PİRHA- 4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasına ilişkin basın toplantısı yapılacak. Toplantıya çağrı yapan DAD Ankara Şubesi Eş Başkanın Mustafa Karabudak, “Bizler barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Şikayetçi olmamıza rağmen davadan uzak tutulmaya çalışılıyoruz. Cezasızlık politikası uygulanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi (DAD), aralarında Ana Fatma Cemevi’nin de olduğu 4 Alevi kurumuna geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasına ilişkin basın toplantısı yapacak. Toplantı, 24 Ocak saat 14:00’te Mülkiyeliler Birliği’nde yapılacak.
DAD Ankara Şubesi Eş Başkanın Mustafa Karabudak, yapılacak toplantı öncesi tüm duyarlı kesimleri toplantıya ve davaya katılmaya çağırdı.
“BARIŞ İÇERİSİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ”
Karabudak, çağrısında şunları dile getirdi:
“Aleviler dünden bugüne iktidarların politikalarını onaylamadıkları için hedef olmuşlardır. Kırım ve katliamlara uğramışlar, sürgün edilmişlerdir. Bugün bunların yanı sıra bir de asimilasyon politikaları uygulanıyor. Son süreçte siyasal iktidar torba yasayla kendine yeni Alevi yaratmak istiyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Barış içinde yaşamak istiyoruz.
“ALEVİLER, DOSYADAN UZAK TUTULMAYA ÇALIŞILIYOR”
Muharrem ayının ilk günü yapılan saldırı, Alevilere dönük uzun yıllardır süren ayrımcı ve ötekileştirici politikaların bir sonucudur. Saldırı sonrası Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi olarak suç duyurusunda bulunduk ve soruşturma süreci takip edilmiştir. Ancak soruşturma süreci tarafımızca takip edilmesine ve şikayetimize rağmen düzenlenen iddianamede kurumumuza yer verilmeyerek saldırının zarar göreni olan Aleviler, dosyadan uzak tutulmaya çalışılmıştır.
“CEZASIZLIK POLİTİKASI İŞLETİLİYOR”
Saldırıların arkasındaki güç odaklarını ortaya çıkarmaya dönük hiç bir araştırma yapılmaz iken, saldırganın cezai ehliyetinin olup olmadığı yönünde yapılan araştırmalar ve var olan sanığın da cezai yaptırımdan korunmasına dönük işlemler, cezasızlık politikasının işletilmek istendiğini düşündürmektedir. Bizler bu davanın peşini asla bırakmayacağız.
Gelinen aşamada; Alevi kurumlarına dönük saldırılara ilişkin davanın ilk duruşması Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olup; Alevi kurumlarını, tüm demokratik kurumları ve hak örgütlerini 24.01.2023 tarihinde yapacağımız basın toplantısına ve 30.01.2023 tarihinde görülecek olan duruşmaya davet ediyoruz.”
NE OLMUŞTU?
30 Temmuz 2022’de Ankara’da bulunan Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Söz konusu saldırılar saat 17:00 civarında yapıldı.
Saldırının ardından saldırgan Ahmet Ozan K. ve onunla bağlantılı 2 kişi gözaltına alındı. Saldırgan tutuklanırken diğer 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ankara’da Sincan Cezaevinde kalan Ahmet Ozan K.’ya akıl sağlığı yerinde olmadığına dair rapor verildi.
Cemevlerine yönelik saldırılarla ilgili 3 sanığın yargılandığı dava 30 Ocak’ta görülecek.
PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Ankara’da 4 Alevi kurumuna yapılan saldırıya ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a soru önergesi yönelterek “Bu saldırıları gerçekleştiren A.O.K’nın dava sürecinde arkasında başka güçlerin ve kişilerin olup olmadığına dair herhangi bir araştırma olmuş mudur?” diye sordu. Özen ayrıca Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu davanın neden Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerçekleştirildiğini de sordu.
Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevi kurumlarına yönelik saldırıları Meclis gündemine taşıdı.
Zeynel Özen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu önergesinde “Ankara’da 30 Temmuz 2022 tarihinde 3’ü cemevleri olmak üzere 4 Alevi kurumu saldırıya uğradı. Bu saldırıların birinde yaralama söz konusu, diğer üç kurumda ise içeriye girip şiddet ve cebir eylemleri gerçekleşti. Suçun işlenişi bakımından Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu saldırılar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava konusu olmuştur. Nihayetinde İzmir’den gelip Ankara’daki cemevlerine ve kurumlarına saldıran A.O.K’ın ruhsal durumuna dair ‘akıl sağlığı yerinde değildir’ hükmü verilerek “cezai ehliyetinin olmadığına” karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi.
“DAVA NEDEN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDE GERÇEKLEŞMİŞTİR?”
Milletvekili Zeynel Özen, konuya ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:
“*Cebir ve şiddetin uygulanması açısından suçun işlenişi bakımından Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bu dava neden Asliye Hukuk Mahkemesi’nde gerçekleşmiştir?
*Ankara’daki cemevlerine saldırıların faili olan A.O.K’nın akıl sağlığı yerinde olmadığı ve dolayısıyla ‘cezai ehliyetinin olmadığı’ kararı hangi saiklerle verilmiştir?
*Akıl sağlığı yerinde olmayan birisi nasıl İzmir’den gelip, daha önce yaşamadığı ve bilmediği bir şehir olan Ankara’daki cemevlerine ve Alevi kurumlarına saldırı gerçekleştirmiştir?
*Bu saldırıları gerçekleştiren A.O.K’nın dava sürecinde arkasında başka güçlerin ve kişilerin olup olmadığına dair herhangi bir araştırma olmuş mudur?”
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Alevi kurumlarına yapılan saldırının ardından 30 Ocak’ta görülecek ilk duruşma için katılım çağrısı yaptı.
Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, aralarında Ana Fatma Cemevi’nin de olduğu dört kuruma yapılan saldırının ardından açılan dava dosyasına ilişkin basın toplantısı yapacak.
24 Ocak’ta Mülkiyeliler Birliği’nde yapılacak basın toplantısına ilişkin yazılı açıklama yapan DAD Ankara Şubesi şu çağrıda bulundu:
“30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da, aralarında Ana Fatma Cemevi’nin de bulunduğu dört farklı Alevi kurumuna ve Cemevi’ne saldırı düzenlenmiş; Muharrem ayının ilk günü yapılan saldırının Alevilere dönük uzun yıllardır süren ayrımcı ve ötekileştirici politikaların bir sonucu olduğu kamuoyunda ses getirmiştir. Saldırı sonrası Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi olarak suç duyurusunda bulunduk ve soruşturma süreci takip edilmiştir. Ancak soruşturma süreci tarafımızca takip edilmesine ve şikayetimize rağmen düzenlenen iddianamede kurumumuza yer verilmeyerek saldırının zarar göreni olan Aleviler, dosyadan uzak tutulmaya çalışılmıştır. Saldırıların arkasındaki güç odaklarını ortaya çıkarmaya dönük hiç bir araştırma yapılmaz iken, saldırganın cezai ehliyetinin olup olmadığı yönünde yapılan araştırmalar ve var olan sanığın da cezai yaptırımdan korunmasına dönük işlemler, cezasızlık politikasının işletilmek istendiğini düşündürmektedir. Gelinen aşamada; Alevi kurumlarına dönük saldırılara ilişkin davanın ilk duruşması Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olup; Alevi kurumlarını, tüm demokratik kurumları ve hak örgütlerini 24.01.2023 tarihinde yapacağımız basın toplantısına ve 30.01.2023 tarihinde görülecek olan duruşmaya davet ediyoruz.”
PİRHA – HDP Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Kemal Bülbül, dört Alevi kurumuna yönelik saldırının ardından oluşturulan iddianameye tepki gösterdi. Saldırgan hakkında “Akıl sağlığı yerinde değildir” raporunun çıkarılmasını eleştiren vekiller, “Bu, sistematik olarak bu ülkede Aleviliğin yok sayılması sürecinin bir parçasıdır” dedi. Vekiller, 30 Ocak’ta yapılacak duruşmaya da katılım çağrısı yaptılar.
Ankara’da Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ve Ana Fatma Cemevi’ne yönelik 30 Temmuz 2022’de gerçekleştirilen saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Şüpheliler Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B.’nin 30 Ocak’ta yargılamasına başlanacak. Saldırıda mağdur olan cemevi yönetimlerine ise iddianamede yer verilmedi.
“SALDIRIYLA AKP POLİTİKALARINI BİR BİRİNDEN AYRI ELE ALAMAYIZ”
Gelişmelere ilişkin Halkların Demokratik Partisi Milletvekillerinden de eleştiri geldi.
Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, iddianamede, Ahmet Ozan K.’nin akli dengesinin yerinde olmadığına dair uzman görüşüne karşılık “Aklı yerinde olmayan biri İzmir’den kalkıp, Ankara’ya gelip eş zamanlı olarak neden Alevileri hedef aldı?” diye sordu.
Koçyiğit, mevcut devlet anlayışı içerisinde “Aleviliğin kabul görmemesi” durumunun olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Failin çok hızlı bir şekilde yakalandığı açıklanmıştı ancak geldiğimiz süre açısından baktığımızda aslında Alevilere dönük sistematik saldırılar devam ediyor. Alevilerin yaşadığı en temel hak ihlallerinin kaynağı bizzat devletin kendisidir. Bu anlamıyla kişilerin yaptığı saldırıların ötesinde sistemin, Alevileri yok sayma gibi bir temel sorunu var. İşte AKP-MHP oyları ile torba yasa içerisinde cemevleri ile ilgili bir düzenleme yapıldı. Bir inancı dernek statüsüne indirgemek amacıyla adımlar atıldı. Kamuoyunun bütün tepkilerine rağmen bunlar yapıldı. Onun için bizler, mevcut saldırıyla AKP politikalarını asla birbirinden ayrı ele alamayız. Çünkü bu ülkede sadece Sünniliği ve onun da Hanefi mezhebini makbul kabul eden ve onun dışında kalan bütün inançları hedefe koyan bir dili benimsiyorlar. Bu da tabii ki Alevilere dönük nefret suçlarının artmasına neden oluyor.”
“’AKLİ DENGESİ YERİNDE DEĞİLDİR’ ŞEKLİNDE RAPOR VERİLMESİ ÇOK MANİDAR”
Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, nefret suçu kanununun çıkarılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Yani herhangi bir toplumsal kesime, kimliğinden dolayı saldırıya uğrayanların nefret suçu kapsamına girmesini ve bunun da ağır cezada yargılanması gerektiği ifade ediyoruz. Ama ne yazık ki örnek olayda da olduğu gibi bunlar sanki çok münferit olaylarmış gibi bir yaklaşım var. Kişinin akli dengesi yerinde değildir raporu verilmiş olması çok manidardır. Aklı yerinde olmayan biri İzmir’den kalkıp, Ankara’ya gelip eş zamanlı olarak niye bu saldırıları yaptı? Neden Alevileri hedef aldı? Bu konuda Adalet Bakanlığının, hükümetin süreci aydınlatmaya dönük de bir yaklaşımı olmadığını görüyoruz. Ne yazık ki bu ilk değil. AKP iktidarı boyunca Alevilerin nasıl hedef haline getirildiğini, evlerinin halen bu yüzyılda dahi çarpı işareti ile hedeflendiğine bizzat tanığız. Bu suçların böylesine işlenmesinin temelinde cezasızlık politikası yatıyor. İktidar aslında şu garantiyi veriyor; ‘Sen Alevileri öldürürsen, Alevilere yönelik suç işlersen sana bir şey olmaz’ gibi bir algı yaratıyor. Tarihte bunun örnekleriyle dolu. Meselenin temelinde Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin görmezden gelinmesi ve en nihayetinde Alevilere yönelik suçların da cezasız bırakılması gibi bir yaklaşım ile karşı karşıyayız. Ankara’da yapılan münferit bir olay değildir. Bu sistematik olarak bu ülkede Aleviliğin yok sayılması, Aleviliğin inkar edilmesi, Aleviliğin asimile edilmesi, Aleviliğin devletin Aleviliği haline getirilmesi sürecinin bir parçasıdır. O anlamıyla yargı bunun bir ayağını, iktidar-siyaset bir başka ayağını oluşturuyor. 30 Ocak tarihinde herkesi mahkemeye davet ediyorum.”
“SUÇLUYU AKLAMA ÇABASI”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de hazırlanan iddianameye ilişkin eleştiri sunan bir diğer isim oldu. Alevilere yönelik saldırılarda cezasızlık politikası uygulandığının altını çizen Bülbül şunları söyledi:
“Alevi toplumuna, inancına, kurumlarına yapılan sistematik saldırılar için devletin sistematik cezasızlık politikası ne yazık ki devam ediyor. Bu utanç verici bir durum. 2021 30 Temmuz’unda Yas-ı Kerbela orucunda Ankara’da üç Alevi kurumuna saldırı yapan kişi tutuklandı. Bu kişi hakkında akli dengesinin yerinde olmadığı şeklinde rapor verilmiş. Bu bir tür suçluyu aklama çabasıdır.
Bugüne kadar sürecin savsatılmış olması bir yana, bu kişi hakkında cezasızlık politikasının uygulanacak olması ise sistemin, AKP-MHP iktidarının ve geleneksel devlet anlayışının konuya bakışını gösteriyor. Biliyorsunuz 2010 yılından bu yana Adıyaman’dan başlayarak neredeyse Türkiye genelinde işaretlenmedik kapımız, evimiz kalmadı. Buna dair ne kimse hakkında bir soruşturma açıldı ne herhangi bir kimse gözaltına alındı ne de tutuklandı. Aynı şekilde bireysel olarak yapılan saldırılar ki bu bireysellikler kesinlikle münferit değildir. Sistemin AKP-MHP hükümetinin kalıcı yerleşik zihniyetidir. Alevi toplumuna karşı bir nefret politikası sistematik olarak AKP-MHP’de geleneksel devlet anlayışında da devam ediyor. Biz bunu kınıyoruz. Bu kişinin bir an önce cezalandırılması gerekir. Zira ortada somut bir suç var. Alevi inanç kurumuna saldırı, işlenmiş bir nefret suçu var. Bunu kabul edebilmemiz mümkün değil. 30 Ocak’ta yapılacak olan duruşmada eğer bu rapor gerekçe gösterilirse, bu ilgili kişiye tanzim edilirse AKP-MHP hükümetinin bu suçun ortağı, bu suçu onayladığı anlamına geliyor.”
PİRHA- Ankara’nın Çankaya ve Mamak ilçelerinde cemevlerine saldıran 3 şüpheli hakkındaki iddianame hazırlandı. İzmir’den Eskişehir’e gelerek 2 kişi ile saldırıyı planlayan Ahmet Ozan K’ye ‘akli dengesi yerinde değil’ raporu verildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 30 Temmuz 2022’de Ankara’nın Çankaya ve Mamak ilçelerinde yer alan Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Sivas Divriği Gökçebel Derneği ve Fatma Ana Cemevi’ne yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin şüpheliler Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B. hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.
Başsavcılığın hazırladığı iddianamede Ahmet Ozan K., Baver G. ve Çağdaş Can B. şüpheli olarak yer aldı. Şikayetçi olan cemevlerine bağlı olan derneklere ise iddianamede yer verilmedi.
İddianamede, Ahmet Ozan K’nin İzmir’de ikamet etmesine rağmen olaydan bir gün önce Eskişehir’e geldiği ve ikamet adresleri İzmir olan diğer şüpheliler ile Eskişehir’de buluştuğu ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi.
İddianamede ifadesine yer verilen Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B’nin arkadaşları olduğunu, 29 Temmuz’da Eskişehir’e gittiğini gece saatlerinde Ankara’ya doğru hareket ettiğini, sabah saat 06.00 sıralarında Polatlı ilçesinde bir otelde konakladığını daha sonra Ankara’ya ulaştığını belirtti. Google üzerinden yaptığı arama sonrasında tespit ettiği yerlere saldırdığını söyleyen Ahmet Ozan K, daha sonra aracıyla Eskişehir’e döndüğünü, amacının Eskişehir’deki cemevine saldırı düzenlemek olduğunu ancak oradaki cemevini bulamadığı için Ankara’ya geldiğini ifade etti.
“SALDIRIYLA İLGİMİZ YOK”
Ahmet Ozan K kimseden talimat almadığını, eylemin kendi kararı olduğunu öne sürerken; şüpheliler Baver G. ve Çağdaş Can B. de Eskişehir’de öğrenci olduklarını, Ahmet Ozan K’nin İzmir’den arkadaşları olması nedeniyle yanlarına geldiğini ve yaptığı saldırıyla ilgili bilgilerinin bulunmadığını iddia etti.
İDDİANAMEDE SALDIRININ ÖNCEDEN PLANLANLANDIĞI YER ALDI
İddianamede, Ahmet Ozan K’nin Ankara’ya gelerek daha önceden planladığı şekilde, saat 14.35 sıralarında Çankaya ilçesindeki Türkmen Alevi Bektaşi Derneği’nde çalışan Mutlu Aydın’ı darp ettiği, saat 15.30 sıralarında Mamak ilçesindeki Şahı Merdan Cemevi’ndeki kişilere sandalye fırlattığı ve bu sırada mağdur Hüseyin Kılıç’ın fırlatılan ve silahtan sayılan sandalyenin isabet etmesi sonrasında yaralandığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin daha sonra saat 15.40 sıralarında da Mamak’taki Sivas Divriği Gökçebel Derneği’nin kapı camını kırdığı anlatıldı.
AKLİ DENGESİ YERİNDE DEĞİL RAPORU VERİLDİ
İddianamede, Ahmet Ozan K.’nin akli dengesinin yerinde olup olmadığı yönünde rapor alınması için sevk edildiği Ankara Şehir Hastanesi’nde 3 hafta gözlem altında kaldığı, yapılan gözlemin ardından hastane tarafından düzenlenen raporda şüphelinin “işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasında, bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğu, cezai ehliyetini bulunmadığı” yönünde görüş bildirildiği belirtildi.
SALDIRGAN HAKKINDA 12 YIL HAPİS CEZASI İSTENİYOR
İddianamede Ahmet Ozan K, Baver G. ve Çağdaş Can B. hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme”, “inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” ile “silahla basit yaralama” suçlarından 12 yıl 10 aya kadar hapis cezası isteniyor.
İddianame, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme önümüzdeki günlerde duruşma tarihini belirleyecek.
PİRHA – 4 Alevi kurumuna/cemevine saldırı düzenleyen Ahmet Ozan K.’nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair hastane süreci tamamlandı. Saldırganın tekrar cezaevine gönderildiği belirtilirken gözler, şimdi bilirkişi heyetinden gelecek rapora çevrildi.
Ankara’daki Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne saldırı düzenleyen Ahmet Ozan K.’nin hastane gözetim sürecinin sona erdiği öğrenildi.
4 Alevi kurumuna dönük 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırı sonrası fail hakkında henüz bir iddianame oluşturulmadı. Saldırgan Ahmet Ozan K. hakkında, en son akıl sağlığının yerinde olup olmadığını öğrenmek için Kasım 2022’de hastaneye kaldırıldığı bilgisi alınmıştı.
NİHAİ KARAR HASTANE RAPORUNA BAĞLI!
Olayın takipçisi olan Av. Ümran Hakverdi, ilgili savcı ile görüştüğünü belirtti. Hastane tarafından henüz bilirkişi gözlem raporunun mahkemeye gönderilmediğini aktaran Av. Hakverdi, savcının bu yönlü talebinin en kısa sürede hastane yönetimine iletileceğini söyledi.
Av. Ümran Hakverdi, saldırgan Ahmet Ozan K.’nin, Sincan Cezaevi’nde tutukluluk halinin devam ettiği bilgisini de paylaştı.
PİRHA – Alevi Kültür Derneği (AKD) Antalya Şube Başkanı Dursun Kaya, cemevlerine yapılan saldırı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevini ziyareti üzerine konuştu. Kaya, yaptığı eleştiride “Aleviler üzerinde oyunlar oynanıyor” dedi.
AKD Antalya Şubesi Başkanı Dursun Kaya cemevlerine yapılan saldırı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevini ziyaretini eleştirdi. Son zamanlarda Alevi inancı üzerinde oyunlar oynandığını söyleyen Kaya, “Ama biz Aleviler hiçbir zaman bu oyunlara gelmeyiz” dedi.
Dursun Kaya, özellikle Muharrem ayında cemevlerine yapılan saldırıları şiddetle kınadığını belirterek yetkililerin, saldırının arka planını açıklaması gerektiğini vurguladı.
“RIZALIK ALMADAN POSTA OTURULMAZ”
Dursun Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyaretine de değinerek şu eleştiride bulundu:
“Ziyaretinde maalesef bizim Hacı Bektaş Veli pirimizin, Hazreti Ali’nin ve Atatürk’ün resmi kalkıyor, değişik, anlamadığımız yazıları asıyorlar. Cem odasındaki oturma şekilleri, bizim cem erkanımıza uymayan şeyler yapıyorlar. Bunları da şiddetle kınıyoruz. Alevi kurumlarının yaşanan bu durumu en kısa zamanda çözeceklerine inanıyorum. Tabi bunlara izin veren veya buna müsaade eden kimse çok yanlış yapmıştır. Her kim olursa olsun posta oturulmaz. Evladı resul olmayan o posta oturamaz. Evladı resul de olsa rızalık almadan, izinsiz posta oturulmaz. Önce sorar, rızalık alırsa gider dede oraya oturur. Maalesef bizim oradaki kurum başkanları kendi çıkarları, menfaatleri için mi bir program yaptılar, gizli gizli neler konuştular onu da bilmiyoruz. Ama maalesef çok üzücü şeyler yaşıyoruz.
Hele hele bu Muharrem ayında olmayacak şeyler yaşıyoruz. Bu da Alevileri çok üzüyor, canımızı acıtıyorlar. Biz Aleviler kendimize çeki düzen vermemiz, kurumlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Nerede oturacağımızı kimlerin nerede oturacağını bilmemiz gerekiyor. Eğer biz bu şekilde devam edersek hiçbir önemimiz kalmayacak. Bunun için herkesin çok hassas davranması gerekiyor. Rehberin de halkın da oturacağı yerin belli olması gerekiyor. Maalesef Sayın Cumhurbaşkanı gidiyor postumuza oturuyor. O da bizi üzüyor. Bundan dolayı en kısa zamanda bütün genel başkanlarımız bir araya gelerek bunun çözüm yolunu bulmaları gerekiyor.”
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi vekili Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, saldırganın ‘Anayasayı ihlal’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.
30 Temmuz tarihinde Ankara’daki Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik saldırıya ilişkin gözaltına alınan 3 kişiden, Ahmet Ozan Karaca mahkeme tarafından ‘Dini değerleri aşağılama suçundan’ tutuklanırken, 2 kişi ise ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi vekili Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, saldırganın ‘Anayasayı ihlal’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.
Saldırganın Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde yer alan ‘Anayasayı ihlal’ suçunu işlediğini ve bu maddeden yargılanması gerektiğini belirten Piroğlu, bu suçtan yargılanmadığı için saldırganın birkaç ay sonra serbest kalacağını söyledi.
“SALDIRGANIN CEBİR VE ŞİDDET KULLANDIĞI VE ANAYASAYI İHLAL SUÇU İŞLEDİĞİ SABİTTİR”
Avukat Piroğlu’nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı:
“Aynı gün içerisinde çok kısa bir sürede 2 cemevine, 2 Alevi Derneği’ne ve Alevi şahıslara saldırılar gerçekleştiren saldırganın eylemlerini nasıl olur da ‘Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen bir suç’ kapsamına sokmazsınız? Bu eylemler Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan ‘Anayasayı ihlal’ suçunu oluşturur. Saldırgan şahıs cebir ve şiddet kullanarak anayasanın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmiştir. Saldırganın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması gerekmektedir. Saldırganın cebir ve şiddet kullandığı ve anayasayı ihlal suçu işlediği sabittir.
Siz bu saldırgana bu maddeden işlem yapmadınız. Bu saldırganın, Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan bu suçu işlediğini gerekçe göstererek tutuklamaya sevk etmediniz. Bu saldırganı ‘Halkı kin ve düşmanla alenen tahrik etme, inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’ suçlarını işlediği gerekçesiyle tutuklamaya sevk ettiniz. Saldırgan şahıs sizin sevk ettiğiniz bu maddelerden tutuklandı. Bu maddelerin alt ve üst hadlerinde yer alan ceza miktarları çok düşüktür. Bu süreç böyle devam ederse bu saldırgan şahıs çok yakında tahliye olacaktır.
“SALDIRGAN ANAYASAL DÜZENİ VE ALEVİLİĞİ HEDEF ALMIŞTIR, AMACI KAOS YARATMAKTIR”
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını gerektiren bir suçtan tutuklanması ve yargılanması gereken saldırgan şahıs, bu maddeden tutuklamaya sevk edilmemiştir. Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ve Aleviliği hedef almıştır. Bu saldırılar milyonlarca Alevi vatandaşımızı hedef almıştır. Saldırganın amacı ülkede kaos yaratmaktır. Aleviler bu ülkede defalarca katliamlara uğramışlardır. Siz yaptığınız bu işlemle milyonlarca Alevi vatandaşımızı rencide ettiniz ve toplumsal vicdanı yaraladınız. Bu saldırıların ‘Anayasayı ihlal’ suçunu oluşturması için birilerinin ölmesi mi gerekiyordu? Alevilere ve Aleviliğe yapılan saldırılarda, saldırganlar toplum vicdanını rahatlatacak bir şekilde neden cezalandırılmazlar? Türk Ceza Kanunu, Alevilere ve Aleviliğe yapılan saldırılarda, saldırganları kurtaracak şekilde uygulanmak zorunda mı?
“BİZ ADALET ARIYORUZ VE ADALET ARAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Sizi soruşturmayı hukuka uygun şekilde yürütmeye davet ediyorum. Saldırgan şahsı Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan ‘Anayasayı ihlal’ suçundan tutuklamaya sevk etmenizi ve bu soruşturmayı ‘Anayasayı ihlal’ suçundan da yürütmenizi talep ediyorum. Eğer bu taleplerimizi yerine getirmeyecekseniz, bu soruşturma dosyasından çekilmenizi talep ediyorum. Biz adalet arıyoruz ve adalet aramayı sürdüreceğiz.”
PİRHA- Yazar Hüseyin Ozan, iktidar yetkililerinin Alevi kurumlarını ziyaretlerini arttırmalarını Aleviliğe ve Alevilere yönelik yürütülen sistematik bir politikanın olduğunu gösterdiğine işaret ederek, “Bu saldırı ve politikalara karşı Alevilerin ülkenin demokrasi güçleriyle bağını güçlendirmesi, ortak hareket etmesi şarttır” dedi.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine gidişi ve AKP’li üst düzey yöneticilerin Alevi kurumlarını ziyaretlerini arttırmaları tartışmaları da beraberinde getirdi.
İçişleri, Kültür ve Turizm ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ve 300 dedenin Kerbela’ya götürülmek istenmesi Alevi toplumu tarafından devletin asimilasyon politikalarının bir parçası olarak tanımlanırken, art arda Alevilere ve kurumlarına yönelik saldırıların da paralel bir şekilde yükselmesi kuşkuları beraberinde getiriyor.
“ALEVİLİK BİR KEZ DAHA MANİPÜLE GİRİŞİMLERİNE MARUZ KALMAKTADIR”
Yazar Hüseyin Ozan, bu girişimlerin tamamının hem asimilasyon hem de seçim yatırımı kapsamında yapıldığının altını çizerek, “Tek tip iktidar alanını esas alan devlet politikaları kapsamında Aleviliğin bir kez daha manipüle girişimlerine maruz kalacağı açıktır. Alevi meselesinin çözümünün, tüm ülkenin kapsamlı demokratik bir dönüşümüyle mümkün olabileceği açıktır. Alevi meselesinin diğer toplumsal sorunlardan bağımsız çözümü mümkün değildir” dedi.
Hâlihazırda yaşamın tüm alanlarını kıskaç altına almış bir iktidarın Alevilerin taleplerini yerine getirmesinin mümkün olmadığını belirten Ozan, “Yoğun bir şiddeti, yönetmenin temel aracı olarak kullanan, resmi ideolojiyi sorgulamayıp en katı biçimiyle uygulayan bir hükümetten samimi bir açılım beklemek imkansızdır. Olsa olsa ülkenin farklı kesimlerine uygulanan “ranttan nasiplendirerek” toplumsal tabanına eklemlemek biçiminde bir yaklaşım söz konusu olabilir” diye konuştu.
“ALEVİLİĞE VE ALEVİLERE YÖNELİK SİSTEMATİK BİR POLİTİKA YÜRÜTÜLÜYOR”
“Cemevlerine ve Alevilere saldırının zeminini kim güçlendirmiştir?” diye soran Ozan, şunları söyledi:
“Meydanlarda Alevi kimliğine vurgu yaparak Kılıçdaroğlu’nu yuhalatan, cemevlerini ‘cümbüş evi’ olarak niteleyen, Kürt hareketi içindeki Alevileri dahi barışın önündeki engel diye hedef gösteren, Alevi köylerine hizmet götürmeyen, zor ve hile ile cami yaptıran, karakollardan Alevi köylerine ezan yayını yaptıran, Terolar örneğinde olduğu gibi Sünni göçmenleri Alevi halkın tarihsel yaşam alanlarına yerleştirerek göçe zorlayan kimdir? Bu basit bir öfke midir? Bunların tamamı bize Aleviliğe ve Alevilere yönelik sistematik bir politikanın olduğunu gösteriyor. Bu saldırı ve politikalara karşı Alevilerin ülkenin demokrasi güçleriyle bağını güçlendirmesi, ortak hareket etmesi şarttır. Sorunlar ancak böyle aşılacaktır.”
PİRHA-30 Temmuz’da Ankara’da cemevlerine yönelik saldırılara tepki gösteren AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, “Geçmişte Alevilere katliam yapan devlet günümüzde de aynı politikaları sürdürüyor. Saldırılar tesadüf değildir, seçimlere giderken ülkedeki diğer azınlıklara ne yaptılarsa Alevilere de onu yapacaklar” dedi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Cemevlerine yönelik düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Devletin Alevisini yaratma projesinin olduğunu belirten AABK Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, “Geçmişte Alevilere katliam yapan devlet günümüzde de aynı politikaları cemevlerine yapılan saldırılarla sürdürüyor. Devletin Alevilerle arasının iyi olması için uğraşan cemevleri var ve bunu gören devlet erkânı da Alevileri ayrıştıracak şekilde hangi cemevlerine saldırı yapacaklarına ilişkin bir proje ile karşı karşıyayız. Saldırılar tesadüf değildir. Seçimlere giderken ülkedeki diğer azınlıklara ne yaptılarsa Alevilere de onu yapacaklar. Seçimlere giderken Alevileri tanımayan, cemevlerini ibadethane olarak görmeyen ve Alevilere eşit yurttaşlık hakkını vermeyen bir ülkenin yöneticileri ne hikmetse bir senedir cemevlerini geziyorlar” dedi.
PİRHA-Ankara ve İstanbul’da Alevilere ve kurumlara yönelik düzenlenen saldırılara tepki gösteren ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, saldırıların arkasındaki gücün bulunmasını istediler. Başkanlar, “Yapılan saldırılar ilk değildi, son olmayacağını da biliyoruz. Ülkeyi yönetemez durumda olan iktidar Aleviler üzerinden toplumsal kaos yaratmaya çalışıyor” ifadelerini kullandılar.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
İstanbul’da ise Alevi Vakıfları Federasyonu 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş, evinin önünde kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerin saldırısına uğradı. Saldırıyı gerçekleştiren şahısların adres sorma bahanesiyle Sarıtaş’a yaklaşıp saldırdıkları belirtildi. Hastanede kontrolden geçen Sarıtaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Cemevlerine ve Alevilere yönelik düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“İKTİDAR TOPLUMSAL KAOS YARATMAYA ÇALIŞIYOR”
Ülkeyi yönetemez durumda olan iktidarın toplumsal kaos yaratmaya çalıştığını belirten ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Bu topraklarda yıllardır beslendikleri kaosun en uç noktası Aleviler olarak görülmüştür ve yine kendi iktidarlarının devamını sağlamak için Aleviler üzerinden toplumsal kaos yaratmaya çalışıyorlar. Aynı zamanda iktidar cemevlerini ziyaret ederek Alevi toplumunun örgütlü yapısını ayrıştırma adına geçmişte olduğu gibi bugün de çalışmalarına devam ediyor. Biz bu anlayışın ikiyüzlülüğünü, ayrıştırıcı dilini ve samimiyetsizliğini çok iyi biliyoruz. İnancı yok sayılan, cemevleri ibadethane olarak kabul edilmeyen ve Alevilerin taleplerine sağır, dilsiz kalan iktidarın bugün seçimler yaklaştıkça Alevilere hoş görünmek için cemevlerini ziyaret etmesinin altındaki ikiyüzlülüğü görmemiz gerekiyor” dedi.
“ALEVİLERİ KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN BASKICI VE TEKÇİ ANLAYIŞ DEVAM ETTİRİLİYOR”
Alevileri ve muhalifleri korkutmak, kontrol altına almak isteyen devlet üst aklının baskıcı ve tekçi anlayışı devam ettirdiğini vurgulayan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Kartal Cemevi başkanına saldırı düzenlendi, muharrem oruçlarının ilk gününde Ankara’nın göbeğinde cemevlerine saldırı oldu. Bizim tarafımız çok net, diyoruz ki inancı, kimliği, dili ne olursa olsun herkes bir arada kardeşçe, eşit koşullarda yaşasın biz barıştan yanayız ama birileri kendi egemen güçlerini bizlere dayatmaya çalışıyorlar biz buna karşı tutum sergiliyoruz. Devletin Alevilere, Kürtlere ve diğer toplumsal kesimlere uyguladığı politikaların son birkaç hafta içerisinde devam ettirileceğini görmüş olduk” ifadelerini kullandı.
“SALDIRILAR İLK DEĞİLDİ SON DA OLMAYACAK”
Ankara’da cemevlerine yapılan saldırının ilk olmadığını ve son da olmayacağını bildiklerini söyleyen PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de “Çünkü siyasal iktidarlar ülkeyi yönetemediği durumlarda toplumun dikkatini başka taraflara çekebilmek adına her zaman Aleviler hedefe konulmuştur. 72 milleti aynı nazarla görürüz, şiddetten beslenmeyiz, kinden ve kibirden uzak dururuz, herkesin kardeşçe bir arada yaşamını savunuruz. O nedenle Kartal’da ve Ankara’da gerçekleşen saldırıları kınıyorum. Saldırıların arkasındaki gerçek senaristlerini ve oyuncularını istiyoruz” diye belirtti.
PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da Alevi kurumlarına yönelik eş zamanlı gerçekleşen saldırılara ilişkin basına servis edilen asılsız haberleri Meclis gündemine taşıyarak, “Saldırıya ilişkin basına servis edilen asılsız haberler kimler tarafından ve hangi amaçla hazırlanıp yayılmaktadır?” diye sordu. Kenanoğlu, Alevi kurumlarına neden bilgi verilmediğini de sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da Alevi kurumlarına yönelik eş zamanlı gerçekleşen saldırılara ilişkin basına servis edilen asılsız haberleri Meclis gündemine taşıdı.
İçişleri Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde, saldırganların sol örgütlerle bir alakası olmadığını belirten Kenanoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ve emniyet birimlerinin kamuoyunu yanıltıcı ve çelişkili açıklamalar yaptığını aktardı.
“SALDIRILARIN ARDINDAN ASILSIZ VE PROVOKE EDİCİ BİR KAMPANYA YÜRÜTÜLMÜŞTÜR”
Kenanoğlu’nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması için verdiği soru önergesinde 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendiği anımsatılarak şu sözlere yer verildi:
“Saldırının ilk anından itibaren hem İçişleri Bakanı hem de Emniyetin yetkili birimleri tarafından kamuoyuna çelişkili ve yanıltıcı haberler servis edilmeye başlanmıştır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Eski Türkiye’nin ayak izlerine rastladık’ cümlesi ile birlikte yandaş medya ve trol ordusu tarafından cemevlerine yapılan saldırıların Sol/Sosyalist Devrimci örgütlerle bağlantısı olduğunu ima eden asılsız ve provoke edici kampanya yürütülmüş ve ulusal medyada dahi gerçek dışı haber olarak tüm Türkiye’ye yayılmaya çalışılmıştır.
“DEVRİMCİ ÖRGÜTLE BAĞLANTISI OLDUĞUNA DAİR SORUŞTURMA DOSYASINDA BİR ŞEY YOK”
Ancak, saldırgan Ahmet Ozan K.’nın basına da yansıyan ifadelerinde görüleceği gibi saldırganın bir sol veya devrimci örgütle bağlantısı olduğuna dair ne soruşturma dosyasında ne de mahkeme tutanaklarında buna ilişkin bir ibare geçmemektedir. Nihayetinde Ankara’da faaliyet gösteren ‘Devrimci Gençlik Dernekleri’ Cemevleri ve Alevi derneklerine yapılan saldırılarla ilgili kendilerine yönelik basında yer alan ithamlara yönelik basın toplantısı düzenlemiş ve saldırganın ve saldırının Devrimci Gençlik Dernekleri ile hiç bağı olmadığı, İçişleri Bakanı ve yetkililerin kamuoyunu yanıltıcı bu algı operasyonlarının çöktüğünü açıklamışlardır.
“ASILSIZ HABERLER KİMLER TARAFINDAN VE HANGİ AMAÇLA HAZIRLANIP YAYILMAKTADIR?”
Bu bağlamda;
1-Saldırıya uğrayan Cemevleri ve Alevi Derneklerine yetkililer tarafından neden bilgi verilmemektedir?
2-Saldırıya ilişkin basına servis edilen asılsız haberler kimler tarafından ve hangi amaçla hazırlanıp yayılmaktadır?
3-Saldırgan Ahmet Ozan K. cebir ve tehdit suçları ile ilgili TCK 115/1’den tutuklandığına göre Bakanlığınızın iddia ettiği -eski Türkiye, örgüt bağlantısı, üzerindeki çapak- ifadeleri ile ne kastedilmektedir? Elinizde delil veya mahkeme kararı olmadan kamuoyunu yanıltıcı beyanatlarda bulunmakla ne amaçlanmaktadır?
4-İçişleri Bakanlığı olarak ilk andan itibaren saldırganın örgüt bağlantısı olduğu kanısına nasıl varılmıştır? Tutuklama sonrası saldırganın örgüt bağlantısı olmadığı ortaya çıktığına göre düzeltme açıklaması yapılacak mıdır?
5-Soruşturma sonuçlanmadan en yetkili ağızlarca kamuoyunu manipüle edici beyanlarda bulunmak saldırganın varsa asıl bağlantılarının ortaya çıkmasının perdelenmesine yol açmayacak mıdır?”
PİRHA- Ankara ve İstanbul’da Alevilere ve kurumlarına yönelik düzenlenen saldırılara tepki gösteren yurttaşlar, Alevi inancına yönelik saldırılarda politikacıların kullandığı dilinde payı olduğuna dikkat çekerek, Alevilere yönelik saldırılar geçmişten beri devam eden bir politika olduğunu belirtti.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan K, tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
İstanbul’da ise Alevi Vakıfları Federasyonu 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş, evinin önünde kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerin saldırısına uğradı. Saldırıyı gerçekleştiren şahısların adres sorma bahanesiyle Sarıtaş’a yaklaşıp saldırdıkları belirtildi. Hastanede kontrolden geçen Sarıtaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Cemevlerine ve Alevilere yönelik düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor. Erzincan’da yurttaşlar saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“CEMEVLERİNE SALDIRAN KİŞİLERE TALİMAT VERİLMİŞ”
Cemevlerine yapılan saldırıyı insanları birbirine düşürmek için yapıldığını söyleyen Kenan Düzgünkaya, “Aleviler olarak devletin inancımızı tanımaması nedeniyle zorluklarla karşı karşıyayız. Cemevlerine saldıran kişiler Ankara dışından geldiği için kendilerine talimat verilmiş. Alevi inancına yönelik saldırılarda politikacıların kullandığı dilinde payı var” dedi.
“SALDIRGANLAR BİR MERKEZ TARAFINDAN MAŞA OLARAK KULLANILIYOR”
Türkiye’de ezilen halklar ve inançlar arasında yaratılmak istenen çatışmanın birilerinin eliyle yapıldığına dikkat çeken Önder Turan, “Ülkedeki gerçeklikleri gözden kaçırmak için yok sayılanlar ve ezilenler arasında bir çatışma ortamı yaratılıyor. Maşa olarak kullanılan saldırganları kontrol eden bir merkez var, oraya dikkat çekmek gerekiyor” diye belirtti.
“ALEVİLERE RAHAT VERMEK İSTEMİYORLAR”
Alevilere yönelik yıllardır baskıların olduğunu vurgulayan Haşim Fırat, “Aleviler bu ülkenin vatandaşı olarak görülmedi, her zaman bir kenara itilmiş. Alevilere rahat vermek istemiyorlar bunu da ülkenin başındaki insanlar yapıyor. Maraş’ta, Sivas’ta ve Çorum’da katledildik o yüzden bu saldırılar geçmişten beri devam eden bir politika. Alevilere sizin bu memlekette yaşama hakkınız yok diyorlar” diye konuştu.
PİRHA-Ankara’da cemevlerine yapılan saldırının tesadüf olmadığını vurgulayan Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, “Geçmişte cuma günü camiden çıkıp Sivas’ta insanları yaktılar. Seçimlerin konuşulduğu bir dönemde Alevi toplumunun kurumlarına saldırıların olması düşündürücüdür” dedi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan K, tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Cemevlerine düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor.
Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ALEVİLERİN EN BÜYÜK SORUNU YASA ÖNÜNDE EŞİT YURTTAŞ OLMAMASI”
30 Temmuz’da cemevlerine yapılan saldırının tesadüf olmadığını vurgulayan İnanç Dolu, “Seçimlerin konuşulmaya başlanması, Hacıbektaş’ta gençlik kampının yapılacak olması, cemevlerine yasal statü tartışmalarının yapılması ve Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevlerine yaptığı ziyaretlerden sonra cemevlerine eş zamanlı saldırıların düzenlenmesinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Daha önce de cuma günü camiden çıktılar Sivas’ta insanları yaktılar, yine cuma günü camiden çıkıp Maraş ve Çorum katliamlarını yaptılar. Seçimlerin konuşulduğu bir dönemde Alevi toplumunun kurumlarına saldırıların olması düşündürücüdür. Alevi toplumunu en büyük sorunu yasa önünde eşit yurttaş olmaması ve cemevlerine yasal statünün verilmemesidir” dedi.
Cemevlerine yapılan saldırıyı düzenleyenlere verilen cezaları eleştiren Dolu, “Bu kadar kolay olmamalı. Bugün cemevlerine girip saldıranlar yarın cemevlerini yakabilirler. Saldırılara karşı dikkatli olmamız lazım ve Alevi kurumlarının yapılan saldırılara artık birlik, beraberlik içerisinde tepki göstermesi gerekiyor. Cemevlerine yapılan saldırının Muharrem oruçlarının birinci gününe gelmesi de manidardır” diye konuştu.
PİRHA-Ankara’daki Alevi kurumlarına saldırı düzenleyen ve tutuklanan Ahmet Ozan K. mahkemede verdiği ifadede, “Ailem bana kötü şeyler yaşattı. Büyü yaptı. 2 ay öncesine kadar esrar kullanıyordum. Onların etkisiyle yaptım” dedi.
30 Temmuz tarihinde Ankara’daki Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik saldırıya ilişkin gözaltına alınan 3 kişiden Ahmet Ozan K. tutuklanırken, saldırgana yardım ettiği iddiasıyla gözaltına alınan Çağdaş B. ve Baver G. ev hapsi kararıyla serbest bırakıldı.
Dün savcılığa çıkarılan saldırganlar, ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Saldırganlardan Ahmet Ozan K., mahkemede verdiği ifadede yapılan saldırıları üstlenerek, sağlıklı düşünemediğini söyledi.
Saldırgana yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan diğer iki kişi ise kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyerek, olayla ilgilerinin olmadığını beyan etti.
“BANA BÜYÜ YAPILDI, ONUN ETKİSİYLE SALDIRILARI YAPTIM”
Saldırgan Ahmet Ozan K. mahkemede verdiği ifadede şunları dile getirdi:
“Ben ailemden uzaklaşmak için Eskişehir’e geldim. Çok kötü olaylar yaşadım. Annem ve babamın gerçek olduğunu düşünmüyorum. Amcam bana büyü yaptı. Kötü ve büyü gibi şeyler yapıldı bana. Yaşadığım olaylarda ailemin etkisi var. Benim her dediğime ‘sen uyduruyorsun, paranoyaksın’ diyorlardı. 2 ay öncesine kadar esrar kullanıyordum. Artık kullanmıyorum. Yaşadığım olaylarda ölümden döndüğüm için son bir kez bir şey yapmak istedim ve buralara saldırdım. Kimseden talimat almadım. Eylemi yapacağımı Baver’e söyledim. Oda bana ‘paranoyaksın sen’ dedi. Takdir mahkemenindir.”
“OLAYLA İLGİMİZ YOK”
Saldırgana yardım ettiği iddiasıyla gözaltına alınan Çağdaş B. ve Baver G. ise verdikleri ifadelerde, Ahmet Ozan K.’nin akli dengesinin yerinde olmadığını, yakın zamana kadar uyuşturucu kullandığını belirterek olayla ilgilerinin olmadığını söyledi.
Mahkeme, yapılan savunmaların ardından saldırıyı yapan Ahmet Ozan K.’nin tutuklanmasına, saldırgana yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan Çağdaş B. ve Baver G.’nin ise ev hapsi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.
PİRHA-Ankara’da cemevlerine yapılan saldırıya tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Ankara’da cemevlerine yapılan saldırı toplumun refleksini ölçme amacıyla yapıldı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınız zaman bu tür denemeler yapılmış ve arkasından katliamlar gelmiştir” dedi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Cemevlerine düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“AKP-MHP İKTİDARININ ASIL PROJESİ İSLAM’IN VE TÜRK’ÜN DIŞINDA KİMSEYE YAŞAM HAKKI TANIMAMAKTIR”
Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında farklı olan kimlik ve inançların ortadan kaldırılma projesinin bugüne kadar devam ettiğini vurgulayan Kulu, “Ankara’da cemevlerine yapılan saldırı toplumun refleksini ölçme amacıyla yapıldı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınız zaman bu tür denemeler yapılmış ve arkasından katliamlar gelmiştir. İktidarı elinde tutan AKP-MHP’nin asıl projesi İslam’ın ve Türk’ün dışında kimseye yaşam hakkı tanımamaktır. Eğer bu ülkede insanca, demokrasi içinde yaşanılacaksa her farklı inancın ve kimliğin mutlaka anayasal güvence altına alınması gerekiyor” dedi.
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi’nin avukatı Hüsniye Şimşek, “Biz avukatlar olarak yeterli ve detaylı bilgiye ulaşamazken, Yeni Şafak Gazetesi an be an gelişmeleri yazıyor. Yapılan açıklamaların hiçbirisi saldırıya uğrayan Alevileri ve kamuoyunu tatmin etmiyor” dedi.
Ankara’da Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi’ne, Ege Mahallesi Şah-ı Merdan Cemevi’ne, Gökçebel Köy Derneği’ne ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na 30 Temmuz’da eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda bir kişi bıçakla yaralandı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi’nin avukatı Hüsniye Şimşek, soruşturma sürecine dahil olamadıklarını ve şeffaf bilgiye ulaşamadıklarını belirtti.
“3 KİŞİ GÖZALTINDA, EMNİYET GÜNLER SONRA ‘ÖRGÜT BAĞLANTISI OLABİLİR’ DEDİ”
Avukat Şimşek şunları dile getirdi:
“Herkesin konuştuğu bilgileri biz de biliyoruz. Soruşturma tek şüpheli üzerinden yürütülüyordu ancak dün gece 2 kişi daha gözaltına alındı. Şu an 3 kişi gözaltında. Emniyet tarafından soruşturmanın başında herhangi bir örgüt şüphesi olmadığı söylenirken, şu anda bir örgütle bağlantısı olabileceği söyleniyor. Biz avukatlar olarak yeterli ve detaylı bilgiye ulaşamazken, Yeni Şafak Gazetesi an be an gelişmeleri yazıyor. Oradan öğrendik ki şüphelendikleri örgüt THKP-C imiş. Sonra yine basından öğrendik ki o örgüt de açıklama yapmış, ‘Bizimle ilgisi yok. Biz böyle bir şey kesinlikle yapmayız’ demiş.
“BİZ AVUKATLAR OLARAK BİLGİ ALAMAZSAK, YENİ ŞAFAK GAZETESİ HER ŞEYİ ÖNCEDEN YAZIYOR”
Yapılan açıklamaların hiçbirisi saldırıya uğrayan Alevileri ve kamuoyunu tatmin etmiyor. Aleviler bu işin altından sol bir örgütün çıkacağını düşünmüyorlar. Yeni Şafak Gazetesi’ne içeriden bilgi sızdırılıyor ancak biz olayın mağduru olan avukatlar hiçbir bilgi alamıyoruz. Gözaltı sürelerinin uzatıldığı söylendi ancak kaç gün uzatıldığına dair de bilgi alamadık. UYAP’a işlenmediği için bilgi veremezlermiş. İşlendiği takdirde bu konuyla ilgili bilgi vereceklerini söylediler.”
Bu arada, 3 Ağustos Çarşamba günü Alevi kurum başkanları ve avukatları Ankara Adliyesi’ne giderek, Cumhuriyet Başsavcısı ile veya vekili ile şeffaf bilgi alamadıkları ve sürecin işleyişinden rahatsızlıklarını dile getirmek için görüşme talep edecek.
PİRHA-Dersim Barosu, Ankara’da 30 Temmuz’da cemevlerine düzenlenen saldırılara tepki göstererek yazlı açıklama yaptı. Açıklamada, “Karanlık bir provokasyonu amaçlayan bu saldırılar geçmişte olduğu gibi ülkede yeni bir kaos ve çatışma ortamı yaratmayı hedeflemiştir” denildi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi. Cemevlerine düzenlenen saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor.
Dersim Barosu, Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne yapılan eş zamanlı saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“SALDIRININ BÜTÜN YÖNLERİYLE AÇIĞA KAVUŞTURULMASI ELZEMDİR”
Provokasyon girişimlerine karşı dikkatli olunması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Karanlık bir provokasyonu amaçlayan bu saldırılar geçmişte olduğu gibi ülkede yeni bir kaos ve çatışma ortamı yaratmayı hedeflemiştir. Saldırının arka planında bulunan bütün şahısların ve varsa kurumların tespit edilerek yargı önüne çıkarılmasını bekliyoruz. Son yıllarda toplumun ezilen kesimlerine karşı yapılan çeşitli saldırıların, Alevilerin evlerinin işaretlenmesinin ve bu son saldırıların birbirinden bağımsız olmadığı kanaatindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanmış benzer provokasyon girişimlerinin bir daha yaşanmaması, toplumsal barışın ve birlikte yaşama kültürünün güçlü kılınması için hukukun işletilerek saldırının bütün yönleriyle açığa kavuşturulması elzemdir. Ülkenin seçime gittiği bir süreçte kaostan ve çatışmadan beslenmek isteyen karanlık güçlerin harekete geçmesine zemin hazırlayan bu saldırıların daha büyük ve acı bir sonuca varmaması için başta siyaset kurumu olmak üzere diğer kurumlara ve herkese büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.”
PİRHA- Cemevlerine saldırılara tepki gösteren İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Hakkı Demir, devlet yetkililerinin ‘meczup’ açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, nefret ve ayrımcı politikalarının sonucu olarak saldırıların gerçekleştiğinin söyledi. DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy da, devletin Alevilerin taleplerini yerine getirmeleri gerektiğini ifade etti.
Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne 30 Temmuz günü eş zamanlı saldırı düzenlendi.
Saldırının ardından faillerin ve azmettirenlerin yakalanması çağrıları yükselirken, Alevi kurumları yapılan saldırının organize bir saldırı olduğunu ve geçmişten günümüze ayrımcı ve nefret söyleminin ve uygulamaların sonucu olduğuna işaret etti.
Mersin’de de emek, meslek ve siyasi parti temsilcileri Alevi kurumlarına yapılan saldırıları kınadı.
“POLİTİKALAR SONUCU POTANSİYEL SALDIRGANLAR OLUŞUYOR”
PİRHA‘ya konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eşbaşkanı Hakkı Demir, devlet yetkililerinin ‘meczup’ açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, nefret ve ayrımcı politikalarının sonucu olarak bu tür saldırıların gerçekleştiğinin belirterek, “Bu politikalar sonucu potansiyel saldırganlar oluşuyor. Bazen bir talimatla bazen de talimat almadan saldırı gerçekleştirebiliyorlar” dedi.
Anayasada laiklik ve inanç özgürlüğünün olmasına karşın tek tip inancın dayatıldığına dikkat çeken Demir, devletin bu olumsuz tutumuna karşı sivil toplum örgütlerinin ve özellikle de siyasi partilerin nefret diline ve ayrımcı politikalara karşı çalışmalar yapması çağrısında bulundu.
DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy da, saldırganın arkasında bir gücün olduğunu vurgulayarak, “Alevilere karşı geçmişten günümüze bir katliam ve ötekileştirme vardı. Bunu Maraş’ta, Sivas Madımak’ta, Çorum’da, Dersim katliamlarından biliyoruz. Devlet bu tür saldırılar karşısında kınamak yerine, Alevilerin taleplerini yerine getirmeleri gerekiyor. Alevileri tanımak sözde olmaz. Devlet tanıyacak. Ancak tanırsa saldırılar önlenir” diye konuştu.
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, “Soruşturma süreci boyunca sağlıklı bilgi elde edemedik. Bu kişi tek başına bu saldırıları yaptıysa da, siyasi iktidarın kullandığı ötekileştiren, yok sayan, nefret söyleminde bulunan dilinden kaynaklıdır. Bu olayın peşini bırakmayacağız” dedi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi’ne, Ege Mahallesi Şah-ı Merdan Cemevi’ne, Gökçebel Köy Derneği’ne ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda bir kişi bıçakla yaralandı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Saldırıları tek kişinin yaptığına inanmadıklarını belirten Karabudak, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Duyarlı tüm kesimlerin bu tür saldırılara karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini de kaydeden Karabudak, siyasal iktidarın seçim sürecine giderken kaos ortamı yaratarak bundan beslenmek isteyeceğini ve herkesin buna karşı uyanık olması gerektiğini vurguladı.
“CEMEVLERİNE YÖNELİK SALDIRI OLDUĞUNU DUYUNCA HEMEN GELDİK”
Saldırının olduğu günü anlatarak sözlerine başlayan Karabudak, şunları dile getirdi:
“Saat 14.00 gibi çıkmıştık cemevimizden, kapalıydı. Eve gittim, bir arkadaş aradı. ‘Bir duyum aldım Ankara’da cemevlerine saldırı olmuş’ dedi. ‘Siz de bir şey var mı?’ diye sordu. Ben de biraz önce cemevindeydik bir sorun yok dedim ama yine de bir gelip bakmak istedim. Geldiğimde baktım ki bizim cemevimize saldırı olmuş. Camlar kırılmış ve yerde banket taşları var. Yan taraftaki dükkanlara sordum. ‘Görmedik, içerideydik’ dediler. Hava çok sıcak olduğu için sokakta kimse yoktu. Daha sonra kapının önüne bir sivil polis ekibi geldi. Onlar da, ‘Biz de Ankara genelinde cemevlerine yönelik bir saldırı olduğunu duyduk, o yüzden geldik’ dediler. Daha sonra esnaftaki mobese kameralarına baktık.
Saldırı saat 15.40’da gerçekleştirilmiş. 20 – 25 yaşlarında bir erkek şahıs yapmış. Elinde banket taşları ile yaya olarak geliyor ve saldırıyı gerçekleştiriyor. Sonrasında elini kolunu sallayarak ters istikamete doğru devam ediyor. Daha sonra da ben üyelerimize, mahalledeki dostlarımıza haber verdim. Medyaya da haber verdik. Belli bir süre hiçbir yere dokunmadık. Daha sonrasında polisler geldi ifadeler alındı, parmak izi vesaireler alındı. Avukatımız geldi aynı zamanda, şikayetçi olduk. Saldırı olduğu günden bugüne de sürekli ziyaretçilerimiz oluyor. Siyasi partiler, demokratik kesim, sivil toplum örgütleri, dost kurumlar, çok sayıda yurttaşımız ziyaretimize geldi.”
“İZMİR’DEN GELMİŞ, İKİ SAAT İÇİNDE SALDIRILARI YAPMIŞ VE DÖNERKEN YAKALANMIŞ”
Soruşturma süreci boyunca sağlıklı bir bilgi elde edemediklerini söyleyen Karabudak, “Şu anda öğrendiğimiz kadarıyla bu saldırıları bir kişi yapmış. İsmini öğrenemedik, gizlilik var. Dün avukatımızı emniyete çağırdılar. Onunla da hiçbir bilgi paylaşımı yapmadılar. Sadece ‘Fazla büyütmeyin, münferit bir olay. Bir kişinin yaptığı bir olay. Hiçbir örgüt bağlantısı yok. Buna rağmen tekrardan araştırıyoruz. Aynı gün yakalandı zaten’ demişler. Ancak biz bunun böyle olmadığını biliyoruz. Bu kesinlikle örgütlü bir olaydır. Netleştiremedik ama aldığımız duyumlara göre bu şahıs İzmir’den gelmiş. 2 cemevi, bir vakıf ve bir köy derneğine saldırdıktan sonra İzmir’e geri dönerken Eskişehir yolunda yakalanmış. Ancak bunun hiç inandırıcılığı yok. İzmir’den gelip Kızılay’a gidip oradan Ege Mahallesi’ne geçip daha sonra Tuzluçayır’a gelmesi yaklaşık iki saatlik bir zamanını almış. Bölgeyi bilmeyen, mahalleyi bilmeyen birisinin yapabileceği bir şey değil bu. Ayrıca neden yapsın? Bunun arkasında muhakkak birileri var. Siyasi iktidar bu olayı aydınlatmalı ve tüm kamuoyuna hesabını vermelidir” diye konuştu.
“SİYASİ İKTİDAR BU TÜR KAOSLARLA ÖMRÜNÜ UZATMAK İSTİYOR OLABİLİR”
Bu tür saldırılara karşı Alevilerin, demokratların, duyarlı tüm yurttaşların birbirine sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Karabudak, süreci iyi okumanın ve uyanık olmanın çok önemli olduğunu kaydetti.
Seçim sürecine doğru gidildiğini de anımsatan Karabudak, “Biz bunun sağlıklı bir seçim olacağını düşünmüyoruz. Siyasi iktidar şu an ekonomik olarak derin bir krizde. Bu tür kaoslarla ömrünü uzatmak gibi bir kaygısı da olabilir. Daha kötü şeyler de yaşayabiliriz. Siyasi iktidar sürekli nefret dili kullanıyor. Bu kişi tek başına bu saldırıları yaptıysa da, siyasi iktidarın kullandığı ötekileştiren, yok sayan, nefret söyleminde bulunan dilinden kaynaklıdır. Siyasi iktidar böyle bir dil kullanırsa, birileri de kendine vazife çıkartır ve gelip bu tür saldırılar gerçekleştirir. Veya siyasi iktidarın içinden bir kol bir kaos yaratmak istiyor. Bunu da bizim üzerimizden yapmak istiyor. Tüm bunlara karşı uyanık olmalıyız, örgütlü olmalıyız. Sadece Alevilere yönelik bir saldırı değildir bu. Tüm demokratik kesimlere, tüm ötekileştiren, yok sayılan kesimlere yöneliktir. Bu saldırı karşısına iyi bir refleks gösterildiğini de düşünüyorum çünkü çok sayıda kurum, parti ve kişi bize gerçekten destek oldu, yanımızda oldu. Birlik ve dayanışmayı sağladığımızı düşünüyorum. Bu tür oyunların artık Türkiye’de tutmadığını da görmüş olduk” dedi.
“DEVLET BİR YANDAN CEMEVLERİNİ TANIMAZKEN BİR YANDAN DA BİRLİKTE ORUÇ AÇIN DİYOR”
Geçmişten bugüne Alevilere yönelik kırım ve katliamlar silsilesinin yaşandığını ifade eden Karabudak, son olarak şunları aktardı:
“Siyasi iktidar kırarak, katlederek yok edemediği Alevileri, içten bir kesimi satın alarak, asimile etmeye çalışıyor. Belli dedeleri, kurumları, yönetimleri satın alarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunların hepsi asimilasyon politikalarının bir parçasıdır. Siyasi iktidar 1600’e yakın cemevini ziyaret ederek kırıntı diyebileceğimiz ufak tefek şeyler verdi. Bunu yaparak bazı kesimleri yanına çekmek, yanında tutmak istiyor. Devlet bir yandan cemevlerini tanımazken, yasal statüsünü vermezken, bir yandan da cemevlerini ziyaret edin, birlikte oruç açın, aşurelerine katılın diyor. Bu bir çelişkidir. Hem yok sayacaksın hem de görevlendirdiğin kişilerin oralara gitmesini isteyeceksin. Bu makul Alevi yaratma derdidir. Yanımızda olun size kırıntı verelim, ihtiyaçlarınızı giderelim diyorlar.
“BU OLAY MÜNFERİT DEĞİL; CEMEVLERİMİZE, DERNEKLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Bu işin peşini bırakmamamız gerekir. Belki savcılığa çıkartacaklar bu saldırganı ve serbest bırakacaklar. Geçmişte de her zaman bu böyle oldu. Alevilerin kapıları işaretlendi, duvarları yazıldı, cemevi içinde canlarımız katledildi. Bir Uğur Kurt gerçeğimiz var ama hep bir kişi üzerinden yapılmış gibi gösterildi bu olaylar. Biz biliyoruz ki bunlar münferit değil, tek kişinin yaptığı işler değil. Her ne kadar tam anlamıyla inanmasak, güvenmesek de bir sistem hukuku var. Bunun işletilmesini istiyoruz. Bunun peşini bırakmamamız lazım. Alevilerin birlikte hareket ettiğini, dayanışma sağladığını göstermemiz gerekir. Bu saldırıların karşısına güçlü bir tavır, duruş sergilediğimizde bir daha kolay kolay bir saldırı gerçekleştiremeyeceklerdir. Tüm canlarımızı birlikte olmaya, birbirimize sahip çıkmaya çağırıyorum. Cemevlerimize, komşumuza, arkadaşımıza sahip çıkalım. Bir arada olalım, birbirimizin hızırı olalım.”