Etiket: çankaya

  • Ankara’da Dünya Çevre Günü’nde ‘Kapımdaki Doğa: Sokak Ağaçları Projesi’ hayata geçirilecek!

    Ankara’da Dünya Çevre Günü’nde ‘Kapımdaki Doğa: Sokak Ağaçları Projesi’ hayata geçirilecek!

    PİRHA – Çankaya Belediyesi ile Bahçelievler Derneği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde ‘Kapımdaki Doğa: Sokak Ağaçları Projesi’ programı düzenleyecek.

    Çankaya Belediyesi ve Bahçelievler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, ağaç varlığının önemini anlatmak ve korumak için Kapımdaki Doğa: Sokak Ağaçları Projesi’ni başlatıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nın 50. yılında, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Bahçelievler’de düzenlenecek “Semt Şenliği” ile başlatılacak proje, sokak ağaçlarının sürdürülebilir yönetimi için gerekli olan Kent Ağaç Atlası veri tabanının oluşturulması ve izlenmesini de kapsayacak.
    Projenin tanıtımının yapılacağı şenlikte gün boyu sürecek konserler, atölyeler, belgesel film gösterimi ve yürüyüş etkinlikleri yer alacak. Birleşmiş Milletler’in desteğiyle gerçekleşen projenin tanıtımının yapılacağı etkinliğin takvimi ise şöyle:

    5 Haziran 2022 Pazar – Bahçelievler Metin Oktay Parkı

    11:30 – 13:30
    Açılış ve Projenin Tanıtımı

    14:30 – 17:00
    Urban Sketchers çizim gösterisi

    Rehberli Sokak Ağaçları Farkındalık Yürüyüşü

    Vegan Atölye

    17:00 – 18:00

    5Evler Grubu Konseri

    18:00 – 18:30

    Urban Sketchers Sunumu

    19:30 – 20:30

    Asfaltın Altında Dereler Var Belgesel Gösterimi ve Söyleşi

    PİRHA/ANKARA

  • Polis, HDP Genel Merkezine girişlere izin vermiyor!

    Polis, HDP Genel Merkezine girişlere izin vermiyor!

    PİRHA – Kolluk güçleri tarafından öğle saatlerinde ablukaya alınan HDP Genel Merkezinin olduğu sokak da girişlere kapatıldı.

    Halkların Demokratik Partisi’ne dönük polis baskısı sürüyor. Öğle saatlerinde parti binasına yönelik başlatılan abluka akşam saatlerinde daha da genişletildi. HDP Genel Merkezinin olduğu Büklüm Sokağına milletvekilleri haricinde girişler yasaklandı.

    HDP’ye destek vermek amacıyla bölgeye gelen yurttaşlar, polis engeliyle karşılaştı. Polislerin ayrıca sokak girişinde GBT sorgulaması yaptığı da görüldü. HDP’ye destek için gelenler, parti binasına giremeyince çevre kafelerde bekleyerek durumu protesto etti.

    Öğle saatlerinde yapılan polis saldırısı sonucu gözaltına alınan 8 kişinin ise serbest bırakıldıkları bilgisi verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da ‘kent ortamında nasıl tarım yapılabileceği’ eğitimi veriliyor

    Ankara’da ‘kent ortamında nasıl tarım yapılabileceği’ eğitimi veriliyor

    PİRHA – Kent ortamında tarım yapabilmek için başlatılan eğitimlere Ankaralılardan büyük ilgi geldi.

    Ankara’nın Çankaya ilçesi, Mutlukent ve Ata mahallelerindeki Kent Tarım Hobi Evleri’nde, kent ortamında nasıl tarım yapılabileceğinin yöntemleri anlatılıyor.

    Çankaya Belediyesi tarafından organize edilen eğitimler Kent Tarım Hobi Evleri’nde devam ediyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği eğitimler Mutlukent ve Ata mahallelerindeki hobi evlerinde sürdürülüyor. Ücretsiz olan eğitimlerde, kent ortamında hobi olarak tarım yapabilmek için gerekli bilgiler veriliyor.

    Sebzelerin bakımı, sebze hastalıkları, aşılama, kompost yapımı, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, yağmur hasadı, budama gibi konularını öğrenen kursiyerler, gül, çalı, asma, domates, biber, salatalık, fasulye, mısır, kabak, kavun, çilek ve marul yetiştiriciliği hakkında da bilgiler alıyorlar.

    Kursiyerler, aldıkları teorik bilgileri eğitimlerin son döneminde kent bostanında pratiğe dönüştürme imkanı da bulacaklar.

    Eğitimler Mutlukent Mahallesi’ndeki Kent Tarım ve Hobi Evinde her Çarşamba 12.30-14.30 saatleri arasında, Ata Mahallesi’ndeki Çankaya Kent Tarım ve Hobi Evinde ise her Perşembe 13.00-14.30 saatleri arasında verilecek. Eğitimler Haziran sonuna dek sürecek.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Füsun’un Kadınları’ sergisi Ankara’da görücüye çıkıyor!

    ‘Füsun’un Kadınları’ sergisi Ankara’da görücüye çıkıyor!

    Seramik sanatçısı Füsun Kavalcı’nın yeni retrospektif sergisi ‘Füsun’un Kadınları’ 26 Şubat- 26 Nisan tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde görücüye çıkıyor.

    Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi seramik sanatçısı Füsun Kavalcı’nın yeni retrospektif sergisi “Füsun’un Kadınları” 26 Şubat’ta Çankaya Belediyesi’nin yeni sanat merkezi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde görücüye çıkacak.

    “Çağlar boyu kadınlardan ben en çok Anadolu kadını olmak isterim” diyerek yola çıktığı yeni çalışmasında kadının toplumdaki yerini sorgulayan Füsun Kavalcı’nın sergisi, 26 Nisan tarihine kadar açık kalacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Bu mahallede geri dönüşümle dayanışma örgütleniyor, öğrencilere burs veriliyor-VİDEO

    Bu mahallede geri dönüşümle dayanışma örgütleniyor, öğrencilere burs veriliyor-VİDEO

    PİRHA- Çankaya Çiğdem Mahallesi’nde bulunan Çiğdem Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği, 25 yıldır mahalle dayanışmasını örgütlüyor. Yurttaşlar, her türlü geri dönüştürülebilecek atığı, evlerinde ayrıştırıp derneğe ulaştırıyor. Elde edilen parayla ise üniversite öğrencilerine burs yardımı yapılıyor.

    Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Çiğdem Mahallesi’nde tam 25 yıldır sıkı bir dayanışma örneği sergileniyor. Çiğdem Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği altında bir araya gelen yurttaşlar, kolektif çalışmalarla daha yaşanılabilir bir semt örneği sunuyor.

    MAHALLELİ İÇİN ÖNCELİK, ÇEVRE DUYARLILIĞI!

    Derneğin başkanlığını yürüten Fatih Fetih Aksoy, “Hem eğitim, hem çevre, hem de dayanışma var” diyerek nasıl başarı sağladıklarını anlatıyor. Aksoy, dernek olarak öncelikle mahallelinin yaşam kalitesini arttırmayı amaçladıklarına işaret ediyor. Fatih Fetih Aksoy, Çiğdem Mahallesi’nde komşuluğu ve dayanışmayı büyütmek için çaba sarf ettiklerini de belirterek çalışmaları hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Çevre başlığı bu çalışmalar içerisinde önemli bir yer tutuyor. Tabii çevre deyince de geri dönüşüm, sıfır atık, çevre kirliliği önemli bir yer tutuyor. Biz 25 yıldır her türlü geri dönüştürülebilecek atığı derneğimizde topluyoruz. Komşularımız, evlerinde ayrıştırıp bize getiriyor. Kağıt, plastik, alüminyum, cam dışında para etmeyen ama çevreyi kirlettiği için ayrı toplanması gereken tehlikeli atıkları da burada topluyoruz. Mesela elektronik atıklar, piller, bitkisel yağlar, atık ilaçlar, röntgen filmleri, ampuller gibi bütün tehlikeli atıkları da burada topluyoruz. Ve bunların hepsini lisanslı firmalara teslim ediyoruz. Bunun dışında paraya dönüştürülebilecek kağıt, plastik gibi ürünleri de gene lisanslı firmalara ücreti karşılığında vererek oradan gelen parayı da eğitim desteği burs fonumuza aktarıyoruz.”

    BELEDİYELERİN YAPAMADIĞINI SEMT DERNEĞİ BAŞARDI!

    Fatih Fetih Aksoy, geri dönüşüm ağı ile her yıl onlarca öğrenciye burs sağlayabildiklerini belirterek “Üniversite öğrencilerine destek vermeye çalışıyoruz. Komşularımızın bu iş için bağışladıkları paralar haricinde burs fonunun bir kalemi de geri dönüşümden gelen gelirler oluyor. Bu sene 35 öğrenciye aylık 250 lira 9 ay boyunca burs veriyoruz” ifadelerini kullandı. Aksoy, geri dönüşümün insan yaşamına nasıl fayda sağlayabileceğine ise şu sözlerle dikkat çekti:

    “Aslında geri dönüşüm, atıklarla ilgili piramidin en son halkası. Aslında atık tüketmemek, tükettiğimiz atığı azaltmak, sonrasında yeniden kullanmak, en son geri dönüştürmek… Bu konuda da komşularımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

    Asıl burada önemli olan, komşularımızın evde ayrıştırıp buraya kendilerinin getiriyor olması. Bu işi belediyeler kendileri topladıkları halde yürütemiyorlar ancak biz bunu komşularımızın duyarlılığını geliştirerek ve dayanışmayı örgütleyerek bu kadar yüksek geri dönüşüm yapabiliyoruz. Çiğdem Mahallesi’ne bu bilince kazandırdık ve 25 yıllık süreçte hiç durmadık, pes etmedik, sürekli kendimizi de yenileyerek ‘sadece para eden plastiği ve kağıdı getirin diğerlerini ne yaparsanız yapın’ demeden her konuda mahalleliye yol gösterici olmaya çalıştık. Bunların içerisinde en önemli konulardan birisi de atık ilaçlar konusu. Atık ilaçları toplayan bir yer yok. Bunların aslında direk imha edilmesi gerekiyor. Bu konuda oldukça yoğun bir çalışma içerisine girdik. Belediyeler bile bununla ilgilenmezken şu anda Ankara’da 200 eczane atık ilaç kumbarasıyla bu ilaçları toplamaya başladı. Yasada bunun yerinin olmasına ve kimsenin yapmamasına rağmen biz yetkilileri zorlayarak bu işe başlamalarını sağladık. Yani yasayı uygulamalarını sağladık diyebilirim.

    ÖĞRENCİLERE EV EŞYASI DESTEĞİ DE SAĞLANIYOR !

    Çiğdem Mahallesi’ndeki dayanışma, özellikle öğrencilerin barınmalarına da büyük katkı sağlıyor. Mahalleli, sağlam olan ev eşyalarını derneğe bırakıyor ve her yıl onlarca üniversite öğrencisi, burada toplanan eşyalar ile ev kurabiliyor.

    Mehmet Fatih Aksoy, yurttaşların, öğrencilerin barınmaları konusunda büyük duyarlılık gösterdiklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bir araştırma sonucunda Türkiye’deki derneklerin ortalama ömrünün 10 yıl olduğu tespit edilmiş. Biz bu sene 25. yılımızı kutladık. Bunun sebeplerinden bir tanesi yerel bir dernek olmamız ve mahalle ile sınırlı kalmamız. Tabii ki en önemlisi de komşuların duyduğu güven. Her şeyimizde şeffaf ve açık olup güven sağladığımız için 25 yıldır bu işi götürebiliyoruz.

    Gençleri de işin içerisine katmaya çalışıyoruz. Öğrenciler de bu işlemin içerisinde önemli yer tutuyor. Üniversite öğrencileri için burs imkanımız burada önemli bir etken. Onun haricinde üniversite öğrencilerine yıllardır burada eşya desteği de sağlıyoruz. Ev kurmayı düşünen, özellikle de ODTÜ’lü öğrenciler, bize mutlaka uğruyor. Burada üniversiteliler ve halk, bir araya gelip bir şeyler yapabiliriz, diye düşünüyoruz.”

    “BELEDİYELERE RAKİP DEĞİL KOLAYLAŞTIRICIYIZ”

    Çiğdem Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Fetih Aksoy, son olarak belediyelere destek çağrısı yaparak şunları aktardı:

    “Belediyeler, bizim gibi semt derneklerini, kendileri için en büyük yardımcı olarak görmeleri gerekirken bunu anlamıyorlar ve bir şekli ile bu tür oluşumları kendilerine rakip gibi görüyorlar. Halbuki biz rakip değil kolaylaştırıcıyız. Mahalleliyle daha güvenilir ilişkilerimiz olduğu için biz, belediyelerle birlikte çalışmaya ve onların bize destek olmalarına çalışıyoruz. Aslında bu tür derneklerin sayısının az olmasının nedenleri de bu. Belediyeler yeterince destek olmuyorlar. Bizim böyle bir mekanda çalışma şansımız olmasaydı belki biz de bu kadar uzun vadeli olmayabilirdik. Onun için bütün belediyelere destek olmaları yönünde çağrıda bulunabilirim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Çankaya’da Halk Konserleri devam ediyor

    Çankaya’da Halk Konserleri devam ediyor

    PİRHA- Çankaya’da ücretsiz olarak düzenlenen “Ekim Konserleri” serisi 15 Ekim’de Zeynep Bastık konseriyle devam edecek.

    Çankaya Belediyesi’nin düzenlediği halk konserleri sürüyor. 15 Ekim’de Zeynep Bastık’ın performans sergileyeceği konser, Çayyolu Arcadium AVM arkasındaki alanda gerçekleşecek. Ücretsiz izlenebilecek konserlerin bir sonraki konuk isimleri ise 16 Ekim’de Kuğulupark’ta İsmail Tunçbilek ve Şenay Lambaoğlu olacak.

    Çankayalılar, 24 Ekim’de ise Cengiz Özkan konseriyle müziğe doyacak. Konser serisinin finali ise 29 Ekim’de olacak. Sanatçı Edip Akbayram, Anıtpark’ta Başkentlilerle buluşacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Mahkeme, Dikmen Vadisi’ni yapılaşmaya açan plan değişikliğine izin vermedi!

    Mahkeme, Dikmen Vadisi’ni yapılaşmaya açan plan değişikliğine izin vermedi!

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Dikmen Vadisi’ndeki yeşil alanların yapılaşmaya açılması konusundaki itirazları yargı mercilerince de haklı görüldü. Ankara 11. İdare Mahkemesi, Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Dikmen Vadisi’nin yeşil alanlarını yapılaşmaya açan plan değişikliklerini yargıya taşımıştı. Ankara 11. İdare Mahkemesi, kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 2019 tarihli kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.

    “KENTİ NEFESSİZ BIRAKACAK PLANLARI YARGIYA TAŞIYORUZ”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Pandemide en büyük ihtiyaç duyduğumuz nefes alanlarımız betona ve ranta kurban edilmek isteniyor. Ankara’da kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı plan değişiklikleriyle vadiler yapılaşmaya açılıyor. Başkent’in tüm doğal ve kültürel varlıklarını korumak için dün olduğu gibi bugün de hukuksal mücadelemizi sürdürüyoruz. Dikmen Vadisi’ni beton duvarlarla çevirecek, vadiler sistemini bitirecek ve kenti nefessiz bırakacak plan değişikliklerini yargıya taşımaya devam ediyoruz. Yargı kararları da verdiğimiz mücadelenin haklılığını ortaya koymaya devam ediyor” diye konuştu.

    Candan, mahkeme gerekçesinde yer alan “Dava konusu plan değişikliğinde planlama alanına gelecek nüfusa uygun olarak sosyal donatı alanının ayrılmadığı, plan notlarında belirsizliklerin yer almasının mevzuata uygun olmadığı, yapılaşmaya yasaklı alanların imara açıldığı, vadi tabanının daraltıldığı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine, imar mevzuatına ve kamu yararı ilkesine uyarlık bulunmamaktadır” ifadelerine dikkat çekti.

    “KAMU YARARINA VE ŞEHİRCİLİK İLKELERİNE AYKIRI”

    Tezcan Karakuş Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilirkişiler de söz konusu planlarda alana getirilen nüfus ve yapı yoğunluğu hususlarında yargı kararlarının gereği yerine getirilmediğini ifade etmiş, bu durumun Dikmen Vadisi’nin sürdürülebilirliği yönünden önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştır. Bilirkişiler, mahkemeye sundukları raporda ‘Ankara’nın önemli hava koridorlarından biri olan Dikmen Vadisi’nin detaylı analizler yapılmaksızın yapılaşmaya açılması; raporda yer alması gereken plan nüfusu, yoğunluklar, vb. temel planlama bilgilerinin açık olmaması ve plan notlarında yer alan yapılaşmaya yönelik belirsizlikler ilgili mevzuata, planlama ilke ve esaslarına aykırıdır. Ayrıca, vadinin kentsel yeşil sistemin bir parçası olarak değerlendirilmesine engel olacak yapılaşma koşulları getirilmesinin ve vadinin doğal değerlerini koruma kullanma dengesi içinde ele alınmamasının kamu yararına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırıdır’ diyerek, vadi yamaçlarına yapılaşmanın yanlışlığına işaret etmişlerdir.

    Ankara vadilerini kaybediyor. Başkent’in nefesini kesmelerine ve rant vadilerine geçit vermeyeceğiz. Özellikle İmrahor, Şirindere, Hacıkadın, Zir, Dikmen, Kıbrıs, Büyükesat vadilerindeki plan değişiklikleriyle bir rant organizasyonu söz konusu, bir dolu yapılaşma ile vadiler sistemini bozdular. Yapılaşma yasaklı bölgeleri imara açmak ciddi felaketleri de beraberinde getirmektedir. Bunun örneklerini pek çok kez yaşadık. Bilime ve tekniğe aykırı plan değişikliklerinde ısrar etmek akla ziyan bir durumdur. Coğrafyanın yol göstericiliğinde Ankara’nın vadiler sistemi ve ekolojik dengesi korunmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Lokantasında ‘Alevi geleneği’ diyerek her çarşamba ücretsiz kuru fasülye ikram ediyor-VİDEO

    Lokantasında ‘Alevi geleneği’ diyerek her çarşamba ücretsiz kuru fasülye ikram ediyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 1973 yılında açılan ‘Ayaküstü’ isimli lokantada “Bektaşi geleneği” denilerek her çarşamba gelen misafirlere ücretsiz kuru fasulye menüsü ikram ediliyor. İşletme sahibi Metin Özat, “Bizler bölüşmeyi severiz. Alevi inancındaki lokma geleneğini bu şekilde devam ettiriyoruz” diyerek işletmesinin tarihçesini anlattı.

    Ankara’nın bir zamanlar en hareketli bölgesi olan Sakarya Caddesi civarı bugünlerde tam tersi bir görünüme bürünmüş durumda. Üniversite öğrencileriyle bütünleşen birçok mekan, bugünlerde ya kapalı ya da hiç misafiri yok.

    Kürtçe ve Türkçe ezgilerin birçok değerli isim tarafından seslendirildiği o kafe-bar ya da restaurantlar ise bugün ilginç bir şekilde pavyonlara dönüşmüş halde.

    “BURALAR İHTİLAL YILLARINDA DAHİ DAHA GÜZELDİ”

    Sakarya Caddesi civarında ayakta kalabilen nadir birkaç esnaftan biri de Metin Özat. İnkılâp Sokak’taki ‘Ayaküstü’ isimli lokantanın sahibi olan Özat, işletmesini 1973 yılında açmış. Aslen Sivaslı olan Özat, 1965 yılından beri Ankara’da iş hayatının içerisinde olduğunu anlattı. Geçmişe dair özlemini “Buralar, 1980 darbe döneminde dahi daha güzeldi” diyerek özetleyen Özat, işletmesini kurduğu süreci şu sözlerle aktardı:

    “Ankara’ya fakir bir ailenin çocuğu olarak geldim. İlk işim kırtasiyecilikti. Yıllar sonra Sakarya Caddesi’nde dönercilik yapmaya başladım. Sonrasında bulunduğumuz İnkılap sokağa geldim. O yıllarda bu sokakta kimseler yoktu. 1974 yılında bir gün Tekel bira fabrikasının müdürü gelerek ‘Burada bira satmanı sağlayalım’ dedi. Fakat biz henüz bira içmeyi bilmezken birayı nasıl satacağız diye müdüre sordum. Bir ekip gelerek buraya kurulum yaptı. O yıllarda burada hiç lokanta dahi yoktu. Tabi o zamanki yapı çok farklıydı; bugünkü gibi de değildi. Buraya gelenler çok farklı kişiliğe sahipti. Ankara’nın bürokratları, sinema ve tiyatro sanatçılarının birçoğu buradaydı. Dükkanı açtığımızda akşam üzerleri miting alanı gibi oluyordu. İşten çıkan insanlar direk buraya geliyordu. Yani o günler çok daha farklıydı.”

    BARLAR SOKAĞINA MESCİT!

    İşletmeci Metin Özat’ın yakındığı bir konu da alkollü içeceklere olan algının değişmesiydi. “Geçmişte alkol tüketimi bugünkü gibi ‘lanetli’ görülmüyordu. Bugün alkollü içeceklere lanetli gözüyle bakanların hepsi o günlerde burada içki tüketiyorlardı” diyen Özat, ‘Ayaküstü’ isimli lokantasını açtıktan sonra civardaki sokaklarda yaşanan değişimi şu sözlerle anlattı:

    “İçkili mekan olarak ilk bizdik ve diğer arkadaşlar da mekanlarını değiştirerek bu yaptığımız işe döndü. İyi de oldu ve çok da güzel günler yaşandı burada. Ta ki 2000’li yıllara kadar. 2000’li yıllardan sonra her şey değişti. İnsanlar buradan kaçtı. Hükümetin çokça baskısı oldu. Tabii Çankaya Belediyesi’ni yönetenlerin de bu konuda büyük kabahatleri var. Buranın güzelleşmesi için yerel yönetim hiçbir şey yapmadı. Ankara’nın ve Türkiye’nin en büyük ilçesi Çankaya. Burası neden bir Eskişehir olmasın? Neden hafta sonları buraya turistler gelmesin?

    İktidarın dolaylı yoldan çok büyük baskıları oldu. Ruhsat konusunda sıkıntılar çıkarttılar. Örneğin insanlar artık dükkanlarını devredemiyor. Devir etmeleri durumunda içki ruhsatı tekrar alınamıyor. Farkında olunmadan buralara mescitler yapıldı. O mescitleri bir süre sonra cami saydılar. İçki ruhsatı isteyen kişilere mescide olan mesafe gerekçe gösterilerek olumsuz cevap verildi. Halbuki biz burada varken o mescitler yapıldı!”

    BU İŞLETMEDE PATRON-İŞÇİ İLİŞKİSİ YOK!

    Ayaküstü lokantasında 15 işçinin çalıştığını söyleyen Metin Özat, pandemi sürecinde işler kötü gitse de yine de aynı sayıyı koruduklarını söyledi. Çalışanları ile uzun yıllardır birlikte iş yürüttüklerini anlatan Özat, “Her bir işçinin sorumlulukları var. Bu aralar kazancımız düşmesine rağmen sayımızı korumaya çalışıyoruz. Fakat bu birlikteliği diğer arkadaşlar yapamıyor. Çünkü kiralar çok yüksek. Bizim avantajımız kendi mülkümüz olması. Burası bir tür aile gibidir. Patron-işçi ilişkisi yok. Beraber çalışır beraber yeriz” ifadelerini kullandı.

    “LOKMA KÜLTÜRÜNÜ BİR ŞEKİLDE DEVAM ETTİRİYORUZ”

    Metin Özat’ın işletmesinin en büyük özelliği ise uzun yıllardır her çarşamba ücretsiz kuru fasulye pilav servisinin yapılıyor olması. Yaptığı hizmeti “Alevi geleneği” diye özetleyen Özat şunları söyledi:

    “Bu gelenek bizim Bektaşi kültüründe var. Bizler bölüşmeyi, paylaşmayı severiz. Bu nedenle yıllar evvel kuru fasulye geleneği başlattık. Yaklaşık 30 yıldır da bu gelenek devam ediyor. Amacınız; buradan gelip geçen, bizleri tanıyan tanımayan herkes gelsin ve çarşamba günleri burada yemeğimizi yesin. İnsanların zor zamanları olabiliyor. Zor günlerde bizim yanımızda olan insanlar da oldu, şimdi de o insanların zorda olabileceğini düşünüyorum ve gelip burada bir yemeğimizi yemelerini istiyorum. Bizim Alevi geleneğinde olan lokma kültürünü bir şekilde devam ettiriyoruz. Buyursunlar gelsin misafirimiz olsunlar. Bu Alevi geleneğini devam ettireceğiz”

    “KİMLERİN BİZE KOMŞULUK YAPTIĞINI SÖYLEMEK DAHİ İSTEMİYORUM”

    Metin Özat’ın Sakarya Caddesi civarındaki değişim konusunda esnaf ve yerel yönetimin bir takım sorumluluklarına da işaret etti. Özat, “İşletmeciler, daha düzgün hizmet etmeyi kendilerine görev edinmeli” diyerek şunları ekledi:

    “İlk başta Belediye Başkanı Alper Taşdelen’i buralarda görmek isteriz. Esnafı gezip durumunu sormuyor. Örneğin belediye başkanı olan babası Doğan Taşdelen daima bu sokaklarda bizimleydi. 12 aya yakın bizler kapalı kaldık. Belediye başkanının gelip bir hal hatır sormasını bekledik. Zaten sokakların hali ortada. Dükkanlarımızın önüne siyah asfalt döküldü ve senede 2 defa da bu asfaltı boyuyorlar. Sokakların bakım hakkı bu mudur?

    Örneğin karşımızdaki işletme kapandı. Belediye, hiç merak edip burası neden kapandı diye sordu mu? Buralara sadece ‘insanlar bir şeyler satıp kazanıyor’ diye bakmamalı. Buranın bir geçmişi, tarihi var. Bu sokaklardan kimler geldi geçti… Birçok değerli isim bizim komşumuzdu. Şimdi ise kimlerin bize komşuluk yaptığını söylemek dahi istemiyorum.

    Pavyonların bizlere çok büyük zararları var. Bunu belediyeye de anlattık. Ve bu pavyonların hiçbirisinin doğru düzgün ruhsatları yok. Yangın çıkış kapıları yok. Olacak iş değil. Bu ruhsatsız yerler için belediyeye, ‘gelin bakın’ diyoruz ama ciddiye almıyorlar. Ayrıca buralarda sahte rakı satıldığını da söylüyoruz fakat onu da umursamıyorlar. Bütün usülsüzlükler sanki birilerinin eliyle buraya taşınıyor. Burayı kötü gösteriyorlar.”

    “BURALARI ESKİSİ GİBİ RENKLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    Sakarya Caddesi esnafının her gün müşteri kaybettiğini söyleyen Metin Özat, bunun öncelikli sebebinin ekonomik gidişat olduğuna vurgu yaptı. Pavyon kültürünün Sakarya Caddesi’ndeki değişime olumsuz yansıdığını anlatan Özat şu cümlelerle devam etti:

    “Buraları güzelleştirmek için müzisyenlerin sokakta keman çalmasını istiyoruz ancak karşılığı yok. Buraları eskisi gibi renklendirmek istiyoruz. Örneğin dükkanlarımızın önüne masa koyduğumuz zaman polisin görevi olmamasına rağmen gelip kaldırıyor. Korku devleti olduğumuz için biz de mecburen o masaları kaldırıyoruz. Ama biz yine de her halukarda Çarşamba günleri lokma geleneğimize devam edeceğiz. Bizi tanıyan tanımayan herkese kapımız açık.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankara’da ihmal ve denetimsizlik sonucu faciaya ramak kaldı!

    Ankara’da ihmal ve denetimsizlik sonucu faciaya ramak kaldı!

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Çankaya’da bir apartmanın temel kazım sürecinde yaşanan kayma sebebiyle 15 binanın tahliye edildiği bölgede inceleme yaptı. Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu “Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur” tespitinde bulundu.

     

    Çankaya İlçesi İleri Mahallesi Mektep Sokak’ta inşaat çalışmaları sırasında 8 katlı Açelya Apartmanı’nın temelinde kayma meydana geldi. Facianın eşiğinden kıl payı dönüldü. Çökme tehlikesi olan Bahar Apartmanı ve Altay Sokak ile Mektep Sokak’ta bulunan 15 bina tahliye edildi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu, faciadan dönülen bölgeye giderek inceleme yaptı.

    “YAŞANAN YANLIŞ KENTLEŞME VE PLANLAMA SÜRECİNİN BİR SONUCUDUR”

    Kıbrıs Caddesi Altay Sokak’taki hafriyat sırasında istinat duvarının yıkılması ile binalarda yaşanan kaymanın olduğu alanda yapılan ilk incelemeler sonucunda şu konulara dikkat çekildi:

    “Hafriyat çalışmaları sırasında istinat duvarının çökmesi ile Altay Sokak’ta bulunan binanın temelleri açığa çıkarak kaymaya neden olmuştur.

    Mektep Sokak ile Altay Sokak arasındaki kot farkı yaklaşık 25 metredir, yani 8 kattır. Ankara’nın topoğrafyasında bir yanda İncesu Tepesi öte yanda 50. yıl Tepesinin bulunduğu İncesu Deresi’ne doğru inen dik yamaçların yer aldığı vadi alanında yıllara sair şekilde yapılan planlar sonucu ağaçlandırılması gereken yamaçlar doldurularak yapılaşmaya açılmıştır.

    Altay Sokak ile Mektep Sokak arasında yaya ulaşımı yaklaşık 180 basamaklık dik merdivenle yapılmaktadır. Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur.

    Öte yandan 8139 ada 12 parsel için inşaat ruhsatı 19 Mart 2021 tarihinde alınmış, yerinde yapılan incelemede Yapı Denetim Kuruluşu yetkilisinin inşaata başlamak için yer teslimi yapmadığı bilgisi bizzat verilmiştir.

    Yapı denetim kuruluşu tarafından inşa çalışmalarına başlanır diye yer teslimi yapılmadan müteahhit firmanın işe başlaması mevzuata aykırıdır. Böylesine riskli bir alanda özel yapı ve çevre güvenliği önlemlerinin alınarak, yıkım hafriyat ya da yapım işlerinin yapılması ve inşa faaliyetleri başlamadan günler öncesinden çevre halkının uyarılması gerekir. Yapılan görüşmelerde böyle bir uyarının yapılmadığı tespit edilmiştir. Semt sakinlerinin asfaltta açılma olmasından kaynaklı müteahhitle görüştüklerini ancak müteahhidin ‘Kendi arsam istediğim gibi kazı yaparım’ dediği ifade edilmiştir.

    Risk altındaki binalar boşaltılmış, kayan yapının yıkım süreci başlatılmıştır. Alanın kentsel dönüşüm alanı ya da riskli alan ilan edilmesinin gündemde olduğu dile getirilmiştir.”

    “SORUMLULARIN CEZALANDIRILMALI, AİLELERİN BARINMA İHTİYAÇLARI KARŞILANMALIDIR”

    İnceleme ve tespit sonrası Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Meslek odaları olarak defalarca kez uyardığımız, ağaçlandırılması gereken alanların, vadilerin yıllar içerisinde yapılaşmaya açılması, denetimsiz inşa faaliyetleri ve rant hırsı ile meslek etiğinin ihmali sonucu faciaya ramak kalan bir süreç yaşanmıştır. Can kaybının olmaması sevindiricidir. Süreci yakından takip ediyoruz, sorumluların cezalandırılmasını, ailelerin nitelikli mimarlık, sağlıklı kentsel planlama sağlanarak barınma ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Şantiye şefliği, deprem ve iş cinayetlerini nasıl önler? Mühendis Özer Akkuş cevapladı-VİDEO

    Şantiye şefliği, deprem ve iş cinayetlerini nasıl önler? Mühendis Özer Akkuş cevapladı-VİDEO

    PİRHA- İnşaat Mühendisleri Odası, şantiye şefliğinin önemine dikkat çekmek amacıyla kampanya başlattı. İMO yönetiminden Özer Akkuş, konut sektörünün %70’inin mühendislik hizmetlerinden faydalanmadığını belirterek “Yönetmelikte olan şantiye şefliği sadece kağıt üzerinde var. Bizim gibi ülkeler için yapı güvenliği asli bir sorun. Çünkü topraklarımızın %93’ü aktif deprem hattı üzerinde” uyarısında bulundu.

    İnşaat Mühendisleri Odası’nın (İMO) “Her şantiyeye bir şef, bir şantiyede bir şef” kampanyası sürüyor.

    İMO Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Özer Akkuş, şantiye şefliğinin önemi ile yürüttükleri kampanya hakkında bilgi verdi. Şantiye şefliğinin ‘hayat kurtarıcı’ niteliği olduğunu anlatan Özer Akkuş, “Ülkemiz bir deprem ülkesi. Hatta topraklarının %93’ü aktif deprem hattı üzerinde” diyerek şu uyarıda bulundu:

    “Neticede bizim gibi ülkeler için yapı güvenliği asli bir sorun. Yapı güvenliğinin sağlanabilmesi için de özellikle yeni yapılarda mühendislik hizmetlerinin mümkün olabildiğince üst düzey olarak uygulanması gerekir. Özellikle konut sektörü açısından Türkiye çok sorunlu bir ülke. Mühendislik hizmetlerinden neredeyse konut sektörünün %70’i faydalanmıyor diyebiliriz.”

    “ŞANTİYE ŞEFLİĞİ SADECE KAĞIT ÜZERİNDE VAR”

    Özer Akkuş, konut üretim sürecinin üç aşaması olan; proje hizmetleri, inşaat yönetimi ve denetim konuları üzerinde durarak şantiye şefliği yönetmeliğine aykırı uygulamaları aktardı. “İşler yönetmenlikte ifade edildiği gibi hayata geçmiyor” diyen Akkuş’un anlatımları şöyle:

    “Örneğin Ankara’da şantiye şefisiniz. Bir şantiyemiz Keçiören’de, bir şantiyemiz Yenimahalle‘de, bir şantiyemiz Sincan’da, bir şantiyemiz ise Çankaya’da. Bunun uygulanabilmesi mümkün değil. Mümkün olmadığı için de yönetmelikte var olan şantiye şefliği sadece kağıt üzerinde var oluyor. Bunun tek bir çözümü var oda istisnai durumlar hariç şantiye şefliğinin tam zamanlı olması. İnsanların barındıkları yerlerin gerçekten teknik ve yeterli insanlar tarafından üretiliyor yönetiliyor olmasının sağlanmasıdır.

    ŞANTİYE ŞEFLERİNİN İŞ KAZALARINDAKİ ÖNLEYİCİ ROLÜ NEDİR?

    Özer Akkuş, şantiye şeflerinin işin tekniğine uygun biçimde üretim yapıp iş sağlığı ve iş güvenliğini sağlamakla görevli olduğuna da vurgu yaptı. Akkuş, şantiye şefliğinin doğru uygulanması durumunda iş cinayetlerindeki değişime ise şu sözlerle cevap verdi:

    “İstatistik olarak Türkiye, Avrupa’da iş cinayetleri konusunda birinci sırada. Dünyada ise üçüncü sıradayız. İş kazalarındaki oranlara baktığımız zaman inşaat sektörü üçüncü sırada. Şantiye şefi şu demek: İş yerinin temsilcisi, önlemleri alması gereken, sorumlulukları olan kişi.

    Örneğin bir şantiyede şantiye şefi yoksa buradaki kuralsızlığı önlemeniz mümkün değil. İnşaat alanında bir şantiye şefi olmasının elbette ki çok ciddi etkisi olacaktır. Çünkü şantiye şeflerinin yasal sorumlulukları var. İş sağlığı ve iş güvenliği konusunda bu sorumlulukları yerine getirmekle görevli.”

    GENÇ MÜHENDİSLERİN % 40’I İŞSİZ!

    Özer Akkuş, mühendislerin ücret karşılığı diplomalarını “kiraya verme” durumuna da değinerek “Şantiye şefliği sadece kağıt üzerinde kalıyor. Bunu söylemekten hoşnut olmuyorum ama imza karşılığı yapılmış oluyor. Burada şantiye şefliğini imza karşılığı yapanları mı suçlamalı yoksa bir ahlaki tartışma mı yürütmemiz gerekiyor ya da böyle olmasını sağlayan koşulları mı eleştirmemiz gerekiyor, önemli bir tartışma” ifadelerini kullandı.

    Özer Akkuş, inşaat mühendisliğindeki genç işsizlik oranının % 40 civarında olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Bu şartlar altında arkadaşları da suçlayamayız. Onları bu duruma mecbur bırakanların sorumlu olduğunu ifade edebilirim. İnsanlar neticede bu konuda eğitim almışlar.

    Yap-sat müteahhitliği diyebileceğimiz müteahhitler tarafından şantiye şefliğinin tam zamanlı olması ekstra bir artı masraf olabilir. Ama bir taraftan insan kayıplarını, şantiyenin doğru organize edilmesini, malzeme-makine kaynaklarının doğru kullanılmasını düşünürseniz aslında ülkemizdeki maliyeti şu andaki durumdan çok çok daha iyi.”

    “SORUMLULUK MEVZUATI ÇIKARAN KURUMLARDA”

    Şantiye şefliğinin önemi konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili birimleri ile görüşmeler yaptıklarını da anlatan Özer Akkuş, konuyu Meclis gündemine de taşıyacaklarını söyledi. Akkuş, İMO olarak inşaat üretiminin sorunlarını dile getirip çözüm önerileri üretmekle mükellef olduklarını belirterek şunları kaydetti:

    “Bizler meslektaşlarımızın durumuna, işsizlik sayılarına hakimiz. Çok kötü şartlarda, güvencesiz koşullarda çalıştıklarını biliyoruz. Ama bunlara rağmen ücret karşılığı imza atma riskine girmeye gerek yok. Her şeyden önemlisi insan sağlığı ve mesleğinizi doğru bir şekilde yapabilmeniz. Ama şunu da ifade edeyim; durumun böyle olmasının sorumlusu diploması olan mühendisler, mimarlar, teknikerler değil. Bu durumu yaratan aslında yönetmelikler ve mevzuatlar. Sorumluluk aslında bu mevzuatı çıkaran kurumlarda.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’li belediyeler kira alacaklarını erteliyor

    CHP’li belediyeler kira alacaklarını erteliyor

    PİRHA- İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Ankara Çankaya Belediyesi koronavirüs nedeniyle kira alacaklarını ertelediklerini duyurdu.

    Pandemi nedeniyle ekonomik darlık çeken esnafa belediyelerden yardım geldi. Kira alacaklarını üç ay ertelediğini duyuran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Esnafımızın yanındayız” dedi.

    Tunç Soyer, belediye kiracısı olan esnafın aralık, ocak ve şubat ayı kiralarını ertelediklerini açıkladı.

    Kararı sosyal medya hesabından paylaşan Tunç Soyer, “Koronavirüs’le mücadele kapsamındaki yeni önlemler nedeniyle belediyemizin kiracısı esnaf da sıkıntılı günler yaşıyor. İsteyen kiracılarımızın aralık, ocak, şubat kiralarını erteleme kararı aldık. İnşallah bu günleri birlikte aşacağız. Esnafımızın da yanındayız” dedi.

    Kira erteleme kararı alan bir diğer isim de Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen oldu. “Esnafımızın yanındayız” diyen Taşdelen, “Belediyemizin kiracısı olan ve pandemi nedeniyle kapalı olan işletmelerin kira ödemelerini erteliyoruz. Zor günleri birlikte aşacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 14. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Ankara’da başlıyor

    14. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Ankara’da başlıyor

    PİRHA – Türkiye’de 2006 yılından itibaren her yıl düzenlenen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bugün başlıyor.

    Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 14. yılında Ankara’da başlıyor. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecek etkinlikle açılacak festivalde bu yıl 74 film sanatseverlerle buluşacak. 8 Mayıs’a kadar sürecek festivalde Japonya’dan Çıplak Ada (Hadaka No Shima), Meksika’dan Umudun Mutfağı (La Cocina de Las Patronas), Arjantin’den Mart (Marzo), İspanya’dan Görünmez El (La Mano Invisible), Ken Loach’ın yönetmeni olduğu Mclibel Türkiye’de ilk defa gösterilecek filmlerden bazıları olacak.

    PİRHA / ANKARA