PİRHA-Barınma sorunlarının devam ettiğini belirten Malatyalı depremzede Hüseyin Yılmaz, “Biz devleti yıllarca sırtımızda taşıdık, milletvekillerinin maaşlarını halkın vergilerinden alıyorlar, şimdi de bize sahip çıkmalarını istiyoruz” dedi. En büyük sıkıntılarının elektrik olduğunu söyleyen Mehmet Bulam da, “Telefonlarımızı şarj edemiyoruz, havalar soğuk. Bize verilen çadır yazlık çadır olduğu için üşüyoruz” dedi.
6 Şubat’ta 11 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden bir ay geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Depremzedeler sorunlarının devam ettiğini söylerken iktidar sözcüleri ise herhangi bir sorunun olmadığını iddia etmeye devam ediyor.
Bornova Belediyesi, Malatya’da Cemal Gürsel Mahallesi’nde depremzedelere 110 çadırdan oluşan çadırkent kurdu.
“DEVLETTEN YARDIM BEKLİYORUZ, BARINMA SORUNUMUZ DEVAM EDİYOR”
Konuta ihtiyaçları olduğunu belirten Hüseyin Yılmaz, “Biz çadırda yaşayamayız ki 70 yaşındayım. Zorluklarla bir ev yaptım o ev de depremde yıkıldı, ben şimdi nereye gideyim. Bu çadırları bize vererek bizlere nefes aldırdılar ama bu yetmiyor. Biz devleti yıllarca sırtımızda taşıdık, milletvekillerinin maaşlarını halkın vergilerinden alıyorlar, şimdi de bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Bize su ve yemek getiriyorlar ama bizim barınma sorunumuz var. İnsanın evi olsa bir soğan yiyerek de doyar ama evimiz yok. Çadırda rüzgâr olduğu zaman çadır uçacak diye her birimiz bir köşeye yapışıyoruz. Bizi sadece durumumuzu yaşayanlar anlar, depremin ilk günlerinde kar yağıyordu, soğuktan titriyorduk. Şu anda Bornova Belediyesi bize çadır verdi ama biz yardımı devletten bekliyoruz, sadece yemek yemekle sorunlar çözülmüyor, devlet barınma sorunumuzu çözsün” dedi.
“ÇADIRLAR ÇOK SOĞUK”
En büyük sıkıntılarının elektrik olduğunu söyleyen Mehmet Bulam da, “Telefonlarımızı şarj edemiyoruz, havalar soğuk akşamları elektrikli ısıtıcı yakarsak çadır ısınır, bize verilen çadır yazlık çadır olduğu için üşüyoruz. Bize çadır yerine banyosu ve tuvaleti içerisinde konteyner verilseydi daha rahat ederdik ama yine de Bornova Belediyesi’ne teşekkür ederiz en azından dışarıda değiliz. Devlet bize konteyner verirse daha güvenli yerlerde barınmış oluruz çünkü çadırlar soğuk” diye konuştu.
PİRHA- Depremin üzerinden 36 gün geçtiğini belirten HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, hijyen, barınma ve içme suyu sorununun devam ettiğini ifade ederek, “Ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey bu iktidarın bütün temsilcileri ve ey yandaşlar, hiçbirimiz hakkımızı size helal etmiyoruz, etmeyeceğiz. Ve biz bu iktidarın yaptıklarını unutursak yüreğimiz kurusun” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, Meclis’te yaptığı basın toplantısında, Maraş ve Hatay merkezli deprem felaketinin üzerinden 1 ayı aşkın süre geçmesine karşın sorunların devam ettiğini belirtti.
Tülay Hatimoğulları Oruç, içme suyu sıkıntısının artarak devam ettiği deprem bölgesinde, salgın hastalıkların başlayacağı uyarısında bulundu.
Deprem bölgesinde çadır ve konteyner ihtiyacı bulunduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları Oruç, depremzedelerin kuru besin ve yiyecek ihtiyacının karşılanması gerektiğini belirtti.
“HİJYEN BÜYÜK SORUN”
Hatimoğulları Oruç, deprem bölgesinde en önemli sorunlardan birinin hijyen olduğunu vurgulayarak, “Hijyen malzemelerine ulaşmaktan tutalım da seyyar tuvaletler, seyyar banyolar bunlar çok az olan çok az yerlerde yapıldı ve kimi toplu çadırların olduğu yerlerde yapılmış ama onlar bile oldukça az. Özellikle sağlık emekçileriyle konuştuğumuzda en ciddi meselenin hijyen meselesi olduğunu sürekli vurguluyorlar” dedi.
“İNSANLAR AÇ VE AÇIKTA”
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Hatay ziyaretine de değinen Tülay Hatimoğulları Oruç, “Hatay’da çeşitli vaatlerde bulundular. Depremin ilk anından itibaren devlet yoktu. Çıkıp diyorlar ki biz bu depremin yaralarını saracağız ve şu kadar konut yapacağız. Bizim gözümüzde bu iddia, bu bu söylemler, bir seçim yatırımıdır. Biz seçim yatırımı mahiyetinde yapılacak açıklamalara asla inanmayacağız ve bunu kabul etmeyeceğiz. Bize icraat lazım. Bize sonuç lazım. İnsanlar aç ve açıkta ve kentlerimiz yok olmuş durumda. Öyle vaatlerle atacakları üç beş tane binanın temeliyle seçim kazanmayı zannediyorlarsa büyük yanılırlar” şeklinde konuştu.
“BİZLER HAYATI YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ”
Tülay Hatimoğulları Oruç, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Burada dile getirmemiz gereken diğer bir sorun, sağlık hizmetleri, ilaç ulaşımı deprem bölgesinde hala çok ciddi bir sorun. Havalar biraz daha ısındıkça bu hastalıklar daha fazla yaygınlaşacak. Bunun için çok ciddi bir biçimde her yere yetecek şekilde sahra hastanelerinin kurulmasının sağlanması gerekiyor. Ayrıca da ilaç konusunda ciddi bir desteğe ihtiyaç var. En temel uyarıları sağlık koordinasyonlarının hijyen. Bu konuda seyyar tuvaletler, seyyar daha yaygın bir şekilde kurulmasının sağlanması gerekiyor.
İşini, gücünü, hayatını, canını, malını kaybetmiş olan insanlar; “Konutlar yapıldıktan sonra bize parayla mı satılacak?” diye soruyor. Biz buradan bir kez daha bu iktidarı uyarıyoruz. Depremle ilgili toplanan vergileri zaten çarçur ettiler. Yapılması gereken depremzedelerin evlerini ve iş yerlerini inşa edip onlara ücretsiz bir şekilde geri vermektir.
Uçurumdan aşağı şu an biz ülke olarak 85 milyon insan olarak aşağı doğru yuvarlanıyoruz. Bunu yapan kimdir? Bu tek adam rejimidir. İşte bunun için ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey bu iktidarın bütün temsilcileri ve ey yandaşlar, hiçbirimiz hakkımızı size helal etmiyoruz, etmeyeceğiz. Ve biz bu iktidarın yaptıklarını unutursak yüreğimiz kurusun.
Kendimizi de kentimizi de elbette yeniden inşa edeceğiz. Bununla ilgili umudumuz yüksek. Bunu yapabilmemiz için öncelikle bu iktidarı gönderecek, ülkemizi bütün kurumlarıyla beraber demokratik, liyakatli, bilimsel bir anlayışla bizler yeniden inşa edeceğiz.
Bu seçimlerde bu iktidarı gönderecek, yeniden bir inşaat sürecini, yaşamımızın her alanında Türkiye’nin bütün kurumlarıyla birlikte ve yıkılmış kentlerimizle beraber bizler hayatı yeniden inşa edeceğiz.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Maraş merkezli iki depremin ardından dayanışma amaçlı bölgeye çadır ve konteyner göndermeye devam ediyor.
Türkiye ve Avrupa Alevi hareketi deprem bölgelerinde sürdürdükleri dayanışma ve yardım çalışmalarını birlikte yürüttüler. Bölgedeki cemevleri üzerinden yürütülen çalışmalara Alevi kurumları da aktif olarak katıldılar.
Maraş merkezli depremlerin ilk gününde depremzedelerin yardımına koşan ve bulundukları yerlerde topladıkları yardımları bölgeye gönderen Alevi kurumları çalışmalarını sürdürüyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, deprem koordinasyona dair yaptıkları bilgilendirmede deprem bölgelerine 1000’in üzerinde çadır ve 20 konteyner gönderdikleri bilgisini paylaştı. Bilgilendirmede ayrıca gelecek hafta içerisinde bölgeye yeniden 300 çadır ve 60 konteyner ulaştırılacağı kaydedildi.
“300 ÇADIR VE 60 KONTEYNER GÖNDERECEĞİZ”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun açıklaması şöyle:
“Geçen hafta 150, önümüzdeki hafta da 150 olmak üzere toplam iki hafta içerisinde 300 çadır deprem bölgesine göndermiş olacağız. Bugüne kadar Avrupa Alevi hareketi olarak 1000’in üzerinde çadır, 20 konteyner alana ulaştırdık. 60 konteyner de sipariş verdik, bu ay sonuna kadar bölgeye göndermiş olacağız. Ayrıca gıda ve erzak gibi malzemeleri de gelen ihtiyaca göre gün be gün organize ederek deprem bölgelerine göndermeye çalışıyoruz.
Baştan beri demiştik. Bu bir kaç gün ya da birkaç haftalık bir süreç değil. Elimizden geldikçe toplanan bağışları doğru ve ihtiyaca göre deprem bölgelerine ulaştırma çabası içerisindeyiz. Bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında geniş bir rapor önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız. Herkesin lokması hakikat kapısına yazılsın.”
PİRHA-İki depremde de Elbistan’da olduğunu söyleyen Halit Agiç, “Çok korkunç bir olay yaşadık, soğuk bizi çok etkiledi. Uzun süre yardım gelmediği için enkaz altındaki insanlarımız donarak can verdi” dedi.
6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.
Maraş’ın Elbistan ilçesinin Cumhuriyet Mahallesi’nde Rıza Şehri dayanışma ağı, KESK, TJA, HDP ve Munzur Çevre Derneği tarafından depremzedelere çadırlar kurulup günlük ihtiyaçları karşılanıyor.
“ÇOK KORKUNÇ BİR OLAY YAŞADIK”
İki depremde de Elbistan’da olduğunu söyleyen Halit Agiç, “Çok korkunç bir olay yaşadık, soğuk bizi çok etkiledi. Uzun süre yardım gelmediği için enkaz altındaki insanlarımız donarak can verdi. Çok büyük bir felaketti ama gönüllü insanlar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin yardımlarıyla yaşama tutunabildik” dedi.
“BİRBİRİMİZİN YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Elbistan’da öğretmen olan ama depremden sonra 20 gündür gönüllü olarak çalışan Neriman Gül, “Bize gelen yardımları köy köy gezip yardıma ihtiyacı olan insanlara dağıtıyoruz. Elimizden geldiğince dayanışmayla birbirimizin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. İnsanların 7 şiddetindeki depreme dayanıklı evlerde oturmasını isterdim. Deprem bölgesinde yaşadığımızı biliyoruz, önceden önlem alınmasını ve insanların ölmemesini, bu acıların yaşanamamasını isterdim” diye belirtti.
PİRHA- Yıkıcı depremlerin üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala birçok sorun yaşanıyor. Adıyamanlı yurttaşlar, deprem sonrası için devletin hiçbir hazırlığının olmadığını gördüklerini ve geleceklerinden endişe duyduklarını aktardı.
Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından onbinlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüzbinlercesi de evsiz kaldı. Üzerinden yaklaşık 1 ay geçmesine rağmen hala çadır, gıda, su, hijyen ve sağlık konularında yurttaşların ihtiyaçları karşılanmadı.
Depremden en çok etkilenen Adıyaman’da, şehir yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılıyor. Kentteki enkazlar hala tam olarak kaldırılmadı. Aynı zamanda yıkılması gereken çok sayıda bina var. Bu binaların etrafında gerekli önlemlerin alınmadığı görülürken, yurttaşlar bu durumun güvenlik sorunu yarattığını söylüyor.
Çok sayıda yurttaş enkazlardan ve hasarlı evlerinden eşyalarını almaya çalışıyor. Valilik binasının önüne imkanı olan iş yeri sahipleri, iş yerlerini tekrar açabilmek için konteynerler alıp yerleşiyor. Adıyaman Narlıkuyu’da ise Emek ve Demokrasi Platformu’nun girişimiyle bir çadır kent kuruldu.
“BİR AYDA ÇADIR GETİREMEYEN DEVLET KONUTLARIMIZI KAÇ YILDA YAPAR?”
Çadır kentte yaşayan DAD yöneticisi Celal Demirci, depremden sonra günlerce yardım gelmediğini, üzerinden yaklaşık 1 ay geçmesine rağmen hala çok sayıda çadır ve temel ihtiyaç malzemelerine ihtiyaçları olduğunu belirtti.
Demirci, “1 ayda çadır yapamayan bu konutlarımızı kaç yılda yapar bilmiyorum. Hiçbir hazırlık yapılmamış. Depremi geçtik sonrasında devletin bir programı, planı olmalıydı. Adıyaman’ı kaderine terk ettiler. Bunun bilinçli yapıldığını düşünüyorum. Adıyaman’ı boşaltmak istiyorlar. Burada demokratik kitle örgütlerinin sayesinde bir çadır kent kurduk. Burada hep birlikte yaşamaya, ayakta kalmaya çalışıyoruz” dedi.
PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, AFAD’ın çadır ihtiyacı için yandaş bir şirket ile anlaşma yaptığını, ancak siparişlerin teslim edilmediğini açıkladı. Torun, Bakan Soylu’ya “Kızılay’dan bugüne kadar kaç çadır aldınız, ne kadar ücret ödediniz?” sorusunu yöneltti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, AFAD’ın depremden önce 2,5 yıl Kızılay’dan çadır almadığını, bu sürede Kızılay’ın hazır tesisine üretim yaptırılmadığını, çadır ihalesi verilen yandaş bir şirketin siparişleri teslim etmediğini ve bu nedenle stokların yetersiz kaldığını belirtti. Torun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi hazırlayarak, konuyu Meclis gündemine taşıdı.
2,5 YIL ÇADIR ALINMADI
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Torun, Bakan Soylu’nun yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“AFAD’ın 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin sonuçlarına yönelik müdahale ve iyileştirme çalışmalarında yetersiz kaldığı görülmektedir. Özellikle barınma ihtiyacının karşılanması konusunda büyük eksiklikler yaşandığı sahada gözlenmiştir. Bu kapsamda, AFAD’ın Kızılay’dan 2020 Ağustos-2022 Aralık tarihleri arasında çadır alımı yapmadığı, Kızılay’ın hazır üretim tesisinin çalıştırılmadığı kamuoyuna yansımıştır.
AFAD’ın 2022 yılında Kızılay yerine özel bir şirkete çadır ihalesi verdiği ancak bu ihalenin karşılığında tek bir çadır teslim almadığı belirtilmektedir. Olası bir afet karşısında asgari 250-300 bin çadır stoku bulunması gerektiği ifade edilen AFAD’ın 6 Şubat 2023 depremlerine 100 bin çadırı dahi olmadan yakalandığı tartışılmaktadır.”
“DEPREMDEN ÖNCE KAÇ PERSONELİNİZ, KAÇ ÇADIRINIZ VARDI?
Seyit Torun önergesinde Bakan Soylu’ya şu soruları yöneltti:
“5 Şubat 2023 tarihi itibarıyla AFAD’ın stoklarında bulunan çadır sayısı kaçtır? 5 Şubat 2023 tarihi itibarıyla AFAD bünyesindeki arama-kurtarma personeli sayısı kaçtır, bu personel aynı anda kaç enkaza müdahale edebilme kabiliyetine sahiptir?
AFAD’ın 2020 Ağustos-2022 Aralık tarihleri arasında Kızılay’dan çadır alımı yapmamasının gerekçesi nedir? AFAD bugüne kadar Kızılay’dan hangi tarihlerde, kaç adet çadır alımı yapmıştır, bu çadırlara alım tarihlerine göre ne kadar ücret ödenmiştir?
Kızılay’dan başka hangi şirketler, AFAD’dan çadır ihalesi almıştır? Bu ihalelerin her birinin bedeli nedir ve ihaleler karşılığında kaç adet çadır teslim alınmıştır? AFAD’ın 2022 yılında özel bir şirkete çadır ihalesi vermesinin ancak karşılığında tek bir çadır teslim alamamış olmasının somut gerekçeleri nelerdir?”
PİRHA-Kızılay’ın çadır satma skandalına tepkiler sürerken, Ahbap, Kızılay’ın kendilerine bozulmayan gıda sattığını da açıkladı.
Maraş merkezli meydana gelen ve on binlerce insanın yaşamını yitirdiği depremde evsiz kalan yurttaşların hala büyük bölümünün barınma ihtiyacı karşılanmamışken, Kızılay’ın 3 gün boyunca deposunda tuttuğu çadırları Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında sattığı ortaya çıkmıştı.
“KIZILAY’DAN 1 YIL BOZULMAYAN GIDA SATIN ALDIK”
Bugün Fox TV’ye katılan Ahbap Başkanı Haluk Levent, “İnsanlar soğuktan donmasın diye çadırları almak zorundaydım” derken, Kızılay’ın kendilerine konserve gıda sattığını da açıkladı. Haluk Levent, “Kızılay kurumunun alt iştiraki olan Kızılay Lojistik A.Ş.’den 30 bin adet 4 kişilik bir ailenin 3 öğünlük yemeğini karşılayan ve 1 yıl bozulmayan gıda satın aldık” dedi.
PİRHA-Maraş Narlı Cemevi’ne yurt dışından gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ve 1000 battaniyeye AFAD tarafından el konulmasının hukuksuz olduğunu belirten Avukat Ayşe Acinikli, “İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var. Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Bunun hesabını vermeleri gerekir” dedi.
Maraş merkezli depremlerin ardından dayanışma amacıyla Alevi kurumlarının öncülüğünde yurt dışından Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Narlı Şubesi‘ne gönderilen 500 çadır, 1000 uyku tulumu ile 1000 tane battaniyeye AFAD‘ın el koyduğu ortaya çıkmıştı.
Yollanan yardımlara el konulması ve Kızılay’ın çadırları ücretsiz dağıtması gerekirken satmasına ilişkin Avukat Ayşe Acinikli ile konuştuk.
El koymanın hukuksuz olduğunu belirten Acinikli, “Şimdi başvuru yaparsak eğer çadırların nereye dağıtıldığını sorabiliriz. Söyledikleri yere malzemelerin gidip, gitmediğini kontrol de edebiliriz. Düşünsenize deprem olmuş, çadırın var ama insanlara dağıtmıyorsun, 46 milyon liraya satıyorsun. Kimsenin bir şey inkâr ettiği de yok” dedi.
“NARLI CEMEVİ’NE GÖNDERİLEN TIRA AFAD EL KOYMUŞ”
Avrupa’daki Alevi örgütlülüğünün önemine değinen Acinikli, Narlı Cemevi’ne gönderilen yardımlara AFAD’ın el koymasıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Avrupa’da çok sayıda Alevi yaşıyor. Maraş özelinde söylersem eğer zaten Maraş kırımından sonra insanların çoğu Avrupa’ya gitti. Deprem olduktan sonra Avrupa’da Alevi kurumları başta olmak üzere bir sürü yardım topladı ve gönderdi. Yurt içinde en çok zaten HDP’nin yardımlarına el koyuyorlardı. Yurt dışından da gelen bu yardımların bir kısmına da el koydular. Narlı’daki meseleyi de haberlerden görünce ilgimi çekti. Tanesi 3 bin Euro’dan 500 tane çadır gönderiyorlar. 1000 tane uyku tulumu, 1000 tane de battaniye göndermişler. Bu direkt Narlı Cemevi adına gönderilmiş. Normalde onların malı artık ama buna el konuluyor. En yakın AFAD merkezinin olduğu Türkoğlu ilçesine gidip, “Bize böyle bir malzeme gelecekti. Haber verdiler, tırın gönderildiğini söylediler. Şu ana kadar bize ulaşması gerekiyordu. Nerede bu tır” diye soruyorlar. “Yok. Böyle bir tır gelmedi” demişler. Depoda beklemekten yıpranmış 100 tane çadırı verip göndermişler.”
“ÜÇÜNCÜ GÜNDE BİLE BİR KİŞİ GİDİP, SORMAMIŞTI”
Acinikli, depremin üçüncü günü Maraş’a gittiğini de belirtirken, izlenimlerini şöyle aktardı:
“Depremin üçüncü günü Pazarcık, Narlı ve çevre köylerine gittim. Bir devlet yetkilisi hala gelmemişti. Kendi şahitliğimi anlatıyorum. Üçüncü günde bile bir kişi gidip, sormamıştı. Oradaki çadırları AFAD değil, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), HDP gibi sol partiler kurdu. Gıda, kıyafet yardımları da yine bu şekilde yapıldı. İnsanlar eksi derecelerde dışarıda kalırken, gelen yardımları dağıtmaktan imtina eden bir zihniyet var.”
“HUKUK DEVLETLERİNDE KAFALARINA GÖRE EL KOYMA YAPILAMAZ”
“Bu yapılanın suç olduğunun unutulmaması gerekiyor” diyen Acinikli, sorumlular hakkında gerekli başvuruların yapılmasının önemine değinerek, şöyle konuştu:
“Gelen yardıma el koyup, akıbetinden habersiz bırakan kişiler, hem görevi ihmal suçunu hem de görevi suistimal suçunu işliyor. Mülkiyet hakkına dönük de bir ihlal var. Çünkü belli bir yere gönderilmiş bir tırdan bahsediyoruz. Hukuk devletlerinde kurumlar kafalarına göre el koyma yapamazlar. Üstelik el koyma ciddi bir işlemdir ve mahkeme kararı gerekir. Her durumda da mahkemeler bu kararı veremezler. Bunların belli şartları olur. El koyma yaptıysa da bunun akıbetini bildirmesi gerekir. Hem idari hem de cezai anlamda takibi gerekiyor. Bir sonuç alamazsak bile bunların kayıt altına alınması gerektiğini düşünüyorum. AYM’ye, AİHM’e gitsin. 10 yıl sonra sorgulansın ama bu ne kadar çabuk olursa, şu an bu malzemelerin nereye gittiğini bilmiyoruz.”
“ÇADIRLARI BİR SONRAKİ DEPREMDE SATMA İHTİMALLARİ YÜKSEK”
Kızılay’ın çadırlar ile konserveleri satmasının ortaya çıkması infial yaratırken, Avukat Acinikli el konulan 500 çadırın da benzer bir akıbete uğramasından endişe duyduğunu söyledi. “Nereye gitti bu çadırlar?” diye soran Acinikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tanesi 3 bin Euro’dan alınan bir çadırın satışı muhtemelen burada çok daha yüksek fiyatlardan olacaktır. Çünkü ona göre bir kalitesi vardır. Yarın bir gün bunların bir sonraki depremde birilerine satılma ihtimali çok yüksek. Şu an bile satılıyor olabilir. Bunu sorgulamamız gerekiyor. Hukuka aykırı olarak el koydular ama yapılan başvurular ile akla gelen ihtimallerin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu denetlemek istiyoruz. Nereye gitti bu çadırlar, battaniyeler, uyku tulumları? Bunun hesabını vermeleri gerekiyor. Eğer gerçekten ortada bir suç varsa bu noktada da suçu işleyen kişilerin 10-15 yıl sonra da olsa ceza almaları gerektiğini düşünüyorum.”
PİRHA- Mersin’de halk geceyi sokakta ve parklarda geçiriyor. Binalarına güvenmedikleri için geceyi dışarında geçirdiklerini ifade eden yurttaşlar, korku yaşadıklarını söyledi.
Maraş ve Hatay merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısının 44 bin 374’e yükseldiği açıklanırken, deprem bölgesinde yurttaşların çadır ve gıda ihtiyacı devam ediyor. Deprem felaketinde yüzbinlerce yurttaş başta Mersin olmak üzere ülkenin çeşitli illerine göç etti. Cemevleri, demokratik kitle örgütleri, sendikalar göç eden yurttaşların eksikliklerini gidermek için yoğun bir çaba içinde.
Bunun yanında depremin felakete dönüşmesinden kaynaklı yurttaşlar yaşadıkları evlerine güvenmiyor. Deprem felaketinin üzerinden 22 gün geçerken, yurttaşlar geceyi dışarıda geçiriyor. Parklara ve kentin farklı bölgelerinde bulunan açık alanlara çadır kuran yurttaşlar sabahın ilk ışıklarıyla evlerine çıkıyor. İsim ve görüntü vermek istemeyen yurttaşlar binalara güvenmediklerini belirterek, “Yuvalarımız mezarımız olsun istemiyoruz. Gece depreme yakalanmaktan korkuyoruz. Bu nereye kadar devam edecek onu da bilmiyoruz” diyerek yaşadıkları travmayı ve korkuyu dile getiriyor.
PİRHA-Kızılay’ın ücretsiz dağıtması gereken çadırları Ahbap Derneği’ne 46 milyon TL’ye sattığı ortaya çıkarken, bölgeye giden Türk Eczacılar Birliği’ne de tanesi 140 bin TL’den 5 adet çadır sattığı öğrenildi.
Depremin üçüncü gününde deposunda olan 2050 çadırı Ahbap Derneği’ne 46 milyon TL karşılığında sattığı ortaya çıkan Kızılay, Türk Eczacılar Birliği’ne (TEB) de tanesi 140 bin TL’den çadırlar sattığı öğrenildi.
TEB Başkanı Arman Üney, Kızılay’dan tanesi yaklaşık 140 bin TL fiyatla 76 metrekare büyüklüğünde 5 adet çadır satın aldıklarını açıkladı. Üney, bu alım için ödemeyi Kızılay’ın bir iştiraki olan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’ye yaptıklarını belirtti.
Deprem bölgesinde 28 konteyner ve çadırla gönüllü olarak eczane hizmeti verdiklerini belirten Üney, bunların bir kısmını bağışlarla bir kısmını da satın alarak temin ettiklerini dile getirdi. TEB’in şu an deprem bölgesinde 26 noktada çadır ve konteyner eczanesi, gönüllü olarak depremzedelere hizmet veriyor.
PİRHA-Kızılay’ın depremin üçüncü gününde Ahbap Derneği’ne 46 milyona çadır sattığı ortaya çıktı.
Merkez üssü Maraş olan depremlerin üçüncü gününde Kızılay’ın, şarkıcı Haluk Levent’in yönettiği Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında çadır sattığı öne sürüldü. Kızılay, satışın afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi için yapıldığını ve çadır üretiminin devamını sağlamak amacıyla da ham madde bedelinin kabul edildiğini bildirdi.
KIZILAY, AHBAP’A 46 MİLYON’A ÇADIR SATMIŞ
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Murat Ağırel bugün yazısında konuya ilişkin, “Biliyorsunuz, yardım kuruluşu hüviyetinden sıyrılıp holding olan Kızılay’ın çadır ve konteyner üretim tesisleri var. Bunu araştırırken bazı bilgiler öğrendim. İddiaya göre Kızılay, depremin üçüncü günü AHBAP’a 46 milyon TL tutarında çadır satışı gerçekleştirmiş. Ayrıca elindeki stokları ve gönderilecek yardımları da cemaat, tarikat vakıf ve derneklerine yönlendirdiği ileri sürüldü” ifadelerine yer verdi.
KIZILAY: ÜRETİMİN DEVAMINI SAĞLAMAK İÇİN HAM MADDE BEDELİNİ KABUL ETTİK
Kızılay yetkililerinin iddiaya dair şu yanıtı verdiği aktarıldı:
“Ahbap Derneği de bağışçılarından temin ettiği kaynakla bölgede yaşanan barınma ihtiyacına destek olmaya karar vermiş, bu noktada Kızılay’dan temin ettiği çadır kapasitesini AFAD’ın göstermiş olduğu noktalara sevk etmiştir. Kızılay bu süreci afetzedelerin barınma ihtiyacının bir an önce çözülmesi açısından değerlendirmiştir. Çadır üretiminin devamını sağlamak için de ham madde bedelini kabul etmiştir.”
“HALA ÇADIR EKSİĞİ VAR”
Ağırel, Kızılay’dan gelen yanıtın tamamını da paylaşırken, son olarak şunları söyledi:
“Özet olarak duyduklarım doğruymuş. Özetle stokta 40 bin çadır vardı. Sağdan soldan 14 bin daha geldi. Toplam 54 bin çadırı AFAD’a verdiler. Ancak üretim tesisinden de AHBAP’a 46 milyon TL çadır satışı gerçekleştirildi. Vakıf ve dernek görünümündeki tüm kuruluşlara da elindeki stoğu kullandırmış. Bu yardım kuruluşları tüm ihtiyacı Kızılay’dan AFAD’dan alıyor duyarlı halktan da yardım yapıyoruz diyerek para topluyorlar. Denetleyecek kurum var mı? Ben hiç sanmıyorum. Deprem bölgesinde halen çadır eksiği var ve yaşanan durum bu!”
Yurt dışındaki ailelerin dayanışma amacıyla Alevi Kültür Dernekleri Maraş Narlı Şubesi’ne gönderdiği 500 çadır, 1000 uyku tulumu ve 1000 battaniyeye AFAD tarafından el konuldu. Alevi Kültür Dernekleri Narlı Şubesi Başkanı Tahir Ortaç, gönderilen çadırlar yerine AFAD’ın kendilerine kalitesiz çadır verdiğini, hepsinin çöp durumunda olduğunu kaydetti.
Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından yurt dışındaki ailelerin dayanışma amacıyla Alevi Kültür Dernekleri Narlı Şubesi’ne yolladığı 500 çadır, 1000 uyku tulumu ve 1000 battaniyeye AFAD el koydu.
“HALKA DAĞITILACAK OLAN ÇADIRLAR ŞU AN DEPOLARINDA”
Evrensel’in haberine göre, Alevi Kültür Dernekleri Narlı Şubesi Başkanı Tahir Ortaç, AFAD’ın el koymasına tepki göstererek, şunları söyledi:
“Yurtdışındaki aileler dayanışma için 500 çadır, 1000 tane uyku tulumu ve 1000 tane battaniye gönderdiler. Sonra AFAD tarafından el konulmuş dendi bize. Bizi Türkoğlu’ndaki AFAD merkezine gönderdiler. Sabah oraya gittim battaniye ve uyku tulumları ortada yok. Çadır ise 100 tane verdiler tutanakla beraber. Dayanışma için yollanılan, tanesi 3000 avro olan çadırlar ile AFAD tarafından bize verilen çadırların alakası yok. Hepsi derme çatma malzemeleri eksik olan uyduruk çadırlar verildi, ne yazık ki çöp durumda. Ve halka dağıtılacak olan çadırlar şu an depolarında. Halk kendi imkânları ile almaya çalışıyor. Halkın çalıştığı dükkanlar, fabrikalar, kapalı veya enkaz altında. Bu şartlarda AFAD’ın verdigi çadırlar yetersiz. İşçiler, köylüler, halk maddi sıkıntılardan çadır alacak durumu yok ve çadır satın alınabilecek yer yok.”
PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı 700 nüfuslu Topraktepe Köyü’nde depremden 10 gün sonra sadece 18 çadır kuruldu. Elektrik ve suyun hala kesik olduğu köyde, hayvanların çoğu enkaz altında. Köye ulaştırılmak üzere yola çıkarılan yardım tırlarının bazılarına ise el konulduğu belirtiliyor.
Halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile Üryan Hızır Ocağı mensubu ve Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki Topraktepe Köyü‘nü ziyaret etti.
350 hane, 700 nüfuslu köyde şu an 18 çadır kurulu. 18 çadırın da 10 gün sonra verildiği köylüler tarafından ifade edilirken, köye ulaşan yardım malzemelerinin gönüllüler, Alevi kurumları, sivil toplum kuruluşları tarafından gönderildiği kaydedildi. Bazı tırlara ise el konulduğu belirtildi. Köyde hala elektrik ve su yokken, hayvanların çoğunun da göçük altında olduğu aktarıldı.
PİRHA-Okmeydanı Cemevi 50 tane çadırı Hatay’ın İskenderun ilçesindeki depremzedelere ulaştırmak üzere bu akşam yola çıkıyor. Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Ayrım yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz” şeklinde konuştu.
Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Şubesi/Cemevi geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı. Okmeydanı Cemevi bugün 50 çadırı daha deprem bölgesine götürmek üzere yola çıkacak. Hatay’ın İskenderun ilçesine götürülecek olan çadırlar, ihtiyaç sahipleri için kurulacak.
Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve cemevi üyesi Hacı Dağ ile yapılan çalışmaları konuştuk.
“BÜTÜN ALEVİ KURUMLARI SEFERBER OLMUŞ DURUMDA”
Maraş merkezli depremler için “Ülkemiz tarifi mümkün olmayan çok zor bir dönemde” yorumunda bulundan Zeynel Şahin, cemevi olarak yaptıklarına değinerek, şöyle konuştu:
“Alevi kurumlarının çalışması ön plana çıkmış durumda. Okmeydanı Cemevi olarak depremin ardından “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. İkinci gün kampanya başlattık. Bölgeye gönderilecek yardımları cemevinde topladık. Gerçekten de ülkemizdeki insanların duyarlılığına söyleyecek hiçbir şey yok. Bir günde cemevi doldu, taştı. İkinci gün üç tane tır yükledik. Maraş Elbistan’a gittik. Malzemelerin bir kısmını oraya bıraktıktan sonra Hatay Defne’ye geçtik. Gittiğimizde gördük ki orada AFAD, kurtarma ekipleri, makinalar yok. Saatler süren bir yolculuğun ardından vardık. Elektrik yoktu. Yollar tıkalıydı. Yardım malzemelerini dağıttıktan sonra İstanbul’a döndük. Halkımızın desteğiyle tekrar bölgenin ihtiyaçlarını topladık. Üç tır daha götürdük bölgeye. Öncelikli ihtiyaç çadır ve sobaydı. İhtiyaç sahiplerine dağıttık.
Şehir zaten dağılmış vaziyetteydi. İnsanlar terk etmiş orayı. Çünkü barınacak bir yerleri yok. Tuvalet, su yok. En büyük sorun tuvalet ve çadır. Bunlar olmayınca insanlar nasıl barınacak? Çocuklar perişan. Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. İskenderun’daki cemevi hasar görmüştü. Dünkü depremde de etkilendi. İnsanlar cemevinin bahçesinde kalıyor. Yeni çadırlar götürüp bir yaşam alanı oluşturacağız. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Irk, din, mezhep ayrımı yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz. Bizim yapmamız gereken, insanlığa yakışan da budur zaten.”
“CEMEVLERİ AYRIM YAPMADAN HERKESE KOŞUYOR”
Cemevi üyesi Hacı Dağ ise şunları söyledi:
“İnanılmaz bir çalışma vardı burada. Yardımseverlik, candaşlık vardı. Ayrımcılık yapmadan kapımız herkese açık. İnsanlar gece, gündüz demeden burada çalıştı. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Kuru gıdasından, çocuk bezine kadar neye ihtiyaç varsa toplanıp, gönderildi. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Ayrımcılık olmadığında neler yapabileceğimizi fazlasıyla gösterdik. Cemevleri herkese koşuyor.”
PİRHA-HBVAKV Okmeydanı Cemevi, Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi, Maraş merkezli depremlerin ardından Hatay’ın Defne ilçesinde depremzedeler için çadır kurarken, insanların acil ihtiyaçlarına dönük yardımlarına devam ediyor.
Bölgede bulunan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, Okmeydanı Cemevinin yürüttüğü çalışmalara ilişkin bilgi verdi. İhtiyaç sahiplerinin bulunduğu alanlara çadırları kurduklarını belirten Yıldırım, “Yaklaşık 74 tane çadır, 35 tane jeneratör, 300’ün üzerinde ısıtıcı, battaniye, kuru gıda, giysi gibi ihtiyaçları bölgeye ulaştırdık. Çadırları bir bölgede kurmaktansa, ihtiyaç sahiplerinin bulunduğu bölgelerde kurduk. Hak, lokma sahiplerinin lokmasını kabul etsin. Hak bir daha böyle acılar yaşatmasın. Yardımcımız da Bozatlı Hızır olsun” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Yüzde 80’ni yıkılan Maraş’ta kent hayalet şehre dönüşürken, Elbistan’da binlerce insan şehri terk ediyor. Eğitim-Sen Kırklareli Şube Başkanı Okan Balcı, çadırlarda kalan yurttaşların barınma ve hijyen ihtiyacı olduğuna işaret etti.
Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremin vahim tablosu her dakikada yerini başka bir acıya bırakıyor. Depremde en fazla yıkımın meydana geldiği yerlerden biri de Maraş’ın Elbistan ilçesi. Depremin üzerinden geçen 10 güne rağmen, hasarın çok fazla olmasından kaynaklı arama kurtarma çalışmaları belirli binalarda devam ediyor. Kentin yüzde 80’i yıkılırken, kalan binalar ise ağır hasarlı.
Enkaz altında cenazelerini alan onlarca insan, cenazeleri defnettikten sonra yaşam şartlarının zorlaşmaya başlamasından kaynaklı şehir dışı taşıma yapan otobüsler için isimlerini yazdırarak, akrabalarının ya da çocuklarının yanına gidiyor. Cenazelerini enkazda almayı bekleyenler ise, cenazelerini aldıktan sonra hem kalacak yerlerinin olmaması hem de havaların çok soğuk olmasından kaynaklı gideceklerini ifade ettiler.
Kamu Emekçileri Sendikası’nın (KESK) depremin 5. gününde kurduğu koordinasyon çadırında dayanışma gösteren Eğitim Emekçileri Sendikası Kırklareli Şube Başkanı Okan Balcı, bölgenin insansızlaştığını vurguladı.
Koordinasyon çadırında ayrıca psikososyal destek verdiklerini kaydeden Balcı, “Depremin 5. gününde Elbistan’a gelerek KESK Koordinasyon Çadırını kurduk. Burada farklı yerlerde dayanışma ve yardımlaşmada görev alıyoruz. Çadırlarda kalan çocuklar, kadınlar, gençler başta olmak üzere kendilerine psikososyal destek vermeye çalışıyoruz. Elbistan’da genel olarak bir insansızlaşma görüyoruz. Bir çoğu şehirlere, akrabası veya tanıdığının yanına gitmiş durumda. Evlerinde, çadırlarında korkuyla kalan, yardım bekleyen insanlar var. Burada kalıp yardım bekleyen, ısınma ve hijyen bekleyen bir kitle var” diye konuştu.
PİRHA- Bingöl’de meydana gelen depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen çadırlarda ve konteynırlarda kalan depremzedeler, verilen vaatlerin yerine getirilmediğini belirterek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi çağrısında bulundu.
14 Haziran 2020 tarihinde başta Bingöl’ü etkisi altına alan, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremde birçok ev yıkılmış ve hasar görmüştü. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti. Karlıova ile birlikte Yedisu ve Çat ilçelerini de etkileyen deprem sonucu 22 yapı yıkıldı, 214’ü aşkın yapı da ağır hasar gördü.
Depremden en çok etkilenen Karlıova ve Yedisu ilçelerine bağlı Kaynarpınar (Licik), Ilıpınar (Çerme), Elmalı (Almalı), Güzgülü (Arnes) köylüleri, yıkılan ya da hasar gören ev ve ahırlarının onarılması beklentisinde.
GEÇEN 1 SENEYE RAĞMEN KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORLAR
Yurttaşlar boş araziye kurulan konteyner ve kamp çadırlarında kalıyor. Kendilerine yeni bir ev yapılmadan var olan evlerinin yıkıldığını belirten yurttaşlar konteyner ve kamp çadırlarda yaşamının imkansız hale geldiğini işaret ederek ne banyo ne de lavabo ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri imkanlara sahip. Depremin birinci yılı geçerken yurttaşlar ise halen çadır ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor.
KONTEYNERLER KIŞIN SOĞUK, YAZIN İSE ÇOK SICAK
Depremin birinci yılı üzerinden kısa bir hala yaralarının sarılmadığını anlatan depremzedeler, acil ihtiyaçlarının ev ve ahır olduğunu belirtti. Kışın eksi 20 derece soğukta ve yazın 40 derecede sıcakta konteynerlerde yaşamlarını sürdüren depremzedeler, kendilerine verilen çadırları da hayvanları için kullanıyor. Yıkılan birçok konutun enkazı kaldırılırken, depremzedeler yıkılan evlerinden ve ahırlarından sağlam kalan briketleri ve keresteleri ayıklayarak, konteynırların çevresini kapatmış durumda.
HAYVANLARI TELEF OLDU
Hayvan damları yıkılan yurttaşların kendi imkanları ile kurdukları çadır ve brandalar içerisinde beslemek zorunda kaldıkları hayvanların bir çoğu sıcaktan telef olmuş durumda. Birçok hayvanın ise brandalar ile birlikte sıcağın etkisi yüzünden gözleri kör olmuş durumda.
HER AY ELEKTRİK FATURASI
Son zamanlarda peş peşe meydana gelen depremler sonrasında deprem , yangın ve su baskını gibi afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmesi kararına rağmen her ay kendilerine elektrik faturası gönderildiğini kaydeden yurttaşlar durumu ‘utanç’ olarak adlandırıyor.
Meclis Plan Bütçe Komisyonu’na gelen 39 maddelik Torba Yasa’da yer alan ilgili ek maddeye göre; deprem , yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmişti. Bingöl’deki depremzedeler için bu durum ise tam tersine dönmüş durumda.
“VERİLEN SÖZLER TUTULSUN”
Depremde evi hasar gören ve ahırı yıkılan Kaynarpınar (Çerme) Köyü’nde yaşayan depremzedelerden Bülent Çamak, bir yıl geçmesine rağmen devletin verdiği sözü tutmadığını ifade etti. Köylerinde 14 ağır hasarlı hayvan damı olduğunu söyleyen Çamak, “Kendi imkanlarım ile hayvan damı yaptı ve AFET Müdürlüğü bu masrafımı karşılamadım. TOKİ ödeneğini dahi vermediler. Kışın komşularımız mağdur oldu. Çadırda, branda da kalan hayvanlarımız telef oldu. 50-60 hayvanımız kör oldu. TOKİ’ye ne kadar borçluyuz bilmiyoruz. Boş bir kağıda imza attık. Sorularımız cevapsız kalıyor. Köylülerin evlerini kendilerinin yapmasına izin vermiyorlar. Hayvan damı olmadan kimsenin hayvancılık yapma şansı yok. Böyle giderse insanlar Karakoçan’a göçecek. Herkes verdiği sözü tutsun” diye konuştu.
“KOCA KIŞ GEÇTİ TEK BİR HİZMET YOK”
Kaynarpınar (Licik) köyünden 71 yaşındaki Çelebi Kahraman ise söz konusu geçici konteynerlerin yazın sıcak, kışın da soğuk olmasından şikayetçi. Küçük konteynerlere sığmak zorunda bırakıldıklarına değinen Kahraman, “Tam 1 yıldır bu konterneyde sürünüyoruz. Kendimde hastayım. Hiçbir hizmet yok. Geceleri çok soğuk, gündüz ise çok sıcak. Küçük bir konteynere sığmaya çalışıyoruz. Bakan gelip evimizi yapacağına söz verdi. Köyde kalan evlerimizi yıktılar. Onlar bile kalmadı. Kış ortasında hayvanlarımızı çadırlarda besledik. Koca bir kış geçti devletin tek bir hizmeti yok. Şimdi kış tekrardan geldi; ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bugüne kadar elektriğimi, suyumu, deprem vergimi ödedim. Bugün ise devlet bize sahip çıkmıyor. Mağduruz, perişanız” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Bir diğer Kaynarpınar (Licik) köyünden yurttaş Mehmet Sait Akçıra, TOKİ’nin inşa edeceği konutlar için imzaladıklarını mukaveledeki ödeme kısmının açık olduğunu sözlerine ekleyerek ne kadar borçlandırılacaklarını bilmediklerini kaydetti. Akçıra şöyle konuştu:
“Konterneyerin arkasında çadır kurdum ve eşyalarımın yarısı orada. Önce ev yapılıp sonra hasarlı evimiz yıkılacaktı. Şimdi tam tersi ev yapılmadan evimiz yıkıldı. Köyde bahçemiz vardı. Şimdi ise burada hiçbir üretim yapamıyoruz. Kendi köyümüzde muhacir olduk. Ellerimiz bağlı bugün, yarın gelecekler diye bekliyoruz. Elimizde imkan olmadığı için evimizi kendimizde yapamıyoruz.
Mukavameleye imza attık. Ama oradaki ödenme kısmı açıktır, rakam belli değil. Yetkililer bize sağlıklı bilgi vermediler. Sanki belli bir fiyata TOKİ ile anlaşmışız gibi bir durum var. TOKİ dışında kimsenin ev yapmaya imkanı yok. TOKİ yapılan evleri kabul da etmiyor, masrafları da iade etmiyor. İnsanlar hayvanlarını satıyor. Kış gelmeden bir an önce evlerimizi bize teslim etsinler.”
“KONTERNEYDE KALMAMIZA RAĞMEN HER AY ELEKTRİK FATURASI GELİYOR”
Naciye Kahraman ise depremin ardından kadınların yüklerinin arttığını belirtti. Konteynerlerde yaşamalarına rağmen kendilerine her ay elektrik faturası yollandığının altını çizen Kahraman, “İzmir’de çocuklarımızı evlendirerek köyümüze geri döndük. Geçen seneki depremde evlerimiz yıkıldığından beri çok zor durumdayız. Konteynerler çok sıcak. Bostanlarımıza gidemiyoruz. Konteynerde kalmama rağmen her elektrik faturası geliyor. 2 yıldan beri bugün, yarın ev yapacağız diyerek bizi kandırıyorlar. Bu konteynerler çok küçük, eşyalarım dahi sığmıyor. İçişleri Bakanı Soylu geldi evimizin, hayvan damlarımızın yapılacağına dair söz verdi. Ortada bir şey yok, zor durumdayız. Eşim rahatsız, çalışamıyor. Bizim bu mağduriyetimizi görsünler. Kış geldi halimizin ne olacağı belli değil” dedi.
“20’DEN FAZLA KOYUNUM SICAKTAN TELEF OLDU”
Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden Ekrem Aydıncı hayvan damı olmamasından kaynaklı çadırda kalan 20’den fazla hayvanının telef olduğunu dile getirerek, “Bize verilen sözler yerine getirilmedi. Evlerin, hayvan damlarının yapılacağını söylediler ama hiçbiri yapılmadı. Keşke o çadırları da vermeselerdi. Yağmur yağdığı zaman bütün yağmur içeriye giriyor. 20’den fazla hayvanım telef oldu. Söz verenler şimdi ortada. Hala konteynerlerde kalan insanlar var. Kalabalık aile 2 kişilik yere nasıl sığsın? Arada bir yetkililer gelip evlerin yapılacağı söyleyip gidiyorlar. Köyümüzün hali belli. Önümüzde kış var. Bir an önce evlerimiz, hayvan damlarımız yapılmalı” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
“KADERİMİZLE BAŞ BAŞA BIRAKILDIK”
“Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz” diyen Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden bir diğer yurttaş Hakkı Adıbelli ise, “Depremden sonra yaralarımızı kendimiz sarmaya başladık. İçişleri Bakanı o dönem iki defa gelerek belli sözler taahhüt etti. İnsanlar kendi canından çok hayvanlarını düşündü. Halen hayvan damları ve evler yapılmadı. Bizlerde bu ülkenin vatandaşıyız. Burayı kendi kaderine terk edemeyiz, burada bir yaşam var. TOKİ’ye yüksek maliyetle burası devredilir ise kimse bu parayı ödeyemez. İnsanlar kendi arazilerinde ev yapmak istiyor. Başka bir yere nakledilmek istemiyor. Geçen sene birçok hayvan verilen çadırlarda telef oldu. İnsanlar imece usulü kendi emekleriyle hayvan damlarını yaptı. Biz bu ülkeye elektrik, su, çevre temizlik vergisi ödüyoruz. Devlet de bu anlamda bize sahip çıkmalı. Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz. Günde en az 2-3 defa elektriklerimiz kesiliyor. Şu şebekelerimiz arızalı, yollarımız stabilize yol. Birçok eksik var. Halk kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda” şeklinde konuştu.
“MAHKEME KARARI BEKLENMEDEN EVİMİZİ YIKTILAR”
60 haneden 20’si yıkılmış durumda bulunan Yine Yedisu ilçesine bağlı Güzgülü (Arnes) köyünden Hüseyin Arıca evlerindeki sıva çatlakları için ağır hasar kaydı tutulduğunu ve evinden zorla çıkarıldığına vurguda bulundu. Arıca, “Evimde çatlaklar olmasına rağmen ağır hasar kaydı verildi. Sıva çatlakları ağır hasır sayıldı. Ahır ve samanlığa ise ağır hasar kaydı verilmedi. Biz ev, ahır ve samanlığın birlikte yapılması dile getirdik. Hayvanlarım sırf bu yüzden telef oldu. Yer tespiti, borçlandırma yapılmasına dair hiçbir bilgi verilmedi. Bu durumu mahkemeye verdim. Mahkeme sonucu beklemeden evimi yıktılar. Zorla çıkarmakla tehdit ettiler. Eşyalarım hep dışarda kaldı, ıslandı. Kimi kendi imkanı ile evlerini ve ahırlarını yaptı. Ama TOKİ yapılan ev ve ahırlar için belli bir ödeneği vermek istemiyor. Ciddi anlamda sorunlarımız, eksiklerimiz var. Birileri sesimizi duysun artık” diyerek isyan etti.
PİRHA- Van Başkale’nin 3 mahallesinde yıkıma neden olan depremde yaşamını yitiren 9 kişiden 8’i toprağa verildi. Can Tv’de Bu Sabah programına bağlanan CHP Van İl Başkanı Mehmet Kurukcu, HDP’li Başkale Belediyesi’nin eski Eş Başkanı Erkan Acar ve Gazeteci Ruşen Takva, evlerin yüzde 80’ninin kullanılamaz halde olduğunu ve çadır problemi yaşandığını belirttiler.
Haberin videosu
Van Başkale’nin 3 mahallesinde yıkıma neden olan depremde yaşamını yitiren 9 kişiden 8’i toprağa verildi.
İran’ın Xoy kenti merkezli dün yaşanan 5.9 şiddetindeki depremde en büyük yıkımın yaşandığı yer Van’ın Başkale ilçesinin Özpınar (Elbis) Mahallesi oldu. Mahallede ev ve ahırların büyük bir bölümü yıkılırken, enkaz altında kalan 9 kişi yaşamını yitirdi.
Depremde hayatını kaybeden Aydın Tosun, Hüseyin Tosun, Ekrem Tosuntürk, Reis Furat ile çocukları Fatma, Muhammed, Hasret, Hicret (6 aylık) cenazeleri Başkale Devlet Hastanesi’nden alınarak mahalleye getirildi. Uzun bir konvoyla mahalleye getirilen cenazeler mezarlığa taşındı.
Dört çocuğunu ve eşini kaybeden Nebahat Furat’ın açılan mezarlara girmeye çalışması alanda bulunanları gözyaşlarına boğdu. Defin boyunca feryatların kesilmediği törende birçok kadın baygınlık geçirdi.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, 120 hanenin olduğu ve adeta enkaza dönen Özpınar Mahallesi’nde yol kenarları ve ahırlar havyan cesetleriyle dolu. Kerpiç ve briketten yapılan evlerin neredeyse tamamının yıkıldığı mahallede, birçok ev ve ahırın enkazı ise halen yerli yerinde duruyor. Birçok ailenin ilçe merkezi ve yakın mahallelerde misafir edildiği mahallede, hayvanların tamamı da gece boyunca dışarıda kaldı. Yaşanan yıkımda binden fazla küçükbaş havyanın öldüğü tahmin ediliyor.
Hasar tespit çalışmalarının devam ettiği mahallede, mahallenin bir bölümüne AFAD tarafından çadır kuruldu. Depremzede yurttaşlar, kurulan çadırların yeterli olmadığını, gece boyunca elektrikleri olmayan çadırlarda kaldıklarını belirterek, acilen hem insanlar hem de hayvanları için yeterli çadır kurulmasını istedi.
“YOKSULLUKTAN DOLAYI BU ÖLÜMLER OLDU”
Van’da deprem nedeniyle oluşan yıkıma ilişkin Can Tv’de Özge Erdoğan’ın sunduğu Bu Sabah programına bağlanan CHP Van İl Başkanı Mehmet Kurukcu, “Başkale’ye bağlı 4 köyümüz depremden etkilendi. 4 köyde 9 vatandaşımız hayatını kaybetti. 37 yaralımız buluyor. Genel başkanımızın talimatıyla bugün Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile Ankara Milletvekilleri Tekin Bingöl ile Nihat Yeşil bölgeye geldiler. İncelemeler gerçekleştirerek halkımıza destek olacaklar. AK Partili milletvekilleri ile görüştük. Bugün CHP tarafından oluşturulan heyet ile incelemeler yapacağız ve çalışmaları inceleyeceğiz. Yoksulluktan dolayı bu ölümler oldu. Taş ve çamurdan yapılan evler yıkıldı. Kerpiçten yapılan evler yıkıldı ve canlar yitirildi. Olay yerine gideceğiz. Çalışmaları izleyeceğiz” dedi.
“EVLERİN YÜZDE 80’Nİ KULLANILAMAYACAK HALDE”
HDP’li Başkale Belediyesi’nin eski Eş Başkanı Erkan Acar da, “Dünden beri sahadayız. 4 köyümüzde yüzde 80’ni aşan oranda kullanılamayacak evler çoğunlukta. Hayvanların kaldığı ağıllar da yıkıldı. İnsanlar hayvanlarını yalnız bırakmak istemiyorlar. Ondan dolayı bölgede yaşıyorlar. İnsanlar yoksulluktan mecbur oluyorlar bir şeylere. Burada bulunan evlerin çoğu yıkık, sağlam değil. HDP olarak kriz masası kuruldu ve Kars Belediyesi, Siirt, Batman gibi illerimizden yardım için desteklerini ilettiler. Koordineli bir şekilde yardımları insanlara ulaştırıyoruz. Sorunları ve sıkıntıları birlikte aşacağız. Üzücü bir durum. Önlemlerimizi almamız lazım. Burası deprem bölgesi ve bu bilinçle yapılaşma, bu bilinçle eğitimler gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“ÇADIR KRİZİ YAŞANIYOR”
Gazeteci Ruşen Takva da, şunları aktardı:
“Bir grup gazeteci ile Van’a geldik. Büyük bir yıkımın gerçekleştiğini gördük. Dün ilk yaşanan depremde büyük bir iz bıraktığını gördük. 250 civarında kerpiç evin yıkıldığını gördük. 10 yurttaşın hayatını kaybettiğini öğrendik. İkinci kez gerçekleşen depremde yeniden evlerin yıkıldığını öğrendik. Sevindirici bir haber var. İlk depremden dolayı yurttaşların ikinci depreme hazırlıklı olduklarını öğrendik. Can kaybı bu yüzden yaşanmamış. Bölgede en büyük sorun çadır. Şu anda çadır krizi yaşanıyor. Başkale’den gelen yerel bilgilerde sürekli barınma sorunu dillendiriliyordu. AFAD ekiplerinin bazı köylere ulaştırılamadığını öğrendik. Köylerden gelen bilgilerde insanların sadece battaniyelerle geceyi geçirdiklerini duyduk. Çadır ve battaniye yardımlarının yetişemediği köyler var. Sokak ortasında yakılan ateşlerle geçirdiler. Bir hafta öncesine kadar çığ yaşanan bir bölge burası. Sıcaklık sıfırın altında. Kars Belediyesi bir çağrıda bulundu. Van ile Aydın Baroları yardım çağrısı yaptı. Sivil toplum örgütlerinden de çağrılar geliyor.”
Kaz Dağları’ndaki altın arama faaliyetine karşı bir araya gelen yurttaşların bölgedeki çalışmaları takip etmek üzere maden alanına yakın bir bölgeye kurdukları çadırların kaldırılması hakkında, Çanakkale Belediyesi’ne Valilik imzasıyla bir yazı ulaştı.
Kaz Dağları’ndaki altın arama faaliyetine karşı bir araya gelen yurttaşların bölgedeki çalışmaları takip etmek üzere maden alanına yakın bir alana kurdukları çadırların kaldırılması hakkında, Çanakkale Belediyesi’ne Valilik imzasıyla bir yazı ulaştı.
SoL’un haberine göre; Çanakkale Belediyesi’ne dün öğlen ulaşan yazıda, Orman Yangınları ile Mücadele Koordinasyonu’nun Valilik imzasıyla talebiyle, bölgedeki çadırların kaldırılması talep ediliyor. Yazıda çadırların yangın tehlikesi olduğu iddiasıyla kaldırılması istendiği söyleniyor.
Konuyla ilgili Çanakkale Kent Konseyi bünyesinde bir toplantı gerçekleştirildiği de belirtiliyor.
PİRHA- Kaz Dağlarının eteğinde yeşille mavinin içiçe geçtiği her yıl binlerce yerli yabancı ziyaretçisi olan Tahtacı Alevilerin yaşadığı Tahtakuşları Köyü’nde Türkiye’nin ilk köy müzesi bulunuyor. Özel Alibey Kudar Etnografya Galerisi’nin işletmecilerinden Selim Kudar, “Bu galeride kültürü sanatla buluşturduk” dedi.
Kaz Dağlarının Güney yamaçlarında 24 köyün içerisinde 10 tane Tahtcı Türkmen Alevi ve 14 tane de Yörük köyü yer alıyor. 24 köyden biri de Tahtacı Türkmen Alevi köyü Tahtakuşları. Geçmişte göçebe olan Alevi Türkmen aşiretinin yerleştiği, zamanla köy yaşantısına uyum sağladığı Tahtakuşlar Köyü, 130 hane ve yaklaşık 600 nüfusa sahip.
Balıkesir Edremit-Çanakkale yolu üzerinde, Çamlıbel yakınlarındaki Alevi köyü Tahtakuşlar, kendine özgü gelenekleri, Hıdrellez’de süslenen mezarları, başta testiyle yapılan defin törenleri ve Kazdağı’nın tertemiz havası ve enfes manzarasıyla bölgenin ziyaret edilmesi gereken yerlerinde biri.
Tüm bu tarihi mirası biraraya getiren Alibey Kudar’in açtığı ‘Alibey Kudar Etnografya Galerisi’ Türkiye’nin ilk köy müzesi olma özelliğini taşıyor.
Şaman kültürünün sembollerini de taşıyan eşyalarla bezeli Tahtakuşlar Alibey Kudar Etnografya Galerisi, geleneksel Türkmen giysilerinden, el yapımı yün torbalara, çocuk yelekleri, kilim ve günlük yaşamdan farklı objelere kadar engin bir koleksiyona sahip.
Oğlu Selim Kudar’ın babasından kalan bu galeride köyün geçmişten günümüze olan tüm inanç ve kültürünü bu galeride sergileyerek hem geleceğe taşıyor hem de dünyanın birçok ülkesinde gelen ziyaretçilere Tahtacı Türkmen Alevi geleneğini ve inancını tanıtıyor.
Kudar, Tahtacı Alevilerde her bitkinin her objenin bir şeyi ifade ettiğini ve değerli olduğunu vurgulayarak, “Genç kızlara sen bir tohumsun denir ve tohum takılır. Evlenmek isteyenlere karanfil takılır. Karanfil ayrıca oksijen için faydalıdır. Süt çoğaltıcı takımızda boy otudur. Anne bunu kokladıkça annenin sütü çoğalır. Bu tarhana otu olarak da bilinir. Soylu ise gerdanlık, şef veya muhtarın hanımı ise taç takılır. Eğer kızın ailesi soylu ve yüksek mertebenden bir aileyse duvak kaz tüyünde yapılır. Bu da liderlik ya da statü belirleyicidir” diye konuştu.
DÜNYADA EN BÜYÜK DENİZ KAPLUMBAĞASI BURADA
Türkiye’de Tahtakuşlar Köyü’nde ilk özel ‘Alibey Kudar Etnografya Galerisini’ kurarak kültürü sanatla birleştirdiklerini belirten Kudar, yaptıkları çalışmaları ise şöyle anlattı:
“Yaklaşık 17 ülkeden 1090 sanatçıya ev sahipliği yaptık. Her yıl UNESCO ressamları ile ortak çalışmalarımız da var. Ayrıca yöresel takı objelerinin anlamları ile ilgili el sanatları sergisi yapıyoruz. AR-GE bölümü şeklinde hem kütüphane hem de deniz ürünleri var. Dünyada en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağada burada sergilenmektedir. Başta UNESCO olmak üzere 36 tane uluslararası ödülümüz var. 70 ülkeye hizmet veriyoruz. Türkiye’de köyde kurulan ilk müze. Ve dünyaya ilk defa bu kültür bu kadar tanıtıldı.”
GALERİNİN 70 ÜLKEDEN ZİYARETÇİSİ OLUYOR
Tahtacı Türkmen Alevilerine ait dededen kalma tarihi mirasla babası Ali Kudar ile Türkiye’de ilk Tahtakuşlar Alibey Kudar Etnografya Galerisini neden müze yapmadıklarını ise şöyle açıklıyor Selim Kudar:
“Biz müze demiyor galeri diyoruz. Çünkü müzeler yasası bize göre değil. Zaten bize bakmıyorlar. Bunun da daha çok siyasi olduğunu düşünüyorum. Ancak bugün Türkmen Alevi kültürüne meraklı 70 ülkeden ziyaretçimiz geliyor. Biz deden kalan eşyaları atmadık sandıklarda biriktirdik. Deden kalan malzemelerle ve çevreden gelenler ile bu galeriyi oluşturduk. İmkanımız olsun bunun daha büyüğünü oluştururuz. Müze demek için izin almak gerek. Ama maddi olarak gücümüz yok. Zaten hiçbir maddi yardım vermeden gelip sadece denetim hakkını onlara vermiş olacağız. Ve gelip sadece denetleyecek ödenek vermeyecek. Gel bize bağlan diyecek.”
TÜRKMEN ALEVİ ÇADIRI
Galeri’de Türkmenlere ait çadırlar da bulunuyor. Tahtacı Alevilerin, eskiden göçebe hayat yaşadıkları için çadırlarda yaşadıklarını dile getiren Kudar, “1960-50 yıllara kadar yarı göçebe yaşıyorduk. Kaz Dağları milli park ilan edilince göçebe hayat bitti. Çadırlar portatif katlanıp katırlar ile götürülüyordu. Tepe kısmı tahtacı olduğumuzdan tahtadan yapılmıştır. Tamamen portatif ”dört kanat’ diye geçer. ‘Türkmen’in evini bir katır taşır ama keyfini kırk katır taşıyamaz’ derler. Orijinal Türkmen Alevi çadırı ardıç ağacından yapılır. Lifli ve katranlı olduğu için su alması zordur” ifadelerini kullandı.
“MEZARLIĞIMIZDA BİLE ŞAMAN VE ALEVİ KÜLTÜRÜ YAŞIYOR”
Tahtacı Alevilerin ritüellerinden de bahseden Kudar, mezarlarında dahi Şaman ve Alevi kültürünün yaşadığını söyledi.
Kudar, “Orman olan yerlerde Tahtacı Türkmenler yaşar. Bu yaşamsal olarak kendi varlığı devam ettirmek içindir. 16 yüzyılda Yavuz’dan sonra dinsel baskılar fazla olunca rahatımız iyi olsun diye dağlara kaçmışız. Siyasal ve dinsel boyutu kadar kültürel olarak korunmanın en güzel tarafı da dağlarda yaşamamızdır. Dışa kapalı bir toplum olmuş ve korunmuşuz. Günümüzde de bu devam ediyor. Ancak artık yavaş yavaş bunlar kırılıyor. Çünkü aşkın sevginin önüne geçmek bizim yaşantımıza ters. Asıl amaç kültür bozulmasın. Burası Türkmen Alevi köyü eğer dışarı çok açılsaydık bu kadar kültürümüzü koruyamazdık. Mezarlığımızda bile bir Şaman ve Alevi kültürü aynen yaşıyor. Biz mezarlarımıza her Perşembe günü ölülerimize saygı olsun diye gider ve mezarlarımızı temizleriz” dedi.
“TÜRKMEN’İN YATIRI İLE KATIRI YANINDA GEZER”
Kudar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz de ölülerimiz tabutla birlikte elbise ve eşyaları ile gömülür. Ateş yakılır ve herkesin bir ocağı vardır. Biz Tahtacı Türkmen Alevileri Hıdırellez’de toprak anaya kurban kesme törenleri yaparız. Ağustos ayında da Kaz Dağı zirvesi Sarı Kız türbesinde kurban kesilerek tanrıya sunulur. Türbeler tapma yeri değil tapınma yeridir. İbadethane olarak kullanılır. Türkmen’in yatırı ile katırı yanında gezer. Yatırı enerji çıkış noktaları anlamına gelir. Her sivri tepede bir ibadethanemiz vardır. Ve ona biz yatır deriz. Aslında sunak yeridir. Örf adetlerin yapıldığı temiz bir alandır. Biz havaya, suya, toprağa ve ateşe saygılı olan kişileriz. Doğada bir çekirdeği bile atmaz kızlara takı olarak takarız. Çünkü tohum doğanın özlü gücüdür. Tohumu koruyacak yeri geldiğinde toprağa vereceksin, toprak yeşerecek sana verecek sende yiyeceksin. Sen havayı, suyu, toprağı kirletirsen kendi kendini yok edersin. Çünkü havayı, doğayı, suyu kirlettik sıra ateşte ve yanıyoruz. Hava sıcaklıkları 50 dereceye kadar ulaşıyor. Bu da çok büyük bir rakamdır.”