Etiket: çağlayan adliyesi

  • ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    PİRHA-Kent uzlaşısı davasından çıkan karar, tutukluların yakınları tarafından protesto edildi. Çağlayan Adliyesi önünde hükümete seslenen DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin” dedi.

    Kent uzlaşısı sebebiyle tutuklu bulunan 10 kişiden sadece bir kişi hakkında tahliye kararı verildi. Belediye çalışanı İ.P.’nin tahliyesine, 9 siyasetçinin kaçma şüphesi bulunduğu iddiasıyla tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini 27 Kasım olarak belirledi.

    7 aydır tutuklu olan belediye meclis üyeleri hakkında çıkan karar çok sayıda yurttaş tarafından protesto edildi.

    “BU KARARIN HUKUKSAL HİÇBİR YANI YOK”

    Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında konuşan DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “üzgünüz, söyleyecek söz bulamıyorum” dedi. Tiryaki, çıkan karar sebebiyle hükümete seslenerek şu konuşmayı yaptı:

    “AKP gördük ki bir kez daha sandıkla elde edemediğini mahkeme koridorlarında elde etmeye çalışıyor. Bunun başka hiçbir açıklaması yok. 31 Mart 2024 tarihinde bir yerel seçim gerçekleştirildi. AKP ve MHP arasında da ittifak yapıldı. Bu gizli saklı olmadı. Bizler de pek çok yerde parti olarak seçime girdik ve 31 Mart tarihinde gerçekleşen seçimlerde 78 belediyeyi kazandık. Bu belediyelerin 10 tanesine kısa bir süre sonra kayyum atandı. Siyasi iktidar sadece bununla da yetinmedi, desteklediğimiz adayların meclis üyesi olmalarına da tahammül edemediler. Tam 7 aydır arkadaşlarımız tutuklu. Biz bu kararın ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu kararın hukuksal olarak hiçbir değeri yok. Tutuklu olan arkadaşlarımızın birisine yöneltilmiş tek bir tane suç yok. Komşusuna gönderdiği 300 TL nedeniyle yargılama yapılıyor.

    Ama bugün mahkeme hiçbir gerekçe olmadığı için uyduruk gerekçelerle, kaçma şüphesi var ve deliller toparlanmamış denilerek tutukluluk yönünde karar verdi. O kararın arkasında siyasi iktidarın desteği vardır. Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin. Eğer barışı toplumsallaştırmak istiyorsanız arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Bu kararı tanımıyoruz ve bu kararı hukuksuz olarak yorumluyoruz.”

    Mahkemenin verdiği karara DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi.

    “BU YARGILAMA TOPLUMSAL BARIŞIN TESİSİNE ZARAR VERİYOR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları paylaşımında şunları ifade etti:

    “Bugün görülen Kent Uzlaşısı davasında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, bir kez daha hukuk dışı bir karara imza atıldı. Kent Uzlaşısı davasıyla “Kürde İstanbul’da yaşayabilirsin ama yaşadığın kenti yönetemezsin” diyorlar! Bunu kabul etmiyoruz! Kent Uzlaşısı, İstanbul’da yaşayan halkların ortak iradesinin ürünüdür. Halkların barış içinde kentlerini yönetme iradesini göstermesidir. Kent Uzlaşısı davasıyla sadece halkların ortak iradesi değil, demokratik siyasete katılımı da hedef alınmaktadır. Kent Uzlaşısı’nı yargılamak, halkların bir arada barış içinde yaşama talebini yargılamaktır. Bu yargılama toplumsal barışın tesisine zarar veriyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kent Uzlaşısı suç değildir!”

    “TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMI KABUL EDİLEMEZ

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, Kent Uzlaşısı’na ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda bugün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın, halkların demokratik seçme ve seçilme iradesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu vurgulayarak, “Bu davayla halkların demokratik siyasete katılımı hedef alınmakta; halkların ortak aklıyla şekillenen kent uzlaşısı suç gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Net bir şekilde ifade ediyoruz: Bu halkların iradesine karşı açılmış siyasi bir davadır. Halkların kentlerini demokratik yöntemlerle yönetme iradesi suç sayılamaz! Kent Uzlaşısı aynı zamanda barışa, demokrasiye ve ortak yaşama yönelik önemli bir yaklaşımdır. Kent uzlaşısını yargılamak, halkın barış talebini ve demokratik toplum idealini cezalandırmaya çalışmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Kent Uzlaşısı kapsamında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, tutukluluk hallerinin devamı kabul edilemez ve hukuk dışı bir karardır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Kent Uzlaşısı davasında ikinci duruşma başladı

  • PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da görülecek. Yapılan çağrıda herkesi duruşmaya katılma davet edildi. 

    23 Aralık 2024 tarihinden itibaren tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da görülecek.

    PSAKD şube başkanları ve yöneticileri Beyhan Gün’ün duruşmasına çağrı yaptı.

    “TÜM DOSTLARI BEYHAN GÜN’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Yöneticisi Şimal Deniz, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, inanç özgürlüğümüzü gasp eden faşizme karşı mücadele ettiği için haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Biz de onun özgürlüğünü istiyoruz. 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da duruşması olacak. Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz” dedi.

    PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi ve Cemevi Başkanı Hıdır Çam da, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da saat 13.30’da Çağlayan Adliyesi’nden mahkemesi var. Tüm dostları Beyhan Gün’e sahip çıkmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

    PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş: ise, Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün aylardır hukuksuz bir şekilde hapishane tutulduğuna dikkat çekerek, “Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Adliyesi’nde görülecektir. Duyarlı tüm canlarımızı dayanışma göstermeye davet ediyoruz” şeklinde ifade etti.

    PSAKD Eyüp Şube Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da duruşması var. Beyhan Gün’ün serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevi Başkanı Beyhan Gün, tutuklandı

  • Kurum başkanlarından duruşma sonrası açıklama: Hiç kimse bize, karanlığa ak dedirtemeyecek-VİDEO

    Kurum başkanlarından duruşma sonrası açıklama: Hiç kimse bize, karanlığa ak dedirtemeyecek-VİDEO

    PİRHA – Çok sayıda Alevi kurum yöneticisinin de dahil olduğu 15 kişinin yargılanması ardından Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Alevilerin hak ve hakikat mücadelesi suç değildir” diye belirtti.

    Alevi kurum yöneticileri ile çok sayıda yurttaş, 27 Eylül 2023’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve şube sekreteri Şimal Deniz’in tutukluluğunu İstanbul Adliyesi önünde protesto etmek istemişti.

    ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet’ten 15 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. 8 Ekim’e ertelenen duruşma ardından Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda yurttaş, basın açıklaması yaptı.

    “ALEVİLİK SUÇ DEĞİLDİR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, asıl yargılanması gerekenlerin işkence yapan kolluk güçleri olduğunu belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Haksız ve hukuksuz yere içeride tutuklu bulunan şube başkanımız Beyhan Gün ve şube sekreterimiz Şimal Deniz’in duruşmasını izlemeye, arkadaşlarımıza destek olmak için geldiğimiz gün, anayasaya, yasalara aykırı bir biçimde kolluk güçlerinin müdahalesiyle karşı karşıya kaldık ve o müdahale sonucunda ters kelepçelerle gözaltına alındık. Araçta insanlık dışı uygulamalara tabi tutulduk. Bunun adı işkencedir. Ve sonu ne oldu? Şikayetçi olduğumuz polisler hakkında herhangi bir işlem yapmak yerine gözaltına alınan kurum temsilcilerimiz bugün burada yine 2911 Nolu yasaya muhalefet etmekten yasa dışı örgüt propagandası yapmaktan ve benzeri gerekçelerle hakkımızda dava açıldı. Bugün bu davanın duruşmasına geldik. O gün ne söylediysek bugün de aynı şeyi söyledik. Evet, Alevilik suç değildir. Alevilerin hak ve hakikat mücadelesi suç değildir. Gözaltına alınan, tutuklanan arkadaşlarımıza yapılanlar haksızlıktır, zulümdür ve biz bu zulüme her yerde; gerek mahkeme salonlarında, gerek meydanlarda, basının önünde, her yerde doğruyu söylemeye devam edeceğiz. Hiç kimse bize karanlığa ak dedirtemeyecek. Hala içeride bulunan şube başkanlarımız, şube sekreterlerimiz, şube üyelerimiz var ve biz onların temsilcileriyiz.

    Bugünkü duruşmada beraat verilmesi gerekirken 8 Ekim’e ertelendi. Bugün ne dediysek o gün de onu söyleyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, aymazlığa karşı durmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER: Alevi kurum başkanlarının duruşması başladı!

  • GÜNCELLENDİ- Alevi kurum başkanlarının duruşması başladı!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ- Alevi kurum başkanlarının duruşması başladı!-VİDEO

    PİRHA –Beyhan Gün ile Şimal Deniz’in tutukluluğunu protesto etmek istedikleri için hakkında dava açılan çok sayıdaki Alevi kurum yöneticisinin de dahil olduğu 15 kişinin yargılanmasına başlandı. Kurum başkanları Alevi kimlikleri sebebiyle yargılandıklarını belirterek tüm suçlamaları reddetti.

    Alevi kurum yöneticileri ile çok sayıda yurttaş, 27 Eylül 2023’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve şube sekreteri Şimal Deniz’in tutukluluğunu İstanbul Adliyesi önünde protesto etmek istemişti.
    ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet’ten 15 kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından dava açıldı.

    Çoğu Alevi kurum yöneticisi 15 kişi, ilk kez hakim karşısına çıktı. Kimlik tespitlerinin ardından ifade işlemlerine başlandı.

    “TAMAMEN ASILSIZ İDDİANAME”

    Duruşmada ilk olarak PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ifade vererek, şunları söyledi:

    “Şu an bizim yerimizde burada bu sandalyelerde oturması gerekenler, o gün bizi gözaltına alan polislerdir. Duruşma sonrasında, bize uzanan mikrofona kısa bir bilgi vermemiz akabinde çembere alındık, ters kelepçe ile gözaltına alındık. İlginç olan, hastanede sürekli polisler değişiyordu. Yaşadıklarımı anlattım ama iddianameye geçip geçmediğinden haberim yok. Bir suç işleme kastında değildik. Bu iddianame tamamen asılsız. Adliyenin güvenlik kameralarını izleseniz bu dava nasıl açıldı görürsünüz. O gün bir basın açıklaması yapmadığımızı söyledim. Ancak polisler tarafınca çemberden dışarı çıkmamıza izin vermediler. Ellerim morarana kadar kelepçede tutuldum. Tüm uyarılarıma rağmen, hiçbir direnç göstermememize rağmen ters kelepçe takıldı. Bize bu uygulamaları yapan polislerden şikayetçiyim. Gözaltı esnasında polis tarafından bir anons yapıldığını da duymadım.”

    Önceki dönem Kartal Şube Başkanlığı yapan Ali Yürümez ise savunmasında, yöneltilen iddiaların doğru olmadığını vurguladı.

    “KOLLARIM YARALANDI, ŞİDDET GÖRDÜM”

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Alattin Türkoğlu ise savunmasında, “Gözaltı esnasında yaşlı ve prostat hastalığım olduğunu söyledim. Kolluk tarafından haksız uygulama yapıldı. Biz kesinlikle yasalara muhalefet yapmış değiliz. Adliyeden ayrılmak istediğimizi söyledik ama buna rağmen ters kelepçe taktılar. Kollarım yaralandı” diye belirtti.

    ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, iddianamenin gerçekleri yansıtmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Bu iddianameyi gördüğümüzde ‘şaka’ olarak yorumladık. Bizim, o güne dair çağrı yaptığımızı söylüyor. Böyle birşey yok. Slogan attığımızı yazmışlar. Atmadık. Devlet nasıl bu denli bizi suçlayabilir? Devletin temeli adalet ise herkes buna uymalı. Demokratik bir ülke için mücadele etmek isterken maruz kaldığımız duruma bakın. Uzun yıllardır sivil toplum örgütlerinde görev almaktayım. Söz konusu yasayı iyi bilirim. Videolar Pir Haber Ajansı’nda da var. Dağılmak istediğimizi söylememize rağmen bırakılmadık. Bize bunu yaşatanlar hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum.”

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN YARGILANMAKTAYIZ”

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı ve ABF Örgütlenme Sekreteri Zeynal Odabaş, savunma esnasında “Sabıkanız var mı?” sorusuna “Tek sabıkam Alevi olmam” diye cevap verdi. Odabaş, Alevi olmaları sebebiyle yargılandıklarını söyleyerek, “Siyasallaşan yargı içerisinde halen yargıya güvenimizi yitirmedik. Burada hukuksuz gözaltına alınıp 12 saat boyunca fiziki şiddet de gördük. Bizi gözaltına alan memurlardan şikayetçi oluyorum” dedi.

    “ŞİDDET GÖRDÜK!”

    Dönemin PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ise “Baştan sona düzmece iddianame” diyerek başladığı savunmasında şunları söyledi:

    “Adliye binasından çıkarıldıktan sonra, bir emniyet mensubu ‘basın açıklaması olacak mı?’ diye sordu. ‘Hayır’ dedik. Üzerine zorla gözaltına alındık ve bu süre içerisinde hem fiziki hem de psikolojik şiddet gördük.”

    Şimal Deniz’in annesi Özlem Deniz de, “Kızım Şimal Deniz’in mahkemesi sebebiyle o gün adliyede olduğumu belirttim. Bunu söylediğim an zorla araca bindirildim. İşkenceyle gözaltına alındım. Adliyeden çıkıp evimize gidiyorduk ama bunları yaşadık” diye konuştu.

    Hüseyin Ördek ise ifadesinde “O gün dernek üyelerimize destek için gelmiştik. Sonrasında haksız bir şekilde gözaltına alındık. Keyfi bir uygulamaydı. İddianameyi kesinlikle kabul etmiyorum. Zorla gözaltına alınıp saatlerce mağdur edildik” diye belirtti.

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN YARGILANIYORUZ”

    Yargılanan isimlerden Özgür Karakoç ise hiçbir suçlamayı kabul etmediğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Avcılar şubesinde yöneticiyim. Arkadaşlarımızın yanında olmak için buraya gelmiştik. Asıl burada kolluk yargılanmalı. Etrafımızı çevirip, ‘dağılın’ dediler. Araç içerisinde küfürler, işkenceler yapıldı. Alevi olduğumuz için yargılanıyoruz. Beraatimizi talep ediyoruz.”

    Gebze Cezaevinde SEGBİS ile bağlanan Aslıhan Buçaklar, duruşmaya katılmak istendiğini belirtti.

    Buçaklar’ın avukatı İsmail Topkaya ve Cuma Erçe, Aslıhan Buçaklar’a polisler tarafından işkence yapıldığını, buna şahit olduklarını vurguladı.

    Av. Engin Deniz Ergin, Pir Haber Ajansı’nın görüntülerinin delil olduğunu vurgulayarak “Yargılananlar, o gün bir basın açıklaması olmayacağını kameraya söylüyor ve kamera etrafı gösterdiğinde tüm çevrenin kalkanlarla çevrili olduğu görülüyor. Ortada işlenmiş bir suç yoktur” dedi.

    Mahkeme başkanı, sanıklardan Mustafa Kayım hakkında zorla getirme kararı verirken, Aslıhan Buçaklar’ın ise bir sonraki duruşmada salonda hazır tutulacağını belirtti.

    Bir sonraki duruşma 8 Ekim 2025 ‘te saat 10:00’da görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hukuk tanımaz saldırılara son verilip, Pınar Aydınlar bir an önce serbest bırakılmalıdır!

    ‘Hukuk tanımaz saldırılara son verilip, Pınar Aydınlar bir an önce serbest bırakılmalıdır!

    PİRHA – Dersim Dernekleri Fedeasyonu (DEDEF), tutuklu sanatçı Pınar Aydınlar’ın serbest bırakılması talebiyle açıklama yaptı. “Hukuk tanımaz saldırılara derhal son verilmelidir” denilen açıklamada 13 Mayıs’ta yapılacak duruşmaya da çağrı yapıldı.

    20 Şubat 2025’ten bu yana tutuklu olan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın 13 Mayıs’ta ilk duruşması görülecek.

    Sanatçı Aydınlar’ın serbest bırakılması için yapılan çağrıların bir benzeri de DEDEF’ten geldi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında, Sanatçı Pınar Aydınlar’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiği söylendi.

    “TUTUKLAMALAR HAKLI MÜCADELEMİZİ ENGELLEYEMEDİ”

    DEDEF adına yapılan basın metnini Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen okudu. Esen, şunları söyledi:

    “20 Şubat’ta sabah saatlerinde sanatçı dostumuz, yoldaşımız Pınar Aydınlar İstanbul’da evine yapılan baskınla gözaltına alınmış 23 Şubat’ta tutuklanmıştı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 10 ilde en az 52 kişi gözaltına alındı.

    Bu ülkenin yurttaşları, emekçileri olarak hemen her gün gözümüzü yeni bir şafak baskını ile gözaltı ve tutuklama operasyonu ile açar hale geldik.

    Adı, adresi, görev yeri belli olan kişilere yönelik kara propaganda eşliğinde gerçekleştirilen şafak baskınları, gözaltılar ve tutuklamalar kaygı verici düzeye ulaşmıştır.

    Ülkeyi gittikçe derin bir yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe iten iktidar, bu tabloya itiraz eden milyonların sesini, mücadelesini baskı ve şiddetle bastırmaya çalışmaktadır.

    Yasaklar, baskılar, gözaltılar, tutuklamalar bugüne kadar emekçilerin, işçilerin, bizlerin haklı, meşru mücadelesini engelleyememiştir. Bundan sonra da engelleyemeyecektir.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) olarak emekçilere ve halka dayatılan bu sömürü, sefalet ve baskı düzenine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Hukuk tanımaz saldırılara derhal son verilmelidir. Aylardır tutuklu olan dostumuz Pınar Aydınlar bir an önce serbest bırakılmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı: Annemin ciddi sağlık sorunları var, serbest bırakılsın-VİDEO

    77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı: Annemin ciddi sağlık sorunları var, serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA-TAYAD’lı Ailelerin Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için yaptığı açıklamaya katılan 77 yaşındaki Yıldız Turan, 19 Şubat’ta ‘Örgüt üyeliği iddiasıyla’ tutuklanmıştı. Annesinin ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirten Yıldız Turan’ın kızı Türkan Katırcı, “Annem cezaevinde kalamayacak durumda o yüzden bu durum bizi endişelendiriyor. Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan ve ciddi sağlık sorunları olan annem bir an önce serbest bırakılsın” dedi. 

    TAYAD’lı aileler her çarşamba günü Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için açıklama yapıyor. TAYAD’lı ailelerden Yıldız Turan ve Selda Özçelik, 12 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde yapılan eyleme katılmış ve gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılmıştı.

    16 Şubat’ta otobüs durağında beklerken Yıldız Turan ve Selda Özçelik, polisler tarafından gözaltına alınıp ‘örgüt üyeliği iddiasıyla’ tutuklanmıştı. Tutuklama kararından sonra bazı gazetelerde yapılan haberlerde Çağlayan Adliyesine yönelik eylem hazırlığı ve keşif çalışması yaptığını iddia edilmişti.

    77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı Türkan Katırcı, annesinin tutuklama sürecinde yaşananlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANNEM, POLİSLER TARAFINDAN TEHDİT EDİLEREK KAÇIRILDI”

    Annesi Yıldız Turan’ın, TAYAD’lı ailelerin Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için yaptıkları eyleme arada destek verdiğini söyleyen Türkan Katırcı, “Annem, 12 Şubat tarihinde kuyu tipi hapishanelerin kapatılması için eyleme katıldığı için gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldı. Annem 4 gün sonra ise 16 Şubat’ta otobüs durağında beklerken polisler tarafından gözaltına alındı. Avukatıyla beraber emniyetteki ifadesinde annemin polisler tarafından ‘Son kez Nurtepe’ye bak seni Silivri’ye gömeceğiz’ denilerek tehdit edilerek kaçırıldığını öğrendik” diye belirtti.

    “ANNEMLE İLGİLİ YALAN HABERLER SERVİS EDİLDİ”

    Annesinin ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirten Türkan Katırcı, “Annem cezaevinde kalamayacak durumda o yüzden bu durum bizi endişelendiriyor. 77 yaşındaki annem tutuklandıktan sonra kendisiyle ilgili basına yalan, yanlış haberler servis edildiğini gördük. 77 yaşındaki bir insanı Çağlayan Adliyesi önünde keşif yaptığını ve silahlı eylem yapacağına dair haberler servis edildi. Bu şekilde yapılan haberler annemim katledilmesinin önünün açılmasıdır. Haberciliğin de bir etiği ve ahlakı olur. Yapılan yalan haberlerle ilgili de aile olarak gereken hukuki süreci başlatacağız. Haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklanan ve ciddi sağlık sorunları olan annem bir an önce serbest bırakılsın” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Hukuk meslek örgütleri: Betül Kozağaçlı ve Seda Şaraldı serbest bırakılsın-VİDEO

    Hukuk meslek örgütleri: Betül Kozağaçlı ve Seda Şaraldı serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- ÇHD Genel Merkez yöneticisi Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile Seda Şaraldı’nın yargılandığı davanın duruşması görüldü. Duruşma öncesi açıklama yapan hukuk meslek örgütleri, avukatların mesleklerini yaptıkları için tutuklanamayacaklarını belirterek, serbest bırakılmalarını istedi. Duruşma, Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı’nın tutukluluk halinin devamına karar verilerek 6 Aralık’a, Av. Seda Şaraldı’nın ise 11 Aralık’a ertelendi. 

    Adalet için Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi için Hukukçular, Katılımcı avukatlar, Özgürlükçü Demokratik Avukatlar, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Sosyal Hukuk, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, 6 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirilen polis operasyonu sonucunda haklarında hiçbir delil olmaksızın tutuklanan ÇHD Genel Merkez yöneticisi Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Seda Şaraldı’nın görülecek duruşmaları öncesinde İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Duruşma öncesi hukuk meslek örgütleri tarafından yapılan açıklama ve konuşmalarda Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Seda Şaraldı’nın, mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklandığına ve avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesi yasağına aykırı bir şekilde tutuklandığına dikkat çekilerek, meslektaşlarının bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundular.

    İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, avukatların içeri alınmaması; salonun güvenlik görevlileri ile doldurularak avukatlara yer bırakılmaması ve salon kapılarının kapatılması nedeniyle başlayamadı.

    Avukat Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, avukatlarının salona alınmadığı ve yargılamanın aleniyetinin sağlanmaması nedeniyle tüm avukatların içeri alınmadığı sürece savunmasını yapmayacağını söyledi. Avukatlar salonu terk etti.

    Yapılan görüşmelerin ardından Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı’nın yargılanmasına başlandı. Mahkeme Av. Vangölü Kozağaçlı’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmanın 6 Aralık’ta görülmesini kararlaştırdı. Av. Seda Şaraldı’nın duruşması ise 11 Aralık’a ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 1 Mayıs’ta tutuklananların duruşması öncesinde açıklama: Direnmek suç değildir!-VİDEO

    1 Mayıs’ta tutuklananların duruşması öncesinde açıklama: Direnmek suç değildir!-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Mayıs’a katıldıkları için tutuklananların duruşması öncesinde Çağlayan Meydanı’nda bir araya geldi. Yapılan açıklamada, “Taksim’den ve mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    İstanbul’da 1 Mayıs’ta Taksim’e yürümeye çalıştığı için ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklananlar hakim karşısına çıkmaya başladı. Bugün ikinci dalga ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklananların ilk duruşması görülecek.

    Duruşma öncesinde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri; Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde tüm tutsakların serbest bırakılması talebiyle açıklama yaptı.

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, yaptığı açıklamada sürecin başından sonuna kadar hukuksuz bir şekilde yürütüldüğünü belirtti. 1 Mayıs’ta Taksim’e gitmenin de engellemeye karşı direnmenin de suç olmadığına dikkat çekilen açıklamada asıl suçun emekçilere barikat kurmak, emeklileri sefalete mahkum etmek, savaş politikaları ve göçmen düşmanlığı olduğu belirtildi.

    Açıklamada, “Direnmek suç değildir. Asıl suç emekçilere barikat kurmak, emekliye ölüm dayatmak, savaş politikaları ve göçmen düşmanlığıdır. Taksim’den ve mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Dosya kapsamındaki 8 kişinin isimleri sayılarak serbest bırakılmaları talep edildi.

    Eylemde, “1 Mayıs’a, Taksim’e, Tutsaklara Özgürlük” yazılı pankart açılırken, “Her yer Taksim, her yer 1 Mayıs”,”Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hukukçular Van’daki seçim darbesine karşı adliyede; polisten müdahale-VİDEO

    Hukukçular Van’daki seçim darbesine karşı adliyede; polisten müdahale-VİDEO

    PİRHA-Van Büyükşehir Belediyesi’ndeki irade gaspı için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde Adalet Nöbeti tutmak ve basın açıklaması yapmak isteyen avukatlara polis müdahale etti, çok sayıda avukat gözaltına alındı.

     

    Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla geri alınmasının ardından başlayan protestolar sürüyor.

    Zeydan yerine mazbatanın 28 puan fark yiyen AKP adayına verilmemesine hukukçular da tepki gösterdi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Demokrasi için Hukukçular, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu, Adalet için Hukukçular, Avukat Dayanışması ve Sosyal Hukuk, Van’daki AKP’nin seçim darbesine dair Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi.

    Avukatların basın açıklamasını okumaya başlamasıyla birlikte polis müdahalesi başladı.

    Polisin engellemesinin ardından İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve ÖHD’li avukatlar dahil çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan avukatların isimleri şöyle: Emre Yaşar, Eren Kesin, Rezan Gezer, Ahmet Baran Çelik, Esra Bilen, Hazal Bilgili, Jiyan Kaya, Emrah Baran, Meltem Özel, Xebat Demircan, Kemal Aytaç.

    Polis müdahelesinin ardından toplu şekilde Adliye’ye girmek isteyen avukatlar güvenlik engeli ile karşılaştı. Adliyenin avukat girişi kapatıldı, avukatların adliyeye girişlerine izin verilmedi.

    Adliyenin girişinde bekleyen avukatlara başsavcılık talimatıyla slogan atılmaması ve tek tek girilmesi halinde kapıların açılacağı ifade edildi. Yapılan görüşmelerde avukatlar adliyeye girebildi.

    Avukatlara adliyeye girişi sırasında tekrar müdahale edildi. Binaya giren çevik kuvvet ekipleri ile avukatlar arasında arbede yaşandı. Avukatlar, ‘Polis dışarı’ sloganları attı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşlarının ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Maden İşletmesi’nde yaşanan kayma sonucu, siyanür ve tehlikeli kimyasal içerikli yığının altında kalan 9 kişiye halen ulaşılmadı.

    Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşı avukatlar ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirmek istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Polisin engellemesine rağmen açıklama yapan avukatlar, İliç’teki altın madeninin kapatılması gerektiğini belirterek, “İliç’te ekokırım yaşandı, sorumluların cezalandırılması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Nadiye Gürbüz, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yarın hakim karşısında-VİDEO

    Nadiye Gürbüz, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yarın hakim karşısında-VİDEO

    PİRHA-ETHA editörü Nadiye Gürbüz’ün, “örgüt üyesi” ve “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 27 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı suçlandığını ifade eden Nadiye Gürbüz, “Yaptığım gazeteciliği hiçbir delile dayandırmadan kriminalize etmeye çalışıyorlar. Asıl amaç devlet kendisine muhalif olan herkesi susturmaya çalışıyor” dedi.

    İstanbul’da 30 Nisan 2023 tarihinde gözaltına alınarak 3 Mayıs 2023 tarihinde tutuklanan ETHA Editörü Nadiye Gürbüz’ün, “örgüt üyesi” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 27 Şubat’ta saat 10.10’da Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Savcılık, Nadiye Gürbüz hakkında 9 ila 22,5 yıla kadar hapis cezası talep etti.

    BİR OKURUN, GAZETENİN PUNTOLARINI BÜYÜTME TALEBİ ÖRGÜT ÜYELİĞİNE KANIT GÖSTERİLMİŞ!

    2023 Mayıs seçimleri öncesinde tutuklandığını söyleyen Nadiye Gürbüz, “Bu süreçte 5,5 ay cezaevinde kaldım. İddianamede gizlilik kararı olduğu için ne ile suçlandığımızı bilmiyorduk. 12 Ekim’de tensiple tahliye olduk, 19 Aralık’ta da ilk duruşma görüldü. Bana yöneltilen bütün suçlamalar gazetecilik faaliyeti ile ilgili. Ben Etkin Haber Ajansı’nda editörlük yapıyorum ve Atılım Gazetesi’nde de çalışıyorum. İki basın kuruluşunu hem savcılık hem de mahkeme heyeti silahlı örgütle ilişkilendirme çabası içerisinde. Dosyada bir delil ya da bir kanıt yok tamamen bir varsayım üzerine örgüt üyeliği ve örgüt propagandası suçlamasıyla yargılanıyorum. İnsan Hakları Derneği’ni aradım açıklama yaptıkları hasta tutsakla ilgili fotoğrafının olup olmadığını sordum bu iddianameye örgüt üyeliği kanıtı olarak konulmuş. Suruç Katliamı’nın 7. yıldönümünde Eskişehir’de TİP’li ve SGDF’li gençler fidan dikme eylemi yapmışlar bana haberleştirelim diye fotoğraf ve videolarını göndermişler bunlar da dosyaya örgüt üyeliği olarak konulmuş. Atılım Gazetesi’nin bir okuru bana telefon edip ‘gazetenin puntolarını büyütür müsünüz?’ diye soruyor ben de, ‘Tabi değerlendiririz’ diye yanıt veriyorum ve bu görüşmede örgüt üyeliğine kanıt olarak sunulmuş” dedi.

    “HERKESİN BİZİM YANIMIZDA OLMASI GEREKİYOR”

    Gazeteci Nadiye Gürbüz, duruşmada dayanışma çağrısı yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün bu telefon görüşmeleri benim yaptığım gazetecilik faaliyeti, ancak benim yaptığım gazeteciliği hiçbir delile dayandırmadan kriminalize etmeye çalışıyorlar. Asıl amaç devlet kendisine muhalif olan herkesi susturmaya çalışıyor. Bizim aslında fikrimizi yargılamaya ve kitlelerden koparmaya çalışıyorlar. Gazetecilerin yargılandığı davalarda gazetecilerin, gazeteci örgütlerinin hem de seslerini duyurmak istediğimiz kesimlerin bizim yanımızda olması gerekiyor.”

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA-ÇHD ve ÖHD İstanbul şubeleri, 9 Şubat’ta ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının tutuklanmasına dair basın toplantısı gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Bir komplo ile karşı karşıyayız. Karşımızda çok arsızlaşmış bir kolluk ve iktidar güdümünde yargı söz konusu. Geçerli delil dahi bulma, yaratma kaygısına bile girmemişler” denildi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul şubeleri, 9 Şubat’ta ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının tutuklanmasına dair Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya, ÇHD ve ÖHD üyesi avukatların yanı sıra çok sayıda hukukçu katıldı. Toplantının yapıldığı salona, “Avukatlığın kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz” yazılı pankart asıldı.

    Açıklamada basın metnini okuyan ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Çiğdem Akbulut, okudu.

    “SORGUYA KAR MASKELİ POLİSLER GİRDİ”

    Gözaltı ve sonrasındaki hukuki sürecin bir keyfilikle ilerlediğini belirten Çiğdem Akbulut, “Meslektaşlarımız sorgu hakimliğinde savunmalarını gerçekleştirirken, salonda yüzlerinde kar maskesi olan silahlı terörle mücadele polisleri de hazır bulundu. Bu ölçüde keyfi bir sürecin sonunda meslektaşlarımız, Halkın Hukuk Bürosu’nda el konulduğu söylenen CD, flash bellek gibi materyallerin incelemesinin bitmemesi gerekçesi ile tutuklandı. Her ne kadar ana akım medya bu operasyonu ‘Çağlayan Adliyesi Operasyonu’ olarak adlandırıp, meslektaşlarımızın yaşanan çatışmayla bir ilgisi olduğu algısını yaratmaya çalışsa da, meslektaşlarımız hakkındaki tutuklama kararı da dahil evrak içeriğinde, bu tür bir delile dayanılmadığı gibi, böyle bir iddia dahi ileri sürülmedi. Ancak ana akım medya, siyasi iktidar eliyle kendisine servis edildiği şekliyle, masumiyet karinesini çiğneyerek, meslektaşlarımızla ilgili bu yalanı yaymaya inatla devam etti” dedi.

    “BU UYGULAMA KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİNİN İHLALİDİR”

    Meslektaşlarının aleyhinde tek bir delil olmadan tutuklandığını belirten Akbulut, “Bu uygulama en basit ifadesi ile kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ihlalidir. Kaldı ki, el konulan CD ve flash bellek içeriğinin meslektaşlarımızın müvekkillerinin dosyaları ile ilgili olduğu gözetildiğinde avukat-müvekkil ilişkisinin gizliliğinin de ihlal edildiği görülecektir. 6 Şubat’ta 11.30 sıralarında bir silahlı çatışma gerçekleşti. Ardından saat 15.00 gibi HHB’ye savcı eşliğinde bir polis operasyonu gerçekleşti. Hakkında sadece Seda Şaraldı’ya yakalama kararı ile geliniyor. Seda hakkındaki yakalama kararının da somut hiçbir dayanağı bulunmamakta. Bu eylemle ne tür bir bağ kurulduğuna dair hiçbir gerekçesi olmayan bir karar. Büroda diğer üyelerimiz ve Genel Merkez yöneticimizi de de gözaltına alıyorlar. Görme engelli Berrak adli kontrol ile serbest bırakılırken, ona refakat eden eşi Sinan Çağlar ise tutuklandı. Operasyon sırasında da ne ile suçlandıklarına dair hiçbir ayrıntı verilmemişti. Emniyette diğer avukat arkadaşlarımız hakkında da yakalama kararı çıkartılarak gözaltı yapıldı” diye belirtti.

    “BİR KOMPLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Gözaltındaki avukatlara çatışmadaki kişileri tanıyıp tanımadığının sorulduğunu dile getiren Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Büroda ele geçirilen dava dosyalarına dair yazılı içerik, görüntü ve dijital materyallerdi. Bunun dışında bir soru sorulmadı. 9 Şubat’ta adliyeye çıkartıldıklarında, bir yöneticilik suçlamasında bulunuldu ve 6 Şubat eylemini gerçekleştirenleri tanıyıp tanımadıkları soruldu. Hiçbir delil yok ellerinde. Bu eylemle hiçbir alakalarının olmadığını, ne üyelik ne de yöneticiliğin söz konusu olmadığını ve hiçbir delilin olmadığını da savcılık aşamasında belirttik. Çok ağır bir suç isnadı ile karşı karşıyayız. Tutuklama gerekçesine dahi HHB bürosundaki dijital materyallerin henüz çözümlenmediği yazıldı. Bir komplo ile karşı karşıyayız. Karşımızda çok arsızlaşmış bir kolluk ve iktidar güdümünde yargı söz konusu. Geçerli delil dahi bulma, yaratma kaygısına bile girmemişler. Bunun bir kurgu olduğunu, arkadaşlarımızı beraat alıncaya kadar söylemek istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da gözaltına alınan 96 kişiden 53’ü tutuklandı

    İstanbul’da gözaltına alınan 96 kişiden 53’ü tutuklandı

    PİRHA-İstanbul Adliyesi’ndeki polis kontrol noktasına yönelik eyleme ilişkin gözaltına alınan 96 kişiden 53’ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube yöneticisi Şimal Deniz ve 2 yılı aşkın süredir ev hapsinde olan Ayten Öztürk de bulunuyor.

    Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde polis kontrol noktasına yönelik silahlı eylem soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve aralarında Halkın Gücü TV, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticileri, Grup Yorum üyeleri, Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının da olduğu 96 kişi bugün adliyeye çıkarıldı.

    İstanbul Adliyesi’ndeki polis kontrol noktasına yönelik eyleme ilişkin gözaltına alınan 96 kişiden 53’ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube yöneticisi Şimal Deniz ve 2 yılı aşkın süredir ev hapsinde olan Ayten Öztürk de bulunuyor.

    53 KİŞİ TUTUKLANDI

    Tutuklananların isimleri şöyle:

    “Ayten Öztürk, Gamze Eroğlu, Hakan İnci, Hasan Karapınar, Meryem Özsöğüt, Seher Adıgüzel, Ulaş İnci, Avukat Didem Baydar Ünsal, Avukat Seda Şaraldı, Avukat Betül Vangölü Kozağaçlı, Oktay Kelebek, Elif Ersoy, Diyar Ersoy, Nejla Birkoç, Ercan Güneş, Barış Yüksel, Rezzan Şengül, Engin Ateş, Fırat Kaya, Volkan Yığıltekin, Vedat Doğan, Selda Özçellik, Sevcan Akdoğan, Sevda Kurban, Şura Başer, Uğurcan Gün, Zeynep Gonca Karakoç, Aslıhan Buçaklar, Bahar Kurt Kızılaltun, Burak Başer, Merve Kurt, Yeliz Kütük, Özmen Mertkan Çim, Merve Demirel, Cem Dursun, Rıdvan Akbaş, Boran Hurustan, Eren Odabaş, Ali Sinan Çağlar, Cengiz Şahin, Haydar Alaçam, Kemal Gün, Mehmet Yücetepe, Mehmet Güvel, Melek Akgün, Selahattin Bulut, Şimal Deniz, Yüksel Doğan, Alperen Halil Bilgin, Madımak Özen, Mehmet Vefa Tunga, Uğur Metin ve Mustafa Fındıkoğlu.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da gözaltına alınanların sayısı 94’e yükseldi; aralarında avukatlar da var

    İstanbul’da gözaltına alınanların sayısı 94’e yükseldi; aralarında avukatlar da var

    PİRHA-Çağlayan Adliyesi önündeki polis noktasına yönelik eylemle ilgili soruşturmada gözaltı sayısı 94’e yükseldi. Gözaltında bulunanlara yönelik avukat kısıtlılığının sonlanmasının ardından müvekkilleri ile görüşebilen avukatlar, gözaltındaki kişilerin polis işkencesine maruz kaldıklarını belirtti.

    Çağlayan Adliyesi önündeki polis noktasına yönelik eylemle ilgili soruşturmada gözaltı sayısı 94’e yükseldi. Gözaltındaki kişilerin polis işkencesine maruz kaldıkları belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Halkın Hukuk Bürosu ve İdil Kültür Merkezi’nin de aralarında olduğu birçok adrese baskınlar yapıldı ve şimdiye kadar toplam 94 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    Gözaltına alınanlar arasında Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube yöneticisi Şimal Deniz, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi aileleri ile 2 yılı aşkın süredir ev hapsinde olan Ayten Öztürk de bulunuyor.

    GÖZALTINDA POLİS İŞKENCESİ

    Gözaltında bulunanlara yönelik avukat kısıtlılığının sonlanmasının ardından müvekkilleri ile görüşebilen avukatlar, gözaltındakilerin parmak izlerinin alınması sırasında işkence ile karşılaştıkları, sağlık kontrolü için hastaneye ters kelepçe takılarak götürüldükleri bilgisini paylaştı. Avukatlar, gözaltına alınanların ifade işlemlerine bugün başlanmasını beklediklerini aktardı.

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    “Betül Vangölü Kozağaçlı, Didem Baydar Ünsal, Seda Şaraldı, Berrak Çağlar, Ali Sinan Çağlar, Şimal Deniz, Ayten Öztürk, Selma Demir, Özlem Balkı, Arif Pelit, Kemal Gün, Savaş Taş, Burcu Delen, Mercan Kanat, Yüksel Doğan, Gökhan Uysal, Ali Gürbüz, Dilan Poyraz, Barış Yüksel, Fırat Kaya, Bergün Varan, Merve Kurt, Bahar Kurt Kızılaltun, Barış Kaya, Mehmet Yücetepe, Lerzan Caner Conde, Seval Eyi, Selda Özçellik, Meryem Özsöğüt, Merve Demirel, Boran Hurustan, Resmigül Keskin, Aslıhan Buçaklar, Cem Dursun, Necmiye Birkoç, Cengiz Şahin, Ali Gündüz, Meryem Aracı, Hasan Kocaman, Fatma Karaoğlan, Yeliz Kütük, Uğurcan Gün, Özmen Mertkan Çim, Mehmet Güvel, Tacettin Erol Şahin, Ali Korkmaz, Özcan Güler, Engin Ateş, Fatma Kaya Özbakır, Besime İncedal, Ali Akkurt, Burhan Deniz, Hazal Yılmaz, Dilan Bilge, Talat Özel, Eren Odabaş, Selda Özkan, Mızrap Ateş, Gülseren Turan, Saki Topçu, Oktay Kelebek, Gamze Eroğlu, Deniz Demir, Mustafa Fındıkoğlu, Mehmet Vefa Tunga, Alperen Halil Bilgin, Bülent Seydi, Melek Akgün, Süleyman Keklik, Şura Başer, Hasan Esenköylü, Ali Korkmaz, İbrahim Cabadak, Başak Kavruker, Rıdvan Akbaş, Hakan İnci, Ulaş İnci, Elif Ersoy, Sevda Kurban, Seher Adıgüzel, Zeynep Gonca Karakoç, Erkan Yalçın, Leyla Yalçın, Mert Yalçın, Erkan Munar.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İstanbul Adliyesi’nde polis noktasına silahlı saldırı

    İstanbul Adliyesi’nde polis noktasına silahlı saldırı

    PİRHA – Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önündeki polis noktasına silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 3’ü polis 5 kişi yaralandı.

    Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi C Kapısı önünde polis noktasına silahlı saldırı yapıldı. 3’ü polis 5 kişi yaralandı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Adliyeye giriş ve çıkışlar kapatıldı.

    BAKANDAN AÇIKLAMA

    Olaya dair sanal medya hesabından açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olayda 3’ü polis 5 kişinin yaralandığını ifade etti. Yerlikaya, yaşamını yitiren iki kişinin polis noktasında silahlı saldırıda bulunan kişiler olduğunu kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremde yakınlarını kaybeden aileler İstanbul’da adalet nöbetinde-VİDEO

    Depremde yakınlarını kaybeden aileler İstanbul’da adalet nöbetinde-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminde yakınlarını kaybeden ailelerin kurduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyeleri, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde adalet nöbeti başlatarak, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Daha önceki depremlerde olduğu gibi yargılanmalar sonuçsuz kalmamalı, tüm sorumlular adalet karşısında hesap vermelidir” denildi.  

    6 Şubat depremi ülke genelinde 14 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkiledi. 35 binden fazla bina yıkıldı, 300 bine yakın bina ağır hasar aldı. Afet sonrası 2 milyondan fazla kişi barınma sorunu yaşarken, en az 5 milyon kişi de farklı bölgelere göç etti.

    6 Şubat depremlerinin ardından açılan davalar için adalet nöbeti yapan Adalet Peşinde Aileleri Platformu, İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Depremde yakınlarını kaybeden ailelere avukatlar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve HDP önceki dönem milletvekili Musa Piroğlu da destek verdi.
    Açıklamayı, 6 Şubat depremlerinde ailesinden kayıplar veren ve Adalet Peşinde Aileleri Platformu temsilcisi Gülsüm Özdoğru okudu.

    “SORUMLULAR ADALET KARŞISINDA HESAP VERMELİDİR”
    Depremde yıkıma sebep olan sadece depremin değil, insan yaşamına uygun güvenli şehir inşa etmeyenlerin olduğunu söyleyen avukat Gülsüm Özdoğru, “Daha önceki depremlerde olduğu gibi yargılanmalar sonuçsuz kalmamalı tüm sorumlular adalet karşısında hesap vermelidir. Sorumluluğu bulunan herkesin tespit edilmesi, adil ve etkin bir yargılamaya tabi tutulması esas talebimizdir.” dedi.

    Özdoğru: “Bizler, 6 Şubat günü enkazdaki sevdiklerimizin kurtarılmasını beklerken devlet en temel görevlerinden biri olan yurttaşlarının sağlıklı ve güvenli barınma hakkı sağlama görevini yerine getirmemiştir. Hata yaptık, geç geldik itirafını biz değil sayın cumhurbaşkanı kendi söylemiştir. Yemek yoktu, su yoktu, çadır yoktu, başımıza gelen bu felaket ‘kader’di gibi söylemlere sığınmadık, sığınmayacağız. Ayrıca 6 şubat günü, AFAD Kızılay gibi kurumların ne kadar yetersiz olduğunu hep birlikte gördük” diye belirtti.

    “DEPREMDE ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    Depremde yakınlarını kaybedenler ise şunları söyledi:

    Fatma Irmak: Biz 6 Şubat’tan itibaren adalet mücadelesi veriyoruz. Biz Ebrar Sitesi’nde 1400 kişiyi kaybettik ve depremde kaybettiğimiz 50 bin insanımız için bugün buradayız. Biz 6 Şubat’ta ailelerimizi kaybettik ama adalet mücadelemizi kaybetmeyeceğiz.

    Zeliha Ağırbaş: Adalet arayışımız 6 Şubat’tan itibaren devam ediyor. Halen bilirkişi raporlarını bekliyoruz ve evlatlarımızın acısıyla yanıp tutuşuyoruz.

    Nurgül Doğru: 11 ay geçti depremin üzerinden ve benim 3 evladım toprağın altında iken halen sorumluların cezalandırılmamasını kabul etmiyorum.

    Gülsüm Kaya: Adalet için buradayız, ailemin bedenlerine 6 gün sonra ulaşabildik. Hiçbir yardım gelmedi.

    Eren Can: 6 şubat depreminin üzerinden 11 ay geçti ancak biz halen adalet arıyoruz. Annem ve babamı kaybettim ve depremdeki bütün süreçleri kendimiz yaptığımız gibi yakınlarını kaybedenler adalet için mücadele etmek zorunda. İmar rantı uğruna sağlıksız şehirler kuruldu ve biz depremde ölüme terk edildik.

    İbrahim Palabıyık: 13 gün boyunca aç, susuz bir şekilde enkazların başında bekledim. Deprem zamanında devlet neredeydi? Şimdi adalet istiyoruz bari şimdi yanımızda olun.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    İstanbul Barosu’ndan Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusu, hükümete uyarı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Barosu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye gönderilen Yargıtay kararına tepki olarak Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan baro adına Başkan Filiz Saraç, “Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. Siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin” dedi.  

    Anayasa Mahkemesi(AYM), 27.10.2033 tarihinde tutukluluğu devam eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini” belirtmişti. Bu karara rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na gönderilmesine, Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına” şeklinde karar vermişti.

    Bu kararın ardından İstanbul Barosu ‘Hukuk Devletine Saygı’ talebiyle Çağlayan Adliyesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı baro adına İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç okudu. Saraç’ın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi;

    “Anayasanın, yüksek bir mahkeme olan Yargıtay tarafından çiğnendiği, yürütme erki temsilcilerinin yaptıkları açıklamalarla yargı bağımsızlığının olmadığını bir kez daha ortaya koyduğu, ama hepsinden vahimi bu olağanüstü hukuksuzluğun olağanlaştırılmaya çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz.
    Anayasa Mahkemesi 25.10.2023 günlü kararıyla, Hatay Milletvekili ve Baromuzun üyesi Av. Şerafettin Can Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar vermiş ve bu karar 27.10.2023 günlü Resmi Gazetede yayımlanmıştı.
    Kararın hüküm kısmında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/178) GÖNDERİLMESİNE denilerek ihlalin nasıl ve hangi mercii tarafından giderileceği belirtilmişti.
    Buna rağmen bugün önünde açıklama yaptığımız adliyedeki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararıyla ilgili bir karar vermeden Mahkeme başkanı imzası ile dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında yok hükmündeki kararı ile ilgili 01.11.2023 tarihinde Baromuzca Hakim ve Savcılar Kuruluna suç duyurusunda bulunulmuştu.
    Hukuk adına yapılması gereken Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine iade etmesi, Hakim ve Savcılar Kurulunun ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında derhal soruşturma açmasıydı.
    Ancak süreç hukuk çerçevesinde ilerlememiş, Yargıtay 3. Ceza Dairesi 08.11.2023 tarihinde Türk hukuk sistemi ve Ceza Muhakemesi hukukunda olmayan bir şekilde:
    “…Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararına UYULMAMASINA,
    -hükümlü Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin TBMM Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE,
    Anayasa hükümlerini ihlal eden ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aşarak hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda BULUNULMASINA,.” şeklinde karar vermiştir.

    Anayasanın 153. Maddesinde yer alan “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” şeklindeki açık hükmüne rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bu kararı vermesi TCK’nın 257.maddesi bağlamında görevin kötüye kullanılması ve TCK’nın 109.maddesi bağlamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacak niteliktedir. Hukuk Devleti açısından da kaosa yol açacak, yerel mahkemelerin de Yargıtay Daire kararlarına uymayıp suç duyurusunda bulunabilmesinin yolunu açmaktadır.
    Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkan ve Üyelerinin yargıya duyulması gereken güveni zedeleyen ve suç oluşturan eylemleri dolasıyla İstanbul Barosu tarafından gerekli cezai soruşturma için Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca gerekli disiplin soruşturması için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu ve Hakim ve Savcılar Kurulu’na da suç duyurusunun bir örneği gönderilmiştir. Bu hukuksuzluğa hep beraber karşı durmak veya bir başka deyimle hukuka hep beraber sahip çıkmak için bu suç duyurusu tüm meslektaşlarımızın da imzasına açılmıştır. Bugün itibariyle 3.235 İstanbul Barosu mensubu meslektaşımız da suç duyurusuna imza vermişlerdir, bu imzalarda bugün Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na iletilecektir.

    “ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ HEDEF GÖSTERMEK SUÇ TEŞKİL EDER”

    Yine süreçte bazı basın organlarınca Anayasa yargısını, anayasa yargısının fonksiyonu ve hukuk sistemindeki konumunu hiçe sayan ve Anayasa yargısını itibarsızlaştırmaya yönelik ifade ve ithamlarda bulunulduğu gibi, Anayasa Mahkemesi üyeleri açıkça hedef gösterilmiştir. Bu durum Türk Ceza Kanunu’na göre açıkça suç teşkil etmektedir.
    Anayasanın 2. maddesine göre Cumhuriyetimiz demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
    Hukuk devleti ilkesi; devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemelerin yapılması sırasında yaparken ki takdir yetkisi, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.

    “HUKUK DEVLETİ KAVRAMINI TEMELDEN SARSAR”

    Başka bir deyişle hukuk devleti kuralları belirli, bireylerin öncesinde kuralları ve yaptırımlarının öngörülebilir olduğu devlettir. Yürütmenin beğenmediği karar olunca müdahale ettiği sistemde hukuki öngörülebilirlik ve belirlemede yoktur. Böyle bir durum Anayasa’nın değiştirilmez hükümleri içerisindeki hukuk devleti kavramını da temelden sarsar.
    Yargının hakemliğe değil, bağımsız ve tarafsız olmaya ihtiyacı vardır. İstanbul Barosu ve burada bulunan meslektaşlarımız adına siyasal erki elinde bulunduranlara sesleniyoruz. Yargıya müdahale etmekten vazgeçin.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Gözaltına alınan Alevi kurum temsilcileri serbest bırakıldı-VİDEO

    Gözaltına alınan Alevi kurum temsilcileri serbest bırakıldı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Çağlayan Adliyesi önünden gözaltına alınan Alevi kurum temsilcileri sağlık kontrolünden geçirildikten sonra serbest bırakıldılar. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in duruşması bugün görüldü. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

    Mahkemenin bu kararına ilişkin adliye önünde açıklama yapmak isteyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve beraberindeki Alevi kurum temsilcileri, polis tarafından ters kelepçelenerek gözaltına alındılar.

    İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürülen Alevi temsilciler için Alevi kurumları basın açıklaması yaparak, ters kelepçeyle gözaltına alma uygulamasına sert tepki gösterdiler.

    Gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, PSAKD Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, AKD Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Şehitleri Şube Başkanı Ferhat Aktaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi Başkanı Hıdır Çam, PSAKD Kartal Şube Başkanı Ali Yürümez, ABF Yöneticisi Alaattin Türkoğlu, Gazi Şehitleri Şube Yöneticisi Hüseyin Ördek, ikinci kez Bağcılar ve Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra serbest bırakıldılar. 

    CEMEVİ BAŞKANI ZEYNAL ODABAŞ BÖBREĞİNDEN DARBE ALDI

    Bu arada, AKD Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, ters kelepçelenirken polis şiddeti sonucu böbreğinden darbe aldı. Hastaneden rapor alan Odabaş, suç duyurunda buluncak. 

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Çağlayan Adliyesi önünde Alevilere ters kelepçeli gözaltı-VİDEO

    > Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluklarının devamına karar verildi
    > Alevilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor
    > Aleviler, İstanbul emniyeti önünde: Baskılara boyun eğmeyeceğiz 

  • Cemevi yöneticileri Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in 27 Eylül’deki duruşmasına çağrı- VİDEO

    Cemevi yöneticileri Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in 27 Eylül’deki duruşmasına çağrı- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, tutuklu PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve yönetici Şimal Deniz’in 27 Eylül’de görülecek duruşmasına katılım ve dayanışma çağrısı yaptı. 

    20 Aralık 2022’de gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve cemevi yöneticisi Şimal Deniz‘in duruşması 27 Eylül’de Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Beyhan Gün ve Şimal Deniz‘in duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    Fırat, “Beyhan ve Şimal kardeşlerimizin 27 Eylül saat 10.30’da Çağlayan Adliyesi’nde duruşması var. Haksız bir şekilde Alevi kimliklerine istinaden gözaltına alındılar ve tutuklular şu an. 7 ayın üzerindedir cezaevlerinde kötü koşullarda kendilerine işkence ediliyor. Bütün canlarımızın, dostlarımızın 27 Eylül’de Çağlayan’da olmasını arzuluyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Yanardağ Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi

    Gazeteci Yanardağ Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi

    PİRHA- Dün öğlen saatlerinde TELE1’de gözaltına alınan Merdan Yanardağ, bu sabah Çağlayan Adliyesi’ne götürüldü.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, televizyon programında PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili yaptığı açıklamaları gerekçe göstererek “Suçu ve suçluyu övme” ve “Terör örgütü propagandası yapmak” gerekçeleriyle resen soruşturma başlatılan ve dün öğlen saatlerinde gözaltına alınan gazeteci Merdan Yanardağ  Çağlayan Adliyesi’ne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)