Etiket: cantv

  • DAKB’den Ezgi Soysal açıklaması: Devlet önce kadınları sonra gazetecileri korumak zorundadır

    DAKB’den Ezgi Soysal açıklaması: Devlet önce kadınları sonra gazetecileri korumak zorundadır

    PİRHA – Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Devlet önce kadınları, sonra gazetecileri korumak zorundadır” başlıklı açıklamada, Soysal’a yönelik yıllardır süren sistematik şiddet ve 28 Ekim gecesi gerçekleştirilen organize saldırı kınanarak, “Devletin suskunluğu, suç ortaklığıdır” denildi.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik saldırıya ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Biz Demokratik Alevi Kadınlar Birliği olarak, Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik yıllardır süren sistematik şiddeti ve 28 Ekim gecesi gerçekleştirilen organize saldırıyı öfke, acı ve isyanla karşılıyoruz.

    Ezgi Soysal, Ataşehir Kayışdağı Mahallesi’nde komşuları tarafından yaklaşık dört yıldır sistematik taciz, tehdit ve fiziksel şiddete maruz kaldığını söylemiştir.
    Bu süreçte evinin çevresi kirletilmiş, arabasına zarar verilmiş, ailesi tehdit edilmiş; defalarca karakola, belediyeye ve savcılıklara başvurmasına rağmen devletin hiçbir kurumu görevini yerine getirmemiştir.
    Son olarak, 28 Ekim gecesi on kişilik bir grubun saldırısına uğrayan Ezgi Soysal, ölüm tehlikesi atlatmış, hastaneye kaldırılmış, ancak saldırganlar hâlâ serbesttir.

    Bu olay, yalnızca bireysel bir şiddet değil; devletin cezasızlık politikasıyla beslenen sistematik bir kadın düşmanlığıdır.

    Ezgi Soysal, sadece bir gazeteci değildir. O, Alevi bir kadın, hakikatin sözcüsü, halkın sesi, emekçi bir candır.
    Ona yönelen saldırı, kadınlara, Alevilere, hakikate ve özgür basına yönelmiştir.
    Devletin suskunluğu, faillerin cesareti olmuştur. Bu suskunluk, suç ortaklığıdır.

    Biz Alevi kadınlar, Rızalık Yolunun talipleri olarak zulme rıza göstermeyiz.
    Kadınlar ölürken, hakikat susturulurken devletin sessizliği, adaletin inkârıdır.

    Devleti ve yargı makamlarını göreve çağırıyoruz:
    Faili değil, mağduru koruyun!

    Cezasızlık zırhı kırılmadan bu ülkede adalet kurulamaz.

    Ezgi Soysal yalnız değildir!
    Yaşasın Kadın Dayanışması.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Can TV spikeri Ezgi Soysal’a sistematik şiddet: “Adalet istiyorum”
    Ezgi Soysal dövülürken adalet nereye bakıyordu?
    Gazeteci Ezgi Soysal’a saldırı Meclis gündemine taşındı!

  • Gazeteci Ezgi Soysal’a saldırı Meclis gündemine taşındı!

    Gazeteci Ezgi Soysal’a saldırı Meclis gündemine taşındı!

    PİRHA- Gazeteci Ezgi Soysal’a saldırıyı Meclis gündemine taşıyan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ” Ezgi Soysal’ın defalarca başvurduğu CİMER, belediye ve karakol kayıtlarında hangi işlemler yapılmıştır? Başvurular neden sonuçsuz bırakılmıştır?” diye sordu.

    CAN TV haber spikeri Ezgi Soysal, üç yılı aşkın süredir aynı mahallede oturduğu komşuları tarafından sistematik şiddete, tacize ve tehdide maruz kalıyor. Defalarca CİMER’e, belediyeye ve karakola başvuran Soysal, hiçbir koruyucu tedbirin alınmadığını söyleyerek, “Can güvenliğim yok. Adalet yerini bulmadığı için bugün neredeyse öldürülüyordum” dedi.

    CAN TV haber spikeri Ezgi Soysal’ın, yaklaşık dört yıldır aynı mahallede oturduğu komşuları tarafından sistematik biçimde tehdit, taciz ve fiziksel saldırılara uğramasını DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis’e soru önergesi verdi.

    “TOPLUMSAL ADALET DUYGUSUNU DERİN BİÇİMDE ZEDELEMEKTEDİR”

    CAN TV haber spikeri Ezgi Soysal’ın, CİMER’e, belediyelere ve emniyete defalarca başvurmasına rağmen hiçbir koruyucu veya önleyici tedbirin alınmadığını, defalarca karakoldan geri çevrildiğini belirten Fırat, şunları ifade etti:

    “Ocak ayında üç kadın tarafından saldırıya uğrayarak parmağı kırılmış, son olarak 28 Ekim 2025 tarihinde evinin önünde on kişilik bir grubun organize saldırısına uğramıştır. Saldırı anında kafasına ve vücuduna defalarca tekmelerle darbe alarak küfürlere maruz kalmış, Iphone XR telefonu zarar görmüş, airpods pro 3 kablosuz kulaklığı kaybolmuş ve tespit edebildiği kadarıyla Erciyes apartmanında oturan Rahime ÖZCAN ve Betül ÖZCAN ile birlikte yaklaşık on kişilik başka kadın-erkek ve çocukların saldırısı sonucunda hayatını kaybetme riski yaşamıştır.

    Gazeteci Soysal, “Adalet yerini bulmadığı için neredeyse öldürülüyordum, can güvenliğim yok” sözleriyle yaşadığı cezasızlık ortamını kamuoyuna duyurmuştur. Ancak tüm bu saldırılara rağmen saldırganlar hakkında herhangi bir gözaltı ya da yargısal işlem yapılmadığı, kamera kayıtlarının dahi incelenmediği ifade edilmektedir. Bu olay, sadece bir “komşu kavgası” değil, kadın gazetecilere, basın özgürlüğüne ve muhalif seslere yönelmiş sistematik şiddetin bir yansımasıdır.

    Gazetecilik mesleği, bu ülkede ağır bedellerle var olmaya devam etmektedir. Hasan Fehmi’nin öldürüldüğü 1909 yılından bu yana 116 yılda son olarak İstanbul’da gazeteci Hakan Tosun’un dövülerek katledilmesi ile birlikte en az 68 gazeteci benzer biçimde saldırıya uğrayarak, bombalarla ya da kurşunlarla yaşamını yitirmiştir. Basın özgürlüğü, demokratik toplumların temel direğidir. Ancak Türkiye’de gazetecilere yönelik şiddet olayları artarken, faillerin korunması, soruşturmaların geciktirilmesi ve koruma tedbirlerinin uygulanmaması toplumsal adalet duygusunu derin biçimde zedelemektedir.”

    Celal Fırat, Meclis Başkanlığı’nın yanıtlaması istemiyle, şu soruları yöneltti:

    “1. Gazeteci Ezgi Soysal’ın 2025 yılı Ocak, Nisan ve Ekim aylarında yaşadığı saldırılar hakkında emniyet birimleri tarafından herhangi bir gözaltı veya ifadeye çağırma işlemi yapılmış mıdır?

    2. Saldırılara ilişkin hazırlık soruşturması başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi aşamadadır?

    3. Ezgi Soysal’ın defalarca başvurduğu CİMER, belediye ve karakol kayıtlarında hangi işlemler yapılmıştır? Başvurular neden sonuçsuz bırakılmıştır?

    4. Saldırıların yaşandığı bölgedeki güvenlik kamerası kayıtları incelenmiş midir? İncelenmediyse neden?

    5. 27 Ekim’de İçerenköy Polis Karakolu’na giden gazeteci Soysal’ın iki kez kapıdan geri çevrildiği iddiası doğru mudur? Bu konuda herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?

    6. Ezgi Soysal ve ailesi için koruma tedbiri alınması yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır?

    7. Gazetecilerin güvenliğini sağlamak amacıyla İçişleri Bakanlığı’nın özel bir izleme veya koruma mekanizması oluşturma yönünde bir çalışması bulunmakta mıdır?

    8. Basın özgürlüğü ve ifade hakkının korunması için gazetecilere yönelik şiddet vakalarında etkin soruşturma zorunluluğunun tüm emniyet birimlerine hatırlatılması yönünde genel bir talimat gönderilmiş midir?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Can TV spikeri Ezgi Soysal’a sistematik şiddet: “Adalet istiyorum”
    Ezgi Soysal dövülürken adalet nereye bakıyordu?

     

  • CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Hakk’a yürüdü

    CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Hakk’a yürüdü

    PİRHA- CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü.

    CanTV’de program yapan Ali Sizer’in 21 yaşındaki oğlu Hüseyin Cem Sizer geçirdiği kalp krizi sonucu tedavi gördüğü Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü. Hüseyin Cem Sizer bugün Yarmakaya (Çakal) Köyü’ne sırlandı.

    Sizer Ailesi Ahmet Tohumcu Taziye Evi’nde taziyeleri kabul edecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu: Aleviler ‘Çözüm sürecini önemsiyoruz, süreçte biz de yer almak istiyoruz’ demeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Aleviler ‘Çözüm sürecini önemsiyoruz, süreçte biz de yer almak istiyoruz’ demeli-VİDEO

    PİRHA – CAN TV’de yayınlanan ‘Candan Bakış’ programında, Kürt sorununun çözümüne dair konuşan Ali Kenanoğlu, toplumsal kesimlerin tamamının inisiyatif alması gerektiğini belirterek, “Aleviler de sürece dahil olmalı” dedi. Veli Haydar Güleç ise “Devleti çözüme zorlamak gibi bir hedefin olması lazım” dedi.

    CAN TV’de yayınlanan Veli Haydar Güleç ve Ali Kenanoğlu’nun hazırlayıp sunduğu ‘Candan Bakış’ programında, Kürt sorununun çözümüne dair toplumsal kesimlerin inisiyatif alması gerektiği vurgulandı.

    “DEVLETİ ÇÖZÜME ZORLAMAK LAZIM”

    Veli Haydar Güleç, çözüm sürecinin toplumsal bir baskıyla yeni bir sürece evrilebileceğine değinerek ciddi bir baskıya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Güleç, “Neyi istediğini bilen, birlikte yürüyebileceğini bilen geniş bir toplumsal mutabakata ihtiyaç var. Aleviler üzerinden tartışırken de tam da bu sorunu tartışmak gerekiyor. Neden herkes bu sorun karşısında bir arada değil? Bu ateş hepimizi yakıyor, 40 yıldır bu ülkede ateş düşmeyen ocak kalmadı. O zaman oturup birlikte çözüm üretmek zorundayız. Devleti çözüme zorlamak gibi bir hedefin olması lazım” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU ÇÖZÜM SÜRECİNDE YER ALMALI”

    Ali Kenanoğlu ise Türkiye’nin en önemli meselesinin Kürt sorunu olduğunu söyleyerek “Bugün ekonomik anlamda bir sıkıntı çekiliyorsa bunun sebebi Kürt sorunudur”dedi.

    Kenanoğlu, Kürt sorununun çözümüne dair yapılması gerekenler hakkında şöyle konuştu:

    “Bana göre Alevi kurumlarının oturup bir açıklama yapması gerekiyor. ‘Evet biz bu adımı önemsiyoruz. Bu bize bir umut ışığı olmuştur. Buradan bir umudun yükseleceğine yönelik inancımız vardır. Süreçlerde biz de yer almak istiyoruz. Bu sürece biz de dahil olmak istiyoruz. Bir temsilcimizin bütün bu görüşmelerin içerisinde bulunmasını istiyoruz. Bütün bu süreç nasıl yönetilecekse o komisyonda yer almak istiyoruz’ demeleri lazım. ‘Biz bu ülkede yaşayan belli sayıdaki insanlarız, toplumun önemli kesimini temsil ediyoruz. Biz bu işi destekliyoruz. Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından gelişmesi açısından önemli buluyoruz ve biz bu işin içerisinde yer almak istiyoruz.’ Alevi toplumunun bunu söylemesi lazım.

    “ÇÖZÜM, TOPLUMSAL KESİMLERE BAĞLI”

    Bunu Alevilerin üzerine atıp bırakmayalım. Barolar öncelikle bu işin hukuki altyapısının oluşturulması için çalışması lazım. Sendikalar, kadın örgütleri şu anda toplumun bütün kesimlerinin bu atılan adımın üzerine gidip iktidarı zorlaması gerekiyor. Bu el uzatmak meselesi değil. ‘Biz varız, toplumsal kesim olarak biz Aleviler olarak varız’ meselesidir. Herkesin şeffaf bir şekilde bu işle ilgili açıklamasını yapıp bu süreçlerin şeffaf yürütülmesi adına çalışma yapması gerekiyor. Bu işin inisiyatifi, Devlet Bahçeli’ye, Tayyip Erdoğan’a bırakılırsa bir adım ilerleyemeyiz. Kürt hareketinin yapabilecekleri de belli. Tecride karşı miting yapmak istedi ama izin verilmedi. Bir sürü sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü Kürt hareketinin yaptığı her iş terörize edilip başka yöne çekilebiliyor. Bu toplumsal kesimlerin burada harekete geçmesi gerekiyor. Buradan bir çözüm çıkması toplumsal kesimlere bağlı. Toplumsal kesimlerden, muhalefetten, kurumlardan, sendikalardan bir baskı oluşursa buradan bir çözüm çıkar.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD Eş Genel Başkanları PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanları PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete PİRHA ve CANTV’yi ziyaret etti. Ziyarette konuşan Kadriye Doğan, 27 Şubat’ta cezası onanarak cezaevine gönderilen muhabirimiz Diren Keser’in hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu belirterek, “Esaretsiz bir dünyanın mücadelesini verirken bir an evvel Diren canımızın da aramızda olmasını bekliyoruz” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, PİRHA ve CAN TV’yi ziyaret etti.

    “BİR AN EVVEL DİREN CANIMIZIN ARAMIZDA OLMASINI BEKLİYORUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, PİRHA ve CAN TV’nin varlığının önemli olduğunu belirterek konuşmasına başladı.

    27 Şubat’ta cezası onanarak cezaevine gönderilen Pir Haber Ajansı (PİRHA) Muhabiri ve CAN TV Programcısı Diren Keser’in hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğuna değinen Doğan, “Bizim inancımızda tutsaklık, zindan, esaret yoktur. Esaretsiz bir dünyanın mücadelesini verirken bir an evvel Diren canımızın da aramızda olmasını bekliyoruz. Biz Aleviler, sesimizi, sözümüzü kendi toplumumuza bizi tanıtmak isteyen ve bizimle ortak yaşam kurmak isteyen canlara anlatmak için yol yöntem ararken, bu yolda bizimle birlikte olan, sesimizi toplumla buluşturan, varlığıyla da kıymetli olduğunu söylüyorum” dedi.

    “DİREN, ALEVİLERİN ÇOK AZ SAYIDA YETİŞMİŞ GAZETECİLERİNDEN BİRİ”

    CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş ise şunları söyledi:

    “Diren gerçekten çok önemli gazetecilerden biri. Alevilerin çok az sayıda yetişmiş gazetecilerinden biri. 10 yıl önce sosyal medya paylaşımlarından dolayı şimdi cezaevinde. Biz de temenni ediyoruz ki bu yanlıştan bir an önce dönülür.”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 26 Mayıs Pazar günü Kemerburgaz’da Demokratik Alevi Dernekleri’nin gerçekleştireceği piknik etkinliğine de katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kaplan: İktidarın yenilgisi Cemevi Başkanlığı’nın ve kayyumların da yenilgisidir-VİDEO

    Kaplan: İktidarın yenilgisi Cemevi Başkanlığı’nın ve kayyumların da yenilgisidir-VİDEO

    PİRHA – 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını değerlendiren Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan,”İktidar tek başına istediği her şeyi yapamayacağını öğrenmiş oldu. Çok ciddi bir yenilgiye uğradılar. Alevi kimliğini, inancını yok sayan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da yenilgisidir bu. Halkın iradesine atanan kayyumların da yenilgisidir” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, CAN TV’de yayınlanan Veli Haydar Güleç’in sunduğu ‘Can Aktüel Bu Sabah’ programında 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulundu.

    “İKTİDAR TEK BAŞINA İSTEDİĞİ HER ŞEYİ YAPAMAYACAĞINI ÖĞRENMİŞ OLDU”

    İktidarın tek başına istediği her şeyi yapamayacağını öğrenmiş olduğunu dile getiren Kaplan, “Çok ciddi bir yenilgiye uğradılar. Bu kötülük imparatorluğuna yenilgiyi yaşatan kesim, bizim yönümüzü dönmemiz gereken bir kesim. Bu iktidar kindar ve şeriatçı rejime geçişin kolay olmayacağını gördü. Gelişen bir Yeniden Refah gerçekliği de var. AKP kadrosunu oluşturanlar onlar. 31 Mart seçimleri kendiliğinden, halkın iradesiyle gelişen toplumsal bir ittifak, aslında yoksulluğa mahkum edilen, dili, inancı, kimlikleri yok sayılan ötekileştirilen insanların biraz da kendiliğinden geliştirdikleri bir ittifaktı. Bu boyutuyla çok anlamlı oldu” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN DA HALKIN İRADESİNE ATANAN KAYYUMLARIN DA YENİLGİSİDİR”

    Kaplan seçim sonucunu değerlendirmesine  şöyle devam etti:

    “Alevi kimliğini, inancını yok sayan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da yenilgisidir bu. Halkın iradesine atanan kayyumların da yenilgisidir. Şunu her zaman söyleyeceğiz. Halkın gerçek dostları devrimcilerdir. Dinci, şeriatçı zihniyete karşı devrimcilerin elde ettiği kazanımlar Alevilerin hanesine de yazılır. Irkçılığın ve şeriatçı akımın durdurulması, faşizme geçit verilmemesi noktasında kim anlamlı bilimsel ve mantıklı, toplumsal iş yapıyorsa onlara destek olacağız.”

    YEREL YÖNETİMLERDEN ALEVİLERİN BEKLENTİLERİ

    Kaplan, AKP’den CHP’ye geçen yerel yönetimlerden Alevilerin beklentilerine dair konuşarak “Aleviler sadece tek başına Alevi halkı için mücadele etmiyor. 72 millete aynı nazardan bakıyoruz ve bütün inançlar için ibadethanelerin ve yaşam alanlarının müdahaleden uzak olmasını istiyoruz” dedi.

    “Başka bir milletten, halktan birileri ötekileştiriliyorsa bize verilen hakların tek başına bir anlamı olmayacaktır” diyen Kaplan, belediyelere ait olan cemevlerinin ise Alevilere tekrar verilmesini sağlayacaklarını söyledi.

    Kaplan, şunları da ekledi:

    “Biz Diyanet’in sadece Aleviler için kaldırılmasını istemiyoruz, diğer inançlar için de kaldırılmasını istiyoruz. Bizim olmazsa olmazımız Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi, Madımak’ın utanç müzesi olması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, bizim yıllardan beri ortaklaşa yüksek sesle tekrarladığımız taleplerimizdir. Ana muhalefet bunları eğer yapacaksa kuracakları hükümete biz rızalık veririz ama AKP’nin bir başka versiyonu gibi bizi görmeyen, hak ve özgürlüklerimizi gözetmeyen bir iktidar olursa tavrımız değişmeyecektir.”

    “DİYANET’E NASIL KARŞIYSAK BU OLUŞUMA DA KARŞIYIZ”

    Alevi- Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ensesinde olduklarını belirten Özgür Kaplan, şunları kaydetti:

    “AKP bir parti midir? İnsanların ibadetlerine, kimliklerine hakaret eden bir Cumhurbaşkanı var. Bunları yapan zihniyetle yan yana yürümemiz zaten söz konusu değil. Gösterildiği ya da kamuoyuna dayatıldığı gibi güçlü bir oluşum değil. Ama bizi rahatsız eden bir yapılanmadır. Kabul etmiyoruz. Diyanete nasıl karşıysak bu oluşuma da karşıyız.”

    “4 MAYIS’TA HERKESİ DERSİM’E BEKLİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, ayrıca 4 Mayıs’ta hem ABF hem de PSAKD olarak Dersim’de olacaklarını belirtti. Kaplan, 4 Mayıs Dersim Katliamı yıldönümünde özellikle bölgedeki cemevlerinin yöneticilerinin Dersim’e gitmeleri için çağrıda bulunarak “Başta Alevi olduğumuz için katledilmemize itiraz olması açısından çağrımdır. 4 Mayıs’ta herkesi Dersim’e bekliyorum” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Çamuroğlu: Bir Alevi kurumu başkanı, başbakandan 50 milyon lira istedi ve o para ödendi- VİDEO

    Çamuroğlu: Bir Alevi kurumu başkanı, başbakandan 50 milyon lira istedi ve o para ödendi- VİDEO

    PİRHA – Tarihçi-Yazar Reha Çamuroğlu, AKP’nin Alevi Çalıştayı’na ilişkin “Muhatabımız hükümet olacaktı. Fakat Faruk Çelik gelince 7 tane çalıştay ortaya atıldı. O zaman ben Başbakan’a ‘bizim muhatabımız hükümet, aydınlar, ilahiyatçılar falan değil. Ne gerek var 7 tane çalıştaya’ dedim. Kabul etmediler. Başbakanın danışmanlığından istifa ettim” dedi. Çamuroğlu ayrıca, “2009’da Dolmabahçe Sarayı’nda bir Alevi kurumu başkanının Başbakandan 50 milyon lira istemesi beni yerin dibine soktu. O para ödendi” ifadelerini kullandı. 

    AKP’de 23. Dönem Milletvekilliği yapan Tarihçi-Yazar Reha Çamuroğlu, CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz‘un sunduğu Yol’un Yüzyılı programının konuğuydu.

    1990’lı yıllarda DYP’de genel başkan yardımcılığı yapan Reha Çamuroğlu, 2004’te DYP’nin herkesi kucaklamayacağı, Türkiye’nin yeni problemlerine çözüm getirecek bir siyaset alternatifi üretmekte zorluk çekeceğini söyleyerek istifa etmişti. Sonrasında AKP’de 23. Dönem Milletvekilliği yaptı.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un soruları üzerine Çamuroğlu, neden sağ partilerde siyaset yaptığını, 2008’de AKP’nin düzenlediği Alevi iftarını, AKP’nin Alevi Açılımını Yol’un Yüzyılı programında değerlendirdi.

    “FARUK ÇELİK GELİNCE 7 TANE ÇALIŞTAY ORTAYA ATILDI”

    Alevileri muhatap almak yerine çoklu muhataplarla 7 Alevi Çalıştay’ı düzenlendiğini belirten Çamuroğlu, “Bizim tasarımımız Alevi örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle hükümetin temsilcilerinin bir masaya oturmasıydı. Ve bizim çalıştay önerimiz bir iki toplantıydı. Muhatabımız hükümet olacaktı. Fakat Faruk Çelik gelince 7 tane çalıştay ortaya atıldı. Gazetecilerle ayrı toplantı, ilahiyatçılarla ayrı toplantı, siyasilerle ayrı toplantı, aydınlarla ayrı toplantı olarak 7 tane çalıştay ilan edildi. O zaman ben Başbakan’a ‘bizim muhatabımız hükümet, aydınlar, ilahiyatçılar falan değil. Neden böyle bir tablo ortaya çıktı? Ne gerek var 7 tane çalıştaya’ dedim. Kabul etmediler. Kabul etmeyince ben Sayın Başbakan’ın danışmanlığından istifa ettim. Ve bu çalıştaylara katılmayacağımı belirttim ve ‘bu çalıştayları doğru bulmuyorum’ dedim. Hatta o sıra Hürriyet Gazetesi’nde Sayın Şükrü Küçükşahin benim istifamı yazdı” diye konuştu.

    “ALEVİ AÇILIMINI BEN BAŞLATTIM”

    Alevi açılımını kendisinin başlattığını söyleyen Çamuroğlu, şöyle konuştu:

    “Benim adımı ortadan silmek için hem hükümet hem de bazı Aleviler çok uğraştılar. Bazı Aleviler bunu Alevi toplumunun bir liderlik meselesi olarak gördüler. Eski ülkücü, Ülkü Ocakları’nın Almanya temsilcisi, ben gittim 5 dakika sonra Musa Serdar Çelebi (Avrupa Türk-İslam Birliği Kurucu Başkanı)geldi. Bana bunun haberi verilmemişti. Ben Alevilik konusunda bir görüşmeye gidiyorum ve orada kendimi başka bir toplantıda buluyorum. İzzettin Doğan’ın çağırdığı bir konuk. Ben oradan ayrılırken şoförüm beni aradı ‘Burada CEM TV’nin kameraları var, çıkarken lütfen yalnız çıkın’ dedi. Çünkü o sırada Musa Serdar Çelebi de çıkacaktı. Yani ben orada Alevilerin problemlerini Musa Serdar Çelebi ile görüşmüş biri olarak CEM TV ekranlarına çıkacaktım. Bu sefer Alevi kamuoyu ne düşünecekti? İzzettin Doğan bunu bir liderlik mücadelesine dönüştürdü.”

    “KELLİ FELLİ BİR KURUM BAŞKANI BAŞBAKANDAN 50 MİLYON LİRA İSTEMİŞTİ”

    Çamuroğlu, Alevi kurumlarının çalıştaylar boyunca nasıl bir performans gösterdiklerine ve taleplerine dair ise şunları anlattı:

    “Ben Alevi kurumları konusunda çok dertliyim. 2009’da çalıştay öncesinde, benim istifamdan önce Sayın Başbakan (Erdoğan), Sayın Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan ve ben Dolmabahçe Sarayı’nda bir Alevi kurumunun yönetim kuruluyla buluşuyoruz. Orada taleplerini dinleyeceğiz. Kurumun değerli başkanı konuşmanın sonlarına doğru söz aldı. Birinci madde olarak düzenleyecekleri bir toplantıya 50 milyon lira istedi. Orada kelli felli bir kurum başkanının ilk sözünün başbakandan 50 milyon lira istemesi beni yerin dibine soktu. Ve Başbakan’a bu konuyla muhatap olabileceğimi söyledim. O para da sonradan ödendi.”

    “ALEVİ ÇALIŞTAYLARININ SONUÇ RAPORU ALEVİLİK ÜZERİNE YAZILMIŞ EN VAHİM BELEGELERDEN BİRİ”

    Çamuroğlu, Alevi Çalıştayları’nın sonuç raporuna dair de “Alevilik üzerine yazılmış en vahim belgelerden biridir. O rapor Alevilik meselesini bir güvenlik meselesi olarak koyan bir rapordur. Raporu da Necdet Subaşı yazdı. Zannediyorum ki şu an da kendisi de o rapordan memnun değildir. Ben o raporu her bulunduğum konferansta, seminerde eleştirdim. O Alevi meselesini, Alevileri bir güvenlik sorunu olarak gören, Dersim Katliamı’ndan bu yana süren bir tavrın devamıdır. Ben o raporun neredeyse her yerini çizdim. O rapor tamamen Aleviliği bir güvenlik meselesine indirgeyen vahim bir rapordur.”

    PİRHA/İSTANBUL

    Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den ‘yargı darbesine karşı tedbir alınmalı’ çağrısı– VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği kararı Yargıtay tanımadı. Yargıtay ayrıca tahliye kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı aldı. CANTV’ye konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Buna karşı tedbirler alınmalı” dedi.

    Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay kararı ile anayasayı ihlal ettiğini öne sürerek, yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay ayrıca TBMM’ye, Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için kararın gönderileceğini belirtti.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, CAN TV’de yayınlanan Ezgi Soysal’ın sunduğu Can Aktüel Bu Sabah programında konuya dair değerlendirme yaptı.

    “BİR HUKUKÇU OLARAK DEĞERLENDİRME GEREĞİ BİLE DUYMUYORUM”

    Eren, dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu kararı hukuki açıdan bir hukukçu olarak değerlendirme gereği bile duymadığını dile getirerek, “Aslında bu oyalama süreci dünkü kararın bir hazırlığı olduğunu bize gösterdi. Bana göre dün Türkiye’de bir yargı darbesi yapıldı. Kararın içeriğine baktığımız zaman öyle kararlar var ki gerçekten hukuk adına skandal diyebiliriz” dedi.

    “BU SKANDALIN EN BÜYÜK MAĞDURU, HAKKINI YARGI ÖNÜNDE ARAYANLAR OLARAK BİZLER OLACAĞIZ”

    Eren, Türk Ceza Kanunu’ndaki Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir kurum ve organını aşağılama suçu işlendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Dün Yargıtay 3. Ceza Dairesi hem Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal kimliğine hem de Anayasa Mahkemesi’nde oy hakkına sahip olan bağımsız yargıçlara yönelik büyük bir suç isnadında bulunmuştur. Ve kendilerini aşağılamıştır. Bu skandalın mağduru, Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlükler konusunda vermiş olduğu bir ihlal kararının yerine getirilmemesinin mağduru toplum, bizler olacağız. Hak arayan, hakkını yargı önünde arayanlar olarak bunun en büyük mağduru bizler olacağız.”

    “SES ÇIKARMAZSAK BU HUKUKSUZLUKLAR ÜLKENİN HER YERİNE YAYILACAK”

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Cumartesi Anneleri hakkında verdiği ihlal kararını hatırlatan Eren, “İstanbul’daki Beyoğlu Kaymakamı, bırakın bir yargı makamını, bir bürokrat AYM kararını uygulamadı. Her ihlale her hukuksuzluğa ses çıkarmadığımız sürece maalesef bu hukuksuzluklar ülkenin her yerine bu şekilde yayılmış olacak” dedi.

    Eren, şöyle devam etti:

    “Bu anlamda bu skandal Türk hukuk tarihine yeni bir kara leke. Daha önce de benzer birçok vaka yaşandı. Demirtaş ve Kavala kararının Türkiye’de uygulanmaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) kararlarıyla Anayasa Mahkemesi(AYM)kararlarının bağlayıcılığı ve uygulanırlığı açısından hiçbir fark yok. Bu uygulamanın getirdiği sonuç maalesef dün Ankara’da büyük bir sarsıntı yarattı.”

    “BİR AN ÖNCE TEDBİRLER ALINMALI”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren, “Bu konuda sadece yargı makamları değil. TBMM’nin ve siyasi partilerin bu konuda çok net bir tutum ortaya koyması lazım. Bu hukuksuzluk ülkeyi hukuk anlamında kaosa sürükler. Temel hak ve özgürlükler konusunda ülkeyi büyük bir çıkmaza sürükleyeceği çok net. Bir an önce buna yönelik tedbirlerin alınması lazım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Karakaya: Aleviliğin yazılı belgelerine gereken önemi vermeliyiz – VİDEO

    Karakaya: Aleviliğin yazılı belgelerine gereken önemi vermeliyiz – VİDEO

    PİRHA-Doç. Dr. Ayfer Karakaya, CANTV’de yayınlanan Yolun Yüzyılı programında konuşarak “Israrla Aleviliğin sadece sözel geleneğe dayalı olduğu vurgulandı. Oysa bu doğru değil. Sünni İslam’ın kitabi, medeni ve daha üstte olduğu ikilemi yaratılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla Aleviliğin yazılı ve yazma belgeleri var. Bunlara Aleviler olarak gereken önemi vermemiz gerekiyor” dedi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla CANTV’de yayınlanan Yolun Yüzyılı programına Doç. Dr. Ayfer Karakaya konuk oldu. Programın üçüncü bölümünde “Osmanlı döneminde Alevilerin sözlü ve yazılı kültürü”, “Alevilik ve Vefailik arasındaki ilişki”, “Osmanlı Devleti’nin Aleviler ile ilişkisi” ve “Osmanlı-Safavi ilişkileri” konuşuldu.

    “ALEVİLİĞİN YAZILI BELGELERİ VAR, GEREKEN ÖNEMİ VERMELİYİZ

    “Alevilerin kendi içinden çıkmış yazılı belgeleri ve yazmaları var. Fakat biz bunları derleyemedik” diye konuşan Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Alevilerin yazılı belgelerinin ve yazmalarının neden derlenemediğini de şöyle anlattı:
    “Aleviliğin sözelliği üzerinde bir vurgu var. Çünkü bir paradigma var. Bunu desteklemek için de Aleviliğin sadece sözel aktarıma dayalı olduğunu söylemeniz gerekiyor. Çünkü buradaki varsayım sözel aktarımın zayıflığı. Çünkü hiyerarşik olarak kitabi kültürler sözel kültürlerden daha üsttedir. Dolayısıyla Aleviler, onlara göre göçebe, cahil, kitabı-İslamı anlamadıkları için ısrarla Aleviliğin sadece sözel geleneğe dayalı olduğu vurgulandı. Oysa bu doğru değil. Sünni İslam’ın kitabi, medeni ve daha üstte olduğu ikilemi yaratılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla Aleviliğin yazılı ve yazma belgeleri var. Bunlara Aleviler olarak gereken önemi vermemiz gerekiyor.”

    “ELİMDEKİ BELGELERİN AZI AHİLİK ÇOĞU VEFAİ DERGAHLARIYLA İLİŞKİLİ”

    Karakaya, Alevilik ve Vefailik arasındaki ilişkiye dair de şunları konuştu:
    “Bu belgelere baktığımda tarihsel olarak en eski katmanın tek tük Ahi icazetnamelerinden ama ağırlıklı olarak Vefai icazetnamelerinden oluştuğunu gördüm. Şunu da söylemem gerekir ki benim üzerinde yoğunlaştığım Alevi ocakları çoğunlukla Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerindeki ocaklardır. Dolayısıyla ben bütün ocaklar için bunun geçerli olduğunu söylemiyorum.”

    “SİYASETEN DAHA LİBERAL BİR DÖNEM”

    Karakaya, Osmanlı Devleti’nin Aleviler ile ilişkisine değinerek siyaseten liberal, akıcı dinsel ortamın Osmanlı’yı rahatsız etmediğini, Osmanlı’nın tek derdinin toprak kazanmak olduğunu vurguladı. Karakaya, aynı zamanda “o dönemde Müslüman tarafta kim savaşırsa onlar için önemli değil” dedi.

    “YAVUZ SULTAN SELİM TAHTA ÇIKMAK İÇİN KIZILBAŞLARA SERT POLİTİKALAR UYGULADI”

    Karakaya, Osmanlı-Safavi ilişkileri hakkında konuşarak “Yavuz Sultan Selim tahta çıkmak için Kızılbaşlara sert politikalar uyguladı” ifadelerine yer vererek, “Yavuz Sultan Selim, taktik değiştirerek Kızılbaş kartını kullanıyor ve babasının yerine geçmek için bunu yapıyor. Zaten babasını da zehirleyerek tahttan indiriyor. Ve bu Osmanlı tarihinde çok büyük bir utanç” şeklinde ifade etti.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    Prof. Dr. Boz, CAN TV’de sunduğu ‘Yol’un Yüzyılı’nı anlattı: Güzel bir yüzyıllık hikaye olacak – VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının Cumhuriyet’in yüzüncü yılıyla ilgili bir program olduğunu belirterek, “Biz bu programla Aleviler, Alevilik açısından Cumhuriyet’in yüzyılı neleri kapsıyordu? Aleviler ve Alevilik bu yüzyılda nasıl dönüştü? Bunları anlamaya çalışacağız” dedi.

    Cumhuriyet’in yüzyılını geride bırakırken, Alevilerin son yüzyılda yaşadıklarını tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendiren ‘Yol’un Yüzyılı’ programının ilk bölümü 11 Ekim’de CAN TV‘de yayınlandı.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sunuculuğunu yaptığı CAN TV’de yayınlanan ‘Yol’un Yüzyılı’ programının nasıl ortaya çıktığına, içeriğine ve bundan sonrası için nasıl bir yol izleneceğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “PROGRAMIN BÖLÜM SAYISI SEYİRCİDEN GELEN TEPKİLERE GÖRE DEĞİŞEBİLİR”

    Programa isim verirken temalarının ‘Cumhuriyet ve Alevilik’ olduğunu ancak daha sonra başlığı değiştirdiklerini belirten Boz, “Yüzyıl kavramını ben kişisel olarak seviyordum arkadaşlar da uygun gördüler. Hem de Alevi inanç öğretisinin güzel bir tarifi Yol. Aslında bir yüzyıllık özet yapacağız. Bu yüzden Yolun Yüzyılı” diye konuştu.

    Boz, aynı zamanda programı 14-15 bölüm olarak tasarladıklarını da ifade ederek seyirciden gelen tepkilere göre de programın bölüm sayısının değişebileceğini söyledi. Boz, şöyle devam etti:

    “Yüzyıl ama yüzyıla 1923’te başlamak olmuyor. Birinci yüzyıla girerken nasıl bir tarihsel arka zeminde duruyorduk bir arkamıza bakmak, bunu özetlemek ondan sonra yüzyıllık hikayeyi dinlemek istedik.”

    “AKP DÖNEMİNDE ALEVİLER VE ALEVİLİK KONULU BİRKAÇ PROGRAM YAPMAYI PLANLIYORUZ”

    Boz, Yol’un Yüzyılı programının içeriğinde neler olacağına, nasıl bir yol izleneceğine dair de şunları söyledi:

    “Osmanlı’da Alevilik, Bektaşiliğin ilgası, 19. yüzyıl, kuruluş aşamasındaki o anayasal zeminde Aleviler, Alevilik nerede duruyor, bunlara bakıp ondan sonra da 30’lu yıllar, 50’lere kadar olan bir ekonomideki dışa açılmacı çok partili dönem ondan sonra Alevilerin kente indiği, kentleşmenin başladığı ve sol siyasal hareketle buluştuğu 1960-80 yılları arasını da ayrı bir bölüm olarak yayınlayacağız. Daha sonra elbette 90’lar. Maalesef bizim hafızamızda 90’larla ilgili kötü şeyler var. Madımak’a, Gazi’ye bakacağız. 90’lardan sonra da 2000’ler, AKP döneminde Aleviler ve Alevilik konulu birkaç program yapmayı planlıyoruz. Şu an tasarımız bu şekilde.”

    “TÜM YURTTAŞLARIMIZIN BU PROGRAMI İZLEMESİNİ İSTERİM”

    Çok heyecanlı olduğunu ifade eden Boz, son olarak programa dair düşüncelerini ise şöyle aktardı:

    “Çünkü İktisat Tarihçisiyim. Bu sene mesela Türkiye Ekonomisi dersini veriyorum. Her hafta orada Türkiye’nin bir dönemini incelerken her hafta bu stüdyoya gelip o dönemde Aleviler ve Aleviliğin nasıl dönüştüğünü bu konuda dirsek çürütmüş, emek vermiş kişilerle konuşmak benim için çok özel bir şey olacak. Pek çok alandan isimle görüşmek, çoğulcu bir bakış açısıyla Aleviliğe bakmak, hepimizi o özcü mikroptan, tekçi anlayıştan, devlet takıntısından kurtaracak çareler ya da ipuçları bu programda olacak. Ben o yüzden Alevi olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın bu programı izlemesini isterim. Bence güzel bir yüzyıllık hikaye olacak.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can Tv’yi ziyaret etti-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can Tv’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de PİRHA’yı ve Can TV’yi ziyaret eden Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “PİRHA da Can Tv de biz Aleviler açısından çok önemli bir kanal ve haber ajansı” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can TV Dersim bürosunu ziyaret etti. PİRHA Dersim muhabirleri tarafından karşılanan Kordu, ajansın çalışmaları hakkında bilgi aldı.

    “CAN TV VE PİRHA ALEVİLER İÇİN ÇOK DEĞERLİ”

    Daha önce PİRHA ve CanTV ile yakın ilişkileri olduğunu belirten Kordu. “PİRHA da Can Tv de biz Aleviler açısından özellikle çok önemli bir kanal ve haber ajansı. Bu açıdan önemsediğimiz de bir kurum. Bugün ziyarete geldik ve önemsediğimizi de bizzat ifade etmek istedik. Sizi takip ediyoruz. Sizlerin de canla başla ve kısıtlı imkanlara rağmen çalıştığınızı, emek verdiğinizi yakinen bilen birisiyim. Biz de hem ajansa hem Can Tv’ye ilişkin katabileceğimiz, katkımızın olabileceği ne varsa, her anlamda beraberiz, birlikteyiz” dedi.

    PİRHA Dersim muhabiri Nuray Atmaca ise Ayten Kordu’ya ziyaretinden dolayı teşekkür ederek, “Biz de gün içinde zaten sürekli karşılaşıyoruz sizinle. Yoğun bir çalışma içerisindesiniz, onu da görüyoruz. Zaman zaman kesişiyoruz, beraber hareket ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • CAN TV ekibi Dersim’de trafik kazası geçirdi

    CAN TV ekibi Dersim’de trafik kazası geçirdi

    PİRHA- CAN TV ekibi trafik kazası geçirdi. Gazeteciler kazayı hafif sıyrıklarla atlatırken, araç kullanılamaz hale geldi.

    Dersim Festivali sonrası Hacı Bektaş, Maraş ve Malatya’daki programlarına gitmek üzere Dersim’den yola çıkan CAN TV ekibi gece 02:00 civarı trafik kazası geçirdi.

    Araç içerisindeki gazeteciler kazayı hafif sıyrıklarla atlatırken, araç kullanılamaz hale geldi. Kameraman Kamil Murat Demir’in sol el parmağı kırılırken, Demir kontrol amaçlı müşahede altına alındı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Sanatçı Hıdır Akgül, Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Sanatçı Hıdır Akgül, Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Hıdır Akgül, yakalandığı kanser hastalığından dolayı Hakk’a yürüdü. Dersim’in Ovacık ilçesinde Hakk’a uğurlama erkanı yürütülerek, toprağa sırlanacak.

    https://cantv.tv/pulur-de-hunermend-xidir-akgul-nuray-atmaca-ile-heqibe-perperiki/

    Dersim bir değerini daha yitirdi. Kirmançkî dilinde klamlar söyleyerek dilin ve kültürün yaşatılmasına büyük katkılarda bulunan Sanatçı Hıdır Akgül, yakalandığı kanser hastalığından dolayı tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü. Geride onlarca eser bırakan Akgül, Dersim’in Ovacık ilçesinde 02 Ağustos tarihinde Hakk’a uğurlama erkanı yürütülerek, toprağa sırlanacak.

    Geçtiğimiz aylarda CAN TV’den Nuray Atamaca’nın konuğu olan Hıdır Akgül, anadilin önemine dikkat çekmişti.

    Ayrıca Delil Xıdır ve Hıdır Akgül’ün sanat ve hayat yolculuğunu irdeleyen ve yönetmenliğini Hasan Sağlam’ın yaptığı bir ana dil belgeseli olan “Hawazgê Kılamo-XIDIR-Ağıtların Sesi”nin ön gösterimi yayınlandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Güleç’ten Kılıçdaroğlu’na Cumartesi Anneleri ile dayanışma çağrısı – VİDEO

    Güleç’ten Kılıçdaroğlu’na Cumartesi Anneleri ile dayanışma çağrısı – VİDEO

    PİRHA – CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, Cumartesi Anneleri’nin her hafta düzenli olarak gözaltına alındıklarını belirterek “Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam demokratik muhalefetin tümünü toplar; Cumartesi Anneleri ile birlikte Galatasaray Meydanı’nda olurum” dedi.

    Cumartesi Anneleri ile ilgili CAN TV’de ‘Bu Sabah’ programında konuşan CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç, her hafta Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri ile dayanışması için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulundu.

    Cumartesi Annelerinin her hafta gözaltına alındığını hatırlatan Güleç şunları kaydetti:

    “Cumartesi Anneleri çok önemli bir eylemi yıllardır sürdürüyor. Kayıp çocuklarını arıyorlar. Bu ülke onların çocuklarını kaybetti, öldürdü. Başına ne getirildi bilmiyoruz tabii ki ama sonuçta bu devletin eliyle yapıldı. Ve onlar o çocukların akıbetini öğrenmek istiyorlar. Cumartesi Anneleri haftalardır Galatasaray Meydanı’na sokulmuyorlar. Her hafta düzenli gözaltına alınıyorlar. Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam demokratik muhalefetin tümünü toplar; Cumartesi Anneleri ile birlikte Galatasaray Meydanı’nda olurum. O meydanın meşruiyetini topluma, Cumartesi Anneleri’ne yeniden kazandırırım. Bu bir haktır. Bu hakkı engelleyemezsiniz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • TAYAD’lı annelerden CAN TV’ye ziyaret: Çocuklarımız pırlanta gibi, tahliye edilsinler -VİDEO

    TAYAD’lı annelerden CAN TV’ye ziyaret: Çocuklarımız pırlanta gibi, tahliye edilsinler -VİDEO

    PİRHA – Tutuklu Aileleri Derneği’nden (TAYAD) anneler, CAN TV’yi ziyaret etti. Anneler, Y ve S tipi cezaevlerine konulan çocuklarının teslim alınmaya çalışıldığını belirterek, seslerini duyurduğu için CAN TV’ye teşekkür ziyareti yaptıklarını kaydettiler. Anneler, çocuklarının bir an önce serbest bırakılmasını istediler. 

    Tutuklu Aileleri Derneği (TAYAD) annelerinden Naime Emlik, Hanife Mulla, Yeliz Kütük, seslerini duyurdukları için CAN TV’ye teşekkür ziyareti gerçekleştirdi.

    Tutuklu annelerinden Naime Emlik, 2 Mayıs’tan beri Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli hapishanede 3, Erzurum Dumlu hapishanesinde de 3 tutuklunun Y ve S tipi hapishanelerin koşullarının kötü olması nedeniyle açlık grevinde olduğunu dile getirdi.

    Hanife Mulla süresiz açlık grevine giren tutukluların infazların yakılmaması, disiplin cezalarının kaldırılması, tahliye olunması gibi talepleri olduğunu söyledi.

    “EN YAKICI SORUNLARDAN BİRİ Y VE S TİPİ HAPİSHANELER”

    TAYAD’lı annelerden Naime Emlik, Y ve S tipi hapishanelere, sürgün sevk uygulamasına değinerek tutukluların yaşadıkları zorlukları şöyle anlattı:

    “Evlatlarımız tutsak. Onlarca sorun yaşıyoruz ama şu anda en yakıcı sorunlardan biri yeni yapılan Y ve S tipi hapishaneler. Çocuklarımızı ailelerinden kaçırıp sürgün sevklerle götürüyorlar. Onlar sevk diyor ama bu sürgündür. Ve her sürgün sevk mutlaka işkence ile oluyor. Çünkü istekleri dışında oluyor. Ve götürüldükleri bu hapishanelerde koşullar çok kötü. Y ve S tipi ile çocuklarımızı, insanlarımızı teslim almaya yönelik bir saldırı içerisindeler. Hepsini tek tek tutuyorlar.”

    “ÇOCUKLARIMIZ PIRLANTA GİBİ, SESİMİZİ DUYUN”

    TAYAD’lı annelerden Hanife Mulla da, tutukluoğlu Özgür Mustafa Mulla’nın yaşadığı sistematik işkenceye de dikkat çekti. Hanife Mulla, “Bu pırlanta gibi evlatlar bu ülkenin kaldırım taşına dahi zarar vermemiş evlatlardır” diyerek şunları söyledi:

    “İnfazların yakılmaması, disiplin cezalarının kaldırılması, tahliye olunması gerekirken tahliye edilmedikleri yönünde özgür tutsaklarımızın talepleri var. Örneğin Mustafa’nın 5 Ekim’de tahliye olması gerekiyordu. Denetimli tahliyesi vardı. Biz tahliye beklerken Bolu Cezaevi’nden Erzurum Dumlu Cezaevi’ne sürgün olarak götürüldü. Ve 23 saatlik mesafeyi tabutlukla götürüldü. 2018’deki disiplin cezalarını uyguluyorlar. Yasal olmayan bir şeyi bize yasal olarak dayatıyorlar. Her şeyden önce kendi yasalarını çiğniyorlar. Bunun üzerine çocuklarımız süresiz açlık grevine girdi. Ben bir anne olarak Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum. Evlatlarımızı ölüme terk etmesinler. Bu pırlanta gibi evlatlar bu ülkenin kaldırım taşına dahi zarar vermemiş evlatlardır. O kadar içeride yatması gereken insanlar var ki, o kadar tecavüzcüler var ki, o kadar katiller var ki bırakın şu güzel pırlanta gibi evlatları. Ben kendi oğlumdan bahsediyorum. Benim oğlum yıllarca karikatür çizen çocuktur. Yaptığı tek şey budur. Bunun gibi binlerce aydınımızı içeride çürüttünüz. Kirli beyinlerin eline kaldık. Evlatlarımızın peşini bırakın. Bütün insanlara sesleniyorum. Sesimizi duyun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ali Kenanoğlu CAN TV’yi ziyaret etti: İyi ki varsınız!-VİDEO

    Ali Kenanoğlu CAN TV’yi ziyaret etti: İyi ki varsınız!-VİDEO

    PİRHA – 25. ve 27. Dönem Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu CAN TV’yi ziyaret etti. Kenanoğlu, “5 yıl içerisindeki çalışmalarımız boyunca özellikle PİRHA ve CAN TV bizim bütün çalışmalarımızı aslında toplumun sesi nefesi olmak istediğimiz alanlardaki yapmış olduğumuz çalışmalarımızı topluma ileten yayın organlarımız oldu” dedi.

    25. ve 27. Dönem Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, CAN TV’yi ziyaret etti.

    Kenanoğlu, 5 yıllık süreçte özellikle Aleviler açısından önemli gündemlerin olduğunu belirterek “Biz HDP olarak meclisin Alevi gündemini oluşturduk” dedi. Kenanoğlu konuşmasında Cemevleri Kültür ve Daire Başkanlığı kurulmasını kastederek “Mecliste özel olarak bu süreçte Alevilikle ilgili özel bir yasa çıktı” dedi. Bunların kamuoyuna duyurulması açısından medyanın son derece önemli olduğunu da dile getirdi.

    “ÖNEMLİ BİR KÖPRÜ OLDU”

    Kenanoğlu, CAN TV’ye teşekkür ziyaretindeki konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Bize karşı da yoğun bir şekilde ambargo vardı aynı zamanda. Yaygın medya diye bilinen havuz medyası sadece havuz medyası değil, kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan, CHP’ye yakın gözüken medya tarafından da bize bir ambargo vardı. Oralarda da yer alamıyorduk. Çok şeye tanık oldum. PİRHA, CAN TV özellikle Alevi toplumuna yakın duran, Alevi toplumunun sorunlarını, sıkıntılarını, dertlerini, tasalarını gündemleştiren 2 yayın organımız. Bu yayın organları bu vekilliğimiz süresi boyunca bu alandaki yapmış olduğumuz bütün çalışmaları doğru bir şekilde topluma aktaran kurumlarımız oldu. Bu bizimle halkımız arasında açılan önemli bir köprü olmuş oldu. Bu anlamıyla benim için çok değerli, önemli bir görevi yerine getirmiş oldu.

    Gittiğim her yerde CAN TV izleyemeyenlerin PİRHA’yı takip ettiklerini ve buradan kaynaklı olarak da bizim mecliste yapmış olduğumuz çalışmaları gördüklerini, izlediklerini, takip ettiklerini ve kıymetli bulduklarını da gördük. Ben sizlerin, yönetim kadrosunda bulunan arkadaşların nezdinde, yurtiçi ve yurtdışında bulunup emek sergileyen ve bu işin mutlaka bir tarafında olan bütün herkese şahsım adına, partim adına ve yürüttüğümüz mücadele adına teşekkür etmek istedim. O yüzden buradayım. İyi ki varsınız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kısaslılar seçimde değişim istiyor-VİDEO

    Kısaslılar seçimde değişim istiyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı Urfa’nın Kısas Mahallesi sakinleri seçimden yana umutlu. “Değişim şart” diyen mahalleli, mecliste Alevi temsilinin artmasını da talep etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede, milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor. 

    Ülkenin hemen her yerinde olduğu gibi Urfa’nın Haliliye ilçesinin Kısas Mahallesi’nde de tek gündem seçim. Cumhurbaşkanlığı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor. Alevi temsili konusunda partilere eleştirilerde bulunulsa da, mecliste Kısas’ın ve Alevi yurttaşların yaşadıkları sorunların daha fazla dile getirilmesi, bunlara çözüm üretilmesi beklentisi var.

    “KADIN BAKANLIĞI ŞART”

    CAN TV mikrofonuna konuşan Mahalle sakinlerinden Mahide Özden, bu seçimin kadınlar açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Yeşil Sol Parti’nin Kadın Bakanlığı kurma vaadini destekleyen Özden, “Kısaslı kadınların çoğu için de hayat zor, bu sebeple değişim istiyorlar. Kadınların özgürce konuşabildiği, haklarına sahip çıkabildiği, kadın meselelerine daha çok öncelik verilen bir meclisin var olmasını istiyorum. Yeşil Sol Parti’nin de kadın partisi olduğunu ve kadın meselelerini öncelediğini düşünüyorum. Bu sebeple milletvekili seçimlerinde de Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğim” dedi.

    Mahide Özden, kadın cinayetlerinin arttığını, bu sebeple kadınları koruyan hakların, yasaların, sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğine işaret ederek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini talep etti.

    “BU SEÇİMLE CEHENNEMİN KAPILARINI KAPATMALIYIZ”

    İki dönem Kısas Belediye Başkanlığı yapmış olan Ali Ersöz, de, bu seçim insanca bir yaşamı yeniden mümkün kılmak için herkesin sandığa gitmesi gerektiğini dile getirerek şunları söyledi:

    “Bu seçim hepimiz için, özellikle çocuklarımızın geleceği için son seçim olabilir. Bir yanda otoriterleşen, zalim ve zorba bir sistem var. Öbür yanda ise demokrasiyi özümsemiş bir ittifak var. Bizim önce bu cehennemin kapısını kapatmamız lazım. Herkes sandığa gitmeli ve bu ucube sistemi hep birlikte değiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Işığı görebilmek için birbirimize tahammül etmek durumundayız. Burada ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanlığında Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili seçiminde de Yeşil Sol Parti destekleniyor. Yeşil Sol Parti ve ona ağırlıklı olarak oy veren Kürt halkı bu ülkenin gerçekliğidir. En az 6 milyon oy almış bir partinin kriminalize edilmesini kabul etmiyorum.”

    “ALEVİ TEMSİLİYETİNİN EKSİKLİĞİNE ELEŞTİRİ”

    Eski Urfa Alevi Kültür Dernekleri Urfa Şube Başkanı Kemal Atalar ise, milletvekili aday listelerinde yeterli sayıda Alevi temsiliyetinin olmadığına dikkatleri çekerek partileri eleştirdi: “Alevi toplumundan temsilci önerdik fakat seçilebilir listelerden aday gösterilmedi. Halk memnun değil bu sıralamadan fakat isteklerimize en yakın duran ve bizlerin sorunlarını daha çok dile getiren Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceğiz.”

    Emek Partisi Urfa İl Başkanı Cemalettin Özden de, Alevilerin mecliste temsilcilerinin olması gerektiğini belirterek, “Bu ülkede ötekileştirilenlerin sesinin mecliste daha gür çıkması gerektiği için, işçiler sendikalaştığında işten çıkarılmaması için, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması için, yaşamımıza, kazanımlarımıza, kültürümüze müdahale edilmemesi için Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Urfa’daki Alevi’lerin mecliste bir temsilcileri olması gerekiyor. Umarım bu talebimiz dikkate alınır” diye konuştu.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/URFA

  • Gazeteci Sezgin Kartal’ın tutukluluğunun devamına karar verildi

    Gazeteci Sezgin Kartal’ın tutukluluğunun devamına karar verildi

    PİRHA-Tutuklu Gazeteci Sezgin Kartal’ın ilk duruşması başlamadan önce adliye önünde yapılmak istenen açıklama polis tarafından engellenirken, 23 kişi polis tarafından gözaltına alındı. Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmada Kartal, savunmasında hak odaklı habercilik yaptığının altını çizerek, iddianamede yer alan ifadelerin, gazetecilik faaliyetlerinin bir parçası olduğunu belirtti. Duruşma 22 Haziran’a ertelendi. 

    İstanbul’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde evinin kapısı kırılarak gözaltına alınan ve 13 Ocak’ta “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal’ın ilk duruşması devam ediyor.

    Duruşma öncesi İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına Kağıthane Kaymakamlığı tarafından yasak getirildi. Adliye önünde basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. 23 kişi gözaltına alındı. Bayrampaşa ve Eyüp Devlet Hastanesi’ne götürülen 23 kişinin sağlık kontrollerinin ardından emniyete sevk edileceği öğrenildi.

    Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmada konuşan gazeteci Sezgin Kartal, “Cezaevinde kaldığım süreç hayatım boyunca yaşadığım en kötü süreçti. Deprem sürecinde yaşananları unutmak çok zor. 13 yıldır gazeteciyim. Farklı mecralara haberler yaptım. Hak odaklı habercilik yaptım. Doğum günüm ve çalışan gazeteciler gününde gözaltına alındım. Basın özgürlüğü konusunda ülkemiz ne yazık ki çok kötü bir durumda” dedi.

    Alevi Bektaşi toplumumun bir ferdi olduğunu belirten Kartal, “Alevilik bugüne kadar şiddetle arasına mesafe koymuştur. Her bir insanın eşit yurttaşlık hakkına sahip olması gerektiğini belirttik ve bunun mücadelesini verdik. 2007 yılından beri PSAKD’nin bir üyesiyim. İddianamede yer alan ithamlar gazetecilik faaliyetlerinin bir parçasıdır. Basın meslek ilkelerine göre gazetecilik yapıyoruz. Şiddeti öven içeriklerden uzak dururuz. İstanbul’da yaşıyorum. Gazeteci olarak 2014 yılında Urfa’ya gidip, döndüm. İddia edildiği gibi sınırı geçmedim. Madem silahlı bir örgütün üyesiydim neden üç senedir bu konuda bir ifadem alınmadı” ifadelerine yer verdi.

    Mahkeme, Sezgin Kartal’ın tutukluluğuna karar vererek, duruşmayı 22 Haziran’a erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Gazeteci Sezgin Kartal’ın duruşması öncesinde polis 23 kişiyi gözaltına aldı
    >Kağıthane Kaymakamlığı, Sezgin Kartal için yapılacak açıklamayı yasakladı
    >Gazeteci Sezgin Kartal’ın duruşmasına çağrı: 4 Nisan’da Çağlayan’dayız!
    >Gazeteci Sezgin Kartal tutuklandı

  • MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, MEB’in öğretmenelere dair yaptığı çağrıların hukuksuz olduğunu vurgulayarak, “Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Ciddiye almıyoruz” dedi.

    6 Şubat’ta ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.

    AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam ederken, depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönüllü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Eğitim-Sen de depremin ilk günden itibaren Samandağ’a gelen yardımları depremzedelere ulaştırırken, bir yandan da arama-kurtarma çalışmalarına destek veren kurumlardan biri.

    “YERELDE MUAZZAM BİR KOORDİNASYON VAR

    Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, ilk 48 saat yalnız olduklarını belirterek, “Hiç kimsemiz yoktu. Yani o çaresizlik, anlatılacak bir çaresizlik değildi. Enkazdan canlarımızı kendimiz çıkardık. Çıkaramadıklarımız oldu, çok fazla canımız gitti. Acımız çok büyük. Ama aynı zamanda öfkemiz de büyük. Üçüncü günden itibaren farklı kesimler gelmeye başladı. Buraya ilk akın eden gönüllülerimizdi. Türkiye’nin her yerinden canlarımız, dostlarımız buraya gönüllü olarak geldi. O gündür bu gündür beraber bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.

    Yerelde muazzam bir koordinasyon olduğunun altını çizen Kudret, “Her yaraya gücümüz yettiğince merhem olmaya çalışıyoruz. Ama halen vergilerimizi alanların bize yeteri kadar ulaştığını söyleyemeyiz. Onlardan bazen şu talebi isteyebiliyoruz; lütfen engellemeyin. Bırakın çalışmamızı yapalım. Koordinasyon sorununuzu kendiniz gideremiyor iseniz, en azından bizi engellemeyin. Bizim böyle bir koordinasyon sorunumuz yok” şeklinde konuştu.

    “SAMANDAĞ’DA ÖĞRETMENLERİN VE ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 20’SİNİ KAYBETTİK”

    “Öğretmenlerimizle ilgili çok büyük bir dram yaşadık” diyen Kudret, şunları ifade etti:

    “Neden dram yaşadık? Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hemen hemen yüzde yirmisini yitirdik. Burada cenaze çıkmayan ev yok. Bugün öğretmenlerimizin hiçbirinin evi yok. Daha önceki depremde orta hasar, hafif hasar tespiti yapılmıştı. O binalar da ne yazık ki yıkılınca masada ağır hasar tespitleri yapıldı. Dolayısıyla burada ne halkımızın ne de öğretmenimizin hiçbiri şu anda evlerine girmiyor. Çok yoğun çadır sorunumuz var.

    Öğretmenlerimizle ilgili bazen görev yerlerine gelmeleri konusunda Milli Eğitim’den çağrılar yapılıyor. Gönüllü olmadıkları halde, çadır kentlere çağrılmaları konusunda dün net bir açıklama yaptık. Normal koşullarda sadece ve sadece öğretmenlerin değil, halkın bir hafta içerisinde sağlık açısından buradan tahliye edilmesi gerekiyor. Buraya gelen gönüllülerimiz bir hafta kaldıktan sonra dengeleri bozuluyor ve gitmek zorunda kalıyor.

    “HEPSİNDEN HESAP SORACAĞIZ”

    Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Milli Eğitim üzerinden gönüllü harici yapılan çağrılar üzerinden ekmeğiyle, işiyle tehditvari şekilde dayatmalara yönelik tepkimiz nettir. Ciddiye almıyoruz. Hiçbir şekilde ciddiye almayacağız. Bu konuda ısrar etmeleri durumunda gereken tepkiyi koymanın yanı sıra isim isim bu çağrıyı kim yapıyorsa, kim dayatıyorsa, isim isim teşhir edeceğiz. Yarın hukuk düzeni oturduğu zaman, ki umarız oturur, düzen oturduğu zaman hukuksal alanda bunların hepsinden hesap soracağız.”

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • CANTV ile dayanışma gecesi bu akşam; gelin canlar bir olalım-VİDEO

    CANTV ile dayanışma gecesi bu akşam; gelin canlar bir olalım-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin yayın organı CANTV ile dayanışma amacıyla bu akşam Avrupa saatiyle 18.00’de Londra’da ‘Dayanışma Gecesi’ düzenlenecek. Etkinliğe dair Sanatçı Pınar Aydınlar katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/LONDRA

    İLGİLİ HABER

    >CANTV ile dayanışma gecesi 13 Ocak’ta; geceye katılım çağrısı yapıldı