Etiket: cinsel istismar

  • İzmir’deki KESK’li kadınlardan çocuk istismarına tepki: İktidar suç ortağıdır-VİDEO

    İzmir’deki KESK’li kadınlardan çocuk istismarına tepki: İktidar suç ortağıdır-VİDEO

    PİRHA- Çocuk istismarı ve şiddetine tepki gösteren İzmir KESK’li kadınlar, “Cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı ile siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır” dedi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının, babası tarafından 6 yaşındayken evlendirilmesi ve çocukluğu boyunca istismar ve tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin Karşıyaka İskele’de bir araya gelen KESK İzmir Kadın Platformu, basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamada “Çocuklarımızı Karanlığınıza Teslim Etmeyeceğiz” yazılı pankart açılırken sık sık “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Eşit laik anadilde eğitim”, “İstismarı aklama yargıla” sloganları atıldı. Açıklamayı kadınlar adına Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) İzmir 5 No’lu Şube Kadın Sekreteri Aygül Şengül okudu.

    Açıklamada, AKP-MHP iktidarı döneminde eğitim sisteminin dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğine dikkat çekildi.

    “ÇOCUK İSTİSMARI GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ”

    Yaşananları hatırlatarak konuşmasına başlayan Şengül, “Bir kadının çocukluğu boyunca üstelik ailesinin onayıyla istismara maruz bırakıldığına dair beyanları ile adları taciz, tecavüz ve katliamlarla anılan cemaat, tarikat ve dini vakıflar, bir kez daha bir çocuğun çaresizliğe mahkûm edilmesine, yıllarca istismara maruz kalmasına yol açmasıyla karşımıza çıkmıştır. Öte yandan söz konusu skandal, artık neredeyse her gün bir yenisiyle karşılaştığımız kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın korkunç boyutunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca, söz konusu vakfın Milli Eğitim Bakanlığı ile ‘iş birliği’ ile yürüttüğü eğitim projelerinin bilinmesi, en önemli faaliyet alanının eğitim olması, 7. sınıftan itibaren öğrencilerin kaydını alarak hafızlık dersi vermesi de durumun ne kadar vahim olduğunu bir kez daha göstermektedir” diye belirtti.

    “İKTİDAR, ÇOCUK EVLİLİKLERİNİN YOLUNU AÇTI”

    Eğitim sisteminin dini faaliyetler, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğini vurgulayan Şengül, “Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir. Türkiye’de milyonlarca kız çocuğu, hâlâ eğitime, sosyal ve yasal haklara erişememekte, erken yaşta evlenmeye zorlanmaktadır. Özellikle kız çocukları, çocuk işçiliğine, ev içi emek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete, istismara ve ayrımcılığa daha fazla maruz kalmaktadır. Siyasi iktidarın sorunu çözmek yerine katmerleştiren politikaları ise süreci giderek ağırlaştırmaktadır. Öyle ki iktidar çocuk evliliklerinin yolunu açan, şiddet ve istismar faillerinin elini kolaylaştırıp cesaretlendiren yasal düzenlemelerle, kız çocuklarını eğitimden, toplumsal hayattan koparıp güçsüzleştiren, geleneksel ataerkil rollere hapseden politikaları meşrulaştırmaktadır. Bu bağlamda, okula erişemeyen kız çocuklarına dair son resmi veriler durumun ne kadar vahim ve kaygı verici boyutlara ulaştığını göstermektedir” dedi.

    CEMAATLER İLE İMZALANAN PROTOKOLLER

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021-2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre, ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışında olduğuna dikkat çeken Şengül, “Açık öğretimde okuyan kız çocuğu sayısını ise 636 bin 270 olarak belirten istatistikler toplamda 1,5 milyonu aşkın kız çocuğunun eğitim sisteminin dışında bırakıldığını göstermektedir. Eğitime devam etmeyen kız çocukları şiddet, istismar riski altında yaşamlarını sürdürmekte, çocuk yaşta evliliğe maruz bırakılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ise bu konuda hiçbir çalışma yürütmemekte aksine cemaat, tarikat ve vakıflarda yaşanan istismar vakaları ortadayken, protokoller imzalayarak gerici zihniyetin okulların içine girmesine izin vererek çocukları istismara açık hale getirmektedir” sözlerine yer verdi.

    “AKP-MHP ELİYLE EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    AKP-MHP iktidar bloğunun eliyle eğitimin dinselleştirildiğini kaydeden Şengül, “Dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar ise siyasi iktidar ve yargı tarafından sürekli hasıraltı yapılmakta,  bu suçların üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Ancak bizler Eğitim Sen olarak çocuklarımızı bu karanlığa teslim etmemek için gerçeği ısrarla söylemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Şengül son olarak şunları söyledi:

    “Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden yargı, çocukları korumayan kolluk kuvvetleri, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, laik ve eşit eğitim hakkını yok sayan, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır. 6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, ataerkil zihniyetinizi kabul etmiyoruz! Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz. Laik, eşit ve demokratik bir eğitim, çocuklarımıza özgür bir dünya bırakma mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Kuran kursunda çocukları istismar eden kişiye verilen 119 yıl hapis cezası bozuldu

    Kuran kursunda çocukları istismar eden kişiye verilen 119 yıl hapis cezası bozuldu

    PİRHA- Erzurum’da Diyanet’e bağlı Kuran kursunda çocukları cinsel istismar eden Hasan Aslankafa’ya verilen 119 yıl 6 ay hapis cezası İstinaf mahkemesi tarafından bozuldu. Karara Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği karara tepki gösterdi. 

    Erzurum’da Diyanet’e bağlı Kuran kursunda çocukların cinsel istismara uğramasıyla ilgili davada istismarcı Hasan Aslankafa 119 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. İstinaf mahkemesi kararı bozarak çocukların duruşmada dinlenmesini istedi.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği karara tepki gösterdi. Dernekten yapılan açıklamada “Çocukların duruşmaya çağrılması, kalabalık heyet, avukatlar ve istismarcının önünde tekrar yaşadıklarını anlatmaya çalışmaları kabul edilemez, çocuklarımızı tekrarlayan şekilde incitir, örseler, ağır travmaya maruz bırakır” denildi. Dernek karara itiraz edeceğini duyurdu.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:

    “Erzurum’da Diyanet’e bağlı Kuran kursunda 8 erkek çocuğunun cinsel istismara uğraması nedeniyle görülen davada, istismarcıya 119 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Bugün bir üst mahkemenin kararı bozduğunu öğrendik.

    Mağdur çocukların beyanları daha önce Çocuk İzlem Merkezi’nde (ÇİM) kamera önünde pedagog ve savcı yanında alınmıştı. Talebimiz doğrultusunda, çocuğun üstün yararı ilkesince, çocuklar tekrar duruşmaya getirilmediler. Duruşmada bu görüntüler izlendi.

    Ne yazık ki istinaf mahkemesi çocukların duruşmada dinlenmesi gerektiğine karar vererek, bu sebeple kararı bozdu. Bu durum, çocuğun üstün yararı ilkesinin çiğnenmesidir.

    Çocukların duruşmaya çağrılması, kalabalık heyet, avukatlar ve istismarcının önünde tekrar yaşadıklarını anlatmaya çalışmaları kabul edilemez, çocuklarımızı tekrarlayan şekilde incitir, örseler, ağır travmaya maruz bırakır. Çocuklarımız aylardır psikolojik destek alıyorlardı.

    Derneğimiz ilk duruşmada buna itiraz edecek. Çocukları duruşmaya götürmeyerek tepkimizi göstereceğiz. Çocuklarımızın incindikleri yeter, bir kez daha incinmelerine İZİN VERMİYORUZ.

    Kamuoyunun bilgisine sunar, desteklerinizi bekleriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Veli-Der’den çağrı: Çocuklarınızı yatılı kuran kurslarına göndermeyin!

    Veli-Der’den çağrı: Çocuklarınızı yatılı kuran kurslarına göndermeyin!

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği, Diyanet’e bağlı Erzurum’daki kuran kursunda 7 çocuğun cinsel istismara maruz bırakılmasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada. velileri uyardı. Dernek, “Çocuklarınızı tarikat ve cemaatlerin hiçbir faaliyetine göndermeyin, eğer denetlenmiyorsa, Diyanetin bile olsa “Kur’an kursu” adı altında açılmış, ne olduğu belli olmayan etkinliklere, hele yatılı kurslara göndermeyin” dedi. 

    Erzurum’da, Diyanet’e bağlı Hacı Bahattin Evgi yatılı kuran kursunda 7 çocuğun, belletmen tarafından cinsel istismara maruz bırakılmasıyla açılan davada sanık ‘cinsel istismar’ ve ‘hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından indirimsiz toplam 119 yıl 6 ay ceza almıştı. Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Velilere seslenilen açıklamada, “Çocuklarınızı tarikat ve cemaatlerin hiçbir faaliyetine göndermeyin, eğer denetlenmiyorsa, Diyanetin bile olsa “Kur’an kursu” adı altında açılmış, ne olduğu belli olmayan etkinliklere, hele yatılı kurslara göndermeyin” ifadelerine yer verildi.

    “DİYANET, CİNSEL İSTİSMAR FAİLLERİNİ SAHİPLENMİŞTİR”

    Veli-Der tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “Hepimizin hatırlayacağı gibi, 9 Aralık 2021 tarihinde Erzurum’da, Diyanet’e bağlı Hacı Bahattin Evgi Yatılı Kur’an Kursunda, yedi çocuğumuz, belletmen Uğur Güngör ve kurs müdürü Nuhi Karababa’nın cinsel istismarına ve fiziksel şiddetine maruz kalmışlardı. Olayın yargı süreci, ailelerin ısrarlı takibi ve kamuoyu baskısıyla sanıkların toplam 119 yıl indirimsiz ceza almalarıyla sonuçlandı. Faillerin bu cezayı almaları çok önemlidir ve emsal niteliğindedir.

    Bu süreçte, Diyanet İşleri Başkanlığı, konuyu haberleştiren basın kuruluşlarını, Diyanet İşleri Başkanlığının itibarını zedelediği ve yayın yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle RTÜK’e şikâyet ederek cinsel istismar faillerini sahiplenmiştir. RTÜK de ilgili basın kuruluşlarına para cezası vererek bu olayı dolaylı olarak desteklemiştir. DİB eğer gerçekten itibarını korumak istiyorsa, istismarcıları korumak yerine onları ve onun gibileri kurumundan temizlemelidir.

    Ayrıca suçlarını kabul eden ve suçları yargı kararıyla tescillenmiş olan faillerin yakınlarının, yargı kararını kabullenemeyerek mağdur yakınlarına saldırmaları,  istismar olaylarının ve her türlü şiddetin toplumun geneli tarafından içselleştirildiğini göstermektedir. Bu durum ülke geleceği açısından çok vahimdir. Zira bu çocuklarımızın büyük bir çoğunluğunun aile desteğinden yoksun kalması ve psikolojik destek alamadığı düşünülürse gelecekte ruhen sağlıksız bir toplumun oluşması kaçınılmaz olacaktır.

    “KURAN KURSUNDAKİ İSTİSMARI ÖRT BAS EDEN DİYANET DE SUÇLUDUR”

    Peki bugünkü duruma nasıl gelindi?

    Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki, istismar olaylarının suçlusu sadece istismarı gerçekleştirenler değildir. Bugünkü duruma gelinmesinden asıl sorumlu olanlar “bir defadan bir şey olmaz!” diyen yetkililerdir. “Yaşın hiçbir önemi yoktur, çocuk yaşta evlilik yapılır!” diyerek çocukları ve kadınları birer cinsel nesne olarak gören ve din alimi geçinen sözde hocalardır. “Babanın kızına şehvetle sarılması, karısıyla olan nikahı bozmaz” diye sapıkça fetva veren ve kendine bağlı Kuran kurslarında yaşanan çocuk istismarı olaylarını ört bas eden, görmezden gelen veya açıkça failleri sahiplenen Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Annesinin diz kapağından tahrik olan sapık anlayıştır. Çıkardıkları yasayla, tecavüze uğrayanı tecavüzcüsüyle evlendirerek küçük yaşta evliliği yasallaştıran, tecavüzcüyü koruyan, kısacası çocuk istismarlarını meşrulaştırmaya çalışan zihniyettir.

    İşte bu anlayış, bugün, çocuk istismarının ve şiddetinin sistematik hale gelmesini ve toplum tarafından içselleştirilmesini sağladı. Taciz ve tecavüz olayları, münferitmiş gibi gösterilerek suç bir kişinin üzerine yıkılmakta, bu kişilere de ödül gibi cezalar verilmektedir. Bu anlayış devam ettiği sürece ne yazık ki bu olaylar son olmayacaktır!

    “ÇOCUKLARINIZI TARİKAT VE CEMAATLERE GÖNDERMEYİN”

    Bu sapkın anlayıştan çocuklarımızı korumak için velilere sesleniyoruz:

    Öncelikle çocuklarınızı dinleyin ve ona güvenin. Eğer çocuğunuz istismara uğramışsa, size en çok ihtiyaç duyacağı bu dönemde onun yanında olun ve ona sahip çıkın. “Kimse duymasın, adımız çıkmasın” diyerek olayın üzerini kapatmayın, bundan utanç duymayın, bu olay sizin için utanç verici değil, asıl failler için utançtır. Mutlaka yasal yollara başvurun. Çocuğunuzun yaşadığı ağır travmayı atlatabilmesi için psikolojik destek almasını sağlayın (En azından okulun rehberlik servisiyle iletişime geçin), aksi takdirde çocuklarınız hayatı boyunca bu travmayla yaşayacaktır. Çocuklarınızı tarikat ve cemaatlerin hiçbir faaliyetine göndermeyin, Eğer denetlenmiyorsa, Diyanetin bile olsa “Kur’an kursu” adı altında açılmış, ne olduğu belli olmayan etkinliklere, hele yatılı kurslara göndermeyin.

    “TARİKAT VE CEMAATLERE AİT KURAN KURSLARINI KAPATIN”

    Bu olayların bir daha yaşanmaması için, buradan başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere tüm yetkililere sesleniyoruz :

    Öncelikle istismarı, tacizi ve her türlü şiddeti hoş gören, olumlayıcı, meşrulaştırıcı her türlü açıklamaları terk edin, yapanları cezalandırın. Tacize, tecavüze ve şiddete karşı çıkan öğrencileri değil, suçluları cezalandırın. Tarikat, cemaat ve dini vakıflarla imzalanan protokolleri iptal edin. Tarikat ve cemaatlere ait Kur’an kurslarını kapatın. Diyanete bağlı kursların denetimini gereği gibi yapın, şikâyetleri dikkate alın ve üzerine gidin.

    Kim olursa olsun maiyetinizde çalışanların ahlak dışı olaylara karışması, hele çocuklara yönelik istismar ve her türlü şiddet uygulaması durumunda onları korumayın, üstünü örtmeyin, görmezden gelmeyin. Bu olaylar karşısında sessiz kalmak suça ortak olmaktır. Kurslarda, eğitim formasyonu olmayan, çocuk psikolojisini bilmeyen kişileri belletmen olarak görevlendirmeyin. Veli Der olarak her fırsatta söylediğimiz ilkemizi bu vesileyle bir kez daha söylüyoruz: Aydınlık yarınlarımız olan çocuklarımızı; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olarak yetiştirmek için; laik, bilimsel, parasız, kamusal eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz! Çocuklarımızı asla karanlığa teslim etmeyeceğiz!”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cinsel taciz faili öğretmen başka okulda görevlendirildi

    Cinsel taciz faili öğretmen başka okulda görevlendirildi

    Uludere’de bir çocuğa cinsel tacizde bulunan Ömer K. isimli öğretmen, şikayetlere rağmen başka bir okulda görevlendirildi.  

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde Ömer K. isimli öğretmenin, 16 yaşındaki bir öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu öğrenildi. Uludere’deki bir ilköğretim okulunda yaşanan olay, öğrencinin şikayeti üzerine ortaya çıktı. 21 Mart’ta öğretmenin cinsel tacizine maruz kalan öğrenci, okul yönetimine şikayette bulundu.

    Baskılar nedeniyle öğrencinin 28 Mart’ta şikayetini geri çektiği öğrenildi. Hakkında işlem yapılmayan cinsel taciz failinin, ilçede bulunan farklı bir köy okuluna gönderildiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çocuğa cinsel istismarda bulunan faile 40 yıl 6 ay hapis cezası verildi

    Çocuğa cinsel istismarda bulunan faile 40 yıl 6 ay hapis cezası verildi

    Karşıyaka ilçesinde çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu için yargılanan A.Ö., “nitelikli cinsel istismar” suçundan indirimsiz 40 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    İzmir’in Karşıyaka ilçesinde 2021 yılında 13 yaşındaki çocuğuna 3 yıl boyunca cinsel istismarda bulunan A.Ö., hakkında görülen davanın karar duruşması İzmir 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık A.Ö., taraf avukatları hazır bulunurken, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM ) Başkanı Saadet Özkan ve dernek üyeleri de duruşma salonunda hazır bulundu.

    Duruşmada mağdur avukatları sanığın üst sınırdan cezalandırılmasını talep ederken, sanık avukatı ise müvekkiline iftira atıldığını savunup, beraatini talep etti.

    A.Ö., hakkında hazırlanan iddianamede “nitelikli cinsel istismar” ve “kötü muamele” suçlarından ceza istendi. Dosyada verilen mütalaada savcı, A.Ö.’nün “nitelikli cinsel istismar” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

    Savunmalardan sonra karar açıklandı. Heyet, sanığa “nitelikli cinsel istismar” suçundan 18 yıl hapis cezası verirken, ardından eylemi kendi çocuğuna yönelik ve zincirleme olarak gerçekleştirdiği gerekçesiyle de bu cezasını arttırıp, toplam 40 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak duruşmayı bitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir Veli-Der’den istismar protestosu: Tarikat ve cemaat yurtları kapatılsın-VİDEO

    İzmir Veli-Der’den istismar protestosu: Tarikat ve cemaat yurtları kapatılsın-VİDEO

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir 2 No’lu Şube, tarikat yurtları ve Diyanet’e bağlı Kur’an kursunda gerçekleşen katliam ve cinsel istismarlara tepki göstererek, failler kadar Diyanet ve yetkililerinin de bu istismarlardan sorumlu olduğuna işaret etti.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir 2 No’lu Şube  Şubesi, Antalya’da kaçak tarikat yurdunda üniversite öğrencisinin kafasının kesilmesi ve Erzurum’da Diyanet’e bağlı Kuran kursunda 7 çocuğun cinsel istismara maruz bırakılmasını protesto etti.

    ‘Tarikat Yurtları Kapatılsın, Kamulaştırılsın’ pankartının açıldığı açıklamada sık sık, ‘Karanlığa teslim olmayacağız’, ‘İstismarı aklama, saklama, yargıla’, ‘Laik, bilimsel, parasız eğitim istiyoruz’ sloganları atıldı.

    “TARİKAT VE CEMAATLERLE PROTOKOL OLAYLARIN ÖNÜNÜ AÇTI”

    Açıklamayı okuyan Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Yürütme Kurulu üyesi Sevgi Demirel, son günlerde çocuklara yönelik saldırılarla acıların tazeliğini koruduğunu ve öfkenin patlama noktasında olduğunu belirtti. Demirel, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine bağlı Kuran kursunda yaşanan utanç verici olayla ilgili hala bir açıklama yapmamasını kınayarak, “Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerle bu dini kurumlar eğitim sisteminin bir parçası haline getirilirken, hoca adı altında hiçbir pedagojik formasyonu olmayan kişiler çocuklarımızı teslim aldı ve bunların denetimi yapılmayarak bu yaşadığımız olayların önü açıldı. Bu yanlıştan dönülmedikçe ne yazık ki bu olaylar son bulmayacak” dedi.

    “FAİİLER KADAR YETKİLİLER DE SORUMLUDUR”

    Demirel, yetkililerin üniversiteli gençlerin sorunlarını çözmeyerek, tarikat ve cemaat yurtlarına mecbur bıraktığına vurgu yaparak, “Halbuki barınma en temel anayasal haktır. Yetkililer, bu sorunu çözmek yerine, tarikat ve cemaatlere yol vererek “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” anlayışıyla kaçak olarak faaliyet gösteren yurtlara göz yummaktadırlar. Resmi olarak faaliyet gösterenlere ise, denetim yapılmamaktadır. Antalya’da katledilen gencimiz işte bu anlayışın kurbanıdır. Çocuklarımızın yaşadığı bu kötü olaylardan failler kadar ilgili ve yetkililer de sorumludur” ifadelerini kullandı.

    “CEMAAT YURTLARI KAPATILMALI”

    Sevgi Demirel, 20. Milli Eğitim Şurasında alınan dini eğitimin 4-6 yaş seviyesine indirilmesi kararı ile çocukların kendi ideolojileri ile şekillendirmelerinin önünün açıldığına işaret etti.

    Demirel, Antalya ve Erzurum’da yaşanan olayların ve benzerlerinin bir daha yaşanmaması için taleplerini şöyle sıraladı:

    *Dindar ve kindar nesil yetiştirme sevdasından vaz geçilmelidir. Din ve inanç konusu vicdani bir konudur, dolayısıyla bu konu vicdanlara bırakılmalıdır.

    *Bu olayların kaynağı olarak gördüğümüz tarikat ve cemaat yurtları kapatılmalı, binaları kamulaştırılarak öğrencilere sağlıklı, nitelikli, güvenli ve ücretsiz barınma hizmeti verilmelidir.

    *Kuran kursları yerine, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre sportif, sanatsal çeşitli sosyal etkinlik alanları açılmalı ve buralardan her çocuğun ücretsiz olarak yararlanmaları sağlanmalıdır.

    *12 yaş öncesinde çocukların dini eğitim almaları pedagojik açıdan sakıncalıdır ve bu yaş grubuna dini eğitim verilmesinde çocuğun üstün yararı yoktur. 12 yaşından sonra da isteğe bağlı olmalıdır. Dini eğitim alacak olanlara da, pedagojik formasyonu olan ve kendi alanında yetkin eğitimciler eğitim vermelidir.

    *Okul öncesinde; çocuğun fiziksel, ruhsal, zihinsel ve sosyal gelişimini sağlamasına yardımcı olacak bilimsel eğitim verilmeli ve devlet okullarında parasız olmalıdır.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Diyanet’e bağlı Kur’an kursunda 7 çocuğa cinsel istismar

    Diyanet’e bağlı Kur’an kursunda 7 çocuğa cinsel istismar

    PİRHA- Erzurum’un Palandöken ilçesinde Diyanet’e bağlı bir Kur’an kursunda 7 çocuğu cinsel istismara maruz bırakan fail kaçmak isterken gözaltına alındı.

    Kur’an kurslarından ardı ardına cinsel istismar vakaları yaşanmaya devam ediyor. Yaşananların tamamı ya görmezden geliniyor yada aileler tehdit edilmek suretiyle şikayetlerinden vazgeçiriliyor.

    Kamuoyuna yansıyan son istismar olayı Erzurum’da yaşandı.

    Erzurum’un Palandöken ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kur’an Kursu’nda 7 çocuk cinsel istismara maruz kaldı. İstismara ilişkin soruşturma başlatılırken, soruşturma sonucunda failin gözaltına alındığı belirtildi.

    Konuya dair açıklama yapan Erzurum Valisi Okay Memiş, kursta gönüllü murakıp (denetçi) olarak görev yapan failin kaçmak isterken Yozgat’ta yakalandığını ve güvenlik nedeniyle de Erzurum’a getirilmediğini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sevinç Koçak: 4. Yargı Paketi, kadınları ve çocukları değil, failleri korumaya dönük

    Sevinç Koçak: 4. Yargı Paketi, kadınları ve çocukları değil, failleri korumaya dönük

    PİRHA- 4. Yargı Paketi’nin cinsel istismar suçlarında tutuklamayı imkansız hale getireceği belirtilen tartışmalı 13. Madde ile birlikte yasalaşmasına tepkiler devam ediyor. İHD Kadın Komisyonu üyesi Sevinç Koçak söz konusu yasaya ilişkin, “İktidarın politikaları kadınları değil failleri koruyor. Haklarını korumak için sokağa çıkan kadınlar, devletin kolluk güçlerinin tecavüzcü dili ve şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Kadın mücadelesi susmamayı da korkmamayı da öğretti. Kadınlar artık erkek egemen devletin politikalarına itaat etmiyor” dedi.

    4. Yargı Paketi’nde yer alan tecavüz ve çocukların cinsel istismarı suçlarında tutuklama için somut delil aranması kriterini getiren madde, 7 Temmuz’da TBBM Genel Kurulunda kabul edildi. Bu suçlarda tutuklama şartları arasında ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgular’ ifadesi yer alıyordu.

    Paketle birlikte ‘somut delil’ şartı da getirildi. Söz konusu yasada kadınlara uygulanan şiddet ve katliamlarla ilgili ‘nikahlı ve nikahsız’ ayrımı da yapılıyor.

    Meclis’ten geçen yasaya başta kadınlar olmak üzere birçok kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Çocuk Hakları Komisyonu ve Kadın Komisyonu üyesi Sevinç Koçak söz konusu yasaya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunarak, paketin içeriğinin kadınları ve çocukları değil, failleri korumaya dönük olduğunu belirtti.

    “BU YASA KADINLARI DAHA DA KORUNMASIZ BIRAKACAK”

    4. Yargı Paketi içinde kadınların aleyhine olan maddeler olduğunu, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti azaltacağı iddiasıyla yer verilen maddelerin gerçekten kadınları ve çocukları korumadığını ifade eden Koçak şunları dile getirdi:

    “4. Yargı Paketi kamuoyuna, kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarla ilgili önleyici tedbirler alıyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da paketin içeriği kadınları ve çocukları değil, failleri korumaya dönük ne yazık ki. Örneğin, bir kadının boşandığı erkek tarafından işlenen öldürme, yaralama, eziyet etme, zorla alıkoyma suçları da evli olduğu erkek tarafından işlenen suçlarda olduğu gibi nitelikli suç kapsamına alınarak cezası ağırlaştırılıyor. Bu madde kadınların lehine gibi görünüyor. Ama aynı suçların faili kadının evli olmadan birlikte yaşadığı erkek olduğunda, failin uyguladığı şiddet nitelikli suç kapsamına dâhil edilmiyor. Ayrıca eski erkek arkadaşı tarafından takip ve taciz şiddetine maruz bırakılan kadınlar da korumasız bırakılıyor. Evli olan olmayan ayrımı, kadınları korumaya yönelik olmadığı gibi, yasalar eliyle kadınların yaşam tarzına doğrudan müdahale ediliyor. Kadına yönelik suçlarda şiddete maruz bırakılan kadının faille arasındaki ilişkinin biçimine bakmaksızın, nitelikli suç kapsamına alınmalıdır” diye konuştu.

    “SOMUT DELİL ARANMASI CEZASIZLIĞIN ÖNÜNÜ AÇAR”

    ‘Somut delil aranma’ şartını getiren ve en çok tepki çeken yasanın 13. maddesine de dikkat çeken Koçak şunları aktardı:

    Sorunlu maddelerden biri de ‘katalog suçlar’da tutuklama için somut delil aranması koşulunu getiren 13. madde. CMK’ya göre katalog suçlar; terör, soykırım, insanlığa, anayasal düzene, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar ve bunların yanı sıra işkenceyi, çocuğun cinsel istismarını, cinsel saldırıyı da kapsıyor. Burada çok ciddi bir sorun var. Devlete karşı işlenen suçlarda elbette somut delil aranmalı. Çok sayıda insan bu konuda mağdur ve mahkemeye bile çıkartılmadan hapishanelerde tutuluyor. Ama cinsel istismar, cinsel şiddet ve işkence suçları aynı kapsamda değerlendirilemez. Cinsel istismar ve cinsel şiddet suçlarında somut delil aranması, cezasızlığın önünü açarken kadınların ve çocukların değil faillerin korunması anlamına geliyor.”

    “BU BİR TESADÜF DEĞİL”

    İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkılmasının hemen ardından böyle bir paketin çıkarılmasının İktidarın kadınlara yönelik politikalarının bir göstergesi olduğunu söyleyen Koçak sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Türkiye Devleti İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz’da resmen çıktı ve 9 Temmuz’da 4. Yargı Paketi meclis gündemine getirildi. Bu bir tesadüf değil elbette. İstanbul Sözleşmesi, bir kadın şiddete maruz bırakıldığında taraf devletlere öncelikle şiddete maruz bırakılanı koruma altına alma, sonra etkin bir soruşturma yürüterek failin cezalandırılmasını sağlama ve mağdura gerekli olan her türlü psikososyal desteği sunma yükümlülüğü getiriyor. Oysa Türkiye’de hâlâ cinsel şiddet suçlarında “somut delil” tartışması yürütüyoruz. İktidarın cinsiyetçi, ayrımcı, baskıcı politikalarından en çok zarar görenler, kadınlar ve çocuklar oluyor her zaman. Ve bu politikalar kadına ve çocuğa yönelik şiddetin artmasına yol açıyor.”

    “KADINLAR ARTIK ERKEK EGEMEN DEVLETİN POLİTİKALARINA İTAAT ETMİYOR”

    Kadına yönelik şiddetin bir ayrımcılık biçimi ve insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan Koçak son olarak şunları kaydetti:

    “Beslendiği yer ise toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve cezasızlık politikalarıdır. İktidarın politikaları kadınları değil failleri koruyor. Haklarını korumak için sokağa çıkan kadınlar, devletin kolluk güçlerinin tecavüzcü dili ve şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Kolluk güçlerinin kadın eylemlerinde açığa çıkan dili ve şiddeti, iktidarın kadın politikasını yansıtıyor. Toplumun hiçbir kesimi tarafından güven duyulmayan iktidar, şiddetini, baskıcı ve ayrımcı politikalarını artırarak ayakta kalmaya çabalıyor. Ama kadınlar tüm baskılara rağmen haklarından da hayatlarından da sokaklardan da vazgeçmiyor. Kadın mücadelesi susmamayı da korkmamayı da öğretti bir kere, kadınlar artık erkek egemen devletin politikalarına itaat etmiyor.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • 4. Yargı Paketi kabul edildi: Cinsel saldırı failleri tutuklanmayacak

    4. Yargı Paketi kabul edildi: Cinsel saldırı failleri tutuklanmayacak

    AKP-MHP iktidarının cinsel saldırı sanıklarını hapisten kurtaracak olan Yargı Paketi’nin birinci kısmı TBMM’de kabul edildi. Cinsel istismar, cinsel saldırı ve tecavüz de “katalog” suçlar kapsamına giriyor. Bu durumda, yasanın uygulamaya girmesi durumunda, cinsel saldırı faili erkekler “somut delil yok” denilerek tutuklanmayacak.

    Kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesine devam ediliyor.

    Teklifin birinci bölümü kabul edildi. Buna göre, cinsel saldırı faili erkeklerin tutuklu yargılanması imkansız hale gelecek. Yasa ile “katalog” suçlarda bir kişinin tutuklanabilmesi için, kuvvetli suç şüphesi somut delillere bağlı hale getirilecek. Cinsel istismar, cinsel saldırı ve tecavüz de “katalog” suçlar kapsamına giriyor. Bu durumda, yasanın uygulamaya girmesi durumunda, cinsel saldırı faili erkekler “somut delil yok” denilerek tutuklanmayacak.

    AKP iktidarı, düzenlemeyi, erkek şiddetine karşı önlem olarak sunuyor. Teklifte eşe karşı işlenen “kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “eziyet” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında kabul edilen cezayı artırıcı nedenler, boşanılan eşi de kapsayacak. Ancak, sevgili, partner ya da herhangi bir kadına yönelik erkek şiddeti bu kapsama alınmıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öğrencilerine cinsel istismardan yargılanan okul müdürüne 79 yıl 6 ay hapis cezası

    Öğrencilerine cinsel istismardan yargılanan okul müdürüne 79 yıl 6 ay hapis cezası

    PİRHA-İzmir’de yaşları 6 ile 11 arasında değişen öğrencilere cinsel içerikli film izlettiği ve istismarda bulunduğu için 79 yıl 6 ay hapse mahkum edilen ancak Yargıtay’ın usulen bozma kararının ardından yerel mahkemece ikinci kez yargılanan okul müdür vekili aynı cezaya çarptırıldı.

    Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin “Çocuğun cinsel istismarı”ndan verilen 72 yıllık cezayı usul yönünden bozması sonrası sadece bu suçtan İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen duruşmaya sanık A.Ş, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada taraf avukatları, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın avukatı, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkanı Saadet Özkan ve dernek avukatları hazır bulundu.

    Sanık A.Ş. suçsuz olduğunu öne sürerek beraatini talep etti. Müşteki avukatları, sanık tarafından husumet algısı yaratılmaya çalışıldığını belirterek, en üst sınırdan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.

    Sanık avukatı ise mağdur beyanlarının somut olmadığını ve birbirlerini doğrulamadığını savundu.

    CEZADA İNDİRİM YAPILMADI

    Mahkeme heyeti, sanığın “çocuğun cinsel istismarı” suçundan cezalandırılmasına, okulda müdür vekili olması, eylemi farklı zamanlarda birden fazla gerçekleştirmesi nedeniyle cezasında artırım yaparak 72 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanığın dosyaya ve eyleme yansıyan olumsuz sosyal ilişkileri, fiilden sonra ve yargılama sürecinde pişmanlık göstermeyen davranışları nedeniyle cezasında indirim yapılmamasına hükmedildi.

    Mahkemenin “çocuğun cinsel istismarı” yönünden hükmettiği 72 yıllık cezayı koruması ve daha önce temyiz aşamasında onananlarla sanığa verilen 79 yıl 6 aylık ceza yinelenmiş oldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Süleymancılar’a bağlı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar iddiası

    Süleymancılar’a bağlı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar iddiası

    Süleymancılar’a ait olduğu belirtilen Zümrütevler Kuran Kursu’nda çocukların cinsel istismara maruz bırakıldığı iddia edildi. Yaşananlar yargıya taşınırken suç duyurusunda kurstaki hocaların olayı gizlemeye çalıştığı belirtildi. 

    BirGün’de yer alan habere göre, İstanbul Maltepe’deki Süleymancılar’a ait olduğu iddia edilen Zümrütevler Kuran Kursu’nda üç çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürüldü. Kuran kursuna dört gün giden fakat yaşananları gördükten sonra ayrılan çocuğun ailesi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Yapılan suç duyurusundaki iddialara göre, Zümrütevler Kuran Kursu’na yeni başlayan bir öğrenci, buradaki ilk gününün akşam saatlerinde yatılı kalan öğrencilerin karınlarının ağrıdığını fark etti. Ertesi gün tekrar kursa giden bu öğrenci, orada bulunan ‘hocalara’ arkadaşlarının durumunu anlattı. Öğrenciye, hocaları tarafından “Önemli bir şeyleri yok. Sen yine de 8. sınıf öğrencilerinden uzak dur” denildi. Çocuk, kursun üçüncü gününde namaz kılmak için arkadaşıyla mescide indiği sırada 8. sınıf öğrencisi B.’nin kendinden küçük bir öğrenciyi cinsel istismara maruz bıraktığını gördü. O sırada diğer öğrencileri fark eden B., “Sıra size de gelecek” diye tehdit etti. Bunun üzerine öğrenciler, durumu ‘hocalara’ bildirdi. Hocalar ve kurs yetkilileri ise “Büyütülecek bir şey yok” yanıtını verdi.

    Dilekçede hem ‘çocuğun cinsel istismarı’ hem de ‘suçu bildirmeme’ suçlarından cezalandırma talep edildi:

    “Zümrütevler Kuran Kursu’nda uzunca süreden beri öğrencilere yönelik cinsel istismar suçu işlenmekte. Bundan dolayı suçu gizleyen ve bildirmeyen hocalara yönelik soruşturma yürütülmesini talep etmekteyiz.”

    SORUMLULAR YARGILANSIN

    Yaşananların üzerine çocuklarını kurstan alan ve kurs hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunan aile, şunları söyledi:

    “Pandemide okullar uzaktan olunca çocuğum çok sıkılmıştı. Biz de bu süreci faydalı geçirmesi için Kuran kursuna verdik, kursa gittiklerinde telefonlarını hocalara teslim ederler. Kursa başladıktan dört gün sonra hocalardan gizli bizi aradı. ‘Anne burada çok kötü şeyler oluyor beni alın’ dedi, biz de çocuğumuzu almaya gittik. Geldiğinde elinde bir gofret vardı, yaşananları anlattı. Durumu yetkililere anlattın mı diye sorduğumuzda anlattığını ve ‘Büyütülecek bir şey yok’ cevabını aldığını söyledi.

    Ne yapacağımızı şaşırdık. Başımıza bir şey gelir diye de korktuk ama susamadık. İstismara uğrayan bizim çocuğumuz da olabilirdi. Kim bilir kaç çocuk bunları yaşadı ve göz yumuldu. Benim çocuğumun eline bir gofret verip sakinleştirmeye çalışmışlar. Daha önce de yaşanmış bu durumlar ama aileler çocuklarına inanmamışlar. Ben çocuğuma inanıyorum. Bunu yapanların da, göz yumanların da yargılanmasını istiyorum.”

    BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜ

    Ailenin avukatı Deniz Demirdöğen ise yaşananlar hakkında şöyle konuştu:

    “Geçen hafta içerisinde Zümrütevler Kuran Kursu’nda çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunulduğu bilgisi tarafımıza ulaştı. Yaptığımız araştırmalarda, anlatılanların buz dağının görünen kısmı olduğunu gördük. Zümrütevler Kuran Kursu’nun aynı zamanda bir tarikat yurdunun bünyesinde bulunduğunu öğrendik. Yaşları 10–14 arasında değişen onlarca çocuk yatılı şekilde yurtta kalıyor. Süleymancılara ait olduğu belirtilen ve Müftülüğe bağlı olarak hizmet vermekte olan Zümrütevler Kuran Kursu ülkemizdeki cemaat, tarikat ve devlet ilişkisini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Sürecin takipçisi olup suçluların adalet karşısına çıkmasını için hukuk mücadelesi vereceğiz.”

  • İlkokul öğretmeni istismardan iki kez beraat etti; mahkeme başkanından şerh!

    İlkokul öğretmeni istismardan iki kez beraat etti; mahkeme başkanından şerh!

    Konya’da ilkokul öğretmeni Z.K. öğrencilerini istismara maruz bırakmakla suçlandı. Z.K. adli tıp raporuna; yerel mahkemede ve Yargıtay’da mahkeme başkanlarının şerhine rağmen beraat etti.

    BirGün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre, Konya’da ilkokul öğretmenliği yapan Z.K. öğrenci beyanları ve adli tıp raporuna rağmen hem yerel mahkeme hem de Yargıtay tarafından beraat ettirildi.
    Meram Mehmet Hasan Sert İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik yapan Z.K., öğrencileri olan N.G.Ü., D.A., C.Y., N.U., E.E., S.E.E., R.E., E.C.E, C.Y., B.İ.K., B.C.Ç, B.Y. ile R.A.G.’yi defalarca istismar etmekle suçlandı. Öğrenciler verdikleri ifadelerde sık sık Z.K.’nin istismarına maruz bırakıldıklarını belirtti.

    Öğretmen Z.K. ise suçlamaları kabul etmedi. Ardından velilerin ifadesinde de öğrencilerin şikâyetleri yer aldı.

    “DELİL YETERSİZLİĞİ”

    İlk olarak Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyetinin talebiyle adli tıp raporu istendi. Hazırlanan raporda olay nedeniyle öğrencilerin ruh sağlıklarının bozulduğu belirtildi. Fakat bunun başka nedenlerden de kaynaklanabileceği aktarıldı. Ardından Öğretmen Z.K. 2015’te delil yetersizliğinden oy çokluğuyla beraat etti. Mahkeme başkanı ise karara muhalefet şerhi koyarak sanık Z.K.’nin ismi geçen öğrenciler içinde 6 çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığı, bu nedenle de 6 kez cezalandırılması gerektiğini aktardı.

    “NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR”

    Konu daha sonra öğrencilerin avukatı ve dava savcısı tarafından Yargıtay’a taşındı. Yargıtay’a avukat tarafından sunulan dilekçede “Hukuka açıkça aykırı beraat kararının bozulması” talep edildi. Dava savcısı tarafından hazırlanan iddianamede de beraat kararının bozulması istendi. İddianamede “Sanığın mağdurelere yönelik eylemleri nedeniyle mağdure sayısı kadar cezalandırılması gerektiği anlaşılmış olup olmakla, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan tüm aşamalarda ısrarlı bir şekilde sanığın atılı suçu işlediğine dair beyanda bulunan mağdure sayısınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken beraatine karar verilmiş olması, usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğundan kararın bozulması talebiyle arz olunur” ifadeleri yer aldı. Ancak Yargıtay savcısı beraat kararının onanmasını istedi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nde görülen davada Sanık Z.K. beraat etti. Fakat burada da mahkeme başkanı karara şerh koydu.

    Muhalefet şerhinde şu ifadeler kullanıldı:

    “Mağdurelerin ısrarlı beyanları ve ruh sağlığının bozulduğuna dair raporlar nazara alındığında sanığın mağdurelere yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını işlediği kanaatinde olduğumdan…”

  • Tecavüzcü uzman çavuşun bu kez de intihar soruşturmasından tutuklanması istendi

    Tecavüzcü uzman çavuşun bu kez de intihar soruşturmasından tutuklanması istendi

    Batman’da İpek Er’e “Nitelikli cinsel saldırı”da bulunduğu ve yargılandığı dava kapsamında önce tutuklanan ancak avukatlarının itirazıyla tahliye edilen Uzman Çavuş Musa Orhan’ın, bu kez intihar soruşturmasından tutuklanması istenildi. Başvurunun, soruşturma dosyasının tamamlanmasından sonra karara bağlanacağı öğrenildi.

    Batman’da tecavüz ettiği 18 yaşındaki İpek Er’i intihara sürükleyen Musa Orhan hakkında, yeni bir suç duyurusunda bulunuldu.

    İpek Er’in ailesinin avukatı İlyas Tarım, uzman çavuş Musa Orhan’ın tutuklanması talebiyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir başvuru yaptı.

    Medyascope’dan Ferit Aslan’ın haberine göre; avukat İlyas Tarım, Orhan’ın, “Nitelikli cinsel saldırı” suçlamasıyla tutukluyken tahliye edildiğini, bu konuda yapılan itirazların da reddedildiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Biz daha önce Musa Orhan tutuklu iken kendisi hakkında Batman Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştuk. İntihar soruşturmasını yürüten savcılık, Beşiri Jandarma Karakolundan, Siirt Başsavcılığından ve Ağır Ceza Mahkemesinden bazı evrakları ve otopsi raporunu isteyerek dosya oluşturmaya başlamıştı. Siirt’te yargılandığı davadan tahliye edilmesi üzerine biz de 26 Ağustos’ta intihar soruşturmasında, ‘intihara sürüklemek’ ve ‘Ölüme sebebiyet vermek’ suçlarından savcılıktan tutuklanmasına yönelik hakkında yakalama kararı çıkartılmasını istedik. Savcılık ile yaptığımız görüşmede, soruşturma dosyasının tamamlanması ile talebimizin karara bağlanacağı bize bildirildi.” (HABER MERKEZİ)

  • HDP Mersin İl Örgütü’nden cinsel saldırılara tepki-VİDEO

    HDP Mersin İl Örgütü’nden cinsel saldırılara tepki-VİDEO

    PİRHA- HDP Mersin İl Eş Başkanı Gülbahar Şöfer, Şırnak başta olmak üzere yaşanan cinsel istismar olaylarının arttığına dikkat çekerek, “Tecavüzcüsü ile evlendirilmek zorunda bırakılan mağdurlara yaklaşım da; izlenen ahlaktan yoksun, sapma politikalar da, kirli zihniyetin bir ürünüdür” diyerek olayın takipçisi olacaklarını belirtti.

    Haberin Videosu;

    HDP Mersin İl Örgütü, Şırnak başta olmak üzere yaşanan cinsel istismar olaylarına ilişkin il binasında basın açıklaması yaptı.

    İl Eş Başkanı Gülbahar Şöfer’in okuduğu açıklamada, mevcut hükümetin toplumu ötekileştiren ve kutuplaştıran politikaları çerçevesinde, sürekli bir biçimde hak ihlalleri, kadın katliamları ve istismar tarzında olaylar yaşandığını belirterek, şunları ifade etti:

    “Bu yaşanan olaylarda mağduriyet yaşayan insanların hak arayışları aleyhte sonuçlanmaktadır. Taciz tecavüz olayları süreklileşmiştir. Bu yaşanan gayri ahlaki yaklaşımların nedeni, mevcut hükümetin zihniyetinin bir ürünü olarak yansımaktadır. Toplumsal değerler hızla değersiz kılınmaktadır ve bu tutum yasalar yoluyla meşru kılınmaktadır. Tecavüzcüsü ile evlendirilmek zorunda bırakılan mağdurlara yaklaşım da; izlenen ahlaktan yoksun, sapma politikalar da, kirli zihniyetin bir ürünüdür.”

    “BU TARZ OLAYLAR BİR YÖNETİM KRİZİ OLDUĞUNUN KANITIDIR”

    Kadın ve çocuk istismarlarının sıkça yaşandığına dikkat çeken Şöfer, şunları dile getirdi:

    “Çünkü mevcut hükümet bu coğrafyayı özel harp dairesinin politikaları ile baskı ve tahakkümü esas alarak yönetmektedir. Yaşanan bu olaylarda mağdurlar bu ülkenin yurttaşı olarak görülmemektedir. Tamamen sömürülmesi gereken kesimler olarak bir yaklaşım sergilenmektedir. Bilindiği gibi Şırnak’ta bir çocuk, bir uzman çavuş tarafından cinsel istismara maruz kaldı. Bu olayın üstü kapatılmaya çalışılırken bir TSK yetkilisinin yaşanan olaya dönük; ‘14 yaşında kız çocukları evlendiriliyor’ bu da istismar değil mi yönündeki açıklaması; yaşanan bu olayın ne kadar normal karşılandığını gözler önüne sermektedir. Biz Mersin il örgütü olarak yaşanan bu olayların takipçisi olacağımızı belirterek. Ülkemiz de yaşanan bu tarz olayların kesinlikle bir sistemsel açıdan yönetim krizi olduğunu belirtmekteyiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Türk Eğitim-Sen üyesi müdür öğrencilere cinsel istismardan tutuklandı

    Türk Eğitim-Sen üyesi müdür öğrencilere cinsel istismardan tutuklandı

    Sinop’ta Belören Ortaokulu’nun müdürü Bayram Demirci iki öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı.

    Sinop’un Gerze ilçesinde bulunan Belören Ortaokulu’nun MHP’ye yakın Türk Eğitim-Sen üyesi olan müdürü Bayram Demirci iki öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı.

    Okulda yapılacak olan deneme sınavı öncesi, soru kitapçığını vermek için öğrencileri odasına çağıran istismarcı müdürün öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu ifade edildi.

    Öğrencilerin, Bayram Demirci’nin odasından kaçması ve ağlaması üzerine durum savcılığa bildirildi.

    Öğrencilerin ifadesinin alınmasının ardından hakkında soruşturma başlatılan Bayram Demirci, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Sinop E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.

  • Dayısı ve ağabeyinin istismarına uğradı; aile ağabeye avukat tuttu

    Dayısı ve ağabeyinin istismarına uğradı; aile ağabeye avukat tuttu

    Siverek’te 15 yaşındaki A.B. 2018’de karın ağrısı şikâyetiyle anne ve ablası ile gittiği Siverek Devlet Hastanesi’nde doğum yaptı. İfadesi alınan A.B., dayısı M.İ. ve ağabeyi M.B.’nin birçok kez cinsel saldırısına uğradığını ve hamile kaldığını bilmediğini söyledi. Avukatlar, ailenin sanık ağabey M.B. için avukat aradıklarını ama kızlarını yalnız bıraktıklarını söyledi.

    Urfa’nın Siverek ilçesinde, 15 yaşındaki A.B. 2018’de karın ağrısı şikâyetiyle anne ve ablası ile gittiği Siverek Devlet Hastanesi’nde doğum yaptı. İfadesi alınan A.B., dayısı M.İ. ve ağabeyi M.B.’nin birçok kez cinsel saldırısına uğradığını ve hamile kaldığını bilmediğini söyledi.

    DNA testinde doğan çocuğun babası, sanıklardan hiçbiri çıkmadı.

    Ancak suçlarını kabul eden sanıklara Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 24’er yıl hapis cezası verildi.

    İstinaf mahkemesi mağdurun doğum yaptığı sırada biyolojik yaşının öğrenilmesi ve mağdura istismarda bulunan başka kişiler olup olmadığının araştırılarak bebeğin babasının kim olduğunun sorulmasını istedi ve kararı bozdu.

    Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’in haberine göre, hukuki süreci uzaktan takip eden bazı avukatlar, ailenin sanık ağabey M.B. için avukat aradıklarını ama kızlarını yalnız bıraktıklarını söyledi.

    Sanık dayı M.İ. mağdur A.B.’nin kendisini birlikteliğe zorladığını belirterek kendisinin görme engelli olduğunu söyledi.

    Suçlamaları emniyet ve savcılık ifadesinde kabul eden M.B. kardeşinin kendisi ile birlikte olmak istediğini, kendisinin de kabul ettiğini söyledi.

    Mahkeme aşamasında ise M.B. savcılık ve emniyet ifadelerini değiştirerek suçlamaları kabul etmedi.

    Anne S.B. ise kızının kilo aldığını fakat hamile olduğunu bilmediğini söyleyerek “Kızım böyle konulara meyilli birisi değil. Hamile olduğunu ilk defa hastanede öğrendim. Kızıma kesinlikle zorla bir şeyler yapıldı” dedi.

    ANNE OĞLUNDAN DEĞİL, KARDEŞİNDEN ŞİKÂYETÇİ

    Anne S.B. oğlundan şikâyetçi olmadığını ancak kendi erkek kardeşinden şikâyetçi olduğunu söyledi. Mağdur A.B. duruşmalarda dayısı ve abisinden şikâyetçi olmadığını ifade ederek, “Çünkü ağabeyim ve dayım ceza alırlarsa hapishaneden çıktıklarında beni döverler. Aileme teslim edilmek istiyorum” dedi.

    BEBEĞİYLE KORUMA ALTINA ALINDI

    Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi ise kararı bozarak mağdur A.B.’nin doğum yaptığı sırada biyolojik yaşının öğrenilmesi ve bebeğin babasının kim olduğu sorulmasını isteyerek kararı bozdu.

    Avukatlar, mağdur A.B. için meslektaşlarından davaya müdahil olma çağrısı yaptı.

    İlk duruşma 10 Mart’ta Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. A.B. ve bebeğini devlet koruma altına aldı.

  • Din kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine cinsel istismardan hapis cezası

    Din kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine cinsel istismardan hapis cezası

    İstanbul’da 6. Sınıfta olan 3 öğrencisini istismar ettiği iddiasıyla yargılanan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Y.Ç. 7 yıl 9 ay 22 gün ve 6 yıl 3 ay hapis cezalarına çarptırıldı.

    Hürriyet’ten Burcu Purtul Uçar’ın haberine göre İstanbul Bahçelievler’deki bir ortaokulda 2018’de müdür yardımcılığı yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Y.Ç.’nin (50) o dönem 6’ncı sınıf öğrencileri olan S.Y. (12), Z.A. (12) ve B.D.’yi (12) odasına çağırıp kapıyı kilitleyip istismar ettiği iddia edilmişti. İddiaları yalanlayan ve Bakırköy 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz yargılanan Y.Ç.’nin cezası belli oldu.

    45 yıla kadar hapsi istenen Y.Ç., mağdur S.Y.’ye yönelik eylemi nedeniyle ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası aldı. Mahkeme, B.D.’ye yönelik aynı eyleminden dolayı da 6 yıl 3 ay hapse hükmetti. Hem sanık hem de mağdur avukatları Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) başvurarak karara itiraz etti.

     (HABER MERKEZİ)

  • Denizli tarikat yurdunda çocuğa cinsel saldırı

    Denizli tarikat yurdunda çocuğa cinsel saldırı

    Denizli’nin Çivril ilçesinde, 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi M.S.’nin Süleymancılara ait özel yurttaki eğitmenin nitelikli cinsel istismarına uğradığı ortaya çıktı.

    Denizli’nin Çivril ilçesinde, 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi M.S.’nin sınıfının penceresinden attığı nottan, kaldığı bir vakfa ait özel yurttaki eğitmenin nitelikli cinsel istismarına uğradığı ortaya çıktı. Eğitmen Emre T., polis tarafından gözaltına alınırken, olayı gizlediği ileri sürülen yurt müdürü Murat Ç. hakkında da soruşturma başlatıldı. Ajansların ismini sakladığı yurt Süleymancıların çıktı.

    Çivril’de ortaokul 7’nci sınıf öğrencisi M.S., 24 Aralık’ta, kaldığı Süleymancılar tarikatına ait Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdu’nda eğitmenin nitelikli cinsel istismarına uğradığını, intihar etmeyi düşündüğünü belirten bir not yazıp, sınıfının penceresinden attı. Notu diğer öğrenciler bulup, okul yönetimine ulaştırdı. Okul yönetimi savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık, soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, Çocuk İzleme Merkezi’nde (ÇİM) Cumhuriyet Savcısı, psikolog ve avukat eşliğinde M.S.’nin ifadesine başvuruldu.

    YURT MÜDÜRÜ GİZLEDİ

    M.S. ifadesinde ilk olarak kendi ailesinden bahsetti. Annesiyle babasının ayrıldığını, babasının üvey annesiyle Denizli’de yaşadığını belirten M.S., evde bir olay yaşandığında babasının kendisini dövdüğünü söyledi. Ardından ifadesinde kaldığı yurtta başından geçen nitelikli cinsel istismar olayına değinen M.S., “İlk istismar, haziran ayında yaşandı. Yurtta eğitmen olan Emre T., bodrum kattaki personel odasında bana cinsel istismarda bulundu. Emre T.’nin istismarı revirde, çatı katında ve yatakhanede de devam etti. Bu yaşananları kimseye anlatmamam konusunda beni uyardı. Ancak, yurt müdürü Murat Ç.’ye yaşadıklarımı anlattım. Emre T., yurttan gönderildi. Pencereden attığım notumda başımdan geçenleri anlattım. ‘Kendimi ağaca asmak istiyorum, ölmek istiyorum’ diye yazdım. Emre T., her zaman bana şiddet uyguluyordu, bana terlik atıyordu” dedi.

    M.S., Denizli Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Soruşturma kapsamında Emre T., polis tarafından gözaltına alındı. Olayları gizlediği iddia edilen yurt müdürü Murat Ç. hakkında da soruşturma başlatıldığı bildirildi.

    VALİLİKTEN AÇIKLAMA

    Olaya ilişkin Valilik yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Denizli’nin Çivril İlçesinde özel bir yurtta kalan 12 yaşındaki erkek öğrenciye, yurdun belletmeni tarafından cinsel istismar edildiği yönündeki haberlere ilişkin olarak kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Söz konusu haberlerde yer alan olay ile ilgili başlatılan ‘Çocuğun cinsel istismarı’ soruşturmasında mağdur çocuk M.S., Denizli Çocuk Esirgeme Kurumu’na teslim edilmiştir. İddia edilen konu ile ilgili adli ve idari soruşturma devam etmektedir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahkemeden istismara ‘sarkıntılık’ kılıfı

    Mahkemeden istismara ‘sarkıntılık’ kılıfı

    Kayseri’de 12 yaşındaki A.Ö’ye cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Şaban S.’ye “sarkıntılık” düzeyinde kaldığı gerekçesiyle 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. 

    Kayseri’nin Kocasinan ilçesi Osmangazi Mahallesi’nde 5 Ekim’de meydana gelen olayda bina görevlisi Şaban S., aynı binada oturan A.Ö. (12) adlı çocuğa cinsel istismarda bulundu. A.Ö.’nun durumu anlattığı ailesinin şikayeti üzerine gözaltına alınan Şaban S., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

    Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “çocuğun cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyeti yoksun kılma” suçlarından tutuksuz yargılanan sanık Şaban S.’nin karar duruşması görüldü.

    Mağdur A.Ö. mahkemede sanık Şaban S.’den şikayetçi olduğunu söyledi.

    SANIKTAN ‘NAMUSUMUZ İÇİN ÖLÜRÜZ’ SAVUNMASI

    Son olarak söz alan sanık Şaban S. ise suçsuz olduğunu öne sürerek, “Biz namusumuz için ölürüz. Benim de kızım var. Görev yaptığım sürece kimseye kötü gözle bakmadım. Koruyup, kolladım. Haklarımı vermemek için bana böyle bir iftira atıyorlar. Beraatımı istiyorum” diye konuştu.

    Mahkeme heyeti, sanık Şaban S.’ye, eylemi “sarkıntılık” düzeyinde kaldığı gerekçesiyle 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Fıkıh-Der davası sanıklarına toplam 226 yıl hapis cezası istendi

    Fıkıh-Der davası sanıklarına toplam 226 yıl hapis cezası istendi

    PİRHA – İstanbul’un Ümraniye ilçesinde ruhsatsız olarak işletilen Fıkıh-Der’e ait yatılı Kuran kursunda, öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanan üç kişi hakkında toplam 226 yıl hapis cezası istendi.

    Kartal 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar dernek başkanı Ömer Işıktekin’in “çocuklara yönelik cinsel istismar ve eziyet” suçundan 67,5 yıldan 134,5 yıla kadar, kurs eğitmeni Hacı Serkan Bektaş’ın “cinsel istismar” suçundan 32 yıldan 61 yıla kadar ve kurs eğitmeni Tarık Bektaş’ın da yine “cinsel istismar” suçundan 16 yıldan 30,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

    MAHKEME ERTELENDİ

    Suçun defalarca ve sistematik olarak işlendiği belirtilerek üç sanık hakkında da verilecek cezada artırım talep edildi. Mahkeme, sanık avukatlarının olay yeri keşfi talebinin daha önce reddedildiğini, ret gerekçesinin halen geçerli olduğunu söyleyerek bir sonraki duruşmayı 20 Ocak 2020’ye erteledi.

    (HABER MERKEZİ)