Etiket: bütçe

  • Kenanoğlu: 2022 bütçesinde de Aleviler görülmedi; Aleviler vardır, Alevilik haktır-VİDEO

    Kenanoğlu: 2022 bütçesinde de Aleviler görülmedi; Aleviler vardır, Alevilik haktır-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında 2022 bütçesinde Alevilerin yerini değerlendirdi. Kenanoğlu, 2022 bütçesinde de Alevilerin yine görülmediğini belirterek devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini söyledi.

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında 2022 bütçesinde Alevilerin yerini değerlendirdi.

    Ülke nüfusunun %20’sini oluşturan Alevilerin Meclis’te kimler tarafından nasıl konuşulduğunun son derece önemli olduğunu ifade eden Kenanoğlu, 2022 yılı bütçe görüşmelerinde Alevilerden bahseden 30 milletvekilinden 17’sinin HDP milletvekili olduğuna dikkat çekti.

    “Alevilerin taleplerini ve sorunlarını Meclis’te gündeme getirmek bizim en başlı görevlerimizden” diyen Kenanoğlu, 2022 bütçesinde de Alevilerin yine görülmediğini belirterek devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini söyledi.

    Kenanoğlu, “Alevi toplumu bu ülkenin bir gerçekliği, Aleviler vardır, Alevilik haktır. Biz de bu hakkı teslim etmek için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Asgari ücretteki vergi indirimi komisyonda kabul edildi

    Asgari ücretteki vergi indirimi komisyonda kabul edildi

    Asgari ücretlilerin vergi dışında bırakılması, diğer çalışanların ücretlerinin de asgari ücretin brüt tutarı oranında vergiden muaf tutulmasına ilişkin önerge, Plan Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.

    Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” görüşüldü. 11 maddelik teklifin görüşmelerinde CHP’li Komisyon üyesi Bülent Kuşoğlu, usule ilişkin eleştirilerini sıraladı.

    Kuşoğlu, torba kanun olmasına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte gelen kanunların neredeyse tamamının torba kanun olduğuna dikkati çeken Kuşoğlu, “11 madde içerisinde 8 farklı kanun var. Etki analizi yok. Kanunda yer alan 2 ve 7’inci maddeler Anayasa’ya aykırıdır. Daha önce Sayın Bakan asgari ücretle ilgili olarak açıklama yaparken tüm ücretlilerle ilgili olarak asgari ücret tutarı kadar bir meblağın vergiden muaf olacağını açıklamıştı ancak bizim önümüze gelen metinde sadece asgari ücret üzerinden ücret alanların vergiden muaf olacağı söz konusu. Bu, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır, açık olarak aykırıdır.  Merkezî yönetim bütçesi dışında BOTAŞ anonim şirket şeklinde kurulmuş özel bütçeli bir idare, buraya aktarım söz konusu, buraya belli meblağlar aktarılmış, bazı bütçe gelirlerinin buraya aktarımı söz konusu olmuş. Biz bunu düzeltiyoruz, Cumhurbaşkanı’na bu konuda yetki veriyoruz. Bu, bütçe hakkının gaspıdır, bütçe hakkını yok edilmesidir” dedi.

    PAYLAN: ANAYASA’YA AYKIRI, BOTAŞ İÇİN EK BÜTÇE OLMALI

    HDP’nin komisyon üyesi Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da  yeni ekonomi modelini eleştirdi. Çalışma Bakanının sözlerini hatırlatan Paylan da, “Tüm emekçiler için- asgari ücrete kadar olan gelir vergi dışı olacak’  herkes de bunu bir müjde olarak algıladı ama Çalışma Bakanınıza karşı, onun açıklamasına karşı bir teklife imza atmışsınız. Bütçe hakkı çerçevesinde BOTAŞ’a bir aktarım öngörüyor bu yasa teklifi ama bunun için bir ek bütçenin gelmesi gerekir diyoruz. Bu, bütçe hakkıysa ek bütçeyle olur. Anayasa’ya aykırıdır, ek bütçe gelmelidir buraya, ek bütçe üzerinden tartışmalıyız” ifadelerini kullandı.

    BEKAROĞLU: EK BÜTÇE OLMALI; MİLLETİ KANDIRIYORUZ, ANAYASAYI DOLANIYORUZ

    CHP Komisyon üyesi Mehmet Bekaroğlu, “Sadece bugün görüşeceğimiz 7. maddeyle ilgili bir problem değil yani çıkarmış olduğumuz bütçe kanunu da artık geçerliliğini kaybetmiştir. Ek bütçe yapmamız gerekiyor. Bunu yapmıyorsak milleti kandırıyoruz, Anayasa’yı dolanıyoruz, kendimizi kandırıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hakkı olan bir şeyi Cumhurbaşkanına devrediyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi kabul edildi

    2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi kabul edildi

    Meclis’te görüşülen 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2020 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifi kabul edilerek, kanunlaştı.

    Meclis Genel Kurulu’nda 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2020 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sona erdi.

    Meclis Başkanı Mustafa Şentop, bütçe görüşmelerinin tamamlandığını belirterek, oylamaya geçti. Yapılan oylamada 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde 524 milletvekili oy kullandı. Oylamada 327 kabul ve 197 ret oyu kullanıldı. 2020 Yılı Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin oylamasına geçildi. Bu oylamada da 516 milletvekilinin katılımıyla 326 kabul, 190 ret oyu kullanıldı.

    Yapılan oylama ardından bütçe kanunları kabul edilerek, kanunlaştı.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 4’üncü bütçesi olan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi 6 Aralık’tan itibaren 12 gün boyunca Genel Kurul’da görüşüldü. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi”ne göre giderler için 1 Trilyon 750 Milyar TL, bütçe gelir beklentisi ise 1 Trilyon 472 Milyar TL olarak belirlendi. Net borçlanma beklentisi ise 278 Milyar TL olarak öngörüldü. 2022 Yılı Bütçesi için faiz harcamaları miktarı 240 Milyar TL oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Demokratik, emekten yana bir bütçe istiyoruz!

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri: Demokratik, emekten yana bir bütçe istiyoruz!

    PİRHA- Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nun 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine ilişkin açıklama yaparak, geçmiş yıllarda olduğu gibi toplumsal çıkarları gözetmeyen bu bütçenin antidemokratik nitelikte olduğunu belirtti. Alevi Bileşenler, demokratik ve katılımcı bir bütçe oluşturulması çağrısında bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, 15 Ekim 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Bütçe Teklifi, Aralık ayında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek karara bağlanacak.

    Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri devam eden bütçe görüşmelerine dair ‘Bütçe Hakkı Eşit Yurttaşlık Hakkıdır’ başlıklı bir açıklama yayınladı.

    Açıklamada, bu bütçeden militarizme ve sermayeye kaynak aktarılmasına, yalnızca bir dinin ve onun mezhebinin çıkarlarını kollayan siyasal iktidarın da payandası haline gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na 16 Milyar TL ayrılmasına ve siyasal islamcı-otoriter-emek düşmanı bütçeye karşı çıkıldığı belirtilerek, demokratik ve emekten yana katılımcı bir bütçe oluşturulması çağrısında bulunuldu.

    “EMEKTEN, KADINDAN VE İNANÇLARDAN YANA DEMOKRATİK BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kadim zamanlardan gelen ve kökleri bu coğrafyaya aşk ile bağlı olan biz Aleviler bu ülkenin eşit tutulması gereken yurttaşlarıyız. Biz fabrika da işçiyiz, tarla da emekçiyiz, okul da öğretmeniz, üniversitede akademisyeniz, mecliste vekiliz ve yaşama dair her yerde emek veren, değer üreten kadınlarız. Onurla bir kez daha haykırıyoruz: Evet, bizler bu ülkenin yönetimine aktif olarak katılmaya talip olan Alevileriz! Devlet bütçesinin görüşülmekte olduğu bugünlerde, “Bütçe Hakkı, Eşit Yurttaşlık Hakkıdır” diyerek, yüzde 40’ı aşan yüksek enflasyona ve hayat pahalılığına karşı asgari ücretin önümüzdeki yıl en az net 5.200 TL olmasını talep ediyoruz. Bu yönde bütçede emekçiler lehine düzenleme yapılmasını istiyoruz. Yüzlerce yıldır demokrasi ve barışın da en önemli unsuru olan Bütçe Hakkımızı kullanarak; bu bütçeden militarizme ve sermayeye kaynak aktarılmasına, yalnızca bir dinin ve onun mezhebinin çıkarlarını kollayan, siyasal iktidarın da payandası haline gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na 16 Milyar TL gibi çok sayıda bakanlık ve üniversiteye ayrılan ödenekten daha fazla kaynak ayıran siyasal islamcı-otoriter-emek düşmanı bu bütçeye karşı çıkıyoruz. Ayrıca bu bütçe için alınacak vergilerin ağırlıklı olarak halktan, emekçilerden alınmasına da karşı çıkıyor, ÖTV, KDV gibi vergilerin kaldırılmasını ve yerlerine servet vergisi ve rant vergisinin konulmasını talep ediyoruz. Bu bütçenin alternatifi, emekten, halktan, doğadan, kadından, başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm ezilen kimliklerden ve inançlardan, LGBT+’lardan ve engellilerden yana yerinden demokratik, katılımcı bir halk bütçesidir.”

    PİRHA/İZMİR

  • Paylan: Bütçenizde yangın söndürme uçağı yok!-VİDEO

    Paylan: Bütçenizde yangın söndürme uçağı yok!-VİDEO

    PİRHA- Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde yangın söndürme uçağına kaynak ayrılmadığını ifade eden HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan “Bu bütçeyle ancak arazöz alırsınız, uçak filan alamazsınız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleşen Tarım ve Orman Bakanlığı 2022 yılı bütçe görüşmesinde, ‘Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde yangın söndürme uçağına kaynak ayrılmadığını’ ifade etti.

    PAYLAN: BÜTÇENİZDE YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI YOK!

    Bakan’ın bütçede yangın söndürme uçağı almaya kaynak olduğunu söylediğini ancak, bütçede buna ‘kaynak ayrılmadığını’ vurgulayan Paylan, “Sayın Bakan, bütçenizde yangın söndürme uçağı almaya kaynak olduğunu söylediniz: 2,4 milyar. Bu, Orman Genel Müdürlüğü bütçesi. Ben açıyorum Orman Yangınlarıyla Mücadele Dairesi Başkanlığı bütçesini, siz de açın lütfen. Mamul mal alımları bütçesine baktığımızda 400 milyon TL bütçe koymuşsunuz. Sayın Bakan, bütçenizde yangın söndürme uçağı alacak bir bütçe yok” diye konuştu.

    “BU BÜTÇEYLE UÇAK DEĞİL ANCAK ARAZÖZ ALIRSINIZ!”

    Tarım ve Orman Bakanı’nın ‘ek bütçe var’ yanıtı üzerine konuşan Paylan, “İçinizde ek bütçenin ne olduğunu bilen var mı? Yani bizim bir tane bütçemiz var şu anda görüştüğümüz, Meclisin onayına sunduğunuz. Ek bütçe nedir? Kime sundunuz ek bütçeyi? Biz onu bilmiyoruz. Bizim gördüğümüz bütçede 400 milyon TL var yalnızca. Bu bütçeyle ancak arazöz alırsınız, uçak filan alamazsınız, bildiğim kadarıyla bir uçak 10 milyon dolar yani hepsini uçağa ayırsanız 4 tane uçak alırsınız.” dedi.

    HDP’NİN ÖNERGESİ REDDEDİLDİ

    HDP’nin, “İçinde bulunduğumuz iklim krizi koşulları da göz önüne alındığında, aynı kayıpları yeniden yaşamamak için orman yangınları ile mücadelede eksikliklerin giderilmesi” gerekçesiyle sunduğu ve “Orman yangınlarıyla mücadelenin eksiksiz sağlanabilmesi adına, yeterli sayıda Yangın Söndürme Uçağı alınabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçesinin 2 Milyar TL artırılmasının” talep edildiği önerge, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda AKP-MHP Milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • HDP’den İstanbul Sözleşmesi eylemi-VİDEO

    HDP’den İstanbul Sözleşmesi eylemi-VİDEO

    PİRHA-Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerinde HDP’li kadın milletvekilleri İstanbul Sözleşmesi’ne dair eylem yaptı.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bugün başlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmelerinde, Hakların Demokratik Partisi (HDP) kadın milletvekilleri “İstanbul Sözleşmesini Geri Getireceğiz ve Uygulatacağız” ve “Kadın Yoksulluğuna Hayır” “Kadınlar İçin Adalet” yazılı dövizlerle eylem yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Paylan: Üniversitelerdeki yüzlerce polisle mi özgür bireyler yetiştireceksiniz?-VİDEO

    Paylan: Üniversitelerdeki yüzlerce polisle mi özgür bireyler yetiştireceksiniz?-VİDEO

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, bakanlık ve YÖK tarafından yapılan sunumu eleştirerek, “Eğitimden, çocuklardan daha çok kalkınmadan, iş gücünden, sanayiden bahsettiniz. İşgücünü sermayenin hizmetine sunmaktan bahsettiniz. Özgür bireyler yetiştireceğinizi söylemişsiniz. Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısında yüzlerce polisle mi özgür bireyler yetiştireceksiniz? Biz, bilimsel, nitelikli, anadilinde ve ücretsiz eğitimi savunuyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) Milli Eğitim Bakanlığı bütçe görüşmelerine ilişkin konuştu. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar’ın sunumunu ‘hayal kırıklığı’ olarak niteleyen Paylan, Özer’e ithafen “Dışarıdan biri izlese; sizin eğitim bakanı mı, yoksa ekonomi bakanı mı olduğunuzu düşünür” dedi.

    “EĞİTİMDEN ÇOK SANAYİYE UCUZ İŞ GÜCÜNDEN BAHSETTİNİZ”

    Paylan, şöyle konuştu:

    “Siz eğitimden, çocuklardan daha çok kalkınmadan, iş gücünden, sanayiden bahsettiniz. İşgücünü sermayenin hizmetine sunmaktan bahsettiniz. Bu bakış yüzünden Türkiye’nin durumuna bakalım. Her iki yılda bakan değişiyor. Her şeye parasal olarak bakıyorsanız, ekonomi yönünden sonuçlarına bakalım: Milyonlarca gencimiz işsiz. İş bulanlar ise kaça çalışıyor? 2825 liraya. O da şansı varsa eğer. Onun altında çalışanlarda var. Sefalet içinde yaşıyor yurttaşlarımız. Ne bilim var, ne teknoloji. Orta gelir tuzağındayız.

    Şu hale bakın. Eğitim kadrosu olarak gelmişsiniz ön sırada bir kadın arkadaşımız yok. Erkek bakanlık. Cinsiyet eşitliğinde dünyada 155 ülke içinde 133’üncü sıradayız. Bunun sebebi sizsiniz. Bıyıklı, erkek bürokratlardan oluşan bir kadro ile buraya geliyorsunuz. Kadınları bürokrat olarak atamıyorsunuz. Bu yüzden gerideyiz. Demokrasi endeksinde ise 120 ülke içerisinde 109’uncu sıradayız. Hukukun üstünlüğünde 127 ülke içerisinde 117’inci sıradayız. Sizin antidemokratik, hukuk dışı ve eşitlikten uzak anlayışınız yüzünden bu durumdayız.”

    “YÖK BAŞKANI PİYASAYA YETİŞTİRECEK ELEMANDAN BAHSEDER Mİ?”

    “YÖK Başkanı piyasadan ve piyasaya yetiştirecek elemandan bahseder mi?” diye soran Paylan, üniversitelerin özgür bireylerden bahsetmesi gerektiğini söyledi. Paylan, “Ama burada sermayeyle beraber iş gücü yetiştirmekten bahsediliyor. Şu an yazılım yapabilen bir çocuk aylık geliri 10 bin, 20 bin, 50 bin dolar olabiliyor. Ama yalnızca Avrupa’nın düşük ücretli teknolojilerini üreteyim diyen bir çocuk aylık 250 avroya talim etmek zorunda kalıyor. Siz çocuklarımıza böyle bir vizyon verme hedefindesiniz” ifadelerini kullandı.

     “BİLİMSEL, ANADİLDE, ÜCRETSİZ EĞİTİMİ SAVUNUYORUZ”

    Paylan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesine de değinirken, şunları söyledi:

    “Bütçesi en büyük bakanlık faiz bakanlığıdır. İkincisi zulüm bakanlığıdır. Güvenlik adı altında savaş politikalarından bahsediyorsunuz. Üçüncüsü ise sizsiniz. Öğrenci başına bin avro bütçeniz var. İkinci olarak öğretmen açığınız var. 100 bin öğretmen açığı olduğunu söylüyorsunuz. Eğitim-Sen’e göre 200 bin öğretmen açığı var. Öğretmen atayacak bütçeniz var mı? 500-600 bin atama bekleyen öğretmen var. İnsanlar intihar ediyor. Niye ben atanamıyorum diye isyan ediyorlar.

    Dertleriyle ilgili hiçbir şey söyleyemiyorsunuz. Yalnızca beş yandaş müteahhitte giden paradan vazgeçebilseydiniz, bu atamalar olabilirdi. Çocuklardan A4 kağıt isteniyor. Okullarda temizlik parası toplanıyor. Özel kolejlerde 10-15 bin dolara okutulan çocuklarla, Diyarbakır’daki bir öğrencinin fırsat eşitliğinden bahsedebilir misiniz? Bilimsel, nitelikli, anadilinde ve ücretsiz eğitimi savunuyoruz. Tamamen ücretsiz eğitimi ve fırsat eşitliğini savunuyoruz. Lafta kalan bir vizyon var.”

    “ÜNİVERSİTELERDEKİ YÜZLERCE POLİSLE Mİ ÖZGÜR BİREYLER YETİŞTİRECEKSİNİZ?”

    Üniversitelere yönelik polis baskısına ilişkinde konuşan Paylan, Boğaziçi Üniversitesi ve öğrencilerinin yaşadıklarını dile getirerek, “Özgür bireyler yetiştireceğinizi söylemişsiniz. Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısında yüzlerce polisle mi özgür bireyler yetiştireceksiniz? Lise öğrencileri bir tweet atıyor diye gece yatağından gözaltına alınıyor. Böyle mi özgür bireyler yetiştireceksiniz? Bastığınız kitapçıkta, analitik düşünceye dair hiçbir şey yok. Çünkü sanayiye ucuz iş gücü yetiştirecek eleman arıyorsunuz. Eleştirel düşünceye dair tek bir cümle yok” diye belirtti.

    “Üniversitelerin kapılarına kelepçe takıyorsunuz. İşte o üniversitelerden bilim ve teknoloji çıkmıyor” diyerek sözlerine devam eden Paylan, “Teknoloji çıkmadığı için sanayi katma değer üretemiyor. Bu zinciri kıracak olan şey özgür düşüncedir. Analitik düşünebilmedir. Eleştirel düşünebilmektir. Bunların kıyısından bile geçmeyen bir bakanlık ve YÖK anlayışı ile karşı karşıyayız. Üniversite temsilciler gelip kendi bütçelerini savunabilmeliydi. Özerk, bağımsız, özgür üniversitelerin varlığı bu ülkenin beka meselesidir. Bu beka meselesini anlamayan bir eğitim bakanı ve YÖK başkanıyla karşı karşıyayız. Bu durum umutlarımı kırıyor” diye konuştu.

    “ÇOK DİLLİ OLMAK TEHLİKE DEĞİLDİR”

    Paylan son olarak ise şunları söyledi:

    “Bu kitapçıkta toplumsal barış var mı? Çok kimlikli, çok inançlı, çok mezhepli, çok dilli olduğumuzun farkında mısınız? Birbirimizi yiye yiye üç kuşak kaybettik. Yeni kuşaklara Türk, Kürt, Ermeni olarak kardeş olduğumuzu, farklılıklarımızla bir arada yaşayabileceğimizin düşüncesini anlatmamız gerekiyor. Ama siz tek dil dayatıyorsunuz. Çok dilli olmanın, Türkçe’yi öğrenmeye engel olmadığını neden ortaya koymuyoruz. Hepimiz vergi veriyoruz. Bütçenizden azınlık okullarına bir kuruş pay ayırdınız mı? Hayır. Bir kuruş bütçe ayırmadınız. Statüsünü sağlamadınız. Çok dilli olmak asla bir tehlike değildir. Toplumsal barış için ekmek ve su kadar önemlidir. Tek din ve tek mezhep dayatıyorsunuz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • ‘Alevilerin talepleri biliniyor fakat hala sadaka mantığıyla yaklaşılıyor’-VİDEO

    ‘Alevilerin talepleri biliniyor fakat hala sadaka mantığıyla yaklaşılıyor’-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, cemevlerine yönelik iktidar tarafından yapılan ziyaretler ile ilgili olarak, “Alevilerin ne talep ettiği biliniyor. Bütün bunlara rağmen hala Alevilerin inançsal değerleri ve ibadethaneleri yok sayılarak, bir sadaka dağıtma mantığı içerisinde Alevilere yaklaşılıyor. Bunu doğru bulmuyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Bütçe Komisyonu’nda, 2022 yılı bütçesine dair yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan paya dikkat çekerek; “7 bakanlık ve 26 başkanlık bütçesinden fazla. Diyanet bütçesinden kimler faydalanıyor? Sadece Hanefi-Sünni Müslümanlar faydalanabiliyor. Şafiiler ve Caferiler kısmen faydalanabiliyor. Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler ile hiçbir inanca mensup olmayan insanlar hiçbir şekilde faydalanmıyor. Faydalanamadıklarının tam tersine bunlara yönelik bir de Diyanet’in hışmı var” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET’İN BÜTÇESİ, 7 BAKANLIK VE 26 BAŞKANLIKTAN FAZLA”

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) sözcüsünün, “Bütçe 86 milyonu kapsamaktadır” sözüne değinen Kenanoğlu, “Bir kurum var ki, sadece bir toplumsal kesime hitap ediyor. Oldukça da desteklenen bir kurum. Diyanet İşleri Başkanlığı. Diyanet için 2022 bütçesinde öngörülen 16 milyar 98 milyon 581 bin TL. 2021’e göre 3 milyar 120 milyon artırılmış durumda. Yedi bakanlık ve yirmi altı başkanlık bütçesinden fazla. Diyanet bütçesinden kimler faydalanıyor? Sadece Hanefi-Sünni Müslümanlar faydalanabiliyor. Şafiiler ve Caferiler kısmen faydalanabiliyor. Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler ile hiçbir inanca mensup olmayan insanlar hiçbir şekilde faydalanmıyor. Faydalanamadıklarının tam tersine bunlara yönelik bir de Diyanet’in hışmı var. Onların üzerinde bir asimilasyon faaliyeti var” dedi.

    “DİYANET’İN MÜSLÜMANLIĞINDA KÜRTÇE YOK”

    Kenanoğlu; Diyanet’in, iktidarın siyasi hedeflerine uygun iş yapan işlevsel bir aparat halinde durduğunu söyledi. “Birçok Müslüman tarafından da Emevi İslamı, Muaviye İslamı’nın temsilcisi olarak görülüyor” diyen Kenanoğlu, şöyle konuştu:

    “Örneğin Diyanet’in Müslümanlığında Kürtçe yok. Böyle bir dili hiç tanımıyorlar. Hiçbir din hizmetinde Kürtçe hizmet verilmiyor. Kürt Dil Platformu Ekim 2020’de Diyanet’e dilekçe yazarak, dini hizmetlerinin Kürtçe de verilmesini talep etti. Ancak bu talepler de yerine getirilmedi. Ayetlere ilişkin diğer dillerde mealler bulunurken, Kürtçe olan yerlerde de kaldırıldı. Diyanet’in din görevlileri yine Kürtler üzerinde güvenlikçi politikalarını sürdürüyorlar.

    Son zamanlarda Kürt din alimlerine yönelik operasyonlar yapıldı. Din insanları bu operasyonda gözaltına alındı. Bu da, “Bizim Müslümanlığımızı kabul etmiyorsanız, yoksunuz” anlamına geliyor. Diyanet’in, her ne kadar laikliğin gereği olarak kurulduğu iddia edilse de esas amacı toplumu din üzerinden kontrol etmektir. Laik olan hiçbir ülkede böyle bir kurum yok. Yalnızca statükocu laikliğin, yani yasakçı laiklik anlayışının benimsendiği ülkelerde var ki bu da bizim ülkemiz. Gerçek laikliğin uygulandığı ülkelerde dinler, inançlar çok özgür. Hatırlarsanız, bu ülkede baş örtüsü yasağı varken, laikliğin gerçek anlamda uygulandığı ülkelerde baş örtülüler çok rahat şekilde gidebiliyorlardı. Sorun laiklikte değil, laikliğin uygulanışında, gerçek laiklik meselesinde. Laiklik, demokratik bir cumhuriyetin gereğidir.”

    “TÜRKİYE’DE BİR ALEVİ GERÇEKLİĞİ VAR”

    Türkiye’de bir Alevi gerçekliğinin olduğunu belirten Kenanoğlu, “İbadethanesi cemevi, toplu ibadeti cem, orucu Hızır ve Muharrem, kıblesi insan-ı kamil, kutsal dağı, taşı, ormanı, suyu olan, temelinde doğa sevgisi ve kutsiyetine dayalı Hızır inancı olan bir Alevi gerçeği var. Oysa Diyanet ve topyekun devlet, iktidar bu gerçeği görmüyor; tam tersine Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerine karşı, “Bizim kırmızı çizgimizdir. Asla ibadethane olarak kabul etmeyiz” diyebiliyor. Bu bütçeye Alevilerin vergileri de gidiyor. Diyanet buradan da payını alıyor” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERE SADAKA MANTIĞIYLA YAKLAŞILIYOR”

    Kenanoğlu son olarak, Cumhurbaşkanı yardımcısının geçen yıl Aleviler ile ilgili olarak “Çok iyi aşure dağıttıklarını” ifade eden konuşmasına değinerek; şunları söyledi:

    “Hakikaten komediydi. Bilmiyorum bu sene ne anlatacaklar? Cumhurbaşkanı dün konuşmasında 58 ilde bin 585 cemevini ziyaret ettik, dedi. Bu ziyaretlerin sebebi neydi? “Bir ihtiyacınız var mı?” sorusu. Bunun cevabı aslında boya, badana, tuğla, beton ihtiyacınız var mı? “Cemevlerine statü istiyoruz” denildiğinde, “O bizim işimiz değil. O başka iş” cevabını aldılar. Oysa bu iktidar Aleviler ile ilgili yedi çalıştay yaptı. Ben de o dönem Alevileri temsilen kurum başkanı olarak o masada oturanlardan birisiydim. O çalıştayların sonunda Alevilerin ne talep ettiği biliniyordu. Bütün bunlara rağmen hala Alevilerin inançsal değerleri ve ibadethaneleri yok sayılarak, bir sadaka dağıtma mantığı içerisinde Alevilere yaklaşılıyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Diyanet’in bütçesini de tutumunu da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz.”

    PİRHA/ ANKARA

  • KESK: Ülke kaynakları barış ve demokrasi için kullanılsın

    KESK: Ülke kaynakları barış ve demokrasi için kullanılsın

    PİRHA- 2021 bütçesine dair açıklama yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, bütçe teklifinin silaha, çatışmaya, savaşa ayrıldığını söyledi. Bozgeyik, “Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütçe görüşmeleri başlatılıyor. KESK de, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifine yönelik değerlendirme ve taleplerini düzenledikleri basın toplantısında açıkladı. Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL SEN) Genel Merkez binasında gerçekleşen toplantıda konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, milyonlarca insanın açlığa ve sefalete sürüklendiğini belirterek, zor bir kışın Türkiye’yi beklediğini ifade etti.

    “2022 BÜTÇESİ DE TOPLUMSAL CİNSİYET KÖRÜ, EŞİTSİZLİKLERİ ARTIRAN BİR BÜTÇEDİR”

    Enflasyonun giderek arttığına dikkat çeken Bozgeyik, şunları söyledi:

    “Diğer taraftan bilindiği üzere pandemi sürecinde en fazla yoksullaşan, istihdamdan koparılan işsiz kalan, daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmuştur. Dolayısıyla, tüm kadınların eğitim ve gelir getirici istihdam imkanlarının arttırılarak yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalara yer veren, kadın emeği üzerindeki çifte sömürüyü ortadan kaldırılmaya dönük önemlerle ekonomik anlamda güçlendirilmelerini hedefleyen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye olan ihtiyaç çok daha yakıcı hale gelmiştir. Ancak ne yazık ki daha önceki bütçeler gibi 2022 bütçesi de toplumsal cinsiyet körü, eşitsizlikleri artıran bir bütçedir.  Bütçede kadının ne adı ne de yeri vardır. Kadınların ekonomik kaynaklara, kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa ve sosyal koruma haklarına eşitsiz erişimi bir kez daha göz ardı edilmektedir.”

    “SAVUNMA VE GÜVENLİĞE AYRILAN BÜTÇE YÜZDE 30 ARTIYOR”

    Bozgeyik, Meclis’in emekten, halktan ve barıştan yana bir bütçe hazırlanması gerektiğinin altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Bütçede aslan payının bir diğer ortağı ise savunma ve güvenlik harcamaları adı altında silaha, çatışmaya, savaşa ayrılan kaynaklardır. Savunma ve güvenlik harcamaları ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi krizin derinleşmesine, iç ve dış politikada izlenen gerginlik stratejisine, Suriye’den, Libya’ya, Afrika’ya uzanan emperyal arayışlara paralel olarak gittikçe artmaya devam etmektedir. Savunma ve güvenlik harcamalarının son dört yıl içinde iki kattan fazla artarak 2021 itibari ile 140 milyar TL’ye ulaşmıştır.  2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde Savunma ve Güvenliğe ayrılan bütçe yüzde 30 artarak, 181 Milyar TL olarak belirlenmiştir.”

    “ÜLKE KAYNAKLARI BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN KULLANILSIN”

    Bozgeyik, bütçe taleplerini şu şekilde aktardı:

    -Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını,

    -Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,

    -Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,

    -Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini,

    -Yıllardır “satış sözleşmeleri” ile oluşan mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesini,

    -Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,

    -Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyanet’in 2022 bütçesi şaşırtmadı!

    Diyanet’in 2022 bütçesi şaşırtmadı!

    PİRHA- Meclis Başkanlığı’na sunulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2022 bütçesi 3,2 milyarlık artışla 16,1 milyar lira olarak belirlendi. Bu rakamlara göre DİB bakanlıklar da dahil 26 kuruluşunun bütçesini geride bırakıyor. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla geçtiğimiz hafta “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi” Meclis Başkanlığı’na sunuldu.

    2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa İlişkin Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 15 Ekim 2021’de TBMM’ye sunmuş olduğu 2022 Yılı MYBK’na göre; Genel Bütçe için ayrılan pay 1 Trilyon 750 Milyar TL, Bütçe Geliri beklentisi ise 1 Trilyon 472 Milyar TL, net borçlanma beklentisi ise 278 Milyar TL olarak belirlendi.

    Son zamanların en çok tartışılan kurumlarının başında yer alan Alevilerin yapısının değiştirilmesi veya kaldırılması yönündeki taleplerinin de olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bütçeden 26 kamu kurumunu geçerek 3,2 milyarlık artışla 16,1 milyar lira ayrıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2022 bütçesine göre, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi bakanlıklarının da yer aldığı 26 kuruluşunun bütçesini geride bırakıyor.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kenanoğlu: Bütçeden eşit yararlanamayan Alevilerle kardeşlik hikayedir!-VİDEO

    Kenanoğlu: Bütçeden eşit yararlanamayan Alevilerle kardeşlik hikayedir!-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te yaptığı konuşmada, Alevilerin bütçeden eşit şekilde yararlanamadığını söyledi. Kenanoğlu, “‘Alevi kardeşlerimiz’ demekle kardeş olunmuyor. Kaynaklardan eşit bir şekilde faydalanılması gerekir ve bunun sonucunda oluşan eşitlikle kardeşlik olabilir” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmeleri sırasında Alevilerin bütçe görüşmelerindeki yerine dair konuşma yaptı.

    Kenanoğlu konuşmasında bir tarafta 7 bakanlıktan daha büyük bütçe alan bir Diyanet varken diğer tarafta sadece Kerbelâ anması ve aşure etkinlikleriyle karşılanan Aleviler olduğunu belirtti.

    “Alevi kardeşlerimiz” demekle kardeş olunmuyor diyen Kenanoğlu, kaynaklardan eşit bir şekilde faydalanılması gerektiğini ve bunun sonucunda oluşan eşitlikle kardeşlik olabileceğini kaydetti.

    “KARDEŞLİK HUKUKU ÖYLE MASALLA HİKAYEYLE OLMAZ”

    Kenanoğlu, şunları ifade etti:

    “Kardeşlik hukuku öyle masalla, hikayeyle olmaz. Önce bu eşitliğin sağlanması gerekiyor. Eşit koşullarda bütün bu imkanların, bütün bu ülkenin gelirlerinin kaynaklarının eşit dağıtılması gerekiyor ki, o zaman hakikaten Aleviler de, Kürtler de, diğer azınlık kesimler de, ya da Türkiye’de yaşayan çoğunluk olmayan toplumsal kesimlerin hepsi gerçekten kardeşiniz olsun, bir kardeşlik hukuku ortaya çıksın. Bütün bunlar olmadığı sürece bu kardeşlikler hikaye olmaktan başka bir şey olmuyor.”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘2021 MEB bütçesi, eğitimin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak!’

    ‘2021 MEB bütçesi, eğitimin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak!’

    PİRHA- Mersin Eğitim-Sen Şubesi, 2021 bütçe verilerinin, iktidara yakın inşaat gruplarının bu bütçeden en büyük payı almayı sürdüreceğini ortaya koyduğuna dikkat çekti. Yapılan açıklamada, “MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokol iptal edilmelidir” çağrısında bulunuldu.

    2021 yılı Merkezi Bütçe Kanun Tasarısı görüşmeleri TBMM’de görüşülmeye devam ediyor. Alevileri, işçileri, işsizleri, yoksullar gibi bir çok kesimi görmezden gelen bütçeye tepkilerde devam ediyor.

    Mersin Eğitim-Sen Şubesi, bütçe görüşmelerine dair açıklama yayınladı.

    2021 Merkezi Yönetim Bütçesi’nde harcamalar yönünden bütçenin en büyük payı güvenlik harcamalarına ayrıldığının belirtildiği açıklamada, “Öte yandan 2021 yılındaki yatırım bütçesindeki en büyük payın ulaştırma yatırımlarına ayrılmış olduğu ve bütçeden şehir hastaneleri için 16 milyar lirayı aşan bir kaynağın ayrıldığı gerçeğini de görmemiz gerekiyor. Yani bütçe verileri, iktidara yakın inşaat gruplarının bu bütçeden en büyük payı almayı sürdüreceğini ortaya koyuyor” denildi.

    “PANDEMİ KOŞULLARINDA EĞİTİME İLİŞKİN HİÇBİR DEĞERLENDİRMEYE RASTLANILMAMIŞTIR”

    Okullar ve üniversitelerimizde eğitim bileşenlerinin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve veli örgütlerinin bütçe sürecine katılmadığına dikkat çekilen açıklamada şunları dile getirildi:

    “2021 bütçesi, tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi, toplumsal cinsiyete duyarlı olmayan; kamu hizmetleri alanında yaşanan tek tipleştirme, kutuplaştırma, piyasalaştırma, ticarileşme ve okul türleri açısından ayrımcı uygulamalara paralel bir anlayış ile hazırlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, eğitim sisteminin, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin ciddi sorunlar yaşadığı pandemi koşullarında bile en temel ve zorunlu ihtiyaçlarını görmezden gelmiş, sadece zorunlu harcamalar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bütçe gerekçesinde, pandemi koşullarında eğitimin nicel ve nitel durumuna ilişkin hiçbir değerlendirmeye rastlanılmamıştır. Yıllardır eğitime ayrılan kaynaklar sadece rakamsal olarak artmakta, doğrudan eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlar açısından bütçelerde gerçek anlamda bir artışın yapılmadığı görülmektedir.”

    “MEB BÜTÇESİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ YİNE ZORUNLU HARCAMALARA GİDECEKTİR”

    “Eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 81’inin zorunlu olarak personel harcamalarına ayrıldığını özellikle gizlemeye çalışmaktadır” denilen açıklamanın devamında şu önerilerde bulunuldu:

    “-MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına (%6) çıkarılmalıdır.

    -Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.

    -Eğitim kurumlarının bütün ihtiyaçları salgın koşullarına göre yeniden güncellenmeli, bu ihtiyaçlar için ek bütçe oluşturulmalı, bütün okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.

    -Öğretmen ve öğrencilere eğitim için gerekli teknik destek (bilgisayar, tablet, internet vb.) ücretsiz olarak temin edilmelidir.

    -MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokol iptal edilmelidir.

    -Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.

    -Eğitim ve bilim emekçilerinin satın alma gücünde ve ücretlerinde yaşanan kaybın giderilmesi için ek zam yapılmalıdır.

    -Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır.

    -Vergi diliminden kaynaklı kayıplarımıza son verilerek, ücretli çalışanlar için gelir vergisi oranı sabitlenmelidir.

    -Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, ek ders saat ücreti hesaplanırken bir öğretmenin aylık maaş tutarı esas alınmalı ve gelir vergisinden muaf tutulmalıdır.

    -Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmesi sağlanmalıdır.

    -Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, sözleşmeli öğretmenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir.

    -2021 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır.

    -Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • KESK Malatya Şubeler Platformu: Halktan yana bir bütçe istiyoruz

    KESK Malatya Şubeler Platformu: Halktan yana bir bütçe istiyoruz

    PİRHA- KESK Malatya Şubeler Platformu, olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, halktan, emekten yana bir bütçe istediklerini açıkladı. 

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Malatya Şubeler Platformu, tarafından yapılan açıklamada ekonomik sıkıntıların artarak büyüdüğü ve maaşların her geçen gün daha da eridiğine dikkat çekildi.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    ” İç içe geçen ekonomik, siyasal, sosyal sorunların hepimizin yaşamını derinden etkilediği zor bir süreçten geçiyoruz. Pandemi ve pandemi ile her geçen gün daha derinleşen ekonomik krizle artan işsizlik ve hayat pahalılığı halkın, emekçilerin, işçilerin gündeminin en başında yer almaya devam ediyor. Milyonlar, insanca yaşamanın ve insanca çalışmanın her gün daha da zorlaştığı koşullarda hayatlarını alt üst eden sorunların çözülmesini bekliyor. Pandemiden, krizden en çok etkilenen dar gelirli, yoksul kesimleri koruyucu politikalar geliştirmek yerine sermayenin, patronların yüzü güldüren, kamu kaynaklarının talan edilircesine yandaşlara akıtılmasına devam edilmektedir.

    İktidar, İşsizlik Fonundan, Merkez Bankasının “kefen parası” olarak nitelendirilen ihtiyaç akçesinden, Varlık fonuna aktarılan kamu sigortalarından sonra gözünü şimdi de Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonu birikimlerine dikmiştir. Tüm bunlara rağmen halkın çizilen tozpembe tablolara, başta işsizlik ve enflasyon olmak üzere takla attırılan resmi verilere inanması beklenmektedir. Tüm ücretli kesimler gibi kamu emekçileri olarak bizler de ülkede yaşanan sorunlardan payımıza düşeni fazlasıyla alıyoruz. Pandemi ile ağırlaşan kriz koşullarında iğneden ipliğe gelen zamlarla maaşlarımız erimeye devam ediyor. Son bir yıl içinde doğalgaza yüzde 34, elektriğe ise son 15 ay içinde yüzde 40 zam yapılmıştır. Halkın en temel tüketim maddesi olan ekmek fiyatı son iki ay içinde yüzde 20 zamlanmıştır. 2019 yılı Temmuz ayında 1 dolar 5. 63 TL’ye karşılık gelirken bugün 1 dolar 8 TL seviyesini aşmıştır. Buna göre son 14 ay içinde Türk Lirası dolar karşısında yüzde %38,5 değer kaybetmiştir. Aynı dönemde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında %21, yoksulluk sınırında %20 artış yaşanmıştır. Buna karşın son 18 ayda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış ise enflasyon farkı ödemesi dahil sadece yüzde 15’de kalmıştır. Bu dönemde ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar miktarı tam 100 dolar azalmıştır. Üstelik salgın süreci eğitim emekçilerinin ek ders ücretlerinin kesilmesinin, sağlık emekçilerinin ek ödemelerinden tasarruf edilmesinin, sözleşmeli, güvencesiz istihdamın artırılmasının fırsatı haline getirilmektedir.”

    “BÜTÇE İHTİYAÇLARA CEVAP VERSİN”

    Mevcut bütçenin ihtiyaçları karşılamadığı kaydedilerek,”Tüm bunlara rağmen 3 milyon kamu emekçisinin 2 milyon emeklinin yandaş konfederasyon yönetimi ve iktidar arasında imzalanan toplu sözleşme ile maaşlarında yapılan sefalet oranlı artışlarla yetinmesi, güvenceli-kadrolu istihdamdan vazgeçmesi beklenmektedir. İşte bu koşullarda başta emekçi kesimler ve dar gelirliler olmak üzere tüm toplumu yakından ilgilendiren bütçe süreci başlamış bulunmaktadır. KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” denildi.

    Mehmet YALMAN/ MALATYA

  • DİB: Sarayın bütçesi halka değil, ranta harcanıyor

    DİB: Sarayın bütçesi halka değil, ranta harcanıyor

    PİRHA- DİB, yazılı bir açıklama yaparak, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen 2021 yılı bütçesini eleştirdi. Açıklamada, “2021 bütçesi halkın eğitim sağlık, beslenme, barınma gibi acil ihtiyaçlarına değil, ülkenin kaynaklarını yağmalayan yerli ve yabancı sermayeye, savaşa, dindar ve kindar nesiller yaratmaya harcanıyor” dedi. 

    Demokrasi İçin Birlik (DİB), Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen 2021 yılı bütçesine ilişkin açıklama yayınladı.

    “BÜTÇE SAVAŞA, DİNDAR VE KİNDAR NESİLLER YARATMAYA HARCANIYOR”

    DİB’in açıklamasında, “Halkın ödediği vergilerle sağlanan kaynaklar, halkın ihtiyaçlarına değil, sermayeye ve savaşa harcanıyor. 2021 bütçesinde kadına, emekçiye, yoksula yine yer yok” denilerek, şunları aktarıldı:

    “Salgın ve ekonomik kriz yoksulluğu derinleştirerek sürerken, 2021 bütçesi halkın eğitim sağlık, beslenme, barınma gibi acil ihtiyaçlarına, kadınları şiddete karşı koruyacak ve eşitliği sağlayacak önlemlere değil, ülkenin kaynaklarını yağmalayan yerli ve yabancı sermayeye, savaşa, dindar ve kindar nesiller yaratmaya harcanıyor. Ücretliler ve emekliler yoksulluğa mahkûm edilirken, salgın döneminde sağlık ve eğitime yapılması gereken hayati yatırımlara bütçede yer yok. Grip aşısının temininde yetersiz kalan bütçe kaynaklarının salgının önlenmesinde tüm toplum için gerekecek aşı ve ilaç için de yetersiz olacağı dahası 2012 bütçesinde salgının hiç düşünülmediği anlaşılıyor. İktidar açık açık şunu söylüyor: Tedavi ve önlemlerden sadece varsıllar yararlanabilecek.”

    2021 bütçesinin, bütçenin asıl kaynağı olan işçi ve emekçilerin yaşadığı iş ve gelir kaybını giderecek, acil ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılayacak önlemlerden uzak olduğunun belirtildiği açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Buna karşılık bütçede, patronlara destek için 50.6 milyar lira kaynak ayırılırken, işverenler tarafından SGK’ye ödenmesi gereken 27.7 milyar lira tutarındaki işveren primi İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yani işçilerin cebinden karşılanacak. İktidarın dinci politikasını yaygınlaştırmak, yoksullukta sabredecek müminler yetiştirmek için araç haline getirilen Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi geçen yıla oranla yüzde 23 artırılarak yedi bakanlığın bütçesini yutuyor. Gerçek maliyetinden çok daha fazlaya mal olan kamu garantili projelere döviz temelinde yapılacak ödemelere ayrılan miktarlar, yalnızca bugünü değil geleceği de ipotek altına alıyor. Sağlık Bakanlığı bütçesi 77.4 milyar lirada kalırken, şehir hastanelerine kira ve sağlık hizmetleri de dahil yaklaşık 33 milyar lira kaynak ayrıldı. Bir avuç sermaye grubuna 179.5 milyar lira faiz aktarılırken yoksullukla mücadele için ayrılan kaynak 38 milyar lira, tarım için bu miktar yalnızca 31 milyar lira. İnsan hayatını hiçe sayan, sermaye birikimini ve karı merkezine alan yaklaşımların yarattığı ağır tahribatı salgın yönetimi kadar deprem konusundaki hazırlıksızlık ve aymazlıkta da izlemek mümkün.”

    “BÜTÇE HAKKI AYAKLAR ALTINA ALINDI, ANAYASA ÇİĞNENDİ”

    Açıklamanın devamında şunlar paylaşıldı:

    “Yurttaşların, toplum örgütlerinin, meslek odalarının ve sendikaların bütçe yapım sürecine katılmasını ve denetlemesi anlamına gelen bütçe hakkı yine yok sayıldı. Bütçe sarayda hazırlandı ve bütçe teklifinin Meclise sunulması için öngörülen anayasal süreye uyulmadı. 17 Ekim’de Meclise sunulması gereken bütçe, 21 Ekim’de sadece Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine sunulabildi. Böylece yurttaşlar adına yasama görevi yapan meclisinin en önemli hakkı olan bütçe hakkı gasp edildi. Anayasa çiğnendi. Meclisin bütçe hakkına diğer saldırı da bütçede öngörülen borçlanma limitlerine uyulmaması ve meclise sunulmadan bir torba yasayla borçlanma limitlerinin artırılması sonucunda ortaya çıktı. Bu da yetmiyormuş gibi, bütçeleme esasları torba yasayla değiştirilerek iktidarın kamu özel işbirliği (KÖİ) adı altında yürüttüğü müşteri garantili projelere ayrılan kaynak gizlendi. Artık ne kadar garanti ödemesi yapılacağına dair sınıflandırma kalemleri bütçede gösterilmeyecek. Bu projelere 2020 bütçesinde 18.9 milyar TL ayrılmıştı.

    VERGİ ADALETSİZLİĞİ 

    2021 bütçesinin eşitsizlikleri ve yoksullaşmayı artırması bir yana adaletsiz vergi sistemiyle bütçenin yükü emekçilere ve yoksullara yükleniyor. Bütçenin yükü, dolaylı vergilerle yoksul çoğunluğa yüklenirken, ücretli çalışanların vergileri kaynakta kesiliyor, işverenler ise vergilerini giderlerini düştükten sonra izleyen yılda taksitle ödüyor ya da sık sık çıkarılan vergi aflarıyla hiç ödemiyor. Sermayedarların gelirleri istisna ve muafiyetlerden yararlanırken emekçiler milli gelir paylarının iki katından fazla yük taşıyor. Cumhurbaşkanına Kurumlar Vergisi’nde indirim yetkisi veren düzenleme ise servet sahiplerine, büyük holdinglere yeni müjdelerin habercisi gibi duruyor. Çin’den daha düşük hale gelen asgari ücretten vergi kesilmeye devam edilirken büyük sermayenin vergi yükü de halkın omuzlarına bindiriliyor.

    DIŞARIDA İÇERİDE SAVAŞ VE ÇATIŞMACI POLİTİKALAR, TOPLUMA ARTAN BASKI

    2021 yılında savunma ve güvenlik harcamalarına örtülü ödenek hariç ayrılan miktar 148 milyar TL. Bu rakamın içinde Cumhurbaşkanlığına bağlı tüm örtülü ve yedek ödenekler, Savunma Sanayii Destekleme Fonu kaynakları, iç ve dış güvenliğe ilişkin bazı kalemler ve kayıtlara geçmeyen tüm gizli harcamalar yok. 2021’de cumhurbaşkanın hesap vermeden kullanacağı örtülü ödenek miktarı yedek ödenekle birlikte 16 milyar TL. Savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış, ülkenin kaynaklarını tüketir, savaştan beslenen yandaş savaş sermayesi yaratırken, savaşçı ve yayılmacı politikaların ve içerde toplumsal muhalefete baskının artacağını gösteriyor.”

    KAYNAĞI HALK OLAN BÜTÇE HALKIN İHTİYAÇLARINA HARCANMALI

    “Bütçe ranta değil, halkın acil ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya harcanmalı; salgının ağırlaştırdığı ekonomik krizin bedelini, bütçenin yükünü taşıyan ve ekonomi yönetiminde hiçbir sorumluluğu olmayan emekçiler ve yoksullar ve kadınlar değil, bütün doğal kaynakları kâr için yağmalayanlar, ülke ekonomisini felaketin eşiğine getirenler ödemelidir” denilen açıklamada şu önerilerde bulunuldu:

    “Müşteri garantili kamu özel işbirliği projeleri ( KÖİ) iptal edilmeli.

    Minimum refah seviyesinin altında olan tüm yurttaşlara, doğrudan gelir desteği sağlanmalı. Kademeli olarak 18 yaşından sonra bu topraklarda yaşayan herkese verilecek bir temel gelir uygulaması hayata geçirilmeli.

    Ücretsiz internet insan hakkıdır. Her haneye ücretsiz internet sağlanmalı.

    Şehir Hastaneleri acilen kamulaştırılmalı.

    Elektrik, su, doğalgaz ücretsiz olmalı.

    Asgari ücret vergi dışı bırakılmalı, dolaylı vergiler azaltılmalı, ranttan vergi alınmalı.

    Kaynakların bölüşümünde toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilmeli.

    Bütün yurttaşları ve demokrasi güçlerini bu talepler etrafında birleşmeye, salgının ve krizin bütün ağırlığını halkın sırtına yüklemeye çalışan saray bütçesini teşhir etmek için mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • KESK:Halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz

    KESK:Halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz

    PİRHA-Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca hazırlanan, 2021-2023 dönemlerini kapsayan Orta Vadeli Plan (OVP) onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlandı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bütçe ile ilgili yayınladığı basın metninde, “Ülke olarak salgın karşısında çok daha olumsuz bir tablo ile karşı karşıya kalmamanın, başta dar gelirliler olmak üzere tüm vatandaşların sağlığının korunmasının yolu bütçeden kamu hizmetlerine ve yatırımlarına ayrılan payın arttırılmasından geçmektedir” vurgusu yaptı.

    Resmi Gazete’de yayımlanan bütçeyle ilgili olarak Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, basın metni yayınladı. Basın metninde KESK, “İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve güvenceli çalışma için halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” denildi.

    Açıklamada pandemi ve pandemi ile her geçen gün daha derinleşen ekonomik krizle artan işsizlik ve hayat pahalılığı dikkat çeken KESK, ülkeyi yönetenler milyonların çözüm bekleyen acil sorunlarını görmezden geldiklerini, hükümet halktan, halkın sorunlarından koptukça toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmeye dayalı kutuplaştırıcı politikalara daha fazla sarıldıklarını söyledi.

    Bütçeyle ilgili açıklamada KESK, “Gerçeklerin üstünü her geçen gün artan baskı, zor, şiddet ve sansür politikaları ile örtmeye çalışıyorlar” diyerek toplum sağlığının ciddi bir tehdit içerisinde olduğunun altını çizdi.

    KESK “Olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” diyerek bütçe için taleplerini açıkladı:

    “Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,

    Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını, ülke kaynaklarının kullanılmasında herkese ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde bir kamu hizmeti sağlanmasına öncelik verilmesini,

    Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,

    Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak üzere “temel bir yurttaşlık geliri” sağlanmasını,

    Bütçede toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel alınmasını,

    Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,

    Geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,

    Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,

    Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderlerinin pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmasını,

    Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını,

    Yaşamaya devam ettiğimiz mali kayıpların maaşlarımıza yapılacak ek artışlarla telafi edilmesini, maaşlarımızda yapılacak artışlarda yaşanan gerçek hayat pahalılığının-yoksulluk sınırında yaşanan artışın temel alınmasını,

    İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını, OHAL KHK’leri ile hukuksuz bir şekilde işinden ekmeğinden edilmiş olan KESK’li ihraçların derhal işlerine iade edilmesini,

    Kıdem tazminatı fonu, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) dayatmalarından vazgeçilmesini, yıllardır tahrip edilen kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sistemimizin güçlendirilmesini,

    Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini istiyoruz.

    Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz.

    Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir.

    Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere yıllardır yok sayılan, pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çalıştı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyanet’in ilk 6 aydaki harcaması 28 kamu kurumunu geçti

    Diyanet’in ilk 6 aydaki harcaması 28 kamu kurumunu geçti

    Diyanet’in yılın ilk altı ayındaki harcamaları aralarında bakanlıkların da bulunduğu 28 kamu kurumunu geride bıraktı. 6 aylık gideri 5,6 milyar TL’ye ulaşan Diyanet, Turizm Bakanlığı’ndan 3,7 milyar, Sanayi Bakanlığı’ndan 2,2 milyar TL fazla harcadı.

    BirGün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) 2020 yılının ilk yarısında en fazla harcama yapan 12’nci kamu kurumu oldu. Diyanet Ocak-Haziran dönemini kapsayan yılın ilk altı ayında yaptığı 5,6 milyar TL’lik harcamayla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın da aralarında olduğu 28 kamu kurumundan fazla para harcadı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca hazırlanan Merkezi Yönetim Mali İstatistikleri tablosuna göre Diyanet’in yılın ilk altı aylık diliminde yaptığı harcamalar toplamı 5 milyar 658 milyon TL’ye ulaştı. Yılın ilk yarısında en yüksek harcamayı 1,2 milyar TL ile ocak ayında yapan Diyanet’in şubat, mart, nisan, mayıs ve haziran aylarındaki harcamalarının ortalaması ise 850 milyon TL olarak gerçekleşti.

    Hazine Bakanlığı’na bağlı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Diyanet, kamu kurumlarının bütçe harcamalarına göre sıralandığı listede 12’nciliğe yerleşti. Yüksek harcamaları ile öne çıkan Diyanet, yılın ilk altı ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan 2,2 milyar TL fazla para harcadı. Kurumun temmuz ayı harcamasının ise 937 milyon TL olduğu açıklandı.

    KÜLTÜR VE SANAYİ HARCAMASINDAN FAZLA

    Diyanet İşleri’nin harcamalarıyla geride bıraktığı genel bütçeli idarelerin arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı da yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yılın ilk yarısı için ayrılan 5,7 milyar TL’lik ödeneğin, 1,9 milyar TL’sini tüketirken Dışişleri Bakanlığı, 4,7 milyar TL’lik ödeneğinin 2,1 milyar TL’sini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 7,9 milyar TL’lik ödeneğin 3.4 milyar TL’sini harcadı.

    Buna göre Diyanet, bu yılın ilk yarısında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 3,7 milyar TL, Dışişleri Bakanlığı’ndan ise 3,5 milyar TL fazla para harcadı. Diyanet harcamalarıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nı da 2,2 milyar TL geride bıraktı.

    PERSONEL GİDERİ 4,6 MİLYAR TL

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yılın ilk yarısında yaptığı 5,6 milyar TL’lik harcamanın 4,6 milyar TL’sini personel giderleri oluşturdu. SGK’ye 838 milyon TL prim ödeyen idare, 116 milyon TL’lik de mal ve hizmet alım gideri yaptı.

    6 AYLIK HARCAMA TABLOSU

    ►Diyanet İşleri Başkanlığı: 5,6 milyar TL
    ►Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 3.4 milyar TL
    ►Kültür ve Turizm Bakanlığı: 1,9 milyar TL
    ►Dışişleri Bakanlığı: 2,1 milyar TL

  • Diyanet 4 aylık harcaması ile 7 bakanlığı geride bıraktı

    Diyanet 4 aylık harcaması ile 7 bakanlığı geride bıraktı

    Bütçeden en büyük paylardan birini alan Diyanet İşleri Başkanlığı, 4 ayda yaptığı 3.8 milyar liralık harcama ile 7 bakanlığı geride bıraktı.

    Kurumların 2020’nin ilk 4 ayında bütçeden yaptıkları harcamalar netleşti. Diyanet İşleri Başkanlığı 4 ayda yaptığı 3.8 milyar liralık harcama ile 7 bakanlığı geride bıraktı. Cumhurbaşkanlığı’nın 4 aylık harcaması 875.1 milyon lira oldu. En fazla harcamayı ise bütçeden en fazla payı alan Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, Cumhurbaşkanlığı’nın nisan ayı harcaması 120.9 milyon lira oldu. Cumhurbaşkanlığı’nın bütçe başlangıç ödeneği 3.1 milyar liraydı. Sonrasında aktarmalarla 3.5 milyar liraya çıkarıldı. Cumhurbaşkanlığı’nın 4 aylık harcama toplamı da 875.1 milyon lira oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı nisan ayında 911.4 milyon lira harcama yaptı. 11.5 milyar lira olan ödenek toplamından 4 ayda 3.8 milyar lira kullanan Diyanet 4 aylık harcaması ile toplam 7 bakanlığı geçti. Diyanet’in harcaması ile geride bıraktığı bakanlıklar şöyle: İçişleri, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik ile Ticaret Bakanlığı.

    Mustafa Çakır’ın Cumhuriyet’te yer alan haberine göre bütçeden her yıl en fazla pay Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ayrılıyor. 4 ayda en fazla harcama da Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldı. Bakanlığın nisan ayı harcaması 47.3 milyar liraya çıktı. Bütçeden 468.8 milyar lira ile en fazla payı alan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 4 aylık harcamalarının toplamı 165 milyar lira oldu. Bakanlık bütçesinden ihtiyaç halinde diğer kurumlara aktarma yapabiliyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4 aylık harcaması toplamı ise 42.6 milyar lira oldu. Sağlık Bakanlığı 60.3 milyar lira olan ödenek toplamından 4 ayda 19 milyar lira harcama yaptı. Adalet Bakanlığı 4 ayda 7.6 milyar lira, Milli Savunma Bakanlığı da 16.7 milyar lira harcama yaptı.

  • Diyanet’in bir günlük toplantısına 250 bin lira harcanacak!

    Diyanet’in bir günlük toplantısına 250 bin lira harcanacak!

    Diyanet, bir gün sürecek olan 10’uncu Avrasya İslam Şurası’nın organizasyonuna yaklaşık 250 bin TL harcayacak. Harcama, 107 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, dört yılda bir düzenlediği Avrasya İslam Şurası’nın bu yılki organizasyonuna yaklaşık 250 bin TL harcayacak. Bir gün sürecek olan organizasyona harcanacak bütçe 107 asgari ücretlinin bir aylık maaşına denk.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün ihalesini 14 Şubat’ta yaptığı ve Ankara’da yapılacak olan 10’uncu Avrasya İslam Şürası’nın organizasyon işi için Kamu İhale Kanunu’nun tartışmalı 21’inci maddesindeki ‘pazarlık usulü’ yöntemi tercih edildi.

    Sadece iki şirketin katıldığı ihaleyi Diyanet’in birçok organizasyon ihalesini de alan Mois İletişim Şirketi, 249 bin TL teklif vererek kazandı. Diyanet ile şirket arasında 27 Şubat tarihinde sözleşme imzalandı.

    DİYANET’İN KADIN DÜŞMANI KAMU SPOTLARINI DA AYNI ŞİRKET HAZIRLAMIŞ

    Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Diyanet’in Mevlidi Nebi Haftası dolayısıyla sosyal medya hesabından paylaştığı ve kadın düşmanı olduğu gerekçesiyle tartışmalara neden olan kamu spotlarını da Mois İletişim Şirketi yaptı.

    Diyanet’in “III. Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi Organizasyon İşi”ni de aynı şirket 265 bin TL karşılığı üstlendi. Şirket Diyanet’in Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda düzenlediği “Yanımızda Olan Birileri Var” kampanyasını da hazırladı.

    Diyanet’in Sıfır Atık Projesi ile Cumhurbaşkanlığı’nın “Zamanını Aşan Medeniyet Özbekistan Sergi ve Sempozyumu’’nu da Mois organize etti.

  • Diyanet’in 5 yıldızlı otellerdeki toplantısına hazineden milyonlarca lira harcama

    Diyanet’in 5 yıldızlı otellerdeki toplantısına hazineden milyonlarca lira harcama

    11.5 milyar lira bütçeli Diyanet’in Başkanlık merkezinde ve yeni tesislerinde büyük salonlar olmasına rağmen toplantı ve seminerler için Antalya’da 5 yıldızlı oteller tutuldu. Söz konusu toplantılar için hazineden milyonlarca lira harcama yapıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Ocak ayından bu yana kurum içi çalışmalara yönelik toplantılar düzenlemeye başladı. 15 Ocak’ta “Murakıplar Semineri”, 27-30 Ocak tarihleri arasında “Eğitim Görevlileri Semineri”, 18-24 Ocak ve 26 Ocak-1 Şubat tarihleri arasında da “4-6 Yaş Grubu Kur’an Kursu Öğreticilerine Yönelik Hizmet İçi Eğitim Semineri” düzenlendi. Bazı toplantılar ise hâlâ devam ediyor.

    Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre, tüm bu toplantı ve seminerler için Antalya’daki 5 yıldızlı oteller tutuldu. Kasadan milyonlarca lira bu toplantılara harcandı.

    SAUNALI SEMİNERLER

    Diyanet’in toplantıları, 5 yıldızlı alkolsüz aile oteli WOME Deluxe, Alan Xafira, Silence Beach Resort gibi bölgedeki lüks otellerde gerçekleşti. Diyanet’in hem merkezinde hem de yeni yapılan tesislerinde büyük toplantı salonları bulunuyor. Diyanet’in Eskişehir Yolu’ndaki merkez binasındaki devasa konferans salonunun yanı sıra merkezin hemen arkasına yapılan büyük tesislerde de salonlar bulunuyor.

    Bu toplantılarla ilgili olarak Diyanet Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı metinler ise şu şekilde:

    “Yüksek ihtisas/eğitim merkezleri müdür ve eğitim görevlileriyle istişarelerde bulunmak amacıyla düzenlenen 12. Eğitim Görevlileri Semineri 27-30 Ocak 2020 tarihleri arasında Antalya-Alanya’da gerçekleştirildi. 4-6 Yaş Grubu Kur’an Kursu öğreticilerine yönelik Antalya/Manavgat’ta 18-24 Ocak 2020 ve 26 Ocak- 1 Şubat 2020 tarihleri arasında Hizmet İçi Eğitim Semineri düzenlenmiştir.”

    DİYANET’İN SAVUNMASI: YATAKLARIMIZ YETERSİZ

    Konuyla ilgili olarak soruları yanıtlayan Diyanet, merkezlerindeki yatak kapasitesinin azlığından dolayı otellerde toplantı yaptıklarını savundu. Verilen paraların da harcırah kanunu kapsamında olduğunu söyledi.

    Diyanet’in yaptığı açıklama şu şekilde:

    “Başkanlığımızca yürütülen hizmet içi eğitim faaliyetleri öncelikli olarak Eğitim Merkezlerinde yürütülmektedir. Eğitim Merkezlerinin yatak kapasitesi 3 bin olup uzun süreli mesleki eğitimlerle sürekli hizmet verdiğinden, sayısal anlamda yoğun katılımlı kısa süreli seminer programları eğitim merkezleri dışında sezon olarak uygun koşullu yerlerde Harcırah Kanunu kapsamında yapılmaktadır.”

    ‘HUZUR DERSİ’ YAPTILAR

    Müftüler 5 yıldızlı otelde toplantı yaparken eşleri de aynı otelin başka salonunda ‘Huzur Dersi’ yaptı. Bunu da Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş sosyal medyadan duyurdu.

  • KESK Malatya Şubeler Platformu: Bütçe hakkımız yok sayılıyor-VİDEO

    KESK Malatya Şubeler Platformu: Bütçe hakkımız yok sayılıyor-VİDEO

    PİRHA- KESK Malatya Şubeler Platformu adına basın açıklaması yapan Eğitim-Sen Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Kazım Albayrak, “Bütçe hakkımız yok sayılıyor. Halktan alınan kaynaklar patronlara aktarılıyor” dedi.

    Haberin videosu

    KESK Malatya Şubeler Platformu, TBMM’deki bütçe görüşmelerine ilişkin Merkez PTT önünde açıklama yaptı.

    Eğitim-Sen Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Kazım Albayrak, “Bütçe hakkımız yok sayılıyor” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Biz KESK olarak en başından beri toplu sözleşmelerin Eylül ayına alınarak bütçe dönemi ile birleştirilmesinin mücadelesini veriyoruz. Çünkü iki yılda bir Ağustos ayında yapılan, gerçek bir toplu pazarlıkla hiçbir ilgisi olmayan mutabakatlarda temel taleplerimiz yok sayılıyor. ‘Bütçe imkanlarımız sınırlı’ bahanesinin ardına saklananlar maaş artışlarımızı sefalet oranı ile sınırlıyor. Maaşlarımızdan kaynaktan kesilen gelir vergisinden, tüketime ödediğimiz KDV ve ÖTV’ye kadar her adımda bizden alınan vergilerin nereye, kime harcanacağına ilişkin hiçbir söz hakkı tanımıyor. Kısacası yine bütçe hakkımız yok sayılıyor.

    “HALKTAN ALINAN KAYNAKLAR, PATRONLARA AKTARILIYOR”

    Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler, emekçilerden halktan alınan kaynakların sermayeye -patronlara aktarılmasına bir aracı haline dönüşmüştür.
    En son simit sarayının borsa değeri 200 milyon dolar olmasına rağmen, Ziraat Bankasına %51 hissesinin 500 milyon dolara ortak edilmesi bu hükümetin sermayeyi kurtarma operasyonlarına somut bir örnektir.
    Adaletsiz vergi sistemi sürüyor;
    Çok kazanandan çok az, az kazanandan az vergi alınmaktadır. Gelir kazanç üzerinden alınan vergiler (dolaysız), tüketim harcama üzerinden alınan (dolaylı) vergilerden fazla olmalıdır. Oysa ülkemizde yıllardır tam tersi bir durum vardır.
    2020 yılı bütçesi toplamda 1 trilyon 96 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bu miktarın 785 milyar TL.’si vergi gelirinden sağlanacaktır. Bütçeye vergilerin oranı %72’dir.
    2020 yılı maaşlarımız %4+4 sefalet oranı ile sınırlanırken pasaport, ehliyet haçları, trafik cezaları ve motorlu taşıtlar vergisi %22,58 arttırılmaktadır.

    “ÖDEDİĞİMİZ VERGİLER BİZE YOL, SU, ELEKTRİK OLARAK DÖNMÜYOR”

    Tabikî tek derdimiz ödediğimiz vergilerin ağırlığının artması değil. Özelleştirmenin, eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasaya açılması sonucunda ödediğimiz vergiler de artık bize ‘yol, su, elektrik olarak dönmüyor.’
    Faiz ödemesi 138.90 Milyar TL. yükselmiştir. Yani toplam her 100 TL. verginin 18 TL’si faiz ödemelerine gidecektir.
    Buna karşın bütçenin %8’i (88,50 Milyar TL) kamu yatırımına ayrılması hedeflenmektedir.
    Savunma ve güvenlik harcamaları %27’i artışla 141 milyar TL. çıkarılmıştır. Üstelik bu rakama Cumhurbaşkanlığına bağlı tüm örtülü ödenekler ve bazı kalemler ve kayıtlara geçmeyen ‘gizli harcamalar’ dahil değildir.

    2018 6.2 milyar TL. olan 2019 bütçesinde 9.7 milyar TL. ayrılan Kamu Özel İşbirliği adı altında yürütülen ‘müşteri garantili’ köprü, otoyol, havaalanı, şehir hastaneleri vb. 2020 de 18.9 milyar aktarılacaktır.
    Sermayeye 44.4 milyar tutarında doğrudan teşvik verilmesi hedeflenmektedir.
    Daha önceki bütçeler gibi 2020 bütçesi de toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini arttıran bir bütçedir. Kadınların ekonomik kaynaklara, kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa ve sosyal koruma haklarına eşitsiz erişimi bir daha göz ardı edilmektedir. 2002 de kadınların %7’si yönetim kadrolarındayken, 2019 da %3’e düşmüştür.
    Bizden toplanan vergileri arttırarak istihdam yaratmadığı rekor kıran işsizlik rakamlarından net olarak görülen işverenlere -patronlara teşvik prim desteği yandaş müttehitlere ‘hazine garantisi’ faiz , savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamaları olarak temel alan bütçeyi kabul etmiyoruz.
    Bizde bu adil ve demokratik olmayan bütçeye hayır demek içi 22 Aralık 2019 Pazar günü Diyarbakır’da yapılacak emek örgütlerinin mitingine katılarak sesimizi yükselteceğiz. Tüm emekçi halkımızı mitinge katılmaya davet ediyoruz.

    Mehmet YALMAN/MALATYA