Etiket: cemevlerine saldırı

  • Cemevlerine saldırı davasında mahkeme gerekçeli kararını açıkladı

    Cemevlerine saldırı davasında mahkeme gerekçeli kararını açıkladı

    PİRHA – Dört Alevi kurumuna saldırı düzenleyen Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tahliye edilmesinin ardından Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Alevi kurumlarının avukatları ise gerekçeli karara karşılık İstinaf Mahkemesi’ne dilekçe sunacaklarını belirtti.

    Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıya dair gerekçeli kararını açıkladı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca, “İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama, İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme, Kasten Yaralama” suçlarından yargılanıyordu.

    7 Temmuz’da görülen karar duruşmasında Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine karar veren Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında ise şu suçlamalara yer verdi:

    “Sanık Ahmet Ozan KARACA’nın üzerine atılı ‘basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde kasten yaralama’ suçunu, mağdur Hüseyin Kılıç’a karşı işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK’nun 86/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yeri ile sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak, 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığın eylemini silahla işlediği anlaşıldığından cezasından TCK’nun 86/3-e maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılarak, 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    … sanığın eyleminin bir bütün halinde ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanık hakkında inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarından cezalandırılması istemi ile açılan kamu davası hakkında HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA Sanık Ahmet Ozan KARACA’nın üzerine atılı ‘ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’ suçunu, Şah-ı Merdan Cemevi, Ana Fatma Cemevi ve Sivas Divriği Kültür Derneği’ne yönelik ayrı ayrı işlediği anlaşıldığından eylemlerine uyan TCK’nun 153/1 maddesi gereğince, suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yeri ile sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak, AYRI AYRI 3 KEZ 2’ŞER YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığın eylemini, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlediği anlaşıldığından cezasından TCK’nun 153/3 maddesi gereğince 1/3 oranında arttırım yapılarak, AYRI AYRI 3 KEZ 2’ŞER YIL 8’ER AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

    Sanığa isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti ile tayin olunan ceza miktarı ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak sanık hakkında, CMK’nun 109/3-a maddesi uyarınca yurt dışına çıkamamak suretiyle ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASINA, kararın gereği için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına…”

    Saldırıya uğrayan kurumların avukatları ise, gerekçeli kararın açıklanmasıyla birlikte İstinaf Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi yazacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • AKD Başkanı Yılmaz: Cemevlerine yapılan saldırıların arkasında bir güç var-VİDEO

    AKD Başkanı Yılmaz: Cemevlerine yapılan saldırıların arkasında bir güç var-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 2022 yılında cemevlerine saldırı düzenleyen sanıkların tahliye ve beraat edilmesine tepki gösteren AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, “Bir kişi, Ankara’nın farklı noktalarındaki 4 yere bunu yapamaz. Mutlaka bu saldırıların arkasında birileri var” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz 2022’de Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlenmişti. Cemevlerine düzenlenen saldırı davasında, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki sanık da berat ettirildi.

    Saldırıyı düzenleyenlerin serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi kurumlarına/cemevlerine yapılan eş zamanlı saldırılara ve mahkeme kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “30 YILDIR ADALET ARIYORUZ HALA ADALETİ BULAMADIK”

    Seher Şengüllü Yılmaz, adaletin tesisi konusunda Alevi toplumunun mücadele yürüttüğünü belirterek, “Alevilerin yaşadığı katliamlar göz önündeyken ve bunların üzerinden 30 yıl geçmiş bir Madımak Katliamı davası ortadayken, biz 30 yıldır hala adaleti bulamamışız” dedi.

    Yılmaz, yapılan katliamlar nedeniyle devletin ancak toplumun ısrarı sonrasında yüzleşmeye gideceğini vurgulayarak, “Hiçbir devletten, kendi kendine ‘ben sizi katlettim, özür diliyorum’ demesi beklenemez. Böyle bir şey dünya tarihinde yok. Ama dünya tarihinde zulme ve katliama uğrayan toplumların baskı ve mücadelesiyle özür dilemiş devletler örneği var” diye konuştu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILARIN ARKASINDA BİR GÜÇ VAR”

    Dört cemevine yönelik saldırıyı bir tek kişinin yapamayacağının altını çizen Yılmaz, “Bu olayı sadece tek bir kişini yaptığını çocuğa bile inandıramazsınız. Akıl alır bir şey değil. Bu sadece Ankara için de geçerli değil, biz Antalya’da da böyle bir şey yaşadık. Karşımıza çıkan tablo hep aynı şekilde! Akli dengesi yerinde olmayan bir insan, bir Alevinin evine ya da mekanına kırmızı bir boya ile çarpı işareti koymayı nasıl akıl edebilir? Akli dengesi yerinde değildi, nasıl düşündü ve bunu yaptı? Mutlaka bunların arkasında birileri var” dedi.

    “HUKUKA MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Alevilere yönelik saldırılar karşısında devletin çözümsüz kalmasını “Devletin çok ciddi bir ayıbıdır” sözleriyle eleştiren Yılmaz, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Hukuka müdahale ediliyor, adalete müdahale ediliyor. ‘Bir savcı 12 yıl istedi’ diyoruz ama bir başkası sanığı tahliye ediyor. Biz bütün mahkeme yollarını, bütün kanalları denedik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bizim lehimize birçok karar verdi ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümeti AİHM’nin kararını dikkate almıyor, tanımıyor. Bu memlekette cemevinin bahçesinde Hakk’a yürüme erkanına gelen bir canımız, başından vuruldu. Polis kurşunu ile öldürüldü. Biz muhabbetimizin içerisinde bile güvende değiliz ki bunu sadece cemevi için söylemiyorum; cami için de bu, sinagog için de, bütün kutsal mekanlar için de geçerli.

    Bu kadar adalete susamış bir toplum olmamıza rağmen yine de haktan, hukuktan, adaletten ayrılmıyoruz. Ankara’daki davada da bu sonucu değiştirebilecek bir gücümüz olduğuna inanıyorum. Bir bakalım bir üst mahkemeye taşıyalım, oradan ne gelecek, ne olacak ama bunların önüne geçmek için bu baskıları püskürtebilmek için tabii ki tüm kurumlar bir arada bu mücadeleyi birlikte büyüteceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Cemevlerine yapılan saldırılara sessiz kalmak yeni katliamların önünü açmaktır’-VİDEO

    ‘Cemevlerine yapılan saldırılara sessiz kalmak yeni katliamların önünü açmaktır’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da geçen yıl cemevlerine saldırı düzenleyen sanıkların tahliye ve beraat ettirilmelerine tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “1-2 saat içinde o bölgeyi bilmeyen bir kişinin 3-4 tane cemevine saldırı düzenlemesi planlıdır. Bunu destekleyen ve bugün bunu cezalandırmayan devlet ise buna topyekûn karşı durmamız lazım” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz 2022’de Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlenmişti. Cemevlerine düzenlenen saldırı davasında, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki sanık da berat ettirildi. Saldırıyı düzenleyenlerin serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

     Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar Alevi kurumlarına/cemevlerine yapılan eş zamanlı saldırılara ve mahkeme kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLER BU COĞRAFYADA BÜTÜN İNANÇLARA SAYGILI BİR TOPLUMDUR”

    “1000 yıldır Alevi toplumu bu coğrafyada herhangi bir farklı inancın ibadethanesine taş bile atmamıştır. Çünkü Aleviler tüm inançlara saygılı bir toplumdur. Ama hepimiz biliyoruz sadece bugün değil daha önceki zamanlarda da cemevlerimize çok saldırılar oldu. Çünkü bu saldırının asıl amacı birinin kafası bozulduğu için, akli dengesi bozuk olduğu için değil, bugünkü devletin içindeki bir anlayış, Alevi toplumunun örgütlü gücünü kırmak için bunu yaptırıyor” dedi.

    “ALEVİLERİN İNANÇ YERLERİNE SALDIRMAK BU ÜLKEYE ZARAR VERİR”

    “Alevilerin inanç yerini basmak, Alevilere şiddet uygulamak bu ülkeye ve hiç kimseye bir çıkar sağlamaz” diyen Tahsin Akpınar, “Onun için bu yapılanların cezasız kalmaması lazım. Haksızlık nereden gelirse gelsin duyarlı olan tüm insanların haksızlığa karşı çıkması gerekir” ifadesini kullandı.

    Devletin içindeki bir çetenin Alevilerin örgütlü gücünü bilinçli olarak kırmak istediğine dikkat çeken Akpınar, “Çünkü bu ülkede Aleviler kendi derdine düştüğü zaman demokrasi adına, emek adına, mücadele yapılmayacağını, onun için Alevilerin sadece kendi derdine düşmesini ve ancak cemevlerine saldırı düzenleyerek ortalığı karıştırmak istiyor” diye belirtti.

    Yapılan saldırılara sessiz kalındığında ise Sivas, Maraş gibi katliamların önünün açıldığını kaydeden Tahsin Akpınar, şöyle devam etti:

    “Sanığın bırakılması çok inandırıcı değil. 1-2 saat içinde o bölgeyi bilmeyen bir kişinin 3-4 tane cemevine gelip olay çıkarması, insanlara zarar vermesi planlı ve projeli bir saldırı biçimidir. Bu tür saldırılara prim vermememiz lazım. Onun için devlet içindeki duyarlı yöneticiler de bunlara hak ettiği cezayı vermeli. Bunu destekleyen ve bugün bunu cezalandırmayan da devlet ise bu devletin içinde bunu destekleyen bir çete vardır. Buna karşı durmamız lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erdoğan: İktidarın Alevilere yaklaşımı saldırganlara cesaret veriyor – VİDEO

    Erdoğan: İktidarın Alevilere yaklaşımı saldırganlara cesaret veriyor – VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı düzenleyen sanıkların tahliye ve beraat ettirilmelerine tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Kişi hak ve özgürlüklerine saldırı, bir insanlık suçudur. Buna verilecek cezalar da bellidir. Sanığın akli dengesi yerinde olmasına rağmen tahliye edilmesine yönelik karara karşı mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Cemevlerine düzenlenen saldırı davasında, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki sanık da berat ettirildi. Saldırıyı düzenleyenlerin serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Alevi kurumlarına/cemevlerine yapılan eş zamanlı saldırıları ve mahkeme kararına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İKTİDAR ALEVİLERİN TALEPLERİNİN HİÇBİRİNE OLUMLU CEVAP VERMİYOR”

    Cemevlerine yapılan saldırılara yönelik iktidarın kulak tıkadığını dile getiren Nurettin Erdoğan, “Geçtiğimiz günlerde Ankara’da Alevilerin kutsal ve inanç değerleri olan cemevlerine yapılan saldırının sonuçları ve buna karşı bizim yapmış olduğumuz mücadeleler ve eylemler hiçbir işe yaramamış oldu. Tabii ki mevcut iktidar yıllardan beri bizim taleplerimize kulak tıkıyor, Alevlerin taleplerinin hiçbir tanesine olumlu cevaplar vermiyor. Bu da, ülke içindeki bu tür zihniyete sahip güruhları cesaretlendiriyor” dedi.

    “BU ORGANİZE BİR İŞTİR”

    “Arka arkaya 4 cemevine eşzamanlı saldırı yapılıyor, bunu kim yapabilir?” diye soran Erdoğan, konuşmasının devamında şunları ifade etti.

    “Basit bir vatandaş veya herhangi bir akli dengesi yerinde olmayan bir kişinin yapması mümkün değil, bu organize bir iştir. Çünkü arada bir süreç vardır, o zaman sürecinde 4 ayrı yere saldırının arkasında daha başka faillerin olduğu açık ve alenidir. Burada bizlerin yapmış olduğu başvurular, şikayetler, itirazlar, bu konu hakkında mahkemelerden beklentilerimiz bellidir ve bu tür kişilerin, kutsallara yapılan saldırıları insanlar arasında ikilik yaratmaya, ayrıştırmaya sebep vermekte. Bu, kin nefret ve düşmanca bir oluşum yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÜLKEDE NE ADALET, NE DE MÜLK KALDI”

    Gerekli yerlere gerekli biçimde mesajlarını ilettiklerini, dilekçelerini sunduklarını ve davacı olduklarını söyleyen Erdoğan, “Mahkemelerden maalesef gerekli hassasiyeti göremiyoruz. Oturdukları mevkilerin arka tarafında ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor ama ülkede ne adalet kalmış ne de mülk. Sadece orada iki sandalye iki masa birleri oturup kendi keyiflerine göre keyfi kararlar veriyorlar” dedi.

    “SADECE ALEVİLER DEĞİL TOPLUM OLARAK HEP BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTMELİYİZ”

    Kişi hak ve özgürlüklerine saldırının bir insanlık suçu olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı:

    “Bunun da anayasada yeri bellidir, verilecek cezalar da bellidir. Nitekim savcılık sanığın 12 yıl 10 ay hapisle cezalandırmasını istedi, maalesef mahkeme talebi yerine getirmedi. Üstelik bu kişinin akli dengesi yerinde olduğuna dair rapor alınmasına rağmen. Bu kararlar açıkça Alevi toplumunu incitmektedir. Sadece burada, Anadolu coğrafyasında yaşayan Alevilerin değil, bütün toplumun bunlara karşı bir seslenişi, bir haykırışı olması gerekir, bütünlük içinde birlikte mücadele vermeliyiz”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Av. Akkal: Cemevleri saldırı davasında İstinafa başvurmak için gerekçeli kararı bekliyoruz

    Av. Akkal: Cemevleri saldırı davasında İstinafa başvurmak için gerekçeli kararı bekliyoruz

    PİRHA – Cemevlerine yönelik saldırı davasında üç sanığa verilen beraat ve tahliye kararının ardından Aleviler, itiraz etmek için İstinaf Mahkemesi’ne başvuracak. Davanın avukatlarından Ebru Akkal, mahkemenin, sanıkları yönlendirenlerin ortaya çıkmasını engellediğini söyledi ancak cemevlerinin ibadethane olduğuna dair karar verilen ilk dosya olduğuna da işaret etti. 

    Ankara’daki Alevi kurumlarına yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırılara ilişkin biri tutuklu üç sanığın yargılandığı davada karar 7 Temmuz’da açıklandı. Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tahliyesine karar verildi.

    Mahkeme, sanık Karaca hakkında, “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetti. Hâkim, diğer iki sanık Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül hakkında, “Eylemlerin sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı” gerekçesiyle beraatlarına karar verdi.

    Alevi kurumlarının avukatları, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirtti.

    “GEREKÇELİ KARAR BEKLENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği’nin (DAD) avukatlığını yapan Ebru Akkal, itiraz dilekçelerini, gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra sunacaklarını belirterek, “Karar açıklandıktan sonra istinaf süresi başlıyor. Henüz gerekçeli karar ise gelmedi. Normalde yasaya göre bir ay içinde yazılması gerekiyor ama hiçbir mahkeme bir ay içinde yazmıyor. Muhtemelen adli tatil bitmeden, bir iki hafta içinde gelir” dedi.

    “SANIKLARI YÖNLENDİRENLERİN ORTAYA ÇIKMASI ENGELLENMİŞ OLDU”

    Av. Ebru Akkal, mahkeme heyetinin birçok eksiklikte bulunduğunun ise altını çizdi. Akkal, adil bir yargılama yapılmadığı konusunda itirazda bulunacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Duruşmada çok sayıda tevsii tahkikat (kovuşturmanın genişletilmesi) talebinde bulunduk. O taleplerin kabul edilmesi dosyanın aslında bu olayı kimlerin, nasıl bir organizasyon ile gerçekleştirildiğinin açığa çıkması için önemliydi. Mahkeme bu talepleri reddederek aslında bu olayın arkasında olup olayı gerçekleştiren Ahmet Ozan’ı, Baver’i ya da Çağdaş’ı yönlendiren kişi ya da kişilerin ortaya çıkmasını engellemiş oldu. Ceza hukukunun amacı, maddi gerçeği açığa çıkarmaktır. Ülkemizdeki Ceza Mevzuatında da, Evrensel Ceza Hukuku’nda da bu şekildedir. Dolayısıyla bu dosya maddi gerçeği, hakikati ortaya çıkarmadan, olayı gerçekleştirdiği görünen kişilerin cezalandırılmasında suçlar bakımından yetersiz ve geçiştirilmiş oldu.

    “ADİL BİR YARGILANMA YOK!”

    İlk itiraz gerekçelerimizden bir tanesi, dosyada mevcut olan HTS kayıtları, araştırma raporları, tanık beyanları doğrultusunda dinlenmesi gereken tanıkların huzurda dinlenmemesi olacak. Çünkü bazı tanıkların olayla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bu tanıkların dinlenmesinin reddedilmesi, bizim o tanıkları sorguya çekme hakkımızı elimizden almış oldu. Öncelikle buna itiraz edeceğiz. Yine aynı şekilde Ahmet Ozan’ın, delillere baktığımızda görünen ama detaylı olarak araştırıldığı halde ortaya çıkabilecek olan bazı ilişkilerinin ortaya çıkarılmasına dair taleplerimizin reddine ve bu kararlarının bizim açımızdan adil bir yargılanma oluşturmadığına dair bir itirazımız olacak. İddianamede ve mütalaada savcının istediği farklı suçlardan da cezalar vardı. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, ibadethanelere zarar, din ve inanç hürriyetini engelleme’ suçları yer alıyordu. Mahkeme sadece ibadethanelere zarar vermek suçundan ceza verdi. Diğer iki suçtan karar verilmesinde yer olmadığına karar verdi. Diğer suçlardan da cezalandırılmasının gerektiğini düşünüyoruz, çünkü orada din ve inanç hürriyetini engelleme durumu söz konusu. Sanıkların saldırısının gerçekleştiği gün Muharrem ayının ilk günüydü ve orada bir cem yapılıyordu, dolayısıyla cem yarım kalmış oldu. En basit haline baktığımızda bile suçun gerçekleştirilmiş olduğu ortada.

    Diğer yönüyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik açısından da olayın gerçekleştirilme şekli, aynı anda birden fazla cemevine aynı gün içerisinde saldırı düzenlenmesi, eğer başarabilseydi başka kişilere de fiziki yaralanmalı saldırı yapabileceğinin ortada olması, olayın sonrasında gelişebilecek olaylar ve en azından Aleviler açısından bu toplumda daha önceden yaşanan travmalar, katliamlar, saldırılar gözetildiğinde mümkün.

    “CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLDUĞUNA DAİR KARAR VEREN İLK DOSYA OLDU”

    Halkı kin ve düşmanlığa tahrik bağlamında da ceza verilmesi gerekiyordu. Tek eylem söz konusu olabilir ama bir eylemde birden fazla suç işlenmiş oldu. Mahkeme sadece ibadethanelere zarar verme yönünden ceza tesis ederek bunu göz ardı etmiş oldu. Ama bir yönüyle de bu zamana kadar cemevleri ile ilgili olarak ‘ibadethane’ tartışmasına neden olan bütün yargılamalar hukuk dosyalarıyla ilgiliydi, özel hukuk bağlamındaydı. Ceza Hukuku anlamında, cemevlerinin ibadethane olduğuna dair karar veren ilk dosya bu oldu. Bu anlamıyla da önemli olduğunu düşünüyoruz.”

    “MAHKEMEDE EKSİKLİKLER OLDU”

    İstinaf Mahkemesi’nin, gerçeği makul bir sürede açığa çıkarması gerektiğine vurgu yapan Av. Ebru Akkal, “Normalde İstinaf Mahkemesi’nin çok uzun bir zaman geçirmemesi gerekir. Yani 6 ile 8 ay içerisinde İstinaf Mahkemesi’nden bir karar çıkması gerekir. Hukuki anlamda baktığımızda mahkemede bazı eksiklikler oldu. İstinafın, önceki mahkemenin yapmadığı araştırmaları açarak kendisinin yapması gerekir. Amacımız çok kısa bir sürede sonuçlanması değil, gerçeğin açığa çıkarılması olmalı. Bu anlamıyla da makul bir süre olmasını istiyoruz ve talep ediyoruz.” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Deprem’den, cemevine saldıranların tahliyesine tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    Deprem’den, cemevine saldıranların tahliyesine tepki: Kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine yapılan saldırıya ve sanıkların tahliye ve beraat ettirilmelerine tepki gösteren Sinemilli Ocağı evlatlarından Pir Süleyman Deprem, “Toplum tahrik ediliyor, bilinçli bir topyekün soykırıma tabi tutmak için oyunlar oynanıyor. Bunun karşısında çok iyi örgütlenmek ve dayanışmayı geliştirmek zorundayız” dedi.

    Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Cemevlerine düzenlenen saldırı davasında, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca tahliye edilirken, iki sanık da berat ettirildi.

    Saldırıyı düzenleyenlerin serbest bırakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Sinemilli Ocağı evlatlarından Pir Süleyman Deprem, Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Cemevlerine yapılan saldırıyı taktik ve deneme oyunları olarak nitelendiren Süleyman Deprem, “Kaç yıldan bu yana demokrasiye, özgürlüğe, insan haklarına karşı her türlü oyun oynanıyor. Alevlerin kapılarının işaretlenmesi, cemevlerine saldırı toplum tahrik ediliyor. Bilinçli bir şekilde topyekün soykırıma tabi tutmak için oyunlar oynanıyor. Bunun karşısında çok iyi örgütlenmek ve dayanışmayı geliştirmek zorundayız” dedi.

    “DİRENMEYİ ESAS ALMAK ZORUNDAYIZ

    Bilinçli bir şekilde şeriat toplumu oluşturulmasına yönelik her yolu mubah bulan bunu da İslam’a dayayan bir IŞİD projesi olduğuna dikkat çeken Deprem, “Her alanda saldırılar sürüyor. Bugün bana bir şey olmuyor diye ben arkamı dönersem yarın her şeyi kaybederiz. Bu anlamıyla kaybetmek istemiyorsak değerlerimize sahip çıkarak direnmeyi esas almak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “AYAĞA KALKACAĞIZ

    “Canımız Şeyh Bedrettin’ler, Börtlüceler, Pir Sultanlar, Seyit Rızalardan daha mı önemli?” diye soran Deprem konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:

    Bu ülkede yaşayan herkes, özellikle de Aleviler olarak soruyorum; biz şu anda neyimizi kurtarmaya çalışıyoruz? Emeğimizi mi? Şu anda hangi emeğin sahibiyiz. Her şeyimizi kaybetmişiz. Şu anda bize teslimiyet dayatılıyor. Ayağa kalkacağız ve teslimiyeti kabul etmeyeceğiz.

    Bedrettinler, Pir Sultanlar, Seyit Rızalar gibi ipimizi boynumuza takıp yürüyeceğiz. Bundan başka yolu yok. Yaşam öyle ucuz değil. Kimse bize bu yaşamı altın tepside teslim etmedi. Atalarımızın direnişiyle mücadelesi ile biz bu yaşamı kazandık. Şimdi de kaybetmek üzereyiz. Herkesi derinden düşünmeye davet ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı davasında saldırganların tahliye ve beraat ettirilmesine tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Saldırı planlı ve programlı bir saldırıydı. Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikasının uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir” dedi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna/Cemevlerine yönelik saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi. Mahkemenin kararı tepki çekti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, mahkemenin kararına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “EN KUTSAL AYINIZDA BİLE HEDEFSİNİZ MESAJI VERİLDİ”

    Cemevlerine yapılan saldırının sistematik bir saldırı olduğunu vurgulayan Musa Kulu, “Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikası uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir. Yapılan saldırının Muharrem ayına denk getirilmesiyle bize siz en kutsal ayınızda bile hedefsiniz mesajı verildi. 7 Temmuz’da alınan kararla cezasızlık politikası uygulandı. Bu karar bu tür saldırıları yapanlara cesaret vermektir, siz ne yaparsanız yapın ceza almazsınız demektir. Cezasızlık politikasından dolayı önümüzdeki dönemlerde de bu saldırılar devam edecektir” dedi.

    “BU SUÇU ASLINDA DEVLET İŞLEMİŞTİR”

    ‘Alevilerin bu tür olaylara sessiz kalması gelecekteki zulmü de kabul etmesi anlamına gelir’ diyen Kulu, şöyle devam etti:

    “İstediğimiz tek şey inancımıza, itikatımıza, ibadetimize ve düşüncemize saygılı olmalarıdır. Devletin bir görevi de tek bir birey de olsa farklı olanın hakkını, hukukunu ve inancını korumaktır, çünkü bu anayasada var. Anayasasında var olan bu hakkı gerçekleştirmemek devletin suçlu olduğunu gösterir. Bu suçu aslında devlet işlemiştir, bireylere indirgenerek bu iş hafifletilemez. Bu kararı asla kabul etmediğimizi ve hukuki olarak da bu işin takipçisi olacağımızı bütün kamuoyuna duyurmak istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO
    -Alevi kurumlarına saldırı davasında tahliye kararına itiraz edilecek-VİDEO
    -Cemevlerine saldıran failin tahliyesine AVF Başkanı Doğan’dan tepki: Kabul edilemez! VİDEO

  • Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO

    Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı davasının karar duruşması görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi.

    Ankara’da bulunan Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ile Ana Fatma Cemevi ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi’ne yönelik saldırıya ilişkin yürütülen davanun karar duruşması  Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    30 Temmuz 2022’deki saldırıyı düzenleyen Ahmet Ozan Karaca ve beraberindeki 2 şüpheli hakkında yürütülen davanın karar duruşmasına çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı.
    Sanık Ahmet Ozan Karaca ilk kez duruşmaya katılırken, diğer iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı ise duruşmaya avukatları aracılığıyla dahil oldu.

    SANIĞIN TERÖR BAĞLANTILARINA VURGU!

    Duruşmada ilk olarak Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın, sanık Karaca’ya ‘Hizb-ut Tahrir adlı oluşumu hiç duydun mu?” diye sordu. Karaca, “Hayır” yönünde cevap vermesinin ardından Avukat Aydın, “Müşterek fail” hususu üzerinde durarak tutuksuz sanıkların da saldırıda aktif rol aldığına vurgu yaptı. Av. Denizcan Aydın, savunmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Deliller kapsamında dosyada henüz neden karar verilmeyeceği konusunu anlatacağız. Fikir ve eylem konusunda sanıklar birbirleriyle iletişim içerisinde olup ortak hizmete yönelik eylem yürütüyorlar. Telefon yazışmaları da dahil, ortadaki deliller müşterek fail eylemini net şekilde ortaya koyuyor. Etkin bir kovuşturma yürütüldüğünü söylemek malesef mümkün değil. Örgütsel amaçlı bir suçtan bahsetmek mümkün. Alevilere yönelik saldırılar konusunda terör suçlarını sorgulamak gerekir. İddiasına göre akıl hastası olup, mehdi olduğunu iddia eden bir şahsın, Alevilere yönelik saldırısını örgütsel bir saldırı olarak değerlendirmek gerekir. Alevilerin bugün buradaki mücadelesi varlık, yokluk meselesidir.
    Sanığın, İzmir Emniyet Müdürlüğü ile yaptığı bir telefon konuşması var ancak bu husus aydınlatılmadı. Mahkeme heyetinin yapmadığı araştırmalar sonucunda bizler bugün Hizb-ut Tahrir örgütünü tartışmalıyız. Sanığın bu örgütle ilişkisi var. Dünyanın birçok yerinde bu örgüt yasa dışı olarak görülüyor. Bu örgüt, Alevilere yönelik özel bir düşmanlık yürütüyorlar. Mahkemenin yapması gereken araştırmayı bir avukat yaptı ve önünüze getirdi. Bu örgütle sanık arasındaki delilleri yok sayıp hüküm veremezsiniz. İvedilikle Hizb-ut Tahrir ile bu saldırı arasındaki bağın araştırılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Avukatı Ebru Akkal da dosyada kakar aşamasına gelinmediğini belirtip “Araştırılması gereken çok sayıda husus var” dedi.

    Akkal şöyle devam etti:

    “Eksik yapılmış araştırmalar var ve bunların araştırılması ısrarımız var. Birtakım kişilerin dinlenmesini dahi reddettiniz. Bu yasaya da hukuka da aykırıdır. Tanıkların dinlenmesi gerekiyordu. Ahmet Ozan Karaca’nın kaldığı otel kayıtları dahi araştırılmadı. Hakikati herkes biliyor. Sizin de bildiğinizi düşünüyorum. Bugün karar verecekseniz eğer etkili bir yargılama yapmamış olacaksınız. 4 kuruma saldırı var, ancak sanıklar salona dahi gelmedi. Cemevleri, Alevilerin ibadethanesidir. Aleviler bu konuyla ilgili mücadele yürütüyorlar. Bu hususta AİHM kararları da var. Bu konuda daha hassas beyanda bulunulmasını talep ediyorum. Dosyadaki bulgular doğrultusunda faillerin ortaya çıkartılması gerekiyor.”

    “SANIKLARIN KORUNDUĞUNU MADIMAK DAVASINDAN DA BİLİYORUZ”

    Duruşmada söz alan DAD avukatlarından Ümran Hakverdi de taleplerin neden reddedildiği konusunu sorguladı. Sanık avukatlarının, cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde verdiği savunmasına itiraz eden Avukat Hakverdi, şöyle devam etti:

    “Dört kuruma saldırı var ve bu kurumlardan ikisi ibadethane statüsündedir. Bu cemevlerinde inanç hizmeti yürütülmekte. Sanık tarafı, cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyip bu yönüyle suçu hafifletmeye çalıştı. Yalandan bir iki yere müzekkere yazdınız. Soruşturma aşamasındaki delillere güvenmiyoruz. Adil yargılanma hakkımızı ihlal etmiş durumdasınız. Ahmet Ozan, doğrudan Alevi inancına yönelik saldırı yaptı. Devlet eliyle sanıkların korunduğunu Sivas Katliamı dosyasından da biliyoruz. Sanığın sadece 4 kuruma saldırısını tartışmıyoruz. Burada Alevi inancına yönelik bir saldırıdan bahsediyoruz. Çağdaş ve Baver hakkında da tutuklamaya yönelik karar çıkarılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Avukatlarından Alişan Şahin de “Sanığın, akıl sağlığı konusundaki zırvasını ciddiye alıp araştırdınız ancak avukatların iddialarını araştırmadınız” diyerek yasal zorunluluklar konusunda vurguda bulundu.

    “SAYIN MEHDİ!”

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, sanık Ahmet Ozan Karaca’ya soru yöneltti. Özdemir’in, sanık Karacaya “Sayın Mehdi” diyerek hitap etmesi üzerine Karaca, “Dalga geçmeyin” dedi.

    Özdemir Özdemir, “Neden ilk bizim vakıfa saldırıp bir bayana saldırdınız?” sorusuna sanık Karaca, “ilk orası denk geldi. Bıçaklama eylemi olmadı” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Özdemir Özdemir “Bu saldırının arkasındaki kimse söylesin, biz de düşmanımızı bilelim” dedi.

    Divriği Kültür Derneği Avukatı Kardelen Özcan Çolak da asıl faillere ulaşılması gerektiğini belirterek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini belirtti.

    Sanık Ozan Karaca’nın avukatı ise yaptığı savunmada, “Cemevlerinin statüsü konusunu keyfimizce tartışma yapmıyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Üzerimize bu şekilde gelinmesini kabul etmiyoruz. Biz, sanığın eylemlerinin TCK’da hangi maddeye denk geldiğinin tarifi yok. Tutuklama sebebi olarak gösterilen, kanundaki katalog suçlarından değil. Bir kaçma şüphesinden bahsediliyor. Bu zamana kadar sanığın iyi hali söz konusudur. Belirtilen suçlar konusunda deliller olmaması nedeniyle tahliyesini talep ediyoruz.”

    Sanıklar Baver Gül ve Çağdaş Bardakçı’nın avukatı ise yaptığı savunmada, “Saldırıya bir yardım delili yoktur” diyerek şöyle devam etti:

    “Son üç aylık dönemde müvekkilim Çağdaş, Ahmet Ozan’ın telefonlarını engellemiş. Baver ile bir görüşmesi oluyor evet. Sonrasında ise Ahmet Ozan, müvekkillerime düşmanlık sergiliyor ve bunu gönderdiği mesajlarda da görmek mümkün. Müvekkillerimin bu olayla alakası yoktur. Basında isimlerinin yer alması nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşamaktalar.”

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, kovuşturulmanın genişletilmesi konusundaki taleplerin reddine, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın, ibadethanelere saldırması nedeniyle 3 kez 2’şer yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasına, yaralama suçlaması nedeniyle 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vererek adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verdi.

    Mahkeme ayrıca sanık Ahmet Ozan Karaca hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilmesine de karar verdi.

    Mahkeme heyeti, Sanık Baver Gül ve Çağdaş Can Bardakçı’nın da beraati yönünde karar açıkladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davasında kritik duruşma 7 Temmuz’da!

    Cemevlerine saldırı davasında kritik duruşma 7 Temmuz’da!

    PİRHA – DAD Ankara Şubesi, cemevlerine saldırı davasının 7 Temmuz’da görülecek karar duruşması için katılım çağrısı yaptı.

    3 Alevi derneği/cemevine ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının 7. duruşması 7 Temmuz’da görülecek.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

    12 Haziran’da yapılan 6. duruşmada avukatlar, saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın İzmir Çeşme’de olan bağlantılarının aydınlatılması gerektiğine vurgu yapmıştı.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 7 Temmuz Cuma günü yapılacak karar duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    Yazılı yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Şu ana kadar bir yol aldığımızı düşünmüyoruz. Çünkü saldırının planlayıcısı, gerçek sahipleri açığa çıkartılmamıştır. Ve üzerini kapatmak için bir gayretin olduğunun da farkındayız. Amacımız bir tane camın kırılması değildir, burada bir inanca saldırı vardır. Yakın tarihe baktığımızda Aleviler, evleri işaretlenip ertesi gün katliama uğramışlardır; bizlere yapılan her sözlü veya fiili durum, katliamı çağrıştırır.

    Bu dava, bugüne kadar üzeri örtülen, zamana yayılan davaların kaderini yaşamamalı. Buradan çıkacak karar, emsal teşkil etmelidir. Ciddi bir yaptırım olursa hiç kimse bu ülkede yaşayan halklara, inançlara, kimliklere keyfi olarak saldırmaz; bunu yapan kişi ya da kurum hesabını vermek zorundadır. Tüm duyarlı kamuoyunun vicdanına sesleniyoruz. Davamıza sahip çıkalım.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevlerine saldırı davasında Çeşme’deki bağlantılara işaret edildi!-VİDEO

    Cemevlerine saldırı davasında Çeşme’deki bağlantılara işaret edildi!-VİDEO

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/cemevlerine 2022 yılında yapılan saldırının failinin yargılamasına Ankara’da devam edildi. Davanın 6. duruşmasında da Alevi toplumuna yönelik bir saldırı söz konusu, maddi gerçeklerin araştırılması vurgusu yapıldı. Bir sonraki duruşma 7 Temmuz’da görülecek.

    3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine yönelik Ankara’da 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının 6. duruşması görüldü.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmada yer almazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Duruşmada ilk söz alan isim Av. Ebru Akkal, dosyanın henüz mütalaa aşamasında olamayacağını belirterek şunları söyledi:

    “Araştırılması gereken hususlar var. Biz bu haliyle dosyanın mütalaya gitmesini doğru bulmuyoruz. Sanıkların, olayın oluşmasına dair anlattıkları hususunda ciddi boşluklar var. BTK’dan gelen cevaplar doğrultusunda bazı numaraların Ahmet Ozan Karaca’ya ait olmadığı, bazı bilgileri de ‘özel hayatın ihlali’ gerekçesiyle paylaşılmıyor. Mahkeme bu konuda yeniden bir müzekkere yazmalı. Siz dinlemek istemeseniz de bizler Karaca’nın ablası ile konuşmak istiyoruz. Sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. İzmir Çeşme’deki bölümlerin detaylı araştırılması gerekiyor. Bu olayın,  3 sanık tarafından planlanmadığı çok açık. Sorumluların açığa çıkarılmasını istiyoruz. Sanıklardan Çağdaş Can Bardakçı, İzmir’e sınav için gittiğini söylemişti. Araştırmalarımız doğrultusunda bunun yalan olduğunu öğrendik. Sanıklar, mahkeme salonuna da gelmiyorlar. İki sanık hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararının çıkarılmasını talep ediyoruz.”

    DAD Ankara Şube Avukatı Deniz Can Aydın ise organize bir suç işlendiğine işaret ederek, “Sanık Eskişehir’den Polatlı’ya geliyor ve otelde kalıyor. Polatlı’da sanığın kaydı yapılmadan otelde kaldığı söz konusu. Alevilere yönelik düşmanca bir dil kullanılıyorken, siz mahkeme heyetinin bu hususların açıklanması konusunda girişimde bulunması gerekir. Temel silsilenin araştırılmaması durumu var. Maddi gerçeklerin araştırılması gerekir. Burada Alevi toplumuna yönelik bir saldırı söz konusu. Maddi gerçeğin araştırılması gerekir. Mış gibi yapılmış bir karar sonucunda bu yargılamaya itiraz gelecektir” diye konuştu.

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak da duruşmada söz alarak, “Tarihsel sürece baktığımızda Ermeniler, Kürtler, Aleviler hep katledilmişlerdir. Özellikle Kürt Aleviler soykırıma uğramışlardır. Gerçeklerin üzerinin kapatılması konusunda bir gayret söz konusu. Buradan mahkemenin vicdanına soruyoruz, sizin inancınıza yönelik böyle bir saldırı yapılsaydı nasıl karşılardınız? Alevilere yönelik katliam davaları alelacele kapatılmıştır. Suçlular hesap verirlerse tarih tekerrür etmez.” ifadelerini kullandı.

    Alevi Türkmen Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir de sanıkların İzmir’deki bağlantılarına vurgu yaptı. Özdemir, “Bu olayı kendini mesih ilan eden biri işledi. İzmir Çeşme’deki olay aydınlatılmalı. Şahsen Çeşme’ye gittim. O otoparkı gözlemledim. Şahsın yurtdışı konuşmaları da var. HTS kayıtlarını talep ettik, reddedildi. Şahsın İzmir Emniyet Müdürlüğü’ndeki o polis kimse ortaya çıkartılsın. Çeşmede illegal, mafya bir örgüt olduğunu gördüm. O mafyadan habersiz çevrede kuş uçmuyor. Bu olayı araştırın. Aksi halde vicdanım rahat değil” şeklinde konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) adına Ayça Çağlar ise “Madımak Katliamı dahilinde halen 3 kişinin peşindeyiz” diyerek “Bu dosyayı aydınlatmalısınız” dedi. Çağlar, tutuksuz olan 2 sanığın da tutuklanması gerektiğini belirtti.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise yaptığı kısa savunmada “Benim bu suçu tek başıma işlediğim apaçık ortada. Ama araştırmak istiyorsanız da araştırın. İzmir’de polisle bir bağlantım yok” diye konuştu.

    “ORTADA İBADETHANE YOK”

    Sanık Avukatı Yusuf Ziya Ünsal da müvekkilinin tutukluluk halinin son bulması gerektiğini talep etti. Hukuk tekniği açısından iddianamenin doğru olmadığını savunan Av. Ünsal, bir kişinin bıçaklamanmasını gündeme getirmeyerek, şu iddialarda bulundu:

    “Vakıf, dernek adı altında bir ibadethane mantığı ile yol yürürsek, sanki varmış gibi kabul etmiş olacağız. Ortada hukuki anlamda mevzuata geçmiş ibadethane yok. Dernek, vakıf adı altında faaliyet yürütüyorlar. Kimi kime tahrik etmiştir. Tamam Alevi toplumu var ama hangi toplumu kime karşı tahrik etmiş, bunun ortaya konulması gerek. Saldırıya uğrayan yerler tüzel kişiliği olan yerler. Bir cama, damacanaya, yönelik saldırı var. Burada müvekkilimin hangi tip eylemi işlediğini anlatıyorum. 1 yılı doldurmak üzereyiz. Neden 1 kişi tutuklu 2 kişi serbest? Halbuki aynı yönde bir eylem var deniliyor. Niçin tutukluluk uzatılıyor? Sanığın psikolojisi varsa da bozulmak üzeredir. İntihar girişiminde de bulunmuştur. Sanığın kaçma ihtimali de yoktur. Tahliyesini talep ediyoruz.”

    Avukat İbrahim Akkuş ise söz alarak sanık avukatına karşı, “Bir yerin ibadethane olup olmadığını sorgulamak bir avukata düşmez. Bu yönlü değerlendirme yapmak kimseye düşmez. Mahkemenin bu yönlü kararı da bir karşılık bulmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise “Benim Alevilere karşı hiçbir nefret ve kinim yok. Cemevi, diye odaklanarak gittim. Sevgilim de Alevi. Alevilerin dini değerlerine zarar verdiğimi düşünmüyorum. Sosyalist olduklarını biliyordum. Siyasi pankartlar nedeniyle oralara yöneldim” diye konuştu.

    Özdemir Özdemir ise söz alarak “Türkmen Alevi Vakfı sağcı, ülkücü bir pozisyondadır. Hadi arkadaşlara saldırdı, bize neden saldırdı?” diye sordu.

    Mahkeme heyeti, karar aşamasında savcı mütaalasına karşılık Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına ve diğer 2 tutuksuz sanığın tutuklanması yönündeki taleplerin reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 7 Temmuz’da görülecek.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı

    >Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır

     

  • Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna 2022 yılında yapılan saldırıya ilişkin davanın 5. duruşması Ankara’da yapıldı. Avukatlar esasa ilişkin beyan için hazır olmadıklarını belirterek ek süre istedi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi. 

    Ankara’da 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine 30 Temmuz 2022’de yapı lan saldırının 5. duruşması görüldü.
    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.
    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Avukat Ebru Akkal, duruşmada ilk söz alan isim oldu. Akkal, seçimler nedeniyle tüm avukatların yorgunluk yaşadıklarını belirterek “Birçok arkadaşımız seçim nedeniyle geç saatlere kadar çalıştı. Bu nedenle sağlıklı bir yargılama ve esasa ilişkin beyanda bulunma durumunda değiliz. Bu durumda sanığın tutukluluk halinin devam etmesi ve eksik belgeler için taleplerimizi yeniden belirtiyoruz.” dedi.

    “DOSYAYA GELEN RAPORLAR BİLİMSEL DEĞİL” İDDİASI

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise dosyaya gelen belgeleri kabul etmediklerini belirterek “ATK’den gelen rapor her ne kadar aleyhte gelse de, alınan 2 raporun sonuçları çok bilimsel değil. 21 gün müşade altında tutulan, hangi davranışa nasıl tepki verdiği ölçülen bir durumdan bugüne geldik. Dolayısıyla bu rapor bilimsel ve hukuki anlamda da bir kıymete sahip değil. Bu nedenle ilk raporu göz önünde bulundurmanızı talep ederiz. Biliyoruz ki tutuklamanın bir sebebi var, olası şekilde kaçmasına karşılık bir tedbir… Yargılama sonucunda olası ceza miktarları düşünüldüğünde sanığın tutukluluğuna bir sebep kalmamıştır. Sanığın hürriyetine dönük bir engel söz konusu. Tutukluluk halinin sonlandırılması zorunludur. Tahliyesine karar verilmesi ya da adli kontrol tedbirlerinin yürütülmesini talep ederiz. Müvekkilim uzun süredir tutukludur. Sırf bir insan potansiyel taşıyor ise tutuklu yapılamaz.”

    “SANIK İLE HİÇBİR İRTİBATI YOK”

    Avukat Kemal Binici ise müvekkili Çağdaş Can Bardakçı’nın KPSS sınavına girip atamasının yapıldığını belirterek “Her iki müvekkilin HTS kayıtları, savunmalarını doğrulamaktadır. Raporu inceledik. Hem Baver hem de Çağdaş açısından HTS kayıtlarını inceledik. Çağdaş’ın, sanık ile hiçbir irtibatı yoktur. Baver’in ise saldırıdan bir gün önce sadece irtibatı olmuştur. Sanık ile uzun süre iletişimlerinin olmadığını gördük” iddiasında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube avukatlarından Ümran Hakverdi ise yaptığı savunmada sanık avukatının Adli Tıp Kurumu hakkında olumsuz yorumunu eleştirerek, “Şehir hastanesi raporu ehil değildir. Sonrasında alınan raporla durum açıkça belirtilmiştir. Sanık, suçu bilinçli, planlayarak işlemiştir. Ailesinin dahi ulaşamadığı, sürekli şehir değiştiren biridir. Sanığın salıverilmesi, Alevi toplumu için bir tehlike barındırıyor. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” İfadelerini kullandı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise tahliyesini talep ederek, “Yaklaşık 11 aydır cezaevindeyim ve hastalıklar oluşmaya başladı. Vücudumda deri hastalıkları oluştu. Her ne kadar hayata tutunmaya çalışsam da hücrede kalmak sağlığımı kötü etkiliyor. Burası benim için iyi değil. Davanın sağlıklı yürümesinden bahsediliyor ancak sağlığım kötüye gidiyor. Tahliyemi talep ederim” dedi.

    Mahkeme, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, beyanda bulunmak için taraflara süre verilmesine karar verdi ve  duruşmayı 12 Haziran 2023’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • ATK son kararını açıkladı: Cemevlerine saldıran kişinin akıl sağlığı yerinde!

    ATK son kararını açıkladı: Cemevlerine saldıran kişinin akıl sağlığı yerinde!

    PİRHA – Adli Tıp Kurumu, Ankara’da 4 Alevi kurumuna saldırıp 2 yurttaşı yaralayan fail Ahmet Ozan Karaca’nın akıl sağlığına dair yeni raporunda “cezai sorumluğu tam” yönünde karar açıkladı.

    Ankara’da 30 Temmuz 2022 tarihinde 3 Cemevi ve 1 yöre derneğine yönelik saldırıya ilişkin Adli Tıp Kurumu‘ndan (ATK) yeni bir karar geldi.

    Söz konusu saldırılarda 2 kişiyi yaralayan Ahmet Ozan Karaca hakkında açılan davanın yargılaması sürerken, ATK Üst Kurulu’nun, tutuklu sanık hakkındaki yeni raporu dava dosyasına eklendi. Açıklanan yeni raporda, Ankara Şehir Hastanesi’nin “cezaevi ehliyeti yoktur” raporunun aksine “cezai sorumluluğu tam” yönünde karar alındı.

    “CEZAİ SORUMLULUĞU TAM” VURGUSU YAPILDI

    Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, ATK 4’üncü İhtisas Kurulu’nun 2 Şubat 2023 tarihinde verdiği rapora atıfta bulunulan raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre Ahmet Ozan Karaca’nın 30/07/2022 tarihinde sanığı bulunduğu suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cemevlerine saldıran sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi-VİDEO

    Cemevlerine saldıran sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi-VİDEO

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna yönelik yapılan saldırıya ilişkin davanın dördüncü duruşması Ankara’da görüldü. Müşteki avukatları, bir kez daha sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bağlantılarının araştırılması gerektiğini vurguladı. Mahkeme Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına, Ankara Barosunun davaya katılma talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 15 Mayıs 2023’e ertelendi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna/cemevine yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının dördüncü duruşması devam ediyor.

    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın dördüncü duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca ile Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlantı kuruldu.

    Duruşmayı çok sayıda yurttaşın yanı sıra Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi yöneticileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Yeşil Sol Parti Ankara Milletvekili adayları da izledi.

    Dördüncü celsede Ankara Barosu da davaya katılma talebinde bulundu.

    “SANIĞIN BAĞLANTILARI AÇIKLANSIN” ISRARI SÜRÜYOR

    Duruşmada ilk söz alan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, “Sanığın İzmir Emniyeti ile olan bağının ve otopark yetkilileri ile olan bağlantılarının araştırılmasını talep ediyorum” dedi.

    “SALDIRININ ARKA PLANI VAR”

    Duruşmanın sonraki aşamasında DAD Ankara Şube Avukatı Deniz Can Aydın söz aldı. Aydın, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın kullandığı telefon numaralarına dikkat çekerek “Sanığın kullandığı 5 ayrı telefon numarasının bilirkişi tarafından tam tespiti yapılmamıştır. Saldırı gününün akşamı, sanığa gelen mesajlar var. Bu numaraların kimlere ait olduklarını halen bilmiyoruz. Olayın üstünün fiilen örtüldüğünü düşünüyoruz. Bu nedenlerle bu olay aydınlatılamayacaktır. Burada hem hukuken hem de fiilen ciddi yanlışlar var.”

    Sanığın, İzmir’deki bir otopark ile olan ilişkisine de dikkat çeken Deniz Can Aydın, “Saldırının arka planı aydınlatılmalı. Verdiğimiz dilekçeler yeniden değerlendirilmeli” dedi.

    ÇOK SAYIDA GSM NUMARASI SORU İŞARETLERİNE NEDEN OLDU!

    Duruşmanın sonraki aşamasında mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’ya iki farklı telefon numarasının kime ait olduğunu sordu. Sanık Karaca, sorulan numaraların ablası ve kendisine ait olduğunu öne sürdü. Sanık, saldırı gününde telefonunu yanında bulundurmadığını da iddia etti.

    Sanık Avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise “Birçok hususu açıkladığımıza inanıyoruz” diyerek şu savunmayı yaptı:

    “ATK’den gelen cevapta bir takım bürokratik durumların olduğunu görüyoruz. Müvekkilimin böylelikle özgürlüğü kısıtlanıyor. Karaca, neredeyse infazını tamamlamış durumda. Bir sonraki aşama hürriyetinin kısıtlandığı anlamına gelecektir. Müvekkilimin tutuksuz olarak yargılanmasını ve Ankara Barosu’nun davaya katılma talebinin reddini talep ediyoruz.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN ADALETE GÜVENİ ZAYIFLAMIŞTIR”

    DAD Ankara Şube Avukatlarından Ümran Hakverdi ise “Bu haliyle sanık tahliye edilmemeli. Çünkü toplum tehlikeye atılacaktır. Sanığın tahliyesi özellikle Alevi toplumu için tehlikedir. Alevi toplumunun, Sivas Katliamı nedeniyle adalete güveni zaten zayıflamıştır. O nedenle tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Avukat Alişan Şahin de Karaca’nın neden tutukluluk halinin devam etmesi gerektiğini “Bu sanık, 4 Alevi derneğine elini kolunu sallayarak saldırı yaptı. Suçtan kurtulmak için kendini mesih ilan etti. Sanık, saldırı öncesinde kimlerle görüşme yapmış, onların aydınlatılması lazım. Bilirkişi raporlarının saklanması suç nedenidir. Savcılık makamının beyanına katılıyoruz” sözleriyle açıkladı.

    Sonrasında söz verilen Sanık Ahmet Ozan Karaca, “Tutuksuz yargılanmak istiyorum” dedi.

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal, “Sanığın tutukluluk süreci anlamında çok daha kolay bir yolla bu raporun alınması sağlanabilir. Tutukluluğun devamı, alabileceği cezanın üstüne geçmek demektir. Bu konunun değerlendirmesini talep ediyorum” dedi.

    Mahkeme Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına, Ankara Barosunun davaya katılma talebinin reddine karar vererek, duruşmayı 15 Mayıs 2023’e ertelendi

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

    Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

    PİRHA- Ankara’da, 30 Temmuz 2022’de Cemevi ve 2 Alevi kurumuna saldıran 3 failden 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden iddia makamı taleplerin değerlendirilmesi için süre istedi.

    Ankara’da, 30 Temmuz 2022’de Cemevi ve 2 Alevi kurumuna saldıran 3 failden 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı, Baver Gül ve avukatının katılmadığı, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandığı duruşmada avukatı da hazır bulundu. Müştekiler ve avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı çok sayıda izleyici ve sivil toplum örgütü temsilcisinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) Siyasi İşler Danışmanı Sema Kılıçer de izledi.

    “OLAY FARKLI BOYUTTA, KANITLAYABİLİRİZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Avukatı Deniz Can Aydın önceki duruşmada sanık avukatının cemevlerinin hukuki olarak ibadethane sayılmadığını dile getirmesine tepki göstererek şunları söyledi:

    “Cemevleri’nin hukuki statüsünün tartışılması için Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine AİHM’in Cem Vakfı icra davasına bakmak gerekiyor. Eğer bunu tartışacaksak Alevilik var mıdır yok mudur tartışmaya kadar gider. Tevsii tahkikat taleplerimizi iddia makamı reddetti. Bunların gerekçesi nedir mütalaa verdiğinde açıklayacağını umuyoruz. Sanıkların da kabul ettiği birden fazla telefon numarası var ama sadece bir taneye ait kayıtlar var raporda. Tevsi tahkikat taleplerimizi kabul edip araştırmayı genişletirseniz bunun çok farklı boyutta bir olay olduğunu size kanıtlarız. Telefon mesajlaşmasında çeşmede beraber çalıştığı kişilerin beynini yıkadığının iddia edildiği mesajlar var. Bunun araştırılması gerekir. Sanık Baver olaydan 15 gün önce emniyet tarafından aranıyor, soruyoruz neden aradılar diye hatırlamıyorum diyor. Emniyetin bunu açıklaması gerekiyor. Çünkü kolluk Ogün Samast gibi birinin eline bayrak vermiş bir kolluk. Tevsi tahkikat taleplerimizin kabul edilmemesi adil yargılanma ilkesine aykırıdır. Önceki taleplerimizin kabul edilmesini talep ediyoruz.”

    Geçen celse etkin bir soruşturma yürütülmediğinin altını çizdiklerini hatırlatan Alevi Federasyonu Avukatı Serhat Ergün de, “Çok basit sorular bile sanıklara sorulmamış. Kararlar Alevi toplumunun bu dosyaya bakışını belirleyecek. Tüm taleplerimizin kabulü reddedilirse gerekçesinin açıklanmasını talep ediyoruz” dedi.

    Hrant Dink katliamında özensiz soruşturma yapıldığının görüldüğünü hatırlatan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Avukatı Ali Yılmaz ise, “Beyoğlu katliamında da ilişkileri saniye saniye televizyonda gördük. Bu olayda da büyük kayıplar olabilirdi. Mahkemenin tevsii tahkikat taleplerimizi geç olmadan kabul etmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    SANIK AVUKATINDA TAHLİYE TALEBİ

    Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia ederek, sanığın tahliyesini ve tevsii tahkikat taleplerinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu iddia ederek bu taleplerin reddini talep etti.

    İddia makamı katılan vekillerin 24. maddeden oluşan taleplerinin bulunduğu dilekçenin değerlendirilmesi için süre verilmesini ve tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini mütalaa etti.

    Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamını talep eden Avukat Ümran Hakverdi, “Sanık dosyamız kapsamında söyledikleri ortada, sabit bir ikamet adresi ve sabit bir çalışma adresi yok. Tutukluluk halinin devamına karar verilmelidir. Madımak davasında yakalama kararı bulunan sanık getirilmediği için cezasızlık politikası işledi” diye belirtti.

    DURUŞMA 17 NİSAN’A ERTELENDİ

    Mahkeme Ahmet Ozan Karaca’nın, tutukluluk halinin devamına, dava kapsamında Adli Tıp Kurumu’ndan rapor beklenmesine ve saldırganlara kayıtlı hatların kayıtlarının incelenmesine, diğer tevsii tahkikat taleplerine ilişkin kararın diğer celsede açıklanmasına karar vererek duruşmayı 17 Nisan’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Cemevleri saldırı davasında soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

  • Karabudak: Cemevleri saldırganının rahat tavrı, avukatının inancımızı tarif etmesi kabul edilemez!

    Karabudak: Cemevleri saldırganının rahat tavrı, avukatının inancımızı tarif etmesi kabul edilemez!

    PİRHA- Ankara’da cemevlerine 30 Temmuz 2022’de saldırıda bulunan Ahmet Ozan Karaca’nın yargılandığı davanın ikinci duruşmasına bugün devam edildi. Sanığın duruşmaya getirilmemesine ve rahat davranmasına, avukatlarının cemevini tarif etmesine tepki gösteren DAD Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, saldırganın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Karabudak, “Saldırının üzerinin kapatılmasına izin vermeyeceğiz” dedi. 

    Dört Alevi kurumuna/cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ikinci duruşması bugün görüldü. Saldırgan Ahmet Ozan Karaca, kendisinin mehdi olduğunu, Allah tarafından görevlendirildiğini savundu.

    Saldırganın avukatları ise “Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil” iddiasında bulundular.

    Saldırıya uğrayan cemevleri avukatları da sanığın ilişkide olduğu herkesin ve ailesinin dinlenmesi gerektiğini belirttiler. Duruşma 22 Mart saat 10.00’a ertelendi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, bugünkü duruşmada, cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca’nın rahat tavırlarına, duruşmaya getirilmemesine ve avukatlarının cemevi ve Alevi inancını tarif etmeye kalkışmasına tepki gösterdi.

    Karabudak yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün cemevimize yapılmış saldırının davasının ikinci duruşması görüldü. Sanığın duruşmaya getirilmemesi, mahkemenin tavrı, ayrıca sanık avukatının Aleviliğe bakışı haddi olmayarak inancımızı, inanç yerlerimizi tarif etmeye çalışması, bu aklın tek elden örgütlendiğinin bir yansımasıdır” dedi.

    CEMEVLERİMİZE SALDIRAN EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALI”

    Açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Sanığın avukatı, sanığın sadece eşyaya zarar verdiğini, cemevi diye “tarif edilen yerlerin” yasal statüsü olmadığı için ibadethane sayılmayacağı, yaptığı eylemin toplumda infaal yaratmadığını, toplu katliam olmadığını ve tutukluluğu boyunca bu suçun cezasını çektiğini söyleyerek tahliyesini talep etti. Biz Aleviler, Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da evlerimizin, işyerlerimizin duvarlarının birkaç gün önceden işaretlenip daha sonra katliam yaptıklarını biliyoruz. Bizim için en ufak bir işaret katliam çağrısıdır. Ve Aleviler devletin yasal statüsünü beklemeden derneklerini vakıflarını cemevi olarak kabul etmişlerdir. Bizim inancımızda üç can bir cem deriz, ibadetimizi evimizde istediğimiz yerde yaparız. Bunu tarif etmek, sorgulamak hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir. Ve devlet tarafından tanınmadı diye cemevlerimizin adeta bir hedef tahtasına dönüştürülmesini, yapılan saldırıların masumane, sıradan bir taş atma olayına çevrilmesini kabul etmiyoruz. Avukatın savunduğu sanık, saatlerce mahkemeyi ve bizleri oyalayarak adeta dalga geçmiştir. Kendinin gaipten sesler duyan, görev verilmiş bir mehdi olduğunu iddia etmiştir. İnancımıza kimliğimize inanç yerlerimize saldıran akıllı, deli, mehdi kim olursa olsun en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

    “SALDIRININ ÜZERİNİN KAPATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Diğer davalara baktığımızda zamana yayılmış, deliller karartılmış dosyalar kapatılmış gerçek suçlular yakalanmamış cezalandırılmamıştır. Bu saldırının da bu şekilde üzerinin kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Davanın sahibi ve takipçisiyiz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Cemevlerine saldırı davasında saldırganın avukatları: Cemevleri ibadethane değil

  • Cemevlerine saldırı davasında saldırganın avukatları: Cemevleri ibadethane değil

    Cemevlerine saldırı davasında saldırganın avukatları: Cemevleri ibadethane değil

    PİRHA-Dört Alevi kurumuna/cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ikinci duruşması bugün görüldü. Saldırgan Ahmet Ozan Karaca, kendisinin mehdi olduğunu, Allah tarafından görevlendirildiğini savundu. Saldırganın avukatları ise “Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil” iddiasında bulundular. Cemevleri avukatları da sanığın ilişkide olduğu herkesin ve ailesinin dinlenmesi gerektiğini belirttiler. 

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı.

    Saldırıların ardından açılan davanın ikinci duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri ve BM gözlemci katıldı. Avukatların bir önceki duruşmada duruşmaların büyük salonda yapılması talebi kabul edildi.

    ATK, SALDIRGAN HAKKINDA “AKLİ DENGESİ YERİNDEDİR” RAPORU VERDİ

    Saldırgan Ahmet Ozan Karaca hakkında açılan davanın 30 Ocak’ta görülen ilk duruşmasında Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK), Karaca’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin rapor talep etmişti. ATK, Karaca’nın “akli dengesinin yerinde olduğuna” oy birliğiyle karar verdi. Kurumun hazırladığı rapor dava dosyasına eklendi.

    Bir önceki duruşmada avukatların reddi hakim talebinin reddedildiği açıklandı.

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül bulundukları ilden segbisle bağlandı. Ardından sanıkların savunmalarına geçildi.

    “BEN MEHDİYİM, ALLAH TARAFINDAN GÖREVLENDİRİLDİM”

    Sanık Ahmet Ozan Karaca savunmasında, “Ben suçu işlediğimde akıl sağlığım yerinde değildi. Psikolojik sorunlarım var. Cemevleriyle ilgili kötü şeyler duyuyordum. Allah tarafından bana görev verildi ve gidip saldırdım. Değişik psikolojik süreç yaşıyordum. Tarihle ilgili şeyler okuyorum. Biri bana 3 arsa verdi. Bu arsaları araştırırken 15 Temmuz’da savaşlar, melekler vs aklıma geliyordu. Kendimi mehdi sanıyordum. 15 Temmuz’da sela okununca gaza geldim. Sürekli beynim bunlarla meşgul. Herkesi kendimce teste sokuyordum. Allah’ın askerlerini toplamaya çalıştım. İzmir’e, Eskişehir’e gidip, Baver’e (Baver Gül) cemevlerine saldıralım dedim. O da saçmalama dedi, kabul etmedi. Eskişehir’e giderken yolda cemevlerine saldırma kararı aldım. Eskişehir’de cemevi aradım ama bulamadım. Sonra Ankara’ya geldim. Bir derneğin önünde sosyalizm vs yazıyordu ona saldırdım. Sonra telefondan cemevleri yazdım. Önüme çıkan yerlere bu saldırıları yaptım. Mehdi olduğum için sosyalistleri sevmiyorum. Din düşmanı onlar. Ben hiçbir inanca saygısızlık etmedim. Kimsenin inancı beni ilgilendirmez. Benim sevgilim de Alevi. Onu ömrüm boyunca seveceğim. Benim hiçbir suçum yok. Herkesin inancına saygılıyım. Herkesten özür dilerim. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum” dedi.
    Ardından avukatlar sanık Karaca’ya sorularını yöneltti.

    “CEMEVLERİNİ KÖTÜLEYEN AKRABALARIM VAR “

    Avukat Ebru Aybak sanık Ahmet Ozan Karaca’ya neden saldırıdan önce Çeşme’ye gittiğini, orada bir sorun yaşayıp yaşamadığını, orada cemaat ya da tarikatlarla görüşüp görüşmediğini, saldırının öncesinde İstanbul’a da neden gittiğini sordu.

    Sanık ise, emlakçılık yaptığını, iş nedeniyle bu illere gittiğini, tarikat ve cemaatlerle görüşmediğini iddia etti. Avukat Aybak, sanık Ahmet Ozan Karaca’ya telefon aramalarında Çeşme’de bulunan cemevlerini neden aradığını, sanık Çağdaş Can Bardakçı’nın kendisine belirli aralıklarla neden para yolladığını, kendisine cemevlerini kötüleyenlerin kim olduğunu sordu.

    Sanık Karaca da cevap olarak Çeşme’de korsan taksicilik yaptığını, telefondaki aramalardan haberinin olmadığını, Çağdaş’ın arkadaşı olduğu için küçük miktarlar kendisine gönderdiğini, cemevlerini kötüleyenlerin ise akrabaları olduğunu söyledi.

    “İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU’NUN PKK’YE KARŞI SÖYLEMLERİNDEN ETKİLENDİM”

    Avukat Deniz Aydın ise sanık Ahmet Ozan Karaca’ya Eskişehir’de cemevi olmasına rağmen neden Ankara’ya geldiğini, kendisini yönlendiren biri olup olmadığını, Ferhat Encü ve Haşim Kaplan’ı neden Google da arttığını sordu. Sanık ise saldırıyı tek başına yaptığını, Eskişehir’de cemevi bulamadığını o yüzden Ankara’ya geldiğini, hiçbir tarikatla cemaatle bağının olmadığını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun PKK’ye karşı söylemlerinden etkilendiğini ve bu kişileri arattığını, PKK’ye karşı savaşması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

    “UYUŞTURUCU KULLANIYORUM”

    Diğer avukatlar ise uyuşturucu kullanıp kullanmadığını, kısa süre içerisinde bu saldırıları nasıl tek başına yaptığını, İstanbul’da da bir saldırı olacağından haberi olup olmadığını, Gökçebel Köy Derneği Google’da görünmüyor burayı nasıl bulduğunu sordular.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca, uyuşturucu kullandığını, rastgele saldırı yerlerini seçtiğini ve gittiğini, İstanbul’da yapılan saldırılarla ilgisi olmadığını öne sürdü.

    SANIK BAVER GÜL: SALDIRILARLA İLGİLİ BİLGİM VE İLGİM YOK

    Sanık Baver Gül ise savunmasında, “Bu kişi ile görüşmüyorduk. Bizi engellemişti. Sonra bir anda amcam beni öldürecek bana boş ev lazım dedi arayarak. Sonra yanıma geldi. Çağdaş’ı da alıp Eskişehir’e gittik. Sonra gece 4,5 gibi evden kaçtı gitti haberim yok. Bir gün sonra olayı öğrendim. İfade vermek için Ankara’ya geliyordum. Yolda polisler aldı. Ahmet Ozan Karaca ‘bana büyü yapıldı’ diyordu. Sağlıklı değildi. Benim saldırılarla ilgili bilgim ve ilgim yok. Beraatimi istiyorum” dedi.

    SANIK ÇAĞDAŞ CAN BARDAKÇI: OLAYI ERTESİ GÜN ÖĞRENDİM

    Sanık Çağdaş Can Bardakçı da savunmasında, “Ben mağdurum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Benim ilgim yok. Ben Eskişehir’de üniversiteyi okudum zaten orayla hep bağım var. Ben giderken Baver de benimle geldi. Gezeriz, takılırız diye geldi. Biz çocukluk arkadaşıyız. Ozan’la görüşmüyorduk. Baver aradı Ozan da gelecek dedi. Şaşırdık. Garip tavırları vardı zaten. Ozan sabaha doğru evden gitmiş. Sonra olayı öğrendik. Daha sonra emniyetten gelip beni aldılar ve Ankara’ya getirdiler. Beraatimi istiyorum” dedi.

    “CEMEVLERİ İBADETHANE DEĞİL, KANUNEN İNANÇLARA YÖNELİK SALDIRI YAPILMAMIŞTIR”

    Ardından sanık avukatları söz alarak savunmalarını yaptı. Avukatlar, “Müvekkillerim Çağdaş ve Baver bu dosyaya nasıl girdi anlamadık. Mağdur durumdalar. Olaylarla hiçbir ilgileri yok. Buna dair bir delil de yok. Beraatlerini istiyoruz. Özdemir bey (Özdemir Özdemir) tehdit ederek konuştu. Üzüldük. Konu hukuk çerçevesinde değerlendirilmeli. Karaca’nın çok ciddi psikolojik sorunları var. Burada sanki her şey kurguymuş gibi konuşuluyor. Şehir hastanesinde 3 hafta kaldı müvekkilim. Oradaki doktorları zan altında bırakamayız. ATK müvekkilimle 10 dakika görüşmüş ve rapor vermiş. Çelişki varsa başka bir rapor daha alınmalıdır. Bu dava bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil. Mala zarar verme suçu işlenmiştir sadece. Dosyayı genişletmenin anlamı yoktur. Müvekkilim ceza alsa bile yattığı süre göz önüne alındığında serbest bırakılmalıdır. Tahliyesini ve beraatini istiyoruz” dedi.

    “MAHKEMENİN YURTTAŞLARINI KORUMASINI İSTİYORUZ”

    DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Şikayetimiz devam ediyor. Bu saldırının arkasında kimler varsa açığa çıkarılmalıdır. Geçmişten bugüne Aleviler hep saldırıya uğradı. Biz mahkemeden, devletten yurttaşların korumasını istiyoruz. Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını yaşadık. Bu davanın da onlar gibi düşürülmesini istemiyoruz” vurgusunu yaptı.

    “BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Şah-ı Merdan Cemevi Başkanı Kazım Erbektaş ise, “Bu saldırının arkasında başkaları var. Deli rolü yapmaya çalışıyor. İnanmıyoruz. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Buna göz yumulursa saldırıların devamı gelir. Şikayetçiyiz” dedi.

    “DELİYİM DİYEREK TAHLİYE İSTİYOR, BİZİM DE DELİLERİMİZ VAR ÇIKARSA NE YAPARLAR BİLMEM”

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir de, “Sanık deliyim diyerek tahliye istiyor. Zaten deli de değilmiş. Ama bizim delilerimiz var. Bu adam çıkarsa ne yaparlar bilmem. Şehir hastanesinde bu kişiye kim bu raporu verdiyse o doktorlar hakkında işlem yapılmalı. Bu kişinin Çeşme’de görüştüğü kişiler dinlenmeli. Kimler bunlar? Bir de polisle görüştüğünü söylüyor, o kimdir? Her şey ortaya çıkarılmalıdır. Bu şahıs sekreterimizi bıçakladı. Bundan yargılanmalı” dedi.

    “DELİLLER TAM OLARAK TOPLANMAMIŞ, EYLEMLER ŞİDDET İÇERİYOR”

    Ardından cemevlerinin avukatları söz aldı. Avukatlar şunları dile getirdi:

    “Efe adlı şahsın telefonun incelenmesini istiyoruz. Sanık Baver Gül’ün ve Çağdaş Bardakçı’nın emniyet müdürlüğü ile bir görüşmeleri söz konusu. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne bu görüşmelerinin sorulmasını istiyoruz. Aynı zamanda Çeşme’deki otoparkın sahiplerinin de dinlenmesini ve korsan taksicilik yapıp yapmadıklarının sorulmasını, Karaca’nın Polatlı’da kaldığı otelin kayıtlarının istenmesini ve kaydını tutmayan resepsiyonistin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. Eskişehir’de bulunan cemevlerinin o tarihlerdeki güvenlik kameralarının incelenmesini istiyoruz. Yargılama gerekçesinde nefret suçu da eklenmeli. Eylem şiddet içeriyor. Ayrıca deliller tam olarak toplanmamış durumda. Sanık Karaca, İngiltere numaralı bir telefonla da sık sık görüşüyor. Birden fazla telefonu var şahsın. Bunların araştırılmasını istiyoruz. Sanıkların tüm telefonlarının olaydan geriye doğru en az 6 aylık sürecinin baz incelemeleri yapılmalı. Bilirkişiye inceletilip raporlaştırılmalı. Karaca’nın ailesinin dinlenmesini istiyoruz.”

    Bir sonraki duruşma 22 Mart 2023 saat 10.00’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır -VİDEO

    Cemevlerine saldırı davası sonrasında açıklama: Bu bir utançtır -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşmasının ardından adliye önünde yapılmak istenen açıklamaya polis izin vermedi. Görüşmelerin sonucunda yapılan açıklamada, “Bu bir adli dava değil bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamak istiyoruz” denildi.

    Ankara’da bulunan 4 Alevi kurumuna geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Alevi kurumları ve milletvekilleri duruşma sonrasında adliye önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklama yapılmasına izin vermedi.

    Yapılan görüşmelerin ardından sadece Alevi kurum temsilcilerinin ve HDP Milletvekili Zeynel Özen’in açıklama yapmasına izin verildi.

    “BU KİN, BU NEFRET KERBELA’DAN BU YANA DEVAM EDİYOR”

    HDP Milletvekili Zeynel Özen açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Bugün burada görüyorsunuz bu düşmanlık, bu kin, bu nefret son bulmadı, devam ediyor. Kerbela’dan bugüne devam ediyor. Birçok katliam oldu bu katliamların göstermelik yargılamaları. Hiçbir zaman için hakikat ortaya çıkarılmadı. Hakikat ortaya çıkarılmadığı için de bu meczuplar da bulunan cesaret alıyor. Şimdiye kadar kırkın üzerinde Alevi ev işaretlenmesi, Alevi iş yerlerine saldırılar oldu. Hep yetkililer şunu dediler: Bu kendini bilmez, aklı dengesi olmayan, sarhoş veya çocuktur. Ne tesadüf ki bu 4 Alevi kurumuna yapılan saldırı kameraların önünde yapıldı. Bunu gizleme saklama şansları yoktu. Saldırganı yakaladılar ve tam da yıllarca Alevilere söylenen o senaryo hayata geçirildi ‘kendini bilmez sarhoş çocuk birisi yaptı’ denildi. Akıl sağlığı yerinde değil diye rapor aldılar. Bu bir utançtır utanç. Bu bir adli dava değil, bu siyasi yönü olan toplumsal bir davadır.

    “BİR BASIN AÇIKLAMASINA DAHİ TAHAMMÜL EDİLMİYOR”

    Nasıl ki başka bir inanca saldırı olunca biz de kınadık dedik ki lanetliyoruz bir inanca bir saldırı yapılıyor ama Aleviler söz konusu olunca birisi bu duyarlılığı göstermiyor. Bir basın açıklamasına bile burada tahammül edilmiyor. Biz bu davanın peşinde olacağız. Sivas’ı zaman aşımına uğrattılar, yine o dava bir takım sanıklar konusunda devam ediyor ve o davanın nasıl ki peşini bırakmadıysak bu davayı da bırakmayacağız. Biz o raporu da yok hükmünde sayıyoruz. İzmir’den gelip burada 4 bölgede Alevi kurumlarını tek tek bulup saldırıda bulunuluyor. Aslında bizim aklımızla dalga geçiyorlar. Aleviler buna inanır mı? Bu dava aynı zamanda bir vicdan meselesidir. Adli bir vaka değil. Bunu hem siyasiler hem de yargı mensupları anlamalıdır. Gereği yapılmazsa toplum tarafından lanetle karşılanılacaktır. Adil bir yargılama olmalı ve bu saldırıların arkasında kimler var esas faillerin ortaya çıkarılması gerekir.”

    “ALEVİLERİN VARLIĞINA İPOTEK KOYMAK İSTİYORLAR”

    Ardından söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, “Bizler sevginin, barışın ve adaletin dilinin temsilcileri Alevilerin her geçen gün kendileri için eğer çalınacak bir minare gerekiyorsa böyle bir ihtiyaç varsa biz saldırıya maruz kalıyoruz. Bu çalınan minare neydi biliyor musunuz? 4 kuruma saldırdıktan sonra rızasız ve ikrarsız bir şekilde mekanlarımıza girildi ve bizim mevcut bugüne kadar oluşturduğumuz Alevi kurumlarına kayyum atamasının yolu açıldı. Bir masa kuruldu ve Alevileri masaya bağlayacaklar. Alevi toplumsallığının böyle bir talebi yoktu. Bu sadece ve sadece Alevileri denetlemek, özünden uzaklaştırmak için yapılan bir işlemdi. Bu minare ile Alevi varlığına ipotek konulması yeni bir Alevi Diyaneti’nin yolunun açılmasıydı. Kılıfı da çok hazırdı. E bir tane akıl sağlığı yerinde olmayan birisi geldi, bu kurumlara saldırdı ve gitti. Mahkemede sabahtan beri akıl sağlığı yerinde değildir, bunu kabul edelim, tahliyesine karar verelim… Ama hayır bu iş öyle olmayacak. Biz Aleviler diyoruz ki bu ülkenin eşit, özgür tüm yurttaşlarıyla barış ve huzur içinde yaşamamız gerekiyor. Biz bu barışa, adalete sadece Alevileri değil tüm toplumu davet ediyoruz. Türkiye toplumu barış ve özgürlük içinde yaşamalıdır. Yöneticilerimiz kullandıkları ötekileştirici, ayrıştırıcı dilden dolayı bizi birbirimize düşürüyor. Biz onları bu ülkeyi yönetenleri, ahlakın diline, edebe davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davası 27 Şubat’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davası 27 Şubat’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/Cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının duruşması 27 Şubat’a ertelendi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına ve Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine, avukatların reddi hakim taleplerinin reddedilmesine karar verdi.

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı. Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Karaca’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.

    Cumhuriyet Savcısı Rüstem Kocadağ’ın hazırladığı iddianamede saldırgan Ahmet Ozan Karaca, Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül’ün ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’, ‘ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’, ve ‘inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme‘ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcı, saldırgan Karaca’nın bu suçlamalara ek olarak ‘silahla basit yaralama’ suçundan da cezalandırılması, Gül ve Bardakçı’nın 11 yıl dört aya kadar, Karaca’nın ise 12 yıl 10 aya kadar hapsi istendi.

    Saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, TBB, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri, HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile TİP Milletvekili Ahmet Şık katıldı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle salona herkes alınmadı. Avukatların duruşmanın büyük salonda yapılması talebi reddedildi.

    “BU SALDIRININ ARKASINDA KİMLER VAR ARAŞTIRILSIN”

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden Segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık ise duruşmaya katılmadı.

    İlk olarak saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın söz alarak, “Bu salonda duruşma yapılamaz demiştik. Siz ısrarla burada yaptınız. Yargılama şeffaf yapılmıyor. Bu davanın iddianamesinde saldırıya uğrayanlar yoktu ama siz kabul ettiniz. Sağlıklı bir yargılama yapılmasını istiyoruz. Bu saldırının arkasında kim ya da kimler var ciddiyetle araştırılmasını istiyoruz” dedi.

    Cemevleri avukatlarından Ebru Akkal ise, “Bu salon meselesi çözülmeli. Herkes bu yargılamayı izlemeli. Neden salon talebimiz kabul edilmedi? Duruşmaya gelmeyen sanıklar buraya getirilmeli ve soru sormalıyız. Mış gibi yargılama yapılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Etkili yargılama yapılacaksa sanıklar buraya gelmelidir. Sorular sormalıyız. Bu salonda yargılama yapılamaz. Bu hak ihlalidir. Adil yargılama istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Duruşmaya katılan diğer avukatlar da söz alarak aynı talepleri dile getirdi ve devletin her inanca eşit davranması, adil yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların konuşmalarının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatlar duruşmanın başka salonda yapılmasına katıldıklarını ve sanıkların istenmesi halinde salonda hazır bulunmasını sağlayacaklarını söylediler.
    Söz alan savcı, avukatlara hak vererek bir sonraki duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verilmesini istedi.

    AVUKATLARDAN REDDİ HAKİM TALEBİ

    Kararını açıklayan mahkeme başkanı, taleplerin değerlendirileceğini söyleyerek duruşmaya devam etmek istedi.
    Avukatlar ise bu duruma itiraz ederek, tutuklu sanığın serbest bırakılması yönünde karar verileceğine yönelik izlenim edindiklerini belirtiler. Koşullar sağlanmadığı için ve hakimin tarafsız olmadığına ilişkin kanaat getirdiklerini ifade eden avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Bu saldırının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkarılması için etkin bir yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların taleplerini dikkate almayan mahkeme başkanı duruşmaya devam ederek sanık Ahmet Ozan Karaca’nın ifadesine başladı. Sanık savunmasında, “Tutuksuz yargılama istiyorum. Beraat etmek istiyorum. Savunmamı daha sonra istenildiğinde yapacağım” dedi.

     Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı da söz alarak şunları kaydetti:

    “Yargılama daha sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Tüm yetki size ait. Müvekkilim tutuklu. Yargıç önüne çıkarılmalıdır. Savunması alınmalıdır. Bu onun hakkı. Daha sonra alacağım demek hukuka aykırı. Bir rapor da var ortada. Rahatsız kendisi. Tutuklamayı gerektiren tüm düzenlemeler ortadan kalkmış durumdadır. Haliyle bu rapor nedeniyle bir an önce savunmasının alınması ve tahliye edilmesi gerekir. Ceza ehliyeti yoktur. Tedavi olmalı. Atfedilen suçlar bakımından da tutuklanma gerektirmiyor. Bir ceza alacaksa dahi yattığı süre yeterli zaten. Müvekkilimin kaçma şüphesi de yoktur. Savunması alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.”

    “SANIK BU SALDIRILARI BİLİNÇLİ VE PLANLI YAPMIŞTIR, TUTUKLU YARGILANMALI”

    DAD avukatları ise bu savunmaya karşı söz alarak, “Sanık bu eylemleri bilinçli ve planlı bir şekilde yapmıştır. Cezai ehliyeti gayet yerinde görünüyor. Olmasa bile bu suçu işlemiştir ve cezaevinde kalmalıdır. Bu kişi tahliye olursa yine bir saldırı yapmayacağının bir garantisi yoktur. Tutuklu yargılanmalı. Sanığın sabit bir adresi yok. Kaçma şüphesi de var” dedi.

    “SALDIRGAN ALEVİLERİ VE KÜRTLERİ HEDEF ALMIŞTIR”

    Ardından Avukat Özgür Piroğlu da söz alarak şunları dile getirdi:

    “Bu eylemler anayasayı ihlal suçunu oluşturuyor. Bu şahıs aynı gün kısa süre içinde cebir ve şiddet kullanarak saldırılar yapmıştır. Alevileri hedef almıştır. Bu eylemlerle anayasal düzeni hedef almıştır. Bu eylemleri nedeniyle anayasayı ihlal suçundan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu. Mahkemeniz bu dosyada görevsizlik kararı vermeli. Bu kişinin telefonunda tabanca fotoğrafı ortaya çıkmıştır. Kürt siyasetinden Ferhat Encü ve Hasip Kaplan hakkında araştırma yaptığı da ortaya çıktı. Savcılıkta ise bu kişilerle savaşmak istediğini söylemiştir. Aynı zamanda Kürtleri de hedef almıştır. Hedefinde hem Aleviler hem de Kürtler vardır. Bu saldırının arkasında karanlık güçlerin olduğunu biliyoruz. Asıl sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Saldırıların üstü kapatıldı. Bu sanık belki de Kaplan’a ya da Encü’ye suikast düzenleyecek. Sanık hakkında bu yönlü bir soruşturma da yok. Bir sonraki duruşmada Kaplan ve Encü de tanık olarak dinlenmeli. Ayrıca verilen rapor tıp fakültesinden ya da adlı tıptan alınmamıştır. Bu rapor şaibelidir. Bu rapora dayanarak tahliye edilmemelidir.”

    Avukat Hüsniye Şimşek de raporun bilimsel olmadığını belirterek, söz konusu raporun güvenilirliğinin olmadığını kaydetti. Tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması gerektiğini söyledi. Şimşek, aynı zamanda diğer sanıkların da tutuklanmaları yönünde görüş bildirdi.

    Avukatların konuşmalarının ardından davada mağdur olanlara söz verildi.

    Şahı Merdan Cemevi’nde sandalye ile yaralanan Hüseyin Kagir şikayetçi olmadığını söylerken, diğer saldırıya uğrayan mağdurlar ise şikayetçi olduklarını beyan etti. Mağdurlar sanığın akli dengesinin yerinde olmadığına inanmadıklarını kaydetti. Mağdurlar, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bir vakıfta bulunan kişiye de bıçakla saldırdığının altını çizdi.

    Sanık avukatı tekrar söz alarak, “Müvekkilimin savunmasının alınması gerekir. Usule uygun bir yargılama yapılmıyor şu an. Savunma almamak hukuka aykırı. Eğer şimdi savunma almazsanız diğer duruşmalarda savunma yapamayacağız” dedi.

    Cemevlerine saldırı davasında verilen aranın ardından duruşmaya devam edildi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 27 ŞUBAT’TA GÖRÜLECEK

    Mahkeme başkanı, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın savunmasının alınması talebini reddederek, Karaca’nın tutukluluk halinin devamına ve sanığın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine, avukatların reddi hakim talebinin reddine karar verdi.
    Bir sonraki duruşma 27 Şubat 2023 saat 10:00 tarihine ertelendi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    Cemevlerine saldırı davasının ilk duruşmasında avukatlardan tepki

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna/Cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Avukatlar savunma yaparken, mağdurlar da sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığına inanmadıklarını dile getirdiler. 

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı. Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Karaca’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.

    Saldırıların ardından açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, TBB, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri, HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile TİP Milletvekili Ahmet Şık katıldı. Duruşma salonunun küçüklüğü nedeniyle salona herkes alınmadı. Avukatların duruşmanın büyük salonda yapılması talebi reddedildi.

    AVUKATLAR: SANIKLAR GETİRİLSİN, MIŞ GİBİ YARGILAMA YAPILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden Segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık ise duruşmaya katılmadı.

    İlk olarak saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Avukatı Denizcan Aydın söz alarak, “Bu salonda duruşma yapılamaz demiştik. Siz ısrarla burada yaptınız. Yargılama şeffaf yapılmıyor. Bu davanın iddianamesinde saldırıya uğrayanlar yoktu ama siz kabul ettiniz. Sağlıklı bir yargılama yapılmasını istiyoruz. Bu saldırının arkasında kim ya da kimler var ciddiyetle araştırılmasını istiyoruz” dedi.

    Cemevleri avukatlarından Ebru Akkal ise, “Bu salon meselesi çözülmeli. Herkes bu yargılamayı izlemeli. Neden salon talebimiz kabul edilmedi? Duruşmaya gelmeyen sanıklar buraya getirilmeli ve soru sormalıyız. Mış gibi yargılama yapılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Etkili yargılama yapılacaksa sanıklar buraya gelmelidir. Sorular sormalıyız. Bu salonda yargılama yapılamaz. Bu hak ihlalidir. Adil yargılama istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Duruşmaya katılan diğer avukatlar da söz alarak aynı talepleri dile getirdi ve devletin her inanca eşit davranması, adil yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatların konuşmalarının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatlar duruşmanın başka salonda yapılmasına katıldıklarını ve sanıkların istenmesi halinde salonda hazır bulunmasını sağlayacaklarını söylediler.
    Söz alan savcılık avukatlara hak vererek bir sonraki duruşmanın daha büyük bir salonda yapılmasına karar verilmesini istedi.

    AVUKATLARDAN REDDİ HAKİM TALEBİ

    Kararını açıklayan mahkeme başkanı, taleplerin değerlendirileceğini söyleyerek duruşmaya devam etmek istedi.
    Avukatlar ise bu duruma itiraz ederek, tutuklu sanığın serbest bırakılması yönünde karar verileceğine yönelik izlenim edindiklerini belirtiler. Koşullar sağlanmadığı için ve hakimin tarafsız olmadığına ilişkin kanaat getirdiklerini ifade eden avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Bu saldırının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkarılması için etkin bir yargılama yapılması gerektiğini vurguladılar.

    Avukatlar ile mahkeme başkanı arasında sık sık tartışma yaşandı.
    Avukatların taleplerini dikkate almayan mahkeme başkanı duruşmaya devam ederek sanık Ahmet Ozan Karaca’nın ifadesine başladı. Sanık savunmasında, “Tutuksuz yargılama istiyorum. Beraat etmek istiyorum. Savunmamı daha sonra istenildiğinde yapacağım” dedi.

     Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın avukatı da söz alarak şunları kaydetti:

    “Yargılama daha sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Tüm yetki size ait. Müvekkilim tutuklu. Yargıç önüne çıkarılmalıdır. Savunması alınmalıdır. Bu onun hakkı. Daha sonra alacağım demek hukuka aykırı. Bir rapor da var ortada. Rahatsız kendisi. Tutuklamayı gerektiren tüm düzenlemeler ortadan kalkmış durumdadır. Haliyle bu rapor nedeniyle bir an önce savunmasının alınması ve tahliye edilmesi gerekir. Ceza ehliyeti yoktur. Tedavi olmalı. Atfedilen suçlar bakımından da tutuklanma gerektirmiyor. Bir ceza alacaksa dahi yattığı süre yeterli zaten. Müvekkilimin kaçma şüphesi de yoktur. Savunması alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.”

    DAD AVUKATLARI: SANIK BU SALDIRILARI BİLİNÇLİ VE PLANLI YAPMIŞTIR, TUTUKLU YARGILANMALI

    DAD avukatları ise bu savunmaya karşı söz alarak, “Sanık bu eylemleri bilinçli ve planlı bir şekilde yapmıştır. Cezai ehliyeti gayet yerinde görünüyor. Olmasa bile bu suçu işlemiştir ve cezaevinde kalmalıdır. Bu kişi tahliye olursa yine bir saldırı yapmayacağının bir garantisi yoktur. Tutuklu yargılanmalı. Sanığın sabit bir adresi yok. Kaçma şüphesi de var” dedi.

    Ardından Avukat Özgür Piroğlu da söz alarak şunları dile getirdi:

    “Bu eylemler anayasayı ihlal suçunu oluşturuyor. Bu şahıs aynı gün kısa süre içinde cebir ve şiddet kullanarak saldırılar yapmıştır. Alevileri hedef almıştır. Bu eylemlerle anayasal düzeni hedef almıştır. Bu eylemleri nedeniyle anayasayı ihlal suçundan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu. Mahkemeniz bu dosyada görevsizlik kararı vermeli. Bu kişinin telefonunda tabanca fotoğrafı ortaya çıkmıştır. Kürt siyasetinden Ferhat Encü ve Hasip Kaplan hakkında araştırma yaptığı da ortaya çıktı. Savcılıkta ise bu kişilerle savaşmak istediğini söylemiştir. Aynı zamanda Kürtleri de hedef almıştır. Hedefinde hem Aleviler hem de Kürtler vardır. Bu saldırının arkasında karanlık güçlerin olduğunu biliyoruz. Asıl sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Saldırıların üstü kapatıldı. Bu sanık belki de Kaplan’a ya da Encü’ye suikast düzenleyecek. Sanık hakkında bu yönlü bir soruşturma da yok. Bir sonraki duruşmada Kaplan ve Encü de tanık olarak dinlenmeli. Ayrıca verilen rapor tıp fakültesinden ya da adlı tıptan alınmamıştır. Bu rapor şaibelidir. Bu rapora dayanarak tahliye edilmemelidir.”

    Avukat Hüsniye Şimşek de raporun bilimsel olmadığını belirterek, söz konusu raporun güvenilirliğinin olmadığını kaydetti. Tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması gerektiğini söyledi. Şimşek, aynı zamanda diğer sanıkların da tutuklanmaları yönünde görüş bildirdi.

    Avukatların konuşmalarının ardından davada mağdur olanlara söz verildi.

    Mağdur Şahı Merdan Cemevi’nde sandalye ile yaralanan Hüseyin Kagir şikayetçi olmadığını söylerken, diğer saldırıya uğrayan mağdurlar ise şikayetçi olduklarını beyan etti. Mağdurlar sanığın akli dengesinin yerinde olmadığına inanmadıklarını kaydetti. Mağdurlar, sanık Ahmet Ozan Karaca’nın bir vakıfta bulunan kişiye de bıçakla saldırdığının altını çizdi.

    Sanık avukatı tekrar söz alarak, “Müvekkilimin savunmasının alınması gerekir. Usule uygun bir yargılama yapılmıyor şu an. Savunma almamak hukuka aykırı. Eğer şimdi savunma almazsanız diğer duruşmalarda savunma yapamayacağız” dedi.

    Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li Kenanoğlu, 30 Ocak’ta görülecek olan duruşmaya çağrı yaptı-VİDEO

    HDP’li Kenanoğlu, 30 Ocak’ta görülecek olan duruşmaya çağrı yaptı-VİDEO

    PİRHA-4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyası 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Mecliste yaptığı konuşmada davaya katılım çağrısı yapan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “İnancımıza ve cemevlerimize yapılan bu saldırıları bir kez daha kınıyor ve bütün demokratik kamuoyunu 30 Ocak’ta görülecek olan duruşmayı takip etmeye çağırıyoruz” dedi.

    4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyası 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, mecliste yaptığı konuşmada davaya katılım çağrısı yaptı.

    “İNANCIMIZA VE CEMEVLERİMİZE YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ”

    Geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü aralarında Ana Fatma Cemevi’nin de olduğu 4 Alevi kurumuna saldırı yapıldığını söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Gözaltına alınan 3 kişiden ikisi serbest bırakılmıştı saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca ise tutuklanmıştı. Tutuklu şahsın yaklaşık bir ay önce cezai ehliyeti olmadığına dair rapor aldığı öğrenilmiştir. Saldırı sonrası açılan dava 30 Ocak pazartesi günü görülecektir. Bu saldırı sadece Alevilere yapılmış değil, iktidarın kendisi gibi düşünmeyen bütün muhalif kesimleri baskı altına alma hırsının bir tezahürü olarak gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda bu tür saldırıları yapanlara cezasızlık politikasının sürdürülmesi nasıl bir düşmanca yaklaşımla karşı karşıya olduğumuzu da göstermektedir. İnancımıza ve cemevlerimize yapılan bu saldırıları bir kez daha kınıyor ve bütün demokratik kamuoyunu 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmayı takip etmeye çağırıyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA