Etiket: cafer koluman

  • Tutuklu Ergin Doğru’nun dede ile görüşme talebi reddedildi; Av. Koluman’dan tepki-VİDEO

    Tutuklu Ergin Doğru’nun dede ile görüşme talebi reddedildi; Av. Koluman’dan tepki-VİDEO

    PİRHA-BDP Dersim eski il eşbaşkanı Ergin Doğru’nun Alevi dedesiyle görüşme talebi Elazığ Cezaevi yönetimi tarafından reddedildi. PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Bu talebin reddedilmesi esasında devletin Alevi kimliğini, Alevi inancını tanımadığını Alevileri yok saydığını, haklarının tanınmadığını gösteriyor” dedi. 

    BDP Dersim eski il eşbaşkanı ve Dersim Gazetesi kurucularından Ergin Doğru, Elazığ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, cezaevinde bulunan BDP Dersim eski il başkanı ve Dersim Gazetesi kurucularından Ergin Doğru‘nun Alevi dedesiyle görüşme talebinin reddedilmesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “ALEVİ AKTİVİSTİ ERGİN DOĞRU’NUN DOSYASI HALA YARGITAY’DA”

    Ergin Doğru‘nun daha önce Alevi hareketi içerisinde çalışan biri olduğunu hatırlatan Koluman, “Alevi aktivisti bir arkadaşımız. Aynı zamanda BDP Dersim eski il eş başkanlığını da yapan bir arkadaşımız. Sonuçta Alevi kimliğiyle verilen bir mücadelesi var. Bu mücadeleyi yürütürken hukuksuz bir şekilde tutuklandı, yargılandı ve Dersim Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar sonucu 10 yıl üzerinde bir cezaya mahkum edildi. Bu dosyası halen Yargıtay’da temyiz aşamasında. Onun sonucunu beklemekteyiz” dedi.

    “ALEVİ DEDESİYLE GÖRÜŞME TALEBİ ALAYCI ÜSLUPLA REDDEDİLMİŞ”

    Koluman, Doğru’nun Elazığ’da yüksek güvenlikli kapalı cezaevinde bulunduğunu belirtirken, cezaevi yönetimine Alevi dedesiyle görüşme talebinde bulunduğunu söyledi. Koluman şöyle konuştu:

    “Tek kişilik hücrede infazı gerçekleştiriliyor. Zaman zaman yapmış olduğumuz görüşmelerde kendisinin Alevi olmasıyla kaynaklı Alevi piriyle, dedesiyle görüşmesi de hayatın olağan akışına uygun bir şey. En son yapmış olduğumuz görüşmede tabii ki prosedürü kendisine izah ettim. Cezaevi bünyesinde sonradan oluşturulan manevi hizmetler birimi denen bir birim var. Bu kapsamda kendisi cezaevi idaresine başvuru yapıyor.

    Alevi kimliğini taşıdığından, Alevi inancına mensup olmaktan kaynaklı “Benim bir Alevi piriyle, dedesiyle görüşmeye ihtiyacım var” diyerek, sohbet etme adına bir görüşme talebinde bulunmuş. Tabii ki oradaki memurlar haddini aşarak böyle bir inancın olmadığını, böyle bir dinin olmadığını, bir imamla görüştürebilecekleri konusunda alaycı bir üslupla talebini reddetmişler.

    Buna istinaden Ergin Doğru adlı arkadaş infaz hakimliğine başvuruyor. Yani sonuçta bu tür talepleri değerlendirecek merci bağlı bulunduğu cezaevinin infaz hakimliğidir. Dolayısıyla bu ret kalemine ilişkin itirazda bulunuyor. Elazığ İnfaz Hakimliği vermiş olduğu kararda bu talebini reddediyor.”

    “ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURACAĞIZ”

    Konuya ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne de itirazda bulunulduğunu belirten Koluman, “Elazığ 1.Ağır Ceza Mahkemesi talebi incelemek için doğrudan reddediyor. Evrakların bize geç ulaşır olmasından kaynaklı Anayasa Mahkemesi’ne başvuramadık. Sonradan yapmış olduğumuz görüşmede bu süreci yeniden başlatması gerekiyor. Yeniden bir başvuru yapması gerekiyor. Böyle bir talebinin olduğunu ve bu talebin de gerçekten de hukuka, Anayasaya uygun, Anayasanın el verdiği çerçevede bir başvuru yapması gerektiğini ilettik. Bu talep de muhtemelen reddedilecek. Bu reddin üzerine bizim yapmamız gereken tek yol Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaktır” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET NAZARINDA ALEVİ İNANCININ YOK SAYILDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR”

    Av. Cafer Koluman, talebin reddedilmesini “Devlet nazarında Alevi kimliğinin tanınmadığını ortaya çıkarmaktadır” şeklinde yorumlarken, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu talebin reddedilmesi esasında hala devlet nazarında Alevi kimliğinin, Alevi inancının tanımadığı ve dolayısıyla Alevilerin yok sayıldığı, haklarının tanınmadığı, haklarının görmezlikten gelindiği, ötekileştirildiği konusunda bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu da şunu gösteriyor: Hala devletin her alanında asimilasyon politikasının olabildiğince devam ediyor. Bu doğal, hayatın olağan akışına uygun bir taleptir ve oldukça da masumane bir taleptir. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey bir an önce Ergin Doğru adlı arkadaşımızın bu talebinin karşılanmasıdır. Bu ihtiyacının inanca uygun bir şekilde giderilmesi bizim talebimiz olacaktır. Dolayısıyla yapmamız gereken husus Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmaktır. Anayasa Mahkemesi’nde bu talebe yönelik olumsuz bir karar verilmesi halinde takip eden süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmayı düşünüyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Avukat Koluman: Sınır ötesi operasyona karşı barışı savunalım-VİDEO

    Avukat Koluman: Sınır ötesi operasyona karşı barışı savunalım-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkan Yardımcısı, Avukat Cafer Koluman, sınır ötesi operasyonların ekonomik krizi daha da derinleştireceğini vurgulayarak, “Her daim inancında ve yaşamında barışı savunan Aleviler olarak savaş istemiyoruz” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 17 Nisan’da Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı operasyon sürerken, ölüm haberleri de gelmeye devam ediyor.

    TSK’nin başlattığı sınır ötesi operasyona dair PİRHA‘ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Cafer Koluman, sınır ötesi operasyonun doğru olmadığını ve operasyonun Türkiye’yi daha da büyük ekonomik ve siyasal krizlere  sürükleyeceğinin altın çizdi.

    Koluman, “Biz Alevi kurumları olarak her daim sorunların barışçıl ve demokrasi temelinde çözülmesinden yanayız. Savaşa ve şiddete karşı olduğumuz bilinen bir gerçek. Dolayısıyla yaşama ve yaşatma üzerine kurulu bir inanca mensup olduğumuzdan bu yapılan sınır ötesi operasyonuna karşıyız” dedi.

    “NASIL BİR KAZANIM ORTAYA ÇIKTI?”

    Avukat Koluman, sınır ötesi operasyonun ciddi anlamda bir ekonomik kriz ve insan kaybı yaratacağını belirterek, şunları dile getirdi:

    “İçinde bulunduğumuz bu ülkeyi gittikçe daha da derin krizin bekleyeceğinin işaretidir. Geçmiş dönemde hükümet ne zaman bir kriz yaşadı? Şu an yaşanan üç tane kriz olduğunu söyleyebiliriz. Bir siyasal kriz var. Hükümet içerisinde bir çatışma oldu. Artık apaçık ortada. Tartışma götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla hem içindeki bu krizi bastırmak hem de iki yıldır devam eden, hele hele bu son altı aydır gittikçe derinleşen bir ekonomik krizin üstünü operasyonla örtmek istiyor. Sınır ötesi operasyon geçmişte çok yapıldı. Ne elde edildi? Nasıl bir kazanım ortaya çıktı?”

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Türkiye’de yaşayan başta Aleviler olmak üzere bütün farklı etnik toplulukları, inançları yok sayan politikanın devam ettirildiğini aktaran Koluman, “Bu politikaların mutlaka bir sonu gelecektir. Bu yanlış politikalardan vazgeçilmelidir. Çünkü biz her daim nereden gelirse gelsin savaşa ve şiddete karşı olduğumuzu, insan sevgisini esas alarak, insan haklarının teslim edilmesi gerektiğini belirtiyoruz. İnsan hakları temelinde barış ve demokrasi mücadelesini yükseltmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi 11. Olağan Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 11. Olağan Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin 11. Olağan Kurulu’nda Aydın Atlı yeniden başkan seçildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin 11. Olağan Kurulu toplandı. Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın dedenin gülbengiyle başlayan kurul toplantısının divan başkanlığını Bülent Kaya yaptı.

    “Biz var olma mücadelesi veriyoruz” diyen Kaya, şunları söyledi:

    “Dünden geldik, yarına taşıyacağımız insani toplumsal değerlerimizi, insanlığın hizmetine sunmaya çaba sarf ediyoruz. Kolay bir iş değil. Yok sayılan, jenosite uğrayan, katledilen, yok edilmeye çalışılan bir toplumsal kesim her şeye rağmen ‘ben insanım ve ayaktayım’ diyerek mücadelemizi bugüne kadar getirmişlerdir. Nesimi’den Hallac-ı Mansur’a, Hallac-ı Mansur’dan Pir Sultan’a ve Hacı Bektaş’a kadar çok çileler çekti bu toplum. Değerlerinden, inançlarından, doğaya ve insana olan saygısından dolayı horlandı, yok sayıldı, katledildi ama bir gerçek vardır ki hiçbir zaman biat etmedi, diz çökmedi.”

    “MARAŞ’TA ALEVİLER, DEVRİMCİLER DİRENMESEYDİ SAYI ON BİNLERE ULAŞIRDI”

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Aralık ayında yaşanan katliamları hatırlatırken, “İçinde bulunduğumuz ay katliamlar ayı. Maraş’ta Alevi canlarımıza yönelik bir katliam yapıldı. Onların düşündükleri oradaki Aleviler başta olmak üzere sol düşüncede olan devrimci, sosyalist insanların tamamını imha etmekti. Bunun için önemli ölçüde hazırlıklar yapmışlardı. Maraş Katliamı aslında 12 Eylül faşist darbesine giden yolda çok önemli bir mihenk taşıdır.

    Maraş katliamından sonra 12 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Maraş katliamını yapanlar ortaya çıkarılmadığı için Çorum katliamı da yapıldı. Günümüze kadar Sivas, Roboski, Ankara Gar katliamı yapıldı. Katliam sonucunda yüzde 80 nüfus Maraş’ın dışına göç etti. Bu gerçekten planlı ve büyük bir katliamdı. Eğer orada Aleviler, devrimciler direnmemiş olsaydı bu sayı on binlere de ulaşabilirdi.”

    “İNSANLAR ACILARINI BİLE YAŞAYAMIYOR”

    Atlı, katliamda yaşamını yitirenleri anma programının valilik tarafından yasaklanmasını eleştirerek, “Biz acımızı yaşamak istiyoruz ama egemen güçler acımızı yaşamayı bize yasaklarlar. Biliyorsunuz Maraş katliamının 43. Yıldönümü için izin istendi ama bu izin reddedildi. Buna rağmen Alevi kurumları Maraş’taydı. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki insanlar acılarını bile yaşamaya bırakılmıyor. Biz Maraş’ta katledilen canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız” dedi.

    “ALEVİLİK HER ZAMAN HEDEF HALİNE GELDİ”

    PSAKD üyesi Hüseyin Kaya ise Aleviliğin her zaman hedef haline geldiğini belirtti. Şöyle konuştu:

    “Alevilik sürekli iktidarların hedefi haline gelmiştir. Çünkü iktidarların işine gelmemiş Alevilerin vermiş olduğu eşitlik mücadelesi. O yüzden hep yok edilmek istenmiş. Biraz da bunun önüne geçmek için mücadelemizi yürütüyoruz. Yalnız zamanında yanlışlıklar yapıldı. Devrimci anlayışlar, sosyalist gelenekler ‘Din afyondur, Alevilik de bir dindir, o da afyondur’ şeklinde yaklaşarak bu güzel inançtan, kültürden uzak durdular. Bu da egemenlerin işine geldi. Dolayısıyla asimilasyonla karşı karşıya kaldık. Daha sonra yine bu devrimciler öncülüğünde derneklerimiz kuruldu. Bu dernekler Aleviliğin tekrar yaşam bulması için çalışma yürüttüler. Dolayısıyla derneklerimiz de hedef haline geldi. O yüzden inadına sahip çıkmamız gerekiyor derneğimize, hem inancımızın geleceğe taşınması için hem de o fırsatı vermemek adına.”

    “ALEVİLERE YAPILAN ZULÜMLER BİZİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE ZORLADI”

    Şubenin önceki başkanı Avukat Cafer Koluman da tarihteki diğer Alevi katliamlarına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir kez daha katledilen canları saygıyla anıyorum. Anıları anımıza ışık olsun diye. Bu derneklerin kuruluş amacı da aslında bu katliamlar, Alevilere yapılan bu zalimce politikalar, yok saymalar, haksızlığa uğramaların tam da bizi örgütlü bir mücadeleye zorladı. Esasında Aleviler İslamiyet öncesinden beri örgütlü bir toplumdan gelmektedir. Ocak sistemi. Her Alevi bir ocağa mensuptur. Cumhuriyet kuruluncaya kadar gerçekten de güçlü bir ocak sistemimiz vardı. Selçuklu zamanında da yok sayıldık, Osmanlı döneminde de yok sayıldık, Cumhuriyet’ten medet umduk ama maalesef o hayallerimiz de boşa çıktı. Tekke ve Zaviyelerin kapatılması politikası, akabinde Koçgiri katliamı, Dersim katliamı, Çorum, Ortaca, Kırıkhan katliamı, Maraş katliamı bu süre zarfında yaşandı.

    Bu dernek kuruldu. İçinde bulunduğumuz siyasi, ekonomik kriz, sağlık koşulları maalesef bizim bu örgütsel yapımızın içini boşaltmaya çalıştılar. El birliğiyle boşaltmaya çalıştılar. Buna el birliğiyle karşı çıkmanın zamanıdır. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, koşullarımız biz ne kadar zorlarsa zorlasın, bize düşen temel görev gerçekten de canla başla emek verdiğimiz, yuvamız dediğimiz, ocağımız hissettiğimiz bu derneklere sahip çıkmamız lazım. Çünkü bizim bizden başka çaremiz yoktur.

    Bu ülkede yaşıyorsak tabi ki haklarımız vardır. Haklarımız bizim değerlerimizdir. İnanç kimliğimizin tanınmasıdır. Cemevleri bugün halen yasal statüye sahip değildir, zorunlu din dersi zulmü halen devam ediyor.

    Katliamlar yapıldı, bu katliamlarla yüzleşildi mi? Yüzleşilmedi. Normalde faillerin yargılanması gerekirken tam tersi mağdurlar yargılandı, failler ödüllendirildi.”

    Faaliyet ve mali raporlarının okunması ardından yeni yönetim belirlendi. PSAKD Diyarbakır şubesi başkanlığına yeniden Aydın Atlı seçildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Koluman’dan hükümete: Kime sordunuz da cemevlerine kültür merkezi diyeceksiniz?-VİDEO

    Koluman’dan hükümete: Kime sordunuz da cemevlerine kültür merkezi diyeceksiniz?-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Av. Cafer Koluman, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni Alevileri bir araya getirmek için 2001 yılında  kurduklarını belirterek, cemevinin ibadethane olmasının yanında, bir akademi merkezi olduğunu, Alevilerin sorunlarının da çözüldüğü bir yer olduğunu vurguladı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atandıktan sonra ilişkilerinin kesildiğini söyleyen Koluman, “Pir Sultan yönetimi, bütün kararları kendi inisiyatifiyle almakta ve hayata geçirmektedir. Kimseden de izin ve icazet almamaktadır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Av. Cafer Koluman, PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin açılışı ve sonrasında yaşanan süreci PİRHA’ya anlattı.

    Koluman, kayyıma kadar, HDP’li belediye ile ilişkilerin iyi olduğunu, talepte bulundukları her konuda yardım aldıklarını ve belediyenin bunu yaparken karşılığında bir şey istemediğini belirtti. Ardından kayyum belediyesinin gelmesiyle birlikte tüm ilişkilerin kesildiğini aktaran Koluman, AKP iktidarının Alevilere yönelik çalışmalarda bulunmasının samimiyetsiz olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLERİ BİRARAYA GETİRMEK İÇİN DERNEK KURDUK”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin 2001 yılından bu yana faaliyette olduğunu hatırlatan Koluman, derneğin kurulmasındaki temel amacı şöyle anlattı:

    “Yozlaşan, çürümeyle baş başa kalan, asimilasyon politikasının dayatması sonucu değerlerimizin artık gittikçe kaybolma durumuna karşı Aleviler bu tip örgütlenmelere gittiler. Başta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olmak üzere özellikle Sivas Katliamı’ndan sonra ciddi anlamda bir Alevi örgütlenmesi oldu. Örgütlenmek kolay bir şeydir. Örgütü yürütmek, amacına uygun bir şekilde içini doldurmak zor bir şeydir. Köyden kente göç eden, artık şehrin havasına kapılan, ekmek derdine düşen, iş derdine düşen Aleviler ister istemez kendi değerlerinden, pirlerinden, ocaklarından uzaklaşmaya başladı. Bu Alevileri nasıl bir araya getirebiliriz, diye kafa yorarken dernek kurma fikrini bulduk.”

    “SEÇİLMİŞ BELEDİYE İLE HİÇBİR SORUN YAŞAMADIK” 

    Dernek olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden ibadetlerini yerine getirebilecekleri bir cemevi yapılmasını talep ettiklerini söyleyen Koluman sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bunu elbette ki Aleviler kendi imkânlarını zorlayarak da olsa, dayanışmayla yerine getirebilirlerdi. Belediyenin kuruluş yapısı, işleyişi farklıdır. Nihayetinde kültürel anlamda da vatandaşa hizmet sunmak zorundadır ve belediyeler daha çok hizmet amaçlı faaliyet göstermektedir. Bu çerçevede başvurumuzu yaptık. Aynı zamanda da devlet nazarında tanınmayan cemevlerinin tanınmasını istedik. Yani bakın belediyeler cemevi yaptı, cemevini fiilen de olsa kabul etti demektir. Nitekim vermiş olduğumuz mücadele sonucunda, 2011 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bu talebimizi kabul etti. Şu an içinde bulunduğumuz arsayı, binayı ve bir kısım eşyaları büyükşehir belediyesi verdi. Büyükşehir belediyesi sonrasında bütün yönetimi bize devretti. Yapılan cemevi, belediyede oy birliğiyle alınan bir karar sonucu herhangi bir bedel alınmaksızın, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne 10 yıllığına tahsis edildi. Dolayısıyla 2011 yılında temel atma töreni yaşandı. 5 aylık sürede buranın açılışı gerçekleşti. Akabinde biz büyükşehir belediyesi ile bir protokol imzaladık. Bütün yönetimi, işleyişi, vs. bize tahsis edildi. Hiçbir zaman da büyükşehir belediyesinin, ‘ben size burayı tahsis ettim, benim dediklerime göre hareket edersiniz ya da bir etkinlik, çalışma, faaliyet yaparken bizden izin almak zorundasınız’ gibi muameleyle karşı karşıya kalmadık.”

    “KAYYIM ATANDIKTAN SONRA BELEDİYE İLE BÜTÜN İLİŞKİLERİMİZ KESİLDİ”

    Belediyeye kayyım atanana kadar belediye ile iyi ilişkilerinin olduğunu belirten Koluman, kayyım atandıktan sonra belediye olan tüm ilişkilerin kesildiğini söyledi. Koluman,  “Burası açılırken kültürel tesis alanı olarak projeye işlenmişti. Biz bir süre sonra başvuru yaptık. Artık bu 10 yıllık sürenin kaldırılarak süresiz hale getirilmesi ve buranın da bir ibadethane olarak projeye işlenmesini talep ettik. Bu talebimiz kısmen kabul edildi. Kültürel proje alanından çıkartıldı, dini tesis alanı olarak projelere işlendi. Devam eden süreçte biz ibadethane statüsünü de belki işletecektik ancak buna fırsat verilmedi. Fırsat verilmemesinin temel sebebi 2016 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyımdır. Kayyım atandıktan sonra bizim bütün ilişkilerimiz kesildi. Onlardan bize bir müdahale de gelmedi, bizden onlara bir talep de gitmedi. Biz Diyanet’te karşı çıkıyoruz ve bu kurumdan asla bir yardım beklemiyoruz. Yardım almamız bizim temel değerlerimizle çelişir. Ama kamu bunu sunmak zorunda. Cemevinde elektrik sorunu oldu mesela. Biz DEDAŞ’a başvurduk. Böyle bir durumumuz var dedik, DEDAŞ, ‘bize değil, müftülüğe başvurun’ dedi. Biz müftülüğü tanımıyoruz, başvurmadık. Akabinde devam eden süreçte burada en büyük mülki amir olan valiliğe başvurduk. Valilik kayıtsız kaldı, dönüş de yapmadı. Bir kısım belediyelere başvurduk. Belediyeler de kayıtsız kaldı, çünkü belediyelerin hepsi kayyımla yönetiliyordu” şeklinde konuştu.

    “KİME SORDUNUZ DA CEMEVLERİNE ‘KÜLTÜR MERKEZİ’ DİYECEKSİNİZ?”

    AKP iktidarının cemevlerini gezerek maddi açıdan ‘talepleriniz nedir?’ diye sorması konusuna da değinen Koluman, “Bakınız burası bir tadilattan geçti. Bu masraflar valilik tarafından daha doğrusu kayyım belediyesi tarafından karşılandı. Esasında bu bir hak mıdır? Evet kamu bütçesinden gelen bir hakkımızdır. Kimse lütuf yaptığını sanmasın. Bu ülkenin vatandaşı olarak bunun bir hak olduğunu bir kez daha dile getireyim. Şimdi Alevi açılımı yapmaya çalışıyor iktidar. Alevilerin gönlünü hoş tutmaya çalışıyor. Cemevlerine ibadethane değil, kültür merkezi diyeceklermiş. Kime sordunuz, bunu?” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİ AYNI ZAMANDA BİR AKADEMİ MERKEZİDİR”

    Cemevlerinin sadece Alevilerin cem yaptığı bir yer olmadığını aynı zamanda dayanışma, birlik olma yerleri olduğunu aktaran Koluman son olarak şunları dile getirdi:

    “Cemevleri bir ibadethanedir ama bu cemevinin bulunduğu bina sadece bizim 48 Perşembe dediğimiz, perşembeden perşembeye cemleri yapıp, kapıyı kapatıp gidecek pozisyonda da değildir. Cemevleri aynı zamanda Alevilerin bir toplantı yeridir. Alevilerin sorunlarının çözüm yeridir, bir halk mahkemesidir. Cemevlerinin içini gençlik çalışmasıyla, eğitim çalışmasıyla, kadın çalışmasıyla, pirlerin çalışmasıyla doldurabiliriz. Kısacası aynı zamanda bir akademi merkezidir. Geçmişten gelen kültürümüzün bize öğrettiği bu. Dolayısıyla şunu belirtmek isterim, yaklaşık 10 yıldır bu cemevi faal durumda. Siyasi krizi, kayyım ataması, pandemi gibi süreçlerde biraz sıkıntılarımız oldu. Ama buranın yönetimi anlamında hiçbir şey değişmedi. Pir Sultan yönetimi, bütün kararları kendi inisiyatifiyle almakta ve hayata geçirmektedir. Kimseden de izin ve icazet almamaktadır. Aksi durumu biz kabul etmeyiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Koluman: AKP, kendine yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    Koluman: AKP, kendine yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    PİRHA-İktidarın cemevlerini ziyaret etmesini değerlendiren PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Av. Cafer Koluman, hükümeti samimi bulmadığını belirterek, “Asıl amaca uygun bir şekilde reform yapmazsanız gerisi Aleviler nazarında hikaye olur. Bu projeyle kendilerine yönelik bir takım yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışacaklar” dedi. 

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar sürüyor.

    Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi cemaati Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Cafer Koluman, iktidarın ‘Alevi Açılımı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Koluman, hükümetin açılımını samimi bulmadığını ve Alevilerin sorunlarını çözmeyeceğini söyleyerek, bu tür politikaların asimilasyon politikasına hizmet edeceğini belirtti. Alevilerin bu kirli politikalara alet olmaması gerektiğinin de altını çizen Koluman, iktidarın yandaş Alevisi olmamak gerektiğini aktardı.

    “İKTİDAR BU TÜR POLİTİKLARLA, ASİMİLASYONU KALICI HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Hükümetin politika üretemez ve yönetemez hale geldiği her durumda açılımlar yaptığını ifade eden Koluman, Alevilerin bu tür çıkarcı ve kirli politikalara alet olmayacağını dile getirdi. Bu tür açılımların Alevilerin değerlerine bir saldırı olduğunu da sözlerine ekleyen Koluman; “Zamanında AKP hükümeti, Kürtlerin oyunu almak adına bir takım ‘Kürt Açılımı’ adı altında çalışmalar yürüttü. ‘Akil İnsan Heyeti’ oluşturdular. Amaç burada nedir? Kürt oylarını kendilerine doğru evirerek iktidarı daha çok sağlamlaştırmak. Bu proje tutmayınca farklı kanatlarla hareket etti. MHP kanadıyla olduğu gibi. Şu belli ki bu blok içerisinde bugün büyük çatışma var. Artık gün yüzüne çıkmış bir durumda. AKP iktidarı, 2008-2009 yıllarında Aleviler adına 9 aşamadan oluşan bir çalıştay serisi yaptı. Başlangıçta heyecan veren bir durumdu. Ancak heyecan yaratan o çalıştayın sonraki aşamalarına baktığımızda buradaki esas amacın Alevi sorununu çözmek olmadığı görüldü. İktidar, kendilerine bir potansiyel oluşturma ve asimilasyon politikalarını daha kalıcı hale getirmeye çalıştı bu çalıştaylarla. Dolayısıyla Demokratik Alevi Hareketi bu projenin aslını görünce çalışmalardan çekildiler. Siz bir sorunu çözmek isterseniz öncelikle bu sorundan dolayı mağdur edilen muhatapları esas almanız lazım. Bu konuda bir çalışma yürütüp sağlıklı, tarafsız, objektif bir rapor hazırlamanız lazım. Ama iktidar o çalıştaylarda öyle yapmadı” şeklinde konuştu.

    “BU PROJEYLE KENDİLERİNE YANDAŞ ALEVİLER, KURUMLAR YARATMAYA ÇALIŞACAKLAR”

    AKP iktidarının son süreçte cemevlerini gezdiğini hatırlatan Koluman, bu durumu samimi bulmadığını belirterek sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Burada cemevlerinin ibadethane değil de kültür merkezi olması, dedelere maaş bağlanması ve diğer sorunların çözümü konusunda çeşitli tartışmalar yürütülüyor. Alevilerin haklarını savunan ve değerlerini yaşatma anlamında bunun mücadelesini geçmişten beri veren kurumlar ve kesimler var. Bunlara danışmanız, ortaklaşmanız lazım. Ortaklaşmadığınız müddetçe arşivinizde kayıtlı olan bu projenizi hayata geçirmeniz, Aleviler adına bir hüküm ifade etmez. Biz ezelden beri diyoruz. Cemevleri bir ibadethanedir. Alevilerin inanç merkezidir. Eğer siz samimi iseniz öncelikle cemevlerinin yasal statüsünü verin. Geçmişte 2004 yılına kadar ibadet yeri denince hemen karşısında cami vardı. 2004 yılında Avrupa Birliği’ne uyum yasaları kapsamında bir takım reformlar yapıldı ve ibadet kavramını biraz daha açtılar. Açılan ibadet kavramına cami, kilise, sinagog, havra eklendi ama cemevi eklenmedi. Oysa Aleviler vardır. Siz asıl amaca uygun bir şekilde reform yapmazsanız gerisi Aleviler nazarında bir hikaye olur. Bu projeyle kendilerine yönelik bir takım yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışacaklar.”

    “DEDE VERMİŞ OLDUĞU HİZMETİN KARŞILIĞINI MADDİYATA ÇEVİRMEZ”

    Alevilikte dedeliğin, pirliğin, inancın bir rıza işi olduğunu ve gönüllü yapıldığını söyleyen Koluman, “Nasıl ki Alevilik inancı gönülden gönüle, dilden dile sözlü bir kültüre sahipse dedelik de bir rıza işidir, gönül işidir, sevgi işidir. İnsanlık işidir en başta. ‘Rıza Şehri’ denilen bir kavram var. Bu kavramda asla ve asla dede vermiş olduğu hizmetin karşılığını bir maddiyata çevirmez. Çevirdiği zaman zaten dedelik diye bir kavram olmaz. Aleviliğe hizmet olmaz bu, devletin memuru olur. Bir çok dedemizle de görüştük. Bunu isteyen de vardır istemeyen de vardır. Gerçek anlamda Alevi hizmet yürütücülüğüne bağlı dedelerimiz, pirlerimiz, analarımız, ocaklarımız asla bu maaş olayını kabul etmezler. Çünkü geçmişten gelen bir değerimiz, öğretimiz, inancımız, felsefemiz var. Maaşı kabul eden dede artık dede olmaktan çıkmıştır, dünya insanı olmuştur. Dünya insanı olan bir dede Alevilerin insanı değildir, Alevilerin değeri değildir” dedi.

    “GÜVEN SORUNU VAR”

    Cafer Koluman, Alevilerin hassasiyetleri dikkate alınarak bir çalışma yürütülmesi gerektini belirterek, “Alevilerin gerçek anlamda inancını yaşatabilecek sorunlarını çözerek yapılmalıdır. Alevilerin canı çok yanmıştır, incinmiştir, acıtılmıştır. Bir tecrübesi vardır bu anlamda ve güven sorunu vardır. Hiçbir şekilde Aleviler bu çalışmaya asla güvenmezler, bu açılıma da güvenmezler. Çünkü Alevilerin ihtiyacını karşılayabilecek bir proje değildir” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Tutuklama kararı ile Alevilere, muhalif olan tüm kesimlere mesaj verildi’-VİDEO

    ‘Tutuklama kararı ile Alevilere, muhalif olan tüm kesimlere mesaj verildi’-VİDEO

    PİRHA-Avukat Cafer Koluman, 5 Nisan’da Diyarbakır’da kadın aktivistlere yönelik yapılan operasyon sonucunda tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır şubesi önceki yönetim üyesi, Nurşen Akbal’a ilişkin konuştu. Koluman “Gözaltı ve tutuklamaların esasında Alevilere, kadınlara, muhalif olan tüm kesimlere bir mesaj olduğu düşüncesindeyiz” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshedilmesi ardından Diyarbakır’da 5 Nisan’da kadın aktivistlere dönük operasyon yapılmış ve 22 kadın gözaltına alınmıştı. 8 Nisan’da mahkemeye çıkarılan kadınlardan 6 kişi tutuklanırken, 9 kişi de adli kontrol tedbiriyle serbest kaldı. Bir kadına ise ev hapsi verildi.

    Avukat Cafer Koluman, kadın aktivistlere yönelik yapılan operasyona ilişkin konuştu. Koluman, uzun yıllar Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi’nde beraber çalıştıkları Nurşen Akbal’ın da tutuklanmasına sebep görülen konuları değerlendirdi.

    “NURŞEN AKBAL UZUN YILLAR ALEVİ HAK MÜCADELESİ VERDİ”

    Av. Cafer Koluman, “Nurşen Akbal arkadaşımızın tutuklanmasının temel sebebi, uzun yıllardır Alevi bir kadın olarak hak mücadelesi vermiş, muhalif bir mücadele yürütmesinden dolayı tutuklamanın bu gerekçeyle olduğu düşüncesindeyiz” dedi. İktidarın, kadınlara dönük amacının belli olduğunu söyleyen Koluman, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Gerçekten de yaşadığımız ülkede en temel hakkını bile dile getiren kesimler tehlikeli olarak görülmekte. Sanki ‘devletin birlik ve bütünlüğünü bozucu faaliyetler içerisinde ve örgütün talimatı ile…’ düşüncesinden hareketle bir kılıf uydurarak derdest edip tutuklattırıyorlar. Bu esasında bir mesajdır. Alevilere, kadınlara, muhalif olan tüm kesimlere bir mesaj olduğu düşüncesindeyiz. Bunu neden söylüyoruz. Çünkü yakın zamanda yine Nurşen Akbal arkadaşımızın yürütmüş olduğu bu demokratik çalışmalar nedeniyle kadın mücadelesine, Alevilere yönelik çalışması olsun, benzeri mahiyette katılmış olduğu toplantılar, basın açıklamaları, demokratik eylem ve etkinlikleri kapsamında yakın zamanda yargılandı ve 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi. Biz bu karara itiraz ettik. Karar istinaf aşamasında. Daha bu sonuçlanmadan 5 Nisan sabahı böyle bir operasyona maruz kaldı ve gerçekten de ciddiyetsizlikle yürütülen bir soruşturma olduğunu yakınen gördük. Çünkü gözaltında bulunduğu süre zarfında soruşturmayı yürüten savcıyla görüşme talebimiz reddedildi. Savcı kesinlikle görüşmek istemediğini bize iletti. Görüşmek istemeyince biz yazılı bir şekilde itirazlarımızı sunduk, bu yazılı talebimiz de reddedildi. Akabinde emniyet tarafından arandık. ‘Savcı hanımın talimatıdır; ifadesi alınıp serbest bırakılacak.’ Nurşen Akbal ve gözaltında bulunan kişilerin ifadesi alınıp aynı gece emniyetten serbest bırakılacağı tarafımıza iletildi.”

    “AKBAL, DERHAL ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMALI”

    Koluman, kadın aktivistlerin tutuklanma sürecini “Resmen bir oyun oynandı” sözleriyle tarifledi. Koluman, Alevi kadın aktivist Nurşen Akbal’ın hukuka aykırı bir şekilde sorgu işlemine maruz kaldığını belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Adliyeye sevk edildiler. Savcı hanım ifade dahi almadan doğrudan tutuklamaya sevk etti, akabinde yapılan sorgusu sonucu tutuklamaya karar verildi. Tutuklama gerekçelerine bakıldığı zaman zaten daha önce yargılandığı bir dosya vardı. Bu dosyadan kaynaklı ceza almıştı. Benzer mahiyette eylem ve etkinliklerden kaynaklı ikinci kez bir soruşturmaya maruz kaldı. Bu soruşturma akabinde haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklandığına tanık oluyoruz.

    Verilen mesaj açıktır. Esasında Nurşen Akbal şahsında kadınlara bir mesaj vardır. Kadınlar en demokratik bir hakkı dahi talep etmeyecekler, konuşmayacaklar, susacaklar, sindirilecekler. Bu şekilde bir mesaj vererek tüm toplumu yargı eliyle susturma gibi bir süreç yaşamaktayız. Avukatı olarak bu durumun hukuka aykırı olduğunu her koşulda dile getireceğiz. Tutuklamaya itiraz dilekçemizi verdik. Temenni ederim ki bu yanlıştan bir an önce dönülür. Nurşen Akbal arkadaşımızın derhal özgürlüğüne kavuşması bizim beklentimiz ve talebimizdir.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Koluman: Sol kesim, Alevilerin sorunlarına kayıtsız kalıyor-VİDEO

    Koluman: Sol kesim, Alevilerin sorunlarına kayıtsız kalıyor-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanı Avukat Cafer Koluman, Alevilerin yaşadığı hak ihlallerinin insan hakları kurumları tarafından yeterince görülmemesini eleştirdi. Koluman, “Alevilerin sorunu temelde tüm insanların sorunudur. Bugün cemevi, zorunlu din dersi sorunu aynı zamanda insan hakları sorunudur” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanı, Avukat Cafer Koluman, Alevilerin yaşadığı hak ihlallerinin, insan hakları kurumları tarafından yeterince görülmediğini söyledi.

    “Alevilerin sorunlarına ciddi anlamda yaklaştıklarına inanmıyorum” diyen Cafer Koluman “Zaman zaman İnsan Hakları Derneği, Eğitim-Sen zorunlu din dersinden kaynaklı destek ve dayanışmada bulunmakta fakat bu sadece ‘destek ve dayanışmada’ kalıyor” dedi.

    “HUKUK, EĞİTİM, EKONOMİ ÖRGÜTLENMEMİZ YOK”

    Koluman, ‘Alevilerin sorunlarına karşı Alevi örgütlerinin de çok duyarsız kaldığına tanık oluyoruz” diyerek kurumların gündem yaratamaz hale geldiklerini ifade etti.

    Alevi toplumunun birçok alanda örgütlenme sorunu yaşadığına vurgu yapan Koluman şunları kaydetti:

    “Genel merkezlerden federasyonlara kadar kendinden bir gündem yaratamayan, gündemin arkasında kalabilecek boyutta bir süreci yaşıyoruz. Çok cılız kalıyoruz. Ekonomik krizin dip yaptığı, eğitim sorununun baş gösterdiği, pandeminin yaşandığı, hukuksuzluğun diz boyu olduğu bu süreçte Alevilerin bir hukuk, eğitim, ekonomi, sosyal örgütlenmesi yok. Bu ciddi bir sorundur.”

    Bir taraftan Alevi kurumlarının yetersiz kalmasına rağmen diğer taraftan kendilerini ‘sol, demokrat’ olarak tanıtan örgütler de aslında tutarsızlar. Barolardan, sendikal örgütlere, insan hakları derneğine kadar aslında Alevilerin sorunlarına çok da ciddi anlamda yaklaşılmıyor. Zaman zaman İnsan Hakları Derneği, Eğitim-Sen zorunlu din dersinden kaynaklı destekte bulunuyor. Ama bu sadece ‘destek ve dayanışmada’ kalıyor. Bu aslında Alevilerin sorunu olarak görülse bile temelde bir insanlık sorunudur. Alevilerin bugün cemevi sorunu varsa bu aynı zamanda insan hakları sorunudur. Bugün Alevilerin zorunlu din dersi sorunu varsa bu aynı zamanda bir insan hakları sorunudur. Bugün Alevi kimliği tanınmıyor, eşit vatandaş statüsünde görülmüyorsa bu aynı zamanda insan hakları sorunudur. Dolayısıyla insan hakları alanında mücadele eden bu kurumların da bu sorunu merkezine almaları gerekir.

    Eğitim sendikaları, ‘Nasıl olsa Alevi örgütleri var. Zorunlu din dersi mücadelesini onlar yürütür’ dememeli. Bu sorunları temel merkezlerine alarak mücadele alanını genişletmesi lazım. Alevi örgütleri de dayanışma içerisinde bulunup birbirlerinin önünü açmalılar. Bu çerçevede bir yol ve yöntemle mücadele edilirse daha başarılı olunur.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN TOPLUM GERÇEKLİĞİ ADINA ÇABASI OLMALI”

    Cafer Koluman, sayısal olarak Alevi örgütlerinin çokluğuna işaret ederek “Ama ne kadar başarı elde etmişiz, temel hedefimiz nedir?” diye de sordu. Koluman, “Alevi toplumu geçmişten beri örgütlü bir yapıya sahipti ancak kentleşme ile bu birliktelik bozuldu “diyerek şu aktarımı yaptı:

    “Türkiye’de Alevi örgütlülüğü özellikle 90’lı yıllardan sonra başlayan bir süreçtir. Alevilik zaten geçmişten bu yana örgütlü bir yapıya sahiptir. Neden? Mürşit-talip ilişkisi ve cemlerde ibadet etme… Haliyle zaten Aleviler örgütlü bir yapıdan geliyor. Nerede bir sorun olsa ‘halk mahkemesi’ dediğimiz cemevlerinde bu sorun mutlaka çözülürdü. Aleviler, kendi içindeki sorunları kendi aralarında çözerlerdi. Çok ağır bir sorun varsa, çözülemeyecek bir yapıdaysa ‘düşkün’ ilan edilip kişinin toplumla ilişkisi kesilirdi. Bu çok ciddi bir yaptırımdır. Bugünkü müebbet hapis cezasından daha ağır bir yaptırıma tabidir.

    Düşünün ki bir insanı, işlediği bir suç nedeniyle mahkum ediyorsunuz. ‘Halk mahkemesi’ dediğimiz cemde, dara çekilir, kişiler yüzleştirilir ve hesap sorulur. O kişinin suç işlediği sabit olursa tanıklar ve cemdeki tüm canların huzurunda, o kişi ‘düşkün’ ilan edilir. Ömür boyu ailesi dahil olmak üzere orada yaşayan Aleviler tarafından dışlanır, selam dahi verilmez. Hatta taziyesine de gidilmez. Böyle bir yaptırımımız, hukukumuz vardı.

    “KÖYDEN KENTE GÖÇLE BİRLİKTE DEĞERLER YOK OLMAYA BAŞLADI”

    Dolayısıyla biz geçmişten beri örgütlü bir topluma zaten sahibiz ama 60’lı yıllardan sonra köyden kente göçün başlamasıyla birlikte bu değerler yok olmaya başladı. Pirler taliplerinden, talipler pirlerinden uzaklaşmaya başladı. Cemler yapılamaz oldu. Adeta bir kaos süreci başladı. Bu süreçte Aleviler birçok baskıya da maruz kaldı.

    2 Temmuz 1993’te televizyonlarda canlı yayında dünyanın gözü önünde bir katliam yaşandı. Bu ciddi bir travma yarattı. Aleviler daha da örgütlü olma bilincine vardı. Örgütlü olmaktan başka çaremizin olmadığını, eski ocak kültürünü yaşadığımız süreç itibariyle metropolleşen hayatta çok da anlam ifade etmeyeceğini, dolayısıyla Alevi örgütlenmesi adı altında sayamayacağımız, isminde ‘Alevi’ geçen birçok dernek kuruldu. Bu derneklerin kurulması elbette ki önemlidir ancak içinin doldurulması lazım. Bir takım kişisel hesaptan ziyade, toplumun menfaatini öngören, toplum gerçekliği adına bir çabası olacaksa amenna.”

  • Koluman: Almanya tanıdı; Türkiye Parlamentosu da Alevi kimliğini tanımalı-VİDEO

    Koluman: Almanya tanıdı; Türkiye Parlamentosu da Alevi kimliğini tanımalı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanı Avukat Cafer Koluman, Aleviliğin Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde resmen tanınmasına ilişkin konuştu. Koluman, “Türkiye için bu bir ayıptır” diyerek “Almanya’daki kararlar emsal alınarak Türkiye parlamentosu tarafından da Alevi kimliğinin tanınması gerekir” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanlarından Avukat Cafer Koluman, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde Alevilerin kamu tüzel kişiliği kazanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    Almanya’daki gelişmenin olumlu olduğunu söyleyen Koluman, “Bizim çok arzulayıp da kendi toprağımızda yapamadıklarımızı Almanya’nın yapması oldukça anlamlı ve ciddiye alınması gereken bir husustur” dedi.

    Cafer Koluman, cemevlerinin artık kiliseyle eşit statüye kavuşmasının önemli bir karar olduğunu söyleyerek “Anavatanımızda halen ismi bile okunmayan laikliğin, özgürlüklerin mağduru iken Avrupa’daki bu gelişme, aramızdaki demokrasi farkının ne kadar olduğunu gösteriyor” yorumunu yaptı.

    “BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK”

    Cafer Koluman, Türkiye’deki Alevi mücadelesinde kazanım elde etmenin zorluklarına dikkat çekerek şunları dile getirdi:

    “Biz halen yaşadığımız ülkede ‘cemevleri yasal statüye kavuşsun, Madımak Oteli Utanç Müzesi olsun, Alevi kimliği tanınsın’ mücadelesini vermemize rağmen bir arpa boyu yol alamadık. Mahkeme mahkeme koşturmaktan, haklarımızı dillendirmekten, gerek meclis kürsüsünde vekillerimiz, gerek hukukçularımız, gerek Alevi örgütleri olsun, yıllardır devam ettirdiği bir mücadele geleneğimiz var. Ama maalesef geldiğimiz süreç itibariyle bir ilerleme kaydedilemedi.

    “Biz ‘Madımak Oteli Utanç Müzesi, bir insanlık abidesi olsun’ dedik. Tam tersine Alevilere hakaret edercesine katillerin de ismini yazmak şartıyla Kültür Bakanlığı’na bağlı bir anı evi haline dönüştürdüler” diyen Koluman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyarbakır’daki cemevinin bir elektrik sorunu var. Bu sadece Diyarbakır’daki cemevinin değil; Türkiye’deki bütün cemevlerinin ortak sorunudur. Bu nedenle dava açtık. Bizden vergi alınıyor mu? Alınıyor. Biz de eşit yurttaşlık hakkımızdan kaynaklı devletin imkanlarından eşit şekilde faydalanacağımız düşüncesinden hareketle elektrik faturası ödememeye başladık. 4 buçuk yıl boyunca herhangi bir fatura bedeli talep edilmedi. 4,5 yıl sonra cemevin elektriğini aniden kestiler. Avrupa’daki duruma bakın, yaşadığımız coğrafyadaki duruma bakın. Arada dağlar kadar fark var.”

    “ALEVİLİĞİ TANIMAMAK DEVLETİN AYIBIDIR”

    Yaşadığımız coğrafyada, Alevilerin Alevi olduklarını ispat edebilmek için birçok yola başvurduğunu vurgulayan Koluman, “Maalesef sağır sultan duydu ama yetkililer duymadı. Alevi inancının ve ibadethanesinin cemevi olduğu bilinmesine rağmen halen kabul görmüyor ve hiçbir statüye de kavuşturulmuyor. Avrupa’da 30 yıllık geçmişi olan bir inanç Avrupa’da tanınıyor. Fakat Türkiye’de binlerce yıllık geçmişi olan Alevilerin tanınmaması bizim değil, bu devletin ayıbıdır” diyerek, Almanya’daki kararları emsal alarak Türkiye parlamentosu tarafından da Alevi kimliğinin tanınması çağrısında bulundu.

    “ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜ DOĞRU TEMELDE YÜRÜMÜYOR”

    Koluman, öncelikli sorunun ‘hukuktan yoksunluk’ olduğunu ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Bizim temel eksikliğimiz; devletin yıllardır devam eden tanımama, yok sayma, asimile etme, ötekileştirme politikasıdır. Temel mesele biraz da buradan kaynaklanıyor. Aleviler belki yıllar sonra bunun farkına varıp örgütlenmeye başladı ama bu örgütlülük doğru temelde yürüyor mu? Bunu söyleyemeyiz. Toplumsal olarak sorunları kavrayıp birlikte hareket edememe gibi bir eksiklik var. Adaletsizliğin dip yaptığı, hukuksuzluğun önde gittiği bir süreci yaşıyoruz. Böyle bir süreçte Alevi örgütlerine düşen temel görev ise daha örgütü bir şekilde örgütlenme modeli oluşturarak tabandan tavana doğru bir mücadele haritası geliştirmek gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil aslında. Farklı kimliklere sahip olan tüm kesimlerin sorunudur.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Avukat Koluman: İhbarda bulunuyoruz; Kemal Bülbül’ün suçunu bizler de işledik- VİDEO

    Avukat Koluman: İhbarda bulunuyoruz; Kemal Bülbül’ün suçunu bizler de işledik- VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi önceki başkanı Avukat Cafer Koluman, hakkında hapis cezası kesilen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’e destek açıklamasında bulundu. Koluman, açıklamasında “Kemal Bülbül ne suç işlemişse bizler de aynı suçu işlemişizdir. Dolayısıyla biz de kendimizi aynı zamanda ihbar ediyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanlarından ve aynı zamanda HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’e ‘örgüt üyesi’ olduğu gerekçesiyle verilen hapis cezasına Avukat Cafer Koluman’dan tepki geldi.

    Aynı zamanda Kemal Bülbül’ün avukatlığını da yapan Cafer Koluman, “Tümden uyduruk delillerle bir dosya oluşturulmuş” yorumunu yaptı.

    “AYNI SUÇU BİZLER DE İŞLEDİK!”

    Koluman, Kemal Bülbül’e verilen cezanın esasında muhalif siyasete verilen bir ceza olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Kemal Bülbül’e verilen bu ceza, süreç itibariyle Alevi kamuoyuna, Alevilere verilmiş bir cezadır. Bu nedenle biz bu cezayı kınıyoruz. Kemal Bülbül ne işlemişse bizler de aynı suçu işlemişizdir. Dolayısıyla biz de kendimizi aynı zamanda ihbar ediyoruz. Çünkü Kemal Bülbül’ün 2011-2015 yılları arasındaki çalışmalarına baktığınız zaman tümden derneği ve federasyonu, tüzüğün elverdiği ölçüde Alevi hak mücadelesi adına katılmış olduğu toplantılar gerekçe gösterilmiştir. Biz bu cezanın hukuki olmaktan ziyade tümden siyasi saiklerle verilen bir ceza olduğunu belirtmek isteriz.”

    “ALEVİ MÜCADELESİNE ENGEL OLUNMAK İSTENİYOR”

    Koluman, Kemal Bülbül’e verilen ceza ile Alevi mücadelesine engel olunmak istendiğini ifade ederek, “Örgütlerimizin içi boşaltılmaya çalışılıyor” dedi.

    Cezayı kınadığını söyleyen Cafer Koluman, “Kemal Bülbül’ün şahsına verilen bu ceza, Kemal Bülbül’ün cesaretli tutum ve tavrından kaynaklı verilmiştir. Bizlere düşen temel görev; demokratik mücadelemizi her alanda devam ettirmektir. Her alanda Alevi hak sorununu dillendirmeye, bunun çalışmasını yürütmeye ve mücadelesini vermeye devam edeceğimizi belirtmek isteriz” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevi Avukatı Koluman’dan keşif tepkisi: Karar Alevileri incitmiştir

    Diyarbakır Cemevi Avukatı Koluman’dan keşif tepkisi: Karar Alevileri incitmiştir

    PİRHA- İstinaf Mahkemesi’nin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istemesine Avukat Cafer Koluman tepki gösterdi. Koluman, “Bizi inciten husus. Her ne kadar bir yasal statüye kavuşturulmasa bile burası bir cemevi” dedi. 

    İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı.

    Mahkeme, PSAKD Diyarbakır Cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istemesine karar verdi.

    Mahkeme kararına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin önceki dönem başkanı avukat Cafer Koluman, “Ortada olan bir gerçeklik var. Alevilerin ibadeti cemdir, ibadethanesi de cemevidir. Bu toplumsal bir gerçekliktir. Bu geçmişten beri böyledir. Nihayetinde 2 yıldır elektriği kesik olan cemevimiz var” dedi.

    Koluman, elektriğin kesilmesi ve dava süreçlerinine ilişkin şunları söyledi:

    “Biz elektrik masraflarının genel bütçeden karşılanması hususunda birtakım girişimlerde bulunduk. Bu girişimlerimiz sonuçsuz kalınca Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tedbir talepli dava açtık. Normal koşullarda yasa gereği 3 gün içinde tedbir talebi değerlendirilip ona göre bir karar verilmesi lazım. 5. Asliye Hukuk Mahkemesi bu tedbir talebimizi reddetti. Bu redde karşı bir üst mahkemeye itirazda bulunduk. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi yerel mahkeme kararını onadı, ancak şöyle bir gerekçeyle: Cemevlerinin ibadethane olduğu konusunda gerek AİHM’nin gerek Yargıtay’ın, Danıştay’ın kararlarını bir bütün olarak değerlendirdiğinde buraların ibadethane olduğu konusu tartışmasızdır. Ancak hangi alanların elektrik muafiyetinden yararlanacağı, hangi alanların yararlanmayacağı yerinde yapılacak bir gözlem ve keşif sonucu ortaya çıkacaktır. Buna istinaden burada bir keşif yapılıp ona bir karar verilir.”

    “KEŞİF BİZLERİ İNCİTEN HUSUSTUR”

    “Keşif, bizleri inciten bir husustur” diyen Koluman, “Nihayetinde biz taleplerimizi belgelerimizi sunduk. Dolayısıyla keşfe gerek kalmaksızın bu kararın verilmesi beklentimizdi. Bu karara istinaden de Diyarbakır 5. Asliye Mahkemesi’nde 20 Ekim 2020’de duruşma görülecek. 20 Ekim’de yapılacak duruşmada bu hususlar değerlendirilerek keşif kararı verileceğini bekliyoruz. Verilecek keşif kararından sonra cemevine gidilecek, cemevinde hangi alanların ibadethane kapsamında olduğu, hangi alanların idari bina kapsamında olduğu yerinde yapılacak tetkikler sonucuna göre bir karar verileceğini bekliyoruz.”

    “EMSAL KARARLARIN DİKKATE ALINMASINI TALEP EDECEĞİZ”

    Koluman, “Bizi burada inciten husus, her ne kadar bir yasal statüye kavuşturulmasa bile burası bir cemevi” diyerek, mahkemeye sunmuş oldukları emsal kararların dikkate alınmasını talep edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan oluşan heyet dün PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ve Cemevini ziyaret etti. Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır elektriğinin kesik olmasının gündeme geldiği görüşmede, bu sorunun bir an önce çözülmesi için gerekenin yapılacağı vurgulandı. 

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan ve beraberindeki heyet, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti.

    Heyet, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ve yönetim kurulu üyeleriyle, eski başkan Cafer Koluman tarafından karşılandı.

    Görüşmede bir konuşma yapan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Biz sizlerin burada yaşamış olduğu sorunları karşılıklı konuşmak istişare etmek istedik. Bir kez daha elektrik sorununu meclise taşımak gerekliliğini hissediyoruz. Fakat burada yaşanan bu sorunun Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal koşullardan farkı yok” dedi.

    “İKTİDAR FARKLILIKLARA YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sizden önce demokratik İslam kongresini ziyaret ettik. Bizim bu ülkede bu coğrafyada yaşadığımız sorunlarımızın bütün farklı dinler ve inançların ortak problemler olduğunu ve çözümün ortak olduğuna dair oldukça güzel bir tartışma yürüttük. En nihayetinde mevcut olan iktidar farklılıklara yaşam hakkı tanımayan bir iktidar. Bunun bir devlet politikası, bir devlet geleneği olduğunu da biliyoruz ama bazı dönemler vardır ki baskıların renginin daha koyu olduğu dönemler… Biz sanırım öyle bir dönemden geçiyoruz.

    “EŞİT VATANDAŞLIK ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    Burada Alevi toplumuna dönük tarih boyunca baskılar ve katliamlar yaşandığını biliyoruz. 2 Temmuz’da Turgut (Öker) başkanımızın da olduğu bir HDP heyeti ile Sivas’taydık, 3 Temmuz’da Çorum’daydık. Oradaki anmalara katıldık. Bir kez daha gördük ki yaraların iyileşmesinin bir yolu var; gerçeklerle yüzleşmek, bir yolu var; özür dilenmesi bir yolu var; gerçekten eşit vatandaşlığın anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde ne söylenirse söylensin bunun bir manası yoktur. Bugün özellikle AKP zamanında Diyanet Başkanlığı’na doğrudan artık devleti açık bir biçimde yönetmeye aday ve kültürel iktidarlarını kurma konusunda özel bir misyon biçilmiş ki zaten bu misyonu bir kat daha arttırdılar. Bugün mesela Diyanet’e akan paranın haddi hesabı yok. Birkaç bakanlığın bütçesine tekabül edecek kadar bir bütçe ayrılıyor.”

    “BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR”

    Hatimoğulları, “Alevi kurumlarına, Türkiye’de bulunan kiliselere farklı inanç merkezlerinin kurumlarına hiçbir manada bir destek yok ve elektrik kesintisi yapılabiliyor. Mesela su faturalarının karşılanmaması gibi… Tek tarafa güçlü bir yatırım var” diyerek eşitsizliğe de vurgu yaptı.

    “Şu bilinen bir gerçektir: Bunlar Türkiye’de yaşayan 83 milyon vatandaşın vergileri ile oluşan bütçeler. Ortak malın bir kesime harcama. Bu zalimliğin ta kendisidir gerçekten. Bu süreçte özellikle AKP’nin son zamanlarda yaptığını şuna benzetiyorum: Amerika’da George Floyd’un boğazını sıkan polis ne yaptıysa Türkiye’de bu iktidar şu an 83 milyon insana aynısını yapıyor ve nefessiz bırakıyor. Bizler bu süreçte HDP olarak bir demokratik mücadele programıyla çıktık. Bu kampanya çerçevesinde 1. Etap yürüyüşümüze başlamadan önce Türkiye genelinde bütün inanç kurumlarını demokratik kitle örgütlerini emek örgütlerini ziyaret ettik. Bizim kurtuluşumuz ortaktır. Bu ülkenin demokratikleşmesi dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bu nedenle de bütün farklılıklarımıza rağmen ortak paydada buluşabileceğimiz zemin ve ortak yaşamı inşa etmek üzerine genel ilkeler çerçevesinde buluşmak dışında ortak mücadele etmek dışında başka bir seçeneğimiz yoktur. Yaşadığımız sorunlar ortaktır ve bu ortak zemini güçlendirmek için hep beraber çaba harcamayı umut ediyoruz.”

    KOLUMAN: CEMEVİMİZ İKİ YILDIR ELEKTRİKSİZ

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski yöneticilerinden Cafer Koluman da, “Cemevimiz şu an elektriksiz. İki seneye gireceğiz. Yapmış olduğumuz tüm girişimler sonuçsuz kaldı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    “Benim şube başkanlığım döneminde DEDAŞ’a başvuru yaptık. DEDAŞ 2 ay sonra gecikmeli bir şekilde cevap verdi. Vermiş olduğu cevap da çok manidar. Madem siz kendinizi ibadet yeri olarak görüyorsanız o zaman bize değil de bağlı bulunduğunuz ilçe müftülüğüne başvurunuz. Biz böyle bir girişimde bulunmadık. Siz bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığını yok sayacaksınız diğer taraftan müftülük ile muhatap olacaksınız, bu asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Dolayısıyla biz başvuru yapmadık. Valiliğe başvurduk genel bütçeden ödenmesi üzerine.” Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden ödenmesine de karşıyız. Böyle bir talebimiz olması halinde diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı meşru hale getirmiş oluruz. Dolayısıyla genel bütçeden ödenmesi için valiliğe başvuru yaptık. Ha bugün ha yarın diye bizi oyaladı açıkçası. O sırada kayyım öncesi Selçuk (Mızraklı) başkanla da bir görüşmemiz vardı. “Valilik çözemezse biz büyükşehir üzerinden çözeceğiz, dedi. Tam görüşme aşamasındayken kayyım atandı ondan sonra tüm ilişkiler koptu.”

    ÖKER: CEMEVİNİN ELEKTRİKSİZLİĞİNİ BİR AN ÖNCE ÇÖZELİM

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker ise Diyarbakır Cemevi’nin açılışında kurdeleyi kesenlerden biri olduğunu belirterek, “Çok da anlamlı bulduğumuz bir şeydi. İstanbul’da sizin 50 tane cemevinizin olmasının karşısında Diyarbakır’da Alevi potansiyelinin çok az olduğu bir yerde cemevi olmasının başka bir mesajı vardır. Ben bir karşı direnişinizin olduğunu biliyordum, bu konunun yargıda devam ettiğini biliyordum ama gerçekten buranın hiç elektriğinin olmadığını bilmiyordum. Bir an önce sonuçlandıralım.” dedi.

    Öker şöyle devam etti:

    “Siz parti olarak Alevi sorununa nasıl yaklaşıyorsunuz diye sorulduğunda, diyoruz ki bu partinin Alevi sorununa nasıl yaklaştığının simgesi Diyarbakır’daki cemevidir. Normal Alevi patlamasının olmadığı halde bu hareket, çoğulculuğa, farklı inançlara saygısını, hürmetini bir cemevi inşaatına öncülük yaparak göstermiştir. Cemevimizi açtıktan sonra Alevi dünyasında bu cemevinin açılışına dair, cemevini açan iradeye karşı saygının nasıl attığını biliyorum.”

    “CEMEVİNİN ELEKTRİĞİNİN KESİK OLMASI SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİLDİR”

    HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan da şunları ifade etti:

    “Burası sadece aktif bir kurum değil bütün Amedlilerindir. Amedlilerin sahip çıkmak gibi bir sorumluluğu vardır. Seydaların da burayı ziyaret etmesi, buranın sorunlarını dillendirmesi gerekir. Sorunu sadece buranın yönetimimi dillendirecek? Cemevi’nin elektriğin kesik olması, sadece buradaki Alevi arkadaşlarımızın mı sorunudur? Tüm Amedlilerin sorunudur. Tüm dinamiklerin ve bir o kadar da HDP’nin sorunudur.”

    ATLI: ELEKTRİK OLMADIĞI İÇİN İBADETİMİZİ YAPAMIYORUZ, CENAZEMİZİ KALDIRAMIYORUZ

    HDP heyetinin ziyaretinden memnun olduklarını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise, “Milletvekilimiz Tülay Hatimoğulları ve Turgut Öker başkanımızın bizi ziyaret etmeleri sevindiricidir. Gerçekten güzel bir ortam oluştu sohbet açısından. Cemevimizin sorunlarının dile getirilmesi açısından, yeni fikirlerin ortaya çıkarılması açısından. Çünkü uzun zamandır cemevimizin elektriği kesik durumdaydı ve bunun çözüme ulaşmasına yakın bir dönemdeyiz. Bu sorunun bir an önce halledilmesi istiyorduk. Bunun tabii mecliste de dile getirilmesi ya da Alevi toplumuna mal edilmesi düşüncesi paylaşıldı. Bu sorun sadece Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin sorunu değil, aslında tüm Türkiye’de yaşayanların sorunudur. Alevilere farklı bir sıkıntı yaratma ortamı. 20 aydır biz burada ibadetimizi yapamıyoruz, cenazelerimiz kaldıramıyoruz. Bizim için gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konuda gerçekten büyük bir destek sunacaklarını bunu Türkiye çapında yaygınlaştıracaklarını, Meclis’te dile getireceklerini söylediler. Bu bizim için sevindirici. Toplumumuz açısından bunu bir an önce çözmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Av. Cafer Koluman: Zeynep Yıldırım’ın haklı mücadelesinde yanındayız – VİDEO

    Av. Cafer Koluman: Zeynep Yıldırım’ın haklı mücadelesinde yanındayız – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi Önceki Başkanı Av. Cafer Koluman, PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın 20 Nisan’da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı. Koluman, “Zeynep Yıldırım’ın haklı mücadelesinde yanındayız. Zeynep Yıldırım yalnız değildir. Zeynep Yıldırım için adalet, herkes için adalet diyoruz” dedi. 

    Haberin Videosu

    24 Temmuz 2018’de İstanbul’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın duruşması 20 Nisan’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülecek.

    Zeynep Yıldırım ile bir dayanışma çağrısı da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi ve Cemevi Önceki Başkanı Av. Cafer Koluman’dan geldi.

    “YILDIRIM, HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE 20 AYDIR TUTUKLU”

    20 Nisan’da Çağlayan Adliye’sinde yapılacak mahkemeye çağrı yapan Koluman, şunları kaydetti:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube Başkanımız Zeynep Yıldırım can maalesef 20 aydır tutuklu. Peki Zeynep Yıldırım neden tutuklu? Zeynep Yıldırım yaşadığı bölgede, yaşadığı ülkede hak ve hakikat mücadelesi verdiği için, Alevi hak mücadelesi verdiği için, sol-sosyalist, muhalif bir kimliğe sahip olduğu için, bundan öte iktidar kanadını düşünmediği için maalesef hukuksuz bir şekilde 20 aydır tutuklu bulunmaktadır.”

    “ZEYNEP YILDIRIM İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET”

    Zeynep Yıldırım’ın tutuklanma sürecinde evrensel hukuk ilkelerinin tümden ihlal edildiğinin apaçık ortada olduğunu belirten Koluman, “Bunu neden söylüyoruz. Gerek Anayasamızda gerekse de evrensel hukuk ilkelerine göre makul sürede kişinin yargılanma hakkı vardır. En makul sürede hakim karşısına çıkartılıp meramını anlatmak hakkı gibi bir hak vardır. Ama maalesef ortada hukuka uygun bir delil olmadığı halde tümden itirafçı tanıkların beyanlarından hareketle, uyduruk deliller gerekçe gösterilerek Zeynep Yıldırım haksız bir şekilde 20 aydır tutuklu bulunmasına rağmen önümüzdeki hafta yani tutuklandığı günden itibaren 20 ay sonra hakim karşısına çıkartılacaktır” dedi.

    Koluman, “Biz Zeynep Yıldırım’ın yalnız olmadığını, destek ve dayanışma gösterilmesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyoruz. 20 Nisan’da yapılacak duruşmasına destek ve dayanışma çağrısında bulunuyoruz. Bu nedenle diyoruz ki Zeynep Yıldırım’ın haklı mücadelesinde yanındayız. Zeynep Yıldırım yalnız değildir. Zeynep Yıldırım için adalet, herkes için adalet diyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız’-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi Eski Başkanı Av. Cafer Koluman, 69 Maddeden oluşan yeni İnfaz Yasası’nın toplumsal barışa hizmet etmediğini söyledi. MHP ve AKP tabanının hassasiyeti gözetilerek değişikliklerin yapıldığına dikkat çeken Koluman, “İnfaz Yasası’yla Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız” dedi. 

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Eski Başkanı Avukat Cafer Koluman İnfaz Yasası’na ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    “SALGIN SÜRECİNDE BU YASA DEĞİŞİKLİĞİNİN ÇIKMASI FARKLI YERLERE HİZMETTİR”

    69 maddeden oluşan yeni İnfaz Yasası’nın toplumsal barışa hizmet etmediğini ve toplumun vicdanını yaralayan bir değişiklik olduğunu söyleyen Avukat Koluman, “Koronavirüs salgınının yaygın olduğu ve insanların sokağa çıkamadığı, adli işlemlerin durdurulduğu, birçok resmi işlemlerin durdurulduğu böylesi bir süreçte bu yasanın bu değişikliğin seri bir şekilde, acelece görüşülerek çıkması farklı bir yerlere hizmettir” dedi.

    “AKP VE MHP’NİN HASSASİYETLERİ GÖZETİLDİ”

    İnfaz Yasası’nda yapılan değişikliklerin yapılan tahliyelerle kimlere hizmet ettiğinin kanıtı olduğunu belirten Koluman, toplumsal hassasiyetten ziyade MHP ve AKP tabanının hassasiyeti gözetilerek değişikliklerin yapıldığına dikkat çekti.

    Siyasi suçların bu yasa kapsamına alınması gerektiğinin altını çizen Koluman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Her şeyden önce toplumsal barışa hizmet adına, kamu barışına hizmet adına toplumun tüm tabakalarına yayılması gerekirdi. Toplumun tüm tabakalarının, sivil toplum örgütlerinden tutunda vakıfların, siyasi partilerin, mecliste bulunan muhalefet partilerinin, tümünün görüşü alınarak bir ortaklaşmaya gidilmesi gerekirken maalesef sadece Cumhur İttifakı’nın hassasiyeti gözetilerek böyle bir değişiklik yapılmıştır. Kime hizmet ettiği de apaçık ortadadır. Biz şunu söylemiştik: Gerçekten bir değişiklik yapılacaksa hukuk devleti adına, sosyal devlet adına, demokratik devlet adına bir değişiklik yapılacaksa öncelikle siyasi suçların bu kapsama dahil edilmesi gerekirdi.

    Birtakım kriterlerinin olması gerekirdi. Tabii ki çocuğa karşı işlenen suçlar, cinsel saldırı suçları, kadına karşı şiddet suçları bu kapsam dışında tutulması kaçınılmaz bir durumdur ama siyasi suçların bu kapsama alınması demokratik bir tutum olurdu. Maalesef bu yapılmadı. Çünkü bugün devlet bir af yasası çıkartacaksa kendisine karşı işlenen suçlardan başlaması gerekirdi. Kendisine karşı işlenen suçlar nelerdir? İşte bu siyasi suçlar dediğimiz sinemacılar, belediye başkanları, milletvekilleri, siyasi partinin genel başkanları olmak üzere yüzbinlerce şu an tutsaktan bahsediyoruz. Dolayısıyla böyle bir alana yönelik değişiklik yapılmış olsaydı gerçekten de toplumsal barışın sağlanması adına bir adım atılırdı. Ama bu maalesef yapılmadı. Toplumsal barışı sağlamaktan ziyade toplumsal ayrışmaya hizmet eden bir değişiklik olduğunu ifade etmek isterim.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASI HÜKÜMLÜLERİNİN DE SERBEST BIRAKILMASINDAN KAYGILIYIZ”

    Tahliyelerin başladığını hatırlatan Koluman, “Yapılan tahliyelere bakıldığında ‘suç örgütü ve yöneticisi kapsam dışıdır’ ama onlarca sabıkası olan, organize işe karışan, cinayete karışan Alaattin Çakıcı gibi şahısların tahliye olduğunu görünce kime hizmet ettiği apaçık ortadadır” ifadelerini kullandı.

    Koluman, bu yasa ile Sivas Katliamı davasından dolayı halen içeride hükümlü olan kişilerin de aftan yararlanarak kısa sürede serbest bırakılması gibi kaygılarının olduğu söyledi.

    Yapılan değişikliğin demokratik, hukuk ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Koluman, “Bu nedenle bu değişikliğin derhal iptal edilmesi, geri çekilmesi gerekir. Siyasi suçları kapsaması gerekir” dedi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ HUKUKA UYGUN İNCELEME YAPMALI”

    Muhalefet partilerinin kısa sürede Anayasa Mahkemesi’ne başvurması gerektiğini ve bu değişikliğin derhal iptal edilmesi gerektiğinin altını çizen Koluman, “Anayasa Mahkemesi tabii ki bu iptal talebi önüne geldiği zaman gerçekten de kriterlerini iyi koymalıdır. Hukuka uygun bir şekilde bir inceleme yapmalı, vicdana uygun bir şekilde inceleme yapmalı. toplumsal barışa hizmet edecek şekilde bir inceleme yaparsa bunun iptal edilmesi kaçınılmazdır. Bizim de beklentimiz budur. Bu nedenle bu değişikliğin bir an önce iptal edilerek istediğimiz çerçevelerde toplumsal barışa, kamusal barışa hizmet edecek bir şekilde bir değişikliğin derhal olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Yönetmen Kazım Öz’ün duruşması 28 Nisan’a ertelendi

    Yönetmen Kazım Öz’ün duruşması 28 Nisan’a ertelendi

    PİRHA- Örgüt üyeliği iddiasıyla yargılanan Yönetmen Kazım Öz’ün duruşması bugün Dersim’de görüldü. Öz’ün adli kontrol uygulaması kaldırılarak bir sonraki duruşma 28 Nisan tarihine ertelendi.

    Yönetmen Kazım Öz hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması Tunceli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

    Duruşmada, tutuksuz yargılanan Öz ve avukatları hazır bulundu.
    İddianamede yer alan iddialara ilişkin söz alan Öz, şunları söyledi:  “İddianamede 3 ay boyunca BDP siyaset akademisine katıldığım söyleniyor ancak bu mümkün değil. Bahsi geçen dönemlerde hem yurt içinde hem yurtdışında sinemaya dair eğitimlerde yer aldım.”

    ADLİ KONTROL KALKTI, DURUŞMA 28 NİSAN’DA

    Öz’ün ardından savunma yapan avukatlar ise, iddianamedeki “örgüt üyeliği”ne ilişkin hiçbir somut delilin olmadığını ifade ettiler.
    Avukatlar, Kazım Öz’ün adli kontrolünün kaldırılmasını talep ettiler.

    Mahkeme heyeti, adli kontrol uygulamasının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 28 Nisan 2020’ye erteledi.

    “HUKUKA AYKIRI BİR DELİL”
    Kısa bir açıklama yapan Kazım Öz’ün Avukatı Cafer Koluman, hukuka aykırı deliller üzerinden, tamamen algı, sindirilme ve korkutma psikolojisi üzerinden harekete geçmek amacıyla davanın açıldığı düşüncesinde olduğunu belirtti.

    Koluman, “Özellikle Kazım Öz’ün hem yönetmenliği hem sinemacılığını da törpülemek amacıyla bu davanın açıldığını düşüncesindeyiz. Ankara’da yapılan bir operasyon sonucunda Aydın Erdem eğitim devresi bu operasyon 7-8 ay önce yapılıyor. Her neyse o flaş belleği Ankara Kızılay’da ele geçiriliyor. BDP’nin gençlik hareketine yönelik yapılan operasyon sonucu flaş bellek orada ele geçiriliyor. Ne şekilde kimin orada bıraktığı belli değil. Üzerinde oynanıp, oynanmadığı belli değil. Hakim kararıyla bu delilin eline geçirilip geçirilmediği meçhuldür. Biz bunun araştırılmasını istedik. Mahkemede bunun için ara karar koydu. Delilin ne şekilde eline geçti, mahkeme kararı ver mı, yok mu? Mahkeme kararı yoksa derhal beraat kararı verilmesi gerekiyor. Çünkü hukuka aykırı bir delildir. Tamamen bir gurup polis memurunun yaptığı eylemin hukuka aykırı kapsamda bir delil olduğunu idea ediyoruz. Temennimiz buradan vicdanı rahatlatacak bir şekilde kararın çıkmasıdır” dedi.

    “TANIK, ÖZ’Ü SİNEMACI KİMLİĞİNDEN TANIDIĞINI SÖYLEDİ”
    Tanık dinlenmeden savcının mütalaayı flaş belleğe yerleştirerek, mütalaayı verdiğine tanıklık ettiklerini dile getiren Koluman, “Bunu kabul etmediğimizi mahkeme duruşma salonunda ifade ettik. Şu an mütalaanın askıya alındığını söyleye biliriz. Tanık daha önce Kazım Öz hakkında emniyette aleyhine ifade verdiği belirtildi. Bu tanığa sormuş olunan sorular üzerinden olayın gerçekliği ortaya çıkmıştır. Mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifade ise ‘Kazım Öz’ün siyaset akademisinden tanımıyorum. Ben Kazım Öz’ü sinemacı kimliğinden dolayı tanıyorum. Ama beni apar topar emniyete götürdüler ve bir şablon oluşturmuşlardı. Olayı anlattılar orada Kazım Öz’ün ismini vermeleri sonucu böyle bir ifade verdim’ demiş. Bu süreçte avukatlar olarak, siyasetçiler, yönetmenler sanatçılar duyarlı demokrat insanlar nefes bile alamayacak bir süreç yaşamaktayız. En ufak ufak demokratik bir tepki bile maalesef siyasi talimatlar verilerek suç unsuru haline getiriliyor. bu şekilde hareket sahalarımız daraltılıyor. Temennimiz vicdanı kaanati esas alarak, adil yargılamayı esas alarak buradan olumlu bir karar çıkmasını talep ediyoruz. Duruşma şu an ertelendi” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Diyarbakır Cemevi yeni yıla elektriksiz giriyor- VİDEO

    Diyarbakır Cemevi yeni yıla elektriksiz giriyor- VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nin elektrik kesintisine ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Diyarbakır Şube temsilcileri, “Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Diğerlerine nasıl imtiyaz sağlıyorsa bize de tanınsın. Bununla ilgili gerekli yerlere başvurularımız olacak. Mücadelemizi bırakmayacağız. Her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    Haberin Videosu

    Cemevlerinin resmi olarak ibadethane statüsüne alınıp, elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması amacıyla Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şubesi’nin elektrikleri, yargılama sürerken borçların ödenmemesi nedeniyle Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından 14 ay önce kesilip, aboneliği iptal edildi.

    Bunun üzerine derneğin başkanı Avukat Cafer Koluman, DEDAŞ aleyhine Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “İhtiyati tedbir’ talebiyle dava açmış, yargılama sürerken Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi verdiği ara kararında “İhtiyatı tedbir’ talebinin reddine hükmetmişti.

    “İTİRAZ HAKKIMIZI KULLANACAĞIZ”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD 9. Dönem Başkanı Cafer Koluman, “19 Aralık’ta daha öncesinde 13 aydır burada elektrik sıkıntısından kaynaklı birçok yere başvurduk. Ama hepsi sonuçsuz kaldı. Dolayısıyla 19 Aralık’ta aboneliğin verilmesi ve elektriğin tekrar sağlanması konusunda tedbir talepli dava açtık. Tedbir talepli dava 3 gün içerisinde bir karara bağlanması lazım. Bu esasa ilişkin bir karar değil aslında. Mahkeme 3 gün içerisinde kararını verdi ve normalde iki cümle ile ifade edilebilecek bir kararken maalesef 2 sayfalık bir gerekçe hazırlayarak ara vermiş oldu ve bizim talebimizi reddetti” ifadelerini kullandı.

    “Gerçekten siz soyut iddialarda bulunuyorsunuz, varsa bir fatura, bir abonelik sözleşmesi, bunları getirip sunmanız lazım” diyerek tepkisini dile getiren Koluman, “Oysa her şey çok açıktır.biz abone numarasını verdik. Bunu sistem üzerinden ilgili kurum olan davalı kurum olan DEDAŞ’tan sordurmaları gerekirken tümden ispat külfetini bize yükleyerek maalesef hukuka aykırı bir şekilde talebimizi reddettiler. Ancak buna itiraz yolu vardır. Birkaç gün sonra bu kararı tebliğ alacağız. Tebliğ aldıktan sonra 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz hakkımız vardır. Karar geldikten sonra bu itiraz hakkımızı kullanacağız. Buradan bir karar çıkmazsa artık davanın esası hakkında gerekli çabaları sarf edeceğiz” diyerek süreci devam ettireceklerini aktardı.

    “HAKKANİYETİ, HUKUKU GEÇTİK; SİYASİ BİR KARAR VERİLDİ”

    Koluman, bu davayı açar iken mahkemeden siyasetten ve ideolojilerden bağımsız bir şekilde hukuka uygun hakkaniyetli bir karar vermesini beklediklerini dile getirdi. Mahkemenin ise tümden siyasi bir yaklaşımla verdiği bu kararı ise kınadıklarını belirten Koluman şöyle devam etti:

    “Biz her şeyden önce bu davayı açarken siyasetten ve ideolojilerden bağımsız bir şekilde, vicdana uygun, hakkaniyete uygun, hukuka uygun bir karar vermesini beklerdik. Evet yasal anlamda cemevleri, yasal statüye kavuşturulmasa bile, ibadethane sayılmasa bile ama böyle bir gerçeklik vardır, böyle bir pratik ve böyle bir realite vardır. Burası Alevilerin ibadethanesidir, kimse de bunu inkâr edemez. Yüzyıllardır bizim ibadetimiz cemdir, ibadethanemiz de cemevidir. Bu anlamda AİHM’nin, Yargıtay’ın, bir kısım yerel mahkemelerin de kararı olmasına rağmen maalesef Diyarbakır’daki yerel mahkeme bunu dikkate almayarak bir kez daha bizi mağdur etmiştir. Halen biz kanunlar karşısında mağduruz, sistem karşısında mağduruz, iktidar anlayışı karşısında mağduruz ama bu mağduriyetimizi elbette ki bir gün bir şekilde bütün hukuki süreci tüketerek mutlaka bu mağduriyetimizi gidereceğimizi düşünüyoruz. Umutsuz değiliz. Her şeye umutla bakıyoruz. Elimizde imkanlarımız vardır. Burada biz bir lütuf beklemiyoruz. Biz sadece hakkaniyete, hukuka uygun bir karar bekliyoruz. Ama maalesef hakkaniyeti, hukuku geçtik. Tümden siyasi bir yaklaşımla verilen bir karar olduğu için bunu da kınadığımızı belirtmek istiyorum.”

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Mahsuni Kahraman ise aylarca elektriksiz ibadetlerini ve erkanlarını yaptıklarını belirtti.

    Kahraman, “2019’un sonu geldi. 13 ay zaten elektriksiz kalmıştık. Tabi ki burada baya zorluklar çektik. Cenaze erkanları kaldırıyoruz, taziyelerimiz oluyor, lokmalar veriyoruz. Zorluklar çekiyoruz. Ama 13 aydır da mücadele veriyoruz elektriklerimizin gelmesi için. Yeni yıla girerken tabii ki hep diyoruz; barış olsun, huzur olsun, herkes aydınlık olsun… dileklerimizi yine sunuyoruz ama cemevi karanlık olarak girecek yeni yıla. Bunun yanında tabi ki mücadelemizi vereceğiz. Anayasa olarak olsun, bir yurttaş olarak olsun, Aleviler olarak olsun tüm Türkiye’deki cemevleri için de mücadele vereceğiz. Tüm cemevlerinin elektriklerini aydınlık bir şekilde yeni yıllarda barış ve huzur getirerek girmesini temenni ediyoruz” diye konuştu.

    “İBADETLERİ KARANLIKTA YAPMAK, BU ÜLKENİN AYIBIDIR”

    PSAKD Diyarbakır Şube üyesi Ali Apaçık, “Bu ülkede dinler, mezhepler arasında büyük ayrımcılık oluyor. Fikir ve düşünce özgürlüğü üzerindeki mezhep ve din bakımından da ayrışmalar gözüküyor. Geçmişten günümüze Alevilerin çektiği zulümleri hala da kendilerini ifade edemediler. 2020’ye girerken bile uzunca bir süre bu cemevinin kapalı kalması, cenazelerin morgda kokmuş olması, burada ışıksız bir ortamda kendi gelenek ve ananeleri gereği bazı ibadetlerini karanlık ortamda dahi olsa yapmaya çalışması bu ülkenin bir ayıbıdır” dedi.

    Apaçık, “Eşit, özgür, her dine olduğu gibi Alevilere de aynı hakların çünkü Aleviler bu ülkeye vergilerini veriyor. Ondan dolayıdır ki bir Sünni, bir Hristiyan nasıl vergisi kendisine dönüyorsa bu Alevilere tanınmalıdır. Aleviler de kendi din ve ibadetlerini özgürce yapabilmelidir. Hiçbir baskı altında kalmadan elektriksiz, susuz kalmadan verdikleri vergilerin kendilerine döndüğünü bilmelidir.2020’de bunun gerçekleşmesini temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    “EŞİT HAKLARA SAHİP OLMAK İSTİYORUZ”

    “Dava açtık, davanın sonucu reddedildi. AİHM kararlarını da DEDAŞ’a götürdük, bununla ilgili bir sonuç da alamadık, bizi müftülüğe yönlendirdi. Hep bir oyalama taktiği uygulanıyor maalesef. En son mahkemeye dava açtık, o da reddedildi” diyen PSAKD Diyarbakır Şube üyesi İmdat Aksoy, şunları kaydetti:

    “Tabi ki Aleviler olarak biz burada eşit haklara sahip olmak istiyoruz. Herkesle, bütün vatandaşlarla eşit yaşamak istiyoruz. Tabi ki elektrik cemevinin elektriğinin de nasıl ki camilere, kiliselere bedavaysa bize de bedava olması lazım. Bunun insan hakları sözleşmesine aykırı bir durum. Bununla ilgili girişimlerimiz devam edecek. Bir üst mahkemeye başvuracağız. Buradan da bir sonuç alamazsak yapacağımız şey İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmektir. Hakkımızı sürekli arayacağız. Tabi bu mecliste de dile getirildi. Mecliste dile getirilmesine rağmen herkes duyarsız kalıyor. Sanki üç maymunu oynuyorlar. Hiç kimse bununla ilgili bir açıklama da yapmıyor, devlet tarafından özellikle. Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Diğerlerine nasıl imtiyaz sağlıyorsa bize de tanınsın. Bununla ilgili gerekli yerlere başvurularımız olacak. Mücadelemizi bırakmayacağız. Her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

    İlgili Haberler:
    14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red
    Diyarbakır Cemevinin elektriğinin kesilmesi Cumhurbaşkanlığına soruldu
    Diyarbakır Cemevi, elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlattı

  • Diyarbakır PSAKD 10. Genel Kurulu yapıldı; yeni başkan Aydın Atlı-VİDEO

    Diyarbakır PSAKD 10. Genel Kurulu yapıldı; yeni başkan Aydın Atlı-VİDEO

    PİRHA- Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Tek listeyle yapılan kurulda şube başkanlığına Aydın Atlı seçildi. 

    Haberin videosu

    Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi 29 Aralık’ta 10. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kurul, Hak için Hakk’a yürüyenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

    Genel Kurul’un divan başkanlığını yürüten Ali Apaçık, yaptığı konuşmada, “Hak ve özgürlüğün bu kadar ayaklar altına alındığı bu süreçte yeni yıla girerken PSKAD Diyarbakır Şubesi’nin 10. Genel Kurulu’nun barışa, özgürlüğe, demokrasiye vesile olmasını temenni ederek kongremizi açıyoruz” dedi.

    Açılış konuşmasının ardından 9. Dönem Başkanı Cafer Koluman başkanlık yaptığı döneme dair değerlendirme yaptı. Koluman şunları kaydetti:

    “Umutla her daim var olacağız. Hiçbir zaman umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Sivas şehidimiz Hasret Gültekin’in çok güzel bir sözü vardır. ‘Umudunuz her daim olsun. Çünkü aydınlığın, karanlığa mahkûm edildiği görülmemiştir.’ Biz asla Alevi inancını karanlığa mahkûm etmeyeceğiz ve yenilmeyeceğiz.

    “ALEVİLİK VARDIR, ALEVİLER VARDIR”

    Emek önemlidir, değer önemlidir. Hepimiz gerçekten de bu süreçte karınca-kararınca bir şeyler yapmaya çalıştık. Kimi zaman kırdık, kimi zaman kırıldık. Ama her daim Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü esas aldık: İncinsen de incitme. Çok incindik ama incitmemeye çalıştık.
    ‘Alevilik vardır, Aleviler her yerde olacaktır, Aleviler vardır, Alevilik haktır’ şiarıyla yolumuza devam ediyoruz. ‘Yol birdir, sürek bindir’ dedik, ‘Yol cümleden uludur’, ‘Gönül kalsın, yol kalmasın’… Hep bu ilkeleri esas alarak bugüne kadar bu derneği taşıdık.

    “TEDBİR TALEPLİ DAVA AÇTIK”

    Ben bu dernekte görev aldığım zamana kadar cem görmemiştim. Yaşım 25-26’ydı, cem görmemiştim. Bu kadar süreçtir görev yaptık. Her daim her koşulda görev alacağız. Elektrik sorunuyla ilgili tedbir talepli dava açtık. Gerçekten iyi niyet bekliyorduk. Bu kadar da olmaz. Hukukun tükendiği bir noktadayız. Adaletin A’sını, hukukun H’sini yaşamadığımız bir süreçten geçiyoruz. Avukat olduğum için bunu yakınen yaşıyorum ve gerçekten canım da yanıyor. Neresinden bakarsanız adaletsizlik diz boyu yürüyor.

    “ACILARIMIZI, SEVİNÇLERİMİZİ ORTAKLAŞTIRMALIYIZ”

    Dün Roboski Katliamı’nın yıldönümüydü. Bir kez daha katliamda yaşamını yitiren canları saygıyla anıyorum. Katliamı yapan ve halen ortaya çıkartmayan anlayışı da kınadığımı belirtmek istiyorum. Nihayetinde Sivas Katliamı neyse Roboski katliamı da odur. Biz acılarımızı ortaklaştıracağız. Ortaklaştıramazsak başarı elde edemeyiz. Kendi çapımızda kalırız sadece. Esas sorunumuz acılarımızı, umutlarımızı, sevinçlerimizi, kederlerimizi ortaklaştırmamamızdır. Hep birlikte, zulüm nereden gelirse gelsin, Hak olan bu zulme karşı durmaktır. Nasıl ki biz 1500 yıl önce Şah-ı Şehidan, Şah Hüseyin Kerbela’da şehit düşerken hakka olan inancımızı ortaklaştırabilmişsek o zaman bu bölgede, ülkemizde, dünyanın neresinde olursa olsun bütün acıları, katliamları kınayacağız. Zulmün ve zalimin karşısında olacağız. Her daim Hak için Hakk’a revan olacağız. Alevilik aslında budur.

    “İNANCIMI, DARI, İKRARI ÖĞRENDİM”

    Ne zaman bana görev düşerse her daim hazır ve nazır olacağım. Asla da yılmayacağım. Çünkü bana çok şey kattı. İnancımı, darı, ikrarı öğrendim. Üniversiteyi bitirmiştim ama ikrarı bilmiyordum. Ben bu dernek sayesinde cemi, cemevini öğrendim. Zorunlu din dersinin zulmünü öğrendim. Katliamlar yaşandı, nerede ne katliamı yaşandı, katliamlar tarihini araştırdım. Çok şey kattı, bir olgunluğa eriştim ben bu dernek sayesinde. Ama temennimiz budur ki bu dernek sadece birkaç kişiyle sınırlı kalmasın. Herkes öğrensin, kendi geçmişini öğrensin, kendi tarihini öğrensin. Dara durmayı öğrensin. Özümüzü dara çekmeyi öğrensin. Kendimizi dara çekmemiz lazım. Bizi var eden değerlerimizdir. Bizi yaşatan, bizi diri tutan inancımızdır, değerlerimizdir. Bu derneğin temel amacı budur. Hak temelli bir dernektir. Hak temelli bir örgüttür. Bir insan hakları örgütüdür ama esas alanı bir inanç derneği olmadır.”

    Cafer Koluman konuşmasını Pir Sultan Abdal’ın, “Divana Kalsın” şiiriyle tamamladı.

    İmam Zeynel Abidin Ocağı’ndan Abbas Öztürk Dede, cemevine yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı Cafer Koluman’a hizmetlerinden dolayı plaket verdi ve şunları söyledi:

    “Hiçbirimizin hiçbir desteği olmadı, maddi manevi. Hepimiz kaçtık. Sadece 2 yıllık emeğimiz oldu. O zamandan bu zamana emek zayii olmaz. Allah emeğini, hizmetini Hak Muhammet Ali, 12 imam defterine kaydetsin. Emeğin zayii olmasın. Her daim yanımızda görmek isteriz. Sanma ki sana bu plaketi veriyoruz, evine gönderiyoruz. Kesinlikle yine bu kapıya hizmet etmek mecburiyetindeyiz. Her şey için teşekkürler.”

    Genel kurulda söz alan kişiler kısa değerlendirmeler yaptılar.

    “KADINLAR OLARAK BİZ DE YÖNETİMDE OLMAK İSTİYORUZ”

    9. dönem yönetim kurulu üyesi Zeynep Yavaş da şunları belirtti:

    “Kadınlar kenara, arkaya sıkışıp izlemezlerdi. En ön saflardaydılar. Zamanla kadınlar ‘Ata binemez, cem yürütemez’, ‘Kadınlar deveye binemez, o yüzden bir yerden bir yere gidemez’ oldu. Tıpkı Cumhuriyet tarihindeki o kadınlar ata binemediği için kaymakam olamaz zihniyetiyle aynı. Git gide peyder pey kadınların önü kesildi. Biz kadınlar olarak bundan çok mustaribiz. Alevi kadınları olarak özellikle en ön saflarda yer almaları gerektiğine inanıyorum. Demem o ki kadınların ve erkeklerin eşit olduğu anlayışı Alevilerde var ama pratikte bu gerçekten azalmış durumda. Teoride var ‘eşitiz’ diyoruz ama pratikte bu yok denecek kadar aza indirgenmiş durumda. Bundan biz kadınlar olarak mustaribiz. ‘Kadın-erkek eşittir’ demekle kadın-erkek eşit olmuyor, onu gördük. Avrupa’daki Aleviler (AABF) eşit başkanlık sistemine geçtiler, biz de en kısa zamanda geçmek istiyoruz. Kadınlar olarak bizler de yönetimde söz sahibi olmak istiyoruz.”

    “YENİ YÖNETİM EŞİT BAŞKANLIĞI UYGULASIN”

    9. Dönem Yönetim Kurulu üyesi Nurşen Akbal ise şunları belirtti:

    “Yeni yönetimden ricamdır. Eşit temsiliyeti dikkate alsınlar ve eşit başkanlık sistemini uygulamaya alsınlar. Çünkü Alevi inancı, kültürü, felsefesi dünya çapında ün almış, eşitliğiyle bir topluluktur. Ama biz toplum olarak niye faaliyete geçiremiyoruz. Bunu anlayamıyorum. Yeni yönetimdeki arkadaşlarıma başarılar diliyorum.”

    9. Dönem Yönetim Kurulu üyesi ve yeni yönetimde de yer alan Mahsuni Kahraman da şunları kaydetti:

    “Gerçekten bizim inancımız Yol’dur. Yol’umuza ışık olmamız lazım. Hala kendimizi ‘Şialaştıralım’ diyorlar, asimile ediyorlar bizleri, camilere çekmeye çalışıyorlar. Ama bizim öyle bir yolumuz yok. Biz de Yol var. Aleviliğin yolunu Yol olarak yürütmemiz lazım. Bunu yapmak zorundayız. Gerçekten çocuklarımıza bunu aşılamamız lazım.”

    9. Dönem Yönetim Kurulu üyesi Sakine Avlak da konuştu ve şunları dile getirdi:

    “Alevi canlarımızın da -kadın, erkek hepsi can ayırt etmiyorum- hepsi bu eşitlik ilkesine uyar. Alevilikte eşitlik, eşit olma durumu elbette ki vardır. Bizim inancımız anaerkil bir inançtır, ataerkil bir inanç değildir. Anaerkil bir inanç olduğu için bizim analarımızın, canlarımızın buna sahip çıkması gerekiyor. Yol’umuz da ana-canlarımız üzerinden yürüyecektir. Bu da böyle bilinsin, çok teşekkür ediyorum. Yeni yönetime başarılar diliyorum.”

    9. Döneme ilişkin faaliyet raporunun okunmasının ardından tek listeyle girilen yeni yönetim okundu.

    Yeni yönetim Aydın Atlı, Hüseyin Kaya, Mahsuni Kahraman, İmdat Aksoy, Zeliha Yüksekkol, Gülhan Demirelöz, Songül Karkin’den oluşuyor.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanlığına Aydın Atlı seçildi. Atlı bir yakınının sağlık sorunları nedeniyle genel kurula katılamadı.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 10. Genel Kurulu Gülbeng okunmasıyla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • 14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red

    14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red

    Borçları nedeniyle elektrik aboneliği iptal edilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Diyarbakır Cemevinin  aboneliğinin yenilenmesi için mahkemeye yapılan “ihtiyatı tedbir” talebi reddedildi.

    Cemevlerinin resmi olarak ibadethane statüsüne alınıp, elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması amacıyla Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şubesi’nin elektrikleri, yargılama sürerken borçların ödenmemesi nedeniyle Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından 14 ay önce kesilip, aboneliği iptal edildi.

    Bunun üzerine derneğin başkanı Avukat Cafer Koluman, DEDAŞ aleyhine Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “İhtiyati tedbir’ talebiyle dava açtı.

    Yargılama sürerken Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi verdiği ara kararında “İhtiyatı tedbir’ talebinin reddine hükmetti.

    “MAHKEME ‘İBADETHANE’ KISMINA GİRMEDİ”

    Mahkeme yargılamanın özünü oluşturan cemevinin ibadethane olup olmadığı konusuna girmeden aldığı ara kararının gerekçelerini şöyle savundu:

    “Dava dosyasının yapılan incelemesinde; davacı tarafından telafisi imkansız zararların ne olduğunun belirtilmediği, iddia edildiği üzere aboneliğin iptal edildiği Ekim 2018 ile dava tarihi arasında bir yılı aşan bir sürenin geçtiği, dava dilekçesinde 3331664 numaralı abonenin olduğu ve bu aboneliğin iptal edildiği iddia edilmesine karşılık buna dair dosyaya herhangi bir delil ve belgenin sunulmadığı, yine davalı kurumun tüm girişimlere rağmen abone vermediği iddia edilmiş ise de buna dair müracaat edildiğine ve müracaatın davalı kurum tarafından reddedildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı, yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla birlikte beyana dayalı bir iddianın da yeterli kabul edilemeyeceği, 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanununun Genel aydınlatma başlıklı geçici 6. Maddesinin 3, Fıkrasında ‘Güvenlik amacıyla yapılan sınır aydınlatmalarına ait tüketim ve yatırım giderleri, İçişleri Bakanlığı, bütçesine konulacak ödenekten, toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderleri ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.’ şeklinde düzenlendiği, anılan düzenleme uyarınca aydınlatma giderinin Diyanet İşleri başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı. Bunun için de dava konusu yerin toplum ibadetine açılmış, ücretsiz girilen ve ibadethane özelliğinin bulunması gerektiği, dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”

    KARAR İSTİNAF’A GÖTÜRÜLECEK

    Av. Cafer Koluman, henüz ellerine ulaşmadığını belirttiği kararla birlikte Bölge İstinaf Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.

  • Koluman: Maraş Katliamı Alevilerin omzunda bir yüktür; aydınlatılmalı-VİDEO

    Koluman: Maraş Katliamı Alevilerin omzunda bir yüktür; aydınlatılmalı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Cafer Koluman,  Maraş Katliamı’nın, sorumlular yargılanıncaya kadar Alevilerin omzunda bir yük olmaya devam edeceğini söyledi. Koluman, 41 yıldır devam eden tekçilik anlayışının hala devam ettiğini belirterek mücadele çağrısı yaptı. 

    Haberin videosu

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Avukat Cafer Koluman, Maraş Katliamı’nın üzerinden 41 yıl geçmesine rağmen hesabının sorulmadığını ve gerçekle yüzleşilmediğini söyledi.

    Koluman, katliam öncesini değerlendirerek, Maraş’ta Alevi nüfus yoğunluğuna işaret etti. Koluman, “Alevilerin demokratik eylemlerini, muhalefet tarzını beğenmeyen sistem, kaos ortamını fırsat bilerek böyle bir katliam yapılmasına sebep olmuştur” dedi.

    “KARANLIK DOSYA HALA AYDINLATILMADI”  

    Cafer Koluman, “Özellikle Amerika’dan gelen bir kişinin Maraş’ta birtakım çalışmalar yapması, oradaki özellikle de ülkücü gençlik ile görüşmesi, ülkücü yandaşları ile görüşerek bu katliamı planladığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Nitekim bunun kayıtlarını ortaya çıkartmak çok da zor bir şey değil. Ama maalesef Maraş Katliamı’nda sanki farklı bir yerlerin parmağı varmış gibi bir algı yaratılmıştır. Halen de bu karanlık dosya bir türlü aydınlatılmamıştır” diye konuştu.

    Maraş davasının yıllarca sürdüğünü belirten Koluman, katliamda mağdur olanların mahkum olduğunu söyledi. Koluman, “Bir taraftan mağduriyet yaşamış katliam nedeniyle. Diğer taraftan yargı süreci ile ikinci bir mağduriyet yaşandığına tanıklık etmekteyiz” dedi.

    “BÜTÜN KATLİAMLAR AYDINLATILINCAYA KADAR MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 41 yıl geçmesine rağmen tekçi, diktatör anlayışın devam ettiğini kaydeden Cafer Koluman, ülkede özellikle muhaliflerin ve Alevilerin hedef seçildiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “En son İzmir’de bir ailenin kapısına çarpı bırakılan “Defol Alevi” yazılması, Tarsus’ta, Alevilere hakaret edici, dışlayıcı söylemlerin kullanılması, halen de Alevi inancının tanınmaması, cemevlerinin hukuki statüye kavuşturulmaması, halen de zulmün devam etmesi aslında Maraş Katliamı dosyasıyla hesaplaşmamanın bir sonucudur. Bizlere düşen iş Maraş Katliamı başta olmak üzere 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde yaşanan Koçgiri,  Dersim, Çorum, Sivas-Madımak, Roboski, Gazi Katliamları aydınlatılıncaya kadar demokratik mücadelemizi devam ettirmektir. Biz her daim işin takipçisi olmayı Alevi örgütleri olarak kendimize borç edinmişiz.”

    Koluman, ne zaman ki bu dosyalar aydınlatılır, halka hesap verilir  ve sorumluları yargı önüne çıkartılır. O vakit Alevilerin omzunda olan bir yük kalkar” ifadelerini kullandı.

    Cafer Koluman, katliamı hafızalarda diri tutmak gerektiğini belirterek mücadele vurgusu yaptı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevi, elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlattı – VİDEO

    Diyarbakır Cemevi, elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlattı – VİDEO

    PİRHA-  13 aydır elektriklerinin kesik olmasına ilişkin açıklama yapan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, gerek valilik gerekse belediye üzerinden gerçekleştirdikleri görüşmelerden sonuç alınamadığını, bundan dolayı da mahkeme yoluna gittiklerini belirterek, “Nasıl kiliseler, camiler, sinagoglardan elektrik faturası alınmıyorsa, bizler bu ülkede yaşayan milyonlarca Alevi olarak da bu hakka sahip olduğumuzu düşünmekteyiz” dedi.

    Haberin Videosu:

    Diyarbakır Cemevi’nin 13 aydır kesik olan elektriğinin açılmasına dönük girişiler sonuçsuz kaldı. Konuya ilişkin cemevinde açıklama yapan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirterek şunları ifade etti;

    “Cemevinin elektrik borcunun genel bütçeden ödenmesi hususunda Valiliğe başvuru yaptık. Ama maalesef bu talebimiz herhangi bir olumlu karşılık bulmadı ve sonuçsuz kaldı. Keza yaşadığımız bölge olarak Bağlar Belediyesi’ne başvuru yaptık. Bağlar Belediyesi sorunu çözeceğiz diyerek bizi 3 ay oyaladılar. Son yaptığımız görüşmelerden de olumlu bir sonuç alamadığımız için son çare bu davayı açmak zorunda kaldığımızı belirtmek isteriz. Davayı Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtık. Bu ülkede yaşayan milyonlarca Alevi, vergisini ödemesine rağmen, vatandaş olarak hizmetini yapmasına rağmen maalesef ki en temel hakkımız olan temel haklarımızın kısıtlandığını, bugün buradan sağlanmayan elektrik enerjisi ile görmüş bulunmaktayız. Dolayısıyla davadaki gerekçelerimizi kısaca ifade etmek gerekirse biz özellikle din ve vicdan özgürlüğüne dayanarak bu davayı açma gereği duyduk. Çünkü elimizde birçok emsal karar var.

    AİHM KARARLARI HATIRLATILDI

    Her ne kadar cemevleri yasal anlamda ibadethane statüsüne kavuşturulmasa bile, evrensel hukuk bağlamında AİHM’nin cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğuna dair içtihatları vardır. Ceza İdare Mahkemeleri’nin bu anlamda kararları mevcuttur. Yine Yargıtay’ın bu anlamda cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu, ibadetinin de cem olduğunu, dolayısıyla yüzyıllardır Alevilerin cem yaparak bu cem ibadetlerini cemevinde yerine getirdiğine dair içtihatları olmasına rağmen maalesef ki halen pratikte cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulmamıştır. Anayasanın 10. Maddesinde geçen eşitlik ilkesine aykırı bir tutuma karşı karşıya olduğumuzu belirtmek isteriz.”

    “EŞİT MUAMELE GÖRMEK İSTİYORUZ”

    13 aydır Cemevinde ibadetlerini yerine getiremediklerini söyleyen Koluman, “Bu ülkenin yaşayan bir birey olarak vatandaşı olarak bizler de eşit muamele görmek istiyoruz. Nasıl kiliseler, camiler, sinagoglardan elektrik faturası alınmıyorsa, elektrik borçlarından muaf tutuluyorsa bizler bu ülkede yaşayan milyonlarca Alevi olarak da bu hakka sahip olduğumuzu düşünmekteyiz” dedi.

    Son olarak hakimlere çağrıda bulunan Av. Koluman, vicdanlı karar vermelerini istedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Cafer Koluman: Eşit başkanlık önemsenmeli ve altı doldurulmalı-VİDEO

    Cafer Koluman: Eşit başkanlık önemsenmeli ve altı doldurulmalı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, eşit başkanlığı PİRHA’ya değerlendirdi. Koluman, “Çok önemli ama geç kalınmış bir adım. Süreç itibarıyla önemsemek, altını doldurmak lazım” dedi. 

    Haberin videosu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) eşit başkanlık sistemine geçmesi Alevi kamuoyunda konuşuluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, eşit başkanlığı PİRHA’ya değerlendirdi.

    Koluman, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun yapmış olduğu çok önemli bir adım, geç kalınmış bir adım ama süreç itibarıyla önemsemek lazım altını doldurmak lazım” dedi.

    “EŞİT BAŞKANLIKTA KADIN BİR FİGÜR OLARAK KULLANILMAMALI”

    “Eşit başkanlık sistemi aslında Alevi kurumlarında öncelikle olması gereken bir husustur ancak şunu da belirtmek lazım eşit başkanlığa geçerken kadın başkanı bir figür olarak kullanmamak lazım” diyen Koluman şunları dile getirdi:

    “Bunun altyapısını, donanımını iyi hazırlayıp bu şekilde pratiğe geçmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü biz Alevilerde kadın-erkek eşitliği eskiden beri gelen temel bir argümanımızdır. Geçmişimiz, geleneğimiz, öğretimiz bize bunu getiriyor ama maalesef son dönemde baktığımız zaman, biz hep eşitlikten dem vururuz, kadın-erkek eşittir, herkese can gözüyle bakarız, 72 millete bir nazardan bakarız. Yalnız son dönemde baktığınız zaman cemler hep dedeler üzerinden yürütülür ama analarımızı cemlerde göremeyiz. Bu bir eksikliktir. Madem ki bizim böyle bir inancımız, köklü bir geçmişimiz var, buna uygun bir şekilde davranılması gerektiğini belirtmek isterim.”

    Koluman, “Türkiye’deki bütün Alevi hareketinin de bunun altyapısını, ön hazırlığını sağlam bir şekilde tamamlayarak sadece usulü yerine getirmek için değil, altyapısını dolduracak, gerçekten de pratiği ile de bunu gösterecek şekilde eşit başkanlık sistemine geçmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “İKTİDARCI ANLAYIŞ ALEVİ ÖĞRETİSİNE AYKIRI”

    Cafer Koluman, “Mesele sadece eşit başkanlık sistemi değil. Bu iktidarcı anlayış, bizi tekçiliğe götürür, bu köklü inancımızın geleneklerine aykırı” diyerek şöyle devam etti:

    “Aleviler yıllardan beridir iktidarcı anlayışa hep karşıdır. Alevi örgütleri gerçekten de iktidarcı anlayıştan uzak olsalardı bugüne kadar eşit başkanlık sistemine geçmiş olmaları gerekirdi ama maalesef bugün de eşit başkanlık sisteminin pratikte olmaması aslında bu iktidarcı anlayışa ne kadar yakın olunduğunun açık bir kanıtıdır. Bir an önce bu kafamızdaki iktidarcı anlayışı yıkarak Alevi geleneklerine, Alevi öğretisine, Alevi inancına uygun bir şekilde bir örgüt yapısına geçmemiz gerekir. Bu beraberinde eşit başkanlığı getirir. Eşit başkanlığın içini doldurarak, amaca uygun bir şekilde hayata geçirmek gerekir.”