Etiket: cafer koluman

  • Cafer Koluman: Cemevlerini sinema ve opera ile eşdeğer görmek hakarettir!-VİDEO

    Cafer Koluman: Cemevlerini sinema ve opera ile eşdeğer görmek hakarettir!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle cemevlerinin “kültürel tesis” kategorisine alınmasına tepki gösterdi. Koluman, “Bu gerçek anlamda Alevilerin temel değerlerine bir hakarettir. Alevi asimilasyon politikasının güncellenmiş bir şeklidir” dedi.

    22 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğini değerlendiren ABF Hukuk Sekreteri Koluman, düzenlemenin Alevilerin inançsal kimliğini yok saydığını belirtti.

    CEMEVLERİNİ SİNEMA VE OPERA İLE EŞDEĞER GÖRMEK HAKARETTİR”

    Yönetmeliğin 5. maddesinin (F) bendinde yapılan değişikliğe değinen Koluman, “kültürel tesis alanı” tanımının kapsamına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Kültürel tesis alanı; kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans ve kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi alanları ifade eden bir kavramdır. Son yapılan değişiklikle cemevleri de bu kapsam içine alınmıştır. Cemevlerini sinema ve opera ile aynı kategoriye koymak, Alevilerin inanç mekânını kültürel etkinlik alanı olarak görmek anlamına gelir. Bu, Alevilerin temel değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır ve inançsal haklarının hâlâ tanınmadığının göstergesidir.”

    AKP-MHP İKTİDARI DÖNEMİNDE ASİMİLASYON HIZ KESMİYOR”

    Mevcut siyasî atmosferin Alevileri eşit yurttaşlık seviyesine taşımadığını vurgulayan Koluman, süreci şu sözlerle özetledi:

    “Alevi asimilasyon politikası AKP-MHP iktidarı döneminde alabildiği hızıyla devam edecektir. Bir şeyi ne kadar çok tartışıyorsak maalesef ki tam tersi bir doğrultuda bir siyasî anlayışla hareket edildiğini buradan belirtmek isterim. 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Daire Başkanlığı’nın oluşturulması, Alevi asimilasyon politikasının farklı bir versiyonudur. Yani kansız Alevi politikasının bir devamıdır.”

    “ÜÇLÜ ORTAKLAŞMA SONUCU BU İBARE EKLENDİ”

    Koluman, yönetmelik değişikliğinin arkasındaki kurumların eş güdümlü hareket ettiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Alevi Bektaşi Cemevi Daire Başkanlığı’nın üçlü ortaklaşması sonucu bu ibare 5. maddeye eklendi. Bu üç kurum da genel siyasî anlayıştan hareketle Alevi asimilasyon politikasına hizmet eden kurumlardır.”

    “İMAR KANUNUNA CEMEVİ’ İBARESİ EKLENMELİDİR”

    Hukuki çözüm yolunun İmar Kanunu’ndan geçtiğini hatırlatan Koluman, uluslararası kararlara da atıfta bulundu:

    “İmar kanununda bir takım değişikliğe giderek; ibadethane olarak geçen kısmında şu an mevcut haliyle cami, sinagog ve kilise geçmekte. Buraya Alevilerin ibadethanesi olan ‘Cemevi’ ibaresi eklenerek bu sorun aşılabilir. AİHM’in vermiş olduğu kararda cemevlerinin Alevilerin ibadet merkezi olduğu yönünde emsal karar vardır. Anayasa’nın 90. maddesi gereği uluslararası sözleşmeler iç hukuk hükmündedir. Ama bu emsal karara rağmen halen cemevleri mevcut hukuk sistemimizde ibadethane olarak tanımlanmamaktadır.”

    BURASI CEMEVİDİR!

    Son olarak Alevi toplumuna sahiplenme çağrısı yapan Koluman, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Biz fiiliyatta yıllardır mücadele veren kurumlar olarak halen bu mücadeleye devam etmekteyiz. Cemevimizin bulunduğu her alanda ‘burası cemevidir’ diye tabelasını asıyoruz. Devlet zihniyeti cemevlerimizi ibadet olarak tanımasa bile, biz zaten binlerce yıldır buranın kutsal bir mekan olduğunu, Alevilerin temel ibadethanesi olduğunu söylüyoruz.”

    Cevahir FINDIK/DİYARBAKIR

  • PSAKD Hukuk Sekreteri Koluman: Meclis’e çok iş düşüyor!-VİDEO

    PSAKD Hukuk Sekreteri Koluman: Meclis’e çok iş düşüyor!-VİDEO

    PİRHA- PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın Türkiye’de demokrasi, eşitlik ve özgürlüklerin tesis edilmesi bakımından önemli olduğunu belirten PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Hem Kürtlerde hem de Alevi toplumunda bir güven sorunu var. Bu kaygının giderilmesi anlamında başta Cumhur İttifakı olmak üzere siyasal iktidara ve Meclis’e çok iş düşüyor” dedi.

    Kürt sorununun çatışma ve şiddetten arındırılarak hukuki bir zeminde çözülmesine dair PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı gündemdeki yerini koruyor. İktidardan muhalefete, sivil toplum örgütlerinden gazeteci, akademisyen ve sanatçılara kadar birçok kesimin destek verdiği çağrı kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BARIŞ GİRİŞİMLERİNİ SAHİPLENMELİYİZ”

    Devlet Bahçeli 1 Ekim 2024 tarihinde Meclis açılış konuşmasında yapmış olduğu çağrı sonrası Kürt Sorunu’nun çözümü noktasında tartışmaların yeniden başladığını aktaran Koluman, “Biz ‘Aleviler olarak Alevi kurumları olarak bu işin neresindeyiz, nasıl bakıyoruz? diye sorulacak olursa takdir edersiniz ki cumhuriyetin birinci yüzyılı Aleviler için güllük-gülistanlık geçen bir yüzyıl olmadı. Aleviler cumhuriyetin birinci yüzyılında sistematik olarak bir asimilasyon politikası maruz kaldılar, katledildiler, sürgün edildiler, yok sayıldılar, hakları gasp edildi, halen de bu süreç devam ediyor. Son süreçte yaşanabilecek barışa, eşitliğe, temel haklara ve özgürlüğe yönelik en küçük bir gelişme Alevi toplumu açısından önemlidir. Çünkü cumhuriyetin birinci yüzyılı Aleviler barışa, özgürlüğe eşit yaşamaya, bir arada yaşama kültürüne hep hasret kalan bir toplum olarak varlıklarını sürdürerek bugüne taşıdılar. Bu tür barış girişimlerini sahiplenmek, desteklemek lazım ve dayanışma içerisinde bulunmak gerekir” dedi.

    “İKTİDARA VE MECLİS’E ÇOK İŞ DÜŞÜYOR”

    Öcalan’ın çağrısını toplumdaki yansımasına dair de değerlendirmede bulunan Koluman, şunları ifade etti:

    “Hem Kürt toplumunda hem de Alevi toplumunda bir güven sorunu var. Bunu neden söylüyoruz? Çünkü geçmiş dönemde de 2013-2015 sürecinde yine böyle bir çözüm süreci yaşandı ve daha kapsamlı yaşandı. Akil insanlar heyeti oluşturuldu. Türkiye’nin değişik kentlerinde bir dizi toplantılar yapıldı ve 2015 genel seçimine az bir zaman kala bu görüşmelerin hepsi bir rafa kaldırıldı. Acaba yapılmak istenen ne? Buradaki teminat ne olacak diye bir kaygı var. Dolayısıyla bu kaygının giderilmesi anlamında başta Cumhur İttifakı olmak üzere siyasal iktidara ve Meclis’e çok iş düşüyor.

    Bir kere bunun hukuksal altyapısının hazırlanması lazım. Hukuksal altyapısını nasıl hazırlanır? Yasa değişikliği ile olur. Yasa değişikliği nerede olur. Yasa değişikliiği Meclis’te olur. Meclis’in buna ön ayak olması lazım ve Cumhur ittifakının da bu anlamda kararlı olması, kararlı adımlar atması gerekir.

    Yapılan görüşmelere göre takip edeceğiz. Çünkü bu ülkede yapılacak çok şey var. Demokrasi istediği için mağdur olmuş o kadar çok yurttaş var ki. Ülkede yaşayan Kürtler başta olmak üzere Aleviler, Süryaniler, Ermeniler, hakları gasp edilen o kadar çok toplum var ki; bu gelişmeye en çok ihtiyaç duyan bu saymış olduğum toplumlardır. Bu toplumlardaki kaygıları gidermek adına, temel insan hakları bağlamında gerçekten de önemli adımlar atılması gerekir. Bu adımları güçlendirmek lazım, sahiplenmek lazım. Biz Aleviler de demokrasi, eşitlik ve özgürlük adına sahipleneceğiz.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Cafer Koluman: Sivas Madımak Katliamı davasında adil yargılama yapılmadı- VİDEO

    Cafer Koluman: Sivas Madımak Katliamı davasında adil yargılama yapılmadı- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı davasında adil bir yargılama yapılmadığının altını çizerek, “Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi ve adil bir yargılama yapılmadı. Katliamın hükümlüleri serbest bırakıldı ama hak arayışımız ve mücadelemiz sürecek” dedi.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının failleri hakkında Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesi başta Alevi camiası olmak üzere toplumun birçok kesiminde tepki uyandırdı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Sivas Madımak Katliamı hükümlülerinin serbest bırakılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Sivas Madımak Katliamı’nın sıradan gelişen bir katliam olmadığına vurgu yapan Cafer Koluman; daha önceden planlanmış, tamamen Alevilere yönelik asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu belirtti.

    “ADİL BİR YARGILAMA YAPILMADI”

    Koluman, katliamın hukuksal boyutunun iyi bilinmesi gerektiğinin önemli olduğunu ifade ederek, bir avukat olarak hukuki sürece dair şunları hatırlattı:

    “Gerçek anlamda Sivas Katliamı gerçeğiyle hiçbir zaman yüzleşilmedi. Gerçek failler tespit edilip ortaya çıkartılmadı ve adil bir yargılama da yapılmadı. 200’e yakın kişi gözaltına alındı. Daha sonra 100’e yakın kişi hakkında dava açıldı ve dava üç aşamalı olarak gitti. Birinci ana davada 38 kişi, o zaman idam cezası yürürlükteydi, idam cezasıyla mahkum edildi. 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yapılmış olan değişiklikle idam cezası kaldırılınca TCK 146. Maddesi konuldu ve idam cezası kaldırıldı, yerine ağırlaşmış müebbet cezası getirildi. Nihayetinde cezaları kesinleşen hükümlüler cezaları infaz aşamasında iken o zaman yürürlükte olan yasa gereği 36 yıl bi fiil yatması lazım.

    İki yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuran bir hükümlü avukatı 26 Ocak 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar sonucu, eylem her ne kadar ‘terör eylemi’ olsa bile bu failin terör suçlusu sayılmayacağı konusunda bir ayrıştırmaya gidiyor. Dolayısıyla bu kapsamda değerlendirildiğiniz zaman 36 yıl yatması gereken hükümlünün infaz süresinin 30 yıl olduğu gerekçe göstererek salıveriliyor. Dolayısıyla cezaevinde bulunan diğer hükümlülerin de önü açılmış oldu. 1 buçuk yıl sonra ise 13 kişinin daha tahliyesine karar verildi. Tahliye edilmelerinin sebebi normal koşullarda az önce de ifade ettiğim gibi 36 yıl yatması gerekirken 30 yıl ile sınırlı tutuyorlar ve 13 kişi peyderpey değişik cezaevlerinden tahliye ediliyor. Dört kişinin henüz 30 yılı dolmadığı gerekçesiyle bekletiliyor. Geri kalan dört kişi de 30 yıl dolduktan sonra onlar da tahliye edilecek. Tabii ki üzücü bir durum. İlerleyen aşamada tabii ki adil bir yargılama yapılmadı. Birçok girişimimize rağmen mağdur aile yakınları ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak yapmış olduğumuz bütün hukuksal girişimler maalesef ki sonuçsuz kaldı. Sivas davasının hükümlülerinden kimileri Cumhurbaşkanı affıyla affedilerek salıverildi, kimileri de Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak salıverildi.”

    “KAÇAN SANIKLAR BİLEREK ÜLKEYE GETİRİLMEDİ”

    Bundan sonra artık işletilecek hukuki bir sürecin önünün kapalı olduğunu söyleyen Koluman, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu tahliyeyi içine sindiremezse, hukuki olmadığını düşünmesi halinde, ki böyle bir şey biz beklemiyoruz, gerek görürse Adalet Bakanlığı’na kamunun yararına bozma istemiyle başvuru yapar. Adalet Bakanlığı’nın onaylanması halinde hukuksal süreç tekrardan ‘Olağanüstü Yol’ olarak başlamış olur. Bir diğer yol ise mağdur ailenin yakınları olarak Adalet Bakanlığı’na başvuru yapılır, bu kararın hukuki olmadığı, adil olmadığı gerekçesiyle. Adalet Bakanlığı bu talebi kabul ederse, onaylarsa tekrar kamunun yararına bozma istemli bir yol açılmış olur. Bunun da çok karşılık bulacağımı sanmıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış olan başvurularımız var. Bu süreçler halen devam etmektedir. Yapılan birçok yargılamaların adil yapılmadığının düşüncesindeyiz” dedi.

    Katliamın sorumlularından 3 firari sanığın nerede olduklarının bilinmesine rağmen ülkeye getirilmediğinin altını çizen Koluman, “Bu 3 firari sanığın nerede olduğunu çok iyi biliyoruz. Almanya’da uzun yıllardır kırmızı bültenle aramalara rağmen ve Adalet Bakanlığı’na birçok girişimde bulunmamıza rağmen maalesef bu sanıklar bilerek ve isteyerek getirtilmedi. 14 Eylül 2023 yılında yapılan duruşmada maalesef ki bu 3 firari sanık yönünden de 30 yıllık dava zaman aşımı dolduğu gerekçe gösterilerek her üçü hakkındaki davanın düşürülmesine karar verildi” diye konuştu.

    “HAK ARAYIŞIMIZ HER DAİM SÜRECEK”

    Cafer Koluman, bu katliamın yalnızca Alevileri ilgilendirmediğini, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda tüm toplumun etkilendiğini kaydederek, “Demokratik anlamda bizim hak arayışımız her daim devam edecektir. Bu dava sadece Alevilerin davası değil. Önemli olan tüm insanlık davası olduğu konusunda kabullendirmek için toplumu kabullendirmek. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak 2 Mart tarihinde her bir şehidimiz için bir gün nöbet eylemi geliştirdik. Bütün Alevi kurumlarımız şu an için bunu gündemde tutmak adına, tahliye sürecine ilişkin tepki ve direnişimizi dile getirmek adına bir eylem süreci başlatmış bulunmaktayız. Bu 33 gün bittikten sonra Adalet Bakanlığı’nın önünde de bir basın açıklaması yapma planımız var. Tüm kamuoyundan biz duyarlılık beklemekteyiz ve bu davanın sahiplenilmesi konusunda tüm kamuoyunu destek ve dayanışmaya davet ettiğimizi de buradan bir kez daha belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA- Ferhat GÜRGEN/ DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    Sivas Madımak Katliamı faillerinden 17 kişi tahliye edildi!

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu yaptı -VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu yaptı -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu gerçekleştirdi. Tekrar aday olan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Kendileri gibi olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi inanmayanları, yıllarca baskı, gözdağı ve asimilasyon politikalarıyla ötekileştirilerek yok saydılar” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu gerçekleştirdi.

    Kurul, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede’nin gulbang vermesiyle başladı. Verilen gulbang’ın ardından Zeynel Abidin Ocağından Zakir İbrahim Erkul, deyiş seslendirdi.

    Başkanlığını PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman’ın yürüttüğü, dernek üyelerinden Sırdaş Adıgüzel ve Selda Kırmızıçiçek’in de katıldığı divan kurulu oluşturuldu.

    “GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”

    46 yıl önce 19-26 Aralık tarihleri arasında, tam bir hafta devam eden süreçte Maraş’ta vahşice bir katliam gerçekleştirildiğini belirten PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Bu katliam devleti kurduğu günden beri Alevilere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası dahilinde gerçekleştirilen bir katliamdır. Bunun arka planında yatan nedenler gerçekten de devletin tek kimlikli yapısı ve bu tek kimlikli yapıya uymayan Alevilere yönelik bir katliam gerçekleştirmek için plan yapılmıştı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    Bundan çok kısa bir süre önce Maraşlı bir avukat canımız, Genel Kurmay Başkanlığı’ndaki Maraş dosyasına erişmek için bir dizi çalışma yürüttü, dilekçeler verdi ama bir türlü o dosyayı vermediler. Çünkü o dosyada çok şeyler yazıyor. Maraş Katliamı’nın gerçek nedeni ortaya çıkarabilecek bilgi ve belgeler o dosyada mevcut. Maalesef tıpkı Sivas davası gibi, Maraş davası da aynı akıbete uğradı ve cezasızlık politikasıyla sürece mahkum kaldı. Aynı zamanda 19 Aralık 2000 yılında ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı altında cezaevlerinde operasyon yapıldı. ‘Hayata Dönüş’ dediler, tam tersi onlarca canımızın hayatını söndürdüler. Bunun da hesabını henüz vermemişler. 28 Aralık 2011 tarihinde Roboski’de bizzat devletin gözetimi  ve denetimi altında bir katliam gerçekleştirildi. Bu dava da maalesef hesap verilmediği gibi cezasızlık politikasına maruz kaldı. Dolayısıyla bizlere düşen temel görev örgütlenmek. Örgütlenelim, evet örgütlüyüz ama yeterli miyiz? Değiliz. Güçlü bir şekilde örgütlenmemiz gerektiğini buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum”

    “KENDİLERİ GİBİ OLMAYANLARI YOK SAYDILAR”

    Hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı, her gün ortalama 4 kadının katledildiği çocuk istismarlarının ve ölümlerinin arttığı, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak kayyumlarla darbe yapıldığı bir süreçte 12. genel kurullarını yaptıklarını ifade eden PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Bu kadar antidemokratik uygulamanın olduğu bu ülkede elbette biz Aleviler de kendi üzerimize düşen payı alıyoruz. Kendileri gibi olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi inanmayanları, yıllarca baskı, gözdağı ve asimilasyon politikalarıyla ötekileştirilerek yok saydılar. Terörize ederek, mahkum ederek ya da kendine göre bir Alevilik tanımlıyor şu anki hükümet. Yıllardır katliamlarla yok edemediği Alevileri kendisi tarifleyerek kendilerine göre bir inanç belirliyorlar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlayarak ibadethanemiz olan Cemevlerimizi cümbüş evi, semahımızı da folklorik gösteri olarak görüyorlar” değerlendirmesini yaptı.

    “BU TOPLUM KATLİAMLARDAN GEÇTİ AMA YOLUNU KAYBETMEDİ”

    Artan’ın konuşmasının ardından kurula konuk olarak katılan Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği Eş Başkanı İmam Balsever ise şunları söyledi:

    “Her güne bir katliamın sığdırıldığı, her günün bir anmayla geçtiği bir süreç. Bu dönem içinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır şubesinin bu kongreyi gerçekleştiriyor olması da çok kıymetli.

    O kadar çok sorunumuz var ki. Bugün biz artık Dersim’den Koçgiri’den, Sivas’tan, Maraş’tan, Gazi’den, Roboski’den, Suruç’tan, her birini söylerken bile insan yoruluyor ve unutuyor. Dolayısıyla böyle bir katliamı görmüş bir halkın, bir inancın evlatları olarak yanı başımızdaki Suriye’de yaşanan savaşı tedirginlikle ve gerçekten büyük bir korkuyla izliyoruz. Bu toplum katliamlardan geçti ama kendi yolunu kaybetmedi. İnancını, itikadını kaybetmedi, bilincini kaybetmedi.”

    Tek liste üzerinden gidilen seçimde Ayfer Artan ile Sırdaş Adıgüzel eşit başkanlığa seçildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Cafer Koluman: Diren Keser bir an önce serbest bırakılmalı- VİDEO

    Cafer Koluman: Diren Keser bir an önce serbest bırakılmalı- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, muhabirimiz Diren Keser’in haber paylaşımı yüzünden tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu ifade ederek, bir an önce serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, 27 Şubat’ta cezası onanarak cezaevine gönderilen Pir Haber Ajansı (PİRHA) ve CAN TV Programcısı Diren Keser’in hukuksuz bir şekilde cezaevinde yattığını belirtti.

    Koluman, iktidarın özellikle muhalif basın üzerinde baskı politikası uyguladığını dile getirerek, “Muhalif basın üzerinde devam eden haksız, hukuksuz uygulamalara tanığız. Kürtler, Aleviler, emekçiler, sınıf mücadelesi yürüten sınıflar üzerinde baskı politikası uygulanıyor. Siyasal iktidar, yargıyı ‘terbiye edici bir sopa’ olarak kullanıyor. Diren arkadaşımız da maalesef yargıyı sopa olarak kullanan sistemin mağdurudur” dedi.

    Diren Keser’in gazeteciliğinin yanında Alevilik mücadelesinde de önemli işler yaptığına değinen Koluman, “Diren ile PSAKD Diyarbakır Şubesinde semah hocalığı yaparken tanıştık. Gazeteciliğinin yanında aynı zamanda Alevilerin mücadelesinde rol almış; mücadeleci, muhalif, demokrasi ve özgürlüğe düşkün biri” ifadelerini kullandı.

    Koluman, başta Diren Keser olmak üzere tutuklu bulunan tüm gazetecilerin özgürlüklerine bir an önce kavuşması gerektiğinin altını çizdi.

    Fatoş SARIKAYA- Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Koluman: Cemevlerinin Aydınlatma Giderleri Yönetmeliği ile ayrıştırma, ayrımcılık yapılıyor-VİDEO

    Koluman: Cemevlerinin Aydınlatma Giderleri Yönetmeliği ile ayrıştırma, ayrımcılık yapılıyor-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’yle ayrımcılık yapıldığı, cemevi binasında bile ayrışmaya gidildiği gerekçesiyle tepki gösterdi. Cemevi yönetmeliğini, cami yönetmeliği ile karşılaştıran Koluman, cami yönetmeliğinin kapsamının geniş olduğunu ve birçok kurum tarafından sahiplenildiğini, ancak cemevinin kendi binasında bile ayrımcılık yapıldığını vurguladı. 

    Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği, 20 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yönetmelikte, Cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar yer aldı.

    Yönetmeliğe göre, cemevinin, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yapılan tespite göre, aydınlatma giderlerinin ödenmesi için bulunduğu ildeki İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne yazılı talepte bulunması gerekecek.

    Sayaç tefrik işlemlerinin kontrolünün cemevinin unsurları dikkate alınarak il müdürlüğünün teknik personeli tarafından yapılması zorunlu olacak.

    Aranan koşulların sağlandığı tespit edilen cemevlerinin aydınlatma giderinin fatura ibrazına bağlı olarak ödeneceği il müdürlüğünce cemevine bildirilecek. Aydınlatma gideri ödenen cemevleri, il müdürlüğü tarafından her yıl yerinde kontrol edilecek.

    Yönetmelikte ayrıca, ödeme yapılmayacak haller de belirlendi.

    Buna göre, cemevi dışında kaldığı tespit edilen ticari amaçla kullanılan bölümlerin aydınlatma giderleri Bakanlık bütçesinden ödenmeyecek ve hükümlere uyulmaması halinde ödenmesi gereken faiz, gecikme faizi, gecikme zammı, kesme-bağlama bedeli gibi her türlü bedel abone tarafından ödenecek. Bu bedellerden Başkanlık sorumlu tutulamayacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, ‘Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Yönetmelik’e ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Koluman, Kasım 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’n hem Alevi toplumunun hem de Alevi kurumlarının karşı çıktığını ancak AKP iktidarının bildiğini okuduğunu vurguladı.

    “ASLA CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA BAĞLANMAYACAĞIZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumuna ve cemevlerine hizmet etme amacıyla kurulduğu algısı yaratılmaya çalışıldığını belirten Koluman, “Devletin, gelenekçi bir asimilasyon politikası vardır. Dönem dönem değişir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı maalesef sürecin ruhuna uygun yapılan bir çalışmadır. Sürecin ruhuna uygun yapılan bir asimilasyon politikasının parçası olduğunu her daim ifade etmek isteriz. Asla bu başkanlığa bağlı olarak hareket etmeyeceğinizi, onların hiçbir talebini yerine getirmeyeceğimizi ve asla bu kuruma bağlanmayacağımızı bugün bir kez daha ifade ediyoruz ve bağlanmadık da” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın köylere kadar gittiğini, ısrar ettiğini ifade eden Koluman, “Tabii ki biz Alevi kurumları olarak da boş durmadık. Mitingler düzenledik, toplantılar yaptık, halk çalışmaları yürüttük ve bu kurumun temel amacını boşa çıkarmak için mücadelemiz halen de devam ediyor” diye konuştu.

    20 Nisan 2024 tarihli bir yönetmelik, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayınlanan “Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Yönetmelik” değerlendiren Koluman şunları vurguladı:

    “Bu yönetmeliğin temel amacı, cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar. Bu yönetmelik cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesinden ödenmesine ilişkin işlemleri kapsar. Biz her daim şunu söylüyoruz. Bu tür yönetmelik çıkaracağınıza, bu tür kararnameler çıkaracağınıza talebimiz açık ve nettir. Eşit yurttaş olmak istiyoruz, eşit yurttaşlık kapsamında Alevi kimliği vardır, Alevi inancı vardır, Alevilerin bir de ibadethanesi var. Bu ibadethanenin yasal statü altına alınmasını talep ediyoruz. Siz zaten cemevlerine yasal statü verirseniz, bu tür işlerle uğraşmazsınız. Dolayısıyla buradaki niyeti çok iyi okumak lazım. Buradaki niyetin temel amacı asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Tamamen devlet tipi, iktidar tipi bir cemevi, bir Alevi toplumu yaratarak kendilerine hizmet etmektir. Biz buna asla boyun eğmeyeceğiz.”

    CAMİ VE CEMEVİ YÖNETMELİĞİ ARASINDAKİ FARK, AYRIMCILIĞI GÖSTERİYOR

    Yönetmeliğe bütün olarak bakıldığında bir ayrımcılık olduğunun açık bir şekilde görüldüğünü söyleyen Av. Cafer Koluman, cemevi yönetmeliğini, cami yönetmeliği ile karşılaştırdı.

    Koluman, “Elimizde camilerin bakım, onarım, temizlik ve çevre tanzimi yönetmeliği var. Bu yönetmelikte ise cemevlerinin sadece aydınlatma giderleri var. Camilerin bakım, onarım, temizlik, çevre yönetmenliğine bakıldığında kapsam daha geniştir ve birden fazla kurumla muhatapsın. Aynen şöyle ifade eder. ‘Bu yönetmeliğin amacı başta tarihi turistik eserler niteliği, vakıf, cami, mescitler olmak üzere diğer cami ve mescitlerin bakım, onarım, temizlik, çevre tanzimi, güvenlik hizmetleri, ilgili esasların kurum ve kuruluşlar arasında yetki ve görev alanları üzerinde düzenlenecek koordinasyonu sağlamak.’
    Bakın cemevine aydınlatma gideri ile ilgili sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ismi geçiyor, ama camilerin bu yönetmeliğinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürü, Valilikler, Belediyeler… Birden fazla muhatap ve birden fazla sahiplenme var. Ne geçiyor camilerden? Onarım, bakım, temizlik, çevre tanzimi, aydınlatma, su ihtiyacı, güvenlik, turizm, mahya kurdurma (iki minare arasına konulan ışıklı yazı). Yani birden fazla hizmet için. Ama cemevine baktığında bile aradaki farkı görüyorsunuz. Kabul etmediğimiz halde burada bir ayrışma var, bir ayrımcılık var.
    Şayet niyetleri gerçekten de iyiyse gerçekten de Alevi toplumunun hizmetine uygun, Alevi toplumunun inancına uygun bir hizmet verilecekse o zaman burada sadece aydınlatma giderleriyle sınırlı tutmamaları gerekiyor. Bakın yine şerh düşüyorum. Bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmediğimizin altına şerh düşerek belirtmek kaydıyla bu yönetmelikte bile bir iyi niyet olmadığını asimilasyon politikası olduğunun açık kanıtıdır” diye konuştu.

    “YÖNETMELİKLE CEMEVİ BİNASINDA BİLE AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    Cemevindeki aydınlatmanın bile sınırlı tutulduğuna dikkat çeken Av. Koluman, şöyle devam etti:

    “Cemevi içinde bile bir ayrışma yaparak bir ayrımcılık yaparak sınırlı sayıda yerlerin aydınlatma giderlerini kapsayacak bir yönetmelik olduğunu ifade etmek isterim. Kurban kesim yeri, aşevi, morg, gasilhane, görevli odası, taziye salonu ve diğer bölümlerden oluşan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından tespiti yapılan cemevlerinin aydınlatma giderleri. Yine Alevi toplumuna hoş görünmek için bu yerlerin aydınlatma giderleri ayrı bir abonelikle ibraz edilecek, diğer kalan kısımlar ise ayrı bir abonelik oluşturularak cemevlerinin kendi bütçesinden ödenecek. Burada bile bir ayrımcılık var. Aydınlatma gideriyle sınırlı tutmakla birlikte bir ayrımcılık olduğu kadar, aynı zamanda az önce saymış olduğum bölümleri kapsayacak bir yönetmelik düzenlemekle cemevinin kendi binasında bile bir ayrımcılık var.

    Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’nde bir algı yaratmak için bir geçici hüküm olduğunu belirten Cafer Koluman, “Bu yönetmeliğin yürürlük tarihinde mevcut olan cemevleriyle yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içerisinde bir inşaatına başlanacak olan cemevinin aydınlatma giderlerinin ödenmesinde sayaçların ayrışma şartı, 31 Aralık 2028 tarihine kadar uygulanmaz. Bu tarihe kadar tek abonelik üzerinden devam etsin. 31 Aralık 2028’den sonra ise saymış olduğumuz bölümlerin aydınlatma giderleri ayrı bir abonelikle devam etsin. Geri kalan kısım ise ayrı bir abonelikle devam etmesi koşuluyla cemevinin kendi bütçesinden ödensin. Bunu şimdilik ertelemişler” dedi.

    “CEMEVLERİNİ TANIMLAMAK DEVLETİN, BAKANLIĞIN İŞİ DEĞİLDİR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Alevilerin de kamu bütçesinden faydalanma hakkı olduğunu hatırlatarak, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve yasal statüye kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

    “Cemevlerini tanımlamak, Kültür Turizm Bakanlığı’nın işi değildir, devletin işi değildir” diyen Koluman, şu ifadeleri kullandı:

    “Cemevlerini tanımlamak bu inancı yaşayanların, Alevi toplumunun hakkıdır. Biz her daim Alevi toplumunun gerek örgütsel bağlamda, gerek bireysel bağlamda, gerek toplumsal bağlamda, cemevleri yasal statüye kavuşuncaya kadar, Aleviler bu ülkede eşit vatandaş oluncaya kadar, her daim demokratik hak mücadelemizin devam edeceğini belirtmek isteriz.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Av. Koluman’dan, AKD Başkanı Yılmaz’a verilen hapis cezasına tepki: Kararı kınıyoruz -VİDEO

    Av. Koluman’dan, AKD Başkanı Yılmaz’a verilen hapis cezasına tepki: Kararı kınıyoruz -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz hakkında verilen mahkeme kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Koluman, “Alevi mücadelesi yürüten Seher Başkanın her daim yanında olduğumuzu ve mahkeme kararını kınadığımızı bir kez daha ifade etmek isteriz” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi Başkanı Yılmaz Demirdelen ve diğer yöneticiler, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’yla görüşmesi ve yolsuzluk yaptıkları iddiası ile AKD Genel Merkezi tarafından 8 Ocak’ta görevden alınmıştı. Bunun üzerine AKD Antep Şubesi’ne geçici yönetim atanmıştı. Yılmaz Demirdelen ve yönetim kurulu üyeleri, 22 Şubat’ta mahkemede ifade vermişti.

    Gelinen aşamada Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Antep Şube Başkanı olarak atanan Hasan Çolak hakkında “İhtiyati Tedbire Muhalefet” nedeniyle hapis cezası verildi ve 1 Mart 2024’te Ankara’da yapılan duruşmada Yılmaz ile Çolak hakkında 3 gün disiplin hapsi cezası uygulanması yönünde karar çıktı. Alevi Kültür Dernekleri’nin ihtiyati tedbir kararına yönelik yaptığı itiraz talebi, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, verilen karara itiraz ederek Şengünlü’nün yanında olduklarını söyledi.

    Koluman, “Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz hakkında geçen gün mahkeme kararı yerine getirmeme kararı ile üç günlük gün hapis cezası kararı verilmişti. Öncelikle bu kararı buradan kınamak istediğimizi belirtmek isteriz ve Seher Başkanın her daim yanında olduğumuzu da belirtmek isteriz” dedi.

    Koluman, “Geçtiğimiz aylarda Alevi Kültür Derneği Antep Şube Yönetimi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile bir görüşme gerçekleştirmişti. Yapılan bu görüşme ise Genel Başkanın rızası olmadan, izni, bilgisi olmadan yapılan görüşmeydi. Sonuçta yapılan bu görüşme dernek tüzüğüne aykırı olmasından kaynaklı Seher başkan da genel merkez yönetimi olarak AKD Antep Şube yönetimini komple görevden almıştır. Oradaki eski yöneticiler bu kararın iptali için Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tedbir istemli dava açmışlardı. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi iki üç gün içerisinde tedbiren göreve iadesine karar vermişti” diye konuştu.

    “KARAR SAKAT BİR KARAR”

    Av. Cafer Koluman şöyle devam etti:

    “Şimdi tabi bu karar da sakat bir karar.  Aslında boşa çıkartılması gereken bir karar. Bu kararda bir boşluk olması nedeniyle Seher Başkan ve Genel Merkez Yönetimi, bunu kendi tüzükleri gereği, tüzüğün emrettiği şekilde yerine getirmemişlerdi. Yeni bir yönetim belirlemişlerdi. Ve bu yeni yönetim boşa çıkmaması için haliyle gücünü Anayasadan alan, tüzüğün gereğini yerine getirdiğinden dolayı bu kararı boşa çıkarmışlardı. Buna istinaden eski yöneticiler mahkeme kararını yerine getirememekten kaynaklı Seher Başkan hakkında suç duyurusunda bulunuyorlar. Bundan kaynaklı da Seher Başkanın maalesef haksız ve hukuksuz bir uygulamaya maruz kaldığını belirtmek isteriz.”

    “HER DAİM YANINDAYIZ”

    Mahkeme kararına tepki gösteren Koluman, Şengünlü’nün yanında olduklarını söyleyerek, “Biz Alevi kurumları olarak, Alevi toplumu olarak demokratik mücadele yürüten, Alevi mücadelesi yürüten Seher Başkanın destekçisi olduğumuzu ve bu kararı kınadığımızı, her daim yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isteriz” ifadelerini kullandı.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’a hapis cezası!

  • ‘Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon kurumudur; Aleviler bu çatının altında olmamalı!’-VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon kurumudur; Aleviler bu çatının altında olmamalı!’-VİDEO

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilerin asimilasyonunda kullanılacak projelerden biri olduğunu belirten PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, devlete bağlı bir yapıdır. Tüm Alevilere çağrımız; bu yapıya karşı dikkatli olalım onurluca hareket edelim ve asla bu yapının çatısı altında olmayalım” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor. İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI, ALEVİLER AÇISINDAN BİR KAZANIM DEĞİL”

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının Aleviler açısından bir kazanım olmadığını belirten Cafer Koluman, “Biz Alevi örgütleri ve Aleviler olarak her daim kendi inancımızı, kendi özgün, özerk kimliğiyle birlikte ve hiçbir müdahale olmaksızın kendi özgünlüğümüzü var edici şekilde ve bunu da yasal korumalar altına alınacak şekilde yaşamak isteriz ve bunun mücadelesini yıllarca veriyoruz. Biz bugün bu ülkede açık bir şekilde asimilasyon kurumu haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’na nasıl karşıysak bu şekilde kilit uygulamaya karşı olduğumuzu ve Alevilerin bir anlamda ‘Alevi Diyaneti’ gibi bir kurum oluşturdukları kuşku götürmez bir gerçekliktir. Bu devletin birinci yüzyılı geride kaldı, ikinci yüzyılının başlarındayız. İlk yüzyılda birçok Alevi katliamı yapıldı, birçok Alevi değerlerine devlet tarafından el konuldu, Alevi kimliği yok sayıldı, tek kimlik üzerine bir toplum modeli yaratılmaya çalışıldı ve halen de bunun sancılarını yaşıyoruz. Bu devletin bugüne kadarki yaklaşımında sadece göstermelik olarak bir laiklik ilkesi, hukuk devleti ilkesi ve demokratlık ilkesi eklendi ama bunu biz pratikte hiçbir şekilde göremedik. Bir taraftan laiklik ilkesine atıf yaparken diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olması ciddi anlamda bir sıkıntı” diye ifade etti.

    “DEVLETİN ALEVİLER ÜZERİNDE DERİN PROJELERİ VAR!”

    Koluman, devletin Alevileri yönelik asimilasyonda derin projeler üreterek bu süreci nihai başarı ile sonuçlandırmak istendiğini belirterek, “Anayasada, anayasal bir hüküm gereği olan ‘zorunlu din dersi’ uygulaması olması da aynı şekilde laiklik ilkesiyle ne kadar uyuşmadığını açık bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla yıllardır farklı etnik kimlik, farklı inanç, farklı dil dediğimiz ve bu ülkede yaşayan Aleviler üzerinde sistematik bir şekilde kanlı ve kansız bir şekilde asimilasyon politikaları devam ediyordu. Ama bu asimilasyon politikalarına karşı da Alevi toplumu da gerçekten de mücadele kimliği, her daim atalarından, dedelerinden, analarından almış olduğu miras gereği de boyun eğmeme, biat etmeme ve mücadele kimliği de her koşulda devam ettirdi. Bugünkü süreç itibariyle Alevi toplumu eksik de olsa sonuçta örgütlü bir toplumdur. Örgütlü bir toplum haline geldiğinden dolayı örgütlü bu toplum üzerinden, örgütlü yapı üzerinden her türlü haklarını talep edebilecek bir noktadadır. Devlet aygıtı, yani Alevilerin bu örgütlenme, mücadele modelini eskiden beri tehlikeli gördüğünden dolayı sürece uygun bir şekilde ‘nasıl bir asimilasyon politikası geliştirebilirim’ diye derin bir plan yaparak bugün önümüze koydukları yaklaşım da tam da sürece uygun bir yaklaşımdır. Yıllardır asimilasyon politikasında başarılı olunmuş mu? Kısmen de olsa başarılı olmuş. Ama buna rağmen halen derin köklü bir geçmişi olan Alevi toplumu bugüne kadar hala ayaktaysa, halen yaşıyorsa, halen bu kimliğin mücadelesini veriyorsa devletin aslında tam da istediğini hayata geçiremediğinin açık kanıtıdır. Bunu tam anlamıyla hayata geçirebilmek için nasıl bir yol yöntem izleme konusunda derin projeler üretmişlerdir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER, SADECE YAŞADIĞI ÜLKEDE EŞİT MUAMELE GÖRMEK İSTİYOR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının yüzyıllık bir geleneğin bugüne yansıması olduğunu dile getiren Koluman, “9 Kasım 2022 tarihinde jet hızıyla bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlandı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir başkanlık oluşturuldu. Biz yıllardır yüksek sesle haykırıyoruz Alevilerin talebi bu değil, böyle bir beklentimiz yok. Eğer tanıyacaksanız Alevi kimliğimizi tanımanız gerekiyor, bu ülkede bir birey olarak eşit şartlar dahilinde eşit muamele görmek istiyoruz. Kendi kimliğimizi, kendi inancımızı yaşamak istiyoruz. Hiçbir müdahaleye gerek olmaksızın sadece yasal haklardan sıradan bir vatandaş hukuk çerçevesinde nasıl faydalanıyorsa Aleviler de bunu istiyor. Çok fazla bir şey de istemiyor, yaşadığı ülkede eşit muamele görmek istiyorlar. Jet hızıyla kararnameyi gördükten sonra tabii ki bir kadro oluşturulacak, bir başkanlık verilecek ve buna yakın da bir takım paravan Alevi örgütleri ve kendilerine yandaş dedeler oluşturmuşlar” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİR ASİMİLASYON KURUMUDUR”

    Koluman, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir ‘asimilasyon kurumu’ olduğunu sözlerine ekleyerek, “Onlar üzerinden Alevi değerlerini kullanarak Alevilerle bir şekilde bir kafa-kol ilişkisi yaratarak böyle bir başkanlık oluşturdular. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerden destek almadığı müddetçe sadece kağıt üzerinde oluşturulan bir yapıdır. Bu yapının sürece uygun bir asimilasyon kurumu olduğu açık ve kuşku götürmez bir gerçekliktir. Bugün geldiğimiz süreç itibariyle baktığımızda önceden Alevi kökenli birisi başkanlık yapıyordu onu değiştirdiler, şimdi de ülkücü kökenli ve Alevi olduğunu iddia eden Ali Rıza Özdemir diye birini başkan yaptılar. Ali Rıza Özdemir’in geçmişini bütün Alevi toplumu biliyor ve kime hizmet ettiği de ortadadır. Dolayısıyla şu an bu yapı Alevi kesimine hizmet eden, kazanım sağlayan bir yapı olmadığı gibi orada bulunanların Alevi toplumuna zerre kadar bir katkısı bulunmamaktadır. Tam tersi iktidarı besleyen bir güç haline gelmiştir ve bu yapı Alevi toplumunda karşılık bulamayacaktır” diye konuştu.

    “ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NDA HİZMET EDEN DEDELER ALEVİ TOPLUMUNA HİZMET ETMEYECEKTİR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevileri asimilasyon politikasına maruz bırakmak ve tümden Aleviliği silmek adına oluşturulan bir proje olduğunu dile getiren Koluman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yapıdan sonra tekrar Türkiye’de bulunan bütün cemevleri tek tek gezdiler. Diyarbakır’a da geldiler, buradaki cemevine de geldiler. İhtiyaçlarınız nelerdir? Abonelikleri verin su aboneliği, elektrik aboneliği verin. Biz kurum bünyesinde bu sorunları çözmeye çalışacağız dediler. Alevilerin elektrik borcunun, su borcunu ödenmesi gibi bir derdi yok ki. Yıllardır sanki bu faturaları ödeyen bir güç mü vardı? Kendi yağıyla kavrulacak bir şekilde de olsa Alevi toplumu zaten bunun bedelini hep ödüyor. Dolayısıyla bu şekilde bir yaklaşımla cemevlerini ve Alevi toplumunu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlamayı hedeflediler. Ama bu hedeflerinde istedikleri noktaya varamadılar. Şu an bu yapının içerisinde ciddi bir çatışma, ciddi bir sıkıntı olduğunu da biliyoruz. Çok uzun zaman boyunca götüremeyeceklerini de biliyoruz.

    “DİKKATLİ OLMALIYIZ, BU YAPININ ÇATISI ALTINDA OLMAYALIM”

    Dolayısıyla biz eskiden beri nasıl mücadelemize devam ediyorsak aynı doğrultudayız, aynı yerdeyiz. Aynı şekilde Alevilerin haklı taleplerini yerine getirmesi konusunda hükümete her daim çağrımızı yapacağız, her daim demokratik hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz. Dedelere de maaş bağlanması konusunda çok sınırlı sayıda da olsa bağlanan vardır. Buradan demokratik Alevi kamuoyuna ve dedelere, analara çağrımız şu ki oluşturulan bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir yapıdır. Dolayısıyla devlete bağlı bir yapıdır, burada hizmet edecek dedeler Alevi toplumuna hizmet etmeyecektir. Aleviler bin yıldır, kendi geleneğiyle, kendi öğretileriyle, kendi değerleriyle kendini var edebilmiş bir toplumdur, mücadele geleneği vardır, biat etmeme geleneği vardır. Bu yapıya mensup olan her bir Alevi, her bir dede biat etmiş sayılır ve Alevi toplumuna zerre kadar faydası olmaz. Alevi toplumunu ezmeye yönelik, Alevi toplumunun asimilasyonuna yönelik bir politikaya hizmet etmiş sayılır. Dedelere, analara, tüm Alevilere çağrımız şudur ki ve bu yapıya karşı dikkatli olalım. Onurluca hareket edelim, asla bu yapının çatısı altında olmayalım.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO
    41-‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO
    42-‘Maaşı kabul eden dedeler Alevi hakikatini ayaklar altına alıyor’-VİDEO
    43-İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO

     

  • ‘ÇEDES tehlikesiyle karşı karşıyayız; Diyanet yaşamın bütün alanına müdahale ediyor!’-VİDEO

    ‘ÇEDES tehlikesiyle karşı karşıyayız; Diyanet yaşamın bütün alanına müdahale ediyor!’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkez Hukuk Sekreteri Cafer Koluman, iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımladığı okullara imam atanması uygulamasına karşı güçlü bir şekilde karşı konulması çağrısı yaptı. Koluman, “Diyanet bugün artık beşikten başlayıp ölene kadar bu ülkede yaşayan bir insanın bütün alanına müdahale eden bir yapı haline gelmiştir” diye konuştu.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkez Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, çocukların ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemeyeceğini dile getirerek, bu süreçte güçlü bir karşı koyuşla bundan geri adım attırılması çağrısında bulundu.

    “PROTOKOLÜN KAPSAMI GENİŞ TUTULDU, KALICILAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Eğitime aykırı olan protokolün kapsamının genişletildiğini ve kalıcılaştırılmak istendiğini söyleyen Koluman, “Esasında bunun geçmişi de var. Geçmişte ikili protokol şeklinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan bir protokoldü. O zaman biraz dar tutulmuştu. Bu dar tutulma kapsamında sadece orta okullara yönelik yani Diyanet İşleri Başkanı’nın dini insanlar üzerinden, imamlar üzerinde ortaokulda eğitim gören öğrencilere müdahale hakkı tanınmıştı. Çok hayat bulmadı. Ancak devam eden süreçte bu protokol biraz daha geniş tutuldu. Şimdi esasında bu uygulama başta Aleviler olmak üzere Türkiye’de yaşayan, bu ülkede yaşayan bütün çocuklar için, bütün gençler için gerçekten de gereksiz bir uygulama olduğunu, zarar verici bir uygulama olduğunu ve çocukların geleceğinin resmen çalındığını, ipotek altına alınan bir gelecek olduğunu belirtelim. Bu uygulama hukuk devleti ilkesine aykırı bir uygulamadır. Bu uygulama laiklik ilkesine aykırı bir uygulamadır. Bu uygulama her şeyden önce demokrasiye aykırı bir uygulamadır” dedi.

    “DİYANET, YAŞAMIN BÜTÜNÜNE MÜDAHALE EDİYOR”

    Koluman, Diyanet’in yaşamın bütün alanına müdahale eden bir yerde konumlandığını ifade ederek, “Yıllardır diyoruz ki zorunlu din dersi uygulaması bu ülkede yaşayan Aleviler olsun, farklı inanca, farklı düşünceye mensup milyonlarca insanların haklarını ihlal eden bir uygulama olduğundan dolayı hukuk devleti ilkesine, laiklik ilkesine aykırı bir uygulamadan dolayı yıllardır devam eden bir mücadelemiz vardır. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle artık zorunlu din dersi uygulamasını geçtik, gittikçe yaşamın her alanı Diyanet İşleri Başkanı’nın açık alanı haline getirilmiştir. Diyanet bugün artık beşikten başlayıp ölene kadar ülkede yaşayan bir insanın bütün alanına müdahale eden bir yapı haline gelmiştir. Derhal kaldırılması gerektiğini ve bunun yaşam alanından çıkartılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim” şeklinde konuştu.

    “ÜLKEYİ SARMIŞ BİR TEHLİKEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Koluman şöyle devam etti:

    Bütün ülkeyi sarmış bir hal alan bir uygulamayla, bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Başlangıçta bu üçlü protokol kapsamına yani ÇEDES uygulaması kapsamında ilkokul, ortaokul ve liseler için geçerliydi. Ama görüyoruz ki artık ana sınıfına kadar indiler ve ana sınıfında bile artık mescit açmak zorunda olur. Sözüm ona gençlerin, kişisel gelişimi, ruhi gelişimi, dünyevi gelişimi, sağlıklı bir nesil yetiştirmek adına imamların orada bulunmasında maneviyatına müdahale etmesine fayda olduğunu düşünüyorlar. İmam kendi işini yapsın. Eğitimci kendi eğitimini versin. Eğer böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsa demokratik çerçevesinde pedagoglar, sosyologlar, psikologlar, rehberlik danışmanları var. Sen bunları daha güçlü bir hale getirebilirsin. Atanamayan binlerce, milyonlarca öğretmen var iken zaten kadro fazlası imamların gelip eğitime müdahale etmesi gerçekten de insan haklarına aykırı bir durum olduğunu belirtmek isterim.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Eğitim sendikaları, demokratik kitle örgütleri ile bu süreçte topyekun bir karşı koyuşun örgütlenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Koluman, “Bu uygulamanın iptal edilmesi hususunda sivil toplum örgütleri, muhalefet partileri çokça itiraz geliştirdi ama hükümetin bu konuda bir geri adım attığı yok. Gittikçe, gittikçe daha da bu işi karmaşık bir hale getiriyorlar ve yine bildiklerini okuyorlar. Siz hukuka aykırı bir şekilde üçlü bir protokol ve hukukta bir karşılığı olmayan anayasada bir karşılığı olmayan tümden siyasi bir nedenle bir yaklaşım sergileyerek üçlü protokol getirerek yani ülkenin her bir tarafını kuşatma altına alıyorsunuz, şeriat hükümlerini uygulamaya çalışıyorsunuz. Dolayısıyla biz buradan karşı olduğumuzu belirtmek isteriz. Yasal, demokratik tüm haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Gerek demokratik kamuoyuyla ortaklaşarak, gerekse de kendi kurumlarımız üzerinden, kendi toplumumuz üzerinden bunun mücadelesini her platformda gücümüzün yettiği oranda vermeye çalışacağımızın bir kez daha bilinmesini istiyoruz” diye konuştu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

  • Koluman: Demokratik ülke ve laik eğitim isteyen herkesi mitinge bekliyoruz-VİDEO

    Koluman: Demokratik ülke ve laik eğitim isteyen herkesi mitinge bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu süreçte muhalif düşünen, farklı yaşayan herkesin kuşatma altına alınarak tek tipleştirilmeye zorlandığını söyleyerek, 10 Aralık’ta tüm toplumsal kesimi “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine davet etti. 

    Eğitim sisteminin, okullarda Diyanetin ve tarikatların istekleri doğrultusunda uygulamalar olması toplumda infial yaratıyor. Oluşan büyük tepkiler üzerine Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Mitinge ilişkin ilişkin PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Alevilerin yıllardır laik eğitim ve demokratik bir Türkiye modeli oluşturmanın mücadelesini verdiğini söyledi.

    Koluman, “Biz bu mitingin ilk ayağını 16 Eylül 2023 tarihinde İzmir’de gerçekleştirdik. Çünkü takdir edersiniz ki Alevi hareketinin getirmiş olduğu demokratik mücadelenin bir sonucuydu. Laikliği boğmaya çalışan bir modelle karşı karşıya kaldığımızdan dolayı ve yeni gelen bu model karşısında en çok da Aleviler, Alevi toplumu zarar gördüğü için böyle bir miting tertiplemeyi hedefledik” dedi.

    “SOKAĞA ÇIKMADIĞIMIZ SÜRECE DEMOKRATİK KAZANIMLAR KUŞATILIYOR”

    Demokratik alanlar ve kazanımların mücadele edilmediği sürece kuşatma altına alınacağını söyleyen Koluman, “Devam eden süreçte artık sokağa çıkmak gerekiyor. Sesimizi yükseltmek gerekiyor. Çünkü sokağa çıkıp sesimizi yükseltmediğimiz müddetçe gerçekten de demokratik alanlar, demokratik kazanımlar her taraftan bu egemen sistem tarafından kuşatma altına alınmış bulunmaktadır. Dolayısıyla 10 Aralık’taki miting de bu anlamda önemli, önemsenmesi gerekir. Temel sloganımız şudur: ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam ve Demokratik bir Türkiye’ modeli yaratmak için 10 Aralık’ta demokratik kitle örgütleri ve Alevi örgütleriyle birlikte Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda bir buluşma gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ VE ÇEDES SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL!

    Koluman, yaşanan sürecin tüm toplumsal kesimlerin sorunu olması gerektiğini dile getirerek şöyle devam etti:

    “Bu ülkede yaşanan bu süreç, sadece Alevilerin sorunu değildir. Biz bu devlette laik bir eğitim sistemi olduğundan bahsedemeyiz. Bir kere zorunlu din dersinin olması laiklik ilkesine karşı bir uygulama olduğunu yıllardır söylüyor ve bunun mücadelesini yürütüyoruz. Bir taraftan zorunlu din dersinin kaldırılması mücadelesini verirken diğer taraftan maalesef bütün eğitim kurumlarının neredeyse zorunlu bir din dersi haline getirecek uygulamalarla karşı karşıya kaldığımız belirtmek isterim. Bu son derece tehlikeli ve sıkıntılı bir durumdur. Dolayısıyla bu anlamda önemlidir. Laik eğitim, insanca yaşam, eşit yurttaşlık ve demokratik bir Türkiye’nin mitingini gerçekleştirmek, Kadıköy’de bunu gerçekleşmek önemlidir. Bu sorunun sadece Alevi toplumunun sorunu olmadığı, Alevi kurumlarının sorunu olmadığının buradan bilinmesini istiyoruz ve sahiplenilmesini istiyoruz.”

    “DEMOKRATİK ÜLKE VE LAİK EĞİTİM TALEBİ OLAN HERKESİ MİTİNGE DAVET EDİYORUZ”

    Demokratik ülke ve laik eğitim talebi olan tüm toplumsal kesimlere mitinge davet eden Cafer Koluman, “Bu ülkede yaşayan, ben insanım ve insanca eğitim görmek istiyorum, insanca yaşamak istiyorum, adil bir yargılama görmek istiyorum diyen her bir insanı yakından ilgilendiren bir sorundur. İçinde bulunduğumuz süreç, herkesi yani  bu ülkede muhalif düşünen, farklı düşünen, farklı yaşayan herkesi kuşatma altına almaktadır ve tek tipleştirmeye zorlayan bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu belirtmek istiyoruz. 10 Aralık’ta tüm demokratik kamuoyunu, farklı düşünenleri, parasız eğitim görmek, anadilime sahip çıkarak eğitim görmek istiyorum , eşit bir vatandaş olmak istiyorum diyen herkesi bu mitinge davet ediyorum” şeklinde konuştu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    PİRHA- HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’nı aşan bir çalışma yaparak yürüteceklerini vurgulayarak, “Bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yeni dönemde yan yana durarak taleplerimizi de direnişimizi de ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, milletvekilleri Çiçek Otlu, Celal Fırat, Ceylan Akça Cupolo, Sinan Çiftyürek, Halide Türkoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’ni ziyaret etti.

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bizim toplum gerçekten çok büyük problemler yaşıyor şu an. Özellikle yıllarca Alevilik inancı gereği için mücadele ediyoruz ama devlet şu an bir Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Parayla Alevileri rehin almaya gayret gösteriyorlar. Herkes AKP’nin nasıl bir politika yaptığını, ne yapmak istediğini çok iyi algılıyor. Biz diyoruz cemevlerimizi ibadethane kabul görsün ama onlar yeni sorunlar çıkartmaya gayret gösteriyor. Bu ciddi bir sorun. Alevi toplumu bu oyuna gelmeyecek. Alevi toplumu şu an tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Özellikle köylerimizde çok baskı oluşturuyorlar” diy ekonuştu.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman ise, HDP döneminde hem tüzük hem de program bağlamında Alevilere yönelik politikaların olduğunu dile getirerek, “Ama bunu somutlaştırmak lazım. Bu prafik alana pek yansımadı. Dolayısıyla bizim HEDEP’ten beklentimiz şudur. Programda olduğunu, Alevi Masasında olduğunu da biliyoruz. Önemli olan bunun pratiğe yansımasıdır” diye konuştu.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı da, tüm ötekilerin bir araya gelip hem sevincini hem üzüntüsünü paylaşması gerektiğini belirterek, “Bu bağlamda 10 Aralık’ta yine ‘Laik eğitim, İnsanca yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle tüm ötekileştirilenlerle beraber orada isteklerimizi dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

    “YAN YANA DURARAK DİRENİŞİMİZİ BÜYÜTELİM”

    Ziyarette konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, doğruyu görünür kılmak gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

    “Başta Aleviler olmak üzere Kürtlerle birlikte ezilen, sömürülen, hak hukuk arayan bütün etnik ve inanç gruplarının demokratik siyasetle mücadele edecekleri tek zemin bu zemindir. Politik yaklaşmıyor, çıkarsal, nicelikler bir yaklaşım yok. Bir nitelik olarak görülüyor. Ciddi bir mağduriyet var. Hala eşit haklar karşılanmış değil.

    Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’ şeklinde değil, bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yakın zamanda da bir çalışma yürüttük. Büyük çalıştay yapmayı da düşünüyoruz. Aleviler ne istediklerini, nasıl istediklerini, ne olması gerektiğini ortaya koysunlar. Siyaset bunu dinlendirsin. Dönemin biraz daha ortak birlikte mücadele etmek, yan yana durmak taleplerimizi de direnişimizi de, duruşumuzla ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından ziyaret-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti. Dernek  yöneticileri adaylara, “Bizim sesimiz olacak ve bizi temsil edeceksiniz” diyerek taleplerini ilettiler.

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır milletvekili adayları Halide Türkoğlu, Cengiz Çandar ve HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan, PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi’ni ziyaret etti.

    Çok sayıda kişi tarafından karşılanan Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ile seçime dair sohbet edildi.

    “MECLİSE GİTTİKTEN SONRA BİZİ UNUTMAMANIZI İSTİYORUZ” 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Yeşil Sol Parti adaylarına taleplerini iletti. Atlı, AKP-MHP hükümetinin, Alevi sorununu daha da derinleştirdiğinin altını çizerek, “Mevcut hükümet, Alevileri yok saymakta. Cemevlerimizi ibadethane olarak görmemekteler. Hatta ‘cümbüş evi’ olarak görüyorlar. Buna istinaden kalkıp bir gecede bir yasa çıkarıyor ve bizi Kültür Bakanlığı’na bağlıyor. Biz sadece bir kültür değiliz. İtirazlarımızı da dile getirdik ancak yasa çıktı. Bu konuda çoğunluk sağlamanız bizim için çok önem arz ediyor. Çünkü bir nebze bizim sesimiz olacak ve bizi temsil edeceksiniz. Meclise gittikten sonra bizi unutmamanızı istiyoruz. Bir telefon kadar bize yakın olmanız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “MECLİSE OTURMAYA GİTMİYORUZ”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Adayı Cengiz Çandar ise konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkilerine işaret ederek şunları söyledi:

    “Biz zaten bir mücadele partisiyiz. Bu mücadelenin arkasında faili meçhuller, tutuklu eş başkanlar, milletvekilleri, belediye başkanları ve daha birçoğu var. Şimdi bu mücadeleyi meclise taşımaya gidiyoruz. Oraya oturmaya gitmiyoruz. Diyanet tabii çok önemli bir şey fakat bu çok köklü bir kurum. Şeyhülislam’ın devamı… Bunun neye yaradığını görüyoruz. İşte AKP gibi Sünni, Hanefi itikadından gelen bir karar verme mekanizmasının, bütün imamlara siyaset yaptırması, her yerde aynı hutbe okutuluyor falan… Tamamıyla siyasi bir araç haline gelmiş bir Diyanet var. Yeşil Sol Parti’nin en tepesindeki isimlerden biri de Alevi biliyorsunuz. İnşallah sizin taleplerinizi Dersimli Alevi bir cumhurbaşkanının bulunduğu bir sistem içinde gündeme getiririz.”

    “YENİYİ İNŞA ETME NOKTASINDA İDDİALARIMIZ VAR”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Adayı Halide Türkoğlu da ‘Demokratik Ulus’ perspektifi ile birçok kesimi bir araya getirdiklerini belirterek şunları kaydetti:

    “Şimdi ‘bu bir tarihi seçimdir’ derken sadece diktatörleri ve faşizmi göndermek yetmiyor. “Gerçekten demokratik bir cumhuriyeti nasıl inşa edebiliriz noktası önemli. Demokratik cumhuriyet meselesinde hepimizin bir şekilde elini taşın altına koyması gerekiyor. İktidarın oluşturduğu çok ciddi bir kutuplaştıran siyaset biçimi var. Nefret söylemleri topluma da ister istemez yansıyor. Bizler en azından şunun teminatını verebiliriz; Yeşil Sol Parti yönetim mekanizması tam da bunların zıttında yer alan, üçüncü bir yol olan, esas hedefinin demokratik ulus gerçekliği olan bir parti.

    Bu kadar siyasetçi, basın çalışanı, farklı yapılardaki kurumlar gözaltına alınırken durmadan birbirimizin yerini doldurabiliyorsak bu da örgütlü, toplumsal gerçekliğimizden gelen bir şeydir. O yönüyle de 14 Mayıs’tan sonrası için inanıyorum ki her bir cepheden aslında biz bu faşist iktidarı göndereceğiz ama mevcudun yerine değil, yeniyi inşa etme noktasında iddialarımız var. Mesela Diyaneti kaldıracağız. Onun yerine ‘üst kurul’ dediğimiz inançların üst kurulunu oluşturacağız ve bunu aynı zamanda kadın erkek eşitliğini sağlayarak yapacağız. Sadece inançları bir alana sıkıştırmadan daha toplumsal şekilde yapacağız.”

    “HDP İLK DEFA DİYANETE DOKUNAN BİR SİYASİ YAPI OLDU”

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman ise Alevilerin, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de her daim kıyım, katliam, imha ve inkar politikasına maruz kaldığını belirtti. Koluman, son 20 yıllık süreçte daha da katmerleşen bir politikaya maruz kalındığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı laik bir ülkede olmaz. 9 bakanlığın bütçesine eş bir bütçeye sahip Diyanet. Yani devlet içerisinde devlet yapılanmasına sahip. Dolayısıyla biz bu ülkede Alevice yaşamaya hiç sahip olmadık. Ne zaman bir hak talep etsek sürekli bir ret, imha, ötekileştirme politikasıyla karşı karşıya kaldık. Bu bağlamda 3. yol olarak HDP ilk defa Diyanete dokunan bir siyasi yapı oldu. Parti içerisinde bir Alevi masası oluşturdu ve bütün çalışmalarında Aleviliğin bir inanç olarak tanınması konusunda birçok proje geliştirdi.

    Alevilerin temel haklarını güvence altına alacak, cemevlerinin statüye kavuşturulması, zorunlu din derslerine son verilmesi, Alevi asimilasyonunun son bulması konusunda hangi yaklaşım hizmet edecekse bizim de o yaklaşımdan dolayı tavır koyacağımızı kamuoyuna açık şekilde deklere ettik.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Av. Koluman: AKP iktidarı, kendilerine uygun bir Alevi modeli oluşturmaya çalışıyor-VİDEO

    Av. Koluman: AKP iktidarı, kendilerine uygun bir Alevi modeli oluşturmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın AKP iktidarının hayata geçirmek istediği Alevi asimilasyon politikasına yönelik bir çalışma olduğunu söyleyen PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Bu yeni bir şey değildi. Bin yıllık Alevi asimilasyon politikasını Cumhuriyet döneminin ikinci yüzyılına uyarlama politikasıdır” dedi.

    AKP-MHP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesine tepkiler sürüyor. Aleviler, hükümet eliyle Alevi inancının asimilasyona uğratılmak istendiğine vurgu yapıyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldı. Kadroya alınan isimler ise tartışmanın ayrı bir boyutunu oluşturdu.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın açılması ve yapılan atamalar hakkında konuştuk.

    “ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI, ASİMİLASYON POLİTİKASININ DEVAMIDIR”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın AKP iktidarının uzun yıllardır bir plan dahilinde hayata geçirmek istediği Alevi asimilasyon politikasına yönelik bir çalışma olduğunu söyleyen Cafer Koluman, “AKP iktidarı 9 tane Alevi çalıştayı düzenledi ama Alevilerin temel taleplerini karşılayacak bir açılım olmadığını gördük. AKP iktidarı döneminde Alevilerin sorunu giderek daha da karışık bir hal aldı ve AKP iktidarı döneminde Alevi asimilasyon politikası sürece uygun bir şekilde hayata geçirilmeye çalışıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın oluşturulması yeni bir şey değildi, bin yıllık Alevi asimilasyon politikasını Cumhuriyet döneminin ikinci yüzyılına uyarlama politikasıdır. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı oluşturulmadan önce bir buçuk yıl çalışma yürüttüler. Bu çalışma kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla Türkiye’de mevcut bütün cemevlerini karış karış gezerek devletin “şefkatli” elini uzatarak ‘biz sizi tanıyoruz, biliyoruz, cemevleri de ibadethanedir’ gibi algı yaratmaya çalıştılar ama bu hesap Alevilerin nazarında tutmadı” dedi.

    “KENDİLERİNE UYGUN BİR ALEVİ MODELİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Koluman, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, kanun hükmünde kararname ile kurulduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı oluşturuluyor bunu da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlıyor. İnancımız geçmişten beridir hep bağımsız yaşamış, üretken bir inançtır, her zaman kendini kendi küllerinden yaratan bir inançtır. dolayısıyla biz inancımıza müdahale edilmemesi, ibadethanemize müdahale edilmemesi anlamında bir yasal statü istiyoruz. Bir bakanlığa ya da başka bir kuruma bağlanma gibi bir talebimiz yok. Böyle bir yaklaşım gerçekten de bizim öğretimimizde, inancımızda, felsefemizde Alevi toplumunun bin yıllık değerlerine aykırı bir tutumdur. 9 Kasım’da yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 12 kişilik yönetimden oluşan bir il başkanı 11 kişinin de yönetim kurulu üyesi olacak şekilde ve 53 kadro tahsis edilerek tıpkı devlet memuru gibi bir başkanlık oluşturdular ve bunu oluştururken de gerçekten de Alevilerin taleplerini yok sayarak tamamen kendi çerçevelerine uygun bir Alevi modeli oluşturmaya çalışıyorlar. Artık Alevi toplumu da son süreç itibari ile daha örgütlü bir model haline geldi. 7 Alevi çatı örgütü ve Avrupa’daki Alevi kurumları dahil Hacıbektaş’ta açıkladığımız manifestomuzda eşit vatandaşlık hakkının güvence altına alınması, cemevlerinin güvence altına alınması, zorunlu din dersi uygulamasına son verilmesi, Hacı Bektaşi Veli Dergahı başta olmak üzere bütün Alevi dergahlarının Alevi toplumuna teslim edilmesi yönünde taleplerimizi dile getirmiştik. Şu anda aynı noktadayız ve bunun mücadelesini vereceğiz” diye belirtti.

    “SÜRECE UYGUN BİR ASİMİLASYYON POLİTİKASIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Deprem süreciyle birlikte Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atamaların yapıldığın ifade eden Av. Cafer Koluman, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yönetim kurulunu oluşturdular. Yönetim kuruluna baktığımız zaman Alevi kimliğine mensup olmayan kişilerin de orada görevlendirildiğini görmekteyiz. Sürece uygun bir asimilasyon politikası ile karşı karşıyayız. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan ilgili şahsın depremi fırsata çevirerek deprem bölgesinde meydana gelen zararlar nedeniyle cemevlerinden randevu isteyip cemevlerini geziyor, ne zararınız varsa biz karşılayacağız diyerek kendilerine alan oluşturmak istiyorlar. Bizim duruşumuz nettir. Bizim sizden gelecek bir desteğe ihtiyacımız yok. Eğer Alevi kimliğine sahipseniz öncelikle Alevi kimliğinize sahip çıkmanız gerekiyor Alevi kimliğinin temel talepleri bellidir. Bu taleplere karşı çıkan her kim olursa olsun bizim bir karşı duruşumuzun olduğunu herkesin bilmesini istiyoruz. Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun temel değerlerine saygı duymak ve Alevi inancının yaşatılması anlamında yasal statü istemek her daim bizim olmazsa olmaz talebimizdir” diye konuştu.

    Cihan BERK/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Cemevi yüzlerce depremzedeye hizmet veriyor-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevi yüzlerce depremzedeye hizmet veriyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli iki büyük depremden etkilenen Diyarbakır’da mağdur olan çok sayıda insan PSAKD Diyarbakır Cemevinde konaklıyor. Depremzedelere kapılarını açan cemevinin Başkanı Aydın Atlı, “Cemevinde yiyecek ve barınma ihtiyacını karşılıyoruz” dedi. Atlı, yardımların, depremden daha çok etkilenen illere gönderilmesi çağrısında da bulundu. 

    Merkezi Maraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, 6 Şubat sabahı 10 ilde yaklaşık 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi yıktı. Binlerce insan göçük altında yaşamını yitirdi, binlercesi de kurtarılmayı bekliyor.

    Enkazdan yakınlarını kurtarmayı bekleyen depremzedelere ise cemevleri kapılarını açtı.

    Diyarbakır’da da depremden etkilenen halk PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevini doldurdu. Depremzedelere sıcak yemek sunulurken gece de cemevinde konaklıyorlar.

    AYDIN ATLI: CEMEVİMİZDE YİYECEK VE BARINMA İHTİYACINI KARŞILIYORUZ

    Cemevinde PİRHA mikrofonuna konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Başkanı Aydın Atlı, deprem sonrası hemen cemevini halka açtıklarını söyleyerek, “Cemevinde yiyecek, giyecek, gıda temini yapıyoruz. Şu an Diyarbakır’da acil bir sıkıntımız yok. Barınma ve gıda ihtiyacını karşılıyoruz. Sadece burada yaşayan Alevilere değil dışarıda ihtiyacı olan herkese kapımız açık. Diyarbakır diğer illere göre biraz daha az etkilendi. Özellikle Adıyaman, Maraş, Antep, Malatya ve Antakya’da insanlar daha mağdur durumdalar. Bize gelen yardım taleplerini bu saydığım illere yönlediriyoruz. Çünkü oralardaki canların bizden daha çok ihtiyacı vardır” dedi.

    “YARDIMLAR DİĞER DEPREM BÖLGELERİNE GÖNDERİLSİN”

    Yardım yapmak isteyen insanlara seslenen Aydın Atlı, “Çok acil olmadıkça yardım gönderilmesin. Özellikle Adıyaman, Maraş, Antep, Antakya’ya bu yardımları ulaştırırılarsa seviniriz” çağrısında bulundu.

    CAFER KOLUMAN: ALEVİ KURUMLARI OLARAK KRİZ MASASI OLUŞTURDUK

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Diyarbakır Şubesi önceki Başkanı Av. Cafer Koluman, büyük bir depremin yaşandığına işaret ederek, ciddi bir organizasyon bozukluğu olduğunu kaydetti.

    Enkaz altında kalanların kurtarılmasında ekiplerin eksik kaldığını belirten Koluman, “Diyarbakır tarihinde ilk defa depremden çok etkilendi çünkü 20 civarında bina yıkıldığı söylenmekte. 100’ün üzerinde insanın hayatını kaybettiği ancak bu sayının daha da fazla olabileceği konuşuluyor. Deprem sonrası gücümüzün yettiği oranda PSAKD başta olmak üzere Alevi kurumları olarak kriz masası oluşturduk. Eş güdümlü çalışıyoruz. İnsanlarımız çok duyarlı. Hiç tanımadığımız insanların katkıları oluyor. Halk arasında bir kenetlenme var. Bütün deprem bölgelerinde cemevlerimizi 24 saat açık tutmaktayız. Yeme içme gibi hizmetler cemevinde yapılıyor. İnsanlar gece burada konaklıyorlar, barınıyorlar. Dışarıdan gelen katkılarla teme içme ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.

    DEDE MUSA KARGIN: CANLARIMIZI MAĞDUR ETMEDEN YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ

    Dede Kargın Ocağına bağlı, PSAKD Diyarbakır Cemevi dedesi Musa Kargın ise, “Deprem hepimizi yaraladı. Canını kaybeden, yaralanan canlar hepimizin canıdır, hepimizin acısıdır. Biz bu acıyı paylaşmakla mükellefiz. Cemevi olarak bizler imkanlarımız dahilinde hiçbir canımızı mağdur etmeden yardımcı olmaya çalışacağız. İnsanların kalacak yerlerini temin ettik cemevinde” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Avukat Koluman: Maraş Katliamı hâlâ bir kara kutudur, bir gizli ajandadır-VİDEO

    Avukat Koluman: Maraş Katliamı hâlâ bir kara kutudur, bir gizli ajandadır-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 44. yılı dolayısıyla PİRHA’ya konuşan PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, katliamın devletin Alevi asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu söyledi. Koluman, katliamın devletin denetimi ve kontrolünde yapıldığını ifade ederek, ekledi: Maraş Katliamı hâlâ bir kara kutudur, hâlâ bir gizli ajandadır.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Maraş Katliamı’nın 44. yılına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Maraş Katliamı ile yüzleşilmediğini ve hala katliam zihniyetinin değişmediğini vurgulayan Koluman, “Maraş Katliamı’nın 44. yıl dönümündeyiz. Bugünden geçmişe doğru bakacak olursak Maraş Katliamını esasında iki noktadan konuşmak gerekir. Bir katliamda neler yaşandı? İkincisi bu Maraş Katliamı neden yapıldı? 1978 yılı, 19 Aralık’ta başlayıp 26 Aralık’a devam eden ve tam bir haftayı kapsayan bir katliam zamanından bahsetmekteyiz. Dolayısıyla bu katliam sonucu resmi rakamlara göre 110 canımız katledildi. 500’ün üzerinde ev tahrip edildi, yağmalandı. 200’ün üzerinde neyse yine Alevilere ait iş yerleri yağmalandı ve tahrip edildi. O günden bugüne baktığınız zaman ne değişti? Katliam zihniyetinin halen değişmediğini anlamaktayız ve bu katliam gerçeğiyle yüzleşilmediğini açık bir şekilde görmekteyiz” dedi.

    “KATLİAM, DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKASININ BİR PARÇASI”

    Maraş Katliamı’nın devletin Alevi asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu belirten Koluman, şöyle devam etti:

    “Bu devlet şekillenirken tekçi bir yapı üzerine şekillenmiştir. Türk olacaksın, İslam olacaksın, İslam’ın da bir mezhebine mensup olacaksın, Hanifi mezhebi dediğimiz ve Türk tipi bir müslüman, Türk tipi bir laik olacak şekilde şekilleneceksin. Bunun dışındaki bütün unsurlar, yani Türk kimliğin dışındaki diğer etnik gruplar, Kürtler başta olmak üzere, Ermeniler, Çerkezler, Lazlar hepsi yok sayılmıştır. Devlet aygıtı dediğimiz aygıt, derin devlet yapısı bu ülkenin çok kimliliğine zarar vermek için tek kimlikli bir yapıya getirmek için 1921 yılından başlamak üzere halen de devam eden asimilasyon politikasını zaman zaman çok ağır bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla Maraş Katliamı tam da bu çerçevede planlanmıştır.”

    “DEVLETİN DENETİMİNDE, KONTROLÜNDE YAPILDI”

    Avukat Cafer Koluman, katliamın devletin denetimi ve kontrolünde yapıldığını ifade ederek, “Bu katliam yapılmasına rağmen adalet önünde halen hesap sorulabilmiş değil. Sorulması bir tarafa katliamın mağdurları fail konumuna sokulmuştur. 30 yılı alan bir dava silsilesi ve adil bir yargılama yapılmadı, haksızlıklar giderilmedi, mağduriyet giderilmedi, tam tersine katliamı gerçekleştiren aygıtlar, katliamı gerçekleştiren kişiler devlet madalyası ile ödüllendirildi. Nasıl ödüllendirildi? Katliamın bir numaralı faili dediğimiz Ökkeş Kenger, soy ismi Şendiller diye değiştirdi. İlk genel seçimlerde maalesef ki milletvekili seçildi ve ödüllendirildi” diye konuştu.

    “MARAŞ KATLİAMI HALA BİR KARA KUTUDUR”

    “Maraş Katliamı hâlâ bir kara kutudur, hâlâ bir gizli ajandadır” diyen Koluman, şunları kaydetti:

    “Maalesef ki bu katliam gerçeğiyle yüzleşilmedi. Sırf Alevilerin mücadele ruhunu kırmak, mücadele azmini kırmak, sol ve sosyalist anlayışın dayanışma ruhunu kırmak için bu katliamın gerçekleştirildiğini düşünüyoruz. Esasında yine katliam içerisinde rol alan o dönemin kuvvet komutanlarından birisinin yıllar sonra bir itirafı vardır. Esasında diyor biz 12 Eylül darbesini 78 yılında yapacaktık, ancak şartların olgunlaşmasını bekliyorduk. Aynı zamanda 12 Eylül darbesine giden yol, Maraş üzerinden geçiyor. Taşlar o şekilde döşenerek o ülkenin zeminini oluşturuyorlar. Dolayısıyla 2 yıl sonra yapılan 12 Eylül darbesine baktığımızda katliam gerçeğini biraz daha iyi anlamaktayız.”

    “ALEVİ KURUMLARI MARAŞ ŞEHİTLERİNE SAHİP ÇIKMALI”

    Alevi kurumlarının Maraş’ta katledilenlere sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Koluman, “Alevi kurumlarının gerçekten de şehitlerimize sahip çıkması gerekir. Çünkü o dönem kanlı olan asimilasyon politikası halen bitmemiştir. Hala bu zihniyet iktidardadır. Bugün AKP hükümetiyle birlikte iktidardadır. O günden bugüne değişen bir şey yoktur ki şayet yüzleşilmiş olsaydı, yakın bir zaman sonra Sivaslı Katliamı yaşanmazdı. Sivas Katliamı’yla gerçekten yüzleşilmiş olsaydı Gazi Katliamı yaşanmazdı. Gazi Katliamı gerçeğiyle yüzleşilmiş olsaydı Roboski Katliamı yaşamazdı. Dolayısıyla bu katliam zihniyeti, mantığı, yönetimi halen de maalesef iktidardadır. Gittikçe daha da sert bir hal almaktadır, gerek ekonomik sıkıntılar, gerek siyasal sıkıntılar, gerek sosyal sıkıntılarla insanları yalnızlaştırmakta, insanları bunalıma sokmakta ve toplumun bir araya gelme duygusunu, bir araya gelme ruhunu sürekli olarak bölmek için bu asimilasyon politikasının halen devam ettiğini daha net bir şekilde görmekteyiz” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Alevilerin mücadele ruhunu, azmini artırması gerektiğini dile getiren Avukat Cafer Koluman, “Bugün Maraş’ta yaşam katliam sadece bir Alevi sorunu değil, insanlık sorunudur, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” dedi.

    “KATLİAMI BİR KEZ DAHA KINAYACAĞIZ”

    Maraş Valiliğinin anmayı yasaklama kararını da eleştiren Koluman şunları ifade etti:

    “Maraş Valiliği, ne zaman toplumsal bir olayın yıl dönümü oluyor, hemen jet hızıyla bir yasaklama kararına giriyor. Her sene yaşadığımız şeylerdir. Maraş Katliamı’nı kınamak ve yaşamını yitiren canlarımızı anmak için kitlesel bir şekilde bir araya geliyoruz. Ancak yasak nedeniyle kente kimseyi sokmuyorlar. Ama biz yine kendi gücümüzü zorlayacağız, 24 Aralık Cumartesi günü saat 11.00’de Yörük Selim Mahallesi’nde, Maraş kent merkezinde olacağız. Yaşamını kaybeden tüm canlarımızı orada bir kez daha anacağız. Katliamı bir kez daha kınayacağız. Bu katliam gerçekliğini de, bu katliamı da sürekli hafızalarda diri tutarak hep hatırlatacağız. Unutmadık, unutturmayacağımızı bir kez daha hatırlacağız.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Av. Koluman: Alevi toplumu, inancımızı yok sayan projeleri kabul etmeyecek-VİDEO

    Av. Koluman: Alevi toplumu, inancımızı yok sayan projeleri kabul etmeyecek-VİDEO

    PİRHA- “AKP hükümeti Alevi sorununu çözmede samimi ise öncelikle Aleviler ne istiyor?” diye sorması gerektiğini ifade eden Av. Cafer Koluman, “Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması tümden Aleviliği yok etme ve asimilasyon politikasının son halkasıdır” dedi. Koluman, Alevi toplumunun, Alevi pirlerinin ve Alevi kurumlarının AKP projelerini kabul etmeyeceğinin altını çizdi. 

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İKTİDAR ALEVİ KURUMLARINI TANIMAMAKTA ISRAR EDİYOR”

    AKP’li Cumhurbaşkanının Alevilere yönelik bir takım taahhütleri paylaşmak adına Şahkulu Dergahına bir çıkarma yaptığını belirten Koluman, “Bu çıkarma, Alevi toplumunun gerçek anlamda beklentilerine cevap vermeyen bir çıkarmadır. Alevi kanaat önderlerinden ziyade kendilerine yandaş bir takım dedeler ve yine Aleviler üzerinden zayıf halkaları tespit ederek hakimiyet kurmaya çalışan bir takım kişileri kendi yanlarında tutarak, ‘Biz Alevi toplumuyla birlikteyiz. Alevi toplumuyla dayanışma içerisindeyiz. Onların hakkını tanıyoruz’ cinsinden şeklen bir görüntü vermişlerdir. Ama bu görüntüye aldanmamak lazım. Çünkü yıllardır Alevi toplumu adına, Alevilerin hak mücadelesi adına bu mücadeleyi yürüten Alevi kurum ve toplulukları vardır” dedi.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETME VE ASİMİLASYON POLİTİKASININ SON HALKASIDIR”

    “AKP hükümeti Alevi sorununu çözmede samimi ise öncelikle Aleviler ne istiyor?” diye sorması gerektiğini ifade eden Koluman, “Alevilerin asla bir bakanlığa bağlanma gibi talebi olmamıştır, olmayacakta. Gerçek anlamda Alevilik bu değildir. Gerçek anlamda Alevilik rızalı yaşamdır ve Aleviliğin kendi değerlerini, kendi ritüellerini  herhangi bir yerden maaş, emir ve talimat almadan kendi öz değerlerini yaşatabilmektir. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının kurulması tümden Aleviliği yok etme ve asimilasyon politikasının son halkasıdır” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCINI VE CEMEVLERİNİ TANIMAMAKTIR”

    Tümden bağımlı hale gelecek bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığını belirten Av. Cafer Koluman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz nasıl ki Diyanet İşleri Başkanlığına karşıysak aynı şekilde Alevilerin, cemevlerinin, Alevi kurum ve kuruluşlarının bir bakanlığa bağlanmasına da karşıyız. Bir taraftan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı diye bakanlığa bağlı bir birim açıyorsunuz. Diğer taraftan tüm yöneticilerin ise yine siyasi bir şahıs olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tüm üyelerin belirlenmesi yönünde bir program yapmışsınız. Dolayısıyla tümden bağımlı hale getirecek bir Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Bu çalışma Alevi inancını tanımamaktır, cemevlerini tanımamaktır, Alevi inancını kökten yok sayarak kendi projelerine uygun bir şekil haline getirip ve kendi potalarında eriterek bağımlı hale getirmektir. Bu, Alevilerin, Alevi toplumunun, Alevi kanaat önderlerinin, Alevi pirlerinin ve Alevi kurumlarının kabul edeceği bir yaklaşım ve çalışma değildir.

    Buna karşı Aleviler ve Alevi kurumları, şubelerin ve cemevlerinin bulunduğu yerlerde ‘Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir’ şiarıyla bir takım eylem içerisine girmişlerdir. Bu çerçevede bu eylemliliğimizi daha da büyüterek birtakım eylem ve etkinlikler yapma gibi planlarımız bulunmaktadır. Devam eden süreçte tabii ki paneller yapılacak, sempozyumlar yapılacaktır, mitingler yapılacaktır. Toplumla bu şekilde bir ilişki ağı kurarak mücadelemizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Koluman: İktidar bir ahtapot gibi Aleviler üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor-VİDEO

    Koluman: İktidar bir ahtapot gibi Aleviler üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine gidişini bir çıkarma olarak değerlendirerek, “Bazı zayıf halkaları yakalayarak bir ahtapot gibi tüm Alevi toplumu üzerinde bir hakimiyet kurmaya çalışıyorlar. Buna karşı Alevi toplumu ve kurumları birliğini daha güçlü kılmalıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine gidişi ve buna karşı Alevilerin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Son dönemde AKP hükümetinin özellikle AKP’nin genel başkanı/ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle 2023 genel seçimlerine az bir zaman kala devlet kurumları üzerinden Alevilerle ilişkilenmeye çalıştığını belirten Koluman, “Bu diyaloğu yakalamaya çalışırken bazı zayıf halkaları yakalayarak bir ahtapot gibi tüm Alevi toplumu üzerinde bir hakimiyet kurma ve asimilasyon politikasını bu şekilde gerçekleştirmek gibi birtakım plan ve programları var” dedi.

    “ZİYARET OLABİLMESİ İÇİN KARŞILIKLI BİR NEZAKETİN OLMASI GEREKİR”

    Koluman, Erdoğan’ın Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevine gidişini bir çıkarma olarak yorumlayarak, “Ziyaret olabilmesi için karşılıklı bir nezaketin olması gerekir. Bir davetin olması gerekir ve bu hususlar çerçevesinde karşılıklı olarak yani bir kurumu, bir olguyu, bir değeri olduğu gibi kabullenerek o nezaketi gerçekleştirmek gerekir. Ama Hüseyin Gazi Cemevine gidişi için aynı şeyi söyleyemeyiz. Cemevinde özellikle Alevilerin ibadethanesi sayılan, ibadet yapılan yerin, ziyareti gerçekleştirecek olan Erdoğan ve yandaşlarına göre dizayn edilmesi Aleviler için gerçekten de kabul edilmez ve onur kırıcı bir durumdur. Bunu kabul etmediğimizi her platformda, her koşulda dile getirdik” diye konuştu.

    Cemevlerinde posta sadece dede, ana ve pirin oturabileceğinin altını çizen Cafer Koluman, “Cem erkanında pirin belirlediği kurallar geçerlidir ve herkes cemde eşittir, candır, birdir. Devlet başkanı, devlet kurulunda görev alan herhangi biri, kim olursa olsun kapıdan içeri girdiği zaman herkes orada eşittir ve candır. Dolayısıyla bir hiyerarşik üstü cemevi almaz. Bizim böyle bir hukukumuz, böyle bir geleneğimiz var. Ama maalesef bu gidişte bunu göremedik. Alevi değerlerini tanımaktan ziyade Alevi değerlerini hiçleştirerek daha çok yok sayma politikası uygulandı” ifadelerini kullandı.

    “KENDİ AJANDALARINDA BULUNAN PLAN VE PROJEYİ UYGULUYORLAR”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Dergahına gidişini değerlendiren Koluman, şunları kaydetti:

    “Burası hedef seçilmiştir ve bu bir ziyaret değildir. Nasıl ki Hüseyin Gazi Dergahına yapılan bir gidiş, çıkış varsa bu gidişin de aynı mantıkla, aynı düşünce ve kanaatle yapılacağı kanaatindeyiz.  Gidişin belli sınırlar çerçevesinde, belli kurumlar ve kişiler ile sınırlı olması, esasında AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın temel hedeflerini Alevileri tanımak ya da Alevilerin ibadet yerlerini, yok sayılan haklarını teslim etmek değil, tam tersine kendi ajandalarında bulunan plan ve projeye göre Alevi asimilasyon politikasının devamı mahiyetinde güncelleştirerek hayata geçirme düşüncesinden başka bir şey değildir.

    “SAMİMİ BİR ZİYARET OLSAYDI, ALEVİLERİN TEMSİLCİLERİYLE İLETİŞİME GEÇERLERDİ”

    Geçmişte de birtakım çalıştaylar yapıldı, birtakım yaklaşımlar sergilendi, politikalar üretilmeye çalışıldı ama hepsi de gerçekten de Alevilerin dertlerine derman olmaktan ziyade tam tersi hep Alevi asimilasyon politikası kapsamında yapılan çalışmalar oldu. Bugünkü durumun da çok farklı olmadığını düşünüyoruz. Şayet samimi bir ziyaret olsaydı, Alevilerin temsilcileriyle iletişime geçerlerdi.”

    “ALEVİ KURUMLARI İLK DEFA BİR ARAYA GELDİLER”

    “Bu gidişlere karşı Alevi toplumunun refleksi ne olmalıdır?” sorusuna, Alevilerin kurumlarıyla ve toplumuyla birlik olması gerektiğini vurgulayan Koluman, şunları dile getirdi:

    “Geldiğimiz süreç itibariyle eksiğimiz de olsa, yanlışımız da olsa ve uzun bir yolumuz da olsa en azından Alevi kurumları da kendini silkeleyerek bir noktada buluşma aşamasına gelmiştir. Yedi kurum ortaklaşarak bir çalıştay düzenlediler. Bu çalışmadan gerçekten de eksiği de olsa güzel bir sonuç ortaya çıktı. En azından yıllardır farklı düşünen, Aleviliğin tanımı, yorumu, yaşayışı konusunda farklı kutuplarlarda yer alan Alevi kurumları ilk defa bir araya geldiler. Tarihi bir dönemden bahsediyoruz, orada ortaklaştılar. Temel talepler, somut talepler konusunda bir sonuç bildirgesi hazırlandı.

    “YENİ GELECEK HÜKÜMETİN BİZİ MUHATAP ALMAKTAN BAŞKA ÇARESİ YOK”

    Biz ancak ortaklaşmayı sağladıktan sonra ileriki aşamada daha da büyük mücadeleler yapabileceğimize inanıyoruz. Yeni gelecek hükümetin bizi muhatap almaktan başka çaresi olmayacak. Mecburen muhatap olacağız. Çünkü biz bir toplumuz, bir gücümüz vardır, bir geçmişimiz vardır, bir değerimiz vardır. Türkiye’ye katabilecek birçok değerlerimiz vardır. Dolayısıyla er ya da geç, yeter ki biz bu kendi tutumumuzdan, kendi yol haritamızdan vazgeçmeyelim. Kendi  mücadele azmimizle yolumuza devam edersek, ileride çok şey başaracağımıza inanıyorum ve bu konuda umutluyum.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Av. Koluman: AKP’nin oyunlarına karşı kendi planlarımızı örgütlemeliyiz -VİDEO

    Av. Koluman: AKP’nin oyunlarına karşı kendi planlarımızı örgütlemeliyiz -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, AKP’nin gün geçtikçe oy kaybettiğini ve Alevilere yöneldiğini belirterek, “Bu bir taraftan seçim yatırımı, diğer taraftan Alevileri çatıştırmaktır. Kendi aralarında çatıştırmaktır ve tartıştırmaktır” dedi. Koluman, hükümetin bu politikasına karşı 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş Veli Dergahında Avrupa ve Türkiye’de bulunan bütün Alevi kurumlarıyla iki günlük bir çalışma yapacaklarını kaydetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, AKP hükümetinin Alevilere yönelik politikalarına ve dedelere maaş bağlanmasına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    Alevilik sorununun AKP hükümetiyle başlamadığının altını çizen Koluman, “Alevi sorunu gerçekten de çok derin bir sorun, köklü bir sorun. Geçmişi uzun yıllara dayanan bir sorun. Nitekim AKP’nin bir devlet politikası gereği zaman zaman Alevilere böyle bir yanaşmaya çalıştığı, hoşgörülü bir tutum sergilediği olmuştur” dedi.

    Yaklaşan bir seçimin varlığına işaret eden Koluman, “AKP hükümeti gittikçe oy kaybediyor. Eski seçmenlerinin çoğunu da kaybediyor. Burada kim kalıyor geriye? İşte Alevilerin bir takım hakları vardır. Alevilerin  üzerine bir iletişim kurarak bir oy potansiyeli yaratma gibi düşünceleri var. Bu yaklaşımları samimi değil. Güvenmememizin de temel tarihsel geçmişi vardır. Çünkü hiçbir zaman güven vermedi” diye konuştu.

    “DEDELİK BİR RIZALIK İŞİDİR”

    İki yıldır AKP’de Alevilere yönelik bir politika değişikliği olduğunu belirten Koluman, şunları ifade etti:

    “Gittikçe kan kaybeden AKP hükümeti var. Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin genel başkanı. Bugünlerde Aleviliği de çok konuşuluyor. Kendisi Dersimli bir Alevi. Alevilerin oylarını boşa çıkartmak için özellikle Alevilere yanaşmasının hiç tesadüf olmadığını düşünmekteyiz. Gelip geçici çalışmalardır. Alevi kurumları, Alevi toplumu, Alevi dernekleri hak mücadelesini vermeye devam edecek.
    Şu an cemevlerinin devam eden yasal sıkıntısı var. Bir taraftan tanımıyorsunuz, diğer taraftan ziyaret ediyorsunuz. O zaman yasak gördüğünüz yere niye giriyorsunuz? Yasal düzenleme yapılmalı ki Alevi toplumunun vicdanı rahat edebilsin ve bir güven kazanabilsinler. Alevi köylerine cami yapılması uygulamasından vazgeçilsin. Zorunlu din dersi uygulamasına son verilmeli. Bu tür çalışmalar yaparsanız, gerçekten de Alevilerin temel sorunları dediğimiz bu sorunları çözme konusunda kalıcı, yasal düzenleme yaparsanız Alevilerin güvenini kazanabilirsiniz ve Aleviler de soruna gerçekten de çözüm bulmuş olur.
    Yine cemevinde hizmet yürüten dedelere maaş bağlanması var. Maaş nereden gelecek? Diyanet’ten gelecek. Devletten maaş alan dede, Alevi dedesi olamaz, devletin memuru olur. Rızalık denen bir kavram vardır, ‘Hizmet Hak için’ deriz. Dedelik bir rızalık işidir, gönül işidir. Cemevine hizmet etmek de gönül işidir. Dolayısıyla biz kesinlikle maaşa karşıyız.”

    “17-18 EYLÜL’DE HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHINDA OLACAĞIZ”

    İktidarın cemevlerini ibadethane olarak tanımadığını, diğer taraftan 8 cemevinin açılışını yapacağını ilan ettiğini vurgulayan Koluman, “Bu bir taraftan seçim yatırımı derken diğer taraftan Alevileri çatıştırmaktır. Kendi aralarında çatıştırmaktır ve tartıştırmaktır. Dolayısıyla biz gerek bu çatıştırma planının, gerekse seçime yönelik planının önüne geçebilmek için Alevi kurumlarının da boş durmaması gerekir. Nitekim 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş Veli Dergahında Avrupa ve Türkiye’de bulunan bütün Alevi kurumlarıyla bir ortaklaşmaya gidip iki günlük bir çalışma yapacağız ve geleceğe yönelik planlamalarımızı siyasilere de sunacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Cemevlerine saldırılara karşı ortak mücadele yürütülmeli’-VİDEO

    ‘Cemevlerine saldırılara karşı ortak mücadele yürütülmeli’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine yönelik saldırıya tepki gösteren HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş,  Türkiye tarihinde çok acı deneyimlerin olduğuna, bu saldırı ve katliamlarının temelinde ayrımcı ve nefret politikalarının yattığına işaret etti. Beştaş, Alevilerin inançlarını özgürce yapmaları için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti.

    Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, PİRHA‘ya konuştu.

    “HDP OLARAK ALEVİ CANLARIN İNANÇLARINI ÖZGÜRCE YAPMALARI İÇİN MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

    HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, cemevlerine saldırının Alevi inancına ve Alevilere yönelik saldırı olduğunun altını çizerek, “Bunu hiç böyle sağa sola çekmenin bir anlamı yok. Üç ayrı ibadethaneye, cemevine ve bir derneğe aynı saldırı yapılması hem de Muharrem orucunun başladığı gün yapılması tesadüf değil” dedi.

    İktidarın cemevlerinin ibadethane statüsünü kabul etmediğini hatırlatan Meral Danış Beştaş, “Alevi inancına yönelik maalesef zaman zaman popülist politikalarla tanıdıklarıyla birlikte çalışacaklarını söylüyor olsalar da esas itibariyle Alevi inancına karşı bir kutuplaştırmayı tercih ediyor ve Aleviliği tanımıyor” diye konuştu.

    Türkiye tarihinde çok acı deneyimlerin olduğuna, bu saldırı ve katliamlarının temelinde ayrımcı ve nefret politikalarının yattığına işaret eden Meral Danış Beştaş, şunları ifade etti:

    “Maraş’tan, Çorum’a kadar birçok Alevi katliamı yaşandı. Bu çok tehlikeli bir mesele aynı zamanda. Bu yönüyle biz bu saldırıyı çok önemsiyoruz, çok ciddiye alıyoruz. Bunun karşısında toplumun çok güçlü bir karşı duruş gerçekleştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Halkların Demokratik Partisi olarak kesinlikle bu saldırıların devam etmemesi, Alevi canların inançlarını özgürce yapmaları, bu ülkenin özgür, eşit yurttaşları olarak yaşamaları için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz ve bunu başaracağımıza da inanıyoruz.”

    “HUKUKSAL SÜRECİ ULUSAL VE ULUSLARARASI ALANDA TAKİP EDECEĞİZ”

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Cafer Koluman da, saldırıların Aleviler için kutsal ay sayılan Yas-ı Kerbela’nın birinci gününde yapılmasının tesadüf olmadığını vurgulayarak, “Devlet yönetsel anlamda ne zaman krize girse Aleviler üzerinden bir provokasyon yaratarak kitleyi çatıştırmakta, halkları karşı karşıya getirmekte ve bu tip provokasyonlar üzerinden bir siyaset yürütmeye çalışmaktadır” diye belirtti.

    Yaklaşan bir seçimin ve ötekileştirilmeye çalışılan, yok sayılan, hakları gasp edilen Alevi toplumunun var olduğunu aktaran Koluman, şunları dile getirdi:

    “Bugün bir cemevine saldırma esasında Alevilerin değerlerine saldırmaktır, Alevileri yok saymaktır ve devletin eskiden beri devam eden asimilasyon politikalarının tam da bir parçasıdır. Bir taraftan İçişleri Bakanlığı üç gün önce yayınlamış olduğu bir genelgeyle cemevleriyle iç içe olacağız, birlikte matem oruçları düzenleyip, birlikte yemek düzenleyeceğiz. Diğer taraftan Hacı Bektaş Veli etkinlikleri kapsamında bir Alevi gençlik kampı düzenleyeceğiz, diye Alevilere hoş görünmeye çalışırken, diğer taraftan üç gün sonra böyle bir saldırının olması gerçekten de tesadüf değildir. Dolayısıyla biz Alevi toplumunun, Alevi kurumların oldukça sağduyulu olacağı, bu tür provokasyonlara karşı her zaman temkinli olacağımız da tecrübemizle sabittir. Devletin bu tür oyunlarına gelmeyeceğiz.”

    Saldırılara ve provokasyonların Alevilerin hak mücadelesini engellemeyeceğini belirten Koluman, “Her daim yolumuza güçlü bir şekilde sahip çıkmanın tam da zamanı. Hukuksal süreci gerek ulusal, gerekse de uluslararası alanda takip edeceğiz. Çünkü bu saldırı sadece bir cemevine yapılan saldırı değil, topluma ve insanlığa yapılan bir saldırıdır” diye aktardı.

    “SALDIRI SADECE ALEVİLERE YAPILMAMIŞTIR”

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ise, saldırının organize bir saldırı olduğunu ifade ederek, “Cemevlerimiz bizim gerçeğimizdir, ibadethanemizdir. Saldırı sadece Alevilere değil, tüm kamuoyuna, ilerici, demokrat kesime yapılan bir saldırıdır. Sonuçta bir ibadethanedir ve buraya bir saldırı olmuştur. Bütün partiler bir basın açıklaması ya da mesaj yayınladılar. Güzel bir tepki oluştu ama bunun arkasının gelmesi bizim için önemlidir dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Avukat Koluman: Sivas Katliamı insanlık nezdinde hala kanayan bir yaradır-VİDEO

    Avukat Koluman: Sivas Katliamı insanlık nezdinde hala kanayan bir yaradır-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Madımak Katliamı’nın kapanmayan bir yara olduğunu belirterek, “Sivas Katliamı, Aleviler ve insanlık nezdinde kapanmayan bir yaradır. Hak yerini buluncaya ve hesaplaşma oluncaya kadar bu davamızın takipçisi olacağız” dedi. 29. yıldönümü nedeniyle Sivas’taki anmaya hazırlık yapıldığını belirten Koluman, Malatya’da ‘Sivas 93 ve Sonrası’ paneli düzenlendiğini  kaydetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Madımak Katliamı ve 24 Haziran’da Malatya’da gerçekleştirecekleri ‘Sivas 93 ve Sonrası’ paneline ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Sivas Katliamı’nın tüm gerçekleriyle ortaya çıkarılması için devletin adım atmadığını söyleyen Koluman, Aleviler olarak adil bir yargılama sağlanana kadar mücadele edeceklerini dile getirdi.

    Sivas Katliamı’nın unutulmaması için her yıl anma düzenlediklerini belirten Koluman, bu yıl Malatya’da dönemin tanıklarının katılacağı bir panel yapacaklarını aktardı.

    “KATLİAM GERÇEĞİNİ ORTAYA ÇIKARMAK ADINA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    Sivas Katliamı’nın 29. yıldönümü arifesinde olunduğunu hatırlatan Koluman, “Biraz tarihe geçmişe yürürsek, 29 yıl önce Sivas’ta Madımak Otel’inde 33’ü aydın, yazar, genç, semahçılarımızdan oluşan ve ikisi otel görevlisi olmak üzere toplam 35 canımız orada yakılarak katledildi. Hunharca, acımasızca, devletin bilgisi ve devletin gözetimi dahilinde katledildiler. Neler yapıldı diye dönüp baktığımız zaman Aleviler ve Alevi hareketi, Alevi kurumları yıllardır bağıra bağıra mücadele verdi. Ancak buna rağmen devlet tarafından gerek adli yargılama olsun gerek hesaplaşma olsun gerekse de bu katliam gerçeğini ortaya çıkarmak adına bir arpa boyu yol alınmadı” dedi.

    “KATLİAMIN UNUTULMAMASI İÇİN HER DAİM HAFIZAMIZDA CANLI TUTMALIYIZ”

    Hala devam eden davaları ve zaman aşımına uğrayan ana davayı anlatan Koluman, “Katliamı yapan kişiler hala aktif olarak yetkili kurumlarda çalışıyor. Buna rağmen bu katliamı esas planlayanlara değil de katliamın tetikçilerine azda olsa cezalar verildi. Katliam tüm gerçekliğiyle halen aydınlatılmadı. Hala devletin tozlu raflarında durmaya devam ediyor. Dolayısıyla bizlere düşen temel görev, koşullarımız ne kadar zor olursa olsun bu haklı davamızın peşini bırakmamak, unutmamak ve unutturmamak. Her daim hafızada canlı tutmalıyız” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak davaya her daim müdahil ve davanın takipçisi olduklarını vurgulayan Koluman, “PSAKD mücadelesini gittikçe büyüten bir kurum haline gelmiştir. 2 Temmuz arifesinde olmamız nedeniyle son dönemde hummalı bir çalışma yürütmekteyiz. Şubemizin bulunduğu her ilde yerel etkinlikler yapmaktayız. Keza yine bölgesel planlar yapmaktayız. Bunların dışında 2 Temmuz’da katliamın gerçekleştiği kentte ve otelin önünde sesimizi yükselterek, mücadele ruhumuzu daha da güçlü kılacağız” ifadelerine yer verdi.

    “MALATYA’DA PANEL VE ANMA YAPACAĞIZ”

    Sivas Katliamı’na dair yapacakları anma ve etkinliklere değinen Koluman, “Şu an bölgede 13 şubemiz bulunmaktadır. Bölge olarak 24 Haziran Cuma günü Malatya kent merkezinde, katliama yönelik bir takım etkinlikler yapacağız. Bu katliamı canlı yaşayan yazarlarımızdan ve önceki dönem genel başkanlarımızdan Ali Balkız’ı panelist olarak davet ettik. Sivas Katliamı davasının avukatlığını yapan Şenal Sarıhan’ı da davet ettik. Bir hukukçu gözüyle açılan ve süren davaları anlatacak. Semahçılarımız katledilmişti, temsilen de olsa semahımız olacak. Ayrıca deyişlerimiz olacak ve çerağımız uyandırılacak” diye konuştu.

    “SİVAS KATLİAMI KAPANMAYAN BİR YARADIR, KAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Koluman son olarak, Sivas Katliamı’nın unutturulmaması için mücadelelerine her alanda devam edeceklerini vurguladı ve şunları aktardı:

    “Her ne kadar devlet, devlet yetkilileri, iktidar partisi bu katliamın üzerini kapatmaya çalışsa da biz bunu her daim kaşımaya devam ediyoruz. Çünkü Sivas Katliamı, Aleviler ve insanlık nezdinde kapanmayan bir yaradır. Hak yerini buluncaya, adil bir yargılama sağlanıncaya ve hesaplaşma oluncaya kadar bu davamızın takipçisi olacağız. Her yerde, her platformda gücümüzün yettiği kadar, sesimizin yetiştiği kadar anlatmaya devam etmek bize düşen temel bir borçtur, bir görevdir, tarihi bir sorumluluktur. Bu tarihi sorumluluğun her daim arkasında olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR