Etiket: celal fırat

  • Garip Dede Dergahı’nda aşure lokması pay edildi!

    Garip Dede Dergahı’nda aşure lokması pay edildi!

    PİRHA – Garip Dede Dergâhı’nda geleneksel aşure programı bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kerbela’nın anlamının ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin öne çıktığı programda konuşan Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, son günlerde kamuoyunda tartışılan ziyaretlere ilişkin de açıklamalarda bulundu.

    Garip Dede Dergâhı’nda her yıl düzenlenen ve gelenekselleşen aşure programı bu yıl da gerçekleştirildi. Yoğun ilginin olduğu etkinlik, Garip Dede Dergâhı Semah Ekibi’nin semah dönmesiyle başladı. Ardından sanatçı Ali Sizer, Türkçe ve Kürtçe seslendirdiği nefeslerle katılımcılara duygulu anlar yaşattı.

    CELAL FIRAT: ORUCUMUZ ADALETİN, EŞİTLİĞİN VE PAYLAŞMANIN ADIDIR

    Ali Sizer’in dinletisinin ardından konuşan Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, Kerbela’nın tarihsel ve toplumsal anlamına değindi.

    Muharrem orucunun yalnızca yas değil, aynı zamanda hakikat, adalet ve paylaşımın sembolü olduğunu belirten Fırat, “Bizim orucumuz Hak katında adaletin, eşitliğin, birliğin ve paylaşmanın adıdır. Bu Hak lokmasıdır, rıza lokmasıdır. Acılar paylaşıldıkça azalır, lokmalar paylaşıldıkça çoğalır” dedi.

    “HİÇ KİMSEYE ‘GELMEYİN’ DEMEYİZ”

    Konuşmasında son günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Garip Dede Dergâhı ziyaretinin ardından yaşanan tartışmalara da değinen Fırat, şu ifadeleri kullandı:

    “Biz evimize mihman olmak isteyenlere ‘gelmeyin’ demeyiz, demedik de. O gün cemevi dışında bir grup CHP’linin attığı, asla kabul etmediğimiz sloganları buradan kınıyorum. Bu çirkinliğin ardından kirli bir dille, karanlık senaryolarla şahsıma hakaretler edildi, dergâhımız kirli hesaplara alet edilmeye çalışıldı. Bu kirli politikaları da buna zemin hazırlayanları da, değerlerimize saldıranları da kınıyorum.”

    “ALEVİLER BU ÜLKENİN RUHUDUR”

    Hakikat yolunda yürümeye devam edeceklerini vurgulayan Fırat, Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, ahlaki bir duruş olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

    “Biz her zaman hakikatin yanında olacak, Hüseyni bir duruşla, Zeynep Ana’nın şefkatiyle yol yürüyeceğiz. Kerbela’yı sadece Yezid’in zulmü üzerinden okumuyoruz; kendi vicdanımıza bakıyor, hakikat arayışımızı sürdürüyoruz. Kerbela ahlaktır, duruştur, sevgidir. Zulmün karşısında Hüseyni sevdayla hakikatin peşinde yürümeye devam edeceğiz. Halkımızın hak, adalet ve eşitlik mücadelesini sürdüreceğiz.”

    Alevilerin ayrıcalık değil eşit yurttaşlık talep ettiğini belirten Fırat, “Biz Aleviler imtiyaz istemiyoruz. Sadece eşitlik temelinde bir arada yaşamak istiyoruz. Aleviler bu ülkenin ruhudur, birliğidir, ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün hâlâ Alevilerin haklarını konuşuyorsak bu, ülkemizin ayıbıdır. İnsanları birbirine benzeterek değil, farklılıklarıyla aynı sofrada buluşturarak bu ülkeyi büyütebiliriz. Kimse dili, kimliği ya da rengi nedeniyle ayrıştırılmamalıdır. Biz 72 millete aynı gözle bakıyoruz. Başkasına kendisi gibi bakamayan Hak yolunu bulamaz” diye konuştu.

    Konuşmasının sonunda Madımak Katliamı’nı da anan Fırat, yaşamını yitirenleri anarak katliamlarla yüzleşme çağrısı yaptı.

    Konuşmanın ardından aşureye katılanlar hep birlikte Pir Celal Fırat’a rızalık verdi. Coşkuyla karşılanan konuşmanın ardından sanatçı Cengiz Özkan sahne aldı. Seslendirdiği deyiş ve türkülerle katılımcılara duygu dolu anlar yaşatan Özkan uzun süre alkışlandı.

    Program, Garip Dede Dergâhı Dedesi Hüseyin Doğan’ın verdiği aşure duasının ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Celal Fırat’tan taşeron işçilerin kadro sorunu için Meclis’e soru önergesi!

    Celal Fırat’tan taşeron işçilerin kadro sorunu için Meclis’e soru önergesi!

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 2018’de çıkarılan 696 sayılı KHK’nın dışında bırakılan yaklaşık 140 bin taşeron işçinin kadroya alınmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. Fırat, yıllardır verilen sözlere rağmen kapsam dışındaki işçilerin belirsizlik yaşamaya devam ettiğini belirtti.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kamuda görev yapan ancak 2018 yılında çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında kadroya alınmayan taşeron işçilerin durumunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Fırat, Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), Sağlık Bakanlığı, Karayolları, belediyeler ile çeşitli kamu kurumlarında çalışan ve yıllardır kadro bekleyen taşeron işçilerin sorununa dikkat çekti.

    Önergede, 2018 yılında yaklaşık 900 bin taşeron işçisinin kadroya geçirildiği ancak KİT’lerde ve bazı kamu kurumlarında çalışan yaklaşık 70 bin işçinin kapsam dışında bırakıldığı hatırlatıldı. Fırat, aradan geçen süreçte yeni taşeron istihdamlarıyla birlikte kapsam dışındaki işçi sayısının yaklaşık 138-140 bine ulaştığının tahmin edildiğini ifade etti.

    “VERİLEN SÖZLER HALA YERİNE GETİRİLMEDİ”

    Celal Fırat, önergesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın daha önce yaptığı, “Bu sorunu da çözeceğimizin sözünü verdik. Çalışmalarımızın büyük kısmını tamamladık” yönündeki açıklamaları ile 7 Ağustos 2023 tarihli, kapsam dışındaki taşeron işçilerin kamu kurumlarında istihdam edilmesine yönelik çalışmaların sürdüğüne ilişkin beyanlarını da hatırlattı.

    Fırat, aradan geçen zamana rağmen somut bir adım atılmadığını belirterek, kapsam dışı bırakılan taşeron işçilerin kadro beklentisinin devam ettiğini vurguladı.

    BAKANLIĞA “NE ZAMAN KADROYA ALINACAKLAR?” SORUSU

    Fırat, önergesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a şu soruyu yöneltti:

    “2018 yılında 696 sayılı KHK ile kadroya alınmayan, KİT’lerde, bazı kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde çalışan yaklaşık 140 bin taşeron işçisinin kadroya alınmasına yönelik çalışmalar ne zaman tamamlanacaktır? Kapsam dışında bırakılan taşeron işçileri hangi tarihte kadroya geçirilecektir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat: Tokat’taki 20 köyün kullandığı yol çukur mezarlığına döndü!

    Celal Fırat: Tokat’taki 20 köyün kullandığı yol çukur mezarlığına döndü!

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat’ın Zile ilçesi ile Reşadiye arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik yolun iki yılı aşkın süredir bakım görmediğini belirterek Meclis’e soru önergesi verdi. Fırat, bölgede bulunan Alevi köylerinin de kullandığı yolun can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Yıldıztepe ile Reşadiye ilçesi arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik yolun bakım ve onarım sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesinde, söz konusu yolun bölgesel ulaşım açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.

    Fırat, Artova’dan Ankara, Yozgat ve Çorum yönüne çimento taşıyan ağır tonajlı araçların yoğun olarak kullandığı güzergahın aynı zamanda Yozgat’ın Kadışehri ilçesi ile Zile’ye bağlı yaklaşık 20 köyün temel ulaşım hattı olduğunu belirtti.

    Önergede, köylerin yaklaşık 15’inin Alevi yurttaşların yaşadığı yerleşimler olduğuna dikkat çekilerek, yolun iki yıldır bakım görmediği, derin çukurlar nedeniyle sürücülerin can güvenliğinin tehlikeye girdiği ifade edildi.

    Bölgeden aktarılan bilgilere göre yolun adeta “çukur mezarlığına” dönüştüğünü kaydeden Fırat, sık sık trafik kazaları yaşandığını, araçlarda maddi hasar oluştuğunu ve ambulans ile itfaiye gibi acil müdahale ekiplerinin köylere ulaşma sürelerinin iki katına çıktığını belirtti.

    “BAKIM VE ASFALTLAMA NE ZAMAN YAPILACAK?”

    Fırat, önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    Yıldıztepe-Reşadiye arasındaki yolun bakım ve onarım çalışmaları neden iki yılı aşkın süredir yapılmamaktadır?

    Yolun bakım, onarım ve asfaltlama çalışmaları ne zaman gerçekleştirilecektir?

    Yolun mevcut durumu nedeniyle meydana gelen trafik kazaları, araç hasarları ve acil sağlık hizmetlerinde yaşanan gecikmelere ilişkin herhangi bir resmi veri bulunmakta mıdır?

    Köylere yönelik yol ve altyapı yatırımlarının inanç grupları, nüfus yapısı veya sosyoekonomik göstergeler temelinde dağılımını ortaya koyan bir çalışma yapılmış mıdır?

    Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı köylerde altyapı hizmetlerinin yetersiz bırakıldığı yönündeki iddialar araştırılacak mıdır?

    Köy yollarına yönelik yatırımların ayrım gözetilmeksizin yapılmasını denetleyen bir mekanizma bulunmakta mıdır?

    Fırat, bölge halkının uzun süredir dile getirdiği yol sorununa ilişkin yetkililerin harekete geçmesi gerektiğini belirterek, yurttaşların güvenli ulaşım hakkının sağlanmasının kamu kurumlarının sorumluluğu olduğunu vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Erikli Baba Dergâhı’nda Muharrem muhabbeti: Kerbela’nın çağrısı bugün de sürüyor- VİDEO

    Erikli Baba Dergâhı’nda Muharrem muhabbeti: Kerbela’nın çağrısı bugün de sürüyor- VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı dolayısıyla Erikli Baba Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen muhabbet ceminde konuşan DEM Parti milletvekilleri Celal Fırat ve Meral Danış Beştaş, Kerbela’nın adalet, eşitlik ve zulme karşı direniş mesajının güncelliğini koruduğunu vurguladı. Cemde birlik, dayanışma ve toplumsal barış çağrıları öne çıktı.

    İstanbul’daki kadim Alevi-Bektaşi inanç merkezlerinden Erikli Baba Dergâhı Cemevi’nde Muharrem ayı dolayısıyla muhabbet cemi gerçekleştirildi. Alevi inancının yas, paylaşım ve dayanışma geleneğinin yaşatıldığı buluşmada canlar bir araya gelerek Muharrem lokmalarını paylaştı.

    Muhabbet programına DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ile DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş mihman olarak katıldı. Cemde zakirlik hizmetini Barış Kardeş yürütürken, Erikli Baba Cemevi Dedesi Binali Doğan da Muharrem ayının anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.

    ADALET OLSAYDI KERBELA YAŞANMAZDI

    Muhabbet meclisinde konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirterek adalet vurgusu yaptı.

    “Derler ki bir devletin dili, inancı ne olmalı? Adalet olmalı” diyen Fırat, “Maalesef biz bu coğrafyada adaleti hiçbir zaman görmedik. Eğer adalet olsaydı bu acılar yaşanmazdı. Adalet olsaydı Hazreti Hüseyin ve yarenleri Kerbela’da katledilmezdi” ifadelerini kullandı.

    Toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çeken Fırat, halkların birbirinin elini tutması gerektiğini belirterek, “Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkesler, inananlar ve inanmayanlar olarak birbirimizin Xızır’ı olabilseydik bugün bu acıları yaşamıyor olurduk” dedi.

    “KERBELA’NIN MESAJI HALA GÜNCEL”

    Semavi dinlerin temelinde zorlamanın olmadığını vurgulayan Fırat, iktidarların ve baskıcı yönetimlerin din ve inançları kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak halklara acılar yaşattığını söyledi.

    Kerbela’nın üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Hazreti Hüseyin’in adının hala halkların vicdanında yaşadığını belirten Fırat, “Nice devletler kuruldu, nice saltanatlar yıkıldı. Ancak Hüseyin’in adı bugün de yüreklerde yaşamaya devam ediyor. Hüseyin dediğimizde zulme karşı direnişi, onurlu yaşamı ve hakikat mücadelesini hatırlarız” diye konuştu.

    Alevi toplumunun tarih boyunca katliamlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Fırat, Kerbela’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi değil, insanlık tarihinin en büyük ahlaki sorgulamalarından biri olduğunu söyledi.

    “KERBELA İNSAN ONURUNUN SİMGESİDİR”

    DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş ise Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelelerine ışık tuttuğunu belirtti.

    Kerbela’nın insan onurunun ve boyun eğmemenin en güçlü sembollerinden biri olduğunu ifade eden Beştaş, “Bu nedenle konuşmalarımızda sıklıkla Kerbela’ya atıfta bulunuyoruz. Çünkü Kerbela’nın sorduğu soru bugün de günceldir: Adaletin yanında mı olacağız, karşısında mı?” dedi.

    “MUHARREM ORUCU PAYLAŞMANIN VE DAYANIŞMANIN ADIDIR”

    Türkiye’de ve dünyada savaşların, yoksulluğun, ölümlerin ve eşitsizliklerin sürdüğüne dikkat çeken Beştaş, Muharrem ayının ve Kerbela’nın çağrısının vicdan sahibi herkese yönelik olduğunu söyledi.

    Muharrem orucunun yalnızca bir ibadet olmadığını vurgulayan Beştaş, “Muharrem orucu paylaşmanın, dayanışmanın ve eşitliğin adıdır. Aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Farklı kimliklerde, inançlarda ve dillerde olsak da hepimizin eşit yaşayacağı bir dünya özlemi ortak paydamızdır. Kerbela’nın bize bıraktığı adalet mirasına sahip çıkmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Ortaca Olayları Meclis gündeminde: Celal Fırat’tan yüzleşme çağrısı-VİDEO

    Ortaca Olayları Meclis gündeminde: Celal Fırat’tan yüzleşme çağrısı-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Muğla’nın Ortaca ilçesinde 5-16 Haziran 1966 tarihleri arasında Alevi Tahtacı yurttaşları hedef alan saldırıların yıl dönümü dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuştu. Fırat, aradan 60 yıl geçmesine rağmen Ortaca’da yaşananların hafızalardaki yerini koruduğunu belirterek, geçmişle yüzleşme çağrısı yaptı.

    Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Fırat, Ortaca olaylarının yalnızca bir ilçede yaşanan saldırılar olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, Türkiye’nin demokrasi ve toplumsal barış tarihinde derin izler bırakan acı olaylardan biri olduğunu ifade etti.

    Ortaca’da Alevi Tahtacı yurttaşların nefret söylemleri, kışkırtmalar, saldırılar ve yağmalarla karşı karşıya bırakıldığını hatırlatan Fırat, yurttaşların korku ve baskı ortamında yaşamaya zorlandığını söyledi.

    Geçmişte yaşanan acılarla yüzleşilmeden ortak bir gelecek kurulamayacağını dile getiren Fırat, mağdurların hafızasına ve hakikat arayışına sahip çıkmanın toplumsal barış açısından önemli olduğunu belirtti.

    Fırat, konuşmasının sonunda, “Bir daha hiçbir yurttaşın inancı, kimliği ve yaşam tarzı nedeniyle hedef alınmadığı, eşit yurttaşlığın, adaletin ve toplumsal barışın hakim olduğu bir coğrafya umuduyla Ortaca olaylarında yaşamını yitiren, zulme uğrayan bütün canlarımızı saygıyla anıyorum” ifadelerini kullandı.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat: Kerbela bir tarih değil, her çağda verilen vicdan sınavıdır-VİDEO

    Celal Fırat: Kerbela bir tarih değil, her çağda verilen vicdan sınavıdır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kerbelâ’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Kerbelâ bir tarih değil, her çağda zalimlere karşı yeniden verilen bir vicdan sınavıdır” dedi. Muharrem orucunun aç kalmanın ötesinde bir hatırlayış olduğunu vurgulayan Fırat, “Kerbelâ’nın bize bıraktığı en büyük miras acıyı kutsamak değil, adaleti savunmaktır” diye konuştu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kerbelâ’nın anlamına, Muharrem orucuna ve Alevi inancındaki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşmasına Genel Kurulu selamlayarak başlayan Fırat, Kerbelâ’nın üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen insanlığın hala aynı soruyla yüzleştiğini söyledi.

    “İnsanların sorusu hala aynıdır; gücün yanında mı duracağız, yoksa hakikatin ve hakkın yanında mı duracağız?” diyen Fırat, Kerbelâ’nın bu nedenle yalnızca tarihsel bir olay değil, her dönemde yeniden yaşanan bir vicdan sınavı olduğunu ifade etti.

    “KERBELÂ HER ÇAĞDA YENİDEN KARŞIMIZA ÇIKIYOR”

    Şah Hüseyin’in büyüklüğünün sonucu değiştiremeyeceğini bilmesine rağmen adaletin yanında yer almasından kaynaklandığını belirten Fırat, Kerbelâ’da verilen mücadelenin bir iktidar mücadelesi değil, insanın inancına, hakikatine ve vicdanına sahip çıkma mücadelesi olduğunu söyledi.

    İnsanlık tarihi boyunca birçok halkın ve topluluğun kendi Kerbelâ’sını yaşadığını ifade eden Fırat, insanların kimi zaman inançlarından, kimi zaman kimliklerinden dolayı dışlandığını, kimi zaman da adalet talep ettikleri için cezalandırıldığını dile getirdi.

    Kerbelâ’nın bugün de gücün hukukun önüne geçip geçemeyeceğinin, devletin vicdandan kopup kopamayacağının ve insanın doğrularından vazgeçip geçmeyeceğinin sorgulandığı bir simge olduğunu belirten Fırat, “Kerbelâ yalnızca İslam tarihinin değil, insanlık tarihinin en önemli ahlaki kırılma noktalarından biridir. Biz Alevi toplumuna göre adalet Kerbelâ’da yitirildi” dedi.

    “MEŞRUİYET GÜÇTEN DEĞİL, VİCDANDAN DOĞAR”

    O gün sorulan soruların bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Fırat, yönetimlerin gücünü korkudan mı yoksa adaletten mi aldığı sorusunun hala önemini koruduğunu söyledi.

    Bir tarafta gücün meşruiyet ürettiğine inananların, diğer tarafta ise meşruiyetin vicdandan ve adaletten doğduğunu savunanların bulunduğunu belirten Fırat, Şah Hüseyin’in insanlığa suskunluğa karşı itiraz etmeyi öğrettiğini ifade etti.

    Fırat, “Herkes sustuğunda susmayacaksın, herkesin biat ettiği yerde itiraz edeceksin. Kerbelâ yalnızca bir matem değil, insan onurunun sınandığı ahlaki bir sınavdır” diye konuştu.

    “MUHARREM ORUCU AÇ KALMAK DEĞİL, HATIRLAMAKTIR”

    Muharrem ayının Aleviler açısından taşıdığı anlamı da anlatan Fırat, 14 Haziran’da üç günlük Masum-u Paklar Orucu’nun, 17 Haziran’da ise Muharrem Yas-ı Matem ve On İki İmamlar Orucu’nun başlayacağını hatırlattı.

    Alevi inancında orucun başlangıç ve bitişini belirleyen katı kurallar bulunmadığını belirten Fırat, “Oruç güneşle başlar, güneşle biter. Gün boyunca hissedilen açlık ve susuzluk yalnızca bedene ait değildir. Her lokmada, her yudumda Kerbelâ’nın hüznü yaşanır” dedi.

    Muharrem orucunun aç kalmaktan öte bir anlam taşıdığını ifade eden Fırat, bunun insanın vicdanına dönmesi, mazlumun acısını yüreğinde hissetmesi ve insanlığı diri tutması olduğunu söyledi.

    “AŞURE PAYLAŞMANIN VE RIZANIN LOKMASIDIR”

    Muharrem orucunun ardından paylaşılan aşurenin yalnızca bir yiyecek ya da tatlı olmadığını belirten Fırat, aşurenin farklılıkların aynı kazanda birbirine üstünlük kurmadan var olabilmesinin sembolü olduğunu ifade etti.

    Aşurenin paylaşmanın, dayanışmanın, rızanın ve kardeşliğin lokması olduğunu söyleyen Fırat, Kerbelâ’nın anılmasının amacının acıyı büyütmek değil, adaleti çoğaltmak olduğunu vurguladı.

    Fırat, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Paylaşacağımız her lokma insanın insana kıymadığı, inançların ve kimliklerin ötekileştirilmediği, çocukların savaşlarda susuz kalmadığı bir dünyanın niyetine olsun. Muharrem mateminde süzülen hakikat bizlere yalnızca yas tutmayı değil, vicdanı, merhameti ve birlikte yaşamayı da öğretsin. Hak-Muhammed-Ali aşkına tuttuğumuz oruçlar, paylaştığımız lokmalar kabul olsun. Birliğimiz daim, yolumuz Şah Hüseyin yolu olsun.”

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat, Meclis’i Alevi soykırımına karşı tutum almaya çağırdı!-VİDEO

    Celal Fırat, Meclis’i Alevi soykırımına karşı tutum almaya çağırdı!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’deki Alevilere yönelik saldırının durdurulması talebini bir kez daha dile getirerek, Meclis’i saldırı ve soykırıma karşı daha güçlü bir tutum almaya çağırdı.

    Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar, milletvekilleri ve kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek basın açıklamasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edilecek.

    Konuya ilişkin DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz aldı.

    “MECLİS ALEVİ KATLİAMINA KARŞI TUTUM ALMALIDIR”

    Celal Fırat, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Suriye’de 8 Aralık 2024 tarihinde BAAS rejiminin sona ermesinin ardından geçen süreçte başta Aleviler olmak üzere farklı inanç ve kimliklere sahip yurttaşlar ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Katliamlar, zorla kaybetmeler, faili meçhul cinayetler, kadınlara yönelik kaçırma, şiddet, yerinden edilmeler, ayrımcı uygulamalar sürüyor.

    Biz de burada defalarca dile getirdik. Aynı şekilde, Avrupa’da yaşayan Suriye insan hakları topluluklarının da uluslararası çağrıları gündemde yerini korumakta olup Suriye’deki Alevi katliamının durdurulması çağrısıyla Alevi kurumların öncülüğünde yürütülen imza kampanyası Meclis’e ulaştırılmıştır.

    Suriye’deki Alevilere yönelik saldırının durdurulması talebi bir kez daha dillendirilmektedir. Uluslararası hukukun, insan haklarının gereği olarak bu ihlallere karşı Meclis’i daha güçlü bir tutum almaya, Suriye’de yaşanan tüm hak ihlallerine karşı yurttaşların can güvenliğini savunmaya buradan bir kez daha davet ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • 14. Britanya Alevi Festivali yapıldı, barış vurgusu öne çıktı!-VİDEO

    14. Britanya Alevi Festivali yapıldı, barış vurgusu öne çıktı!-VİDEO

    PİRHA-14. Britanya Alevi Festivali’nde konuşan AABK Eşit başkanı Hüseyin Mat, Türkiye’de ne zaman bir sorun olsa Alevilerin hedef haline getirildiğini belirtirken, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da, barış sürecine değinerek, Alevilerin sürece sahip çıkmasını istedi.

    14. Britanya Alevi Festivali “Barış Güvercini Uçsun Dünyada” şiarıyla başladı. Tuğba Özcivan açılış konuşması yaparken, Yadigar Aslan Ana çerağ uyandırdı.

    Çocukların döndüğü semahın ardından Londra Kırkısraklar Kültür ve Dayanışma Derneğin halk oyunları ekibi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Dostlar Korosu sahneye çıktı.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Maksut Demir ve Eda Özdemir yaptıkları konuşmada, Alevilerin gerek Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlara, gerekse de Türkiye’de yaşanan insan haklar ihlallerine her zaman itiraz ettiğine dikkat çekerek, “Böylesi bir dönemde festivalimizin bu yılki teması olan “Barış Güvercini Uçsun Dünyada” şiarı çok daha anlaml hale geldi. Bir araya gelerek hem değerlerimize sahip çıkıyor hem de geleceğe umut taşıyoruz” dediler.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da, barış sürecine değinerek, Alevilerin sürece sahip çıkmasını istedi.

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, Türkiye’de ne zaman bir sorun olsa Alevilerin hedef haline getirildiğini belirterek, “Barış süreci bizim açımızdan son derece önemli. Bir barış oldun ama onurlu bir barış” dedi.

    PİRHA/LONDRA

     

  • Celal Fırat’tan Gadir Hum Bayramı için resmi tatil teklifi

    Celal Fırat’tan Gadir Hum Bayramı için resmi tatil teklifi

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Arap Alevilerinin inançsal yaşamında önemli bir yere sahip olan Gadir Hum Bayramı’nın resmi tatil ilan edilmesi amacıyla kanun teklifi hazırladı. Teklifte, bayramın dini özgürlükler ve eşit yurttaşlık ilkesi kapsamında ulusal bayram ve genel tatiller arasına alınması talep edildi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Arap Alevilerinin kutsal bayramlarından biri olan Gadir Hum Bayramı’nın resmi dini tatil olarak kabul edilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifi sundu. Teklifte, Gadir Hum Bayramı’nın arife günü saat 13.00’ten itibaren başlayarak 1,5 gün süreyle genel tatil ilan edilmesi önerildi.

    “GADİR HUM BAYRAMI ARAP ALEVİLERİN EN KUTSAL BAYRAMIDIR”

    Kanun teklifinin genel gerekçesinde, Türkiye’de ağırlıklı olarak Hatay, Adana ve Mersin’de yaşayan Arap Alevilerinin Gadir Hum Bayramı’nı büyük bir inançsal önemle kutladığı belirtildi. Bayram arifesinden itibaren esnafın işyerlerini kapattığı, işçi ve çiftçilerin çalışma yaşamına ara verdiği, birçok ailenin çocuklarını okula göndermediği ifade edildi.

    Ancak bayram günü resmi kurumların açık olması nedeniyle yurttaşların bayramlaşma ve dini vecibelerini yerine getirme konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığına dikkat çekildi.

    “TÜRKİYE HALKLAR VE İNANÇLAR MOZAİĞİDİR”

    Gerekçede, Türkiye’nin farklı halklar ve inançlardan oluşan bir mozaik olduğu vurgulanarak, hangi din, inanç veya mezhebe mensup olursa olsun tüm yurttaşların ibadetlerini özgürce yerine getirebilmesinin devletin temel sorumlulukları arasında yer aldığı belirtildi.

    Teklifte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” hükümleri ile Anayasa’nın 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine atıf yapılarak, bir kesimin dini gereklilikleri için yasal düzenlemeler yapılırken başka bir kesimin bundan mahrum bırakılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu kaydedildi.

    “ARAP ALEVİLERİN DİNİ VECİBELERİNİ RAHAT BİR ŞEKİLDE YERİNE GETİREBİLMELERİ OLDUKÇA ÖNEMLİDİR”

    Kanun teklifinde, Arap Alevilerinin dini vecibelerini herhangi bir engelle karşılaşmadan yerine getirebilmelerinin ve kendilerini eşit vatandaş olarak hissedebilmelerinin önem taşıdığı ifade edildi.

    Hicri takvimin miladi takvime göre her yıl yaklaşık 10-11 gün geriye kaydığına dikkat çekilen gerekçede, Gadir Hum Bayramı’nın tarihinin bu nedenle her yıl değiştiği belirtildi. Bayramın resmi dini tatil olarak kabul edilmesinin, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin eşitlik ilkesiyle uyumlu olacağı vurgulandı.

    KANUN TEKLİFİNDE NELER VAR?

    Teklifin birinci maddesiyle, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un 2’nci maddesine “Gadir Hum Bayramı, Arife günü saat 13.00’ten itibaren 1,5 gündür” hükmünün eklenmesi öngörülüyor.

    İkinci maddede kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi, üçüncü maddede ise kanun hükümlerinin Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülmesi düzenleniyor.

    HABER MERKEZİ

  • Malatya bir kez daha sallandı: Celal Fırat’tan deprem ve ihmal tepkisi-VİDEO

    Malatya bir kez daha sallandı: Celal Fırat’tan deprem ve ihmal tepkisi-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Celal Fırat,  deprem sonrası ihmallere dikkat çekerek “Artık yalnızca ‘geçmiş olsun’ demek yetmiyor” dedi.

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Malatya’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremi meclis gündemine taşıdı.Fırat deprem gerçeğinin yalnızca doğal afetlerle sınırlı olmadığını, ihmallerin de felaketi büyüttüğünü söyledi.

    Fırat, depremden etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini iletirken, aradan geçen zamana rağmen hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veren insanların bulunduğuna dikkat çekti. Özellikle kırsal bölgelerde su ve elektrik gibi temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Fırat, “Artık yalnızca ‘geçmiş olsun’ demek yetmiyor.” ifadelerini kullandı.

    Deprem sonrası yurttaşların yalnızca evlerini değil, devlete olan güvenlerini de kaybetmemesi gerektiğini vurgulayan Fırat, ülkede fay hatları kadar derin bir eşitsizlik hattının oluştuğunu söyledi. Güvenli sitelerde yaşamını sürdürenlerle konteyner ve çadır korkusuyla yaşayan yurttaşlar arasındaki farkın büyüdüğünü belirten Fırat, sosyal adaletsizliğe dikkat çekti.

    Kalıcı konutların hızla tamamlanması gerektiğini ifade eden Fırat, özellikle kırsal bölgelerde yaşam koşullarının insan onuruna yaraşır bir düzeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Fırat, depremzedelere verilen sözlerin tutulması gerektiğini belirterek yetkilileri sorumluluk almaya davet etti.

    HABER MERKEZİ

     

  • Zara Dipsizgöl’deki maden projesi meclis gündeminde

    Zara Dipsizgöl’deki maden projesi meclis gündeminde

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde yapılmak istenen stronsiyum tuzu ocağının çevreye ve su kaynaklarına vereceği zararları Meclis gündemine taşıdı. Fırat, “ÇED Gerekli Değildir” kararına tepki göstererek proje hakkında yeniden inceleme ve durdurma süreci başlatılıp başlatılmayacağını sordu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde yapılmak istenen stronsiyum tuzu ocağı projesinin çevreye vereceği zararları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Fırat, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

    “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” KARARI TARTIŞMA YARATTI

    Sivas’ın Zara ilçesi Dipsizgöl Köyü mevkiinde, Barit Maden Türk A.Ş. tarafından yıllık 280 bin ton kapasiteli ve patlatmasız açık işletme yöntemiyle işletilmesi planlanan stronsiyum tuzu ocağı projesi için 6 Mart 2025 tarihinde “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmişti.

    Köy muhtarlığı ve bölge halkı ise maden sahasının yerleşim alanlarına, su kaynaklarına ve tarım arazilerine çok yakın olduğunu belirterek projeye tepki gösterdi. Bölge halkı, temel geçim kaynaklarının tarım, hayvancılık ve arıcılık olduğunu vurgulayarak, proje alanında endemik türler ile nesli tehlike altındaki canlıların bulunduğunu ifade etti.

    KÖYÜN TEK SU KAYNAĞI RİSK ALTINDA

    Önergede, köyün tek su kaynağının proje sahası içerisinde bulunduğu ve zarar görmesi halinde yaşamın sürdürülemez hale geleceği belirtildi. Ayrıca bölgede doğal sit alanı bulunduğu, proje tanıtım dosyasının gerçeğe uygun hazırlanmadığı iddialarına yer verildi.

    Bu gerekçelerle köy sakinleri tarafından Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açılarak “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talep edildi.

    MAHKEME DAVAYI REDDETTİ

    Sivas İdare Mahkemesi’nin 3 Nisan 2026 tarihli kararıyla davanın reddedildiği belirtilen önergede, davacıların kararı temyize taşıdığı ifade edildi. Temyiz başvurusunda bilirkişi raporlarının çelişkili ve eksik incelemeye dayandığı, akarsu, göl, heyelan alanı, mera kullanımı ile arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerinin yeterince değerlendirilmediği kaydedildi.

    Ayrıca pasa alanına ilişkin teknik incelemelerin yapılmadığı ve proje tanıtım dosyasında yaşamsal öneme sahip su kaynaklarının gösterilmediği vurgulandı.

    BAKANLIĞA 6 KRİTİK SORU

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Bakan Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    -Su kaynakları, göller, heyelan riski, mera ve yayla kullanımı ile arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerinin neden kapsamlı biçimde incelenmediği,

    -Daimi akarsuyun proje tanıtım dosyasında yer almamasının neden göz ardı edildiği,

    -Heyelan ve içme suyu riski taşıyan pasa alanı için neden ayrı teknik değerlendirme yapılmadığı,

    -Toz bastırma amacıyla kullanılacak suyun hangi kaynaktan sağlanacağının neden açıklanmadığı,

    -Proje alanının gerçekte olduğundan küçük gösterilip gösterilmediğinin neden araştırılmadığı,

    -Deprem ve heyelan riski bulunan bölgenin neden madencilik faaliyetlerine açıldığı.

    “PROJE DURDURULACAK MI?”

    Önergede son olarak, Anayasa’da güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı hatırlatılarak, telafisi imkansız çevresel zararlar doğurma riski taşıyan proje hakkında yeniden inceleme, denetim ve iptal süreçlerinin başlatılıp başlatılmayacağı ile projenin durdurulup durdurulmayacağı soruldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Celal Fırat’tan Düzgün Baba için çağrı: Yolun adaletini hep birlikte ayağa kaldırmalıyız

    Celal Fırat’tan Düzgün Baba için çağrı: Yolun adaletini hep birlikte ayağa kaldırmalıyız

    PİRHA-Dem Parti Milletvekili Celal Fırat, Düzgün Baba’da yaşanan saldırının ardından yaptığı açıklamada, Alevi toplumunu “dar” etrafında birleşmeye çağırdı. Fırat, saldırının yalnızca bir mekâna değil, Alevi inancının hafızasına ve hakikat yoluna yönelik olduğunu belirterek, “Yolun adaletini hep birlikte ayağa kaldırmalıyız” dedi.

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda yaşanan saldırının ardından açıklama yapan Celal Fırat, olayın yalnızca bir mekana yönelik olmadığını belirterek, bunun Alevi toplumunun hafızasına, inancına ve hakikat yoluna yapılmış bir saldırı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Fırat, saldırının dışarıdan değil, “ne yazık ki içimizden bazı kişiler” tarafından gerçekleştirilmiş olmasının toplumsal kırgınlığı daha da derinleştirdiğini söyledi.

    “DAR, HAKİKATİN ÖNÜNDE HESAP VERME MEYDANIDIR”

    Alevi yolunun en kadim değerlerinden biri olan “dar” kavramına dikkat çeken Fırat, bugün en büyük ihtiyacın yeniden hakikat etrafında bir araya gelmek olduğunu vurguladı.

    Darın yalnızca insanların toplandığı bir yer olmadığını belirten Fırat, “Dar, hakikatin önünde eğilmeyi, nefsinle yüzleşmeyi, rızalık almayı ve yolun vicdanında hesap vermeyi kabul etmektir” dedi.

    Alevilikte ikrarın hakikate verilen söz olduğunu ifade eden Fırat, darın ise bu sözün sınandığı meydan olduğunu söyledi. “Orada makam değil hakikat konuşur. Orada öfke değil adalet aranır. Orada kişisel hesaplar değil, yolun vicdanı hüküm sürer” ifadelerini kullandı.

    “DÜZGÜN BABA YALNIZCA BİR DAĞ DEĞİLDİR”

    Celal Fırat, ocak mensubu dedeler, pirler, analar ve kurumların hakikat etrafında bir araya gelmesi halinde bunun yalnızca bir toplantı olmayacağını, toplumsal hafıza adına tarihsel bir eşik anlamına geleceğini dile getirdi.

    Birlikte yaşama iradesinin, örgütlü hafızanın ve yol kardeşliğinin hala diri olduğunun görülmesi gerektiğini ifade eden Fırat, “Bizi ayakta tutan yalnızca geçmişimizin acıları değildir. Bizi ayakta tutan şey, bütün kırgınlıklara rağmen yeniden rızalıkta buluşabilme iradesidir” dedi.

    Düzgün Baba’nın yalnızca bir dağ olmadığını belirten Fırat, “O, dara düşenin nefesi, yorgun insanın sığındığı manevi eşiktir. Bu yüzden o makamın huzurunda herkes önce kendi vicdanıyla baş başa kalmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Fırat açıklamasının sonunda tüm ocak mensubu dedeleri, pirleri, anaları ve yol erenlerini Düzgün Baba Ziyaretgâhı için dar kurmaya, hakikati büyütmeye ve yolun adaletini birlikte ayağa kaldırmaya davet etti.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat’tan soru önergesi: Batoul Suleiman Alloush nerede?-

    Celal Fırat’tan soru önergesi: Batoul Suleiman Alloush nerede?-

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’de kaçırıldığı iddia edilen 21 yaşındaki tıp fakültesi öğrencisi Batoul Suleiman Alloush’un akıbetini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından cevaplandırılması istemiyle verilen soru önergesinde, Suriye’deki azınlık gruplara, özellikle de Alevi (Nusayri) kadınlara yönelik artan insan hakları ihlallerine dikkat çekildi.

    Önergede yer alan bilgilere göre, Tişrin Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Batoul Suleiman Alloush, öğrenim gördüğü Lazkiye şehrinden zorla kaçırıldı. Ailenin kamuoyuna yaptığı duyarlılık çağrılarının ardından, genç kadının telefonundan ailesine “evinden ve dininden kaçtığına” dair mesajlar gönderildiği belirtildi. Milletvekili Fırat, bu mesajların aileyi susturma amacı taşıdığını ve Batoul’un özgür iradesiyle hareket edip etmediği konusunda ciddi şüpheler bulunduğunu ifade etti.

    “CEBLE’DE REHİN TUTULUYOR”

    Soru önergesinde, yerel güvenlik güçlerinin önce Batoul’un ailesine teslim edileceğine dair söz verdiği ancak daha sonra bu karardan vazgeçildiği belirtildi. Ailenin ulaştığı son bilgilere göre, 21 yaşındaki tıp öğrencisinin Ceble kentinde bulunan ve “kız okulu” olarak adlandırılan bir merkezde rehin tutulduğu öne sürülüyor.

    BAKAN FİDAN’A DİPLOMATİK GİRİŞİM ÇAĞRISI

    Celal Fırat, kadınların inanç, kimlik veya mezhepleri nedeniyle bu tür baskılara maruz kalmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunun altını çizerek Bakan Fidan’a şu soruyu yöneltti:

    “Bakanlığınız, Batoul Suleiman Alloush’un kaçırılması vakasının araştırılması ve acilen Suriye hükümeti ile temasa geçerek güvenliğinin sağlanması, serbest bırakılarak ailesine teslim edilmesi için diplomatik girişimde bulunacak mısınız?”

    Önergede, Suriye’de özellikle Alevi toplumuna mensup kadınlara yönelik kaçırılma ve baskı iddialarının kamuoyunda ciddi bir endişe yarattığı vurgulandı. Fırat, Türkiye’nin bölgedeki azınlık topluluklarına yönelik hak ihlalleri konusunda etkili ve acil diplomatik adımlar atması gerektiğini belirtti.

    Söz konusu soru önergesi, Suriye’deki sivil güvenliği ve inanç grupları üzerindeki baskıları yeniden tartışmaya açarken, Dışişleri Bakanlığı’ndan gelecek yanıt merakla bekleniyor.

    HABER MERKEZİ

  • GADEV Alevi Akademisi’nde, ‘Adıyaman’ konuşuldu

    GADEV Alevi Akademisi’nde, ‘Adıyaman’ konuşuldu

    PİRHA-GADEV Alevi Akademisi, Alevi coğrafyalarını demografi, ritüel ve gelenekler üzerinden ele alan 2026/2027 eğitim programını başlattı. İlk konferansta Veli Büyükşahin tarafından Adıyaman başlığı ele alınırken, Ali Sizer’in deyiş ve kılamlar seslendirdi.

    Alevi toplumunun inançsal, kültürel ve tarihsel birikimini bilimsel bir perspektifle ele almayı hedefleyen GADEV Alevi Akademisi, 2026/2027 eğitim programını başlattı.

    Programın ilk etkinliğinde, “Bir Alevi Coğrafya Bulam / Adıyaman: Demografi, Ritüeller, Gelenekler ve Mekânlar” başlıklı konferansla başladı.

    Açılış konuşması yapan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Prof. Dr. Şükrü Aslan, Alevilik ve eğitim programı hakkında konuştu.

    Sanatçı Ali Sizer, seslendirdiği deyişler ve kılamlar ile inanç ve kültürün sözlü aktarım geleneği hakkında bilgi paylaştı.

    Gazeteci Veli Büyükşahin de, “Bir Alevi Coğrafya Bulam / Adıyaman: Demografi, Ritüeller, Gelenekler ve Mekânlar” başlığıyla ilgili sunum yaptı.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat: Dersim ve üç fidan bir hafızadır!-VİDEO

    Celal Fırat: Dersim ve üç fidan bir hafızadır!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile 4 Mayıs 1937 Dersim Tertelesi’ni andı. Fırat, “Hakikat geciktirilir ama yok edilemez” diyerek devletin resmi özür dilemesi ve hakikat komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

    “ÜÇ FİDAN BİR HALKIN HAFIZASINA YÜRÜDÜ”

    Konuşmasına 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anarak başlayan Celal Fırat, bu isimlerin birer “vicdan” bıraktığını vurguladı. Fırat, şu ifadeleri kullandı:

    “54 yıl önce bugün, 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bir sehpaya değil, bir halkın hafızasına yürüdüler. Onlar bu ülkeye yalnızca mücadele değil, baş eğmeyen bir vicdan bıraktılar. ‘Tam bağımsız Türkiye’ derken; ekmeğin adil bölüşüldüğü, kimsenin kimliğinden dolayı ezilmediği, emeğin değer gördüğü bir memleket düşlediler.”

    “DERSİM SADECE BİR COĞRAFYA DEĞİL, BİR YARADIR”

    4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararının ardından başlayan “Dersim Tertelesi”ne dikkat çeken Fırat, yaşananları “büyük bir insanlık trajedisi” olarak tanımladı. Konuşmasında katliamın boyutlarını ve “Dersim’in Kayıp Kızları” dramını hatırlatan Fırat, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam sürecindeki hukuksuzluklara değindi.

    Seyit Rıza’nın son isteğinin dahi yerine getirilmediğini belirten Fırat, Oğlu gözleri önünde asıldı. Geride yakılmış bir coğrafya, parçalanmış aileler, kefensiz bedenler ve kapanmayan bir yara kaldı,” dedi.

    Milletvekili Celal Fırat, geçmişle yüzleşmenin toplumsal iyileşme için zorunlu olduğunu belirterek TBMM’ye şu somut adımların atılması için çağrıda bulundu:

     1937-38 Dersim Katliamı için bir “Hakikat ve Araştırma Komisyonu” kurulmalıdır.

     Devlet, resmi olarak Dersimlilerden ve Alevi toplumundan özür dilemeli, tüm arşivleri açmalıdır.

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalı, itibarları iade edilmelidir.

    “Tunceli” adı kaldırılarak “Dersim” ismi iade edilmelidir.

    Konuşmasının sonunda Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının Türkiye’nin ortak geleceği olduğunu savunan Fırat, Seyit Rıza’nın “Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim bu bana dert oldu; ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözlerini hatırlatarak; eşitlik, adalet ve yüzleşme vurgusuyla sözlerini noktaladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat’tan Meclis’e ‘Dersim Tertelesi’ önergesi: 89 yıllık karanlık aydınlatılsın!

    Celal Fırat’tan Meclis’e ‘Dersim Tertelesi’ önergesi: 89 yıllık karanlık aydınlatılsın!

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim Tertelesi’nin 89. yılı dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına soru önergesi verdi. Fırat, 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan sürecin yarattığı tahribatın onarılması ve hakikatlerin açığa çıkarılması için Meclis’i sorumluluk almaya çağırdı.

    “ARŞİVLER AÇILSIN MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”

    Milletvekili Fırat, sunduğu önergede resmi verilere dayanarak 13 bin 160 kişinin katledildiğini, yaklaşık 12 bin kişinin ise sürgün edildiğini hatırlattı. Katliamın izlerinin halen taze olduğunu vurgulayan Fırat, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin gizli tutulmasının vicdani ve hukuki bir yara olduğunu belirtti.

    Önergede dikkat çeken en önemli noktalardan biri, 2012 yılında 5 bin 233 mağdur yakınının TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığı başvuru süreci oldu. Fırat, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılındaki “devlet adına özür dileme” açıklamasının ardından yapılan bu başvuruların tam 11 yıl sonra yanıtlandığını ifade etti.

    2023 yılında mağdur yakınlarına gönderilen cevapta, konunun komisyonun yetki alanına girmediği gerekçesiyle işlem yapılamayacağı bildirildi. Fırat, bu durumu şu sözlerle eleştirdi:

    “Binlerce mağdura 11 yıl bekledikten sonra böylesine olumsuz bir cevap verilmesi, TBMM’nin tarihsel sorumluluğuna gölge düşürmektedir.”

    Celal Fırat, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    Tenkil kararlarının alındığı 4 Mayıs gününde, TBMM Başkanlığı adına resmi bir taziye ve anma mesajı yayımlanacak mıdır?

    5 bin 233 yurttaşın talepleri doğrultusunda, hakikatlerin araştırılması ve hukuki adımların atılması için yeni bir komisyon kurulması yönünde irade gösterilecek midir?

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat: Mesele çocuklar değil, toplumun denetimidir-VİDEO

    Celal Fırat: Mesele çocuklar değil, toplumun denetimidir-VİDEO

    PİRHA- TBMM Genel Kurulu’nda devam eden kanun teklifi görüşmelerinde söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenlemeyi sert sözlerle eleştirdi. Düzenlemeyi “yasakçı zihniyetin ürünü” olarak nitelendiren Fırat, “Çocukları korumuyorsunuz, onları görünmez kılıyorsunuz” dedi.

    “SORUMLULUK DEĞİL, YASAK ÖNE ÇIKIYOR”

    Kanun teklifinin 22’nci maddesi üzerine konuşan Celal Fırat, hükümetin toplumsal sorunlar karşısında çözüm üretmek yerine yasaklara sığındığını savundu. Devletin kriz anında sadece refleks veren değil, kriz doğmadan önce akıl üreten bir yapı olması gerektiğini vurgulayan Fırat, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkede ne zaman bir kriz çıksa önce sorumluluk, ihmal veya eğitim politikaları konuşulmaz; hemen bir yasak bulunur. Bu bir çözüm değil, sorumluluğun ötelenmesidir.”

    “DİJİTAL DÜNYADAN KOPARMAK ÇOCUKLARIN YARARINA DEĞİL”

    Sosyal medyanın çocuklar için sadece eğlence değil, bir öğrenme ve sosyalleşme alanı olduğunu belirten Fırat, toptancı yasakların çocukları daha güvensiz ve denetimsiz alanlara iteceğini söyledi. 15 yaş sınırının pedagojik bir temeli olmadığını savunan milletvekili, bu durumun öğretmenlerin rehberlik rolünü de zayıflatacağını ifade etti.

    Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri, yasağın uygulanması için gereken “yaş doğrulama” sistemine yönelik eleştirileri oldu. Fırat, bu sistemin tüm toplumun kimliklendirilmesi ve dijital bir gözetim altına alınması anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:

    Bu mesele artık sadece çocuklar değildir, toplumun bütünü üzerindeki denetimdir. İnsanlar söyledikleri her sözün kimlikleriyle eşleştiğini düşündüklerinde susarlar, eleştiri azalır, kamusal tartışma daralır. İşte biz buna ‘dondurucu etki’ diyoruz.”

    “ÇÖZÜM YASAK DEĞİL, DİJİTAL OKURYAZARLIK”

    Celal Fırat, çocukları korumanın yolunun yasaklamaktan değil, onları dijital dünyanın içinde güçlendirmekten geçtiğini vurguladı. Bilgi üretmenin, eğitim politikaları geliştirmenin ve şeffaf mekanizmalar kurmanın asıl çözüm olduğunu belirten Fırat, düzenlemenin Anayasa’nın “ölçülülük ilkesine”, “özel hayatın gizliliğine” ve “haberleşme özgürlüğüne” aykırı olduğunu ifade etti.

    Fırat konuşmasını, “Yasakçı zihniyet zamanla özgür bireyler değil; korkan, içine kapanan bir toplum yaratır. Biz denetim altına alınmış bir toplum değil; özgür, bilinçli ve güvenli bir toplum istiyoruz” sözleriyle tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat’tan Çağrı: Gözaltındaki Madenciler Serbest Bırakılsın-VİDEO

    Celal Fırat’tan Çağrı: Gözaltındaki Madenciler Serbest Bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin ücret ve tazminat taleplerine dikkat çekti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da sürdürdüğü hak arama mücadelesine ilişkin açıklama yaptı. Fırat, aylardır ücretlerini alamayan ve hakları gasp edilen işçilerin yaşadığı mağduriyete tepki göstererek kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu.

    Eskişehir’den Ankara’ya tam 9 gün yürüyerek gelen madencilerin, insanca yaşam taleplerini duyurmak için büyük bir kararlılık sergilediğini belirten Fırat, işçilerin dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylemlerini sürdürdüğünü hatırlattı. Üstlerini çıkararak “Açız, yoksuluz, çıplağız” sloganıyla seslerini duyurmaya çalışan işçiler, açlık grevine başladı.

    “SADAKA DEĞİL, ALIN TERLERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYORLAR”

    Ancak işçilerin taleplerine çözüm üretilmediğini vurgulayan Fırat, polis müdahalesi sonucu 110 işçinin gözaltına alındığını ifade etti. Bu durumu “emeğe yönelik açık bir baskı” olarak nitelendiren Fırat, gözaltıların derhal sonlandırılması gerektiğini söyledi.

    Fırat açıklamasında, madencilerin sadece hak ettikleri ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatlarını talep ettiğini belirterek şu çağrıda bulundu:
    “Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılmalı, tüm alacakları eksiksiz ödenmeli, ücretsiz izin dayatmasına son verilmeli ve iş güvencesi sağlanmalıdır.”

    Yer altında yaşamlarını riske atarak çalışan emekçilerin sadaka değil, alın terlerinin karşılığını istediğini vurgulayan Fırat, “Bu mücadele yalnızca madencilerin değil, tüm emekçilerin mücadelesidir” dedi.

    Açıklamasının sonunda dayanışma vurgusu yapan Fırat, işçilerin hakları verilene kadar onların sesi olmaya devam edeceklerini belirtti.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat: Bu mesele bir mülkiyet değil, eşit yurttaşlık meselesidir- VİDEO

    Celal Fırat: Bu mesele bir mülkiyet değil, eşit yurttaşlık meselesidir- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te yaptığı konuşmada cemevlerinin hukuki statüsünün tanınmamasını “eşit yurttaşlık sorunu” olarak nitelendirdi. Depremzedelerin hala belirsizlik içinde yaşadığına dikkat çekerek, depremzedelerin hem evlerini kaybettiğini hem de borçlandırıldığını, borçların ne kadar ve nasıl ödeneceğinin dahi açıklanmadığını söyledi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada hem cemevlerinin hukuki statüsünü hem de deprem sonrası yurttaşların yaşadığı belirsizliği gündeme taşıdı. Fırat, Türkiye’nin çok kimlikli yapısına dikkat çekerek, asıl ölçünün farklılıklara gösterilen adalet olduğunu vurguladı.

    Konuşmasının başında toplumsal çeşitliliğe değinen Fırat, bu zenginliğin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu belirtti. Meclis’in görevinin sorunları görmezden gelmek değil, çözmek olduğunu ifade eden Fırat, “Bu sorunları halının altına süpürmek değil, cesaretle çözmek gerekir” dedi.

    Alevi toplumunun cemevlerini büyük fedakârlıklarla inşa ettiğini hatırlatan Fırat, bu mekanların hukuki güvenceden yoksun olduğuna dikkat çekti. Birçok cemevinin tapusunun hazineye, belediyelere ya da vakıflara ait olduğunu belirten Fırat, bazı cemevlerinin ise dava ve tahliye tehdidi altında olduğunu söyledi.

    Fırat, cemevlerine yönelik uygulamaların açık bir eşitsizlik yarattığını ifade ederek, bunun sadece mülkiyet değil, doğrudan eşit yurttaşlık ve vicdan meselesi olduğunu dile getirdi.

    “CEMEVLERİ İBADETHANEDİR, BU TARTIŞMA KAPANMALIDIR”

    Siyasi aktörlerin cemevlerini ibadethane olarak tanıyan açıklamalarını hatırlatan Fırat, şunları söyledi:

    “Yeri geldiğinde hep şu söyleniyor: “Biz kardeşiz.” Kardeş kardeşe bunu yapar mı? Birçok siyasi parti lideri ve Sayın Devlet Bahçeli bir çağrı yapmıştı, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir.” demişti. Bu sözler çok çok kıymetli ama eksiktir çünkü sözün kıymeti hayata geçtiği kadardır, çünkü mesele artık söz meselesi de değildir, mesele bu sözün hayata geçmesidir. Cemevlerinin ibadethane olup olmadığı tartışması artık kapanmalıdır. Bu konu tartışmalı değil, bir hukuki güvence meselesidir. Cemevleri ibadethanedir ama yapılması gereken bu gerçeği yasalarla tanımak, statüsünü netleştirmek, bu tartışmayı Türkiye’nin gündeminden çıkarmaktır.“

    “CEMEVLERİNİN TAPULARI GERÇEK SAHİPLERİNE DEVREDİLMELİ”

    Fırat, Alevi inancının dergâh ve ocaklarının tarihsel süreçte Alevilerin tasarrufundan çıkarıldığını belirterek, „Kültür Bakanlığı yokken Hacı Bektaş Veli Dergâhı vardı. Vakıflar yokken Erikli Baba, Karacaahmet, Şahkulu Dergahları vardı, belediyeler yokken Garip Dede Dergahı vardı. Yani kimse Aleviler adına bir şey istemiyor, kendisine ait olanı kendilerine geri istiyorlar. Talebimiz nettir, bu Meclis bir yasal düzenleme yapmalıdır. Cemevlerin tapuları gerçek sahiplerine devredilmeli, dergahlar, ocaklar, kutsal mekanlar ivedi bir şekilde iade edilmeli, bu mekânlar dava konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Bu bir lütuf değil, bir ayrıcalık değil, bir gecikmiş adalet ismidir.“ ifadelerini kullandı.

    “DEPREM BÖLGESİNDE YÜZ BİNLERCE İNSAN HALA EVİNE KAVUŞMADI”

    Konuşmasının ikinci bölümünde deprem gerçeğine dikkat çeken Fırat, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen yurttaşların hala barınma sorunu yaşadığını belirtti.

    Depremzedelerin hem evlerini kaybettiğini hem de borçlandırıldığını ifade eden Fırat, borçların ne kadar ve nasıl ödeneceğinin dahi açıklanmadığını söyledi. Bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek, devletin yurttaşı belirsizlik içinde bırakamayacağını vurguladı.

    Konuşmasını adalet vurgusuyla tamamlayan Fırat, eşitlik sağlanmadan toplumsal huzurun mümkün olmayacağını ifade etti.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat: Kayyım artık sadece Kürt illerinin değil, Türkiye’nin demokrasi sorunu- VİDEO

    Celal Fırat: Kayyım artık sadece Kürt illerinin değil, Türkiye’nin demokrasi sorunu- VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada yerel demokrasiye yönelik sistematik müdahalelere dikkat çekti. Fırat, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin halkın iradesinin güçlü bir şekilde sandığa yansıdığı tarihsel bir eşik olduğunu belirterek, kayyım uygulamalarının sadece bir bölgeyi değil, ülkenin tamamının demokrasisini tehdit ettiğini vurguladı.

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te yaptığı konuşmada kayyım uygulamalarının yalnızca bir bölgeyi değil, tüm ülkenin demokrasisini tehdit ettiğini belirtti. Fırat, yerel iradenin gasp edilmesinin seçme ve seçilme hakkına açık bir müdahale olduğunu vurguladı.

    Fırat, gizli tanık beyanlarıyla seçilmişlerin görevden uzaklaştırılmasının hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal ettiğini söyledi. Kayyım rejimine son verilmesi ve seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunan Fırat, yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesini istedi.

    “İKTİDAR HALKIN SANDIKTA VERDİĞİ UYARIYI TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR”

    Fırat konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye nüfusunun çok büyük bir kısmının muhalefet partilerinin yönettiği belediyelerde yaşıyor olması, yalnızca bir seçim sonucu değil; aynı zamanda merkeziyetçi ve tekçi yönetim anlayışına karşı yerel demokrasinin güçlendirilmesi yönünde verilmiş açık bir uyarıdır. Ama belli ki iktidar bu uyarıyı bir mesaj olarak değil, bir tehdit olarak okumuştur ve tehdide karşı yaptığı şey; halkın iradesini büyütmek değil, onu daraltmak olmuştur.”

    Fırat, özellikle Kürt illerinde yıllardır uygulanan kayyım politikalarının şimdi batıya doğru genişletildiğine işaret ederek şunları söyledi:

    “Hakkari’de, Van’da, Mardin’de denenen şey; bugün Esenyurt’ta, Şişli’de karşımıza çıkıyorsa artık mesele bir bölgenin değil, bir ülkenin demokrasi meselesidir. Bu yalnızca bir idari tasarruf değildir. Bu, seçmenin iradesine atılmış bir kayyumdur. Sandıkta yenemediğini, masa başında yenmeye çalışmaktır. Halkın verdiği yetkiyi, yargı eliyle geri almaktır. Bu, açıkça seçme ve seçilme hakkına yönelik bir müdahaledir.”

    “ADALET GİZLİ TANIKLARIN ARKASINA SAKLANMAZ”

    Fırat, yargının siyasallaştırılması yoluyla belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve tutuklanmasını hukukun üstünlüğü ilkesinin ihlali olarak nitelendirdi:

    “Gizli tanık beyanlarıyla, somut delilden yoksun dosyalarla seçilmişlerin tasfiye edilmesini kabul etmiyoruz. Çünkü adalet, gizli tanıkların arkasına saklanmaz. Adalet, güneş gibidir… herkesin yüzüne eşit doğar. Eğer bir ülkede adalet, karanlık odalarda yazılan senaryolara teslim edilmişse, orada artık hukuk değil, yalnızca karar vardır.”

    Fırat, belediyelerin mali olarak kuşatılmasına da dikkat çekerek hazine paylarının kesilmesi, SGK borçları üzerinden haciz işlemleri ve belediye şirketlerine yönelik blokelerin, milyonlarca yurttaşın cezalandırılması anlamına geldiğini ifade etti.

    “KAYYIM REJİMİNE SON VERİLMELİ”

    Fırat, yerel demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yerel demokrasi zayıflatılırsa, demokrasi bütünüyle zayıflar. Yerel irade gasp edilirse, halkın tamamının iradesi tartışmalı hale gelir. Biz DEM Parti olarak; yerel demokrasinin güçlendirilmesini, halkın yönetime doğrudan katılımını ve kent uzlaşısını savunuyoruz. Kayyım rejimine son verilmelidir. Seçilmişler görevlerine iade edilmelidir. Yerel yönetimlerin yetkileri genişletilmelidir. Çünkü halkın iradesi, devredilecek bir yetki değil; emanet edilecek bir sorumluluktur.”

    Fırat, CHP tarafından verilen önergeyi desteklediklerini ve yerel demokrasiye yönelik sistematik müdahalelerin Meclis çatısı altında tüm boyutlarıyla tartışılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ANKARA