Etiket: çocuk

  • Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    PİRHA- 12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, “Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim gerekli” dedi. 

    12. Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulması bekleniyor. Kadınlardan, eğitim sendikalarına, demokratik kitle örgütlerinden siyasi partilere kadar bir çok kesimden 12. Yargı Paketi’ne tepkiler yükseliyor.

    Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, Meclis’e sunulması beklenen 12. Yargı Paketi’ne ilişkin ajansımıza konuştu.

    “ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE AYKIRI”

    12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Elataş, ilgili maddelerin Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu söyledi.

    Eğitim-Sen olarak daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim istediklerinin altını çizen Sunay Elataş, şunları ifade etti:

    “Çocuk Adalet Sistemi’nin amacı özellikle çocukları cezalandıracak politikaları hayata geçirmek değil, çocukların üstün yararını sağlayacak, topluma ve okullara kazandıracak politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ın özellikle bunların bireysel tercih olmadığını, özellikle sosyoekonomik ve kültürel alanda yaşanan gittikçe artan sıkıntılarının getirdiği derin yoksulluk, yoksunluk ve eğitim dışı kalmanın sonucudur.”

    “ÇOCUKLAR KENDİLERİNİ GÜVEN İÇİNDE HİSSEDEBİLMELİ”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden itibaren özellikle eğitim öğretim alanını daha çok piyasacı, tek tipleştirici ve eşitsizliğini derinleştiren, ayrıştıran, laik ve demokratik olmayan bir yaklaşımla yürütmek istediğine dikkat çeken Elataş, şunları dile getirdi:

    “Okullarımız özellikle öğrencilerimizin kendilerini ifade edebilecekleri rahat ortamların olması, yeteneklerini ortaya çıkaracak atölyelerimizin olması gerektiğini her defasında belirtiyoruz. Özellikle müzik, resim atölyeleri ve spor salonlarının olması gerekiyor her okulda. Ama maalesef bunları yeteri kadar göremiyoruz. Ayrıca çocukların kendilerini güven içinde hissedebilecekleri rehberlik servislerimizin ve psikolojik rehberlik alanlarımızın da yetersiz olduğunu da özellikle belirtmek istiyoruz. Özellikle sıkıntı yaşayan öğrencilerimizin belirlenmesi gerektiği ve burada rehberlik servisleri servislerinin hangi öğrencimizin sorun yaşadığı, sıkıntı yaşadığı belirlenip aileleriyle görüşülüp özellikle de ekonomik anlamda, sosyal anlamda da desteklenmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.”

    “DEVLET OKULDAKİ ŞİDDETİ AZALTACAK ÖNLEM ALMIYOR”

    Pakette yer alan 12-15 ve 15-18 yaş aralığındaki çocukların ceza üst sınırının artırılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Elataş, “Devlet okuldaki şiddeti azaltacak, güveni sağlayacak yeteri kadar önlem alamamakta ve tam tersi okullardaki artan şiddetin cezasını, faturasını çocuklara kesmektedir. Okulların, çocukların düşüncelerini rahatça ifade edebilecekleri, kendilerini güven içinde hissedebilecekleri alanlar olması gerekiyor” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Okullarda, veli, öğrenci, öğretmen işbirliğinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Elataş, “Okullarda artan bu şiddet sarmalının önlemek için özellikle bir an önce önlem alınması gerekiyor. Özellikle çocukların daha rahat kendilerini ifade edebildiği ortamın olması çok önemlidir. Eğitim-Sen olarak her defasında yinelediğimiz ve mücadelesini verdiğimiz laik, demokratik, bilimsel, anadilde eğitim, cinsiyet eşitliğine dayalı bir eğitim talebimizi yeniliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Eğitim Sen’li Danyeli: MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırılıyor, kapatılsın! – VİDEO

    Eğitim Sen’li Danyeli: MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırılıyor, kapatılsın! – VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı’nın MESEM’leri eğitim modeli olarak gösterdiğini ancak bunların çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını kaydeden Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, MESEM’lerde 19 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini belirterek, MESEM’lerin kapatılmasını istedi.

    Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri‘nde (MESEM) çocuk işçiler ölümle burun buruna. Ama şimdiye kadar onlarca öğrenci iş cinayetinde yaşamını yitirirken, onlarcası da yaralandı.

    Eski “çıraklık eğitimi” sisteminin modernize edilmiş hali olan bu model, çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor ve çocukları örgün eğitimden uzaklaştırıyor.

    Aynı zamanda MESEM’lerdeki çocuklar ucuz iş gücü olarak kapitalist sistemin çarklarında eritilirken , iş güvenliği sorunu, erken yaşta çalışma hayatına geçiş ve akademik derslerde geri kalma gibi temel sorunları da beraberinde getiriyor.

    Birçok eğitim sendikası ve velilerden tepki gelse de MESEM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Sadece 2025’de 19 çocuk işçi hayatını kaybetmiş, ve istismara maruz kalan öğrencilerin haberleri de basına yansımıştı.

    “MESEM’LER UCUZ İŞÇİLİĞİ MEŞRULAŞTIRYOR”

    MESEM’lerin yaygınlaştırılması, eğitimde yarattığı fırsat eşitsizliği sorunlarını Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli ile konuştuk.

    Meslek Eğitim Merkezleri’nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir eğitim modeli olarak sunulduğunu ancak MESEM’lerin çocuk işçiliğini meşrulaştırdığına dikkat çeken Zeliha Danyeli, öğrencilerin 4 gün işletmelerde çalıştırıldığını sadece 1 gün okula gittiğini belirtti.

    Danyeli, “Bu süreç içerisinde dokuz, on, on birinci sınıflar çalıştıkları süre içerisinde asgari ücretin yüzde otuzu kadar ücret alıyorlar. On ikinci sınıflar ise yüzde ellisi kadar bir ücret alıyorlar” diyerek kapitalist üretim ilişkilerinde çocuk işçilerin ucuz iş gücü olarak görüldüğüne dikkat çekti. Danyeli, devletin sadece iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigorta yapmasını da eleştirdi.

    “İŞ KAZASI SONUCU 19 ÖĞRENCİ HAYATINI KAYBETTİ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın sermayenin çıkarını düşünerek her geçen gün MESEM uygulamasını yaymaya çalıştığını kaydeden Danyeli, MESEM uygulamalarıyla öğrencilerin tehlike altında olduğunun altını çizerek, son iki yılda atölyelerde çalışarak iş kazası sonucu hayatını kaybeden 19 öğrencinin olduğuna dikkat çekti.

    Danyeli, iş kazalarına ve cinsel istismarlara da değindi. “Bunun yanında iş kazaları da söz konusu ve istismar olayları da söz konusu. Son olarak Edremit’te simit fırında çalışan öğrencimiz istismar olayıyla yine mecliste çalışan stajer öğrencilerin de istismar olayları basına yansıdı” dedi.

    Öte yandan fabrikalarda çalışan öğrencilerin hiyerarşik ilişkiden dolayı hem sosyal hem de fiziksel şiddete maruz kaldığını kaydeden Danyeli, her geçen gün artan ekonomik krizden dolayı yoksul ailelerinin çocuklarını MESEM’lere yönlendirdiğini belirterek, bunun zorunlu bir yönelim olduğuna işaret etti.

    “ÖĞRENCİLERİN ÜÇTE BİRİ OKULA AÇ GELİYOR”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘akademik başarısı olmayan’ öğrencileri meslek edinme yönlü bir önlü söz konusu olduğunu söyleyen Danyeli, “Burada başarısızlığın nedenlerini de çok iyi araştırmak ona yönelik çözüm üretmesi gereken bakanlık MESEM’e yöneliş gösterme hali söz konusu. Öğrencilerimizin üçte biri neredeyse okullara aç geliyor. Okula aç gelen öğrencilerimizin de hem fiziksel gelişimi engellediği gibi aynı zamanda öğrenme güçlüğü de çekebiliyor, algılama güçlüğü de çekebiliyor. Motive olamıyor. Bununla birlikte hem de eğitim materyallerine eşit erişim de söz konusu olmadığından dolayı böyle bir başarı başarısızlık ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevinin öğrencileri MESEM’e yönlendirmek olmadığına dikkat çeken Danyeli, yapılması gerekenin tüm öğrencilerin eşit koşullarda eğitim görmesinin sağlamasıdır dedi.

    Eğitim Sen olarak kesinlikle MESEM’lerin bir an önce kapatılması gerektiğini söyleyen Zeliha Danyeli, “Ülkedeki tüm çocuklar için tabii ki kimliksel farklılıkları da gözeten yerden demokratik, laik, bilimsel, ana dilinde eğitim, sağlayabileceği, tüm materyalleri eşit koşullarda ulaşabileceği, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir eğitim modelinin bir an önce oturtulması gerekiyor” diye konuştu.

    “ÇOCUKLAR OKULDAN KOPARILMADAN OKULDA ATÖLYELER KURULMALI”

    MESEM’ler yerine öğrencilerin örgün eğitimden koparılmadan okullarda kurulan meslek atölyelerinde öğretmenlerinin denetiminde eğitimin verilmesi önerisi de sunan Danyeli, MESEM’lerin her geçen gün sayısının attığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Her geçen gün MESEM’lerin sayısı ve MESEM adı altında oraya kayıtlı olan öğrencilerimizin sayısı da artıyor. Çünkü bakanlık tarafından il milli eğitimlere, il milli eğitimlerden, ilçe milli eğitimlere ve ilçe milli eğitimlerden okullara öğrencileri MESEM’lere yönlendirilmesi yönünde özel yazı gönderilmekte. Burada aslında şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız. çocukların üstün yararını gözeten yerde eğitim modelleri oluşturmak, eğitim politikaları oluşturmak yerine tamamen sermayenin çıkarı doğrultusunda eğitim modellerinin oluşturulmaya çalışılması ciddi bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Çocuk işçiliğinin arttığı bir yerde yoksullaşmanın boyutunun ne kadar arttığının da açık bir tablosu olarak da bunu görebiliriz.”

    Semra ACAR – İZMİR

     

     

  • Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için köprü: Dayanışmanızı bekliyoruz-VİDEO

    Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için köprü: Dayanışmanızı bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Mersin’den Dersim’e otizmli çocuklar için dayanışma kampanyası yürütülüyor. 230 çocuğun ayakkabı ihtiyacını karşılamayı hedefleyen Gazeteci Erol Kamalak, “Dayanışmanızla bir çocuğu mutlu edebilirsiniz” dedi.

    Gazeteci Erol Kamalak, Dersim’de ihtiyaç sahibi otizmli çocuklar için ayakkabı kampanyası başlattı. Kampanyaya destek çağrısında bulunan Kamalak, “Dayanışmanızla bir çocuğu mutlu edebilirsiniz” dedi.

    230 çocuğun ayakkabı ihtiyacını karşılayacaklarını belirten Kamalak, Mersin’de yaşayan ve destek olmak isteyen yurttaşların ayakkabıları Mersin Cemevi’ne getirebileceğini ifade etti.  AKD Mersin Cemevi sosyal medya hesabında ayakkabı numaralarının yazdığını ifade eden Kamalak, il dışından katkı sunmak isteyenlerin ise Limonluk Mah. 100. Yıl Caddesi Yenişehir/Mersin adresinden  Mersin Cemevi’ne yardımlarını ulaştırabileceğini söyledi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Çocuklarımızın geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz!

    PİRHA- Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya ilişkin açıklama yapan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek, “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz ve çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz” dedi.

     

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Urfa Siverek ve Maraş’ta bulunan iki okula yapılan saldırıya dair açıklama yaptı.

    “MEB EĞİTİMİ BİLİMDEN KOPARDI”

    “Bu yaşananlar tesadüf değildir” diye Seher Şengünlü Yılmaz, “Bu yaşananlar, yıllardır bilinçli şekilde örülen bir çürümenin sonucudur” dedi.

    Yaşanan tablonun birinci dereceden sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olduğunu belirten Seher Şengünlü Yılmaz, “Çünkü MEB, eğitimi bilimden kopardı, laikliği hedef haline getirdi, okulları pedagojiden uzaklaştırıp ideolojik alanlara çevirdi” diye ifade etti.

    “ÖRGÜTLENEN BİR KARANLIK…”

    MEB’in ÇEDES, Maarif Eğitim Modeli ve benzeri projelerle eğitim sistemini adım adım dinselleştirdiğine dikkat çeken Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Cemaatleri ve tarikatları okulların içine soktunuz. Devletin asli görevini, denetimsiz ve sorumsuz yapılara devrettiniz. Ama mesele sadece eğitim değildir. Bu ülkede şiddet büyütüldü. Kadın cinayetleri karşısında etkili politikalar üretilmedi. Televizyonlarda mafya ve suç kültürü meşrulaştırıldı. Doğa talan edildi; ağaç, kurt, kuş katledildi. Yaşamın kutsallığını yok sayan bir anlayış sistematik olarak inşa edildi.

    Bugün karşımızda duran tablo budur: Değersizleştirilmiş bir yaşam, çürütülmüş bir toplum, yalnız bırakılmış bir çocukluk. Ve şimdi yeni ve ürkütücü bir boyutla karşı karşıyayız: Sosyal medya platformlarında ifşa edilen yazışmalara göre, çocukların yer aldığı, şiddeti ve katliamı meşrulaştıran grupların kurulduğu görülmektedir. Bu gruplarda başka okullara yönelik saldırıların konuşulduğu iddiaları kamuoyuna yansımaktadır. Bu iddialar doğruysa, bu yalnızca bireysel bir suç değil; örgütlenen bir karanlığın habercisidir.”

    “ASIL SORUMLULUK, O ÇOCUĞU BU KARANLIĞIN İÇİNE İTEN DÜZENDEDİR”

    “Bu ülkenin çocukları dijital karanlıkta kimlerin etkisine bırakılmıştır? Bu platformlar neden denetlenmemektedir? Devlet bu açık tehdidi nasıl görmezden gelmektedir?” sorularını soran Seher Şengünlü Yılmaz, “Eline silah alan bir çocuk, okulunu basıyor, arkadaşlarını, öğretmenini katlediyor. orumluluk sadece tetiği çekende değildir. Asıl sorumluluk, o çocuğu bu karanlığın içine iten düzendedir” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BU TABLONUN HESABINI VERMELİDİR”

    Seher Şengünlü Yılmaz, eğitim sisteminin laik, bilimsel ve kamusal bir temele çekilmesi gerektiğinin altını çizerek, “ÇEDES, MAARİF ve tüm benzeri uygulamalar iptal edilmelidir. Okullar cemaat ve tarikatların etkisinden tamamen arındırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu tablonun hesabını vermelidir. Aksi halde bu ülke daha fazla çocuğunu kaybedecektir” dedi.

    “YUSUF TEKİN’İ İSTİFA!”

    Türkiye’de çocukların canlarının korunmadığının altını çizen Seher Şengünlü Yılmaz,  “Biz buna asla sessiz kalmayacağız, susmayacağız, bu karanlığı kabul etmeyeceğiz, çocuklarımızın geleceğini bu karanlığa teslim etmeyeceğiz. Artık yeter. Ya bu düzen değişecek, ya da bu karanlığın sorumluları tarihin önünde hesap verecek” diyerek Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kobani’de kuşatma 11. gününde: Hastanede oksijen kalmadı!

    Kobani’de kuşatma 11. gününde: Hastanede oksijen kalmadı!

    PİRHA- Kobani’deki insani kriz derinleşirken, doğum hastanesinde, oksijenin tükendiği ve kuvözdeki 8 bebeğin yanı sıra tüm çocukların yaşamının tehlikede olduğunu belirtdi. SOHR ise, Kobanê’de yerinden edilenlerin kaldığı tüm okullarda elektrik, su ve ısınma bulunmadığını aktardı.

    HTŞ’ye bağlıgrupların Kobani’ye yönelik saldırıları devam ediyor. 11’inci gününe giren kuşatmayla birlikte su, elektrik ve internet kesintisi  yaşanıyor.

    Ayrıca doğum hastanesinde, oksijenin tükendiği ve kuvözdeki 8 bebeğin yanı sıra tüm çocukların yaşamının tehlikede olduğunu belirtdi. Uluslararası sağlık kuruluşlarına ve çocuk haklarını savunan kurumlara seslenen hastane yetkilileri, “Bebeklere yönelik sessiz bir katliam gerçekleştirilmeden, kuşatma derhal kaldırılmalıdır. İlaç, yakıt, oksijen ve tıbbi malzemelerin kente girişi sağlanmalı. Halk bir felaketle karşı karşıya. Sadece kuvözdeki çocuklar değil, daha binlerce çocuk kuşatma yüzünden acı çekiyor” çağrısında bulundu.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Efrin’den zorla göç ettirildikten sonra Tebqa ve Reqa’dan da yeniden yerinden edilen ve Kobani’deki okullara sığınan ailelerin durumuna ilişkin açıklama yaptı. Ailelerin, sert kış koşulları ve temel ihtiyaç maddelerindeki ciddi yetersizlik nedeniyle ağır bir insani kriz yaşadığına dikkat çeken SOHR, Kobanê’de yerinden edilenlerin kaldığı tüm okullarda elektrik, su ve ısınma bulunmadığını aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SAMER: 2025’te 420 kadın katledildi, 508 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi!

    SAMER: 2025’te 420 kadın katledildi, 508 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi!

    PİRHA- SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, basına yansıyan vakalar üzerinden hazırladığı raporu paylaştı. Rapora göre, 2025’te 420 kadın katledildi, 508 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, “1 Ocak -31 Aralık 2025 Tarihleri Arasında Basına Yansıyan Kadına Şiddet Vakaları İncelemesi” raporunu açıkladı.

    Raporda, 2025 yılında, 420 kadının katledildiği, 508 kadının ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiği açılanırken, 662 kadının fiziksel şiddet/yaralamaya uğrağı, bin 89’unun seks işçiliğine zorlandığı, 130’unun tacize, 25’inin tecavüze uğradığı, 96’sının tehdit/hakaretle karşı karşıya kaldığı, 170 çocuğun ise cinsel istismara maruz bırakıldığı yer aldı.

    Raporda, faillerin profillerine ilişkin de veriler paylaşıldı. Raporda, vakaların yüzde 60,1’inde fail bilinmediği, yüzde 10,1’inin failinin eşi, yüzde 5,2’sinin tanımadığı biri, yüzde 3,1’inin tanıdığı biri, yüzde 2,9’unun akrabası, yüzde 2,8’inin eski eşi, yüzde 2,3’ünün boşanma aşamasındaki eşi, yüzde 2,1’inin eski sevgilisi, yüzde 2,1’inin sevgilisi olduğu belirtildi.

    Basına yansıyan olaylardaki cinayetlerin yüzde 15’inin İstanbul, yüzde 6,4’ünün Adana, yüzde 5,2’sinin İzmir’de yaşandığına yer verilen raporda, tecavüz vakalarının yüzde 28’inin İstanbul, yüzde 8’inin Adana, yüzde 8’inin Ankara, yüzde 8’inin Eskişehir’de olduğu belirtildi. Yine çocuk istismarlarının yüzde 26,5’inin İstanbul, yüzde 8,8’inin Zonguldak, yüzde 7,6’sının Mersin, yüzde 7,1’inin Şırnak’ta olduğu aktarıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEM Parti: Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesi uygulanıncaya dek mücadele edeceğiz!

    DEM Parti: Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesi uygulanıncaya dek mücadele edeceğiz!

    PİRHA- 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde, çocukların Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) dikkat çeken DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş Altın, çocuk hakları ve çocuklara yönelik istismara zemin hazırlayan cezasızlık politikalarına tepki göstererek, MESEM’lerin kapatılması çağrısında bulundu.

    Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ama haklar bildirgelerde, hayatlar sokaklarda ve fabrikalarda sürünüyor. Savaşlar çocukları öldürüyor. Yoksulluk onları aç bırakıyor. İstismar ve cezasızlık, gözleri bağlı bir dünyanın içinde sürüklüyor. Göçmen karşıtlığı, umutlarını sınırda bırakıyor.

    İSİG’e göre son 12 yılda 814, son 11 ayda 82 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Rapora göre 2025 yılının ilk on ayında 1737 iş cinayeti yaşanırken, bu işçilerden 72’si çocuk. 2025 yılının bitimine 2 ay kalmışken, son 12 yılda en çok çocuk işçinin hayatını kaybettiği yıl oldu. İSİG’e göre yıl başından bugüne dek en az 82 çocuk işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk Komisyonu da, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin basın toplantısın düzenledi.

    DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş Altın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin DEM Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Çocukların Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) dikkat çeken Beritan Güneş Altın, çocuk hakları ve çocuklara yönelik istismara zemin hazırlayan cezasızlık politikalarına tepki göstererek, MESEM’lerin kapatılması çağrısında bulundu.

    “ÇOCUKLARLA BİRLİKTE BARIŞI VE DEMOKRATİK TOPLUMU İNŞA EDECEĞİZ”

    Beritan Güneş Altın, sözlerni şöyle sürdürdü:

    “Bu günün önemine ve düne, bugüne ve yarına baktığımızda Türkiye’de ve Kürdistan’da yaşayan çocukların mevcut durumuna dair bir özetleme yapma şansımız olur. Bizler bugün 19 Kasım’a, yani 20 Kasım’dan bir gün öncesine gidecek olursak; Urfa’dan gelen acı bir haber karşımıza çıkıyor. Buradan hareketle 19 Kasım’a bakarsak, MESEM öğrencileri şahsında Türkiye’de işçileştirilmiş çocuk gerçekliğine biraz daha yaklaşabiliriz diye düşünüyorum. Urfa’da Bozova Yavuz Selim Mahallesi’nde bulunan bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalıştırılan 15 yaşındaki Muhammed K’nin, 20 yaşındaki kalfası H. A. tarafından yüksek basınçlı bir kompresörle hava verilerek ne yazık ki uzun bir süre boyunca yaşam mücadelesi vermiş olmasına rağmen dün vefat ettiğini hep birlikte öğrenmiş olduk. Bu acı haberi almış olduk. Muhammed’in katledilşine ve katlediliş biçimine bakacak olursak devletin çocuklar için var ettiği mekanizmaların çocukları nasıl hedef aldığını ve çocukların yaşam hakkını nasıl ihlal ettiğini aslında Muhammed gerçekliğinden görebiliriz.

    Yine çocuk hakları gününün aslında ne kadar sembolik kaldığına hep birlikte şahitlik ediyoruz. 48 çocuğu cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle yargılanan Cizre Anadolu Lisesi’nin müdür yardımcısı Burak Ercan’ın ne yazık ki 2019 yılında  çok cüzi bir ceza alarak serbest kalmasının üzerine, kadın örgütlerinin, Eğitim Sen’in ve müthiş bir dayanışmayla kentte bulunan hak örgütlerinin mücadelesiyle birlikte bu dosyanın bugün şu saatlerde yeniden Cizre Adliyesi’nde görülmeye başladığını ve bu davanın sembolik bir değeri taşıdığını belirtmek gerekir. Bu dava sürecinde Türkiye’deki çocuk adalet sisteminin ne ölçüde çöktüğünü, aynı zamanda çocuğa yönelik suçlarda cezasızlık ile tüm bu suçların çocuklara her an bir risk oluşturma zemininin nasıl açıldığını hep birlikte görebiliriz.

    Barışın en temel hak olduğu bu anda küresel bir alt üst oluşun yaşandığı günümüzde dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye’de, Kürdistan’da küresel ve bölgesel emperyal güçlerin savaş politikalarından en çok etkilenenler ne yazık ki çocuklardır. Nitekim Gazze’de yürürlüğe giren ateşkes sonrasında dahi İsrail’in fiili ihlallere ve insanlık suçu işlemeye devam etmesi sebebiyle Birleşmiş Milletler Özel Raporörlüğü’nün bilgilendirmesi dolayısıyla Gazze şeridinin yarısının insani yardım girişine kapalı tutulduğu bilinmektedir. İsrail’in Gazze’deki soykırımı nedeniyle UNICEF Gazze’de 64 binden fazla çocuğun katledildiğini veya yaralandığını belirlemiş ve bu çocukların yaklaşık 4’te birinin kalıcı yaralanmalar yaşadığını açıklamıştır.

    Bir yandan yoksullaştırılan çocuklar, bir yandan da iktidarın sermaye yanlısı politikaları nedeniyle MESEM’lerde işçileştirilen ve bu nedenle yaşamını kaybeden çocuklar gerçeği olarak toplumsal çürümenin en acı göstergesi karşımızda duruyor. Sadece bu yıl içerisinde yani şimdiye kadar en az 78 çocuğun iş cinayetinde yaşamını kaybettiği, her ay neredeyse 7 çocuğun işçileştirildiği için hayatını kaybettiğini biliyoruz. Sadece geçtiğimiz haftalarda 10 gün içerisinde basın yoluyla kamuoyuna yansıyan haberlere hep birlikte bakalım; 8 Kasım’da Kocaeli’nde Dilovası’nda bir parfüm deposunda meydana gelen yangında 4857 sayılı iş kanununa çocuk ve genç işçilerin çalıştırılması usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğe ve Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) sözleşmelerine açıkça aykırı olacak bir şekilde 16 ve 17 yaşındaki işçiler işçileştirilen çocuklar ne yazık ki yanarak hayatlarını kaybettiler. 13 Kasım’da Mersin Anamur’da 16 yaşındaki Alperen Uygun, Türkiye’nin ilk mesleki eğitim merkezi olarak açılan Rüştü Kazım Yücelen, MESEM programında çalıştırıldığı asansör firması ile birlikte gittiği inşaatta asansör boşluğuna düşerek ne yazık ki hayatını kaybetti.

    Çocuk istismarı Türkiye’deki bütün çocukları ilgilendiren ve güncel bir risk olarak her çocuğu her gün tehdit eden bir meseledir. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2023 yılında güvenlik birimlerine giden veya görüntülenen mağdur sayısı olan 242 bin 875 çocuğun yüzde 12’ye yakınının cinsel istismara maruz kaldığını bize gösteriyor. Bu oran yaklaşık 29 bin çocuğa denk geliyor. Yine 29 bin çocuğun yüzde 85’inden fazlasının kız çocukları olduğunu biliyoruz. TÜİK doğum istatistikleri 2024 verilerine göre 2024’te 15 yaşın altında 122, 15-17 yaş arasında 5 bin 952 çocuğun doğum yaptığını söylüyor. 6 Ekim 2025’te basına yansıyan haberlerle birlikte Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 16 yaşındaki bir kız çocuğunun şiddetli karın ağrısıyla başvurduğu hastanede hamile kaldığı ortaya çıkıyor. Son olarak da Adana’da bir kolejde görev yapan bilişim teknoloji öğretmeninin 2019 yılından bu yana kadın öğretmenlerin ve öğrencilerin tuvaletlerine gizli kamera yerleştirip görüntüleri internete sattığı ortaya çıkarken okul yönetiminin durumdan haberi olmadığı ve herhangi bir adım atmak yerine öğretmenlere baskı yaptığı ileri sürülüyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı altında 36’ncı yılını karşıladığımız Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesinin, Türkiye’deki her bir çocuk için uygulanıncaya dek bu süreci büyüteceğimize, mücadele edeceğimize, çocuklarla birlikte barışı ve demokratik toplumu inşa edeceğimize olan inancımızı bir kez daha vurgulayarak bütün çocukları saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • BM: 676 milyon kadın ve çocuk tehlikede

    BM: 676 milyon kadın ve çocuk tehlikede

    PİRHA- BM, tarafından yayınlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2025 Durum raporuna göre günümüzde 676 milyon kadın ve çocuğun çatışmaların ortasında kaldığı ifade edilirken, İklim değişikliğinin 158 milyon kadının yoksullukla karşı karşıya kalabileceği kaydedildi. 

    Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN DESA)  ile BM Kadın Birimi (UN Women) tarafından Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2025 Durum raporu yayınlandı. Yayınlanan rapora göre dünyada kadın haklarının gerilediğini ortaya koydu.

    351 MİLYON KADIN ETKİLENECEK

    Rapora göre mevcut eğilimler sürerse, 2030’a kadar 351 milyon kadın ve çocukların aşırı yoksulluk içinde yaşayacak ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA), özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik hedefler gerçekleştirilemeyecek. 2024’te 64 milyondan fazla kadın, erkeklere oranla orta veya ileri düzeyde gıda güvensizliği yaşadı.

    676 MİLYON KADIN VE ÇOCUK ÇATIŞMA ORTASINDA

    Raporun devamında çatışmaların kadınlar ve çocuklar için giderek daha ölümcül hâle geldiği belirtilirken, günümüzde 676 milyon kadın ve çocuğun çatışmaların arasında kaldığı kaydedildi.

    158 MİLYON KADIN YOKSULLUKLA KARŞI KARŞIYA

    İklim değişikliği 2050 yılına kadar 158 milyon kadını daha yoksulluğa itebileceği ifade edilen raporda,  yapay zekanın ise kadın iş gücünü erkeklerden daha fazla etkileyebileceğini ifade edildi. Raporun devamında şunlar belirtildi: “Çocuklarının okulu tamamlama olasılığı yükseldi, anne ölümleri 2000–2023 arasında yaklaşık %40 azaldı. son beş yılda dünya genelinde 99 yeni veya iyileştirilmiş yasa, kadınların haklarını güçlendirdi. Kadınların iklim müzakerelerinde liderliği son on yılda iki kat arttı.”

    “HIZLI ADIMLAR ATILMALI”

    UN Women İcra Direktörü Sima Bahous, rapora ilişkin şunları söyledi:“Toplumsal cinsiyet eşitliğine öncelik verilen ülkeler, toplumları ve ekonomileri ileriye taşıdı. Dünya liderleri, BM Genel Kurulu ve Pekin+30 Eylem Planı kapsamında altı öncelikli alan üzerinde hızlı adımlar atmalı”

    “KAZANIMLAR ÖNEMLİ”

    BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Genel Sekreter Yardımcısı Li Junhua ise, “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemine ulaşmak için sadece beş yıl kaldı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin getireceği kazanımlar önemli; aksi hâlde maliyet çok daha yüksek olacak” uyarısında bulundu.

    Rapor, 100’den fazla veri kaynağından yararlanarak kadınlar ve çocukların 17 SKA hedefi kapsamındaki ilerlemesini detaylı olarak sunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu: Çocuklara yönelik ihlallerin takipçisiyiz-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu: Çocuklara yönelik ihlallerin takipçisiyiz-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu, Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’nde 5 çocuğun şiddet görmesine dair açıklama yaparak, “Karakolda tutuldukları süre içerisinde neler yaşanmıştır?” diye sorarak, sorumluları hesap vermeye çağırdı.

    26 Temmuz Cumartesi günü Mezitli Kaymakamı Turgay Gülenç’in 20 yaşındaki oğlu ile yaşları 12-13 yaşlarındaki beş çocuk arasında sözlü tartışma yaşamasının ardından gelişen olaylara dair iddialar kent kamuoyunda ciddi tartışmalara sebep oldu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu, 5 çocuğun şiddet görmesine dair dernek binasında açıklama yaptı.

    Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu Sözcüsü Eğitimci Bedia Caka okudu.

    Bedia Caka, yaşanan olayın herkesin vicdanını sızlattığını belirterek, şunları ifade etti:

    “Dün İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu olarak ailelerden birinin ziyaretine giderek olayı birinci ağızdan dinledik. Ailenin beyanına göre “Mersin Mezitli ilçesinde 26 Temmuz Cumartesi günü Mezitli Kaymakamının 20 yaşındaki oğlu K. G. ile yaşları 12-13 yaşlarındaki beş çocuk arasında sözlü tartışma yaşandığını, ertesi gün, 27 Temmuz’da tartışmaya karıştığı belirtilen beş çocuğun Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürüldüğünü, polislerce çocukların ailelerinin karakolda beklememeleri, savcılığa gitmeleri gerektiği ifade edilmiştir. Aileler, savcılıkta çocuklarını beklerken çocuklarda karakolda bekletildiği ailelerce belirtilmiştir.

    Karakola kaymakamın oğluyla geldiğini, önce kaymakamın oğlunun tek tek çocukları tokatladığını ve çocuklara küfrettiğini daha sonra kaymakamın çocuklara, sizi öldürürüm, dediğini ve akabinde fiziki şiddet uyguladığını, karakolda polislerin gözetimde çocuklara işkence uyguladığını, yüzünü korumaya çalışan çocukların ağır bir şekilde darp ettiğini küfrettiğini daha edilmiştir.  Ailelerin Mezitli karakollara suç duyurusunda bulunmak istedikleri fakat karakolların suç duyurusuna dair ifade almayı şikâyette, Yenişehir Emniyet müdürlüğünün olayı üstlenmesiyle şikâyette bulunabildiklerini ifade etmişlerdir.”

    Çocuklara uygulanan şiddetin kamuoyu ile paylaşılmasından sonra Mersin Valiliği’nin olayı örtbas etmeye yönelik tutum ve davranışlar içine girdiğinin altını çizen Caka, “Aile, olaya ilişkin valilikçe yapılan basın açıklamasında çocukların başıboş serseri ve suç eğilimi olan çocuklar olarak ifade edilerek toplumda çocuklara ilişkin olumsuz bir algı oluşturulduğunu bunun gerçeği yansıtmadığını ki hiçbir çocuğun şiddeti hak etmediğini vurgulamıştır. İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu olarak olaya ilişkin savcılık soruşturmasının devam ettiğini, güvenli alan olarak görülen kamusal alanda, bir kamu görevlisi tarafından uygulanan bu ağır işkence olayının, çocuğun üstün yararını gözeterek, hukuki takipçisi olacağımızı kamuoyuyla bir kez daha paylaşıyoruz” dedi.

    “KARAKOLDA TUTULDUKLARI SÜRE İÇERİSİNDE NELER YAŞANMIŞTIR?”

    İHD Mersin Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu olarak TBMM’de sorulan soruların cevabının verilmesini talep ettiklerini vurgulayarak, şu soruları sordu:

    “1- Gözaltına alınan bu çocukların karakolda ifadeleri alınırken neden pedagog eşliğinde ifadeleri alınmamıştır?

    2- Karakolda tutuldukları süre içerisinde neler yaşanmıştır?

    3- Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’nde neler olmuştur?

    4- Mezitli İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Bürosunun bütün kamera kayıtları muhafaza altına alınmış mıdır?

    5- 12-13 yaşındaki çocuklar kim tarafından ve nasıl hastanelik edilmişlerdir? Çocuklar kendi kendilerini mi hastanelik etmişlerdir?

    6- Çocukların kaymakam, oğlu ve korumaları tarafından emniyet müdürlüğünde darp edildiği iddialarına ilişkin ailelerin başvurularını almak istemeyen kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?

    7- 12-13 yaşındaki çocukların karakolda dövülmesi olayı ilgili de İçişleri Bakanlığının soruşturma sürecinde, kaymakam görev başında olmaya devam edecek midir?

    8- Toros Devlet Hastanesi’nde çocukları muayene etmeden polisin talimatıyla sahte rapor düzenleyen doktor hakkında işlem başlatılmış mıdır?”

    “ÇOCUK İŞÇİLİK BİR AN ÖNCE YASAKLANMALI”

    Okulların tatil olması ile birlikte meslek öğrenme ya da ile bütçesine katkıda bulunmak için çalıştırılan çocukların yaşadığı şiddet olaylarına ayrıca dikkat çeken Bedia Caka, “Ölümle sonuçlanan ve çoğu zaman kamuoyuna yansımayan yüzlerce çocuğun yaşadığı bu olayların birisi de maalesef ki il sınırlarımızda yaşanmıştır” diye konuştu.

    Mersin’in Anamur ilçesinde bir pasaj içindeki dönercide servis elemanı olarak çalışan 12 yaşındaki Eyüp Can Güner, işyerinde yaşanan tartışmanın ardından ölü bulunduğunu hatırlatan Caka, konuşmasına şöyle devam etti:

    “İSİG Meclisi’nin aktardığına göre Eyüp Can, gece saat 04.00 sıralarında ustabaşıyla “yavaş çalışıyor” gerekçesiyle tartışmıştır. Ardından yaşanan kovalamaca sonucu yüksekten düşen çocuk, daha sonra vücudunun beş yerinden bıçaklanmış halde bulunmuştur.

    Çocuk hakları sözleşmesinde imzası olan, çocuklara yönelik her türlü şiddet, istismar ve ihmale karşı koruma ve kollama görevi olan devlet maalesef bu çocuğumuzu da koruyamamıştır. Türkiye verilerine dayanarak bu olayın tekrar bizlere hatırlattığı güvencesiz çalıştırmanın en vahşi yüzü çocuk işçilerdir, çalışması yasak olan yaşlarda çalıştırma, tehlikeli işkollarında çalıştırma ve denetimsizlik had safhadadır. Evde, tarlada, sokakta çalışan çocukların sayısı her geçen gün artmaktadır.

    Sonuç olarak, İHD olarak buradan yetkililere bir kez daha yetkililere sesleniyoruz.

    Çocukların var olduğu her türlü alanda çocuk hakları odaklı bir bakış açısıyla olaylara yaklaşılmasının zorunluluğunu, çocuğun üstün yararı, katılım hakkı, ayrımcılık yasağı, özgürlükten yoksun bırakmama gibi çocuk haklarının temel ilkeleriyle uyumlu faaliyetlerin yapılmasının önemli olduğunu hatırlatırız. Uygulamalarda ayrıca ilgili ulusal mevzuat, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (BMÇHS) , BMÇHS Genel Yorumları, Havana ve Pekin Kuralları, Riyad İlkeleri, Avrupa Konseyi Çocuk Dostu Adalet Rehberi6 gibi çocuk haklarına dair temel uluslararası belgelere uyulmasının acil ve zorunlu olduğunu belirtiriz. Geleceğimiz olan çocuklarımızı her alanda korumak öncelikle devletin sorumluluğundadır. Dili, ırkı, inancı ne olursa olsun çocuklarımızı istismardan, ihlallerden korumak için her türlü önlemin acil olarak alınması gerekmektedir. Çocuk işçilik bir an önce yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalıdır.

    Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Özellikle çocukların yaşam alanları uyuşturucu ve çeteleşmeden arındırılmalı, çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlayacak, sosyal, psikolojik ve eğitim alanları yaratılmalıdır.”

    PİRHA/MERSİN

  • Uluslararası Af Örgütü: Suriye’de 8 Alevi kadın ve kız çocuğu kaçırıldı

    Uluslararası Af Örgütü: Suriye’de 8 Alevi kadın ve kız çocuğu kaçırıldı

    PİRHA-Uluslararası Af Örgütü, Suriye’de 8 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını açıklayarak, “Yetkililerin toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti engellemek ve cezalandırmak konusunda yasal ve ahlaki yükümlülüğü var. Suriye’deki tüm kadınlar şiddet, ayrımcılık ve zulüm korkusundan uzak yaşamayı hak ediyor” denildi.

    Uluslararası Af Örgütü, Suriye’de Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılmasına dair araştırmasını açıkladı. Uluslararası Af Örgütü’nün sitesinde yer alan araştırmada, 5 Alevi kadının ve 3 Alevi kız çocuğunun kaçırıldığı aktarıldı.

    Araştırmada, kaçırılan kadın ve kız çocukları için fidye istendiği ya da zorla evlendirildikleri kaydedildi. Söz konusu durumun hızlı ve tarafsız bir biçimde soruşturması, faillerin cezalandırılması istendi. Araştırmada, tamamı erkek olan faillerin telefon üzerinden ailelere ulaştığı, birçok aramanın Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Türkiye’den yapıldığı ifade edildi.

    Araştırmada, yetkililerin etkin bir soruşturma yürütmediğine işaret edilerek, “Kaçırılan sekiz kişiden sadece ikisi ailelerine dönebildi. Sekiz vakanın tamamında, aileler polise veya güvenlik servislerine kadın akrabalarının kaçırıldığını ve alıkonulduğunu bildirdi. Dört vakada, ailelerin sunduğu yeni kanıtlar göz ardı edildi veya hiç dikkate alınmadı. İki vakada, polis aileyi suçladı. Vakaların biri hariç hepsinde, polis ve güvenlik yetkilileri, kayıpların akıbeti ve nerede tutulduğu hakkında etkili bir soruşturma yürütmekte başarısız oldu. Bir çocuğun akrabaları da dahil kendilerinden fidye istenen akrabalar, Uluslararası Af Örgütü’ne, genel güvenliğe fidye talebiyle ilgili tüm aramaları, telefon numaralarını bildirdiklerini söylediler. Paranın gönderileceği kişilerin isimlerini bile verdiler ancak kolluk görevlileri hiçbir müdahalede bulunmadı.

    Yetkililerin toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti engellemek ve cezalandırmak konusunda yasal ve ahlaki yükümlülüğü var. Suriye’deki tüm kadınlar şiddet, ayrımcılık ve zulüm korkusundan uzak yaşamayı hak ediyor. Soruşturmalar hızlı ve kapsamlı olmalı, gerekli kaynaklara eksiksiz olarak erişebilen bağımsız müfettişlerce yönlendirilmelidir. Hesap verebilirlik tesis edilmeli ve onarım sağlanmalıdır. Bunun yapılmaması bir insan hakları ihlalidir.”

    Araştırmanın tamamı:

    Suriye: Yetkililer Alevi kadınların ve kız çocukların kaçırılmasını soruşturmalı

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İngiltere’de çocuklar ‘Hızır Çocuk Şenliği’ ile doyasıya eğlendi-VİDEO

    İngiltere’de çocuklar ‘Hızır Çocuk Şenliği’ ile doyasıya eğlendi-VİDEO

    PİRHA- İngiltere’de Hızır ayına dair çocuklar için şenlik düzenlendi, çocuklar çeşitli aktivitelerle doyasıya eğlendi.  

    Hızır ayları dolayısıyla İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Enfield Alevi Kültür Merkezi ‘Hızır Çocuk Şenliği’ düzenlendi.

    Etkinlik öncesinde Ana Yadigar Arslan gülbeng vererek çerağ uyandırdı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, Hızır ayının önemine vurgu yaptığı konuşmasında, “Hızır bizim kültürümüzde zorda, darda olanın imdadına yetişendir. Kızılbaş Alevi kültürünün en temel öğesidir. Çocuklara bunu aktarmak için iki kurum olarak her sene bu etkinliği yapıyoruz. Buraya gelerek katkı koyanlara çok teşekkür ediyoruz. Hızır hepimizi yar ve yardımcısı olsun” dedi.

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Fatma Yıldırım Polat ise, ailelere çocuklarına Alevi kurumlarına getirmesi çağrısında bulunarak, “Kendi bölgmizdeki 70 okulda Alevilik dersleri veriyoruz. Hızır çocuklarımızı kalbinde, gönlündeki ışıktır. Çocuklarımızın bir çiçeği canlı olduğunu bilip koparmıyorsa, bir hastanın elinden tutuyorsa, ihtiyacı olan bir diğer çocuğa yardım ediyorsa o çocuğun içerisinde zaten Hızır vardır. Çocuklarımızı mutlaka kurumlarımıza getirelim. Çocuklarımıza Hızır’ı anlatalım, aileler olarak bunu üstlenelim” diye konuştu.

    Konuşmalar ardından deyişler eşliğinde semah dönen çocuklar; yüz boyama, kuş yuvası maket yapma, çuval ve yumurta yarışı, mendil kapmaca, resim boyama gibi aktivitelerle doyasıya eğlendiler.

    Çocuklar son olarak cemevi bahçesine çiçekler ekti.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde buharlaşan fare zehrini soluyan 3 mülteci çocuk yaşamını yitirdi. 5 kardeşten İlaf Elyusuf ve Selam Duho’nun ise tedavileri devam ediyor.

    Mersin’in Tarsus ilçesi Yeşilevler Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli Memun Elyusuf (34) ve Hazal Duho (29), Rana Elyusuf (2), Ömer Elyusuf (4), Ahid Elyusuf (9), Selem Elyusuf (5), İlaf Elyusuf (7) ve Selam Duho (1) dün zehirlenme şüphesiyle kentteki çeşitli hastanelere sevk edildi.

    Buharlaşan fare zehrini soluyan kardeşlerden Rana Elyusuf ve Ömer Elyusuf kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi’nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

    Mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetleriyle başvurdukları Tarsus Devlet Hastanesi’ndeki tedavilerinin ardından Ankara’ya sevk edilen çocuklardan Selem Elyusuf da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • DAD: Bölgesel ve küresel güçler Suriye’den çekilmeli, demokratik bir Suriye inşa edilmeli!

    DAD: Bölgesel ve küresel güçler Suriye’den çekilmeli, demokratik bir Suriye inşa edilmeli!

    PİRHA- DAİŞ-HTŞ gibi paramiliter güçlerin Suriye’de farklı etnik kimlik ve inançlara yönelik katliamlarını kınayan Demokratik Alevi Dernekleri, çözümünün  demokratik bir Suriye inşasında olduğuna işaret etti. DAD, “Suriye zeminindeki en gerici, en hak bilmez güçler üzerinden kurulacak bir rejim, demokratik ve kapsayıcı bir rejim olamayacak, Suriye halklarını daha koyu bir karanlığa mahkum edecektir” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Suriye’deki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Ortadoğu’da yeni yıkım ve çelişkilerin derinleştiğine, üçüncü dünya savaşına vurgu yapılan açıklamada, Suriye zemininde en gerici, en hak bilmez güçler üzerinden kurulacak bir rejimin Suriye halklarını daha koyu bir karanlığa mahkum edeceğine dikkat çekildi.

    Suriye’deki Alevi, Kürt ve diğer tüm halklara, kadın ve çocuklara karşı yürütülmekte olan katliamları ve bu güçleri halkların üstüne salan tüm odakları kınayan DAD Genel Merkezi,  AKP-MHP hükümetine, HTŞ-DAİŞ ve türevi örgütlerce Suriye halklarına karşı gerçekleştirilmekte olan soykırım saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.

    “BÖLGESEL VE KÜRESEL GÜÇLER SURİYE’Yİ KAN DERYASINA ÇEVİRMİŞTİR”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklaması şöyle:

    “Bilindiği üzere, kadim uygarlık ve halkların yurdu olan Ortadoğu, küresel ve bölgesel gerici güçler tarafından bir boğazlaşma alanı biçiminde tutulmaktadır. Halkların boğazlaştırılması üzerine kurulu olan bu politika ve tahakküm biçimleri emperyalist güçler tarafından kendi çıkarları temelinde dayatılan ulus devletler döneminde daha da derinleştirilmiş olup halklarımıza ağır bedeller ödetmektedir.

    Bölge, sahip olduğu kaynaklar ve jeostratejik konumu nedeniyle sürekli biçimde müdahalelere maruz kalmaktadır. Ortadoğu merkezli olarak yürütülmekte olan Üçüncü dünya savaşı bölge genelinde yeni yıkım ve acılara, travmalara yol açmakta, bölgesel çelişkiler derinleştirilmekte, yeni çelişki ve travmalar da üretilmektedir.

    Bu politikaların en güncel örneklerinden biri de Suriye’de yaşanmaktadır. Farklı etnisite ve inanç kimliklerinin bin yıllardır bir arada yaşamakta olduğu bu coğrafya, bölgesel ve küresel güçler tarafından kan deryasına çevrilmiştir. BAAS rejimi, esas olarak küresel güçler ve bölgesel bağlaşıkları tarafından yıkılmış olup, ortaya çıkan sonuçlardan doğrudan bu güçler sorumludur.

    “DAİŞ VE HTŞ’YE DESTEK VEREN DEVLETLER BU SUÇLARIN ORTAKLARIDIR”

    Suriye halkları da tüm insanlık gibi, eşitlikçi ve demokratik bir yönetim biçimiyle yaşama hakkına sahiptir. Fakat dünyanın dört bir yanından getirilen katil sürüleri ve Suriye zeminindeki en gerici, en hak bilmez güçler üzerinden kurulacak bir rejim küresel ve bölgesel güçlerin tercihi olsa da, demokratik ve kapsayıcı bir rejim olamayacak, Suriye halklarını daha koyu bir karanlığa mahkum edecektir.

    DAİŞ ve türevleri olan bu güçler, tüm dünya halklarının şahitlik ettiği üzere kitlesel katliamlar, soykırımlar gerçekleştiren örgütlerdir. Bu güçlere destek veren devletler ve farklı güç odakları da tüm bu insanlık suçlarının hem sahibi, hem de ortaklarıdırlar.

    Küresel bir organizasyonla rejimi deviren HTŞ ve türevi örgütler, hali hazırda, Suriye halklarına, özellikle azınlık ve seküler yaşamdan olan her etnisite ve inançtan halklara karşı katliamlar yapmaktalar. Bu katil sürülerine her türlü desteği vererek Suriye halklarının üstüne salan, bugün içinse meşru muhalefet kabul eden tüm güçler bu insanlık suçlarının sahibi ve ortakları durumundadırlar.

    “ÇÖZÜM DEMOKRATİK BİR SURİYE İNŞASINDADIR” 

    Suriye’de Alevi, Kürt ve diğer tüm halklara, kadın ve çocuklara karşı yürütülmekte olan katliamları ve bu güçleri halkların üstüne salan tüm odakları kınıyoruz. Suriye sahasına müdahil olarak bu sonuçlara yol açan tüm güçlere, AKP-MHP hükümetine, HTŞ-DAİŞ ve türevi örgütlerce Suriye halklarına karşı gerçekleştirilmekte olan soykırım saldırılarını durdurma çağrısında bulunuyoruz.

    Bölgesel ve küresel güçler Suriye’den çekilmeli, Suriye halklarının yaraları sarılmalı, ortak yaşam kültürü canlandırılarak demokratik bir Suriye inşa edilmelidir. Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    PİRHA- Artan kadın katliamlarına karşı Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’ın Bingöl Temsilciliği Olan Barikat Çewlig kadınlarla dayanışma adına Bingöl’de gül karanfil dağıttı.

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu, barikat artan kadın katliamlarına karşı, kadınlara dayanışma adına Bingöl’de Çarşı Mahallesi ve Üniversite kız öğrenci yurtları önünde gül karanfil dağıtıldı.

    Yapılan etkinlikte kadınlarla bir araya gelen taraftar grubu kadın cinayetlerine tepkilerini dile getirdi. Bingöl halkı ve üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, kadın öğrenciler Bingöl’de ve Bingöl Üniversitesi’nde karşılaştıkları problemleri ve endişelerini dile getirdi.
    Etkinlik sonrası üniversite çevresinde ‘Kadına ve çocuğa dokunma şiarıyla kampüslerdeyiz. Jin Jiyan Azadi’ broşürleri dağıtıldı.

    PİRHA/BİNGÖL

     

  • JİNNEWS’in Eylül ayı çetelesi: 30 kadın katledildi, 15 şüpheli ölüm

    JİNNEWS’in Eylül ayı çetelesi: 30 kadın katledildi, 15 şüpheli ölüm

    PİRHA- Eylül ayı şiddet çetelesine göre 30 kadın ve 1 çocuk katledildi, 15 kadın ve 4 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Her gün en az iki kadının katledildiği Kürdistan ve Türkiye kentlerinde şiddet vakalarının büyük kısmı basına ya da kamuoyuna yansımıyor. Buna rağmen şiddet bilançosu saklanamazken, kadınlar en fazla aile içerisinde katlediliyor. Kadına yönelik şiddette iktidarın söylemleri ve yargının faillerden yana tutumuna karşı kadınlar mücadele ediyor ve herkesi buna karşı ses çıkarmaya çağırıyor.

    JİNNEWS‘in basından derlediği verilere göre, Eylül ayında 30 kadın ve 1 çocuk katledildi, 15 kadın ve 4 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    FAİL EN YAKINDA

    Katledilen kadınların failleri yine en yakınındakiler oldu. Katledilen 7 kadın evli olduğu, 4 kadın ayrıldığı, 5 kadın boşanma aşamasında olduğu, 2 kadın babası, 1 kadın komşusu olan, 3 kadın kimliği tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce, 4 kadın birlikte olduğu, 1 kadının faille yakınlığı bilinmiyor, 1 kadın boşandığı, 1 kadın çocuğu, 1 kadın akrabası olan erkekler tarafından katledildi.

    EN FAZLA KADIN KATLİAMI İSTANBUL’DA YAŞANDI

    Adıyaman’da 2, Kayseri’de 1, Konya’da 2, Ankara’da 1, Aksaray’da 1, Malatya’de 1, Afyon’da 1, Hatay’da 2, Kocaeli’de 1, İstanbul’da 4, Kars’ta 1, Samsun’da 1, Mersin’de 1, Antep’te 1, Aydın’da 2, Sakarya’da 1, Diyarbakır’da 1, İzmir’de 2, Karabük’te 1, Antalya’da 1, Maraş’ta 1, Manisa’da 1 kadın katledildi.

    KATLEDİLEN KADINLAR

    *İstanbul’da Mehmet E., Maria A.’yı katletti.

    *Antalya’da Savaş Temiroğulları, boşanma aşamasında olduğu Fadime Temirhanoğulları’nı katletti.

    *Maraş’ta Yusuf Bektaş, birlikte olduğu Yaren Küçük’ü ateşli silahla katletti.

    *Adıyaman’da Erdem Kılavuz, evli olduğu Zeliha Kılavuz’u ateşli silahla katletti.

    *Karabük’te Hüseyin Ortakçı, yengesi Gülsiye Ortakçı’yı ateşli silahla katletti.

    *İstanbul’da Osman Kılıç, evli olduğu Havva Kılıç’ı katletti.

    *İzmir’de Serdal Çelik, ayrıldığı Berrin Yılmaz’ı ateşli silahla katletti.

    *Hatay’da Yusuf Koçak, evli olduğu Ayşe Koçak’ı kesici aletle katletti.

    *Sakarya’da Serdar Sert, birlikte olduğu Sehle Gündüz’ü ateşli silahla katletti.

    *İstanbul’da Ercen Yıldız, annesi Aysel Yıldız’ı kesici aletle katletti.

    *Diyarbakır’da Sudenaz U., kimliği tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce ateşli silahla katledildi.

    *Aydın’da Eren Dildöken, boşandığı Nebahat Yükçü’yü ateşli silahla katletti.

    *Kars’ta D.M., evli olduğu Sıla M.’yi ateşli silahla katletti.

    *Samsun’da Osman Y., evli olduğu Naciye Y.’yi kesici aletle katletti.

    *Mersin’de Çetin Gencay isimli erkek, Feriye Gözüala’yı ateşli silahla katletti.

    *Antep’te İsmail Rençber, kızı Hatice Rençber’i ateşli silahla katletti.

    *Manisa’da Gökhan Eller, boşanma aşamasında olduğu Seda Eller’i katletti.

    *’İzmir’de Özkan Karabıyık, boşanma aşamasında olduğu Esin Karabıyık’ı ateşli silahla katletti.

    *Hatay’da H.K. isimli erkek, komşusu olan R.Z.’yi katletti.

    *Kocaeli’de Erdoğan Canbazoğlu, evli olduğu Dursine Canbazoğlu’nu ateşli silahla katletti.

    *Konya’da Çiğdem Eskidemirci, kimliği tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce katledildi.

    *İstanbul’da Musa G., birlikte olduğu Zebiniso Dayıovara’yı kesici aletle katletti.

    *Aydın’da Cihan Kaman, Ebru Öcal’ı kesici aletle katletti.

    *Adıyaman’da Ekrem Daşcan, evli olduğu Merve Daşcan’ı ateşli silahla katletti.

    *Kayseri’de Mustafa Bozkurt, ayrıldığı Hatice Gül’ü ateşli silahla katletti.

    *Konya’da Emrah Demirkıran, ayrıldığı Elif Ceren Aslan’ı kesici aletle katletti.

    *Ankara’da Gafer Bozdemir, boşanma aşamasında olduğu Döne Bozdemir’i ateşli silahla katletti.

    *Aksaray’da Mehmet A., kızı Fadimana Ok’u ateşli silahla katletti.

    *Malatya’da Recep Karayiğit, boşanma aşamasında olduğu Nuran Karayiğit’i ateşli silahla katletti.

    *Afyon’da Seydi Aktan, evli olduğu Satı Aktan’ı ateşli silahla katletti.

    ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ

    *Van’da Zehra K., yaşadığı evde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *İzmir’de yaşayan Özge Hançer Girgiç, yaşadığı evde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.

    *İstanbul’da Dilek A., Avcılar sahilinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.

    *İstanbul’da Neslişah Şentürk, aldığı otelin odasında şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Mardin’de Esra Boğurcu, yaşadığı evde şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    *Antep’te Y.K., evinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Van’da Esma Akgüllü, yaşadığı evde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Samsun’da Kızılırmak Nehri’nde bir kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Mardin’de Nurcan Burak, balkondan şüpheli bir şekilde düşerek yaşamını yitirdi.

    *Eskişehir’de Tuğba Koç, bir otomobilin içinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.

    *Niğde’de G.Ç., bir apartmanın 3. katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirdi.

    *İstanbul’da K.A., bir yurdun bahçesinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Balıkesir’de S.Ö., bir caminin bahçesinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Kocaeli’de Necla Kaçar, yaşadığı evde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Kayseri’de Gizem Aksu, bir apartmanın 3. katında şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirdi.

    KATLEDİLEN ÇOCUKLAR

    Diyarbakır’da Narin Güran katledildi.

    ŞÜPHELİ ÇOCUK ÖLÜMLERİ

    *Niğde’de 4 yaşındaki Fatma Hüma Atabey, bir baraj gölünde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.

    *Siirt’te 8 yaşındaki Tayyar Aygün, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    *Urfa’da bir çocuk şüpheli bir şekilde 6. kattan düşerek yaşamını yitirdi.

    *Mardin’de 5 yaşındaki Elif İdil K., bir apartmanın 6. katından düşerek şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    ERİL YARGI KARARLARI

    *İzmir’de bir öğrenciyi taciz eden öğretmen Ferdi Şahin hakkında açılan davanın ilk duruşması sonrası yapılan açıklamada, fail Ferdi Şahin’in açığa alınmayıp Kınık Halk Eğitim Merkezi’ne gönderildiği belirtildi.

    *İstanbul Küçükçekmece’de Nurcan Arslan’ı katleden fail hakkında yeniden görülen davada, faile iyi hal indirimi uygulandı.

    *Ankara’da Êzidî çocuğun DAİŞ tarafından derin internette satışa çıkarılmasına ilişkin görülen davanın 7. duruşmasında bir kez daha karar çıkmadı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    PİRHA- Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarı davasında yeniden yargılanan sanıkların cezası belli oldu. Baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin 6 yaşındayken 29 yaşındaki ‘müridi’ Kadir İstekli ile ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya maruz bırakılmasına ilişkin yürütülen davanın karar duruşması bugün görüldü.

    Davada daha önce verilen kararlar bozulmuş ve dava yeniden görülmüştü.

    6 yaşında evlendirilen kız çocuğunun babası Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, çocuğu yıllarca istismar eden Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    Diyarbakır Barosu Başkanı Eren: Salim Güran’ın acilen yeniden ifadesi alınmalıdır

    PİRHA-Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, Narin Güran’ın katledilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Aileden şüphe edilmekte geç kalındı. Bir an önce amca Salim Güran yeniden ifadeye alınmalıdır” dedi. Narin’in kopan bacağında et kalmadığını ifade eden Eren, aile bireylerinin bilinli olarak kaybolma saatini yanlış söylediğini de aktardı.

    Diyarbakır Barosu, Narin Güran’ın ‘kaybolmasından’ 19 gün sonra dere yatağında çuval içinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmadaki ihmallerle ilgili açıklama yaptı.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, dosyanın faillerin ortaya çıkarılması açısından önemli bir noktaya geldiğini vurgulayarak, “Adalet açısından önemli bir noktaya geldik” dedi.

    Diyarbakır Barosu olarak dosyaya müşteki olarak başvuru yaptıklarını da açıklayan Eren, soruşturma sırasında ifade tutanaklarının satır satır basına sızdırılmasına da tepki göstererek, bu durumun süreç içerisinde faillerin işine yarayacağını söyledi.

    “AİLE ÜYELERİNE ODAKLANILMADI”

    Nahit Eren, aile üyeleri arasından ilk gözaltının arama çalışmalarının sekizinci gününde yapıldığını, abi Enes Güran’ın gözaltına alınıp bırakıldığına dikkat çekerek, aile üyelerinin süreci yanlış yönlendirmesine izin verildiğini söyledi.

    Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Enes Güran vücudundaki izler yüzünden gözaltına alındı. İstanbul’a da gönderildi. Ama adli tıptan gelen rapor, kolundaki ve sırtındaki izlere dair bir DNA belirlemesi yapılmadan döndü. Sonrasında ise basın, bu izlerin kime ait olduğuna dair haber yaptı. Fakat hiçbir tespit yapılamamıştı.

    Nevzat, üzülerek ifade ediyorum, bir bacağının dışarıda kaldığını ifade tutanağında ifade ediyor. O bacak kopmuştur. Doğrudur. Yine savcı tutanağına baktığımızda, o bacağın üzerinde hiçbir et parçası kalmadığını size açıklamak istiyorum. Dizden aşağı olan bölümde hiçbir et parçasının olmaması, dışarıdan bir canlının müdahalesinin işaretidir.

    Kayalıklardaki kan Narin’in değil dendi. Hangi bilimsel veriye göre bu açıklama yapıldı? Köylülerden alınan beyan üzerine bu açıklamanın yapıldığını anlıyoruz.”

    Eren, ortaya çıkan yeni deliller uyarınca amca Salim Güran’ın savcılar tarafından acilen yeniden ifadesinin alınması gerektiğini dile getirerek, “Özellikle Enes’in gözaltına alındığı 29 Ağustos itibarıyla… Sonrasında köyde yapılan toplantılar, ki bunlar basına da yansıdı. Ağız birliği, ifade tutanaklarına yansıyor. Ne tür ifade vermeleri gerektiği, ilk gün kendilerine aktarılıyor. Olayların oluş tarzı, yer zaman itibarıyla tamamen çelişiyor. İfadelerin tamamı çelişiyor” ifadelerine yer verdi.

    Aile ‘Narin’in kaybettirildiği saati bilinçli olarak yanlış iletiyor ve soruşturma bunun üzerine kuruluyor. İfadelerde ortaya çıkan ve açıklanmayan 30 dakikayı çözdüğünüz zaman, kimler hangi konumdaydı, fail ortaya çıkacak” iddiasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    PİRHA- Narin Güran ölümünde sorumlu olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan 24 kişiden Narin’in annesi Yüksel Güran ile ağabeyi Enes Güran’ın da olduğu 8 kişi tutuklandı. 

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cenazesinin 8 Eylül’de katledilmiş halde bulunmasının ardından 24 kişi gözaltına alındı. Narin’i Salim Güran’ın isteği üzerine dereye bıraktığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar tutuklanırken, köy imamı jandarma ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Geriye kalan 22 kişi ise jandarmadaki ifade işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi.

    BABA ARİF GÜRAN SERBEST 

    Yaklaşık 12 saat süren ifade işleminin ardından Narin’in babası Arif Güran, serbest bırakılırken, savcılık, Narin’in annesi Yüksel Güran ve kardeşi Enes Güran hakkında, “kasten öldürme suçuna iştirak etme”, kuzenler Muhammet Kaya ve Birsen Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy, Ramazan Atasoy (15), halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında ise “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme”, Güran’ın amcası Fuat Güran, “Suç delillerini yok etme”, Narin’in kuzeni Melike Güran “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etmek” iddiasıyla, amcaları Kurtuluş Güran ile Ömer Faruk Güran da, “Suç delillerini yok etme” iddiasıyla adli kontrol tedbiriyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

    ANNNE YÜKSEL GÜRAN TUTUKLANDI

    Hakimlik, Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran, kuzenleri Muhammet Kaya ile Birsen Güran, amcası Fuat Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy ve halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında tutuklama kararı verdi. Amcaları Kurtuluş ile Ömer Faruk Güran ve kuzeni Melike Güran, Ramazan Atasoy ise adli kontrol tedbiri uygulanmadan serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    PİRHA- 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından genişletilen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 24 kişi hakkındaki gözaltı süresi uzatıldı.

    Dİyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan aile üyelerinin de bulunduğu 24 şüpheli için 1 günlük ek gözaltı süresi çıkartıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hükümete çağrı: Devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılsın

    Hükümete çağrı: Devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılsın

    PİRHA-Hatay Okul Yemeği Koalisyonu, ailelerin çocukların yemek masraflarını karşılayamadığını belirterek, devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılmasını istedi.

    Yeni eğitim-öğretim yılı 9 Eylül’de başlayacak. Hatay Okul Yemeği Koalisyonu, basın açıklaması yaparak, okullarda bir öğün ücretsiz yemek dağıtılması için hükümete çağrı yaptı.

    Basın açıklamasını okuyan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sekreteri Nilgün Aşkar, SES ve Türk Tabipleri Birliği’nin deprem illerinde yaptığı saha çalışmasında; kendi gelişim basamaklarının gerisinde kalan çocuk sayısının ülke ortalamasının üzerinde olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

    Çocuklarına yemek sağlamaya bile bütçe ayıramayan ailelerin olduğunu söyleyen Aşkar, şunları ifade etti:

    “Sağlıklı ve yeterli beslenme her bireyin fiziksel ve zihinsel gelişimi bakımından ciddi öneme sahiptir.
    Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere sahiptir. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenme güçlüğü ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.

    “EN AZ 5 ÖĞRENCİDEN BİRİ HAFTATA EN AZ BİRERE YEMEK YİYEMEMEKTEDİR”

    Buna karşın açıklanan son PISA 2022 raporuna göre; ülkemizde en az 5 öğrenciden biri haftada en az bir kere parası olmadığı için okulda yemek yiyememektedir. Türkiye OECD ülkeleri arasında, beslenemeyen çocukların en çok olduğu ülke konumuna gelmiştir. TÜİK 2022 verilerine göre de her üç çocuktan biri ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır.

    Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluluğunu, akademik başarısını ve okula devamlılığını olumsuz etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı, çocuklara ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir. Çocuklar bugünümüz ve yarınımızdır. Karar alıcılar, kamu yöneticileri bu bilinçle hareket etmeli, sorumluluğunun gereğini yapmalı, kamu kaynakları, bütçe çocukların üstün yararı için kullanılmalıdır.

    “ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”

    Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı, çocuklar okulda aç kalmamalıdır. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkânını bir arada sunmalıdır. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir.

    Ücretsiz okul yemeği tüm öğrenciler için en temel hak iken, okul yemeği uygulaması genişletilerek sürdürülmelidir. Özellikle depremin yıktığı illerinde yaşanan yokluk ve imkansızlıklar nedeniyle daha çok sayıda çocuğun okulda aç kaldığı dikkate alınarak ilimizde bütün kademelerdeki öğrencilere ücretsiz öğün desteği sağlanmalıdır.

    Bilindiği gibi depremin birinci yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği’nin deprem illerinde yaptığı saha çalışmasında; kendi gelişim basamaklarının gerisinde kalan çocuk sayısının ülke ortalamasının üzerinde olduğu bulunmuştur.

    “ÇOCUKLAR ÇALIŞMAYA VE EVLİLİĞE ZORLANIYOR”

    Okuldaki çocuğuna yemek sağlamaya bile bütçe ayıramayan ailelerin çocuklarının okula devam etmesini desteklemesi mümkün olmamaktadır. Dahası bu ailelerin çocukları hızla hayatın içine itilebilmekte, çalışmaya ve evliliğe zorlanabilmektedir. Bu durum okul terklerini, çocuk işçiliğini ve erken yaşta zorla evlendirilen kız çocuklarını beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetin önünü açmaktadır. Nitekim MEB’in örgün eğitim verileri, okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir.

    Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve okula devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artmasına, cinsiyet temelli ayrımcılığın ve eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına katkı sağladığı ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Ülkemiz de sosyal devlet anlayışı içerisinde çocuklara sağlıklı beslenme olanaklarını sağlayacak her türlü kaynağa sahiptir. Bu kaynakların sağlığa ve eğitime aktarılması sağlıklı, üretici ve başarılı bir neslin yetişmesinde kritik öneme sahiptir.

    Ayrıca kamusal bir hizmet olarak sağlanan ücretsiz öğünlerin yeterli ve sağlıklı olması gerektiğini vurgulamak isteriz.

    DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE DE ÇAĞRI

    Bu nedenle başta hükümet olmak üzere ilgili tüm kurumlar ve yapılar, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Bizler gıda krizinin derinleştiği bu dönemde taleplerimizin gerçekleşmesi için sesimizi duyurmaya devam edeceğimizi buradan duyuruyoruz. Bu vesileyle çocukların sağlığı ve geleceği için son derece önemli olan bu konunun çözümüne katkı sunmak isteyen demokratik kitle örgütlerini, emek ve meslek örgütlerini, kurum ve kişileri birlikte çalışmaya ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/HATAY