Etiket: bts

  • 18 kurum uyarıyor: Hapishanelerde ve askeri kışlalarda kitlesel ölümler kaçınılmaz olacak

    18 kurum uyarıyor: Hapishanelerde ve askeri kışlalarda kitlesel ölümler kaçınılmaz olacak

    PİRHA – 18 parti, sendika, dernek ve vakıf; iktidarı cezaevleri, sokağa çıkma yasağı ve karantina konusunda uyardı.

    Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle bir çok mahallenin karantinaya alındığı Malatya’da aralarında siyasi parti, sendika, vakıf ve derneklerin de bulunduğu 18 oluşum, salgına karşı yapılması gerekenlere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Hızla yayılan salgına karşı geç kalındığı belirtilerek, toplumun bir kesiminin izole edilip, bir kesiminin iş yaşamına devam ettirmenin çözüm olmadığı vurgulanan açıklamada, salgına karşı savunmasız olan yaşlı, engelli bireyler, azınlıklar, yerli halklar, mülteciler, göçmenler, evsizler ve yoksulların özen gösterilmesi gerektiği belirtildi.

    “KİTLESEL ÖLÜMLER KAÇINILMAZ”

    Hapishaneler ve askeri kışlaların virüsün yayılması durumunda en riskli alanlar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, özellikle hapishanelerde virüsün yayılma hızı dikkate alındığında kitlesel ölümlerin kaçınılmaz olacağı uyarısıda bulunuldu.

    Bu nedenle gündemdeki yargı paketinin bir an evvel, demokratik usuller göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütlerinin de talepleri doğrultusunda yasalaşması ve hapishanelerin doluluk oranı gibi önemli risk faktörlerinin azaltılmasının talep edildiği açıklamada, tüm sağlık çalışanlarına en kısa zamanda test yapılması istendi.

    “EVDE KAL AŞAMASI EVDE TUT AŞAMASINA GELMİŞTİR”

    SES, Belediye İş, BTS, BES, Eğitim Sen, Eğitim İş, İHD, TMMOB, CHP, HDP, Sol Parti, EMEP, ESP, PSAKD, Eşit Yurttaşlık Der, ADD, ÇGD ve Zeynel Abidin Vakfı’nın imzasıyla yayımlanan açıklamada şu talepler ve uyarılar yer aldı:

    • 27 Mart 2020 tarihinde açıklanan 7 maddelik yeni önlemler paketinin tek başına yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu gün geldiğimiz noktada geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina hemen uygulanmalıdır. Artık sorun ‘Evde kal’ aşamasından ‘Evde tut’ aşamasına gelmiştir. İktidarı bir an önce bu önlemleri almaya çağırıyoruz!
    • Zaruri ihtiyaçlar dışındaki üretim faaliyetleri durdurulmalı, toplum hareketliliği asgari düzeye indirilmelidir. Kamu emekçilerine, işçilere ücretli izin verilmelidir. Serbest meslek sahipleri ve esnafın gelir kayıpları telafi edilmeli, geliri olmayan yoksul ailelere mutlaka sosyal ve nakdi yardımlar yapılıp, toplumsal izolasyon sağlanmalıdır.
    • Salgın boyunca elektrik, su, doğalgaz ve internete erişim ücretsiz olmalıdır. Elektrik ve doğalgaz dağıtım hizmetleri kamulaşmalıdır. Belediye hizmetlerinin aksamaması için belediyelere merkezi bütçeden kaynak aktarılmalıdır.
    • İşten çıkarma salgın süresince yasaklanmalıdır. Çalışanlar ücretli izinli sayılmalıdır. Bu izinler ‘mücbir sebep’ sayılmalı ve yıllık ücretli izinde mahsup edilmemelidir. Kapanan işletmelerin çalışanlarının ücretleri tam veya tama yakın bir şekilde ödenmelidir.
    • Sağlık hizmetleri kamu ve özel ayrımı olmadan, tamamen ücretsiz olmalı, sağlık kurumlarına kaynak aktarılmalı, gerekiyorsa tüm sağlık kurumları kamulaşmalıdır.
    • Sağlık emekçilerinin sağlığı için tüm gerekli önlemler alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını iyileştirmek için kaynaklar seferber edilmelidir. KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile işine son verilmiş sağlık emekçileri derhal işlerine iade edilmelidir.
    • Tarımsal üretimin sürdürülmesi sağlanmalıdır. Bunun için çiftçilerin kooperatif ve bankalara olan borçları ertelenip, faizleri silinmelidir. Üretimi sürdürecek başta mazot desteği olmak üzere çiftçilere ekonomik destek verilmelidir.
    • Covid-19 testleri yaygınlaştırılmalı, bütün sağlık kuruluşları test yapar hale getirilmeli, salgının yaygın olduğu yerleşim yerleri kamuoyuna duyurulmalı, bu yerleşim yerlerine özel izolasyon uygulanmalıdır.
    • Cezaevleri, askeri kışlalar virüsün yayılması durumunda en riskli alanlardır. Özellikle cezaevlerinde virüsün yayılma hızı dikkate alınarak kitlesel ölümlerin olması kaçınılmazdır. Bu sebeple gündemdeki yargı paketinin bir an evvel, demokratik usuller göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütlerinin de talepleri doğrultusunda yasalaşması ve cezaevlerinin doluluk oranı gibi önemli risk faktörleri azaltılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası: Çalışanlar virüs kapma tehdidi altında

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası: Çalışanlar virüs kapma tehdidi altında

    PİRHA-Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, koronavirüs ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, şehirlerarası yolcu trenleri, şehir içi banliyö trenleri ve yük trenlerinin çalışması sonucu tren üstü ve tren hazırlama personelinin virüs kapma tehdidi altında oldukları belirtildi. 

    KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Yürütme Kurulu (BTS) koronavirüs salgınına ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada, virüsün yayılmamasının önlenmesi amacıyla ilk günlerde ciddi adımlar atılmasına rağmen ilerleyen günlerde alınan kimi önlemlerin yeterince uygulanmadığı belirtilerek, Sağlık Bakanı eleştirildi.

    “HALK İÇİN ÖNLEMLER DEĞİL, KAYYUM ATAMA, RANT PEŞİNDELER”

    Virüs salgını nedeniyle halkın can derdine düştüğü bu ortamda bile iktidarın krizi fırsata çevirmeye çalıştığını belirten BTS, “Böylesi bir süreçten geçerken ulaşımın toplumun en önemli iletişim araçlarının başında bulunduğunu bir kez daha görmekteyiz” dedi.

    “RADİKAL ÖNLEMLER İVEDİLİKLE HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    “Yetkililer tarafından başta toplu taşıma araçları olmak üzere tüm ulaşım türlerinde çeşitli önlemlerin alındığını görmekle birlikte ivedilikle yeni önlemlerin alınması gerekmektedir denilen açıklamada şu tavsiyelerde bulunuldu:

    1. 65 yaş üstü olarak uygulanan sokağa çıkma yasağı zorunlu görevler dışında (sağlık- güvenlik temizlik) toplumun tüm kesimine uygulanmalıdır. Dışarı çıkmayın “kendi olağanüstü halinizi kendiniz yaratın” söyleminin maalesef bir karşılığı olmadığı çok açık.
    Ülkemizin üç büyük kentinde şehir içi ulaşımda sadece İstanbul’da MARMARAY’da günlük yaklaşık 50.000, BAŞKENTRAY’da 10.000, İzmir’de İZBAN’da ise 54.000
    kişi hareket halindedir. Bu sayılara belediye otobüsleri, vapurlar, minibüs ve diğer araçları da eklerseniz yüz binlerce kişinin iş ya da diğer nedenlerle hareket ettiği açıkça görülecektir.

    2. Bakanlık Genelgesiyle iş kolumuzda dönüşümlü çalışma uygulaması bürolarda uygulanmasına rağmen şehirlerarası yolcu trenleri, şehir içi banliyö trenleri ve yük trenlerinin çalışması sonucu tren üstü ve tren hazırlama personeli görevlerinin başında olup virüs kapma tehdidi altındadırlar.

    3. Yetkililer tarafından sınırlar kapatıldığı açıklaması yapılmakla birlikte bu kapatma karayolu taşımacılığını kapsamakta olup demir yoluyla İran sınırında taşımacılığın devam etmektedir. Limanlarda taşımacılık devam etmektedir. Tüm bu hizmetler bizler tarafından yerine getirilirken gerekli önlemlerin alınmadığı görülmektedir.

    4. Garlar, İstasyonlar ve Hava limanlarında gereken dezenfekte işlemlerinin yapılırken, kullanılan araçlarında aynı şekilde dezenfekte edilmesinde gereken hassasiyet gösterilmelidir.

    5. Genelge kapsamında tüm kamu kurumlarında olduğu gibi demir yollarında da risk grubunda olan personel izinli olmakla birlikte faal personele (Gişe memuru, Kondüktör, Koruma ve Güvenlik Görevlisi, Tren Şefi, Makinist, Tren Teşkil Memuru vb.) fazla mesai yaptırılmaktadır. Özellikle de yük trenleri sürekli çalıştığından sürekli işe gelmek zorunda kalmaktadır. Bu süreçte fazla mesai yaptırmak bir yana çalışma saatlerinin düşürülmesi,

    6. Biz emekçiler için kurulan İşsizlik Fonu şimdi kullanılmayıp ne zaman kullanılacak? Bizim için kurulan bu fonda ne kadar para vardır derhal açıklanmalıdır.

    7. Sağlık emekçilerini alkışlamak yerine çalışma koşullarını iyileştirilmelidir. Başta büyük özveri ile çalışan sağlık emekçileri olmak üzere zorunlu çalışacak olan tüm emekçilere koruyucu malzeme verilmeli ek ödemeler üst tavandan yapılmalıdır.

    8. TSK’nın tüm imkanları (Sağlık Bakanlığına devredilmiş olan) hastaneleri başta olmak üzere kullanıma açılmalıdır.

    9. Büyük bölümü ulaştırma ve sağlık alanında bulunan ve YİP modeliyle yapılmış olan gelir garantili; köprü, oto yol, tünel, hava alanı ve garlar ile hastaneler için ayrılan ödemeler virüsle mücadele kapsamında kullanılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • BTS üyesinin sevk edilmesine tepki: Bu adaletsizlikten öte bir durum-VİDEO

    BTS üyesinin sevk edilmesine tepki: Bu adaletsizlikten öte bir durum-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de BTS üyesi bir kişinin Malatya’ya sevk edilmesine tepki gösteren BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş, “’Sırf sendikalı olmaktan başka hiçbir özrü olmayan çalışkan bir insanı ailesini de huzursuz ederek sürgün etmek’ adaletsizlikten öte bir durumdur, gözdağıdır” dedi.

    Haberin videosu

    Birleşik Taşımacılık Emekçileri Sendikası(BTS ) rotasyon adı altında yapılan sürgünleri ve üyeleri Ünal Karadağ nezdinde TCDD Yönetiminin BTS’ye yönelik saldırılarına bir an önce son vermesi için TCDD Genel Müdürlüğünün önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını MYK adına Genel Başkan Hasan Bektaş okudu.

    “LİYAKATSİZ ATAMALAR”

    TCDD Genel Müdürlüğü Protokol kapısı önünde yapılan açıklamaya, sendika üyelerinin yanı sıra Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri katıldı. “Sürgüne Hayır” ve “Sürgünler bizi yıldıramaz” yazılı pankart ve döviz taşıyan emekçiler, sık sık “Demiryolu bizimdir bizim kalacak” ve “İnadına Sendika İnadına BTS” sloganları attı.

    Açıklamayı okuyan BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş, 164 yıllık TCDD Genel Müdürlüğü’nün 1950 yıllarda gerileme sürecine girdiğini 2000’li yılların başından itibaren de AKP iktidarı ile birlikte yanlış ulaşım politikaları nedeniyle kamuoyunda hızlandırılmış tren kazasıyla başlayan ve devam eden kazalara ilaveten, liyakatsiz atamalar, siyasi kadrolaşmalar ve son günlerde de sürgünler ile anılmaya başlandığına dikkat çekti.

    Bektaş, İzmir TCDD 3.Bölge Müdürlüğü, Trafik ve İstasyon Yönetim Servis Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ünal Karadağ sözde rotasyon adı altında Malatya’ya sürgün edilmesine tepki göstererek yaşananların adaletsizlikten öte bir durum olduğunu söyledi.

    “YAPILAN BU YANLIŞTAN GERİ DÖNÜLMELİ”

    Yandaş sendikalarının üye ve yöneticilerinin liyakatsız bir şekilde atandığını söyleyen Bektaşi sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TCDD yönetimi; yasaları, yönetmelikleri hiçe sayarak kuruluşumuzda ki en alt kademelerdeki atamalara kadar müdahale etmesi bu pervasızlığın geldiği boyutu göstermektedir. Sendikamız tarafından üyemizin sürgün edilmesi üzerine TCDD Genel Müdürü ve TCDD Trafik ve İstasyon Yönetimi Dairesi Başkan Vekili ile yaptığımız görüşmelerde sorunun çözümüne yönelik bir adım atılmamış ve rotasyon adı altındaki bu hukuksuz görevlendirmenin arkasında durmuşlardır. TCDD Genel Müdürlüğü yasa ve yönetmeliklere aykırı bu işlemi yaparak suç işlemektedir. Yapılan bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçilerek işlemin iptalini istiyoruz. Aksi takdirde bu hukuksuz uygulamanın sorumluları hakkında sendikamız tarafından suç duyurusunda bulunulacak olup, bundan sonraki süreçte BTS olarak meşru temelde her türlü mücadelemizi sürdürüp eylem ve etkinlikler düzenleyeceğimiz bilinmelidir.”  PİRHA/ANKARA

  • Tarihi garın özel üniversiteye devredilmesine büyük tepki

    Tarihi garın özel üniversiteye devredilmesine büyük tepki

    PİRHA – Emek ve meslek örgütleri, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesine karşı açıklama yaparak “Tarihimizin ve geleceğimizin yok edilmesine sessiz kalmayacağız” dedi.

    DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası, Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesini protesto etti.

    Tarihi gar önünde bir araya gelen kitle, “İşte rant, işte talan işte AKP”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atarak durumu protesto etti.

    Meslek örgütleri adına ortak basın açıklamasını okuyan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş, “Kamuoyunca; alanın, plan değişikliği ile özel üniversite alanı olarak ilan edilmesi nedeniyle; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Ankara Medipol Üniversitesi’ne tahsis edilip edilmediği sorusu siyasi iktidara sorulmuş, ancak bu soru yanıtsız bırakılmış ve yapılan işlemler kamuoyundan gizlenmiştir” dedi.

    TARİHİ GAR İÇİN ÖDENEN KİRA MİKTARI BİLİNMİYOR

    Bektaş, demiryolu işletmeciliğine ait tarihi alanların amaç dışı ve rantsal kullanım sebebiyle devredildiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu nedenledir ki sayın rektöre düşen ilk görev; imzaladıkları kira sözleşmesini kamuoyu ile paylaşmaktır. Tekrar hatırlatmak gerekir ki Medipol Üniversitesi’ne sadece Ankara’nın merkezinde bir alan devredilmemektedir. Bu alan, demiryolu işletmeciliği için ihtiyaç duyulan ve TCDD’nin işyeri olarak kullandığı binaların yanı sıra, personelin sosyal gereksinimlerini karşıladığı TCDD Sanat Galerisi ve Müzesi, çay bahçesi, misafirhane, kreş, lojman vb. binaların bulunduğu ve gelişen ve değişen şartlara göre yine demiryolu ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gereken rezerv alanlara da sahip bir alandır. Yani bu alan ve binalar demiryolu işletmeciliğinin gelişiminde TCDD’nin ihtiyaç duyduğu mekanlardır.

    Kamusal hizmetin sürdürülmesinde TCDD’nin kurumsal olarak zaten ihtiyacı olan bina ve arazilerin kullanım amacı değiştirilerek bir vakıf üniversitesine tahsisi, sermaye lehine bilinçli bir tercihi göstermesinin yanı sıra toplum yararını yok saymak ve oluşmuş olan rantı kişisel ve grupsal çıkarlarla dağıtmak anlamına da gelmektedir.

    Bizler, iktidarın rant ve talan politikalarıyla kentlerimize, doğamıza, tarihi ve kültürel değerlerimize yönelik saldırılarına karşı yürütülen mücadelenin en ön saflarında yer alan DİSK, KESK, TMMOB, ATO ve ASMMMO olarak bu yağmaya da sessiz kalmayacağımızı ve bu süreç toplum yararına çözülünceye dek konuyu gündemde tutacak, her türlü çabayı göstererek kamuoyunu aydınlatmaya devam edeceğimizi saygılarımızla duyururuz.”

    PİRHA/ANKARA

  • BTS 7 yıl önce uyarmış: Ankara-Konya hattında kaygılıyız

    BTS 7 yıl önce uyarmış: Ankara-Konya hattında kaygılıyız

    PİRHA – Ankara-Konya hızlı tren hattında yaşanan kazadan 7  yıl önce Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın, “Hattın sertifikasyon raporunu göremedik. Ankara-Konya hattından kaygılıyız” açıklamasını yaptığı ancak hükümetten herhangi bir karşı açıklama gelmediği ortaya çıktı.

    Ankara’dan Konya’ya gitmek üzere hareket ettikten kısa süre sonra kılavuz trene çarparak faciaya neden olan Yüksek Hızlı Tren ‘in (YHT) hattı konusunda Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın (BTS) açılmasından önce uyarılarda bulunduğu ortaya çıktı.

    “KAYGILARIMIZ VAR”

    2011 yılında dönemin BTS Genel Sekreteri Nazım Karakurt, o tarihte henüz seferlere başlamayan Ankara-Konya tren hattı ile ilgili uyarılarda bulundu.

    Karakurt, o tarihte yaptığı açıklamada, hızlı tren standartlarının uluslararası standartlara uygun olması gerektiğinin altını çizerek, “Ne yazık ki bu Eskişehir hattında yapılmadı ve şu anda açılması planlanan Konya-Ankara hızlı tren hattında da bu tür kaygılarımız var. Nedir bunlar? Tüm bunların altyapı ve üst yapısı tamamlandıktan sonra Bağımsız Sertifakasyon Kurulu var. Bu kurul aynı zamanda Avrupa’daki normları buraya taşıyor. Bu projeler bu kurulun denetiminde yapılmalıdır. Mesela Ankara- Konya hattında çalıştırılacak hızlı tren hattının Bağımsız Sertifikasyon Kurulu tarafından Ağustos ayı içerisinde işletmeye açılmasının onaylanıp onaylanmadığını bilmiyoruz” diye konuştu.

    “RAPORUN KAMUOYU İLE PAYLAŞILMASI İSTENMİŞ”

    Kurulun açılacak hat için yeterlilik kararı vermemesi durumunda bunun hatta eksik altyapı, üstyapı ile ilgili sıkıntılar yaratabileceğine vurgu yapan Karakurt, TCDD’nin, kurulun raporunu kamuoyuyla paylaşması gerektiğini kaydetmişti. Bağımsız Sertifikasyon Kurulu’nun kararlarının TCDD için bağlayıcı olduğunun altını çizen Karakurt, “Mesela Ankara-Konya hattının sinyalizasyon çalışmalarının yapıldığı söylendi. Ancak bu hattın halen üst geçitleri yapılıyor. Bu nasıl mümkün oluyor. Bu hat köylerin yakınından geçiyor. Siz burada iki tarafa da tel çekemezsiniz. Daha bununla ilgili alınan karar dahi açıklanmıyor” şeklinde dedi. (BirGün)

  • Gar Katliamı’nı anlattı: Polis gaz ve copla bizi ikinci kez öldürdü-VİDEO

    Gar Katliamı’nı anlattı: Polis gaz ve copla bizi ikinci kez öldürdü-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaralanan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) eski Genel Başkanı Nazım Karakurt yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    10 Ekim 2015’te IŞİD’in gerçekleştirdiği Gar Katliamı’nda yaralı kurtulan BTS Eski Genel Başkanı Nazım Karakurt, PİRHA’ya konuştu.

    Karakurt, 10 Ekim Ankara Katliamı’nı anlatırken, “Ankara emniyetindeki bizi korumakla görevli emniyet görevlileri bizi ikinci kez öldürdü. Ambulansın, patlamadan 6-7 dakika sonra alana gelmesi, polisin gaz ve copla yaralı olanlara saldırması bizi ikinci kez orada öldürdü” dedi.

    Yaşananları daha iyi görebilmek için 10 Ekim’den öncesine gitmek gerektiğini ifade eden Karakurt şöyle konuştu:

    “2010-2014 yılları arasında bu ülkede bir çatışmasızlık ortamı vardı. Gerçekten halk barış adına güçlü bir umut taşıyordu. Dağdaki militanla askerin birbirini öldürmediği, daha çok barışa yönelik büyük etkinliklerin yapıldığı 2013 Diyarbakır Nevrozu’nda açıklananlar ciddi bir umut vermişti bize. Fakat 7 Haziran seçimlerinden sonra, 28 Şubat 2015 tarihindeki Dolmabahçe mutabakatından sonra bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘çözüm, barış masası yok’ deyip, masa devirdiğini biz biliyoruz.”

    “ASLINDA BU KATLİAMIN GELEBİLECEĞİNİ GÖREBİLİYORDUK”

    “Halkın umutlarını, beklentilerini boşa çıkaran yeniden militarist bir savaş politikasını ortaya koyan bir anlayıştı” diyen Karakurt sözlerini söyle sürdürdü:

    “Aslında biz bu katliamın gelebileceğini görebiliyorduk. Düşünün biz sivil vatandaşlar olarak bunu görebiliyorsak devletin istihbaratı, emniyeti, ordusu, İçişleri Bakanı, bunun farkında olmasına rağmen hiç umursamadı. Nasıl umursamadı?”

    Karakurt konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “7 Haziran öncesi HDP Mersin ve Adana il binalarına konulan bombalar, daha sonra HDP’nin Diyarbakır’da düzenlemiş olduğu 5 Haziran mitingindeki patlamalar. 20 Temmuz’da bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleri, gençleri Kobanideki çocuklara kalem ve oyuncak götürmek için Türkiye’nin her tarafından Suruç’a geldiklerini gördük. Bir umut olmuştu. Barış adına, demokrasi, özgürlük adına. Bu aslında halkların kardeşliği adına da önemli bir göstergeydi. Ama ne yazık ki karanlık birileri yine IŞİD canlı bomba eylemiyle 33 devrimciyi, sosyalist genci Suruç’ta katletti.

    Esasen IŞİD başka bir strateji daha uyguladı. Artık canlı bomba kullanıyordu. Evet 10 Ekim Ankara Gar katliamında bu ülkenin devrimcileri, sendikacıları, solcuları, dini bütün muhafazakar kesimleri, emekçileri, bu ülkede onurlu, kalıcı bir barış olsun diye Türkiye’nin her tarafından Ankara’ya yürüdüler. 9 Ekim’de Türkiye’nin birçok yerinden yola çıktılar. 10 Ekim sabahı da Ankara’daydılar.”

     “ALANDA HİÇ BİR POLİS GÖRMEYİNCE POLİS GERGİNLİK İSTEMİYOR SANDIK”

    Karakurt, 10 Ekim günü polisin alanda olmayışını ve sonrasına ilişkin yaşananları şöyle anlattı:

    “Ben 30 yıllık sendikal mücadele sürecinden gelmiş biri olarak birçok eylem ve etkinliklere katıldım. Polisin nasıl büyük bir özveriyle güvenlik önlemini alabildiğini görürdük. O gün de güvenlik önlemine hiç rastlamadık. Bir çok arkadaşımız bunun değerlendirmesini yaparken biz de şöyle bir değerlendirme yaptık: Bu bir barış mitingi, devlet barış mitingine biraz daha pozitif bir yaklaşım sergiliyor. Polis gerginlik olmasın diye polisi alandan uzak tutuyor. Sonra öğrendik ki bilinçli ve bilerek kendi personelini emniyet güvenlik birimlerini alandan uzak tutmuş.”

    “UÇAN KUŞTAN HABERİ OLAN DEVLET BU KATLİAMI NASIL ÖNLEYEMEDİ?”

    “Evet bugün Fırat’ta yüzen bir balığı takip edebilen bir milli istihbarat, bir devlet, bir İçişleri Bakanlığı, ‘havada uçan kuştan bile haberimiz olur’ diyen siyaset anlayışı ne yazık ki o gün elini kolunu sallayarak Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün kontrolü altında, gözetimi altında bunların 9 Ekim gecesi Ankara’ya nasıl geldikleri, nerede kaldıkları, hepsi bilinmesine rağmen hiçbir güvenlik önlemi alınmadan o gün gerçekten barış adına o alana gelen insanlar katledildi.”

    “BİZİ KORUMAKLA GÖREVLİ EMNİYET GÖREVLİLERİ BİZİ 2. KEZ ÖLDÜRDÜ”

    BTS’den 14 kişinin de Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirdiğini söyleyen Karakurt, “Sendikal mücadelede 20-25 yıl mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızı bir anda böyle yerde yatan bedenlerini görünce büyük bir şok, büyük bir ıstırap, büyük bir acı çektik. O gün biz de ne yaptığımızı bilmiyorduk, kendimiz de yaralıydık. Kah yaralı olanlara koştuk, kah yardım etmeye koştuk” dedi.

    “O gün bu ülkede atılan bombaların dışında 2 kez daha öldük” diyen Karakurt nedenini şöyle anlattı:

    “Ankara emniyetindeki polisler, bizi korumakla görevli emniyet görevlileri bizi ikinci kez öldürdü. Patlamadan 6-7 dakika sonra alana ambulansların girmesi gerekirken yaklaşık 45-50 dakika alana ambülansların girmemesi, polisin gaz ve copla yaralı olanlara saldırması bizi ikinci kez orada öldürdü.”

    9 YAŞINDA KATLEDİLEN VEYSEL ‘BARIŞ ALMAYA GELDİM’ DEDİ

    Karakurt sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Barış niçin önemli? 9 yaşındaki bir çocuk (Veysel) babasıyla BTS Ankara şubeye doğru geliyor. Kollarımı açtım, geldi sarıldı öptüm. ‘Hayırdır Veysel sabah sabah ne işiniz var garda’ dedim. 9 yaşında bir çocuk ‘barış almaya geldik’ dedi. Bizi yöneten çatışmadan, ranttan, beslenen bu zihniyetin utanması gereken bir durumdur. 9 yaşında bir çocuğun barış umutlarını yok ettiler. AKP’nin özellikle Cumhurbaşkanının çözüm masası yok, dedikten sonra başlayan çatışmaları biz biliyoruz.”

    “BU ÜLKEDE TEK BİR İSTEĞİM VAR. BARIŞ OLSUN ARTIK İNSANLAR ÖLMESİN”

    Sorumluların hala yargılanmadığını dile getiren Karakurt sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “10 Ekim büyük bir katliamdı. Bizde büyük bir travma bıraktı. Hala 500’e yakın insan yaralı bazı arkadaşlarımız hala hastanede tedavi görüyorlar. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz ki bu ülkede onurlu ve kalıcı bir barış tesis edilmesi için ne pahasına olursa olsun biz devrimciler, yurtseverler, demokratlar vicdan sahibi insanlar hepimiz bunun mücadelesini, kavgasını vermeye devam edeceğiz. Bende buradan bu ülkede tek bir isteğim tek bir arzum var. Bu ülkenin çocukları artık birbirini öldürmesin, gerçekten kalıcı bir barış olsun. Bu ülkenin coğrafyasında bombalar patlamasın, çiçekler bitsin. Çiçekler içerisinde yaşanabilir bir ülke özlemiyle bu mücadelenin içerisinde olacağıma buradan bir kez daha söz veriyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA