PİRHA – Çiğdemim Derneği, kuruluşunun 28. yılında, ‘19. Komşuluk Günü Panayırı’nda komşuluk ilişkilerinin ön planda olduğu; tanışma, dayanışma, paylaşma ve güven ortamı yaratmak üzere komşuları bir araya getirdi.
Komşuluk Günü, insanları birbirlerini tanımaya ve iletişim kurmaya teşvik ederken, mahalle sakinlerini de bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Çankaya’nın Çiğdem Mahallesinde faaliyet yürüten Çiğdemim Derneği, hızlı şehirleşmenin ve şehir yaşamındaki yoğunluğun neticesinde solmaya yüz tutan komşuluk ilişkilerini canlandırmak amacıyla yurttaşları bir araya getirdi. Yapılan etkinlikte mahalleliler neşeli vakit geçirdi.
Çiğdemim Derneği Başkanı Fatih Fethi Aksoy’un açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte Hasan Ali Yücel Çankaya Evi Sirtaki, zeybek ve Van yöresine ait halk oyunları sergilendi. Çiğdem Anadolu Lisesi’nin genç müzisyenlerinden oluşan Grup Çalaçal da katılımcılara neşeli anlar yaşattı.
Vazgeçmezler Saksafon grubu ve Pınar Doğan Sezgi’nin sahne performanslarının ardından Bülent Balcı yönetiminde Çiğdemim Ritim Topluluğu da büyük alkış topladı. Son olarak sahne alan Koro Popsesli de beğenilen şarkıları seslendirdi.
Sahne performanslarının yanı sıra Tacettin Teymür yönetiminde Çiğdemim Fotoğraf Topluluğu ve Serpil Kapalı yönetiminde Kağıt Rolyef Atölyesi düzenlendi. Düzenlenen panayırda Gülnur Bali yönetiminde Çiğdemim Çocuk Resim Atölyesi sergileri de gün boyunca gezildi.
Çocukların çuval ve halat çekme yarışı da eğlenceli anlar yaşattı. Gün boyunca tanıtım ve satış stantları ile yiyecek satışlarının olduğu panayırda dernek üyeliğinde 20 yılını dolduran üyelere de sertifikaları takdim edildi.
PİRHA – 7. Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 1-7 Haziran günleri arasında Ankara’da yapılacak. Zer’an Sanat Okulu öncülüğünde yapılan festivalde çocuklar, sanat dünyasında kendilerini keşfetme fırsatına ulaşacak. Festivalin detaylarına anlatan Şebnem Aktolga, festivalin ücretsiz olduğunu söyledi.
Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali, bu yıl 7. organizasyon için perdelerini açacak. Ülkedeki ilk çocuk odaklı sinema programı olan Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali’nin detaylarına dair Şebnem Aktolga ile konuştuk.
Radyo-TV-Sinema eğitiminin yanı sıra çocuk gelişimi alanında da uzmanlığı olan Şebnem Aktolga, uzun bir süredir sinema ve çocuklara yönelik çalışmalarda yer aldı. 2017 yılında ilki düzenlenen Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivalini organize eden Aktolga, halen festivalin direktörlüğünü yürütüyor.
“SANATLA KENDİNİ İFADE EDEN ÇOCUKLAR HAYAL ETTİK”
Şebnem Aktolga, 7 yıl önce çıktıkları festival yolculuğunun amaçları başta olmak üzere çalışma detaylarına dair şunları söyledi:
“Türkiye’de düşünen, sorgulayan, kendi ritmini kaybetmeyen, potansiyelini kullanabilen, sinemayla, sanatla şekillenen, o sanatla kendini ifade eden çocuklar hayal ettik. Onun da yolunu bu tip etkinliklerle karşı karşıya getirerek her çocuğun ulaşımını sağlamak için de ücretsiz olmasını sağlayarak bir proje olarak 7 yıl önce yola çıktık. Ana hattımız sinemaydı. Çocuklara film gösterimleri düzenliyorduk ve uluslararası olmuş olması da bizim için çok önemliydi. Neredeyse o yıl içerisinde bile 20’ye yakın ülkenin olduğu konjonktürlerini geniş hissetmelerini sağladığımız bir film sayısı ile girmiştik. 45 ile 65 kadar uluslararası filmlerle birlikte…
Tabii ki odağımızda sadece sinema yoktu. Çocuklarla birlikte başka sanat atölyelerimiz de vardı. Sinema mutfağı vardı; çocuklara bir hafta boyunca atölyeleri açıp filmler çektirdik. Oyuncuları, yönetmenleri ve kurgu aşamalarında kendileri oldular. Daha sonra da bu filmleri birlikte izledik. Tabii ki film öğreten arkadaşlar sanatçılardı; ilk yıl için Almanya’dan bir yönetmen gelmişti ve bu bizim için iyi bir başlangıç olmuştu.
Heykel resim sanat satranç cinsiyet eşitliği ekolojik değerler üzerine kurulmuş atölyeler; 20’ye yakın atölye ile başlangıç olarak girmiş olduk. Tabii ki her sene birbirinden önemli konu başlıklarıyla sanatçılar, eğitimciler de davet ederek paneller düzenledik.”
“BİR FESTİVALİN İÇİNDE NEDEN ÇOCUK YOK?”
Festivaller kapsamında yaklaşık 65.000 çocuğa erişildiği bilgisi ise bu oluşumun özgünlüğünü ortaya koyan bir diğer özellik oldu. Şebnem Aktolga, Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali ile dezavantajlı çocuk gruplarına da öncelik verildiğinin altını çizerek şöyle devam etti:
“Programımızda çocukların özgün tasarım ve yaratım becerilerini ortaya çıkaran atölyeler ve bu kapsamda çocukların sorunlarının ele alındığı hak temelli, eşitlikçi paneller, çocuklar ve ebeveynler için film gösterimleri düzenliyoruz.
‘Farkınız nedir?’ diye düşünüyorsanız, Türkiye’deki en büyük çocuk festivaliyiz ama dünyada bir farkımız var mı; aslında biraz bunu Türkiye’nin dışına çıktığımda, Hollanda’ya gittiğimizde fark ettim. Birçok festivali ‘neler yapıyorlar’ diye dolaştık ve gözlemledik. Odaklarında, içlerinde çocuk yoktu. Bu durum bana biraz garip gelmişti. Bir festivalin içinde neden çocuk yok? Çocuğun duygusu rengi hissettikleri… Çünkü büyüdükçe siz kendi ritminizi, çocukluğunuzu, hislerinizi bitirmek değil de uzaklaşıyorsunuz. Bizler, bir çocuk komitesi kurduk, belki farkımız bu olabilir. Bir de dünyada bizimki gibi ücretsiz bir festival yok. Çünkü bu masrafları ve filmleri düşünürsek, pahalı organizasyonlar diyebiliriz. Bir farkımız da bu olabilir. Ötekileştirmemek adına sosyal, ekonomik anlamda dezavantajlaştırılmış grupların da festivali olmak istedik.
SİNEMANIN MUTFAĞINDA OLAN ÇOCUKLAR!
Bu yıl için hazırladıkları film seçkisine dair de bilgi veren Şebnem Aktolga, şunları paylaştı:
“Dublajlı filmler, iyi animasyon filmleri seçiyoruz. 40’a yakın hem uzun hem de kısa metrajlı filmlerimiz var. Okul öncesi gruplar ve okul çağındaki çocuklar için de filmlerimiz var. Ayrıca gençlik filmlerimiz de var. Bunun yanı sıra ebeveynler, yetişkinler için sürpriz bir film de yer alacak. 1 ile 7 Haziran arasında gösterimlerimiz olacak.
Bunların yanı sıra atölyelerimiz de var. Her yıl olduğu gibi bir takım farkında olduğumuz, hiç vazgeçmediğimiz değerler üzerine kurulduğumuz iki konuyu mutlaka her yıl yerleştiriyoruz. ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ olgusu üzerine her yıl mutlaka bir atölye yapıyoruz. Bir diğer konu ise ekolojik değerler, doğa ile kurdukları ilişkiye farkındalık yaratmak adına mutlaka ekolojiye dair bir atölye yerleştiriyoruz. Onun dışında bu yıl çocukları sinemanın mutfağında kurgu atölyesi bekliyor.
Bu yıl Türkiye’den filmimiz yok. 7 Yıl içerisinde bu bizim dertlerimizden bir tanesi oldu. Türkiye’de maalesef çocuk filmi; gişe filmlerini dahil etmiyorum, çok iyi filmler yok. Bu bizim için bir dert diye altını çiziyorum. Zaten amaçlarımızdan bir tanesi de çocuklara bunun altyapısını kurmak. Ben halen yönetmen, animasyon üreticisi arkadaşlarla bunun zeminini hazırlamak için görüşüyorum.”
“SANAT, FARKINDALIK OLUŞTURMAYI KAZANDIRIYOR”
Festivale katılım konusunda ailelere katılım çağrısı da yapan Şebnem Aktolga, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:
“Tabii ki sanatla iç içe olunması mutlaka çocuklara çok yönlü kazanımlar sağlıyor. Onların düşünmelerine, sorgulamalarına, belki içlerindeki farkındalıkları yakalamalarına olanak sağlıyor. Sanat zaten içi dışa dökümdür. Sanat, çocukların iç dünyalarını dışarıya yöneltmelerini, dünyalarıyla tanışmalarına dair bir farkındalık oluşturmayı mutlaka kazandırıyor. Ücretsiz bir etkinlik, dolayısıyla dezavantajlaştırılmış çocukların böyle bir festival içerisine girmesini bekliyoruz.
“1 HAZİRAN’DA ÇOCUK ŞÖLENİ VAR”
1 Haziran’da Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesinde saat 19:00’da bir çocuk şölenimiz var. Oradan türlü türlü aktiviteler çocukları bekliyor. Dans gösterisi, sihirbazlık ve çocuk konseri gibi… Sonrasında aynı salonun haricinde Alper Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde de film gösterimlerimiz devam edecek. Kapanışta da ‘Küçük Prens’ adlı bir tiyatro çocukları bekliyor.”
PİRHA – 31 Mart Yerel Seçimlerinde yüzde 65,26 oy alarak mazbatasını alan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Çankaya Belediye Başkanlığında düzenlenen devir teslim töreninin ardından yurttaşlarla buluştu.
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Alper Taşdelen’den 9. yönetim dönemi için görevi teslim aldı. Hüseyin Can Güner, Çankaya Belediye Başkanlığı’nda yapılan devir teslim töreninin ardından seçim zaferini Başkanlık Binası önünde vatandaşlarla kutladı.
Törene CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, CHP Ankara Milletvekilleri de katıldı.
“BAŞIMIZ DİK ALNIMIZ AÇIK”
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Büyükşehir Belediye Meclis Üyesinin 10’unu da Cumhuriyet Halk Partisi’ne veren Çankayalılar. Hepinizle gurur duyuyoruz. Bugün eğer biz Çankaya’da da, Ankara’da da, Türkiye’de de bu rekorlara ulaşmışsak, partimiz birinci parti olmuşsa bunların hiçbiri tesadüf değil. Bu başarıların altında canı pahasına çalışan, var gücüyle koşan, gençlik kollarımız, kadın kollarımız var. Aday gösterilmediği halde Cumhuriyet Halk Partisi için çalışan aday adaylarımız var. Bu başarının arkasında kırkıncı sırada olduğu halde birinci sırada gibi çalışan belediye meclis üyesi adaylarımız var.
Birincisi ben sizlerin bir kardeşi, bir evladı olarak Çankaya’yı bilen, Çankaya’da öğrenimini görmüş, mesleğini icra etmiş, ekmeğini kazanmış bir kardeşiniz olarak sizlerin güvenini, inancını kazandığımdan dolayı başımız dik, alnımız açık çıktık. Ankara’da yaptığı sosyal belediyecilik örnekleriyle ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanıp Ankaralılara mutlu oldukları bir beş yıl yaşattığı için Mansur Başkanımız sayesinde başımız dik, alnımız açık çıktık.
GENEL SEÇİM STARTINI VERDİ!
Seçim sonuçlarıyla büyük bir başarı elde ettiklerinin altını çizen Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, genel seçimlerde iktidarı hedeflediklerinin altını çizerek, “Çankaya’da da Ankara’da da Türkiye’de de seçmenlerimiz Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük bir destek verdi. Bizlere inandı, güvendi. Şimdi bugünden itibaren bize düşen ilk yapılacak şey genel seçimlerde partimizi iktidara taşımak için o seçim kampanyasını bugünden başlatmaktır. Biz bugün burada aynı zamanda bu kampanyayı başlatıyoruz. O genel seçimde partimizi iktidar yapacağız” diye konuştu.
ÖZGÜR ÖZEL’E TEŞEKKÜR
Yerel seçimlerdeki zaferlerin mimarının CHP Genel Başkanı Özgür Özel olduğunu savunan Hüseyin Can Güner, “Sürecin başından bu yana gençlere ve kadınlara inanan, ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nde değişim olursa Türkiye’de de olur’ diyen, seçim gecesi bu partinin ışıklarını erkenden söndürmeyen, sadece Çankaya’yı değil Ankara’yı ve Türkiye’yi de parlatan, başımızın üzerindeki o %25’lik cam tavanı tuzla buz edip, partimizi birinci parti yapan Genel Başkanımız Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. O bizlere inandı, güvendi. Gençlere inandı. Bu örgütün, bu partinin öz gücüne inandı, güvendi” dedi.
“ÇANKAYA BAŞARISI HEPİMİZİN BAŞARISI OLACAK”
Hüseyin Can Güner sözlerine şöyle devam etti:
“Şimdi bundan sonra da geçmişten deneyimlerden faydalanarak gençliğimizin enerjisiyle bayrağı bir adım daha ileriye taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Sizlerden aldığımız destekle, güvenle, inancınızla ve kararlılığınızla geriye hiç bakmadan daima ileriye yürüyeceğiz. Ve bu sürecin sonunda beş yıl boyunca el ele kol kola omuz omuza sokakta pazarda, meydanda bir arada olacağımız 5 yılın sonunda herkesin konuştuğu Çankaya başarısını sadece benim ya da bizim diye değil hepimizin başarısı olarak göreceğiz. Sizler de bunun bir parçası olacaksınız, bunu hissedeceksiniz bu gururu taşıyacaksınız. Ben sizlere bunun sözünü veriyorum, hepinize tekrar teşekkür ederim iyi ki varsınız.”
PİRHA- DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp PİRHA’ya konuştu. Çankaya’nın sorunlarını vurgulayan Adaylar, çözüm önerilerini sıraladılar.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 31 Mart Yerel Seçimlerine kısa bir zaman kalmışken seçim çalışmalarını yoğun bir tempoda sürdürüyor. Ankara’nın en kalabalık ilçelerinin başında gelen Çankaya, siyasi partiler için önem teşkil ediyor.
DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp, Çankaya bölgesinde yaşanan sorunlara ve yerel yönetim planlamalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ÇANKAYA TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İLÇELERİNDEN BİRİ”
Çankaya’nın Ankara’nın ve Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri olduğunun altını çizen Türkan Demir, “Çankaya da Ankara gibi kirli havasıyla, kirli suyuyla ve boş tarım arazileriyle ve pek çok buna dayalı sorunlarını konuşabileceğimiz bir alan. Gerçekten Ankara’nın havası çok kirli. Çankaya da trafiğin çok yoğun olduğu, aracın çok yoğun olduğu bir alan. Raylı sistemin hızlı bir şekilde etkili kullanılması gerekiyor. Araçların şehir merkezinden çekilmesi gerekiyor. Boşaltılmış ve yayalaştırılmış cadde, sokak, meydanların olması gerekiyor. Hızlı ve etkili bir ağaçlandırmanın yapılması gerekiyor. Suyuyla ilgili de biliyorsunuz suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Suyun hızlıca musluktan içilebilir hale getirilmesi gerekiyor ve kent çeşmeleri öneriyoruz. Çankaya bölgesinde yüzde yüz ayrıştırılmış bir çöp sistemi kurulabilir” dedi.
Tanju Gündüzalp, “Çankaya; Türkiye’nin batıdaki birçok belediye gibi ranta, betona, kaldırımları dahil asfalta ve kirli siyasete sıkışmış bir yer” diyerek Çankaya’nın sorunlarına işaret etti.
Gündüzalp, şu ifadeleri kullandı:
“964 bin nüfuslu yer sanki tek bir parçaymış gibi, tek bir yaklaşımla yönetiliyor. Halbuki her bölgesinin, her semtinin farklı ihtiyaçları var. Belediyede esas yapılması gereken kentin, ilçenin yaşayanlarının fikirlerini toplayarak ilerlemek. Gencinden çocuğuna LGBTİ+’sından kadınına, engeli olanından yaş almışına, Çankaya’nın yaşayanlarının hepsinin kenti kullanma miktarları farklı. Tüm bu öncelikli grupların hepsini ayrı ayrı gözeterek ve onlarla birlikte, onlara danışarak, onların örgütlerine, derneklerine ya da kendi kuracakları mahalle meclislerine danışarak yol almamız gerekiyor. Dolayısıyla da bizim öncelikli olarak kentin yaşayanlarıyla birlikte yönetmek, birlikte paylaşmak ve ne yaptığımızı da şeffafça ifade etmek şeklinde bir yerel yönetim anlayışımız var.
“NE YAPTIĞIMIZI ŞEFFAFÇA İFADE EDECEK BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIMIZ VAR”
Yerel demokrasinin aslında kolu kanadı kırılmış olsa da önemli aparatlarından biri muhtarlıklardır. Muhtarlardan bilgi alarak değil, muhtarlar aracılığıyla mahallelerde, 123 mahallede sokak temsilcilerinden, mahalle meclisine oradan kent meclislerine, oradan da belediyede mutlaka bu konuyla ilgili kurulmuş sadece bir kişinin, bir genel başkan yardımcısının olmadığı beş on kişilik bir birimin baktığı, tüm mahallelerden gelen ihtiyaçları, istekleri, önce buranın yaşayanlarının mutluluğu ve kentin ezilen emekçilerini önceleyen, ilçenin daha az yatırım almış bölgelerini önceleyen bir belediyecilik çok önemli.”
“MOR BAYRAKLI KADIN İŞLETMELER YAPACAĞIZ”
Türkan Demir, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetim anlayışını benimsediklerini vurgulayarak, “Çankaya, uzun süredir erkekler tarafından yönetilen bir belediye. Birincisi; eş başkanlık sistemiyle, eşit temsiliyet ve kadın istihdamını önceleyerek, güçlendirilmiş Kadın Daire Başkanlığı ve LGBTİ Daire Başkanlığı kurmayı planlıyoruz. 29 ayrı daire başkanlığı var Çankaya’da ama sadece 9’unu kadınlar yönetiyor. Problem sadece bu da değil, 123 mahalleli Çankaya’da sadece 15 kreş mevcut. Bir tane sığınma evi mevcut. Dolayısıyla hem kadınlar hem LGBTİ’lerle ilgili sığınma evlerinin arttırılması gerekiyor. Bunun dışında canlı yayınlanmış belediye meclisi toplantıları önemli, yani şeffaflık. Bütün bütçesinin kentin bileşenlerinin bilgisine açılmış, ayrıntılı bilgilendirmeler yapılmış bir belediye anlayışı önceliyoruz. Bunun dışında mor bayraklı kadın işletmeleri öneriyoruz. Takas pazarlarını örgütlemek ve hep birlikte bunu yaşama geçirmek istiyoruz” diye konuştu.
“SOKAĞI PAYLAŞTIĞIMIZ CANLILARIN HER TÜRLÜ İHTİYAÇLARINI BELEDİYELER KARŞILAMALI”
Çankaya’nın sokak canlılarına dair de çok ciddi problemlerinin olduğunu belirten Demir, “Çankaya sokak canlılarına ilişkin sadece bir barınak aklıyla yaklaşıyor meseleye. Bunun çok büyük sıkıntı yarattığını düşünüyoruz. Birlikte hayatı, sokağı paylaştığımız canların da her türlü ihtiyacının belediyeler, yerel yönetimler tarafından giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çankaya aynı zamanda yoğun bir biçimde öğrencilerin yaşadığı bir şehir. Daha etkili bir ulaşım önerimiz var. Ulaşımın öğrenciler ve elli yaş üstü için de ücretsiz olmasını istiyoruz” diye ekledi.
“HER MAHALLEDE YAŞAM SOKAKLARI OLUŞTURACAĞIZ”
DEM Parti’nin Kürt illerinde büyük bir yerinden demokrasi deneyimi olduğunu ve yerel yönetimlerle ilgili deneyimlerini ve birikimini ‘Özgür Kentler’ kitapçığında bir araya getirdiğini belirten Tanju Gündüzalp, şunları kaydetti:
“Su ve ulaşımı ucuzlaştırmak ya da ücretsizleştirmek ilk eylemlerimizden birisi olmak zorunda. Haricinde her mahallede bir yaya, yaşam sokağı oluşturmayı planlıyoruz. Yaşadığı yerin uzağına gidemeyen; yaş almışından okuldan çıkmış çocuğuna, ev emeği ile hayatını devam ettiren kadınından LGBTİ+’sına ve engeli olduğu için evinden çok uzaklaşamayanına hepsinin kullanabileceği her mahallede birer yayalaştırılmış yaşam sokağı gerekiyor. Ağaçlandırılmış, ışıklandırılmış, oturma ve oyun alanıyla gece gündüz, 24 saat yaşayan bir sokak.
Önemli olan mahallenin insanlarının birbiriyle dayanışacağı, örgütleneceği mekanlar yapmak. Bunun için de gerekiyorsa her mahallede adım adım bir ya da iki parseli yıkıp orayı yeşil alana çevirip içine de bir tane yapı oturtup, açık alanda mahallelinin bir araya gelmesini önemsiyoruz. Buna boşaltma mimarlığı diyoruz.”
“15 DAKİKALIK KENT PROJESİ, RANTLA KENTLERİ YÖNETMEYE ÇALIŞAN AKLA ÖRNEK OLACAK”
Gündüzalp, ‘15 dakikalık kent’ projesi ile belirlenen bölgelerde, projenin örnek modellerini hayata geçirmek istedikleri belirterek şunları söyledi:
“15 dakikalık kent; üç kilometre ya da on beş dakika içerisinde bir günlük ihtiyaçlarınızın hepsini karşılayabildiğiniz bir kent kurgusudur. Yani kamusal ihtiyaçlarınız, işiniz, sosyal faaliyetleriniz, eviniz, ulaşım, eğitim, sağlık hepsine ulaşabildiğiniz bir plan. Bu dünyanın birçok yerinde denenmeye ya da oturtulmaya çalışılıyor. Ama çok yeni bir konu, biz de bunun modelini üretmek istiyoruz. Bunu hemen tüm Çankaya’ya adapte etmek diye bir iddia gerçekçi olmaz ama bunu bir semtte, bir bölgede modelleyerek bir örnek yaratıp sadece rantla, sadece inşaatla kentleri yönetmeye çalışan akla karşı alternatif bir örnek üretmemiz gerekiyor.”
PİRHA – Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde örgütlü olan sendikalar, “Güvenli işyeri istiyoruz” talebiyle 24 Ocak’ta iş bırakacak.
Eğitim Bir Sen, Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitim Sen ve Koop İş üyeleri ve tüm müdürlük çalışanları, Ankara’da çarşamba günü 1 günlük iş bırakma eylemi yapacak.
Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Depreme dayanıksız binada çalışmak zorunda bırakılıp hayatımızın hiçe sayılması nedeniyle 24 Ocak 2024 Çarşamba günü 1 gün iş bırakıyoruz” denildi.
Aynı gün saat 10.30’da ise Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, tüm çalışanların katılımı ile bir de basın açıklaması yapılacak.
Eyleme destek veren şubeler ise şu şekilde açıklandı:
PİRHA – Sanatçı Melih Şentürk’ün Diorama Sergisi’nin açılışı Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde yapıldı. Diaroma Sergisi, 14 Ocak tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Atık malzemelerin diorama ile yeniden yorumlandığı sergide, doğanın değerini bilerek enerji kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir kullanımına dikkat çekiliyor.
Sanatçı Melih Şentürk’ün kurgusal bir olayı üç boyutlu canlandıran diorama sanatını kullanarak oluşturduğu Diorama Sergisi, 4 Ocak’ta Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde açıldı. Sergi, Şentürk’ün “Distopik Evrenin Köhne Yapıları”nı yansıttığı birbirinden farklı 17 çalışmadan oluşuyor. Atık malzemelerin diorama ile yeniden yorumlandığı sergide, doğanın değerini bilerek enerji kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir kullanımına dikkat çekiliyor.
ÇÖPTEN SANATA YOLCULUK
Sanatçı Şentürk, eserlerinde gelecekte oluşmuş distopik bir evren tahayyül ederek, insan neslinin verdiği zararla doğanın dengesini bozmasını ve ardından hayatta kalmak için tüm imkanları kullanarak barınaklar inşa ettiği bir dönemi anlatıyor. Distopik evrende hayatta kalabilen insanların doğaya uyanışı ile yeni bir başlangıcın temsil edildiği sergide, çöpten çıkarılan atık malzemelerin minyatür olarak geri dönüşümü yeni bir hikaye ile ortaya koyuluyor. Diorama Sergisi her yönüyle sanatseverlere merak ve heyecan uyandırıcı bir deneyim sunuyor.
ÜÇ BOYUTLU KURGUSAL SERGİ
Diorama Sergisi hakkında bilgi veren Melih Şentürk, “İnsanoğlu olarak çok hızlı hareket etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada bir şey izlerken bile bir aksın gitsin olayı var. Benim eserlerimde ise bir sabır var. Aylarca süren milim milim uğraştığınız bir şey var. Bu insanı inanılmaz motive eden ve besleyen bir şey. Bu eserleri görmelerini isterim, çünkü sergiyi ziyaret edenler bu eserlere baktıklarında ‘Bunu ben de yapabilirim’ demelerini isterim. Hem bu şekilde zamanın ve doğanın daha az tüketimi üzerinde de bilinç sahibi olacaklar. Bu bilinç diorama sanatı ile olmasa bile anda kalabilecekleri herhangi bir şeyle uğraşmalarının yaşam şekillerine iyi geleceğine eminim.” dedi.
Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde 14 Ocak 2024 tarihine kadar açık olacak sergi, tüm hafta boyunca 09.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
PİRHA – Kuruluşu ilan edilen Patikara Derneği,sokaklardaki yaralı ve hasta hayvanları yakalayarak sağlık hizmetlerinin yapılması için çalışma yürütüyor. Aynı zamanda hayvanlara yuva da bulan dernek yönetimi, organizasyonun büyümesi için destek beklediklerini belirtti.
Lilu Hanım, Bolu’da bir trafik kazasında ciddi şekilde yaralandı, sanal medyada gündem olduğu halde günlerce sokakta kaldı. Ankara’dan bir grup yardımsever, harekete geçti ve Lilu Hanım için sağlık hizmetinin yanı sıra bir de yuva kurdu.
Franky’nin başından geçenler ise kahredici türden bir vahşetti. İnsan eliyle kimyasal ile yakılmış halde bulundu Franky. Ancak aylarca süren tedaviler sonucunda iyileşebildi. Hayata tutunmasını sağlayanlar, yine Lilu Hanım’a el uzatan grup oldu.
Bacaksız Tripot Baki, Hayko, Elvin ve daha nicesi, hayvan düşmanı insanlar ya da afetler sonucu ciddi yaralanma ve travmalara maruz kaldı. Bu hayvanların yardımına koşan ekip şimdi Patikara Hayvan Kurtarma ve Hayvanlara Acil Müdahale Derneği‘ni kurdu.
Derneğin sekreteri Mahir Kaya, aynı zamanda yardıma muhtaç hayvanları, ekipmanıyla kurtarmak için kolları sıvayan kişi. Asıl mesleği yayıncılık olan Kaya, şimdi ise zamanının önemli bir bölümünü hayvanlar için kullanıyor. Yaralı hayvanları kurtarırken birçok kez ciddi kazalar da geçiren Mahir Kaya, emek verdiği konuya dair şu bilgileri paylaştı:
“Zemin katta bir apartman dairesinde oturuyorum. Pandemi ile birlikte hepimiz evlere kapanınca komşularım, pencere önünde gördükleri kediler sebebiyle sokaktaki yaralı, hasta kedileri bana ihbar etmeye başladılar. Önce kendi kapı önümdekileri yakalamaya başladım. Ardından ekipmanımın yetersiz olduğunu fark ettim ve bunları da temin ettim. Ben yakalamaya başladıkça başka sokaklardan da ihbarlar gelmeye devam etti. Sonrasında sokak sokak büyüyen bir tür gönüllü organizasyona dönüştük.”
SOKAKTAN ŞEHİRE YAYILAN ORGANİZASYON!
Yaralı hayvanları kurtarmak için 6 Şubat sonrasında deprem bölgesine de gittiklerini belirten Mahir Kaya, kuş, kirpi ve köpeklere de yardımcı olduklarını belirtti. Ağırlıklı olarak kedilere odaklandıklarını belirten Kaya, “Travmalı, hasta, yaralı kedileri daha çok yakalıyoruz. Organizasyonumuz ise uzun yıllardır biriktirdiğimiz komşu ilişkileri ile işliyor. Örneğin Ayrancı semtinin bir sokağından yaralı bir hayvan ihbarı geldiği zaman sokak dayanışması ile beraber o hayvanı yakalayacak komşuları birbirleriyle tanıştırıp organizasyonu yapıyoruz. Mümkün mertebede o hayvanın tedavi masraflarını da o komşularla beraber karşılamaya çalışıyoruz. Masrafları karşılayamadığımız yerde semtteki komşuların hediye ettiği ikinci el eşya, kıyafet, biblo, kitap ne varsa bunları da çeşitli ikinci el pazarlarında, kermeslerde satarak klinik borçlarının üzerinden kalkmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
GEÇİCİ YUVA İHTİYACI!
Derneğe yardım konusunda çağrı yapan Mahir Kaya, şöyle devam etti:
“Memleket maalesef bir afet memleketi. Deprem, sel, yangın eksik olmuyor. Buralara da ekip gönderdiğimiz için borçlanabiliyoruz. Bu borcun üzerinden kalkabilmek için de bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Yurttaşlar, destek amaçlı ikinci el pazarlarında bizimle çalışabilir ya da bizlerle kedi yakalama nöbeti tutabilir. Ayriyeten pati konserlerimize, kermeslerimize katılabilir ya da bağışta bulunabilirler. Bunların haricinde geçici yuva yardımında da bulunulabilir. Özellikle bu konuda çok sıkıntılıyız. Yakalayıp tedavi ettirdiğimiz bir hayvan, sokağa salamayacağımız durumda ise sahiplendirene kadar korumasını alacak bir gönüllüye ihtiyacımız oluyor. Bu anlamda öğrencilerin büyük destek olabileceğini düşünüyoruz. Biz onlara gerekli mama kum ve ekipman desteğini de sağlamaya hazırız.”
RESSAMLAR İÇİN MODEL OLDULAR!
Patikara Hayvan Kurtarma ve Hayvanlara Acil Müdahale Derneği, hayat verdiği hayvanlar için bir de bir ilke imza attı. Yaşama tutunan kediler, 13 sanatçı tarafından resmedildi. Birbirinden güzel resimler, ‘Yılın Kedileri’ adı altında takvim haline getirildi. Dernek yararına sunulan takvimle birlikte üzerinde kedilerin resimlerin olduğu kupalar da şimdi alıcılarını bekliyor.
“HAYVANLARIN BARINAKLARA SOKULMASI CANİLİK”
Derneğin Başkanı Yağmur Hasdemir ise aynı zamanda öğrencilik yapıyor. Hayvan hakları üzerine yüksek lisans yapmayı hedeflediğini belirten Hasdemir, yakaladıkları hayvanları aynı zamanda kısırlaştırdıklarını da aktardı. Hasdemir, “Sorunun ana kaynağı, kısırlaştırma yapılmaması” diyerek şunları söyledi:
“Eğer biraz daha büyüyebilirsek kısırlaştırma kampanyası yapmayı da çok istiyoruz. Bütün belediyelerde sıkıntı var. Zorunlu olmasına rağmen halen birçok il ve ilçede bakımevi yapılmadı. Hayvanların toplanması gerektiğini söylüyorlar, ancak bu hayvanlar nereye toplanacak. Ki biz bu barınaklara toplama kampı ya da ‘ölüm kampı’ diyoruz. Aslında hayvanlar toplanmamalı. Evet popülasyon çok fazla ama bu sorun şöyle ortaya çıktı: Belediyeler, hayvanları topluyor kısırlaştırma yapmadan daha kırsal alanlara salıyor. Bu hayvanlar oralarda çeteleşiyor, büyük sürüler oluşuyor ve saldırganlaşıyor. Çünkü bu hayvanlar aç ve kısır değiller. Ayrıca küpeli hayvanların doğum yaptığını da görüyoruz. Bununla birlikte barınaklar çok korkunç durumda. Oraya hayvanların sokulması bence canilik. Herkesin barınaklara gidip görmesini tavsiye ederim. Sorunun çözümü ise şöyle; hayvanlar kısırlaştırılacak, saldırgan olanlar rehabilite edilecek ve geri bırakılacaklar. Çünkü böylelikle aslında büyük sürülere de engel olmuş oluyoruz. Aslında bu hayvanlara mahallelerde bakılıyor.”
“ŞİDDET FAİLLERİNE CEZA İSTİYORUZ”
Konya’daki bir barınakta yaşanan ve toplumda “kürek katliamı” olarak bilinen olaya da değinen Yağmur Hasdemir, şöyle devam etti:
“Konya barınağı Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek gösterdiği bir barınaktı. ‘Gidin bakın ne kadar güzel barınaklar yaptık’ diyordu. Bizim hayvan hakları kanunumuz yok, Hayvanları Koruma Kanunu’muz var. Aslında ana taleplerimizden birisi hayvan hakları kanununa ulaşmamız. Çünkü şu anda ciddi bir cezasızlık var. Şiddet uygulayanlara ciddi bir ceza uygulanmıyor, yatarı olan bir ceza zaten kanunda yok. Genelde para cezası veriliyor onun da çoğunlukla uygulanmadığını görüyoruz. Bizler aynı zamanda belediyelere de şiddet faillerine de ceza istiyoruz.”
PATİKARA’YA DESTEK ÇAĞRISI!
Yağmur Hasdemir derneklerine yönelik destek çağrısı da yaparak, “Bize birkaç şekilde yardım etmek mümkün. Yakalama ekibine sahada çok ihtiyaç oluyor. Klinik borçları da bizim için ciddi bir yük. Aynı insanda olduğu gibi; örneğin bir kırık bacak 30 bin liralara mal oluyor. Bunların üstesinden gelebilmek adına insanlardan desteklerini bekliyoruz” dedi.
PİRHA – Tezcan Karakuş Candan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan istifa ederek, Çankaya Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğunu duyurdu.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 2014 yılından bu yana sürdürdüğü Şube Başkanlığı’ndan 30 Kasım 2023’te istifa etti. Candan, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Çankaya Belediyesi’ne başkan olmak için görevinden ayrıldı.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan istifa mektubunu da sundu.
“BUNU DENEMEKTEN UZAK DURMAK OLMAZDI”
Tezcan Karakuş Candan, yönetim kuruluna sunduğu istifa mektubunda şunları dile getirdi:
“Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı olarak, Cumhuriyet’in Başkentinin korunması, sağlıklı kentleşme politikaları ve nitelikli mimarlık mücadelesinde, bana vermiş olduğunuz sorumluluğu her hal ve şart altında bayrağı yere düşürmeden onurla taşıdım. Atatürk Orman Çiftliği mücadelesinden Kaçak Saray’a, Saraçoğlu Mahallesi’nden, İller ve Bankası’na kadar Cumhuriyetin mirasını koruma ve daha iyi bir mimarlık ve sağlıklı kent mücadelesinde verdiğiniz destek en büyük enerjimdi, öyle de olmaya devam edecek.
Hakkımda açılmış asılsız soruşturmalar, hukuksuz verilmiş hükümler, Çankaya Belediyesi’ndeki devlet memurluğumdan iktidar eliyle hukuksuz ihraç edilmem rant ve rejimle hesaplaşan çevrelerin, bizi susturmaya mücadeleyi engellemeye yönelik adımlarıydı.
“İLK KADIN VE İLK MİMAR BELEDİYE BAŞKANI OLMAK İÇİN AYRILIYORUM”
Bugüne kadar bana verilen görevlerden, sorumluluklardan kaçmadım, kaçmam da. Yerel yönetimlerde sorumluluk alma iddiasını ortaya koymam gerektiğine dair pek çok yerden, meslektaşlarımdan, halktan gelen taleplerle bu yerel yönetim seçimlerinde gösterilen teveccüh bana verilen yeni bir görevdi. Bu görev meslek ortamımız adına, 1970’li yıllarda Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı’nın ardından toplumcu belediyeciliğin Ankara’da ki temsilcisi olan Vedat Dalokay’dan sonra yeni bir deneyim olma potansiyelini içeriyor. Bunu denemekten uzak durmak olmazdı.
Bu nedenle onurla taşıdığım Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan, Cumhuriyet’in 100. yılında Cumhuriyet’in kalesi Çankaya’ya, Çankaya Belediyesi’ne, ilk kadın ve ilk mimar belediye başkanı olmak için ayrılıyorum.”
PİRHA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle kadın yazarlar Ankara’da buluştu.
Çankaya Belediyesi’nin bu yıl 7’ncisini düzenlediği “Kadın Yazarlar Haftası” başladı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde yazarlar Ayşe Başak Kaban, Funda Özyurt ve Burcu Hatipoğlu imza günleri ile yer alacak.
20 Kasım’da başlayan etkinlikler, tiyatro oyunları, forum, paneller ve dayanışma stantlarıyla hafta boyunca Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Ankaralılarla buluşacak.
Kadın Yazarlar Haftası süresince yazar Ayşe Başak Kaban, Funda Özyurt ve Burcu Hatipoğlu söyleşileri ve ardından imza günleri yapılacak.
20 Kasım’da tiyatro oyunu “Bacı mısın, Peri misin, Müz Mü?” tiyatro oyunu ile başlayan ve 21 Kasım’da “Şiddete, Ayrımcılığa ve Nefrete Karşı Bir Aradayız” forumu ile devam eden etkinliklerde dayanışma stantları ve “İstanbul Sözleşmesi İçin Çiziyoruz” atölyesi de büyük ilgi gördü. Kadın Yazarlar Haftasıyla birleştirilen 25 Kasım etkinlikleri kapsamında, yazar Ayşe Başak Kaban’ın “Ben, Kendim ve Bergen” kitabının söyleşisi ve imza günü de 23 Kasım’da düzenlenecek.
ETKİNLİK TAKVİMİ
Düzenlenen etkinliklerin hafta boyu sürecek takvimi ise şöyle:
22 KASIM ÇARŞAMBA
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İnatçı İyimserlik Paneli
PİRHA – Sanatçı Hikmeti Tabiyeci’nin sosyal medya depresyonuna dikkat çektiği ‘Çoğunluk’ adlı sergisi ziyaretçilerini bekliyor.
İllüstratör ve Grafik Sanatçısı Hikmeti Tabiyeci tarafından sosyal medya depresyonuna dikkat çekilen ‘Çoğunluk’ sergisi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde açıldı.
Sergi iç ve dış mekan olmak üzere iki ayrı konsept barındırıyor. Serginin galeri kısmında illüstrasyonlar ve notlar yer alırken dış mekanda ise sosyal medyanın kişiye hissettirdiği olumsuz duyguların gömüldüğü bir ‘Mezarlık’ bulunuyor.
“BEN, ÇALIŞMAK VE HİKAYELERİNİZİ BEĞENMEK İÇİN YAŞIYORUM”
Hikmeti Tabiyeci, sergiye dair “Sergi herkesi ilgilendiriyor. İnsanlık tarihi boyunca hep ayrışmalar olmuş; köylü, şehirli, burjuva, proletarya gibi. Bunlarla ilgili hep bir mücadele yöntemi geliştirilebildi. Ama şimdi öyle ciddi bir ayrışmanın içerisindeyiz ki bir tarafta sosyal medya yüzünden hayatını çok kötü yaşadığını hissedenler var, bir de sanki hayat onlar için varmış gibi davranan küçük bir azınlık var. Benim iddiam şu, birkaç fenomen dışında bu sergiye gelip kendinden bir şeyler bulmayan hiç kimse yok. 2Mezarlık’ kısmında da görüleceği gibi insanlar inkar etseler bile kendilerini ‘kısa’, ‘şişman’ gibi etiketlerle tanımlamaya başladı. Özellikle sosyal medya buna sebep oldu. Bence insanlar bu sergiye geldiği zaman bu yeni çarpıklıkla nasıl mücadele edeceğine dair bir fikir edinebilir. Kimsenin konuşmaya tenezzül etmediği derin bir dert var. Bu sergi bununla ilgileniyor” diye konuştu.
‘Ben, Çalışmak ve Hikayelerinizi Beğenmek İçin Yaşıyorum!’ afişiyle duyurulan ‘Çoğunluk’ sergisi, sanatseverler tarafından 17 Aralık’a kadar haftanın her günü 09.00 – 20.00 saatleri arasında ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilecek.
PİRHA-Ankara’da ikinci el kıyafet satışı yapılan Yenişehir Pazarı’nda rağbet arttı. Pazar esnafı, ekonomik kriz nedeniyle ikinci el giysilere ilginin yüksek olduğuna işaret ederek, kullanılmayan elbise ve ayakkabıların pazara getirilerek değerlendirilebileceğini belirtti.
Yükselen ekonomik krizin ardından ikinci el pazarlarındaki kalabalık da yoğunlaştı. Halkın alım gücü azalınca bütçeye uygun ihtiyaçlara ulaşmak için farklı arayışlar oluştu. Ankara’da yoksul kesimlerin tercih ettiği ikinci el pazarlarından biri olan Ayrancı-Yenişehir pazarında her hafta çarşamba günü ikinci el giysi ve ayakkabı satışı yapılıyor.
EKONOMİK KRİZ HALKI İKİNCİ ELE YÖNELTTİ!
11 senedir ikinci el ürün satışı yaptığını belirten bir esnaf, “Ekonomik kriz yok diyen, bu pazara gelsin, o zaman kriz var mı yok mu görür” diyerek mevcut durumu özetledi.
İkinci el pazarının dışarıya oranla çok daha ucuz olduğunu belirten pazar esnafı, Çankaya ilçesinde yaşayanların diğer ilçelere oranla gelir düzeyinin daha yüksek olduğunu belirterek, “Artık gelen müşteriler genellikle Çankaya’nın yerlileri. İkinci ele rağbet çok arttı. Artık herkes buraya geliyor diyebiliriz. Tabii bu durumda satıcıların gelirleri de arttı. 11 yılın en kalabalık senesi diyebilirim bu yıl için” ifadelerini kullandı.
“ARTIK SADECE GELİR DÜZEYİ DÜŞÜK OLANLARIN ADRESİ DEĞİL”
30 yıldır ikinci el pazarında satıcılık yaptığını belirten Yavuz Furuncuoğlu ise artık geliri iyi olanların dahi Yenişehir Pazarı’nı tercih ettiğini söyledi. Furuncuoğlu, şu bilgileri paylaştı:
“Vatandaş, çok yüksek rakamlara mağazadan bir ürünü almaktansa buraya gelip 5.000 liralık bir ürünü 1000 liraya alabiliyor. Buraya gelen ikinci el ayakkabılara da talep oluyor. Çünkü o ayakkabılar çok az kullanılmış. Mesela kişi, ayakkabıyı sadece ev içinde ya da bahçesinde kullanmış, hiç yıpranmamış. O az kullanmış ayakkabılar burada tezgahta yerini alıyor. Satıcıların birçoğu kendi kıyafetlerini de satıyor. Mesela benim bildiğim yaşlılar, ‘artık bu kıyafetler üstüme geliyor, al bunları götür’ diyor. Satıcılar, zaten önce etrafındaki kişilerin kıyafetlerini topluyor. Anne, baba, kardeş ve komşulardan giysiler temin ediliyor. Satıcı eğer bu işin güzelliğini görürse ki öyle oluyor, çünkü buradaki insanların çoğu seviyeli. Birçok satıcı, kamudan emekli, üst düzey işlerde çalışmış kişiler. Emekliler bir şekilde burada zamanlarını değerlendirip sosyalleşiyor. Bir de bu pazara özgü davranışlar var. Mesela burada pazarlıksız alışveriş olmaz. Hatta pazarlığın da pazarlığını yapıyorlar. Ve bu işte en çok parayı ise kapıcılar kazanıyor. Özetle burası artık sadece gelir düzeyi düşük olanların adresi değil.”
Yavuz Furuncuoğlu, evlerinde kullanılmayan kıyafet bulunduran kişilere de çağrı yaparak “Kıyafetlerinizi atmayın. Temiz sayılan giysilerinizi lütfen ikinci el pazarlarına getirin. İster kendiniz satın, isterseniz de buradaki arkadaşlara ücret karşılığında verin” dedi.
MAĞAZA SAHİPLERİ DE PAZARLARDA ÜRÜN TOPLUYOR!
Dilek adlı bir başka pazar esnafı ise mağaza sahiplerinin, nadir olan ikinci el kıyafetleri topladıklarını belirtti. Kıyafetlere ufak tadilatlar yapıp, etiket basıldıktan sonra mağazalarda satıldığını anlatan Dilek hanım, “Bu işi yapanlar özellikle vintage tarzında satış yapan mağazalar. Bizler ise tüm kıyafetleri tek fiyattan, 50 liradan satıyoruz. Kazak, yelek, ayakkabı, çanta ve daha birçok ürüne tezgahımızda yer veriyoruz. Fiyatlarımız çok uygun. Buna rağmen alıcı gelip ’40 lira olmaz mı?’ diye soruyor. Ben de gülümseyerek ‘olmazsa iyi olur’ diye karşılık veriyorum.”
PİRHA – Ethos Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali 15. yılında 12 – 22 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Konferans, panel, sergi ve canlı performans gösterilerinin de yer alacağı festivalde, 23 oyun sahnelenecek.
Kültür Sanat ve Göç Etkinlikleri Merkezi Derneği’nin koordine ettiği 15. Ethos Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali, 12 – 22 Ekim tarihleri arasında yeniden “perde” diyecek.
Ethos Tiyatro Festivali’nin bu yılki merkezi teması, “Gelenekten Geleceğe” olarak belirlendi. Festival ile bu yıl da tiyatro sanatının bütün toplumsal katmanlara ulaştırılması hedefleniyor. Birbirinden farklı tiyatro ekollerinin Başkent Ankara’da karşılaşmasına zemin yaratan festival süresince tüm etkinliklere Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi ve Yaşar Kemal Kültür Merkezi ev sahipliği yapacak.
Festival boyuna sanatçılar ile söyleşi, panel, konferans, müzik dinletisi ve atölye çalışmaları sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Festival bu yıl özel tiyatroların yanı sıra, Ankara dışından katılacak belediye tiyatrolarını da ağırlayacak.
Festival kapsamında bu yıl Ethos Onur Ödülü tiyatro sanatına katkılarından dolayı oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve yazar Tamer Levent’e verilecek. Bu yıl ki Akademik Hizmet Ödülü’nün sahibi ise Prof. Dr. Ömer Adıgüzel olacak.
PİRHA – İkincisi yapılan Sound Of Europe müzik festivalinde, Avrupa’dan gelen müzisyenler de dahil çok sayıda sanatçı bir araya geldi.
Türkiye’den ve Avrupa’dan müzik gruplarının Ahlatlıbel Atatürk Parkında sahne aldığı etkinliğin ilk gününde gruplar geniş müzikal seçkileriyle Ankaralılara müzik keyfi sundu.
Cazdan rock müziğe blues müzikten elektronik müziğe kadar farklı müzik gruplarının sahne aldığı festivalin ilk gününde Ukulele Ankara Topluluğu, Kid Colling Cartel, Sunkissed Child, Chefket ve Candlelight Ficus müziğin evrensel dilini yansıttı.
Yeni müzisyenlere destek olmak amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen festival, hafta sonu da saat 18.00 itibarıyla Ankaralılara güzel bir hafta sonu yaşatacak.
AYNI ANDA 3 İLDE MÜZİK FESTİVALİ
Sound of Europe Festivali 2022 yılında ücretsiz konserlerle binlerce müziksevere ulaşmasını sağlamıştı. Festival, bu sene 22, 23 ve 24 Eylül 2023’te İstanbul Alan Kadıköy, Ankara Çankaya Ahlatlıbel Atatürk Parkı ve İzmir Bostanlı Seyir Terası’nda üç farklı şehirde eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor.
Avrupa’dan birbirinden farklı müzikal tarzı benimsemiş 13 grup ve solo proje, festival kapsamında Türkiye’den yeni seslerle aynı sahnede olacak. Festivalde 30’dan fazla konserde 70’i aşkın yabancı ve yerli sanatçı yer alıyor. Bu yıl konserlere ek olarak festival kapsamında “ustalık sınıfları” ve atölyeler de organize edilerek içerik yelpazesi genişletildi.
Ahlatlıbel Atatürk Parkı’nda devam eden festivalin hafta sonu programı şöyle:
23 Eylül 2023 Cumartesi
Effetto Carsico Trio / Vila Navio
24 Eylül 2023 Pazar
Monica Bulanda Trio / Jan Mittendrop & Sarp Keskiner ft. Moe Joe / Deli Teli
PİRHA –Ankara’nın şehir merkezindeki tek kent ormanı olan Kurtuluş Parkı, gönüllü bir grup yurttaş tarafından daha da nitelikli hale getirilmeye çalışılıyor. Sokak müzisyeni Kenan Atay, özel şirketlere işletmesinin verileceği haberleriyle duyulan parka dair harekete geçerek platform oluşturma girişimini paylaştı.
Ankara’nın merkezinde yer alan Kurtuluş Parkı’nın işletmesinin vakıf üniversitelerine verileceğine dair söylentiler üzerine halktan büyük tepki yükselmişti. Ankara Büyükşehir Belediyesi, konuyla ilgili yapılan haberlerin asılsız olduğunu belirten bir pankartı yakın zamanda parkın girişine astı.
Şehrin merkezindeki tek yeşil alan olan Kurtuluş Parkı, gündüz çok renkliyken geceleri ise adeta karanlığa bürünüyor. Sabah erken saatlerde yolu parka düşenlerin ilk rastladığı görüntü ise yığınla çöp oluyor.
“HEPİMİZ BURANIN SAHİBİYİZ”
Çevrede yaşayan halk ise oluşan bu tablodan bir hayli rahatsız. Park içerisinde sokak müzisyenliği yapan Kenan Atay da bu olumsuz duruma karşı çaba sarf eden az sayıda yurttaştan biri. Atay, bugünlerde parkın daha nitelikli hale getirilmesi için bir platform amaçladığını anlattı. Atay, projelerine dair şunları söyledi:
“Ben aynı zamanda sahaf olan, kitapçılık yapan bir insanım. Bununla birlikte müzikle de ilgileniyorum. Bu parka yapmak istediğim işlerin başında; müzisyen arkadaşları bir araya getirip bir platform oluşturup, Kurtuluş Parkı Gönüllüleri adı altında bir kitle yaratmak… Bu park içerisinde çokça boş alan var. Burası Ankara’nın kalbi, oksijen deposu. Burada 7/24 hayat olması gerekirken gece 11’den sonra hayat durma noktasına geliyor, ışıklar kapanıyor. Oysa burada yapılacak çok şey var. Örneğin kültürel ve spor faaliyetleri, konserler, kitap günleri gibi birçok program geliştirilebilir. Bu planlamayı, oluşturacağımız platform içerisinde netleştirip ardından büyükşehir belediyesine öneri halinde sunmayı, burayı daha yaşanır hale getirmeyi amaçlıyoruz. Hepimiz buranın sahibiyiz. Her şeyi de belediyeden beklememek lazım.”
“ORMANLARIMIZ BİZİM İÇİN HAYAT DEMEK”
Kenan Atay, park içerisinde yaşam süren hayvanlara ilişkin de projelerinin olduğunu anlattı. Atay, köpeklerin her koşulda barınabilecekleri uygun ortamların da yapılması gerektiğini belirterek “Köpekler bizim canımız ama buradaki köpeklerin bisikletçilere saldırdıklarını görüyoruz. Bu hayvanların ıslah edilmesi adına park içerisine bir barınak da yapılabilir” dedi.
Atay, park içerisinde çocuklara yönelik inşa edilen trafik alanının da aktif şekilde kullanılması için önerilerinin olduğunu vurgulayarak, “Çocuk trafik alanı var ancak sadece görüntü olarak yer alıyor. Burası aktif hale getirilebilir. Sonuçta bu parkı biz kullanıyoruz ve daha fazla yaşanabilir kılmak adına bir şeyler yapmak istiyoruz. Oksijenimizi tüketmeyelim. Ormanlarımız bizim için hayat demek. O nedenle buraları korumak lazım. Bunun için de bir platform oluşturma çabası içerisindeyiz.”
MÜZİK İÇİN İLHAM VEREN MEKAN!
Sokak müzisyenleri için Kurtuluş Parkı’nın ilham alınan bir mekan olduğunu söyleyen Kenan Atay, sözlerine şöyle devam etti:
“Doğa, her zaman insana ilham verir. Ayrıca doğa, insana her şeyi veriyor. Ben burada ilk müziğe başlarken bir tereddüt de duydum. Ardından aldığım tepkiler beni daha çok bu işe teşvik etti. Bu parka gelemediğim zamanlarda eksik hissettiğim oldu. Çokça olumlu tepkiler aldım ama bunlarla birlikte şikayet edildiğim de oldu. Onlar da sağ olsun ama bizler yine de hayatımızı idame ettirmeye, kazanmaya mecburuz.
Ayrıca burada 24 saat güvenlik olması lazım. Bunu sağladıktan sonra birçok faaliyete de imza atılabilir. Mesela park içerisinde bisiklet turları, kermesler, koşu yarışmaları yapılabilir. İleri zamanda buranın gönüllüleri ile birlikte daha somut projeleri kendi içimizde tartışacağız.”
BEKÇİLERDEN MÜZİK YASAĞI KARARI!
Kenan Atay, park içerisinde görev yapan bekçiler tarafından müzik yasağına maruz kaldığını da anlatarak, “Kötü bir üslupla gelip enstrümanımı toparlamamı söylediler. Görevlerini daha üsluplu şekilde yapabilirler. Eğer birileri müziğimizden şikayetçi oluyorsa tabii ki enstrümanımı kaldırırım ama kötü bir üslupla bunu bize yansıtmamaları lazım” dedi.
PİRHA – Kadınlara gelir desteği amacıyla hayata geçirilen Kadın Emeği Festivali bu yıl 6. kez Başkentlilerle buluşuyor.
Çankaya Belediyesinin kadınlara gelir desteği amacıyla düzenlediği Kadın Emeği Festivali bu yıl 6. kez Başkentlilerle buluşuyor. 7, 8, 9 Temmuz’da Ahlatlıbel’de yapılacak Festival; konser, gösteri ve çocuklar için etkinlikleri kapsıyor.
200 kadının el emeği ürünlerinin satışa sunulacağı festivalde, 3 konser, çocuklar için eğlenceli gösteriler ve etkinliklerle 3 gün boyunca sürecek.
Stantlar 12.00-21.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. 8-9 Temmuz tarihlerinde ise 13.00-17.00 saatleri arasında çocuklara yönelik etkinlikler düzenlenecek.
FESTİVAL TAKVİMİ
Bu yıl 7, 8, 9 Temmuz’da Ahlatlıbel Atatürk Parkı’nda düzenlenecek festivalin konser takvimi ise şöyle:
PİRHA – Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 2 Haziran’da Ankara’da başlıyor. Festival kapsamında çocuklar için film gösterimleri, etkinlikler, atölyeler ve konserler yapılacak.
Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali, çocukların düşlerini çoğaltacak festivalleri gerçekleştirmeye devam ediyor.
Altıncısı düzenlenen festivalde yoksul, göçmen, mülteci vb. çocuk gruplarının yine öncelik taşıyacağı belirtiliyor.
Çocukların özgün tasarım ve yaratım becerilerini ortaya çıkaran sinema ve sanat atölyeleri ile bu kapsamda çocukların sorunlarının ele alındığı hak temelli paneller, çocuklar ve ebeveynler için de film gösterimleri yapıalcak.
Ankara’da gerçekleştirilecek Uluslararası Çocuk Diyarı Film ve Sanat Festivali’nin, 2 Haziran saat 19.00’da Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde açılışı yapılacak.
Açılış programında, kısa film gösterimi, müzik dinletisi ve Çankaya Belediyesi HOY-TUR Halk Dansları Topluluğu gösterisi, Şubadap Çocuk Grubu konseri olacak.
ÇOCUKLARIN KATKILARIYLA HAZIRLANAN FESTİVAL
Her yıl olduğu gibi bu yılki festival de çocukların doğrudan katılım ve katkılarıyla birlikte hazırlandı. Farklı ülkelerden 32 kısa metraj ve 14 uzun metraj film gösterimi, söyleşiler, uzman eğitmen ve sanatçılarca oldukça farklı, zengin ve kendine özgü bir programla hazırlanan atölye ve paneller, bu yıl da yine çocuklarla buluşacak.
Bu yıl festival kapsamında eğitmen ve sanatçıların katılımıyla, 11 farklı atölye ve Afet Sonrası Çocuk Çalışmaları Paneli de yapılacak.
Festival kapanışı ise Meriç Coşar’ın sunumu ile 9 Haziran’da Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde “Taymaz” filminin İranlı Yönetmeni Maryam Asghari’nin katılımı ile kısa film gösteriminin ardından, Özgür Özkan’ın yönetmenliğinde Azra Erhat’ın “Barış” adlı tiyatro oyunu çocuklar tarafından sahnelenecek.
Bütün film gösterimleri, etkinlikler ve atölyeler ücretsiz olacak.
PİRHA – Ankara’da Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi 5 sanatçının birlikte açtığı 5 sergiden oluşan “Müdahil” adlı resim sergisine, Zülfü Livaneli Kültür Merkezi ise “Retrospektif” illüstrasyon sergisine ev sahipliği yapıyor.
Sanatçı Ahu Akkan, Şükrü Aslan, Nadir Baylan, Murat Fırat ve Hikmeti Tabiyeci, Ankara’da ortak sergide buluştu.
Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi 5 sanatçının birlikte açtığı 5 sergiden oluşan “Müdahil” adlı resim sergisine, Zülfü Livaneli Kültür Merkezi ise “Retrospektif” illüstrasyon sergilerine ev sahipliği yapıyor.
2021 yılında “beş sanatçı, beş ayrı bakış, beş yeni noktadan kalkış, beş yolcu, tek yerde bulunuş” diyerek yola çıkmış olan projenin ikinci sergisi, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı.
Farklı disiplinlerde eserler üreten beş ismi bir araya getiren sergi ile sanatçılar; “Bu projeyle sanata alan açmaya, özgürleşmeye, Ankara’nın kültür-sanat yaşantısında farklı bir pencere aralayarak katkı sunmaya, gerçekleştirdiğimiz işlerle kentin hafızasında yer edinmeye gönüllüyüz. Tam da bu sebeple ‘müdahil’ oluyoruz” diyorlar.
6 Ocak’ta açılan sergi, 4 Şubat’a kadar gezilebilecek.
FARKLI BİR SERGİ “RETROSPEKTİF”
Sanatçı Ethem Onur Bilgiç’in “Retrospektif” adlı illüstrasyon sergisi ise Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde sanatseverleri bekliyor. Tiyatro, ajans, dergi ve yayınevleri için içerik ve afiş çalışmaları olan illüstratör ve grafik tasarımcısı sanatçının bu sergisi, Ankara’da ilk olma özelliği taşıyor. Ulusal ve uluslararası festivallere de katılmış olan sanatçının sergisi 30 Ocak’a kadar açık kalacak.
PİRHA – Ankaralılar, yeni yıla sergi, tiyatro, konser ve sempozyumlarla merhaba diyor.
Ankaralılar için birbirinden değerli kültür sanat programları bu hafta görücüye çıkıyor. Sanatseverler 2023’e birbirinden güzel sergi, tiyatro, konser ve sempozyumlarla başlıyor.
İKİ BÜYÜK SERGİ
2023’in ilk etkinleri, 6 Ocak’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’ndeki iki büyük sergiyle başlıyor. İlk ayağı, “Buluşmalar” alt başlığıyla ile 2021’de gerçekleştirilen, ‘5 Sanatçı 5 Sergi’sinin devamı niteliğindeki “Müdahil” sergisi, 6 Ocak – 4 Şubat tarihleri arasında Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Başkentlilerle buluşacak. Farklı türlerde eserler üreten beş sanatçı; Ahi Akkan, Şükrü Aslan, Nadir Baylan, Murat Fırat ve Hikmeti Tabiyeci Çağdaş Sanatlar Merkezinde birbirinden özel eserleriyle sanatseverlerle bir araya gelecek.
Yeni yılın bir diğer önemli sergisinde ise grafik sanatının son dönemdeki en ünlü genç yeteneklerinden biri olan Ethem Onur Bilgiç konuk edilecek. Bilgiç’in sinema ve tiyatro posterleri, kitap kapakları ve iç çizimleri, plak kapakları, dergi kapakları ve kişisel illüstrasyonlarının yer aldığı “Retrospektif” sergisi, 6 -30 Ocak tarihleri arasında Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde sanatseverlerin ilgisine sunulacak.
NAZIM 121 YAŞINDA
Çankaya Belediyesi, Dil Derneği işbirliği ile Nazım Hikmet’in 121. yaşını sempozyum ve açık oturumla kutlamaya hazırlanıyor. “Nazım Hikmet Niçin Ölümsüz” başlıklı etkinlik konserler ve şiir dinletileri ile birlikte 14 Ocak’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Nazım’ın 15 Ocak doğum gününde ise RAN adlı oyun Yılmaz Güney Sahnesi’nde saat 19.30’da izleyici ile buluşacak.
ADALET VE DEMOKRASİ HAFTASI
Bu yıl 30’uncusu düzenlenecek Adalet ve Demokrasi Haftası’nın sloganı “Uğur Mumcu Sesleniyor” olacak.
Adalet ve Demokrasi Haftası Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü 24 Ocak’ta başlayıp Hukukçu ve Siyasetçi Muammer Aksoy’un öldürüldüğü 31 Ocak tarihinde sona erecek. Hafta, 24 Ocak günü Batıkent Uğur Mumcu Park’ında yer alan anıta çelenk bırakma ile başlayacak. Batıkent’teki etkinliğin ardından anma töreni Uğur Mumcu’nun Sokağı’nda devam edecek. Mumlar ve karanfiller ile evinin önünde düzenlenecek anma töreni sonrasında Levent Üzümcü Tiyatrosu’nun sahnelediği ve Uğur Mumcu’yu anlatan “Unutma Bizi” tiyatro oyununu Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde Başkentlilerle buluşacak.
PİRHA – Kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında Ankara’da aralık ayında 9 yeni sergi, 2 önemli film festivali yapılacak.
Ankara’nın bu haftaki kültür sanat takviminde önemli resim sergileri ve film festivalleri yer alıyor.
Aralık ayında 9 yeni sergi, 2 de önemli film festivali Ankaralıları bekliyor.
Aralık ayının ilk sergisi, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Turan Erol Sanat Atölyesi kursiyerlerinin kısa bir süre zarfında yaptığı çizimlerin sergilendiği “Başlangıç” sergisi olacak. 1 Aralık’ta başlayacak karakalem sergisi, 9 Aralık’a kadar açık kalacak.
BİRÇOK SANATÇI BU SERGİDE BİRARADA
Aralık ayının ilk haftasında Çankaya Belediyesi, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği’nin (BRHD) 52. Yıl Büyük Sergisi’ne de ev sahipliği yapacak. 150’den fazla sanatçının eserlerinin yer alacağı sergi 2 Aralık’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde başlayacak. Büyük bir sanat etkinliğine dönüşecek sergi günleri, sanatçıların canlı performansları ve kültür- sanat panelleri ile taçlanacak. Onlarca etkinliği sanatseverlerle buluşturacak sergi, 18 Aralık’a kadar her gün sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
İKİ ÖNEMLİ FİLM FESTİVALİ!
Çankaya Belediyesi, aralık ayında iki önemli film festivaline de ev sahipliği yapacak. Sanatseverler ilk olarak bu yıl 27’ncisi düzenlenecek Gezici Festival’le buluşacak. Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği 27. Gezici Festival, 2-14 Aralık tarihleri arasında yılın heyecan uyandıran yerli ve yabancı yapımlarını Dünya Sineması, Kısa İyidir, Türkiye 2022, Çocuk Filmleri gibi klasikleşen bölümlerinin yanı sıra Tehdit Altında, Özgür Dünya, Kadın Öncüler ve Godard: Aşk ve Ölüm Üzerine başlıkları altında üç kentte izleyicilerle buluşturacak. Festival, 2-8 Aralık’ta Ankara’da, 9-11 Aralık’ta Sinop’ta ve 12-14 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak.
Gezici Festival’in hemen ardından Ankaralılar kısa film günleri ile buluşacak. Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilecek AFSAD Kısa Film Festivali, 16-17-18 Aralık’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda izleyicilerle buluşacak. Festivalde, 2 yıl boyunca ortaya konan ve kurmaca, deneysel, canlandırma ve belgesel olmak üzere dört kategoriden düzenlenen büyük yarışmada dereceye giren filmleri sanatseverlerle buluşacak.
PİRHA – Kastamonu’da onlarca kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinde denize sürüklenen eşyalardan oluşturulan sergi Çankaya Belediyesi Yıldız Hizmet Binasında sergilenecek.
Kastamonu’da görev yapan öğretmen Özge Ozanoğlu tarafından kurulan Günebakan Eğitim Derneği’nin gönüllüleri, oluşturdukları sergi ile afetlere dikkat çekiyor.
Kastamonu’da 11 Ağustos 2021’de yaşanan büyük sel felaketinde denize sürüklenen çok sayıda eşya Günebakan Eğitim Derneği tarafından sergiye dönüştürüldü. Sergide çok sayıda oyuncak ve kişisel eşya yer alıyor.
Afetlere farkındalık oluşturmak ve selde hayatını kaybedenleri hatırlatmak amacıyla oluşturulan sergi 13 Kasım 2022 Pazar günü saat 13.00’te Çankaya Belediyesi Yıldız Hizmet Binası’nda gezilebilecek.