Etiket: Çanakkale

  • Yaşam savunucuları ÇED toplantısını yaptırmadı!- VİDEO

    Yaşam savunucuları ÇED toplantısını yaptırmadı!- VİDEO

    PİRHA- Kazdağları’nda CVK Madencilik’in TV Tower altın madeni projesi halkın katılımı toplantısında gergin anlar yaşandı. Yaşam savunucuları, “Siyanürcü şirket Kazdağları’nı terk et” sloganlarıyla toplantıyı protesto etti. ÇED sunumu tepkiler nedeniyle engellenirken, köylüler madenin su kaynaklarını ve meraları tehdit ettiğini vurguladı.

    Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Kuşçayır köyünde düzenlenen Halkın Katılımı Toplantısı, CVK Madencilik’in TV Tower Altın Madeni projesine karşı çıkan yaşam savunucularının protestolarına sahne oldu. Köy meydanına kurulan sahne ve ses sistemi önünde toplanan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Su Yaşam Adalet Koalisyonu, Devrimci Emekliler Sendikası Çanakkale Şubesi ve İda Dayanışma Derneği üyeleri, pankart ve sloganlarla projeye tepki gösterdi. Meydanda sık sık “Siyanürcü Şirket, Kazdağları’nı Terk Et” sloganları yankılandı.

    “SİYANÜRCÜ ŞİRKET, KAZDAĞLARINI TERK ET”

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çanakkale İl Müdürü’nün başlattığı sunum, tepkiler nedeniyle tamamlanamadı. ÇED şirketi MİTTO’nun hazırladığı video gösterimi kısa sürdü, ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Köylüler, atık barajının güvenliği, içme suyu kaynakları ve meraların durumu hakkında sorular yöneltti.

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, Kazdağları’nın maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını, projelerin kümülatif etkisinin göz ardı edildiğini vurguladı. TV Tower projesinin 38 bin dönümlük ÇED alanıyla bölgeyi yeni bir ekolojik yıkıma sürükleyeceğini, orman ekosistemini yok edeceğini ve köylülerin göçe zorlanacağını belirtti.

    Kuşçayırı köyünde yaşayan emekli bir öğretmen ise, bölgenin özelliklerini anlatarak, antik yerleşimlerden de söz ederek, açık ocak madenciliğin köylerini bitireceğini ve tarım ve hayvancılık yapılamayacağını ifade etti.

    “HAVAMA, SUYUMA, TOPRAĞIMA DOKUNMA”

    Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu’nun da yer aldığı toplantıda, Su, Yaşam, Adalet Koalisyonu, İda Dayanışma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Kazdağları Kardeşliği temsilcileri ve Çanakkale Belediyesi Meclis Üyeleri de söz alarak projenin bölgenin suyunu bitireceğini, ormanların yok edileceğini, maden kazalarının büyük bir gerçeklik olduğunu, Kuşçayırının da İliç olmasını istemediklerini belirttiler.

    ÇOMÜ öğrencilerinden bir genç ise, yaşamın altından daha değerli olduğunu ve bu projenin yıkımlara yol açacağını, Romanya’da yaşanan altın madeni kazası sonrası siyanürlü atıklar nedeniyle çok sayıda canlının yaşamını yitirdiğini ve içerisinde büyük bir atık barajı bulunan bu proje için de benzer bir tehdidin olduğunu söyledi.

    Çanakkale CHP Milletvekili Özgür Ceylan da, “Kazdağları’nda madencilik yapılamaz. Bölgenin madenciliğe kapatılması gerekir. Kazdağları altından daha kıymetli. Madene verecek suyumuz da yok. Atikhisar Barajı tehdit altında” dedi.

    Toplantı, “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” ve “Madene Verecek Suyumuz Yok” sloganlarıyla sona erdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, projeye karşı mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı ve tüm bölge halkını su kaynaklarını, ormanlarını ve meralarını savunmaya çağırdı.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Barajın 1.400 metre ötesinde maden: Su yaşamdır, satılamaz!-VİDEO

    Barajın 1.400 metre ötesinde maden: Su yaşamdır, satılamaz!-VİDEO

    PİRHA – Koza Altın AŞ tarafından Çanakkale Merkez’e bağlı Serçiler ve Terziler köylerinde açılmak istenen Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne karşı açılan davalar kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Yoğun yağmur altında gerçekleşen keşif sırasında yaşam savunucuları, “Madene verecek suyumuz yok” sloganıyla projeye tepki gösterdi.

    KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILDI

    17 Eylül 2025’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ikinci kez verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali için açılan davalar, Çanakkale 1. ve 2. İdare Mahkemelerinde görülüyor.

    Projenin iptali için toplam 5 dava açıldı. Ancak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Ekoloji Derneği ile bazı muhtarların açtığı 2 dava ehliyet yönünden reddedildi.

    Çanakkale Belediyesi’nin açtığı ve yurttaşların müdahil olduğu dava ile Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından açılan dava Çanakkale 1. İdare Mahkemesi’nde görülürken; Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği ve Bergama Çevre Platformu üyelerinin açtığı dava Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde ele alınıyor.

    Mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasına bıraktı.

    ADLİYE ÖNÜNDE BULUŞMA KÖY YOLUNDA BARİKAT

    Su Yaşam Adalet Koalisyonu’nun çağrısıyla 13 Şubat 2026’da Çanakkale Adliyesi önünde toplanan davacılar ve yaşam savunucuları, “Su, Yaşam, Adalet!” sloganlarıyla bilirkişi heyetini karşıladı. Ardından keşfin başlayacağı Terziler Köprüsü’ne geçildi.

    Keşif sırasında hâkimin yalnızca davacıların katılabileceğini bildirmesi üzerine jandarma köy yolunu kapatarak barikat kurdu. Davacı olmayan yurttaşların itirazları üzerine keşfin uzaktan izlenmesine izin verildi.

    “ATİKHİSAR BARAJI RİSK ALTINDA”

    Davacılar, projenin Atikhisar Barajı koruma havzasında ve baraja yaklaşık 1.400 metre mesafede planlandığını belirterek; baraj, Sarıçay, orman ekosistemi ve tarım alanlarının ciddi risk altında olduğunu savundu.

    Bakanlık temsilcileri ve şirket avukatları ise projenin baraja etkisi olmayacağını ileri sürdü.

    Keşif sırasında Açık Ocak Alanı, Bitkisel Depolama Alanı, Cevher Stok Alanı ve Pasa Alanı incelendi. Yaşam savunucuları, proje alanında sondaj çalışmaları nedeniyle çok sayıda ağacın kesildiğini ve orman dokusunun zarar gördüğünü ifade etti.

    “MADENE VERECEK SUYUMUZ YOK”

    Yoğun yağmur altında tamamlanan keşfin ardından Terziler Köprüsü’nde basın açıklaması yapıldı. Süheyla Doğan, Av. Ali Çalıdağ, Gazeteci İbrahim Gündüz, ZMO Başkanı Onur Sinan Türkmen ve Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süleyman Eryılmaz yaptıkları konuşmalarda ÇED raporunun iptal edilmesini talep etti.

    Açıklamada, “Madene verecek suyumuz yok”, “Su, Yaşam, Adalet” ve “Ekmek, Toprak, Adalet” sloganları atıldı.

    Koalisyon, bilirkişilerin bilimsel ve objektif bir rapor hazırlamasını beklediklerini belirterek, her iki mahkemeden de ÇED raporunun iptalini talep ettiklerini duyurdu.

    Açıklama, “Koza’nın ÇED olumlu kararını iptal ettireceğiz” vurgusuyla sona erdi.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Çanakkale’de altın madencilerinin sponsorluğunda yapılan ‘Su Zirvesi’ protesto edildi-VİDEO

    Çanakkale’de altın madencilerinin sponsorluğunda yapılan ‘Su Zirvesi’ protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Çanakkale’de altın madencilerinin sponsorluğunda yapılan ‘Su Zirvesi’ Kazdağları Ekoloji Platformu Sözcüsü Süheyla Doğan tarafından protesto edildi. Yaka paça salondan dışarı atılan Doğan, “Suları yok eden, kirleten madenciler Su Zirvesi’ne sponsor olamaz!” diyerek tepki gösterdi.

    Çanakkale’de altın madencilerinin sponsorluğunda yapılan Su Zirvesi’ni protesto eden Kazdağları Ekoloji Platformu Sözcüsü Süheyla Doğan yaka paça salondan dışarı atıldı.

    “SULARI YOK EDEN MADENCİLER, SU ZİRVESİ’NE SPONSOR OLAMAZ”

    Süheyla Doğan, salondan dışarı atılırken şunları dile getirdi:

    “Suları yok eden kirleten madenciler Su Zirvesi’ne sponsor olamaz! Doğruları duymaya tahammülü olmayan Su Zirvesi Çanakkale’nin geleceği için nasıl samimiyetle yol haritası çizecek soruyoruz? Madencileri yanına sponsor alarak mı? Beşli Çete’nin bir ayağı Kolin’in otelinde Zirve düzenleyerek mi? Halkın sesine kulak kapayan vali, üniversite ve devlet kurumları şirketleri mi dinleyecek? Öyleyse bilsinler Çanakkale’nin suyuna göz diken her türlü maden şirketinin karşısında bu halk!”

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Cengiz Holding, Çanakkale Halilağa’da ağaç katliamına başladı!-VİDEO

    Cengiz Holding, Çanakkale Halilağa’da ağaç katliamına başladı!-VİDEO

    PİRHA-Cengiz İnşaat doğayı talan etmeyi sürdürüyor. Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş, Kazdağları’nda maden ocağı için ağaçları kesmeye başladı.

    Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş, Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Hacıbekirler köyünde Halilağa Bakır Madeni projesi yapmak istiyor.

    Proje için verilen “çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu” kararının iptali için açılan dava süreci Danıştay’da devam ederken şirket faaliyetlerini hızlandırdı. Proje için 14 Mart 2023 tarihinde “ÇED olumlu” kararı verildi. Karara karşı bölge halkı ve yaşam savunucuları dava açtı. Bilirkişi raporunun yurttaşlardan yana olmasına rağmen mahkeme, kararını şirketin lehine kullandı. Karar, Danıştay’a temyiz edildi. Süreç ise devam ediyor.

    AĞAÇ KESİMİ BAŞLADI!

    Şirket, Danıştay kararını beklemeden 100 dönümün üzerinde bir alanda şantiye inşaatına başladı. Diğer yandan da açık ocak alanı içerisinde kalan ormanlık alandaki ağaçlara işaretleme yaptı. Şimdi de Halilağa’da işaretleme yaptığı ağaçları kesmeye başladı, köy yolları jandarma ile kapatıldı.

    Kazdağları Ekoloji Platformu bir açıklama yaparak, “Cengiz Holding Halilağa’da katliama başladı. Köy yolları jandarma ile kapatıldı, Kastamonu’dan kesim ihalesi yapılan şirketin elemanları bölgede dünden beri kesime hazırlanıyorlar ve ağaç kesimine başladı” dedi.

    Platform, tüm doğa dostlarını yanlarında olmaya, seslerini duyurmaya çağırdı.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Çanakkale’de deprem: İstanbul ve çevre illerde de hissedildi

    Çanakkale’de deprem: İstanbul ve çevre illerde de hissedildi

    PİRHA- Çanakkale Yenice’de 4.9 büyüklüğünde meydana gelen deprem İstanbul ve çevresinde de hissedildi.

    AFAD, Çanakkale’nin Yenice ilçesinde 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu. Deprem İstanbul ve çevresinde de hissedildi. AFAD’dan depreme ilişkin yapılan açıklamada, “olumsuz bir durum bulunmadığı” belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ağır hasta mahpus, ailesinden 1500 km uzağa sürgün edildi!-VİDEO

    Ağır hasta mahpus, ailesinden 1500 km uzağa sürgün edildi!-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 488. Hafta basın açıklamasında hasta tutuklu Abdulmenaf Aytaç’ın durumunu aktardı. Yapılan açıklamada “Tahliye edilmeyen Abdulmenaf Aytaç, daha fazla cezalandırırcasına ailesinin yaşadığı il olan Çanakkale’den Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesine sürgün edildi” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun durumuna dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı.

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi önünde yapılan 488. Hafta basın açıklamasında hasta mahpusların yaşamış olduğu sorunlar dile getirildi. Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevinde tutulanların ağır bir yaşam savaşı verdiğine vurgu yaptı.

    “MAHPUS’UN KRONİK RAHATSIZLIKLARI BULUNMAKTA”

    Bu hafta Erzurum H Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta tutuklu Abdulmenaf Aytaç’ın durumu aktarıldı.

    Açıklamayı, İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi Avukat Ömer Faruk Yazmacı okudu.

    70 yaşında olan Abdulmenaf Aytaç’a açılan dava sonucunda 27 Mayıs 2023 tarihinde tutuklanarak önce Çanakkale E Tipi Kapalı Cezaevine gönderildiğini belirten Yazmacı, şunları söyledi:

    “Şu anda dosyası İstinaf mahkemesinde olup tutuklu statüsündedir. Çanakkale’de iken siyasi mahpus koğuşu olmadığı gerekçesiyle önce tek kişilik odaya konuldu. Aile tarafından yapılan itiraz ve İHD’ye yapılan başvurularla yapılan görüşmeler sonucunda tek kişilik odadan alındı ancak bu kez daha da fazla cezalandırırcasına ailesinin yaşadığı il olan Çanakkale’den uzak olan Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesine yaklaşık 2 ay sonra kendi isteği dışında sürgün edildi.

    Mahpusun kronik rahatsızlıkları bulunmaktadır. Şeker, tansiyon, kolesterol gibi kronik hastalıkları var ve bunun yanı sıra prostat rahatsızlığı bulunmaktadır. Bu hastalıkları için sürekli olarak ilaçlar kullanmak zorundadır. Boğazında bulunan tiroid bezleri, kanser şüphesi nedeniyle ameliyatla alındı ve bunun için de ömür boyu ilaç kullanmak zorundadır.”

    “AİLESİ ZİYARET ETMEKTE ZORLANMAKTA”

    Yazmacı, hasta tutuklu Abdülmenaf Aytaç’ın yaşının ilerlemiş olması ve hastalıkları nedeniyle sağlık durumunun iyi olmadığını vurgulayarak, “Baston desteği ile yürüyebilmektedir. Şu anda hapishanede kendine bakabilecek durumda olmadığı için ancak arkadaşlarının desteği ile yaşamını devam ettirebilmektedir. Ayrıca unutkanlık sorunu da başlamıştır. Ayrıca denge sağlamakta zorlanmaktadır. 2022 yılında zatürre hastalığı geçirmiş olup, sistik hastalığı teşhisi de konulmuştur. 01.12.2022 tarihinde yapılan tetkikler sonucunda da karaciğerinde kistler tespit edilmiştir. Aynı tarihte on iki parmak bağırsağı astarındaki iltihaplanma ve mide zarında olan iltihaplanma meydana geldiği de teşhis edilmiştir.

    Abdulmenaf Aytaç’ın hem yaşı hem de sağlığı nedeniyle moral desteğine ihtiyaç olmasına rağmen mesafeden kaynaklı olarak ve maddi olarak da büyük külfetten kaynaklı, ailesi ziyaretine gitmekte zorlanmaktadır. Bu durum da sağlığını psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Ailesi son ziyarette mahpusun güçsüzleştiği, yürümekte zorlandığını gözlemlemiştir.

    İlerlemiş yaşı, sağlık sorunları nedeniyle hapishanede kalamayacak durumda olan mahpusun tetkik ve tedavilerinin yapılmasını, ailesinin yanında bakımının yapılabilmesi tahliyesinin sağlanmasını ve bu süreç içinde de ailesine yakın bir yere sevk edilmesini talep ediyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kadın hekimler, bıçaklı saldırıya uğrayan Dr. Ayşe Güneş için bir araya geldi

    Kadın hekimler, bıçaklı saldırıya uğrayan Dr. Ayşe Güneş için bir araya geldi

    PİRHA – Kadın hekimler, eski eşinin bıçaklı saldırısına uğrayan Çanakkale Tabip Odası Başkanı Dr. Ayşe Güneş için açıklama yaparak “Hiçbir Kadını Yalnız Bırakmayacağız” mesajını verdi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Çanakkale Tabip Odası Başkanı Dr. Ayşe Güneş’in eski eşi Niyazi Akay tarafından hastane bahçesinde bıçaklı saldırıya uğramasıyla ilgili açıklama yaptı.

    Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde yapılan basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Adalet Çıbık ve TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu üyelerinin yanı sıra SES ve Çanakkale Kadın Dayanışma Platformu da destek verdi.

    “KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”

    Basın açıklamasını okuyan Dr. Adalet Çıbık, TTB’nin uzun zamandır toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi verdiğini ve son olarak 73. Büyük Kongresi’nde “Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Yönergesi”ni oybirliği ile kabul ettiğini hatırlattı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin mevcut politikalar tarafından beslenip derinleştirildiğini ifade eden Çıbık, “Yaratılan bu zehirli erkeklik kadını birey olarak görmemekte, malı gibi sahiplenmekte, her koşulda üzerinde hak iddia edip tahakküm kurma, eziyet etme, gerekirse hayatını elinden alma yetkisine sahip olduğunu iddia etmektedir. O yüzden ülkemizde her gün ortalama üç kadın cinayeti işlenmekte kadına şiddet ile ilgili haber duymadığımız gün geçmemektedir. O yüzden her zaman olduğu gibi bir kez daha tekrar ediyoruz: Kadın cinayetleri politiktir. Ancak politik düzenlemelerle önlenebilir” dedi.

    TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu olarak hiçbir kadını ve hiçbir kadın meslektaşını yalnız bırakmayacaklarını ifade eden Çıbık, kendisi de bir hekim olarak Niyazi Akay’ın saldırısının tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alınması çağrısını yaptı.

    Açıklama “Tüm mücadelesi boyunca Dr. Ayşe Güneş’in sonuna kadar yanındayız! Yaşasın kadın dayanışması!” sözleriyle son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çevre aktivistleri Cengiz Holding önünde gözaltına alındı-VİDEO

    Çevre aktivistleri Cengiz Holding önünde gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-Cengiz Holding’in Kazdağı’nda işletmek istediği altın madeninin iptali için bugün Çanakkale’de görülecek davayla dayanışmak için holdingin İstanbul Üsküdar’daki binası önünde açıklama yapmak isteyen çevre aktivistleri polis tarafından gözaltına alındı. 

    Cengiz Holding’in Kazdağları’ndaki altın-bakır madeni projesinin iptali için açılan dava, bugün Çanakkale’de görülecek. İstanbul’daki çevre aktivistleri de Çanakkale’deki davaya destek için Cengiz Holding’in Üsküdar’daki binası önünde basın açıklaması yapmak için bir araya geldi. Polis tarafından izin verilmeyen açıklamada 7 çevre aktivisti gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Osman Akkuş, Sultan Torbacıoğlu, Hakan Tosun, Kadir Gölcü, Aslı Kerem, Doğasu Dilek Akın ile Deniz Kuzucular Üsküdar Emniyet Amirliğine götürüldü.

    3 KÖYÜ HARİTADAN SİLECEKLER

    Çevre aktivistlerinin “Kazdağları’nda Cengiz Holding’e geçit yok” başlığıyla okumak istediği fakat polisin izin vermediği basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

    “Dünya üzerinde biyolojik çeşitliliği ile sayılı ekosistemlerden biri olan Kazdağları’nın ne yazık ki yüzde 79’u madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Yörede yaşayan bizler bereketli yaşam alanlarımızı, her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği tarım topraklarımızı, kurdu kuşu sincabıyla Kazdağları’nda yaşayan canlıların yaşam hakkını korumak için enerji ve maden şirketlerine karşı mücadele veriyoruz. Bu şirketlerden biri olan Cengiz Holding, Kazdağları ekosistemi içinde devasa bir alanda yıkıma sebep olacak, 200 metre derinliğinde ölüm çukurları açacak, 3 köyü haritadan silecek ve kimyasal zehirlerle yakınındaki diğer köyleri de yaşanmaz hale getirecek, su kaynaklarımıza el koyacak 87513 ruhsat nolu Halilağa Bakır Madeni projesindeki ısrarına devam ediyor. Halkın tüm itirazlarına, toplanan binlerce imzaya ve bilim insanlarının olumsuz görüşlerine rağmen projeye geçtiğimiz yıl bakanlık tarafından ÇED olumlu kararı verilmişti.

    CENGİZ HOLDİNG’E ÜÇ AYRI DAVA

    Proje ile ilgili üç ayrı dava açıldı. İlk dava, yörede yaşayan ve en doğal hakkı sağlıklı bir çevrede yaşamak olan 81 yurttaş ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çanakkale Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi, Ayvalık Tabiat Derneği, Ege ve Marmara Çevreci Belediyeler Birliği, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği tarafından açılan dava. İkincisi Tema Vakfı ve Çan Çevre Derneği tarafından, üçüncüsü ise Çevre Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davalar.

    Söz konusu davalarla ilgili bilirkişi keşfi, TEMA ve Çan Çevre Derneği davası üzerinden yürütüldü. Bilirkişilerin söz konusu alanda yapılacak projenin doğal ve kültürel varlıklar üzerinde geri dönüşsüz tahribata neden olacağı ve ÇED olumlu kararının hukuka aykırı oluşu yönünde verdikleri görüş sonucunda, Çanakkale 1. İdare Mahkemesi TEMA Davasında ve Oda’ların açtığı davada 17.06.2022 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    81 yurttaş ve 6 kurumun açtığı davada ise, daha önce mahkemeye sunulduğu halde tüzük, tapu vb isteme gibi nedenlerle süreç uzadı ve beklenen yürütmeyi durdurma kararı ancak 20.10.2022 tarihinde verildi. Ne yazık ki bu davada, halkın sağlıklı bir çevrede yaşaması için mücadele eden Tabip Odası ve İHD ile üç yurttaş hukuksuz yere dava açmaya ehliyetsiz sayıldı.

    Ancak şirket, 2009/7 sayılı genelgeden yararlanarak, yürütmeyi durdurma kararına mesnet olan bazı hususlarla ilgili ÇED Raporunda revizyon yaparak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yeniden başvurdu ve söz konusu proje için 13 Ekim 2022 tarihinde yeniden İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapıldı.

    KÜMÜLATİF ETKİ DEĞERLENDİRMESİ YOK!

    Bugün Cengiz Holding’in yıkım projesine karşı açılan üç davanın da duruşması yapılacak. İklim krizinin etkilerini gördüğümüz, kuraklık çekmeye başladığımız ve gıda güvenliğimizin tehlikeye girdiği bu dönemde sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, bir şirketin kazancı için feda edilemez. Kazdağları’nın korunması, gelecek kuşaklara, çocuklarımıza ve bu topraklarda yaşam hakkı olan tüm canlılara borcumuzdur. Şirketin ÇED Raporunda, bölgede yer alan sayısı metalik madencilik projelerinin sebep olacağı kümülatif etkilere değinilmemiştir.

    HALKIN SU KAYNAKLARINA, İÇME SULARINA EL KONULACAK!

    Ayrıca, ÇED Raporu içinde maden için su alması planlanan Hacıbekirler 1 ve 2 Göletlerinin projelerine ve çevre etkilerine yer verilmemiştir. Göletler için DSİ ile protokol hazırlığı içinde olduğu ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da göletler için kapsam dışı kararı verdiği bilinmektedir. Oysa ÇED bir bütündür ve tüm projeyi kapsamalıdır.

    Ayrıca mahkemenin yürütme kararına rağmen şirketin söz konusu göletleri en kısa zamanda inşaa etme konusunda ısrarcı davrandığı görülmektedir. Yürütmeyi durdurma kararı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Çanakkale Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve DSİ’ye gönderilmiş olup söz konusu proje ile ilgili tüm işlemlerin durdurulması, protokollerin iptal edilmesi istenilmiştir.

    Bölgede ciddi bir su sıkıntısı yaşanmaktadır. Köylerin içme suyu kaynakları proje alanında kalmaktadır. Ayrıca, söz konusu göletlerin bölgenin tarım arazileri için kullanılması gerekmekte iken Cengiz Holding tarafından el konulmak istenmektedir.

    YÖREDE CİDDİ BİR KURAKLIK YARATILACAK

    Söz konusu göletler için su temin etmek amacıyla Kocabaş Çayı’ndan derivasyon kanalı ile su alınmasının planlandığı bilinmektedir. Kocabaş Çayı nesli tehlike altındaki su samurlarının yaşam alanı ve 55 köyün de su kaynağıdır. Halihazırda Odaş Çan 2 Termik Santrali de pompa kurarak Kocabaş Çayı’ndan suyu çekmektedir. Çekilen suyun miktarı çok fazladır ve yöre halkına su kalmamaktadır. Geçtiğimiz 2021 yılı yazında Çan İlçemiz büyük bir su krizi yaşamıştır. Kocabaş Çayı’na enerji ve maden şirketlerince el konulması kabul edilemez. Bilirkişilerin raporlarında belirttiği gibi projede kullanılacak su miktarı yörede ciddi bir kuraklık yaratacaktır.

    Umuyoruz ki mahkeme yaşamdan yana karar verecek ve bilirkişilerin de belirttiği gibi Kazdağları ekosisteminde doğal ve kültürel varlıklar üzerinde geri dönüşsüz yıkım yaratacak Halilağa Bakır Madeni Projesini iptal edecektir. Cengiz Holding’in karı uğruna yok etmeye çalıştığı yaşam alanlarımızdan, köylerimizden vazgeçmiyoruz. Kazdağları evimiz, maden projeleriyle delik deşik edilerek yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Kadına yönelik şiddet Çanakkale’de protesto edildi

    Kadına yönelik şiddet Çanakkale’de protesto edildi

    PİRHA – Kadın yurttaşlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle Çanakkale’de alanlara çıkarak erkek şiddetini protesto ettiler. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle Çanakkale’de de yurttaşlar alanlara çıktı.

    DİSK Emekli-Sen öncülüğünde Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesinde yapılan yürüyüş ardından basın açıklaması yapıldı. Mübadele Anıtı önünde yapılan eylemde şu ifadelere yer verildi:

    “Nitekim 25 Kasım gününün, dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddetle mücadele günü olarak anılmasına vesile olan olay da böyle bir şiddet örneğidir.

    Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler bundan 52 yıl önce 25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael TRUJİLLO yönetimindeki diktatörlükle ülkelerinde özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim güçleri tarafından tecavüze uğradılar ve katledildiler.

    25 Kasım tarihi, bu olaydan esinlenilerek 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü’ olarak ilan edildi. 1999 yılından bu yana her yıl 25 Kasım tarihi kadına yönelik şiddete dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve kadınlar arasında birlik, mücadele ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla çok çeşitli etkinliklere sahne olmaktadır.

    2022 yılında, 25 Kasım, saat 10.35 itibariyle 340 kadın hemcinsimiz eşleri, sevgilileri, babaları, erkek kardeşleri, oğulları, amcaları, dayıları, sevenleri tarafından katledildiler. Öldüren sevgi istemiyoruz.”

    Ahmet KOÇAK/ÇANAKKALE

  • Gelibolu ilçesinde ilk kez cem erkanı yürütüldü-VİDEO

    Gelibolu ilçesinde ilk kez cem erkanı yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde ilk kez cem erkanı yürütüldü.

    Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde Gelibolu Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından cem erkanı yürütüldü. İlçe tarihinde ilk kez cem erkanı yürütülürken, cem erkanını ADFE Başkanı ve İmam Rıza Ocağına mensup Pir Celal Fırat yürüttü.

    PİRHA/ÇANAKKALE

     

  • Çetmi Cemevinde aşure dağıtan AKP’li: Dedeleri Kerbela’ya götüreceğiz

    Çetmi Cemevinde aşure dağıtan AKP’li: Dedeleri Kerbela’ya götüreceğiz

    PİRHA- AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çanakkale’de bulunan Çetmi Cemevinde aşure dağıttı. Turan ardından, cemevinde kuran eğitimlerini tamamlayan çocuklarla buluştu ve Çanakkale’deki dedelerin Kerbala’ya götürüleceğini söyledi. 

    Bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen AKP hükümeti, İçişleri Bakanlığı yetkilileri, idari amirler, yerel yöneticiler eliyle Alevilere yaklaşmak istiyor.

    Hükümetin resmi olarak statüsünü tanımadığı, AİHM kararlarını uygulamaktan geri durduğu cemevlerine yönelik bu ilgi ve hamlesine hem Alevi kurumları hem de Alevi yurttaşlar tepkili.

    ÇANAKKALE’DEKİ DEDELER KERBALA’YA GÖTÜRÜLÜYOR

    Ezine’ye bağlı Çetmi Cemevinde konuşan AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın finanse edeceği program kapsamında Çanakkale’deki Alevi dedelerinin ve kurum yöneticilerinin de Kerbala’ya götürüleceğini söyledi.

    Turan, “Muharrem ayı, çok özel bir zaman bizim için. Bu toprakların bereketini, kardeşliğini en çok hissettiğimiz aylardan biri. Kerbela, ortak acımız. Hz. Hüseyin Efendimizi ve Kerbela şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Cumhurbaşkanımızın davetiyle tüm illerimizdeki, Çanakkale’mizdeki Alevi dedelerinin, cemevi yöneticilerinin, belli bir kontenjanda, inşallah bir aksilik olmazsa Kerbela’daki törenlere katılması planlanıyor” dedi.

    CEMEVİNDE KURAN KURSU

    Turan, ayrıca hükümetin Alevilere yönelik bir diğer asimilasyonun bir parçası olan ve Ezine Cemevinde yaz aylarında açıldığı belirtilen kuran kursunda çocuklarla fotoğraf çektirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler Küçükkuyu’da Madımak Katliamı’nı lanetledi

    Aleviler Küçükkuyu’da Madımak Katliamı’nı lanetledi

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Küçükkuyu Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canı andı.

    Sivas Katliamı’nın 29. yılında yurtiçinde ve yurtdışında, Madımak Oteli önünde katledilen aydın, sanatçı ve yazar, semahçılar için bir çok kentte anmalar ve açıklamalar yapılmaya devam ediliyor.

    Çanakkale Ayvacık’ta bulunan Alevi Kültür Dernekleri Küçükkuyu Şubesi kitlesel olarak Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Saygı duruşuyla başlayan anmada, ‘Çalışmadan geçinenler bizden değildir!’, ‘Ellerin kabesi var benim kabem insandır!’, ‘Dersim için; Maraş için; Sivas için; Çorum için, insanlık için adalet istiyoruz!’ pankartları asıldı.

    Anmada AKD Küçükkuyu Şube Başkanı Rıza Çelik’in kısa bir konuşma yaptıktan sonra, belgesel gösterimi ve şiir dinletisi geçekleşti.

    PİRHA/KÜÇÜKKUYU-ÇANAKKALE

  • Ekoloji örgütleri ayakta: 190 milyon zeytin ağacını savunacağız

    Ekoloji örgütleri ayakta: 190 milyon zeytin ağacını savunacağız

    PİRHA-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden Yönetmeliği’ndeki değişikliği ile zeytinliklerin maden alanlarına açılmasına karşı ekoloji örgütleri birçok yerde ortak açıklama düzenledi. Açıklamada “Zeytinliklerimiz enerji ve maden şirketlerinin yağma ve talan projelerine açılmak isteniyor” denildi.

    Zeytinliklerin enerji madenciliğine açılmasını sağlamak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Assos Dostları bugün Ayvacık’ta basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Cem Tüzün okurken, zeytin üreticileri de destek verdi.

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği saat 14.00’te Küçükkuyu Pazarı içinde de bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması metnini Seyhan Yüksek ve Ali Rıza Ataç okudu. Açıklamaya Tüm Emekli-Sen, Alevi Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Yürüyüş Derneği ve siyasi partiler de katıldı. Çiftçiler de açıklamaya destek verdi.

    Artur Çevre Platformu, Ayvalık Tabiat Platformu, Balıkesir Çevre Platformu, Bergama Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Dikili Çevre Platformu, Gömeç Çevre Platformu, Kazdağı Doğal Ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan ortak çağrısı ile saat 17.00’de Burhaniye’de Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama Süheyla Doğan, Süleyman Eryılmaz, Ayşegül Çelik tarafından okundu. Ayvalık Demokrasi Platformu, Burhaniye Emek ve Demokrasi Platformu, Edremit Demokrasi Platformu, Gömeç Emek ve Demokrasi Bileşenleri de katıldı.

    Aynı saatte Çanakkale Merkez’de de 60’a yakın bileşeni olan Kazdağları Ekoloji Platformu (KEP) tarafından yapılan basın açıklamasına Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da katıldı. Açıklamayı KEP Eş sözcüsü Emine Pehlivan okudu.

    ZEYTİNİME DOKUNMA!

    Dört yerde okunan “Zeytinime dokunma” başlıklı ortak açıklama metni ise şöyle:

    “Bölgemizin en önemli gelir kaynaklarından olan zeytinciliğe yeni bir darbe daha vurulmak isteniyor! Zeytinliklerimiz enerji ve maden şirketlerinin yağma ve talan projelerine açılmak isteniyor! Zeytinliklerimizi koruyan 3573 Sayılı Zeytin Yasası’nı daha önce 7 kez değiştirmeye çalışan enerji ve maden lobileri çareyi bu kez Maden Yönetmeliğini değiştirmekte buldu.

    İktidar, tam da ülkemizin yanı başında bir savaş sürerken ve dikkatlerimiz bu savaşa yönelmişken bu değişikliği gerçekleştirdi. Daha önce her seferinde ekoloji örgütleri, sektör örgütleri ve zeytin üreticileri ortak mücadelesi ile geri püskürtülen Zeytin Yasası değişikliği yeniden karşımıza çıkartıldı. 01.03.2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan “Maden Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile zeytinlikler iktidar tarafından enerji ve maden projelerine, kömüre feda edilmek isteniyor.

    YÖNETMELİK GERİ ÇEKİLSİN!

    1939 yılında kabul edilen 3573 Sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” zeytinlikleri korumak için kalkan olmuştu. Kanunu değiştirmeyi başaramayan şirketler bu kez de Maden Yönetmeliği’nin 115’inci maddesine ek fıkra koyarak amaçlarına ulaşmaya çalışıyor. Gerekçeleri ise enerji madenciliği için kamu yararı imiş. Gerçekte kimin yararı? Enerji ve maden şirketleri zeytinliklerimizde daha rahat at koşturacak.

    Söz konusu değişikliğe göre: “Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla Genel Müdürlük tarafından belirlenen çalışma takvimi içerisinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilir…” Zeytinliklerimizin ölüm fermanı olacak olan bu değişikliği asla kabul etmiyoruz. Kutsal ve ölümsüz zeytin ağacını kömüre, taş ocaklarına, madenlere kurban ettirmeyeceğiz.

    ZEYTİN HAYATTIR, ZEYTİNİME DOKUNMA!

    Ülkemiz zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya çapında üst sıralardadır. Ülkemizdeki yüzbinlerce çiftçinin yaşamı yalnızca zeytine bağlıdır. Zeytinyağı ihraç ürünümüzdür. Zeytin yoksulun ağacı, fakirin gıdasıdır. Bölgemizin de en önemli geçim kaynağıdır.

    Ulusal Zeytin ve Konseyi’nin 2021- 2022 yılları rekolte tahmin raporuna göre, ülkemizde yaklaşık 190 milyon adet zeytin ağacı vardır. Bunun 5 milyon 500 bin adedi Çanakkale İlimizde, 11 milyon 900 bin adedi de Balıkesir ilimizdedir. 190 milyon ağacımız tehlike altındadır.

    Bölgemiz enerji ve maden şirketlerinin işgali altındadır. Biga yarımadasının yüzde 79’u maden ruhsatları ile kaplıdır. Son yıllarda enerji şirketleri bölgemize adete hücum etmiştir. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yaptığı talihsiz açıklamanın aksine, Bölgemizin her tarafında çok sayıda hem termik santral, hem jeotermal enerji santralları hem de rüzgar enerji santralları projeleri yer almaktadır.

    Çalışan 5 adet termik santral vardır. En az 10 proje de yoldadır. Ezine ve Ayvacık’ta faal durumda 4 adet jeotermal enerji santralı mevcuttur ve ÇED süreci devam eden ve çok sayıda Jeotermal santral projesi vardır. Dağlarımız sayısız rüzgar türbinleri ile kaplanmıştır. Ruhsat alan çok sayıda yeni RES projesi vardır. Enerji ve maden şirketlerinin önünü daha da açmak için bir kez daha zeytinliklerimize göz dikilmiştir.

    HAVAMA, SUYUMA, ZEYTİNİME DOKUNMA!

    Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin söz konusu raporunda aşağıdaki ifade yer almaktadır:

    “İklim değişikliği nedeniyle toprak ve su rejimleri değişime uğramakta, tarımsal üretim azalmakta ve gıda güvenliği tehlikeye girmektedir. Nitekim iklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık, fırtına, sel vb gibi ekstrem iklim olaylarının sık ve şiddetli bir şekilde yaşanıyor olması ile bunların zeytin tarımı üretimi üzerindeki olumsuz yönde etkileri de yoğun olarak hissedilmeye başlamıştır. Bu etki sadece üretimin miktarında değil, aynı zamanda elde edilen yağın kalitesinde ve kompozisyonunda da değişimlerin oluşmasına neden olmaktadır.”

    Enerji ve madencilik madencilik projeleri iklim değişikliğine neden olmakta ve bu değişiklik zeytinlere zarar vermektedir. Verdiği zararlar yetmiyormuş gibi şimdi de bu projelerin daha da rahat uygulanabilmesi için doğrudan yok edilmek isteniyor.

    Bir zeytin ağacının büyümesi yıllar almaktadır. Yok edilen zeytinliklerin kısa sürede yerine getirilmesi mümkün değildir. Şirin görünmek için yönetmelikte ağaçların nakledileceğine belirtilmesi ve Bakanlık tarafından “Zeytinlikler kesilmeyecek, nakledilecek.” şeklinde yapılan açıklamalar ise hiç inandırıcı değildir. Ayrıca nakledilmesine de razı değiliz. Dokunmayın yeter.

    Söz konusu düzenleme, hem sektör örgütleri, hem üreticiler, hem ekoloji örgütleri hem de ülkemiz kamuoyunda ciddi tepkilere yol açmıştır. Daha üç gün içerisinde yönetmeliğin iptali için çok sayıda dava da açılmıştır. Bizler tüm ekoloji örgütlerini, sektör örgütlerini, emek ve demokrasi güçlerini ve demokratik kitle örgütlerini söz konusu yönetmelik değişikliğine karşı ortak olarak mücadele etmeye ve yönetmeliğin iptali için yığınsal davalar açmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / ÇANAKKALE

  • AKP’li Bülent Turan’dan Çanakkale’deki cemevlerine ‘ihtiyaç’ ziyareti

    AKP’li Bülent Turan’dan Çanakkale’deki cemevlerine ‘ihtiyaç’ ziyareti

    PİRHA- Alevilerin tepkisine rağmen iktidarın Alevi kurumlarına ‘ihtiyaç’ ziyaretleri devam ediyor. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çanakkale merkeze bağlı Denizgöründü Köyü’ndeki cemevine ‘ihtiyaç’ ziyaretinde bulundu. Turan’ın, Alevi köyünde cami olmasından övgüyle bahsetmesi dikkat çekti. 

    Alevilerin tepkisine rağmen İçişleri Bakanı danışmanlarının, AKP’li milletvekillerinin, vali ve kaymakamların Alevi kurumlarına ‘ihtiyaç’ ziyaretleri devam ediyor.

    Bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümet, bu kez de AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan aracılığıyla Çanakkale’de bulunan cemevlerine ‘ihtiyaç’ ziyaretinde bulundu.

    AKP iktidarı döneminde Alevilere yönelik hak ihlalleri ülkenin dört bir yanında ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, köylere cami dayatması, hizmet verilmemesi, cemevlerini belediyelerin yönetmesi, gözaltı ve tutuklamalar vb. şeklinde devam ediyor. Tüm bunlara rağmen İçişleri Bakanlığı danışmanlarının ‘ihtiyaç’ ziyaretleri adı altında cemevlerini ziyaret etmesi bu samimiyetsizliği ortaya koyuyor.

    AKP’Lİ TURAN: DENİZGÖRÜNDÜ, HEM CAMİ HEM CEMEVİNİN OLDUĞU KIYMETLİ KÖYÜMÜZ

    AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çanakkale merkeze bağlı Denizgöründü Köyü’ndeki cemevine ‘ihtiyaç’ ziyaretinde bulundu. Turan, burada yaptığı konuşmada, “11 farklı cemevimizin yöneticileriyle ve köylerimizin muhtarlarıyla bir aradayız. Denizgöründü hem camisi hem cemevinin olduğu çok kıymetli bir köyümüzdür. Bölgemizin en eski köylerinden bir tanesidir. Çevremizde 11 tane cemevinin ufak tefek eksikleri vardı. Onların çözümü için beraber adımlar attık. 11 cemevimizin değişik sorunlarını çözme imkanı bulduk” ifadelerini kullandı.

    Bölgenin en eski yerleşimlerinden Denizgöründü’nün hem cami hem cemevine sahip çok kıymetli bir köy olduğunu dile getiren Turan, çevredeki 11 cemevinin ufak tefek eksikliklerinin giderilmesi konusunda birlikte adımlar attıklarını anlattı.​​​​​​​

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, Assos’ta yaşanan tarih ve doğa katliamını Meclis’e taşıdı

    Kenanoğlu, Assos’ta yaşanan tarih ve doğa katliamını Meclis’e taşıdı

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Assos’ta “ıslah” adı altına yaşanan tarih ve doğa katliamını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yanıtlaması için verdiği soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Tarihi bir dokunun ve sit alanının kırıcılarla, kepçelerle tahrip edilmesine neden izin verilmektedir? diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Assos’ta “ıslah” adı altına yaşanan tarih ve doğa katliamını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verdiği soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Assos Antik Limanı’nda “Assos Kaya Islahı İnşaatı” adı altında başlatılan çalışmada kepçelerle, kırıcılarla ve hafriyat araçlarıyla teraslama yapılarak geniş alanlar açılmaya çalışıldığı belirten Kenanoğlu, 1’inci derece arkeolojik sit ve koruma altını olan bir bölgede bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaması gerektiğini ifade etti.

    Kenanoğlu soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde bulunan Assos Antik Limanı’nda “Assos Kaya Islahı İnşaatı” adı altında başlatılan çalışma tam bir doğa ve tarih katliamına dönüşmüştür. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıları Koruma Derneği ve Assos Dostları inşaatın acilen durdurulması için gerekli başvurular ile suç duyurusunda bulunmuş ancak, bu tahribat ara vermeden sürdürülmektedir.

    Assos antik limanında müthiş bir doğa ve tarih katliamı yaşanmaktadır. İş makinaları ve kamyonlar durmadan çalışmaktadır. Ülkemiz ve dünya için çok kıymetli olan bir antik kentte kepçelerle, kırıcılarla hafriyat ve teraslama yapılarak geniş alanlar açılmaya çalışılmaktadır. Çalışma alanın hemen yakınlarında bulunan antik yollar, binalar ve yapıların zarar görmesi kaçınılmazdır.

    Yaşam savunucularının yaptığı açıklamaya göre; “liman üzerindeki kayaların can güvenliğini tehdit ettiği” gerekçesiyle geçen mart ayında ıslah işi için ihale yapıldığı, ardından da inşaatın başlatıldığı, bu inşaat faaliyetinin limanda çok ciddi bir tahribat ve yıkım yarattığı, doğal dokunun bozulduğu, geniş teraslamalar yapıldığı ve üstelik bölgede 12 bin metrekarelik otopark yapılmasının planlandığı kaydedilmiştir.

    Assos Antik Limanı 1’inci derece arkeolojik sit ve koruma altındaki bir alandır. Böyle bir alanda, can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik olarak başlatıldığı söylenen işin otopark inşasına yönelik bir faaliyeti dönüşmesi, ulusal ve uluslararası koruma mevzuatına uygun süreçlerden geçilmeden yürütülmesi kabul edilemez. Bu alanlarda kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilememesi, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaması gerekmektedir. Oysa basına yansıyan haber ve görüntüler Assos’ta iş makineleri ve kepçelerle kazı yapıldığı, toprak alındığı ve taşındığı, bu işlerin hiçbir denetim yapılmadan gerçekleştirildiğini göstermektedir.”

    Kenanoğlu bu bağlamda, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a şu soruları yöneltti:

    *Assos Antik Limanında doğayı ve tarihi varlıkları yok eden, limanda çok ciddi tahribatlara yol açan “Assos Kaya Islahı” çalışması durdurulacak mıdır?

    *Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıları Koruma Derneği ve Assos Dostlarının başvuruları ve itirazları neden dikkate alınmamaktadır?

    *Tarihi bir dokunun ve sit alanının kırıcılarla, kepçelerle tahrip edilmesine neden izin verilmektedir?

    *Birinci derece arkeolojik sit olan koruma altındaki bir yere böyle bir çalışma izni nasıl verilmektedir?

    *Çalışma alanının hemen yakınında bulunan antik yolların, binaların, yapıların zarar görmesi halinde bunun geri dönüşü nasıl sağlanacaktır?

    *Assos Antik Kentinde meydana gelen yıkım acilen bilimsel yöntemlerle rehabilite edilecek midir?

    *Resmi başvurular yapıldığı halde çalışmaya devam eden sorumlular hakkında bir işlem başlatılacak mıdır?

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Selahattin Demirtaş’ın yeni romanı ‘Efsun’ 2 Ekim’de çıkıyor!

    Selahattin Demirtaş’ın yeni romanı ‘Efsun’ 2 Ekim’de çıkıyor!

    PİRHA-Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde kaleme aldığı “Efsun” isimli yeni romanı 2 Ekim’de okuyucuyla buluşacak. 

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cezaevinde bir kitap çalışmasına daha imza attı. Demirtaş’ın “Efsun” isimli yeni romanı 2 Ekim’de Dipnot Yayınları etiketiyle okurla buluşacak.

    Daha önce Seher ve Devran isimli iki öykü kitabı yazan Demirtaş, bir de Leylan adlı romana imza atmıştı. Demirtaş, şimdi ise Efsun isimli yeni bir romanla okurun karşısına çıkıyor.

    “ONLAR ARAŞTIRDI, BEN YAZDIM”

    Demirtaş’ın, Efsun’un yazım sürecini anlattığı bölümden bir pasaj şöyle:

    “Hikâyenin geçeceği mekânları, özellikle hiç gidip görmediğim yerlerden seçtim. Beyrut, Girit, Gümüşhane, Çanakkale (Lapseki), Edremit, İstanbul’un bazı mahalleleri ile diğer yerlerin çoğunu ben hiç görmedim, kızlarım da görmediler. Ama benim için internetten tüm bu yerleri araştırıp fotoğraflar, raporlar gönderdiler, yorumlarını eklediler. Romanda geçen yemekleri, çiçekleri, şarkı sözlerini, karakterlerin isimlerini ve daha birçok bilgiyi onların gönderdiği raporlardan yola çıkarak belirledim. Tıpkı romanın kendisinde olduğu gibi onlar araştırdı, ben yazdım. Onlara bölüm bölüm gönderdim, önerilerini aldım. Böylece romanı birlikte yazdık. Anneleri de hem el yazılarımı bilgisayara geçti, hem de bütün bu süreci koordine etti. Yani Başak, Delal ve Dılda ile birlikte yazdık bu romanı. Okudular, ‘Olmuş’ dediler. Sonra siz de okuyun istedik.”

    “DEMİNİ ALMIŞ EDEBİYATÇILIĞININ SON ÜRÜNÜ…”

    Kitabın arka kapak yazısında ise şu anlatıma yer verildi:

    “Dupduru, yer yer hüzünlü, yer yer coşkulu ama hep çağıldayan, insana kendini iyi hissettiren bir anlatım…

    Olanca ışıltılarıyla ilginç karakterler…

    Acının mizahla harmanlanışı…

    Üç kuşak boyunca anlatılan, sonunda mutlaka kapanacak olan bir hesap…

    İlmek ilmek dokunmuş, sürprizlerle dolu bir olay örgüsü…

    Çağdaş bir aşk hikayesi olarak da nitelendirilebilecek olan Efsun, Selahattin Demirtaş’ın artık iyice demini almış edebiyatçılığının son ürünü.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çanakkale’de çıkan yangın tarım arazilerine sıçradı

    Çanakkale’de çıkan yangın tarım arazilerine sıçradı

    Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Ilgardere’de orman yangını çıktı. Yangın rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyerek tarım arazilerine de sıçradı. 

    Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Ilgardere bölgesine orman yangını çıktı. Tarihi yarımada içindeki Ilgardere mevkiinde 15.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı çıkan yangın şiddetli rüzgarın tesiriyle kısa sürede büyüdü.

    Çanakkale İskele Meydanı başta olmak üzere birçok noktadan görülen yangın nedeniyle dumanla kaplanan Çanakkale Boğazı çift yönlü trafiğe kapatıldı.

    Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi “Çanakkale Ilgardere civarında çıkan yangın nedeniyle, yangın söndürme uçak ve helikopterlerinin denizden güvenli bir biçimde su alabilmesi amacıyla 16.30 itibariyle Çanakkale Boğaz trafiği çift yönlü olarak askıya alınmıştır.

    Yoğun dumanların yükseldiği bölgede Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin söndürme çalışmaları sürüyor. Yangın rüzgarın etkisiyle Gelibolu’daki tarihi alanlara yaklaşıyor.”

  • Kazdağları’nda yeni ağaç katliamı

    Kazdağları’nda yeni ağaç katliamı

    Kazdağları Direnişçileri, Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede, Koza Madencilik tarafından yapıldığı ileri sürülen ağaç katliamını belgeledi.

    Kirazlı Balaban bölgesinde direnişlerini sürdüren ve 115 günü aşkın bir zamandır çadırlı nöbet tutan Kazdağları Direnişçileri, Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede, Koza Madencilik tarafından yapıldığı ileri sürülen ağaç katliamını belgeledi. Kazdağları Direnişçileri, “Kazdağları’ndan elinizi çekin, yeter!” açıklamasında bulundu.

    Evrensel’den Seçkin Sağlam’ın haberine göre uluslararası altın tekeli Alamos Gold tarafından yapılan ağaç katliamına ve maden çalışmalarına karşı direnen, 115 günü aşkın bir zamandır da çadırlı nöbet tutarak ağaç katliamına izin vermeyen Kazdağları Direnişçileri, bu kez de daha önce FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen Koza Madencilik’in yaptığı ileri sürülen katliamı ortaya çıkardı. Çanakkale’nin tek ve alternatifsiz içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na yaklaşık 3 kilometrelik mesafede bulunan alanda fotoğraflar çeken Kazdağları Direnişçileri, duruma tepki göstererek, “Kazdağları sistematik bir şekilde yok edilmeye devam ediliyor” dediler.

    “KAZDAĞLARI’NDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Her Yer Kazdağları Grubu’ndan paylaşılan fotoğraflarla birlikte yapılan açıklamada, “Bu görüntüler Koza Madencilik’in Serçeler – Terziler altın ve gümüş madeni projesinin ÇED alanından alınmıştır. Koza Madencilik şu an bu alanda ağaç kesimi ve sondaj çalışmaları yapıyor. ÇED alanı Çanakkale’nin içme suyunu sağlayan tek baraj olan Attikhisar’a 3km. mesafededir. Alanda karşılaştığımız şirket yetkilileri ağaç kesiminin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını iletti. Alamos Gold’un Kirazlı’da izlediği katliam yolunun aynısı diyebiliriz. Kazdağları’ndan elinizi çekin, yeter!” denildi.

    “KAZDAĞLARI’NDA TALAN BİTMİYOR”

    “Kazdağları’nda talan bitmiyor” denilen Kazdağları Kardeşliği Grubu ise, “Koza şirketi, Çanakkale’nin içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na sadece 3,8 km mesafede açmak istediği Terziler-Serçiler altın ve gümüş madeni için sondaj çalışmaları yapıyor, ağaç kesiyor. Bu alan, Alamos Gold’un Kirazlı projesine sadece 10 km uzaklıkta bulunuyor. Alandaki çalışanlar ağaç kesiminin orman müdürlüğü tarafından yapıldığını söylüyorlar ve aynı Alamos Gold’un yapmaya çalıştığı gibi katliamın sorumluluğunu almıyorlar. Çalışmalar sonucu oluşacak asit kaya drenajı, içme suyu barajının ağır metallerle kirlenmesi riskini yaratıyor ve Alamos Gold’un Kirazlı’da yok ettiği yüz binlerce ağaca yenilerini ekliyor. Kazdağları sistematik bir şekilde yok edilmeye devam ediliyor” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kazdağları’nda Çamyurt Altın Madeni Projesi de iptal edildi

    Kazdağları’nda Çamyurt Altın Madeni Projesi de iptal edildi

    Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndaki ikinci altın madeni projesi, firmanın ÇED raporunu 12 aylık süre içinde sunamamasından dolayı iptal edildi.

    Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’ndaki ikinci altın madeni projesi de iptal edildi. Firmanın ÇED raporunu 12 aylık süre içinde sunmadığını belirleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED sürecinin sonlandırıldığını duyurdu.

    BirGün’de yer alan habere göre Çanakkale Kaz Dağlarının Kirazlı mevkiindeki altın arama ruhsatı kamuoyunu büyük tepkisi üzerine yenilenmeyen Kanadalı Alamos Gold şirketinin Çamyurt’taki altın madeni projesi de “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) raporunu yetiştirememeleri üzerine iptal oldu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum adına Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürü Ercan Gülay tarafından imzalanan yazıda, Çamyurt altın madeni kapasite artış projesine ilişkin ÇED sürecinin sonlandırıldığı bildirildi.

    Çanakkale’nin Çan ilçesi Kızılelma köyünde Doğu Biga Madencilik A.Ş. tarafından yapılması planlanan Çamyurt altın madeni kapasite artışı projesiyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yapıldığı belirtilen yazıda, 16 Ekim 2018 tarihinde halkın katılım toplantısının gerçekleştirildiği, 30 Ekim 2018 tarihinde de ÇED Raporu Özel Formatı verildiği anlatıldı.

    Yönetmeliğe göre özel format verilmiş firmaların 12 ay içinde ÇED raporunu Bakanlığa sunmaları gerektiği hatırlatılan yazıda “Talep edilmesi durumunda 6 ay ek süre verilir. Bu süre içinde ÇED raporu sunulmaz ise süreç sonlandırılır. Söz konusu proje için 30 Ekim 2018 tarihinde özel format verilmiş olup, yönetmelikte anılan süreler içerisinde ÇED raporu Bakanlığımıza sunulmamıştır. Bu kapsamda, Çanakkale ili Çan İlçesi Kızılelma köyü mevkiinde Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Çamyurt Altın Madeni Kapasite Artışı projesine ilişkin ‘Çed süreci sonlandırılmıştır’ denildi. Kanadalı firmanın Ağı Dağı’ndaki üçüncü projesinin de iptal edilmesi bekleniyor.

    “SADECE MÜCADELE EDENLER KAZANIR”

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ise konu hakkında yaptığı açıklamada, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alamos Gold’a ait Çamyurt Altın Madeni Projesinin ÇED süreci sürecinin sonlandırıldığını duyurdu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum adına Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürü Ercan Gülay tarafından imzalanan yazıda, Çamyurt altın madeni kapasite artış projesine ilişkin ÇED sürecinin sonlandırıldığı bildirildi. Gelişmeler umut ve mutluluk verici tabii ki. Projenin bir daha önümüze gelmemesini diliyoruz. Görüldüğü gibi yalnızca mücadele edenler kazanır. Emeği geçen herkese teşekkürler. Kirazlı’yı da, Ağı Dağı’nı da durduracağız!”

  • Kaz Dağları’nda 347 bin 815 ağacı katlettiler

    Kaz Dağları’nda 347 bin 815 ağacı katlettiler

    Türkiye Ormancılar Derneği Denetleme Kurulu Başkanı, Kaz Dağları’nda, Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından katledilen doğal alanlarla ilgili raporu açıkladı.

    Türkiye Ormancılar Derneği Denetleme Kurulu Başkanı, eski Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Salih Sönmezışık, Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Su Havzası’nda yapılmak istenen siyanürlü altın madenciliği sahasına ilişkin raporu açıkladı.

    Kaz Dağları’nda, Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürütülen altın madeni projesinde vahşi madencilik yapıldığını belirten Sönmezışık, “Şirket Balaban mevkiindeki altın ve gümüş işletme sahasındaki orman alanını, Danıştay kararını beklemeden traşlayarak kesmiştir. Tema Vakfı tarafından 195 bin olarak belirlenen bu sayı, ÇED raporunda 45 bin 650 adet olarak belirtilmesine karşın, ilgili bakanlıkça 14 bin 300 olarak deklare edilmiştir. Benim de içerisinde olduğum heyet maden sahasında ve büroda 3 gün çalışma yapmıştır. Resmi kayıtlara da dayanarak yapılan inceleme sonucu, kesilen ağaç sayısının 347 bin 815 adet olduğu tespit edilmiştir. Özetle, Kirazlı’da ahlaki değerler göz ardı edilerek ihanet ve ihmalin egemen olduğu bir cinayet işlenmiştir. Bu nedenle, proje hemen iptal edilmeli ve ruhsatı bir daha uzatılmamalıdır” dedi.

    “7 DERE VE 1 BARAJ AĞIR METALDEN ETKİLENECEK”

    Altın aramada kullanılacak siyanürün bölgede büyük hasara yol açacağına dikkat çeken Salih Sönmezışık, şöyle konuştu: “Altın üretimi sürecinde alanda 18 bin 900 ton siyanür kullanılacağı ifade edilmektedir. Bu durum; Çanakkale’de başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için büyük bir risk oluşturmaktadır. Proje sahasında bulunan 7 dere ve Atikhisar Barajı, üretim aşamasında açığa çıkan ağır metallerden etkilenecektir.”

    VERDİKLERİ BURSLA AİLELERİ KATLİAMA KARŞI SUSTURMAK İSTİYORLAR

    Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz’ın haberine göre, Kaz Dağları’nda altın aramak için yaptıkları çevre katliamı ile gündeme gelen Alamos Gold’un Türkiye iştiraki Doğu Biga Madencilik, bölgede yaşayan köylerde eğitim gören 112 öğrenciye burs verildiğini açıkladı. Binlerce ağacın kesilmesine sebep olan şirketin öğrencilere burs vermesine çevreciler tepki gösterdi. Firmanın, bursla aileleri katliama karşı susturmak istedikleri belirtilerek tepki gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)