Etiket: ÇED

  • Koza Altın’ın Atikhisar Barajı yakınındaki maden projesine yargı engeli: ÇED kararı iptal edildi!

    Koza Altın’ın Atikhisar Barajı yakınındaki maden projesine yargı engeli: ÇED kararı iptal edildi!

    PİRHA- Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı koruma alanında Koza Altın tarafından planlanan altın madeni projesine ilişkin ÇED olumlu kararı mahkeme tarafından iptal edildi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, kararın doğa ve yaşam savunucularının mücadelesinin sonucu olduğunu belirtti.

    Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı koruma mesafesinde Koza Altın İşletmeleri AŞ tarafından açılması planlanan altın madeni projesine ilişkin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı yargıdan döndü.

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin yaptığı açıklamada, projeye karşı farklı kurum ve kuruluşlar tarafından üç ayrı dava açıldığı hatırlatıldı.

    Açıklamaya göre, Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) açtığı davada Çanakkale 1. İdare Mahkemesi, ÇED olumlu kararını iptal etti.

    Öte yandan, Çanakkale Belediyesi’nin yürütmenin durdurulması ve duruşma istemiyle açtığı davada da aynı mahkeme tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

    İPTAL KARARI BEKLENİYOR

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Bergama Çevre Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile yurttaşlar tarafından Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde açılan davada ise yürütmenin durdurulması talebinin kabul edildiği belirtilirken, yapılacak duruşmanın ardından ÇED olumlu kararının iptal edilmesinin beklendiği ifade edildi.

    Dernek açıklamasında, davalarda emeği bulunan uzmanlara ve avukatlara teşekkür edilerek, “Doğa kazandı, Atikhisar kazandı, Çanakkaleliler kazandı” denildi.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Bingöl Kığı’da maden keşfine yoğun tepki: Doğa ve yaşam savunuluyor-VİDEO

    Bingöl Kığı’da maden keşfine yoğun tepki: Doğa ve yaşam savunuluyor-VİDEO

    PİRHA- Kiğı’de maden projelerine karşı açılan davalar kapsamında yapılan keşifte, yöre halkı ve çok sayıda sivil toplum örgütü ekolojik yıkım, su kaynaklarının kirlenmesi ve yaşam alanlarının yok edilmesi riskine dikkat çekerek “ÇED gerekli değildir” kararına karşı tepkisini ortaya koydu.

    11 Mayıs 2026 tarihinde Kiğı ilçesine bağlı Ölmez Köyü’nde altın, gümüş ve bakır madeni arama ve üretim ruhsatlarına karşı açılan davalar kapsamında önemli bir keşif gerçekleştirildi. Bingöl İdare Mahkemesi nezdinde görülen ve “ÇED gerekli değildir” kararının iptalini konu alan 2026/288 ve 2026/370 esas numaralı dosyalar için yapılan keşfe, mahkeme heyeti, akademisyen bilirkişiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Keşif çalışmasına avukatlar Yılmaz Karaarslan ve Mehmet Boğatekin’in yanı sıra sivil toplum temsilcileri ve bölge halkı yoğun ilgi gösterdi. Katılımcılar arasında Kayy-Der Eş Başkanı Tuncay Gökçe, Kiğı Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Şevket Delen ve Arek Köyü Çevre Derneği Başkanı İbrahim Kudiş de yer aldı.

    Keşfe ayrıca Kiğı Peri Vadisi Çevre Platformu öncülüğünde geniş bir kurumsal katılım sağlandı. Katılan kurumlar arasında Kiğı Online Bilim Kültür Sanat ve Dayanışma Derneği, Kiğı Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği, Munzur Çevre Derneği, Sabırtaş Köy Derneği, Ölmez Köy Derneği, Kiğı Cem Evi ve Kiğı Spor Grubu yer aldı. Ayrıca  DEM Parti Kiğı İlçe Başkanlığı, DEM Parti Yayladere İlçe Başkanlığı, AKP Kiğı İlçe Başkanlığı, CHP Kiğı İlçe Başkanlığı ve MHP Kiğı İlçe Başkanlığı sürece katılım gösterdi.

    Keşif sırasında yöre halkı, maden faaliyetlerine karşı olduklarını dile getirdi. Bölgenin madenciliğe açılması halinde ciddi bir ekolojik yıkım yaşanacağı vurgulanırken, özellikle Peri Vadisi’ni besleyen su kaynaklarının kimyasal işlemler ve sızıntılar nedeniyle zehirlenebileceğine dikkat çekildi. Henüz sondaj aşamasında dahi bazı sahalarda yapılan ağaç kesimi ve odun kömürü üretiminin, altın madenciliğine zemin hazırlayan bir süreç olduğu ifade edildi.

    “DOĞAYA YÖNELİK MÜDAHALE YAŞAM HAKKINA DOĞRUDAN TEHDİT”

    Yapılan değerlendirmelerde, Kiğı’nın zengin biyolojik çeşitliliği ve endemik bitki örtüsünün büyük risk altında olduğu belirtildi. Bölgenin önemli geçim kaynaklarından biri olan arıcılığın sona erebileceği, coğrafi işaretli Bingöl balı üretiminin zarar göreceği ifade edilirken, yaban hayatının da geri dönülmez bir tehdit ile karşı karşıya olduğu kaydedildi.

    Savunmalarda ayrıca, kamu idarelerinin yöre halkını bilgilendirmediği, maden ruhsatı süreçlerinin “oldu-bitti”ye getirildiği ve toplumsal rızanın bulunmadığı vurgulandı. Bölge halkı, doğalarına, sularına ve topraklarına yönelik müdahaleyi yaşam haklarına doğrudan bir tehdit olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.

    Mahkeme heyeti, keşif kapsamında yapılan gözlem ve beyanların bilirkişi raporuna dönüştürülmesi için teknik heyete 45 gün süre verdi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    PİRHA- Sivas İdare Mahkemesi, Bolucan Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağı için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti. 

    Sivas Zara Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde ortak yerleşim yerleri içerisinde yer alan Kömür Ocağı Projesi’nde “ÇED Gerekli Değildir” kararı mahkemeye taşındı.

    Sivas İdare Mahkemesi, Sivas’ın Zara ilçesi Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde HEMGRUP Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan RN: 200801843 (ER: 3168164) Nolu Kömür Ocağı (Açık İşletme) Kapasite Artışı ile Açık İşletme ve Yeraltı İşletmesi Üretim Yöntemi Değişikliği (patlatmalı) projesi için Sivas Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 20.08.2024 tarih ve E-202426 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararını oybirliğiyle iptal etti.

    Mahkeme, projenin mevcut haliyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan “ÇED uygulanacak projeler” kapsamında değerlendirilmesi ve ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar verdi. Karar, bilirkişi heyetinin yerinde tespitlerine dayandırıldı.

    Yurttaşlar, mahkemenin oybirliğiyle verdiği kararı olumlu karşılarken, mahkemenin anayasal çevre hakkı ve çevrenin korunması ilkelerine açıkça vurgu yaptığını belirtti.

    PİRHA/SİVAS

  • Yaşam savunucuları ÇED toplantısını yaptırmadı!- VİDEO

    Yaşam savunucuları ÇED toplantısını yaptırmadı!- VİDEO

    PİRHA- Kazdağları’nda CVK Madencilik’in TV Tower altın madeni projesi halkın katılımı toplantısında gergin anlar yaşandı. Yaşam savunucuları, “Siyanürcü şirket Kazdağları’nı terk et” sloganlarıyla toplantıyı protesto etti. ÇED sunumu tepkiler nedeniyle engellenirken, köylüler madenin su kaynaklarını ve meraları tehdit ettiğini vurguladı.

    Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Kuşçayır köyünde düzenlenen Halkın Katılımı Toplantısı, CVK Madencilik’in TV Tower Altın Madeni projesine karşı çıkan yaşam savunucularının protestolarına sahne oldu. Köy meydanına kurulan sahne ve ses sistemi önünde toplanan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Su Yaşam Adalet Koalisyonu, Devrimci Emekliler Sendikası Çanakkale Şubesi ve İda Dayanışma Derneği üyeleri, pankart ve sloganlarla projeye tepki gösterdi. Meydanda sık sık “Siyanürcü Şirket, Kazdağları’nı Terk Et” sloganları yankılandı.

    “SİYANÜRCÜ ŞİRKET, KAZDAĞLARINI TERK ET”

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çanakkale İl Müdürü’nün başlattığı sunum, tepkiler nedeniyle tamamlanamadı. ÇED şirketi MİTTO’nun hazırladığı video gösterimi kısa sürdü, ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Köylüler, atık barajının güvenliği, içme suyu kaynakları ve meraların durumu hakkında sorular yöneltti.

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, Kazdağları’nın maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını, projelerin kümülatif etkisinin göz ardı edildiğini vurguladı. TV Tower projesinin 38 bin dönümlük ÇED alanıyla bölgeyi yeni bir ekolojik yıkıma sürükleyeceğini, orman ekosistemini yok edeceğini ve köylülerin göçe zorlanacağını belirtti.

    Kuşçayırı köyünde yaşayan emekli bir öğretmen ise, bölgenin özelliklerini anlatarak, antik yerleşimlerden de söz ederek, açık ocak madenciliğin köylerini bitireceğini ve tarım ve hayvancılık yapılamayacağını ifade etti.

    “HAVAMA, SUYUMA, TOPRAĞIMA DOKUNMA”

    Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu’nun da yer aldığı toplantıda, Su, Yaşam, Adalet Koalisyonu, İda Dayanışma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Kazdağları Kardeşliği temsilcileri ve Çanakkale Belediyesi Meclis Üyeleri de söz alarak projenin bölgenin suyunu bitireceğini, ormanların yok edileceğini, maden kazalarının büyük bir gerçeklik olduğunu, Kuşçayırının da İliç olmasını istemediklerini belirttiler.

    ÇOMÜ öğrencilerinden bir genç ise, yaşamın altından daha değerli olduğunu ve bu projenin yıkımlara yol açacağını, Romanya’da yaşanan altın madeni kazası sonrası siyanürlü atıklar nedeniyle çok sayıda canlının yaşamını yitirdiğini ve içerisinde büyük bir atık barajı bulunan bu proje için de benzer bir tehdidin olduğunu söyledi.

    Çanakkale CHP Milletvekili Özgür Ceylan da, “Kazdağları’nda madencilik yapılamaz. Bölgenin madenciliğe kapatılması gerekir. Kazdağları altından daha kıymetli. Madene verecek suyumuz da yok. Atikhisar Barajı tehdit altında” dedi.

    Toplantı, “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” ve “Madene Verecek Suyumuz Yok” sloganlarıyla sona erdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, projeye karşı mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı ve tüm bölge halkını su kaynaklarını, ormanlarını ve meralarını savunmaya çağırdı.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen GES projesine köylüler tepki gösterdi-VİDEO

    Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen GES projesine köylüler tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen Güneş Enerji Santrali (GES) projesi için ÇED toplantısı yapıldı. Toplantıya katılan köylüler projenin yapılmasına karşı olduklarını belirterek, “Eğer proje yapılırsa mera alanlarımız kalmayacak. Biz nasıl tarım ve hayvancılık yapacağız” diye tepki gösterdi. 

    Dersim’in Merkez ilçesine bağlı Haceri köyünde Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından 96 hektarlık alanda yapılması planlanan Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali (GES) projesinin ÇED toplantısı yapıldı.

    “PROJENİN YAPILACAĞI YER KÖYÜMÜZÜN MERASI, DAHA UYGUN YERLER SEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Toplantıya katılan köylüler projeye karşı olduklarını belirterek, “Biz hayvancılık ve tarım ile geçiniyoruz, eğer yapılacak proje bunlara zarar verecekse biz projeye karşıyız. Buraya bu proje yapılırsa burada tarım ve hayvancılık da yapılamaz. Biz güneş enerjisine karşı değiliz ama daha uygun yerler seçilmesi gerekiyor. Projenin yapılacağı alan köyümüzün en büyük merası o yüzden köyümüzün merasında kesinlikle bu projenin hayata geçmesini istemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Samandağlılar beton santralinin durdurulmasını istedi-VİDEO

    Samandağlılar beton santralinin durdurulmasını istedi-VİDEO

    PİRHA-Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi’nde 1 yıldır faaliyette bulunan beton üretim Santrali’nin durdurulması için Samandağ Kaymakamlığı önünde basın açıklaması düzenleyen mahalleliler, santral çalışmalarının durdurulmasını ve mahkeme kararının uygulanması gerektiğini belirttiler. Santrale tepki olarak konuşan mahalleliler, “Hiçbir işletme, toplum sağlığından daha önemli değildir. Hiçbir kurum, hiçbir kişi ve hiçbir işletme hukukun üstünde değildir. Mahkeme kararı kesindir ve uygulanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştular.

    Hatay Samandağ’da halk sağlığı ve çevreye zarar verdiği için halkın yargıya taşıdığı beton santrali ile ilgili mahkeme sonucu Samandağ Kaymakamlığı’na gereğinin yapılması için iletildi.

    Yargı kararına uygun hareket edilmesini talep edem mahalle halkı dilekçeyle belediyeye başvuru yaptı.

    Başvuru sonrası kaymakamlık önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını vatandaşlar adına Ayhan Olgun okudu.

    Olgun’un okuduğu açıklamada “Hatay İli, Samandağ İlçesi, Atatürk Mahallesinde işletmecisi Gürkal İnşaat olan “Beton Üretim santrali için Hatay Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararıyla ilgili olarak Hatay 3. İdare Mahkemesi Yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Hatay İdare mahkemesi Hukuka aykırılık ve telafi edilmesi güç ve imkansız zararlara yol açıldığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

    Samandağ Belediyesine daha önce ihbar edilen fakat ilgili birimlerince itibar edilmeyen dosya kapsamında, Anayasa’nın 125. maddesi, Çevre Kanunu 30. Maddesi hükümleri ile İdare Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 27. Maddesi kapsamında yargı kararının uygulanması, telafi edilmesi güç ve imkansız zararlara yol açılmaması hususunda gereğinin yapılması için mahkeme kararını ilettik.  Atatürk Mahallesi Çevre Yolu caddesinde faaliyet yürüten yapının hukuken dayanaksız kaldığını ilgili kurum yetkililerine resmi olarak ilettik. Yargı kararına uyulmaması TCK kapsamında da görevi kötüye kullanma suçuna vücut verdiğinden, yargı kararlarına uygun hareket edilmesini talep ederiz.

    Bizler son 1 yıldır, çimentonun, tozun, gürültünün ortasında yaşama ve ölüme mahkum edildik. Gürkal Limited şirketinin Samandağ’ın yerleşim alanı, sera alanları ve okullarının ortasına hançer gibi saplanan devasa beton santralinin, çevre felaketi yaratacak düzeyde zararlı olduğu ve yer seçiminin hukuka aykırı olduğu Hatay 3. İdare Mahkemesinin yürütmeği durdurma kararıyla tespit edilmiştir. Samandağ Belediyesinin mahkeme kararını yaşam hakkına saygı ve hukuk devleti ilkesi gereği derhal uygulaması ve tesisi kapatmasını istiyoruz. Samandağ’ın insanı, biberi, domatesi, maydanozu, Asi Nehri yaşasın diye yürüttüğümüz bu mücadeleye katkı veren tüm şahıs ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Hiçbir işletme, toplum sağlığından daha önemli değildir. Hiçbir kurum, hiçbir kimse ve hiçbir işletme hukukun üstünde değildir. Mahkeme kararı kesindir ve uygulanmasını bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Soma’da iptal edilen taş ocağına bakanlıktan ikinci onay

    Soma’da iptal edilen taş ocağına bakanlıktan ikinci onay

    PİRHA- Soma ilçesinde daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen kalker ocağı için ikinci kez “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    Manisa Soma ilçesi Dereköy Mahallesi’nde Selim Açıkgöz adına ruhsatlı kalker ocağı hakkında daha önce iptal edilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil” kararına rağmen ikinci kez “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2021’de verilen karar yurttaşların açtığı dava sonrasında 2022’de Manisa 2’inci İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Buna rağmen Bakanlık yine aynı kararı verdi.

    İlk ruhsat alanında yine alanda Tarım ve Orman Bakanlığı 4’üncü Bölge Müdürlüğü’nün araştırmasına göre Dianthus somanus ve Erodium somanum isimli lokal endemik ve yeni keşfedilen endemik ve nesli tehlike altında bir bitki türü olana Tragopogon sp.nov. ve yine nesli tehlikede olan Paracaryum aucherii isimli başka bir bitki türünü barındırdığı tespit edildi.

    ORMANA KURULACAK

    İkinci kere “ÇED gerekli değil” kararı alınan kalker ocağından açık ocak işletme yöntemiyle yıllık 400 bin ton kalker elde edilmesi planlanırken, alanda inşa edilecek olan kırma-eleme tesisinde ise 380 bin ton malzeme işlenecek. 2038 hektar alanda kurulacak olan ocak sahasının 18,82’si ocak sahası olacak. Ocak sahası öte yandan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre “Orman Alanı” olarak işaretlendiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu’na bağlı avukatlar Çemişgezek ilçesinde yapımı devam eden Tağar Çayı’ndaki Hidroelektrik Santrali (HES) ve regülatör çalışmalarına, cübbeleriyle yürüyüş yaparak tepki gösterdi. Avukat Barış Yıldırım, İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını ancak inşaatın devam ettiğini belirterek, “Hukuksuzluktan vazgeçin” çağrısında bulundu.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı.

    26 Ağustos tarihinde Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Hukukçular tarafından suç duyurusunda bulunulurken, inşaat çalışması devam ediyor.

    Dersim Barosu, yaşanan durumun hukuksuz olduğunu belirterek, baro binasında açıklama yaptı. Açıklamaya, Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu üyeleri, baro üyesi avukatlar, çevreciler, STK’ler, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve siyasi parti yöneticileri destek verdi.

    “TAĞAR NEHRİNDE KAÇAK BİR HES İNŞAATI SÜRDÜRÜLÜYOR

    Dersim Barosu Başkanı Avukat Doğukan Kudat, baro olarak hukuksuzluğun karşısında olacaklarını ifade etti.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım da, projenin hukuksuz olduğunu belirterek, “Çemişgezek ilçesindeki Tağar nehrinde kaçak bir HES inşaatı sürdürülüyor. Şimdi regülatörü ve HES projesinin regülatörü yani su alma yapısı, iletim tüneli, yükleme havuzu ve santral binası, 2872 sayılı çevre kanununun 10. maddeye aykırı şekilde yapılıyor. Çevre Kanunu çevresel etki değerlendirilmesi süreci tamamlanmadan yapının ihalesi yapıldı ve çalışma başlatıldı” dedi.

    “İNŞAAT DERHAL DURDURULSUN”

    İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını aktaran Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Yargılama süreci devam ediyor. Anayasanın 56. maddesi devletin çevreyi korumakla yükümlü olduğunu söyler. Anayasanın 63. maddesi devletin kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğunu söyler ki dünyada bir ilçe merkezinde en fazla yaban keçilerinin popülasyon bulduğu yer. Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu hükümlerine göre taşınmaz kültür varlığı olarak teşkil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü bulunuyor. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümlerine göre tescil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü ve Urartu İn Delikleri Derviş hücreleri bulunmakta ve buralar birinci derece arkeolojik sit alanı ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yani ülkemizin tarafı olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi hükümlerine göre kesin koruma altında bulunan, yaban keçisi su samuru gibi türlerin yaşam alanıdır. Bu proje sahası aynı zamanda korunma sahasında. Buradan derhal çevre kanunu onuncu madde, çevresel etki değerlendirilmesi yönetmeliği, on dokuzuncu madde çerçevesinde bu inşaat faaliyetinin derhal durdurulması gerekiyor.”

    Açıklamanın ardından avukatlar cübbelerini giyinerek ‘Tağar özgürdür, özgür akacak’ sloganlarıyla Sanat Sokağı’na yürüdü ve oturma eylemi gerçekleştirdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    >Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

    >‘Tagar Çayı Çemişgezek’te can suyumuzdur, HES yapımına karşıyız’-VİDEO

  • Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

    Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Çemişgezek ilçesinde birçok yaban hayvanı ile endemik türe yaşam alanı olan Tağar Çayı üzerinde yapılan HES projesine İzmir’den tepki gösterildi. Dersimli Dernek yöneticileri “Bu kutsal mekanlar ziyaretgâh alanlarıdır ve bu alanlar yüzyıllardır herhangi bir el değmeden bugüne getirilmiş olsa da bugün sermaye ve devlet eliyle yok edilmektedir” dedi. 

    Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde bulunan, Aliboğazı’ndan doğan, Çemişgezek’e can veren ve birçok yaban hayvanı ile endemik türün yaşam alanı olan Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına başlanmasına tepkiler yükseliyor.

    Dersim Dernekleri Federasyonu, İzmir Dersim Dernekleri ve Ege Çevre Platformu üyeleri Tağar Çayı’na yapılmaya başlanan HES projesine dair basın toplantısı gerçekleştirdi.İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi’nde yapılan toplantıya İHD yöneticileri de destek verdi.

    Kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan Menemen Dersimliler Derneği Başkanı ve DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Gamze Yentür, bölgeye dair ÇED raporu alınmadan kapasite artışı adı altında Tağar Çayı’nın üzerinde inşaat başlatılmasına tepki göstererek, “Bern Sözleşmesine göre koruma altına alınan dağ keçileri başta olmak üzere su samuru dahil birçok canlıya ev sahipliği yapan Tağar Çayı’nın üzerine yapılan kaçak inşaata son verilmelidir. Sermaye ve onun işbirlikçileri nehirlerimize, ormanlarımıza ve bil cümle yaşam alanlarımıza göz koymuştur. 90’larda köy yakmaları ve boşaltmaları ile bölgemiz mahvedilirken, 2000’li yıllarda ise bölgemiz barajlar ve maden projeleri ile yok edilmeye çalışılıyor” dedi.

    “KUTSAL ALANLAR SERMAYE VE DEVLET ELİYLE YOK EDİLİYOR”

    Yentür, Dersim’de bulunan akarsuların ülkenin su potansiyelinin yaklaşık üçte birini oluşturduğunu ve bölgede 27 HES/baraj projesinin bulunduğunu hatırlatarak, “Dersim coğrafyasının insanı, gerek inancı gereği, gerekse doğa olan ilişkisi ile Dersim’in doğasını korumuştur. Yapılan projelerinden rant elde edilmesinin yanında bölgenin kendine özgün Kürt- Kızılbaş kimliği de bu projeler eliyle yok edilmektedir. Örneğin; yapılan projeler sonucunda geçtiğimiz yıllarda Gola Çetu(Xızır’ın Gölü) sular altında kalmıştır. Dersimlilerin inanç merkezleri adeta doğanın bağrıdır. İnsanlarımız için ziyaretgahlarımız kutsaldır. Kişilerin gidip ibadet ettiği, kurban kestiği, niyaz dağıttığı yerler genelde akarsu kıyılarında bulunan ziyaretgâh alanlarıdır ve bu alanlar yüzyıllardır herhangi bir el değmeden bugüne getirilmiş olsa da bugün sermaye ve devlet eliyle yok edilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “ZARAR VEREN HER PROJEYE AYRIMSIZ KARŞI ÇIKACAĞIZ”

    Ülkenin dört bir yanında doğaya zarar veren projelere karşı olacaklarını ifade eden Yentür, şöyle devam etti:

    “Yurdun dört bir yanı yakılıp yıkılıyor tahrip ediliyor ancak bölge illerinde bütün bu ranta ek olarak güvenlik gerekçeleri adı altında bahaneler sunularak tahribat katmerleştiriliyor. Bizler bir kez daha vurguluyoruz, Kaz Dağları’ndan Akbelen’e, Akbelen’den Dersime bütün doğa kardeştir. Yurt genelindeki doğaya zarar veren her projeye karşı ayrımsız karşıyız, karşı çıkacağız. Yaşanabilir sağlıklı ve temiz bir dünya için mücadele edeceğiz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Köylülerden Güneş Enerji Santrali Projesi’ne tepki: Nerede hayvancılık yapacağız?- VİDEO

    Köylülerden Güneş Enerji Santrali Projesi’ne tepki: Nerede hayvancılık yapacağız?- VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) mezrasında yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi için ÇED toplantısı yapıldı. Köylüler, “Projenin yapılacağı alan bizim mera alanımız, biz projenin yapılmasını istemiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) Mezrası’nda 159 Ada/122 Parselde “Tunceli Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali” yapılması planlanıyor.

    Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapıldı.

    “PROJENİN YAPILMASINI İSTEMİYORUZ”

    Güneş Enerji Santrali Projesi’nin yapılmasına karşı olduklarını belirten köylüler, “Biz tarım ve hayvancılık ile geçiniyoruz proje yapılırsa biz nasıl geçimimizi sağlayacağız. Rant amaçlı yapılmak istenen projeye karşıyız. Bizim köyümüzün mera alanını güneş enerjisi projesi için kullanılmasını istemiyoruz” diye belirttiler.

    “KÖYLÜLER NEREDE TARIM VE HAYVANCILIK YAPACAK?”

    Tunceli  Ziraat Odası Başkanı Süleyman Uluç ise şunları söyledi:

    “Hem o alanda doğalgaz depolama alanı var hem de mera alanı olduğu için projenin yapılmaması gerekiyor. Proje yapılırsa köylüler nerede hayvancılık ve tarım yapacak?”

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Kordu, Derviş Cemal Türbesi’ni zarara uğratacak madene itiraz etti!

    Milletvekili Kordu, Derviş Cemal Türbesi’ni zarara uğratacak madene itiraz etti!

    PİRHA – Milletvekili Ayten Kordu, Hozat İlçesi’ndeki Alevilerin kutsal mekanlarından Derviş Cemal Türbesi yakınlarında yapılmak istenen maden ocağına itiraz etti. Konuya TBMM’ye soru önergesi sunan Kordu, “Dersim halkı ve Alevilerin kutsal saydığı Derviş Cemal Türbesi’nin zarar görme riskine karşı projenin sürdürülmek istenmesinin gerekçesi nedir?” sorusunu gündeme getirdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Alevi toplumu tarafından kutsal bilinen mekanlara yönelik saldırılara dikkat çekti. Milletvekili Kordu, Dersim’deki kutsal mekanlara doğrudan veya dolaylı yöntemlerle saldırıların devam ettiğini belirterek “Bu saldırıların temelinde yatan anlayış: Şark Islahat Planı’ndan bugüne taşınan anlayışın kurumsallaşması ve süreklileşmesidir” ifadelerini kullandı.

    “KÖYLÜLER GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMAKTA”

    Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu soru önergesinde Derviş Cemal Köyü’nde yapılmak istenen maden faaliyetine değindi. Dersim’de maden işletmeciliği adı altında kutsal mekanlara saldırılar yapıldığını vurgulayan Kordu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Maden ocağının yapılacağı yerin Derviş Cemal Türbesi’ne yakın olmasının yanında söz konusu alanın mera vasfı taşıyan arazi, yoğun bir şekilde hayvancılık ve tarım yapılmaktadır. Dolayısıyla söz konusu faaliyet ile köylülerin inanç alanı ile birlikte tarımsal üretim ve hayvancılık yaptıkları geçim alanları da tahrip edilmekte ve insansızlaştırılmak istenmektedir.

    Nama Grup Metal A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan mermer ocağı işletmesi başta köylüler ve çevreciler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin tepkisini haklı kılmaktadır. Enerji projeleri ve yatırım amaçlı bu tür projelerin, hayata geçirildiği bölgede ekolojik denge ve doğa üzerinde geri dönüşü olmayan ağır bir tahribat yarattığı gibi bölge halkının inancı gereği kutsal saydığı ziyaret ve ocakların da yok olmasına neden olmakta ve geçim kaynaklarının dayandığı alanlar yok edilince köylüler göç etmek zorunda kalmaktadırlar. Erzincan’ın İliç İlçesi’ndeki Çöpler Altın Madeni için “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) olumlu raporu veren şirketin yönetim kurulunda bulunan Ahmet Oğuz Öztürk’ün, Anagold Madencilik A.Ş.’nin de yönetim kurulunda yer alması örneğinde olduğu ÇED raporları çoğu zaman doğayı, halkın inanç ve değerleri yerine sermayeyi koruyan bir yerden değerlendirilmektedir. Derviş Cemal Köyü’ndeki maden ocağının ÇED raporunda yer alan bilirkişilerin güvenirliği ile ilgili de ciddi iddialar söz konudur.”

    “PROJENİN SÜRDÜRÜLMEK İSTENMESİNİN GEREKÇESİ NEDİR?”

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuya ilişkin şu soruları da gündeme getirdi:

    “Nama Grup Metal A.Ş. tarafından Derviş Cemal Köyü’nde işletilen maden ocağının ÇED raporu için belirlenen bilirkişilerin ÇED raporuna olumlu rapor verecek şekilde belirlendiği iddiası doğru mudur? Söz konusu bilirkişi üyeleri hangi ölçütlere göre belirlenmiştir?

    Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal Köyü civarında yapımı planlanan taş ocağı projesinin ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü ne kadardır?

    Söz konusu taş ocağı projesi, Derviş Cemal Türbesi’ni de kapsayan ziyaretgah bölgesini de tehdit etmektedir. Dersim halkı ve Alevilerin kutsal saydığı Derviş Cemal Türbesi’nin zarar görme riskine karşı projenin sürdürülmek istenmesinin gerekçesi nedir?

    Söz konusu proje ile Derviş Cemal köylülerin geçim kaynağı olan meranın tahrip edileceği, kullanım alanlarının daraltılacağı ve bunun sonucunda köylülerin göç etmek zorunda kalma riskine rağmen projenin ısrarlı bir şekilde sürdürülmek istenmesinin gerekçesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi’ne köylüler tepkili

    Dersim’de yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi’ne köylüler tepkili

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) mezrasında Güneş Enerji Santrali Projesi yapılması planlanıyor ancak köylüler projenin yapılmasını istemiyor. 30 Nisan’da Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapılacak. 

    Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) Mezrası’nda 159 Ada/122 Parselde “Tunceli Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali” yapılması planlanıyor.

    30 Nisan’da Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapılacak.

    KÖYLÜLER TEPKİLİ

    Geçimlerini hayvancılık ve tarım ile sağlayan köylüler mera ıslah alanına Güneş Enerji Santrali Projesi’nin yapılmasına tepkili.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Göle’deki maden projesine karşı elimizden geleni yapacağız’-VİDEO

    ‘Göle’deki maden projesine karşı elimizden geleni yapacağız’-VİDEO

    PİRHA – Ardahanlılar Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Dilek Öztürk, Göle’de yapılmak istenen maden projesine tepki gösterdi. Öztürk, “Madene karşıyız ve yapılmaması için elimizden geleni yapacağız” dedi. Göle Çevre Komisyonu Sözcüsü Ali Turan ise maden ocağına karşı itirazların, faaliyet başlamadan önce yapılması gerektiğini belirterek “İlla İliç’teki o faciaya doğru mu gelinsin? ifadelerini kullandı.

    Ülkenin en fazla su rezervlerini barındıran ve hayvancılık anlamında ciddi üretimin yapıldığı Kuzey Anadolu Bölgesi, maden faaliyetleri nedeniyle tehdit altında.

    Ardahan’ın Göle ilçesinde yapılmak istenen altın madeni projesine karşı bütün yöre halkı ayakta. 4 Köyü kapsayacak maden faaliyeti sebebiyle yöre halkı, hem çevrenin tahrip edileceğine hem de hayvansal üretimin zarar göreceğine dikkat çekiyor.

    “MADENE KARŞI ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Ardahanlılar Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Dilek Öztürk, söz konusu projenin tehlikelerine dair PİRHA’ya konuştu. Koza Holding tarafından açılmak istenen madene karşı olduklarını dile getiren Öztürk, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Maden aramalarında gördük ki şu zamana kadar birçok can yitip gitti. Şimdi bu faaliyetin bölgemizde de olması demek öncelikle hayvancılığı, tarımı bitirmek demektir. Daha da önemlisi insanlarımız zarar görecek. Bu aramalar sonucunda doğa kirlendiği için tarım olmayacak. Doğa kirlendiği için tabii ki hayvancılık da olmayacak. Üretim adına hiçbir şey kalmayacak. Hayvancılık zaten şu anda son demlerini yaşıyor. Toprağımızı zehirleyecekler, bu nedenle böyle bir faaliyet istemiyoruz. Madenin bölge halkına hiçbir faydası olmayacaktır. Maden sahipleri ve hükümet, bu işi karlı bir şey görebilirler ama orada yaşayanlar için kesinlikle doğru bir karar değil. Biz de bu nedenle madene karşıyız ve elimizden geleni yapacağız.

    “GELİN BU PROJEYİ DURDURALIM!”

    Dilek Öztürk, konuşmasının devamında Göle’de yaşayan yurttaşlara da seslenerek duyarlılık çağrısı yaptı. Öztürk, şunları söyledi:

    “Sevgili Göleliler, gelin ata topraklarımızı zehirlemelerine izin vermeyelim. Birkaç sene sürecek bir çalışma ortamı yaratmak için geleceğimizi yok etmeyelim. Madenler özellikle siyanür gibi kimyasal maddelerle aranacaktır. Geleceğimizin, tarım ve hayvancılığın bitmemesi için sizlerden ricam buna hayır dememizdir. Gerekirse bütün büyük şehirlerden toplanıp orada bir eylem de yapabiliriz. Madenin olmaması gerektiği kanaatindeyiz. Bu madenlerin zararlarını çokça gördük, işittik. Çok sayıda can kayboldu, bunları nasıl riske ediyorsunuz? Bu sebeple gelin bu projeyi durduralım. Buna hayır demek zorundayız.”

    KADIN YURTTAŞLARA ÇAĞRI!

    Dilek Öztürk, Ardahan Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin ilk kadın başkanı olduğunu belirterek hemcinslerine de çağrı yaptı. Öztürk, “Bizler de söz hakkına sahibiz. Bizler birleşmeliyiz. Biz kadınlar birleşerek de eylemimizi yapabiliriz. Özellikle kadınlarla projeye karşı eylemleri yönetebiliriz. Bu faaliyetleri durduracağımıza da eminim. Yeter ki gönülden isteyip eyleme geçelim” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZDEN ZERRE ÖDÜN VERMEYECEĞİZ”

    Göle’deki maden projesine karşı oluşturulan çevre komisyonu sözcüsü Ali Turan da itirazlarını dile getirdi. Projeye dair Göle’ye giderek yöre halkıyla durum değerlendirmesi yaptıklarını belirten Turan, hukuki anlamda tüm girişimlerde bulunduklarını da anlattı. Turan, Enerji Bakanlığı tarafından söz konusu maden ruhsatını iptal etmeleri için girişimde bulunduklarını belirterek şöyle devam etti:

    “Göle’deki köylerle alakalı örgütlenmede belli bir mesafe kat edildi. Milletvekillerimiz tarafından verilen sözler vardı. ‘bu işi biz kapatacağız, tasalanmayın, tedirgin olmayın’ denilmişti. 31 Mart seçimleri öncesinde konuya dair açıklama yapacaklarını da söylemişlerdi ancak herhangi bir hareketlilik olmadı. Evet vaatler var ama bizler de kendi mücadelemizden zerre kadar ödün vermeyeceğiz.

    Bazı çevrelerde ‘bakın firma daha faaliyete başlamamış’ gibi bir algı uyandırılıyor. Bu da toplum açısından sanki çok uzun vadede geleceklermiş gibi algılanıyor. Aslında hiçbir zaman mücadelede erken değildir demek istiyoruz. Evet biz haberi erken aldık ve zaman kaybedilmeden bu duyum yayıldı. ‘Firma çok güçlü, gelip madeni yapabilirler’ gibi söylemler var ama öyle değil; halkımız her zaman umudu yeşerten bir halktır.”

    “KADININ YERİ FARKLIDIR”

    Altın, gümüş ve bakır çıkartmak amacıyla açık ocak şeklinde faaliyet yürütüleceği belirtilen maden sebebiyle Büyük Altunbulak, Koyunlu (Gundik), Kuytuca (Şeki) ve Durucasu (Gırdamal) köylerinin arazileri tehlike altında bulunuyor. Ali Turan, yöre halkının tümüyle tepki gösterdiğini belirterek “Kadınlar da artık seslerini yükseltiyor. Erkekler olarak çok konuşur, mücadele ederiz ama kadının yeri farklıdır. Kadınların da mücadeleye katılması, gücümüzü daha da arttıracaktır. Bölgedeki kadınlarla da örgütlenmeye gideceğiz” dedi.

    “MÜSAADE ETMEMEK LAZIM”

    Koza Holding’in 2017 yılında maden projesine dair ruhsat aldığını belirten Ali Turan, İliç’te yaşanan faciayı da hatırlatarak şunları söyledi:

    “Evet henüz bir faaliyet yok ama itiraz için erken de değil. Keşke 2017 yılında haberdar olsaydık. Halihazırda bir komisyon şeklinde çalışıyoruz. Sivil toplum kuruluşları da destek gösteriyor ama bunlar henüz yeterli değil. Geçtiğimiz aylarda Göle’de bir basın açıklaması girişimimiz olmuştu ancak mülki amiri, çeşitli gerekçelerle buna dahi izin vermedi. Fiziki eylemlilik Koza Holding araziye girdikten sonra doğal olarak yapılacaktır. Karşı tarafın bölgemize gelişi bir tür zehir demek. O anlamda vatandaşın fiziki eylemi, annelerinin ak sütü gibi hakkıdır. ‘Neden daha bir şey yokken eylem yapıyorsunuz?’ söylemi bu nedenlerle olmaması gerekir. ‘Şimdilik bekleyelim’ deniliyor olabilir ama neyi bekleyelim? Toplum uzun bir süredir zaten sindirildi ve hep susuyoruz. Şimdi illa İliç’teki o faciaya doğru mu gelinsin. Buna müsaade etmemek lazım.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    -Göle’de maden projesine tepki: Kutsallarımıza ve doğamıza dokundurtmayacağız!

    -Göleli kadınlardan maden tepkisi: Hayatımızı zehirlemeye kimsenin hakkı yok!

    -Koza Altın İşletmeleri, Göle’deki Alevi ve Kürt köylerine göz dikti!

  • Göle’de maden projesine tepki: Kutsallarımıza ve doğamıza dokundurtmayacağız!-VİDEO

    Göle’de maden projesine tepki: Kutsallarımıza ve doğamıza dokundurtmayacağız!-VİDEO

    PİRHA – Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’nin, Göle ilçesindeki 4 köyü kapsayan maden projesine tepkiler sürüyor. Yöre halkı, oluşacak çevresel felaketle birlikte hayvancılık ve tarımın yok olacağına vurgu yapıyor. Yurttaşlar, söz konusu girişim nedeniyle kutsal mekanların da tehlike altında olduğunu belirterek “Doğamıza ve ziyaretlerimize sahip çıkacağız” diye belirttiler.

    Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından Ardahan’ın Göle İlçesinde yapılmak istenen altın, gümüş ve bakır madeni projesine tepkiler sürüyor.

    Söz konusu projenin tüm detayları kamuoyu ile paylaşıldı ancak, şirketin maden çıkarmak için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusuna henüz olumlu cevap verilmedi.

    Projeye olumlu cevap verilmesi halinde Büyük Altunbulak Köyü başta olmak üzere Koyunlu (Gundik), Kuytuca (Şeki) ve Durucasu (Gırdamal) köy arazileri de maden sahası kapsamında değerlendirilecek.

    YÖRE HALKININ TEPKİSİ ARTIYOR!

    Maden projesine karşı duran yöre halkı, itirazlarını sürdürüyor. Mahkeme yoluna da başvuran Göleli yurttaşlar, projenin başlatılması durumunda oluşacak çevre felaketine bir kez daha dikkat çekti.

    Koyunlu (Gundik) köyünden Hüsniye Aydar, maden faaliyetlerinin yöre halkına hiçbir getiri sağlamayacağının altını çizdi. “Aksine madenin bizden götürüsü çok olacaktır” diyen Aydar, şunları söyledi:

    “Bizler mera hayvancılığı yaparak geçim kaynağımızı sağlıyoruz. Sütçülük, peynircilik, kazcılık, arıcılık yapmaktayız. Siyanürlü bir maden çalışması demek, su kaynaklarımızın, doğamızın zehirlenmesi demektir. Bitki çeşitliliğinin bitmesi, çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinin elinden alınması demektir. Yer altındaki bütün sular damar şeklinde birbirine bağlıdır. Söz konusu alan hayvancılık ve tarım bölgesidir. Bu maden, tarımı da bitirme noktasına getirir. Gençlerimiz zaten işsiz. Bir kesim hayvancılıkla uğraşıyor. Biz kadınların ekmeği, aşı hayvancılıktadır. Kimseye muhtaç olmak istemiyoruz. Maden demek doğamızın bitmesi demektir. Bölgemizde böyle bir maden çalışması istemiyoruz.”

    “MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    “İkinci bir İliç yaşansın istemiyoruz” diyen Hüsniye Aydar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hayvanlarımız bizler için çok önemli. Bir inek, bir fabrika demektir. Elimizden ekmeğimizin alınması, insanların yokluğa mahkum edilmesini istemiyoruz. Bir şirketin gelip Göle’nin köylerine hükmetmesini istemiyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Topraklarımız geçim kaynağımızdır. Eğer bir şeyler yapılmasını istiyorlarsa dağlarımızın ağaçlandırılmasını, yollarımızın yapılmasını sağlasınlar. Doğamız, bir maden şirketine kurban verilmemeli. Geleceğimiz yokluğa mahkum edilmemeli. Yani bu madenin bize bir faydası yok. İsmi üstünde; ‘Yeşil Göle’… Bölgemizin çöl olmasını istemiyoruz.

    Siyanür buharlaşma usulüyle havaya karışacak. Bütün bitkilerimizin böylelikle üstüne çökecek, hayvanlarımız da bu otları tüketecek. Hayvanlarımızdan elde etmiş olduğumuz yağ, peynir, süt ve eti biz insanlar tüketiyoruz. Sağlığımızı tehdit edecek faaliyetleri memleketimizde istemiyoruz. Türkiye’nin en büyük oranda peynir ihtiyacını karşılayan bölgesi Ardahan’ın Göle ilçesi, Kars ve civarıdır. Kimsenin elimizdeki ekmeği almaya hakkı yoktur.”

    KUTSAL MEKANLARA SALDIRI!

    Hüsniye Aydar, köylerindeki kutsal mekanları da işaret ederek, maden projesi ile inançlarının da hedef alındığını belirtti. Aydar “Köyümüzün etrafında manevi değerlerimiz olan ziyaret mekanlarımız da var. Ziyaretlerimize kimseyi dokundurtmayız. O yerler bizim için çok önemli. Biz Alevi köyüyüz ve inançlarımıza bağlıyız. Bu nedenlerle topraklarımızı, geleceğimizi kimseye vermiyoruz. Devlet bize destek sunacaksa eğer hayvancılık konusunda destek olsun. Maden çalışmaları ile gelip topraklarımızı kazıyacaklar ve bölge belli bir zaman sonra çöle dönüşecek” diye konuştu.

    “DOĞAMIZA VE ZİYARETGAHIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Gundik köyünden Kenan Akın da maden projesine tepki gösteren bir diğer isim oldu. Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan maden faciasında halen 9 kişinin cenazesine ulaşılmadığını söyleyen Akın, “Hükümet, sanki hiçbir şey olmamış gibi seçim gündemiyle beraber meseleyi öteledi. Yaşananları adeta halka unutturdu” dedi.

    Kenan Akın, köylerindeki ziyaretgahların halk nezdinde büyük öneme sahip olduğunu vurgulayıp şunları söyledi:

    “Kendi ülkelerinde yasaklanan, maden arama izni alamayan yabancı şirketler, ülkemizdeki işbirlikçi sermayedarları ile devletten aldıkları peşkeş usulü ihalelerle bölgemize yönelmekte. İnancımız gereği ortak yaşama ikrar verdiğimiz cümle canlı, cansızın doğasına göz dikmiş durumdalar. Girmek istedikleri alanlarda o bölgede yaşayan biz Alevilerin inanç yerleri ve ziyaretgahları mevcuttur. Böyle bir durum karşısında bizlerin ve bütün Alevilerin rızalığı alınmadan kutsallarımıza ve doğamıza dokundurtmayacağız. Bununla birlikte tüm yasal ve meşru haklarımızı kullanarak doğamıza ve ziyaretlerimize sahip çıkacağız. Bu gibi yöntemlerle inanç yerlerimizi belleklerimizden silmeye çalışanların karşısında olacağız. Ayrıca bütün demokratik çevreleri ve Alevi kamuoyunu, yapılmak istenen bu durum karşısında sahiplenmeye davet ediyoruz.”

    Eren GÜVEN/ARDAHAN

    İLGİLİ HABERLER: Göleli kadınlardan maden tepkisi: Hayatımızı zehirlemeye kimsenin hakkı yok!

     

  • Rize Kalkandere’de taş ocağı için Bakanlık ‘ÇED gerekli değil’ kararı verdi

    Rize Kalkandere’de taş ocağı için Bakanlık ‘ÇED gerekli değil’ kararı verdi

    PİRHA- Kalkandere’de, çevresinde çay bahçeleri bulunan 6,72 hektarlık ormanlık alanda kurulmak istenen taş ocağı için Bakanlık “ÇED gerekli değil” kararı verdi.

    Rize’nin Kalkandere ilçesi Ünalan Mahallesi’nde bulunan ormanlık alana Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü 22’inci Bölge Müdürlüğü tarafından açılmak istenen andezit-bazalt ocağı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil” kararı verildi.

    Taşlıdere Vadisi 7’inci kısım inşaatında kullanılmak üzere kaya çıkarılacak olan taş ocağı 6,62 hektar büyüklüğünde bir alanı kapsıyor.

    Taş ocağı Kalkandere ilçe merkezine 5,4 kilometre, Ünalan Mahallesine 1,4 kilometre uzaklıkta bulunurken, sahaya en yakın hane ise sadece 250 metre uzaklıkta. Yıllık 250 bin ton üretim yapılması taş ocağı planlanan saha, patlatmalı açık ocak işletmeciliği ile çalıştırılacak.

    Ocak sahası Ordu – Trabzon – Rize – Giresun – Gümüşhane – Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre “Orman Alanı” olarak görünüyor. Ayrıca ocak çalışma sahası sınırında ve çevresinde bölgeye ait tarımsal alanlar (çay bahçesi, fidanlık, mera vb.) bulunuyor.

    Tarım ve Orman Bakanlığı 12. Bölge Müdürlüğü’nün taş ocağına ilişkin görüş yazısında “2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, kurumumuz mer’i mevzuat hükümlerine ve inceleme raporunda belirtilen tüm hususlara uyulacağı taahhüt edilmesi, belirtilen tüm hususların proje tanıtım dosyasının ilgili bölümlerinde revize edilmesi kaydıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı…” ifadeleri yer aldı.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ise, “Çevre Düzeni Planı ana kararlarına, genel hedef/ilke ve stratejilerine arazi kullanım türlerine ve plan hükümlerine uygun olarak yürütülmesi…” şeklinde görüşte bildirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sadece 8 Ocak’ta 21 maden ocağı için ÇED süreci başlatıldı

    Sadece 8 Ocak’ta 21 maden ocağı için ÇED süreci başlatıldı

    PİRHA- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na göre sadece 8 Ocak’ta 21 maden şirketinin faaliyetleri için ÇED süreci başlatıldı. 3 maden için “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    MHP destekli AKP hükümeti yaşam alanlarını enerji ve maden şirketlerine peşkeş çekmeye devam ediyor. 1923 ile 2002 arasında toplam bin 186 maden ruhsatı verilirken, AKP iktidara geldikten sonra sadece 15 yılda (2008-2023) 386 bin maden için ruhsat verildi. Bu ruhsatların verildiği alanlar Akbelen ve Kaz Dağları gibi genel olarak ormanlık alanları kapsadı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’in haberine göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na göre, sadece 8 Ocak’ta 21 maden ocağı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlattı. 3 maden için ise, “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    ÇED sürecinin başlatıldığı yerler şöyle:

    Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi Karagöl ve Mutlu köyleri sınırları içinde Favori Metal Madencilik isimli şirket tarafından işletilmek istenen demir madeni için ÇED süreci başlatıldı. Belirlenen alanın büyük bölümü orman ve tarım arazisi niteliğinde.

    Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesi Karabahşili mahallesinde 24,70 hektarlık alanda Öz Baykuş Madencilik şirketi tarafından açılmak istenen “Kalsit Ocağı, Kırma-Eleme ve Mikronize Öğütme Tesisi” projesi için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, orman arazisi içerisinde kalıyor.

    Adıyaman merkeze bağlı İndere köyünde Emlak Planlama isimli Şirket tarafından kurulmak istenen kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi için ÇED süreci başlatıldı. Kurulmak istenen kalker ocağının 300 metre uzağında İndere mahallesine ait konutlar bulunuyor.

    Adıyaman’ın Sincik ilcesi Karaköse köyünde Favoru Metal Madencilik tarafından açılmak istenen manganez ocağı için ise “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi.

    Kayseri’nin Develi ilçesi Yenimahalle Mahallesi’nde Doğanlar Nakliyat, Madencilik Limited Şirketi isimli firma tarafından açılmak istenen pomza ocağı ve eleme tesisi için “ÇED gerekli değil” kararı verildi. Bölge, tarla ve mera alanı olarak kullanılıyor.

    Kayseri’nin Yahyalı ilçesi Burhaniye ve Balcıçakırı mahalleleri ile Adana Kozan ilçesi Yukarıgeçili Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alana Bozefe Maden isimli şirket tarafından açılması planlanan “Açık Ocak Krom İşletmesi Kapasite Artışı ve Alan Revizyonu, Yeraltı Ocağı, Kırma Eleme Tesisi, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi” projesi için ÇED süreci başlatıldı. Bölge ormanlık alan statüsünde.

    Kayseri’nin Talas ilçesi Koçcağız Mahallasinde 24,96 hektarlık alanda Adaca Doğaltaş Madencilik tarafından işletilmek istenen “İgnimbirit Ocağı” projesi için ÇED süreci başlatıldı. Maden sahasına 810 metre mesafede evler bulunurken, alan “tarım alanı” olarak görünüyor.

    Kütahya’nın Emet ilçesi sınırlarında yer alan 98,96 hektarlık maden işletme ruhsatı bulunan alanın 16,28 hektarlık bölümünde Granit Ocağı açmak isteyen Sermak Madencilik şirketi için ÇED süreci başlatıldı. Bölgenin tamamı orman arazisinden oluşuyor.

    Kütahya’nın Şaphane ilçesi Kızılkoltuk Mahallesi’nde NG Madecilik isimli şirket tarafından 951,12 hektarlık ruhsat sahasının 14,01 hektarlık kısımda “Feldispat Ocağı” projesi için de ÇED süreci başlatıldı. Bölge, orman arazisi içerisinde kalıyor.

    Osmaniye’ye bağlı Issızca köyünde Özcesur Kardeşler Madencilik’in krom madeni için ÇED süreci başlatıldı. Aynı bölge için daha önce “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmıştı. Şirket projeye yenilenmeye giderek, yıllık 66 bin ton olan rezervi yıllık 100 bin tona çıkardı. Maden sahasının tamamı orman alanları ile kaplı durumda.

    Mersin’in Anamur ilçeside Tekbir Madencilik isimli firmanın Boksit Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için ÇED süreci başlatıldı. Bölgede orman arazileri bulunuyor.

    Mersin Toroslar’a bağlı Bekiralanı Mahallesi’nde Çukurovataş Hazır Beton Madencilik şirketi tarafından işletilen mermer ve kalker ocağının kapasite artışı için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, orman alanı içerisinde yer alıyor.

    Bilecik’in Çukurören köyünde Safi Çimento Üretim şirketi tarafından kurulmak istenen kalker ocağı için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, orman alanı sınırları içerisinde.

    Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Üzümlü köyünde MİR-SAN İnşaat isimli şirket tarafından açılmak istenen Kompleks Cevher (altın, gümüş, bakır, çinko, kurşun) madeni için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, tarım ve ormanlık arazilerden oluşuyor.

    Bursa Büyükorhan ilçesi Kınık Mahallesi’nde, Kromtaş Madencilik tarafından işletilen krom madeninin 21,28 hektardan 24,89 hektara çıkarılması için ÇED süreci başlatıldı. Maden sahası olan 24,89 hektarlık alanın tamamı ormanlık alanlardan oluşuyor.

    Yozgat’ın Yenifakılı ilçesi Fehimli köyünde “Yerköy-Kayseri Yüksek Hızlı Tren Projesi Yapım İşi”nde dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere taş ocağı kurulması için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, mera nitelikli alan olup, proje alanlarında tarım arazisi ve orman arazisi de bulunuyor.

    Afyon’un Sinanpaşa ilçesi Elvanpaşa köyünde Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Hattı Yapım Projesi kapsamında dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere kurulan taş ocağının kapasite artışı için ÇED süreci başlatıldı. Bölgenin büyük kısmı mera alanı olarak işaretli.

    Sakarya’nın Söğütlü ilçesi Mağara Mahallesi’nde Sakarya Özay İnşaat isimli şirket tarafından işletilen kalker ocağının kapasite artışı için ÇED süreci başlatıldı. Bölgede tarım alanları bulunuyor.

    Aydın’ın Didim ilçesi Akbük Mahallesi’nde Gz Madencilik şirketi tarafından açılmak istenen Mermer Ocağı için ÇED süreci başladı. Bölge, orman alanı içerisinde yer alıyor.

    Eskişehir’in Odunpazarı ilçesi Kireçköy Mahallesi’nde Atıcı Mıcır şirketi tarafından kurulmak istenen kalter ocağı, kırma eleme, tesisi, asfalt plent ve hatır beton santrali için ÇED süreci başlatıldı. Bölge, orman ve mera alanlarından oluşuyor.

    Konya’nın Halkapınar ilçesi Delimahmutlu, Yassıkaya ve Dedeli mahalleleri sınırları içerisinde 2 kil, 2 kum-çakıl, 1 kaya ocağı ile kırma-eleme ve yıkama tesisi kurulması için ÇED süreci başlatıldı. Bölgede tarım arazileri de bulunuyor. Ocağa çok yakın bir bölgede 1 ve 3’üncü Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen Anaru Antik Kenti bulunuyor. Sahanın 250 metre uzağından ise Aksu ve Delimahmutlu içmesuyu isale hatları geçiyor.

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesi Karagür Mahallesi’nde Meta Mimari Maden Enerji isimli şirket tarafından açılmak istenen mermer ocağı için ÇED süreci başlatıldı. Alan içinde tarım arazileri bulunurken, saha orman arazileri üzerinde yer alıyor.

    Muğla’nın Kavaklıdere ilçesi Kurucaova Mahallesi’nde Teknomaden Madencilik isimli şirket tarafından Feldspat Ocağı, Kırma Yıkama Eleme ve Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artırımı için ÇED süreci başlatıldı. Şirketin bölgede bin 411,81 hektar büyüklüğünde işletme ruhsatı bulunurken ikinci kere kapasite artışına gitmek istiyor.

    Ankara’nın Yenimahalle ilçesi Yuvaköy Mahallesi’nde Erişsan Beton şirketi tarafından toplam 15,58 hektarlık alanda kurulmak istenen “Kumtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” için “ÇED gerekli değil” kararı verildi. Ocağa en yakın konut 300 metre uzaklıkta bulunurken, alanın çevresinden Ankara Çayı’nı besleyen kollar geçmektedir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Halkın tepkisi sonuç verdi, ÇED toplantısı iptal edildi

    Halkın tepkisi sonuç verdi, ÇED toplantısı iptal edildi

    PİRHA- Hatay’ın Harbiye, Altınözü ve Antakya ilçelerinin bazı mahallelerini kapsayacak RES projesi bilgilendirme toplantısı halkın tepkisi üzerine iptal edildi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden 8 ay geçmiş olmasına karşın barınma, gıda, hijyen sorunları devam ederken, iktidar, Hatay’da bir taraftan tüm itirazlara karşın zeytinlikler başta olmak üzere tarım alanlarına kararnameler eliyle konut yapmaya başlarken, diğer taraftan Rüzgar Enerji Santrali (RES) kurmaya çalışıyor.

    Hatay’ın Harbiye, Altınözü ve Antakya ilçelerinin bazı mahallelerini kapsayacak RES projesi bilgilendirme toplantısı Altınözü ilçesine bağlı Enek Mahallesi’nde yapıldı.

    Antakya’nın 2, Defne’nin 5-6, Altınözü’nün 2, Yayladağ’ın 1 mahallesini kapsaması planlanan RES’ler, yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle tepkiyle karşılandı.

    Toplantının yapılacağı binada bir araya gelen yurttaşlar, RES’lerin turizm potansiyelini ortadan kaldıracağını, tarım alanlarını tehlikeye sokacağına dikkat çekerek, RES’lerin insanların da yaşam alanını daraltacağına işaret ettiler.

    Yurttaşların tepkisi sonucu, toplantı başlamadan bitirildi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Halkın tepkisi ÇED toplantısını iptal ettirdi

    Halkın tepkisi ÇED toplantısını iptal ettirdi

    PİRHA- Nutri Gıda A. Ş. tarafından Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan yedi mahalleye yapılmak istenen Çimento Fabrikası ve Hammadde Sahaları Projesi’ne çevreciler ve mahalle sakinleri tepki gösterdi. Halkın direnci sayesinde ÇED toplantısı yapılamadı.

    Tarsus’a bağlı Durak, Çavuşlu, Koçmarlı, Yanıkkışla, Yamaçlı, Çokak ve Karaharnuplu mahallelerinde yapılması istenen Çimento Fabrikası ve Hammadde Sahaları Projesi için ÇED bilgilendirme toplantısı halkın tepkisi sonucu yapılamadı. Mahalle sakinlerine Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Türkiye İşçi Partisi, EMEK Partisi ile Mersin Çevre ve Doğa Derneği de destek verdi.

    “BİR GRUP PARA KAZANACAK DİYE DOĞANIN TALAN EDİLMESİNE İZİN VERMEYİZ”

    Mahalleli, ÇED toplantısı için Yanıkkışla Mahallesi’ne gelen şirket yetkilileri ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü yetkililerine toplantıya katılmayacaklarını söyleyerek bu taleplerinin tutanak altına alınması için ısrarcı oldu ve tutanak tutuldu.

    Yapılan protestoda konuşan mahalleliler, “İlçemizin 7 mahallesinin bir grup kişi tarafından 30 yıl para kazanacak diye doğal yaşam ortamının yerle bir edilmesine karşıyız” dedi.

    GIDA ZİNCİRİ BOZULACAK, TÜM CANLILARI ETKİLEYECEK

    Geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılan bölge için yapılması istenen tesis büyük bir tehlike taşıyor. Böylesi bir proje, hammadde üretimi sürecinden başlayarak son ürün olan çimento hammaddesi klinker üretimine kadar bütün aşamalarında sağlık açısından tüm canlıları ve gıda zincirinin bozulması açısından tarımı etkileyecek.

    Birçok yan etkisinin olacağını söyleyen bilirkişiler dinamit patlatma, kazı sırasında toz oluşumu, yeraltı su kaynaklarının kullanılması açısından doğayı ve en nihayetinde oluşan toz açısından yanı başında olan orman ekosistemini geri dönülemez biçimde tehlikeye atacağı görüşünde.

    “YASALARA AYKIRI BİR PROJE”

    Çokak Mahalle Muhtarı Yunus Can, zeytinlik alanları koruyan yasaya göre zeytinliklere 3 km yakınlıkta bu tip işletmelerin kurulması yasaklanmışken, zeytinliğin içine çimento fabrikasının kurulmak istenmesine dikkatleri çekerek, “Nutri Gıda A. Ş. tarafından yapılması planlanan projelerin mevcut yasaları ihlal etmektedir. Hepimizi bağlayan yasalara uygun davranılmalı ve proje gerçekleşmemelidir” dedi.

    Çimento fabrikası bacasından yayılacak partiküler maddelerin akciğer kanseri vakalarının en büyük sebebi olduğunu hatırlatan yurttaşlar, fabrikaya neden karşı olduklarını şöyle açıkladılar:

    “Birileri para kazanacak diye akciğer kanseri olmak istemiyoruz. Biz yaşam alanlarımız içinde doğaya ve insan hayatına zararı olacak uygulamalarla bilinen böylesi bir tesisi, sırf iş kapısı imkanı sunuyoruz yalanlarının arkasına saklanarak yapılmasını istemiyoruz. Bu 7 mahallenin ve coğrafyanın sakinleri olarak, zeytinlerimizle, hayvanlarımızla, tarlalarımızla ve diğer doğal yaşam varlıklarımızla uyum içinde huzurlu bir hayat sürdürmek istiyoruz. Bu nedenle çimento klinker hammaddesi üretimine de, çimento üretimi tesisine de hayır diyoruz”

    MERSİN/ PİRHA

  • Danıştay, İliç’teki altın madeni için mahkemenin kapasite artışı kararını bozdu

    Danıştay, İliç’teki altın madeni için mahkemenin kapasite artışı kararını bozdu

    PİRHA-Erzincan İliç’te Anagold Madencilik tarafından yapılması planlanan “2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi” için Erzincan İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar Danıştay tarafından bozuldu.

    TMMOB tarafından, İliç’teki altın madeni işletmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2021 yılında verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle dava açılmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermişti.

    Erzincan İdare Mahkemesi’nin kararına karşı Danıştay’a temyiz isteminde bulunan TMMOB’nin temyiz istemi kabul edilerek, idare mahkemesi kararı bozuldu.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyonu ve Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri verilen karara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan okudu.

    “VERİLEN KARAR ERZİNCAN, BÖLGEMİZ VE ÜLKEMİZ İÇİN SON DERECE ÖNEMLİ”

    Danıştay’ın bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna vardığını belirten Uğur Beycan, “Söz konusu karar Erzincan, bölgemiz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Uluslararası bir sermaye grubunun yürüttüğü sömürge madenciliği faaliyetinin yarattığı çevresel tehdidin dahi uydurma raporlar ile görünmez kılınmaya çalışılmasına karşı bir set çekilmiştir. Danıştay kararı gereği yeni bir bilirkişi heyetinin belirlenmesi ve keşfin yapılması gerekmektedir. Ayrıca, şirketin yürütmekte olduğu kapasite artırımına yönelik çalışmaların durdurulması gerekmektedir” dedi.

    “İLİÇ’TEKİ ALTIN MADENİ SADECE FAALİYET BÖLGESİ VE ÇEVRESİNİ ETKİLEMEYECEKTİR”

    Altın madeni işletmesinin mevcut halinin yarattığı tehdit daha önce çok defa kendisini göstermişken bir de kapasitenin artırılmaya çalışılmasının asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Beycan, şöyle devam etti:

    “2018 yılında yaşanan asit tankeri kazası ve 21 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen siyanür sızıntısı gelecekte yaşanacak ve sonuçları ölçülemeyecek düzeyde olacak olan faciaların habercileridir. Şubat ayında yaşadığımız ve yıkıcı sonuçları hala devam etmekte olan depremlerin Erzincan İliç altın madenini ne düzeyde etkilediği de belirsizdir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi İliç altın madeni, büyük depremler üretme potansiyeline sahip bir fay hattının hemen yakınında bulunmakta hatta işletme sınırları içerisinde de fay bulunmaktadır. Onlarca şehri dolanan Fırat Nehri’nin hemen yanı başındaki tehdit sadece faaliyet bölgesi ve çevresini etkilemeyecektir.”

    “ÇOK GEÇ OLMADAN İLİÇ’TEKİ ALTIN MADENİ İŞLETMESİ KAPATILMALIDIR”

    TMMOB ve çeşitli kurum ve kuruluşlarca yürütülmekte olan hukuksal mücadelenin tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Uğur Beycan, “Erzincan ve çevresindeki iller başta olmak üzere, Fırat Nehri’nin geçtiği şehirlerin ve tüm ülkemizin Erzincan İliç’teki sömürge madenciliğine ve bu faaliyetin yarattığı yaşamsal tehdide dur demesi gerekmektedir. Daha önce de söylediğimiz gibi ortaya çıkan somut çevresel etkiler ve riskler göz önünde bulundurularak, bilimsel ve hukuksal açıdan birçok sorun barındıran ÇED olumlu kararının ve telafisi imkansız zararlara neden olacağı açık olan kapasite artırımı işleminin acilen iptal edilmesi, durdurulması ve işletmenin kapatılması hayati öneme sahiptir. Çok geç olmadan Erzincan İliç altın madeni işletmesi kapatılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Erzincan’da siyanür ve sülfürik asit atmosfere veriliyor!-VİDEO
    -Erzincan İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı: 20 ton siyanür çevreye yayıldı
    -TMMOB’den İliç’te siyanür sızıntısına tepki: İşletme gecikmeden kapatılmalı-VİDEO
    -‘Siyanürlü maden projesi geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacak’-VİDEO

  • Anamur’da köylülerin direnişi sonucu ÇED toplantısı yapılmadı-VİDEO

    Anamur’da köylülerin direnişi sonucu ÇED toplantısı yapılmadı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Korucuk, Emirşah ve Ovabaşı Mahallelerinde yapılmak istenen ÇED toplantısı köylülerin direnişi sonucu yapılmadı. Köylüler “Maden ocağı istemiyoruz” dedi.

    Maden ocağı ve Akkuyu Nükleer Santrali’nin tehdidi altında olan Mersin’de köylüler ve çevreciler doğa talanına dur demeye devam ediyor.

    Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Korucuk, Emirşah ve Ovabaşı Mahallelerinde Güngörler Madencilik tarafından işletilmesi maksadıyla yapılmak istenen Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı köylülerin ve çevrecilerin tepkisiyle yapılamadı.

    Köy meydanında bir araya gelen köylüler “Maden ocağı istemiyoruz” diyerek, yaşam alanlarına sahip çıktı.

    PİRHA/MERSİN