçilmiş durumda. Arkadaşlarımıza mektup yazmak için açtığımız masa yüzünden bir arkadaşımız gözaltına alındı ve tutuklu. Böyle bir vaziyet var okulda. Bu da çok iyi özetliyor aslında. Polis, insanların bir araya toplanmasını, ortak bir şeyi söyleyebilme ihtimalinin dair önüne geçmeye çalışıyor. Böyle bir baskı ortamı var ama bunun çok uzun sürdürülebilecek bir şey gibi gelmiyor bana.”

    ANA AKIM MEDYANIN TAVRI

    Üniversitelerin çoğunda böyle bir sürecin yaşandığına dikkat çeken Benol, “Boğaziçi de sürece dahil oldu. Ana akın medya da yer alan ‘Bunlar terörist’ haberleri Boğaziçililerin tümünü zan altında bırakan bir şey oldu. Boğaziçi’ndeki herkes ‘Bize terörist diyorlar’ doğru mu? Yani herkes böyle konuşuyor. Biz böyle düşünmesek dahi böyle inanan insanlar var. İnsanlar üzerinde baya büyük bir baskı yaratıyor” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • B.Ü. öğrencilerinin aileleri isyan etti: Hedef gösterenler özür dilesin-VİDEO

    B.Ü. öğrencilerinin aileleri isyan etti: Hedef gösterenler özür dilesin-VİDEO

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi’nden tutuklanan öğrencilerin aileleri, bir basın toplantısı düzenledi. Aileler, “Barış ve aydınlık Türkiye’den yana tüm halkımızı çocuklarımızın eğitim hakkını savunmaya, üniversite özgürlüğünden yana öğretim üyeleri ve öğrencileri bu gençlerle dayanışmaya, çocuklarımızı ve Boğaziçi Üniversitesi’ni hedef gösterenleri özür dilemeye davet ediyoruz” dedi. 

    Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin operasyonu için lokum dağıtanları protesto etmelerinin ardından tutuklanan öğrencilerin aileleri İstanbul Tabip Odası’nda (İTO) basın toplantısı yaptı.

    Toplantıya çok sayıda akademisyen ve öğrencinin yanı sıra DİSK Genel Başkanı Kani Beko, TTB Başkanı Raşit Tükel, KESK Eş genel Başkanı Aysun Gezen, HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, TMMOB MMO Başkanı Battal Kılıç, İTO Sekreteri Samet Mengüç, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, EMEP MYK üyesi Levent Tüzel ve Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay katıldı.

    “KİM BU GENÇLER?”

    İlk konuşmayı yapan tutuklu bulunan öğrencilerden Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Yılmaz, “Çocuklarımız devleti yönetenler de dahil, taraflı medya, Boğaziçi Üniversitesi’ne ve bu üniversitenin hoşgörü, demokrasi ve özgürlük geleneğine karşı kin besleyenler tarafından hedef gösterilmişlerdir. 12 gün süren uzun gözaltı sürecinde kaba dayak da dahil olmak üzere psikolojik işkenceye maruz bırakılmışlardır. Bu 12 günlük gözaltı sürecinin son gününde çocuklarımızın emniyet ifadeleri alınmıştır, bu nedenle bu 12 gün gözaltı süresi keyfiyet ve cezalandırmadan öte bir anlam taşımamaktadır. 3 Nisan 2018 tarihinde savcılığa çıkartılan çocuklarımızın savcılık ifadeleri dahi alınmadan tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmeleri çok manidardır” dedi.

    “ÖĞRENCİLER TUTUKLU DEĞİL TUTSAK”

    Hiçbir hukuksal gerçekliğe dayanman, kanıttan yoksun bir şekilde Bakırköy ve Silivri Cezaevinde tutulan öğrencilerin eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamayacağını söyleyen Yılmaz, “Başka ülkede olsa savaş taraftarları yargılanırdı. 10 öğrenci tutuklu değil tutsak edilmiştir. Çocuklarımızın yeri Bakırköy, Silivri cezaevi değil Boğaziçi Üniversitesi’nin kampüsüdür” ifadelerini kullandı.

    “HEDEF GÖSTERENLER ÖZÜR DİLESİN”

    Yılmaz, açıklamanın sonunda hedef gösterenlerin özür dilemesini isteyen Yılmaz, “Barış ve aydınlık Türkiye’den yana tüm halkımızı çocuklarımızın eğitim hakkını savunmaya, üniversite özgürlüğünden yana öğretim üyeleri ve öğrencileri bu gençlerle dayanışmaya, çocuklarımızı ve Boğaziçi Üniversitesi’ni hedef gösterenleri özür dilemeye davet ediyoruz” dedi.

    “SADECE BARIŞ İSTEYEN ÇOCUKLARDI”

    17 yaşındaki hazırlık sınıfı öğrencisi Yaren Tuncer’in annesi Özgür Tuncer kızının evlerinin karşısında bir defne ağacı için ağladığını söyleyerek “Sadece barış isteyen çocuklardı, ne diyebilirim ki” dedi. Tuncer, “Yavrumu her cana duyarlı, toplumda yaşananlara karşı farkındalığı yüksek bir çocuk olarak büyüttüm. Ağaçlar için de şehitler için de gözyaşı dökebilen bir çocuk o. İktidar için canlar yanmasın, analar ağlamasın istediler” ifadelerini kullandı.

    “KALEM TUTMASI GEREKEN ELLER KELEPÇELİ”

    Esen Deniz Üstündağ’ın ablası Özlem Kösem “Kardeşim 23 Mart’a kadar sıradan bir barınak gönüllüsü öğrenciydi. Ama o günden bu yana kalem tutması gereken elleri kelepçeyle tanıştı” diye konuştu.

    “OKULDA BERABERSEK HAPİSHANEDE DE BERABER OLMAK İSTİYORUM”

    Boğaziçi Üniversitesi eski Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek de öğretim üyeleri adına konuştu.

    “Bizim üniversitemizde her görüş özgürce ifade edilir” diyen Birtek, “İsmi geçen çocukların pırıl pırıl olduklarına eminim, onlardan terörist olamaz. Bütün çocukların suçsuz olduğu ortaya çıkacak fakat ben dayanamıyorum. Dershanede berabersek hapishanede de onlarla olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

    “ZORBALIĞA KARŞI DURDUKLARI İÇİ GURUR DUYUYORUZ”

    Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri adına konuşan ve kendisi de 22 Mart’ta gözaltına alınıp serbest bırakılan Tilbe Akan “Arkadaşlarımızla kendi seslerini zorbalığa karşı ifade edebildikleri için gurur duyuyoruz” diye konuştu.

    Akan insani duygularla yapılan eylemlerin çarpıtıldığını belirterek bunun sebebini Boğaziçi Üniversitesi’nin “İktidarın bastırdığı düşüncelere her zaman yer vermiş olması” dedi.

    “60 YAŞINDAYIM, KORKARAK YAŞIYORUM BU ÜLKEDE”

    Açıklamanın sonunda bir kadın ayağa kalkarak sadece Boğaziçi Üniversitesi’nde değil diğer üniversitelerde de bu sorunların yaşandığına dikkat çekti.

    “Kimse bunları duymuyordu ancak Boğaziçi’ne değince duydu. 60 yaşındayım korkarak yaşıyorum ülkemde. Eşimle sabaha kadar uyumuyoruz acaba bugün kapımız çalınır mı diye” ifadelerini kullanan kadın, “Okuması yazması olmayan özel güvenlikler bizim çocuklarımızı her gün dövüyor. Boğaziçi’ne gelene kadar kimsenin sesi çıkmıyordu. Bugün de kapım çalınır mı diye biz uyuyamıyoruz. Lütfen ayrım yapmayın, hepsi bizim yavrumuz. Biz çocuklarımız için her zaman önde olmalıyız” diye katılımcılara seslendi. (HABER MERKEZİ)   

  • ‘Gençler geleceksizliğe mahkum ediliyorken sosyalistlerin mücadelesi bitmez’-VİDEO

    ‘Gençler geleceksizliğe mahkum ediliyorken sosyalistlerin mücadelesi bitmez’-VİDEO

    PİRHA – Sosyalist Emekçiler Partisi, tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan SEP Genel Başkanı Güneş Gümüş, “AKP iktidarı, Türkiye’de uzun yıllardır devrimci mücadelenin önemli damarlarından olan üniversitelerdeki sol muhalefeti sindirmek istemektedir” dedi.

    Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin için lokum dağıtanları “Katliamın lokumu olmaz” diyerek protesto ettiği için 15 öğrenci gözaltına alınmış sonrasında 9 öğrenci tutuklanmıştı. Sosyalist Emekçiler Partisi basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı okuyan genel başkan Güneş Gümüş, “Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan öğrencilerin 2 haftaya yakın zamandır gözaltında tutulan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 9’u tutuklandı. Tutuklananlardan partimiz üyesi Sevde Öztürk ve Noyan Öztürk, sahip oldukları imkanlara rağmen kariyer yapmak, zengin olmak, bozuk düzende mevki kapmak yerine emekçi halkın ve ezilenlerin sesi olmak için mücadele eden yiğit devrimcilerdir” ifadelerini kullandı.

    “AKP, ÜNİVERSİTELERDEKİ SOL MUHALEFETİ SİNDİRMEK İSTEMEKTEDİR”

    “Yaklaşık 2 hafta önce gerçekleşen bir provokasyonu fırsat bilen AKP iktidarı, Türkiye’de uzun yıllardır devrimci mücadelenin önemli damarlarından olan üniversitelerdeki sol muhalefeti sindirmek istemektedir” diye konuşan Gümüş, şunları kaydetti:

    “AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, ne bir kavga ne bir şiddet olayı yaşanmasına rağmen arkadaşlarımızı “terörist” ilan ederek neredeyse hükmü vermiştir. Sonrasında “komünistlere okuma hakkı tanımayacağıza kadar uzanan bir saldırganlıkla yoldaşlarımızın tutuklanmasına giden bir süreç yaşanmıştır.

    Yoldaşlarımızı hapsedenler, “kan banyosu yapmak”la muhalifleri tehdit edenlere; üniversitelerde satırla, bıçakla, ateşli silahlarla sosyalist öğrencilere saldıran faşist çetelere bir şey diyecekler mi?”

    “ÜNİVERSİTELER, TOPLUMA UMUT OLABİLMİŞTİR”

    Gümüş, “Kürt sorununun savaş politikalarıyla çözülemeyeceğini söylemek suç değildir. Daha birkaç yıl önce AKP’nin kendisi bu söylemin savunuculuğunu yapmıştır. Suç tanımının kıstası, AKP’nin değişen politikaları olamaz. Üniversiteler her zaman özgür düşüncenin serpildiği; baskılara, sömürüye, savaşa karşı mücadelenin yükseldiği alanlar olmuştur. Bu yönüyle üniversiteler ülkenin devrimci damarlarına kan taşımış ve topluma umut olabilmiştir. AKP rejiminin hazmedemediği gerçek budur” dedi.

    “Bugün AKP”nin hedefinde yoldaşlarımız olabilir ancak bilinmelidir ki bu saldırı hepimizedir. AKP, kendisinden farklı düşünen, farklı yaşayan hiç kimseye söz ve yaşam hakkı tanımak istemiyor” diyen Gümüş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sağlık Bakanlığı daha yeni 1000 kadar doktoru solcu, Alevi olduğu için atamasını yapmadı. KESK üyesi binlerce kamu emekçi OHAL döneminde ihraç edildi. Daha birkaç gün önce Meclis Başkanı, Meclis’teki bir tiyatro oyununda kadınların yer almasını engelledi. Geleceğimiz olmasını istiyorsak AKP diktası karşısında sıramızı beklemek yerine aktif mücadeleye katılmak bir zorunluluktur. Umutsuzluk, köşeye çekilip bu dönemin geçmesini beklemek bu iktidarın saldırılarındaki pervasızlığını artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.”

    “SOSYALİSTLERİN MÜCADELESİ BİTMEZ”

    Sosyalistlerin mücadelelerinin tutuklamalar ile bitmeyeceğini ifade eden Gümüş, “Bu tutuklamalar ile sosyalistlerin mücadelesini bitirebileceğini sananlar büyük bir yanılgının içindedir. Bu ülkede devrimciler yönelik baskılar bugün ortaya çıkmadı, bu bozuk düzen son bulana kadar da ortadan kalkmayacak. Peki, sadece üniversitelerdeki özgürlük ortamını değil bu toplumda yaşayan bütün emekçi kitlelerin hakları ve özgürlüğü için mücadele eden bizler ne zaman sustuk, sindirildik, yıldık? Hiçbir zaman. Öyleyse çabalarınız boşuna. Uydurma gerekçelerle tutukladığınız dostlarımızı, yoldaşlarımızı serbest bırakın! Sosyalistleri terörize edip sindiremezsiniz” diye konuştu ve sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şeyh Bedreddin’lerden İnce Memed’lere bir direniş tarihi olan bu toprakları susturamazsınız. Soma’da 301 madenci ölüme yollanıyorken, iş cinayetlerinde rekorlar kırılıyorken, bir avuç para babasıyla kendi oligarklarının kesesini dolduruyorken, Kürtler-Aleviler eziliyorken, kadınlar-laikler dışlanıyorken, gençler geleceksizliğe mahkum ediliyorken sosyalistlerin mücadelesi bitmez. Mustafa Suphi’lerden Denizlere bizim geleneğimiz bitmez ve baş eğmez.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kimin ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi Erdoğan mı karar veriyor?

    ‘Kimin ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi Erdoğan mı karar veriyor?

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği Boğaziçi Üniversitesi’nde yurtlara polis tarafından baskın düzenlendi, birçok öğrenci gözaltına alındı. Konuya ilişkin, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, meclise soru önergesi verdi. Önergede, “Hükümetinizin güvenlik politikalarını eleştirmek neden terör örgütü propagandası olarak değerlendirilmektedir?” ifadeleri yer aldı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği Boğaziçi Üniversitesi’nde yurtlara polis tarafından  baskın düzenlendi. Birçok öğrenci gözaltına alındı.

    HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul, gözaltıları, Başbakan Binali Yıldırım tarafından cevaplandırılması istemiyle meclise soru önergesi verdi.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN SÖYLEMLERİ

    Önergede AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemlerine şu şekilde yer verildi:

    “19 Mart 2018 Pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin müdahalesine katılan askerler için lokum dağıtan öğrencilere, başka bir grup öğrenci ‘İşgalin ve katliamın lokumu olmaz’ yazılı pankart açarak tepki göstermişti. İki öğrenci grubu arasında kısa süreli gerginlik yaşanmıştı. Bunun üzerine AKP genel Başkanı Erdoğan “O komünist, o vatan haini terörist gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz.” demiştir. Daha sonra bir başka konuşmasında ise “Bu üniversitenin içinde bu tür teröristler olduktan sonra onlar bu markaya leke sürüyor. Şu anda üzerine üzerine gidiyoruz, bu terörist öğrencileri bulup çıkarıp gereğini yapacağız. Üniversitelerimizdeki hocaların da çok daha dikkatli olması gerekir. Bu öğrencilerle hocaların iltisakı olduğunu belirlediğimiz anda onlarla ilgili de gereğini yaparız.” demiştir.

    Efrin’de yaşananlar hakkında demokratik tepkilerini ortaya koyan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik 19 Mart 2018 pazartesi gününden bu yana peyderpey devam eden gözaltı furyası söz konusuydu.  Fakat AKP genel başkanı Erdoğan’ın hedef göstermesinin ardından öğrenciler üzerindeki baskı artarak devam etmiştir. 25 Mart 2018 Pazar günü, üniversite öğrencilerinin kaldığı yurt ve evlere baskın düzenlenerek bazı öğrenciler gözaltına alınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik sabah baskını sırasında kampüsten fotoğraf paylaşan “Komando” (@komando_er_) Twitter hesabından üniversiteye ve öğrencilere yönelik küfür ve hakaret dolu ifadeler kullanılırken, AKP genel başkanı Erdoğan selamlanıyor. Yine 06.05’de yapılan bir başka paylaşımda ise ‘Reis emrin başımız üstüne. Bir gece ansızın geldik aldık gidiyoruz’ gibi ifadeler paylaşılmıştır.”

    “GÜVENLİK POLİTİKALARINI ELEŞTİRMEK NEDEN TERÖR PROPAGANDASI”

    Soru önergesi şöyle:

    • 19 Mart 2018 Pazartesi’den günümüze kadar Boğaziçi Üniversitesinde kaç öğrenci gözaltına alınmıştır? Gözaltına alınan öğrencilerin gözaltına alınma gerekçeleri nedir?
    • Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik sabah baskını sırasında kampüsten fotoğraf paylaşan “Komando” (@komando_er_) Twitter hesabı kime aittir? Öğrencileri hedef gösteren söz konusu hesabın sahibiyle ilgili başlatılan bir soruşturma var mıdır? Herhangi bir soruşturma başlatılmamış ise nedeni nedir?
    • ‘Terörist’ kavramı yargılama sürecinden sonra bağımsız Hâkimler ve mahkemeler tarafından verilir. AKP genel başkanın herkesten önce öğrenciler için ‘Terörist’ diyerek kararı vermesi, Türk Ceza Kanunu’na göre yargıyı etkileme suçu değil midir? Kimin suçlu veya ‘Terörist’ olduğuna bağımsız mahkemeler mi yoksa Erdoğan mı karar vermektedir?
    • Hükümetinizin güvenlik politikalarını eleştirmek neden terör örgütü propagandası olarak değerlendirilmektedir? Hükümetinize yönelik doğrudan ve dolaylı yoldan yapılan her eleştiri neden terör ile bağdaştırılmaktadır?
    • Anayasa’da koruma altına alınan ‘eğitim hakkı’ tek bir kişinin talimatı ile ortadan kaldırılabilecek bir hak mıdır?
    • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. Maddesi, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkını koruma altına almaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü ne zamandan beri teröristlikle eş değer tutulmaya başlanmıştır?

    (HABER MERKEZİ)

  • Boğaziçi ve Medeniyete operasyon: Koray Çalışkan da dahil 72 kişi gözaltında

    Boğaziçi ve Medeniyete operasyon: Koray Çalışkan da dahil 72 kişi gözaltında

    Boğaziçi ve Medeniyet üniversitelerine darbe girişimi soruşturması kapsamında yapılan operasyonda aralarında Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Koray Çalışkan’ın da bulunduğu 72 kişi gözaltına alındı.

    Boğaziçi ve Medeniyet üniversitelerine darbe girişimi soruşturması kapsamında operasyon düzenledi.

    İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne bağlı polislerce gerçekleştirilen operasyonda Aralarında Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Koray Çalışkan’ın da bulunduğu 72 kişi gözaltına alındı.

    Çalışkan’ın sabah saatlerinde gözaltına alındığını CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı duyurdu.

    Salıcı Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Koray Çalışkan az önce evinde gözaltına alındı. Gerekçe belli değil, ikameti belli bir akademisyen bir kez daha ifadeye davet edilemedi” diye yazdı.