Etiket: celal fırat

  • Karyağdı Baba Tekkesi, iktidarlarların sürüncemesiyle yok olma tehdidi altında!-VİDEO

    Karyağdı Baba Tekkesi, iktidarlarların sürüncemesiyle yok olma tehdidi altında!-VİDEO

    PİRHA –Bektaşi geleneğinin İstanbul’daki hafızalarından biri olan Karyağdı Baba Tekkesi, günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tekkenin yeniden inşası için yapılan başvurulara ise henüz olumlu cevap verilmedi. Baba Derviş Cem Çiçek, söz konusu mekanın işgal altında bulunduğunu belirterek “Elimizden geldiğince tekkeyi korumaya çalışıyoruz ama çalınan şeyler de oldu” dedi. Milletvekili Celal Fırat ise “Dergahın bu noktaya getirilmesi, devletin ayıbıdır” sözleriyle tepki gösterdi.

    Tarihi geçmişi 16. yüzyıla dayanan Karyağdı Baba Tekkesi, bugün halen yasakçı zihniyetin hakimiyeti altında tutuluyor.

    1826 yılında Bektaşiliğin yasaklanması üzerine Karyağdı Baba Tekkesi’nin meydan evi yıktırılıp, tekkenin tüm faaliyetlerine son verildi. Yıllar boyunca yıkık bir halde kalan tekke, 1839-1861 yılları arasında Mehmet Necib Baba tarafından yeniden inşa edildi. 1925 yılında tekke ve türbelerin yeniden kapatılmasıyla birlikte Karyağdı Baba Tekkesi’nin kapılarına bir kez daha kilit vuruldu.

    1940’lı yıllara kadar gizli halde hizmet yürütülen tekke, sonraki yıllarda tamamen atıl bir hale geldi. Karyağdı Baba Tekkesi’nden günümüze kadar bir tek hazire alanı ayakta kalabildi. Tekkeye ait eserlerle birlikte araziler de gasp edildi.

    Şahkulu Sultan Vakfı’nın mülkiyetinde olan tekkenin, bugün yeniden inşa edilebilmesi için kimi girişimlerde bulunulsa da süreç, mevcut idarelerin sürüncemesinde bırakıldı.

    TEKKENİN YENİDEN İNŞASI İÇİN PROJE HAZIR AMA…

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlı Baba Derviş Cem Çiçek, Karyağdı Baba Tekkesi’ne yönelik baskı ve yasaklara dikkat çekti. Tekkenin yeniden inşası için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin birtakım girişimlerde bulunduğunu söyleyen Çiçek, “Belediye, şartnamesini düzenleyip, yerin plan ve projesini de hazırlamış. Ama ne hazindir ki bir türlü birisi adım atıp da önümüzü açmıyor. Buradaki mezarların hepsi tarihi. Karaağaç Türbesi’nin son postnişin olan Hafız Baba’nın mezarı da burada. Tekkeye ait toplam 11 dönüm arazi var ancak hepsi işgal edilmiş. Hemen yakınımızda Bektaşi dergahı Hasan Baba Türbesi var. Oraya da çöküp otel yapmışlar. Tekke de o otelin arazisinin içerisinde kalmış. Halbuki o arazi de buraya dahil. Osmanlı tapuları var” diye belirtti.

    DEVLET ENGELİ!

    Baba Derviş Cem Çiçek, Karyağdı Baba Tekkesi’nin yeniden inşası için kamuoyu oluşturmak gerektiğini söyleyerek şu bilgileri de paylaştı:

    “Şahkulu Sultan Vakfı yöneticileri de işin sürüncemede tutulduğunu söylüyor. İBB yetkilileri, burada birtakım kazı işlemi de yaparak restorasyon projesini onaylandı. Sonrasında Anıtlar Kurulu’ndan geldiler. Proje o kuruldan da geçti. Şimdi İBB, ‘Para yok’ diyor! Şimdi Şahkulu Sultan Vakfı ‘biz yapacağız’ diyor!

    Alevi Bektaşi dernek ve vakıflarının parası da var. Burada sadece devlet nezdinde izinlerin çıkartılması gerekiyor. Bir meydan evi, cemevi yapılmasını istiyoruz. İnsanların buraya gelip, dedelerden, babalardan öğreti almasını, Yol’u öğrenebileceği bir dergâh olmasını istiyoruz. Ama bir türlü o kamuoyu baskısını kurup da burayı ihya edemiyoruz.

    Yaklaşık 15 sene önce bu dergâh sahipsizlikten, bakımsızlıktan kaderine terk edildi. Bu süreçte çatısı da çöktü. Elimizden geldiğince koruyup kollamaya çalışıyoruz ama çalınan şeyler de oldu. Mesela buradan Eskişehir’e müzeye giden kitabeler var. Ayrıca bu alanda rahatsız yaratanlar da oluyor. Çoluğu çocuğu gönderip buraya, musallat ediyorlar. Taşlatıyorlar… Aşağısı Eyüp Sultan Mezarlığı. Alkol içenler, burada sabaha kadar oturup, çevreye rahatsızlık veriyorlar. Amaçları dergahı rahatsız etmek, başka bir şey değil.”

    “VİCDANIMIZI DARA ÇEKMEMİZ GEREKİR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da Karyağdı Baba Tekkesi’nin olduğu alanı ziyaret etti. Söz konusu alana ilk kez geldiğini belirten Fırat, “Mezar taşlarını böyle toprağa gömülü halde görmek gerçekten üzücü. Burada tarihi mezarlar var. Burada olanlar hepimizin sorunu, sıkıntısı! Yetkililerden daha çok bizim buralara el atmamız lazım. İvedi bir şekilde burayla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız. Çok güzel bir mekanda, Haliç’in tepesinde böyle sahipsiz bir yer varsa eğer bu bizim sorunumuz! El ele vererek burayı onarmak lazım. İşte tarih ayaklar altında. Şu an tarih, topraklara gömülmüş vaziyette. Dergahın bu noktaya getirilmesi, bu şehri yönettiğini söyleyenlerin, bu devletin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Yazık! Eyüp Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Alevi örgütleri olarak hepimizin bu konuda vicdanımızı dara çekmemiz gerekir” diye konuştu.

    “ÜZERİMİZE NE DÜŞÜYORSA YAPACAĞIZ”

    Milletvekili Celal Fırat, konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de gündem oluşturacağını söyledi. Fırat ayrıca “Üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Hemen yanı başımızda oteller, çay bahçeleri var. Turistik bir yer gibi. Ama gelin görün ki bu adanın içerisinde atıl bir durumda bu dergahın durması hepimizin yüreklerini yakması gereken bir konjonktür. Bizim ayıbımız! Şimdi çalışmamız lazım” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • DEM Parti İstanbul milletvekili Celal Fırat: Katliamlara sessizlik, zulme ortaklıktır!

    DEM Parti İstanbul milletvekili Celal Fırat: Katliamlara sessizlik, zulme ortaklıktır!

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat yaptığı yazılı açıklamada, Halep’te yaşananlara ve Aleviler ile Kürtlerin adalet taleplerine yönelik sessizliğe tepki gösterdi. Fırat, “Katliamlara sessizlik, zulme ortaklıktır” diyerek, adaletin kimliklere göre işletilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    Fırat, yaşanılan coğrafyada adalet kavramının sıkça dile getirildiğini ancak adalet arayışı Aleviler ve Kürtler olduğunda kamuoyunda ve karar verici mekanizmalarda sessizlik ortaya çıktığını belirtti. Bu sessizliğin yeni olmadığını ifade eden Fırat, Kerbela’dan başlayarak Dersim, Maraş, Çorum ve Roboski’ye uzanan tarihsel bir suskunluk hattına dikkat çekti.

    Fırat, adaletsizlik ve katliamlar devam ederken mağdurun Alevi ya da Kürt olduğunda adalet taleplerinin çoğu kez görmezden gelindiğini, ertelendiğini veya “zamansız” bulunarak geçiştirildiğini söyledi.

    ADALET KOŞULLARA VE KİMLİKLERE GÖRE DEĞİŞMEZ”

    Adaletin seçici olamayacağını vurgulayan Fırat, adaletin bir toplumun vicdan ve sağduyu meselesi olduğunu kaydetti. “Bir toplumda adalet herkes için eşit biçimde işlemiyorsa, orada hukuktan da vicdandan da söz edilemez” diyen Fırat, Aleviler ve Kürtlerin bu coğrafyada adaletin en çok konuşulduğu ancak en az hayata geçirildiği topluluklar arasında yer aldığını ifade etti.

    Açıklamada, hak arama girişimlerinin “toplumsal huzur”, “güvenlik” ve “siyasi hassasiyet” gerekçeleriyle bastırıldığı belirtildi. Fırat, yaşanan acıların görünmez kılındığını ve bu yaklaşımın adaletsizliği derinleştirerek cezasızlığı kalıcı hale getirdiğini dile getirdi.

    “HALEP’TEKİ İNSANİ KRİZ VİCDAN VE İNSAN HAKLARI MESELESİDİR”

    Celal Fırat, Halep’te yaşananların yalnızca bir şehrin ya da bir ülkenin sorunu olmadığını belirterek, bu krizin birlikte yaşama iradesini, insanlık vicdanını ve temel hak ve özgürlükleri doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

    Sivillerin açlık, korku ve güvensizlik koşulları altında yaşamak zorunda kaldığına dikkat çeken Fırat, “Çocukların korunamadığı, kadınların güvencesiz bırakıldığı, insanların inancı ya da kimliği nedeniyle hedef haline getirildiği hiçbir yerde adaletten ve barıştan söz edilemez” ifadelerini kullandı.

    “HALEP İÇİN 4 MADDELİK ÇAĞRI“

    Aleviler ve Kürtlerin tarih boyunca ağır bedeller ödediğini hatırlatan Fırat, buna rağmen barıştan, dayanışmadan ve ortak gelecek fikrinden vazgeçilmediğini vurguladı. Mezhepçi ve ayrıştırıcı dilin terk edilmesi gerektiğini belirten Fırat, bu dilin geçmişte olduğu gibi bugün de yeni acıların zeminini hazırladığını söyledi.

    Celal Fırat açıklamasında şu çağrıyı yaptı:

    – Halep’te sivillerin korunması öncelik haline getirilmelidir.

    -Mezhep ve kimlik temelli hedef göstermeler derhal son bulmalıdır.

    -Uluslararası hukuk ve insan hakları ilkeleri esas alınmalıdır.

    -Savaşın değil barışın, ayrımcılığın değil birlikte yaşamın dili güçlendirilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

  • HDK’den Türkiye Alevi Federasyonu’na ziyaret!-VİDEO

    HDK’den Türkiye Alevi Federasyonu’na ziyaret!-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi (HDK) eş sözcüleri, Türkiye Alevi Federasyonu’nu ziyaret etti. Yapılan görüşmede Suriye, İran ve Türkiye’deki gelişmeler ele alındı.

    HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ile Ali Kenanoğlu, Türkiye Alevi Federasyonu’nu ziyaret etti.
    Garip Dede Dergahı’nda yapılan görüşmede, Türkiye Alevi Federasyonu’nun yanı sıra birçok cemevi yöneticisi de yer aldı.

    “ORTAK HAREKET ETMELİYİZ”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Türkiye Alevi Federasyonu’nun yakın zaman öncesinde yaptığı HDK ziyaretine karşılık verdiklerini belirtti. Kenanoğlu konuşmasında

    “Suriye’de yaşananların ardından toplumsal kesimlerin birlikte hareket etmeleri gerektiği artık çok açık. Bütün bu katliamlar karşısında birlikte nasıl yan yana durmamız gerektiğini, yaşadığımız coğrafyayı yaşanılır kılabilmeyi bunun için neler yapmamız gerektiği konusunda hem HDK cephesinden bilgilendirme hem de Alevi toplumunun temsilcileri olarak sizlerin bu konudaki düşünce ve önerilerini almak istiyoruz. Ortak hareket etmek adına bu ziyareti gerçekleştirdik” dedi.

    “HTŞ’Yİ DESTEKLEYENLERİ GÖRÜYORUZ”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da Suriye’de yapılan saldırıların “göz göre göre geldiğini” söyledi. Beştaş, şunları dile getirdi:

    “Bu dönem yan yana durmanın, birlikte mücadele etmenin dayanışmanın çok önemli aşamalarından birini yaşıyoruz. Dünyanın her tarafında kan donduran, akıl zorlayan gelişmeler var. Suriye’de de ciddi gelişmeler yaşanmakta. Hukukun, ahlakın, siyasetin, ilkelerin neredeyse askıya alındığı bir zaman dilimindeyiz. Suriye meselesinde ‘Benim mahallem, senin mahallen. Benim- senin tarafın’ diye bir şey olmamalı. Bu insanlık suçları, bu savaş hukukunu bile hiçe sayan yaklaşımlara hepimiz aslında nerede bulunursak bulunalım ses yükseltmemiz gerekiyor. Alevi katliamından sonra Dürzilere, farklı kimliklere yönelik saldırılar peşi sıra geldi. Aslında bu saldırılar göz göre göre geldi. En son Halep’teki saldırı, katliam, bunu aslında bir ileri aşamaya taşıdı. IŞİD kalıntılarına kravat takmakla zihniyetin değişmediğini aslında maalesef deneyimleyerek yaşıyoruz. Bu konuda ‘tek sorumlu Şam hükümetidir’ deme noktasında da değiliz. Destekleyenler, güç verenler, bu konuda arkasında duranların da farkındayız. ‘Türkiye saldırı altındadır’ gibi bir propaganda yapıldığını görüyoruz.”

    “TÜM DEMOKRATİK KESİMLER BİR ARADA OLMALI”

    Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç ise Suriye ve Türkiye’deki gelişmeler doğrultusunda birlikte yol yürümenin yeni yöntemlerini aramak gerektiğini söyledi. Koç, “Öyle bir döneme geldik ki bugün dünyada da çok farklı gelişmeler oluyor. ABD’nin yaptıkları ortada… O nedenle tüm demokratik kesimlerin bir arada olması gerekir” dedi.

    “HALEP’TE İRAN’DA BÜYÜK KATLİAMLAR VAR”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise

    “Halep’te İran’da büyük katliamlar var. Leyla Şahin Usta, ‘Aleviler öldürülünce bangır bangır bağırıyorsunuz’ diyor. Bunlarla nasıl barış olacak şaşırıyoruz. Bu süreçte daha çok birlikte olmalıyız. Oradaki cihadist grupların, insanları nasıl katlettiklerini görmeliyiz. Savaşçıları binadan atarken ‘Allahuekber’ diyorlar! Nasıl bir zamana denk geldik, gerçekten çok üzücü” sözleriyle düşüncelerini ifade etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Celal Fırat: Halep’te yanan ateş Alevilerin ve Kürtlerin tarihsel belleğini yakıyor!-VİDEO

    Celal Fırat: Halep’te yanan ateş Alevilerin ve Kürtlerin tarihsel belleğini yakıyor!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halep’te yaşananlara dikkat çekerek, Aleviler ve Kürtlerin zulmü uzaktan izleyen halklar olmadığını vurguladı. Halep’te yaşananların yalnızca bir dış politika başlığı olarak ele alınamayacağını belirten Fırat, bunun doğrudan bir vicdan meselesi olduğunu söyledi.

    Halep’te yanan ateşin sadece bir şehrin sokaklarını değil, Alevilerin ve Kürtlerin tarihsel belleğini de yaktığını ifade eden Fırat, “Biz zulmü kapımıza gelmeden tanırız. Adını Kerbela’da öğrendik, Dersim’de bedenimizde taşıdık, Halepçe’de nefesimizde boğulduk, bugün de Halep’te yeniden yüzleşiyoruz” dedi.

    Halep’te çocukların açlıkla, annelerin yalnızlıkla, insanların korku içinde yaşam mücadelesi verdiğini belirten Fırat, bu tablonun “coğrafyanın sorunu” denilerek geçiştirilemeyeceğini vurguladı. Bir yerde çocuklar açken başka bir yerde adalet kurulamayacağını söyleyen Fırat, kadınların sahipsiz bırakıldığı, insanların inancı, kimliği ve mezhebi nedeniyle hedef alındığı bir dünyada hiçbir toplumun kendini güvende sayamayacağını dile getirdi.

    Konuşmasında tarihsel hafızaya da dikkat çeken Fırat, zulmün bölünmez olduğunu ve sessizliğin masum sayılamayacağını belirterek, Halep’te yaşananlara karşı siyasi ve toplumsal sorumluluk alınması çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Fırat’tan, Yayladağı Sınır Kapısı’nda yapılacak eyleme katılım çağrısı!-VİDEO

    Milletvekili Fırat’tan, Yayladağı Sınır Kapısı’nda yapılacak eyleme katılım çağrısı!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, 3 Ocak’ta “Suriye’de Alevi Soykırımını Durdurun!” talebiyle Yayladağı Sınır Kapısı’nda yapılacak eyleme katılım çağrısında bulundu.

    Suriye’de HTŞ’ye bağlı gruplar tarafından yapılan Alevi soykırımı sebebiyle tepkiler sürüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu başta olmak üzere birçok örgütün çağrısıyla 3 Ocak saat 14:00’te Yayladağı Sınır Kapısı’nda eylem yapılacak.

    “Alevi soykırımına karşı susmuyoruz!” çağrısıyla düzenlenecek olan eyleme bir destek de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat’tan geldi. Video mesaj paylaşan Fırat, tüm halklardan, yapılacak eyleme destek vermesini talep ederek şunları söyledi:

    “Yarın (Cumartesi) saat 14’de Yayladağ Sınır Kapı’sında, Suriye’de Alevi yurttaşlarında canlarımıza yapılan katliamlara dair sesimizi yükselteceğiz. Bütün canlarımızı, dostlarımızı bu sürece destek vermeye davet ediyoruz. Evet, gönül de arzular ki 2026’nın ilk günlerinde daha farklı şeyler konuşalım, yarınlarımıza dair güzelliklerden bahsedelim. Ama gelin görün ki kin, nefret halen devam ediyor. Bir toplum cezalandırılıyor. İnsanların ırkından, renginden, kökeninden, dilinden dolayı farklılaştırılmaması, katliamlara maruz kalmaması lazım. Bugün ses çıkartmayan, bu katliamların failleridir. Faillerinden öteye de bu katliamın suç ortaklarıdır. Onun için yarın gür bir şekilde bu katliama karşı hep beraber oraya halklarımızı çağırıyoruz, davet ediyoruz. Yarın Yayladağı Sınır Kapısı’nda saat 14’de görüşmek dileğiyle…”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barışçıl protestolara silahlı müdahale: Celal Fırat’tan Meclis’e araştırma önergesi!

    Barışçıl protestolara silahlı müdahale: Celal Fırat’tan Meclis’e araştırma önergesi!

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’nin Lazkiye, Tartus ve Humus gibi Alevi nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde adil yönetim ve ademi merkeziyetçilik talebiyle gerçekleştirilen barışçıl protestolara yönelik silahlı müdahalelerin araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) Meclis Araştırması Önergesi sundu.

    Fırat, Meclis Başkanlığı’na sunduğu önergede, söz konusu bölgelerdeki barışçıl protestoların silahlı müdahalelerle bastırıldığını, bu müdahaleler sonucunda ağır hak ihlallerinin yaşandığını, çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını belirtti.

    Uluslararası basın ve insan hakları kaynaklarına yansıyan bilgilere dikkat çeken Fırat, Reuters, AFP, SANA ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SHOR) gibi kuruluşların, protestolara yönelik silahlı müdahalelerin ardından Alevilere ait ev, iş yeri ve araçların hedef alındığı organize saldırılar, yağma ve kundaklama olaylarının yaşandığını ve şiddetin halen devam ettiğini aktardığını ifade etti.

    “MEZHEP TEMELLİ VE SİSTEMATİK ŞİDDET”

    Önergenin gerekçe bölümünde, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) kökenli silahlı unsurlar ile Suriye Geçici Şam Yönetimi’yle bağlantılı güvenlik güçlerinin Lazkiye ve çevresine konuşlandırılmasının ardından, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan Alevi toplumunun can ve mal güvenliğinin fiilen ortadan kalktığına dair ciddi iddiaların bulunduğu vurgulandı.

    Yaşananların münferit olaylar olmadığına dikkat çeken Fırat, mezhep temelli, sistematik ve yaygın bir şiddet dalgasının söz konusu olduğunu, belirli bir toplumsal kesimi hedef alan bilinçli ve örgütlü saldırı iddialarının ise durumun “insanlığa karşı suçlar” kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

    “TÜRKİYE SORUMLULUK ALMAK ZORUNDA”

    Celal Fırat, Türkiye’nin hem bölgesel sorumluluğu hem de uluslararası insan hakları yükümlülükleri gereği, Suriye’de sivillerin korunmasına yönelik diplomatik ve siyasi girişimlerde bulunmakla yükümlü olduğunu belirtti. Önergede, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Suriye Geçici Yönetimi nezdinde Alevi halkına yönelik saldırıların derhal durdurulması için açık ve etkili bir çağrıda bulunması gerektiği ifade edildi.

    Ayrıca Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların harekete geçirilmesi için girişimlerde bulunulması, Alevi kurumlarının katılımıyla TBMM bünyesinde kurulacak bir komisyon aracılığıyla Suriye’ye gidilerek Alevilerin hedef alındığı bölgelerde yerinde inceleme yapılması talep edildi.

    Celal Fırat, Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının, yaşanan sivil ölümleri, saldırılar, ev ve iş yerlerinin yağmalanması ve yakılması iddialarının tüm yönleriyle açığa çıkarılması açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sev-Der 18. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    Sev-Der 18. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA- Sev-Der 18. Olağan kongresi’ni yaptı. Kongrede konuşan Sev-Der Başkanı Salman Gümüş ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi toplumunun Yol’una ve kurumlarına sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Sevdilli ve çevre köyleri yardımlaşma ve dayanışma derneği (Sev-Der) 18. Olağan kongresini yaptı. Maraş ve Robski katliamlarında yaşamını yitirenler anısına saygı durusu ile başlayan kongreye DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın yanı sıra demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    Kongrede konuşan Sev-Der Başkanı Salman Gümüş ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi toplumunun Yol’una ve kurumlarına sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Mali ve faaliyet raporunun okunmasının ardından tek listeyle seçime gidildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Milletvekili Fırat’ın cemevleriyle ilgili sorusuna bakanlıktan tek cümlelik cevap!

    Milletvekili Fırat’ın cemevleriyle ilgili sorusuna bakanlıktan tek cümlelik cevap!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat’ın 4 Ağustos 2025’te cemevlerine yer tahsisi sağlanmasıyla ilgili soru önergesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan tek cümlelik yanıt verildi. Milletvekili Fırat, bakanlığın “İstatistiki bir çalışma bulunmamaktadır” cevabına karşılık “İnanç özgürlüğü tek cümlelik cevaplarla geçiştirilemez” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, cemevlerine yer tahsisi sağlanmasıyla ilgili olarak, 26 Kasım 2022’de yapılan imar kanunu düzenlemesi ardından, yasal düzenlemeye rağmen ayrımcı pratiklerin olduğuna dikkat çekmişti.

    Milletvekili Fırat, 4 Ağustos 2025’te ise konuyu Meclis gündemine taşıyarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a “Kanunun yürürlüğe girdiği günden itibaren kaç il ve ilçede imar planına Cemevi yeri ayrılmıştır? Cemevleri için ayrılan alanların tahsis ve yapım süreçlerinin hızlandırılması amacıyla Bakanlığınızca yürütülen özel bir çalışma var mıdır?” sorularını yöneltmişti.

    “ALEVİLER LÜTUF DEĞİL, HAK İSTİYOR”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yaklaşık beş aylık süreç ardından Milletvekili Fırat’a tek cümlelik cevap yazdı.

    “İmar planlarında ayrılan cemevleri kapsamında istatistiki bir çalışma bulunmamaktadır” denilen bakanlık yazısına Milletvekili Fırat’tan tepki geldi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşan Fırat, “Cemevleri görmezden gelinemez, inanç özgürlüğü tek cümleyle geçiştirilemez” ifadelerini kullandı. Celal Fırat, cemevi meselesinin “görmezden gelinerek çözülemeyeceğine” vurgu yaparak şu açıklamayı paylaştı:

    “Cemevlerinin imar planlarında yer alıp almadığına, fiilen tahsis edilip edilmediğine ve uygulamada keyfi engellemelerin sürüp sürmediğine dair yönelttiğimiz yazılı soru önergesine; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği cevap, yalnızca tek bir cümleden ibaret olmuştur. Milyonlarca Alevi yurttaşın ibadethaneleriyle, dolayısıyla inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve anayasal haklarıyla doğrudan ilgili bu denli hayati bir konuda, koskoca bir bakanlığın veri tutmaması, izleme yapmaması ve sorumluluk almaması kabul edilemez.

    Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu gerçek artık tartışma konusu değildir.

    Buna rağmen bugün hâlâ: Cemevleri birçok yerde imar planlarında yer almamakta, ayrılan alanlar fiilen tahsis edilmemekte ya da başka amaçlarla kullanılmakta, yapım ve kullanım süreçleri keyfi izin mekanizmalarıyla engellenmektedir. Tüm bu sorunlar ortadayken Bakanlığın, çözüm üretmek yerine ‘istatistik yok’ demekle yetinmesi, sorumluluktan kaçmanın açık bir ifadesidir. Oysa istatistik yokluğu bir mazeret değil, idari bir ihmaldir.

    Bu yaklaşım, Alevilerin taleplerini yok sayan, eşit yurttaşlık ilkesini hiçe sayan ve anayasal sorumluluktan kaçan bir anlayışın göstergesidir. İnanç özgürlüğü tek cümlelik cevaplarla geçiştirilemez. Aleviler lütuf değil, hak istiyor. Eşitlik talebi ertelenemez, yok sayılamaz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat: Maraş Katliamı araştırma komisyonu kurulmalı!

    Celal Fırat: Maraş Katliamı araştırma komisyonu kurulmalı!

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın 47. yılında faillerin yargılanması ve katliamın tüm yönleriyle açığa çıkarılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) Meclis Araştırma Önergesi verdi. Fırat, Maraş Katliamı’nın hâlâ aydınlatılmadığını belirterek, gerçek sorumluların ortaya çıkarılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    Önergede, 19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın, Türkiye’nin yüzleşemediği en ağır toplumsal yaralardan biri olduğu vurgulandı. Resmî rakamlara göre 111 kişinin katledildiği, 176 kişinin yaralandığı, 210 ev ve 70 işyerinin tahrip edildiği hatırlatıldı.

    Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın Çiçek Sineması’na bomba atılmasıyla başlamış gibi gösterilse de, katliam öncesinde şehirde ciddi hazırlıkların yapıldığının bilindiğini belirtti. Milli Piyango satıcısı kılığında şehre gelen kişilerin provokasyon faaliyetleri yürüttüğüne ve Alevi yurttaşların evlerinin günler öncesinden kırmızı boyayla işaretlendiğine dikkat çekildi.

    Bu verilerin, katliamın anlık bir olay değil, önceden planlanmış organize bir saldırı olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.

    “DEVLET KURUMLARI SEYİRCİ KALDI”

    Önergede, ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganlarıyla CHP İl Merkezi, PTT ve TÖB-DER binalarına saldırılar düzenlendiği; Alevilerin yoğun yaşadığı Yörükselim Mahallesi’nde ETKO adlı yapılanma tarafından bir kıraathanenin bombalandığı ve Alevi dedesi Gıjik’in öldürüldüğü hatırlatıldı.

    21 Aralık’ta sol görüşlü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu’nun silahlı saldırıyla öldürüldüğü, cenaze namazlarının engellendiği belirtilirken, ertesi gün “komünistler camilere saldırdı” şeklindeki provokatif söylentilerle faşist grupların Alevi mahallelerine yönlendirildiği ifade edildi.

    İki gün süren saldırılarda evlere girildiği, kadınlara tecavüz edildiği, çocukların, yaşlıların ve hamile kadınların katledildiği, evlerin yağmalanıp ateşe verildiği vurgulandı. Tüm bu süreçte kolluk kuvvetlerinin müdahale etmediği, saldırılara seyirci kaldığı belirtildi.

    “12 EYLÜL’ÜN YOLU MARAŞ’TAN GEÇTİ”

    Önergede, 26 Aralık’ta 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmesinin, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin zeminini oluşturduğu ifade edildi. Katliam sonrası Alevi nüfusun büyük bölümünün kentten göç etmek zorunda kaldığına dikkat çekildi.

    Katliam sonrası 804 kişi hakkında dava açıldığı, 29 kişiye idam, 7 kişiye müebbet, 321 kişiye ise çeşitli hapis cezaları verildiği hatırlatıldı. Ancak idam ve müebbet dışındaki cezalarda indirim uygulandığı, 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Yasası ile cezaların ertelendiği ve sanıkların serbest bırakıldığı belirtildi.

    Fırat, bu sürecin toplum vicdanını derinden yaraladığını ifade ederek, istihbarat ve güvenlik kurumlarının rolünün de hiçbir zaman araştırılmadığını vurguladı.

    “TOPLU MEZAR İDDİALARI ARAŞTIRILMADI”

    Fırat, önergede, katliamda yaşamını yitiren onlarca kişinin cenazesine ulaşılamadığı, Şeyh Adil Mezarlığı’na toplu gömüldüklerine dair iddiaların araştırılmasının engellendiği ve mezar yerlerinin hâlâ bilinmediğini belirtti.

    Celal Fırat, Türkiye’nin katliamlarla anılmak istemiyorsa, demokratik bir hukuk devleti olma iddiasını sürdürmek istiyorsa ve inançların bir arada yaşayabileceği gerçek bir iç barış hedefliyorsa, Maraş Katliamı’nın tüm yönleriyle açığa çıkarılması gerektiğini vurguladı.

    Fırat, bu nedenle katliamı planlayanların ve uygulayanların ortaya çıkarılması, yargılanması ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının “zorunlu ve tarihi bir sorumluluk” olduğunu ifade etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat’tan Leyla Zana’ya yönelik saldırılara tepki: Kürt halkının onurudur!-VİDEO

    Celal Fırat’tan Leyla Zana’ya yönelik saldırılara tepki: Kürt halkının onurudur!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis’te yaptığı konuşmada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere yönelik yaklaşımını ve Leyla Zana’ya dönük saldırıları sert sözlerle eleştirdi. Fırat, cemevlerine statü verilmemesinin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık ilkesini zedelediğini vurgularken, Leyla Zana’ya yönelik ırkçı saldırılara da tepki gösterdi.

    Bir önceki Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerine statü verilmesini “kırmızı çizgi” olarak tanımladığını hatırlatan Celal Fırat, bu yaklaşımın milyonlarca Alevi yurttaş açısından yalnızca idari bir tutum olmadığını, açık bir dışlama anlamına geldiğini söyledi. Fırat, “Bu yaklaşım Aleviler açısından inanç özgürlüğünü ve eşit yurttaşlık ilkesini zedeleyen bir tutum olarak algılanmıştır” dedi.

    Yeni Diyanet İşleri Başkanı’na da seslenen Fırat, şu soruları yöneltti:

    “Bugün yeni bir Diyanet İşleri Başkanı var. Önceki başkan gibi mi düşünecek? Anayasa’nın eşitlik ilkesi çerçevesinde inanç özgürlüğünü esas alan, Alevi toplumunun taleplerini dikkate alan bir tutum mu sergilenecek, yoksa aynı yaklaşım mı sürdürülecek?”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da değinen Fırat, Alevi toplumunun taleplerinin yalnızca “ihtiyaçların karşılanması” perspektifiyle ele alınamayacağını vurguladı. Fırat, “Alevi toplumunun talepleri, yardım ya da ihtiyaç meselesi değildir. Bu talepler eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü talebidir” ifadelerini kullandı.

    Konuşmasının sonunda Leyla Zana’ya yönelik saldırılara da tepki gösteren Celal Fırat, “Bir sözümüz de Leyla Zana’ya saldıran ırkçılara: Leyla Zana Kürt halkının onurudur. Onun mücadelesi sizleri de bir gün mutlaka dönüştürecektir” dedi.

    PİRHA-ANKARA

     

  • Celal Fırat: İnanç devlet eliyle değil eşitlikle yaşatılır-VİDEO

    Celal Fırat: İnanç devlet eliyle değil eşitlikle yaşatılır-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçesine sert eleştiriler yöneltti. Diyanet’e ayrılan bütçenin büyüklüğüne ve inançlar arasındaki eşitsizliğe dikkat çeken Fırat, “Bu yapılanlar ne adalete sığar ne vicdana sığar ne de bu toplumun ortak duygusuna sığar” dedi.

    Genel Kurulu selamlayarak konuşmasına başlayan Celal Fırat, Diyanet İşleri Başkanlığına 2026 yılı için ayrılan bütçenin 174 milyar lira olduğunu hatırlattı. Bu bütçenin birçok bakanlığı ve üniversiteleri geride bıraktığını belirten Fırat, bütçe artışına dikkat çekti.

    “Bazılarının duası kabul olurken bazılarının da bütçesi maşallah her yıl artarak kabul görüyor. Bu bütçe İçişlerinden Kültür ve Turizm Bakanlığına, Dışişlerinden Ticarete kadar en az 5 Bakanlığı geride bırakmıştır, aynı zamanda 128 üniversitenin tamamının bütçesinden daha büyüktür. ‘Üniversiteler mi, onlar bilimle uğraşıyor, ne gerek var onlara, bu kadar bütçe yeterli değil mi?’ diyebilirsiniz ama Diyanet öyle mi? O koca memleketin maneviyatını yönetiyor, tabii bir de bütçesini.”

    Diyanet bütçesinin geçen yıl yaklaşık 130 milyar lira olduğunu, bu yıl ise daha da artırıldığını söyleyen Fırat, Sayıştay raporlarına da işaret etti.

    “Geçen yıl yaklaşık 130 milyar lira olan bu bütçe bu yıl yine büyümüş, hani derler ya ‘Nazar değmesin.’ vallahi değmiyor çünkü bu bütçe pek göz önünde de tutulmuyor. Sayıştay raporlarına göre Diyanetin bütçesinin yüzde 84’ü vergilerden oluşuyor.”

    “TEMSİL EDİLMEYENLERİN VERGİSİYLE OLUŞTURULAN BÜTÇE”

    Vergilerin kimlerden toplandığına dikkat çeken Celal Fırat, bu durumun açık bir adaletsizlik yarattığını söyledi.

    “Peki, bu vergiler kimden alınıyor, kimlerden tahsis ediliyor? Bu vergiyi Aleviler ödüyor, Caferiler ödüyor, Şafiiler ödüyor, ateistler ödüyor, Süryaniler ödüyor, evinde inancını yapan, yerine getiren insanlar ödüyor yani temsil edilmeyen herkes bu bütçe için âdeta imece usulü çalışıyor.”

    Diyanet’in personel sayısına da değinen Fırat, kurumun geldiği noktayı eleştirdi.

    “Değerli milletvekilleri, Diyanetin yaklaşık 143 bine aşkın bir personeli var, bu sayı bazı şeylerden daha yüksek. Bu gidişle yeni bir il kursak vali atamasını bile Diyanet İşleri Başkanlığı yerine getirecek noktadadır.”

    “ÖLÇÜ BİR MEZHEBE GÖRE AYARLANIYOR”

    Sorunun bütçeden öte, eşitlik meselesi olduğunun altını çizen Fırat, Diyanet’in fiiliyatta tek bir inanç anlayışını esas aldığını söyledi.

    “Şimdi, burada temel bir mesele var; bu ülkede yaşayan herkesin inancı kıymetlidir, değerlidir ama Diyanet fiiliyatta yalnızca tek bir inanç anlayışını esas almaktadır, sorun buradadır. Yani ‘Herkese eşit mesafedeyim.’ deniliyor ama ölçü olarak bant yalnızca bir mezhebin boyuna göre ayarlanıyor.”

    Toplanan vergilerin emekçilerin, öğrencilerin ve işsizlerin yaşamından kesildiğini vurgulayan Fırat, adalet çağrısını şu sözlerle sürdürdü:

    “Bu vergiler emeklinin sofrasından, öğrencinin harçlığından, işsizin umudundan kesilerek toplanıyor, inanan inanmayan herkesten alınıyor. Şah-ı Merdan Ali’ye sorarlar ‘Bir devletin dili ne olmalı?’ diye, der ki: ‘Adalet olmalı.’ Lütfen, elinizi vicdanınıza koyun, bu yapılanlar ne adalete sığar ne vicdana sığar ne de bu toplumun ortak duygusuna sığar.”

    “BİZ KİMSENİN İNANCINA KARŞI DEĞİLİZ”

    Eleştiriler karşısında geliştirilen savunma reflekslerine de değinen Fırat, DEM Parti’nin tutumunu net sözlerle ifade etti.

    “Biz bu adaletsizliğe karşıyız. Biz kimsenin inancına karşı değiliz; biz dışarıya karşı uygulanan, bu görmezden gelinen tutuma karşıyız. Bir yandan ‘Ne olursan ol, gel.’ diyeceksiniz ama Alevilere gelince ‘Kapının önünde dur.’ deniliyor. Vergide varsın, bütçede yoksun, yükte varsın, sözde yoksun; bu yaklaşım birleştirmez, bizi incitir, kapsamaz, bizi dışlar, toplumsal barışı güçlendirmez, zedeler.”

    İnancın devlet eliyle düzenlenemeyeceğini vurgulayan Fırat, eşitlik ve ortak yaşam çağrısını yineledi.

    “İnanç, devlet eliyle değil halkların kardeşliğiyle olmalıdır. Kimin makbul, kimin sessiz olması gerektiğine de karar verilmiş olur. Genelde sessiz kalması beklenenler hep aynı kesimler olur. Oysa inançlar devlet cetveliyle ölçülecek alanlar olmamalıdır.”

    Konuşmasını birlik ve muhabbet vurgusuyla tamamlayan Celal Fırat, tüm inançlara eşit yaklaşım çağrısı yaptı.

    “Biz diyoruz ki kimsenin vergisi bir başkasının inancını beslemek için kullanılmasın, kimseye bu ülkede misafir muamelesi yapılmasın, kimse inancını ispatlamak zorunda kalmasın; gelin, bütün halkların kendini özgür hissedebileceği yarınları hep beraber inşa edelim diyoruz, tüm inançlara saygı, eşit yaklaşım gösterelim diyoruz. Bu ülke hepimizin; Alevi’siyle Sünni’siyle, Türk’üyle Kürt’üyle, diğer tüm inanç kimlikleriyle hepimizin ortak vatanı. O hâlde, biraz adalet diyorum, biraz vicdan, biraz da eşitlik diyorum.”

    Celal Fırat, konuşmasını pirlerin sözleriyle tamamladı:

    “Bizim pirlerimizin çok güzel bir kelâmı vardı: ‘Muhabbetle bulan buldu Hak’kı. Muhabbetsiz kimin kimde var hakkı?’ Gelin, muhabbetle bu meselelerin üzerine gidelim, muhabbetle bu sorunları konuşarak çözelim diyorum.”

    Konuşma, DEM Parti sıralarından alkışlarla karşılandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • GADEV Konferansı: Tekke ve Zaviyeler Kanunu Alevi toplumunun hafızasını hedef aldı!-VİDEO

    GADEV Konferansı: Tekke ve Zaviyeler Kanunu Alevi toplumunun hafızasını hedef aldı!-VİDEO

    PİRHA- Garip Dede Vakfı (GADEV) Alevi Akademisi’nin düzenlediği Aleviler/Alevilik saha araştırma konferansları kapsamında gerçekleştirilen üçüncü etkinlik, “100. Yılında Tekke ve Zaviyeler Kanunu ve Aleviler” başlığıyla yapıldı. Konferansta konuşan GADEV Başkanı Celal Fırat, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun Alevi toplumu üzerindeki tarihsel etkilerine dikkat çekerek, “1925 sonrası uygulamalara baktığımızda açıkça görüyoruz ki hedef yalnızca dini mekânların kapatılması değildir. Asıl hedef; Alevi toplumunun kuşaklar arası bağlarını koparmaktır” dedi.

    Konferans öncesinde Anıl Can Kaya tarafından deyişler seslendirildi. Ardından açılış konuşmasını yapan Celal Fırat, toplantının yalnızca akademik bir panel olmadığını vurguladı.

    Fırat, “Bugün burada yalnızca bir panel açmıyoruz; aynı zamanda yüz yılı aşkın bir süredir üzeri örtülen, bastırılan ve yok sayılan bir hafızayı birlikte konuşmak, birlikte hatırlamak için bir araya geliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Tekke ve Zaviyeler Kanunu ve Takrir-i Sükûn sürecinin Alevi inancı üzerindeki etkilerini değerlendiren Fırat, konferansın başlığına da işaret ederek şunları söyledi:

    “Panelimizin başlığı, ‘Sükûn Reçetesi: Bir Ölçü Korku, İki Ölçü Yasak’, aslında Türkiye’nin yakın tarihine dair çok şey söylüyor. Çünkü 1925 yılında yürürlüğe sokulan Takrir-i Sükûn Kanunu, resmî tarih anlatısında çoğu zaman bir ‘güvenlik’ ve ‘asayiş’ tedbiri olarak sunulmuştur. Ancak bizler çok iyi biliyoruz ki, bu kanunun Alevi toplumu açısından karşılığı; güvenlik değil, susturma; huzur değil, tasfiye olmuştur.”

    Takrir-i Sükûn’un yalnızca dönemsel bir uygulama olmadığını belirten Fırat, bunun uzun vadeli bir devlet politikası olarak işletildiğini dile getirdi.

    “Takrir-i Sükûn, yalnızca bir isyan bastırma aracı değildir. Aynı zamanda Alevi-Bektaşi toplumunun tarihsel kurumlarını, inanç mekânlarını ve kuşaklar arası hafızasını hedef alan uzun vadeli bir devlet politikasıdır. Bu kanunla birlikte Alevilerin yüzyıllardır sürdürdüğü ocak–dergâh sistemi, manevi önderlik yapıları ve toplumsal örgütlenme biçimleri sistematik biçimde dağıtılmıştır.”

    Alevi dergâhlarının yalnızca fiziksel mekânlar olmadığını vurgulayan Fırat, dergâhların toplumsal hafızadaki yerine dikkat çekti.

    “Çünkü dergâh dediğimiz şey yalnızca bir yapı değildir. Dergâh; inancın aktarıldığı, ahlakın öğretildiği, yolun erkânla sürdürüldüğü, hafızanın kuşaktan kuşağa taşındığı bir yaşam alanıdır. Bir dergâhı kapatmak, aslında bir toplumu kendi köklerinden koparmaktır.”

    1925 sonrasında hayata geçirilen uygulamaların amacının açık olduğunu ifade eden Fırat, Alevi inancının kamusal alandan dışlandığını belirtti.

    “1925 sonrası uygulamalara baktığımızda açıkça görüyoruz ki hedef yalnızca dini mekânların kapatılması değildir. Asıl hedef; Alevi toplumunun kuşaklar arası bağlarını koparmak, dede–pir–rehber geleneğini dağıtmak, Aleviliğin kurumsal sürekliliğini kırmak, inancı kamusal alandan çekip bireysel ve görünmez bir alana hapsetmektir.”

    Bu sürecin olağanüstü yetkilerle yürütüldüğünü söyleyen Fırat, Alevi öğretisinin ciddi bir kırılma yaşadığını dile getirdi.

    “Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Takrir-i Sükûn’un olağanüstü yetkileri, bu dönüşümü hayata geçirmek için kullanılmıştır. Bu süreçte Alevi dergâhları ve ocakları kapatılmış, inanç önderleri ya takibe alınmış ya da ‘şahsi din adamı’ konumuna indirgenmiştir. Cem ritüelleri kamusal görünürlüğünü yitirmiş, talip–rehber–pir zinciri zayıflatılmış, yazılı olmayan Alevi öğretisi ciddi bir aktarım kırılması yaşamıştır.”

    Fırat, yaşananların bir güvenlik politikası olarak sunulamayacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu tablo, bir güvenlik politikası değil; bilinçli, planlı ve uzun vadeli bir asimilasyon politikasının sonucudur.”

    “ALEVİLERE GELİNCE HALA YASAKÇI BİR DİL KULLANILIYOR”

    Günümüzde gelinen noktada devletin din politikalarında çifte standart uygulandığını ifade eden Celal Fırat, Alevi inancının hâlâ tanınmadığını söyledi.

    “Tekke ve Zaviyeler Kanunu resmî olarak yürürlükte olmasına rağmen, devletin din politikası seçici ve çifte standartlı biçimde uygulanmaktadır. Tarikatlar fiilen serbesttir, türbeler devlet eliyle restore edilmekte, şeyhler medya ve siyasetle iç içe yaşamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi her yıl katlanarak artmaktadır. Ancak aynı devlet, Alevilere gelince hâlâ yasakçı bir dil kullanmaktadır.”

    Alevi inancının kurumsal olarak korunmasız bırakıldığını vurgulayan Fırat, mevcut duruma dikkat çekti.

    “Alevi dergâhları tanınmamakta, cem evleri ibadethane olarak kabul edilmemekte, Alevi dedelerine kendi din kimliğini dayatmaktadır. Yani Alevi inancının hafızası hâlâ kurumsal olarak korunmasızdır.”

    Konferansın amacını da özetleyen Fırat, şu ifadelerle konuşmasını tamamladı:

    “İşte bu panel, tam da bu çelişkileri konuşmak, bu tarihsel adaletsizliği görünür kılmak ve Alevi toplumunun inanç özgürlüğü mücadelesini bilimsel, tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele almak için düzenlenmiştir.”

    Konferans, konuşmacıların sunumlarıyla devam ediyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi köylerinin yolları Meclis gündeminde!

    Alevi köylerinin yolları Meclis gündeminde!

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Kuzualan, Kazıklı ve Kadıköy köylerinde yıllardır asfaltlanmayan yolları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Alevilerin yaşadığı köylerde süregelen yol sorununa dikkat çeken Fırat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi verdi.

    Tokat/Zile ilçesine bağlı Kuzualan Köyü’nün 350’yi aşkın nüfusa ve 17 öğrenciye sahip olmasına rağmen yıllardır asfalt yüzü görmediğini belirten Fırat, özellikle kış aylarında toprak yolların çamura dönüşmesi nedeniyle ulaşımın neredeyse imkânsız hale geldiğini vurguladı. Taşımalı eğitimle okula giden öğrencilerin ciddi mağduriyet yaşadığını ifade eden Fırat, köy halkının yıllardır hizmetten mahrum bırakıldığını kaydetti.

    “ASFALTTAN AYRILAN TOPRAK YOLLAR ALEVİ KÖYLERİNE ÇIKIYOR”

    Soru önergesinde, yörede yaşayan yurttaşların uzun süredir ayrımcılığa maruz kaldıklarını dile getirdiğini aktaran Fırat, “Asfalttan ayrılan toprak yollar Alevi köylerine çıkar” sözünün bölgede bir kez daha doğrulandığını ifade etti. Alevi köylerinin yollarının yazın toz, kışın ise çamur içinde kaldığını belirten Fırat, bu durumun köylüleri bezdirdiğini kaydetti.

    Benzer sorunların Tokat/Zile’ye bağlı Kazıklı ve Kadıköy köylerinde de yaşandığını belirten Fırat, özellikle Kazıklı Köyü’nde camiye kadar asfalt döküldüğünü ancak devamındaki aşağı mezra köyüne asfalt yapılmadığını vurguladı. Bu durumun kamu hizmetlerinde ayrımcılık iddialarını güçlendirdiğini ifade etti.

    “TALEP AYRICALIK DEĞİL AYRIMCILIĞIN SON BULMASIDIR”

    Alevi köylerinde yaşayan yurttaşların ayrıcalık değil, eşit yurttaşlık talep ettiğini belirten Fırat, 21. yüzyılda dahi Alevilere yönelik ayrımcılığın sürdüğünü söyledi. Asfalt yol görmemiş köylerin büyük bölümünün Alevi köyleri olmasının mezhepçilik, ayrımcılık, oy hesapları ve torpil mekanizmalarının hâlâ terk edilmediğine işaret ettiğini kaydetti.

    Celal Fırat, hiçbir köye ayrımcılık yapılmadan yol, su, elektrik gibi temel hizmetlerin en kısa sürede tamamlanması gerektiğini vurguladı.

    Celal Fırat’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na yönelttiği sorular şöyle:

    1. Tokat/Zile Kuzualan, Kazıklı ve Kadıköy gibi Alevilerin yaşadığı köy yolları yıllardır neden asfaltlanmamaktadır? Bu köy yollarının yapılmamasında iddia edildiği gibi Alevi köyü olmalarının payı var mıdır? Değilse başka hangi sebeplerle bu köylerin yolları yıllardır yapılmamaktadır?
    2. Tokat/Zile Kuzualan, Kazıklı ve Kadıköy köy yolları ne zaman asfaltlanacaktır?
    3. Alevi yurttaşların yaşadığı Tokat/Zile Kuzualan, Kazıklı ve Kadıköy köy yollarının asfaltlanması için yapılan başvurular neden dikkate alınmamaktadır?
    4. Tokat/Zile Kuzualan, Kazıklı ve Kadıköy köy yollarının bugüne kadar asfalt yapılmamasında sorumluluğu bulunan yetkili idare hakkında herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

     

  • DEM Partili Fırat: Doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin!-VİDEO

    DEM Partili Fırat: Doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki avcılık faaliyetlerine ilişkin Meclis genel kurulunda konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Doğaya, ziyaretgâhlara, yaşam hakkına dönük faaliyeti kabul etmediklerini vurgulayarak, “Buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu “turistik avcılık” kılıfı altında yürütülen doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin diyoruz” diye belirtti.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim’deki avcılık faaliyetlerine ilişkin TBMM’de konuştu.

    Dersim coğrafyasında “avlanma” adı altında yürütülen faaliyetlerin doğaya, canlılara, halkın kutsalına yönelmiş açık bir katliama dönüştüğünü belirten Fırat, “Bölgeden gece gündüz silah sesleri geliyor. Sözde avcılar “Biz vergi veriyoruz, bize karışamazsınız.” diyerek halkı tehdit diyorlar. Orada doğa ve hayvan katliamı yaşanıyor. Köylüler kendi toprağında güvende değil, yabancı avcıların gelişiyle insanlar evlerinden çıkmaya çekinir hâle gelmiş vaziyetteler. Dersim’de yaşayan halkımız bu alanları kutsal kabul ediyor; doğalarının, ibadet yerlerinin çevresinde yapılan bu saldırganlığın açık bir saygısızlık olduğunu ifade ediyor” dedi.

    Doğaya, ziyaretgâhlara, yaşam hakkına dönük faaliyeti kabul etmediklerini vurgulayan Fırat, “Buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu “turistik avcılık” kılıfı altında yürütülen doğa talanına ve canlı katliamına derhâl son verilsin diyoruz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat:Sermaye piyasalarındaki manipülasyon iddiaları kamu güvenliğini tehdit ediyor!-VİDEO

    Celal Fırat:Sermaye piyasalarındaki manipülasyon iddiaları kamu güvenliğini tehdit ediyor!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada sermaye piyasalarında son dönemde artan manipülasyon iddialarına dikkat çekerek, bu iddiaların yalnızca teknik bir finans meselesi değil, doğrudan kamu güvenliği ve hukuk devleti sorunu olduğunu vurguladı.

    Fırat, Borsa İstanbul’da özellikle yatırım fonları üzerinden yürütüldüğü iddia edilen piyasa bozucu işlemlerin, enflasyonun rekor seviyelere ulaştığı, yoksulluğun derinleştiği bir dönemde toplumdaki güvensizlik duygusunu büyüttüğünü söyledi.

    “TASARRUF YAPABİLEN YURTTAŞLARIN YÖNLENDİRİLDİĞİ PİYASA ADİL VE ŞEFFAF OLMALIDIR”

    Konuşmasında ekonomik tabloya da değinen Fırat, TÜİK verilerine rağmen yüksek seyreden enflasyonun, açlık sınırının asgari ücreti aşmasının ve vergi dilimleri nedeniyle ücretlerin erimesinin halkı ağır bir yaşam yükü altında bıraktığını hatırlattı. Tasarruf yapabilen yurttaşların fonlara yönlendirildiğini belirten Fırat, “Önce o piyasanın adil, şeffaf ve denetlenebilir olması gerekir” dedi.

    “DEVLETİN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ YERİNE GETİRİLİYOR MU?”

    Son günlerde kamuoyuna yansıyan operasyonlara işaret eden Fırat, Borsa İstanbul’da bazı hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturdukları iddiasıyla aralarında eski futbolcu Gökhan Gönül ve sihirbaz Aref’in de bulunduğu 12 kişinin gözaltına alınmasının piyasalardaki kırılganlığı bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

    Fonların inançlı mülkiyet niteliğine dikkat çeken Fırat, şu soruları yöneltti:

    • “Fon yöneticilerinin sorumluluk alanları nasıl denetleniyor?”

    • “Tespit edilen vakalarda soruşturma ve yaptırımlar neden gecikiyor?”

    • “Hızlı ve etkili bir müdahale mekanizması neden işletilmiyor?”

    Fırat, bu soruların yalnızca sektör için değil, devletin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin anlaşılması açısından da önem taşıdığını ifade etti.

    “GÜVENİ YIPRANAN BİR PİYASADA SAĞLIKLI BÜYÜMEDEN SÖZ EDİLEMEZ”

    Piyasalarda güven kaybının yalnızca yatırımcıları değil, ülkenin finansman kapasitesini, reel sektörü ve ekonomik istikrarı da olumsuz etkilediğini vurgulayan Fırat, yabancı yatırımcıların uzaklaştığı ve yurttaşların borsaya güven duymadığı bir ortamda sürdürülebilir ekonomik büyümenin imkânsız hale geldiğini söyledi.

    DEM Parti olarak temel taleplerinin hesap verebilir kamu otoritesi ve siyasi baskılardan bağımsız hareket eden düzenleyici kurumlar olduğunu söyleyen Fırat, tasarruf sahiplerinin haklarının güçlü biçimde korunmasının zorunlu olduğunu belirtti.

    Fırat, sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve yurttaşların tasarruflarını koruyacak güçlü politikaların belirlenmesi için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

    Konuşmasını “Yurttaşın güvenini yeniden tesis etmek zorundayız” sözleriyle tamamlayan Fırat, Genel Kurul’u saygıyla selamladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Alevi soykırımının derhâl durdurulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi sorumluluk almalıdır’-VİDEO

    ‘Alevi soykırımının derhâl durdurulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi sorumluluk almalıdır’-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Arap Alevi örgütlerinin Meclis önünde yapmak istedikleri açıklamaya engel olunmasına Meclis’te yaptığı konuşmayla tepki gösterdi. Fırat, “En doğal ve en barışçıl gösteri, üstelik Meclisi göreve davet eden açıklama neden Meclis kapısında yapılamıyor; anlamak mümkün değildir” dedi.

    Suriye’de Alevi bölgelerine yönelik saldırılar ve son günlerde artan katliam haberleri, Ankara’da protesto edildi. Birçok ilden Ankara’ya gelen Alevi kurumlarının, Meclis Çankaya Kapısı önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis, engel oldu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Arap Alevi örgütlerinin Meclis önünde yapmak istedikleri açıklamaya engel olunmasına Meclis’te yaptığı konuşmayla tepki gösterdi.

    “BARIŞA VE YAŞAM HAKKINA HEP BERABER SAHİP ÇIKALIM”

    Celal Fırat, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Arap Alevileri örgütü temsilcileriyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Çankaya Kapısı önünde yapmak istediğimiz açıklamaya izin verilmedi. Madenci anıtı önünde açıklama yapmak zorunda bırakıldılar. Ankara Emniyeti, Meclis’e sesini duyurmak isteyen kesimlerin önüne polis yığmaktan vazgeçsin. En doğal ve en barışçıl gösteri, üstelik Meclisi göreve davet eden açıklama neden Meclis kapısında yapılamıyor; anlamak mümkün değildir.
    Söz konusu açıklamanın amacı Suriye’de yaşanan Alevi katliamına dikkat çekmek, saldırıları lanetlemek, iktidarı sorumluluk almaya çağırmaktı. Burada bir kez daha haykırıyoruz: Suriye’de Alevi soykırımının derhâl durdurulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi sorumluluk almalıdır. Daha fazla insanlar ölmesin, daha fazla çocuk yetim kalmasın, daha fazla aile yurdundan, evinden edilmesin; barışa, yaşam hakkına hep beraber sahip çıkalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Celal Fırat: Saldırılar Alevi toplumuna yönelik örgütlü bir nefret hareketidir-VİDEO

    Celal Fırat: Saldırılar Alevi toplumuna yönelik örgütlü bir nefret hareketidir-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik iki gündür sürdürülen saldırılara dikkat çeken DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu vahşetin karşısında sessizlik, suça ortak olmaktır. Bugün yapılması gereken, acilen uluslararası bir soruşturma heyetinin bölgeye giderek tarafsız bir inceleme yürütmesi, faillerinin yargı önüne çıkarılmasıdır” dedi.

    Suriye’de yıllardır süren iç savaş, İslamcı cihat örgütü HTŞ ’nin ülkede iktidarı ele geçirmesinden sonra farklı bir aşamaya geçti. HTŞ ’nin çeşitli etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği katliamlar halkların geleceğini tehdit etmeye devam ediyor.

    “SİVİLLERİN KORUNMASI ARTIK ERTELENEMEZ BİR SORUMLULUKTUR”

    Son günlerde Arap Alevilere yönelik yapılan katliam saldırılarını Meclis gündemine taşıyan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, konuşmasında şunları ifade etti:

    “Suriye’nin Humus kentinde Arap Alevilerine yönelik iki gündür sürdürülen katliamlar sadece bir inanca değil insanlığa yapılan alçakça bir saldırıdır. Suriye’nin Humus, Lazkiye, Hama, Tartus ‘ta yaşanan saldırılar Alevi toplumuna yönelik örgütlü, sistematik, inanç temelli nefret hareketinin bir parçasıdır.

    Bu vahşetin karşısında sessizlik, suça ortak olmaktır. Bugün yapılması gereken, acilen uluslararası bir soruşturma heyetinin bölgeye giderek tarafsız bir inceleme yürütmesi, faillerinin yargı önüne çıkarılmasıdır. Suriye toprakları, halkların ve inançların ortak yurdudur. İnsanlar hayatlarını kaybediyor, bir an önce iktidarın harekete geçmesi gerekiyor. Alevi halkı, insanları için koridorlar açılması, güvenli koridorların açılması gerekiyor.

    Sivillerin korunması artık ertelenemez bir sorumluluktur. Humus ‘ta yakılan her ev sadece bir bina değil bir halkın hafızasının, bir annenin geleceğinin, bir çocuğun umudunun yakılmasıdır. Bu katliamı görmezlikten gelen herkes, her vicdan tarih önünde suçludur, hesap verecektir”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Yusuf Bozkuş, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı!

    Yusuf Bozkuş, Hakk’a yürüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı!

    PİRHA- Malatya HDP eski İl Eş Başkanı Yusuf Bozkuş, Hakk’a yüüyüşünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.

    Malatya HDP önceki dönem İl Eş Başkanı Yusuf Bozkuş, Hakk’a yüüyüşünün birinci yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Anma programı, Akçadağ’ın Ören Mahallesi’nde bulunan Ören Mezarlığı’nda gerçekleştirildi.

    Düzenlenen anmaya DEM Parti Milletvekili Cemal Fırat ile birlikte çok sayıda partili ve Bozkuş’un yakınları katıldı. Programda, Yusuf Bozkuş’un siyasi mücadelesi ve bıraktığı miras üzerine konuşmalar yapıldı; dualar edilerek mezarı başında anma gerçekleştirildi.

    Katılımcılar, Bozkuş’un demokrasi ve barış mücadelesine vurgu yaparak anmayı sonlandırdı.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Celal Fırat: Kimliklerimizi bariyer değil köprü yapalım!-VİDEO

    Celal Fırat: Kimliklerimizi bariyer değil köprü yapalım!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, TBMM’de Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı kapsamlı konuşmada, barış sürecinin gerektirdiği demokratikleşme adımlarını, kültür politikalarının yeni dönemde nasıl şekillenmesi gerektiğini ve Alevi toplumunun yıllardır süren taleplerini güçlü bir dille gündeme getirdi.

    Salonun tüm renklerine seslenerek sözlerine başlayan Fırat, “Kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz Alevi, kimimiz Sünni… Ama hepimiz bu toprakların evlatlarıyız” diyerek hem toplumsal birlik mesajı verdi hem de farklılıkların bir tehdit değil, ortak bir zenginlik olduğunu vurguladı.

    “MİLLİ KÜLTÜR TEK BİR DİLLE, TEK BİR İNANÇLA AÇIKLANAMAZ”

    Barış ve demokratikleşme sürecine işaret eden Fırat, bu sürecin sadece siyasetin değil tüm toplumun omuzlarında olduğunu ifade etti. Alevi kimliğiyle konuştuğunu belirterek Hacı Bektaş Veli’nin “Sevgi ile gelen her can hoştur” sözünü hatırlattı ve ekledi:
    “Barış, silahların susması değildir. Barış, farklılıklarla birlikte var olabilme cesaretidir.”

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin yüzde 90’ının “Milli Kültür” programına ayrılmasını eleştiren Fırat, bu yaklaşımın kültürel çeşitliliği yok saydığını söyledi.
    Kürtçe, Lazca, Süryanice, Rumca, Zazaca, Alevilik gibi kimlik ve inançların folklor olarak görülemeyeceğini belirterek:

    “Bu toprakların kültürü bir tanenin değil, bütün dillerimizin ve inançlarımızın toplamıdır.”

    “ALEVİLİĞİ DÖNÜŞTÜRME PROJESİ OLAMAZ”

    2024’te kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da değerlendiren Fırat, kurumun Alevilerin rızalığı olmadan yapılandırıldığını söyledi:

    “Aleviler içi boşaltılmış bir kurumu değil, kendisinin iradesini tanıyan bir yaklaşımı ister. Alevilik, bin yıldır çoğulculuğun en güzel örneğidir. Alevilik yoktur, Alevilikler vardır.”

    Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın çalışmalarının yalnızca soydaşlık eksenine dayandığını belirten Fırat, Avrupa’da yaşayan milyonlarca Alevi ve Kürt’ün görmezden gelinemeyeceğini söyledi:

    “Rojava’daki Kürtler, Avrupa’daki Aleviler bu ülkenin akrabası değil mi?”

    Konuşmasının en sert bölümlerinden birinde hukuksuzluklara işaret eden Fırat, Selahattin Demirtaş’ın 9 yıldır cezaevinde tutulmasını hatırlatarak AİHM ve AYM kararlarının uygulanmamasını eleştirdi:

    “Siyasetin eli adaletin terazisine değdiği için kantar bozuluyor.”

    “SİLAHLAR SUSABİLİR AMA ZİHİNLERDEKİ ÖNYARGILAR KIRILMADAN BARIŞ OLMAZ” 

    Alevi köylerinin ve kutsal mekanlarının madencilik projeleriyle tehdit edildiğini, nefret söylemlerine yeterli işlem yapılmadığını vurgulayan Fırat, bu sessizliğin bireysel değil sistemsel olduğunun altını çizdi.

    Fırat, barış sürecinin yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, zihniyet dönüşümüyle mümkün olacağını söyledi:

    “Diller eşit olmalı, inançlar özgür olmalı, hukuk herkese aynı nazardan bakmalı.”

    Konuşmasını toplumsal birlik ve eşitlik çağrısıyla tamamlayan Fırat şu sözlerle Meclis’e seslendi:

    “Bu ülkenin çatısı Demokratik Cumhuriyet olmalıdır. Zemini hukuk, direkleri eşitlik ve özgürlük…
    Bu kez başaracağız.
    Gerçek barış, birbirimizi olduğumuz gibi kucaklamaktır.”

    Celal Fırat’ın konuşması hem içerdiği sert eleştiriler hem de barış vurgulu tonuyla Meclis gündeminde geniş yankı buldu.

    HABER MERKEZİ

  • Celal Fırat, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri için meclis’e soru önergesi verdi

    Celal Fırat, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri için meclis’e soru önergesi verdi

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Dersim’de 1937 yılında idam edilen Abbasan aşireti lideri Seyit Rıza, oğlu Resik Uşen ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ile ilgili kapsamlı bir soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu.

    Fırat, önergesinde 15 Kasım 1937 gecesi Elâzığ Buğday Meydanı’nda gerçekleştirilen idamların üzerinden 88 yıl geçmesine rağmen hakikatin hâlâ ortaya çıkarılmadığını vurguladı. Önergede, idam edilenler arasında Kureyşan Ocağı Piri Uşenê Seydi, Demenan aşiret liderleri Aliye Mirzê Sili ve Hesen Ağa, Yusufan aşireti lideri Fındık Ağa ile Kureyşan Ocağı mensubu Hesenê İvraime Qıji yer alıyor.

    Fırat, resmî açıklamalara göre Dersim’de 13 bin 160, tanık anlatımlarına göre ise 70 bin kişinin öldürüldüğünü hatırlatarak, katliamdan sorumluların hiçbir zaman yargılanmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011’de yaptığı “Dersim’de büyük bir dram yaşanıyor çocuklar, kadınlar katlediliyor’’ açıklaması da önergede hatırlatıldı.

    Seyit Rıza’nın 5 Eylül 1937’de Erzincan Valisi ile görüşmeye giderken pusu kurularak esir alındığı, savunma hakkı verilmeden acele bir yargılama sonucu idam edildiği ve mezar yerlerinin hâlâ bilinmediği vurgulandı.

    Fırat, Dersim’de 1937/38 yıllarında yaşananların birçok karanlık noktasının bulunduğunu, hakikatin ortaya çıkarılması ve toplumun vicdanının rahatlaması için mezar yerlerinin açıklanmasının ilk adım olması gerektiğini belirtti.

    Soru önergesinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle şu sorular yer aldı:

    1. Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının mezar yerleri nerededir? Mezar yerleri neden gizlenmektedir?

    2. 1937/38/  tarihlerinde Dersim’de kaç yurttaşımız öldürülmüştür? Öldürülenlerin ve kayıpların isim listeleri neden açıklanmamaktadır?

    3. Dersim katliamında öldürülenlerin toplu mezar yerleri nerelerdedir?

    4. Dersim’den kaç yurttaşımız hangi illere sürgün edilmiştir? Kaçına geri dönüş hakkı tanınmıştır?

    5. İsyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişiden 7’si idam edilmiş, diğer 51 kişinin akıbeti nedir?

    6. Katliam mağdurlarının zararları tazmin edilecek midir?

    7. ‘Dersim’in kayıp kızları’ olarak bilinen çocuklara dair kayıtlar neden açıklanmamaktadır?

    8. Dersim’e ilişkin mahkeme kayıtları ve arşivler neden kamuoyuna açılmamaktadır?

    9. El konulan tarihsel ve kültürel varlıkların kaydı tutulmuş mudur? Varislerine iade edilecek midir?

    10. Katliamın tüm yönleriyle açığa çıkarılması için kapsamlı bir çalışma yapılacak mıdır?

    HABER MERKEZİ