Etiket: bts

  • BTS, Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ndeki usulsüz atama ve sürgünleri açıkladı

    BTS, Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ndeki usulsüz atama ve sürgünleri açıkladı

    PİRHA – Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nde yapılan sürgün ve usulsüz atamalara dikkat çekti. Konuya ilişkin yapılan açıklamada mahkeme kararlarına da vurgu yapılarak “DHMİ yöneticilerinin sendikamız üye ve yöneticilerine baskı yapması insani ve ahlaki değildir” denildi.

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, üyelerine ve yöneticilerine yönelik baskıları gündeme getirdi. BTS Havacılık Şube Yürütme Kurulu, “DHMİ’de Neler Oluyor?” diyerek konuya ilişkin sendika binasında basın açıklaması yaptı.

    “YASA VE YÖNETMELİKLERE AYKIRI ATAMALAR!”

    Havacılık Şube Başkanı Osman Karaman tarafından okunan basın metninde öncelikle usulsüz atamalara değinildi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü tarafından hukuksuz uygulamalara imza atıldığı ifade edilerek şunlar belirtildi:

    “Bu karar ve uygulamalar başta sendikamız üyeleri olmak üzere yönetime yakınlığı olmayan çalışanları mağdur ederken aynı zamanda kuruma da zarar vermektedir. Bizler kurum yöneticileri ile yaptığımız görüşmelerde bu karar ve uygulamalardan vazgeçmeye, kurumu adil ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde yönetmeye çağırdık.

    Yanlış karar ve uygulamalar hem kurumun içini boşaltmakta hem de yoksullukla boğuşan halkımızın parasının da heba olmasına ve çalışma barışının bozulmasına sebep olmaktadır.

    Hukuksuz karar ve uygulamaların başında usulsüz atamalar gelmektedir. Kurumda ‘Hülle Atama’ dediğimiz yöntemle pek çok çalışan, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavına girmeden, sınav gerektirmeyen unvanlara atanmış, bu unvanlarda çok kısa bir süre çalışmasına hatta hiç çalışmamasına ve atandığı işyerine gitmemesine rağmen Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavına girmeyi gerektiren bir unvana atanmışlardır. Şu ana kadar yapılan bu hülle atamalarla ilgili 140’tan fazla dava açmış bulunmaktayız. Açtığımız bu davalardan sonuçlanan 60’tan fazlası atamaların hukuka aykırı olması nedeniyle iptal edilmiş, devam etmekte olan davalar da aynı çerçevede sonuçlanmak üzere sürmektedir. Sonuçlanan mahkeme kararlarından kurum yöneticilerinin sebep olduğu zararın ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.

    Yasa ve yönetmeliklere aykırı bu atamalar yapılırken kişilere ödenen; maaş, makam tazminatı, yolluk harcırahları, atamalar sonrasında uzman ve başuzman olarak bankamatik memuru yapılan kişilere ödenen bütün ödenekler, kaybedilen her dava ile ilgili yargılama giderleri ve avukatlık masrafları kamu zararıdır. Mahkeme kararları, Kamu Etik Kurulu Kararları ve Sayıştay raporları olmasına rağmen halen kamu yararının gözetilmemesi kabul edilemez.

    “BASKICI VE AYRIMCI UYGULAMALAR”

    DHMİ yönetimini kuruma ve çalışma barışına zarar veren bu karar ve uygulamalardan bir an evvel dönmeye ve mahkeme kararlarına uymaya çağırıyoruz. BTS olarak hukuka aykırı, taraflı uygulamalarına hülle atamalarına, işe gelmeden maaş alanlara, asli müdürler varken vekil müdürlere görev verilmesine karşı çıkmamız üzerine DHMİ Genel Müdürlüğü yöneticilerinin sendikamız üyelerine yönelik baskıcı ve ayrımcı uygulamalarının pek çok örneğini açıkça görmekteyiz. DHMi yöneticilerinin sendikamız üye ve yöneticilerine baskı yapması aynı zamanda insani ve ahlaki değildir.

    DHMİ Genel Müdürlüğü yönetimini bir kez daha yanlıştan dönmeye davet ediyoruz. Başta depremzede ve engelli çalışanlarımız olmak üzere haksızlığa uğrayan, baskıya maruz kalan tüm çalışanların durumunun düzeltilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Güvenlik güçlerinin anmalarımıza gösterdiği tavırla katliam halen devam ediyor!’-VİDEO

    ‘Güvenlik güçlerinin anmalarımıza gösterdiği tavırla katliam halen devam ediyor!’-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, 2015’te yaşanan Gar Katliamı’nı “Bitmiş bir katliam değil” sözleriyle yorumladı. Katliamın yıl dönümünde yapılacak anmaya dair konuşan Kocabıyık, “Katliam halen devam ediyor. Yargılama süreci, güvenlik güçlerinin anmalarımıza gösterdiği tavır, derneğimize karşı açılan kapatma davalarıyla katliam devam ediyor” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti.

    IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti. Canlı bombalardan birinin aynı yıl Suruç’ta intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu ortaya çıktı.

    Katliamdan neredeyse 1 yıl sonra başlayan mahkeme sürecinde ise dokuz sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkeme ayrıca bu sanıklara saldırıdan yaralı kurtulan 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan hapis cezası verdi. Bunun yanında dokuz sanık, örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezasına çarptırıldı.

    Davada 19’u tutuklu 17’si firari 36 sanık yargılandı. Aralarında katliamın planlanmasında adı öne çıkan İlhami Bali gibi firari sanıkların bulunduğu kişilerin dosyası ayrıldı. Bu sanıklarla ilgili yargılama ayrıca devam ediyor.

    “KATLİAM HALEN DEVAM EDİYOR”

    Katliamda en çok üyesini kaybeden kitle örgütlerinden birisi de Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) oldu. O dönem sendikanın genel kekreterliğini yapan İshak Kocabıyık, bugün aynı zamanda 10 Ekim Barış Derneği’nin de eş sözcülüğünü yapmakta. Katliamın yaşandığı tarihten günümüze yaşadıklarını anlatan Kocabıyık, yaşadıkları acının halen devam ettiğini söyleyerek duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “Dönüp baktığımda çok yakın bir zamanmış gibi geliyor ama rakamlara vurduğumuzda hiç de öyle değil, 8 sene yani 96 ay geçti üzerinden. Şimdi arkamızda koskoca bir adalet arayışı ve barış isteği görüyorum. O günden bugüne ne acımız ne öfkemiz ne de yasımız ne yazık ki bitmedi. Çünkü biz o meydanda sadece barış taleplerimizi bırakmadık, 104 arkadaşımızı ve yüzlerce yaralı insanımızı da bıraktık. Daha sonra mahkeme sürecinde idare ile olan ilişkilerde gördüğümüz şudur ki aslında katliam 10 Ekim 2015’te bitmedi, halen devam ediyor. Yargılama süreci, güvenlik güçlerinin anmalarımızda gösterdiği tavır, derneğimize karşı açılan kapatma davalarıyla devam ediyor. Dolayısıyla 10 Ekim 2015 Gar Katliamı bitmiş bir katliam değil. Sadece bizlere karşı değil, bütün barış isteyenlere karşı devam eden bir katliam olarak görüyoruz.

    Benim çağrımla gelen arkadaşlarımızdan 14’ünü kaybettik. Onların kaybının yarattığı boşluk hiçbir zaman dolmadı. 8 senemizi dolduran ama aynı zamanda mücadele azmimizi kamçılayan da bir boşluk oldu.”

    MEYDANA DİKİLECEK ANIT ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR!

    10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, katliamın yaşandığı yere anıt yapılması girişimlerinin sürdüğünü de belirtti. Yakın zamanda konuyla ilgili gelişme yaşandığını söyleyen Kocabıyık, dikilecek anıt üzerinde çalışmaların sürdüğünü aktardı. Kocabıyık şöyle devam etti:

    “Ankara Büyükşehir Belediyesi, katliamdan aşağı yukarı 1 ay sonra belediye meclisi toplantısında oraya bir anıt meydan düzenlemesi yapılması için bir karar alıyor. Bu kararın ilk adımı olarak da o meydanın adını ‘Demokrasi Meydanı’ olarak değiştiriyorlar. Ama ondan sonra Melih Gökçek yönetimi, yapılması gerekenler konusunda da hiçbir adım atmıyor. Ayrıca böyle bir kararın varlığını saklama gereği de duyuyorlar. Yargılama sürecinin tutuklu sanıklar açısından bitmesi ile bizim anıt talebimiz yönündeki mücadelemiz daha da öne çıktı. Bunun ilk adımı olarak Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği, uluslararası yarışma düzenledi. Seçilen projeler belediyeye sunuldu ancak merkezi idarenin çıkardığı zorluklar bizim bu anıt projesini o meydana yerleştirmemize engel oluyor. Merkezi irade, buraya bir anıt dikmemizi maalesef izin vermedi. Dolayısıyla yarışmada dereceye giren ödül, alan eserlerin uygulanma şansı ne yazık ki kalmadı. Ulaştırma Bakanlığı, alt geçidi öne sürerek itiraz etti, İçişleri Bakanlığı ise başka gerekçeler sundu. Anıtlar Yüksek Kurulu başka gerekçelerden… Yani merkezi idare, bu katliamın devam ettiğine dair inancımızı güçlendirecek şekilde bu anıta karşı çıktı.

    Belediyenin, ‘madem bu projeler uygulanmıyor, başka bir çalışma yapabilir miyiz?’ şeklinde değerlendirmesi oldu ve bu noktada belli bir aşamaya gelindi. Oraya bir anıt dikilmesi ve buna ilişkin de bir meydan düzenlemesi yapılması ilkesel olarak kabul edildi. Bu kararın ardından çeşitli çalışmalar yapılıyor. Önümüzdeki günlerde bunlar basınla paylaşılacaktır. Geçen ay içerisinde belediye ile görüşmelerimiz oldu ve bu konuda ciddi bir adım da atıldı.”

    “YETER Kİ GÜVENLİK GÜÇLERİ KARIŞMASIN”

    İshak Kocabıyık, 10 Ekim’de yapılacak anma törenine ilişkin Ankara Valiliği’ne gerekli başvuruların yapıldığını da söyledi. Kocabıyık, her yıldönümü anmalarında polisin, kendilerine şiddet uyguladığını ifade ederek, şu çağrıda bulundu:

    “Her sene 10 Ekim’de orada kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yası gereği, onlarla hemhal olma isteğimiz üzerine ailelerle beraber meydanda yer almak istiyoruz. Ve her sene engellerle karşılaşıyoruz. Bizi o alana sokmak istemeyip bölmek istiyorlar. Tefrik ediyorlar; ‘sen yaralısın, sen girebilirsin, sen giremezsin, sen ailedensin’ gibi bir ayrım yapıyorlar. Biz bunu en başından beri kabul etmedik, şimdi de etmeyeceğiz. Umarız geçmiş senelerde yaşanan o engellemeler, baskılar, işkenceler bu sene olmaz. Ama şunu belirtmek istiyorum; biz her ayın 10’unda orada anma yapıyoruz. Hiçbir şekilde bir sorun çıkmadan; yani bu sorun çıkmayı polisin bize söylediği çerçevede ele alıyorum, onlar hep aramıza birilerinin karışacağını, karıştığını ve onların sorun çıkartacağını gerekçe olarak gösteriyorlar. Bugüne kadar biz, yanımızda olan hiç kimseden bir sorun yaşamadık. Sorun yaşadığımız kesim güvenlik güçleri… Sorun yaşadığımız kesim hala IŞİD’ten bir şey umup, IŞİD’e sempatiyle bakan çevreler… Bizim başka hiç kimseyle bir sorunumuz yok. Valilik engelleri kaldırsın biz oraya gelen arkadaşlarımızın, tanıdığımız ya da tanımadığımız herkesin kefiliyiz. Sorunsuz, kavga dövüş olmadan, gaz olmadan, cop olmadan biz bu anmamızı yaparız, yeter ki güvenlik güçleri karışmasın. Her ne yapılırsa yapılsın vali, talebimize karşılık vermeyip bizimle görüşmese bile biz 10 Ekim’de arkadaşlarımızı kaybettiğimiz yerde olacağız. Acısını bizlerle paylaşmak isteyen herkesle beraber orada olacağız.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Gökhan Yaralı, 8 yıldır vücudunda şarapnel parçalarıyla yaşıyor: Çocuklarımız için gitmiştik-VİDEO

    Veli Saçılık: Gar Katliamı bir IŞİD saldırısı değildi, IŞİD’in üstümüze salınmasıydı-VİDEO

  • ‘Mersin-Adana tren seferleri bir an önce başlatılmalıdır’-VİDEO

    ‘Mersin-Adana tren seferleri bir an önce başlatılmalıdır’-VİDEO

    PİRHA- Adana-Mersin arası tren seferlerinin yeniden hizmete başlaması için Mersin Garı ve Adana Garı önünde eş zamanlı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, yurttaşların daha fazla mağdur olmaması için “Mersin-Adana bölgesel tren seferleri başta olmak üzere, tüm tren seferlerinin pandemi koşullarına uygun şekilde gerekli önlemlerin alınarak bir an evvel başlatılmasını istiyoruz” çağrısında bulunuldu. 

    KESK Şubeler Platformu, Emek ve Demokrasi Platformu ve Adana- Mersin Kent Konseyi Adana-Mersin arası tren seferlerinin yeniden hizmete başlaması için Mersin Garı ve Adana Garı önünde eş zamanlı basın açıklaması yaptı.  

    Mersin’deki açıklamayı Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Mersin İl Temsilcisi Önder Alıcı okudu.

    “TREN SEFERLERİNİN BAŞLATILMAMASI, VATANDAŞLARIMIZI MAĞDUR ETMEKTEDİR”

    Dünyada ve ülkemizde yaşanan koronavirüs salgınının hem sağlığı, hem de toplumsal yaşamı ve ilişkileri alt üst ettiğini ve kamu hizmetlerinin bir parçası olan demiryolu ulaşımında da ciddi sıkıntı ve sorunlar yaşattığını belirten Alıcı, “Ulaşım araçları (otobüs-uçak, vb.) ile MARMARAY, BAŞKENTRAY, İZBAN, Yüksek Hızlı Tren seferlerinin tekrar başlatılmasına rağmen şehirlerarası ana hat ve bölgesel tren seferleri başlatılmamıştır. Birçok ulaşım aracına göre daha ekonomik olan bölgesel ve ana hat tren seferlerinin başlatılmaması, vatandaşlarımızı ciddi anlamda mağdur etmektedir” dedi.

    “TREN SEFERLERİ İÇİN HERHANGİ BİR HAZIRLIK YAPILMADI”

    Alıcı, günlük yaklaşık olarak 12 bin yolcunun seyahat ettiği Mersin-Adana arasında çalışan bölgesel trenlerin iptal edilmesi ile Mersin’den her gün Tarsus Yenice Adana’ya giden kamu çalışanları, işçiler ve vatandaşların seyahat esnasında maddi anlamda çok sıkıntı yaşadığına dikkat çekerek, geçen bir yıllık sürede ulaşım için herhangi bir hazırlık yapılmadığını aktardı.

    “TÜM TREN SEFERLERİNİN PANDEMİ KOŞULLARINA UYGUN ŞEKİLDE BAŞLATILMASINI İSTİYORUZ”

    “Vatandaşların en önemli taleplerinin başında gelen, ucuz, sağlıklı, nitelikli ulaşım hakkını kullanması oldukça önemlidir” diyen Alıcı, “Mersin halkı olarak Mersin-Adana bölgesel tren seferleri başta olmak üzere, tüm tren seferlerinin pandemi koşullarına uygun şekilde gerekli önlemlerin alınarak bir an evvel başlatılmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • BTS ve HABER-SEN’in sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyüşü sona erdi-VİDEO

    BTS ve HABER-SEN’in sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyüşü sona erdi-VİDEO

    PİRHA- BTS ve HABER-SEN üyelerinin baskı ve sürgüne maruz kalmaları üzerine başlatılan yürüyüş eylemi Ankara’da son buldu. Yapılan açıklamada “Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin!” çağrısı yapıldı.

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ile Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER SEN) mobbing, ihraç ve sürgünlere karşı 2 Şubat’ta başlattığı yürüyüşünü Ankara’da sonlandırdı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı üye ve yöneticiler, farklı illerden yola çıkarak Ankara TCDD Gar önünde bir araya geldi. Yapılan eyleme CHP’li milletvekilleri de destek verdi.

    “NEREDE ADALETSİZLİK VARSA KARŞISINDA DURDUK”

    Sendikalar adına ortak açıklamayı BTS Genel Başkanı Murat Oral okudu. Oral “Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “BTS ve HABER SEN olarak; yaptığımız açıklamalarla, verdiğimiz mücadeleyle, nerede haksızlık, nerede adaletsizlik varsa karşısında durarak, nerede kamu zarara uğratıldıysa teşhir ederek, nerede liyakatsizlik, nerede hukuksuzluk varsa yargıya taşıyarak gerçek sendikacılığın adresi olmamız pek çok çevreyi rahatsız etmiştir.

    Bizlerin yaptığı gerçek sendikacılık karşısında rahatsız olan siyasi iktidar ve örgütlü olduğumuz kurumların yöneticileri tarafından sendikalarımız susturulması gereken bir kurum olarak görülmüş, bu nedenle üyeleri korkutulmaya, sindirilmeye, baskı altına alınmaya çalışılmış. Şimdi bu da yetmemiş olacak ki yasaları ve hukuku hiçe sayarak, temsilci ya da yönetici olup olmadığına bakmaksızın üyelerimiz hakkında sürgün ve ihraç kararları verilmektedir.

    HABER-SEN ve BTS tarafından, COVİD-19 salgınının başından itibaren gerekli önlemlerin alınması, olumsuz çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla yaptığımız girişimlerimiz yine kurum yöneticilerini rahatsız etmiştir.”

    “AKIL VE VİCDAN ÖLÇÜLERİYLE DE BAĞDAŞMAMAKTADIR”

    Murat Oral, AKP iktidarının, kamudan ihracı silah olarak gördüğünü belirterek, “AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinden yana kesimleri KHK’larla susturmak, baskı altında tutmak istemektedir” dedi. Oral, PTT yönetimi tarafından, haklarında hiçbir adli soruşturma yokken ve gerekçe gösterilmeksizin sendika üyelerinin ihraç edildiğini belirterek şunları söyledi:

    “OHAL’in kalkmasına rağmen OHAL hukuku işletilerek HABER-SEN Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Esra Ademhan ile KESK Üst Kurul delegesi İzzettin Ekin kurum kararı ve bakanlık onayıyla işyerinde görevleri başındayken ellerine tutuşturulan tebliğlerle ihraç edilmiştir. Üyelerimizin adli hiçbir soruşturması ya da davası bile yokken; tebliğ edilen evrakta, mesnetsiz ve dayanaksız iddiaları destekler hiçbir delil ve gerekçe gösterilmemişken bakanlığın ihraç kararı açıkça hukuksuzdur. Ve bu hukuksuzluk kadar Covid-19 pandemisinin yaşandığı bir dönemde bile çalışanlarını sürgün etmek, ihraç etmek elbette ki akıl ve vicdan ölçüleriyle de bağdaşmamaktadır.

    İşin özü; demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip, tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratların “ben yaparım oldu” anlayışı sonucu pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız.”

    HALK SAĞLIĞINI DÜŞÜNDÜKLERİ İÇİN SÜRGÜN EDİLDİLER”

    Ortak basın açıklaması ardından konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “BTS çalışanları, cinayet gibi kazaların sebebini ortaya koyduğu ve bu sebepleri halkla paylaştığı için sürüldü” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “PTT’deki arkadaşlarımız neden sürüldü söyleyelim; çünkü onlar, pandemide önlemlerin alınmasını istediler. ‘Dönüşümlü, dinlenerek çalışmak istiyoruz’ dediler. ‘Kişisel koruyucu ekipmanları kurum sağlasın, zaten geçirmeye bile zor yeten ücretlerimizle koruyucu ekipman almaya mahkum etmeyin’ dediler. ‘Biz halka hizmet götürüyoruz. Eğer bizim sağlığımızı korumazsanız halkın sağlığı da tehlikeye girer’ dediler. Halkın sağlığını da düşündükleri için sürgün edildiler.”

    “DEVLET ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI”

    CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise “Devletin bütün kademelerinde Liyakat yerine maalesef sadakat ve yandaşlık esas alınır oldu” dedi. Hakverdi, kamuda sadece iktidara yakın kişilerin görev alabildiğini ifade ederek şöyle devam etti:

    “İktidar gibi düşünmeyenler ötelendi. Emeği ile çalışanlar da bugünkü yaşadığımız gibi sürgünlere, tehditlere maruz kaldı. Devletin bütün kademeleri bir şekilde liyakatsız kişiler tarafından ele geçirildi ve devlet çürümeye bırakıldı. Bu aslında devletin düşmanlığıdır. Bu noktada mücadelemiz, desteğimiz; aşağıya başını eğmeyen öğrencilere ve emekçileredir.”

    PİRHA/ANKARA

  • BTS’den Malatya’da açıklama: Sesimizi duyurmak için Ankara’ya yürüyoruz

    BTS’den Malatya’da açıklama: Sesimizi duyurmak için Ankara’ya yürüyoruz

    PİRHA- BTS ve HABER SEN üyelerinin baskı ve sürgüne maruz kalmaları üzerine Malatya’da basın açıklaması yapan çalışanlar, “Bugüne kadar sesimizi duymayanlara duyurmak için bugün ülkemizin dört noktasından Ankara’ya yürüyerek 4 Şubat Perşembe günü Ankara’da olacağız” dedi.

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ile Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER SEN) üyelerinin mobbing ve sürgüne maruz bırakılmalarına tepkiler sürüyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında örgütlü bulunan iki sendikası BTS ve HABER SEN, ülkenin farklı noktalarından yola çıkarak Ankara’ya yürüyor.

    Konuya ilişkin basın açıklaması yapan BTS Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir, sendika üye ve yöneticilerine yönelik hukuk dışı uygulamaların geri alınması yönünde taleplerini sıraladı.

    Akdemir, “Bugün, kurumlarımızda yapılan nakil ve atamalarda kıstas siyasi iktidara yakınlıkla ölçülmekte” diyerek kurum içi eşitsizliklere değindi.

    “MÜCADELEDEN GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Hasan Akdemir, “Nerede liyakatsizlik, nerede hukuksuzluk varsa yargıya taşıyarak kurum yöneticileri başta olmak üzere pek çok çevreyi rahatsız etmekteyiz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “HABER SEN ve BTS tarafından, COVİD 19 salgınının başından itibaren gerekli önlemlerin alınması, olumsuz çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla yaptığımız girişimler, basın açıklamalarımız ve sosyal medya çalışmalarımızla hem çalışanları hem de hizmet alanları korumaya çalışma girişimlerimiz yine kurum yöneticilerini rahatsız etmiştir.

    Bizlerin yaptığı gerçek sendikacılık karşısında rahatsız olan siyasi iktidar ve örgütlü olduğumuz kurumların yöneticileri tarafından sendikalarımıza yönelik ayrımcı ve baskıcı uygulamalar yetmiyormuş gibi şimdi de yasaları ve hukuku hiçe sayarak, temsilci ya da yönetici olup olmadığına bakmaksızın üyelerimiz hakkında sürgün kararları verilmektedir.

    TCDD ve TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimi tarafından 22 Aralık 2020 tarihinde BTS Genel Sekreteri İsmail Özdemir Ankara’dan Sivas’a sürgün edilirken Genel Hukuk TİS ve İnsan Hakları Sekreterimiz Aziz Mustafa Şimşek makinistlik görevinden alınmış ve depo cezası verilmiştir.

    Sendikamız Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir Tatvan ve Van’a geçici görevlendirme adı altında cezai amaçlı olarak gönderilmiştir.

    Daha önce sürgün edilmesinin ardından mahkeme kararıyla geri dönen sendikamız İzmir işyeri temsilcisi Ünal Karadağ aynı kurumda çalışmakta olan eşi Sendikamız İzmir Şube Kadın Sekreteri Nurhan Karadağ ve  Sendikamız Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ile İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcimiz Bülent Çuhadar Malatya’ya, İzmir Şube Sekreterliği görevini yürütmekte olan Muhdi Seyhan ise Kars/Topdağı İstasyonuna 06.01.2020 tarihinde sürgün edilmişlerdir.

    Kamudan ihracı silah olarak gören AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinden yana kesimleri KHK’larla susturmak, baskı altında tutmak istemektedir.

    PTT yönetimi tarafından, haklarında hiçbir adli soruşturma ya da dava yokken; hiçbir delil ve gerekçe gösterilmeksizin yöneticileri ve üyeleri hakkında hukuka aykırı bir şekilde ihraç kararları verilmektedir.

    İşin özü; demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip, tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratlar tarafından ‘ben yaparım oldu’ diyerek pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız.

    Bu kararların alınmasında söz sahibi olan kurum yöneticilerine sesleniyoruz; Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin!

    “BİZLER GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Bu haksız ve hukuksuz karar ve uygulamalarla bizleri yıldıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bizler tüm bu baskılar karşısında mücadeleden geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız.

    Bugüne kadar sesimizi duymayanlara duyurmak için bugün ülkemizin dört noktasından Ankara’ya yürüyerek 4 Şubat Perşembe günü Ankara’da olacağız.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • BTS ve Haber-Sen sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecek!

    BTS ve Haber-Sen sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecek!

    PİRHA-Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), üye ve yöneticilerinin görev yerlerinin değiştirilmesinin ardından “Sürgünler Geri Alınsın, Baskılar Son Bulsun!” sloganı ile birçok ilden Ankara’ya yürüyecek.

    TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından BTS üye ve yöneticilerine dönük baskı politikaları karşı çalışanlar harekete geçiyor.

    Sürgün ve ihraç kararlarının geri alınması talebiyle BTS ve Haber-Sen, İzmir, Diyarbakır ve Malatya’dan 2 Şubat 2021’de, İstanbul ve Zonguldak illerinden ise 3 Şubat’ta yapılacak basın açıklamalarının ardından 4 Şubat’ta TCDD Ankara Gar önünde “Sürgünler Geri Alınsın, Baskılar Son Bulsun!” adı altında yürüyüş gerçekleştirecek.

    NE OLMUŞTU?

    BTS Genel Sekreteri makinist İsmail Özdemir ile sendikanın Hukuk Sekreteri makinist Aziz Mustafa Şimşek, trenlerdeki görevlerinden alınarak depo görevi verilmişti. Sonraki süreçte Sendika Genel Sekreteri Ankara’dan Sivas’a sürgün edilmiş, kısa bir süre geçmeden de daha önce sürgün edilmesinin ardından mahkeme kararıyla geri dönen sendika İzmir işyeri temsilcisi Ünal Karadağ aynı kurumda çalışmakta olan eşi İzmir Şubesi Kadın Sekreteri Nurhan Karadağ’la birlikte Malatya’ya sürgüne gönderilmişti. Yine BTS Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ile İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcisi Bülent Çuhadar, Malatya’ya, sendikanın İzmir Şube Sekreterliği görevini yürütmekte olan Muhdi Seyhan ise Kars’a sürgün edilmişti.

    PİRHA/ANKARA

  • TCDD’nin ‘Çin treni’ yalanını açıklayan BTS üyelerine sürgün!-VİDEO

    TCDD’nin ‘Çin treni’ yalanını açıklayan BTS üyelerine sürgün!-VİDEO

    PİRHA-Çin’e törenle uğurlanan trenin Çerkezköy’de olduğunun anlaşılması üzerine BTS üye ve yöneticileri, baskı ve sürgünlerle karşılaştı. Durumu protesto eden Birleşik Taşımacılık Çalışanları Emeklileri, “Ne kadar baskı da kursanız, ne kadar demiryolu emekçisini sürgün de etseniz asla yılmayız” dedi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanının katıldığı törenle Çin’e gitmek üzere uğurlanmış olan yük treninin Çin yerine önce Halkalı’ya, oradan da Çerkezköy’e geri getirildiğinin anlaşılmasının ardından konu, kamuoyunun da gündemine oturmuştu.

    Yaşanan hadise sonrasında TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetiminin Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üye ve yöneticilerine mobbing uyguladığı aktarıldı.

    BTS Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında içerisinde MYK ve Şube yöneticisi ve işyeri temsilcilerinin olduğu üyelerin sürgün edildiği bilgisi verildi.

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Emeklileri adına basın açıklamasını Sevim Boyraz okudu. TCDD yönetimine seslenen Boyraz, “Ne kadar baskı da kursanız, ne kadar demiryolu emekçisini sürgün de etseniz bu coşkun akan suyu engelleyemezsiniz. O nedenle gelin yaptığınız yanlıştan dönün. Yoksa siz bizi sürmekten yorulursunuz ama biz asla yılmayız” dedi.

    “BTS ASLA BOYUN EĞMEMİŞ, İTAAT ETMEMİŞTİR”

    Sevim Boyraz, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’na dönük keyfi uygulamaların derhal sonlandırılması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Demiryollarında üye ve yöneticilerimize yönelik bu saldırılar, tüm ülkede yaşanan anti-demokratik uygulamalardan, hak arayan emekçilere yönelik saldırıdan, asgari ücretle toplumun açlığa mahkûm edilmesinden, kamunun talanından, Yap-İşlet-Devret’lerle geleceğimizin ipotek altına alınmasından bağımsız değildir.
    Liyakatsiz atamalar, kadrolaşmalar, ehil olmayan kişilerin yönetim kademelerine gelmeleri, bilimden uzak, tecrübesiz, birikimsiz bir kadro yığınının yönetim kademesini doldurması ile siyasi iktidarın ve kurum yöneticilerinin demiryollarımızı getirdiği nokta ortadadır.
    Toplumun büyük kesiminin, yaşamın her alanında baskı altına alındığı bu süreçte BTS olarak, TCDD yöneticilerinin tüm bu bilimsellikten uzak, hukuksuz uygulamaları karşısında susmamış, nerede haksızlık, nerede adaletsizlik, nerede yanlış varsa haykırmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • TCDD’de sürgün dalgası: 4 çalışan İzmir’den Kars ve Malatya’ya gönderildi-VİDEO

    TCDD’de sürgün dalgası: 4 çalışan İzmir’den Kars ve Malatya’ya gönderildi-VİDEO

    PİRHA-Sık sık sürgünlerle gündeme gelen TCDD Genel Müdürlüğü, BTS üye ve yöneticisi 4 kişiyi daha İzmir’den Kars ve Malatya’ya sürdü.

    TCDD Genel Müdürlüğü’nde yaşanan sürgünlere bir yenisi daha eklendi. Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) işyeri temsilcisi Ünal Karadağ, aynı kurumda çalışan eşi Nurhan Karadağ’la birlikte Malatya’ya sürgün edildi.

    BTS İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcisi Bülent Çuhadar Malatya’ya, İzmir Şube Yürütme Kurulu üyeliği görevini yapmakta olan Muhdi Seyhan ise Kars’a sürgün edildi.

    BTS Merkez Yürütme Kurulu, sürgün kararlarına karşın Mimarlar Odası Ankara Şubesi toplantı salonunda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Yürütme Kurulu üyeleri Elif Çuhadar ile Yusuf Şenol, KESK Ankara Şubeler Platformuna bağlı sendikaların yöneticileri, Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticileri de katıldı.

    “YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE GERİ DÖNÜLSÜN”

    “TCDD’de sürgün hukuksuzluğu devam ediyor” diyen BTS Genel Başkanı Murat Oral, şu açıklamayı yaptı:

    “Bilindiği üzere sendikamızın örgütlü olduğu ulaşım işkolundaki kurumlardan olan TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından bir süredir sendikamıza yönelik baskı ve sindirme politikaları izlenmektedir.

    Sendikamız, bu süreçte sürgünlerin geri alınması amacıyla çeşitli girişimlerde bulunulmuş, ancak ilgili kurum yöneticileri tarafından diyalog kapısı açılmamıştır.

    TCDD yönetimi, aldığı bu sürgün kararlarıyla hukuksuzluklarına bir yenisini eklemiştir.

    İzmir’den Malatya’ya sürgün edilen Ünal Karadağ’ın sürgünü, daha bir ay önce İdare Mahkemesi  kararıyla iptal edilmiştir. Sendikamız işyeri temsilcisi Ünal Karadağ bu sefer de aynı kurumda çalışmakta olan eşi sendikamız İzmir Şube Kadın Sekreteri Nurhan Karadağ’la birlikte Malatya’ya, yine sendikamız Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ile İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcimiz Bülent Çuhadar Malatya’ya, İzmir Şube Sekreterliği görevini yürütmekte olan Muhdi Seyhan ise Kars’a sürgün edilmiştir. Bu uygulamayı kınıyor ve bu yanlıştan biran önce geri dönülmesini talep ediyoruz.

    Bu sürgünlerle sendikal faaliyetlerimiz engellenmekte, üye, yönetici ve temsilcilerimiz cezalandırılmaktadır. Bu hukuksuzluk açıkça ortadadır; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunundaki memurun ve sendika yöneticilerinin güvencesi hakkındaki maddeler, TCDD’nin bu sürgün kararlarıyla yok sayılarak suç işlenmektedir.

    Bizler bugüne kadar; demiryollarının geliştirilmesi amacıyla; açıklamalar yapıp raporlar yayınladık, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları bir daha yaşanmasın diyerek bu kazaların gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya çalıştık. Kurum taşınmazlarının haraç mezat satılmasına, Yap İşlet Devret yöntemiyle yapılan işlere karşı çıkarak her türlü hukuksuzluğa karşı fiili ve meşru mücadelemizi verdik.

    Bizler iyi biliyoruz ki bu sürgünler, sendikamıza yönelik bir saldırıdır ve bu saldırının nedeni; sendikamızın demiryollarına ilişkin yanlışları açıkça dile getirmesi, tren kazalarıyla ilgili doğru tespitlerde bulunmasıdır.

    İşte bu nedenle Sendikamız BTS, gerek siyasi iktidar gerekse de TCDD ve Taşımacılık A.Ş. yöneticileri tarafından susturulması gereken bir kurum olarak görülmektedir.
    Liyakatsiz atamalar, kadrolaşmalar, ehil olmayan kişilerin yönetim kademelerine doldurması ile siyasi iktidarın ve kurum yöneticilerinin demiryollarımızı getirdiği nokta ortadadır.
    Bizler; BTS’nin üyeleri, kadroları ve yöneticileri olarak bu hukuksuz kararlar geri alınıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Çin tören treni meğerse sürgün taşıyormuş’-VİDEO

    ‘Çin tören treni meğerse sürgün taşıyormuş’-VİDEO

    PİRHA- Çine giden ilk ihracat treninin sadece tören amaçlı bir tren olduğunu kamuoyuna duyuran BTS Genel Sekreteri İsmail Özdemir’in sürgün edilmesine tepki gösteren KESK’liler, “Sürgün kararını geri almaya, sendikamıza üye ve yöneticilerine yönelik baskıya son vermeye ve aklı-selim bir şekilde yasa ve yönetmeliklere uygun davranmaya davet ediyoruz” dedi.

     

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Merkez Yürütme Kurulu, sosyal medyada “Çin treni nerede?” etiketiyle paylaşım yapan sendika üyelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından baskı ve mobbinge uğraması, son olarak BTS Genel Sekreteri İsmail Özdemir’in Sivas’a sürgün edilmesine dair basın toplantısı yaptı.

    BTS Genel Merkezinde yapılan toplantı salonuna “Çin Tören Treni Meğerki Sürgün Taşıyormuş! Sendikamız Genel Sekreteri İsmail Özdemir, TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimi tarafından Ankara’dan Sivas’a sürgün edildi. Keyfiliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız” pankartı asıldı.

    Toplantıya, BTS Genel Başkanı Mustafa Oral, sürgün edilen Genel Sekreter İsmail Özdemir, KESK Eş Genel Başkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik de katıldı.

    Toplantıda konuşan BTS Genel Başkanı Mustafa Oral, 4 Aralık’ta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’nın katılımıyla Kazlıçeşme İstasyonu’ndan uğurlanan trenin “Çin treni” olmadığı, gerçek Çin treninin ise 6 Aralık günü Marmaray’dan geçen tren olduğunu söyledi.

    Uğurlanan sözde trenin sadece tören treni olduğunu kaydeden Oral, kamuoyunun gerçeği sendikalarının yaptığı açılamayla öğrendiğini belirtti. Aynı gün Çin’e törenle uğurlanan yük treninin Çin’e gitmek yerine, anlaşılamayan nedenlerle 160 kilometre geriye Tekirdağ-Çerkezköy’e getirildiğini söyleyen Oral, gerçeklerin ortaya çıkmasının ardından TCDD yönetiminin, sendikalarını hedef aldığını vurguladı.

    “İSMAİL ÖZDEMİR’İN SÜRGÜNÜNÜ GERİ ALIN”

    TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimi, bir tören uğruna kamu kurumunu zarara uğrattığını, vatandaşları mağdur ettiğini ve halk sağlığı ile oynadığını kabul edip, gereğini yapmak yerine, tam tersi bir tavırla açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları yaptığına dikkat çeken Oral, şunları dile getirdi:

    “TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimi, gerçeklerin ortaya çıkmasını sağladığı için sendikamız BTS’yi kendine hedef olarak belirleyip, sendikamız üye ve yöneticilerine karşı yoğun bir saldırı başlatarak, sendikamız Genel Sekreteri İsmail Özdemir’i hukuka aykırı bir şekilde, pandeminin en yoğun olduğu bu süreçte 3 ay süre ile geçici görevlendirme adı altında Sivas’a sürgüne göndermiştir. Sendikamız üye ve çalışanları demiryollarında tekerin dönmesi, yük ve yolcu taşımacılığının artması için yıllardır emek verip ter dökmektedir. Taşımanın artması, Çin’e demiryolu ile taşıma yapılması öncelikle biz demiryolu emekçilerini sevindirir. Bakış açımız nettir: yük ve yolcu taşımacılığın artmasını, emekçilerin örgütü olarak istemekte ve desteklemekteyiz. TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimini; Sendikamız Genel Sekreteri İsmail Özdemir’in sürgün kararını geri almaya, sendikamıza üye ve yöneticilerine yönelik baskıya son vermeye ve aklı-selim bir şekilde yasa ve yönetmeliklere uygun davranmaya davet ediyoruz.”

    “KESK ÜYE VE YÖNETİCİLERİNE BASKILAR ARTTI”

    Ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik açığa çıkan uygulamanın pandemi sürecinde ilk kez karşılaştıkları uygulama olmadığını ifade ederek, “son zamanlarda KESK üye ve yöneticilerine baskıların arttığını söylerken, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ise yaptığı açıklamada, “bir sendika eleştirmek zorunda, bir sendika yandaş olmamak zorunda, bir sendika her türlü iktidardan bağımsız olmak zorundadır. Bu eleştiriler kamu kurum idari amirleri tarafından dikkate almak zorundadır. İntikamcı bir yaklaşımla kamu emekçilerinin her türlü hak haktan yoksun bırakarak cezalandırmak anlamına gelir. Bu hukuksuzdur bu keyfiliği kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    “DEVLET DEMİR YOLLARINDA LİYAKAT BOZULDU”

    Son olarak, Çin treni ile açıklamalarıyla Ankara’dan Sivas’a sürgün edilen BTS Genel Sekreteri İsmail Özdemir konuştu. Özdemir, özlük haklarının yanında toplumsal sorumlulukları olduğunu hatırlatarak, şunları vurguladı:

    “Kamusal ve toplumsal sorumluluklarımızın da bilinciyle hareket etmek zorundayız. 2002’den bu yana özellikle Devlet Demir Yollarında liyakat bozuldu. Burası 164 yıllık bir kuruluş kendi içerisinde ihtisaslık gerektiriyor. Bu ihtisaslaşmayla iyi bir kıdem ve tecrübe ile yöneticilik eskiden olurken, son dönemlerde konuya hakim olan, kurum içerisinde yetişmemiş yöneticiler 2004 yılında trenleri hızlandırmaya kalktılar. Bizler eleştirdik. Dedik ki alt yapıda ciddi eksiklikler var bu eksikliklerle beraber facialar olacaktır dedik. Aradan çok zaman geçmeden 41 yurttaşımızı kaybettik. Yine popülist politikalar devam etti sinyalizasyon olmadan hızlı trenler çalışıyor Bu güzergâhta tren trafiğini açıldı. Bundan dolayı da Ankara’da yüksek hızlı tren faciası yaşandı bizi dikkate alsalardı bu faciası yaşanmayacaktı.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • BTS üyelerinin TCDD’de yaşanan sürgünlere karşı başlattığı yürüyüş sona erdi-VİDEO

    BTS üyelerinin TCDD’de yaşanan sürgünlere karşı başlattığı yürüyüş sona erdi-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üyelerinin sürgünlere karşı İstanbul, İzmir, Adana ve Diyarbakır’dan başlattığı yürüyüş, Ankara’da bir basın açıklamasıyla bitirildi.

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) önüne yürümek isteyen BTS üyelerine, polis engel olmak istedi. BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş, Anayasal hakları gereği TCDD önünde açıklama yapacaklarını ifade etti.

    TCDD’ye sürgünlerin nedenlerini sormak istediklerini söyleyen Bektaş, “Bu suçsa, beni gözaltına alın” diye polis engeline tepki gösterdi. Bektaş, “Demiryollarında memursunuz. Devlette yükselmenin şartları vardır. Bu sürgünlerin sorumlularına seslenmek istiyoruz: Yarın öbür gün demiryollarında kaza olunca siz sorumlu olacaksınız. Kazaların sorumlusu liyakatsız atamadır” dedi.

    HDP ve CHP milletvekillerinin de olduğu grup, engelleme üzerine uzun süre polis ile tartıştı. Ardından BTS üyeleri ve milletvekilleri, TCDD önüne geçti. Sabah saatlerinde TCDD önünde başlayan polis yoğunluğu sürüyor.

    “BU SÜRGÜNLER İNSANLIK DIŞI BİR TUTUMDUR”

    TCDD önünde yapılan açıklamada konuşan KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, “Yaklaşık 3 ay önce, siyasi bir projeyle, işinde uzmanlaşmış arkadaşlarımızı sadece bağlı oldukları sendikadan dolayı sürgün etmişlerdir. Bu zihniyet Ortaçağ zihniyetidir. Dört koldan yürüyerek, sürgün edildikleri kurumun genel merkezi önündeler. Şu an o koltukta oturan kişilerin yerine yarın başkası gelecek, sizden korkmuyoruz. Bu insanlık dışı tutumunuza karşı mücadelemizi yükselteceğiz. Bu kurum sizin babanızın malı değil. Sürgünleri kabul etmemiz mümkün değil. Arkadaşlarımız bir an önce işlerine iade edilmeli” dedi.

    “FAŞİZMİN SÜRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, salgın sürecinde yaşam koşullarının gözetilmeden yapılan sürgünlerin durdurulması gerektiği çağrısında bulunarak, “İktidar liyakatsizliklerle devletin birçok kurulusunda kendi yandaşlarını atamaya devam ediyor. Bugün sürgün edilen emekçilerin içinde ağır hastalar da var. Bu hastalıkları göz önünde bulundurmayan yaklaşım zalimliğin göstergesidir. Bu ülkeyi faşist diktatörlüğe çevirmeyen çalışan AKP ve bütün güçlerin şunu bilmesi gerekiyor; haklardan, özgürlüklerden, demokrasiden yana olan herkesin büyük mücadeleler vereceği günlere geldik. Bizler bu faşizmin sürmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    “İNSANLARI SÜRGÜN ETMEK ÇAĞ DIŞI BİR YAKLAŞIMDIR”

    CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Zeybek, TCDD yöneticilerine seslenerek, “31 arkadaşımızla ilgili aldığınız sürgün kararına karşı uyarı yapıyorum. Bu yaptığınız yanlıştan vazgeçin. Tez zamanda vazgeçmezseniz, bu sizin ailenize utanç vesikası olarak yapılacaktır. İnsanları sürgün etmek çağ dışı anlatmışlardır. Gücünüzü nerden alıyorsanız, şunu bilin ki gittiğiniz yol yol değildir. Tel örgülerin arkasında bizleri izleyen yöneticilere sesleniyorum. Bugün varsınız, yarın gideceksiniz. Bugün aldığınız kararlar sizin utancımız olacak” ifadelerini kullandı.

    “SÜRGÜNLER DURDURULSUN, HÜLLE ATAMALAR GERİ ALINSIN”

    Polis barikatının kaldırılmasının ardından TCDD Genel Müdürlüğü önüne yürüyen grup adına basın açıklamasını BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş yaptı.

    Basın açıklamasında, “Sürgünler durdurulsun, hülle atamalar geri alınsın” denilerek şöyle devam edildi:

    “TCDD yönetimi tarafından 11 Mayıs 2020 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden 13’ü Sendikamız üyesi, 29 demir yolu çalışanı olmak üzere 95 kişi, daha sonra ise içerisinde sendikamız MYK üyesi ile eski Genel Başkanımızın da olduğu 10’dan fazla çalışan kendi istekleri dışında başka illere göndermiştir.

    Bizlerin 3 gündür yürüyüşünün ve bugün burada, TCDD Genel Müdürlüğü önünde olmamızın nedeni işte bu haksız ve hukuksuz uygulamanın sonlandırılması için Sayın Genel Müdüre sesimizi duyurmak, taleplerimizi iletmektir.

    Öncelikle, personelin kendi isteği dışında yasalara aykırı bir şekilde işyerinin değiştirilmesinin Sürgün olduğunu açıkça belirtmemiz gerekmektedir. TCDD yöneticilerinin bugün yapmak istediği; TCDD’yi kendi siyasi tutumlarını sergiledikleri bir yer olarak görerek Sendikamız üyelerini korkutulmaya, sindirilmeye, baskı altına alınmaya çalışmaktır.

    Neden mi? Çünkü, sendikamız BTS bugüne kadar demir yollarının geliştirilmesi amacıyla; açıklamalar yapıp raporlar yayınlarken, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları hem bir daha yaşanmasın diye gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya, hem de sorumluları hesap vermeye çağırmış, bu kapsamda hukuki mücadele vermekten geri durmamıştır.

    Aynı şekilde kurum taşınmazlarının haraç mezat satılmasından, Yap İşlet Devret yöntemiyle yapılan işlere, yurttaşların ulaşılabilir, nitelikli bir kamusal hizmet olarak ulaşımdan yararlanması için mücadele etmiştir, etmektedir.

    Pamukova, Tavşancıl, Kütahya, Çorlu, Ankara YHT kazalarında ki ihmal ve gerçek nedenlerinin kamuoyuna anlatılması konusunda söz söylemiştir.

    Sendikamız BTS bugüne kadar demir yollarının geliştirilmesi amacıyla; açıklamalar yapıp raporlar yayınlarken, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları hem bir daha yaşanmasın diye gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya, hem de sorumluları hesap vermeye çağırmış, bu kapsamda hukuki mücadele vermekten geri durmamıştır.”

    Açıklamada, TCDD Genel Müdürlüğü’nün aldığı kararların hukuksuz olduğu belirtilerek şunlar belirtildi:

    “Çünkü; öncelikle üyelerimizin rızası olmaksızın kendi istekleri dışında verilmiştir.

    Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü; bu kararla yandaş sendika üyesi olan kimi çalışanlar hülle yoluyla atanmışlardır.

    Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, sürgün edilen üyelerimiz arasında sendikamızın Merkez Yürütme Kurulu Üyesi, İzmir Şube Başkanımız, İş yeri Temsilcilerimiz bulunmaktadır. Oysa; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun 18. Maddesi  gereğince bu arkadaşlarımızın yasal güvenceleri bulunmaktadır.

    Bu kararlar hukuksuzdur. Çünkü, sürgün edilen üyelerimiz arasında sendikamızın İzmir Şube Başkanımız, İşyeri Temsilcilerimiz bulunmaktadır.

    Bu karar vicdansızdır. Çünkü, sürgün edilenler içerisinde kanser hastası ya da ailesinde tek başına yaşamını sürdüremeyecek derecede sağlık durumu kötü olan arkadaşlarımız mevcuttur.

    Bütün bu hukuksuzluklara da  şimdiye kadar TCDD mevzuatında hiç olmayan ROTASYON uygulaması adı verilmektedir. Oysa TCDD’de rotasyon adı altında bir uygulama yoktur. Mevzuata aykırıdır.

    TCDD yönetimi, bu SÜRGÜN saldırısıyla; işkenceyi önlemeye dönük, insan hakkını korumayı hedefleyen tüm uluslararası kanunları, Anayasayı ve 4688 sayılı Sendikalar Kanunu başta olmak üzere, ilgili tüm kanun ve mevzuatı, Covid-19 ile ilgili çıkan tüm karar ve genelgeleri hiçe saymıştır.

    Bu hukuk dışı uygulamaların geri alınması için TCDD Genel Müdürlüğü ile görüşmek için defalarca yaptığımız randevu taleplerimize bugüne kadar cevap verilmemiş, diyalog yolu kapatılmıştır.

    “KARARINIZ DOĞRU DEĞİL, BİR AN ÖNCE DÖNMENİZ GEREKİR”

    Aldığınız bu karar doğru bir karar değildir. Bu karardan bir an önce dönmeniz gerekmektedir.

    Sendikamız ulaşım işkolunda 1991 yılından beridir faaliyet göstermektedir. Bu süre içinde anayasa ve yasalardan aldığı güçle üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla beraber kurumun da verimli bir şekilde çalıştığı, iş barışının olduğu bir ortam içinde var olması için mücadele etmektedir.

    Sendikamız KESK’in onurlu bir üyesi olarak; özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, “mezarda emeklilik”, bütçe, zorunlu tasarruf nemalarının geri ödenmesi, Grevli Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası başta olmak üzere akla gelen gelmeyen tüm alanlarda kamu emekçilerinin hak ve çıkarları için mücadele ettiği bir tarihe sahiptir.

    Sendikamız dünya genelinde 150 ülkede yaklaşık 20 milyon üyeyi temsil eden ve 700 sendikanın üyesi olduğu ITF’nin üyesi olup on yıllardır uluslararası bir mücadelenin parçası olmuştur.

    Bu saldırı karşısında ulusal ve uluslararası alanda mücadelemiz, sürgünler iptal edilene kadar sürecektir!

    Aldığınız bu yanlış karar sonucu yaralar kısa zamanda sarılacak, adalet yerini bulacak, bizler eninde sonunda bu haksız ve hukuksuz karar karşısında kazanan olacağız.

    TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun’un da demiryolu emekçilerinden bir grubu makamına davet ederek görüştüğü belirtildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITFden uyarı: Sürgün kararını geri alın

    Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITFden uyarı: Sürgün kararını geri alın

    PİRHA-Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITF, TCDD Genel Müdürlüğü’ne bir mektup göndererek, sürgün edilen 31 demiryolu emekçisiyle ilgili kararın geri alınmasını istedi. 

    TCDD yönetiminin, 13’ü BTS üyesi 31 demiryolu emekçisini kendi istekleri dışında görevlendirerek “sürgün” etmesine tepkiler sürüyor.

    Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITF, TCDD Genel Müdürlüğü’ne bir mektup göndererek, sürgün kararının geri alınmasını istedi.

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın (BTS) “15’i sendikamız üyesi olmak üzere 31 demiryolcunun sürgün edilmesine ilişkin Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITF’den TCDD Genel Müdürlüğü’nün sürgün kararını geri alın çağrısıyla mektup gönderildiğini bildirdi.

    “HUKUKSUZ UYGULAMALAR DURDURULSUN”

    Dünya genelinde 150 ülkede yaklaşık 20 milyon üyeyi temsil eden ve 700 sendikanın üyesi olduğu ITF tarafından, ITF Demiryolu Seksiyonu Yönetim Kurulu Başkanı David Gobe ve ITF Kara Taşımacılığı Seksiyonları Sekreteri tarafından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun’a gönderilen mektuplarda, demiryol emekçilerinin sürgün edilmesinin Türkiye’nin imzaladığı uluslararası yasalara aykırılık teşkil ettiği ve bu durumun örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine vurgu yapıldı.

    Sürgünlerin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine vurgu yapılan mektupta Uluslararası Demiryolu Taşımacılık örgütü ITF, derin kaygılarını iletti ve bu hukuksuz uygulamanın durdurulması talep etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Sürgünlere karşı yapılan Diyarbakır yürüyüşüne engel

    Sürgünlere karşı yapılan Diyarbakır yürüyüşüne engel

    PİRHA – BTS tarafından TCDD’deki sürgünlere karşı ”Sürgünler Geri Alınsın” adı altında Diyarbakır’dan başlayan yürüyüş Elazığ Maden İlçesi’nde kaymakamlık kararıyla engellendi. 

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın (BTS) sürgünlere karşı 4 koldan Ankara Yürüyüşü başlattı. Diyabakır’dan Ankara’ya doğru başlayan yürüyüş Elazığ Maden İlçesi’nde kaymakamlık tarafından engellendi.

    Birleşik Taşımacılık Sendikası(BTS ) basın metni yayınlayarak Ankara Merkezli 4 koldan yapılacak basın açıklaması için Diyarbakır yürüyüş kolunun Elazığ’ın Maden İlçesi’nde durdurulmasına tepki gösterdi.

    “YÜRÜYÜŞÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILSIN”

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “TCDD Genel Müdürlüğü tarafından alınan kararla aralarında Merkez Yürütme Kurulu üyemiz, Sendikamız eski Genel Başkanı, Şube Başkanı ve İşyeri Temsilcilerinin bulunduğu 15 üyemizin hukuka aykırı bir şekilde sürgün edilmeleri üzerine sendikamız tarafından bugün İstanbul, İzmir, Adana ve Diyarbakır’dan başlayıp 4 Haziran tarihinde TCDD Genel Müdürlüğü önünde tamamlanacak bir yürüyüş hayata geçirilmekteydi.

    Yürüyüş kollarımızdan Diyarbakır yürüyüş kolumuz bugün sabah Diyarbakır Şubemiz tarafından basın açıklamasının yapılmasının ardından Elazığ’a gitmek üzere yola çıkmış, ancak Elazığ’ın Maden ilçesi girişinde Kaymakamlık kararıyla durdurulmuşlar ve geçişleri engellenmektedir. Bu karar; anayasaya, yasalara ve seyahat özgürlüğüne aykırı olup, yürüyüş kolunda yer alan üye ve yöneticilerimizin yürüyüşümüz önündeki engellerin kaldırılmasını bekliyoruz.”  PİRHA/ANKARA

  • BTS Üyeleri Mersin’de karşılandı: Sürgünler geri alınsın

    BTS Üyeleri Mersin’de karşılandı: Sürgünler geri alınsın

    PİRHA – BTS tarafından TCDD’deki sürgünlere karşı ”Sürgünler Geri Alınsın” adı altında demiryollarından Ankara’ya yürüyüş başlatıldı. Yürüyüşün Adana’dan başlayan kolu, Mersin’de KESK’e bağlı sendika temsilcileri ve üyelerince Mersin Garı önünde karşılandı.

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın (BTS) sürgünlere karşı 4 koldan Ankara Yürüyüşü başlattı. Diyarbakır, Adana, İzmir ve İstanbul’dan başlayan yürüyüşler raylardan devam ediyor. Adana’dan yürüyüşe başlayan işçiler, bugün akşam saatlerinde KESK’e bağlı kurumların üye ve yöneticileri tarafından Mersin Garı’nda karşılandı. Gar önünde basın açıklaması yapıldı.  Açıklamaya Sendika Genel Sekreteri Cavit Kayaoğlu da katılırken, basın metnini BTS Adana İl Temsilcisi Tonguç Özkan okudu.

    “SİYASİ KADROLAŞMA ARTTI”

    “Sürgünlere karşı yürüyoruz, sürgünler geri alınsın” yazılı pankartın açıldığı açıklamada BTS Adana İl Temsilcisi Tonguç, “Sendikamız; demiryollarında siyasi kadrolaşmanın artan bir şekilde yaşanması ile liyakatsiz ve hülle atamalar karşısında hakkı yenen, mağdur edilen çalışanların yanında olmuş, doğru bir personel politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini, bilgili, birikimli kişilerin hak ettikleri yerlere gelmesinin gerektiğini savunmuştur.

    Bu amaçla; kimi zaman hukuksal mücadele vererek adliye önlerinde olduk; kimi zaman raylarda yürüdük. Nerede haksızlık, nerede hukuksuzluk varsa hep karşısında olduk.  Biz mücadele ederken yandaş sendika ve dernekler ise kapalı kapılar arasında başka hesaplar peşinde koştular. Ne demiryolları ne de personelin gerçek sorunları onların sorunları olmadı. Bugünlere geldiğimizde bu kadroları yaptığı ilk iş öncelikle BTS üye ve yöneticilerini sindirmeye, korkutmaya çalışmakla birlikte kendi kadrolaşmalarını kurmak olmuştur. İşte bu nedenle TCDD Genel Müdürlüğü tarafından 11 Mayıs 2020 tarihinde alınan kararla 13’ü sendikamız üyesi 29 demiryolu çalışanı sürgün edilirken, aynı tarihte yandaş sendika üyesi 53 çalışandan bir kısmı kendi istedikleri yerlere atandı. Bir kısmı da yasa ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde hülle atama ile görevde yükseltilmişlerdir” dedi.

    “HUKUKSUZ KARAR GERİ ALINSIN”

    Sürgünlere ilişkin kararın geri alınması yönünde çağrı yapan Özkan, “Bu haksız, hukuksuz ve adaletten uzak kararın geri alınması amacıyla yaptığımız tüm girişimlere hiçbir olumlu cevap verilmezken, 27 Mayıs tarihinde ise sendikamız Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Rıza Ercivan ile Sendikamız eski Genel Başkanlarından Yavuz Demirkol’un kendi istekleri dışında işyerleri değiştirildi.  Yani sürgün edildiler. Sürgün edilenler arasında kendisi ve aile bireyleri arasında kanser hastası, felçli ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak durumda olan bulunurken, yine merkez kurulu üyemiz, şube başkanlarımız ve işyeri temsilcilerimiz yasaya aykırı bir şekilde sürgün edilmişlerdir” diye belirtti.

    Yapılan bu hukuksuzluğa sessiz kalmanın kabullenmek anlamına geldiğini söyleyen Özkan, “Başka hukuksuzlukların önünü açmak demektir. Sendikamız bu kararı geri alınması amacıyla her türlü hukuki mücadeleyi sürdürme kararlılığındadır. İşte bu yüzden sesimizi duyurmak amacıyla ‘Sürgünler Geri alınsın’ adı altında demiryollarında yürüyüş kararı almış ve bugün de yollardayız. Bugüne kadar sesimizi duymayanlara duyurmak için 4 Haziran Ankara’da olacağız ve TCDD Genel Müdürü ile görüşeceğiz. Gelin sürgünlere karşı birlikte mücadele edelim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Birleşik Taşımacılık Sendikası’ndan sürgünlere tepki: Tamamen hukuksuzdur -FOTO

    Birleşik Taşımacılık Sendikası’ndan sürgünlere tepki: Tamamen hukuksuzdur -FOTO

    PİRHA- Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Merkezi TCDD’de rotasyon uygulaması adı altında yapılan sürgünlerle ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “15’i sendikamız üyesi olmak üzere 31 demiryolcu sürgün edilmiştir, gerek sürgünler ve gerekse hile yoluyla atanan personelin atanması yasa ve yönetmeliklere uygun olmayıp hukuksuzdur” denilerek tepki gösterildi.

    Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) iş yerlerinde uygulanan sürgünler ve rotasyonlarla ilgili TCDD Genel Müdürlüğü ve bölge müdürlükleri önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada,”TCDD Genel Müdürlüğü, 12 Mayıs 2020 tarihinde 89 çalışanı sözde rotasyona tabii tuttuğunu belirtmiş  ve işyerlerini değiştirmiştir. TCDD’de rotasyon uygulaması şu ana kadar olmadığı gibi görev yerleri değişen personelin 15’i sendikamız üyesi olmak üzere 31 demiryolcu sürgün edilmiş, geri kalanı ise yandaş sendika üyesi olup hülle yoluyla atananlardan oluşmaktadır” denildi.

    “YAPILAN SÜRGÜNLER YASA VE YÖNETMELİKLERE AYKIRI VE HUKUKSUZDUR“

    Gerek sürgünlerin ve gerekse hile yoluyla personel atanmasının yasa ve yönetmeliklere uygun olmadığı belirtilen açıklamada, bu kararın sendikaya yönelik bir saldırı olduğuna dikkat çekilerek, siyasi kadrolaşmanın tüm hızıyla hayata geçirildiğine vurgu yapıldı.

    Hukuki mücadelenin devam edeceğine vurgu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Sendikamız BTS bugüne kadar demiryollarının geliştirilmesi amacıyla açıklamalar yapıp raporlar yayınlarken, onlarca kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı tren kazaları hem bir daha yaşanmasın diye gerçek nedenlerini açığa çıkarmaya, hem de sorumluları hesap vermeye çağırmış, bu kapsamda hukuki mücadele vermekten geri durmamıştır. Aynı şekilde kurum taşınmazlarının haraç mezat satılmasından, Yap İşlet Devret yöntemiyle yapılan işlere, yurttaşların ulaşılabilir, nitelikli bir kamusal hizmet olarak ulaşımdan yararlanması için mücadele etmiştir, etmektedir.  İşte bu nedenlerden dolayı Sendikamız BTS, gerek siyasi iktidar gerekse de bazı TCDD yöneticileri tarafından kendi siyasi tutumlarını sergilemek için susturulması gereken bir kurum olarak görülmüş, bu nedenle üyeleri korkutulmaya, sindirilmeye, baskı altına altına alınmaya çalışılmıştır.”

    “SALDIRILARIN ASIL KAYNAĞI SİYASAL İKTİDARDIR”

    Yaşanan saldırıların kaynağının AKP iktidarı olduğu belirtilen açıklamada, “Bugün yaşadığımız ve BTS’ye yönelik saldırıların asıl kaynağı AKP’nin iktidara geldiği 2003 yılından itibaren demiryollarında uyguladığı politikaların bir sonucudur” denildi.  2003 yılından itibaren demiryollarına liakatsiz atamalar, kadrolaşmalar, ehil olmayan kişilerin yönetim kademelerine gelmelerinin sağlandığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu adımlar beraberinde demiryollarında bilimden uzak, tecrübesiz, birikimsiz bir kadro yığınının yönetim kademesini doldurmasına beraberinde de demiryollarının kamuoyunda olumsuz yönde tartışılmasına neden olmuştur” ifadelerine yer verildi.

    TCDD Genel Müdürü ile TCDD Trafik ve İstasyon Dairesi Başkanı’na yapılan çağrıda, “Aldığınız bu karar doğru bir karar değildir. Bu karardan bir an önce dönmeniz gerekmektedir. Bizler; BTS’nin üyeleri, kadroları ve yöneticileri olarak bu yanlış karar geri alınıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.

    Öte yandan açıklamada 2 Haziran Salı günü tüm şubelerinin ülkenin dört bir yerinden Ankara’ya yürüyerek 4 Haziran Perşembe günü Ankara’da olacakları bilgisine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

  • BTS’nin sürgünlerle ilgili basın açıklamasına izin verilmedi

    BTS’nin sürgünlerle ilgili basın açıklamasına izin verilmedi

    PİRHA- Birleşik taşımacılık sendikası üyelerinin TCDD Müdürlüğü’nde yaşanan sürgünlere ilişkin yapmak istediği basın açıklamasına, Ankara Güvenlik Şube ekipleri Valiliğin yasağını gerekçe göstererek izin vermedi. 

    Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) TCDD Müdürlüğü’nde yaşanan sürgünlere ilişkin sendika üyeleri saat 12.30’de TCDD Genel Müdürlüğü protokol kapısı önünde alkışlı protesto eylemi gerçekleştirmek için bir araya geldi.

    Birleşik taşımacılık sendikası üyelerine Ankara Güvenlik Şube ekipleri Valiliğin yasağını gerekçe göstererek basın açıklaması yapılmasına izin vermedi.

    Bunun üzerine sendika yöneticilerinin Genel Müdür ile görüşme talepleri de kabul edilmedi.

    Bu gelişmeler üzerine kısa bir bilgilendirme yapılarak şunlar ifade edildi:

    “TCDD Genel Müdürlüğü kararıyla içerisinde sendikamız üyelerinin de bulunduğu demiryolu çalışanlarının koronavirüs tedbirlerinin uygulandığı ve bu kapsamda sokağa çıkmanın pek çok ilde yasak olduğu bir dönemde sürgün edilmişlerdir. İçerisinde kanser hastası, eşi ve çocuğu engelli olanların bulunduğu bu sürgün kararının geri alınması amacıyla sendikamız tarafından basın açıklamaları ve çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlenmektedir. Sürgün kararı geri alınıncaya kadar bu eylem ve etkinliklere devam edilecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Kerestecioğlu TCDD sürgünlerini Ulaştırma Bakanı’na sordu

    HDP’li Kerestecioğlu TCDD sürgünlerini Ulaştırma Bakanı’na sordu

    PİRHA – HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir, TCDD tarafından son zamanlarda başlatılan ve çalışanların protestoyla karşılık verdiği rotasyon iddialarını Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na sordu. Kerestecioğlu “Rotasyon adı altında yapılan sürgünün gerekçesi nedir? Çalışanların ve kamunun yararına yapılan bu hukuksuzluğun iptali için girişimde bulunacak mısınız?” diye sordu.

    TCDD, gerek personellerine yönelik uygulamaları gerekse de vatandaşlara yönelik aldığı radikal değişiklikler ile gündemde durmaya devam ediyor. Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı bir şekilde hizmet vermekle yükümlü olan TCDD’nin birçok tarihi taşınmazı ihalelerle iktidara yakın çevrelere satılıyordu. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir de, TBMM Başkanlığı’na Ulaştırma Bakanı tarafından yanıtlanması için bir önerge verdi.

    “TCDD’DE CİDDİ BİR SİYASİ KADRO ATANMALARI VAR”

    HDP Ankara Milletvekili Av. Filiz Kerestecioğlu Demir, AKP iktidarı döneminde TCDD bağlantılı kazaları ve bu kazalarda gerçekleşen ölümleri hatırlatarak TCDD’nin uzman kadro alımlarında liyakat uygulanmadığını belirterek siyasi kadro atamalarının gerçekleştirildiğini, TCDD’nin kurumsal ve hizmet anlamında işlevsizleştirildiğini belirtti.

    Kerestecioğlu soru önergesinde, “AKP iktidarı döneminde Pamukova’da 41, Tavşancıl’da 9, Kütahya’da 7, Çorlu’da 24, Ankara-Konya YHT hattında 9 yurttaşımız hayatını kaybetti. Bu kazaların ardından TCDD’nin işlevsizleştirilmesine, siyasi kadro atamalarına ve her düzeydeki uzman kadro kıyımına son verilerek iyileştirilmeler yapılması beklenirken, yanlışta ısrar edilmiş, demiryolculuk tecrübesi olmayan kişiler üst düzey bürokratik görevlere atanmıştır” dedi.

    ANKARA GARI, HAYDARPAŞA, SİRKECİ…

    TCDD tarafından gerçekleştirilen ihalelerle asırları aşan bir geçmişi olan, tarihi açıdan sembol olabilecek TCDD binaları yandaş gruplara verildi. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu “Ankara Gar’da 70.000 m2, Haydarpaşa’da 20.500 m2, Sirkeci’de 4.500 m2 alan TCDD tarafından kişi ve kurumlara devredilerek adeta yağmalanmıştır” dedi.

    “BİRLEŞİK TAŞIMACILIK SENDİKASI (BTS) ÜYELERİ SÜRGÜNE TABİİ TUTULUYOR”

    Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Üyesi çalışanların öncelikli olarak TCDD bünyesinde rotasyon denilerek sürekli yer değiştirildiğini belirten Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Sürgün edilen kişilerin ve ailelerinin sağlık durumları, ekonomik ve sosyal koşulları göz önünde bulundurulmamıştır. Yıllar boyunca mesleklerinde uzmanlaşan ve demiryolculuğun korunması ve geliştirilmesi için çaba gösteren çalışanları cezalandırmak için salgın döneminde uygulamaya konan hukuksuz sürgün kararının geri alınması gerekmektedir” dedi.

    HDP Ankara Milletvekili Av. Filiz Kerestecioğlu Demir’in Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun yanıtlaması için TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesiyle Bakan’a şu sorularla seslendi;

    • TCDD’de rotasyon adı altında yapılan sürgünün gerekçesi nedir? Bakanlığınıza bağlı bu köklü kurumun çalışanlarının ve kamunun yararı göz önünde bulundurularak bu hukuksuz sürgün kararının iptali için girişimde bulunacak mısınız?
    • Gerekçesiz yapılan naklen atama işlemlerinde kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka uyarlık bulunmadığına ilişkin emsal İdare Mahkemesi kararlarına rağmen kamu personelleri neden halen hukuksuz sürgünlerle karşı karşıya kalmaktadır?
    • 4688 sayılı Kanunda sendika yöneticilerinin işyerlerinin değiştirilemeyeceği açıkça belirtilmesine rağmen, neden üç BTS yönetici ve temsilcisi sürgün edilerek hukuksuz işlem yapılmaktadır?
    • Daha önceden yapılmış geçici görevlendirmeler salgın nedeniyle ertelenmiş olmasına rağmen neden sürgün kararları çıkarılarak personelin bu koşullar altında yeni işyerlerinde işbaşı yapması istenmektedir?
    • TCDD Genel Müdürlüğü neden BTS’nin bu konudaki diyalog ve randevu taleplerini reddetmektedir?
    • TCDD Genel Müdürlüğü neden BTS’nin bu konudaki diyalog ve randevu taleplerini reddetmektedir?
    • Kanser hastası olan, eşi felçli, kronik hasta veya çocuğu engelli olan çalışanların sürgün edilerek kişilerin ve ailelerinin sağlık durumlarının, ekonomik ve sosyal koşullarının göz önünde bulundurulmamasının yaratacağı mağduriyet ve sonuçlardan sorumlu olduğunuzu düşünüyor musunuz?

     

  • BTS’den 84 demiryolu emekçisinin sürgün edilmesine tepki: Bu ne kin!

    BTS’den 84 demiryolu emekçisinin sürgün edilmesine tepki: Bu ne kin!

    PİRHA- BTS Genel Merkezi yaptığı açıklamada, üyeleri dahil 84 demiryolu emekçisinin hiç bir gerekçe gösterilmeden sürgün edilmesine tepki gösterdi.  

    Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) iş yerlerinde uygulanan sürgünler ve rotasyonlarla ilgili basın toplantısı yaptı.

    “SALGIN GÜNLERİNDE KURUMLAR ÇALIŞANLARININ CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK YERİNE SÜRGÜNLERLE MEŞGUL”

    Açıklamada, “TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun ve Trafik ve İstasyon Dairesi Başkanı Abdullah Özcanlı ne yazık ki insanların can derdine düştüğü bu ortamda içerisinde İzmir Şube Başkanımız Erdal Akyol’un da olduğu 84 çalışanın sürgününü çıkarmıştır” denilerek şunlar ifade edildi:

    “Bütün dünyayı saran Covid-19 virüsü salgını nedeniyle resmi rakamlara göre Ocak 2020 tarihinden beridir dünya genelinde 4 milyonun üstünde kişi salgına maruz kalmış ve yaklaşık 290.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Salgın Mart ayından itibaren de ülkemizde görülmeye başlanmış, o günden beridir de bütün ülke teyakkuza geçerek başta sağlık çalışanları olmak üzere bütün kurumlar ve halk, birlikte virüsle mücadeleye başlamış ve büyük bir başarı da sağlanmıştır.

    Kuruma hizmetten öte içinde intikam alma duygusu ile hareket eden TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun ve Trafik ve İstasyon Dairesi Başkanı Abdullah Özcanlı ne yazık ki insanların can derdine düştüğü bu ortamda kurumumuzda olmayan bir uygulama ile rotasyon adı altında hiçbir gerekçe göstermeden, kamu yararı ve hukuk gözetilmeden içerisinde İzmir Şube Başkanımız Erdal Akyol’un da olduğu 84 çalışanın sürgününü çıkarmıştır.”

    “BURADAN SORUYORUZ; BU NE KİN, BU NE İNTİKAM ALMA DUYGUSUDUR!”

    Sürgünün gerçek sebeplerinin hak arama mücadelesi olduğunun vurgulandığı açıklamada “Dünyayı saran salgın günlerinde yapılmasını anlamak asla mümkün değildir” denilerek, şunlar belirtildi:

    “Buradan Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza sesleniyoruz. iş barışı ve verimliliğini bozan bir çaba içerisindedirler. Benzer kararların yine Bakanlığınıza bağlı DHMİ Genel Müdürlüğü’nde de 200’e yakın çalışanın usulsüz olarak hülle yoluyla atamasının yapıldığına tanık olmaktayız. Bu tür girişimlere lütfen izin vermeyiniz. Halkımızın bir yandan salgın nedeniyle evinde çıkamadığı, bir yandan da ciddi bir mücadele verdiği bir dönemi “fırsat bu fırsat” diyerek kurumu kamuoyunda tartıştıran bu yöneticilerin hukuk çerçevesinde, mevzuata uygun bir şekilde mağduriyetlere yol açmadan faydalı bir şekilde kuruma hizmet etmelerini sağlayın.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Malatya’da BTS’den sürgün eylemi-VİDEO

    Malatya’da BTS’den sürgün eylemi-VİDEO

    PİRHA-Malatya tren istasyonu önünde eylem yapan Birleşik Taşımacılık Sendikası üyeleri, TCDD çalışanlarına yönelik sürgünlere biran evvel son verilmesini istedi.

    Haberin Videosu:

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), “Rotasyon” uygulaması adı altında hiçbir gerekçe gösterilmeden TCDD’nin 84 çalışanı sürgün etmesine Türkiye genelinde yapılan basın açıklamaları ile tepki gösterdi.

    Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir ve üyeler, tren istasyonu önünde eylem yaptı.

    Burada bir açıklama yapan Akdemir, “Pandemi sürecinde yük taşımacılığını ikiye katlayan tren tekerlerinin hiç durmadan dönmesini sağlayan ulaşım emekçilerimiz mükâfat bekler iken yaşanan sürgünler çalışanlarımızı şoke etmiştir” dedi.

    “TEK SIKINTI BTS’Lİ OLMALARI”

    Konya’da sürgün edilen demiryolu çalışanlarının yanlarında olduklarını dile getiren BTS Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir, şunları aktardı:

    “Ocak 2020 tarihinden beridir bütün dünyayı saran Covid-19 virüsü salgını nedeniyle resmi rakamlara göre dünya genelinde 4430 bin kişi salgına maruz kalmış ve yaklaşık 298174 kişi hayatını kaybetmiştir. Salgın Mart ayından itibaren de ülkemizde görülmüş, o günden beridir de bütün ülke teyakkuza geçerek başta sağlık çalışanları olmak üzere bütün kurumlar ve halk ile birlikte virüsle mücadeleye başlanmıştır.

    “SÜRGÜNLER ÇALIŞANLARIMIZI ŞOKE ETTİ”

    Salgın sürecinde bütün kurumlar gerek vatandaşların korunması gerekse de kendi çalışanlarının can güvenliklerini sağlamakla meşgulken bu ülkenin gelişiminde çok büyük payı olan pandemi sürecinde yük taşımacılığını ikiye katlayan tren tekerlerinin hiç durmadan dönmesini sağlayan ulaşım emekçilerimiz mükâfat beklerken yaşanan sürgünler çalışanlarımızı şoke etmiştir. Demiryollarımızı bu sıkıntılı günlerde hiçte hak etmediği bir şekilde kamuoyu gündemine taşımıştır.

    “TCDD’NİN GENEL MÜDÜRÜ İNTİKAM DUYGUSUYLA HAREKET EDİYOR”

    Kuruma hizmetten öte içinde intikam alma duygusu ile hareket eden TCDD’nin Genel Müdürü ve ilgili Daire Başkanı ne yazık ki insanların can derdine düştüğü bu ortamda kurumumuzda olmayan bir uygulama ile Rotasyon adı altında hiçbir gerekçe göstermeden kamu yararı ve hukuk gözetilmeden içerisinde İzmir Şube Başkanımızın da olduğu 60 çalışanın sürgününü çıkarmıştır. Bir başka üyemiz avukatlık stajı yapmak için Anayasal hakkı olmasına rağmen sadece BTS’li olduğu için ücretsiz izni dahi verilmemiştir. Devlet geleneğinden, akıl, vicdan, merhamet ve insanlık yoksunu bu uygulamayı, dünyayı saran salgın günlerinde yapılmasını normal insan aklı ile anlamak asla mümkün değildir. Bu ne kin, bu ne intikam alma duygusudur. Kurumu bu zor günlerde kamuoyunda yaptığı uygulamalarla tartıştıran Konya Belediyesine açıktan devlet memuru olarak atandıktan 52 gün sonra TCDD’nin en önemli ve özellik isteyen Trafik ve İstasyon Yönetimi Dairesine Başkan olarak atanan kişidir. Hiç bir demiryolculuk bilgisi, liyakati ve kurum kültürü olmayan Daire Başkanı, geldiği günden beri ülkeye ve kuruma hizmetten öte adeta bir misyon yüklenmişçesine yaptığı işlerle iş barışı ve verimliliği ayaklar altına almıştır.” dedi.

    ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANINA ÇAĞRI

    Açıklamada, “Siyasi iktidara sırtına dayayarak yönetimlere gelen TCDD bürokratları, demiryollarını geliştirmek ve büyütmek, adil, liyakatli ve hukuka uygun bir şekilde kurumu yönetmek yerine aldıkları kararla içerisinde sendikamız üyelerinin de olduğu onlarca personelin kendi istekleri dışında başka şehirleri sürgün edilmesini asla kabul etmiyoruz. Sendikamız ulaşım işkolunda 1991 yılından beridir mücadele etmektedir. Bu süre içinde ülkemizdeki anayasa ve yasalardan aldığı güçle üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla beraber kurumun da verimli bir şekilde çalışması, iş barışının olduğu bir ortamın olması için mücadele etmektedir” denildi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanına seslenen Akdemir, şu çağrıyı yaptı:

    “Sayın Adil Karaismailoğlu, ülkemizin en güzide kurumu olan 164 yıllık TCDD’ye çeşitli kurumlardan atanan yöneticilerin bazıları ülkeye, millete, insanlığa hizmet yerine çalışanları; düşüncelerine, sendikasına, maneviyatına göre ayırarak iş barışı ve verimliliğini bozan bir çaba içerisindedirler. Bu tür girişimlere lütfen izin vermeyiniz. Halkımızın bir yandan salgın nedeniyle evinde çıkamadığı, bir yandan da ciddi bir mücadele verdiği bir dönemi “fırsat bu fırsat” diyerek kurumu kamuoyunda tartıştıran bu yöneticilerin yanlışlarına dur deyip kuruma hizmet etmelerini sağlayın.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • BTS: Sirkeci Gar sahasının Yeşilay’a devrine sessiz kalmayacağız

    BTS: Sirkeci Gar sahasının Yeşilay’a devrine sessiz kalmayacağız

    PİRHA- Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS), Sirkeci Liman sahasındaki trenlerin limana ulaşacağı hatlar ve kullanılacak manevra alanlarının Yeşilay’a devredileceği, hazırlıklarının da son aşamaya geldiğini belirterek, bu duruma sessiz kalmayacaklarını açıkladı. 

    Birleşik Taşımacılık Sendikası, Sirkeci Liman sahasındaki trenlerin limana ulaşacağı hatlar ve kullanılacak manevra alanlarının Yeşilay’a bir protokol ile devredileceğine ilişkin açıklama yaptı.

    “Demiryolu taşımacılığı dünyanın en önemli taşıma sektörlerinden/modlarından biridir” denilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Küresel ekonomide ham madde, yarı mamul ve mamul maddelerin ulaşımında ulaştırma sektörünün payı her geçen gün artarak devam ederken bu durum ülkemiz demir yollarının da önümüzdeki dönemde büyüyeceğini göstermektedir. Demir yollarımızda yaşanacak bu büyüme ile önümüzdeki yıllarda mevcut taşınmazlar da kesinlikle yetersiz hale gelecektir. Bu nedenle; demiryolu taşınmazlarının, özellikle şehrin içindeki büyük Garların sınırları içinde kalan taşınmazların kullanılmasında ve planlanmasında gelecekteki bu ihtiyaçlar gözetilerek yapılmalıdır. Ancak, maalesef ne siyasi iktidar, ne Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ne de TCDD Genel Müdürlüğünün bir bütün olarak ülkemiz demiryollarının gelişimi yönünde doğru adımları atmadığını olumsuz örneklerini yaşayarak görmekteyiz.”

    “DEMİRYOLU TAŞIMACILIĞI DÜNYANIN EN ÖNEMLİ TAŞIMA SEKTÖRLERİNDEN BİRİSİDİR”

    İlgili kurumların yaptıkları yanlış adımlara, Sirkeci Liman sahasının Yeşilay’a devredilmesinin eklendiği vurgulanan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bilindiği üzere; İstanbul’da Marmara ve Tüp tünel işletmeye açılmadan önce Avrupa-Asya arasında vagon/tren transferleri Sirkeci-Haydarpaşa arasında işletilen feribotlarla yapılmaktaydı. Tüp tünel işletmeye açılmasına rağmen bazı yüklerin (Tehlikeli madde yüklü, vagonlar/parlayıcı patlayıcı yüklü vagonlar, tank top ihtiva eden vagonlar) tünelden geçirilmesi mümkün olmadığı için transferleri feribotla sağlanacaktır. Bu taşımada kullanılmak için Sirkeci-Haydarpaşa arasında işletilen feribotlar yenilenmiş ve bir adet de feribot satın alınmıştır. Diğer yandan Tüptünel’de meydana gelebilecek hasar, kaza, deprem ve benzeri sebeplerle Tüp tünelin kullanılmaz hale gelmesi durumunda Sirkeci-Haydarpaşa arasındaki taşımacılığın feribot seferleri ile buradan yapılacak olması dolayısıyla Sirkeci Liman sahası stratejik öneme sahiptir. Tüm bu hassasiyetler gözetilmeden Sirkeci Liman sahasındaki trenlerin limana ulaşacağı hatlar ve kullanılacak manevra alanlarının Yeşilay’a bir protokol ile devredileceği,  hazırlıklarının da son aşamaya gelmiştir.”

    “HİÇBİR KURULUŞUN HABERİ OLMADAN, YEŞİLAY’A DEVREDİLECEK”

    Sendika olarak TCDD Genel Müdürlüğüne Bilgi Edinme Yasası kapsamında görüş sorduklarını ancak henüz bir yanıt alamadıkları belirtilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Devredilmesi planlanan 5000 metre kare alan, başka hiçbir kuruluşun haberi olmadan direkt Yeşilay’a devredilmektedir. Gelinen aşamada henüz devir gerçekleşmeden devir ön hazırlıkları içinde, TCDD Sirkeci Gar’dan Yedikule’ye kadar olan Yüzeysel Hattın yenileme işine KKC Konsorsiyumu tarafından başlanmıştır. KKC tarafından Sirkeci Gar Havzasında bulunan Sirkeci Feribot iskelesinin yollarının tamamını; bu yolların bağlantı yollarını da Gül hane köprüsüne kadar kısmen sökülmüştür. KKC, işçilerini söz konusu sahada bulunan Yol İşçilerinin kaldığı barakaya yerleştirmiştir. Yan tarafta bulunan ve manevra yapan personel tarafından kullanılmakta olan binanın da TCDD tarafından boşaltılması istenmiştir. Yeşilay, Sepetçiler Kasrında bulunmakla beraber önceki yıllarda TCDD Feribot iskelesine ait yollara el koymuş, rayların üstü kapatılmış, “Sadece feribot geldiğinde burada yükleme boşaltma yaptırırız.” diyerek bu bölgenin bir kısmına ruhsatsız olarak iki katlı bir bina da yapmıştır. Siyasi iktidarın kendisine yakın sivil toplum örgütlerine ve derneklere bugüne kadar kamuya ait değerleri oldubittiye getirerek devrettiğine pek çok kez tanık olduk. Bugün de benzer bir durumu yaşamaktayız.

    “EN KIYMETLİ ARAZİLER YANDAŞLARA PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR

    Son yıllarda demir yollarının en kıymetli arazileri kamu hizmeti kaygısı taşımadan ticari ve hukuki kriterlere uyulmadan adrese teslim olarak yandaşlara iktidar tarafından peşkeş çekilmektedir. Ankara Gar’da 70.000m2, Haydarpaşa’da 20.500m2, Sirkeci’de 4.500 m2 alan bu şekilde yağmalanmıştır. Şimdiyse bahçesinin yarısından geçen rayların üzerine ağaç kaplama yaparak düğün salonu işleten Yeşilay’a, burası yetmemiş olacak ki asli görevi olan düğün salonu işletmeciliğini daha iyi irca etmek için TCDD ye ait feribot iskelesini ve yollardan oluşan 5.000m2 lik alanı, hiçbir kritere uyulmadan fütursuzca el konulmaya peşkeş çekilmeye çalışılmaktadır. Bunun iktidarın talimatıyla yapıldığı çok açıktır.

    Ulaşım için çok önemli ve stratejik bir konuma sahip olan bu alanın devredilmesi için “Şimdilik TCDD’nin yeterince ihtiyacı yoktur.” şeklinde onay veren TCDD bürokratları kimlerdir? Bu bürokratlara baskı yapılmış mıdır? YEŞİLAY’ın Yönetim Kurulunda nüfuzlu kişilerin bulunması bu kararı almada etkili olmuş mudur? 164 yıldan beridir ülkemizde ulaşım hizmeti veren TCCD ye ait bu alanlar, her geçen gün büyüyen ve giderek artan ulaşım sektörünün elinden siyasi nüfuz kullanılarak alınıp yandaş kişi ve kurumlara devredilmesine sessiz kalmayacağız, bu yağma ve talana müsaade etmeyeceğiz. Hukuki ve meşru mücadelemizi demokratik kurum ve kişilerle birlikte dayanışmayla büyüterek vereceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘Banliyö ve yük trenleri taşımacılığının sürmesi çalışanları tedirgin ediyor’-VİDEO

    ‘Banliyö ve yük trenleri taşımacılığının sürmesi çalışanları tedirgin ediyor’-VİDEO

    PİRHA – Birleşik Taşımacılık Sendikası Ankara Şube Başkanı İsmail Özdemir, koronavirüs sürecinde Ankara, İstanbul ve İzmir’de raylı sistemin, şehirici banliyö taşımacılığı ve ülke dışına yük trenleri taşımacılığının devam etmesi nedeniyle çalışanların ciddi tedirginlikler yaşadığını duyurdu. 

    Birleşik Taşımacılık Sendikası Ankara Şube Başkanı İsmail Özdemir, koronavirüs sürecinde Ankara, İstanbul ve İzmir’de raylı sistemin, şehirici banliyö taşımacılığı ve ülke dışına yük trenleri taşımacılığının devam ettiğini bildirdi.

    Sürece dair açıklama yapan Özdemir, “Daha önce defalarca TCDD Yolları Taşımacılık A.Ş’ye yazı yazmamıza rağmen halen yolcu taşımacılığına devam etmekte” dedi.

    “KÜRESEL KAPİTALİZM SALGINLA BERABER BÜYÜK BİR UYGARLIK KRİZİ YAŞIYOR”

    Özdemir, “Bizler bu dünyanın emekçileri tüm değerlerini, güzelliklerini alın terimizle, aklımızla, bilgimizle kısacası emeğimizle üretenleriz. Umutlarımızla, bilincimizle ve dayanışmamızla bir aradayız. On yıllardır dünya halklarına sınırsız bir emek ve doğa sömürüsü, savaşlar, ekonomik krizler, artan eşitsizlikler, yoksulluk işsizlik dışında hiçbir şeyi sunamayan bu düzen küresel salgınla beraber büyük bir uygarlık krizi yaşıyor” ifadelerini kullandı.

    “BU DÜZEN EMEĞİMİZLE ÇALIŞAN BİZLERİ, BASİT BİR META OLARAK GÖRÜYOR”

    İsmail Özdemir açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Kapitalist sistem insanlığın doğanın ve yaşamın üzerine çöküyor. Salgın koşullarında bile zorunlu olmayan işlerde fabrikalarda, atölyelerde kamu kurum ve kuruluşlarında, şantiyelerde çalışmamızı dayatan zorunlu işlerde gerekli önlemleri almadan bizleri çalıştıran bu düzen, üretmedeki herhangi bir araç ve gereçten farksız basit meta olarak görüyor bizleri. Artık daha net görüyoruz ki insani ihtiyaçlarımız için, insanca yaşamak için, toplumun geniş kesimlerine daha iyi bir yaşam kurmak için üretmiyoruz.

    Sadece ve sadece sermayenin akıl dışı düzeninin çarkları dönsün diye üretiyoruz. İşte 2020 1 Mayısı, bu gerçekliğin en çıplak haliyle görüldüğü ve bunun karşısında işçi sınıfının başka bir dünya yeni bir toplumsal düzen iradesinin dünya çapında haykırdığı bir kırılma anı olarak tarihe geçecek.

    “YENİ BİR TOPLUMSAL DÜZENİ MÜCADELE İLE KAZANMAK ZORUNDAYIZ

    Ulaştırma iş kolumuzda şehirler arası yolcu trenleri kaldırıldı. Ankara, İstanbul ve İzmir’de şehir içi banliyö taşımacılığı devam edilmektedir. Yük trenleri şehir içinde devam etmektedir. Yolcu trenleri şehir içinde devam etmektedir. Ülkemiz dışına sınır ötesi yük trenleri taşımacılığı devam etmektedir. Burada iş kolu çalışanlarımız da ciddi tedirginlikler yaşamaktadır. Tüm bu sorunlara karşı yeni bir toplumsal düzeni mücadele ile kazanmak zorundayız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA